All language subtitles for Yargi.S01E13 (13. Bolum)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Demir kapı açıldı)

-Al, kitabın geldi. -Çok şükür.

-Vay, avukat ders çalışacak. -Aynen öyle.

Ders çalışacak. (Demir kapı kapandı)

(Klasik müzik)

Ilgazcığım, bunlardan birini senin için, diğerini de eşin için imzaladım.

(Ilgaz dış ses) Şahver Hoca bunu imzalayıp sana bıraktı.

Sağ olsun.

(Klasik müzik)

(Klasik müzik devam ediyor)

(Şahver dış ses) Kimin adına?

Merdan!

(Klasik müzik)

(Yekta dış ses) Şahver Yengi. Ne alaka?

Senin için imzaladı.

(Klasik müzik)

(Seda dış ses) Her satırını zevkle okuyacağım. Adına da bayıldım.

(Seda) Şüpheden Sanık Yararlanır.

Çok teşekkür ederim.

(Klasik müzik)

(Klasik müzik devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

Cüneyt, ne yaptın? Neredeymiş Seda?

Beylerbeyi'nde, Büyük Otel'de.

Ceylin, bir delilik yapma, korkutma beni. Sen ne yapacaksın Seda'yı?

Alo? Alo?

Ah Ceylin ah!

Kaptan, Beylerbeyi'ne gidiyoruz. Ama çok acil işim var...

...lütfen gaza bas.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

(Arama tonu) Ceylin aç şu telefonu, aç

(Telefon çalıyor)

Ceylin, nereye kayboldun sen? Cezaevine mi gidiyorsun?

Aklından ne geçiyor, bir anlasam.

Ara beni hemen, bekliyorum.

(Müzik)

-(Pars) Nerede? -Çaldım çaldım, kapıyı açmadı savcım.

Tamam, sen gidebilirsin.

(Müzik)

Neva!

Aç kapıyı Neva!

Neva!

Neva!

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.

Aç şunu artık Neva, aç!

(Müzik)

Tutuklu Engin Tilmen'le görüşeceğim.

Tabii Hâkime Hanım, siz burada bekleyin. Ben haber vereyim...

...görüş yerine getirsinler tutukluyu.

(Müzik)

Avukat, kalk bakalım, ziyaretçin var.

Alo! Uyan hadi.

Hâkime Hanım gelmiş seni ziyarete.

Alo! Uyansana.

Allah Allah!

(Gardiyan) Buraya bakın, mahkûm kendinde değil.

Nabzı düşük, revire haber verin!

Gel, gel, gel!

(Ambulans sireni çalıyor)

(Müzik)

(Paramedik) Bırak, bırak.

-Aldım, sakin, sakin. -Ne oluyor? Nesi var?

Bilmiyoruz Hâkime Hanım, hücresinde böyle bulduk.

-(Paramedik) Oksijen verelim hemen. -Yaşıyor mu?

(Paramedik) Şimdilik evet.

(Müzik)

-Ben de geliyorum. -Olmaz hanımefendi.

Sen karışma, kendisi Hâkime Hanım. İşine bak.

(Müzik)

(Ambulans sireni çalıyor)

(Müzik)

-Kolay gelsin. -(Görevli) Buyurun savcım?

Bir ziyaretçi listesini aç bakalım.

Sonlara bak bir saat içinde Ceylin Erguvan adı var mı.

-Yok savcım. -Sağ ol.

-(Erkek) Savcım. -Kolay gelsin savcım.

-Sağ olun. -Demin kim götürüldü ambulansla?

-Engin Tilmen. -Nesi varmış?

Tam anlamadık. Bulduklarında baygınmış. Kendinde değilmiş.

Gardiyan bakmış durumu iyi değil, hemen ambulans çağırdık.

Bir yaralanma mı? Kendine zarar mı vermiş?

-Başında falan bir şey mi var? -Yok savcım, yatağında bulmuş görevli.

Ateşli silahla veya kesici aletle yaralanma falan da yok.

Kalp krizi olabilir bence.

-Bir hücresine bakalım mı? -Tabii savcım, buyurun.

Merhaba, Seda Gökmen'le görüşecektim ben. Arayabilir misiniz?

Ya da siz bana isterseniz verin oda numarasını, ben görüşürüm.

Misafirlerimizin oda bilgilerini veremiyoruz maalesef.

Tamam, arayın o zaman.

Arayın, Ceylin Erguvan geldi deyin. Bir de hemen inmesini söyleyin lütfen.

(Telefon çalıyor)

(Gerilim müziği)

Seda Hanım cevap vermiyor.

Otelde bir yerde olabilir mi? Ne bileyim, sauna, masaj, restoran?

Anahtarı da burada değil ama. Bırakmadan çıktı sanırım.

Tamam, sağ ol.

(Gerilim müziği)

Bunu buldum abi.

Tak bakayım.

(Gerilim müziği)

(Erkek) Başlıyor.

(Gerilim müziği)

Alın bunları.

Kimse açmasın benden başka.

İşe yarar mı abi?

(Gerilim müziği)

-Alın bunları da. -(Erkek) Bir de bu var abi.

Tamam, bu bende kalacak.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Ceylin) Ne yaptığının, nelere sebep olduğunun farkında mısın sen?

Hiç uğraşamayacağım şu an seninle Ceylin, kusura bakma.

Odamdan bir şey alıp cezaevine geri gideceğim.

Malum, Engin'le işimiz var.

Uğraşacaksın canım.

(Gerilim müziği)

Bütün yapabildiğin bu mu durdurmak için?

Bırak Allah aşkına!

(Telefon çalıyor)

Alo? Evet?

Engin Tilmen'in avukatı benim, buyurun?

Neden? Nesi var?

(Seda) Anladım. Tamam, hastaneye geçiyorum şimdi.

Engin'i hastaneye kaldırmışlar, bir şey olmuş.

-Pardon, ne yapıyorsun? -Sür.

-Hanımefendilere eşlik edelim. -Tamam abi.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Yeterli Sayın Savcı'm.

Hücreyi kapatma talimatı veririz, değil mi?

İyice ne olduğunu anlamadan kimsenin gelip girmesine gerek yok.

Tabii tabii, aynı kanaatteyim.

(Savcı) Zaten sizin dışınızda da henüz kimse girmedi.

-Sağ olun savcım. -(Savcı) Rica ederim savcım, buyurun.

(Savcı) Kapıyı kapatın.

(Gerilim müziği)

(Paramedik) Kalp ritmi iyice düzensizleşti.

(Telefon çalıyor)

-Efendim abi? -Neredesin sen Neva?

(Pars ses) Eve geldim, yoksun. Yüz kere arıyorum, açmıyorsun.

-Delirtecek misin kızım sen beni? -Engin ölüyor.

Ne Engin'i Neva? Neden bahsediyorsun sen?

Ne ölmesi?

Bilmiyorum. Kalp krizi geçirmiş olabilir. Hastaneye gidiyoruz.

Neredesin sen Neva? Ne işin var senin Engin'in yanında?

Cezaevine tutukluyu görmeye gelmiştim. Bir sakıncası mı var?

Niye oraya gidiyorsun Neva? Ne akla hizmet gittin oraya?

Delirtecek misin kızım sen beni?

Neva! Ne... Ne... (Meşgul tonu)

Allah kahretsin seni!

Olay anı infaz koruma memurları, diğer çalışanlar...

...hücrenin olduğu kata girip çıkanlar...

...hepsinin listesi de hazır olursa iyi olur.

Savcım muhakkak soruşturma için talep edecektir.

Ziyaretçi listesi de lazım olur tabii.

Talimat verdim savcım, hepsi hazırlanıyor. Siz hiç merak etmeyin.

-Tutukluyu hangi hastaneye götürmüşler? -Öğrenirim savcım.

(Gerilim müziği)

Neva Hâkim kiminle görüşmeye gelmiş, bir bak bakalım kayıtlara.

Hâkime Hanım, tutuklu Engin Tilmen'le görüşmeye geldi.

(Görevli) Ama adam hastaneye kaldırılınca Sayın Savcı'm...

...görüşemedi. Hâkime Hanım da ambulansa binmiş gitmiş.

Başlarında durmak istemiş.

(Kapı vuruldu) Gel.

Böyle şahane bir gülümsemeyle odaya girdiğine göre...

...bana güzel bir haber getirdin, öyle mi Cüneyt?

Hacze gönderdiğimiz Gürcan, bu stajyer avukat...

...borçlular saldırmış, ağır yaralanmış.

-Hayati tehlikesi? -Hayati tehlikesi yok.

Konuştum, iyi durumu ama iyileşme süreci...

Üf!

Bu nasıl iştir ya! Borçlan, ödeme...

...tahsilat için giden avukata saldır. Sanki para onun cebine giriyor.

(Yekta) Stajyer ya daha, stajyer!

Kanunen maaş bile ödeyemiyoruz. Sigortası bile yok.

Son zamanlarda zaten çok arttı Yekta Bey.

Olayın takipçisi ol, durumunu saat başı bana bildir.

Hastane masraflarını ödeyebiliyor mu, ailesi var mı bir bak.

Yoksa destek olalım.

(Telefon çalıyor) (Cüneyt) İlgilenirim, merak etmeyin.

Alo? Evet, benim.

Ne diyorsunuz siz?

Ne hastanesi? Nesi var Engin'in?

Saçma! Daha bugün gördüm, turp gibiydi.

Bakın, bir şey mi yaptılar? Saldırdılar mı?

(Yekta) Hastaneye götürecek kadar nesi var Engin'in?

Ne demek bilmiyorum? Nasıl bilgilendirmek bu?

Hangi hastane, bari onu söyle!

Yekta Bey?

Laçin, Engin'i hastaneye götürüyorlar.

Bilinci kapalıymış. Ben de oraya gidiyorum.

Sana konum atarım, bir an önce gel.

(Müzik)

Ceylin, Engin'i hastaneye kaldırdılar şimdi.

Neyi var, ben de bilmiyorum. Ve bu durum da hiç hoşuma gitmedi.

Ben de hastaneye geçiyorum şimdi.

Olur da sen de telefonunu açmayı düşünürsen...

...aklından geçerse ara beni, olur mu?

-Fatih iti burada mu ulan? -Hayırdır birader?

Niye?

Çok mu hayırlı biri de hayırlı iş olsun koçum?

-Hakkında ihbar var, emniyete alacağım. -Fatih abi yok burada.

-Gelmedi hiç. -Allah Allah!

Bak sen şu Allah'ın işine! Nerede ki acaba bu haylaz çocuk?

Gider öyle bazen, aylarca gelmez. Vallahi bilmiyorum abi.

-Yemedim, biliyorsun değil mi? -Abi, ekmek Kur'an çarpsın ki.

Ulan, bir de Allah'ın adını ağzına alma!

Adam gibi soru sordum, dümdüz cevap versene!

Erol abinin oradalar abi.

Akvaryumcu Erol, Bingül Sokak'ta hemen.

-Akvaryumcuda. -Söylesene adam gibi ulan.

Buz tut, morarmasın.

(Ambulans sireni çalıyor)

(Müzik)

Nabız 32 38 arası seyrinde, bilinci kapalı, solunum yetersiz.

(Paramedik) Kalp krizi, beyin kanaması olasılık dâhilinde.

Açalım arayı, açalım arayı lütfen!

Aç, aç, aç!

(Müzik)

Siz bağlayıncaya kadar arayacağım, evet.

Derhâl müdürünüzle görüşmek istiyorum.

Müvekkilime ne olduğunu öğrenmek hakkım.

