Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Çevirmen: Ozan Tufan Twitter: @ozn_tufn
Selam, Char.
Bir tane daha çekeyim. Korkmuş görünüyorsun.
Tom.
Lütfen. Işık mükemmel. Sen de harika görünüyorsun.
Çiçekleri kaldır, biraz önüne gelsinler.
Güzel.
Hay aksi.
Dijital bir kamera alsana?
Gelişim de eğlencenin parçasıdır. Neredeydin? Geciktin.
Metro ağzına kadar doluydu.
- Taksi tutsaydın ya? - Sonunda öyle yaptım.
Müsaadenle.
- Çiçek güzelmiş. - Aranjman için aldım.
Duş almalıyım.
Afiyet olsun.
Gidilecek bir yer olmasa da süslenmek güzel, değil mi?
- Tom. - Hayatımız güzel, değil mi?
Düşünüyordum da...
...bu gece yine çocuk yapmayı deneyebiliriz.
Annem arıyor. Açmalıyım.
Hey.
Kusura bakma.
Bundan daha fazla içmemeliyim.
Tom, sana bir şey söylemeliyim.
Senden ayrılıyorum. Senden hiçbir şey istemiyorum.
Daha fazla dayanamayacağım.
Ciddi misin?
Anlamıyorum.
Bu senin için yeterli değil mi?
Sahip olduğun, sana verdiğim bunca şey?
Mesele asla para olmadı.
Başka biri mi var?
Başka biri yok. Yürümüyor işte.
İlişkimiz yürümüyor.
Yürüyor, ilişkimiz yürüyor!
Yarın sakinleştiğinde konuşalım.
Bana ihtiyacın olursa malikânede olacağım.
Selam, Ewan'a ulaştınız. Lütfen mesajınızı bırakın.
- Merhaba, Ewan burada mı? - Kusura bakmayın, öyle birini tanımıyorum.
Gitti mi?
Beş yıldır burada yaşıyorum.
- Daha dün buradaydık. - Sanmıyorum.
Çantanızı alabilir miyim?
Onunla nasıl tanıştın?
Bu dünyada tek başına olmak zorunda değilsin.
Bir baksana.
"Oltaya gelmek" lafını hiç duydun mu?
Kandırıldın, Charlotte.
Bazı insanların kalbi kötü.
Dinle.
Anlıyorum.
İlişkimizde zorluklar çekiyorduk. Yeterince yanında olamadım.
Hep işimle ilgileniyordum ama bu değişecek.
Kendimi değiştireceğim.
Ama seni kaybetmek istemiyorum.
Umarım bu durumu atlatabiliriz.
Nasıl kabul edersin?
Çünkü sen eşimsin.
Dediğim gibi, muhtemelen hata bende.
Çok özür dilerim.
İkimiz de hata yaptık.
Ama bunu duymak iyi geldi.
Zamana ihtiyacımız var.
Şimdilik boş odada kalacağım.
Seni seviyorum, Charlotte.
Bunu sorup durduğumu biliyorum ama beraber kaçalım lütfen.
Hadi kaçalım.
Sen kazandın.
Bu akşam.
- Ciddi misin? - Hadi, toplanmaya başla.
- Ne oldu? - Hayır, sadece...
Önce yapmam gereken bir iş var, özür dilerim.
Biliyordum.
Hayır, hayır. Özür dilerim. Aptalım ben.
Benim hatam. Ciddi olacağını düşünmemiştim.
Tabii ki ben de istiyorum.
Yarın yapalım.
Hadi ama, yapma bunu bana.
Dinle, bu benim için çok büyük bir adım.
Daha önce hiç böyle hissetmemiştim, bunu biliyorsun.
Ama kız kardeşime haber vermeliyim. Yoksa beni asla affetmez.
Özür dilerim, yakında her şeyi açıklayacağım.
Yarın.
Harrods'ın önünde, saat 10'da.
Bunu gerçekten yapıyoruz.
Evet, yapıyoruz.
Yarın.
Nasılsın tatlım?
Günaydın hanımlar. Ne alırsınız?
İki cin ve tonik lütfen, limon dilimiyle.
- İçkiler duble olsun. - Elbette.
Şimdi...
- Nereye gidecektin ki? - Ne?
Bizden başka ailen yok.
