All language subtitles for Yargi.S01E14 (14. Bolum)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Köpek havlıyor)

(Kuşlar ötüyor)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kuzgun sesleri)

(Gerilim müziği)

(Derin derin nefes alıyor)

Ah!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Pars) Bu nasıl iş anlamadım ki. Nerede kaldı bu takviye?

Varmak üzere, Sayın Savcı’m.

Üzere ne? Üzere diye cevap olmaz. Yarsınlar trafiği.

-Başüstüne savcım. -Kaçak tutuklu var!

-Haber var mı? -Yok, savcım.

Tuvaletin camından atlamış, kirişi kırmış (***).

-Ceylin? -O da yok.

(Eren) Ailesi gittikten sonra gelmiş en son hastaneye.

Yeğeninin laboratuvar sonuçlarını almış, sonrası yok.

Eren, bir memur yolla, bu ikisini adliyeye gönder.

İfadelerini alacağım. Bu oğlan tek başına kaçmış olamaz.

Mutlaka destek aldı. Sınırı kaçmadan yakalayalım.

Anlaşıldı savcım.

Engin’in anne babasını adliyeye götür.

Başsavcım ifadelerini alacak, öyle söylersin.

-Birini daha al yanına, fırla. -Emir anlaşıldı komiserim.

Var mı bir gelişme?

(Polis) Başsavcım sizi adliyede bekleyecekmiş. Buyurun.

Ne oluyor Yekta? Engin kaçmış mı yani?

Kaçmış ki bizi götürüyorlar. Biraz ortam oku Laçin ya!

Hadi. Buyurun gidelim.

Çekmiyor, hâlâ çekmiyor. Ciddi bir sorun var.

Sakin ol Ilgaz. Belki yeğeninin sonuçlarını aldı…

…merak etti, yeğenini görmek istedi, çekti gitti.

-Telefon? -Belki şarjı bitmiştir.

Olamaz mı yani? Senin bitmiyor mu? Benim bitiyor.

Şey yapalım, bu Avukat Ceylin’in evine biz en iyisi bir ekip yollayalım.

Eren, aman diyeyim, bir şey belli etmesinler.

Zaten babası da kayıp, bir de bununla yüreklerini hoplatmayalım Allah aşkına.

Bir dakika. Babaları mı kayıp? Zafer Erguvan?

Aynen. Bir süredir ortalarda yok.

Aileye bak arkadaş. Vukuat düğümü.

Evden haber gelinceye kadar Ceylin’in HTS kayıtlarına baktır…

…vakit kaybı olmasın.

Hemen hallediyorum savcım.

Biz de hastane kameralarına bakalım.

Bakalım bakalım.

(Ilgaz) Durdur.

Niye durduk savcım? Geçiyorlar işte.

Buradan başa sar.

Talimatınız tamam, Sayın Savcı’m. Bir ekip aileyle görüşmeye gidecek…

…HTS kayıtları incelenecek, takviye ekip de geldi.

Güzel.

Buradan itibaren.

(Gerilim müziği)

Durduralım.

Burada bir şey olmuş.

Ne mesela?

Bilmiyorum ama burada bir şey olmuş. Adım gibi eminim.

-Bu otoparkın başka açısı var mı? -Maalesef yok.

Nasıl yok? Koskoca otopark, başka açısı yok mu?

Onların çoğu çalışmaz, Sayın Savcı’m. Bakımsızlıktan arızalı olan da var.

Yani otopark diye çok şey etmedik.

Ben otoparka bakmaya gidiyorum.

Çok da şey etmediniz, öyle mi?

Bak söylüyorum, güvenlik şefiniz, müdürünüz, hastane yönetimi…

…bu güvenlik kameralarının hesabını bizzat bana verecek.

Sen bunu önce bir onlara bildir. Umarım bu sefer çok da şey edersiniz!

Tamam mı?

Zincirleme ihmaller tamlaması gibi. Bakalım daha ne eksikler bulacağız.

Devam et.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Neredesin Ceylin?

Ne oluyor Yekta? Gerçekten kaçtı mı?

Ne bileyim Laçin, sen de oradaydın. Ne duyduysan o.

Bu durumla bir alakan var mı?

(Yekta) Saçmalama. Tabii ki hayır.

Hayır, Engin’i en son sen gördün.

Sonra da ortalıktan yok oldu. Var bir şey.

Bak eğer bir şey planladıysanız, bilmek benim de hakkım.

Yavaş! Nerede nasıl konuşulur öğrenemedin.

Neredeyiz, bir bak kim var etrafta.

(Pars) Devam et.

Burada da bir şey yok.

Nedir?

Hiçbir iz yok.

Şimdi Ilgaz Savcı’m...

...otoparka giren araçların içindeki insanların yüzü görünüyor.

Lakin çıkarken yüzler görünmüyor çünkü kameranın açısı değişmiş.

İhmaller silsilesi.

Otoparktan çıkan bütün araçlar kime ait, plakalarıyla tespit edilsin.

(Görevli) Tamam.

Ben talimat verdim savcım. Merak etme.

Güzel.

Tamam. Sağ ol.

HTS kayıtları incelenmiş.

Ceylin’in telefonundan son sinyal hastane yakınından alınmış, sonrası yok.

Bu dosyada kolay hiç mi bir şey olmaz arkadaş, nedir bu iş?

Engin’le Ceylin yan yanalar.

Nasıl oldu bilmiyorum ama yan yanalar.

-Yapma Ilgaz. -Bir şekilde birlikte gittiler.

Engin zorla götürdü Ceylin’i, belli.

Kaçarken niye birini yanına alsın? Dertsiz başına dert açacak.

Adam zehir gibi, aptal değil ki.

Sayın Savcı’m, rehin almış olabilir mi?

Ne bileyim, hani başı sıkıştığında koz olarak kullanmak için falan.

Evet, doğru. Olay da zaten Los Angeles’ta geçiyor, değil mi Eren?

Haklı olabilirsin Eren.

-Ya da… -Ya da ne savcım?

Engin, Ceylin’in yanında olduğunu bile bilmiyor.

Ceylin bir şekilde arabaya bindi, Engin yalnız olduğunu zannediyor.

Ceylin, Engin’i durdurmak için peşine düştü.

Evet, doğru. Çünkü avukat hanım oksijen yerine adrenalinle yaşıyor.

Sen polis gibi suçlunun peşine düş, ajancılık oyna.

Tam Ceylin’den beklenecek hareketler bunlar.

İnşallah başına iş açmaz.

Ya da şu anda İstanbul’un herhangi bir yerinde…

…simit yiyip ayran içiyor olabilir.

Bu da ihtimaller dâhilinde Ilgaz Savcı’m yani.

Biz önce bir sakin olalım. Ben şimdi adliyeye geçiyorum…

…bakalım annesi babası...

...şu Engin için nasıl bir kaçış planı hazırlamış, öğrenelim.

-Bizi de bilgilendir. -Tabii savcım.

Bu otopark görüntülerini emniyete aktaralım.

Hallettim savcım.

Gören başka bir kamera var mı diye otoparkın çıkışına bakalım.

Ciğerim, sen de izlemeye devam et.

Birinin gözünden kaçanı diğeri yakalar, tamam mı?

Hadi kolay gelsin.

-Kolay gelsin. -Sağ ol.

Bu iki şahıs hastaneden arabayla çıkmışlar.

Gördün mü bak bakalım.

Yok. Biz öyle girene çıkana bakmayız. Hiç dikkat etmedim vallahi.

Eyvallah.

(Gerilim müziği)

(Konuşmalar duyulmuyor)

Çıkışı görüntüleyen kamera da yok. Çok güzel.

Büyük ihtimalle buradan geçtiler. Gidecek başka bir yön de yok.

Sokak boyu MOBESE’lere bakacağız artık.

Bu çıkan araçların ruhsat bilgileri geldi mi?

Olumsuz. Ama eli kulağında. Her an gelir.

-Emniyete geçelim. -Geçelim o hâlde.

-Önce Yekta Bey’i alalım Rıdvan. -Tabii savcım.

Savcım önce sizi görmek istiyor.

Hayhay. Görüşelim bakalım savcımla. Geliyorum ben.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Efendim?

Seda, Engin ortalıkta yok, gitmiş.

Nasıl yok? Ne demek gitmiş?

Bilmiyorum. Kaçmış diyorlar.

Nasıl olur, nasıl kaçar hastaneden?

Neredesin sen?

Şimdi adliyedeyim. İfade vermeye geldik.

Yekta içeride savcının yanında şimdi. Ben bekliyorum.

-Tamam. Geliyorum hemen. -Tamam.

Yapma Yekta, bozuk plak gibi kendi işidir deyip duruyorsun.

Kaçmayı içeriden nasıl planlasın? Bırak Allah aşkına.

Vallahi mümkün, savcım.

Neler yaptı görmedik mi? Planlar, tehditler…

Asıl sizin buna şaşırmanız şaşırtıcı.

Yekta, hikâye anlatmayı bırak.

Oğlun uyanıyor, kendine geliyor, ondan sonra avukatını görüyor…

…ondan sonra yanına sen giriyorsun, sonra puf!

Birdenbire beyefendi kayboluyor. Bana bir oluru var gibi geldi.

Madem yanına önce Seda girdi, neden şüpheli o değil?

Belli ki kaçmasına o yardım etmiş. Asıl onu ifadeye almanız gerekmiyor mu?

Bugüne kadar Engin’in yanında o vardı, ben değil.

Adliyeye geldi zaten Seda Hanım. Engin’le görüştükten sonra.

-İfadesi alındı. -Aa! Neden?

Canım öyle istedi. Keyfî. Oldu mu?

Dava benim, sanık benim. Sana ne?

Sen şimdi Seda’yı falan bırak. Engin nerede, onu söyle, uğraştırma beni.

Hiç haberim yok.

Kaçamayacak, biliyorsun değil mi? İzin vermeyeceğim.

Talimatımı verdim. Bütün havalimanlarına.

Küçüğü büyüğü hepsi tedbirini aldı.

Kara, deniz, hava sınır kapıları tutuldu. Otoyollar, her yer.

Başaramayacaksınız.

Ne güzel işte savcım, işinizi kusursuz yaptığınıza zerre şüphem yok.

Ama benim olayla bir ilgim yok.

Ne yaptıysa yaptı. Engin bana düşman, ben ona.

Ayrıca niye kaçmasına yardım edeyim? Komik.

Yekta, bu yanardöner hastalığın bir adı var mı acaba?

Gerçekten merak ediyorum.

Yahu daha geçen oğlum ölüyor, bunu yapanı bul diye ağıtlar yaktın.

Aranızdaki husumet belli ki geçmiş işte. Barışmışsınız, değil mi?

Oğluna yardım ettin işte, itiraf et.

O başka, bu başka.

Ölecek sandım. Aklım gitti.

Biri oğlumu öldürmeye kalktı, yerimde mi oturacaktım?

Hem kimse benim oğluma, aileme zarar veremez.

Buna müsaade etmem.

Ne kaçacağından haberim vardı ne de nasıl kaçtığından.

Diyeceklerim bu kadar.

-Sayın Savcı’m. Eren Komiser’im. -Söyle ciğerim.

Hastaneye giriş yapan araçlardan birinin plakası…

…Engin Tilmen'in üzerine kayıtlı çıktı Sayın Savcı’m.

Karşılaştırma yaptınız mı?

Bu araç hastane otoparkından çıkmış mı?

