Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
- Moskova'ya mı uçuyorsunuz? - Hayır.
Sizi götürebilirim!
Batıya, Blagoveshchensk, Irkutsk ve Novosibirsk üzerinden uçuyoruz.
Kokpitten manzara nefes kesici.
Oraya gittim. Moskova Devlet Üniversitesi'ne girmeye çalıştım.
- Başardınız mı? - Hayır.
Şimdi Blagoveshchensk'e uçuyorum.
Bu arada benim adım Innokenty. Latince'de 'Masum' anlamına geliyor.
- Ya sizinki? - Larisa.
Yunanca'da Martı anlamına geliyor. Bir pilotun kız arkadaşı için güzel bir isim.
Antik Yunan'da su perisi Larissa'yı onurlandırmak için Pineios nehri üzerinde...
...koca bir şehir inşa ettiklerini biliyor muydunuz?
Tabii ki küçük bir kızken bir pilotun...
...ya da bir deniz kaptanının karşıma çıkacağını hayal ederdim.
Ve benden onu dünyanın en ücra köşelerine takip etmemi istemesini.
Sonra da benim şerefime adımı bir şehir ya da adaya vermesini.
Ama ne yazık ki büyüyünce efsanelere inanmayı bıraktım.
Ve benim dümencim yine benim için havyar alıyor.
Çünkü aç olduğumu düşünüyor.
Uçuşumuz ertelendi de.
Seni tanıştırmamı ister misin?
Merhaba Mihalych. Gecen nasıldı?
Sessiz. Her zamanki gibi. Günaydın.
- Kahve? - Hayır almayayım.
Bir fincan sert kahvenin sakıncası olmazdı.
Gecem harikaydı!
811, Blagoveshchensk'e uçtu mu?
Hayır, Komsomolsk-on-Amur'da 811'in uçuşu ertelendi.
Hava koşulları yüzünden. Masanın üzerindeki kağıtlara bak.
Neden sürekli iş konuşuyorsun? Bir adam kahvesini huzur içinde içemez mi?
Yolculuğumuzun resmi olarak bittiğini ilan edeyim mi yani?
Sabret. Daha eve varmadık.
Şikayetlerini şu an belirtebilirsin.
Bu çok dar. Parmağımı zorluyor.
Yeni evlisin!
Bu nasıl bir his?
Çok sıkıyor. Kahve kapağındaki şu şey gibi.
Üssümüzde hazır kahvemiz var.
Hazır kahve, anında oldu.
Vay! Bu büyük bir şans! Uçak resmen beni beklemiş!
Taksi şoförü bana şöyle demişti: "Çoktan Blagoveshchensk'e varmıştır!"
Ben de ona dedim ki: "Hayır, sen sür. Belki uçuş ertelenir."
Pekala.
Buryatia – Chegdomyn üzerinden uçtuğunuzda...
...Zavitinsk havaalanından kalkan...
...askeri uçaklarla yolunuz kesişecek.
İnince aktarmalı bir uçuşa yetişeceğim. Gece Moskova'dayım.
Karım ve oğlum evde beni bekliyor.
Onları bir aydır görmedim.
Rahatlayın artık, yoldaş. Başardınız!
4 saat bekledik. Acele etmeliydiniz!
Sana türbinin çalışmayacağını söylemiştim!
4200–4500 metre irtifalarda.
9:00, 14:00 ve 19:00 Moskova saatinde.
Onlara 811'in uçuşunun ertelendiğini söyledin mi?
- Mihalych?! - Çoktan çıktı.
Yerinize oturun lütfen.
- Anne. - Evet?
İlk uçuşunda sen de korkmuş muydun?
Elbette korktum.
Oyuncak ayını al. Böylece korkmazsın.
Siz geçebilirsiniz. Ben bu yaşlı hanıma yardım edeyim.
- Teşekkürler oğlum. - Lafı bile olmaz.
Yerlerinizi alın.
Larisa, koltuklarımız burada.
Şuraya oturalım. Orada çok fazla gürültü var.
Değerli yolcular, kaptanınız konuşuyor.
Yoldaşlar, lütfen kemerlerinizi bağlayın.
Ters rüzgarla karşılaşacağımız için türbülans olasılığı var.
- Emniyet kemerini bağla. - İstemiyorum.
Öyle uyuyamıyorum.
Tamam. O zaman ben seni tutarım.
- Ama beni sıkı tut. - Hem de çok sıkı.
- Buyurun. - Teşekkürler.
Arkhara, bölge 46653, iyi günler.
5400'de bölgenizdeyim.
