All language subtitles for Stargate Origins Catherine

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional) Download
co Corsican
hr Croatian Download
cs Czech
da Danish Download
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian Download
mg Malagasy
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian Download
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Çeviri: JAVAJAVA2002

Yıldız Geçidi: Kökenler

GİZA, MISIR. 1928.

Gidelim Catherine.

10 YIL SONRA

Bu da ne, Cat?

Hâlâ bilmiyorum.

Metalik mi?

Bu döneme ait arkeolojik bulguların çoğu taş...

...ama bu öyle değil.

Babam bunun erimiş meteor olduğuna inanıyor.

10 yıllık bir araştırma ve hâlâ emin değilsin.

Bu tür işler zaman alır.

Artık parasızlık nedeniyle araştırmaya devam edemiyoruz.

En azından burada.

Bu gizem için minnettarım.

Aksi halde, birbirimizi tanımamız mümkün olmayacaktı.

Bu çok trajik olurdu.

Ben...

Babanla tanışacağım için çok heyecanlıyım.

İyi ve büyüleyici bir adam.

Gerginken çok tatlı oluyorsun.

Bu doğru delikanlı.

Büyüleyici biriyim.

Baba, geldin demek.

Yüzbaşı James Beal'in sfenksimizi görmeye geleceğini söylemiştin.

Evet, efendim.

Tanıştığımıza memnun oldum.

O zevk bana ait.

Yanında para var mı?

Araştırmamıza destek olurdun.

Param yok.

Seninle kafa buluyorum.

Akşam yemeğinde bize katılır mısın?

Sana antik hiyeroglif kullanarak adını nasıl yazacağını öğretirim.

Kulağa harika geliyor.

Mükemmel.

Bu kadar geç geldiğim için özür dilerim.

Bir telgraf bekliyordum da.

Görünen o ki, eski dostumuz Deitrich...

...yani bu işteki ortağım, geri dönmeyecekmiş.

- Ne? - Berlin'deydi.

Araştırmamıza sponsor arıyordu.

Telgrafta ne yazmış ki?

Çok tuhaf.

Kısa bir veda sadece. Başka bir şey yazmamış.

Bizi böyle terk edeceğini tahmin etmemiştim.

Sanırım ortaklığımız bitti.

Peki, umarım acıkmışsınızdır.

Çok kötü bir aşçıdır, ne yediğine dikkat et.

Hoş biri.

Kes şunu.

Evet, öyle.

Yine de her şey için çok erken.

Gözlerin parlıyor ama.

Catherine, umarım Mısır'dan benim yüzümden ayrılmamışsındır.

Senin yüzünden değil.

Owens, müzede Giza eserlerimizi kataloglamamdan çok etkilenmiş.

Bana güzel bir iş teklif etti.

Benimle gurur duyarsın sanmıştım.

Duyuyorum Catherine.

Ama...

Bu araştırmamız senin de mirasın.

Bunun sona erdiğini söylemiştin.

Bu kez nerden para bulacaksın ki?

Bu seni ilgilendirmez, tamam mı?

Beni ilgiledirmez mi? Çocukluğum bu araştırmanın içinde geçti.

Şimdiyse dik başlılık ediyorsun.

Küçümseyici ve saçma konuşuyorsun!

Bir şey yapmaya karar vermeden önce yeteri kadar düşünmüyorsun.

Tıpkı annen gibisin.

Catherine!

Ne yapıyorsun Catherine?

Bu da ne?

İşte burda.

Buna inanamıyorum.

Gerçekten burada.

Hakikaten de burda.

Bakın, aynen hiyeroglifteki gibi.

Seninle gurur duyuyorum.

Hadi.

Evet.

Karşınızda, geçmişe açılan geçit.

- Merhaba? Afedersiniz? - Nihayet...

Lütfen, durun, durun. Lütfen, durun.

Nasıl yardımcı olabilirim?

En içten özürlerimi sunarım.

Siz Profesör Paul Langford olmalısınız.

Öyleyim, peki siz...

Adım Dr. Wilhelm Brucke.

Führer'in baş okültistiyim.

Sizi asla bulamayacağız diye korkmaya başlamıştım.

Gerçi, dünya varlığınızı unuttuğu için böyle hissetmiş olmam çok normal.

Anlayamadım?

Bulduğunuz bu şeyin ne olduğuna dair bir fikriniz var mı?

Evet, birkaç teorimiz var.

Bende teoriden fazlası var.

Birkaç ölü dilin prizmasını inceleyerek...

Bunu daha önce gördünüz mü?

Nereden buldunuz bunu?

Bunu 2 yıl önce, Tayland'daki yasadışı bir baharatçıdan aldım.

Anlayamıyorum.

Son zamanlarda çok konuşulan...

...Einstein-Rosen Köprüsü teorisini eminim duymuşsunuzdur.

Hâlâ anlayamıyorum.

Antik Mısır'ı araştırmakla çok meşguldünüz galiba.

- Evet. - Büyük resmi göremiyorsunuz Profesör.

Bu parşömeni gördüğüm anda...

...gerçekten özel bir şey bulduğumu anlamıştım.

Dünyamızın ötesinde bir anlam taşıyan...

...şimdilik sadece bizim hayal edebileceğimiz bir şey.

Biraz geri çekilip bu şeye daha geniş açıdan bakmayı denediniz mi?

Bunun bir geçit olabileceğini hiç kafanızda canlandırmadınız mı?

Bir geçit mi?

İyi Akşamlar, Fraulein.

Bu kadar geç saatte neden etrafta gizlice dolaşıyorsun?

Almancamı tazelerim diyordum.

Sen Catherine olmalısın.

Bekle, yapma. Bekle, bekle, bekle. Dur.

- Eller, eller! - Tamam, tamam.

Bize katılman ne güzel.

Nedir bu?

- Deitrich nerede? - Zavallı Deitrich.

Bana nerede olduğunuzu haber verdikten sonra...

...korkarım ki kendini Berlin'de feci bir görüş ayrılığının içinde buldu.

Bırak beni.

Heinrich, silaha lüzum yok.

Medeni olalım.

Stefan, Gunter, bağlayın.

- Çek ellerini! - Catherine.

Ne diyorlarsa yap Catherine.

Hazırlanın.

Medeni, öyle mi?

Zavallı aptal...

Bunca zaman, bu gerçek gücün gerçek gayesinden bihaberdin.

Bunu tek ben anlayabildim.

Bu semboller, bu sırayla.

Kimsin sen?

Aradığınız cevap benim.

Peki, bizimle ilgili planın ne?

Sabredin Profesör.

Yakında öğreneceksiniz.

Öncelikle, burdaki geçidi açacağım.

Güç, daha fazla güç lazım.

Yakında herkes tanık olacak...

Dur. Bekle biraz.

Açı buradan daha iyi.

Tamam, en iyi tarafın bu.

Bu taraf mı?

Emin misin?

Herkesin yüzünün bir tarafı diğerinden daha iyidir.

Evet.

