Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Babaanne!
Sana diyorum babaanne.
Bana cevap vermeyecek misin?
Ne oluyor?
Şimdi göreceğiz ne oluyor.
Ağabey ne oluyor?
Sen odana git Elif.
Öyle öfkelenip çekip gitmek yok.
Bana neden nottan bahsetmedin?
Kim bize bu notu niye yolluyor?
Not mu? Neyin notu bu?
Çünkü o bir not değil.
Bir tehdit.
Biri kendine göre Aslanbey'leri tehdit etmeye kalkıyor.
Kim olduğunu biliyorum ama ispat edemiyorum.
İspat edebilsem zaten kolundan tutup atacağım önüne.
Bize de söylesenize ne notuymuş bu?
Biri bizi tehdit mi ediyor?
Tabii ki tehdit ediyor.
Düşmanı boş bırakmaya gelir mi hiç?
Sen ispatı boş ver babaanne.
Kim bu düşman söyle.
Kim olduğunu biliyorsun.
Bir de bana mı soruyorsun düşmanın kim olduğunu?
Ben senin inandığın şeyi değil, gerçeği öğrenmek istiyorum.
Gerçeği biliyorsun ama inanmak istemiyorsun Miran.
Al.
O zaman sana göstereyim.
Ben bu notu zaten okudum.
Benim sana söylemem gereken bir şey var.
Daha doğrusu göstermem lazım.
(Müzik)
Ne bu?
Bunu beni kaçıranlar koydu cebime.
Kurduğun oyunlarla harcadığın hayatların bedelini
Ödeme zamanı geldi Azize Aslanbey.
Reyyan bu notu bana vermişti.
Sana vermesini ben söyledim.
Bir daha sakın benim karşıma başkasının ağzıyla çıkma.
Yoksa beni de kaybedersin.
Anladın mı?
Tamam babaanne.
Dediğin gibi olsun.
Şimdi notu verebilirsin Reyyan.
Miran emin misin?
Eminim.
Ver notu.
Bu ne hadsizlik?
Ne duruyorsun karşımda hesap soracak gibi?
Araba kaybolduğunda sana tek bir şey sordum; Bizim başka bir düşmanımız var mı?
Sen de bana Hazar Şadoğlu dedin.
Neden?
Notu okuduktan sonra bile, neden Şadoğlu dedin babaanne?
Çünkü bizim Şadoğlu'ndan başka düşmanımız yok.
Bu doğru değil.
Seni kimin kaçırdığını bilmiyoruz.
Nereye neden kaçırdığını bilmiyorsun,
Elinde bir notla çıkıp ortalığı bulandırıyorsun.
Azize Hanım
Sana inanmıyorum babaanne.
Azat benden bir kaç dakika sonra çiftliğe geldi.
Bu kadar büyük bir planı bir kaç dakika içinde mi hallettiler?
Belki de önceden planladılar.
Bende farkında olmadan bir fırsat vermiş oldum.
Sonra yollar kesilince kaçamadılar.
Bütün meseleyi de sözde bir düşmanın üstüne attılar.
Bu kız buraya Azat için geldi.
O zaman bunu bile bile neden evlenmeme göz yumdun?
Gözümün önünde olursan seni koruyabilirim...
Artık daha fazla bir şey söyleme.
Reyyan'ı buraya getiren şey;
Sevdası
Senin söyleyeceğin hiçbir şey de buna inanmamı değiştirmeyecek.
Bu kadar kör müsün Miran?
Babaannen doğru söylüyor.
Bu kız düşman.
Önce nikah kıyıp adını temizletti.
Sonra yemek verdirip itibarını kurtardı.
Görmüyor musun?
Kendine edilen her şeyin hesabını tek tek soruyor.
Bu kız bu eve intikam için geldi.
Sen karışma yenge.
Önce şunu iyi belleyin Sultan Hanım.
Benim adım yere düşmedi.
İnsan bir namussuzluk ederse adı yere düşer.
Ben bir namussuzluk etmedim.
Yemeğe gelince ben istemedim.
Çünkü ben itibarımı da hiç kaybetmedim.
Demek bana inanmıyorsun öyle mi?
Sana ispatlayıp göstereceğim.
Bu işin arkasında
Reyyan'ın ve Şadoğlu'nun olduğunu öğrendiğinde
Sen de yeminini tutup
Hazar Şadoğlu'ndan ananın babanın intikamını hemen alacaksın.
Ben de bu notu yollayan düşmanın gerçekte kim olduğunu bulup çıkaracağım.
Sen de o zaman bu işlere karışmaktan vazgeçeceksin.
İntikamını masumlardan almayı bırakacaksın.
Ben de kendi bildiğim yoldan ilerleyeceğim.
Hadi bakalım.
Kim haklıymış göreceğiz.
Miran babaannenin söyledikleri doğru değil.
Beni buraya getiren şey sendin.
Ben canına kastedildiğini öğrendiğimde
Bu hayatı nasıl yaşayacağımı bilemedim.
Tamam, eğer seninle evlenmeseydim senin de Azad ağabeyimin de canı tehlikeye girecekti.
Ama yemin ederim ben sevdamın peşinden geldim.
Senin için geldim.
Seni sevdiğim için.
Biliyorum Reyyan.
Babaannemin de başka birinin de ne söylediği umurumda değil.
Ben, seni bana getiren gerçek sebebi biliyorum.
Ama keşke
Şu olan biteni bana bir anlatsaydın.
Yapamadım.
Ben kendimi yanlış anlatırım diye korktum.
Seni kaybederim diye korktum.
Korkmana gerek yoktu ki.
Ben senin gölerinden her şeyi anlıyorum.
Tamam, şimdi biraz da siyah biber koyacağım.
Yok artık.
Yav keke karabiber konulduğu nerede görülmüş şey?
Bu hasta keki bir kere.
Benim süncüğüm hiç siyah biberli bal yapmıyor mu?
Evet.
Ablam da bir daha öksürmeyecek.
Bal!
Bana bal verir misin Melike?
Fıstığım.
Ablan iyileşmiş vallaha bak.
Konuştum ben.
Biliyorum.
Çünkü beni görünce iyileşti.
Ama ben öksürmesin diye yapacağım.
Havuç da koyayım.
Daha neler.
Yeşillik iyi güzel de...
Toprak içindeki evin derdi başka oluyor.
Gül Hanım.
Bu yetmemiş.
Mutfağı başımıza indirseydin kız.
Ablam için hasta keki yapıyorum.
E malzemeyi bol koy o zaman.
Malum bu evin hastası çok.
Hayırdır?
Aman bu da bir afra bir tafra.
Sanki sevdiğinden ayrıldı.
Ne bakıyorsun?
Ne bakıyorsun?
Doğru değil mi söylediklerim?
Kız.
Bu Rıza sana seni alacağım mı dedi?
Seni sevdiğini mi söyledi?
Sana ümit mi verdi?
Sen öyle kendi kendine gelin güvey oluyorsun.
Üzülüyorsun.
Hanife.
İşine bak. Uğraşma benimle. Haydi.
Vallahi şaştım kaldım ben bu Rıza'ya.
Yav sen ne ara başka bir kız buldun?
Ne ara sevdin?
Ne ara aldın kızı kaçırdın?
Nasuh Ağa çok sinirlendi.
Daha sokmam onu çiftliğe miftliğe diyor.
Ya sen...
İşte bitti.
Hadi fırına koyalım Melike.
Haydi.
Aa
Gül!
Kız.
Gel buraya.
Aynı koca ayak gibi oldun.
Gül Hanım.
Gül Hanım.
Haydi bak.
Kekin pişti kalk haydi.
Aa! Çok güzel olmuş.
Hadi Melike çabuk ver de anneme göstereyim.
Tamam.
Koş.
Dikkat etsene ya!
Üstümü başımı batırdın.
Ablamın pastasıydı o.
Kendim yapmıştım.
Ben şimdi ablama ne götüreceğim?
İyileştirecekti pasta onu.
Hala hasta diyor ya.
Senin ablan hasta falan değil küçük hanım.
Maşallah kendisi turp gibi ama bizi hasta etti.
Hepimize yalan söylediği gibi,
Sana da yalan söylemiş hastayım diye.
Benim ablam yalancı değil bir kere!
Yalancı.
Hem de öyle bir yalancı ki
Bak, seni bile kandırmış.
Bence artık sen ablanı unut.
Çünkü o bizi unuttu.
Ve bir daha da bu eve gelmeyecek.
Anladın mı?
Zehra!
Neyin var yavrum?
Ne oldu sana?
Bir şeyin mi var?
Sanki elim ayağım çekiliyor Nigar ana.
Günün bu vakti bir uyku hali çöküyor üstüme.
Halbuki öyle yorulacak bir iş de görmedim ama.
Ben sana diyeyim sen gebesin.
Yok Nigar ana.
Olur mu hiç öyle şey?
Yok.
Bak ben sana diyeyim.
Senin yüzün harelendi.
Ben ne zaman gebe kadın görsem
Hep yüzünden anladım bugüne kadar.
Yok.
Yok. Mümkün değil Nigar ana.
Sen yine de beni dinle, bir baktır.
Bir de emin oluncaya kadar ağır bir şey yapma.
Tamam mı kuzum?
Haydi.
Sen şimdi dinlen.
Ben sonra geleceğim.
Bütün işleri yapacağım.
Haydi kuzum benim.
Yok.
Yok değilim.
Değilimdir.
Yetişin!
Gül bayıldı!
Gül.
Sakın kıpırdatmayın!
Dur! Hareket ettirmeyin.
Bayıldığı anda hareket ettirmemekle iyi etmişsiniz.
Şimdi yatağına alalım.
Baba.
Kalkma kuzum. Bak doktor amca da burada.
Günaydın Gül Hanım.
Ablamı istiyorum.
Annem bak bebeğin burada.
İzin verirsen şu güzel gözlerine bakabilir miyim Gül Hanım?
Aç babam.
Aç bir baksın doktor amca.
Aferin.
Oo buralar hep yaş dolmuş.
Ama Gül Hanım'ın gözleri pırıl pırıl.
Şimdi senden son bir şey daha isteyeceğim Gül Hanım.
Tamam mı?
Ablama söylediniz mi biraz hasta olduğumu?
O gelsin istiyorum.
Şu an için korkacak hiç bir şey yok.
Ama çok daha fazla dikkat etmelisiniz.
Bedenini fazla yormaması lazım.
Ağlama krizleri, kasılmalar ve koşmaca yok.
Her şeyin aşırısı Gül Hanım için zararlıdır.
Gül bu haliyle çok özel bir çocuk.
Onun için ona çok iyi bakmalısınız.
Tabii tabii. Yani elimizden ne geliyorsa yaparız evladımız için.
Şimdi bana müsaade.
Zaten Gül Hanım'ın kontrolü haftaya.
O zaman geldiğinde detaylı bir muayenesini yapar
Sonuçları size söylerim.
Sağ olun sağ olun.
Allah razı olsun.
Geçmiş olsun.
Çiçeğim.
Doktor amca kızmasın diye ağlamadım ama
Ben ablamı istiyorum.
Tamam kuzum.
Tabii tabii.
Ne oldu bebeğim sana de bakayım babaya.
Gül Hanım.
Nasılsın?
İyi değilim ağa dedem.
Hele de bakayım ağa dedene
Kim üzdü seni?
Yaren ablam.
Dedi ki ablam hiç birimizi sevmiyormuş.
Artık bizi görmeye gelmeyecekmiş.
Yaren ablan mı dedi kuzum sana bunu?
