Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
-(Oğlan) Anne, şarjım nerede? -(Kadın) Çocuklar...
...formalarınızı giydiniz mi? Zeynep, çantayı ne yaptın?
-Bak ya! -(Oğlan) Aha şarj aletim!
(Kadın) Kıvanç, ne olur, lütfen! Yeter, bağırmayın!
-(Kıvanç) Ya dur! -Çocuklar, ne yapıyorsunuz?
Bak ya! Zeynep, hadi kahvaltıya gelin.
Kıvanç, hadi gelin.
(Kıvanç) Anne ya!
(Kadın) Ünal!
Telefonu niye açmıyorsun? Çocuk ateşlendi. Dünyadan haberin yok.
Yaa, tabii tabii! Hepinizin şarjı bitti ya!
Dün gece yüz kere seni aradım. Allah senin belanı versin, emi!
Gel kızım. Sus be, sus! Yeter artık ya!
-Nedir bu adamdan çektiğim! -Ne oldu? Ablam gene niye ağlıyor?
Tuğrul nafakayı gene yatırmamış. Onun kavgası.
(Kadın) Bıktım artık ben şu hayattan ya!
Sende var mı? Bugün pazara gideyim.
Anne, bende nereden para olsun Allah aşkına?
Bir yol parası var işte.
(Sessizlik)
Günaydın Niyazi kardeş.
Bugün eve bakmaya birileri gelecek. Bayağı da niyetli.
Biliyorsun, ev sahibi yanını satarsak hemen çıkacak diyor.
Alo?
Abi, bizim bu para ne zaman yatacak?
-Neredeyse adamın cenazesi kalkacak. -(Erkek ses) Arama oğlum. Manyak mısın?
Abi, çok darlandım. Sen de durumları biliyorsun zaten.
Tefeci Battal'ın adamı da 7/24 peşimde anasını satayım!
(Erkek ses) Ben kurcalayacağım, tamam. Biraz daha bekle.
Para yeterse evin ışığı yanar. Her zamanki gibi gider alırsın.
Tamam, anasını satayım!
(Gerilim müziği)
(Geçiş sesi)
Hadi gel.
Bırak!
-(Engin) Yürü! -(Ceylin) Gitmeyeceğim!
(Gerilim müziği)
Ah!
Kalk dedim! Kalk!
(Gerilim müziği)
Ah!
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Sessizlik)
(Kapı açıldı)
Simitçiyi buldun mu? (Kapı kapandı)
Ceylin.
Anne.
Kızım, niye evinde kalmıyorsun sıcak sıcak?
Burada ofis köşelerinde bir başına.
Dün işim uzayınca baktım, saat geç olmuş. Ben dedim ki o zaman...
...burada uyuyayım. Sızıp kalmışım öyle.
Bir de ilk defa gelmiyorum ki. Ben burada bin kere kaldım, anne.
(Kapı açıldı)
-Simitler el yakıyor. Fırından yeni çıktı. -Ilgaz geldi.
Annem burada.
Günaydın.
Baban mektup yollamış.
Beraber emniyete gidelim de boşa aramasınlar diye geldim.
Ne mektubu? Nerede?
Yaktım gitti.
Yakmış ya! Mektubu yakmış! Baksana, kala kala bu kalmış!
Tamam, olan oldu artık. Hadi gel şöyle.
Tamam, ağlama artık.
Evet, anne. Dedem iyiymiş işte, ne güzel. Öyle düşün.
Biz de bir okusaydık, bir koklasaydık.
Onun kocasıysa bizim de babamız yani. Bizden bahsetmiş mi diyorum, yok diyor.
Yakmış sormadan etmeden.
Tamam, hadi artık iç şunu. Biraz sakinleş, ver. Hadi.
Ağlama artık ya!
Ya Aylin...
...kendini kahrettin. Yeter artık. Olan olmuş ya!
Olan hep oluyor zaten! Ben sadece seyrediyorum.
Aylin'i duyan da yok, gören de yok. Anne nereye gidiyorsun diyorum...
...buna bile cevap vermiyor.
Baban iyiymiş. En azından öyle düşün. Adam mektup yollamış.
Evet, annem. Hadi geç, şöyle bir otur. Sana bir kahve yapayım.
Ne kahvesi ya!
Hem sen ne sallanıyorsun hâlâ? Senin okulun yok mu?
Bana laf yetiştireceğine git üstünü değiştir.
Kız bir şey demedi. Sen iyi ol diye öyle söylüyor. Laf yetiştirme falan yok.
-Niye saldırıyorsun ki kıza? -O kendi işine baksın.
Kaç gündür ilk ders boş ayaklarına sallanıyorsun. Gözümden kaçıyor sanma.
-Bak, bir de kapıyı çarpıyor! -Aylin, tamam ya!
Gözünü seveyim, yeter ya! Yapma böyle. Sakin.
Hem belli, annen de üzülüyor.
-Gelince de bir şey deme kadına. -İyi!
Kime ne söyleyeceğimi de ben senden öğreneyim!
(Aylin aşağı iniyor)
Niye yakıyorsun anne ya? Niye yakıyorsun?
Ben de bir okusaydım. Nereden biliyorsun babamdan geldiğini?
Batsın onun mektubu da haberi de!
Kızım, babanın yazısıydı. Babanın mektubu işte.
Cefakâr karım demiş. Bana öyle der ya.
-Tamam, öyle der de... -Şeyi de yazmış...
Ezogelin çorbayı yazmış. Anamdan daha güzel pişiriyorsun, der.
Biliyorsun, çorbayı sever. Şeyi yazmış sonra...
...çaya attığım ince limon dilimini. Kızım, kim bilecek bunları Allah aşkına?
-Baban işte. Babanın mektubu. -Mektubu kim getirdi peki?
Hangi şirketle gitmiş, nereye gitmiş, bir şey söylemedi mi?
Ya, işte... Bu adamla aynı gemidelermiş.
Şeydelermiş, uzak bir yerde. Haiti mi ne, öyle bir yerdelermiş işte.
Bu adam inmiş. Baban orada anlaşma bekliyormuş.
Sen de beni akıllı sanıyorsun ha! Akıl mı var bende!
Adam mektubu birdenbire uzatınca ben de kimsin, nesin diye sormadım.
Ne zaman gelir dedim. Bilmiyorum, uzun sürer, dedi.
Tamam.
Tamam, ben bugün gidip sorarım.
Niye ben bakmadan yakıyorsun ki mektubu?
Mektup yakılır mı bir de ya?
Evde olsaydın da mektubu sen alsaydın. Bir güzel saklardın Ceylin!
Ilgaz dün gece eve gelmedi abi. Haberin olsun.
Ne yapayım Makbule? Eve girip çıkarken imza attırayım koskoca adama?
Baba...
...abim istifa edip avukat mı oldu? -Ne?
Kim demiş? Yalandır. Ay, Allah korusun!
Hala bak, ortalık yıkılıyor. Millet yazmış işte.
"Karısını kurtarmak için mesleğini yaktı."
"Çömez avukat, eski savcı bakalım ne yapacak?"
"Katil karısını kurtarmak için istifa etti."
İstifa ettiğini biliyorum da bu avukatlık meselesi yeni herhâlde. Haberim yok.
İstifa mı etti? Aşk olsun abi! Niye bize demedin? Niye izin verdin?
Onu bana değil, yeğenine sor, Makbule.
Bir şey yapmak için kimsenin bana danıştığı yok. Anladın mı?
Aferin savcı torunuma. Gurur duyun yahu!
İftihar edin. Meslekmiş, havasıymış cıvasıymış!
Hepsini elinin tersiyle şöyle itti.
Basmış istifayı. Torunum en doğrusunu yapmış.
Tabii ya! En doğrusunu sen bilirsin çünkü!
Sevdiği için savaşan, gerekirse çamura basan bir evladın var.
Neye kızıyorsun oğlum?
Armut dibine düşmüş işte.
Ilgaz da babasına çekmiş, fena mı?
Bir şeye de karışmasan be!
Fikir üretmesen ya! Bir eksin kalsan!
Eksik kalalım bakalım.
Eksik kalalım.
Neyse.
Anne... Anne, böyle yapma. Tabii ki soracağım, sorgulayacağım.
Anne, ben seni üzmek ister miyim?
Üzüyorsun ama.
Bırak şimdi babandı, mektuptu! Ne oluyor bu ofiste Ceylin?
Bana onu bir de bakayım. Kızım, sana yakışıyor mu ya?
Öyle gerekiyordu, evlendim anne, dedin. Tamam, dedim.
Ayıp denen bir şey var ya!
Haa, bu adam benim kocam diyorsan elinden tutar, getirirsin...
...adabıyla elimi öper...
Elin adamına beni niye rezil ediyorsun? Beni niye utandırıyorsun ya?
Ben şimdi bu adama ne diyeceğim? Nasıl hitap edeceğim Ceylin?
Kaldım böyle!
Olmaz. Ceylin...
...bu iş böyle olmaz.
Kardeşi mi, babası mı, kimi kimsesi varsa toparlanın, eve gelin.
Sofraya oturun, dünürümüz olsunlar.
Yakışanı neyse o olsun kızım. Bu böyle olmaz.
Sonra herkes evini damını bilsin. Nerede ne halt ederseniz edin.
-Ama böyle olmaz! -Tamam anneciğim.
"Tamam anne!"
Baban burada olsaydı bunları yapabilir miydin acaba?
Senin bacaklarını kırardı.
Tabii, ben dış kapının mandalıyım. Ben neyim ki!
Babam burada yok, ben de böyle takılırım diyorsan o başka tabii.
Ne demek şimdi bu a... Anne!
Anne.
(Müzik)
(Kapı vuruldu)
Gel Rıdvan.
-Afiyet olsun, Sayın Savcı'm. -Sağ ol.
Bak, glütensiz açma. Olur mu deme, olur. Başsavcın bulur.
Sağlık mühim Rıdvancığım.
-Afiyet olsun. -Gel, beraber olsun.
Gemlik zeytini de vardı. Şuralarda bir yerde olacak ama...
Yok savcım, bu size anca yeter. Teşekkürler.
Olur mu canım, seni de düşündük. Al bakalım.
-Teşekkür ederim savcım. -Hadi afiyet olsun.
(Kapı kapandı)
Oh! (Kapı vuruldu)
-Savcım, müsait misiniz? -Değilim.
Kapımı han kapısına çevirdiniz! Zırt pırt içeri giriyorsunuz, Avukat Hanım!
Bakın, orada kalem var. Meramınızı ona anlatın...
...ondan sonra içeri alırız ya!
Sadece UYAP'a raporlar, ifadeler ne zaman yüklenecek diye soracaktım.
Yüklenince.
Yani Neva Hâkim'inkini de mi almayı bekliyorsunuz?
Çıkın.
-Yanlış bir şey mi söyledim savcım? -Avukat Hanım, çıkın.
Afiyet olsun.
İnsanda afiyet mi bıraktınız! (Bardağı masaya vurdu)
Rıdvan, git Neva Hâkim'e söyle. Savcım odasında bekliyor, de.
Bir dosyada tanık olarak bilginize başvurulacakmış, de.
Gelsin.
(Gerilim müziği)
-Eminsin yani? İkna oldu kesin? -Oldu, merak etme. Bitti o iş.
Oh! Cüneyt, teşekkür ederim. Gerçekten.
Yaptığın her şey için ne kadar minnettar olduğumu ben sana anlatamam.
Teşekküre gerek yok. Benim için zevkti.
Ben ne yapıyorsam istediğim için yapıyorum.
Peki o zaman.
Belki akşam görüşürüz.
Görüşürüz. Ben seni arayacağım.
-(Kadın) Hâkime Hanım. -Evet?
Bir yanlışlık oldu sanırım ama ben yine de size bir danışayım istedim.
Neyi Figen?
Pars Savcı sizi tanık olarak ifadeye çağırıyormuş.
Akşam bende mi kalsak diyorum.
Ne gerek var ki?
İlla ikametgâhı kesinleştirmeye gerek var mı?
Bir orada, bir burada takılırız öyle.
Ben kolay olur diye... Düzen iyidir sonuçta.
Nasıl bir düzen mesela?
Sonuçta burası iş yeri. Biz de şeyiz...
-Neyiz? -Şeyiz işte.
Neyiz işte?
-Ne gülüyorsun ya? -Feci kıvranıyorsun şu an.
-Ayrıca çok karışık, kabul et. -Evet, çok.
Mesela şu an nikâhı yok say, tamam?
Bir ilişkiye yelken açmış iki yetişkiniz. Aynı evde kalır mıydık?
Sanmıyorum.
-Hadi itiraf et. Hayır desene. -Hayır.
İşte bu. Bence de. Daha birbirimizi tanımamız gerek.
Tamam, ben senin evinde kaldım ama o zorunlu bir hâldi.
Misafir olarak kaldım. Bir de kalacak bir yerim yoktu.
Bu durumu şimdi içimde halledemiyorum.
-Ben de. -Hem sen de öyle diyemedin.
İnsanın ağzından bir anda çıkamıyor ki biz evliyiz demek.
Ben o virajı alamıyorum.
O yüzden de sorguluyorum tabii ki aynı evde yaşamak mantıklı mı diye.
Sürekli birbirimizi göreceğiz. Evet, ben kâğıt üstünde karınım ama...
...durum böyle değil ki. Biz daha yeni sevgili olduk.
O yüzden de kafam çok karışık.
Bunu söylemene sevindim, biliyor musun?
Benim de kafamda aynı sorular, aynı karmaşa.
Neyse ya, oluruna bırakalım. Su akar yolunu bulur.
Aynen. Hem sen annemi dert etme. Ben onu oyalayacak bir şeyler bulurum.