Senin de mi? Bir dönsene.

Diğer tarafa da.

İki tarafın da aynı mükemmellikte.

Tamam, hadi. Hadi, hadi.

Son sıralamayla başlayın.

Lütfen. Lütfen dikkatli ol.

Sessiz ol. Bölmek yok.

Yakında herkes daha önce hiç kimsenin görmediği büyük bir güce tanık olacak.

Onu ebedi uykusundan uyandırması için benim gibi birini bekliyordu.

Çok güzel.

Aman Tanrım.

Evet. Çok haklısın Fraulein.

Tanrım denmeyi hak ediyor.

Böyle bir teknolojiyle...

...sahip olacağın gücü bir düşün.

Neler başarabileceğini bir düşün.

Geri getirebileceğim şeyi bir düşün.

Hitler ve Almanya için.

Heil Hitler!

Bu delice.

Hayır, dahice.

Bu gelecek.

Başka dünyaya açılan bir geçit bu.

- Öbür tarafta... - Öbür taraf mı?

Ciddi olamazsın.

Bu geçidin nereye açıldığı tam bir muamma.

Columbus'u bilir misin? Ya da Magellan'ı?

Bu enerji hepimizi öldürebilir.

Doğru olabilir.

Test etmeliyiz.

Stefan...

Führer'ine iyi bir hizmetkar olmaya hazır mısın?

Gördün mü? Tamamen güvenli.

Profesörü buraya getir.

Hayır.

- Hayır. - Hayır.

Hayır, hayır. Hayır, hayır, hayır.

Hayır, durun.

Bırak beni!

Sessizlik!

Catherine dur. Yapma.

Lütfen, durun, durun.

Ne istersen yapacağım.

Ama bana erkek sözü vermelisin.

Kızıma zarar vermeyeceksin.

Bunun için sana söz veriyorum.

Senin sözün benim için bir anlam ifade etmiyor!

Baba!

Korkma. Ona bir şey olmayacak.

Birazdan peşinden gideceğim.

Neyi bekliyorsunuz?

Her şeyi toplayın. Hadi, hadi, hadi.

Şu haline bir bak.

Yıkılmış bir haldesin.

Senin için üzülüyorum.

Böyle bir enerji, böyle bir potansiyel.

İşte burdasın.

Senin ve babanın çözemediği büyük gizemi çözüşümü izliyorsun.

Wilhelm...

Çok üzücü. Çok acınası.

Üzülme.

Babanın bu büyük gününde güzel görünmen gerekiyor.

Elveda.

Bir dahaki sefere...

...senden kan akıtacağım.

Bu dünyada benden saklanabileceğin bir yer yok.

Ufkunu genişlet, canım.

Dünya bir tanrı bulmak için doğru yer değil.

Notlarım.

Bakarsın zamanında dönemeyiz.

Onu sakın kaybetme.

Bu kitap kapıyı açmanın anahtarı.

Dr. Brucke...

Kızı ne yapayım?

Elçiliğe götür.

Gülümse Catherine Langford.

Ne de olsa, sonunda gerçek keşfin karşısında duruyorsun.

- İyi bir değişiklik olmalı. - Sen ölü bir adamsın.

Ne dediğine dikkat et.

Yoksa kendini babanın mezarı başında bulursun.

Unutma, sahip olduğun tek aile o.

İşte bu yüzden onu bulmak için her yolu deneyeceğim.

Sanırım beni çözmen için seni ikna etmenin bir yolu yok.

Şey...

Asla.

Öyleyse yok.

Domuz.

İşte budur.

Sana kişisel bir şey söyleyebilir miyim, Wasif?

Beklemeyi sorun edeceğini hiç düşünmemiştim.

Ama artık beklemek istemiyor.

Bilemiyorum dostum.

Aşk bana göre değil.

Henüz doğru kızla tanışmadın sadece, Wasif.

Keşke bu sözü duyanlar kadar...

...bu sözü söyleyenler de bunu söylemekten bıksaydı.

Check mi, fold mu?

Fold.

Demek istediğim...

...aşk hiç beklemediğin bir anda karşına çıkabilir.

Üst düzey güvenlik, dostlar.

Sakin olun, Amerikalıyım.

Merhaba James.

Bıçağın var mı?

Bu harikaydı.

Zengin olacağız.

Umarım her şeyi çekebilmiştir.

Bekle, bekle, bekle, bekle!

Beklesene, kameraya çekeyim.

Güzel. Etrafına bak. Aynen böyle. Çok güzel.

Diğer elini koy. Evet!

- O tarafa yürü. - Stefan.

Eva.

Führer'imiz için bir mesaj.

Haklı çıktım.

Berlin'de sahip olduğumuz şeyin aynısı.

Elektriksel saçmalıklar olmadan bu şekilde açmış olmalılar.

Yapbozu tamamlayarak.

Harika.

Bunca zaman, bunun başka bir Rosetta Taşı olduğuna o kadar emindim ki. İnanamıyorum.

Pekala, bakalım kimin evindeyiz!

Birinin evi mi?

Profesör! Gözlerinizi açın Profesör.

Bu tapınak terk edilmiş gibi mi görünüyor?

Bu bölmeler sence doğal yollarla mı oluştu?

Senin aksine ben korkmuyorum.

Burayı nasıl bir tanrı yönetiyor bilmem ama onunla tanışma niyetindeyim.

Gidelim.

Durdur arabayı Cat. Bizi duyacaklar.

1 km öteden sesi duyuluyor zaten.

Biraz daha yakınlaşalım.

Tetikte ol, Wasif.

Evet. Tetikteyim.

Burda Naziler olacak sanıyordum.

Yere yat.

Kız beklediğimden iyi çıktı.

Evet, harika biridir.

Benim mi o?

Artık ellerimi çözebilir misiniz?

Hayır.

İnanılmaz.

Bu benim keşfim.

Burası.

Bir şey söyle.

Nasıl yani?

Antik Mısır dilinde tanıt bizi.

Şey...

Arzumuz...

Sizinle tanışmak.

Biz...

Önemli bir yolculuktan...

Buna zaman yok.

Gunter, kadını tutukla. Hemen tutukla onu.

Yakala kadını.

Buraya gelerek aptallık ettiniz.

Firavunların dili 3000 yıldır konuşulmuyordu.

Haklıydım.

Geçmişe yolculuk yapmışız.

Hayır. Ben haklıydım.

Onun gibi varlıklar geçmişi oluşturdular.

Yardım için teşekkürler beyler.

Ne işler döndüğünü açıklamak ister misin?

Bir grup Nazi askerinin olduğunu söylemiştin.

Öyleydi ama gitmişler.

- Babanla mı? - Aynen.

Anlayamıyorum.

Bu şeyden geçerek gittiler.

Bundan geçerek mi?

Nereye gittiler peki?

Yardım edebilir misiniz?

Catherine! İyi misin?

Çok iyiyim.

Delice olduğunun farkındayım...

...ve eğer bu şey çalışmazsa delirdiğimi kabul edeceğim.