Evet. Ablam hiç birimizi sevmiyormuş.
Bir daha hiç görmeyecekmişiz.
Ablam artık gelmeyecekmiş.
Yalancı senin ablan dedi.
Yetti artık.
Bunun hesabını ben soracağım.
Hadi bakalım.
Kızım hiç öyle bir şey olur mu?
Yaren!
Dedem.
Baba ne oldu hayırdır?
Yaren bir şey mi etmiş baba?
Sen Gül Hanım'a ne dedin?
Onlar küçücük çocuğa edilecek laflar mı?
Bilmiyor musun çocuğun durumunu?
Dede ben bir şey demedim. Yanlış anlaşılmış.
Gül dedi ki "Ablam gelecek mi?" Ben de "Gelmeyecek" dedim.
Yalan mı söyleseydim dede?
Biricik kuzenimi kandırmak istemedim.
Yaren!
Bana bak Yaren!
Kıymetlim göz bebeğim demem
Gül Hanım'ı bir daha üzersen
Sana bugüne kadar atmadığım tokadı atarım bilesin.
Anladın mı?
Bir başına ekşimediğin günahın kalmıştı onu da hallettin öyle mi?
Görüyorsun değil mi hatun?
Gördün.
Bak benim böyle evlatlarım varken fazla yaşamam.
Bu sabiye yazık olacak.
Allah korusun Cihan.
Kız senin gözün kör olmasın.
Herkes bitti şimdi küçücük çocuktan mı çıkartıyorsun sinirini, azgınlığını?
Dur sen burda benim seninle işim bitmedi.
Dur burda.
Cihan.
Ya hep bana yüklen zaten tamam mı? Hep bana.
Sen nasıl bir insansın ya?
Biz seninle nasıl aynı karından çıktık hala anlamıyorum.
O kız kafasında mermiyle yaşıyor mermiyle.
Öyle mi diyorsun?
Sen bana laf söylemeden önce
O mermi Gül'ün kafasına nasıl girdi, kim sebep oldu önce onu bir düşün.
Yaren!
Düşün bakayım.
Bütün bunları durdurabilecekken sessizce izlediğini hatırlıyor musun?
Yemin ederim annem için sustum.
Ama bir şey daha yaparsan
Artık susmam bilesin.
Anladın mı?
Gidiyor musun?
Gidiyorum. Fırat'ı görmem lazım.
Ama çıkınca arayacağım seni.
İstersen yemeği akşam dışarıda yeriz.
Çok sürer mi işin?
Geç kalmayacağım.
Merak etme.
Zaten kalamam.
Çünkü sen neredeysen aklım hep orada.
Ayrıca Reyyan
Bu kaçırılma hadisesi yüzünden sakın konağa kapatıldığını zannetme.
Öyle bir şey yok.
Bundan sonra istediğin zaman konağa girip çıkacaksın.
Kimse de sana hesap soramayacak.
Sadece
Yanına bir koruma alırsan
Kocanın içi rahat eder.
Miran.
Bana inandığını bilmek benim için her şeyden değerli.
Sağ ol.
Sana inanıyorum Reyyan.
Bütün kalbimle inanıyorum.
Ev ev değil panayır yeri.
Bunu diyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama
Azize karısı bu sefer haklı.
Bence de o not meselesinin ardında Şadoğlu var.
Ya Miran haklıysa?
Ya başka bir düşman varsa?
Saf olma Gönül.
Meydandaki o yemek ne peki?
Miran o yemeği niye verdi?
Reyyan'ın itibarını kurtarmak için.
Senin meydandaki yemekten nasıl haberin oldu anne?
Evde sana konuşan bana konuşmayacak mı?
Şehriyar sağ olsun.
Sekiz kapıya dokuz çomak sallıyor her şeyden haberi var.
Şimdi senin tek derdin benim meydandaki yemeği nasıl öğrendiğim mi?
Gözünü aç Gönül.
Azize Aslanbey çöküyor.
Sen de bunun altında kalmamak için uyan da doğrul kızım.
Reyyan'ı neredeyse bağrına basacaktın.
Babaannen ne dedi sana? Ne dedi de lal oldu dilin?
Bir şey demeyecek misin?
Ben diyeceğimi dedim anne.
Başka da sakladığım bir şey yok.
Gönül.
Bu evde ne olduysa sen nikahını verdikten sonra oldu farkında mısın?
Nasıl verdin nikahını aklım almıyor.
Babaannen ne dedi de ikna etti seni?
İyi.
Sus.
Ama susmak senin için hiç iyi değil kızım.
Sen bana gerçeği söylemesen de ben bu işin aslını öğreneceğim.
Çünkü bu yıkıntının altında kalmaya hiç niyetim yok.
Ben sana Reyyan'a inanma demiyorum ki.
Sadece etraflıca bir düşün diyorum.
Babaannem.
O not elinde olduğu halde bana söylemedi diyorum aga.
O kadar belli ki başka bir düşmanımız olduğu.
Ama beni ısrarla Şadoğlu'na yönlendiriyor.
O da yetmezmiş gibi Reyyan seninle Azat için evlendi diyor.
Miran sen böyle yaptıkça kendinle ailen arasında kalıyorsun.
Beni de kendinle büyükanne arasında bırakıyorsun.
Fırat.
Reyyan'dan aileden ayrı biriymiş gibi bahsetme.
Miran farkında mısın?
Söz konusu Reyyan olduğunda herkesten şüphe eder, herkesi yargılar hale geliyorsun.
Başka bir tarafından düşünmeye çalışmıyorsun.
Tamam. Uzatmayalım Fırat.
Sen de kimsenin arasında kalma.
Çünkü bu mesele senle değil, babaannemle benim aramda.
Bir şeyler saklıyor benden.
Saklıyor.
Ama ne?
Bunu başka bir açıklaması yok.
Bilmemi istemediği bir şey var. Ama ne?
Aga sen daha iyi bilirsin tabii ama..
..ben burada babaannenin söylediklerini gözardı etme derim.
Yani?
Reyyan benimle Azat için mi evlendi?
Onu mu demek istiyorsun?
Hayır tabii ki öyle demiyorum.
Reyyan seni seviyor.
Seni sevdiği için evlendi. Bunu görmemek için kör olmak lazım.
Ama onun da kurban olmadığını nereden biliyorsun?
Büyük annenin senden bir şeyler gizlediğinden şüphe edeceğine
Bir de bu tarafından düşünsene.
Belki de ailesi kaçırdı Reyyan'ı.
Kendini sakladı, o notu tutuşturdu eline başka bir düşmanmış gibi gönderdi.
Büyük annenin söyledikleri mantıksız değil.
O zaman bunu çözmenin tek bir yolu var.
Hazar Şadoğlu ile ortak olup
O düşmanı birlikte aramak.
Ne diyorsun sen Miran?
Düşmanla birlikte mi hareket edeceksin?
Nasıl güveneceksin ona?
(Mesaj sesi)
[Eve gel. Soracaklarım var]
Güvenmeyeceğim.
Ben yine tetikte olmaya devam edeceğim.
Ama onun yakınında olmazsam ne yaptığını ne yapacağını bilemem.
Düşmanını dostundan daha yakın tut ki yapacaklarını en önce sen öğren.
Benim de tüm bu olanları öğrenebilmem ve Şadoğlu'nu kontrol edebilmem için...
...Hazar Şadoğlu'na yakın olmam lazım.
Seni görmem lazım.
Manastır yolunda buluşalım.
Tamam.
Arayan Miran'dı.
Ne diyor?
Buluşmak istiyor benimle.
Hazar Bey.
Korkma yav.
Korkma. Diyeceği bir şey vardır.
Bak.
Miran er ya da geç gerçekleri görecek.
İnan bana.
Sonra ikisi de ayrılacaklar o konaktan.
İnan.
İnşallah Hazar Bey inşallah.
Ama ya bu dediklerin olmazsa?
O zaman ne olacak peki?
Ben artık belkileri inşallahları bekleyemem.
Ucunda kızım varken bekleyemem.
Reyyan'a her şeyi anlatalım.
Biz de kurtulalım artık bu yükten.
Olmaz yav.
Olmaz Zehra, affetmez.
Seni değil beni affetmez.
Yapamam Reyyan'a olmaz.
E ne yapacağız peki Hazar Bey?
Ben artık bu tehditle yaşayamıyorum.
Ya baban gidip Reyyan'a her şeyi anlatırsa?
O zaman kızımızın bizi affetmesinin ufacık bir ihtimali bile kalmaz.
Bana biraz daha zaman ver Zehra.
Her şey yoluna girmeye başlamışken
Bunu yapamayız.
Hepsini birden kaldıramaz Reyyan. Ona kötülük etmiş oluruz.
O vakit bütün bunlar geride kalınca onu karşımıza alıp her şeyi konuşacağız Hazar Bey.
Ben gideyim.
Geç olmadan dönerim.
Tamir etmiş.
Senin ne işin var burada?
Yine hangi yalanları anlatmaya geldin?
Ben yalan söylüyorum öyle mi?
İşte senin anlayamadığın bu.
Miran intikamından vazgeçti sanıyorsun değil mi?
Hala kalbinde duruyor.
Miran intikamını asla unutmayacak bunu kafana sok.
Ne demek bu?
Parmağındaki yüzüğe bak.
Bak.
Bırak elimi.
Miran bunun hikayesini anlattı sana değil mi?
Annesinin kanlı yüzüğünü getirip neden senin parmağına taktı biliyor musun?
Dilşah, baban tarafından namusuna göz konup...
...öldürülmeden önce bu yüzük parmağındaydı.
Onu senin parmağına taktı ki,
Her gördüğünde intikamını hatırlasın.
Kalbi hiç soğumasın.
Yalan söylüyorsun.
Senin kalbin torunun ölmüş annesini bile yalanlarına alet edecek kadar kararmış.
Ben diyeceğimi dedim.
Şimdi neye istersen ona inan.
Nasıl olsa haklı olduğumu göreceksin.
Benim babam öyle bir şey yapmaz.
Yapmaz.
Ne demeye çağırdın beni buraya?
Ne istiyorsun?
Birlikte hareket etmemiz lazım.
Fikrini ne değiştirdi?
En son ben bunu söylediğimde üzerime yürüyordun.
Bunun bir önemi yok.
Bana kalırsa en önemlisi bu.
Fikrini değiştirdiysen bir konuda gerçeği görmüş olman gerekiyor.
Nedir o gerçek?
Bak Miran Efendi.
Eğer birlikte hareket edeceksek, benden hiçbir şey gizlemeyeceksin.
Şimdi söyle bana.
Sen haklıydın dedin.
Niye?
Reyyan'ı korumak için her türlü ihtimali değerlendirmeye çalışıyorum.
Hepsi bu.
Gerçeği birlikte öğreneceğiz işte.
Birlikte hareket edeceğiz ki,
Vakit kaybetmeyelim.
Şimdi söyle.
Var mısın yok musun?
Sen gerçekten benimle birlikte hareket etmek mi istiyorsun yoksa
Ne öğrendiğimi mi merak ediyorsun?
Tamam.
Madem illa bir sebep duymak istiyorsun söyleyeyim.
Bu oyunu sadece Reyyan ile benim üzerime kurduklarını düşünüyorum.
Yalnızken arabamı, Reyyan ile birlikteyken evimi tarıyorlar.
Ama öldürmüyorlar.
Adam kaçırıyorlar karşılık istemiyorlar.
Ölürsün diye tehdit edip yine karşılık istemiyorlar.