46653, Arkhara bölgesi 5400'e ilerleyin.
46653, 5400'de ilerliyorum.
46653, yerinizi onaylıyorum.
42° azimut ile 225 km ofset. 5400'e uçun.
Habarovsk-Moskova hava yolunu geçtiğini bildirin.
Arkhara bölgesi, 46653 türbülans 5400'de.
5100'e iniş izni verin.
46653, mesafeniz 37° azimut ile 162 km'dir.
5100'e iniş yapın.
Sakin olun yoldaşlar, her şey yolunda.
Bana tutun!
Sıkı tutun!
BİR BAŞINA ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002
Moskova'dan kalkan 12133 sefer sayılı uçak indi.
Larissa!
Vladimir! Bu ne sürpriz! Beni unuttuğunu sanmıştım.
Tüm bu yıl sadece seni düşündüm.
- Bu senin araban mı? - Evet benim.
Ben yokken kaçakçılık işi mi yaptın?
İyi tahmin ama yanlış. Annemin hediyesi.
Anladım.
Moskova nasıl?
Boş ver. Hiç sorma.
Döndüğüne sevindim.
Eve gitmek istemiyorum.
Hadi bizim yerimize gidelim!
Başına dikkat et.
Evet, hatırlıyorum.
Ben yokken buraya kızları getirdin mi?
Dürüst ol!
Ve onlara Çin müziğinden bahsettin mi?
Bu arada, Çin...
...birkaç gün önce Heihe adında bir şehir inşa edeceklerini duyurdu.
Orada, nehrin üzerinde.
Ne önemi var ki? Oraya gitmemiz yasak.
Yasak ama buradan bakabiliriz.
Gidip bana sigara alır mısın?
"Uçuş görevlisinin zevki" mi?
- Ne sevdiğimi hatırlıyorsun! - Hatırlıyorum.
- Doğum günü partisi mi? - Bir randevu.
Çok para harcıyorsun! Yoksa evleniyor musun?
Merak bir kediyi öldürür!
Ne yapıyorsun? Sorun ne? Larissa!
Vladimir, acınası bir şekilde başarısız oldum.
Hadi ama. Böyle düşünmeyi kes.
Hiç pes etmeyen sana ne oldu?
Larisa, beni dinle!
Arkadaşlarımızla yaptığımız şu yürüyüşü hatırlıyor musun?
- Hatırlıyor musun? - Evet evet. Elbette.
Herkesin bataklığı geçmekten ne kadar korktuğunu hatırlıyor musun?
Beni takip eden tek kişi sendin. Unuttun mu?
Larissa...
Seninle gelemediğim için beni bağışla.
Birlikte başarabilirdik.
İşte Raisa. Söz verdiğim gibi sağ salim getirdim onu.
Niye bu kadar uzun sürdü? Endişelendik.
- Anne, uçuş... - Patlak lastik.
Gayet açık. Öpüşmüşler!
Ben kaçar.
Larisa, kızım, endişelenme.
Gelecek ay pedagoji üniversitemiz giriş sınavları düzenleyecek.
- Anne... - Ne oldu?
Belki de tüm bu Moskova fikri bir hataydı?
Belki de.
Herkes hata yapar. Dünyanın sonu değil.
Bazen daha iyisine vesile olur.
Babanla ilk evliliğim bir hataydı.
Ama bu hata sayesinde sana sahibim.
Sonra Ivan'la tanıştım.
Sonra küçük kardeşin Dmitriy oldu.
Ve şimdi dünyanın en mutlu insanı benim.
Yani biz senin hatalarının sonucu muyuz?
Ya sen ne sandın?
Bu hayatta hiçbir şey sebepsiz olmaz.
Anne, kemerim nerede?
Sen nasıl bir adamsın! Kemerini bulamıyorsun!
Yakında evleniyorsun.
Kemersiz nasıl evleneceksin?
Biliyor musun? Sana bir çift lafım var.
Bir kendine bak bir de ona bak. Yanında dur ve ikinizi kıyasla.
Hayır. Başka tarafa bakma. Bu genetik.
Yakışıklı bir çocuksun. Her yönünle görkemlisin ama o...
Bu şeyler, bilirsin işte. Bunları görmezden gelemezsin.
Yani bir bak diyorum. O çok tıfıl ve solgun.
- Anne! - Anne, ne?!
Annen uzun boylu, görkemli ve dekoratif biri.
Ailemizdeki tüm kadınlar böyle.
Hepimize bak. Bana bak, kız kardeşime bak, Rimma teyzen.