Ama çalışacak. Lütfen bana yardım et.

Ne yapabilirim?

Pekala, kabloları bağla.

7 tane sembol var.

Onları doğru sıraya sokmalıyız.

Bu iç halkayı kaydırarak.

Böylece geçit açılacak.

Bana açık görünüyor.

James!

O da yardım edecek demiştin.

Söyle de bana yardım etsin.

Wasif, lütfen!

Ne diyorsa yap.

Bana karşı gelme, tamam mı? Lütfen bana yardım et.

Pekala.

Pekala James, sol ayağının yanındaki şey.

Onu "Y" gibi görünen kısma hareket ettirmelisin.

Saat yönünde.

Tamam, çok iyi.

Sırada ne var?

Bize daha fazla güç lazım.

Nereden bulacağız ki?

Araba motoru. Yüksek devirde çalıştırmışlardı.

- Aman Tanrım. Hareket ediyor. - Bu şekilde olması gerekiyor.

- Sanırım anladım. - Aradığımız şeyi...

...nasıl tarif etsem bilmiyorum.

Şimdilik hareket etmeyi sürdürmeli.

James, saat 9 yönü.

Wasif, sağ ayağının yanındaki.

Saat yönünde çevir.

Saat 7 yönüne.

Saat yönünün tersine çevirmelisin.

Bu şeyin tamamen dönmesi gerekiyor.

James, döndürmeye devam et.

Wasif, kum saati şekli olan.

Aslında bayâ eğlenceliymiş. Evet.

Son bir tane kaldı.

Üstünde daire bulunan bir piramit.

Duydun mu? Neler oluyor?

Tamam, çekilin ordan.

İşte bu!

Bu da ne böyle?

Hadi. Gidelim.

Yok. Almayayım.

Yardım edeceğim demiştin.

Evet, ama...

Şuna bir bak.

Bakıyorum zaten.

James.

Üzgünüm.

Bu resmen delilik.

Babam öbür tarafta ama.

Naziler babanı bu şeyin içinden geçerek mi götürdüler cidden?

Evet.

- Neden ki? - Bilmiyorum.

Silah veya teknoloji için olabilir. Başlarında Brucke diye biri vardı.

Kendini beğenmişin tekiydi.

Hitler ve Almanya için bir şeyi geri getireceğiyle övünüyordu.

Ne diyorsun, Wasif?

Güç delisi lanet Naziler!

İşte cevabın.

- Yine kuralları çiğniyoruz. - Evet.

Hadi ama!

Buna hiç gerek yoktu.

Girecekti zaten.

- Önden bayanlar olayına ne oldu? - Boş versene onu.

Yoksa korkuyor musun?

Gururum incindi.

Bu şeyin öbür tarafında bizi neyin beklediğine dair hiçbir fikrin yok.

Babam orda!

Biliyorum.

Artık Wasif de orda.

James.

Yanındayım.

İşte bunu beklemiyordum.

Olacakları asla bilemezsin.

Başka bir şansımız olmayabilir.

şey yapsak ya...

Çok şaşırtıcı.

Ürperdim.

Siz de gördünüz mü?

Onlar da neydi öyle?

Sanırım yıldızlardı.

Nerede olduğumuzu biliyor musun?

Hiçbir fikrim yok.

Burası Mısır'a özgü bir oda.

Yolumuzu bulmamız gerek.

Bence...

Bu ne ya...

Neden açık kalmadı ki?

Bağlantı yok. Hiçbir şey yok.

Bu şey umut verici görünüyor.

Aç şunu, Cat.

Burada dafa fazla kalamayacağım.

Tabii.

Pekala.

Tamam, bir.

En azından geri dönmek daha az yorucu olacak.

Evet.

Dört.

Beş.

Altı. Yedi, yedi.

Yedi.

Yedi.

Yedinci sembol yok.

Ne demek istiyorsun?

Üzerinde nokta bulunan üçgen.

Evet, burada yok.

Belki buranın yedinci sembolü farklıdır.

Elindeki Nazi günlüğünde hepsi yazılıydı, değil mi?

Belki ihtiyacımız olan şey ordadır.

Evet.

Olabilir.

Zemin ıslak. Zemin ıslak.

Tamam. Sağ ol. Bilmem iyi oldu.

- Hiç yardımcı olmuyorsunuz. - James, sakin ol lütfen.

Sakin mi olayım?

Bizi Mars'a indirmiş olabilirsin.

Buraya bakın.

Mars'ta olduğumuza inanmıyorum.

Ne bileyim?

Hiç gitmedim ki.

Düşman bölgesinde olabiliriz.

Wasif.

Bana eşlik et.

Cat, burda kal.

Rüyanda görürsün.

Bir şey var mı?

Hayır. Henüz bir şey yok.

Cat?

Ne tür bir tehlikeye atıldığımız hakkında bir fikrin var mı?

Buradaki sıralamanın farklı olacağını nasıl bilebilirdim ki?

Benim günlüğüm değil ki bu.

Bizi buna sürüklemeden önce günlüğe bakmayı düşünseydin ya!

Ne var?

İpucu var mı?

Ayak izleri ve ölü bir Nazi.

Sende?

Başka bir kova buldum.

- Wasif, yemin ederim... - Hadi, gidelim.

Cat, bekle.

Cat, bekle.

Güvende değiliz.

O silahı kullanmayı biliyor musun?

Diğer insanların kafasına doğrultmak dışında.

Ateş etmeyi 15 yaşında öğrendim.

- Vay canına. - Sağ ol. Sağ ol.

En son ne zaman ateş ettin?

Kahraman olmaya kalkma.

Seni kurtarmam gerekirse olurum.

Hadi bakalım.

Wasif, nerdesin dostum?

Seni göremiyorum.

Sesimi takip et.

James.

Burdayım.

Özür dilerim. Özür dilerim.

Sağ ol, Wasif. Harika bir atıştı.

Onu hakladım.

Nasıl?

Ona bununla vurdum.

Mantıklı.

O da neydi öyle?

Kadınlar böyle dövüşmezler.

Erkekler de.

Sen...

İlla kahraman olmak zorundasın.

Kurtarılmaya ihtiyacın vardı.

Pekala, o neydi öyle?

Burdayım. Sesimi takip et.

Buna strateji deniyor.

Strateji, öyle mi?

Buna böyle mi diyorsun?

Çünkü gördüğüm kadarıyla sanki...

...insana benziyor.

Boo!

En azından bir tehdit değil.

Neden burada olduğunu öğren, Cat.

Selam. Merhaba.

Bize ne söylemeye çalışıyorsun?

Ne?

Neden bahsettiği hakkında fikri olan var mı?

Sanırım onu takip etmemizi istiyor.

Epey eskiye benziyor...

Wasif, bana bir saniye ver.

Ne söylemeye çalışıyorsun?

Bir şeyler biliyor olabilir.

Ölü Nazi hakkında. Az öce dövüştüğümüz kadın hakkında.