(Müzik)

Tutuklu Engin Tilmen buraya sevk edilmiş.

Teyzesiyim, aynı zamanda avukatı. Durumunu öğrenmek istiyorum.

Tabii, hemen yardımcı olayım.

-Acilden giriş yapılmış. -Nesi var? Durumu nasıl?

Yeni getirilmiş hanımefendi. Siz biraz burada bekleyin...

...ben sizin için bilgi alayım.

Korktun.

Korkuluyormuş, değil mi?

Engin'e bir şey olacak diye aklın çıktı.

Ne yapmaya çalışıyorsun Ceylin?

Asıl sen ne yapmaya çalışıyorsun?

Ne halt ettiğinin farkında mısın?

İnsanların hayatlarını nasıl mahvettiğini bilmiyorsun bile.

Hadsizsin.

Şu an sorun Engin'in hayatı. Neden bahsediyorsun acaba?

-Hiç mi acıman yok senin? -Yok.

Hiç yok.

O kadar içim acıdı ki şu kadarcık bile kalmadı.

Ayrıca bir katil için oturup dua etmemi beklemiyorsun herhâlde.

Ya da onun için endişelenmemi.

Ayrıca o kadar iyi bir insan da değilim.

Yüce gönüllü olduğumu da hiçbir zaman iddia etmedim.

O pislik benim kardeşimi öldürdü.

İnan şu an verseler acı haberi...

...üzerimden bir yük kalkar sanki, böyle içim rahatlar.

Bu hiç insancıl değil.

Bir insanın ölmesini dilemek çok çirkin.

Öyle mi?

Kalk o zaman. Kalk, sana insanca olmayan bir şey göstereceğim.

Kalk, kalk, kalk! Yürü, yürü!

(Gerilim müziği)

Çocuğum, git bak bakalım ne oluyor.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Söyle canım torunum.

Hallettin mi dede, ne yaptın? Bak, saat 18.00'e yaklaştı.

Bizde söz bir Allah bir, oğlum.

Tam tanışmadık ama tanıştıkça anlayacaksın. Öğreneceksin sen de.

Merdan Kaya yaparım derse yapar.

Ne uçan ne kaçan evelallah. Sen merak etme.

Bir de halana söyle, güzel bir çorba yapsın sana, sıcak.

İçince sakinlersin. Hadi kapat bakayım çocuğum, kapat.

Tamam dede, tamam.

(İç çekti)

(Gerilim müziği)

Bırak Ceylin, Engin nasıl, onu öğreneceğim.

İki dakika, iki dakika. Eserini göstereceğim, sonra git.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor) (Ceylin) Bak...

...daha gencecik, 15 yaşında.

Teyzesini kaybedeli haftalar oldu.

Arkadaş gibiydiler. Dedesi ortada yok.

(Ceylin) Tutunduğu tek bir şeyi vardı, yüzmek.

Artık nasıl bunalıma girdiyse çok büyük bir hata yaptı.

Sizin tehdidiniz yüzünden az kalsın canından oluyordu bu kız.

Bekliyoruz ki iyileşsin.

Eğer ona bir şey olur...

...bir iz, bir hastalık kalır vücudunda...

...ister İzmir'e git ister Fizan'a, seni bulurum.

-Ben bilmiyordum Ceylin. -Neyi bilmiyordun ya?

Neyi bilmiyordun? İnsanları tehdit ederken neyi bilmiyordun?

Hangi hesap bir insan canından daha kıymetli olur, hangi hesap?

Sen ne ara bu kadar kötü biri oldun?

Onun zarar göreceğini gerçekten bilmiyordum.

Sadece Parla mı sanıyorsun? Gel. Gel.

Bak.

(Ceylin) Bak şurada oturan insanlara.

Canlarını yaktınız o insanların.

Perişan hâldeler şimdi.

(Ceylin) Ağlama.

Memnun olman gerek, değil mi?

İstediğiniz manzara bu değil miydi?

Annesi, babası, anneannesi.

(Duygusal müzik)

Ben...

...özür dilerim Ceylin.

(Seda) Özür dilerim.

Yıkmaya çalıştığınız hayatlar üzerinize devrilecek.

(Ceylin) Altında kalacaksınız Seda.

Bir katile yardım ediyorsun, yapma.

Onun kibrinin, öfkesinin maşası olma.

Özür dilerim.

(Duygusal müzik)

Niye açmıyorsun telefonunu?

Sigortan atıyor, basıp gidiyorsun. Arkada kalan ne düşündü...

...ne yaptı, hiç.

Seda'yla konuşmaya gittim. Ama şimdi buradayım, bu hastanede.

Engin'i buraya getirdiler, başına bir şey gelmiş galiba.

Haberim var. Telefonunu açmayınca cezaevine gitmiştir, dedim...

...bastım cezaevine gittim.

Ambulansa bindirdiler, önümden çıktı.

İlah adalet herhâlde.

Bana pek öyle gelmedi, bu normal değil.

Saat 18.00 dedi, burada.

Yani bunun altından bir şey çıkacak.

Tamam, gidip öğrenelim o zaman nesi olduğunu.

Parla nasıl?

İyi, daha iyi.

Ama onu öyle baygın yatarken görünce içim parçalanıyor tabii.

İyi olacak, merak etme, toparlayacak. Hadi.

(Pars) Sen bir gelsene konuşalım.

Geç.

Sen cezaevine niye gidiyorsun Neva, ne sebeple?

Konuşmak istedim.

Benimle ne derdi var, ne istiyor öğrenmek istedim abi.

Adamın derdi sen değilsin ki! Benim, ben! Adam bana taktı.

(Pars) Daha önce de söyledim.

Benim de canımı en iyi seninle acıtacağını biliyor.

Sen de maşallah öyle bir orta verdin ki...

...bir neden verdin, adam çekti şutu kaleye.

Abi, sen daha ne kadar yüzüme vuracaksın bunu benim?

(Neva) Ben ne yapayım, söyle.

Beni affetmen için ben ne yapayım, ayaklarına kapanayım mı?

Tamam, kabul.

Çok büyük bir hata yaptım ama yaptım.

Artık zamanı geri alamam abi.

Belki de hayat yardım etmiştir bize. Ne bileyim, belki de...

Sen Engin'le bir şekilde temasta bulundun mu?

Hayır.

Sen bana bunu niye soruyorsun?

Gittin madem, konuştun mu merak ettim.

Demek öyle oluyor?

Bir yanlış yapınca birdenbire eksiye düşüyorsun.

Sınavlarda bile dört yanlış bir doğruyu götürüyor abi.

Bu benim hayattaki ilk yanlışım.

Ilgaz'dan sonra.

Bu halt onun yüzündendi, unutma.

Ayrıca da saçmalama.

Gözlerindeki şüpheyi görmedim sanma abi.

Saçmalama Neva. Şu an biraz şaşkınım, biraz da panik.

Aklımda da bir sürü şey var.

Öyle mi? Ne var? Söylesene!

Sen bana çok daha açık sözlüydün abi, söyle.

(Neva) Açıkça sorsana mesela bana.

Engin'in bu duruma gelmesinde senin bir parmağın var mı Neva?

Sen bir şey yaptın mı Neva desene, sor!

Sor, bekliyorum!

Bugün yarım saat önce gelen tutuklu Engin Tilmen...

...durumu nasıl? Rahatsızlığı nedir?

Ee... Kalp krizi sandık ama değil. EKO'su normal.

(Doktor) Beyin kanaması mı dedik ama belirtiler uymuyor.

Zaten bedeninde bir darbe ya da buna sebep olabilecek...

...herhangi bir travma izi de yok.

(Doktor) Kan alındı. Bir sonuç çıksın, bilgilendireceğim.

Oo! Bakıyorum benden önce damlamışsınız.

-Doktor Hanım, merhaba. -Merhaba.

Tutuklu hakkındaki soruşturmayı yürüten savcıyım.

Bundan sonra durumla ilgili ilk bilgiyi benimle paylaşacaksınız.

Benim gerek gördüklerim ve izin verdiklerim vatandaşla paylaşılacak.

Anlaşılmayan bir şey var mı?

Tamam Savcı Bey.

Pars, şüphelendiğin bir şey mi var?

Ne oluyor?

(Müzik)

Ne olduğu hakkında bir fikriniz var mı Avukat Hanım?

Size soruyorum. Bir fikriniz var mı?

Peki, öyle olsun madem.

(Hüzünlü müzik)

Selamünaleyküm!

(Erkek çalışan) Aleykümselam, buyurun.

Fatih burada mı lan?

-(Erkek çalışan) Kim soruyor? -Eren Komiser!

Fatih! Neredesin lan it?

Neredesin lan (***)?

-Komiserim, bir yanlışınız mı var acaba? -Bas geri lan!

Neredesin lan it? Sorulacak hesabın varsa bana sorsana (***)!

-Ne saklanıyorsun lan sıçan gibi deliğe? -Sen kime sıçan diyorsun lan?

Sen hayırdır, belindeki silaha mı güveniyorsun?

Senin hayrını (***) duvara asarım! (***) seni!

Bu belimdeki silah var ya, yeminim olmasa 50 kere öldürmüştüm seni!

Seni kadına şiddet uygulamaktan, eşini öldürmeye teşebbüsten...

...gözaltı yapıyorum, anladın mı lan çakal?

-(Fatih) Ben bir şey yapmadım. -Lan yürü!

-Vallahi ben bir şey yapmadım. -Can çekişiyor lan hastanede!

Dokunmadım ki ben.

Önce vur, sonra kaç, sonra ben yapmadım! İnsan mısınız lan siz?

İnsan değilsiniz ki adam olasınız! Bin lan şu arabaya!

-Ben dokunmadım. -Bin!

(Gerilim müziği)

Adım adım, acilden yoğun bakıma ya da odaya çıktığı an haberim olacak.

Şimdi görev yerinize geçin, tamam mı?

Odanın dışında sağlık personeli dışında dolaşan...

...açık kollayan, gezen birini görürseniz, görmeyi bırakın sezerseniz...

...derhâl haber geçilecek, anlaşıldı mı?

Anlaşıldı Sayın Savcı'm.

Hata yok, üzülmek yok. Gözünüzü dört açın.

-Hadi. -Sağ olun.

(Yekta) Engin Tilmen nerede, bir bakar mısınız?

Tabii, hemen bilgi vereceğim.

Savcım, Engin nerede?

-Acil serviste. -Ne oldu oğluma?

Ne olduğunu biz de tam bilmiyoruz. Kan sonucunu bekliyoruz.

Ama durumu ağır olabilir.

(Yekta) Laçin.

Canım dur bir öğrenelim önce nesi var. Gel otur şöyle, gel.

Laçin.

Laçin Hanım, iyi misiniz?

Savcım, bana söyleyeceğiniz bir şey var mı?

Kasten öldürmeye teşebbüs olabilir.

Kan sonuçlarına göre ne olduğunu anlayacağız.

-Siz ciddisiniz! -Bilmiyorum.

Sadece yorum benimki.

Sen bir gelsene.

Engin'e ne oldu?

Bilmiyorum.

Karıştırdığınız (***) başınıza dert açmış olabilir mi?

Ah Seda ah!

Ona bu cesareti sen verdin, farkındasın değil mi?

Yalnız olsaydı yapamazdı.

Oğluma bir şey olursa sana bunun hesabını çok feci sorarım.

(Müzik)

Laçin.

Laçin.

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Hih!

Biraz yürüyelim mi cici kız?

Daralmışsındır sen.

Siz kimsiniz?