- Hepimiz muhteşem. - Anne! Bundan bıktım.
Senin için planlarım var. Harika planlar.
Bil bakalım öğrenci stajı için nereye gidiyorsun?
İlk kardiyoloji hastanesine! Her şeyi ayarladım.
Dinle. Benim adıma kararlar almayı kes. Ve şunu anla, ben evleniyorum.
- Peki. Kendi bildiğini oku. - Galya!
- Biliyor musun... - Sorun ne?
- Bilmiyorum... - Otur. Bırak ne isterse yapsın.
- Elbette, Victor. - O...
Biz de ne istersek onu yapsaydık...
...tren istasyonunun yanında hala patlıcan satıyor olurduk.
- Sinirlerine hakim ol. - Ne isterse yapsınmış.
Anne! Karar verme hakkım var. Bu benim hayatım. Bu benim kararım.
Çok iyi, kendi kararlarını al.
Ama benim arabam ve param olmadan.
Çok teşekkürler.
Ve sonuç olarak...
...Platon'un duyular tanımındaki en önemli şey...
...nedensellik öğretisidir.
- Böylece, biz... - Bak, erkek arkadaşın burada.
İki bir bütünün diğerine eklenmesiyle ortaya çıkabilir...
...ya da bir bütün varlığın ikiye bölünmesiyle...
BENİMLE EVLEN!
EVET! HAYIR!
Bekle, Vladimir.
Larisa, bana bir oğul verir misin?
Vladimir, neden bahsediyorsun? Daha evli değiliz!
Evleneceğiz.
Okulumuz ne olacak? Nasıl idare edeceğiz?
Nerede yaşayacağız?
Ninemden miras kalan dairede yaşayacağız.
Gündüzleri okula gideceğiz. Gece vardiyasında çalışacağım.
Başlarda kolay olmayacak. Ama sonrasında...
Annemin parasını veya arabasını kullanmak istemiyorum.
Yani paran ve araban olmayacak mı?
Neden bunu başta söylemedin?
Ha ha! Seni kandırdım!
Şu an yüzünü görmeliydin!
Haydi gidelim, Van Gogh.
Vladimir!
- Benim için daha fazlası. - Hep daha fazlasını istiyorsun.
Harika iş çıkarmışsınız. Burası çok mükemmel olmuş!
- Evet... - Her şeyi Vladimir hallediyor.
Evi işlerine koşturuyor. Çalışıyor. Okula gidiyor.
Larisa ve ben her şeyi birlikte yaptık.
- O zaman buna içelim! - Aferin!
O da uzanıyor, şuna bakın!
Vladimir, annen nasıl?
Bilmiyorum. Konuşmuyoruz.
Vladimir, bu böyle süremez!
Senin için çok endişeleniyor.
Bizi aradı ve nasıl olduğunu sordu.
Raisa, adresimizi biliyor.
Bu arada, Dmitriy'i Ağustos'ta Kırım'a götürüyorum.
Ve düşündüm ki bu günlerde biraz para probleminiz var.
Para problemimiz yok. Yeterince paramız var. Teşekkürler.
Amacımız size bir gezi ısmarlamak sadece.
Balayınızı erteliyorsunuz.
Balayımızı zaten planladık.
- Hadi canım. - Öğrenci stajından sonra...
...Komsomolsk-on-Amur'a uçuyoruz.
Vahşi doğada kamp yapacağız.
Balayı için harika bir yermiş.
Tayga'daki sivrisinekler bayram edecek!
- Baba... - Nasıl isterseniz.
Teşekkürler. Doydum.
Bak...
Sana çok benziyor! Gidip görelim.
MUCİZELER DEVAM EDİYOR
Bu kurgu. Gerçek hayatta böyle şeyler olmaz.
Bilemiyorum. Posterde "Gerçek olaylara dayalı" yazıyor.
Sinemayı böyle dolduruyorlar. Senin gibi safları kandırarak.
Bir dahaki sefere filmi ben seçiyorum!
Afedersiniz.
Ben filmi beğendim.
Bayanlar tuvaletine gidiyorum.
Caddenin karşısındaki kafede bekliyor olacağım.
- Seni bulurum. - Söz veriyor musun Julianna?
Söz veriyorum.
Kimse var mı?
Yoldaşlar!
Evet, yoldaş general! Evet efendim!
Irkutsk'taki deneme çalışmaları iyi geçti. Yarın eve dönüyorum.
O kadar acele etme. Sana bir görevim var.
Bir hava sondalama uçağı bir yolcu uçağıyla çarpıştı.