Reyyan'ı koruyabilmem için bunların ne istediğini öğrenmek zorundayım.
Zorundayız.
Sonunda dediğime geldin.
Ben bildiklerimi seninle paylaşacağım
Sen de öğrendiklerini benimle paylaşacaksın.
Şu hurdacıdaki adam
Şimdilik en büyük hedef o.
Eğer bildiği birşey olmasaydı bizden kaçmazdı.
Belki de içlerinden biriydi bilmiyorum ama o adamı mutlaka bulmak zorundayız.
Bununla ilgili şehrin her yerine adam gönderildi.
Bulmadan da geri dönmeyecekler.
Bende eli kolu uzun ahbaplara haber gönderdim.
Ama onlardan haber gelene kadar önce benzinliğe gittim.
Sonra da köye.
Ama sen zaten benden önce gitmişsin oralara.
Ordakiler söylediler.
Başka da bir şey yok.
Araştırmaya devam edeceğim.
Dişe dokunur bir şey bulursam da sana söyleyeceğim.
Gördüğüm kadarıyla sen de bulduklarından beni haberdar edeceksin.
Miran.
Reyyan için elinden geleni yapacağını biliyorum.
Ama daha fazlasını yap.
Sen soyundakilere sahip çık yeter.
Sen de babaannene sahip çıkmayı sakın unutma.
Ali.
Ne yaptın döndün mü sen?
Tamam uğrayacağım yanına benden haber bekle.
Reyyan.
Miran.
Miran benim babamla görüşmem lazım.
Ne oldu kötü bir şey mi oldu?
Yok yok kötü bir şey yok.
Anlatırım sonra ama görüşmem lazım.
Tamam peki olur.
Yalnız bir şartım var. Aslanbey Otel'de buluşacaksınız tamam mı?
Tamam tamam.
Kahveni getirdim Gönül kızım.
Sağ olasın Esma anne.
Esma anne.
Dur bak çıkmadan ne göstereceğim sana.
Baksana.
Eski fotoğraflarımızı buldum.
Bak ne kadar küçükmüşüz.
Ben, Miran, Fırat.
Bak burada da annem bana hamileymiş.
Şurada da üç aylıkmışım.
Tombiş mişim değil mi?
Çok güzel bir bebektin.
Böyle sapsarı, lüle lüle saçların vardı.
Şuradaki kadın kim Fırat'ın elini tutan?
Akrabamız falan mı?
Gelen misafirlerden birinin kızı falandır herhalde.
Ne bileyim kızım geçmiş zaman hatırlamıyorum ki.
Ben mutfağa gideyim eksikleri yazmak için.
Kimsin sen?
Fırat senin oğlun mu?
Yoksa benim kardeşim mi?
Çok yıllar geçti.
Yaşlandın.
Çöktün be Hanife.
Ama üzülme.
Bunca harcanmış yılın karşılığı
Büyük olur elbet.
O zamanın tanıkları
Artık yaşamıyor ki kızım.
Bir ben varım işte o.
Bende her şeyi hatırlayamıyorum.
Azize Hanım bugün bana bir şey dedi baba.
Neden senin Miran'ın annesine kötülük yaptığına inanıyorlar?
Hatta ona göz koyduğuna.
Kızım.
Ben Dilşah'ı sadece sevdim.
Çok sevdim.
Ona asla bir kötülük etmedim.
İnsan sevdiğine kıyabilir mi hiç?
Miran'ın babaannesi anlatıyor bir şeyler ama doğru anlatmıyor.
Eksik anlatıyor.
Benim sevdam tek taraflı değildi kızım.
Allah şahit.
Dilşah da beni sevmişti.
Baba.
Tabii bunlar
Anneni tanımadan çok önceydi.
Anlıyorsun değil mi?
Midyat küçük yer.
Biz
Gizli gizli sevdik birbirimizi.
Evlenecektik.
Askerliğim bitince.
Bitti askerlik döndüm.
Gördüm ki Dilşah'ı evlendirmişler.
Babam duyurmamış bana askerde bir delilik ederim diye.
Her şeye küstüm.
Her şeye.
Ama sonra
Duydum ki eziyet ediyorlarmış ona o konakta.
Dayanamadım.
Onu çektiği eziyetlerden kurtarmak istedim.
Oğluyla birlikte yeni bir hayat kurmasına yardımcı olmak istedim.
Miran.
[Öldürecekler bizi Hazar öldürecekler. Oğlum, oğlum orada kaldı.]
[Sana bir şey yapmalarına izin vermeyeceğim Dilşah. Korkma, korkma tamam mı?]
[Bak oğlunu da alacağız oradan.Hiçbir şey olmayacak korkma sen.]
Aslanbey'ler peşine düşmüş Dilşah'ın.
Sonra olanlar oldu işte.
Ben vurulmuşum.
Gözümü hastanede açtım.
Öğrendim ki
Dilşah'ı çoktan defnetmişler.
Miran'ın babası Mehmet ile birlikte.
Ne oldu o gece?
Hatırlamıyorum.
Ama kızım sana yemin ederim
Ben kimsenin canına kıymadım.
Biliyorum babam.
Yapmadın.
Ben seni üzmek için sormadım.
Bu yüzük
Öldüğünde Miran'ın annesinin parmağındaymış.
Babaannesi diyor ki
Miran intikamını unutmasın diye benim parmağıma takmış.
Kızım bu yüzüğü Dilşah'a ben verdim ben.
Sen mi verdin?
Sözlenmiştik biz aramızda.
Taa o zamanlar
Bir telkari ustası vardı.
Kabriyeli.
Bu yüzüğü ona ben yaptırdım.
Babam.
O zaman biz Miran'a yüzükle ilgili gerçeği anlatalım.
Bu yüzüğü babasının değil de senin verdiğini bilirse o zaman
Olmaz kızım.
Olmaz.
İnanmaz.
O zamanın tanıkları yok ki. Bak kabriyeli usta da yok.
İnanmaz.
Yirmiyedi sene inandırıldığı bir yalanı tek bir hikaye ile söküp atamazsın Reyyan.
Olmaz kızım.
Hele bu yalan
Annesi ile ilgiliyse..
Karartma içini kızım.
Bak Miran er ya da geç gerçekleri görecek.
Bak mesela bugün beni çağırdı Miran. Biz buluştuk, konuştuk.
Bana, artık birlikte hareket edeceğiz dedi.
O da Aslanbey'lerin başka bir düşmanı olduğuna ikna olmuş.
Bugün değil belki yarın da değil ama
Çok yakın zamanda gerçekler ortaya çıkacak sen sakın üzme kendini.
Olur mu kızım.
İnşallah babam.
İnşallah.
İnşallah.
Bu yemek meselesinden neden benim haberim yok?
Miran son anda planlamış.
Benim de haberim olmadı.
Sen orada Aslanbey'lerin gözü kulağı olacaksın.
Sen kör sağır olursan Aslanbey'ler de öyle olur.
Ben sana bunu daha önce söylemedim mi?
Miran'ın hali hal değil.
De bana şimdi.
Bilmem gereken başka bir şey var mı?
Miran bugün Hazar Şadoğlu ile buluştu.
Bundan sonra ikisi beraber hareket edecekler.
Yalnız giden atın başı bağlanmaz Fırat.
Madem öyle yapmak istiyor
Öyle yapsın.
Ama sen beni her şeyden haberdar et ki, savunmasız kalmayalım.
Bana bir emrin var mı büyük anne?
Yok. Çıkabilirsin.
Demek baba oğul gerçeğin peşine düştünüz ha Miran?
Sizin öğreneceğiniz gerçek
Ancak benim kurduğumdan ibaret.
Gerisini asla öğrenemeyeceksiniz.
Azize Hanım Hazar'a sevdalı olduğumu biliyorsun karnımda onun bebeği var etme.
Ben kararımı verdim.
Herkes karnındaki bebeği Mehmet'in bilecek.
Bu konuda tek laf edersen olacakları sen düşün.
Gel.
Hanımım müsaitsen konuşabilir miyiz?
Biraz önce Gönül'ün odasına kahve götürdüm.
Albümü çıkardı fotoğrafları gösterdi.
Çocukluğundan.
Hanife'yi gördü.
Genç hali.
Merak etti tabii kimdir diye.
İşte böyle şeyler.
Ne yapmamı istersin?
Hiç.
Hiçbir şey yapma Esma.
Nasıl istersen.
Esma.
Bana diyeceğin başka bir şey var mı?
Bir gün bütün bunlar son bulacak.
Masum olduğumu ispatlayacağım.
Aslanbey'lerin düşmanları her kimse bulup ortaya çıkaracağım.
O zaman Miran da Reyyan da Azize'nin yanında bir dakika daha kalmayacaklar.
O gün geldiğinde
Vicdanın temiz, kalbin rahat olsun istiyorsan
Kızımı koru Esma.
Yok.
Madem yok çıkabilirsin.
Sizin benden istediğiniz bir şey var mı hanımım?
Yok.
Bakalım sözünün eri olup hiçbir şey yapmadan durabilecek misin Esma?
Yoksa arkamdan iş mi çevireceksin?
O gece kimle buluştun?
Kimle?
Anlat hele bakayım ne buldun?
Pek bir şey bulamadım ağam.
Yapma yav.
Ne ettilerse açıktan etmemişler belli ki.
Bilmem işine yarar mı ama tek bir şey öğrendim.
Neymiş?
Azize evlenip Aslanbey olmadan önce, Aslanbey'in konağında çalışırmış.
Ne olmuşsa Aslanbey'lerin oğlu ile evlenip konağın hanımı olmuş.
Belki önemli değil ama
Aslanbey'lerin büyük Ağası Hamit öldükten hemen sonra apar topar evlenmişler.
Allah allah.
Bu pek bizim işimize yaramaz.
Ama sağ olasın gittin oralara kadar uğraştın.
Ne demek Ağam.
Bak asıl mesele şu
Miran birinden bahsetti.
Şu hurdacıdan kaçan adam.
Birinin motosikletini alıp kaçmış bu.
Sen şimdi adamlarını sal bakalım etrafa.
Motosiklet kiminmiş, bulunmuş mu?
Ne öğrenirsen bana hemen haber et tamam mı?
Tamam.
Hadi bakalım.
Bu işin altında...
...ne varsa bulup çıkarana kadar durmak yok anladın mı?
Anladım Ağam.
Hadi göreyim seni.
Esma anne.
Reyyan geldi mi?
Geldi.
Ama odasında arama hiç.
Damda ara.
Kedi gibi damda dolanıyor karın.
Korkma benim.
Hoşgeldin.
İyi misin sen?
Hı hı.
Gülmeye çalışıyorsun ama belli ki bir şey var.
Baban seni üzecek bir şey mi söyledi?
Babam beni üzecek bir şey söylemez ki.
Miran.
Bu yüzük, öldüğünde annenin parmağındaymış.
Babaannen dedi ki; intikamını hatırlamak için bunu benim parmağıma takmışsın.
Reyyan.
O yüzüğü parmağına annemden bana kalan tek hatıra olduğu için taktım.
Annemin acısını hatırlamam için böyle şeylere gerek yok.
Zaten hiç aklımdan çıkmıyor.
Babamla niye görüşmek istediğimi merak etmiştin ya.
Ben ona şimdiye kadar hiç sormadığım bir şey sordum.
O da bana şimdiye kadar hiç söylemediği bir şey söyledi.
Annene ne olduğunu.
Belki de.
Annen de babamı sev..
Sakın!..
Sakın Reyyan.