Tom ile geçinmek zor, biliyorum. Ama hâlâ seni seviyor.
Benim nasıl hissettiğim önemli mi? Uzun zamandır mutsuzum.
Hayır kurumu balolarında pek mutsuz görünmüyordun.
Yalnız hissediyordum.
Tom için her şeyimden vazgeçtim.
Şirket sahibinin eşi olmak da bir iş sayılır.
Yalnızlık çekeriz, hatta fedakârlıklar yapmamız gerekebilir.
Ama karşılığında ödülünü de alırız.
- Teşekkürler. - Buyurum
İç, daha iyi hissedersin.
Tom olmasaydı hayatın daha zor olurdu, orası kesin.
Sana sahip çıkacağım.
Çok özür dilerim.
Ne olduğunu anlamadım.
Seni yine ne zaman göreceğim?
Seni seviyorum, Charlotte.
İyi misin, tatlım?
Evet.
- Arayabileceğim biri var mı? - Hayır.
Selam, Ewan'a ulaştınız. Lütfen mesajınızı bırakın.
Her kimsen, benden uzak dur!
Bunu duyduğuma sevindim. Etrafımda gülen yüzler var.
Yakında yine görüşeceğiz. Teşekkürler, görüşmek üzere.
Birazdan kutlayalım, eşim gelmiş.
Hey.
- Tebrikler. - Sağ ol.
- Az önce annenle beraberdim. - Nasıl geçti?
Haftaya malikâneye gidip biraz orada kalmamızı tavsiye etti.
Harika.
- Biliyorum, işin var. - Hayır, gidebiliriz.
Buna ihtiyacımız var, değil mi?
- Orada daha güvende hissederim. - Güvende mi?
- Yine takip ediliyormuş gibi hissediyorum. - Üniversitede değilsin, Charlotte.
- Beni ciddiye almıyorsun tabii. - Hayır, haklısın.
Duyarsız davrandım, özür dilerim.
Belki hayal görüyorum ama öyle hissettirmiyor.
Dinle.
- Haklısın. - Ne? Pardon, neden bahsediyorsun?
Gerçeği bilmem gerekiyordu.
Sabah yoktun, bu yüzden telefonunu takip ettim.
Beni takip mi ettirdin?
- Annemin eski bir arkadaşı takip etti. - Şerefsiz!
Şerefsiz olan ben miyim?
Soğuk yapıp mesafeli davranan sendin. Aldatan ben olmalıydım asıl!
Dinle, özür dilerim.
Haklısın, bunu yapmamalıydım. Ama bilmem gerekiyordu.
- Bunu anlıyorsun, değil mi? - Evet.
- Gördüğüm adam kim peki? - Bilmiyorum.
Güzel kadınsın, Charlotte. İnsanlar sana hep bakıyor.
Özür dilerim.
Bugün eve erken geleceğim.
Belki akşam yemeği yer, hafta sonunu planlarız?
Evet.
Sizi yine görmek güzel.
Buraya bayılıyorum.
Çok huzurlu.
Stefan bu.
Av sezonu. Ben istedim.
Tabii ya.
- Bazen evin sana ait olduğunu unutuyorum. - Annemin eviymiş geliyor.
Babam vasiyetinde annem isterse burada kalabilir demiş.
Hep Isadora'nın eviymiş gibi gelecek.
Malikânenin hanımı olunca kendini farklı hissedeceksin.
Bu da ne?
Annem her baharda çiçek eker.
Çok güzel.
Evet, poz ver bakayım.
Yeni hatıralar edinelim.
Selfie çekelim hadi.
Peki.
Gülümse.
Harika.
Ne yapıyor?
Gözüm üstünde olacak.
- İnanılmaz görünüyorsun. - Sağ ol.
- İyi akşamlar. - İyi akşamlar.
Afiyet olsun.
Bu ne?
Charlotte!
Farkındayım.
- İnanabiliyor musun? - Bu harika bir şey!
- Emin misin? - Bu yaptığım 10'uncu test.
- Benden mi? - Evet, tabii ki.
İstersen kanıtlamak için test yaptırırım.
İyi gidiyoruz, değil mi?
Neredeyse her şeyi mahvettiğime inanamıyorum.
Ben de öyle.
Daha iyi olacağım.