Babana ne olduğu hakkında.

Babama ne olmuş ki?

Cat, baban yaşlı bir adam.

Her olasılığı düşünmeliyiz.

Üzgünüm.

Yine başlıyoruz.

Gitmemiz gerek.

Hemen.

Derdin ne senin?

Wasif, yardım et bana.

Sonra teşekkür edersin.

Size mi saldırdılar?

Evet.

Diğerleri de hemen teslim oldu.

Ne tuhaf!

Onları bulup size getireceğim.

Bırakalım onlar bize gelsin.

Ra davetsiz misafirleri öğrenince geri gelecek.

Bir de Harsesis'i.

O çocuk yasaklı ve türümüz için tehdit oluşturuyor.

Şüphesiz Ra...

Ra hepimizi suçlayacaktır.

Cesur olmalıyız.

Bu devrimi gerçekleştirmek için dışarıdan yardım almamız lazım.

Dünyalılardan mı?

Evcilleştirilmedikleri takdirde tahmin edilemez canlılar onlar.

Pervasızca davranıyorsunuz.

Serqet...

Ra'nın kudreti...

Hediyemi dirilişim için heba etmeyeceğim!

Emredersiniz kraliçem.

Mısır'a çok benziyor.

Evet, çok fazla kum var.

Bekle, bekle.

Yavaşla, yavaşla.

Temel bilgilerle başlayalım.

Ben Catherine.

Catherine.

Catherine.

Catherine.

Catherine.

Catherine?

- Evet. - Catherine.

- Catherine. - Catherine.

Pekala, sen kimsin?

Catherine.

Catherine, hayır, hayır, hayır.

Ben Catherine.

Catherine.

O Beal.

Beal.

Sen kimsin?

Beal mi?

Beal.

Hayır. Hayır. Hayır.

Catherine, Beal.

Kasuf.

Kasoof?

Kasuf.

Hasuf?

Kasuf.

Kasuf.

- Gırtlaktan. - Kasuf.

- Kasuf. - Kasuf.

Catherine, Beal.

- Wasif. - Wasif.

Bekle!

Kasoof! Kasuf!

Harika gidiyorsun.

Umarım bizi güvenli bir yere götürüyordur.

Göze batmamamız lazım.

- Göze batmamak mı? - Evet.

Peki ya babam ne olacak?

Her şey sırayla, Cat.

Tapınaktaki şu ayak izleri babama ait olabilir.

O savaşçıya da ait olabilir.

Senin şu sihirli sopan, böyle kadınlardan oluşmuş bir orduya karşı hiçbir işe yaramaz.

Olabilir, tabii biz...

Hadi, hadi.

Catherine, Beal.

Wasif!

Çadırlar, ne kadar da ilginç.

Qeesa, Qeesa.

Gidelim.

Baba?

Herkes nerede?

Merhaba?

Profesör Langford burda mı?

Rehberimizi kaybettik.

İşkillenmeye başladım.

Sakin ol.

Tamam, tamam.

Yüce Tanrım, bizim...

İşimiz bitti.

Saçmalama.

Bizi buraya sağ salim getirdim. Ve sağ salim buradan götüreceğim.

Burada olduğumuzu bilen yok.

Stefan, sakinleş.

İyi olacağız.

Dur biraz...

Heinrich biliyor!

Evet.

Nerede bu defter?

Bu hiç iyi olmadı.

Aşk için...

Hadi, hadi.

Eva, kapa şu kamerayı lütfen.

Ama harika bir duruşun var.

Öyle mi?

Açıkçası Eva, bazen Führer'in seni seçme amacını sorguluyorum.

O kadın silahlarımıza el koydu.

Ama diğer ekipmanlarımızı almadı.

Almadıkları işe yaramaz şeyler.

İşe yaramaz bir şey değil bu.

Bu imge içinde, imparatorlukların gönlünü fethedecek bin söz bulunuyor.

Ne demek ki bu?

Onu bu yüzden buraya getirdin.

Evet.

Çalışmalarımın uzun geçmişi.

Ufak bir gösteri vakti.

Stefan, gel de yardım et.

Niye bu kadar sessizsin Profesör?

Sana nasıl teşekkür edeceğimi düşünüyordum.

Seni hayatının en büyük macerasına çıkardığım için mi?

Catherine'i bu lanet karmaşaya bulaştırmadığın için.

Şu andan itibaren yetki bende.

Bunca zamandır yetki sendeydi zaten.

O çocuk senin fikrindi.

Benim parmağımı büküyorsun.

Üzgünüm, Beal'inki sandım.

Düşmanca davranmayan birileri var mı burda?

Madem kavga ediyoruz, hayır diyeceğim.

Bizi bu karmaşadan kurtarabileceğimi düşünmüyorsun.

Öyle bir şey mi dedim?

Wasif, ben öyle...

Hiçbir fikrim yok.

Sakin kalıp beklememizi öneriyorum.

Bırakalım çözüm kendiliğinden ortaya çıksın.

Öylece oturup bekleyecek miyiz?

Senden de betermiş!

Benden mi beter?

Senin de hiçbir planın yok.

Diyelim ki kaçtık, sonra ne yapacağız?

Silahlarımız hâlen onlarda.

Elbette silahları geri alacağız.

Elbetteymiş.

Bak!

Beni çöz, beni çöz!

Bağırmasana!

Bana ne yapacağımı söyleme.

Sesini alçalt.

Soğukkanlı olmalıyız ve...

Yardım et! Yardım et!

Sesini alçaltmanı söylemiştim.

Wasif, Wasif. Bana bak.

Ne oluyor?

Nedir bu?

Görmenizi istediğim...

Size göstermek istediğim şey.

Sizinle güçlü bir dostluk için müttefik olmak isteyenler var.

Lütfen size göstereceğim şeye bakın.

Sizinle güçlü bir dostluk kurup müttefik olmak için buraya geldim.

Yeterli!

Garip, kısa boylu bir adamın bu kadar takipçisi olması çok ilginç.

Müttefiklere ihtiyacımız var.

Hazırlıklı olmalıyız.

Söyle bana.

Bu adamın yolundan gidenler onu sevip, sayıyorlar mı?

"Bu adamı sevip, sayıyorlar mı?" diyor.

Evet, sizi de bu şekilde sevip sayacaklar.

Hoşuna gitti bence, ona daha fazlası olduğunu söyle.

Görülecek daha fazla şey olduğunu söyle.

Wasif'e olanlar için üzgünüm.

Yapmaya çalıştığım şey...

Ne yapmaya çalışıyordun?

Hepimizi öldürtmeye mi?

Babam tutsak, bir şey yapmadan duramazdım.

Bencillik, silahlı korumalar...

...ve plansızlık dışında seni durduran bir şey yok.

Onu kurtarmam gerek, ailemdeki tek kişi o.

Böyle mi düşünüyorsun?

Çünkü bu doğru değil.

Seni önemseyen başka insanlar da var, Cat.

Anlıyor musun?