(Telefon çalıyor)
-Efendim? -(Erkek ses) Merhaba.
-Ilgaz Bey'le mi görüşüyorum? -Evet, buyurun?
(Erkek ses) Şahver Hanım'dan aldım numaranızı.
Uzun süredir devam eden bir davamız var. Bu konu hakkında...
...sizinle görüşmek istiyoruz. Avukatımız olmanız için.
Tabii, olur.
Çayını koydum, kahvaltısını hazırladım, çıktım. Merak etme, keyfi yerinde.
Sen böyle alışma yalnız.
Tuğçe'nin çiftesi çok fenadır. Onun sağı solu belli olmaz.
-O benim sorunum. -Hayır canım, benim sorunum o.
O işi geçeceksin artık. Ben sana başka bir şey soracağım.
Bu bütün gün böyle evde oturuyor muydu Allah'ını seversen?
Ben bunun kanına gireyim, bunu okula gene göndereceğim.
-Bak ya! -Ne o, komik mi?
Sen bir havalara girmişsin ama...
...tillahı gelse Tuğçe'yi ikna edemez. Ben sana söyleyeyim.
-Görürüz. -Tamam, sen yap...
...ben de seni alnından öpeyim.
Kızım, sen beni bayağı bayağı unutmuşsun. Ben aklıma neyi koydum da yapmadım?
Aklıma bir tane geliyor ama!
Sabah sabah bu ne neşe ya?
Tamam canım, öpüyorum o zaman seni. Sonra konuşuruz, tamam mı?
Hadi baybay.
Tuğçe'nin selamı var.
Teyzemin yanında biraz daha kalacağım diyor.
Aman iyi! Biraz da ablanın başını belaya soksun. Biz de kafamızı dinleyelim.
Çay koy da kahvaltı edelim. Saat kaç olmuş!
Günaydın canlar.
Günaydın komiserim.
-Börekçi babadan sıcak sıcak. -Günaydın.
Ben alayım komiserim.
Ee?
Bizim iş ne oldu? Kılın, tüyün sonucu çıktı mı?
Ben de size rapor hazırlıyordum komiserim.
Maalesef sistemde tanımlı bir DNA değil. Uyuşan biri yok.
Ulan bir işimiz de kolay olsun arkadaş ya!
-Hadi alayım ben o raporu. -(Göksu) Hemen.
Ee, üçüncü çekirdek olayı ne oldu? Arama devam ediyor mu?
Arama durduruldu komiserim. Çekirdeği bulamadık.
Bulacağız. Çekirdeği de çitleyeni de bulacağız.
Değil mi Göksu?
-Hadi kolay gelsin. Görüşürüz. -Görüşürüz komiserim.
-Her şeye atlamasan mı acaba? -Ne var ya? İşimi yapıyorum.
Yap tabii! Güzel...
...ama şefin olarak ben ne kadarına izin veriyorsam o kadarını yap.
Ben de bir çay alabilir miyim şefim?
(Gerilim müziği)
(Ceylin) Daha dün bir, bugün iki. Ne ballısın ya!
-Dedim ya, numaramı Şahver Hoca vermiş. -Ballısın işte.
Benim öyle göz bebeği olduğum hocalarım olmadı ki.
Sen de çalışsaydın.
Yalnız ben diplomamı dereceyle aldım.
Hocaların fark etmemiş demek ki.
Hem çalıştım hem okudum.
O yüzden derslere gidemedim.
Şaka şaka! Evet, çalıştım da hepsi beni bilirdi.
-Hocalarla itinayla takıştığımdan... -Neden hiç şaşırmadım acaba?
Çok komik!
Orada izin ver, sorulara ben cevap vereyim. Tamam?
Yani adam güvenmiş, Şahver Hoca'yı aramış.
Şimdi sen orada yanlış bir şey söylersin.
Demezsin de ilk iş heyecanı, tecrübesizlik.
Bir de iş hukuku meşakkatlidir. Sen şimdi çoğu şeyi unutmuşsundur.
Bir de cezacı olduğundan bana bırak, ben hallederim. Tamam?
-(Ilgaz) Bence sen gelme. -Aa! Aa!
Niye beklemiyorsun? Ne kızıyorsun ya?
-Benim arabamla gidelim. -Sebep?
Kullanmayı özledim.
Vay! Kaya Hukuk Bürosu!
Siz adliyenin altından girer üstünden çıkarsınız var ya!
Oğlum, benim ruhsatımı aldılar. Ilgaz yalnız.
Nasıl ya?
Hâlâ şaşırıyor musun?
-Sen uzatacak mısın böyle? -Bilmem.
-Gelişme var mı kardeşim? -Var da yokumsu.
Gariplik bende galiba çünkü etrafımda normali yok.
Eldivende bir de kıl bulundu. Erkek genotip ama sistemde yok.
Oha!
O zaman aradığımız, kadın değil.
Senin tanıdığın uzun saçlı bir erkek, daha doğrusu Engin'in olabilir mi?
Bilmiyorum ki. Düşüneyim de...
Yok, hayır. Çok saçma değil mi?
-Eldiven ilintili mi olay? -Eldivende Engin'in kanı var.
İşaret ve orta parmağından. Belli ki şah damarından kontrol etmiş...
...öldü mü, ölmedi mi diye. Bir de Engin'in boynunda tırnak izi var.
Onu ben yaptım elinden kurtulmaya çalışırken.
O da işte...
...bulaşmış.
Kim yaptı o zaman?
Bu hanımefendiye haber vereli ne kadar oldu?
Çok değil. 15 dakika falan oldu, savcım.
15 dakika? Goygoylama beni Rıdvan ya! Ne 15 dakikası! Kaç saat oldu!
Kalemine bir daha söyle, gelsin.
İki saattir bekliyoruz ya! (Kapı vuruldu)
-Evet. -Ne zahmet ettiniz ya, biz sizi beklerdik!
-İşim vardı. -Buyurun, oturun.
Tanık olarak bilginize başvuracağız. İfadenizi alacağız.
Hazır mısın Rıdvan?
Şimdi...
...Engin Tilmen cezaevinde zehirlendi, malumunuz.
Ondan sonra hastaneye sevk edildi.
-Kendisini o gün ziyaret etmişsiniz. -Evet, gittim.
Ne güzel! Ne sebeple?
Kendisi bana not gönderdi. Benimle görüşmek istediğini söyledi.
-Öyle mi? Peki, notu kim getirdi? -Vallahi bilmiyorum.
Odaya girdiğimde yerde buldum. Artık kim bıraktıysa...
...büyük ihtimalle kapının altından atıp gitmiş.
Ben de gayet insani bir merakla konuşmak için kendisini görmeye gittim...
...ama konuşamadım. Rahatsızlandı.
Peki. Ben de gayet insani bir merakla soruyorum. Ambulansa niçin bindiniz?
Müdahale mi edecektiniz?
Kalp masajı filan mı yapacaktınız?
Bildiğim kadarıyla sizin diplomanız sadece hukuk fakültesinden.
Ani bir karardı. Düşünmeden bindim.
Yolda belki benimle neden konuşmak istediğini öğrenirim diye düşündüm ama...
...maalesef kendisiyle konuşamadım.
Evet çünkü kendisi ölmek üzereydi.
-Sanıyorum bizim işimiz bitti. -Bitmedi Neva Hanım! Olay günü...
...cinayet saati saat yaklaşık olarak 15.00 ile 20.00 arasında neredeydiniz?
Onu da ifadeye alalım.
Ne münasebet!
Siz tanık olarak çağırdığınız kişilere bunu mu soruyorsunuz?
Bu alenen usulsüzlük Savcı Bey.
Hukuk dışına çıkmayalım lütfen. Şayet ben şüpheliysem...
...ona göre bir prosedür işletelim.
Neva Hanım, burada hâkim olarak bulunmuyorsunuz.
Sıradan bir vatandaş olarak buradasınız. Bir cinayet işlendi.
Maktulle temas eden herkes istisna olmaksızın...
...nerede olduğunu ispat eder veya edemez, gerçekler ona göre ortaya çıkar.
Yani kısacası ben sorumu sorarım, cevabımı da alırım.
Özel hayatımla ilgili bir durum vardı. Sizi ilgilendirmez.
Konuyla da alakası yok zaten.
Bu cevap bizi üzer yalnız, Neva. Rıdvan, yazma.
Dosyayı çıkmaza sokuyorsun, tamam mı? Akrabalık ilişkimiz var.
Şüphe uyandırırsan ben dosyayı başka savcıya devretmek zorunda kalırım.
O zaman da işin içine tam girmiş olursun. Sen karar ver.
Cevabını ver şimdi.
(Kapı vuruldu)
-Sayın Savcı'm... -Eren, gel dedim mi...
...birden içeri dalıyorsun ya!
-Çık! -Çok özür dilerim savcım. Çok önemliydi.
-Tamam. Bırak, çık. -Tamam, buyurun.
-Eren. -Sayın Savcı'm.
Ne bu?
-Çıkayım mı, kalayım mı? -Yahu söyle işte.
Tamam. Savcım...
...eldivende Engin Tilmen'in kanını bulduk.
Bir de bir kıl. Erkek genotip.
Bu demek oluyor ki aradığımız üçüncü şahıs kadın değilmiş.
Ama kayıtlı değil.
Tamam Eren, sen çıkabilirsin. Sağ ol. Sağ olasın.
İfade iptal Rıdvan.
Emir anlaşıldı savcım.
(Telefon çalıyor)
-Efendim Ece? -Seda Hanım...
...Cüneyt Bey'in görüştüğü kadını buldum. Yalnız sıkı durun.
Kadın, Hâkime Neva'ymış. Birkaç kez beraber görülmüşler. Kesin, net bilgi.
-Hatta Neva Hâkim duruşmada... -Tamam Ece. Aferin.
-Yavaş! -Pardon savcım.
Biraz dikkat edin canım! Önünüze bakın Avukat Hanım.
Ben bakıyorum da bu aralar hayat beni sürekli size çarpıyor.
Kimini de yerden yere. Dua edin de şansınız dönmesin.
İfadeyi ne zaman görebileceğiz? Hâkime Hanım'a ait olanı.
Yüklenince. Cevabını bildiğiniz sorular sormak da ne bileyim ya!
Biraz büyük çaresizlik.
Gıcık!
Yol boyunca kafamda sürekli tarıyorum.
İnsanın bir tane mi uzun saçlı erkek arkadaşı olmaz ya!
Kim yaptı acaba?
Belki de azmettirici farklıdır.
Azmettiriciyi tanıyor olmamız muhtemel.
Olabilir tabii. Belki bir tetikçi tuttu.
Lütfedip de bana vekâletinizi verirseniz artık...
...ben de dosyaya koyayım, savcıdan, emniyetten bilgi alabileyim, Ceylin Hanım.
Mecbur vereceğim galiba. Bir avukatım olmadığına göre...
...kaderimi ellerinize teslim edeceğim yani.
Sende o göz var mı ya!
Şurada Bayrak Mobilya Fabrikası.
Tamamdır.
(Müzik)
-Şerit mi değiştirsen artık? -Aa, ayıpsın.
(Müzik)
Hazır mısın Avukat Bey?
-Sen de uzatacaksın yani? -Bilmem.
Şile'ye gittiğinde...
...Engin’i görseydin, veda etseydin, ne hissederdin?
Nasıl yani?
Yani için bir nebze olsun daha rahat eder miydi mesela?
İyi ki gördüm oğlumu, der miydin?
Derdim tabii.
Yazık olmuş, keşke biraz daha bekleseydin.
Aramasaydım seni neredesin diye...
...sen de belki de telaş etmeyecektin, görecektin Engin'i.
Ah be Laçin, keşke takmasaydın beni, bekleyip görseydin oğlunu.
Olmadı işte, beklemedim.
Kim bilir belki engel olurdun.
Sen orada olduğun için Ceylin vuramazdı Engin'i.
Şimdi hayatta olurdu.
Çok mu bekledin peki?
Ne önemi var artık?
Ama işte keşkeler...
Keşkeler, keşkeler böyle kafanda evirip çevirip duruyorsun.
Sonuçta babayım ben de yani.
Ben...
...gittim, bekledim, sonra sen...
...arayınca korkup hemen eve döndüm.
Neyle gittin peki?
Taksi, taksiyle gittim.
Dönüşte de mi?
Bulunmaz ki orada taksi. Zor olmadı mı?
Bekledi beni taksi, geri dönmek için.
Mantıklı.
Eve girdin mi peki? Bayağı oldu gitmeyeli.
Yeter Yekta!
Ne saçma sorular bunlar böyle!
Az önce gelin oğlunuzu alın, otopsisi bitti diye aradılar.
Ben burada meraktan ölüyorum, oğlumu kestiler mi biçtiler mi diye...
...sen bana burada saçma sapan sorular soruyorsun!
Yeter!
(Kapı zili çaldı)
(Gerilim müziği)
Kusura bakmayın Laçin Hanım.
Murat da bir şeyler atıştırıyordu, çıksın mı?
Yok, hayır, gerek yok. Afiyet olsun.
Teşekkürler Laçin Hanım.
Alışveriş de var daha. Hadi Murat.
Gönül Hanım, ben...
...tabletimi yatak odasında unutmuşum, onu getirebilir misin bana lütfen?
Elbette Laçin Hanım.
Laçin...
...iyi misin sen?
Şimdi daha iyiyim.
Bu da istediğiniz diğer dosya.
Davayla ilgili bilirkişi raporu geldi, onun da çıktısını aldım.
Sağ ol. Sen buradan hemen adli tıbba mı?
Evet, cenazeyi almaya.
Yani gelmeyeceğim dediniz ama fikriniz değişirse beraber gidelim.
Hayır, sen teslim al.
Nasıl isterseniz.