Lütfen söyle.
Bana ait olduğunu söyle.
Ne yapıyorsun?
Her an dönebilir.
İyi misin?
Bayılacak gibiyim.
Char?
Ewan.
Neredeydin?
"Ewan Daniels kayıp ilanları"
"Londra'daki kayıp insanlar"
"Bu insanları gördünüz mü?"
"Daniel, cumartesinden beri kayıp. Ablası Rebecka onu arıyor."
Charlotte, iyi misin?
Özür dilerim. Seni uyandırmak istemedim.
Birazdan dönerim.
Ne yapıyorsun?
Bayılma ve hamilelik ile ilgili bakınıyordum.
- Böyle bir şey varmış. - Düşük kan şekeri mi?
Aynen.
Sağ ol, almayayım.
Yemelisin.
- Sabah bulantısı mı? - Evet, birazdan düzelirim.
- Bisküvi yemeyi denemelisin? - Pardon?
Kız kardeşim ilk çocuğunda kraker aşerdi. Sabahları da faydası olurdu.
Dün çektiğim fotoğrafları yıkayacağım. Müsaadenizi isteyeyim.
- Teşekkür ederim. - Umarım anahtarı getirdiniz.
- Yedek anahtarımız yok. - Evet, yedeği de bende.
Kimsenin içeri girip fotoğrafları mahvetmesini istemem.
Karanlık oda denmesinin bir nedeni var.
Hırsızlığın ardından biraz daha dikkatli olmalıyım diye düşündüm.
- Kesinlikle. - Hırsızlık mı oldu? Bana bahsetmedin.
Endişelenecek bir şey değil.
Sakıncası yoksa biraz hava almaya çıkacağım.
Olur.
Stefan'a eşlik etmesini söyler misin?
- Tom, iyiyim. Gerek yok. - Saçmalama.
Güzel karımın göle düşmesini istemem.
- Hadi ama. - Ciddiyim.
Dedesi istemiyor olsa bile elma ağaçlarını eken Tom'un babasıydı.
Malikâneyi alan Tom'un babasıydı.
Ama ihtişamlı günlerine getiren Isadora oldu.
Bayan Carlisle, iyi misiniz?
Evet, Stefan. İçecek bir şey getirir misin?
Hemen dönerim.
- Alo? - Merhaba, Rebecka ile mi görüşüyorum?
Kardeşin için aradım.
Yine telefon şakasıysa...
Hayır, bizim bir ilişkimiz vardı.
Devam et.
Adım Charlotte.
Buluşabilir miyiz?
Başına bir şey geldi, değil mi?
Sanırım benim hatam.
Birisi beni takip ediyor.
Yarın 5'te Richmond Park'ı, kahve standının yanında.
Sağ ol.
Charlotte?
- Merhaba, Rebecka mı? - Becky diyebilirsin.
Tam hayal ettiğim gibisin.
Benden mi bahsetti?
- Onu en son ne zaman gördün? - Birkaç hafta önce.
Sonraki sabah buluşacaktık ama gelmedi.
Beraber kaçacaktık.
- Borçlu olduğu insanlardan mı? - Ne borcu?
Bilmiyorum ki. Başı beladaydı ama.
Borcu olduğu için kaçmak istemiştir belki.
Takip edildiğini söyledin. Alacaklılardan biri olabilir mi?
- Zenginsin, değil mi? - Hayır, kocam zengin.
Bu, seni de zengin yapar. Bu yüzden takip ediyorlardır.
Kim olduklarını öğrenirsek, bizi Ewan'a götürebilirler.
Gerçek ismi Ewan değil, biliyorsun değil mi?
Evet, biliyorum.
Aç istersen.
Hayır, sorun değil.
Polise ve hastaneye gitmekten çok yoruldum.
Banka hesaplarına dokunmuyor.
Polis durumun farkında ama pek önemsemiyorlar.
Nerede ve peşindekilerin kim olduğunu bilmiyorsun sanırım.
Evet.
- Dairesinde bir kız var. - Hangi kız?
- Hackney'deki dairesinde. - Hackney'de yaşamıyor ki.
Hep orada buluşurduk.
- Oraya gidelim. - Şimdi gidemem.
Arayan kocandı, değil mi?
Özür dilerim.