Olumlu, Sayın Savcı’m. Saat 15.00’de çıkış yapmış.

Aracı bulduk Eren.

Direkt Trafiğe haber geçin. Araç görüldüğü yerde durdurulsun.

Aman diyeyim, sakın ateş edilmeyecek.

Tutuklunun dışında aracın içinde başka biri daha var.

-Hata yapılmasın. Dikkat. -Emir anlaşıldı Sayın Savcı’m.

Şu Allah’ın işine bakar mısın? Arabası da oradaymış.

Büyük tesadüf. MOBESE odasına geçiyorum.

Tamam Sayın Savcı’m, siz geçin…

…ben Pars Savcı'yı arayıp aracı tespit ettik bilgisini geçeyim.

-Laçin Hanım’ı alalım Rıdvan. -Tabii savcım.

(Telefon çalıyor)

Efendim Eren?

Sayın Savcı’m, otoparktan çıkan araçlar içerisinde...

...Engin Tilmen’e ait aracı da tespit ettik.

Saatler uyuyor.

Tamam. Trafiğe bildir. Çevre yollar tutulsun.

Gördükleri yerde de durdursunlar.

Emir anlaşıldı savcım.

(Pars) Buyurun Laçin Hanım.

Yekta Bey, sizinle işimiz bitti. Çıkabilirsiniz.

Eşimin avukatı olarak ifadede bulunacağım Savcı Bey.

Buyurun Laçin Hanım!

Oğlunuz hastaneden nasıl kaçtı, anlatın bakalım.

İstikamet neresi, nereye gidecek?

Ben bir şey bilmiyorum ki.

Allah Allah! Bütün anne babalar da hiçbir şey bilmez zaten.

Oğlunuz nerede, söyleyin!

Bilmiyorum. Ben Engin kendine geldikten sonra onu görmedim bile, konuşmadım.

Peki, siz hastaneye nasıl geldiniz, hangi yolla?

-Arabayla. -Hangi arabayla?

Şoför benim arabamı servise vermişti...

...ben de Engin’in eski arabasını aldım, öyle geldim.

Allah Allah! Tesadüfe bak. Engin de o arabayla kaçmış zaten.

Nasıl yani, ne diyorsunuz siz?

Bana cevap vereceksiniz Laçin Hanım, kocanıza değil.

Engin sizin geldiğiniz arabayla hastaneden nasıl kaçtı, bir anlatın!

Yemin ederim, bir şey bilmiyorum.

Nasıl verdiniz anahtarı? Bir yere mi sakladınız?

Anahtar burada, al kaç diye bir not mu koydunuz yoksa? Anlatın!

Öyle bir şey yok.

Bilmiyorum dedim ya.

Madem öyle anahtar nerede?

Madem siz vermediniz, çantanızdadır herhâlde, değil mi?

Burada.

Buradaydı.

Ben düşürdüm mutlaka. Yok.

(Pars) Yok.

Anahtar yok…

…Engin’in arabası yok, Engin yok, yok oğlu yok!

Yeter ama savcım. Biz size yardım etmeye çalışalım…

…siz bize suçlu muamelesi yapın. Bizim oğlumuz kayıp.

Üstelik ölümden yeni döndü. Bizim bu olayla hiçbir ilgimiz yok.

Müvekkilimin söyleyecekleri de bu kadar. Hadi Laçin.

Laçin Hanım ifadesini imzalasın.

İmzala canım.

Öyle mi Laçin Hanım?

(Boğazını temizledi)

Öyle mi Laçin Hanım?

Mademki siz bir şey söylemiyorsunuz…

…beni şüphelerimle baş başa bırakın…

…ben de cevap vermediğiniz o boşlukları, canım nasıl isterse öyle doldurayım.

Sussun diye kaçırdın oğlanı, değil mi?

Ortaya saçılmasından uçukladığın sır neyse Engin’in özgürlük bileti oldu.

Ama ben o bileti de o bileti alanı da yakarım…

…sırrını da bulurum Avukat.

Üzerimi örten örtünün bir ucu da senin sırtını örtüyor Parscığım.

Fazla çekme istersen. Maazallah senin sırtın da açıkta kalır.

Hadi burada yoksa diğerine geç. Takıldı mutlaka.

(Polis) Bu da yolun devamındaki MOBESE.

Çıkış saatine göre ilerleyelim. Hastane otoparkından saat 15.00'te çıkmış.

Dayı, sen bir kalksana. Kalk. Benim elim ayağım titriyor.

Sen böyle geç, ben devam ederim.

İşte şurada, bak.

Çıkış yaptı, dümdüz ilerliyor. Gidişe bak, gevşek gevşek.

Sıfatına tükürdüğüm. Tipe bak. Suratı kabak gibi ortada.

Eren, bir durdur. Aracın içi gözüküyor mu yaklaş bakalım.

Ceylin yok, savcım.

Orada Eren. Biliyorum, orada.

Yani eğer öyleyse ben vallahi bulduğumuzda Ceylin’in elini öperim.

Bu nasıl saklanıştır böyle. Engin’in de haberi yok.

Yani bakışından öyle anlaşılıyor.

Bunun nesine bravo Eren?

Kendini nasıl tehlikeye atmış, farkında mısın?

Adam katil, katil! Binmiş arabasına gidiyor.

Fark etse Ceylin’i ne yapar, düşünebiliyor musun?

Aman savcım, öyle demesek.

Yani en azından kötüyü düşünmesek.

Düşüneceğiz Eren, her ihtimali düşüneceğiz.

Artısını da eksisini de düşüneceğiz. Ceylin söz konusu.

Ah be Ceylin bacım.

Hadi devam edelim. Başka görüntü var mı elimizde?

Devam.

Müsait misiniz savcım?

Değilim ama size iki dakikamı ayırayım, buyurun.

Laçin, yani ablam haber verdiği için geldim.

Gerçi gitmişler. Engin gerçekten kaçtı mı?

Bilmem. Siz söyleyin. Kaçtı mı?

Bilsem ya da dahlim olsa buraya kadar gelip size sormazdım herhâlde.

Kim bilir belki de şüpheyi üzerinizden atmak için bu tavrınız.

Bir taktik. İş birlikçi havalarda atılmış bir adım.

Olamaz mı yani?

Mucize teyze bir anda ortaya çıkar ve yeğeni Engin’in kaderini değiştirir.

Kulağa mantıklı geliyor.

Zehirleniyor, gözünüzü bana dikiyorsunuz…

…kaçıyor, yine ben.

Allah aşkına zehirleyip öldüreceksem kaçmasına niye yardım edeyim?

-Sizce tutarlı mı? -Şimdi oradan bakarsanız tutarsız.

Ama benim olduğum yerden bakarsanız nefis tutarlı.

İnce doz bir ayarla zehirlediniz…

…yani öldürmeyecek, hastanelik edecek kadar…

…ondan sonra da hastaneden kaçırdınız.

Yani müthiş, helal olsun dedirtecek bir cinsten. Tebrikler.

Hukuk okudum ben Savcı Bey, kimya değil.

Öyle hastanelik edecek kadar ince ayar dozlar, zehirlemeler falan.

Kusura bakmayın ama bu savınız biraz fantastik değil mi?

Resmen deli saçması.

Şimdi kitap sizin, üzerindeki parmak izi sizin…

…bir olağan şüpheli için biraz fazla cesursunuz.

Hatta küstah ve burnu havada. Bu da benim hiç hoşuma gitmiyor.

Engin’i ben zehirlemedim. Kaçmasına da ben yardım etmedim.

Bunu size ispat edeceğim.

Şahane. Biz de bütün imkânlarımızı Engin’i yakalamak için seferber ederiz.

Siz de iş birliği içinde olursanız memnun oluruz.

Şimdi müsaade ederseniz işim var. Emniyete geçeceğim.

Buyurun.

Abi. Abi, bir dakika.

Abi, ne oluyor?

Ne o Neva, abi abi diye peşimdesin?

Bir abin olduğunu sonunda hatırladın, öyle mi?

Ama artık çok geç.

Sen bir de bana tavır mı yapıyorsun abi?

Evet Neva, sana tavır yapıyorum. Bundan sonra böyle. İşine gelirse.

Ümraniye’ye kadar geldik.

Bir sonraki MOBESE’ler sendeydi. Araba görüş alanına girdi mi?

Olumsuz, komiserim. Yok.

Nereye gider bu?

Bir geri sar bakayım, sinyal falan bir şey vermiş mi.

Sinyal falan yok. Dümdüz gitmiş (***).

İlerideki dönüşe bakalım.

(Polis) Emir anlaşıldı Sayın Savcı’m.

Yavaşlat.

Nereye kayboldu bu (***)?

Ara sokağa saptı kesin. Çakalda numaralar sonsuz, savcım.

Böyle gelişigüzel gaza basmıyor, belli.

Varmak istediği, gitmek istediği bir yer var.

Abi bak, bir sürü noktadan takip ettik aracı…

…Ceylin arabada diyorsun ama arabada yok.

Yani olabilir de ama görünmüyor yani.

Yani tamam, saklanmış olabilir de…

…ama hiç binmemiş de olabilir. İhtimal yani abi.

Ceylin o arabada, Eren. Niye anlamak istemiyorsun?

Ceylin aptal mı? Nasıl saklandıysa tabii ki Engin de görmeyecek, biz de.

Tamam abi, haklı olabilirsin ama…

…ben yine de Ceylin’in evine giden ekibe bir ulaşayım mı?

Ulaş Eren.

Şu aracı en son gördüğümüz yere gel.

Sar, sar.

Hadi kızım, bir lokma daha.

(Kapı zili çaldı)

Osman, kapı!

Anne, çok ekşi. Midem almıyor.

-Kızım, bu bitecek, hadi. -Ama!

(Kapı zili çaldı)

Anne!

Ay! Hadi sen şunu iç, ben kapıya bakayım.

Anne? Duymuyor musunuz kapıyı? Osman nerede?

Vallahi o çıktı. Benim haberim yok nerede.

Bulaşıktaydım, yetişemedim kapıya.

(Telsiz anonsları)

-Buyurun? -İyi günler hanımefendi.

Babamdan bir haber mi var, yoksa buldunuz mu?

Biz Ceylin Erguvan’a bakmıştık, evde mi?

Yok, evde değil ki. Ne oldu, ne yapacaksınız kardeşimi?

-Bir şey mi oldu? -Savcım birkaç şey soracaktı da...

...bir rica için.

Telefonuna da ulaşamadık, ondan geldik.

Ben de aradım ama ulaşamadım. Herhâlde şarjı bitti.

Ofise baktınız mı? Galata’da.

Yok, bakmadık. Numarasını verirseniz arayalım.

Bu devirde sabit hat kalmadı ki. Sadece cebi var.

Memur Bey, hayırdır?

Ceylin’i soruyorlar. Evde mi diye bakmaya gelmişler.

Ulaşamamışlar da. Herhâlde savcı birkaç şey soracakmış.

Ben de aradım da düşmedi. Ofise gittim, orada da yok.

Sağ olun. Ararsa haber verirsiniz.

Savcım çağırdı, emniyete diye.

-İyi günler. -Kolay gelsin.

(Polis) Sağ olun.

Hayırdır, sen neden gittin Ceylin’e?

-Birkaç şey soracaktım. -Ne soracaktın, bana da söyle.

Bu kız bu doping hapını havadan bulmadı, değil mi?

Tamam yani, Engin tehdit etti ama gelip de kızın ağzına tıkmadı.

Kendi istedi, içti, sonra da utandı.