Balistik füze fırlatmasında hata oluşmuş.
Bir suçlu bulmalıyız. En kısa sürede.
Yoksa hepimiz görevimizden oluruz.
Anlıyorum. Halledeceğim.
Hemen Zavitinsk'e uç ve bununla bizzat ilgilen.
İlgileneceğim.
Vladimir!
Hayatta mısın?
Hayatta olan biri var mı?!
Merhaba?
- Tünaydın! - Selam.
Selam yoldaşlar.
İlk olarak, uçuş ekibinin...
...operasyonel kontrol durumlarını ibraz edin.
Bu işe karışan herkesle benim adıma birebir görüşmeler yapın.
Görev basit: Failleri belirleyeceğiz.
Gece yarısından sonra şehirlerarası bağlantıyı kesmeye memurlar gönderin.
- Kesmek mi? - Evet.
Direğe tırmanın ve kabloları kesin.
- Listeler hazır mı? - Evet.
Bunlar bizim adamlarımız. Bunlar da siviller.
- Bana araba ve her yere giriş kartı lazım. - Size giriş kartımı ve şoförümü vereceğim.
Şoföre gerek yok. Kendim sürerim.
ZAVİTİNSK
Platforma bir traktör getirin, bir çeşit yükleyici falan.
Birkaç tahta, çimento torbası yığın.
Kum dolu bir vagonumuz var.
- O zaman buraya bir kum dağı yapın. - Anlaşıldı.
- Platformu parçalamayın. - Anlaşıldı.
Kazayı bildirin.
Bölgede salgın hastalık oldu mu?
Bir süredir olmadı, neyse ki.
- Bir salgın duyurun. - Bu yetkim dahilinde değil.
Artık öyle.
Ölenlerin akrabalarına gece yarısından önce acil durum telgrafları gönderin.
İşte liste.
- Gece yarısından önce mi? - Kısa telgraflar.
Bir kaza oldu deyin.
Bu konuda soru sormayın.
- Ama ben... - İşe koyulun.
Operasyon merkezi neresi olacak?
2 bitişik oda var. Zemin katta.
Çok güzel. Sonsuza dek burada kalmayacağım.
Zemin kat iyi. Herkesi topla.
Başkan geldiğinde, ona rapor vereceğim.
Ve herkesi getirecek.
Artık hem başkanım hem de genel sekreterim.
Anladın mı? Ormanda olmayan herkesi topla.
- Tayga. - Aynen. Tayga. Git.
Yoldaş Knyazev, iyi akşamlar.
Yoldaş General, geldiğiniz için teşekkürler.
Beni takip edin.
Enkaz 7 kilometreye dağılmış durumda.
Deneyimli bir ekiple bir helikopter sağlayacak mısınız?
Size benimkini vereceğim.
Sizin değil, devletin.
- Ve fazlaca yakıt. - Sabah göndeririz.
Herkese yakıt verilecek.
Şehre giden yollarda kontrol noktaları kurun.
İşte. Salgın hastalık durumu. Çoğaltırsınız.
- Çoğaltacağım. - Telsizle iletişim kurun.
Bugün gece yarısından önce tüm uçan makineleri geri çağırın.
- Kötü hava koşulları. - Anlaşıldı.
Sen kimsin?
Zavitinsk orta okulu müdür yardımcısı.
- Müdür nerede? - Taygada. Gidemedim, hastaydım.
Herkesi getirmemi söylemiştin.
Eve git ve iyileş.
Teşekkürler.
Ben de gideyim mi?
Lyuba!
Beni takip edin yoldaşlar.
Bugün çok ilginç bir programımız var.
Nikitsky Bahçesi'nin güzel sokaklarından birinde yürüyoruz.
Nisan 1944'te Yalta'nın kurtarılmasından hemen sonra...
...restorasyon çalışmaları başladı.
Bahçe müdürü Anatoly Koverga...
...gerçek bir başarıya imza attı.
Polonya ve Almanya üzerinden binlerce kilometre yol kat etti.
Ve Berlin yakınlarında kayıp herbaryumu buldu.
Müsaadenizle. Raisa Kugai kim?
- Benim! - Size acil bir telgraf var.
Anatoly Koverga bu herbaryumu Berlin yakınlarında bulmakla kalmadı...
...onu almayı da başardı.
Ve şimdi...
Tekrarlıyorum.
Ben kamptayken kaza mahallinde uçun.
Tamam.
Enkaz olan noktaları haritada işaretleyin.
Ama iniş yapmayın. Bu bir emirdir.