Seni yargılamaya gelmedim.
Tek isteğim, kardeşimi bulmak.
- Telefonlarımı açmak zorundasın. - Alışverişteydim, duymadım.
Bana yalan söyleme ulan!
Parktaydın.
Uğraşıyorum. Hem de çok. Ama sen de yardım etmelisin.
Yine mi telefonumu izledin?
Eşinin aldatması bir erkeğe nasıl hissettiriyor, biliyor musun?
Takip edildiğini söyledin, bu yüzden güvende olduğunu bilmeliyim.
Peki.
Tamam.
Özür dilerim.
Seni korumamı istiyor musun, Charlotte?
Bunu yapmam için bana yardım etmelisin.
- Bana ait olduğunu söyle. - Sana aitim.
"15 dakikaya buluşalım."
Dün gece yeterince egzersiz yapmadın mı?
İşte olman gerekmiyor mu?
Unuttuğunu söyleme.
Kutlama için iş yemeği var.
Sana simit aldım.
Bir de bunu aldım.
İş yerimdeki masamda da aynısından var.
- Çok güzel. - Evet.
Sorun olmazsa kahvaltıyı gelince yapacağım. Birazdan dersim başlayacak.
Annem arabasını park ediyor. Şimdi gelir.
İyi insan lafının üstüne gelir. Pardon, önceden söylemeliydim.
Hamilelik hakkında konuşmak istediğini söyledi.
- Günaydın. - Merhaba lsadora.
- Ben de tam çıkıyordum. - Bu kılıkla çıkmayacaksın ya?
Sağ ol!
Spora gidiyorum sadece.
- Neden kimse içecek bir şey vermiyor. - Kal biraz. Sağ ol.
- Kahve alır mısın? - Sağ ol.
Anneme de simit hazırlar mısın lütfen, Char?
İçine çok humus koyma.
Turşusu ve karabiberi bol, tuz hiç olmasın.
Leziz duruyor. Aynısından bana da lütfen.
- Kahvaltı yapmadın mı? - Evet, n'olmuş?
Açgözlü domuz seni, hep böyleydin.
Hamileyken vücudumdaki tüm gıdayı almıştı, neredeyse öldürüyordu beni.
- Bana neredeyse öldüğümü söyledin. - Doğru.
Göbek bağıyla kendini boğdun.
Göbek bağını boğazından kestiler. Çok riskli demişlerdi.
- Seni saatlerce göremedim. - Şimdi de kurtulamıyorsun.
Sağ ol.
- Yiyeceğimi hâlâ alıyorsun. - Diğeri hemen geliyor.
Tanrım, çok üzgünüm.
- İyi misin, yandın mı? - Halını mahvettim.
Halı temizleyicisi ve havlu lazım.
- Sorun değil, ben temizlerim. - Hayır, olmaz.
- Çıkmıyor. - Endişelenme, birine temizletiriz.
- Anne, sorun yok. Bırak. - Hallettim.
İyi misin?
Evet, biraz başım döndü. İyiyim.
- Su getireyim mi? - Daha güçlü bir şey getir, tatlım.
Tom, akşam için kendime yeni bir kıyafet almalıyım.
Peki. Orada buluşalım o zaman.
- Emin misin? - Ölçülerimi biliyorsun, değil mi?
Unutma, 7'de orada olmalısın. Geç kalamazsın.
İhtiyaç duyarsam seni ararım.
Evet? Ne istiyorsunuz?
Kardeşimi arıyoruz. Burada kaldığını biliyoruz.
- Ona da söyledim, kalmadı. - Lütfen, bekle.
Ne olduğunu öğrenmek istiyoruz. Kendisi kayıp.
- Benimle ne alakası var? - İşte, bu o.
Özür dilerim, onu hiç görmedim.
Elini çek.
Harika.
Siktir, bu beni takip eden adam sanırım.
- Ne oluyor, Troy? - Tanrım, ne zaman döndün?
Taşındın sandım.
Arayabilirdin, değil mi? Döndüğünü söyleyebilirdin en azından.
- Hadi, gidelim. - Çıldırmışsın.
Söyle bakalım.
- Bu sefer ne işe bulaştın? - Ne diyorsun?
Kayıp birini arayan iki kadın geldi.
Ne?
Siktir!