Cüneyt, senden bir şey isteyeceğim.
Buyurun.
Laçin yalan söylüyor.
Biliyorum. Şile'ye gitmediğini öğrenince anladım.
Sadece polise değil, bana da yalan söylüyor.
Ben siz biliyorsunuz diye düşündüm.
Bir şeyler karıştırıyor.
Tam olarak ne olduğunu bilmiyorum, bir tahminim de yok.
Arabadan en son bir sokakta inmiş.
Araç takip sisteminden bir araştır bakalım, hangi sokak...
...etrafında ne var? Kafesi, restoran olur, ne varsa işte.
Kameraları var mı? Kimler oturuyor? Bakıver hemen.
Tamam Yekta Bey.
Biriyle mi buluşmuş? Ne bileyim...
...bir tanıdığı mı var? Öğren bana.
Tamam Yekta Bey, halledeceğim, merak etmeyin.
Sağ ol.
(Gerilim müziği)
İyiydi Süleyman Bey. Çok da kıymetli bir avukattı.
Ama kafa, zehir gibi de çalışsa...
...bu hastalık gelince maalesef yapacak bir şey yok.
Demans dediler. Çok üzüldük tabii ki.
Senelerdir bizi temsil eder Süleyman Bey.
Teşekkürler.
Çok üzücü gerçekten. Geçmiş olsun.
İyi adamdı. Biraz aksiydi, tersti ama iyiydi.
Bir de tek başına çalışırdı.
Bir kendi, bir sekreteri, bazen de yanında stajyeri olurdu.
Yani sizin anlayacağınız duruşmaya iki gün kala...
...biz avukatsız kaldık.
Zor bir durum.
Sağ olsun Şahver Hoca yetişti imdadımıza.
Zaman kısa, sizin için bir sorun olur mu?
-Hayır. -Evet.
Yani bu süreçte hazırlanmamız imkânsız.
Dosya zaten tekemmül etmiş.
Yeni vekâlet aldık deyip, bir celse daha uzatmak lazım en azından.
Asla. Erteleme istemiyorum.
Yapılsın duruşma. Bitsin gitsin bu dava, kurtulalım bundan artık. Çok uzadı.
Zaten iki tane duruşma kaçırdık.
Yani biz...
...hastalığından haberimiz olmadığı için işi savsaklıyor falan zannettik.
Olaydan haberimiz yoktu.
Sizin anlayacağınız, dilekçeler bizde...
...mahkeme arasında havada uçuşuyor.
Anlıyorum, hallederiz. Hem iki kişiyiz.
İki koldan saldırırsak dosyaya, hallederiz. Yetişir, bir günlük iş.
15 aylık bir mahkeme sürecinden bahsediyoruz Ceylin Hanım.
Duydum Ilgaz Bey. Hallederiz.
Ee, o zaman biz olayı bir etraflıca dinleyelim.
İşçiyle aranızdaki tazminat nedenini anlatın lütfen.
Avukat Hanım cevval. Kurtaracak bizi bu davadan.
Yok, estağfurullah.
Ee, Ilgaz Bey hep temkinli davranır.
Yoksa iş hukuku asıl onun uzmanlık alanıdır.
Neyse, buyurun, dinliyoruz sizi.
Bizim yanımızda çok uzun süreler çalışan elemanlarımız var.
Bunlardan biri de Galip.
İş esnasında bir kaza geçirdi.
(Erkek dış ses) Zımba makinesinin tabancası arızalanmış.
Zımba da gitti geldi, Galip'in gözüne saplandı.
(Galip) Ah, ah, ah!
(Erkek dış ses) Yüzde 90 görme kaybı var. Neredeyse hiç görmüyor.
Biz tabii ki bütün hastane masrafını üstlendik.
İş yükünü de azaltıp, maaşına da zam teklif ettik.
Ama o usta hem burada çalışmak istiyor, hem de tazminat istiyor.
İnatla ve ısrarla.
Aslında bir maddi kayıp yok.
Yani en fazla manevi tazminat isteyebilir, orada da...
...işverenin ne kadar kusurlu olduğu önemli.
Kazanın oluş şekli bakımından...
...işçinin beyanının mahkemeyi yanıltmaya yönelik...
...olduğunu ortaya koyan bir şey bulmak gerek.
Yani işçinin yalan söylediğini ileri sürmeliyiz.
Yani işçi kusurluysa...
...olayda bir hatası varsa, maddi de bir kaybı yoksa...
...açıkça yalan söylediğini ispat etmek gerekli diyor, değil mi Ceylin Hanım?
Kusur raporları çıktı mı?
Bilirkişinin şimdiye kadar hazırlamış olması gerekirdi.
-Tahsin Bey? -Tabii tabii, her şey dosyada var.
Yani işçinin beyanına dayanarak...
...işçiyle işveren...
...iş sırasında olan kazalardan yarı yarıya kusurlu oluyor, diyor.
Tamam, o zaman biz hızlıca sizin şirketten bir vekâlet alalım.
Ee, siz de noterden onaylatıp, bize mail olarak gönderirseniz çok sevinirim.
Ama aslını ofise yollamanız gerek.
Biz de hemen vekâletimizi sunarız.
UYAP'a girer dilekçeleri, raporları falan görürüz.
Ee, size de hızlıca teklifimizi iletiriz.
Tabii efendim, hemen.
Bu mahkemeden kurtulalım, gerisi kolay, merak etmeyin.
Ne?
-Ne yaptın sen içeride? -İkinci davanı aldım.
-Kaybedeyim diye mi? Tebrikler. -Ne alaka ya?
İki günde buna hakkıyla hazırlanmamız imkânsız.
Hatta bir buçuk günde. Zaten dosya tekemmül etmiş.
Kusur oranları, tazminat tutarları tespit edilmiş.
İtiraz süreleri de geçmiş.
İlk dosyadan patlayacağım sayende, sağ ol.
Ben ne bileyim ya?
Alışkınım kendi başıma karar vermeye, atlamaya.
Bir şekilde hallederiz diye düşündüm. Bir şeylere itiraz ederiz.
Karar duruşması olmaz diye düşündüm.
Lütfen benim adıma düşünürken arada bir bana da sor, tamam mı?
Ayrıca işçi belki yalan söylemiyor.
Ayrıca belki yüzde 50 ihtimalle işçi yalan söylüyor.
Senin bundan sonraki görevin, müvekkillerini savunmak Avukat Bey.
Öf, tamam, tamam. Özür dilerim, haklısın.
Ilgaz Bey, Ceylin Hanım.
Bu tek tanık olan işçi...
...gerçi dosyada tanık beyanı var ama...
...gitmeden önce belki bir görüşmek istersiniz diye düşündüm.
Ilgaz Bey karar versin.
-Olur, görüşelim. -Buyurun efendim.
(Makine sesleri)
Galip titiz adamdır. Bu aletleri hepimizden iyi bilir.
Az okumuşluğu var da kafası basardı.
Öyle kazaya falan denk getirmezdi.
Ben yanındaydım. O aleti ondan önce ben kullandım, sağlamdı.
İşveren mi suçlu diyorsunuz yani?
-Hayır. -Ustabaşı mı kusurlu?
Bence kusurdan öte, bilerek yaptı.
-Nasıl? -Besbelli bilerek.
Canım, insan bilerek kendi gözünü kör eder mi ya?
Tamam, kendi hatasıdır da.
Şeytanı bile secdeye getirir.
Bir dertlendi bu Galip. Bir sıkıntısı vardı.
Sağdan soldan borç toplamaya kalktı ama olmadı.
Ondan sonra patladı işte.
Siz olayı gördünüz mü?
-Kimse görmemiş ama bana göre öyle. -Yanındaydım diyorsunuz.
Yanındaydım ama arkam dönüktü.
Bizim gibiler için sakız çiğnemek kadar kolaydır o aleti kullanmak.
(Makine sesleri)
Hayır yani, para için değer mi ya? Göz bu, göz.
Tamam, duygusal bir nedeni de olabilir tabii de neyse.
(Ceylin) Şimdi başta da söylediğim gibi...
...Galip Usta'nın yalan söylediğini, kazanın oluş şeklini ispatlamamız gerek.
Bak, yine inanıyorsun hemen. Adam görmemiş ya, arkam dönüktü, diyor.
Kafasından senaryo uyduruyor belki de, gaza geliyorsun.
Ya, gaza geldiğim falan yok, bir ihtimal olabilir.
İhtimal, varsayım. Hem de ispatlaması imkânsız bir varsayım.
Sırf haklı çıkacağım diye, inatla.
Ya, niye yükseliyorsun hemen?
(Ceylin) Allah Allah.
Vekâleti atsınlar hemen, benim laptoptan UYAP'a girip...
...senin e-imzanla vekâlet dosyasına koyarız işte.
Biliyorsun, anında vekil kaydı yapmıyorlar.
Kalemde oluşturmak lazım onu.
Biliyorum canım, bilmez miyim?
Ama senin vekil kaydın yapılana kadar yapmak istediğim bir şey var.
Bir avukata vekâletimi vereceğim.
Bir de gitmek istediğim bir yer var.
Ama sen gelmek zorunda değilsin tabii, seni ofise bırakayım.
Babam için konsolosluğa gitmek istiyorum.
Gelmek zorunda değilsin ne demek ya?
Hayır, davaya vakit yok ya, o yüzden.
Haiti Konsolosluğu nerede acaba?
Kaç kere yurt dışına gittin diye sorsana bana.
Yok. Ama başka bir konsolosluk üzerinden yürütülüyordur işlemler.
Nasıl ya?
Buldum. Alman Konsolosluğuna gidiyoruz.
(Ilgaz) Berlin’le irtibata geçecekler.
Teşekkür ederim.
(Müzik)
-(Pars) Konuşacağız Neva. -Çalışıyorum.
Son dakikada kurtardın paçayı.
Şansına komiser gelmeseydi o raporla, çatır çatır cevaplayacaktın sorularımı.
Bak şimdi sana abin olarak soruyorum. Neredeydin?
Neymiş o özel hayat, o kimseyi ilgilendirmeyen mesele, anlat.
Yarın bir sürü karar duruşmam var ve çalışıyorum dedim.
Çıkar mısın lütfen?
Bana cevap vereceksin Neva. Abinim ben senin. Neredeydin?
Ben de seni ilgilendirmez dedim.
Adı üstünde, özel hayat. Çıkar mısın?
Yemedim ben bu özel hayat numaralarını.
Bana anlatmadığına göre sıkıntın çok büyük ya da bir sırrın var.
Anlat, eğer ben öğrenirsem her şey çok daha fena olur.
Bu senin yaptığına ne deniyor, biliyor musun sen?
Manevi baskı.
Duygusal şiddet uyguluyorsun sen bana ve yeter! Bunaldım!
Ya bırak şu afili lafları! Ailenim ben senin.
Bilmek en büyük hakkım. Abinim, abin!
Ben sana hiçbir şey söylemek zorunda değilim.
Ayrıca bu şekilde abilik yapmanı da senden ben istemedim.
Bak Neva, yay gibi gerginim zaten...
...çeker giderim, bir daha da dönüp bakmam, ona göre.
Bakma! Bakma ya, bunaldım!
Sen benim babam değilsin, benim annem değilsin.
Ben de sana emanet edilmiş o küçük kız çocuğu değilim artık!
Ya kör müsün? Ben büyüdüm ya! Büyüdüm ve senden bıktım!
Beni baskılamandan...
...küçük görmenden, sürekli çocuğunmuşum gibi davranmandan...
...sürekli hesap sormandan, kibrinden, her şeyinden bıktım!
Şu hâline bak ya! Yapayalnızsın abi!
Çevrene bak bir! Var mı biri? Yok!
Bir tane arkadaşın yok!
Sana âşık bir tane kadın yok!
Çünkü sen ne aşktan anlıyorsun, ne sevgiden abi!
Sadece varsa yoksa işin, kuralların, bir de ben!
Ya ne kadar zavallısın!
Bana yapışıyorsun. Çünkü ben gidersem kimsen kalmayacak abi!
Ama ben senin hobin değilim!
Ben, sen mutlu ol diye eline verilmiş oyuncağın değilim!
Yeter ya, düş yakamdan!
(Müzik)
Demek öyle Neva, düşeyim yakandan?
Bırakayım seni? İyi.
Bezdiren varlığımı da alıp gidiyorum.
Bundan sonra beni ne zor zamanında ara, ne de mutluluğunda.
Ne ölüme ne ölüne.
(Erkek) Oo, Pars Savcı'm.
Merhabalar başkanım. Nasılsınız? Sizi buralarda görmek...
Merhaba. Teşekkür ederim.
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk efendim.
Bir çay, kahve ikram edeyim. Buyurun, buyurun.
Olur, neden olmasın.
Vallahi gün geçtikçe gençleşiyorsunuz.
Teşekkür ederim, sağ olasın.
Alo.
-Merhaba. Pardon. -Merhaba. Buyurun?
Ben Haiti kıyılarında denizde bir gemi hakkında bilgi almak istiyorum.
İlerideki koridordan geçince sağdaki odada Remzi Bey var.
O size yardımcı olur.
Tamam, çok teşekkürler, sağ olun.
(Gerilim müziği)
Gül Hanım, siz...
Ha, seni hatırladım.
Ceylin'in arkadaşısın sen. Adliyede vardın, değil mi?
Doğru, doğru, benim.
Ablacığım, siz hayırdır?
Ben Ilgaz Savcı'nın babasına baktıydım, burada dediler de ona geldim.
Ha, Metin Amir'im. Yukarıda yeri, buyurun ben götüreyim sizi.
Olur.
-Bir sıkıntı yok, değil mi? -(Gül) Yok, yok.