Ama nereden buldu, nereden aldı, ben taktım kafaya yani.

Doğru.

İşte Ceylin bir şey bulur, bilir diye gittim, ofiste yok.

Olmadı Parla’ya soracağım.

Kimmiş ya bunu satan? Vallahi soracağım hesabını.

Tamam, sor da şimdi sırası değil.

Kız iyice bir toparlasın, kendine gelsin, ondan sonra.

Şunlardan iki kova ver bakalım.

Tamam.

İşler iyi galiba Gülfer abla.

O kocan olacak adama da söyle, borcunu ödesin.

Yok be Halil, nerede iyi! Keşke olsa da ödesek.

Bugün ünlü birini gömdüler, alan alana.

Çocuğu bile çiçekleri almaya gönderemedim.

Yani 40 yılın başında bir işti be. Olsa veririz zaten.

İyi bakalım, öyle olsun abla.

-Hadi hayırlı işler. -Sana da.

Gördüm ben bu adamı.

-Kapat, kapat. -Dualarınız kabul olsun.

-Kapat, kapat. -Çiçek verelim abi.

-Yürü, yürü. -Abi, çiçek taptaze. Abi?

(Gerilim müziği)

(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.

Lütfen sinyal sesinden sonra mesaj bırakınız.

Vallahi kiminle görüşüyorum, bilmiyorum.

Ben Zafer abi için aramıştım.

Yani 20’li yaşlarda tıfıl bir oğlanla geldi, mezarlığın orada.

Böyle bed bed birbirlerine bakıyorlardı.

Böyle bir itiş kakış falan.

Yani olur da Zafer Bey’i sayemde bulursanız, beni de görün, olur mu?

Ben mezarlıktan Gülfer dersen herkes bilir beni.

Tamam mı? Hadi selametle kal.

Of! Tabii ki haklı çıktın.

Evde de yok, ofiste de yok.

Engin'in kaçacağını anladı, peşine düştü, Eren.

Abi, anladıysa bize niye haber vermiyor? Arabaya binmek nedir?

Ceylin bu. Gaza basmayı sever. Fren nerede haberi bile yok.

Arabanın en son görüldüğü yer burası. Buradan nereye gider?

Her yer olabilir abi. Ataşehir olur, Kadıköy olur.

Hatta Sabiha Gökçen'e bile gitmiş olabilir.

Ama bir şekilde duracak, aracı değiştirecek.

Çünkü peşinde olduğumuzu biliyor. Gizli bir şekilde yapacak.

Bunu yapabileceği en uygun yer de daha az kameranın...

...daha az insanın olduğu yer.

Reşadiye, Ömerli, hatta Şile bile olabilir.

(Eren) Çok mantıklı.

Yekta'nın bu bölgelerde bir mülkü var mıymış bir araştır bakalım.

Mutlaka vardır abi. Adam zengin. Ama ben gene de bir bakayım.

Kaçma girişimi belirten herhangi bir şüpheli ihbar var mı?

Olumsuz, savcım.

(Gerilim müziği)

(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu an...

-Henüz bir şey çıkmadı mı? -Yok.

İfadelerden bir şey çıktı mı?

Yok. Ben duymadım, görmedim, bilmiyorum! İkisi de üç maymuna bağladı.

Zaten bu Laçin arabayı hastaneye kendi getirmiş.

Kendi arabam bozuldu falan diyor.

-Kesin iş birliği var ya! -Tabii ki.

Listede onlar da vardı. Sus payı için yardım ediyorlar.

Araç en son burada mı görüldü?

Evet, burada görülmüş. 45 dakika önce. Bütün ana yollara çevirme koyduk.

Nereye gidecek acaba?

Ben bir dışarı çıkıp nefes alacağım.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Pars) Bir dilim al, Ilgaz Savcı'm. Aç aç olmaz.

Afiyet olsun.

-Eren al, çekinme. -Sağ olun. Afiyet olsun, savcım.

-Vallahi. -(Eren) Vallahi, sağ olun.

Vallahi bu da fena değil de aradığım pideyi hâlâ bulamadım Eren.

Kaç yıl oldu, İstanbul'da yok.

(Kapı vuruldu)

Gel, Umut.

-Yekta Tilmen'in bütün mülklerine baktık. -Sonuç?

Ataşehir'de iş yerleri var. Kadıköy'de dükkânlar.

-Hepsi kirada. -Hay maşallah!

Bir de Şile, Yeniköy'de bir evi var.

-Eren, ekibi topla, derhâl intikal edin. -Emir anlaşıldı, savcım.

Gel benimle.

Müsaade var mı, savcım?

Tabii, savcım. İnsanın eşi, can yoldaşı olunca akan sular durur.

Önden buyurun.

(Gerilim müziği)

Abi, hoş geldin.

Nerede o? Eşyalarını toplayıp gitti mi?

Kim? Babam mı?

Hee, baban!

Yoo, gelmedi daha.

Abi, niye toplasın eşyalarını? Nereye gidecek ki?

Umurumda değil nereye gidecekse!

Bizi daha önce bırakıp nereye gitmişse oraya gitsin.

-Abi, bırak. -Makbule, bırak şunu!

Bu misafirlik çok uzadı, işime karışma!

Karışmayayım, öyle mi? Niye karışmayacakmışım?

Yıllarca karışmadım da ne oldu?

Sen kurallar koydun, ben uydum. Sonuç?

Atasız, babasız yaşanmış bir hayat.

Birbirimizden kopuk. Uzak.

Niye anlamak istemiyorsun? Adamcağız bir yuva arıyor.

Ölmeden önce huzur istiyor.

Tabutunu taşıyacak, arkasından duasını eksik etmeyecek...

...kendi kanından insanlar. Çok mu?

Son nefesini torunlarının yanında vermek babamıza çok mu?

Ah be Makbule!

Sen hep böyleydin, biliyor musun? Hep saf.

Sen onun neler yaptığını biliyor musun?

Ne yapmışsa yapmış. Her şey insanlar için.

Günahıyla sevabıyla o bizim babamız.

Sen yasaklar koysan da bu değişmez.

Ama ben de Makbule'ysem...

...babamızın bu sefer gitmesine izin vermeyeceğim.

Sen evden mi kovarsın? Aşağısı da benim evim.

Senin ağzından bir kere bile çıkmadı ama o benim de babam.

Gelir, benim evimde kalır.

Onu bilmediğim bir yerde ölüme terk etmeyeceğim.

Ben de ailemin zarar görmesine izin vermeyeceğim.

(Gerilim müziği)

(Siren çalıyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Eren, yavaş. İçimiz dışımıza çıktı. Ne yapıyorsun?

Dikkatim dağıldı savcım. Kedi falan zannettim de kusura bakmayın.

İyi ki zannettin. Bir de görsen ne yapacaksın!

(Gerilim müziği)

Hanımefendi, iyi misiniz?

Bir şey mi oldu? Kaza falan mı geçirdiniz? Yalnız mısınız?

Yanınızda telefonunuz var mı? Bir yakınınızı arayalım.

Polisi arayalım.

(Kadın) Kesin bir şey olmuş.

(Gerilim müziği)

(Telsiz polis ses) 45-34 merkez, 45-42!

45-42, dinlemedeyim.

(Telsiz polis ses) Şile, Yeniköy civarında yaralı, kimliği belirsiz...

...uzun, kumral saçlı bir kadın ihbarı var.

Yol ortasında tek başına yürüyormuş.

Takip ettim. İntikal ediyorum, tamam.

Bu, Avukat Ceylin olabilir, biliyorsun, değil mi?

Savcım, müsaade ederseniz ben bir...

Tamam, sen araç kullanıyorsun. Dur ben ararım.

(Telefon çalıyor)

Bir gelişme mi var?

Şile, Yeniköy civarında orman yolunda bir kadına rastlanmış.

-Ceylin mi? -Yani...

...kimliği belirsiz ama tarife uyuyor. Olabilir.

Nasıl bulunmuş? Durumu hakkında bir bilgi var mı?

Yaralı dendi ama yürüyor da dediler.

Derecesi bilinmez. Hayati bir durum olduğunu sanmıyorum.

O yüzden sakin olalım Ilgaz.

(Gerilim müziği) (Polis sireni çalıyor)

(Sessizlik)

Baba, siz halamla küs müsünüz?

Yok canım. Nereden çıkardın kızım?

-Afiyet olsun. -Hoş geldin.

(Sessizlik)

Hoş geldin baba.

-Bu senin kuzu. -Yaşasın!

Baba, ben bitirdim. Kalkabilir miyim?

Buyur, otur baba.

Eşyalarını topladım. Daha önce konuştuğumuz gibi.

(Sessizlik)

Ne yaptın? Bütün gün onunla mıydın?

Evet.

Oğlum, sen benim inadıma mı yapıyorsun?

Orada çalışmanı istemiyorum diyorum.

Niye dinlemiyorsun beni?

Baba, dedemin ne güzel kafesi var.

Kocaman mekân. Millet gelip oyun falan oynuyor.

Dedemle konuştum. Tamam dedi.

Yahu kasadayım, kasada! Hesap kitap işleri bende.

Sen hep demiyor muydun düzgün bir işin olsun diye?

Al işte, muhasebe. Mis gibi iş.

Yani evet, bugün de oradaydım. Yarın da orada olacağım.

İstemiyorum dedim! Anladın mı? Orada çalışmayacaksın...

...o da bu evden gidecek. Bu kadar! -(Makbule) Ne oluyor burada?

Sen benimle odama bir gelir misin baba?

Bana bak, gene ne yumurtlayacaksın?

Baba, lütfen dedemi gönderme.

Hasbinallah ya!

Oğlum, siz el ele verdiniz, beni delirtmeye mi çalışıyorsunuz?

Biri babam der, biri dedem der! İşime karışmayın.

-Baba, sen ta... -Bana bak! Kes!

O buradan gidecek, sen de o kafede çalışmayacaksın. Anlaşıldı mı?

Baba, senin hiçbir şeyden haberin yok ya.

O Engin (***) beni tehdit etti.

Ne tehdidi?

Zafer'i bir yerden öğrenmiş. Bana itiraf et diyor.

Dedem de bana yardım etti.

O pisliğin bir de bir avukatı var. Bir kadın.

Onu da susturdu. Konuşmayacak artık.

En azından bana öyle söyledi. Sonuç olarak...

...eğer hapis yerine bugün buradaysam dedem sayesinde.

O yüzden gönderme, baba. Lütfen.

En azından benim için gönderme, baba.

(Gerilim müziği)

-Oğlan içeride zehirlenmiş. -Hangi oğlan?

Kim olduğunu gayet iyi biliyorsun. Beni kandırma.

Avukatı Seda Gökmen de şüpheliler listesinde.

Hani şu, susturmuşsun ya.

-Ee? -Seni de alayım mı o listeye?

Sen yaptın, değil mi? Engin'i sen zehirledin.

Ne münasebet! Duymamış olayım!

Ben bir işe başlarsam yarım bırakmam.

Bunu unutma.

Şimdilik bu evde kalıyorsun. Sen de bunu unutma.

En yakın zamanda kendine bir yer bul.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ceylin!

Ne yaptın?

İyi misin?

Beni duyuyor musun?

Üşüdün mü?

Şimdi yavaşça bunu üstüne koyacağım, tamam mı?

Geri, geri.

(Sessizlik)

Tamam.

Oldu.

Hadi konuş benimle.

Sana su getireceğim, tamam mı? Burada bekle.