Siktir!
Yalancı piç seni, evimde bir iş becerdin.
Epeydir yoktun. Kirayı ödemem gerekiyordu.
Yine mi insanları gözetleme işine başladın?
Tanıdık biriydi. Para için evli bir kadınla yatıyordu.
Başıma bela açarsan, aslında var ya siktir git evimden.
- Paula! - Ciddiyim.
Bu fotoğrafları çekmek için para alıyorum, hepsi bu.
Para nerede? Çünkü bana kira ödemiyorsun.
Paramı vermeleri gerekirken beni kovdular.
- Aman Tanrım. - Bu yüzden ben de onlardan çaldım.
Bayılacaksın buna, gel.
Siktir.
- Zavallısın. - Beş dakika ver.
Anahtarı getirip her şeyi açıklayacağım.
Yardıma ihtiyacımız var. Sadece dinle, lütfen.
Ya dinlemezsem?
Lütfen.
Tanrı aşkına!
Bir işe bulaşmış.
Çekiç lazım.
- Bu kime ait? - lsadora'nın bu.
Aptal, anahtarını unuttu.
Saklanmalısınız.
Sana söyledim.
Ne yapıyorsun? Hadi.
Midem bulanıyor.
O gerdanlık kayınvalideme ait.
- Ne? - Bana tuzak kurmuş!
Demin ne yaşandı lan öyle?
Kardeşine benimle yatması için para vermişler.
Belki Isadora işi örtbas etmek istiyor.
Siktir, siktir!
Ama cinayeti işlemiş olamaz.
Kardeşim seni korumak için mi öldürüldü?
Telefonunu ver.
(Gelip beni alabilir misin?) Stefan, lütfen yakınlarda ol.
Polisi arayalım?
Olmaz, al bunu. Kanıt.
İyi misin?
Gitmelisin.
İyi misiniz, Bayan Carlisle?
İyiyim, geç kalmak istemiyorum sadece.
İstediğiniz gibi, hepsini aldım.
Sağ ol, Stefan.
Beyler ve bayanlar, yaptığınız her şey için sağ olun.
Siz olmasaydınız başaramazdım.
- Tebrikler. - Şerefe!
- Harika elbise. - Seninle konuşmalıyım.
Şimdi mi?
Müthiş görünüyorsunuz.
Bayan Carlisle.
Bunu iç.
Sağ ol.
Yavaş, yavaş.
- Burası kime ayrılmış? - Bana.
Anne, gelebilmene çok sevindim.
Bu iş benim paramla başladı, biraz faydasını görmeliyim.
Geçeyim mi, tatlım?
Sağ ol.
- Herkese iyi akşamlar. - İyi akşamlar.
- Francis. - İyi akşamlar, Isadora. Nasılsın?
Cin ve tonik istiyorum.
- Siz ne alırdınız, efendim? - Su olsun.
Çocuk bekliyoruz.
İçecekler hemen geliyor.
İyi misin?
Lavaboya gitmeliyim.
İyi misin?
Stresli gün.
Çocuk taşımak kolay değil.
Yüzünde kan var.
Yaralandın mı?
Hayır, sinek ısırığı olmalı.
- Biri beni takip ediyor. - Nasıl yani?
Seninle buluştuğumuzda bile takip ediliyordum.
Hayal gücün hep çok kuvvetliydi, Charlotte
Bu kadar yeter.
Tom'a söyleyeceğim. Benden uzak duracaksın.
Charlotte, asla peşine adam takmadım.
Bir arkadaşım seni Harrods'ın orada görmüş. Hepsi bu.
Beni baştan çıkarması için Ewan'a para verdin. Şimdi biri öldü.
Charlotte?
Ben...
Bana yardım et.
Ne?
Seni seviyorum.
Tom'a ulaştınız. Lütfen mesajınızı bırakın.
Tom, beni hemen ara. Seninle konuşmalıyım.
- İyi misin? - Buluşabilir miyiz?
- Bu akıllıca mı sence? - Bunu mutlaka görmelisin.
Adresi göndereceğim.
Merhaba, Bayan C. Daha iyi misiniz?
Dün gece ne oldu anlamadım. Beni eve sen mi getirdin?
Evet, Bay C ile birlikte.