Yoldaş Knyazev, bizimle uzun süre kalacak mısın?
Çenesi düşük bir uçuş teknisyenin var.
Çin sınırı çok uzakta değil.
Buradayım!
Beyler, sanırım az önce bir şey gördüm.
Sanırım genç bir kadındı.
Bu garip. Neden genç bir kadın orada olsun ki?
Belki kamptaki aşçıdır.
Ya hayatta kalan biriyse?
Belki de kontrol etmeliyiz, yoldaş Knyazev.
5000 metrede uçuyorlardı.
Hayatta kalan aramıyoruz.
Pilotun şapkasını buldum!
Ve pilotu...
Ne oldu oğlum? Ölüler. Korkma.
- Sana bir şey yapamazlar. - Hastayım...
- Ne? Hasta mı? - Evet, hasta...
Oraya git. Çabul ol. Tuz ile biraz alkol al.
Ama biraz. Git git. Bunun yardımı olur.
- İyi akşamlar, Yoldaş Knyazev. - İyi akşamlar.
- Uçuşun nasıldı? - Harikaydı.
Kalacak mısın?
Gel, sana nasıl çalıştığımızı göstereyim.
Bu yüzden buradayım.
Yoldaşlar, tekrar edeyim.
Yarın silsileyi tahkim edeceğiz.
Kurtarma grupları için kareleri değiştireceğiz.
Ve aynısını tekrar yapacağız.
Ve yavaş yavaş arama karesini genişleteceğiz.
Sınır muhafızları bize bölgeyi bilen rehberler verecek.
Evet efendim.
Orduya ait hiçbir şeye dokunmayın.
Enkazın her parçasının yanına bir adam bırakın.
Baş teğmen ile bana sürekli bilgi gönderin.
Tüm bunlar gizli tutulmalıdır.
Bu sizin ana göreviniz.
Benim asıl görevim ölüleri bulmak ve onları onurlu bir şekilde gömmek.
- Geri dönüp kontrol edelim mi? - Ne dediğini duymadın mı?
Kim bilir kafasından ne şeytanlık geçiyordu.
Karın ve çocukların olursa o zaman ne dediğimi anlarsın.
Afedersiniz.
Bir telgrafım var.
Bu resmi. Benim yetkimde değil.
Havaalanı görevlisiyle görüşün. Sırada bekleyin.
Ama telgraf çok açık. Kızıma bir şey olmuş.
Bu çok önemli.
Sağa git, sonra dön.
BİR KAZA. KIZINIZ.
Canım, burada öldüğü yazmıyor.
Rektörden gelmiş. Bir kaza olmuş.
- Ama kızım uçuyordu. - Anne, uçaklar düşer mi?
Bizim ülkemizde düşmezler. Endişelenecek bir şey yok.
Sana 2 bilet veriyorum.
Yarından sonraki gün için. Moskova üzerinden.
- Yarından sonraki gün için mi? - Tatilciler eve gidiyor.
Mevcut olanı al.
Bizim için kimse gelmeyecek.
Birlikte başarabilirdik. Seni tutacağım.
Batıya, Blagoveshchensk, Irkutsk ve Novosibirsk üzerinden uçuyoruz.
Batıya uçtuk...
Rüzgarla karşılaşacağız.
Ama daha öncesinde düştük.
Doğu...
Doğu neresi?
Pekala sevgili TV seyircileri, şimdi size çok basit araçlarla...
...pusula yapmayı göstereceğim.
Bir iğneye ihtiyacınız var.
Suya bir yaprak koyun...
...ve iğneyi kazağınıza sürtün.
Tamam... Hadi...
Çok iyi manyetize edin.
Ve yaprağın üzerine koyun.
İşte! Keskin ucu kuzeyi gösterir.
Hadi. Hadi.
Vladimir bir dahi.
Pekala, yoldaşlar. Çok zor bir durum.
Orduya 811'in 5400'de olduğunu bildirdik.
İrtifalarınızın 4200–4500 olduğunu açıkça gösteren uygulamalarım var.
Radarda askeri uçakları izlemiyordun.
Farklı irtifalarda olduklarından emindik.
Zavitinsk uçuş kontrolü irtifa değişikliği bildirmedi.
Talimatlarımıza göre...
...askeri uçakları izlemek bizim görevimiz değil.
Bunu bilmiyor musunuz?
Talimatlarıma göre, suçluları bulmalıyım.
Bunu bilmiyor musun?
Bana tutun!
Hadi gidelim!
İyi bir makineydi.
Kesinlikle güvenilir. İnsanlar gibi değil, değil mi?