Arkadaşlara söyleyelim, usulce etrafı arasınlar.

Bu Engin hıyarı hâlâ buralarda bir yerde olabilir. Kaçırmayalım.

(Eren) Hişt!

-Hadi bunu iç bir yudum. -(Eren) Etrafı kolaçan edin, çabuk.

Hadi, lütfen.

Bir yudum, hadi.

Hadi.

(Duygusal müzik)

Korkma, tamam mı? Geldim, buradayım. Geçti.

Geçti. Yanındayım, Ceylin.

Yaralanmışsın.

Hadi gel hastaneye gidelim.

(Gerilim müziği)

(Ilgaz) Hadi gel, birlikte gidelim.

Hastaneye gidelim. Hadi gel.

(Gerilim müziği)

Buradayım, yanındayım. Hadi gel.

Hadi gel yavaşça.

Gel.

Gel böyle.

(Duygusal müzik)

Yavaş.

Gel bakalım, otur.

(Ilgaz) Yavaşça otur.

Emniyet kemerini takıyorum şimdi. Yavaşça.

Kapıyı kapatıyorum.

-Ilgaz, pek iyi görünmüyor. -Maalesef.

Ne yaşandı kim bilir. Üstü başı perişan hâlde.

Ne varsa doğru düzgün teslim alalım. İyi bir inceleme yapsınlar.

Ben memuru yollarım.

Tamam.

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

(Geçiş sesi)

İyi misin?

Hadi biraz uyu istersen.

Hadi yaslan güzelce.

Hadi.

Kafanı yasla.

Etraftaki karakollara da haber salınsın. Bize hemen destek ekip yollasınlar.

Etrafı iyice bir arayalım.

Bir de Yekta'nın evi buralarda bir yerdeydi, değil mi?

Şunu açsana.

-Çok yakınız, savcım. -Tamam, Eren. Sen önden git.

Bir kolaçan et bakalım etrafta bir şey bulabilecek misin?

-Emir anlaşıldı, savcım. -Bakıyorum.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

45-42 merkez.

(Telsiz polis ses) Anlaşıldı, merkez. Dinlemedeyim.

Bu şüphelinin hastaneden kaçtığı araç evin önünde bulundu.

Bölgedeki ekipleri acil buraya sevk edin.

(Telsiz polis ses) Anlaşıldı, tamam.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-45-42 merkez. -(Telsiz polis ses) Merkez, dinlemedeyim.

Anonsunu geçtiğim olay yerine acil inceleme ekibi yollayın.

(Telsiz polis ses) Anlaşıldı, tamam.

-Sayın Savcı'm. -Söyle.

Eren Komiser'im aracı bulmuş. Tutuklunun kaçtığı araç.

-Neredeymiş? -Evlerinin önünde.

Tamam, çabuk. Biz de geçelim.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Avukat Hanım'a neden ulaşamadığımız böylece anlaşıldı.

Telefon Ceylin'in mi?

Evet, savcım. Kulaklıklarından tanıdım.

Bu arada çantası da arabanın içinde.

Savcım, kapı kilitli.

Camdan baktım. Anladığım kadarıyla da çok uzun süre evin içine giriş olmamış.

Arabadan indikleri gibi gitmişler.

Muhtemelen ormana gittiler.

Ceylin'in üstünü başını görmedin mi? Kir, çamur, toz içindeydi.

45-43, 45-42, dinliyorum.

(Telsiz polis ses) Ormanda bir erkek cesedi bulunmuş.

Ateşli silahla öldürülmüş.

Takip ettim. İntikal ediyorum.

Savcım, benimle aynı şeyi mi düşünüyorsunuz?

Allah kahretsin! Çabuk arama ekiplerine söyle, bize konum bilgisi geçsinler.

Oğlum, siz de olay yeri inceleme gelinceye kadar buradan ayrılmıyorsunuz.

Eren, hadi yürü!

(Kapı vuruldu) (Kapı açıldı)

Geleyim mi?

Gel baba.

Sen bana, dedemi karıştırdım diye kızdın, değil mi?

Yok, oğlum.

Sen istemesen de o zaten sana bulaşırdı. Onu tanımıyorsun.

O değil de...

...ben sana başka bir şey soracağım.

Engin seni tehdit edince...

...niye bana gelmedin?

Niye benden değil de ondan yardım istedin?

-Neden oğlum? -Ne bileyim baba, öyle...

Beni geçiştirme. En sevmediğim şeydir, biliyorsun. Cevap ver.

Hâlâ utanıyorum baba.

Yardım da etsen...

...gözünün arkasında bir yerde beni hâlâ yargılıyorsun, baba.

Görüyorum.

Hissediyorum.

Sonra kendime lanet okurken buluyorum.

Önce seni düşürdüğüm yerden utanıyorum...

...sonra da kendi durumuma sövüyorum. Her gün.

Baba, bıktım bu çukurdan.

Dedem en azından soru sormuyor. Beni anlıyor. Bir şekilde çözüyor.

(Telefon çalıyor)

Efendim?

(Eren ses) Amirim, Şile, Yeniköy'de bir erkek cesedi bulundu.

Savcım acil sizi çağırıyor.

Tamam, geliyorum.

Baba, işte bu bakışın.

Senin sorduğun sorunun asıl cevabı bu.

Ne zaman bir telefon çalsa, bir cinayet haberi gelse hemen korkuyorsun.

Ben de bunu görüyorum, baba.

Anladın mı şimdi neden dedeme gittiğimi?

(Müzik)

(Kapı kapandı)

(Müzik)

Hiçbir yere dokunulmasın, Eren.

Olay yeri incelemeyi arayın. Adli tıp uzmanı da gelsin.

Eren!

Emir anlaşıldı, savcım.

(Gerilim müziği)

(Ilgaz) Ceylin, hastaneye geldik.

Şimdi içeri gireceğiz.

Seni muayene edecekler.

Başından yaralanmışsın, ona bakacaklar.

Korkacak bir şey yok. Ben yanındayım.

Hep yanında olacağım.

Annene, ablana haber verelim mi?

Şimdi inmene yardım edeceğim.

Tamam?

(Müzik)

Gel.

Gel.

(Müzik)

Savcım, ben de sizi bekliyordum. Pars Savcı'm yönlendirdi.

Odayı, doktoru ayarladım. Her şey hazır. Buyurun.

(Müzik)

Ceylin, seni şimdi muayene odasına alacaklar.

Ben de kapının önünde bekleyeceğim.

Merak edilecek bir şey yok.

Benimle gelin lütfen.

Buradayım.

("Can Ozan - Sar Bu Şehri" çalıyor)

"Anlamam nedenini"

"Üzmüşler bebeğimi"

(Fotoğraf çekildi)

"Tam yüzüne dalmışken çizmiş kendi resmini"

"Ah"

"Ah"

"Ne olursun kaç kurtar kendini bu diyardan"

"Yâr"

"Güneş'i ararken peşini bırakmaz Ay"

"Ay"

"Sar, bu şehri en başından yak"

"İyice yak"

"Kim der ki bu rüyadan uyan"

"Ona uzat"

("Can Ozan - Sar Bu Şehri" çalıyor)

"Ne yalnızlık ne hüzün, bu gecenin gündüzü var"

"Var"

"Sanma ki ölümsüzüm, bu şehrin duvarları dar"

"Dar"

Merhaba.

Geçmiş olsun.

Adınız?

Peki, şimdi sizi dikkatlice muayene edeceğim.

Başınızdan darbe almışsınız. Önce ona bakıyorum.

-Nasıl? -Donma hâli yaşıyor sanırım.

Muayenesi de hâlâ devam ediyor.

Bedeninde darp izleri var ama nedeni belli değil.

Anladım.

(Polis) Başındaki yarayı biliyorsunuz sanırım.

Cinsel saldırı izi yok.

Başındaki kanama dışında kanaması da yok.

Ben bunları teslim edeyim savcım.

-Tamam, kolay gelsin. -(Polis) Sağ olun.

(Kapı açıldı)

(Doktor) Buraya bakar mısınız?

Hanımefendinin tomografisi çekilecek.

(Ilgaz) Ben aldım.

Muayene bitti. İyisin.

Şimdi tomografin çekilecek başından darbe aldığın için.

Ama o da kısa sürer.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Fotoğraf çekildi)

(Müzik)

(Eren) Amirim, iki tane kovan bulduk. Bir de kadın kol saati, şurada.

Dokuz milimetrelik bir silah.

Şurada da bir ize rastladık.

Beden izi muhtemelen. Fotoğraflandı.

Ayak izleri falan da tespit ettik. Onları da fotoğrafladık.

Bu saat Ceylin'e mi ait?

Vallahi ona çok dikkat etmedim amirim ama mümkündür.

Ceylin'i de bir kilometre ileride, yolun üzerinde buldu...

Eren.

Bu civarda bungalov, otel, bir sürü konaklama yeri var.

Orada kalanlar, görevli çalışanlar...

...bunların hepsini görgü tanığı gibi araştırın bakalım.

Ayrıca iki kovan bulduğunuza göre demek ki iki el ateş edilmiş.

Öyle görünüyor yani.

Bir soruşturun bakalım. Silah sesi falan duyan var mı?

Anlaşıldı amirim.

Ciğerim, bir gel, gel.

Salih'le Yılmaz'ı yanına al abiciğim.

Civarı kontrol edin, tamam mı?

Konaklama yeri, tesisler, ev, ne varsa girin, çıkın.

Orada yaşayanlar, çalışanlar kim varsa ifadelerini alın.

Bulduğunuz her bilgiyi de benimle paylaşın. Anlaşıldı mı?

-Emir anlaşıldı. -Hadi fırla. Çabuk.

-(Pars) Eren. -Sayın Savcı'm.

Bu arkadaşlar bulduklarını topladılar. Araca kondu.

Hemen adli tıbba, balistiğe gönder.

Yalnız, bana bak.

Parmak izi bakılsın, inceleme ona göre devam etsin.

Anlaşıldı savcım.

İlk izlenimin nedir?

Kurşun, yakın mesafeden iki kaburga arasından kalbine isabet etmiş.

Kalbini geçip, sırtındaki iki kaburga arasından dışarı çıkmış.

-Eren. -Savcım.

Ee...

...çekirdekler kaburgadan dışarı saçılmış, diyor.

Onlara da baksınlar arkadaşlar. Mutlaka bulun.

Anlaşıldı savcım.

Yaklaşık ölüm saati?

Ölüm morluğundan anladığım kadarıyla...

...üç saat öncesi gibi.

Üç saat.

Al şunu.

Başına aldığı darbeden dolayı bu hâlde olabilir.

Yaşadığı travmadan dolayı da.

Çok bitkin. Ne zaman kendine gelir?

Vücudu uzun süre susuz kaldığı için direnci çok düşmüş.

Ama serumla kısa sürede toparlar.

Ağrı kesici, sakinleştirici yapılıyor şimdi.

-Tamam. -Biraz uyusun, dinlensin...

...sakinleştirici onun için.

Kan değerleri çok düşmüş.

Böyle durumlarda ani düşüş olması normaldir.

Ama bünyesi kuvvetliyse çabuk toparlar.

Kuvvetlidir.

Ben hastanedeyim. Eğer bir ihtiyaç olursa asistanlara ya da hemşirelere söyleyin.

Ben hemen gelirim.

-Çok geçmiş olsun. -Sağ olun Doktor Hanım.

(Müzik)

Geçmiş olsun.

Doktorla konuştum.