- Gelip beni alır mısın? - Üzgünüm, olmaz. Malikâneye gidiyorum.
- Yanında kim var? - Isadora.
Çok kalmayacağım.
- Isadora, seni beklemiyordum. - Kalmayacağım, Tanner.
Geldiğimi unut.
Selam.
- Meşgulmüşsün. - Uyuyamadım.
Bunlardan çok var.
Belli ki kayınvaliden ikinizi de aylardır takip ettiriyormuş.
Seninle yatması için Ewan'a neden para versin?
- Bunlardan başka var mı? - Şuradaki yığında.
Siktir.
Binanın içinden çekmiş olmalı.
Zavallı kızı öldüren kişi, orada seni izliyormuş.
Korkmaya başladım.
- Ne yapıyorsun? - Eskiden oraya saklanırdım.
Orada olduğunu anlamadığımı mı sandın?
Her şey yolunda mı?
Kirli çamaşırlarımızı herkese göstermemeliyiz, değil mi?
- Herkese mi? - Çalışanlarını düşün.
Isadora, iyi misin?
Her şey yolunda. Sağ olun, Bayan T.
Evet...
...kıymetli Peter.
Kaç benimle, lssy.
Tom'a ne olacak?
O artık çocuk değil.
O meseleyi senin için örtbas ettim.
- Neye mâl olduğunu bilemezsin. - Kimin umurunda ki?
Peter, başına gelenleri hak etmedi.
Yani biliyorsun?
Neyi biliyorum?
Olanlar kazaydı, değil mi?
Derinlerde hep biliyordun.
Peter ile bunu yapmayı seviyordun, değil mi?
Lütfen, Tom. Kes şunu.
Yani, bilmene rağmen kılını bile kıpırdatmadın.
Sen oğlumsun.
Neysem oyum. Oğlunum, beni suçlayabilir misin?
Bana sahip değilsin ve emin oldum ki...
Anne!
Tanner!
- Eğer yalandan yapıyorsan... - Hissedemiyorum...
Tanner, Tanner!
- Ne oldu? - Bilmiyorum, bir anda bayıldı.
Kriz geçiriyor! Ambulansı ara!
Isadora?
Sorun yok, lsadora.
Bu iş çok saçma bir hâl aldı.
Daha fazla dayanamayacağım.
Artık konuşamamalıyız, Charlotte
İnsanlar ölüyor.
Becky.
Gitmelisin.
Kocan, şoförün hatta kâhyan bile var.
Ama ben yalnızım.
Becky.
Çok korkuyorum.
Lütfen, git artık.
Tom?
Selam.
Durumu nasıl?
Kriz geçirdi. Yapabilecekleri bir şey yok.
- Başka bir şeyden bahsetsek mi? - Elbette.
Konuşmak istemiştin.
Sesli mesaj bırakmışsın.
Fazla şampanya içmeden önce yemekte bir şey söylemek istemiştin.
Evet, şey...
Hallettim, önemi kalmadı artık.
Seni özleyeceğim.
Isadora Carlisle'ın vasiyetnamesi.
Şirket ve malikâne halihazırda sana ait, Tom.
Ancak kalan mülkler için kesin hüküm koymuş.
Çocuklarınız için kurduğu vakıf fonu...
...ve bayan Tanner'a bıraktığı hediyeler dışında...
...geri kalan her şeyi Charlotte'a bırakmış.
Ne?
Kalan 10 milyonun Charlotte bırakılmasını istemiş.
- Neden? - Hayır, bu imkânsız.
Anneme bunu yapmasına nasıl izin verirsin?
Isadora'yı dikkate almalıydın. Bunun sorun olacağını ona söyledim.
Bu imkânsız. Daha geçen gün okudum. Bu nasıl olur?
Oğluyum ben, saçmalık bu!
- Becky, selam. - Aramamanı söyledim.
Biliyorum ama dinle. Bu olanlar akla mantığa sığmıyor.
Nasıl yani?
Isadora, vefat etti.
Peki.
Tüm parasını bana bıraktı.
Bilmek istemiyorum, Charlotte. Kapatmalıyım.
Bekle, ama bunlar mantıklı değil.
lsadora neden bunu yapsın?
Belki işin arkasındaki lsadora değildi.
O hâlde kimdi?
En geç bir aya gitmeliyim.