7 kilometre etrafa saçıldı.
Ve Tupolev olay yerine çarptı.
Adamlarımızdan sadece 3'ü bulundu. Yarın aramaya devam edeceğiz.
Bu Tupolev-16 ekibinin şefi.
Orada ne oldu?
Ekranda bir şimşek çakması gördüm.
Yer kontrole haber verdim. Yükselmeye başladık.
Başardık.
Ama yoldaşlarım başaramadı.
Nasıl olduğunu bilmiyorum.
Beni affedin.
Manevra neden sivil sektöre bildirilmedi?
Yoldaş Knyazev...
...talimatlara göre sadece bize rapor veriyorlar.
Talimatlarda sorun var o zaman.
Blagoveshchensk'e uçan yolcuların dikkatine.
Hava koşulları nedeniyle uçuşunuz süresiz ertelendi.
Gece aktarmalı bir uçuşum var. Moskova'ya.
Evde eşim ve oğlum bekliyor. Onları bir aydır görmüyorum.
Sürekli ne çiziyorsun öyle?
Bu bir sır. Sana sonra göstereceğim.
Vladimir, hava soğuyor.
Biraz daha yakacak odun getireyim.
- Sakın bakma. Söz ver. - Tamam.
Hemen dönerim.
Vladimir!
Vladimir!
Vladimir!
Larissa? Uyuyor musun?
Larisa, korkma.
- Delinin tekisin. - Larisa, endişelendin mi?
- Ne? - Endişelenmedim!
Ben senin mürebbiyen değilim!
Erkeğim zorluklarla başa çıkmayı bilmeli.
Kurtların beni orada yemesi umurunda değil mi?
- Vladimir, ıslaksın! - Kurtlar beni yiyebilir.
Bırak beni! Buz gibisin!
Üşüdün mü? Ormanda nasıl sıcak kalacaktım?
- Göstereyim sana! - Bırak beni!
- Üşürsün tabii. - Vladimir!
Dur!
Vladimir...
Geri döndüğümüzde bebeğimiz olacak.
Bunu ister miydin?
Tamam hoşçakal.
Kötü hava, ha?
İstediğiniz bilgileri topladınız mı?
Evet, ihtiyacımız olanı topladık.
Ve suçlular, çoktan belli mi?
Durum epey karmaşık. Bu olayda...
...herkesin bir hatası var. Kimin hatası daha büyük belli değil.
Bir hatayı bulmak her zaman gerçekleri bulmaktan kolaydır.
Ben demedim. Goethe demiş.
Evet.
Beni bekle. Lütfen.
Bir an bile tereddüt etmezdin.
- Merhaba baba. - Merhaba evlat.
Git ve bavulunu odaya götür.
Peki ne olmuş? Ne olmuş?
- Uçakla ilgili bir şey. - Nerede?
Zavitinsk'in yakınında.
Arkadaşım Ivanych bölge başkanıdır.
Ama telefonda ona ulaşamıyorum.
- Oraya gidelim. - Raisa, şehir kapandı.
- Geçmemize izin vermezler. - Gidelim yine de.
Dinlenmen lazım. En azından birkaç saatliğine.
- Evet. Dinlenmen gerek. - Hayır. Gitmeliyiz.
- Dinlendikten sonra gideriz. - Şimdi gitmeliyiz!
Kızıma ne olduğunu bilmeliyim.
Ortak bir yolu kapatma hakkınız yok.
Geçmeme izin verin.
Söyledim ya, salgın hastalık durumu var. Kimse geçemez.
- Merhaba Galya. - Kimseyi geçirmiyorlar.
Ve bir şey de demiyorlar.
Bölge başkanını görmemiz gerek.
Beni tanıyor, üniversite arkadaşıydık.
Brejnev'in üniversite arkadaşı olsan da farketmez. Emir aldım.
Ara onu. Senin için geçiş izni vermesini iste.
- Telefon bağlantısı kesik. - Tekrar çalışana dek bekleyin.
Yardım et Tanrım!
Biz ne yapacağız?
Onu telefona bağlamalıyız.
- Gidelim... - Evet, gidelim.
Galya!
- Galya! - Dur!
Delirdin mi? Galya!
Dmitriy, sana telefonla ulaşamadım.
Onları tutuklayın!
Kızımız uçaktaydı.
Merhaba Ivan.
Bu ne? Bırakın onları. Beni görmeleri gerekiyor.
- Az daha bize çarpıyorlardı, Dmitriy. - Az daha dedin, ama tam olarak değil.
