All language subtitles for Yargi.S01E12 (12. Bolum)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish Download
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Müzik)

Bana çok kızgınsın, biliyorum. Haklısın da.

Seni ne kadar kırdığımı, incittiğimi gördüm.

Ama korktum.

Korkuyorum Ilgaz, sürekli başına bir iş açmaktan.

Sürekli benim yüzümden başına bir şey geliyor, baksana.

Engin'in seni tehdit etmesi için hiçbir sebep yokken...

...ben kendi ellerimle verdim resmen bunu.

Yine başına bir iş açtım.

Uçurumun başına gelince kimin kimi aşağı atacağı belli olmaz Ceylin.

Sebep olduğum şeyin beni nasıl kahrettiğini...

...içimi nasıl acıttığını tahmin edemezsin.

Sonra sana bakıyorum...

...seni getirdiğim hâle.

Usul usul sirayet eden karanlığıma...

...seni nasıl aşağı çektiğime.

Sonra diyorum ki kaç Ceylin!

Kaç, arkana bile bakmadan kaç.

Bırak, ne olacaksa olsun.

Git, yoksa üzeceksin.

Üzüleceksin.

Ben her gün suçluluk duymak istemiyorum Ilgaz ama...

...böyle de yaşayamıyorum.

(Duygusal müzik)

Hayatımda ilk kez kendime çok kızıyorum kaçtığım için.

Normalde hiç umursamam, gittiysem gitmişimdir ama...

...bu sefer başka.

Gitsem de yine aynı yere geliyorum.

Aklından ne geçiyorsa benim de geçmiyor mu sanıyorsun?

Kendimi tutmak için nasıl bir savaş verdiğime inanamazsın.

Ben varım Ilgaz.

Ben varım.

Varsan varım, korkmazsan korkmam.

Buradayım ve hiçbir yere gitmiyorum.

Çünkü hiçbir yere gidemiyorum.

(Gök gürlüyor)

(Duygusal müzik)

Neden kaçıyorsun?

Sakın bana yüzyıllık sen her şeyi yanlış anladın, geyiği yapma.

-Sakın! -Dur.

(Müzik)

Şu an seni öpmek için deliriyorum.

Sarılmak, birlikte uyumak için ölüyorum, biliyor musun?

Ama yapamam.

-Neva'yla mı barıştınız? -Tabii ki hayır.

Ne o zaman?

Neden? Zaten şu an niye bunu konuşuyoruz, ben anlamıyorum.

Sana söyleyeceğim şeyden sonra bana o kadar sinirleneceksin ki...

...değil beni öpmek, yüzüme bile bakmak istemeyeceksin.

Ne demek istiyorsun?

Babanın hüküm giymesine sebep olan...

...onun suçlanmasına göz yuman insanlardan...

...biri de babammış.

Anlamadım.

Amiri yüzünden, zorla.

(Duygusal müzik)

Babana suç atılırken...

...göz yummuş, gözlerini, kulaklarını kapatmak zorunda kalmış.

Ne denirse onu yapmış.

Ceylin.

(Duygusal müzik)

Neden?

Annem için. Çok hastaydı, kanser.

Amiri ona doktor bulup para yardımı yapmış.

Borçlu bırakıp kullanmış.

Cey...

(Gerilim müziği)

(Ilgaz) Ceylin.

(Defne) Ceylin abla.

Neden gelmiyorsun hiç?

Ceylin ablam geldi, baba.

Tamam kızım, sen halana in. Bizim konuşacaklarımız var.

(Defne) Tamam.

Yine gel ama, oyun oynayalım.

Aşağı in.

(Gerilim müziği)

Bu mu dürüstlüğün?

Bu mu insanlığın Metin Amir?

Sen bizi babasız bıraktın.

Beş koca yıl!

Ona en çok ihtiyaç duyduğum zamanda babam yanımda değildi!

Sadece benim de değil, hepimizin.

En çok da İnci'nin.

Sen babamızı çekip aldın elimizden.

Hiç düşündün mü? Babam evinde, işinde olsaydı...

...eksiksiz, tam olsaydık...

...yine çocuklarının yanında olsaydı...

...belki de İnci hiç ölmemiş olacaktı, hiç düşündün mü bunu?