O cümleyi bitirme.
Miran neden belki de geçmişin bildiğin gibi..
..Konu kapandı Reyyan.
Ne sen söyledin, ne ben duydum.
O babana da söyle bir daha annemin adını ağzına bile almasın.
Ben seni üzmek istemedim.
Hazar.
Buyur baba.
Oğlum, Ali'den haber var mı?
Aslında pek bir şey yok baba. Şimdi ben onun yanından geliyorum.
Tek öğrenebildiği Azize'nin nasıl Aslanbey olduğu.
Ha?
Azize Aslanbey'lerin yanında hizmetliymiş evvelde.
Ailenin babası Hamit Aslanbey ölünce,
Bu da oğlu ile evlenmiş.
İnanırım.
Kim bilir ne oyunlar oynadı da kendini bey oğluna yamadı?
Baba müsaadenle ben bir Gül'üme bakayım aklım onda.
Daha neleri çıkacak bakalım bu Azize karısının.
Göreceğiz ahret göreceğiz.
Eh hadi yürüyelim biraz.
Baba.
Nereye?
Otur otur bunaldık. Şöyle biraz yürüyüş yapacağız.
Bu Azize karısı sırf mal mülk için rahat yaşamak için kesin kendisini yamamıştır bu adamcağıza.
Dedem.
Dedem.
Dedem.
Bende kahve getirmiştim ama kalkmışsınız çardaktan.
Tam da istediğin gibi.
Ağzına layık bol köpüklü tek şekerli.
Bu saatten sonra,
Senin elinden değil kahve bir bardak su bile içmem.
Çekil önümden.
Hadi ama annem.
Sen böyle ağlayınca ben de çok üzülüyorum.
Gül'üm.
Ne oldu?
Gül illa ablasını görmek istiyor Hazar Bey.
Tamam çiçeğim.
Tamam.
Çiçeğim bak sen ağlamayı kesersen biz de ablanı ararız ha Zehra?
Hem bak ablan senin böyle ağladığını duyarsa çok üzülür.
Kuzum benim. Ben o boncuklara hiç katlanabilir miyim he?
O zaman hemen arayalım.
Arayalım.
Tamam çiçeğim tamam.
Arıyorum hemen bak.
Gül'üm.
Ağabeyim, iyi misin?
Ben de sana geliyordum şimdi.
Gezmelere götüreyim mi seni?
Kağıt helva da alırız hem.
Ama şimdi ablam ile Miran beni görmeye gelecek.
Seninle de sonra gideriz olur mu Azat ağabey?
İstersen sen de gel.
Belki ablam seni de özlemiştir.
Ağabeyim benim biraz işlerim var.
Ben gideyim.
Hem sen de ablan ile hasret giderirsin.
Sonra yine gideriz biz kağıt helva almaya olur mu?
Azat.
Azat.
Nereye oğlum?
Dışarı çıkıyorum.
Yeterli mi bu cevap?
Var mıdır müsaaden?
Yani diyorsun ki,
Bir çıkayım belki konak basarım, olmadı meydanı dağıtırım.
Baktın hiç olmuyor canım sıkıldı, başıma illa bir bela alır gelirim diyorsun öyle mi oğlum?
Handan var ya bunlar küçükken biz beyden rahatmışız.
Büyüdükçe dertleri de büyüdü bunların.
Ama ben biliyorum ne yapacağımı.
Cihancım.
Sen acaba yangına körükle gitmesen mi ha?
Ne yapacağız?
İki metre oğlanın elini kolunu bağlayıp evde mi oturtacağız?
Yoo.
Evlendireceğim.
Tamam.
Ben münasip bir kız arıyorum zaten.
Uygun böyle güzel bir kız buldum mu o iş paket.
Bende merak etme.
Ama bak bu işi bağırarak kızarak yapmayacağız.
Güzellikle severek yapacağız Cihan'ım.
Senin hiç bakmana gerek yok Handan.
Ben onun evleneceği kızı buldum.
Aslanbey'lerin torunu Elif Aslanbey.
Biz o konuyu kapatmadık mı Cihan'ım?
Oğlanı Reyyan'dan uzaklaştıracağız diye kırk bin tane takla attık biz.
Sen şimdi kalkıp Miran'ın amca kızını oğlana gelin mi yamalayacaksın niye?
Memlekette başka kız mı kalmadı alacak?
Handan.
Bak senin bu oğlun deli fişektir.
Sağı solu belli olmaz.
Şimdi kalkıp Aslanbey'lere bulaşsa ne olacak ha?
Ama o kız ile evlenirse bu onun hayat sigortası olur.
O Azize karısı bile torununu dul bırakmaya cesaret edemez Handan.
Hele bir de,
Bir de o kız hamile kalırsa, aman işte o zaman değmeyin keyfime.
Miran da Azize de oğlumuza bulaşamaz.
E haydi diyelim ki ben evet dedim.
Ama bak demiyorum diyelim ki farzı mahal.
O çocuğu nasıl ikna edeceksin sen Azat'ı? Ya o kızı?
Gülüm.
Sen Azat'ı da kızı da dert etme.
Yeter ki bana he de.
E iyi hadi madem.
Abla.
Annem koşma dur yavaş.
Gül'üm benim.
Seni çok özledim canım ablam.
Ben de seni çok özledim.
Ama sen ağlamışsın.
Hani ağlamayacaktın? Canın sıkılınca konuşacaktık ya.
Artık ağlamıyorum bak.
Senin geleceğini duyunca sustum.
Gel.
Babam.
Kızım.
Ne oldu anne doktor mu geldi?
Benden sakladığınız bir şey yok değil mi?
Yok, önemli bir şey yok.
Bayılınca endişe ettik de doktor çağırdık.
Bayıldı mı Gül?
Siz niye hiç bize gelmiyorsunuz Miran?
Olur mu öyle şey Gül Hanım?
Bak çağırdın diye koşa koşa geldik işte.
Baba.
Ha kuzum?
Ablam ile Miran bu gece bizde kalabilir mi?
Ablacım.
Bak şimdi biz seni görmeye geldik.
Ama dönmemiz lazım.
Sonra yine geliriz olur mu?
O zaman ben size geleyim.
Hem ben sizde hiç kalmadım.
Çiçeğim.
Ben çok özlerim seni ama.
Hem sabah olunca senin boncuk gözlerini görmezsek güneşin doğduğunu nasıl anlarız biz?
Ha Zehra?
Ama baba sadece bir gececik. Sonra geri geleceğim.
İzin verirseniz Zehra Hanım bu gece götürelim Gül Hanım'ı.
Ablası ile hasret giderir biraz.
Yarın sabah gelir bırakırız.
Önce Allah'a sonra bie emanet.
Yalvarırım gideyim babacım ne olursun.
Sadece bir gececik.
Ablamı çok özledim ben.
İçim dışıma çıktı vallahi.
Sen çok fena bir şey olacaksın galiba ha?
Daha doğmadan bana bu kadar eziyet ediyorsan.
Ha yok. Yok yok tövbe.
Sen hiç ablan ile ağabeyine benzemeyeceksin.
Sen beni hiç üzmeyeceksin.
Ettiğin eziyet bununla kalacak değil mi güzelim?
Söz ver bana.
Haydi söz ver bak sen çok akıllı olacaksın.
Sen çok tatlı olacaksın.
Bak işe yaramaz ablan da geldi.
Haydi bir tekme at da söz verdiğini ablan da duysun.
Haydi güzelim.
Oh ne ala Handan Hanım.
Bakıyorum da samimiyeti ilerletmişsiniz.
Daha doğmayan çocukla canım cicim ama bize gelince surat hep beş karış.
Pes.
Vallahi billahi pes sana kızım.
Sendeki şu pişkinlik var ya, ciğercinin kedisinde yok yemin ederim.
Kızım sen değil miydin daha biraz önce evi birbirine katan.
Ne evi birbirine katmışım anne ya.
Beş yaşındaki çocuğun aklına uyup bana saldırıyorsunuz farkında mısınız?
Gül şımarıklığından ağladı.
Yoksa vallahi ben hiçbir şey yapmadım.
He kızım he he.
Sen zaten hiçbir zaman hiçbir şey yapmazsın.
Ama ne hikmetse her döndürdüğümüz taşın altından da sen çıkarsın.
Yav aşk olsun sana anne ya.
Ben buraya senin derdine derman olmaya geleyim, sen ha bire iğnele.
Ne derdi ne dermanı ne anlatıyorsun sen Yaren ya?
Ağabeyimi Elif Aslanbey ile evlendirmek istediğinizi biliyorum.
Kız sus!
Kes sesini.
Daha yok öyle bir şey ortada.
Sen nereden duydun bunu?
Benim öğrenemeyeceğim şey mi var Handan Hanım?
Merak etme.
Size yardım edeceğim.
Yardım edeceksin ha?
Sen niye bize yardım ediyormuşsun ki?
Sen değil misin her fırsatta ağabeyine o Reyyan'ın peşine gönderen?
Kız ne çıkarın var senin bu işten anlat bakayım.
Anne.
Ben dedemin kıymetli torunuydum.
Ama sen de gördün dedemin gözünden nasıl düştüğümü.
Neredeyse vuracaktı bana.
Az önce kahve götürdüm.
Elinin tersiyle itti yüzüme bile bakmadı.
Çekil önümden Yaren dedi beni de itti.
Eğer ailemiz için bir şeyler yaparsam,
Belki dedemin sevgisini yeniden kazanabilirim diye düşündüm.
Hadi diyelim ki he dedim.
Nasıl olacak o iş?
İçerden yardım alacağız.
Yani Aslanbey'lerden.
İçerden ha?
Evet.
Kız.
Kim yardım edecek sana?
Kız desene kim yardım edecek sana?
Anne.
Anne benimle konuşmayacak mısın?
Ben seninle konuşacağımı konuştum Gönül.
Asıl benimle konuşmayan her şeyi kendine saklayan sensin.
Her şeyin bir zamanı var anne.
Yani sakladığın bir şeyler olduğunu kabul ediyorsun zamanı gelince söyleyeceksin öyle mi?
Sen daha ayakta uyu Gönül.
Beni değil babaanneni dinle.
Ama ben seni de babaanneni de dinlemeyeceğim.
Bu işin ardında ne var bilmiyorum.
Ama gerekirse şeytanla iş birliği yapacağım yine öğreneceğim.
Senin başını duvarlara vurduğun günü bekleyemem ben.
Ya yanılıyorsan?
Ya bekleyince kazanacaksak?
Babaannenin ağızları bunlar.
Azize Hanım iyi bilir oyalayıp bekletmeyi.
Seni de efsunlamış.
Tavşana havucu gösterip koşturuyor da koşturuyor.
Ama o havucu sana asla vermeyecek.
Seni de nikahına aldığıyla bırakacak.
Bir gün annem söylemişti dersin.
Ama o gün iş işten geçmiş olacak.
Böyle destursuz geldiğine göre...
...uzatmadan söyle kardeşim nerede?
Sen bana hesap mı soruyorsun?
İstediğin gibi anlayabilirsin.
Anladığım o ki,
Seni annen yine doldurmuş.
Şimdi annene git de ki,
Ben babaannem ile böyle konuşamam.
Ona hesap soramam.
Haddimi aşamam.
Çünkü eğer haddimi aşarsam,
Babaannem bana bunun hesabını sorar.
Şimdi çekil gözümün önünden.
Bunca işin arasında kardeşim kardeşim diye sızlanmayı bırak.
Bir daha da ben açana kadar bu konuyu açma.