Olmadı ama.

Tehdit et, köşeye sıkıştır ama kiminle dans ettiğini bilme.

Tanıtayım kendimi.

Ben Merdan Kaya.

Doğru.

Şahver Hoca'nın defterini dürdüğü Merdan Kaya.

Tehdit ettiğin Çınar Kaya'nın özbeöz dedesi.

(Merdan) Şimdi, bildiğin her şeyi unutacaksın.

Ağzını açar birine bir şey söylersen...

...ki ben öyle saatli vakitli işler çevirmem.

Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?

İçerisi polis, savcı kaynıyor. Resmen tehdit bu.

Yok. Tehdit sevmem ben.

İcraat severim.

Böyle yoğun bakım, acil uzun iş.

Ceset güzel, kısa yol, tak, 'finish'.

Yani laf olsun diye havlamam, ısırırım.

(Gerilim müziği)

Almışsın öksüz yetimi, bir yuva vermişsin, okula göndermişsin.

Nüfusuna geçirmişsin.

Çok takdir ettim, büyük sevap.

Ver onu bana!

Ayağını denk almazsan...

...yeniden kimsesiz bırakırım.

(Merdan) Canını yakarım.

Sakın kızıma dokunma!

Ona senin hâl ve hareketlerin karar verecek Avukat Hanım, ben değil.

Eğer ağzını sıkı tutarsan...

...çevirdiğiniz dolapları unutursan...

...insanları tehdit etmeyi kesersen niye dokunayım...

...huzur bozayım?

Hem Rabb'im sıralı ölüm versin.

Evlat acısı göstermesin kimseye.

Bak, o da bir çeşit alın yazısı, Allah korusun.

Tamam, ben anladım. Kimseye bir şey demeyeceğim.

Sakın kızıma dokunma.

Güzel. Cici olduğun kadar akıllısın da.

(Merdan) Hemen yola geldin.

Gözüm üstünde, nefesim hep ensende!

Bitmedi!

-Ceset nerede? -Bilmiyorum.

Öğreneceksin.

(Gerilim müziği)

Bence hâlâ bir haber yok.

Öyle görünüyor.

Çok garip, değil mi?

Sebep olduğunla aynı hastaneye geliyorsun.

Ama sen can çekişiyorsun.

Uf!

İnsan olmak ne tuhaf ya.

Bir yandan içimden gebersin diyorum...

...bir yandan cezasını çeksin ama ölmesine gerek yok.

Ne oldu, niye geldin? Parla nasıl?

Daha iyi. Birazdan odaya alacaklarmış.

-İyi, çok şükür. -Gelmiş geçmiş olsun.

-Sağ ol savcım. -Aylin nerede?

Annem yanında.

(Osman) Ne alaka ya bunlar?

Savcı, o Yekta falan toplanmış.

Engin'i getirdiler cezaevinden.

Nesi var belli değil ama durumu ciddiymiş.

(Osman) Yapma ya!

Yazık.

Ne yazığı be? Beter olsun!

Parla bu durumdaysa bunun yüzünden öyle.

Nasıl onun yüzünden ya?

Ne alakası var ya Parla'yla Engin'in?

İşte bu mesajı, çiçeği falan gönderen Engin'miş.

Allah'ın cezası manyak!

Ceylin, sen ne diyorsun?

Bir dakika, Parla şimdi bu Engin yüzünden mi...

Hişt! Tamam. Zaten cezasını çekecek.

Ayrıca sağ çıkacak mı, çıkmayacak mı bilmiyoruz.

(Osman) Nasıl yapar ya böyle bir şeyi?

Bu manyak ne istiyor bizden?

İnci'ye yaptıkları yetmedi mi? Benim kızımla niye uğraşıyor savcım?

Tamam, sakin ol. Şimdi bunun kimseye faydası yok.

Ceylin.

Osman, sen annemlerle kal. Bir şey olursa beni ararsın.

(Ceylin) Sakin ol.

(Pars) Evet, dinliyorum.

Hastanın kanında yüksek miktarda (***) tespit edildi.

Bildiğimiz zehir bu.

Evet. Bu bilincinin kapanmasına sebep olmuş.

Aynı zamanda kalp ritminin yavaşlamasına ve bozulmasına da.

Birisi öldürmeye çalışmış. Bunu mu anlıyoruz Doktor Hanım?

Ben sadece tıbben açıklamasını yapabilirim.

Yani evet, hasta bu maddeden zehirlenmiş ama...

...birileri mi, birisi mi ya da kendisi mi canına kastetti...

...bunu siz bilebilirsiniz ancak.

Anlaşıldı Doktor Hanım. Peki, son durumu nasıl, kritik mi hâlâ?

Yani yaşayacak mı?

Şu an gözlem altında. Hangi zehir olduğunu yeni tespit ettik.

Buna göre tedavisi, kullanacağı ilaçlar planlanacak.

Eğer işe yararsa ki bunu da zaman gösterir.

O zaman durumu netleşir.

Bu arada bazı organların etkilenme olasılığı da var.

Onlara da müdahale etmemiz gerekebilir.

Anlaşıldı Doktor Hanım.

Şimdi takdir edersiniz ki durum çok hassas.

-Evet. -Hasta bir tutuklu.

Daha önce de söylediğim gibi bu vakayla ilgili bilgiyi sadece bana vereceksiniz.

(Pars) Soruşturmanın sıhhati açısından.

Ailesi de bilgi isterse, sadece basit bir gıda zehirlenmesi deyip geçin.

-Anlaşıldı mı? -Tabii, merak etmeyin.

-Kolay gelsin. -Teşekkürler, size de.

(Müzik)

-(Ilgaz) Bir şey öğrenmiş. -Biz nasıl öğreneceğiz?

Hayır, niye gıcıklık yapıyor ki? Özür de diledik.

Saklamak, gizli kalsın, talimat vermek de neymiş?

İşin içinde ya şimdi kendisi de.

Umarım her şey çorbaya dönmez.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Buyurun Sayın Savcı'm?

Alo, Metin Amir.

Şehir hastanesine acil bir ekip gönderin. Bu tutuklu Engin Tilmen zehirlenmiş.

-Ne? -(Pars ses) Belli ki bir kasıt var.

Yapan tekrar deneyebilir. Biz tedbirimizi alalım.

Şimdi ben adliyeye geçiyorum.

(Pars ses) Siz de hemen odama gelin.

Anlaşıldı Sayın Savcı'm.

(Müzik)

Umut.

(Metin) Şehir hastanesine bir ekip gönderin.

Tutuklu Engin Tilmen'in güvenliğinden sorumlu olacaklar, tamam mı?

-Engin Tilmen mi? -Evet, Engin Tilmen.

Allah Allah! Kimse kim ya!

7/24 nöbet tutacaklar, tamam mı? Dönüşümlü olarak.

-Kuş uçurtmayın. -(Umut) Emir anlaşıldı amirim.

Eren nerede?

(Eren) Yürü lan, yürü!

Alın şunu nezarete.

Bakma lan, dön önüne!

Ne iş?

İhbar aldık da amirim.

Karısına şiddet uygulamış. Kadının durumu bayağı kötü, hastanede şimdi.

Lan tipinden belli diyeceğim ama tiple de olmuyor ki bu işler.

Okumuşu da kıyıyor karısına kızına okumamışı da.

Yürü hadi, Pars Savcı bizi çağırmış, gidelim.

Eren, sen bana kızgın mısın? Böyle bir hâllerin falan var senin.

Yok, estağfurullah amirim. Olur mu öyle şey?

Bizimkisi tamamen işte iş güç yorgunluğundan.

Anladım. Ben öyle zannettim o zaman.

Pars Savcı bizi niye istiyor amirim?

-Bu Engin Tilmen yok mu? -Evet.

İçeride bunu öldürmeye çalışmışlar.

-Harbi mi? -Harbi.

(Müzik)

Buyurun.

Tutuklunun sağlık durumuyla ilgili bilgi alalım.

Bakın, anlıyorum, yakınısınız, endişelisiniz.

Ama az önce babasına da izah etmeye çalıştım.

Savcı Bey kimseye detay vermeyin dedi.

Ben tutuklunun yakını değilim.

Hatta kendisi benim hiçbir şeyim olmaz.

Size bir vatandaş olarak değil, bir Cumhuriyet Savcısı olarak soruyorum.

Siz cevap verene kadar da sormaktan vazgeçmeyeceğim.

Tutuklunun nesi var?

Zehirlenmiş.

(***).

(Müzik)

Tümör beyne sıçradığı için hastayı yatırmamız lazım.

Buyurun?

Oğlumu buraya getirdiler!

Yoğun bakıma alınacak dediler!

Ama aşağıdaki doktorunuz bana basit bir gıda zehirlenmesi diyor!

-Bir sakin olur musunuz beyefendi? -Sakin falan olamam doktor!

Bu, ambulanstan çıkan rapor!

Nabzı düşmüş 32'ye! Bulduklarında baygınmış!

Tepkisiz! Bilinci kapalı!

Bunun bir gıda zehirlenmesi olmadığı aşikâr!

Şimdi bana oğluma ne olduğunu derhâl açıklayacaksın, hemen!

(Ceylin) Nereye gidiyoruz?

Pars'la görüşmeye.

Ama ben konuşacağım, sen de karışmayacaksın.

Yani dâhil de olmayacaksın.

Tamam, karışmayacağım, dâhil de olmayacağım, söz veriyorum.

Ama amacımız ne?

Hani seviyor ya beyefendi birlikte çalışmayı, birlik olmayı falan.

Bu sefer de biz teklif edeceğiz.

Bravo, işte bu.

Ah be savcı torunum ah!

(Müzik)

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

(Eren) Kardeşim, bu Özlem vardı, durumu nedir?

Buradayım, dinliyorum.

Yapma ya! Hiç mi düzelme yok?

Tamam. Kendisine gelsin, bir ifadesine başvurun, olur mu?

Bir de yanında ufak kızı vardı, Tuğçe, onun da ifadesini alın.

Yalnız çocuğa karşı nazik olun, olur mu?

Tamam, sağ olasın.

Of!

Bu getirdiğin insan müsveddesinin karısı mı?

(Metin) Ee?

Tanıdık biri mi bari kadıncağız?

Yani uzaktan, az tanıdık diyeyim amirim.

Ha uzaktan ha yakından Eren, bunlar insanlıklarından çıktılar.

Hastanelerde, karakollarda onlarca kadın.

Korkup konuşmayanlar da cabası.

Vallahi öyle amirim.

İnsan, cinsinden, erkekliğinden utanıyor yemin ederim.

Ne dediler? Nasıl oğlum?

Siz ne yaptınız Seda?

Ne yaptınız?

Şu hâle bak. Engin içeride can çekişiyor, ne olacağı belli değil.

Zehirlemişler Engin'i.

Biri bile isteye zehirlemiş. Çünkü öldürmek istemiş!

Ne diyorsun sen Yekta? Kim, nasıl yapmış?

Bilmiyorum Laçin.

Özenle düşman topladılar kendilerine.

Yalan mı Seda?

Al!

Öfkeyle yarattığınız oyun sizi vurdu, oldu mu?

Bu gerçek olamaz.

Buz gibi gerçek ama.

Ölüm soğukluğunda hem de. Keşke dur deseydin.

Uyarsaydın.

Ben yokum deseydin.

Sonunu düşünmeden oynadığınız oyun...

...öldürebilir Engin'i.

(Müzik)

(Kapı vuruldu)

Yine enfes bir gecede beraberiz ha Eren?