Tanrım, öp gitsin işte!

Nasılsın?

İyi.

Giysilerim nerde?

Giysilerine kan bulaştı.

Bıçaklandın.

Bıçaklandım mı?

Neden?

Kaçmaya çalışıyorduk.

Kötü sonuçlandı.

Niye hatırlamıyorum?

Durumun oldukça kötüydü.

Sihirli bir değnek sayesinde hayattasın.

Başka bir sihirli değnek mi?

Evet, görünüşe göre Catherine'nin babası...

...sihirli değneklerle dolu bir diyara geçiş kapısı açmış.

- Güzelmiş. - Aynen.

Burası benim karakolum, Noddevli.

Kasuf, gitmemize izin vermelisin.

İngilizce bilmiyor.

En azından iletişim kurmaya çalışıyorum.

Demeye çalıştığı şey, bu yer her nereyse onunmuş.

Ne dediğini anlıyor musun?

Siz bizim tutsağımızsınız.

Biraz anlıyorum.

Maalesef bize tutsak diye hitap etti.

Elbette anlıyor, Mısırlı o!

Evet, öyleyim.

Niye daha önce söylemedin ki ?

Zaten bildiğinizi düşünmüştüm.

Mısırlı olmandan değil, onu anlamandan bahsediyorum!

Çok az anlıyorum.

Kıpti sözcükleri bunlar.

Büyükannem konuşurdu.

Ayrıca, sözü kesilmesi zor birisin.

"Qeesa" diye bir şey söylüyordu dışardayken.

Qeesa'nın anlamı ne ki?

Qeesa mı? Tehlike demek.

Kasuf, Qeesa.

Hayır, gitme...

Seeg-ru.

Sessiz olun.

Bana, "sessiz ol," deme.

Hayır, o diyor.

Sizi Asset'e sunacağımız zamana kadar burada tutulacaksınız.

Bu geceyle ilgili bir şey.

Sessiz olun.

Yine, "sessiz olun," dedi.

Bir de ben deneyeyim.

Biz...

Lanet olsun!

Niye böyle bir şey yaptın?

Dur, kes şunu.

Sen, Seeg-ru ol.

Sizce biz "Qeesa" mıyız?

Ama yanılıyorsunuz.

Gitmemize izin vermezseniz, Qeesa.

Baba nasıl deniliyor?

"Yatu"yu dene?

Baba mı?

Babasını arıyoruz.

Çok kötü bir adam.

Kötü adam.

Kötü adam.

Evet, evet, kötü adam.

Babamı kaçırdı.

- Bu kötü adam mı? - Kötü adam.

Hayır!

Hayır, hayır.

Ra'nın mührü.

Kasuf, ne yaptın sen!

Lütfen bağışlayın beni.

Ra'nın dostları olduğunuzu bilmiyordum!

Ve size çok kötü davrandım!

Bu benim suçum! Benim!

Karakolumun bir suçu yok. Beni suçlayın.

Ne dedi tam olarak?

Sanırım özür diliyor.

İyi şans ve refaha mı işaret bu?

Herkes için değil.

Rozetini sevdiğini söyledi.

Köleler mi?

Binlerce yıl önce...

...kulluğunuza son vermek için...

...çok iyi savaştınız.

Şimdi...

...durum şunu gösteriyor ki...

...halkınız yine bize hizmete hazır.

Ne diyor?

Zorba diktatörler ve Tanrılar adına...

...bunu tercüme etmeyi reddediyorum!

Yürek mi yedin Profesör!

Bu cesaret nerden geliyor!

Köleler.

Daha fazla köle istiyor.

Güzel.

Bu mu?

Teklif ettiği tek şey bu mu?

Hayal kırıklığına uğramış gibisin.

Takdir edilmemiş hissediyorum. Evet!

Ben binler teklif ettim!

Hayır, on binler teklif ettim!

Yüzlerce, binlerce kadın ve erkekten bahsediyorum!

Ve bu kadın, evime dönüp...

...üstatlara hava atmak için...

...bana bu ufak kaya parçasını mı veriyor!?

Naqada.

O da ne?

Naqada, Naqada?

Evet, duydum. Ne anlama geliyor?

Naqada, Antik Mısır'daki bir şehirdir.

Nbwt olarak da bilinir.

Onların uygarlıklarının merkeziydi.

Naqada?

Naqada hayattır, ölümdür ve aradaki her şeydir.

Na-nay Naqada.

Naqada Yok.

Evet, bu çok güzelmiş.

Bakalım doğru anlamış mıyım?

Bir kaya parçası ve şahsıma ait bıçak.

- Siktir. - Naqada yok.

Naqada.

Bunda Naqada varmış.

Naqada...

...her düşmanı öldürme garantisi sağlar.

Naqada ebedi gençlik ve güzellik verir.

Ebedi gençlik ve güzellik mi?

Ebedi gençlik ve hayat gücüne sahip olduğunu bir düşünsene.

Kendime ait ebedi bir Nazi Almanyası!

O kadar endişelenmeyin Profesör.

Belki hizmet etmeniz ve...

...imparatorluğumun yükselişini görmeniz için size de ebedi yaşam gücü verebilirim.

Kasuf.

Ekmek.

Tae!

Etli börek için neler vermezdim!

Bunlardan tanıdık gelen var mı?

Dalga geçiyor olmalısın.

Affedersin.

Mısırlı işi gibi duruyor.

Yemek değil.

Ra'nın temsilcileri hoş gelmişler.

Aset çok memnun olacak!

Tüm iyilikler seninle ve dostlarınla beraber olsun.

Seninle de beraber olsun, Kasuf!

Bunu nasıl başarıyorsun?

Antik Mısır'a oldukça benziyor.

Wasif, bana Kıpti sözcüklerini nasıl analiz edeceğimi anlattı.

Bir denesene.

Hayır. Çok iyi.

Babam, tam bir uzmandır.

Firavun dili...

...onun hep en büyük tutkusuydu.

Amacına ulaştı anlaşılan.

Komiksin.

Bunun tam bir zaman kaybı olduğunu düşünürdüm hep.

Brücke onu bu yüzden kaçırdı.

Nasıl yani?

Babamın, Firavun dilini konuşabildiğini biliyor olmalı.

Bunu nasıl bilebilir ki?

Seyret, Aset ve Ra!

Uzun zaman önce, Aset Ra'nın gözünden düştü.

Şimdiyse Ra, Aset'i yeniden diriltti.

Ve bizi gözetmesi için ona güçler verdi.

Tanrıçamız Aset!

Denesene.

Teşekkürler.

Tamam.

Wasif.

- Wasif? - Wasif.

Geçidi nasıl açacağını biliyordu.

Kim bilir başka neler biliyordur!

Burada daha önce hiç görmediğim oymalar var.

Ve inan bana, bu sık olmaz.

İyileştirme gücü bize, Tanrıçamız tarafından bahşedildi.

Horus'un sihirli değneği!

Ve biz de Aset'e sadık kalarak onu mükafatlandırdık.