Çık dışarı.
Buyurun Gül Hanım.
Masallardaki gibi kocaman.
Saray gibi.
Aynı Ağa dedemin konağı gibi.
Kara gözlü kadın.
Torunum.
Şadoğul'larını teker teker Aslanbey'e çağıracağına,
Bir yemek de burada ver hepsini çağır.
Düşmanınla birlik olmaya alıştın zaten.
Esma anne.
Hoş geldiniz.
Gül Hanım ablasını çok özlemiş.
Bu gece bize misafir olacak.
Hoş geldin küçük hanım.
Yemek yukarıda hazır.
Yukarıda mı yersiniz yoksa odanıza mı göndereyim?
Gül Hanım'ı şimdi gelir gelmez odaya kapatmayalım.
Hep beraber avluda yeriz.
Olur değil mi Gül Hanım.
Zaten yemek ayrı yenmez ki hep birlikte yenir.
Şey ben buraya biraz habersiz geldim ama,
Bana da yetecek kadar yemek var mı?
Ablacım.
Ya yok.
Yok.
Nasıl olur böyle bir şey?
Allah'ım ben ne yapacağım şimdi?
Zehra.
Hazar Bey.
Zehra neyin var?
Hasta mısın?
Yok.
Hiçbir şeyim yok ben çok iyiyim.
Daha gideli ne kadar oldu ama hemen Gül'ümü özleyiverdim işte.
Gel haydi bahçeye çıkalım.
Nigar anne çay demlemiştir.
Zehra bak bir şeyin varsa saklama benden kurban olayım.
Yok iyiyim ben merak etme sen.
Öyle bir anda midem bulandı da.
Ama geçti şimdi.
İyiyim.
İyi akşamlar.
İyi akşamlar.
İyi akşamlar.
Afiyet olsun.
Yok artık.
Üstüme iyilik sağlık.
Bir gün bu masada sadece ikimiz kalacağız derken,
Gittikçe çooğalıyoruz Azize Hanım.
Hem de Şadoğuları ile beraber.
Bakalım daha kimler gelecek?
Gül Hanım.
Ablan senden çok bahsetti.
En sonunda tanışabildik.
Hoş geldin.
Ben Elif.
Nasılsın?
Teşekkür ederim iyiyim.
Böyle deyince ne diyorduk abla?
Hah, sizleri sormalı?
Biz de iyiyiz teşekkür ederiz.
Buyur bakalım Gül.
Bunları senin için yaptım.
Gül Hanım derseniz sevinirim.
Dedemin annesinin adı.
Ağa dedem beni çok sevdiği için annesinin adını koymuş.
Hadi bakalım sen tabağındakileri ye.
Ondan sonra sana bir sürpriz var.
Ne sürpriz mi?
Hadi söyle Miran.
Abla sen biliyor musun?
Yok bilmiyorum.
Vallahi verdiğiniz sözler çoğalmaya başladı Miran'cığım.
Evinizi de geri vereceğim dedin ama,
Sözünü tutmadın.
İnşallah bu sefer çok uzun sürmez.
Gül, hadi ablacım yemeğini ye soğutma.
Şu Şadoğlu kızları da kendilerini bir bir bizim konağa atıyor.
Kalan varsa onları da kap getir Miran.
Bir de Yaren ablam var.
Ama onu getirmedik.
O cezalı.
Çünkü beni ağlattı.
(Hareketli müzik.)
Gül Hanım nerede?
Niye getirmediniz onu?
Uyuyor mu?
Abla su verir misin?
Elif suyu uzatır mısın?
Aa ben seni tanıyorum.
Sen Miran'ın kardeşisin ben de ablamın.
Keşke küçük olsaydın da beraber oynasaydık.
Niye hiç konuşmuyorsun üzgün müsün?
Yoo.
Biz sofrada pek konuşmayız.
Saçların ne güzelmiş.
Aynı masallardaki prensesler gibi.
Sağ ol.
Seninkiler de çok güzelmiş.
Neden hep kızgın bakıyorsun?
Biri sana bir şey mi yaptı?
Sen böyle bakınca ben korkuyorum.
Gül.
Şimdi tabağındaki bütün yemekler arkasından ağlayacak.
Arkasından ağlattığı onca şeyin yanında bir tabak yemeğin hükmü mü olur?
Nasıl yaparsın Hazar?
Nasıl gönderirsin?
Sen bir kızını oradan almaya çalışırken,
Diğerini oraya mı gönderdin?
Baba.
Anlamadan dinlemeden şöyle celallenme Allah aşkına.
Sen de biliyorsun bu çocuk...
...Cihan.
Hadi.
Gül Hanım'ı almaya gidiyoruz yürü.
Hiçbir yere gitmiyorsunuz.
Benim çiçeğim.
Kafasında mermiyle yaşıyor.
Mermiyle.
Ağlaması yasak.
Üzülmesi yasak.
Nasıl kıysaydım ben ona?
Ne yapsaydım?
Sırf senin canın sıkılmasın mutlu ol diye,
Öylece tutsa mıydım?
Bu çocuk,
Herkeslerin çocuğu gibi değil.
Ölümle burun buruna yaşıyor benim evladım.
Bildin mi?
Kızlarımı annesinden ve benden başka hiç kimse daha çok düşünemez.
Onlar için neyin eğri neyin doğru olduğunu,
Bizden daha iyi kimse bilemez.
Siz adımız, gururumuz, düşmanlarımız dersiniz.
Biz evlatlarımızın canı, mutluluğu deriz.
O yüzden.
Hiç kimse.
Evlatlarımla ilgili kararlarımı sorgulamasın.
Hiç kimse.
Ablacım yavaş ye boğazında kalacak.
Haydi söyle sürprizi artık.
Ama sürprizi söylersem sürpriz olmaz ki Gül Hanım.
Yoksa lunaparka mı gideceğiz?
Oraya da gideriz. Ama önce başka bir yere gideceğiz.
Üstümüzü değiştirelim.
Ablan hazırlansın.
Sonra çıkarız.
Tamam mı?
Oley.
Atlı karıncaya, çarpışan arabaya,
Ve dönme dolaba bineceğim.
Evet. Çak bakalım.
(Telefon çalıyor.)
Söyle.
Tamam.
Aynı şekilde devam edin.
Cacık bitmemiş.
Haydi.
Haydi haydi bak yoksa gitmeyiz lunaparka.
Aferin.
Hangisinde bil bakalım.
Bunda.
Bilemedin.
Sende çok iyi saklamışsın ama Gül Hanım.
Tamam şimdi bilebilecek misin?
Alırım paranı.
Abla.
Çok güzel olmuşsun.
Çok güzel değil mi Miran?
Hadi gidelim.
Ah Gönül ah.
Onun yerinde sen de olabilirdin.
Çocuklarınız olabilirdi.
Ama sen hepsini teptin.
Ne için Gönül?
Değer miydi?
Neyle kandırdı babaannen seni?
[Değerdi anne, değerdi.]
Babam.
Ne var?
Niye geldin peşimden?
Yine ne deyip de sıkacaksın canımı?
Sizden de,
Evlatlarınızdan da illallah ettim artık.
Tamam babam tamam.
Üzme canını bak kalbin tutacak yine Allah korusun.
Görüyorsun değil mi ağabeyini?
Düşmanın evine el kadar çocuğu göndermek de neyin nesi?
Hem de beni çiğneyip.
Sonra geçmiş karşıma benim evladım, kimse karışamaz diyor.
Babam.
Yani biz farkındayız.
Ne zamandır hepimiz görüyoruz.
Ağabeyim yanlış işler yapıyor.
Onu öyle yere göğe koyamıyorsun ki,
Biz de çıkıp karşına bir şey diyemiyoruz.
Ben sana düzelteyim diyorum işte.
Bana müsaade vermiyorsun.
Cihat.
Bugüne kadar hangi işin ucundan tuttun da müsaade etmedim?
Baba daha sana geçen çardakta söyledim Azize karısının gırtlağına çökmenin yolunu.
Elif'i Azat'a alalım dedim.
Sen bana ses etmedin.
Bana yol vermedin ki ben harekete geçeyim.
Baba bak.
Ben biliyorum.
Her zaman,
Ağabeyimin lafı sende daha güçlüdür.
Ama bir kere bana he de.
Bir kere.
Her fırsatta bize çelme takan, bizi devirdiğini zanneden o Aslanbey'lerin...
...en kıymetlisini alarak verelim cevabımızı.
He de, o Azize karısını can evinden vuralım.
Tamam.
Tamam.
Ama çok dikkatli olacaksın.
Samanın altından yürüteceksin suyunu Cihan.
O Azize karısı her şeyi öğrendiğinde iş işten geçmiş olacak.
Tamam babam tamam.
Sen hiç merak etme.
Ben Handan ile tertemiz halledeceğim o işi Allah'ın izniyle.
[Azize.]
[Bana bulaştığın her güne pişman edeceğim seni.]
Büyük kazançların bedelleri büyük olur.
Sakın ha öderken elin titremesin Azize.
Bu iş daha fazla gecikemez.
Bu gece bitecek.
Zaman yok.
Sonra da ortadan kaybol.
Öyle kaybol ki seni ben bile bulamayayım.
Gel bakalım Gül Hanım.
Yaşasın bir sürü çocuk var.
Benim adım Gül Hanım ama siz bana Gül diyebilirsiniz.
Hadi oyun oynayalım.
Biz zaten oynuyoruz hadi gel.
Hadi bakalım.
Gül koşma.
Bırak koşsun çocuk istediği gibi oynasın.
Yorulmaması lazım Miran.
Miran.
Yüzük konusu için kızgın mısın bana hala?
Şimdi sırası değil.
Başka zaman konuşuruz hadi.
Toprağım hoş gelmişsin.
Hoşbulduk.
Hayırlı olsun.
Benim bebeğim evlenecek de gelmeyecek miyim?
Eyvallah.
Yenge hanım hoş gelmişsiniz.
Hoş bulduk, hayırlı olsun.
Allah mesut etsin.
Sağ olun.
Hoş bulduk.
Ağam hoş geldiniz.
İbrahim.
Hele çabuk gel.
Miran ile yenge hanımı oturtun.
Dut Serhat ya rahatız biz otururuz.
Olur mu toprağım ne demek.
Sağ olun.
Evleniyorsun ha?
Aynen.
Kalkalım istersen.
Ayıp olur arkadaşına.
Yok canım ne ayıbı olsun geldik göründük işte.
Ben Gül'ü alayım gidelim.
Miran.
Bir reyhani oynamayacak mısın toprağının düğününde?
Herkes yenge hanım ile reyhani oynamanı konuşuyor.
Yenge hanım haydi kırmayın bizi.
İbrahim.
Hele oradan bir reyhani çal Miran Ağa'm ile yenge hanıma.
[Ben seni çok sevdim.]
[Ben de seni.]
Zehra senin neyin var demeyecek misin bana?
Bak kaç defadır soruyorum.
Kaç defadır sen beni öteliyorsun.
Kurban olduğum.
Senin ne derdin var söyle beraber dermanını bulalım.
Hazar Bey.
Gebeyim ben.
Sen ne diyorsun?
Eminsin değil mi?
Testten yaptım.
Sen.
Sen buna mı üzülüyorsun?
Hiç buna üzülünür mü?
Yok.
Üzülmüyorum da.
Korkuyorum Hazar Bey.
İki evladımızı da koruyamadık.
Ya bunu da koruyamazsak biz.
Olur mu hiç öyle bir şey sakın tasalanma koruyacağız.