Vallahi öyle görünüyor Sayın Savcı'm.

Tat tuz bırakmadı şu Engin Tilmen ya. Çözelim bitsin artık Metin Amir'im.

Şimdi, saat 16.30 sularında hücrede bilinci kapalı bir hâlde bulunmuş.

Ondan sonra hemen hastaneye acile intikal etmişler.

Kanında zehir saptanmış.

-Hayda, savcım. -Hayda ki ne hayda!

Ciddi organizasyon var sanki.

Adam son anda ölmekten kurtarılmış.

Yani kasten öldürmeye teşebbüs muhtemel.

Peki, cezaevi savcısı bir delil, bir tanık bulmuş mu savcım?

Hücresi zaten kapatılmış hemen.

Şimdi siz olay yeri incelemeyle birlikte gidin.

Cezaevi savcısı size olanak sağlayacaktır. İncelemenizi yapın.

Bu zehir içeri nasıl girmiş, kim Engin'e vermiş, kim yapmış, bulalım.

-Anlaşıldı savcım. -Emir anlaşıldı savcım.

-Kolay gelsin. -(Eren) Sağ olun savcım.

Ya ne olacaktı ki amirim?

Böyle işte, su testisi su yolunda kırılır.

Çenen değil ayakların çalışsın Eren, acil, hadi.

(Müzik)

Babanla Eren değil miydi onlar?

Evet.

Pars çağırmıştır Engin için.

Sence Pars kabul edecek mi?

-Hâlâ tavırlı ya. -Başka şansı yok.

Dediğim gibi, sen bana bak.

(Müzik)

Evet, benim için yolun sonu.

Ben burada beklerim.

Hayırdır Ilgaz Savcı'm, nöbet mi var?

Neden geldiğimi biliyorsun Pars.

Engin'in zehirlendiğini öğrendim.

(Ilgaz) Belli ki biri öldürmeye çalışmış.

Vay arkadaş ya, iyi ki gizli dedim.

Ilgaz, ben senin dosyana burnunu soksam ne yaparsın?

Yapma Pars, aynı gemideyiz.

Seni de tehdit ettiğini biliyorum.

(Ilgaz) Bunu Engin'den aldım.

Cebinden.

Belli ki saat 18.00'e kadar mühlet verdiği insanların isimleri.

(Ilgaz) Sen de dâhilsin.

Benim tehdit edilecek hiçbir şeyim yok.

Bir tane sırrım vardı. O da şahsın ve eşin sayesinde sır olmaktan çıktı.

Ama bakıyorum maşallah sizin aile iki kişiyle listeye girmiş.

Bugün cezaevinde Neva'yı gördüm.

Engin'i götürdükleri ambulansa bindi.

Cezaevine Engin'i görmeye gitmiş.

Biliyorum Pars.

Belli ki Neva'yı da seni de ilgilendiren bir durum söz konusu.

(Ilgaz) Ne diye sormayacağım.

Kimsenin meselesi kimseyi ilgilendirmez.

Töhmet altında kalmamak için bunu kimin yaptığını çözmemiz gerekiyor.

Talep edersen yardım ederim.

(Müzik)

-Ne dedi? -Gel Ceylin.

İyi akşamlar Sayın Savcı'm.

İyi akşamlar, buyurun.

Şimdi, bu zehir olayını zaten biliyorsunuz.

Cinayet Büro Amirliği doğrudan cezaevine intikal edecek.

(Pars dış ses) Muhtemel varmışlardır.

Şimdi, hücrede ne varsa delil niteliğinde toplanacak.

Neye dokundu, ne yedi, ne içti? Hepsinin bilgisini alıp inceleyeceğiz.

Temas ettiği ne varsa hepsi alınıp incelenecek.

Kim ziyaret etti, kim görüşmeye gelmiş? Engin dışarıdan bir şey talep etti mi?

Bir şey gönderdi mi? Yoksa içeride birileriyle mi takıştı?

Hepsini öğreneceğiz.

Bağlantı kurduğu birileri varsa da o bağlantıda olan insanları da bulup...

...onlarla da bir görüşme yapmak gerek tabii.

(Ilgaz) Güzel.

Her şey olması gerektiği gibi ilerlediğine göre zamana ihtiyacımız var.

Sonuç bekleyeceğiz o zaman.

(Pars) Aynen.

-Bu kadar mı yani? -Bilgi yoksa plan yok, sabır.

Benim mesaim biter. Size iyi geceler.

Pars Savcı'm, iş birliğiniz için teşekkür ederim.

(Kapı kapandı)

Ne kadar kolay ikna oldu, elin bayağı kuvvetliymiş.

Tamam, sormuyorum da insan merak ediyor tabii.

Seni nereye bırakayım? Hastaneye mi, ofise mi?

Annemle konuştum, Parla iyiymiş.

Yanında birinin kalması gerekiyor, o da hâliyle ablam olmuş tabii.

Sen beni ofise at o yüzden.

Bir şey soracağım, sen beni sepetleyip emniyete gitmeyeceksin, değil mi?

Yok. Ne buldularsa anca teslim etmişlerdir...

...sonuçlar da yarına, o da bir ihtimal.

Savcım, bunu kim yaptı?

Vallahi daha zehir ona nasıl ulaştı, önce onu öğrenmemiz gerek.

-Soruşturma başlatıldı, bakıyoruz. -Mutlaka bir fikrin vardır.

Keşke ama henüz yok.

Bunu her kim yaptıysa mutlaka bulunmasını istiyorum, bir an evvel!

Oğluma bunu yapmaya cesaret eden her kimse öğrenmek istiyorum.

Vallahi ağzına mı yakışmıyor, ben mi duymadığımdan... Oğlum derken?

(Pars) Sakil durdu sanki, yadırgıyorum.

Ceza aldığında bile sevindin, ne ara oğlun oldu?

Hani listedeki öncelik sendin? Hani listedeki öncelikler değişmişti?

Baba olmadığın için hiç anlamıyorsun, değil mi?

Kızılacaksa ben kızarım, sövülecekse ben söverim...

...cezasını ben keserim ama kimseye laf ettirmem.

Oğlumu kimseye kurban ettirmem.

O ismin ardındaki benim soyadım. Benim kanımdan, benim canımdan!

Şu an can çekişiyor, farkında değil misin?

İçimde nasıl bir öfke var...

...nasıl bir korku var bilemezsin.

Tamam, sakin ol. Bize bırak, bulacağız. Bırak.

(Müzik)

Artık aç şunu Neva, aç!

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

-Teşekkür ederim. -Rica ederim.

Dün duruşmadan sonra bütün adliye seni merak etti.

-Herkesi korkuttun. -İyiyim.

Niye öyle fenalaştım, bana ne oldu, hiç anlamadım.

-Ama kendimi toparladım. -İyi. Bunu duyduğuma sevindim.

Akşam 18.00'den sonra bayağı kendime geldim. Dinlenmek iyi geldi herhâlde.

Hadi o zaman.

(Müzik)

Seni otele bırakmadan önce bir şeyler yemek ister misin? Yani açsan tabii.

Olur. Aç sayılırım.

Peki, seçimi bana bırakır mısın?

Güzel bir İtalyan mesela?

Olur, çok severim zaten.

(Neva) Teşekkürler.

(Arama tonu)

(Arama tonu)

Çınar, ne haber?

(Çınar ses) İyi abi, şimdi biraz dışarı çıktım.

-Nereye? -(Çınar ses) Dedemin yanına.

İyi, tamam, ben sadece iyi misin diye merak ettim, ondan aradım.

(Çınar ses) İyiyim abi, merak etme. Hadi kaçtım ben.

Eyvallah.

Senin deden mi var?

Evet, hatta bir süredir bizim evde.

Acıktın mı?

Bilmem, sanırım.

-Ama bu saatten sonra yemesem de olur. -Balık?

Bak, anında canım çekti. Olur.

(Metin) Ama iyi bir bakalım, tamam mı?

Hiçbir ayrıntıyı kaçırmayalım.

Pars Savcı'm bizden delil bekliyor.

İğne deliğine girse bulup çıkaracaksınız, hem de bir an önce.

Bu arada gerekirse uyumak yok, mola yok, yemek yok.

-Anlaşıldı? -Anlaşıldı amirim.

Hadi, Allah kuvvet versin. Kolay gelsin.

Sağ olun amirim.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Hayırdır Makbule, gecenin bu saati?

Abi, sen neredesin?

Nerede olacağım kızım, işteyim.

Abi, Defne'yi susturamıyorum. Tutturmuş babamı hapse attılar...

...o yüzden gelmiyor diye.

-Kızım bak, baban işteymiş. -Yalan!

Çınar abim de hapse girmemişti.

Ama gitmişti.

-Sen telefonu ona versene. -Tamam abi.

Al kızım, bak babanla konuş.

Baba.

Güzel kızım, ağlama. Nerede olacağım kızım, bak...

...bak görüyor musun?

İşteyim, çalışıyorum. Senin baban her zaman yaptığı işi yapıyor.

Hayır, Ceylin abla seni hapse attırdı.

Attıracağım dedi, bağırdı, duydum.

Yapacağım dedi. Bizi hiç sevmiyor.

Canım kızım, Ceylin ablan kızmıştı, evet...

...ama biz aramızda konuştuk ve barıştık.

Bak, Ceylin ablan dünyanın en iyi, en akıllı kızı. Tıpkı sen gibi.

O senin üzülmeni hiç istemez, hiçbirimizin üzülmesini istemez.

Hadi güzel kızım, sen şimdi kalk, güzelce yüzünü yıka ve yat, tamam mı?

Ama gelince beni uyandır. Sana sarılacağım. Söz mü?

Söz kızım, söz. Hadi.

Hadi bakalım. Hadi artık yatıyoruz.

Buyurun.

-Kafamdan sürekli listeyi tarıyorum. -Aynen.

-Çok güzel değil mi? -Evet.

O zaman üstünden geçelim mi?

-Kâğıt kalem çıkartayım mı öğretmenim? -Niye dalga geçiyorsun?

-Lütfen çabamı takdir eder misin? -Ediyorum, devam.

İkimizi listeden çıkarabiliyoruz, değil mi?

Bilmem, ben senden şüphelenmedim. Sen benden?

Tamam, tamam, devam. Kusura bakmayın hocam.

Osman?

(Ceylin) Onu da listeden çıkartıyorum.

Çünkü Engin'den gelecek darbeden haberi yoktu, bizimle öğrendi.

Ayrıca yüzündeki acıma ifadesini de hatırlatırım.

O yüzden üstüne çarpıyı koyup geçiyorum Sayın Savcı'm, izninizle.

Buyurun, hakkınız var.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor) (Gerilim müziği)

(Ceylin) Üf, mis gibi görünüyor.

(Garson) Afiyet olsun. Başka bir isteğiniz var mı?

Sağ ol şefim.

Başla.

Yani şimdi bu balık da böyle kuru kuru gitmez ki.

Su ister, yüzmek ister.

Bence de gitmez de ister misin bilemedim.

Aa, delisin, isterim tabii.

Bakar mısın?

Çok garip.

Hem birbirimizi çok iyi tanıyormuşuz gibi hem de...

...hiç tanımıyormuşuz gibi.

Uzun yıllardır tanıdığım biri gibisin.

Yani yüzün öyle tanıdık.

Ama her baktığımda başka bir güzelliğini fark ediyorum.

Balık çok iyiymiş.

-İyiymiş. -(Ceylin) Evet.

Çınar? Ona değen bir şey yok demiştin.

Evet. Listeyi ilk aldığımızda aradım.