(Duygusal müzik)

Belki de hiç kirletmezdi elini.

Babası mis gibi karşılayacaktı bütün ihtiyaçlarını...

...onun da gözü dışarıda, insanların giydiğinde...

...taktığında, yediğinde olmayacaktı.

Heves ettikleri uğruna uyuşturucu bile satmayacaktı belki.

Terk edilmiş küçük bir kız gibi hissedip...

...baba arar gibi hocasına sığınmayacaktı.

(Duygusal müzik)

Senin vicdanın nasıl el verdi masum babamı yakmaya?

Keşke...

Keşke söyleyecek sözüm olsa Ceylin.

Keşke ayaklarına kapansam, keşke özür dilesem, keşke...

Ama yaptıklarım affedilecek şeyler değil.

Ne desen haklısın.

Hiçbir şeyi durduramam, hiçbir şeyi değiştiremem.

Keşke zamanı geri çevirebilsem.

Yıllardır bu acıyla iki büklüm yaşayıp duruyorum...

Evet, yaşıyorsun!

Çocuklarının yanında, dürüst amir işinin başındasın.

Bana büyük büyük laflar ediyordun. Dürüstlük dersi veriyordun.

Beni aldın, sofrana oturttun ya!

Sofrana oturttun. Benim yüzüme baktın!

Sen bugün vicdanının acısıyla mı yardım ettin babamı aramaya?

(Müzik)

Ödeyeceksin. Bu bir suç ve sen...

...bunun bedelini ödeyeceksin Metin Amir!

Gidip itiraf edeceksin.

Şerefsizlik yaptım, yalancıyım diyeceksin!

Hapse gireceksin, yargılanacaksın!

Sen yapmazsan ben yapacağım.

Bunun peşini bırakmayacağım, asla vazgeçmeyeceğim bundan.

Cezanı çekeceksin.

Sen de çocuklarından ayrı kalacaksın.

Canın yanacak. Görüş yerinde sarılacaksın onlara.

Babam gibi yıllarını o cezaevine gömeceksin.

(Bağırdı)

(Duygusal müzik)

Engin'in seni tehdit ettiği bu muydu?

Ceylin abla.

Babam hapse mi girecek?

(Defne) Göremeyecek miyim onu?

Babam hapse gitmesin.

Beni bırakmasın.

(Geçiş sesi)

Baba! Baba, buradayım. Ben hep senin yanında olacağım, tamam mı?

Masum olduğunu ispatlayacağım. Vazgeçme sakın, ben de vazgeçmeyeceğim.

-Ablacığım, konuşmak yasak! -Ceylin.

Ceylin, kızım evdekiler sana emanet.

Annene, kardeşlerine sahip çık, tamam mı?

-Yasak abla! -Sarılabilir miyim?

-Görüş günü artık. -Sizin babanız yok mu?

Ceylin, kızım eğme başını. Senin baban suçsuz!

Baba.

(Hüzünlü müzik)

Ceylin abla, ne olur.

Çınar abimi kurtardığın gibi onu da kurtar.

(Hüzünlü müzik)

(Defne ağlıyor)

Baba, gitme ne olur.

Bizi bırakıp gitme.

Çınar abim gibi gitme, ne olur.

Tamam kızım, tamam, buradayım.

Söz ver!

Seni bırakmayacağım de, söz ver.

Söz. Söz, buradayım. Ağlama. Tamam, tamam.

(Hüzünlü müzik)

Ne zamandan beri biliyorsun?

Başından beri mi, hep mi?

Yeni sayılır.

Yeni ne? Ne yeni?

Evinde kaldığımda?

Nikâh kıyıldığında?

Nesi yeni o zaman Ilgaz?

Bunun nesi yeni o zaman? Söylesene, nesi yeni bunun?

Bana ilk sarıldığında?

Hani bizim evin oraya gelmiştin, ben çok kötüydüm.

İşte o zaman yeni öğrenmiştim.

O zaman neden izin verdin sana inanmama?

Neden izin verdin, güvenmeme neden izin verdin?

Sana âşık olmama neden izin verdin?

Benim için durum farklı mı?

Senin için deli olmuyor muyum zannediyorsun?

Ben kendimi tutamadım ki seni tutayım.