Bunu halledeceğim. Görevinize dönebilirsiniz.
Sen de gidebilirsin.
Uçağa ne oldu?
Bu konuda konuşmama izin verilmiyor.
- Yasak. - Yasak olduğunu biliyorum.
Dmitriy, biraz insaflı ol.
Çocuklarımız o uçaktaydı.
İstersen tüm o gizlilik belgelerini imzalayalım.
Dur! Buraya giremezsiniz!
Yoldaş Knyazev.
Seninle birkaç dakika yüz yüze konuşabilir miyim?
- Sivillerin burada ne işi var? - Benim sorumluluğumdalar.
Gizlilik anlaşması imzalayacaklar.
Yoldaş General.
Peki.
Dinliyorum.
Anlatmak için izninizi istiyorum...
- Neyi söyle? - Gerçeği.
Yani gerçeği biliyor musun?
Bize eziyet etmeyi bırak.
Oğlum o uçaktaydı. O 19 yaşında.
Galya... Çocuklarımız balayından dönüyorlardı.
Uçağa ne oldu?
Düştü.
O zaman bana oğlumun cesedini göster.
- Savitsky'ler, doğru mudur? - Evet.
Cesetleri henüz bulunamadı.
Yani onlar... Hâlâ hayatta olabilirler mi?
Korkarım bu imkansız. Uçak 5 km yükseklikten düştü.
Nereden biliyorsun?
Belki bir mucize gerçekleşti. Belki de oğlum hala hayattadır!
Şu an yardıma ihtiyaçları var ama sen onları bulamıyorsun.
Oraya gideyim. Oğlumu kendim bulacağım.
Seni anlıyorum ama aramaya devam etmek anlamsız.
3 gündür hayatta kalan tek bir kişi bulamadık.
Yeterince iyi bakmamışsındır! Bırak oraya gideyim! Oğlumu bulayım!
- Galya... - Bırak oraya gideyim!
- Galya... - Bakın. Bunu alın!
Onlara iyi bakın ve yüzlerini hatırlayın lütfen.
Bir ev inşa etmeyi, çocuk sahibi olmayı planlıyorlardı.
Vladimir doktor olmak istiyordu.
Harika bir cerrah olacak!
Kurtulmaları düşük ihtimal olsa da ya kurtulmuşlarsa?
Ya hala yaşıyorlarsa?
Ve siz aramanın anlamsız olduğunu mu söylüyorsunuz?
Siz hiç...
- Çocuğunuz var mı? - Oğlum var.
Ya bizim yerimizde siz olsaydınız?
Ve size aramanın anlamsız olduğu söylenseydi...
...oğlunuzu aramaya devam eder miydiniz?
Seni bulabileceğimi düşündüm. Ne aptallık!
Buraya kadar gelirdin.
Beni bulurdun.
Hep ne yapacağını bilirdin.
Burada dondurucu soğuk var.
Hadi! Beni hayal kırıklığına uğratma.
Hadi! Lütfen.
Buraya kadar.
Buraya kadar.
Ivan benim üniversite arkadaşımdı.
O sırada Raisa'ya aşık oldu.
Ve Raisa'nın, Larisa adında küçük bir kızı vardı.
Kaza mahallinin üstünden uçarken...
...garip bir şey gözüne çarptı mı?
Pek sayılmaz.
Sadece aşçı...
Ne aşçısı?
Kampın yakınındaydı, el sallıyordu.
Uçuş teknisyeni onu gördü.
Yoldaş Knyazev, kamptaki herkesi tanıyorum.
Orada aşçı yok.
Beni beklemeye devam et.
Kızı gördüğün yeri hatırlıyor musun?
Evet, Yoldaş Knyazev.
- Hemen oraya uçmalıyız. - Şu an bu mümkün değil.
- Neden? - Çünkü yakında hava kararacak.
Sağanak ve kuvvetli rüzgar bekleniyor.
- Semyon... - Olmaz.
Kontrol etmemiz gerekiyor.
Bu talimatla ilgili değil. İnsan hayatı söz konusu.
Seni çok uzun süredir arıyorum.
Benim küçük savaş makinem.
Cesaretini hep takdir etmişimdir.
Sen gerçek bir savaşçısın.
Sen benden bile güçlüsün.
Sadece kendin farkında değilsin.
Beni affet. Bu benim hatam.
Keşke...
Keşke yeniden başlayabilseydik, asla yapmazdım...
Larissa...
Seninle bir günü değişmem...
...sensiz bir ömre.
Ama senin için çok az şey yaptım.