Çok şaşırdım ya!
Bu işten paranı kopardın şimdi de gidiyorsun.
Isadora olmadan aynı düzen olmayacaktır.
Gitmene çok üzüleceğim.
- Tom, bunu neden yaptı bilmiyorum. - Hadi ya? Sana her şeyi söyledi ama.
Benim için de sürpriz oldu.
Kız kardeşin nasıl?
İyiye gidiyor.
Isadora sayesinde.
- Stefan. - Bay C.
Akşama tavşan yahnisi mi var? Charlotte yemeğe bayılacak.
- İyi misin? - Biraz şey davrandı...
Ne planladığını biliyor muydun? İşin içinde sen de var mıydın?
Ne? Tabii ki hayır.
Ne oldu?
Yak bu çarşafları.
Ne?
Sikeyim!
Sikerim böyle işi!
Her sikiştiğinde bu çarşafları kullanırdı!
Canını yaktım.
Çok özür dilerim. Çok üzgünüm.
Bu durum ben ve bebeğim için iyi değil, kabul edemem.
- Sabah ilk iş gideceğim. - Hayır, lütfen. Gitme.
Neler çektiğimi, bu evde büyümenin nasıl olduğunu bilmiyorsun.
Kimse annemle tartışamazdı. Bu vasiyetiyle de son darbeyi vurdu.
Yaklaşma.
Yapma.
Uyanmışsın.
Stefan ve Tanner'a bugünlük izin verdim.
Seni özel bir kahvaltıyla şımartayım dedim.
Yardım edeyim sana.
En sevdiğin, kahve ve bisküvi.
Tom, bunların hiçbirini istemiyorum.
Epeydir kendimde değilim, biliyorum.
Evliliğimizi değiştireceğimize söz verdim.
Ancak bu sözü henüz yerine getiremedim.
Ama evladımın annesinin yanında olmak istiyorum.
Beraber zaman geçirebilelim diye bu hafta işe gitmeyeceğim.
Lütfen, bir şans daha ver.
Sadece bugün kal.
Sonrasında hâlâ mutlu değilsen Stefan'a söylerim seni eve bırakır.
Yemelisin. Açsın, değil mi?
Ne bekliyorsun?
Oraya bir oyun alanı yapacağım.
Sol tarafa kaykay...
...sağa da salıncak koyacağım.
Londra'da bu kadar geniş alanımız yok.
Seni koruyacağım.
Eskisi gibi olalım istiyorum.
Bana aitsin, Charlotte.
Mutlu olacağız, söz veriyorum.
Buyur.
Bize içelim.
Ben hazırlamadım.
Bayan Tanner bizim için hazırladı.
Kahvaltıyı hazırlamana şaşırmıştım zaten.
Teknik olarak...
Sana bir şey aldım.
Beğeneceğini düşündüğüm küçük bir hediye.
Çok güzel, değil mi?
Taksana.
Saçını çek.
O kadar güzel ki nutkun kurudu.
Harika görünüyor.
İyi misin?
Peki.
Yavaş, otur.
Ne oldu? Bayılacak gibi mi oldun yine?
- Biraz su getirir misin? - Tabii.
Yavaş ol.
Sanırım kusacağım.
Siktir, siktir, siktir.
- Char, neler oluyor? - İyiyim.
İçeri al beni, Char!
İyiyim. Şimdi çıkarım.
Seni bırakmayacağım.
İyiyim, gerçekten.
Bana biraz bisküvi getirir misin?
Midemi yatıştırıyorlar.
Olur, elbette. Neredeler?
Hepsini bitirdim.
- Ne, cidden mi? - Evet.
Peki, hemen dönerim.
- Nereye gideceksin? - Yakınlarda benzin istasyonu var.
Güzel, acele et.
Stefan selam. Benim.
İzindesin biliyorum ama yardımın gerek. Malikânedeyim.
Aç şunu, aç!
Becky selam. Benim. Çok acil bir durum var.
Hemen beni ara.
- Tommuş! - Ne?
Gerdanlığı bana hediye etti. Orada olduğumuzu bilmiyordu.
Ne diyorsun Charlotte?
Kızı çekiçle öldüren kişi Tommuş!
Hasiktir! Şu anda peşinde mi?
Hayır, malikânedeyim.