Hatta sen de yanımdaydın, odama geldi, iyiyim abi, dedi.

Biraz önce de sesini duydun.

-Evet, sesi normal geliyordu. -Ya Çınar'a daha sıra gelmedi...

...ya da plan patladı.

Olabilir, mantıklı.

Dede, gerçekten çok sağ ol.

Sen ne diyorsun evlat!

Ben senin dedenim. Ben bu hayatta nefes alıp verdikçe...

...sevdiklerime dokunanların vay hâline.

Dede, ben bir şeyi merak ettim...

...sen bu şerefsize nasıl ayar verdin? Onun ağzını nasıl diktin?

Ağzına pamuk tıktım.

(Gerilim müziği)

Dede...

...ben burayı çok sevdim.

Diyorum ki biraz yanında takılayım. Hem sen bana iş öğretirsin. Ne dersin dedem?

Gözümün önünde olduğun sürece istediğin yerde takılabilirsin.

-Merak etme, kaybolmam. -Kaybolsan zaten seni ebelerim!

(Gerilim müziği)

Teşekkürler.

Bu ilk, değil mi?

Böyle karşılıklı ilk kez yemek yiyoruz. Yani evdekini saymazsak, dışarıda ilk.

-O zaman şerefinize Sayın Savcı'm. -Şerefinize Avukat Hanım.

Listede kim vardı? Eren.

-Ne oldu? Bir şey oldu. -Bu durum Eren'in biraz canını yaktı.

Ne gibi?

Şimdi ne desem olmayacak. Gerçi Eren sana anlatmama bir şey demez.

Yani istersen anlatma da Eren muhakkak anlatacaktır.

Kendisiyle artık biraz yakınız.

-Erkek kankam olur da. -Biliyoruz, her şeyin farkındayım.

O zaman?

İnatçı. (Ceylin gülüyor)

-Biraz trajik ama, hazır mısın? -Yapma ya.

Komiserimi üzmesinler.

Bu Eren'in eski sevgilisinden.

Derin de bir yara.

Her an kabuğu atsa kanayacak gibi.

Neyse işte, bu kadından bilmediği bir kızı varmış.

Oha!

Üf!

(Duygusal müzik)

Geçen sefer söyledin ya, benim de aklımda kalmış, döner severim demiştin.

Döner yaptırdım, yanına patates de koydurdum.

Ayran mı, kola mı seversin bilemedim, ben de ikisini birden aldım.

Al.

(Duygusal müzik)

Kıyamam.

Şimdi çok üzülmüştür, yıkılmıştır resmen.

Maalesef öyle oldu.

Yani ben Eren'i yıllardır böyle üzgün, ne bileyim, sıkışmış...

...çaresiz görmedim.

Of! Adam geldi, resmen bizi darmaduman etti.

Bir de bundan keyif alıyor.

İşte bunu düşününce ölsün...

Aklından her şeyi geçirmen normal, kendine kızma.

Pars?

Hani sormayacaktın ama?

Sormuyorum ki. Listede var diye sordum.

Adam kocaman savcı.

Allah aşkına, sen içerideki tutukluyu zehirleyeceğini mi düşünüyorsun?

Yani düşünmüyorum da kimin içinde nasıl bir canavar var, bilmiyoruz.

Ayrıca hani kafamızdan geçeni yargılamıyorduk?

(Neva dış ses) "Bu zaten olacaktı abi. Misafirperverliğin için teşekkür ederim.

Ben bir süre yalnız kalmak istiyorum. Neva."

(Duygusal müzik)

Liste bitti mi?

Balık bitti.

-Söyleyelim hemen. -Yo, istemem. Çatlayacağım.

Çok yedim, sağ ol.

Cüneyt'ten bahsetmedin.

Bahsedeceğim.

Bana es geçiyorsun gibi geldi.

Es geçmiyorum, şimdi sıra ona gelmişti.

Ayrıca Cüneyt dümdüz bir insandır, yani öyle sırları falan olan...

...biri değildir diyeceğim de tabii...

...kimin içinde ne var bilmiyoruz, o yüzden ona da bakmak gerek.

O zaman bu akşam için kadeh kaldıralım.

Bence de. Bu akşam bunu hak etti.

(Duygusal müzik)

Peki.

Mesela listeden biri olsa...

...tabii dışından da olabilir, ihtimalleri sınırlandırmamak lazım.

Olabilir.

Ama şimdilik liste içinde kalsak daha iyi olur.

-Ama kimseyi itham etmiyoruz, doğru mu? -Yok canım, şurada sohbet ediyoruz.

Bütün bu insanların içerisinde profil okuması yapınca...

...öldürmeye en yatkın, en yakın kişi?

Yekta.

Yani...

...potansiyel bir katil olmasından bahsetmiyorum ama...

...sonuçta bir baba.

-İnsan, evladına... -(Ilgaz) Neden olmasın ki?

Bir kere adamı neyle tehdit ettiğini bilmiyoruz.

Geçmişine baksan mazisi pislik dolu, kendin anlattın.

Geçen hafta haberlerde gördük. Adam kendi çocuğuna...

...daha bir yaşına gelmemiş, şiddet uygulayıp ölümüne sebep oldu.

Sus, sus, sus... İnsan değil o.

Keşke öyle kulaklarımızı tıkayıp gözlerimizi kapayınca gerçekler değişse.

Yekta'nın yanında bir de Laçin var, biliyorsun.

Var. Yani ne demek istiyorsun?

(Gerilim müziği)

Canım.

(Gerilim müziği)

-(Ilgaz) Peynir? -Hayır.

Beni biraz çarptı galiba.

-O zaman frene basalım. -(Ceylin) Aa!

Hayır.

Hiç frene basmadığın....

...hatta daha da abartıp gazladığın, durmadığın bir an yok mu?

Yani böyle hiç sonunu düşünmeden, tasarlamadan, arkasına bakmadan.

-Yok. -(Ceylin) Sadece içimden...

...böyle geldi dediğin bir an?

-Küçücük bir an? -Yok.

Yok?

Gerçekten inanılmazsın.

-Hep mi kontrol? -(Ilgaz) Evet.

Kontrol, sınır, hep?

Anladım.

Aklın hiç seçmediğinde kalmıyor mu?

Mesela keşken var mı?

Olabilir.

(Müzik)

Sonunu düşünmemeye madem.

Güzel.

Sonunu düşünmemeye.

(Ceylin gülüyor)

(Boğazını temizledi)

(Üst üste konuşmalar)

(Kapı vuruldu)

Gel.

Gel bakalım. İnsanlık Ayıbı İki. Malzeme sarfiyatı.

Evet Fatih Efendi...

...karını ölümüne dövmüşsün. -Ben karıma vurmadım.

Lan yürü git! Kadını basbayağı darp etmişsin, evi başına yıkmışsın.

Şimdi hastanede, ihbar aldık.

Bu ihbarı kim yapmış?

Oğlum, biz böyle her ihbar edeni söylesek ülke sessizliğe gömülür lan.

-Soruya cevap versene lan! -Ben kimseyi dövmedim.

Yarın hastaneden o darp raporu gelsin de o zaman sorarım sana.

Ben karımı, karım da beni seviyor.

Nazik kadındır, asla incitmem. Aramızda hır gür yoktur.

Ben işinde gücünde insanım, komiserim.

Hâkim senin hakkında kasten öldürmeye teşebbüsten karar versin de...

...seni bir tutuklasın da ben işi gücü o zaman görürüm.

Götüreyim mi komiserim?

Güçsüze, acize erkeklik taslamak kolay.

Erkeksen doğruyu söylersin oğlum.

Lan adam dediğin karısına, kızına, evladına el kaldırır mı lan?

Adam dediğin onu yüreğinde taşır.

Baş tacı eder.

Umut, şunu al.

Şişmeye başladım, şimdi bunun içinden geçeceğim.

(Ceylin şarkı mırıldanıyor)

Caddeye mi yürüyeceğiz?

Arabayla gitmek olmaz, bu gece taksiciyiz.

-Birbirimize destek atalım mı? -Atalım be savcım.

(Islık çaldı)

(Müzik)

-Sarıyer'e. -Yo, yok.

Şey, Galata'ya gideceğiz.

Hava buz gibi Ceylin.

-Kanepen seni özlemiştir. -Yok.

Ofise gideceğim. Galata'ya.

Galata'ya.

(Müzik)

Bugün için teşekkür ederim.

Uzun zamandır bu kadar mutlu hissetmemiştim.

Arada Engin yüzünden tatsız olsa da...

...bence biz tatlıydık.

(Duygusal müzik)

İşte.

(Ceylin) Evet.

Ceylin burası dışarıdan da soğuk.

Evet, maalesef. Isıtıcıyı açık bırakamıyorum.

Elektrik faturası uçmasın diye.

Bu müvekkiller de işi yapmaya gelince çok acil...

...vekâlet ücretini ödemeye gelince...

...vın. Hiç kimse ortada yok.

Neyse, ben şu hastaneden paramı alınca halledeceğim.

Her şey bende.

-Çay var, içersen. -Dur. Bence sen bir şey yapma.

Donacaksın burada, yat hadi.

Yok, donmam.

(Boğazını temizledi)

Sen açar mısın?

(Ceylin) Evet.

Of!

Ay!

(Ceylin gülüyor)

Ben uyuyuncaya kadar burada kalır mısın?

Kalırım.

(Duygusal müzik)

Ben bayağı dönüyorum.

(Ceylin gülüyor)

Çok üşüyorum.

Bana sarılır mısın?

("Yüzyüzeyken Konuşuruz - Dinle Beni Bi'" çalıyor)

"Tut elimi, buradan gidelim"

"Olmaz demeden dinle beni bi"

"Rüzgârım söndü, dindi ateşim"

"Ah bebeğim, ben hâlâ deliyim"

"Sen yokken ne gece ne de gündüz"

"Ne ay var ne tek bir yıldız"

"Her yer karanlık ve ıssız, göremiyorum"

"Sen yokken ne gece ne de gündüz"

"Ne ay var ne tek bir yıldız"

"Her yer karanlık ve ıssız, göremiyorum"

"Tut elimi, buradan gidelim"

"Olmaz demeden dinle beni bi"

"Rüzgârım söndü, dindi ateşim"

"Ah bebeğim, ben hâlâ deliyim"

"Sen yokken ne gece ne de gündüz"

"Ne ay var ne tek bir yıldız"

"Her yer karanlık ve ıssız, göremiyorum"

"Sen yokken ne gece ne de gündüz"

"Ne ay var ne tek bir yıldız"

"Her yer karanlık ve ıssız, göremiyorum"

("Yüzyüzeyken Konuşuruz - Dinle Beni Bi'" çalıyor)

-Ilgaz? -Günaydın.

Sen gitmedin mi?

Sen istemedin ya.

Sakın hatırlamıyorum deme.

(Ceylin) Yok yok, hatırlıyorum.

Hatırlıyorum da şey yani, üşümüştüm, ne yapayım?

Ayrıca sadece uyuduk.

Gayet insani bir eylem sonuçta.

Allah!

(Müzik)

(Ceylin) Bir dakika, bir dakika.

-Ne koydun sen cebine? -Hiç.

Doğalgaz faturası mı o?

-Ver, ben ödeyeceğim. -Tamam, ben hallederim Ceylin.

(Ceylin) Aa!

Ne? Her gece üşüyüp de seni ararım falan diye mi korktun sen?

Merak etme, aramam.

Ne yapacaksın sen? Eve mi gidiyorsun üst baş için?