(Gerilim müziği)
-Buyurun, odası burası ablacığım. -Hah, sağ ol.
(Metin) Gel.
Buyurun?
Şey, ben...
...Kayıp Şahıs Büroya gelmiştim de size de bir uğrayayım dedim.
Ben de her gün uğrayıp bilgi alıyorum ama daha bir şey yok.
Buyurun, buyurun oturun.
Sağ olun.
Eksik olmayın.
Ama bu sefer ben bir haber vereceğim size.
Hayırdır, buyurun?
Vallahi hayır mı bilmiyorum ama...
...Zafer mektup yollamış. Bulundu yani.
Boşa aramasınlar diyecektim.
Onu demeye geldim.
Mektup mu? Ne mektubu?
Şey, bu bineceğim dediği gemi vardı ya, o gemiye binmiş.
O gemiden inen bir arkadaşı getirdi.
İyiymiş yani Zafer.
Ama epey bir vakit alırmış dönmesi.
Nerede mektup?
Ha, ben kızdım, yaktım onu.
Ezogelin çorbayı falan söylemiş.
O limonlu çayını söylemiş.
Özledi demek.
Neyse, bulundu çok şükür, bin şükür. İyi.
Ben aslında şey demeye geldim size...
...ee, bizimkiler...
...yani sizin oğlanla benim kız Ceylin.
Nikâh kıymışlar.
-Öyleymiş. -Evet.
Ceylin dedi ki anne öyle icap etti, o yüzden yaptık, dedi.
İyi, tamam, dedim.
Ama şimdi ben ne zaman görsem bunlar yan yanalar yani.
Neresi mecburiyet, ben onu anlamadım açıkçası.
Hayır babası burada yok ama ben varım.
Yani gençler böyle şeyleri pek anlamazlar.
Ama siz bilirsiniz.
Yani her işin bir usulü vardır, bir adabı vardır.
-Tabii, tabii. -Büyükler tanışmalı...
...bir sofranın etrafında böyle oturmalıyız, konuşmalıyız.
Büyüklerin eli öpülmeli.
Yani kısacası bu işin bir adını koyalım.
Ee...
...tabii siz de isterseniz.
Şimdi haklısınız tabii yani, olması gereken bu.
Değil mi?
Ama bu devirde de gençlerin işine karışılmıyor.
Bırakalım onlar kendi programlarını yapsınlar...
...zamanlamalarını kendileri ayarlasınlar.
Yani Ceylin'in de başına bir sürü iş geldi.
Çok da sıkıştırmamak lazım.
Ilgaz aklıselim bir çocuktur.
Vardır onların bir planları, programları.
Bence acele etmeyelim, bekleyelim biraz.
Allah Allah!
Birkaç telefon edeceğim, dedi. Belki resmî yazışma falan da yapıyorsa.
Adam ilgilendi bayağı bizimle. Buradan elimiz boş dönmeyeceğiz, belli.
Ceylin Hanım, buyurun.
Ulaştınız mı?
Evet, Zafer Erguvan’ın ismi listede geçiyor.
Gemiye kaçak olarak binmiş, sonradan da yakalanmış.
Liste Berlin’den mail olarak geldi.
Bak bulduk.
-Yani? -Yani...
...şirket iflas edince, gemi de mal yüklü tabii...
...malı indirememişler. Alacaklı da bekliyor.
Yeni bir anlaşmanın yapılmasını bekleyecekler.
Anlaşma yapılırsa gemi geri gelebilecek.
Ne kadar sürüyor peki? Ben biraz zaman alıyor diye biliyorum.
Bir yıldır bekleyen gemiler olduğunu biliyoruz. Umarım o kadar uzun sürmez.
Hastalık, yemek, su ihtiyacı olduğunda ne yapıyorlar peki?
Kıyıdan sahil güvenlik destek veriyor. Öylece kaderlerine terk edilmiyorlar.
Sadece hareket etmeleri yasak. Ne ileri ne geri.
Bir iletişim numarası bulabilir miyiz gemiden falan?
Hiç değilse bir sesini duymuş oluruz.
Bizde numaraları yok. Ama Haiti’deki Fahri Türk Konsolosluğundan...
...size yardımcı olabilirler, gemiden birinin numarasını verirler.
-Sağ olun, teşekkür ederiz. -Ne demek, rica ederim.
Çok sağ olun.
Hiç değilse hayatta. Eninde sonunda dönecek, iyi ya.
Doğru, gelecek. Ama dönünce büyük olay çıkaracağım.
Kendisi de çıkarabilir.
Niye?
Giderken Çınar'ın masum olduğunu biliyor muydu?
Bilmiyorsa malum şimdi, kızıyla abisi...
Çok komiksin.
Öyle başını alıp gitmek var mı ya?
Dediğin kişi geldi abi. Ceylin Erguvan Kaya.
(Remzi ses) Ne dediysen söyledim, hallettik.
Aldılar cevaplarını, gittiler.
Sağ olasın. Emanetini bizim çocuklarla yollatırım akşam.
Kal sağlıcakla.
(Gerilim müziği)
Baba, hoş geldin. Bir şey...
Çınar, babana bir sade kahve yap.
Gerçi tenezzül edip içmez ama.
-Geç, odama geçelim. -Sen mi gönderdin mektubu?
Hangi mektubu?
Yaşlıyız da o kadar da değil.
Artık mektup mu kaldı ya?
Şimdi internetten yazıyorsun...
...bir dokunuyorsun, pıt, gidiyor.
Bırak dalgayı. Ceylinlerin evine mektubu sen mi gönderdin?
Evet. Nasıl fikir ama! Bence şahane.
Sen nasıl bir adamsın ya?
Nasıl yaparsın böyle bir şeyi?
Sen bir ceset verecektin, acı verecektin...
...ama ben bir umut verdim. -Boş umut, boş! Boşuna bekleyecekler.
Mezar başında Fatiha okumaktan iyidir.
Sen nereden öğrendin bütün bunları? Bu çorbaları falan?
Mapus damında insanın çenesi düşer.
Özlem öyle vurur ki insanın yüreğine, bir bir dökülürsün.
Ne sır kalır ne giz.
Zafer'in koğuş arkadaşı, sağ olsun yönlendirdi bizi.
Yazısını tanımayacaklar mı zannediyorsun?
Sen insanları aptal mı zannediyorsun?
Bak bakalım şunlara, her şey gerçeğine uygun.
Bu esası...
...bu da bizim marifetimiz.
Bak bakalım bir fark var mı.
Sen çok hafife alıyorsun babanı.
Sen nasıl bir sahtekârsın ya!
Biz buna iş bitiricilik diyoruz.
Yardıma böyle teşekkür edilmez...
...el öpülür.
Gerim gerimsin, bizi de bitirdin ya.
-Getir oğlum, getir, kısmet bizeymiş. -(Çınar) Buyur dede.
(Çınar) Afiyet olsun.
(Kapı vuruldu) Gel.
-Müsait misiniz? -Gel Cüneyt.
Ne yaptın?
Cenazeyi aldım Yekta Bey. Hastaneye götürdük, orada bekletecekler.
Baktın mı?
Hayır.
Çok sağ ol.
Sana kaldı bu tatsız iş.
İnan hiç kolay değil.
Biliyorum. Problem değil.
Öbür meseleyi ne yaptın? Laçin'le alakalı bir şey öğrendin mi?
Henüz bir şey yok, araştırıyorum ama. Çok uzun sürmez.
-Müsaadenizle. -Cüneyt.
Yapma.
Neyse söyle hadi, belli, var bir şey.
Bu dediğiniz sokakta Laçin Hanım'ın üzerine bir ev var.
Ne?
Adresini ver.
(Gerilim müziği)
(Boğazını temizledi)
Hadi ya.
Hadi.
Şu davayı bir kazanalım...
...seni satıp yenisini alacağım külüstür spor.
Dosyaya vekâleti gönderdik ama hâlâ vekil kaydı oluşturulmamış.
Önemi yok, acelemiz yok, daha 30 saat falan var duruşmaya.
Tamam, hak ettim. Hadi istediğin lafı sok.
Yok, olur mu öyle şey Ceylin Hanım! Siz bu işlerin pirisiniz.
Duruşmaya üç saat kala bile halledersiniz.
Sen bana bayağı kızgınsın.
Tamam.
Ne yapsam da geçse acaba?
Bu numaralar sökmez ama bir özür dilerim, kusura bakma...
...haklısın şık olur.
Tamam.
Haklısın, es geçebilirdik ama ben hep senin için yaptım.
Denize düşmeden yüzmeyi öğrenemezsin.
Diyorsun.
-Bazen düşmek iyidir ya. -Düşelim.
(Bildirim sesi)
CELSE'den bildirim mi geldi?
Belki de vekil kaydı yapılmıştır.
Bakalım.
Hah.
(Yaklaşan araba sesi)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Yanayım falan deme, başlarım buduna!
(Televizyon açık)
Tuğçe! Sofra hazır birazdan, haberin olsun.
Gel, gel. Evimin vazgeçilmez menüsü.
Çorba, pilav, tavuk, salata. Nasıl?
(Kapı zili çaldı)
Hayrola, kim bu saatte?
(Kapı açıldı)
Anam, yandım!
Vallahi eline sağlık ama ben tavuk yemiyorum.
Sebep?
Ben küçükken teyzemlerin yanına gitmiştik...
...onun da kümesi var.
Sonra ben kümesten civciv aldım elime sevmek için.
Sonra onu severken böyle saçma sapan köpek kovalamaya başladı.
Ben de korkudan civcivleri fazla sıkmışım elimde, öldüler.
İşte günden beri de tavuk falan yiyemiyorum.
İçim bir tuhaf oluyor.
Birbirimizi tanımamıza biraz daha var, ne dersin komiser?
Baban avukat olduğunu biliyor mu bu arada?
Hayır, istifada kaldı o en son.
Aman ne güzel!
İnşallah karşılaşmayız.
Bu dosyalar nasıl bitecek iki gece bir günde?
Bazılarını hızlı geçeceğiz.
-Böyle iş mi olur ya? -Olur. Yapacak bir şey yok.
Bak şimdi, ben sana bir kova kahve yapacağım, tamam mı?
Sabaha kadar dosyaları didik didik yapacağız, halledeceğiz ya.
Sakin Avukat Beyciğim, hadi.
(Müzik)
(Metin) Ilgaz.
Geçmiş olsun.
-Ne haber baba? -İyi, hep aynı, rutin.
Sende değişiklik var ama. Avukatlığa başlamışsın.
Ben yukarıdayım.
Baba, iş çok, sonra konuşuruz.
Kaçacaksın yani.
Bir hayırlı olsun demeyeceksen kaçacağım, evet.
Ilgaz, bak hayat anneni benden erken aldı.
Bu işin sırası olmaz ama...
...bu dünyadan göçüp gitmeden en azından bir eminliğim vardı.
Bana bir şey olursa Ilgaz kardeşlerine sahip çıkar...
...aklıselim, mantıklı...
(Metin) Niye yeri altımdan kaydırıyorsun oğlum?
Baba, bunun abilikle, evlat olmakla falan ilgisi yok.
Bu sadece bir seçim, bir meslek.
Tamam, hoşlanmadın, anlıyorum ama uzatmayalım artık.
Öyle kapa deyince kapanmıyor işte.
Senin yaptığın her şeyin ucu bana, bize dokunuyor.
Ceylin'in annesi geldi bugün.
Tanışalımlar, bir yemek yiyelimler, siz bilirsiniz bu işleri falan.
(Metin) Kadın haklı.
Tamam, anlaşıldı ki bu evlilik kâğıt üzerinde kalmayacak.
En azından çıkın ortalığa, meydana, deyin ki biz böyle yaşayacağız.
Niye başımızı yere eğdiriyorsunuz?
Sırada daha önemli şeyler var baba, Ceylin'in aklanması gibi.
Sırası gelsin, biz sizi bir araya getireceğiz, biraz zaman.
Meraklısı değilim, kadın söyledi diye diyorum.
(Kapı kapandı)
(Müzik)
Pardon.
Of!
Hayırdır Ceylin Hanım, pes mi ediyoruz?
Kahve falan yaparız diyordunuz, canavar gibi çalışacaktık hani?
İsteksiz gördüm sizi.
Ciddi ciddi bir baba ve oğlun arasını açmış bulunmaktayım.
An itibarıyla tescillenmiştir.
Kapı dinlemek hiç yakışmıyor size.
Kapı değil bir kere o, merdiven.
Ayrıca dinlemedim, duydum.
-Hiç öyle kötü huylarım falan yoktur. -Peki.
Ne duyduysan duy, canını sıkma.
Benim sıkıldığım o değil ki.
Senin üstüne geliyor.
Sana nasıl baktığını görmediğimi mi sanıyorsun?
Ya da işte bana bir düşemedin yakamızdan imasını?
Gerçi haklı.
Yani senin savcılıktan ayrılman...
...paçayı kurtarmak için benimle evlenmen falan.
Sicilin bayağı kabarık sayılır.
Ben takılmıyorum, sen de takılma.
Tam olarak takıldığım şey o değil sanırım.
Yani nasıl tarif etsem?
Ben galiba hâlâ babana biraz bozuğum.
Evet, bir yandan kesinlikle haklı diyorum ama...
...bir yandan da ne münasebet diyorum.
Onun da sicili pek temiz sayılmaz yani.
Babama yaptıklarından sonra bayağı alttan aldım, değil mi?
O yüzden beni pek de hedef tahtasına oturtmasa mı acaba?
Sonuç olarak ben kasti faul yapmadım, değil mi?
Olaylar beni buraya getirdi.
Babamın da zamana ihtiyacı var. Sabredeceğiz.
Zaman vereceğiz herkese, her şeye. Başka çaremiz yok.