İyi olduğunu söyledi.

Hızlı atlatacak, dedi.

Biraz uyursan daha da çabuk toparlarsın.

(Müzik)

(Metin) Buraya bakın.

Çocuklar.

İçten dışa, daireyi birer metre büyüterek bir kilometrelik alanı tarayın.

-Tamam mı? -Emredersiniz amirim.

Hadi.

(Gerilim müziği)

Ciğerim, bak buraya, bak bak. Çekirdeğin biri burada.

Gelin, gel. Gel, gel.

Bak, tam şurada.

Olumlu komiserim.

Koy onu torbaya. Güzel. Canlar, birini bulduk.

Diğerini de arıyorsunuz. Gözleri dört açın.

Hadi, durmak yok. Devam, devam. Çabuk, çabuk.

Çekirdeğin biri tamam, Sayın Savcı'm.

Eren, şimdi bu silahta parmak izi bulmuşlar. Karşılaştırıyorlar.

Sisteme kayıtlı birininse zaten birkaç saate çıkar.

Hadi hayırlısı savcım.

Bu şerefsiz kıvırcığın da ne ölüsünden fayda gördük ne dirisinden.

Sorma ya.

(Uzman) Amirim, ikinci çekirdeği de bulduk.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Söyle, Eren.

Abi...

...Engin'i bulduk.

Ormanda. Öldürülmüş.

Nasıl olmuş?

Ateşli silahla. Tek kurşunla.

Kalbinden vurularak öldürülmüş.

-Kim yapmış peki? -Vallahi orası muamma.

Silahı götürdüler, inceliyorlar.

Bu arada kusura bakma. Koşuşturmada sana haber vermeyi de unuttum.

Tamam, beni gelişmelerden haberdar et.

Ilgaz...

...Ceylin nasıl?

Şokta.

İyi ama. İlaç verdiler, uyuyor.

Of ya of!

Tamam. Araşırız yine.

(Duygusal müzik)

Savcım.

İyi misiniz?

İyiyim, iyiyim Metin Amir'im de...

...ya bir anne babaya evladının öldürüldüğü nasıl söylenir?

Zor, savcım.

Herhâlde en zoru bu.

Meslek icabı...

...geçiyoruz bir cesedin başına...

...nereden vurulmuş, nereden atlamış, ne çarpmış.

Nedeni, niçini kafamızın içinde dönüp duruyor.

Ondan sonra arkamızı dönüp gidiyoruz.

Kâğıda döküyoruz sonra.

Bizim için maktul sadece.

Ama birinin...

...canı ciğeri.

Ne bileyim. Ne tuhaf iş, değil mi?

Aynen öyle savcım.

Zaman geçtikçe derimiz de kalınlaşıyor.

Şaşırmayı da acımayı da unutuyoruz.

Zaten unutmasak yaşayamayız ki.

Düşünsenize...

...her gün başka bir ceset...

...her gün başka bir ölüm.

İsterseniz yardım edeyim.

Ben arayayım ya da ne bileyim, başka birine arattırayım.

Yeterince oyalandım zaten.

Kaçacak da saklanacak da yer kalmadı.

En iyisi ben arayayım.

(Telefon çalıyor)

Hayırdır savcım sabah sabah?

Yakaladınız mı yoksa?

Bulduk Yekta.

Başın sağ olsun.

Ne diyorsun savcı?

Ne oldu oğluma?

Yekta, ne oldu?

Alo! Savcım?

Ne yaptınız oğluma? Alo!

Yekta, Engin iyi mi?

Engin'e bir şey mi oldu?

(Laçin ses) Yekta, söylesene!

Engin iyi mi Yekta? Söyle!

Savcı!

Ne yaptınız oğluma?

Dün gece Şile, Yeniköy civarında...

...ormanlık alanda bulunmuş.

Vurulmuştu.

Yekta!

Nasıl?

Bunu kim yapar?

Söylesenize.

Adli tıbba bekliyorum.

Teşhis için Yekta.

Ne olmuş?

(Duygusal müzik)

(Sessizlik)

(İnliyor)

Günaydın.

Hı...

Yavaş.

Sakin. Yavaş.

-Ah... -Dur, yavaş. Sakin.

Ah...

Sakin. Gel.

(Ilgaz) Sakin.

Tamam, tamam, tamam...

Tamam.

Ben buradayım. Geçti.

Korkacak bir şey yok.

İyi misin?

Ne yaşadın, bilmiyorum Ceylin.

Tahmin de edemiyorum.

İstediğinde bana anlatabilirsin.

(Duygusal müzik)

Hiçbir şey hatırlamıyorum.

Hiçbir şey hatırlamıyorum.

Hiçbir şey hatırlamıyorum.

Hiçbir şey...

Tamam, geçti. Tamam.

Düşünme.

Sayın Savcı'm, çayın yanına simit poğaça falan bir şey söyleyeyim mi?

Yok.

Olmaz böyle aç açına.

Benim çekmece de kirli çıkı. Vallahi bir şey vardır.

Vallahi bisküvi de var.

-Buyurun savcım. -Yok Eren, kıyamam ben ona.

Yarım paket bırakmışsın.

Zor zamanlarında candır. Gider işte.

Hem Yekta gelince kalkacağım zaten.

Tamam savcım.

Söyle Umut.

Silahtan aldığımız parmak izi eşleşti komiserim.

Kiminmiş parmak izi?

Yavrum, cevap versene!

Kiminmiş parmak izi Eren?

Arkadaş, soru soruyoruz, cevap veren yok ya!

(Gerilim müziği)

Günaydın Sayın Savcı'm.

Parmak izi eşleşmiş, öyle mi?

Umut, Eren Komiser'e götürdü dediler.

Kiminmiş parmak izi?

(Gerilim müziği)

Hadi gel, bir elini yüzünü yıkayalım.

Gel.

Sonra da bir şeyler yersin, iyice toparlarsın.

İstersen duş da alabilirsin. Gel bakalım.

(Kapı vuruldu)

Girin.

-Günaydın savcım. -Günaydın.

Bir iki işlemi atlamışım da onun için geldim.

Biraz bekleyin. Elini yüzünü yıkasın.

Olmaz savcım.

Nasıl olmaz?

Ceylin Hanım'ın elinden 'swap' örneği almam gerekiyor.

Anlamadım, neden?

Talimat öyle savcım.

Ceylin, gel şöyle otur.

Çok kısa bir işlem. Hemen biter. Gel.

Yavaş.

Elinizi uzatın lütfen.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Tamamdır, işlem bitti.

Ceylin, burada böyle otur. Ben hemen geleceğim, tamam mı?

Ne demek oluyor şimdi bu?

Ne oluyor Eren?

Haberler hiç iyi değil savcım.

Engin Tilmen'i...

...öldürme şüphesiyle, savcı talimatıyla Ceylin'i gözaltına alacağım.

Sen inanıyor musun buna?

Hı? Ne sebeple?

Ceylin'den bahsediyoruz, değil mi?

Abi...

...olay yerinde Ceylin'in kol saati bulunmuş.

Yani?

Muhtemel cinayet silahı üzerinde de parmak izi çıktı abi.

Eren, bu mümkün mü?

Sen inanıyor musun Ceylin'in böyle bir şey yapmış olabileceğine?

Hı?

Ortada başka bir silah vardır.

Yok abi.

Yani zaten o yaptı diye değil.

Bütün deliller onu işaret ediyor diye alacağım gözaltına.

Eren, atladığınız bir şey var.

Mümkün değil bu.

O olay yeri tutanağını inceleyeceğim. Ne bulduğunuza tek tek bakacağım!

(Ilgaz) Öyle silahta parmak izi buldumla olmaz bu iş.

(Eren) Anlaşıldı savcım.

("Mehmet Erdem - Ben Ölmeden Önce" çalıyor)

"Bir sürü hatam oldu"

(Geçiş sesi)

"Her şeye rağmen"

"Pişman değilim"

"Her şeye rağmen"

"Pişman değilim"

"Ama yine de"

"Bazen düşündüğümde"

"Bir gün gelir de"

"Yaşarım ben de yine"

"Tüm aşklarım"

"Yalan mıydı ey Tanrım?"

"Çok yalnızım"

"Eriyorum yavaş yavaş"

"Yavaş yavaş"

(Eren) Ceylin.

Kraliçe.

Allah beni kahretsin.

Ellerim kırılsın.

Ama...

...seni Engin Tilmen'i öldürme şüphesiyle gözaltına almak zorundayım.

Doktor önce bir bakacak. Eğer uygun derse...

...emniyete alacağım seni.

Ceylin, çok özür dilerim.

İstedik mi kızım?

Sok şunu cebine!

Ceylin Hanım üstünü bir değiştirsin.

(Müzik)

Gerçeği bulacağım.

İspat edeceğim.

Korkma.

(Duygusal müzik)

(Eren) Ceylin. Ceylin, araç burada.

(Duygusal müzik)

Geç, sen istirahat et Ceylin.

Su falan ister misin?

Ceylin, Eren yanında, merak etme.

-Ceylin sana emanet kardeşim. -Başımla beraber. Sen... Sen nereye?

-Geleceğim. -Ilgaz, nereye?

Böyle elim kolum bağlı durmayacağıma göre.

Ilgaz, gözünü seveyim. Bak, Pars üstüne basa basa tembih etti.

Ilgaz'ı uzak tutacaksınız dedi. Olay yerine gitmek, delil toplamak yok, dedi.

O yaptığımız ortaklık artık bitti, dedi.

Nereye bitti ya? Yeni başlıyoruz Eren.

Ceylin işlemediği bir cinayetten suçlanacak...

...ben de izleyeceğim, öyle mi? İşine baksın o!

Tamam abiciğim, tamam. Ama gözünü seveyim bak.

Tamam, delil mi topluyorsun? Topla. Olay yerine mi gidiyorsun? Git.

Ama gözünü seveyim, Pars'ın ayağına basmadan yap. Olur mu?

Kız zaten ipin ucunda.

Bak, bir şeye kızar, ayağını kaydırır Ilgaz.

Kaydırsın, Eren.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Sessizlik)

(Laçin ağlıyor)

(Ağlıyor)

(Müzik)

(Laçin ağlıyor)

(Müzik)

Laçin.

Gel, böyle geçelim.

(Müzik)

Sen geç, otur şöyle.

Açsındır şimdi. Bir şeyler ayarlayayım ben, olur mu?

Ciğerim, sen bize poğaça, simit, bir şeyler ayarla, olur mu?

Ceylin iyi mi komiserim?

Çay, kahve bir şeyler de ayarla yanına.

(Derin nefes verdi)

Sen şimdi güzelce bir karnını doyur.

Ondan sonra ifadeni almam lazım Ceylin.

(Sessizlik)

Hiçbir şey hatırlamıyorum Eren.

Ne anlatacağım ki?

Ceylin, ne diyorsun kurban olayım?

Hastaneden çıktınız, sen gizlice arabaya bindin.

Yani ne varsa işte.

Hiç mi bir şey yok?

(Karakol ortam sesi)

Hatırlamıyorum.

Hiçbir şey hatırlamıyorum.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Alo?

Baba, duymuşsundur. Ceylin gözaltına alındı...

...cinayet şüphelisi olarak.

Duydum oğlum, duydum. Burada Eren'in yanında.

Ailesine gidip haber vermek gerek.

Tamam oğlum, merak etme. Bir ekip gönderirim, hallederim ben.

-Baba, ekip gönderme. Sen git lütfen. -Sebep?