Yok, arabayı almam lazım, sonra adliyede değiştiririm. Sen?

Ben de işte şu babamın gittiği kuyumcuya uğrarım herhâlde.

Ben gidene kadar açılır zaten.

Gel. Benimle gelirsen bırakayım ben seni. O sırada açılmış olur.

Tamam. Güzel plan.

-Yolda da simit alır mıyız? -Alırız.

Ödümü kopardın abi.

Öyle mi? Pardon.

Neva, nerede kaldın dün gece?

Duruşmam var erkenden. Hazırlanmam lazım.

Seni merak ettim Neva.

Eşyalarını toplayıp kızıp gitmek ne demek?

Çocuk gibi telefonlarımı da açmıyorsun.

Nerede kaldın dün gece Neva?

Ben yetişkin bir kadınım abi.

Sana hesap vermeyeceğim.

Yıllarca doğu görevinde, Ankara'da ben kendi başımın çaresine kendim baktım.

Tamam mı?

Şimdi de kendi dünyamı kurmaya karar verdim diyelim.

O kadar.

Şimdi izninle. Çalışmam lazım.

(Duygusal müzik)

Ben dedim ya!

(Umut) Komiserim.

-Söyle ciğerim. -Bu hastanedeki yakının kendine gelmiş.

İyi miymiş durumu?

(Umut) Vallahi ifadesi bile alınmış. Burada.

Şikâyetçi olmamış oğlum bu lan!

Merdivenden düştüm ne lan?

Tanıdık hikâyeler komiserim.

Bari evde merdiven olsaydı.

O zaman ben çıkarıyorum mecbur bu manyağı.

Niye oğlum? Bunun gözaltı süresi doldu mu lan?

Dolmadı.

Tamam o zaman. Savcı imza falan atacakmış dersin.

(Eren) Evrak gecikti dersin. Bir şey de.

O ite var ya, yemek de vermeyeceksiniz, su da vermeyeceksiniz. Anladın mı?

Acından ölsün, susuzluktan gebersin o it.

Emir anlaşıldı komiserim.

Buradaymış işte. Demez o bana bir şey.

-Hoş geldin Tuğçe. -(Tuğçe) Babam nerede?

Nezarette.

Neden tutukluyorsun sen babamı?

Hak etti. Anneni ne hâle getirmiş, görmedin mi?

(Eren) Hem ben tek başıma mıydım? Sen benimle değil miydin?

Ayrıca ne oluyor öyle?

Biri ben yapmadım diyor, biri babam nerede diyor.

-Bir kendinize gelin! -Senin yüzünden yaptı ne yaptıysa!

Kimin yüzündense yüzünden.

(Eren) Bunun haklı sebebi mi olur Tuğçe?

Sen akıllı bir kızsın. Bu ülkede her gün onlarca kadın cinayeti işleniyor.

Annen de şikâyetçi olmamış, bunun önünü açıyor. Bu olacak iş mi?

Kadına bir kere el kaldıran insan o sınıra çok yakın demektir Tuğçe.

O sınırı ha aştı ha aşacak demektir.

Fatih de şu an o sınırı aşmak üzere.

Söyle annene, düzeltsin ifadesini, şikâyetçi olsun. Korkmayın.

Tedbir alırız.

Uzaklaştırma kararı çıkarırız. Koruruz sizi.

Yapma bak. Sen akıllı birine benziyorsun kızım.

Kızım deme bana.

Babamı göreceğim ben.

Buyur.

(Çınar ıslık çalıyor)

(Çınar) Merdan 'the king'.

(Merdan) Ne diyorsun lan sen?

Küfür mü ediyorsun? Türkçe konuş oğlum.

(Çınar) Yok be dede. Kral diyorum, kral, kral.

(Merdan) Sen de veliaht mı oldun çakal torunum?

(Merdan gülüyor)

Günaydınlar.

Hayırdır? Sabah sabah bu neyin neşesi?

Kahvaltı neşesi.

Kahvaltı mutluluk getirir, tamam mı?

Al sana da.

Oğlum, çayları da koy. Hadi.

(Çınar) Baba.

Hazır iyileştim diyorum, çalışayım mı?

Olur oğlum, çalış.

Tamam o zaman, dedemin yanında başlıyorum ben.

Ne yapacaksın dedenin yanında?

Hırsızlık mı öğreneceksin?

Olmaz öyle şey.

(Metin) Dedenin yanını unut.

Çalışacaksan adamakıllı bir iş bul, çalış.

Kendim karar verecek yaştayım, değil mi baba?

Tamam oğlum.

(Merdan) O senin baban.

Babalar ne derse o.

İnsan babasına hürmet duyar, sözünü dinler, kabul eder.

Ataya saygı her şeyden önce gelir evlat.

Ağaç kabuğundan mı çıktın ki...

...babanı dinlemeyeceksin?

Peki. Afiyet olsun size. Doydum ben.

(Müzik)

(Kapı kapandı)

İpi gerilmiş.

(Merdan) Koptu kopacak, öyle mi Metin?

Az salsan mı ucundan? Bir rahatlasa mı?

İşime karışma.

İyi, tamam. Söyleyen gitti.

Akşam konuşacaktık.

Ben geldim, seni bekledim.

Sabaha kadar seni nöbette mi bekleyecektim?

(Merdan) Hem o mevzuysa kapat.

Öleni huzurunda bırak.

Sen bir dışarı gelsene.

(Müzik)

Yerini söyleyeceksin.

Ayrıca her şeyi söyleyeceksin.

Mesela o arabada ceset olduğunu nereden biliyordun?

Bizim çocuklar evi gözlüyorlardı.

Çınar eve gelince...

...sen telaşla dışarı çıktın.

Bizim çocuklar da seni takip ettiler.

Sen ortalığı toparlamaya başlayınca...

...beni aradılar.

Ben de...

...işte...

...yardım olsun diye sana...

...kaldırdım cesedi ortadan.

Nereden aldınız cesedi?

Aman be!

Sabah sabah, ceset, ceset, ceset!

Bir lokma, bir kahvaltı ettirmediniz!

Bana bak, lafı dolandırma!

O cesedi arabadan nasıl, ne zaman...

...ve nereden aldınız?

Nereden aldıysak aldık.

-Neticede önemli olan... -(Metin) Baba!

Nereden aldınız?

Buradan, evin önünden.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Allah kahretsin!

(Müzik)

Yalan söylüyorsun.

Hastanenin önünden alındı çünkü görüntüleri gördüm.

Hiçbir şey bilmiyorsun, değil mi?

(Metin) Başından beri bunun için kıvırıp duruyorsun.

Yok toprağın altındaymış.

Yok huzur içindeymiş.

Yok başında duası okunmuş.

Yalan!

Hepsi yalan!

Senin bütün dünyan yalan!

O yalanlarınla evime kadar girdin.

Şimdi de oğluma musallat oluyorsun, öyle mi?

Bana bak, gidiyorsun.

Akşam eve geldiğimde seni görmeyeceğim.

Vay, vay!

Rezil ettiniz beni be! (***) sizi!

(Müzik)

Vallahi şimdi size tam hatırlıyorum dersem yalan olur.

(Erkek) Devamlı müşteri değil. Hayal meyal.

Tamam, olsun. Sen hatırladığın kadarıyla söylesen.

(Erkek) Yani geldi altınları bozdurdu, parasını verdim, gitti.

Çalıntı mıymış?

Bu kameralar çalışıyor mu?

-Tabii abi. -Kaç günlük kayıt?

(Erkek) Haftalık. Uyarsa açalım.

Hayır, daha uzun oldu.

-Teşekkürler. -Kolay gelsin.

Sağ olun. İyi günler.

(Ceylin) Böyle elimiz boş çıkıyoruz ya...

...içimi bir umutsuzluk kaplıyor.

Ama sonra birden tekrar yükseliyorum.

Diyorum ki babam şimdi bir sokaktan çıkacak...

...karşıma gelecek diyorum ama...

...yok işte. -Asma suratını.

Umudunu kaybetme. Bulacağız bir şekilde.

Bulacağız.

(Müzik)

Tekrar yapmayacağını nereden bileceğiz?

Zor kurtuldu.

Senin yüzünden annesiz kalmam ben. Buna izin vermem.

(Fatih) Yok kızım. Deli miyim ben? Aldım dersimi.

Sende hep sınıf tekrar baba.

Sözler, yeminler. Sonra 'game over'.

Dahası yok. Annene söyle, şikâyetçi olmasın.

Vallahi billahi pişmanım.

Gerçekten mi?

Bak, bak seni polise satmadım.

Tekrarında affetmem.

Allah canımı alsın dokunmayacağım. Hem annene âşığım kızım ben.

Kıyar mıyım ona?

Eğer yaparsan, annemden önce ben şikâyet ederim seni polise.

Eve de almam, baba da demem.

(Müzik)

-(Polis) Eren Komiser'im. -Söyle ciğerim.

Engin Tilmen'in toksikoloji raporu çıktı.

Ben adliyeye uçuyorum, sen ekiplere bilgiyi geç. Tamam mı?

(Polis) Tamamdır.

(Kapı vuruldu) (Kapı açıldı)

Maşallah, erkencisiniz.

Günaydın, günaydın.

(Pars) Buyurun, buyurun.

(Ilgaz) Bu parmak izi falan çıkmıştır dedik savcım.

Vallahi savcım, ben de yeni girdim odaya.

Ama isterseniz size bir kahve söyleyeyim, olur mu?

-Olur. -Buyurun, almaz mısınız?

Yok. Biz simit yedik. Sağ olun.

Oo, tutumlu aile. Ne güzel.

Bu gidişle ev de alırsınız. Sonra çocuk falan, değil mi?

(Kapı vuruldu) (Kapı açıldı)

İşte beklenen adam da geldi. Haberci Eren.

Sayın Savcı'm, sonuçlar çıktı ama...

...ben daha sonra mı gelsem?

Ver ver. Arkadaşlar bizimle. Yabancımız değiller.

(Eren) Sayın Savcı'm, hücreden çıkan bütün eşyalarına bakıldı.

Toksikoloji raporu da çıktı.

Kitapta (***) maddesine rastlandı.

Bu kitap bende de var.

Hatta Ceylin'de de. Şahver Hoca getirdi.

Evet, bende de var.

Bende de var.

Ama normal yani.

Hukukçuda olur. Hukuk kitabı sonuçta.

Al.

Parmak izi de tespit ettik Sayın Savcı'm. Eşleşecek mi diye bakıyor arkadaşlar.

Bu arada kopartılan ilk sayfada bir yazı var.

Alta geçmiş mi diye bakıyor arkadaşlar.

-O da gelir birazdan. -Kitaptan nasıl zehirlenmiş ki?

Parmağını yalayarak çevirdiği için mi?

Aynen öyle Sayın Savcı'm.

Zaten Engin'in DNA'sı da çıktı.

Belli ki tükürüp tükürüp çevirmiş sayfayı.

İyi de bu, işini şansa bırakmak olur.

Herkes öyle çevirmez ki sayfaları.

Ben öyle yapmıyorum mesela.

Ben de.

Mesela ben böyle yapıyorum.

Yok, o öyle çevirmemiş Avukat Hanım. Şöyle göstereyim ben hemen. Böyle...

...parmağıyla tükürüp, üst taraftan üst taraftan çevirmiş.

Tamam, bırak Eren. Tükürüp tükürüp yaladınız hepiniz.

Üstten çevirmiş yani.

Zehirlendiğine göre öyle görünüyor savcım.

Bunu bilen biri yaptı o zaman.