Sustum, evet, söyleyemedim.

Yeterince derdin, acın vardı çünkü.

Katili bulunca ben yollarımız ayrılacak sandım.

Sonra gün geçtikçe içime işledin.

Aklıma, kalbime sindin.

Göze alamadım. Seni kaybetmeyi göze alamadım.

Şimdi de istemiyorum, seni kaybetmek istemiyorum Ceylin.

Sana sarılmak ve bırakmak istemiyorum.

(Duygusal müzik)

Gitme Ceylin.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Ahh!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

Dua edelim Seda kabul etmiş olsun da bitsin bu işkence.

Söyle Laçin, dinliyorum.

(Laçin ses) Kabul etmedi tabii ki. Boşu boşuna beni de muhatap ettin.

-(Laçin ses) Bak, ben... -Tamam Laçin, tamam.

Allah kahretsin!

Şimdi ne yapacağız savcım?

Tilmen'i baldızına teklif edecek kadar seni köşeye sıkıştıran şey neyse...

...bir çözüm de bulduracağını düşünüyorum.

Seni de bana getirten her neyse...

...umarım sana da buldurtur, değil mi savcım?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bak evlat, senin derdin ne?

Ayağı yanmış it gibi dolanıp duruyorsun.

Benim ne derdim olacak? Yok öyle bir şey.

Evlat, torunum...

Ya ne torunum ya? Allah Allah!

Bir de hesap mı soracaksın bana? Hangi sıfatla?

Geldin geleli iki gün oldu, dede kesildin başıma. Hayırdır?

Allah Allah!

Al şu parayı. Söyle adamlarına, getirsinler pasaportumu. Vaktim yok.

Lan!

Senin karşında Merdan Kaya var.

Ben senin babana da abine de benzemem.

Mahvederim ulan seni, mahvederim!

Pasaport falan yok sana.

Torun falan dinlemem, o incecik boynunu tak diye kırarım.

Kemiğini bulamazlar ulan, kemiğini!

(Merdan) Çık buradan, çık!

(Gerilim müziği)

Sen kimin parasını kimden alıyorsun lan?

Anlamadım mı senin çaldığını?

Salak!

Sana son kez söylüyorum, yıkıl karşımdan hadi. Yıkıl!

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı)

-Hamza. -Buyur abi.

Bu iki işe yaramazın üstünden gözünü eksik etme, tamam mı?

Bizim oğlanın derdi neymiş iyice öğren.

Neden yurt dışına çıkmak istiyormuş anlayalım, tamam mı?

Emredersin abi.

(Gerilim müziği)

Oğlum, sen ne biçim bir insansın lan!

-Sen ne biçim bir insansın! -Ne oluyor lan?

Sen Merdan'ın deden olduğunu bana niye söylemiyorsun?

Beni öldürtmeye mi çalışıyorsun sen? Bu mu senin niyetin?

Bir dur oğlum, Allah Allah.

Ne öldürmesi? Bir (***) yapamaz, kaç yaşında adam!

Boş rüzgâr yapıyor.

Oğlum sen var ya, gerçekten zekâsızın önde gidenisin.

Oğlum bak, sana söylüyorum, bundan sonra...

...senin hiçbir işinde yokum, anladın mı beni?

Ben yokum bundan sonra, yokum.

Lan bir dur! Oğlum, ne oluyor ya?

Sen niye korktun? Niye altına (***) şimdi bu kadar?

Hişt, sen ne saklıyorsun lan?

(***) oğlum?

(Gerilim müziği)

-Lan dön yürü. -Sakin.

-Tamam, tamam. -Sakinmiş, yürü.

(Gerilim müziği)

Ben bir şey yapmadım, bırak peşimi!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Engin ses) Serdar, mesaj at dedim ya sana abi.

Sence evde mi oturuyorum şu an?

Tamam ya, tuhaf bir durum var, o yüzden aradım.

-Ne oldu? -(Serdar ses) Bu Zafer...

...Çınar'ı aldı götürüyor.

Hatta otobüse bindiler, ne yapayım? Takip edeyim mi?

Et. Otobüsün plakasını da al.

Hat numarasını da öğren, bana mesaj at.

(Engin ses) Sonra adım adım takip et.