(Ilgaz ses) Yeterince acı yaşadılar zaten baba.

Korkutmadan bunun geçici bir süreç olduğunu anlat.

-Yanlarında olduğumu söyle. -Nasıl geçecek oğlum?

Bütün deliller Ceylin'i gösteriyor.

Yalan mı konuşacağız? Koca koca insanları kandıracak mıyız?

Yalan değil baba, gerçek. Ceylin böyle bir şey yapmış olamaz.

Sen dediğimi yap lütfen.

(Gerilim müziği)

Bunu kim yaptı savcı, kim?

Önce o eli bir indirelim Yekta!

Acını anlıyorum, saygım sonsuz ama sabır.

Daha dün gece bulundu Engin. Biz de hiçbir şey bilmiyoruz.

Bileceksin! Bulacaksın, bunu kim yaptı bulacaksın?

Oğluma bunu kim yaptı, bilmek istiyorum.

Tamam Yekta, sakin.

Sen geç şimdi karının yanına, karınla ilgilen.

Ben bir gelişme olursa bizzat sana bildireceğim.

Sakin.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

(Kapı kapandı)

(Telefon çalıyor)

Eren, ne yaptınız, aldınız mı Ceylin'i?

Aldık, getirdik emniyete savcım.

İyi, ifadesini al hemen.

Savcım, alayım almasına da hiçbir şey hatırlamıyor ki...

...hafızası gitmiş. -Allah Allah! Numara mı yapıyor?

Vallahi yok savcım.

Basbayağı hiçbir şey hatırlamıyor. Şokta resmen.

Doktor, raporunda da belirtmiş.

İyi, tamam. Ben geçiyorum adliyeye. Al yanıma getir sen.

Anlaşıldı savcım.

Söyle ciğerim.

Bu, hastanede takip ettiğin yakının var ya, Özlem.

-Ee? -Taburcu olmuşlar.

İyiymiş yani, geçmiş olsun.

Of! İyi, çok şükür.

(Laçin) Allah'ım nasıl olur?

Allah'ım nasıl olur?

-Tamam. -Ah canım.

-Tamam canım, lütfen yapma. -Ah oğlum. Bırak beni!

-Laçin, sakin ol lütfen. -Bırak beni!

Benim oğlum öldü. Nasıl sakin olayım?

İçeride cansız bedenini gördüm, buz gibi!

Vurmuşlar, kalbinden vurmuşlar!

Paramparça etmişler kalbini! Ben nasıl sakin olayım?

(Yekta) Laçin, canım, gel.

Hadi tamam.

Gidelim evimize, acımızı, isyanımızı evimizde yaşayalım. Hadi.

Çek elini, çek!

Senin yüzünden!

Oğlumun ölmesinin sebebi babası!

Bunu bilerek ben nasıl sakin kalayım?

Laçin, sen ne dediğini biliyor musun?

Sadece senin oğlun ölmedi, benim de oğlum öldü!

Benim oğlum öldürüldü! Benim canım yanmıyor mu sanıyorsun?

Kalbin var mı ki yansın?

Onu bir gün sevdin mi ki için acısın?

Sen ona bir kere bile sarılmadın!

Kokusunu bilmezsin.

Ama ben bilirim. Kokusu burnumun ucunda!

Saçlarının kokusu burnumun ucunda.

Laçin, tamam, hadi gel. Şu arabaya bin artık, rezil oluyoruz!

Ol!

Ol! Zaten rezil birisin!

Herkes bilsin, sen yaptın!

Eğer onu kaçırmaya çalışmasaydın, oğlum ölmezdi!

Bunların hiçbiri olmazdı!

Laçin, bir dur artık! Bin şu arabaya! Yardım etsene!

(Laçin) Hapiste olurdu ama hayatta olurdu!

-Laçin, hadi! -(Laçin) Senin yüzünden!

-Hadi! -(Laçin) Hepsi senin yüzünden, senin!

Senin yüzünden!

(Cüneyt) Yekta Bey.

Biz eve gidiyoruz. Büro sana emanet.

Bir şüpheli var ellerinde.

Kim?

Ceylin. Engin'i öldürme şüphesiyle gözaltına almışlar.

Laçin Hanım'ı eve götür. İşim bitince geleceğimi söyle. Hadi, hadi!

(Kapı kapandı)

-(Cüneyt) Yekta Bey. -Ceylin nerede?

-Yekta Bey. -Ceylin Erguvan nerede?

-Yekta Bey, bu doğru değil. Yapmayın. -Oğlumun katili nerede?

(Cüneyt) Yekta Bey, adımız emniyet bastıya çıkacak.

Şüpheliyle görüşemezsiniz! Yekta Bey, lütfen!

-Bu şekilde olmaz, yapmayın! -(Yekta) Cüneyt!

(Cüneyt) Yekta Bey, Yekta Bey!

Oğluma bunu nasıl yaptın?

Oldu mu Ceylin? İntikamını aldın mı?

Mutlu musun? Engin artık yok!

Yekta Bey, çıkalım lütfen.

Senin için beni sildi, babasını sildi. Sense onu öldürdün!

Ama bunun bedelini ödeyeceksin Ceylin, ödeyeceksin!

Onu zehirledin mi diye sana sordum.

(Yekta) Öyle olsa ne yapardın, dedin. Demedin mi?

Göreceksin! Yekta Tilmen'in oğlunu öldürmenin...

...ne demek olduğunu göreceksin! -Eh! Yeter be!

Alacağım şimdi nezarethaneye ha! Çık dışarı, çık!

Lütfen çıkalım, lütfen! Tamam, tamam, tamam.

Tamam, tamam, tamam.

(Duygusal müzik)

(Kuşlar ötüyor)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Kolay gelsin arkadaşlar.

Sağ olun savcım.

(Kuşlar ötüyor)

(Sessizlik)

(Karga ötüyor)

Bir anlatın bakalım ne buldunuz.

(Uzman) Yoldan buraya kadar gelmiş maktul ve yaralı.

Şu taraftan gelmişler savcım.

Yerdeki çalılar ezilmiş. Kırık dallar var.

-Ayak izlerini saptadınız mı? -Evet efendim.

Birlikte yürüyerek gelmişler...

...ama muhtemelen aralarında bir itişme olmuş.

(Uzman) Ayak izleri karışmış, sapmalar var.

Daha sonra bu tarafa doğru yönelmişler.

Burada da ayak izlerini saptadık.

En sonunda da burada karşı karşıya gelmişler.

Maktul 1.78 boylarında.

Ayaktayken kalbinden vurulmuş.

(Uzman) İki el ateş edilmiş. Biri isabet etmiş, diğeri etmemiş.

Kovanlar ve silah, karşılaştırılmak üzere adli tıpta inceleniyor.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

-Efendim Pars? -Ilgaz, derhâl olay yerini terk et!

Terk etmezsem ne olur savcım?

Hakkında işlem başlatırım. Delil karartmaya çalışmaktan da.

-Bitti mi? -Ilgaz bak, bu yaptığın...

(Meşgul tonu)

Şu tutanağı ver bakalım bana.

-(Uzman) Tabii savcım. -Bir de ben bakayım.

Buyurun.

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruldu)

Başsavcım, müsait misiniz? Bir konuda görüşmek istiyordum da.

Gel Pars, gel.

Ben de seni sordurdum. Alsana.

Teşekkür ederim, dişime yapışıyor. Yemeyeyim şimdi.

Sağ olun başsavcım.

Bütün gece olay yerindeymişsiniz.

Öyle maalesef.

Malumunuz Engin Tilmen vurularak öldürüldü.

Öyleymiş. Var mı bir şüpheli?

Var. Hem de tanıdık birisi.

Ceylin Erguvan Kaya.

-Ilgaz'ın karısı Ceylin mi? -Maalesef öyle.

Allah Allah!

(Melih) Bu hiç iyi olmadı Pars.

-Haberi var mı peki Ilgaz'ın? -Var canım. Olmaz mı?

Tabii ki Ilgaz'ın haberi var.

Bak ya, üf! Çok canım sıkıldı şimdi.

Emin miyiz? Yani neticede bir savcının eşi zanlı.

(Melih) Sonra çok üzülmeyelim.

Aman diyeyim, yani emin olalım.

Vallahi başsavcım, gerçekten ben de şaşkınım.

İnsan olmaz diyor ama yani şimdi bütün deliller de...

...Ceylin'i işaret ediyor.

Neticede maktulle husumetleri ortada.

-Elde mi peki Ceylin Hanım? -Evet, emniyette şimdi.

Hatta birazdan getirecekler, ifadesini alacağım.

Anladım.

Başsavcım, benim size danışmak istediğim bir konu vardı.

Şimdi olay Şile'de vuku bulduğu için...

...yani normalde benim dosyayı yetkili savcı meslektaşıma devretmem...

...daha uygun olur. Lakin malumunuz dosya karışık.

Olaylar birbirine girdi. Ne yapalım bilemedim yani.

Yani normal şartlarda devretmen tabii ki daha uygun olacak ama...

...soruşturmanın sıhhati ve...

...usul ekonomisi gereği sen devam et.

Makul olan bu.

Yani sonuçta İnci Erguvan dosyası senin.

Dosyadaki zanlı sanık, şu an maktul.

Bütün olaylara da bütün detaylara da sen hâkimsin.

Nasıl isterseniz başsavcım.

Ben evrakı hallederim. Sen hemen devam et, hız kesme.

Bütün olanlardan da beni mutlaka haberdar et. Tamam mı?

Tabii ki başsavcım.

(Melih) Pars, Ilgaz'a da dikkat et.

Eşi sonuçta.

Yani hissiyatlar insana hata yaptırır, biliyorsun.

-(Melih) Gözün üstünde olsun. -Merak etmeyin başsavcım.

Şimdilik idare ediyorum ama bir durum olursa...

...frene basmaz, camı kırarım. Merak etmeyin.

-Tabii tabii. -Kolay gelsin.

-Sağ ol. -İyi günler.

(Sessizlik)

(Kapı vuruldu)

Müsaitseniz iki dakika görüşebilir miyiz? Fazla vaktinizi almayacağım.

Tabii, buyurun Seda Hanım.

Ayakta kalmayın, oturun.

Bana inanmadınız, suçladınız.

(Seda) Beni yeğenimi zehirlemekle itham ettiniz.

Doğruyu söylediğimi kanıtlamak için getirdim bunu size.

-Nedir bu? -Kuryenin düştüğü anın görüntüleri.

Çevredeki dükkânları tek tek dolaştım. Sağ olsun yardımcı oldular.

(Seda) Çantamın nasıl yere saçıldığı, kitabın düştüğü.

Kuryenin bana yardım ediyormuş gibi yapıp...

...kitabı alıp gittiği bariz bir şekilde görünüyor.

Yani biri Engin'i zehirledi. Bana da tuzak kurdu.

-Avukat Hanım, bir durun. -Bunu kim yaptıysa...

...Engin'in kaçırılmasıyla da ilgisi var bence.

Beni de kullandı. İncelenmesini talep ediyorum.

Tamam, inceleriz.

Şayet gerekli bulursak da adınızı dosyadan çıkartırız.

Tabii artık bir önemi varsa.

O da ne demek? Tabii ki önemi var.

Masumiyetimi ispatlayıp, evime, İzmir'e geri dönmek istiyorum.

Seda Hanım...

...müvekkiliniz, yeğeniniz Engin Tilmen...

...dün gece Şile, Yeniköy civarında ormanda ölü bulundu.