(Müzik)

(Parla) Susuyorsun...

...ama biliyorum, içinden konuşuyorsun.

Sesin gelmese de duyuyorum.

Neden diye soruyorsun.

Kızıyorsun bana içinden.

Dilinin ucuna geliyor ama yutuyorsun.

Madem öyle...

...ben sormayayım ama...

...sen söyle.

Bunu bana nasıl yaptın?

Bunu kendine nasıl yaptın?

Şu gencecik ömründen daha değerli ne var şu hayatta?

(Aylin) Ah benim güzel kızım.

Çok utandım anne.

Çok utandım.

Hemen bitirmek istedim. Ölmek istedim.

Düşündükçe herkes öğrenecek, okulda rezil olacağım...

...siz kızacaksınız.

Yüzleşmek yerine bitsin istedim.

Bitirmek istedim.

Bana tek bir şey söyle.

Pişman mısın?

Kimsenin ne düşündüğü, ne söylediği önemli değil.

Önemli olan senin hayatın.

Can her şeyin üstünde.

Bunu sakın unutma.

(Aylin) Ben sana deli gibi kızsam da hep yanındayım.

Hep arkandayım.

Senin hep sağlıklı ve mutlu olmanı isterim.

Annenim ben senin.

Her türlü affederim.

Canım kızım.

(Kapı açıldı)

Kuzum!

Çok korkuttun beni.

Geçti gitti. Hepsi geçti gitti.

Turp gibiymiş, biliyor musun? Hiç ağraz kalmamış.

Doktor dedi ki...

...erkenden eve göndereceğim dedi.

Yani evimize gidiyoruz.

Hadi toparlanın bakayım. Evimize gidiyoruz, hadi. Hadi hadi.

Mantı açacağım ben kızıma.

Pastalar, börekler açacağım.

Kızım.

Özür dilerim.

Ben de sarılabilir miyim?

(Duygusal müzik)

Eren, ne zaman neye ihtiyacın olursa.

Sağ olasın kraliçe. Vallahi arayacaktım ben seni.

(Eren) Özlem şikâyetinden vazgeçmiş.

Yoksa diyecektim gel, şunların bir avukatlığını yap da...

...bir uzaklaştırma falan alalım en azından diye.

Tamam işte. Sen burada olduğumu bil.

Sağ ol benim güzel arkadaşım.

Bu arada mahsuru yoksa ben de bir şey sormak istiyorum.

Sor.

Bu Engin iti herkesi bir şeyle tehdit etti ya...

...seni neyle etti bu?

İnci'yi itibarsızlaştıran, kendisini aklayan bir mektup verdi.

Ben de onu okuyup duyuracakmışım.

-Hayvan herif! -Vay, vay, vay!

O zaman hiç kusura bakma, ben de onun...

...Fatiha'sını okumayı çok istiyorum ama...

(Telefon çalıyor) Pardon Ceylin.

-Pardon Ceylin. -Bak bak.

Var mı bir haber?

Sanırım. Konuşuyor şim... Sen neredeydin?

Hastane dosyasını Pars'a devretmek istediğimi söyledim başsavcıya.

Ayrılıyoruz yani. Çok teşekkür ederim bu arada.

Şu boşanma işi bitince karşılıklı geliriz ama değil mi?

Yoksa ben özlerim seninle didişmelerimizi.

(Ceylin) Sen ne yaptın dilekçeyi?

Bilmem.

Bulamıyorum.

Kaybettim galiba.

(Eren) Parmak izi eşleşmiş.

Kitapta da bir isme rastlanmış.

İkisi de aynı kişiye ait.

Seda Gökmen.

(Müzik)

(Laçin) Ne oldu?

Engin'den bir haber var mı?

Maalesef hayır.

Uyumaya çalış biraz daha. Ben sana haber veririm.

Tamam.

(Müzik)

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

İyi de bunlar birlikte iş birliği içinde değil miydi?

Niye zehirlesin?

Ters düşmüşlerdir belki.

Belki İzmir'den bilerek geldi.

Öyle demediniz mi pırtlak gibi çıktı diye?

Vallahi ben Ilgaz Savcı'ma katılıyorum.

Yani Seda iş birlikçisi.

(Pars) Kadın avukat canım. Aptal değil ki.

Kitap zehirliyor, adının kalem izi var.

Parmak izi var. Aptal değil sonuçta.

Evet, bu da mantıklı.

Bana da öyle geliyor.

Bunu aydınlatmanın tek bir yolu var.

Aynen savcım.

Al gel şu Seda'yı. Karar falan sorarsa da savcım çağırdı dersin.

Bir öğrenelim bakalım, açıklaması neymiş, ne diyecek?

Emir anlaşıldı savcım.

(Müzik)

Dede, bana çay yok mu?

(Merdan) Neden geldin oğlum?

Neden çiğniyorsun babanın sözünü?

Kızacak bak.

-Kızacak yaşı geçtik dede. -Olmaz.

Daha sabah sana ne dedim?

(Çınar) Tamam da...

...babam seni dinlemiyor ki ben niye babamı dinleyeyim?

Sen kendi babanı dinledin mi?

-Hayır. -(Çınar) Ee?

Çocuktuk, eyvallah, tamam.

Ama artık kendi bacağımdan asılacak yaşa geldim.

O yüzden sen bana söyle, ne yapabilirim?

Çayımızı içelim de bakarız.

(Merdan) Çek bakalım bir kart.

Koy araya.

(Müzik)

(Merdan) Bu mu?

(Ceylin) İfade birkaç saat sürer.

Ben bir hastaneye gideyim. Parla'nın çıkışına yetişirim belki.

Sonra gelirim zaten.

Yapabileceğim bir şey var mı senin için? Gelmemi ister misin?

Yok yok, sağ ol.

Zaten bir durum olursa ararım seni.

Telefonuna bak ama olur mu?

Hayır, bir gelişme olursa sen merak edersin...

...ben de haber vermek isterim.

Söz, ilk çalışında açacağım.

(Ceylin) İkiletmeyeceğim.

Ama ola ki açmazsam...

...açmıyorsam, bil ki başıma bir şey gelmiştir.

(Duygusal müzik)

Var mı bir gelişme? Uyandı mı Engin?

Evet, az önce kendine geldi.

Oh, Allah'ım çok şükür! İyi mi peki?

Çok bitkin tabii ama iyi.

(Doktor) Jandarma izin verirse görebilirsiniz.

Ben avukatıyım, sorun olmaz.

Tamam ama yine de fazla yormayın hastayı. En fazla beş dakika.

-Tamam. -Buyurun, burada hazırlanabilirsiniz.

Teşekkürler.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Engin.

Teyze.

İyi misin?

Nasılsın?

İyiyim.

Biraz başım ağrıyor.

Ben niye buradayım?

Biz ne yaptık Engin?

Ne yaptık biz?

Hiçbir şey hatırlamıyorum teyze.

Niye buradayım, söylesene.

-Biri seni öldürmeye çalıştı. -Nasıl ya?

-Zehirlendin. -Zehirlendim mi?

Kimmiş peki? Kim yaptı?

Bilmiyorum.

O kadar çok insanın canını yaktık ki...

...biri yapmış işte. Ne önemi var?

Bizden nefret ediyorlar.

Seni zehirlediler.

Beni tehdit ettiler.

Hepsi suratıma tükürmek ister gibi bakıyor.

Ölmen için dua ediyorlardı. Emin ol.

Biz nasıl bir şeye bulaştık?

Hani kimse zarar görmeyecekti?

Bizim yüzümüzden gencecik bir kız ölüyordu.

Ailesi perişan.

Bana yalan söyledin.

Sana güvendim. Ne dediysen yaptım.

-Nasıl yaparsın böyle bir şeyi? -Tamam teyze.

Ben canımdan oluyordum, farkında mısın?

Peki.

Sen iyileş...

...şimdi önemli olan bu.

Ama sonrasında...

...ben yokum.

Bitti.

Bana babamı yollar mısın?

Baban mı?

-Annen peki? -Babamı bul.

Ona izin vermeyebilirler. Ben avukatın olduğum...

Teyzeciğim...

...babamı gönderir misin? Onu görmeye ihtiyacım var. Lütfen.

(Gerilim müziği)

Laçin, hadi gel, bir iki lokma bir şey yiyelim.

Yok. Hiç içim almıyor, Yekta. Yiyemem.

Ama burada böyle olmaz.

Sen bekleme salonuna geç, ben doktorla bir konuşayım.

Bakalım bir haber var mı, kendine gelmiş mi? Hadi gel.

Hadi gel.

(Gerilim müziği)

Bunu oğluma kim yaptı, biliyor musun?

Bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey var, zerre üzülmedim.

Yapma.

Hiç mi için cız etmedi? Arkadaştınız siz ya!

-Yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmezdi. -Evet, arkadaştık. Geçmişte.

İnci yaşıyorken yani.

Ayrıca bir insan hata yapabilir. Benim de skor fena değildir yani.

-Bu olayda bir dahlin yok yani? -Olsaydı ne yapardın?

Eğer bu işte bir parmağın varsa, oğluma bir şey olursa...

...hesap sormaya ilk sizden başlayacağım, bunu aklına yaz.

Senden korkan senin gibi olsun be!

Ayrıca gerilme. Kötüye bir şey olmuyor. Maalesef uzun yaşıyorlar.

(Gerilim müziği)

Gözümüz aydın. Engin kendine geldi.

Durumu nasıl? Doktor bir şey dedi mi?

Tedaviye çok iyi yanıt veriyor, dedi. Hızla toparlanıyor.

Eh be oğlum, öldük öldük dirildik başında.

Seni görmek istiyor.

Konuşacak kadar iyi yani?

Tamam, ben hemen gidiyorum. Sen Laçin'e haber ver. Bekleme odasında.

Tamam.

(Eren) Seda Gökmen.

Buyurun?

Ben Cinayet Büro Amirliğinden Komiser Eren Duman.

Başsavcım sizi adliyeye kadar davet ediyor.

Neden? Müvekkilim Engin Tilmen'le mi ilgili?

Biz adliyeye geçelim, o size gerekli izahatı yapacaktır. Buyurun.

Sizi buraya kadar yormasaydı. Arasaydı gelirdim.

-Meraklandım şimdi. -Hanımefendi, biz adliyeye geçelim...

...o size gerekeni söyleyecektir. Buyurun.

Peki.

İyisin çok şükür.

Seni kurtaracağım dedin ya...

...bu, senin planının bir parçası mıydı?

Böyle saçma sapan adam mı kaçırılır oğlum?

Ya ölseydin?

Nasıl bir zihin bu?

Tehlikeli, oğlum.

-Ayrıca ben planı kurdum. İşliyordu. -Neydi ki plan?

Şu eski meseleyi kullanacaktım, hani senin klinikte yatma mevzunu.

Hatta gittim tatlı tatlı, Pars Savcı'ya raporu verdim çaktırmadan.

Yani senden kurtulmak istiyor gibi.

Sana deli gömleği giydirme heveslisi gibi.

Rapor çıkarttırıp, hastaneye kaldırıp, oradan da...

Aynen. Oradan da özgürlüğüne koşacaktın. Kusursuz işleyecekti ama...

...başımıza bu çıktı şimdi. Neyse, iyisin ya.

Aklımızı başımızdan aldın be! Annen perişan.

O zaman sen değilsen...

...biri beni öldürmeye çalıştı, baba.

-Canıma kastetti. -Maalesef öyle.

Ya... Ya yine denerse baba? Tamam, şimdi kurtuldum ama...