Hayır, o anneme de soracağım ama!
Arkadan iş çevirmek ne demekmiş ya?
Gitmiş adama bir sürü laf söylemiş.
Yok yemek yiyelimler, yok tanışalımlar!
Bak, bu iş istemeye, çiçek, çikolataya kadar gider.
Aman taviz vermeyelim.
Şimdi bir düşününce annen de kendine göre haklı olabilir.
Ayy! Annem haklı, baban haklı, sen haklısın, ben haklıyım ama...
...birilerinin de haksız olması lazım ya!
Yoksa tadı çıkmıyor Ilgaz.
Ne gülüyorsun be?
Seni kahve verirken hayal edemedim de şimdi bir an.
Etme zaten.
Ben hiç edemedim.
Al, bunların hepsi bitecek, çalış.
-Çok işimiz var. -Evet.
(Televizyon açık)
Koskoca amir olmuş, görgüden nasibini almamış ya!
Duvara bakar gibi öyle bakıyor benim suratıma.
Bir tamam demedi ya. Tamam, gerekirse geliriz isteriz falan demedi yani.
Öyle bakıyor, niyeyse?
(Müzik)
Kızım, tutsana sen de bir işin ucundan.
-Bak alacağım o telefonu elinden. -Ya bir dakika.
Ama Zafer gelsin, görür onlar günlerini. Gidip sorar hesabını.
Ya ne bu ya? Bakkaldan sakız alır gibi.
Vallahi ayıp.
Anne, kalmadı öyle isteme falan, bitti o âdetler.
Hem Ceylin bu, ben mal mıyım ki alınıyormuşum, der.
Ölse kabul etmez.
Sen de boş ver.
(Gül) Ha, o ayrı dava zaten.
İyice kaydı şirazesi Ceylin Hanım'ın.
(Parla iç ses) "Selam, ne haber?"
Parla dedim!
Bitmiş!
Hem ders çalışacağım ben.
Ya ne alakası var kızım ya? Biri gelmiş ta uzaydan.
Uçuyor ya adam, uçuyor pelerinli böyle tek yumrukla.
Diğeri yedekli yarasa kıyafeti giymiş diye kendini bir (***) zannediyor.
Yanında yancısı, uçağı. Oh, mis!
Bu da senin vizyonsuzluğun ya.
Bir kere abide bir derinlik var, yan karakterlerinde bile öyle.
Sen kıskanıyorsun, değil mi? Onu hep kolluyorlar diye.
Ne alakası var ya?
Ne derinliğiymiş ya bu?
İstediği kadar derin olsun, yerin yedi kat altından seslensin.
Önemli olan gücü kızım.
Kanka, sen ne diyorsun? Hangisi döver sence?
Kim kimi dövüyor ya?
İkinize de 'meh' diyorum ya!
(Parla dış ses) "Keşke ben de kaçabilseydim yanınıza."
-Kim o? -Parla ya.
Yazık, kızın aklı burada kalmış.
Allah Allah, ne diyormuş? Ver bakayım bir.
Ver, ne diyormuş?
-Gel ya, yaklaş. -Serdar...
(Fotoğraf çekti)
Serdar, annem, sen niye böyle bir çocuk oldun ya?
Bir de benden attın. Uğraşma şu kızla.
Oğlum, o kız bize lazım. İlk teslimatı alacak o.
O kız aramızdaki en temiz, en masum kız.
En 'baby shark' o ya.
Oğlum, yakın temas iyidir. 'lazımke'.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Kapan ayaklarıma hadi!
Beni affet de, hadi!
Yalvar, ayaklarıma kapan!
Ağla dedim!
Yalvar, kapan ayaklarıma!
Ağla dedim, yalvar!
Ayaklarıma kapan!
Affet beni, yalvarırım de!
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ne yapıyorsun?
Acıktık, yemek hazırlayacağım.
Bir dakika ya.
Bir değişiklik yapalım, sen kenara geç, bu sefer ben yemeği hazırlayacağım.
Sen yemek hazırlayacaksın?
Bu inceden giydirmeli küçümseyici tavrını yediririm sana yalnız.
Teşekkür ederim, ben yemek yemeyi tercih ederim.
Bir de üstüne mutfağı feda edeceğim sana. Hiç umudum yok.
Aa! O zaman arttırıyorum.
İstediğin yemek neyse onu söylüyorsun, ben de onu yapıyorum.
"Sevmek suçsa suçluyum"
"En büyük suçlu benim"
"Dünyada daha neyin kavgasını vereyim?"
("Melike Şahin - Sevmek Suçsa Suçluyum" çalıyor)
"Masanın ucundan baksan"
"Ellerini uzatsan"
"Dünyada daha neyin kavgasını vereyim?"
"Dertlere gark olunca deniz fenerim olsan"
"Dünyada daha neyin kavgasını vereyim?"
"Yan yana aşarız hepsini"
"Dertlerin ismini cismini"
"Fırlat at içinden uzağa"
"En mutlu masal yanında"
"Üstüme yürüsene hayatın cilveleri"
"Güler he der geçerim sen yanımda olunca"
"Sevmek suçsa suçluyum"
"Suçluyum bak çiçeğim"
Hop!
(Ilgaz) Oo!
Burası tamam da oradaki mesele biraz büyük sanki.
Ne var canım? Şefin yeteneklisi mutfakta dağınık olurmuş.
Haa!
(Kapı zili çaldı)
(Ilgaz) Dur.
-Eren, hoş geldin. -Hoş bulduk kardeşim.
Evde bir sürü yemek yaptım, biraz da fazla yaptım size de bırakırım diye.
Oradan da emniyete geç... Haydi!
Kaynanan seviyormuş, biz de yemeğe oturacaktık.
Vay, vay kaynanam seviyor, öyle mi? Olsa kesin severdi beni ya.
Hepsini ben yaptım. O yüzden otur iki lokma ye.
Bir şey soracağım kraliçe, bu da mı senin eserin?
Sen ne bakıyorsun oraya ya?
-Neticeye bak sen. -(Eren) Dur, dur.
Abi, bayağı olay yeri olmuş burası, vallahi bak.
(Eren) Bak, hiç sinirlenip gerilme. Şöyle düşün olayı.
Olay yeri inceleme gelmiş, sana yardımcı oluyor.
-Bak şimdi. -Ne yapıyorsun?
Bir dur kraliçe, kurban olayım. Bak şimdi, mesela burada...
...bir domates ölmüş. Nereden belli? Lekesinden belli.
Bakıyoruz yağ var. Vay, vay, vay, yağlara bak.
Burada ne olmuş biliyor musun kraliçe? Bence ocağın bu gözünde...
...soğanla salça birbirine girmiş, ikisi de mevta.
-Eren ya! -Ama haksız mıyım Sayın Savcı'm?
Mesela şu şişe Sayın Savcı'm, ittirilmek suretiyle devrilmiş.
Belli burada bir azmettiricilik var. Öyle mi Sayın Savcı'm?
Kesinlikle. Ben susturacağım, sen hiç merak etme.
Al şunu, takip et beni.
Temizlik deyince işi uzmanına bırakacaksınız Ceylin Hanım.
Vay be, şuraya bak, tek hamleyle kolayca aldı lekeyi.
Vay arkadaş, arkamızda iz bırakmayız diyorsunuz yani.
Ayıpsın.
Helal olsun vallahi. Temiz iş çıkardınız, sizden korkulur.
-Kaçtım ben. -Hadi geçireyim seni.
-Görüşürüz kraliçe. -Görüşürüz.
Abi, ben emniyete geçeyim. Yeni vaka gelmiş.
Bir dahaki sefere artık.
Kalırdım vallahi ya.
Bir dahaki sefere yemeği sen yap, sana da mutfağa da yazık.
Dinletemedim ki.
Görüşürüz.
Bu arada getirdiğim yemekleri de dolaba koymayı unutma.
-Kolay gelsin. -Görüşürüz. Sağ ol abim.
(Kapı kapandı)
Net, işçinin hatası ya.
Hayır. İşçiye aletin kullanımıyla ilgili...
...bir eğitim verildiğine dair bir belge yok.
Ayrıca bak, daha önce de böyle bir olay yaşanmış...
...aletlerin bakımı aksadığı için.
Biliyorum canım ben onu. Yedi yıl önce.
Hatta bak, müdür ifadesinde ne demiş?
Bak, burada işte. "Dersimizi aldık, sistemli kontrol ettirdik sonra."
Adam 50 yaşında. 15 yaşından beri mobilya işçisiyim diyor.
Yani 35 yıldır bu işi yapan bir adamın çömez gibi böyle bir hata yapması...
...ne bileyim, benim aklım almıyor yani.
Zımbalama makinesi sıkıştı diye çevirip yüzüne atış yapmazsın.
Dalgınsan neden olmasın? Böyle tuttun, küt.
Bence bu adam için yolda yürümekten bir farkı yok bu aletleri kullanmanın.
Tamam, o zaman gidip yarın adamla konuşalım.
Belki bir açığını buluruz, yakalarız, ne bileyim.
Yasak. Davalı vekili olarak davacıyla görüşemezsin.
Öyle ama avukatı olmayan işçi emin ol bunu bilmiyordur.
Yani bilmiyor diye adamın haklarına saldıracağız, öyle mi?
İyi, tamam, ben giderim. Avukat bile değilim.
Nasıl her şeyden, her durumdan, aklına, çıkarına...
...isteğine uygun bir şey buluyorsun, çıkartıyorsun. Pes doğrusu ya!
Hayatta kalma metodum bu olabilir mi çünkü?
Sığmadı o da oraya.
Oho ama sen beni sürekli böyle düzeltirsen olmaz ki.
Bırak, sevdiğin gibi yamuk kalayım.
Hiç öyle bir şeye niyetim yok çünkü imkânsızla uğraşamam.
İmkânsızı sev o zaman.
Yapıyorum zaten.
(Müzik)
(Kapı kapandı)
Aa, sen uyumadın mı daha?
Ödevimi bitiremedim, abime soracağım.
Tamam, ben yardım edeyim sana.
Dinleniyordur şimdi, rahatsız etmeyelim.
Hayır. Abime soracağım. Hem çok özledim onu.
Defne, bir dur!
(Kapı açıldı)
Lan ben de özledim ya. Bekle, dur geliyorum!
(Kapı zili çaldı)
-Aa! -İyi akşamlar.
İyi akşamlar.
Defneciğim, gel biz inelim aşağı, ben sana yardım ederim.
Daha fazla rahatsız etmeyelim.
Hayır ya, ben abimi göreceğim.
-Kaldın öyle, gelsene sen de. -Geleyim.
Abiciğim, seni çok özledim.
Ben de seni çok özledim.
Abi, ödevle ilgili bir şey soracağım dedi.
Yardım edeyim dedim de dinletemedim.
Hadi gel Defneciğim, biz inelim aşağı, daha fazla rahatsızlık vermeyelim.
Sizi eve girerken gördüm.
-Hem sana bir şey göstereceğim. -Bana mı? Aa!
Tamam.
-Ne güzelmiş bu. -Düğününüzde giyeceğim.
Halam diker.
Düğün ne zaman?
Bilmem.
Gelinliğin nasıl olacak?
Beyaz herhâlde.
Hem zaten düğüne ne gerek var?
Evlenince düğün olmaz mı? Olur.
-Bakarız. -Bakarız derken?
Olsun. Hem biz de Çınar abimle dans ederiz, değil mi?
Ne kadar çok soru birikmiş ya.
Defne Hanım, bir yanak arası verebilir miyiz şuralardan?
Bir de şuradan. (Öpüyor)
Abi, ben aşağı iniyorum. Defne, sen de gelirsin.
Oh!
Kahveler hazır.
Ay!
Uyuyamadın mı?
Kâbuslarla dolu, korkunç bir geceydi.
Ne gördün?
Sabaha kadar bana gelinlik seçtiler.
Halan, annem, ablam, beni farklı farklı dükkânlara götürüp...
...zorla gelinlik giydirmeye çalışıyorlardı.
İşin kötüsü babam da vardı, babam da zorluyordu.
Gülüyorsun ama dün annem, üstüne baban, bir de dün gece Defne.
Yazık yavrum, bir de kocaman hayaller kurmuş.
Yok tanışma, yok el öpme, yok işte düğün falan, hiç kimse bize sormuyor ama.
Sabaha kadar gerginlikten uyuyamadım.
Yapacak bir şey yok.
O eller öpülecek, o gelinlik seçilecek, giyilecek, o dans edilecek.
Ne diyorsun ya?
-Ciddi misin sen? -Evet.
-Hadi Ilgaz, geç kalıyoruz. -Kaçmak yok öyle Ceylin Hanım.
O imza atıldı mı? Atıldı.
Verilen sözler tutulsun.
Hatırlatırım, sen de attın o imzayı.
Yanacaksak beraber yanacağız.
Hem karşı çıkıyorsun yasak diye...
...hem de ben de geleceğim diyorsun adamla konuşmaya.
Duruşma yarın Ceylin, yoksa gelmem.
Kaybedecek vaktimiz yok. Hatta hiç vaktimiz yok.
-Deden bu mu? -Ta kendisi.
Oo, avukat gelinim, sen burada mıydın?
-Merhaba. -Merhaba.
Hoş geldin sefalar getirdin.
Hoş buldum.
Sanırım.
Belli, hoş bulmasan bile her yeri hoş edersin.
Teşekkür ederim.
Bu arada, cezaevindeki desteğiniz için de çok teşekkürler.
Ama pek bir işe yaramamış.
Olsun. Yine de çok ince bir davranıştı.
Sağ ol. Ama yolunuzdan alıkoymayayım sizi.
Bir gün uzunca oturup, etraflıca konuşmak, seni tanımak isterim.