Elbette koruyacağız.
Onu da ablalarını da koruyacağız.
Sen sakın tasalanma.
Tamam bak hatalar ettik.
Boyun eğdik ama bir daha asla olmayacak Zehra.
Sen sakın korkma. Sakın korkma sen.
Şükürler olsun Zehra.
Sen bana öyle bir haber verdin ki.
Vallahi gücüme güç kattın Zehra.
Ben her şeyi düzelteceğim.
Sana söz veriyorum.
Hepimiz iyi olacağız.
Sen sakın merak etme.
Sen sadece iyi ol, güçlü ol.
Şükürler olsun.
Erkek evlat özlemin vardı ya.
İnşallah bu sefer sana.
Deme deme.
Allah sağlıklısını versin.
Ne olursa olsun.
Şimdi neler olacak biliyorsun değil mi Hazar Bey.
Ne?
Handan onu kıskandım da gebe kaldım diye ağız dolusu laf edecek.
Dert ettiğin şeye bak Zehra.
Boşver sen onu.
Dinleme bile.
Allah bunu verdiyse.
Bir bildiği vardır.
Bizim hemen hastaneye gitmemiz lazım değil mi?
Sağlığı nasıl kaç aylık?
Allah mesut etsin tekrardan.
Yarin bir gün gelirsen haberim olsun tamam mı?
Ne demek başım gözüm üstüne.
Saymışsın gelmişsin.
Meclisimizi şenlendirmişsin.
Ziyadesiyle mutlu olun inşallah.
Toprağım arayı fazla açma.
Hafta sonları böyle boşluklarda çıkıp çıkıp gelin.
Yenge hanım ayaklarınıza sağlık.
Allah içinize sindirsin.
Sağ olun.
Allah tekrardan mesut etsin.
Amin.
Ben yatağı açayım.
Bir de uyumayacağım diyordu.
Bayıldı yorgunluktan.
Hem de nasıl.
Güzel Gül'üm benim.
Yıllar sonra gelen mutluluğum.
Bu akşam için çok teşekkürler.
Gül çok mutlu oldu.
Ben de çok mutlu oldum.
Bugün içinde.
Yarın konuşalım mı Reyyan?
Gül Hanım'ı uyandırmayalım şimdi.
İyi geceler.
İyi geceler.
(Telefon çalıyor.)
Abla.
Yok bir şey ablacım.
Anladım.
Hiç bir aksilik çıkmasın.
Sakın planın dışına taşmayın.
Tamam.
Kimdi o Miran niye aramışlar bu saatte?
Önemli bir şey değil ya.
İşle ilgili acil bir şey olmuş aramışlar.
Kusura bakma Gül Hanım.
Seni de uyandırmak zorunda kaldık.
Ama siz yatmamışsınız neden?
Yoksa beni uyutup gizli gizli lunaparka mı gidecektiniz?
Yok ablacım yatacağız biz de şimdi haydi.
O zaman yatın hadi siz yatmazsanız ben de yatmam.
Ama uyuman lazım hadi.
Ama sizin de uyumanız lazım büyükler deuyur.
Doğru söylüyor.
Hadi ben yatıyorum.
Ablan da diğer yanına yatsın.
Olur mu?
Olur.
Miran.
Ama eğer uyanırsanız hemen beni de uyandırın.
Tamam mı?
Tamam.
Hadi abla.
Miran.
Bana masal anlatır mısın?
Ben pek masal bilmem Gül Hanım.
Bildiğim bir tane var.
O da pek güzel sayılmaz.
Sen anlat gene de.
Ablam kötü olan yerlerini düzeltir.
Ablacım ben anlatayım ister misin?
Senin anlattıklarını zaten biliyorum.
Bir kere de Miran anlatsın.
Bir varmış bir yokmuş.
Zamanın birinde küçük bir çocuk yaşarmış.
Çocuk hep üzgün, yüzü gülmeyen bir çocukmuş.
Sevdiği biri varmış.
Ve de onu seven biri.
Bir ailesi bile yokmuş.
Çocuk o kadar yalnızmış ki,
Bazı günleri hiç konuşmadan geçirirmiş.
Annesi babası nerdeymiş peki?
Uzakta.
Çok uzakta.
Kardeşi bile yok muymuş?
Peki ablası?
Hiç kimsesi yokmuş bu çocuğun.
Ama istermiş.
Böyle senin gibi güzel,
Boncuk gözlü,
Altın saçlı bir kardeşi olsun.
Ama yokmuş.
Babaannesi varmış bir tek.
Babaannesi sever onu.
Sevmiş mi peki?
Sonra bu çocuk büyümüş.
Bir gün arabasıyla giderken.
Karşıdan atıyla gelen güzel mi güzel bir kıza denk gelmiş.
Aynı ablam ile Mavi gibi.
Kız o kadar güzelmiş ki.
Çocuk bir görüşte vurulmuş kıza.
Peki kız ne yapmış?
Terslemiş çocuğu.
Niye terslemiş?
Kız kötü kalpli biri miymiş?
Yok.
Kız dünyanın en iyi kalpli kızıymış.
Yüreği sevgi doluymuş.
Çocuk anlamamış.
Çünkü sevmek nedir bilmezmiş.
Sonra öğrenmiş mi?
Öğrenmiş.
Kız öğretmiş ona.
Çocuk kızı o kadar çok sevmiş ki.
Bütün dünyası o olmuş.
Peki kız da onu sevmiş mi?
Sevmiş.
Çocuk kızı çok mutlu etmek istemiş.
Birlikte bir aile kuralım, ömür boyu mutlu yaşayalım demiş.
Kurmuşlar mı?
Kurmuşlar.
Ama ikisini bir türlü rahat bırakmamışlar.
Geçmişin izleri adım adım peşlerinden gelmiş.
Çocuk sevdiği kıza demiş ki,
Eğer elimi tutarsan,
Yanımda olursan,
Bütün zorluklarla başedebilirim.
Hem seni hem kendimi bütün kötülüklerden koruyabilirim.
Yeter ki elimi tut.
Ve ne olursa olsun sakın bırakma.
Yaşadığı bütün acılara rağmen kız tutmuş o eli.
Çünkü inanmış çocuğa.
Onun gözlerinde kendini görmüş.
Bütün kötülüklerin birer birer kaybolduğunu.
Geriye sadece iyi şeylerin kaldığını görmüş.
Zamanla her şeyi geride bırakıp,
Mucizelere inanmakta haklı olduğunu göreceğini,
Söz vermişler birbirlerine.
[Miran'ın aklına kazıdığım o masalı baştan yazabileceğini sanıyorsun.]
[Ama yanılıyorsun Reyyan.]
Madem bunca yıldır yapmaya çalıştığımı yıkmaya çalışıyorsun,
O zaman ben de daha büyük oynarım.
Öyle büyük oynarım ki,
Yuvarladığım kayanın altında hepiniz ezilirsiniz.
Sen de şunu bil Azat Şadoğlu.
Canımızı alamadınız.
Karımı da benden alamayacaksınız.
Hayat harcamak neymiş şimdi görün siz.
(Telefon çalıyor.)
Baba.
Azat nerdesin oğlum sen?
Saat kaç oldu dön gel.
Nereye?
Nereye olacak eve oğlum.
Ev mi?
Bizim evimiz yok baba.
Bizim sadece içinde uyuduğumuz yer var.
Azat. Alo.
İnsanın içinde huzurla uyuduğu, kendini güvende hissettiği yerdir ev.
[Orada insanlar gülümserler.]
[Başlarını yastıklara koydular mı güzel rüyalar görürler.]
[Evi ev yapan şey insanlarıdır.]
[Üzülseler de yorulsalar da korksalar da hep bir arada kalmanın yollarını ararlar.]
[Ama bazı evlerde hep nefret vardır.]
[Öyle bir nefret ki yakıp yıkar, acıtır.]
[Bir ev ne kadar kalabalık olursa olsun içinde yaşarken yalnızsındır hep.]
[Tutunacak bir dal ararsın umutsuzca.]
[Ama bulmak öyle zordur ki.]
[Bazılarının da evi yoktur.]
[Bin evi olsa da ev diyeceği bir yeri yoktur.]
[Kaybettiklerine acıyarak geçirirler koca bir ömrü.]
Ayşe'm.
Hangi dalı sürgünde yürüdün küllerini?
Hangisindesin Ayşe'm?
[Bazıları ise nefretle örer evinin duvarlarını.]
[Öyle bir nefret ki önüne gelen hayatı harcar.]
[Yok eder. Üstelik pişmanlık da yoktur evinin duvarlarında.]
[Affedilmek için edilen dualara da şahit olmaz o duvarlar.]
[Sadece eskimiş ama büyümüş acılar.]
Ben nereye geleyim baba?
Benim evim Reyyan'dı.
Ben evsiz kaldım ayazda.
Şimdi ben nereye geleyim?
Benim burdan gitmem lazım.
Hem de çok uzaklara gitmem lazım.
[Benim de bir yerlerde huzurla uyuyup mutlu rüyalar göreceğim bir yer vardır.]
[Hatta belki de çok yakınımdadır.]
Uyanın bakalım uykucular.
Günaydın.
Günaydın.
Günaydın. Ben dün gece uyumuşum masalın sonu nasıl bitmişti?
Yaşayıp göreceğiz.
Nasıl yani?
Yani her gün biraz daha öğreneceğiz masalın devamını.
Hadi kalkalım acıkmadın mı sen?
Hem de nasıl.
Hadi bakalım gel.
Mutfağa inelim Esma anne bize neler hazırlamış.
Yaşasın! Hadi gidelim.
Siz inin ben bir üstümü değiştirip öyle geleyim.
Tamam.
Gel ayakkabıları giyelim.
Hadi.
Hadi.
Geç.
Çocuklarla ilgilenirken telefona bakmamalısın Miran'cığım.
Gerçi ben büyüdüm artık.
Tamam peki kapatıyorum hemen.
Esma anne.
Gül Hanım'a şöyle güzel bir kahvaltı hazırlayabilecek misin?
Hazırlarım tabii.
Ben de üstümü değiştirip geliyorum tamam mı?
Gel bakalım.
Gül Hanım'ın reçeli var mı?
Olmaz mı. Hadi bakalım.
Hazar'lar kalkmadı mı daha?
Kalktılar ağam.
Zehra Hanım'ı hastaneye götürdü.
Hayırdır.
Hazar giderken bir şey dedi mi?
Yok demedi Ağam.
Sağ ol Nigar anne.
Ben odama çıkıyorum.
Hazar dönünce bana haber edin.
Baba.
Baba.
Bu avukatın arabası değil mi?
Hayırdır inşallah.
Buraya çıkıp gelecek kadar ne var?
Hayırdır avukat?
Seni buraya getiren nedir?
Nasuh Bey böyle bir haberi telefonla veremezdim.
Buyurun.
Baba nedir bu?
Şadoğlu konağının tapusu.
Gerçekten aldık mı?
Hayırlı olsun ahret.
Konağı mı aldık?
Herkes kalksın konağı aldık konağı.
Evimize geri mi döneceğiz?
Allah'ıma şükürler olsun.
Konağa mıdönüyoruz?
Gel buraya.
Bana bakın.
Bu haberi kimse Hazar'a bildirmeyecek.
Ben anlatacağım anladınız mı?
Hadi Melike bir şeyler hazırlayalım şerefine hadi.
Kalkmadılar mı daha?
Bilmiyorum.
Görmedim.
Bir eksikleri çocuktu.