Her şeyden haberim olsun.

Tamam, adisyona yazılır bak.

(Engin ses) Yaz, ne yazıyorsan yaz.

Gözünden kaçırma yeter.

Tamam, hadi.

(Gerilim müziği)

Hadi abi, tamam, bitti, hadi gidelim yeter.

At biraz daha, sonra yağmur çamur bilmem ne diye ortaya çıkarsa...

...toprağın da altına başka şeyin de altına biz gireriz. Hadi.

(Telefon çalıyor)

-Engin. -(Engin ses) Ne yaptın?

İyi Engin, mevzu tamam.

-Gömdük amcayı. -(Engin ses) Silah?

Silah bende.

-(Engin ses) Görmedi değil mi kimse? -Yok, yok.

-Köpek sesi bile yok burada. -(Engin ses) İyi, tamam.

Şey diyeceğim...

...bizim hesap vardı, onu ne yapacağız?

(Engin ses) Konuşacağız onu, kapatıyorum.

Sen o hesabı görme de ben seni ne yapıyorum.

At abi, at, hadi.

Telefon işini halledince numarayı sallarsın bana.

Kankam, biz o işi halledeli çok oldu.

Dün halamı güzelinden zarfladım.

Dedim bak ikinci elciler şöyle, yok fiyatlar böyle...

...şu telefon da çok güzel falan.

Yarın da emekli maaşını alıyor...

...yok mu şöyle yeğenine güzelinden bir sürpriz?

Vay, çakallık bizde bitmez diyorsun.

Zaten.

(Gerilim müziği)

-İyi günler. -Hoş geldiniz.

-Hoş buldum. -(Erkek) Merhaba, hoş geldiniz.

Ben bir telefon bakıyordum, ikinci el ama.

(Gerilim müziği)

Ne saklayacağım lan?

Başını her türlü belaya sokan sensin.

Belanın başı da deden çıktı zaten, bunu benden saklayan da sensin.

Ben bu hikâyede sütten çıkma ak kaşığım oğlum.

Hem sizin aile ne ayak ya? Ben onu anlayamadım.

-Her şey var mübarek, aşure gibi. -Hişt, tamam Serdar, doğru konuş.

Beni bırak kardeşim, tamam mı? Bundan sonra beni arama.

Yokum lan bundan sonra, arama. Bir süre araşmayalım, tamam mı?

(Gerilim müziği)

(Kapı kapandı)

Sana inandım lan!

İnandım sana, arkadaş sandım, içimi açtım!

Şu dünyada güvenebileceğim biri var dedim...

...ama sen beni kandırdın!

Ceylin, kurban olayım bir sakin ol.

Allah beni kahretsin her ne yaptıysam ya.

Yalan söyledin lan! Yalan söyledin, sattın beni!

Ya yemin ederim ben kimseyi satmadım.

Sana yamuk yapar mıyım Ceylin, kurban olayım etme ya.

Doğruyu söyle.

Metin Amir'in babamın üstüne suç attığını bilmiyor muydun?

Yapma Ceylin.

Amirim iki cihan bir araya gelse böyle bir şey yapar mı?

Yapmış!

Yapmış işte!

Ilgaz da gözümün içine baka baka saklamış bunu benden!

(Duygusal müzik)

Ondan istemedi senin avukatlığını.

Kira yardımları, İnci'ye burs olayları.

Ne kira yardımı, ne diyorsun?

Gel bacım, sen benimle bir dışarı gel, bir hava alalım.

-Dokunma bana. -Tamam, asabi kraliçe, tamam.

(Müzik)

(Sessizlik)

Abi?

Ne bu hâl? Ne oldu? Kim yaptı abi bunu?

Ben.

(Duygusal müzik)

Abim, iyi misin sen?

Bu senin gözbebeğindi.

Emeğindi.

Hani bitirecektin, çıkıp kafa dinleyecektin?

Ne oldu da parça pinçik ettin bunu?

Öyle bir hayalim yok artık.

Vazgeçtim.

Öyle bir şey kaybettim ki.

Neyi abi?

Abi, neyi kaybettin? Adamakıllı söylesene.

Babana sor.

(Sessizlik)

(Çınar) Baba.

Baba, ne oluyor? Abim aşağıda, sen burada.