-Çok memnun olurum. -O memnuniyet bana ait.
Hadi Ceylin.
Hoşça kalın.
(Müzik)
Ne tatlı adam ya, bayıldım.
Dışı seni içi beni yakar.
Defne'nin çantası mıydı o?
Aynen. Her gün ısrarla okula bırakıyor.
Çok sevimli değil mi?
Sorma.
İçindeki bu dede sevgisini ve...
...geçmiş hikâyeyi ne zaman anlatacaksın, merak ediyorum.
Bana gerek yok ya, siz kendi içinizde dertleşirsiniz.
Onu bırak da sen cezaevinde olan durumu anlatacak mısın?
Cüneyt.
Neva'nın ifadesi alındı dün.
Demin de Ece aradı, tüm raporlar yüklenmiş UYAP'a.
Öyle mi? İyi. Sağ ol haber verdiğin için.
Acaba ne dedi Neva Hâkim?
Neden gitmiş Engin'i ziyarete?
Ve cinayet saati neredeydi, meraktan ölüyorum.
-Sen biliyorsun bence. -Saçmalama. Ben nereden bileyim?
Aa, insan sevgilisinin nerede, ne zaman ne yaptığını bilmez mi?
Yoksa sizinki şu yeni moda, marjinal, özgür ilişkilerden mi?
Aramızda öyle bariz bir şey yok. Sadece bir iki defa görüştük, o kadar.
Şimdi müsaadenle işim var.
Merak etme parlak çocuk, Yekta'ya bir şey söylemem.
(Telefon çalıyor)
Söyle Ece.
Eldiven çıkmış olay yerinde.
Yok haberin, değil mi? Gezinip duruyorsun ortalıkta havalı havalı.
Onu söylemeye geliyordum ben de sana.
Adliyeye gidiyoruz, Pars Savcı'ya.
Üçüncü kişi şüphesi nasıl yok edilir bak da gör.
O Ceylin yeniden içeri nasıl tıkılırmış herkes görecek.
(Müzik)
Bak, hâlâ vazgeçebilirsin.
Bir şey mi çeviriyorsun sen?
Yani aklında bir şey var da öğrenmemi mi istemiyorsun?
Yuh! Ne alakası var? İnsanlığımdan söyledim.
Anca beraber kanca beraber.
Peki, senin dosyan, senin kararın.
Bak ciddiyim.
(Sessizlik)
Merhaba. Galip Bey'in evi, değil mi?
Siz kimsiniz?
Bu abi ve ben avukatız. Merhaba.
Babanla konuşabilir miyiz?
(Kadın) Kim gelmiş kızım?
Buyurun?
Avukatlarmış.
Bizim Galip Bey'le konuşacağımız bir konu vardı da evde mi acaba kendisi?
Sağlık ocağına kadar gitmişti.
Buyurun. Ayakkabılarınızla girebilirsiniz.
Sağ olun.
Sağ olun.
Sen şimdi git babanı çağır.
Bunlar gidene dek de gelme.
Beni götürecekler mi?
Canımı söksünler benim, kim götürecekmiş seni?
Hadi sen git babanı çağır.
Parla'nın veli toplantısı var 15.00'te, önemli dedi hocası.
Bıkmadılar bunlar da toplantıdan.
Sakın bak, unutma, git.
-Günaydın. -Günaydın.
Siz takıştınız mı Aylin ablayla?
Yok canım, ne takışacağım, eserekli işte.
Zafer amca ortada yok ya, ona üzülüyordur.
Ee, Gül yengem söyledi, gemideymiş.
-Hadi görüşürüz. -Osman.
Efendim?
Siz hiç konuştunuz mu Zümrüt'le, şey hakkında.
Ne hakkında?
Bu hamilelik işini işte.
Yok, konuşmadık.
Senin de aklından geçmiyor mu peki?
Belki de o bebek...
Geçmiyor Aylin, geçmiyor.
Yok öyle şeyler, tamam mı? Hadi düşünme bunları, üşüyeceksin, geç.
(Kadın) Kusura bakmayın, evde tadilat var.
Oturma odasını da kıza oda yaptık.
Ev de küçük, burada idare ediyoruz.
(Ceylin) Hiç önemli değil.
(Galip) Aydan!
Galip geldi. Mutfaktayız Galip.
Hoş geldiniz.
-Merhabalar. -Hoş bulduk.
Tazminat davası için gelmişler.
Fabrikadan biri gözünü kendi kör etti demiş senden için.
Yalan.
Yalan diyor. İnsan hiç kendine bunu yapar mı?
Galip Bey, bilirkişi tamamen işvereni kusurlu bulmamış.
Yani siz koruma gözlüğünüzü takmadığınız için yüzde 50, 50...
...kusurun yarısı da size ait görünüyor.
Ama alacağım ben tazminatı, değil mi?
Maksimum yarısını alabilirsiniz.
Avukatınız da olmadığına göre parada indirime gidin.
Anlaşma teklif edin, olur mu?
Olmaz.
Bakın, belli ki bu paraya ihtiyacınız var.
Ama bu karara karşı istinaf, temyiz derken...
...bu parayı almanız çok uzun yıllar sürebilir.
Hem üst mahkemelerde reddedilebilir.
Ayrıca tutar şirketin önerdiği paranın altına da düşebilir.
(Ceylin) Bir düşünün isterseniz.
Hayır, bana paranın tamamı lazım.
Neden?
Anlatacak bir şey yok.
Yarın gideriz mahkemeye, alnımıza ne yazıldıysa o olur.
Kusura bakmayın.
Bizim bir işimiz var da.
(Galip) Pazara gideceğiz.
-Teşekkür ederiz. -Sağ olun.
Hoşça kalın.
(Müzik)
(Ilgaz) Anlaşma teklif etmek ne demek ya?
Dün geceden mi planladın sen bunu?
Yok, içeride geldi aklıma.
Aklına geleni pat diye niye söylüyorsun?
Hayır, fabrika kabul etmezse adamı başka yola sevk etmiş olacağız.
Tabii duruşma yarın, kazanamayacağımız da belli.
Anlaşma yoluna gideyim dedin, öyle mi?
Niye aldık o zaman davayı Ceylin? Beni de kendine uyduruyorsun.
Ben adamı yemlemek için yaptım sadece.
Niyetini belli etsin, bakalım yanaşacak mı diye.
İşe yaramadı ama.
Abi, beni onlara vermeyin.
Ne oldu? Niye ağlıyorsun?
Ben bu babamı seviyorum, bu annemi. Gitmek istemiyorum.
Babam para bulacak, en iyi avukatı tutacak. Beni onlara vermeyecek.
Benim ailem değil onlar. Hiç görmedim.
Beni Galip babam büyüttü.
Aydan annem. Diğerlerini tanımıyorum bile.
Gerçek annen baban değil mi onlar?
Ama çok seviyorum. Onlar da beni. Almayın beni.
Bir dakika, sen bizi yanlış anladın.
Biz seni annenden babandan ayırmak için burada değiliz.
-Değil mi Ceylin? -Evet.
Biz böyle bir şey ister miyiz hiç?
Siz bize yardım edecek avukat mısınız?
Evet tatlım.
Babam parayı ödeyecek. Kazadan parasını alsın, onunla ödeyecek.
-(Aydan) Melike, kızım! Gel eve. -Tamam.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Konuşma duyulmuyor)
(Kapı vuruldu)
Gel!
-Günaydın savcım. -Oo, günaydınlar Yekta Beyciğim.
Buyurun, ayakta kalmayın.
İfadeler, raporlar hemen UYAP'ta. Maşallah. Teşekkür ederiz.
Rica ederim.
Uygun olursanız bir talebimiz olacaktı.
Buyurun, buyurun. Geçin.
Kahve, çay, ne söyleyeyim size?
-Ben iyiyim böyle. -Ben de.
Aa, olur mu, özel çekim kahve.
Her gün iki fincan kalp ritmine, yağ yakımına gayet iyi gelir.
Şiddetle tavsiye ederim.
Sağ olun.
(Kapı vuruldu)
Yine yanlış zaman savcım, çok özür dilerim.
Evet, neymiş talebiniz, dinliyorum.
Ilgaz Kaya'nın cinayetin ertesi günü olay yerine gittiği hepimizin malumu.
Evet, bununla ilgili şikâyetinizi yapmıştınız zaten, değil mi?
İlk incelemeden sonra olay yerinde bir eldiven bulunmuş.
-Evet. -İçinde de erkek genotipine rastlanmış.
Bilgim dâhilinde Yekta, hızlandırırsak talebi.
Hayhay! Şimdi bizim teorimiz şu.
Ilgaz Kaya sevdiği kadını kurtarmak için olay yerine gitti...
...ve üçüncü kişi şüphesi oluşturmak için deliller yerleştirdi.
Nasıl?
Devam edin.
Avukat Ilgaz Kaya'nın DNA'sıyla...
...çıkan DNA'nın karşılaştırılmasını talep ediyoruz.
Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Bizim de ciğerimiz yandı Hâkime Hanım.
Kızımla birlikte biz de kendimizi gömdük.
Sebep olanlar en ağır cezayı alsın istiyoruz.
Son söz olarak senin eklemek istediğin bir şey var mı?
Çok pişmanım Hâkime Hanım.
Ama karar sizin.
(Müzik)
Hayır, anlamıyorum ki savcım.
Arkadaşınızı mı kayırıyorsunuz? O yapmaz yapar, ben bunu tartışmak istemiyorum.
Olay yerine gitti, şüpheli. DNA örneğinin alınmasını talep ediyorum.
Tamam, aldıracağız.
Size yakışan da budur.
Aksi hepimizi şaşırtırdı, teşekkürler.
Rica ederim. Şimdi mesnetsiz imalarınızı...
...yakıştırmalarınızı, ithamlarınızı da alıp gidebilirsiniz.
Yersiz mi buluyorsunuz bu talebimizi savcım?
Talebinizi yersiz bulmuyorum Avukat Hanım.
Yersiz bulduğum, ailece bıkmadan, usanmadan kayırmacı olduğumu ima etmeniz.
Yanlış anlaşıldıysak özür dileriz.
Biz müsaadenizi isteyelim. Kolay gelsin.
Müsaade sizin.
(Kapı vuruldu)
-Müsaade var mı Sayın Savcı'm? -Gel Eren, gel.
Kapıyı da kapat. Geç otur, Allah aşkına.
Sağ olun savcım.
Ben de senin bu can dostunla uğraşıyorum.
Durmadan bela açıyor başımıza şu Ilgaz.
Hayır olsun, ne oldu ki savcım?
Ne olacak? Yekta gelmiş diyor ki Ilgaz işte olay yerine gitti...
...eldiveni diyor, üçüncü şahıs şüphesi yaratmak için o yerleştirdi.
Gereği düşünüldü. Hüküm.
Sanık Sadık Murdan...
...üzerine atılı maktul Sina Yerbulmaz'ı...
...canavarca hisle, kasten öldürme suçu sabit olmakla...
...eylemine uyan 5237 sayılı yasanın...
...82/1-B maddesi gereğince...
...ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
(Erkek) Kışkırtmışlar oğlumu!
Böyle karar mı olur Hâkime Hanım?
Lütfen yerlerinize geçin, tutuklattırmayın kendinizi!
(Erkek) Sebep olan sizsiniz lan!
(Üst üste konuşmalar)
Yaklaşmayın! Yaklaşma, vururum!
Böyle karar mı olur? (***) kararı!
Hayır, yani tutunacak hiçbir dalımız yok ki Eren ya.
Ağzımız açık itham ediliyoruz.
Adam geçmiş karşıma diyor ki Ilgaz'ın DNA örneğini alacaksınız diyor.
Karşılaştırılmasını istiyorum diyor.
Ne gerek var diyemiyorum. Niye?
Çünkü adam gerçekten gitti olay yerine.
(Silah sesi)
Silah mıydı o?
Ne oldu ya? Silah sesi miydi o?
Neva Hâkim'in duruşması Pars Savcı'm.
-Neva mı? -Evet.
-Kaçıncı ağır duruşma salonu? -Beşinci savcım.
(Üst üste konuşmalar)
-Eren, ben heyet odasına gidiyorum. -Bende savcım.
İyi olacaksın.
Kalk, kalk! Yaklaşmayın!
Ne oldu? Canın mı yandı?
Müebbet verirken öyle değildin ama.
Kalk sen de kalk ayağa!
Yaklaşanı vururum!
(Üst üste konuşmalar)
Demek kardeşime müebbet verirsin, öyle mi?
-(Pars) Neva! -Yaklaşma!
Tamam, sakin ol.
-Bas geri! -Tamam kardeşim, indir silahını.
Onu bırak, beni al.
Bu benim kardeşime müebbet verdi. O verdi!
Kardeşim, bak sakin ol. Ben savcıyım.
Gerekirse ben konuşur, indirim alırım.
Yalan söylüyorsun. Geri bas!
Sakin ol, tamam. İndir silahını.
Tamam, hallederiz. Konuşurum ben, bak savcıyım diyorum, sakin ol.
Geri bas, vururum.
(Üst üste konuşmalar)
At silahını.
Eren, Eren!
O da benim kardeşim.
-Savcım. -Eren, bırak.
Savcım!
-Savcım, durun, tamam. -Eren, bırak.
Savcım, olmaz. Tamam, sakin olun.
Kalk lan sen de kalk!
Kalk! Yürü lan, yürü!
Neva, iyi misin?
Neva, kuzum, tamam, bir şeyin yok, geçti.
Eren, ambulans! Eren!
(Pars) Bakmayın öyle, ambulans çağırın!
Bir şey yok, geçti.
Geçti, geçti.
Belli ki bir velayet veya soybağının tespiti davası var.