Onun da yapılmışını aldılar rahatladılar.
Ah Azize Hanım ah sen bu hallere düşecek kadın mıydın?
Sultan.
(Telefon çalıyor.)
Torunlarını merak edip aradıysan Nasuh.
Babaanne ne oldu?
Ne dedi o adam?
Babaanne.
Mahmut.
Buyurun Hanım'ım.
Arabayı hazırla.
Emredersiniz.
Babaanne ne oldu söylesene.
Babaanne nereye gideceksin?
Kimseye bir zarar vermeyeceksin değil mi?
Tebrikler Azize Hanım.
Kim bilir başımıza bu sefer ne geldi?
Evet.
Karnımızı doyurduğumuza göre gidebiliriz eve değil mi küçük hanım?
Biraz daha lütfen.
Ama ablacım annemle babam çok özlemiştir seni.
Sonra yine gelirsin.
Ben eve gitmek istemiyorum ama.
Annemle babamı buraya çağırsak hep beraber yaşasak olmaz mı abla?
Ha Miran'cığım?
Hadi bakalım. Hem Melike bekler seni kimle oynayacak Melike?
Hadi.
Eline sağlık Esma anne.
Eline sağlık Esma anne.
Evet.
Azize Hanım söylemiş.
Reyyan Azat'ın hayatını kurtarmak için geldi demiş.
Miran ne demiş inanmış mı?
Yok yok.
İnanmadı.
Vallahi bu sabah el ele göz gözelerdi.
Oh maşallah maşallah.
Reyyan'ın keyfi yerinde demek.
Nasıl olmasın acaba?
Konağın hanımı oldu.
[Miran Ağam bir dediğini iki etmiyor vallahi.]
Gezmek diyor gezmelerdeler.
Kardeşim diyor kardeşi geliyor.
Hizmetçim diyor hizmetçisi geliyor.
O ne demek hizmetçi mi tuttular Reyyan'a?
Yok mu hani sizin şu kız. Melike midir nedir?
[O buradaydı.]
[Kıyamet koptu kıyamet.]
Aslanbey'ler istemedi tabii.
Şadoğlu hizmetçisinin bizim konakta işi olamaz deyip kolundan tuttukları gibi fırlattılar kapıya.
Reyyan Hanım yıktı geçirdi ortalığı.
Arkadaşı mıymış neymiş.
Tabii o sırada Miran Ağa'm beyim geldi.
Olaya el koydu tabii.
Benim haberim vardı deyip herkesi susturdu.
Bak sen Melike'ye bak. Karda yürür izini belli etmezlerden çıktı sinsi.
Vallahi hanımın o kızın gözü göz değil.
Farkettiysen böyle fettan fettan bakıyor gözleri.
[Ben sana bir şey diyeyim mi?]
O kız bunların casusu.
Anlaşılmasın diye yalandan da karşı çıktılar gelmesine.
İyi tamam sen gözünü dört aç beni de habersiz bırakma tamam mı?
Tamam hanımım.
Handan.
Gülüm biz konağı geri aldık senin suratın beş karış ne oldu?
Kendi kendimize kendi koynumuzda yılan beslemişiz de haberimiz yokmuş.
Melike hain çıktı.
Bizim Melike.
Evet eski bizim Melike yeni Aslanbey Melike.
Reyyan'ın yanına gitmiş.
Kesin buradan Aslanbey'lere laf taşıyor o.
Ama ben şimdi gidip ona ekmek yediği haneye hıyanet etmek ne demekmiş öğreteceğim.
Kendini bulsun kapının önünde de görsün gününü.
Dur bakalım Handan dur dur.
Öyle kendi başına karar alma hemen.
Sen bunun hainliğinden eminsen suçüstü yapacağız.
Hem de babam yanımızdayken yapacağız ki o da görsün bu aile için didinen kim.
Kim hainleri bulup çıkartıyor.
Anladın mı?
Doğru söylüyorsun Cihan.
Hazır haini yakaladık bari bir işe yarasın.
Yani.
Ben de diyorum bu Melike niye Reyyan'ın dibinden ayrılmıyor hiç.
Meğer arkadaş tutma bahanesiyle Aslanbey'lere yanaşıyormuş kıvırcık marul.
Ah Reyyan ah.
Bitmedi şu aileye verdiğin zarar.
Cihan'ım
Sen de ne yap ne et biran evvel bu Azat başına daha fazla işler açmadan bu Elif işini hallet.
Handan.
Ne oldu da birden fikrin değişti böyle?
Vallahi enine boyuna düşündüm Cihan'ım sen ne dersen doğru dersin.
Ne yapacaksak biran evvel yapalım.
Alo anne.
Biz getiriyoruz Gül'ü.
Gülistanlıkta buluşalım mı yine?
Tamam kızım.
Siz gülistana geçin biz de babanla hastaneden dönüyoruz yetişiriz size.
Anne ne hastanesi.
Ne oldu bir şey mi oldu niye gittiniz hastaneye?
Yok annem meraklanma sen.
Hani Gül'ün raporu vardı ya onun günü geçiyordu halledelim dedik.
Oh iyi.
İyi tamam geldiğimizde görüşürüz o zaman.
Bir şey yokmuş.
Miran.
Sen tekerleme biliyor musun?
Yok bilmiyorum.
Ben biliyorum.
Şimdi ben söyleyeceğim sen tekrar edeceksin.
Eğer bilemezsen ben bir sen sıfır.
Tamam anlaştık.
Kartal daldan sak ka dur dur dur.
Bu sefer yapacağım.
Kartal dal.
Of olmadı.
Kartal kalkar dal sarkar, dal sarkar kartal kalkar.
Ne oldu peki şimdi kim bir kim sıfır?
Sen birsin.
Kaybettin olsun bir daha dene.
Kartal kalkar dal sarkar.
Nasıl Şadoğlu?
Senin benim konağımda ne işin var?
Burası senin değil.
Burası benim baba ocağım.
Dedemin.
Onun da dedesinin, onun da dedesinin dedesinin yurdu.
Burayı elimden alabileceğini mi sandın?
Senin mi olacak sandın?
Ben burayı zaten senden aldım Nasuh.
Senin yaşlılıktan kafan karıştı herhalde.
Şimdi ben attırmadan çık git burdan.
Sen mi beni attıracaksın?
Yoksa ben mi seni polise teslim edeyim?
Senin öyle bir gücün var mı Nasuh?
Var.
İşte bu.
Konağı nasıl hileyle aldığının ispatı.
Ama korkma.
Ben seni mapusa tıktırmayacağım.
Dışarıda kalıp elin böğründe seyredeceksin eve nasıl döndüğümü.
Yaşayacağın haseti görmek daha çok işime gelir.
Yalnız gitmeden bunu sana vereyim.
Evde okur okur ağlarsın.
Korkma.
Aslı değil kopyası.
Şimdi defol git evimden.
Ben senin kendini yamadığın Hamit Aslanbey'in oğluna benzemem.
Onun soyunu bozmuşsun.
Ama benim evimi bozamayacaksın.
Gel bakalım.
Gelmemişler daha.
Biliyor musun Miran Yusuf dedem çiçeklerle konuşunca cevap verirler dedi.
Hadi gel biz de konuşalım.
Hadi gel bakalım.
Böyle mi gidiyoruz?
Tamam dur.
O zamanın tanıkları yok ki.
Yusuf amca.
Hoş geldin hoş geldin.
Hoş bulduk.
Nasılsın?
Sağ ol iyiyim kızım sağ ol. Şöyle yürüyüşe çıktım.
Çiftlikteki işler bitince hep böyle çıkar yürürüm.
İyi etmişsin.
Epeydir bu çiftliktesin değil mi?
Dedemle çalışıyorsun uzun süredir.
Altmış yılı geçti.
Dedeni tanıdığım zaman ikimiz de daha çocuktuk.
Deden de çocuk oldu tabii bir zamanlar canım.
Şu dağda bayırda amma koştuk onunla.
Onunla birlikte az mı koyunları güttük?
O zaman da böyle miydi?
Değildi.
Çok merhametli biriydi senin deden.
Bir keresinde.
Koyunlardan birisi ikiz doğurmuştu.
Yavrulardan biri ölünce ikimiz de oturup hüngür hüngür ağlamıştık.
İşte böyle yufka yürekli biriydi senin deden.
Peki sonra ne oldu da?
Sonra ne oldu da böyle katı böyle öfkeli mi oldu?
Eskiden yaz olunca konak kapanır Şadoğul'ları çiftliğe göçer yazı burada geçirirlerdi.
Biz de yazın gelmesini iple çekerdik ahretimle.
Sonra da bir araya gelince, bak işte şunlar gibi koşturur dururduk sağda solda.
Bir yaz çok büyük bir yangın çıktı burada.
Delikanlılık çağımızdı.
Kulübeden kimse sağ çıkamadı.
Dört kişiyi kaybettik çalışanlardan.
İşte o yangından sonra Nasuh çok değişti.
İçine kapandı iyice.
Uzun zaman kimseyle konuşmadı.
Ama niye?
O mu sebep oldu yangına?
O yüzden mi böyle oldu kendini suçladığı için mi?
İyi Yusuf amca oldu.
Kolay gelsin sana görüşürüz.
Sağ ol kızım.
İyisin değil mi?
Hadi bakalım.
Baba.
Çiçeğim koşma koşma.
Koşma. Ben seni nasıl özledim oh mis bak annesi.
(Telefon çalıyor.)
Söyle Fırat.
Aga hemen gelmen lazım.
Ne oldu hayırdır?
Büyük anne de geldi.
Neredeysen ne yapıyorsan bırak çık hemen gel Miran.
Peki evden başka ne gitmiş elimizden?
Şadoğul'larından aldığımız ne varsa.
Her şey.
Sözleşmeler, anlaşmalar, senetler her şey.
Peki bütün bunlar olurken siz nasıl farkına varmadınız Fırat?
Siz bu adamı işe alırken sorup soruşturmadınız mı?
Bu nasıl oluyor?
Nasıl oluyor bana cevap ver.
Sonunda gelebildin.
Aile saadetin bittiyse gel de düşmanına kapılıp işbirliği yapınca ne olduğunu gör.
Fırat ne oluyor?
Daha ne olup bittiğinin farkında değil.
Şadoğul'larına ait bütün evraklar çalınmış.
Şadoğlu konağı hariç.
Ben buraya Şadoğlu konağından geliyorum.
Nasıl konağı geri aldığını yüzüme vurmak için çağırmış beni.
Hadi sözleşmeleri anlaşmaları geçtim ben.
Bu konak nasıl oluyor da elimizden gidiyor?
Avukatlardan Mahir Tekinoğlu kayıp.
En son dün gece geç saatlerde ofise uğramış.
Ondan sonra ortalıktan kaybolmuş.
Şadoğul'ları ile yapılan anlaşmaların asılları, noter onayları, sözleşmeler, hepsi gitmiş.
Bir el konak hariç ne varsa onlara vermiş.
Konağı da kendileri geri almayı başarmışlar.
O zaman oynuyorlar.
Bilmiyormuş gibi yapıyorlar.
Nasıl olmuş bu işler?
Hepsini bu kaçan avukat mı yapmış yani?
İşte ben de sana onu sorarım Miran.
Şadoğlu bizim içimize casus mu sokmuş yoksa bunları da Hazar'ın uydurduğu düşman mı yapmış?
Babaanne sus.
Ben sussam ne olacak?
Gerçekler değişir mi?
Senin gözlerine inen perde kalkmadıkça bizim sadece malımız değil canımız da gider.