Peki ya bu oymaları daha önce...

...görmemiş olmamın sebebi, bunların bizim dünyamızda bulunmaması olabilir mi?

Bu, babamı kurtarmanın da ötesinde bir şey olur.

İyileştirme gücü, bize saldırdıkları silah.

Naziler bunlardan birini ele geçirecek olurlarsa...

Brücke'u durdurmamız lazım.

Tamam.

Gitmemiz gerek.

Kasuf! Kasuf!

Kasuf!

Kahretsin, bunu kastetmedim.

Pekala, gitmeliyiz.

Bekle. Yarın gideriz.

- Yarın! - Hemen gitmeliyiz.

- Bir an önce burdan gitmeliyiz. - Cat. Cat.

Mantıklı düşün. Dışarısı zifiri karanlık.

Pekala.

Uyum sağlayalım.

Bu gece, bu iyi insanlarla dost ve müttefik olacağız.

İyi insanlara!

Ve yarın onlara davamıza katılmaları için yalvarıp...

...gezegenimizi tasavvur edilemez bir karanlıktan...

...ve yıkımdan kurtarırız.

Vay.

Ne kadar da dokunaklı.

Ya da en azından silahlarımızı geri alırız.

Hazır mısın?

Motor!

Vril toplumunun değerli insanları...

...sizlere iyi haberlerim var.

Teorilerimizin doğruluğu kanıtlandı.

Bu dünyanın hükümranı Aset ile tanışın.

Durdurak bilmeden aradığımız gücü kendisi bana sundu.

Bulunması zor Vril.

Karşılığında, çok sayıda istenmeyen şeyi...

...onun emrine sunacağım.

Cesur ve müreffeh bir ortaklık.

Ve Führer için bir zafer.

Çok Yaşa!

Evet, aynen öyle.

Bundan çok hoşnut olacaktır.

Dünyanın geri kalanı gibi.

Yakında, her ölümlü diz çökecek...

...ve yüce Aset'e itaat edecek.

Aklında olsun, bıçaklanmana sebep olan bu adam.

Bunu buldum.

Gizemli ve güzel.

Senin gibi.

Bir kaya parçası bu.

Evet, tabii.

Saklayalım mı?

Sihirli değneğin için.

İkiniz ne fısıldaşıyorsunuz?

Sanırım bize akşam için çadırını teklif etti.

Gerildin mi?

Ne?

Hayır.

- Bani way. - Bani way?

Tee-yu, tee-yu, bani way.

Bani way.

Tatlı ya da krema demek olmalı.

Tatlı demek. Çok, çok tatlı.

Bani way.

Bani way.

Burası en sadık adamlarımın olduğu bir karakol!

Sorun değil.

Tee-yu, tee-yu.

Tee-yu.

Aset burda.

Ne?

Aset dışarıda mı?

İşte Aset.

Cat.

Bu küçük karakolun daha çok insana ihtiyacı var, değil mi?

Muhteşem bir kahramandır! Hem Tanrıça hem de dosttur.

Hadi. Gelin.

Cat?

Bekle.

Ra, ona pek çok kez merhamet etti. Sizi gördüğüne memnun olacaktır.

Catherine sen...

Yu-yu, yu-yu, yu-yu.

Kahretsin! Cat!

Baban.

Baba.

Hayır, hayır, hayır, şimdi olmaz.

- Burda olmaz. - Bırak beni.

Hâlâ silahımız yok, elimizden bir şey gelmez.

Yapabileceğimiz bir şey yok.

Sizlere çok uzak diyarlardan gelen asil misafirlerimizi tanıştırmak bir onurdur.

Na-nay.

Defol git.

Bana sunacak oldukların halkım gibi bana hizmet edecekler mi?

Evet, evet, uzaklaş, uzaklaş.

Etkileyici bir hizmetkarlık göstergesi.

Kendi sadık ve itaatkar köpeğim Langford'a rakip olacak kadar.

Ama gerçekten hizmet etmeye istekliler mi?

Senin için savaşmaya yetecek kadar sana tapıyorlar mı?

Senin için ölürler mi?

Çok etkileyici bir durum.

Ama bu insanlar gerçekten size hizmet etmeye istekliler mi?

Sizin için savaşırlar mı?

Ölürler mi?

Benim adamların güçlü ve iyi eğitimlidir.

Senin aptal ölü askerinin aksine.

Halkı güçlü ve iyi eğitimliymiş.

Senin aptal ölü askerin gibi değilmiş.

Baban mı?

Ve bu da kötü adam mı?

Test edelim o zaman, söyle.

Test edelim.

Bir test, dostça bir oyun, bağlılığı görebilmek için.

Ve davaya hizmet etme isteğini.

Stefan.

Bıçakla dövüşeceksin, tamam mı?

Test demek.

Test etmek istiyorlar.

Aranızdan kim bağlılığını kanıtlamak ister?

Kim emsal olmak ister?

Na-nay.

Lütfen! Lütfen! Güvenini geri kazanmalıyım!

Bu sefer olmaz.

Hitler için.

Stefan!

Olamaz! Nubai!

Horus'un Asası.

Ben iyiyim.

Tapınakta ölen kölen için bunu görmezden geleceğiz.

Bir daha haddini aşarsan, ölürsün.

Daha önce Gunter'i öldürdüğü için bu hareketine müsamaha gösteriyor.

Hayır.

Stefan! Stefan! Stefan!

O Alman'dı. O bir Alman'dı!

Führer'e hizmet ediyordu!

Bize ayak bağı oluyordu!

Hadi, kamerayı al!

Eva, kamerayı al!

Gücümüzü göstermeliyiz, yoksa bu gücü kaybederiz.

Gücümüzü esnetmek bizi zayıf gösterir!

Son bölümü de çektin mi?

İyi tarafımdan!

İyi bir tarafın yok.

Sen bir canavarsın.

Hayır dostum, ben bir tanrıyım.

Kimse korkmasın, zira bu kaybı...

...on binlerce köleyle kapatacağım!

Çöl sonsuza dek dolu olacak!

Bu adam örtbas edecek.

Hayır, bunu telafi edecek...

"Binlerce"nin nasıl söylendiğini hatırlayamıyorum.

Langford!

Çöl dolusu köle ile.

Aset bunu kabul ettiği sürece.

Tabii kabul ederseniz.

Horus'un Asası.

Sadakati boş ver, gücümüzü göstermeliyiz.

Yalvarırım Aset.

Ben veririm.

Evet, evet.

Ve yine ben alırım.

Onurlu bir şekilde öldü.

Kraliçemiz için öldü.

Langford.

Eva.

Hadi.

Tam bir orospu çocuğu.

Wasif, hemen silahlarımızı al.

Beal, gitmemiz gerek.

Dur biraz, dur biraz.

Hayır, o adam ölmeyi hak ediyor.

Az önce ne yaptığını gördün mü?

Babama da aynısını yapacaktır.

Anlıyorum ama akıllıca düşünmeliyiz.