Sırt çantamı buldun mu?
Çizimlerimi gördün mü? Larissa?
Evet. Üzgünüm.
Pekala.
Sürpriz mahvoldu.
Seni çok şaşırtmak istemiştim.
O zaman... Bırak uyuyayım ve unutayım.
Yarın bana hepsini gösterirsin...
...sanki hiçbir şey görmemişim gibi.
Tamam.
Onu gördüğünüzde niye aşağı inmediniz?
İnmeme emri aldık.
Emirler her zaman doğru olmaz, değil mi?
Onu aşağıda görmüşler!
- İnin! - Peki.
Seni seviyorum.
Buradayım!
Hey! Kimse var mı?
Hayatta kalan var mı?!
Buradayım!
Dayan biraz.
Sakin... Sakin.
Sevgili kızım.
Çin sınırına yakın olduğunu biliyor muydun?
Biz Sovyet halkı Çin'e giremeyiz.
Kimseye söylemeyeceğiz.
Biz burdayız!
Bu elbette, esas soruydu.
Niçin? Niye bana oldu? Ama cevapsız kaldı.
Ama kafamda çınlamaya devam etti.
Aylarca da değil. Yıllarca.
Durum böyleydi. Olanlardan sonra.
Ve cevap da yoktu.
Vladimir ve ben turla Kırım'a gidecektik ama gidemedik.
Çünkü evlendik.
Böylece farklı bir ailenin üyesi oldum.
Bu değişen durumumdan dolayı...
...firmadan tur indirimi alma şansım da kalmamıştı.
Ve Vladivostok'tan Kırım'a indirimsiz gitmek pahalıydı.
Ne de olsa öğrenciydik.
Fazla bir paramız yoktu.
Bu yüzden annem ve Dmitriy Kırım'a gittiler.
Biz de önce benim akrabalarımı görmeye Vladivostok'a, sonra onun akrabalarını...
...görmeye Komsomolsk-on-Amur'a gittik.
Vladimir biletleri almaya bensiz gitti.
Bana tarihi sordu, 25 Ağustos'u önerdim.
Geri geldi ve 24'ünde gideceğimizi söyledi.
Arada bir gün olmasına rağmen üzüldüm.
25'i için biletleri yokmuş.
Altı aydır bana kur yapıyordu. Neden bilmiyorum.
O zamanlar bu işler böyle yapılırdı.
Romantikti... Çok fazla düşünmedim.
Çok erken evlendik.
Birinin önsezileri olabilir. Bilmiyorum, şey...
Evlenmemiz onun fikriydi.
Çocuğu olmasını çok istiyordu ama ona söyleyip duruyordum olmaz diye.
Ders çalışmam lazım. Evet. Durum böyleydi.
Ve sonra, biz geri uçmadan önce...
...nasıl olduysa şunu dedim: "Tamam, beni ikna ettin."
Döndüğümüzde bebeğimiz olacak.
Evet. Ve hıçkırarak ağlamaya başladı.
Tüm erkekler gibi.
Yüksek sesle. Yani böyleydi.
Ben de ona sus, sus dedim. Neden ağlıyorsun?
Farklı öğrenci birliklerindeydik.
O bölgemizin kuzeyindeydi, ben ise güneyindeydim.
Birbirimize mektuplar yazardık.
Beni çok özlemişti, evet.
Tüm mektuplarında bensiz ne kadar kötü olduğunu yazardı.
Mektuplarının birinde bana şöyle yazmıştı:
Seni görmek için ömrümün yarısını verirdim.
Sonra kalan yarısını da verirdim diye eklemiş.
Sonra da yalnızca benimle olmak için Tanrı'dan daha fazla gün isteyeceğini.
Yani ileriki hayatımız için tüm planları o yaptı, birlikte...
Ne yazık ki kul kuruyor felek gülüyor.
Sanırım Vladimir'in son dileği hayatta kalmamdı.
Onu sadece bir kez rüyamda gördüm.
Olaydan bir ay sonraydı.
Onu çok özledim.
Rüyamda çok gerçekti. Öyleydi.
Ona "neredesin?" diye sordum.
Küçük bir ev vardı... Ormanda galiba.
Ve bana "Artık buradayım" dedi.
Ona sordum: Neden geri gelmiyorsun?
Ve bana dedi ki: Yapamam.
Onu rüyamda görmek beni çok mutlu etti.
Yatağımdan bile zıpladım.
Hayatta olduğumuz için mutluyduk.
Ama bu sadece bir kez oldu.
Aşk hakkında diyeceklerim bu kadar.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.