Ama en fazla 10-15 dakikam var.
- Hemen oradan çıkmalısın! - Hayır, gerçek kanıta ihtiyacım var.
- Kanıt bulabilir misin? - Mecburum.
Birazdan beni yine aramazsan polis çağıracağım, tamam mı?
Umarım duyabilirsin.
Burada olmamalısın.
Tom, bunlar da ne?
Bunlar ne ulan! Çıldırmışsın!
- Fotoğraf sadece, Char. - Sadece fotoğraf değiller!
Tanıştığımızdan beri yalan söylüyormuşsun!
Beni gözetleyen en başından beri senmişsin!
Sana güvendim ama beni kandırıyormuşsun!
Neden?
Seni kaybetmekten korkuyordum.
O hâlde neden bana Ewan ile tuzak kurdun?
Senin için nasıl yeterli olamam?
Seni güldürüyorum. İstediğin her şeyi verdim.
Önüne birini çıkardığım anda hiç direnmedin bile, değil mi?
Ona âşık oldun, Char.
O nerede?
Seninle para için yattı. Nasıl bu kadar çaresizsin?
Kadını öldürdüğünü gördüm, oradaydım.
Ewan'ı öldürdün mü?
Beni tanıdın mı?
- Beni nasıl buldun? - Troy bana söylemez mi sandın?
Ne istiyorsun?
Ona âşığım.
Onunla yat diye para verdim, âşık ol diye değil.
Evet ama âşık oldum. Çok özür dilerim.
Charlotte gibi bir kadını hak etmiyorsun.
Ona her şeyi anlatacağım.
Hem de her şeyi. Umuyorum ki beni affeder.
Bu işi asilce çözmek için geldim.
Senden bir şey istemiyorum.
Ona çok iyi bakacağım.
Ne yapıyorsun?
Seni alıp götürmeye hakkı yoktu.
Sen bana aitsin.
Siktir git.
Bırak gideyim.
Bırakamam, Char.
Hayır, bırak beni!
Hiç uslu durmadın, Charlotte.
Seçimini yaptın.
Elimden geleni yaptım ama nafile.
O iyi bir adamdı.
Onunla sokakta yaşamayı yeğlerim çünkü özgür olurdum en azından.
Onunla yattığını görünce tiksiniyordum.
Ama onlar çektiğim en iyi fotoğraflardı.
Silahını indir.
Onu neredeyse öldürecekti!
Silahını indir, dedim!
Hanımefendi, iyi misiniz?
Hanımefendi, benimle gelmelisiniz.
Hadi.
- Becky, selam. - Selam, bebek nasıl?
İyi, sanırım diş çıkarıyor.
Polisin davayı kapattığını söylemek istedim.
Ne? Ama Ewan'ı henüz bulamadılar.
Sanırım kabullenmek zorundayım.
Troy hâlâ firari.
Umudunu kaybetme. Denemek istediğim bir yol daha var.
O nerede?
Er ya da geç beni bulacağını biliyordum.
Lütfen.
Sana çekmiş.
Annen gibi güçlü olacaksın.
Sanırım bana soracak soruların var.
Kız kardeşinle başlayalım mı?
Kız kardeşim hastalandı.
Tedavisi için paraya ihtiyacım vardı.
Isadora çok yardımcı oldu.
Kendimden ne denli ödünç vereceğimi bilmiyordum.
Sırlarını saklamak zorundaydım.
Tom, Peter'ın Isadora'yı kaçıracağını sandı.
Bir gün bir gürültü duydum ve koşarak oraya gittim.
Merdivenin sonunda Peter ölü yatıyordu.
Onu Tom mu öldürdü sence?
Onu güllerin altına gömdük.
Şimdi sırrımı öğrendin.
Umarım onları saklarsın.
Bir şey daha var.
Birkaç gün önce taburcu oldu.
Tom öldüğünü sanmıştı.
Olayı örtbas etmek istedi.
Hırsızmış.
Bana saldırdı.
Ama yalan söylediğini biliyordum.
Onu hayatta tuttum. Yardım etmek için paralarını kullandım.
Sizi baş başa bırakayım.
Charlotte.
Canım.
Aman Tanrım!
Çevirmen: Ozan Tufan ozantufan2@hotmail.com
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.