Babaane.
Yazıklar olsun.
Seni neye yetiştirdim sen gidip düşmana yoldaşlık yapıyorsun.
Bir de karşıma geçmiş bana sus diyorsun.
İyi susayım o zaman.
Buyur gel sen çöz bu işi.
Fırat o adam bulunacak.
Dünyanın öbür ucuna gitse o haini bulup sağ salim getireceksin bana.
Alo.
Seni aradım diye kendini nimetten sayma sakın.
Görüşmemiz şart oldu.
Bu telefonu kapatırsan neler olabileceğini bilmiyorsun.
Senin yerinde olsam beni dinler ne diyorsam onu yaparım.
Hatırla.
Senin bende bir emanetin var.
Kendi ellerinle benim avluma bıraktığın bir emanet.
Onun sonsuza kadar bende kalmasını istiyorsan sesini keseceksin ne diyorsam onu yapacaksın.
Şimdi olduğun yerde kal geliyorum.
Ben hepinizin nerede ne yaptığını daima bilirim.
Ya benim dediğimi yapıyorsunuzdur ya da bir şeyi yapmayın diye sizi orada ben tutuyorumdur.
Gördün mü?
Çok bekletmedim seni Azat Şadoğlu.
Ne istiyorsun?
Ben değil.
Asıl sen benden bir şey istiyorsun.
Geleceğini.
Demek ki neymiş?
Konak basıp racon kesip silahımızı oraya buraya atmıyormuşuz .
Bekle dedin bekledim.
Şimdi ne diyeceksen de.
Bir daha o uğursuz sıfatını görmek zorunda bırakma beni.
Ben de onu diyorum işte.
Şimdi kulağını aç beni iyi dinle.
Üzerinde parmak izin olan silah malum benim elimde.
Ben o silahı alsam Reyyan'ı vursam suçu da senin üstüne atsam ne olur hiç düşündün mü?
Ben düşündüm.
Zannederler ki Azat aşkına karşılık vermeyen amca kızını öldürdü.
Seni mapushaneye atarlar Reyyan'ı toprağa gömerler.
Bir iki gün öyle konuşurlar.
Sen mapusta çürürken Reyyan da toprak altında çürür.
Reyyan'ın saçının teline dokunursan seni öldürürüm.
Beni öldüreceksin öyle mi?
Öldür o zaman.
Beni öldürmek marifet değil ki.
Sen asıl Reyyan'ı nasıl sağ tutacaksın?
Yapamazsın.
Deneyelim o zaman.
Sen beni vur Reyyan'ın peşindeki adamım da senin silahınla Reyyan'ı vursun.
Bu işte beni öldürmekten başka bir çıkarın yok gibi görünüyor.
Reyyan da ölecek tabii.
Aferin.
Demek Şadoğul'ları içinde akıllı olan da varmış.
Ne istiyorsun benden?
Buradan gideceksin.
Bundan sonra ben ne diyorsam onu yapacaksın.
Reyyan'ın yaşamasını istiyorsan sessiz kalıp ben ne diyorsam tek tek yapacaksın.
Hatta gözünün içine bakıp yalan bile söylüyorsam doğru söylüyorsun diyeceksin.
Azize Aslanbey sen doğruyu söylüyorsun diye yemin bile edeceksin.
Yapmazsan ne olacağını anlattım.
Şimdi anlattıklarım olmasın diye ne yapman gerektiğini anlatacağım hızlı hızlı çünkü vakit yok.
Hazar.
Baba ne oldu?
Hayırdır?
Ne bu?
Baba bu.
Evin tapusu mu?
Cihan bak babam evin tapusunu almış.
Baba ya.
Bana böyle sarılmadın be babam.
Aldık oğlum aldık.
Hay Allah nasıl ettin sen bunu?
Gül'üm çok sevinecek baba.
Sen nasıl etin bunu?
Gel çardakta anlatayım sana.
Var mı avukattan haber?
O adamı artık bulamayacağımızı sen de biliyorsun Miran.
Şadoğul'ları bu defa çok fena faka bastırdı bizi.
Babaannenin onlardan aldığı ne varsa hepsini geri aldılar baksana.
Miran.
Biliyorum.
İnanmak zor.
Ama artık hiç kimseyi es geçemezsin aga.
Bak Fırat.
İkidir aynı şeyi söylüyorsun.
Söyleme.
Ben Reyyan suçlu demiyorum.
Kullanılmış olabilir diyorum.
İçimize bu haini sokanlar başka bir düşmanmış gibi Reyyan'ın eliyle bize not göndermiş olamazlar mı?
İkisi ayrı şeyler.
Düşmanın kim olduğu belli.
Sen Reyyan kullanıldı diyesiye git o avukatı bul.
Bak aga. Bütün tapular, değerli evraklar, senetler, anlaşmalar her şey gitmiş her şey.
Evraklar Şadoğul'ları lehine düzeltilmiş.
Anlaşmalardan feragat edilmiş.
Avukat yok ortalıkta.
Sen hala Şadoğul'ları yapmış demiyorsun.
Mİran.
Bu casusu Şadoğul'ları soktu içimize anla artık.
Fırat yeter.
Ben ne yaptığımı biliyorum.
Hatta yapmak zorunda kaldıklarımı bilsen şaşarsın.
Yeter.
Anlat o zaman Miran.
Niye bilmiyorum.
Büyük anne haklıymış aga.
Sen görmek istediğin şeyi görüp, inanmak istediğin şeye inanıyorsun.
Ben diyeceğimi dedim.
Yeter diyorsan da yetsin bakalım.
Tamam dediklerimi yap sen arkasını elleme.
Yaparım yapmasına da Azize Hanım.
Ağabeyimin telefonu onu unuttun galiba.
Unutmadım. Gülistanlığa çık sana Azat'ın telefonunu getirecekler.
Manyak bu karı ya.
Ee Azize Hanım.
Benden isteklerin artıyor.
Bunu da defterime yazıyorum.
Ama sırf şu oyunu kuracağım diye çektiğim eziyetin karşılığı da büyük olacak bilesin.
Nolur yardım et.
Ağabeyim her şeyi geride bırakıp gitmiş.
Sinirlerim bozuldu.
Yaren.
Sakin ol.
Sakin.
(Telefon çalıyor.)
Ne var Yaren?
Reyyan.
Reyyan ağabeyim.
Ne olur telefonu kapatma Azat ağabeyim.
Azat ağabeyim ne?
Burası artık onun evi değilmiş burada kalamazmış.
Telefonları kredi kartlarını her şeyini geride bırakıp gitmiş.
[Uçak bileti mesajı atmış]
[Sanırım şu an havaalanında.]
Babamlar duyarsa canına okurlar.
Duymazlarsa da kim bilir ağabeyim nereye gidecek?
Reyyan ne olur yardım et.
Senden başkası ağabeyimi durduramaz ne olur.
(Telefon çalıyor.)
[Reyyan ister inan ister inanma.]
Ama ağabeyime yardım etmelisin.
Ağabeyim her şeyi geride bırakmış.
Babamlar duymadan döndür onu kararından lütfen.
Hava da bugün pek güzel.
Sen.
Her şeyi sen yaptın.
En büyük oyunu sen kurdun.
Senden başka oyun kuran kimseyi tanımadım ben Azize Hanım.
Ama yaptığın oyunlar bir gün ayağına dolanacak.
Göreceksin.
Göreceğiz Reyyan Hanım.
Göreceğiz.
(Telefon çalıyor.)
Efendim babaanne.
Seni aşağıda bekliyorum Miran.
Beni mi?
Hayırdır?
Seninle bir yere gideceğiz.
Oyalanma acele et bekliyorum.
Evet.
Seni dinliyorum babaanne.
Sana bu notun arkasında Şadoğul'ları var dedim bana inanmadın.
Reyyan seninle Azat'ın hayatı için evlendi dedim bana inanmadın.
Şadoğul'ları kızlarının seninle evli kalmasına göz yumdular çünkü Reyyan intikam almak için...
...geldi dedim bana yine inanmaadın.
Değil mi torunum?
Sana yeni düşman icat edip senin kafanı bulandırıyorlar dedim sen ne yaptın?
Benimle restleştin.
Neden söylüyorsun bana bunları?
Bana karşı durduğun ne varsa hepsini, hakikati gösterme zamanı geldi de ondan söylüyorum.
Sür Mahmut.
Nereye gidiyoruz babaanne? Ne göstereceksin bana?
Gidince göreceksin torunum.
Hazırlıklı ol gördüklerin hoşuna gitmeyecek.
Buna mecbur kalmak istemezdim.
Ama bana başka çare bırakmadın.
Azat ağabey.
Reyyan.
Azat ağabey nereye gidiyorsun?
Ne işin var senin burada?
Nerden duydun?
Doğru değil mi?
Azat ağabey binme o uçağa.
Bak burası senin evin nasıl bırakıp gidersin evini?
Mecburum Reyyan.
Mecbur olmasam gitmem ama mecburum.
Benim yüzümden mi?
Ben miyim sebep?
Alakası yok seninle.
Yalan söylüyorsun.
Benim yüzümden ama yapma Azat ağabey.
Ne olur Allah aşkına.
Bak annenle babanın hali ne olur sonra?
Ya ben?
Benim yüzümden anneni babanı evini terk ettiğini bilirsem nasıl devam ederim hayatıma?
Anlamıyorsun Reyyan yapamam.
Bak bir gün sen de birini seveceksin.
Çok mutlu olacaksın.
Ne olur benim sırtıma vurma bu yükü.
En doğrusu bu Reyyan.
Kalamam ben.
Tamam hadi sen de dön evine hadi.
Gitmene izin veremem.
Anla artık Reyyan anla kalamam.
Kalabilecek olsam kalırım ama kalamam.
Seninle de alakası yok.
Kendim istedim tamam mı kendim karar verdim.
Hadi dön sen de artık evine.
Azat ağabey.
Allah aşkına bak birazcık hatırım varsa gitme ne olursun.
Al.
Kendi gözlerinle gör.
Bizim başka düşmanımız yok.
Bu kız sana sevdasından değil.
Azat için ailesinin kayıplarını almak için intikam için döndü.
Şimdi çık dışarı.
Geç karşılarına gözlerinin içine baka baka anlatacakları yalanları dinle.
Reyyan.
Miran.
Miran geldim ama bak ne olursun.
Boşuna yalanları uydurma.
Miran da ben de gerçeği biliyoruz.
Sakın.
Sakın Reyyan'ı bir şey için suçlamaya kalkma.
Niye?
Yaptığın namussuzluğu herkes duyar diye mi korkuyorsun?
Evli kadını kaçırmaya kalkmadın mı?
Daha önce beceremediğin işi şimdi becermeye kalktın ha?
Yeter babaanne.
Miran.
Yeter.
Ne oluyor?
Miran. Miran Allah aşkına ne olur bak.
Bu üzerinde parmak izin olan,
Eğer şehri terk edip gitmezsen içinden çıkan kurşunla Reyyan'ın vurulacağı,
Ve suçu üzerine atılacağı silah.
Konağa geldiğin gün yere atıp gittiğin silah.
Bu da Şadoğlu'na casusluk yaptığını söylediğin sözde kaçmış avukat.
Reyyan uçak biletini ver.
Uçak bileti mi?
Çantanda.
Bu da Azat'ı binmeye zorladığın uçaktan Reyyan'ın adına aldırdığın bilet.
Miran.
Yeter.
Yeter babaanne.
Artık bitti.
Her şey bitti.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.