Tamam mı?

Pekala.

O kötü biri, kötü adam.

Çok kötü bir adam.

Aset'i bize düşman etti!

Onu kötü bir yaptı.

Bitirin işini.

Lütfen, yalvarırım.

Onu yok etmemize yardım edin.

Ne dedi o?

Galiba Brücke'yi yok etmelerine yardım etmemizi istiyorlar.

Peki söyle onlara...

Kabul!

Tamam.

Tamam.

Aset'in tapınağına döndüler.

Yani, iki gruba ayrılacağız.

Bir grup dikkat dağıtacak...

...diğeri de profesörü kurtaracak.

Sonra da hayatımızın geri kalanını burda geçiririz.

Kasuf. Bu sembolleri hiç gördün mü?

Okumak yasaktır! Ra, yasakladı.

Biz bizeyiz.

Mağara?

Mağarayı gördün mü?

Bu semboller mağarada mı?

Evet, mağarada.

Mağara nerede peki?

Maden ocağının orda.

Bu taraftan mı çekeceksin?

Manzara beni gölgede bırakmamalı.

Nasıl bırakabilir ki?

Naquadah için en iyi açı burası.

Evet, Wilhem. işimi biliyorum.

Efendin hangisini tercih eder?

Senin peşinden buraya gelenleri...

...maden ocağımda mı çalıştırsam?

Yoksa onları öldürsem mi?

Ne diyor?

Filmde olacağı için heyecanlıymış.

Olmalı da.

Bu dediğimi ona söyleme. Başka bir şey söyle.

Öldürülmelerine gerek yok.

Kendi savaşımızı vermeyi tercih ederiz.

- Hazır mı? - Evet. şurda dur. - Burası mı?

Wasif'le ben kampa döneceğiz.

Tapınakta keşif yapmak için daha fazla köylü getirip...

....uygun bir giriş noktası bulmaya çalışacağız!

Sizinle de gelebiliriz.

İlk kez mağaraya girmeyeceğim James.

Çöl tecrübem de var.

Sağ salip geri dön yeter.

Ve söz veriyorum, bu kadar gergin olmayı bırakacağım.

Öyle diyorsan.

- Hey... - Evet, evet, evet.

Biliyor.

Kahraman olmaya kalkma, Catherine.

Hadi. Gidelim.

Gidelim.

Yu-yu, Catherine.

Catherine. Neredesin?

Langford. Hadi.

Oraya mı gidiyoruz?

Hayır.

Orası Nagada şehri.

Çok fazla insan var. Çok soru sorarlar.

Seni oraya götüremem.

- Nagada mı? - Nagada.

Dünyamın zenginlik kaynağı Naquadah'tır.

Tanrılar için madencilik yapmak bizim ayrıcalığımız.

Naquadah, halkımın kanına işlemiş.

Bizler güçlüyüz.

Ama hakiki güce sadece Tanrılarımız sahiptir.

Göğü aşıp yıldızlara ulaşmak.

Cennetler arasında yaşamak.

Kasuf...

Benim geldiğim yerde...

...Tanrı insanların yanında olmaz.

Af buyur!

İnanıyorum ki...

...Tanrıların seni seviyorlardır.

Peki ya...

...Ra'nın veya Aset'in sevgisi inandığın şekilde değilse?

Ya bunca zamandır sevgileri sahteyse?

Bir tanrının sevgisi sahte olmaz.

Ama onlar seni kandırıp şey yaptılar...

- Köle. - Köle mi?

Özgür olmak istemiyor musun?

Özgür mü?

Ben özgürüm, Catherine.

İnanıyorum ki tanrın senin yanında.

Sen onu göremesen bile.

Kasuf, senin gücün içinden ve halkından aldığın güçten geliyor.

Ra ve Aset'te olmayan bir şey bu.

Neyse boş ver, Kasuf.

Yola devam etmemiz gerek.

Nagada şehri.

Ra'nın tapınağı.

Naquadah maden ocağı.

Ra'nın Naquadah'ı.

Bu taşlar madenden.

Ra'nın yıldızlardaki mutlak gücü.

Ve ona karşı duran herkes, beyaz ateşte cezalandırılır.

Eve döndüğümüzde ne olacak?

- Cat'le ben... - Hayır, geçidi diyorum.

Aramızdaki malum kişi için çok tehlikeli.

Söz hakkım olsaydı...

...bir daha kimseyi o lanet şeyden geçirmezdim.

Ama söz hakkın yok.

Ve buna sessiz kalmazlar.

Neden elini tutuyor ki?

Yerel bir gelenek.

Herhalde. Emin değilim.

Benim elimi tutmaya çalışan olmadı.

Pekala. Gitsek iyi olur.

Yu-yu.

Tap-huh?

Tee-yu.

Hadi.

Yasaklı kitabındaki gibi.

Bunları daha önce gördüm.

Kasuf, seni öpebilirim.

Tamamlanmış sıralama.

Yıldızlar.

Evet, ihtiyacım olan bu.

Pardon, pardon!

Ne dersin Kasuf? Eve dönmemizi sağlar mı bu?

Hadi, gidelim.

Bekle.

Brücke, günlüğünde bunlardan bahsetmediyse...

...o zaman ayrılmadan önce buraya uğraması gerekecek.

Bunu yapmayı hiç istemezdim.

Hayır, hayır. Hayır.

Tamam.

Kasuf!

Şışş.

Ekibim hallediyor. Aset'i bizden çalan kötü adam, asla hizmetlerimizden faydalanamayacak.

- Diyor ki... - Evet, anladım.

Kahire'de söylediklerini düşünüyordum.

Evet, domino oynamayı bırakmalısın.

"Aşk hiç beklemediğin bir anda karşına çıkar," demiştin.

Şimdi mi?

Şimdi mi tartışmak istiyorsun?

Niyetim tartışmak değil.

Güven bana, farkına bile varmadan aşk seni ele geçirir.

James!

Buldum.

Eve dönebiliriz.

Buldun mu? Yedinci sembolü. Müthiş.

Ve tek oymayı da yok ettim.

O orospu çocuğu asla buradan ayrılamayacak.

Aferin.

Aset onun için geçidi açmazsa tabii.

- Kahretsin! - Kahretsin!

Hemen harekete geçmeliyiz.

Hemen mi? Plan!

Dikkat dağıtma?

Biz daha...

Tamam.

Gidelim.

Şimdi, seninle ne yapsak?

Tercüme işinde harikaydın.

Beklenenden iyiydin.

Belki de cevap budur.

Burada kalıp sevdiğin işi yapmaya ne dersin?

İki dünya arasında köprü görevi görürsün.

Bana teşekkür etme.

Ona et.

Gücünüzü ziyadesiyle gösterdiniz.

Şimdi sıra bilgeliğinizi göstermede.

Brücke size sırt çevirecek.

Tehlikeli birisi!

Kalleş birisi!

Burnuma kötü kokular geliyor.

Ona ne söyledin?

Catherine'nin tokası? Nerden buldun bunu?