...eğer kafasına koyduysa tekrar deneyebilir.

O zaman ben ne yapacağım? Baba, ölmek istemiyorum.

Sakin ol oğlum.

Sakin ol. Sakin.

Nasıl sakin olayım? Adamlar beni öldürmeye çalıştı.

Dur, bir sakin ol. Bir nefes al. Düşünüyorum.

Bir hâl çaresini bulacağım.

Baba...

...ben hapishaneye bir daha geri dönemem. Ne olur bir şey yap.

Oğlum...

Tamam, akıl hastanesinde değilsin ama hastanedesin sonuçta, değil mi?

Kusursuz olmayabilir ama...

...buradan da bir kaçış planı yapabiliriz.

Evet, olabilir. Tehlikeli ama olabilir.

Seni kaçıracağım, kurtaracağım dedin. Bir şey yap.

Yapacağım, oğlum. Düşünüyorum.

Bu odadan o iş olmaz.

Sana yarın bir sürü test yapacaklar. Sabah doktor söyledi.

Ultrason. İdrar tahlili. Tomografi.

İdrar tahlili.

Tuvalete gitmen gerekecek. Orada yalnız kalacaksın.

Biz dünden beri buradayız yani.

Tuvalette kocaman bir pencere var.

Hastanenin boşluğuna bakıyor. Biz birinci kattayız.

-Aşağı atlayabilir misin? Sadece bir kat. -Atlarım.

Tamam. Sen tuvalete gitmeden ben aşağı ineceğim.

Seni oradan, zemin kattan içeri alacağım, tamam mı?

Otopark yakın bir yerde. Hemen oraya inersin.

Annen senin arabanla gelmiş. Eski arabanla.

Kendi arabasını bakıma bırakmış. Anahtarı alır onun içine bırakırım.

Benim arabada bir silah var, onu da torpido gözüne bırakırım.

Hatta 'jammer'ı da koyarım. Ne olur ne olmaz.

Hazırlıksızız. Tedbirli olmak lazım.

Peki, nereye gideceğim?

Bilmiyorum ama kimsenin seni bulamayacağı...

-Yurt dışına mı? -Evet ama yurt dışı öyle hemen olmaz.

(Gerilim müziği)

Gerçi bu kolay. Sen en iyisi... Tamam?

-Tamam. -Gördün mü?

Bak, tıkır tıkır çözdük işi.

Sağ ol baba.

(Gerilim müziği)

Başaracağız.

Yeter ki sakin olalım.

Hadi yorulma daha fazla.

(Gerilim müziği)

Parla.

(Sessizlik)

(Telefon çalıyor) Ceylin arıyor.

-Söyle kızım. -Anne, neredesiniz? Parla nerede?

Ah be kızım! Biz sana söylemeyi unuttuk tabii.

Ne oluyor? Neredesiniz diyorum.

Dur, sakin ol. Merak etme. Biz iyiyiz.

Doktor erken çıkarttı. Kızımızı aldık, evimize dönüyoruz. Merak etme yani.

Ben de Parla'yı görürüm diye gelmiştim.

Artık eve gelir görürsün.

Tamam, gelirim. Parla'yı yerime öp.

Öperim teyzesi, merak etme.

(Aylin ses) Anne, hâlâ hastanedeyse Parla'nın son bir raporu kalmıştı.

Çıktıysa onu alıp gelsin.

Bak ablan ne diyor, hastanedeyse...

Tamam, duydum anneciğim. Hadi görüşürüz.

Tamam kızım, görüşürüz.

(Ortam sesi)

(Kapı vuruldu) Gel.

(Eren) Sayın Savcı'm. Buyurun Avukat Hanım.

Buyurun Seda Hanım.

-Hayırdır savcım? -Maalesef pek hayır değil Seda Hanım.

Bir ifadenizi alacağız.

Neyle alakalı?

Başla.

Müvekkiliniz tutuklu Engin Tilmen bu kitabın aynısının...

...sayfalarına sürülmüş bir zehirle öldürülmeye çalışılmış.

Bu kitabın ilk sayfası koparılmıştı. Neyse ki yöntem basit.

Hemen arka sayfasından Şahver Hoca'nın kitabı kime imzaladığını tespit ettik.

Parmak izi eşleştirmesi de yapıldı.

Kimmiş?

Sizsiniz.

-Anlamadım? -Sizde bu kitaptan var mı Avukat Hanım?

-Bu savınız çok sa... -Sizde bu kitaptan var mı?

-Evet, var. -Nerede?

-Bilmiyorum. Kaybettim galiba. -Kaybettiniz galiba? Allah Allah!

Ne ilginç ya! Tesadüfün böylesi! Demek kaybettiniz, öyle mi?

Peki, ne ara kaybettiniz bu kitabı Avukat Hanım?

Şahver Hoca'yla dün buluştum. Kitabı bana dün verdi.

Nereye kayboldu peki bu güzelim kitap?

Restorandan çıktım.

Acelem vardı. Karşıdan karşıya geçmek için yola geldim. Kenara.

Sonra koluma bir şey çarptı. Önce ne olduğunu anlamadım.

Ay!

-Ay! İyi misiniz? -İyiyim. Sizin bir şeyiniz var mı?

Yok, ben iyiyim. Sağ olun.

(Seda dış ses) Baktım, bir motor kurye. Çantamdaki her şey yere saçıldı.

Bütün dosyalar, cüzdanım.

Sonra kurye...

...motordan inip yanıma geldi...

...özür diledi.

İstemedim ama yardım etti. Cüzdanı ve...

Zaten...

...hastanede de fark ettim.

Beklerken birkaç sayfa okuyayım dedim. Çantama baktım, kitap yok.

Otelde mi bıraktım...

...ya da başka bir yerde mi diye de düşündüm o an ama şimdi eminim.

Yani o kuryeyle çarpıştığımızda oldu. Belki kitap uzağa düştü.

Telaşla çantama koymadım. Yani öyle olduğunu düşünüyorum şu an.

Biri benim kitabımı almış.

Belki de o kurye bana kazayla çarpmadı.

Bırakın tahminciliği canım!

-Burada bir kumpas mı var? -Burada bir kumpas mı var...

...yoksa karşımızda bir yalancı mı var, bilmiyorum Seda Hanım.

Ama öğreneceğiz. Bulacağız.

Ben yapmadım.

Ben yapmadım.

Ben ne Engin'e ne de başka birine zarar veremem.

Ben kimsenin canına kastedemem.

(Islık çalıyor) (Gerilim müziği)

(Islık çalıyor) (Gerilim müziği devam ediyor)

(Islık çalıyor) (Gerilim müziği devam ediyor)

(Islık çalıyor) (Gerilim müziği devam ediyor)

(Islık çalıyor) (Gerilim müziği devam ediyor)

(Engin dış ses) Özgürlüğe kaçıyoruz.

Tamam. Teşekkür ederim.

Başardım!

Başardın! Başardın, inanamıyorum!

Oğlum, bu çok büyük bir olay. Hadi kutlayalım.

-Tamam. Git dersen giderim. -Gidelim. Cihangir'e?

Biraz daha büyük düşün.

-Etiler. -Çok büyük oldu, bravo! Daha büyük!

-Boğaz keser mi? Bebek? -Kesmez. Düşün. Kapat gözlerini.

Kumsal, deniz, güneş, kutlama. Bodrum'a gidiyoruz.

Kaçmak mı? Deli misin be! İş var. Beklesin abi.

Beklesin be! Beklesin! Bir daha mı geleceğiz dünyaya!

Hiç!

"Kamaşsa da"

"Seni görmez hiçbir şey sormazsan"

Özgürlüğe kaçıyoruz. (İçinden gülüyor)

"Bu bir"

"Uçurtmanın kaçışı belki de değil"

Kaçacak.

(Kapı vuruldu) Gel.

Ilgaz Savcı'm.

Seda geldi. İfadesini aldım. Ondan sonra da yolladım, gitti.

Ama ekipler takipte. Peşinde.

Yani bir plan, projesi varsa, dışarıda hata yapması daha kolay olur diye.

-Ne diyor? -Ben yapmadım diyor.

Gel.

Kahve getirmiştim. Burada olduğunuzu bilmiyordum, savcım.

Pars Savcı'ma ikram edelim onu. Ben sonra içerim.

(Pars) Olur vallahi, içerim. Ne de olsa zihin açar. Özel çekim mi?

-Değil, Pars. -Olsun.

Ee, Pars? Seda ne diyor?

Vallahi ben yapmadım diyor.

Dün kitabı Şahver Hoca'dan aldıktan sonra...

...kuryenin birisiyle çarpıştım, ondan sonra çantam düştü...

...içinde ne var ne yoksa dağıldı, kitap da o sırada kayboldu diyor.

Sence?

Doğru söylüyor gibi geldi. Kumpas olabilir.

Bunu yapmaya en yatkın kişi niye bana Yekta gibi geliyor acaba?

Vallahi yalnız değilsin Ilgaz Savcı'm. Ama dün öyle bir perişandı ki...

...sizden sonra adliyeye geldi.

Oğluma bunu yapanı bul diye yalvardı yakardı. Bir ayağıma kapanmadığı kaldı ya.

Evlat işte. Satsan satılmaz, atsan atılmaz.

Zor yani. Bir babanın... Ne bileyim.

Evladının canına kastetmesi zor.

Engin bunu kendine yapmış olabilir mi?

Yok artık! Deha neler! Ölmek istedi, beceremedi mi yani?

Cezaevinden çıkmayı başardı ama.

Ya bu bir kaçış planıysa?

(Gerilim müziği)

Rıdvan, harbi âlemsin ha! Geçeceksin karşısına...

...tatlı tatlı anlatacaksın ya.

Ben senin gölgende yaşadım diyeceksin, gölgende!

Dosyayı beynime çivilemesin sonra komiserim?

Lan bir şey yapmaz, Allah Allah! Sen de ha!

-Eren. -Savcım.

Hastaneye acil takviye ekip gönder. Engin kaçmayı planlıyor olabilir.

Jandarma, polis, tam iş birlik istiyorum. Hastane güvenliğini de uyarın.

Engin oradan kaçarsa hepinizi yakarım.

45-42!

(Gerilim müziği)

-Rıdvan. -Eren, hastanede görüşürüz.

Anlaşıldı savcım.

Pars Savcı'm, biz birlikte gidelim. Gel.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Özgürlüğe kaçıyoruz. (İçinden güldü)

(Gerilim müziği)

Çekmiyor.

Kahretsin!

Ilgaz, Engin kaçıyor, biri yardım ediyor.

Kızacaksın, biliyorum ama ben de onu takip edeceğim.

(Korna çaldı)

Ceylin'e ulaşılamıyor.

-Nerede? -Hastanede.

(Korna çaldı)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Tüm hastane çıkışları kapatılsın. Her yer aransın.

-Asker, durum bildir. -Tutukluyu kaybettik Sayın Savcı'm.

-Nasıl ya? Kuş uçmuş mu? -Ceylin hastanedeydi. Bulalım.

Gelen kolluk kuvvetlerine de bilgi geçin. Tüm sınır kapılarına...

...tüm havalimanları, küçük havalimanları dâhil isim bilgisi verilsin. Derhâl!

Nerede lan biricik oğlun?

-Anlamadım? -Engin nerede?

(Gerilim müziği)

(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.

Neredesin Ceylin?

(Köpek havlıyor)

(Baykuş ötüyor)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Köpek havlıyor)

(Gerilim müziği)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı ve Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan

İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Gürbüz

Editörler: Beliz Coşar - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.