Yani tatsız bir durum olduğu kesin, çocuk bayağı arada kalmış, sıkışmış yazık.
Aynen. Ben de deminden beri bunu düşünüyorum.
Zavallım ya.
O hâlini görünce içim parçalandı resmen.
Ne diyeceğimi de bilemedim. Yani belli ki korkuyor.
Ailesinden falan ayrılmak istemiyor bu çocuk.
Neyse, az kaldı. Şimdi gidince öğreniriz neyle ilgili bir davaymış.
(Eren) Yürü bakalım.
Yürü, yürü!
Aç kapıyı. Aç, aç!
(Siren çalıyor)
(Eren) Aç kapıyı, aç.
Bin arabaya, bin, bin.
(Ilgaz) Bir şey olmuş.
Geç bin.
(Polis) Dağılın, dağılın!
Bunları emniyete, doğru nezarethaneye, yallah!
(Polis) Dağılın! Dağılın!
Eren, ne oldu?
Abi, ne olsun.
Abi, Neva'ya saldırmışlar duruşma biterken.
Ne, nasıl? İyi mi?
Kolundan vurulmuş işte, hastaneye götürdüler. Pars Savcı da gitti.
Emin misin? Hayati bir şey yok, değil mi?
Yok abi, yok. Merak etme. Kolunu sıyırmış ama kız korkmuş tabii.
Ben de şimdi yanlarına geçiyorum zaten.
Siz, hayırdır burada?
Yok, yok. Önemli bir şey değil.
Sen bizim geçmiş olsun dediğimizi söylersin.
-Tamam, konuşuruz yine. -Tamam.
Ilgaz, gitmek ister misin?
Yok. Zaten şimdi Pars beni orada görmek istemez.
Ben ararım sonra Neva'yı.
Şu Galip'in davası ne, ona bakalım.
Yok, ben avukat olmadığım için buraya kadar bana yol.
Sen gir öğren, ben buradayım.
Tamam.
(Müzik)
Buyurun Yekta Bey.
Laçin'in hayatında biri var.
Bana...
...o herif kimse...
...bulmanı istiyorum, hemen.
(Müzik)
-Var mı bir şey? -Var.
Aile mahkemesinde davaları varmış. Çocuğu veren aile geri istiyor.
Biyolojik ailenin bilgilerini aldın mı?
Aynen. Hatta biraz göz gezdirdim.
Galiplerin işi bayağı zor.
-Gidip konuşacağız yani. -Aynen.
Vallahi bravo. Kaptın sen bu avukatlığı. Etkilendim.
Henüz etkileyememiştim yani seni?
Gideceğiz, işin aslını öğreneceğiz, bilgi alacağız.
Hukuki olmayan bir şey yok yani, hadi.
Peki.
(Duygusal müzik)
Her şey yolunda mı savcım?
-Neva iyi mi? -Çok korktum Eren.
Ona bir şey olacak diye çok korktum.
Öfke ne kadar boş...
...ne kadar safsataysa...
...sevgi o kadar gerçek.
Korku o kadar yakın.
Sağ ol, can dost...
...güzel insan...
...Eren.
Ne davası açılmış Galip Bey'e?
Başı beladan kurtulmuyor sanırım.
Bir iş kazası, tazminat talepleri de var.
Şu gözüyle alakalı herhâlde.
Ben ne yapabilirim sizin için?
Sizin de ona karşı açtığınız bir soybağının tespiti...
...nüfus kaydının düzeltilmesi davası varmış.
Biz de bu konu hakkında bilgi almaya geldik.
Şimdi anlatacaklarım onu nasıl bir pozisyona sokacak?
Kaybedecek.
Dokuz yıl önce Salih'le sevgiliydik.
Ben kimya birinci sınıfım o zamanlar.
Salih lise mezunu. Ailem istemedi.
Babam artık ne yaptıysa Salih'i apar topar Almanya'ya amcasının yanına yolladılar.
O giderken hamile olduğumu bilmiyordum bile.
Ailemden sakladım.
Bizimkiler yazlığa gitti. Ben İstanbul'da kaldım.
Apartmana temizliğe gelen Aydan Hanım fark etmiş.
Anladı hamile olduğumu.
Çocuğu olmuyordu, aramızda anlaştık.
Birkaç ay sonra ben gizlice doğum yaptım.
Aydan Hanım bebeği aldı gitti, bir daha hiç görmedim.
Dediğim gibi, çok gençtim.
Okuluma, hayatıma döndüm. Aradan yıllar geçti.
Altı yıl önce Salih yine çıktı karşıma.
Tekrardan âşık olduk.
Bu sefer ailemi dinlemedim. Evlendik Salih'le.
Bir dakika, yani çocuğun babasıyla yeniden karşılaşıp, evlendiniz, öyle mi?
Evet.
Söyleyemedim ama yani...
...nasıl denir ki?
Ama işte sonra...
...bir cesaret anlattım her şeyi.
Bunca yıl sakladınız, söylemediniz.
Zamanın ne önemi var?
Nihayetinde çocuğumuzu geri almaya karar verdik.
Sonuçta o bizim çocuğumuz. Olması gereken yer burası, ait olduğu yer.
Şöyle düşünün, diyelim ki kaybettik.
İşte şimdi de bulduk. Geri alacağız.
Bir komodinden bahseder gibi bahsediyorsunuz.
O benim çocuğum.
Evet, sekiz yıldır.
Anlamadım, ne şimdi bu?
Çocuğumu o evde, o ailede değil...
...burada kendi imkânlarımızla yetiştirmek istiyoruz.
Hem onu ben doğurdum, benim.
Tabii ki sizin çocuğunuz. Bu gerçeği hiçbir şey değiştiremez.
Hiç konuştunuz mu kızınızla, o ne istiyor?
Sekiz yaşında bir çocuk, ne isteyebilir ki? Doğruyu ne bilsin?
Haklısınız, doğruyu bilmeyebilir.
Ama sevgiyi bilir, nereye ait olduğunu.
Hiç hoşuma gitmedi tavrınız.
Çocuğumu fakir bir aileden almak istemem, tek gözlü bir babadan ve...
...temizlikçi bir anneden, nesi yanlış?
Söylesenize, nesi yanlış?
Yok, yok. Çok haklısınız.
Doğru, sadece sekiz yıl kadar geç kalmışsınız, o kadar.
İyi günler.
Dur, bekle.
(Gerilim müziği)
Ilgaz.
İyi misin sen?
Resmen çitiledin kadını, hiç böyle bir şey beklemiyordum.
Haksız mıyım? Sanki evine eşya alır gibi tavrı.
Haklısın.
Yani çocukla herhangi bir bağ kurmamış.
Yoldan geçen bir çocuk gibi Melike onun için.
Neyse, bırakalım şimdi kadının psikolojisini, biz ne yapacağız yarına?
Her şey gittikçe karışmaya başladı.
Gidelim Galip Bey'e gerçeği bildiğimizi söyleyelim.
İtiraf ettirelim diyorsun yani?
Kazanmanın tek yolu bu.
Peki.
(Müzik)
(Pars) Seni şöyle biraz daha rahat ettirelim.
İyiydim abiciğim ben.
-İyi mi şimdi? -İyi.
-Nasıl? -İyiyim.
Böyle olmadı ya, şunu da ayağının altına.
Evet. Bak şimdi güzel.
Ne yemek istersin? Ne yapayım sana?
Közlenmiş domates çorbası. Seversin, değil mi?
Özür dilerim.
Ben özür dilerim Neva.
Seni öyle görünce ben çok çaresiz hissettim.
Seni koruyamayacağımı düşündüm.
Evet, sen... Sen benim tek varlığımsın, senden başka kimsem yok.
Annem, babam, ailem, kardeşim...
...her şeyim sensin.
Ve benim ne olursa olsun senin yanında olmam gerek.
Ben de çok korktum abi.
O adamın elinde silah varken gittin beni korumak için önüne atladın.
Korkudan aklım gitti ya.
Neyse.
Ne yalan söyleyeyim, beni bu kadar çok sevdiğini görmek...
...bunları söylediğini duymak falan...
...çok iyi hissettirdi abi, değerli hissettim.
Geçti artık, ikimiz de iyiyiz. Yan yanayız, birlikteyiz.
Geçti.
Ilgaz.
Bırak alsınlar tazminatı, bu paraya ihtiyaçları var.
Ama suçlu.
Kasıtlı bir şekilde kaza yapmış tazminatı almak için, haksız kazanç.
Yine geçtin savcılık makamına.
Ne var? Koskoca şirket.
Öderler parasını. Hem onlar için bu para ne ki?
Ceylin, çok güzel bir kalbin var. Ama adamlar suçsuz.
Adil değil, onların günahı ne?
Hem böyle duygusal bakacaksak, kendimize hukukçu falan demeyelim.
Ne çabuk avukat oldun sen ya!
Hayır, bu ne kazanma hırsı?
Sırf ilk duruşmayı kaybetti dedirtmemek için bunların hepsi, değil mi?
İyi. İyi, tamam, git söyle onlara.
Onlar da alamasınlar tazminatı. O çocuğu da versinler o soğuk nevaleye.
Orada sevgisiz bir şekilde büyüsün.
Ya benim bunu istediğimi nereden çıkartıyorsun?
Hem bunun avukat olmakla, kazanmayı istemekle ne alakası var?
Beni tanımıyormuş gibi konuşuyorsun.
Haksızlık ediyorsun bana.
Bu adam parayı çocuk için istiyor, görmüyor musun?
Gözünü feda etmiş, hangi baba yapar bunu?
Hem de kanından canından olmayan bir çocuk için.
Belli ki seviyorlar onu.
Ya bu kadar katı olamazsın. Olmamalısın!
Nereye? Gelmiyor musun? Nereye gidiyorsun?
Peki.
(Duygusal müzik)
Mis gibi kokuyorlar Eren, çok teşekkür ederim.
Ne demek ya!
-Geçmiş olsun ama iyi gördüm seni ha. -İyiyim iyiyim.
Sadece birazcık ağrım var, o kadar.
Olur olur, o da geçer. İlaçlar da biraz sersemlik yapar ama...
...sen toparlarsın kısa sürede.
-Eren, şu sehpayı şöyle çeksene. -Hemen savcım.
Sana da koyayım mı bir tabak, seversin sen.
(Eren) Yok yok, teşekkür ederim savcım.
Vallahi mis gibi kokuyor abiciğim, ellerine sağlık.
Sen yiyebilir misin, ben yedireyim mi sana?
Yerim ben, zaten sol koluma geldi ya, hallederim, gerçekten.
Ben de müsaadenizi isteyeyim.
Bir şeye ihtiyaç olursa telefonun öbür ucundayım, 7/24!
-Biliyorum. -Geçmiş olsun tekrar.
Eren, bir dakika beklesene sen, seni geçireyim ben.
Tabii savcım.
Neva, bir saat yalnız kalsan sorun olur mu?
Kalırım abiciğim, iyiyim gerçekten. Ben zaten çorbamı içip uzanacağım.
Tamam güzelim, hadi afiyet olsun.
Geldim Eren.
Nereye Eren?
İşte Ilgaz'a gideceğim Sayın Savcı'm.
(Eren) Bu arada o da çok geçmiş olsun dileklerini iletti ama...
...ben bu karmaşada size söylemeyi unuttum, kusura bakmayın.
Bir de şey savcım, kriminali de aradım...
...bizim Niyazi var, dedim böyle böyle, sabah Ilgaz Savcı'm gelecek...
...DNA'sı verilecek diye.
Tabii ben de bunu telefonda söyleyemedim Ilgaz'a.
Dedim bari ofise gideyim, yüz yüze söyleyeyim dedim.
-İyi, tamam, dur ben de geliyorum. -Siz de mi?
Ne oldu, bir mahsuru mu var komiser?
Yok, estağfurullah Sayın Savcı'm, ondan değil vallahi.
Anladım ben sizi, mahşerin üç atlısı takılacaksınız öyle.
Ben şimdi hiç rahatsız etmeyeyim sizi, ahenginizi bozmayayım.
Tamam tamam, anladım ben sizi.
Yok savcım, olur mu öyle şey! Kurban olayım etmeyin ya.
-Ondan demedim vallahi bak... -Sen de hemen yuttun be Erenciğim.
Baksana bende o göz var mı, hemen pes edecek? Allah Allah!
Aşk olsun savcım, ben de birden şey oldum.
Tamam, tamam, şey olma. Neva yalnız, hemen gidelim.
-Hadi hadi. -Buyurun savcım.
Olur mu Erenciğim, sen çık. Misafirsin.
(Duygusal müzik)
(Telefon çalıyor)
-Neva, iyi misin? Öldüm meraktan. -İyiyim.
Yani galiba iyiyim. Biraz ağrım var...
...bitkinim de biraz. Ama iyi olurum ben.
Ben seni görmeye geliyorum.
Peki.
Fazla havlu falan var mı?
Tamam.
-Neye tamam? -İstediğin gibi yapacağım, merak etme.
Güven bana. Oldu mu?
-Söz mü? -Söz.
Benim için mi yapacaksın yoksa içine sinerek mi?
Ortada kesinlikle masum bir niyet var. Adamın kızı için göze aldığı şeyler.
Ama haram para.
İtibarı zedelenen bir fabrika var, maddi manevi kaybı olan.
Tamam.
Tamam, kendi içinde muhakeme etmene gerek yok.
Zaten içine sinmesine de gerek yok. Sözünü tut, adam da tazminatı alsın.
Hem zaten bilerek yaptığını ispatlayacak herhangi bir delil bulmaları imkânsız.
Tabii adam kendisi itiraf etmezse.
Sen bayağı ıslanmışsın.
(Duygusal müzik)
Hasta olacaksın.
Az önce zatürre olmam pek umurunda değildi ama.