Vurulmuş.

Ne?

(Gerilim müziği)

Evdeler mi, bakayım mı amirim?

Yok.

Ben bakarım.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Kızım, yanlış anlama bak, ben sana kızmıyorum.

Hayal kırıklığı var mı dersen...

...var. Yani yalan yok, yok değil.

Sadece neden yaptığını anlamaya çalışıyorum.

Çok zor günler geçirdin.

Biz de çok zorlandık.

Ben de çok üzdüm.

Yani benim payım az değil, biliyorum.

Ama kendini benim yerime koy.

Sen de anla beni kızım.

Aklım gitti Parla.

İnsanın kendi evladının canıyla sınanması kolay değil kızım.

Bak, ne o birincilik...

...o madalya, aferin falan, bunların hiçbiri benim umurumda değil.

Benim umurumda olan tek şey var, o da sensin.

Tamam mı? Sen gül...

...sen mutlu ol, yeter.

Tamam mı?

Bak şimdi...

...biz bu konuyu kapatacağız.

Sen de bana o hapları nereden aldığını anlatacaksın.

Tamam mı?

Kızım bak, sen desen de demesen de ben öğreneceğim bunu.

Senin gibi gencecik çocuklarla uğraşan o şerefsizler kim...

...öğreneceğim kızım.

Osman, ne yapıyorsun?

Hani birlikte konuşacaktık?

Laf öyle gelişti Aylin, bir şey konuşmadık, tamam.

Yok bir şey.

(Kapı vuruldu)

(Gerilim müziği)

-İyi günler. -Buyurun?

-Polis misin? -Evet.

-Zafer'i buldunuz mu? -(Aylin) Anne?

Ceylin mi geldi?

Yok, polis.

-Zafer'le ilgili bir şey herhâlde. -Yok, hayır.

Zafer Erguvan'la ilgili bir gelişme yok, maalesef. Ben...

...Ceylin Hanım için gelmiştim.

-(Aylin) Anne. -Allah'ım sen koru ya Rabb'im!

Korkmayın, sağlığıyla ilgili bir problem yok.

-Başka bir konuda bilgi verecektim ben. -Tamam.

İçeri gelin.

Yok, böyle iyi. Ben burada kalayım.

Yok, ne olur kusura bakmayın.

Ben... Yani suratınızdan belli, hiç iyi bir şey söylemeyeceksiniz.

Ben, ben bunu ayakta dinleyemeyeceğim!

İçeri gelin.

-(Gül) İçeri gelin. -İyi madem.

-(Aylin) Buyurun. -(Gül) Allah'ım sen koru!

(Kapı kapandı)

(Duygusal müzik)

Gerek yok, sağ olun.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Aylin) İç.

(Sessizlik)

Evet, neymiş bize anlatacağınız durum?

(Osman) Gel.

Hayırdır Aylin, ne oluyor?

Konu Engin Tilmen.

Dün gece ormanlık alanda ölü bulundu.

Hastanede değil miydi ya o? Nasıl olmuş o iş?

Kaçmış.

Biz bulduğumuzda da hayatını kaybetmişti.

Mevla'm ne eylerse doğru eyler.

Rabb'im cezasını vermiş.

(Sessizlik)

Cehennemin dibini boylasın inşallah!

Keşke hapis köşelerinde çürüseydi.

(Sessizlik)

Ceylin'le ilgisi ne?

(Sessizlik)

Savcı, Engin Tilmen'i öldürme şüphesiyle...

...Ceylin'i gözaltına aldı. -Ne?

(Duygusal müzik)

(Polis) Amirim, iyi misiniz?

(Duygusal müzik)

Geç otur Ceylin.

(Sokak ortam sesi)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

-Efendim savcım? -Ceylin nasıl?

Aynı abi. Nasıl olsun işte.

-Bir gelişme var mı? -Yok savcım.

Pars Savcı'mın talimatıyla adliyeye götürüyorum...

...ifadesi alınacak.

Balistikten sonuç geldi mi silah, çekirdek için?

-Gelmedi daha savcım. -'Swap' sonucu?

Yok, onu da bekliyoruz.

Tamam kardeşim, ben geliyorum adliyeye.

Tamam, orada görüşürüz savcım.

(Kapı kapandı)

Allah'ım sen sabır ver ya Rabb'im!

İki güne bir polis dayanıyor kapımıza!

İçeri el bombası bırakıp gidiyorlar.

Teyzem yapmaz, bir hata var.

Yapmaz tabii, kimseyi incitmez o!

Bu iftiradan başka bir şey değilse ben de Aylin değilim!

(Osman) Ya zıvanadan çıkarsa?

Engin'in Parla'ya yaptığını anlayınca nasıl delirdi.

Parla'yı tehdit ettiğini öğrenince.

Ya tamam, ben kesin yapmıştır demiyorum ama...

...sonuçta cinnet anı denen bir şey var ya hayatta.

Ben ne alakayım ya?

Sana kartı, çiçeği Engin yollamış.

Ne? Nasıl yani?

Teyzem benim yüzümden mi öldürdü Engin'i?

Yeter artık ya, yeter!

Yeter, yok öyle bir şey!

Bir anne, evladını tanır!

Ceylin yapmaz öyle şey.

(Kapı açıldı)

Beni de bekleyin, ben de geliyorum.

Yani Osman, ne duracak ne susacak yeri bilmiyorsun.

Ağzımdan kaçtı.

Tamam, neyse. Ben bankaya geçiyorum.

Sen zaten haber verirsin bana.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Sessizlik)

Kalbinden vurulmuş Cüneyt.

(Sessizlik)

Tek kurşunla hem de.

Tek kurşunla. Çok gençti.

(Sessizlik)

Ben çok üzgünüm Yekta Bey.

Ama oğlumun kanını yerde bırakmayacağım.

Ben de Yekta Tilmen'sem...

...o Ceylin'i sürüm sürüm süründüreceğim.

Bir saat içinde Tilmen'in bütün cezacılarını topla.

Tamam Yekta Bey.

Biraz yalnız kalmak istiyorum. Söyle de kimse gelmesin.

Tabii ki.

(Sessizlik)

Yekta Bey yalnız kalmak istiyor.

(Sessizlik)

Ne oldu?

Nasıl oldu bu?

Engin nasıl öldü?

Bilmiyorum Seda.

Nasıl bilmiyorsun?

Kaçmasına sen yardım etmedin mi?

Susması karşılığında kaçıracaktın, değil mi?

Saklama boşuna! Aptal mıyım ben?

Anlamaz mıyım sanıyorsun? Ne oldu?

Susmaktan mı vazgeçti? Anlaşmanız mı bozuldu?

Sen de öldürdün mü oğlunu?

Madem ben öldürdüm...

...neden ben değil de Ceylin gözaltında?

Ne?

Dünyadan haberin yok, gelmiş bana boş boş konuşuyorsun.

Ya, Ceylin Hanım almış intikamını.

Polis, Ceylin'den şüpheleniyor. Şu an gözaltında.

Engin'in kaçacağını anlayınca...

...herhâlde kendi kesti cezasını.

Vurdu acımadan.

İnanmıyorum.

Bir babanın katil olabileceğine inanıyorsun...

...ama Ceylin'in katil olma ihtimaline bile inanmıyorsun, değil mi?

(Gerilim müziği)

Hayır.

Yani bilmiyorum, bilmiyorum, bilmiyorum.

Artık ne düşüneceğimi, ne yapacağımı bilmiyorum.

Ben sana söyleyeyim ne yapman gerektiğini.

Ablanın yanına git.

Perişan oldu kadın. Kimsesi yok yanında.

Şu an sana çok ihtiyacı var.

Bence senin de ona.

Destek olun birbirinize.

Tam zamanı.

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Gerilim müziği)

(Sokak ortam sesi)

Ceylin, iyi misin?

İyi olacaksın ama.

Korkacak, üzülecek bir şey yok. Tamam mı?

Pars mı bakacak?

Soruşturma savcısı oldu.

Soruşturmanın sıhhati ve usul ekonomisi, makul. Görsün bakalım.

Hadi gel.

(Duygusal müzik)

Adliye, Engin'in öldürülmesiyle çalkalanıyor.

Tabii Ceylin'in gözaltına alınması da olayı bayağı büyüttü.

Umuyorum bu karar, acele ya da duygusal değildir.

Bir dakika, bir dakika, bir dakika!

Duygularla mı iş yapıyoruz biz burada?

Ne bileyim.

Belki de arkasında Ilgaz'a olan kızgınlığın...

...ya da Ceylin'e olan duyguların vardır.

Saçma sapan hükümler verme Neva!

(Pars) Onlar evlendiler, ben de o dosyayı kapadım.

Kendime, makamıma yakışmayacak şeyler yapmam!

Delillere göre hareket ederim!

Kimse için kimseyi kayırmam...

...kimsenin de hakkına geçmem! Sadece işimi yapıyorum.

Peki, anladım ben.

Bunun laf sokması da, iması da, tavrı da bitmeyecek herhâlde.

Bitmez!

Hazmedemiyor olabilir miyim acaba?

Tabii, sen benim kardeşimsin ya, hata yapmazsın.

Lütfen çık şimdi! Uykusuzum, yorgunum.

Birazdan ifade vermeye gelecekler zaten.

Peki savcım. Yalnız bir dakika.

Ceylin'i de mi tehdit etti bu Engin?

-Anlamıyorum, neden öldürsün ki? -Bilmiyorum.

Gelince onu da soracağım, merak etme.

Vallahi ben kimse için kötü bir şey dilemem.

Ama Engin'in ölmesine de üzüldüğümü söyleyemeyeceğim.

Kimse kusura bakmasın.

(Duygusal müzik)

(Kapı vuruldu)

Geçmiş olsun.

(Kapı açıldı)

Sayın Savcı'm, Ceylin Erguvan Kaya'yı getirdim.

(Pars) Tamam Eren, sen çıkabilirsin.

Ayakta kalmayın, buyurun oturun Ceylin Hanım.

(Sessizlik)

(Kapı kapandı)

Ilgaz Savcı'm, sen de. Malum, ifade alacağım.

Rıdvan, sen de yerine geç, başlayalım.

Avukatı yok.

Avukatı olmadan görüşemezsin.

Avukata ihtiyacı yok bence. Zehir gibi avukattır Ceylin Hanım.

Kendini savunabilir. Yanlış mıyım Ceylin?

Hayır, var.

Sen karışmasan mı Ilgaz?

O benim karım.

Kocası olarak burada duruyorum, durmaya da devam edeceğim.

Ceylin, sana bir avukat bulmamız gerek.

Ağır ceza hocalarından birini.

(Duygusal müzik)

Görmüyor musun, hâlâ şokta, hiçbir şey hatırlamıyor.

Müsaade et, sorup kendim göreyim.

Ben burada yanındayken sor, çıkmayacağım.

Ilgaz bak, seni zorla dışarı çıkartmak zorunda bırakacaksın beni. Yapma!

(Gerilim müziği)

-(Pars) Eren Komiser! -(Eren) Sayın Savcı'm.

Ilgaz Savcı'yı dışarı çıkart!

-Sayın Savcı'm... -Dediğimi yap Eren!

İfade alınırken bu odada vekili dışında kimse bulunamaz!

-Usul bu! -Ya Sayın Savcı'm...

Kendimi de başkasını da zan altında bırakmam. Çıkart!

Anlaşıldı savcım.

(Eren boğazını temizledi)

Sayın Savcı'm...