Burada ne işi var?

Ben kalleş değilim.

Yeter!

Serbest bırak onu.

Ne yapıyorsunuz?

O benim tutsağım!

Dilleri öğrenmeliydin.

Kesinlikle işe yarıyorlar.

Ne söyledin ona?

Catherine burada ve yalnız geldiğini de sanmıyorum.

Seni Nazi orospu çocuğu.

Kendi savaşlarını vermeyi tercih ediyorlarmış.

İnsanlığa sırt çevirdin.

Sen Tanrı değilsin.

Hatta adam bile değilsin.

İyi oynadın Profesör.

Sırtını sağlam yere dayadığını mı sandın?

Ne yazık ki artık sona eriyor.

Ölmen gerek.

Ra!

Buradan çıkmamız gerek.

Babamı almadan olmaz.

Al, Brücke'ün günlüğü, her ihtimale karşı.

Niye şimdi?

Bir daha asla öpemeyeceğinden korkuyor.

Sana söylemeye çalıştım.

Hiç beklemediğin bir anda.

Evet.

Neler oluyor lan?

Hadi!

Beni öldürürsen, buradaki konuşmacını yitirmiş olursun.

Artık önemi yok, anlaşma bitti.

Uzak dur ondan!

- Küçük hanım! - Catherine

Nereye gidersen git seni bulacağımı söylemiştim.

Şimdi bırak onu.

Yoksa ne olur?

Tetiği çekerim.

Hayır, hiç zannetmiyorum. Gücüme tanıklık ettin...

Bir tanrıya zarar veremezsin.

Kiminle uğraştığını bilmen gerek.

Acınası, rezil ve güç delisi bir Nazi.

Naziler bir hiç.

Hitler bir hiç.

Artık onlara ihtiyacım yok.

Elimde bu olduğu sürece.

İşini bitireceğimi söylemiştim.

Catherine.

O buna değmez.

Senin için çok endişelendim.

- Biliyorum... - Zayıflık.

Etrafımdaki herkeste bu var.

Ben güçlüyüm.

Ölemem.

Eva...

Yaşasın Hitler!

Ra için!

Wasif! Motawk! Gidip yardım getirin. Hadi!

Geçidi aç James, yeni sıralama günlükte yazılı.

Tam arkandayız.

Durun!

Bizden size zarar gelmez.

Bırakın evimize dönelim.

Sizi serbest bırakamam.

Lütfen, beni bırakmasanız da...

Evladımı bırakın.

O senin kızın mı?

1... 2...

3...

Diğerlerine benzemiyorsun.

Ama yine de tehlike arz ediyorsun.

- Bunların hiçbirini hatırlamayacaksın! - Baba, hayır.

Tanrıların dilini unutacaksın.

Dört...

Beş. Altı.

Burada geçirdiğin zaman zihninde silikleşecek.

Şehre gidip Nagada halkına önderlik et.

Dünya'ya geri döneceksin...

...ve bir ekip oluşturup...

...bir gün Yıldız Geçidi'nden buraya geri döneceksin.

Ra'yı yok edecek kadar büyük bir güçle birlikte.

Yedi.

Hadi ama!

Bu ekibi, Ra'nın Gözü kolyenle işaretleyeceksin.

Gitme Catherine!

Catherine, umarım Mısır'dan benim yüzümden ayrılmamışsındır.

Vakit geldi.

Aset, senin için geliyorum!

Cat! Semboller...

...işe yaradı!

Aman Tanrım.

İyi misin?

Ne oldu?

Geçit açıldı. Artık eve dönebiliriz.

Hadi! Hadi!

Onu güvenli bir yere götür!

Seni yeniden diriltmek bir hataydı.

Serqet beni uyarmakta haklıydı.

Açıklamama izin ver.

Neyi açıklayacaksın?

Dünyalıların, Yıldız Geçidi'ni nasıl tekrardan açabildiğini mi?

Bunu benden nasıl saklarsın?

Niyetin açıkça belli.

Şimdi de...

...yasaklı bir Harcesis çocuğu mu?

Bana karşı gelmen artık sınırı aştı!

Seçimlerin tehlikeliydi.

Hiç pişman değilim.

Sadakatim için daha çok ödüllendirilmem gerekiyordu.

Muhafızlar, isyancı köleleri tutuklayın.

Serqet, dünyalıları durdur.

Eve dönebiliriz.

Geliyor. Eğilin.

Wasif! Motawk!

Çok genç.

Çok sağlıklı.

Uzun yıllar sürecek bir kulluk.

Gemiyi hazırlayın.

James. Eve dönebiliriz.

Yıldız Geçidi hemen taşınmalı.

Arama cihazı onarılmalı.

Bu tapınak yozlaşmış.

Bir kez daha, tek başıma hükmedeceğim.

Şey, sanırım şanslıydılar.

Her ne üzerinde çalışıyorlarsa...

...o Naziyi öldürmüş, ve görünüşe göre...

...ikisinin de anıları silinmiş.

Doktor, hafıza kaybının gerçekliğine ikna olmuş gibiydi.

Hiç hoşuma gitmedi.

Her şeye rağmen...

...Berlin'den ele geçirdiğimiz telgraf...

...Almanların, bu şey her neyse onu elde etmeye hevesli olduklarını gösteriyor.

O şey, hayatımın işi.

Çok teşekkür ederim.

Kayıp İngiliz Subayımız Yüzbaşı James Beal ile hiç tanışmadığınıza emin misiniz?

Öyle görünüyor ama emin değilim.

Neden emin değilsin baba?

Yine Yüzbaşı Beal'i soruyorlar.

Onunla tanıştığımı hatırlamıyorum.

James Beal, sizinle temas kurdu mu?

James mi?

Peki ya Wasif Alabu Khan?

Bu isimde birini tanımıyorum.

Ama James'le pazarda tanıştığımı hatırlıyorum.

Yakışıklı biriydi.

Sanırım tekrar buluşmak için sözleşmiştik.

Askerden kaçacak tipte biri değildir.

Herhangi bir şey hatırlarsanız...

...görünürde önemsiz olsa bile...

...lütfen İngiliz Büyükelçiliği ile iletişime geçin.

Amerika'ya vardığınız zaman.

Elbette.

Toplanmanız için size müsaade edelim.

Vay, çok güzel bir kolye.

Sağ olun, hep günün birinde bana şans getireceğini düşünmüşümdür.

Anlaşılan Almanlar yıllardır onlara maddi destek sağlıyor.

Umarım James'i bulurlar.

Bu arada bunu buldum.

Halkanın yanındaydı.

Eşsiz bir şey.

Bana ait, sanırım.

Ne kadar kafa yorsam da...

...bunu nerden bulduğumu hatırlayamıyorum.

Bütün bunların bittiğine inanamıyorum.

İçimden bir ses bana bunun daha yeni başladığını söylüyor.

Gitmeye hazır mısın?

Evet... Evet.

Çeviri: JAVAJAVA2002

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.