(Kapı vuruldu)
Eren'dir bu.
Yüz yüze söylemesi gereken önemli bir şey varmış.
-Öyle mi? -Açalım.
Oo!
Kaya Hukuk Bürosu'nu bir kutlayalım dedik.
Buz vardır inşallah, ha?
-Buz buz? -Var tabii, var, hadi gelin.
Hadi geçin.
Ani durum değişikliği olunca şoka uğruyorlar Eren.
-Merhabalar, merhabalar. -Hadi gelin. Hoş geldin.
- (Erkek) Bu da imzalandı Hilmi Bey. -(Hilmi) Tamam, işlensin hemen.
(Gerilim müziği)
Hadi afiyet olsun.
Oh, hoş geldiniz.
Vallahi ofis güzelmiş ha, beğendim.
Bir şeye ihtiyacınız varsa söyleyin, ben bir dahaki gelişimde getireyim.
Ya masa eksik bir tane, ağanın eli tutulmaz.
Yahu ben verdim sipariş, gelecek masa.
-Vallahi samimiyim, gerçekten. -Düşünmen yeter Pars, teşekkür ederiz.
Ee Ilgaz, anlat bakalım, nasıl bir his karşı tarafta olmak?
Vallahi savcım, enteresan, ben de henüz kavrayamadım.
Sen bir duruşmaya çık, göreceğim ben seni o zaman.
-Yarın, hem de karar duruşması. -Pes ya!
Arkadaş bu ne hız, vallahi yetişilemiyor hızınıza.
Sürat seviyoruz savcım, ne yapalım?
Bak Ilgaz, sakın kaybetme ha.
Ondan sonra savcıdan avukat olmaz dedirtme.
Savcım, benim kardeşim kaybeder mi ya?
Kaybetmek bu mesleğin şanında var.
Ayrıca her dava kazanılmaz. İlk elinde de günahı olmaz, lütfen.
-Neva nasıl oldu? -İyi iyi.
Çok önemli bir şey değil. Kurşun sıyırmış Allah'tan da...
...korktu kız. Ben de korktum tabii.
Allah'tan Eren vardı yanımızda.
Çok geçmiş olsun.
Savcım hafife alıyor. Çok ciddi bir olaydı abi.
Zor söktüm manyağı savcımın elinden.
Vallahi elimden aldın Eren. Hakikaten elimden aldın.
O da bizim işimiz savcım.
Öyle tabii, öyle ya.
Ben fazla durmayacağım, kalkacağım birazdan, Neva yalnız kalmasın da...
...tabii ki anlatacaklarım var.
Şimdi böyle de ağzınızın tadını kaçırmak gibi olmasın ama...
...Yekta geldi bugün.
-Bir talebi var. -Ne istiyormuş?
İşte olay yerine gittiğini, delil yerleştirdiğini...
...bu eldivenle üçüncü şahıs şüphesi uyandırdığından falan bahsediyor.
Ne münasebet, Ceylin serbest kaldıktan sonra eldiven çıktı zaten ortaya.
Evet, zaten en önemli delil ayak izi.
(Pars) Ama yakında onu (***). Yekta'yı biliyoruz yani.
Bir de ceket yok ortada, o yüzden toprak karşılaştırması yapılamıyor.
(Pars) Velhasıl kelam yarın emniyete gelmen lazım Ilgaz.
İşte örnek alınacak, DNA karşılaştırması falan yapılacak.
Boşa zaman kaybı. Hayır, adam israf ya!
Onca kaynak sırf Yekta'nın yalanları yüzünden boşa mı gidecek yani?
Hayır, bir de Ilgaz'dan bahsediyoruz, olacak şey mi?
Yapacak bir şey yok Ceylin.
Hadi canım, bozmayın moralinizi, eğlenmeye geldik, içelim.
-Senin sesin güzel miydi Eren ya? -Çok.
(Gerilim müziği)
Neva'ya geçmiş olsun dileklerimizi iletin lütfen.
Aman sakın ha, ben buraya hiç gelmedim. Üzgünüm.
Savcım, bu gözler neler gördü, bu kulaklar neler duydu bir bilseniz.
Bizim adalet terazimiz sağlamdır, değil mi Ilgaz?
Kesinlikle.
-Çok sağ olun tekrar. -Rica ederim.
-Ya Ilgaz, sen beni bir geçirsene. -Tabii tabii.
Hadi.
Neşeniz bol olsun gençler.
Ayağınıza sağlık savcım.
-Eren, fazla kaçırma, iki tane ha. -İkiyi görmem savcım, merak etmeyin.
Bir şey diyeyim mi? Gıcık falan ama pamuk gibi kalbi var ya.
Öyle vallahi. Hadi gel, girelim içeri.
(Eren) Hadi!
Ilgaz, oluyor mu böyle? Mutlu musun yani?
Bak yanlış anlama...
...yani niyetimden de şüphe etme ama yani...
...saçma değil mi bu kararın?
Ceylin dışarıda işte, dön artık savcılığa geri.
Tamam, anladık gözün kara, gemileri de yakıyorsun.
Ama dönme hakkını kullan ve dön.
Ne yani, ruhsatı alındıysa alındı. Ceylin kendini savunamayacak mı?
Buluruz kallavi bir avukat, veririz yanına.
Takıldın, değil mi?
Davasını aldığın kişiyi yarı yolda bırakmak istemiyorsun.
Gerekirse Şahver Hoca'ya söyleriz.
Gelir dev kadrosuyla, yıkar duruşma salonunu geçip gider ya, ne var?
Şu an o kadar başka bir ruh hâlindeyim ki Pars...
...inan hiç olmadığım kadar özgür ve güçlü hissediyorum kendimi.
Böyle yeni bir yolculuğa çıkmış gibi.
Umarım sen de bir gün böyle sevmeyi deneyimlersin.
Vallahi yaşamadım, bilemem. Kısmet olur mu...
...onu da bilemem ama...
...insan geçmişteki çabanı, emeğini görünce ne bileyim, üzülüyor yani.
Öyle diyorsan öyledir, değil mi Ilgaz?
-Sağ ol yine de. -Sen sağ ol. Kaçtım.
Nerede lan bizim para?
Nereye oğlum? Para?
Alın bunu evinin önüne atın, toplasınlar. Bu bize lazım, daha borcunu ödeyecek.
(Niyazi) Ah!
(Gerilim müziği)
Ilgaz, hadi geç kalacağız!
Geldim. Hadi.
Oo, yakıyorsunuz Avukat Bey!
-Adliyeyi birbirine katacaksınız vallahi. -Yapacağız bir şeyler, hadi.
Cübbeni unutmamışsın.
-Sana beş, pekiyi. -İşte bu kadar farklıyız.
Sen bu kadar komik miydin ya? Aşk yaradı sanki sana.
-Kolay gelsin. -Sağ ol.
(Hareketli müzik)
(Hareketli müzik devam ediyor)
(Hareketli müzik devam ediyor)
Hamileymişsin.
Çözebildin mi bari?
Kimdenmiş?
O nasıl soru Aylin abla? Tabii ki Ziver'den.
-Eminsin yani? -Evet.
Ben pek emin değilim ama.
Araştırdım, öğrendim.
Anne karnındayken de anlaşılıyormuş babası kim diye.
Randevuyu da ben alacağım, gidip test yaptıracağız.
Karnındakinin babası kim, öğreneceğiz.
Duydun mu beni?
(Gerilim müziği)
-Niyazi nerede? -Gelmedi vallahi.
(Göksu) Hani haber de yok. Hiç böyle yapmaz.
Allah Allah!
Ya ne fark eder? Hanımefendi alsın işte.
Tamam savcım. Hadi Göksu o zaman.
Sizi şöyle alayım Sayın Savcı'm.
Sayın Savcı'm. Alışkanlık tabii.
İnsanlar böyle sizin gibi iki dakikada adapte olamıyor.
(Metin) Cinayet gecesi nerede, kiminle olduğunu söyleyemiyor.
Belli ki yalan söylüyor, bir daha çağıralım ifadeye.
(Gerilim müziği)
Ne oluyor burada?
Yekta Bey, delilleri değiştirmek ve...
...üçüncü kişi şüphesi yaratmakla itham ediyor, biz de cevap hazırlıyoruz.
(Ilgaz) Kolay gelsin.
Ilgaz olay yerine mi gitti?
Evet amirim.
(Serdar) Evet dostlar, Romalılar ve kadim yurttaşlar.
Beklenen gün geldi çattı.
Ha bu arada, telefonlarınız kapalı, değil mi?
Mal yerine ulaşmış.
-Nereye ulaşmış? -Sana daha var renkli şirin.
Biraz bekle. Sen güvenli ev bulacaktın, bana bırakın dedin.
Zincirin son halkasısın, biraz bekleyeceksin.
Şimdi arkadaşlar, geldik en önemli noktaya.
Malı bir şekilde, teslimat noktasından enselenmeden alıp getirmemiz lazım.
(Serdar) Oltanın ucu daha ilk halkaya takılırsa baştan...
...polisler bize ulaşır.
Başımız da büyük belaya girer.
Bu yüzden en önemli kısmı şu; içimizde at hırsızına benzemeyen...
...iki tip olarak Parla'yla Merve arasında bir seçim yapacağız.
Herkese uyar mı?
(Serdar) Yazı gelirse Parla, tura gelirse Merve.
Yazı.
Sen çıktın şanslı böcek.
(Çınar) Serdar, emin misin?
Serdar, olmaz, küçük o.
Hayır, yaparım.
Söyle şimdi, ne yapıyorum?
(Hareketli müzik)
Bilirkişi raporunun geldiği görüldü. Tarafların rapora karşı beyanları...
...ve itirazları olduğu anlaşıldı.
Davacıya soruldu; bir diyeceğin var mı?
Yok Hâkim Bey, karar verirseniz memnun olurum.
Hâkim Bey, izniniz olursa ek bir beyan sunmak istiyorum.
Somut bir delille ispatı mümkün olmasa da...
...davacı Galip Yunus, gözünü kasten, bile isteye kör etmiştir.
Şimdiye kadar böyle bir iddia yok dosyada, usulü bozmayalım Avukat Bey.
Galip Bey ve ailesini etkileyen bir soybağının tespiti davası mevcuttur.
Bunun için de paraya ihtiyaçları var. Parayı da bu yolla elde etmek...
Dava vekilinin talebiyle davacı asile soruldu.
Doğru mu Galip?
Bu aşamada davacı asile kazanın oluş şekline ilişkin yemin teklif ediyoruz.
(Hâkim) Gel bakalım Galip, yaklaş.
Doğru mu bu? Kendin mi yaptın?
Doğru.
(Erkek) Başınız sağ olsun Yekta Bey.
(Kadın) Başınız sağ olsun Yektacığım. Başınız sağ olsun.
(Erkek 2) Başınız sağ olsun Yektacığım.
(Kadın 2) Başınız sağ olsun.
(Kadın 3) Başınız sağ olsun Laçin Hanım.
-Başınız sağ olsun, Allah sabır versin. -Sağ olasın Merdan.
(Gerilim müziği)
Sana inanmıyorum ya. Sana inanmıyorum!
-Bir konuşabilir miyiz? -Bana söz verdin.
Ne bu hırs ya! İçinden canavar mı çıktı?
-Bunların hepsi kaybetmemek için mi? -Bir sakin olur musun lütfen?
O insanlara kötülük yapmadım ben, güven bana.
-Ilgaz Bey, çok sağ olun. -Rica ederim.
Vallahi dediğiniz gibi, omzumdan öyle büyük bir yük kalktı ki size anlatamam.
Allah razı olsun sizden. Haram para nasip olmadı.
Ben şimdi vekâletinizi alacağım, siz dışarıda bekleyin.
-Sonra detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. -Tamam, nasıl derseniz öyle.
Gel kızım.
Ne oluyor burada?
(Geçiş sesi)
Amacınızla ilgili hiç şüphem yok.
Ama ortaya çıkarsa, ki çıkar...
...meblağa çok büyük.
O parayı sana yedirmemek için ellerinden geleni yaparlar.
Kaldı ki parayı ne zaman alacaksın, o da belli değil.
Suçlanırsın adaleti yanıltmaktan, aldığın parayı bir de faiziyle geri ödersin.
Ben ne yaptımsa Melike için yaptım. Onu bizden almasınlar diye.
Avukat tutmak için gücümüz yok.
Para bulmak için yaptım.
İnsan, çocuğu için canını bile verir. Ben gözümü vermişim çok mu?
Anlıyorum.
Ama bunu yapmanın başka yolları da var.
Her şey avukat parası için değil mi?
Ben sizin avukatınız olurum.
Sizi savunurum, Melike sizin kızınız olarak kalır burada, bu evde.
(Geçiş sesi)
Seni seviyorum.
(Duygusal müzik)
Vay efendim, pişmanım! Olursun tabii. Hâkime ateş açmak ne demek?
Milletin şirazesi iyice kaçmış savcım.
Sorma ya! Hangi savcı bakacak bilmiyorum ama şey bu, öldürmeye kast.
O değil de savcım, kardeşimi koruyacağım diye kendini yakacak, haberi yok.
Yaktı zaten.
(Hareketli müzik)
-Gel Göksu. -Eren Komiser'im.
Çıktı mı sonuç?
Söylesene kızım!
(Göksu) Eldivenden çıkan kılla, Ilgaz Savcı'nın test sonucu...
...yüzde 100 uyumlu komiserim.
(Gerilim müziği)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı ve Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ece Naz Batmaz Özgören - Nuray Ünal...
...Hatice Başpınar - Büşra Taşçıoğlu - Özgür Türk
İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Kolçak Gürbüz
Editörler: Beliz Coşar - Zerrin Yılmaz Çınar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.