...Sayın Savcı'm, lütfen.

(Gerilim müziği)

Ben buradayım, hemen kapının önünde.

(Duygusal müzik)

(Sessizlik)

Ceylin, dün neler oldu?

Hani birlikte bu odada zehri kimin verdiğini bulmaya çalışıyorduk.

Ondan sonra sen adliyeden ayrıldın.

Hastaneye gitmişsin herhâlde yeğenini hastaneden çıkartmak için.

Ondan sonra neler oldu, anlat bana.

Hatırlamıyorum.

Hiç mi bir şey hatırlamıyorsun?

Buradan hastaneye gittiğimi hatırlıyorum.

(Geçiş sesi) (Engin ıslık çalıyor)

(Geçiş sesi)

Sonra onu gördüm.

Koridorda ıslık çalıyordu. (Geçiş sesi)

(Engin ıslık çalıyor)

(Geçiş sesi)

Bak, güzel, hatırlamaya başladın işte. Devam et.

(Derin nefes verdi)

Sonra nasıl oldu bilmiyorum...

...böyle sıkışık bir yerdeyim, arabada.

Onun sesini duydum.

Şarkı söylüyordu.

(Engin dış ses) "Ben ölmeden önce" (Geçiş sesi)

("Fatih Erdemci - Ben Ölmeden Önce" çalıyor)

"Bir sürü aşkım oldu"

"Ben ölmeden önce"

"Bir sürü hatam oldu"

(Geçiş sesi) "Her şeye rağmen"

(Sessizlik)

Hatırlamıyorum.

İyi misin?

(Sessizlik)

Ceylin bak, adam ormanın ortasında ölü bulundu.

Kalbinden tek kurşunla vurularak öldürülmüş.

Yanında silah var. Silah senin parmak izinle dolu...

...onun yanında saatin.

Bütün bunlar hiç mi bir şey çağrıştırmıyor sana?

(Duygusal müzik)

Hayır.

Avukat Hanım, biliyorsun, gözaltı süresi dört gün.

(Pars) Hatırlamak için dört günün var.

Bu sırada dua et...

...o elinde tuttuğun silahtan çıkmamış olsun...

...o kovanlar, mermiler, çekirdekler.

Ya da elinden alınan örnekte barut izi çıkmasın.

Yoksa hatırla, hatırlama, bekleyemeyiz.

Seni sulh ceza hâkimliğine çıkartmak zorunda kalırım.

Ondan sonra da tutuklu yargılanırsın.

O yüzden iyice düşün.

Emin ol. Tamam mı?

(Duygusal müzik)

Eren, şüpheliyi emniyete...

...nezarete alabilirsiniz.

Rıdvan, sen de baroya bildir Avukat Hanım'ın gözaltında olduğunu.

(Rıdvan) Tabii savcım.

(Duygusal müzik)

İyi misin Ceylin?

(Aylin) Anne!

Ceylin!

-Anne! -Ceylin!

Anne!

-İyi misin sen? -Ceylin, kardeşim!

Özür dilerim ama...

(Aylin) Ya bir dakika bile yok mu?

Tamam, buyurun.

Dinle beni, sen yapmadın!

Biliyorum, yapamazsın!

(Aylin) Biz hep yanındayız senin, tamam mı?

İftira bunların hepsi. Tamam mı canım?

Canım teyzem benim.

Canım.

Ah benim kızım, kızım.

(Gül) Ceylin.

Özür dilerim.

Ceylin!

Ceylin!

(Duygusal müzik)

(Oyun salonu ortam sesi)

Fişleri, adisyonları sıkı takip et. Hepsinin yeri ayrı.

Eyvallah abi de çalıştım daha önce kafede.

Başka bir şey yoksa sen servisine bak. Buralar bende.

(Oyun salonu ortam sesi)

(Gerilim müziği)

(Erkek) Bilmiyorsanız oynamayın kardeşim!

(Çınar) Baba?

(Gerilim müziği)

(Oyun salonu ortam sesi)

Var mı yalnız kalabileceğimiz bir yer?

Olmaz mı?

Gel peşimden.

(Oyun salonu ortam sesi)

Bize iki çay.

Oğlumla çay içeceğiz.

İstemez!

Çık.

(Kapı kapandı) Hayrola evlat?

Hangi dağda kurt öldü?

Mekânımızı ziyaretini neye borçluyuz?

Oğlan, Engin ölmüş.

Ee, ne yapalım?

Günahı boynuna diyeceğim ama onun da günahı çokmuş rahmetlinin.

Hak etmiştir it. Onun yüzünden torunumun başına gelmeyen kalmadı.

Sen kimsin ya?

Sen kim olduğunu zannediyorsun?

Ben Kaya ailesinin atasıyım.

Dedesiyim.

Sen bizim hiçbir şeyimizsin, biliyor musun? Hiçbir şey!

Sen eli kanlı bir katil, bir hırsız, bir dolandırıcısın!

Sen öldürdün değil mi Engin'i?

Tıpkı Çınar’ı bıçaklayan oğlanı öldürdüğün gibi, değil mi?

O kadar eminsen tak kelepçeyi. İşte meydan, hadi.

Engin'i öldürdün, suçu da o avukat kızın üzerine attın.

Hem babasının peşine düşmesin hem Ilgaz’dan ayrılsın...

...mesele toptan hallolsun! Onun için öldürdün, değil mi?

Bak evlat...

...cevabını duymak istemeyeceğin sorular sorma.

Sonra üzülürsün.

Bak, peşine düşeceğim!

Eğer seni işaret eden bir delil, bir ipucu bulursam...

...babam demem!

Sonra ne olur demem, kim ne der demem!

Alırım seni sorgu odasına...

...anlatıncaya kadar sorarım, konuşturuncaya kadar zorlarım!

Ondan sonra da seni o hak ettiğin kodese tıkarım!

Anladın mı beni?

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Anladım.

Anladım.

Anladım.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Duygusal müzik)

Ilgaz, oğlum.

Eve gitmeyecek misin?

(Duygusal müzik)

Bak, gene yıka döke gidiyorsun ha.

Burada olmaman lazım.

(Duygusal müzik)

Hiçbir yere gitmeyeceğim.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Polis) Günaydın komiserim.

(Duygusal müzik)

Ne oldu?

Haberler kötü abi.

Ceylin'in parmak izinin çıktığı silah vardı ya...

...ormanda olay yerinde çekirdek ve kovan bulmuştuk.

Onlarla eşleşti.

'Swap' sonucu da çıktı.

Ceylin'in elinde barut izi mevcut.

Pars Savcı sulh cezaya sevk etti.

Birazdan nöbetçi mahkeme için Ceylin'i götürmem gerekecek.

(Duygusal müzik)

(Erkek muhabir) Yekta Bey, başınız sağ olsun.

Oğlunuzun öldürülmesiyle ilgili gözaltı kararı var diyorlar.

Kimin yaptığı belli. Avukat Ceylin Erguvan.

Gözaltında olan şahıs da ta kendisidir.

Biraz sonra da nöbetçi mahkemeye...

...tutuklu yargılanma talebiyle çıkartılacak.

Eminim ki tutuklu yargılanacak, en ağır cezayı alacak.

Herkese bir ders, bir örnek olmalı bu durum.

Ülkede adalet böyle sağlanmamalı. Kısasa kısas olmaz.

Bir avukat olarak bundan utanç duyuyorum.

Meslektaşım olan bir insan intikam duygularıyla oğlumu katletmiştir.

Cezasını çekmeli, çekmeli ki acımız bir nebze hafiflesin.

Teşekkür ederim.

(Gerilim müziği)

Ceylin Hanım, siz mi öldürdünüz Engin Tilmen'i?

-(Ilgaz) Soru yok! -Yoksa intikam almak için mi yaptınız?

-Herkes dağılsın! -Ceylin Hanım.

-(Ilgaz) Rahat bırakın, çekil! -(Eren) Açıl, çekil!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Al Ceylin.

(Sessizlik)

Ya yaptıysam?

Yapmış olabilirim, biliyorsun, değil mi?

Ben bunu yapmaya çok yaklaşmıştım Ilgaz.

Ofisteki olayı hatırla, biliyorsun.

Çok zor tutmuştum kendimi. Çok zor tutmuştum.

An, saniye kalmıştı.

Bu adam Parla'ya zarar verdi ya.

Parla'ya zarar verdi.

İnci’den sonra Parla.

İnci neyse benim için Parla da öyle.

Sadece o da değil ki. Sana verdi, bana verdi, Eren’e verdi.

Hani böyle...

...sevdiğin, üstüne titrediğin insanlara bir zarar gelince delirirsin ya...

Ben bu sefer kendimi tutamamış olabilirim.

İnsanlıktan çıkmış olabilirim.

O insan olmak...

...iyi olmayı seçmek diyorsun ya...

...seçmemiş olabilirim Ilgaz.

Engin'i ben öldürmüş olabilirim.

Onu çıkarmana, kurtarmana, mutlu etmene izin vermeyeceğim!

O adam dışarı adımını atsın, kendi ellerimle öldürürüm onu!

-Hop, hop Ceylin, hadi gel. -Duydun mu? Kendi ellerimle öldürürüm!

Engin!

-Ceylin, dur. -Bırak, bırak dedim!

-Tamam, dur. -Bırak, öldüreceğim onu, bırak!

Öldüreceğim onu, bırak!

-Nereye gitti? -Gitti vallahi, parayı aldı gitti.

Niye izin verdin gitmesine?

Ceylin, korkutuyorsun beni. Tamam, dur.

-Öldüreceğim onu, öldüreceğim! -Ceylin!

-Öldüreceğim onu! Bırak, öldüreceğim! -Ceylin!

Sen yapmadın Ceylin.

Öfkelenince herkes saçmalar.

Hele senin dilinin kemiği yok.

Ama bu, yaptığın anlamına gelmez.

Yapma bunu kendine lütfen.

Yalvarıyorum sana.

Böyle benim karanlığım diye büyük büyük cümleler kuruyorsun ya...

...seni kirletirimlerle dolu.

Ben senin içinin beyazını biliyorum...

...görüyorum.

Kendimden ne kadar eminsem, senin de yapmadığından o kadar eminim.

İnan bana Ceylin.

Sen yapmadın.

(Duygusal müzik)

Olay yerinde yapılan incelemeler...

...bulunan deliller, işte sanığın saati...

...silahtaki parmak izi, yine elindeki 'swap' izi.

Yine olay yerinde bulunan...

...iki mermi çekirdeğinin ve kovanların aynı silahla eşleşmesi...

...bütün bunlar bizi tek bir şüpheliye yönlendiriyor.

Ceylin Erguvan Kaya'ya.

(Sessizlik)

Kendisi avukattır. Yeri yurdu bellidir, lakin...

...yine de tutuklu yargılanmasını talep ediyorum.

Siz ne diyorsunuz Ceylin Hanım, doğru mu?

Engin Tilmen'i sen mi öldürdün?

(Duygusal müzik)

(Geçiş sesi)

(Baykuş ötüyor)

(Gerilim müziği)

Yapma!

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

(Silah sesi)

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

Sanık sessiz kalmayı seçiyor.

Vallahi benim cinayet deyince tüylerim diken diken oluyor.

O yüzden...

...tutuklu yargılanmasına karar veriyorum sanığın.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı ve Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Fatih Kolivar - Feride Tezcan...

...Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz - Eylül Yılmaz

İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Gürbüz

Editörler: Beliz Coşar - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.