Karavanı da parçalamış, ne oluyoruz yine?

Oğlum, bugün abinin bir hayat kurma ihtimalini elinden çaldık.

Zafer'le olan bir sır ortaya çıktı.

Nasıl? Biliyor mu? Abim öğrendi mi?

O değil, daha öncesi.

Nasıl daha öncesi var baba?

Zafer haksız yere cezaevine girdi.

Buna sebep olanlardan biri de...

...benim.

Nasıl ya?

Altı yıl önce bir gaflete düştüm oğlum.

Neden baba, neden?

Annen için.

Neden dürüst olun, doğruluktan ayrılmayın diye delirdiğimi anladın mı şimdi?

Sırf benim gibi vicdan azabından kavrulmayın diye.

Ben ettim siz etmeyin diye.

Benim gibi yaşarken ölmeyin diye.

Şimdi çok dikkatli olmamız lazım Çınar.

Zafer'in kaybolduğu anlaşıldı.

Arıyorlar.

Eğer öldüğü anlaşılırsa...

...ve buna bizim sebep olduğumuz öğrenilirse...

...ben bu utançla yaşayamam.

Ne abinin ne başkasının yüzüne bakabilirim.

(Müzik)

Baba.

Efendim?

İyi geceler. Seni seviyorum.

İyi geceler kızım, ben de seni seviyorum.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Derin nefes alıp veriyor)

(Sessizlik)

Bulmuşsun dosyayı.

Ben bıraktım zaten kolaya, bul diye.

Feride Hanım'ı tanıdım.

Sonra emin olmak için Rıdvan'a sordum.

O yüzden girdim odana yedek anahtarla.

Haberim var.

Niye yaptın bunu Neva?

Değer miydi bir aşk uğruna?

Ilgaz beni terk edince panikledim.

Çok canım yandı.

İstanbul'a gelirsem...

...yanına gelirsem, onunla olursam düzeliriz sandım.

Tam o an buldular beni.

Ne istersen dediler abi.

Değer miydi bir Ilgaz için mesleğini yakmaya?

Hadi Ilgaz'ı geçtim, herhangi birisi için yakmaya?

Aşk dediğin nedir ki?

Ne kadar sürer? Kaç gün, kaç mevsim?

Ama bu utanç, bu leke...

Hayatını yıkıp geçmeye değer miydi?

Sen bana küfreder gibi bir Ilgaz için diyorsun ya abi...

...o Ilgaz bana baktığında ben kendimi...

...dünyanın en güzel kadını gibi hissediyordum!

Güvende, değerli!

Başarıda, meslekte, kariyerde bulamadığım bir şeyi...

...birinin gözlerinde, ellerinde bulmak ne demek sen biliyor musun abi?

Ben yalnızca Ilgaz varken kendimi değerli hissettim abi.

Bunu kaybetmek istemedim!

Ondan ayrılma düşüncesi öldürdü beni!

Çaresizdim abi!

Bırak, ne çaresizliği?

Koskoca ağır ceza mahkeme reisisin! Bu ne acizlik!

Çaresizdim deyip yırtabileceğini mi sanıyorsun?

Yaptığının suç olduğunu bilmiyorsun sanki.

Hayır, işe yarasa, Ilgaz'ın kollarında olsan...

Bu öğrenilirse mesleğini kaybedeceksin.

Sen söylemezsen öğrenilmez. Abi, sen söylemezsen öğrenilmez!

Yollarsın kadını, kapatırsın dosyayı, unutulur!

Kapatırsın dosyayı demekle kapanmıyor.

Bu doysa, o kadın, havadan gelmedi bana, gönderdiler!

Kardeşini ele vereceksin, yaptıklarını anlatacaksın...

...hakkında suç duyurusunda bulunacaksın, dediler!

-Tehdit ettiler Neva, tehdit! -Hayır.

O Engin var ya, Ceylin'in kardeşini öldüren.

O biliyor.

Ben açıklamazsam o açıklayacak.

Hayır, hayır, hayır.

Hayır, olmaz.

Olmaz abi, olmaz ya, olmaz!

Ben zaten Ilgaz'ı kaybettim!

Ben Ilgaz'ı kaybettim, ben mesleğimi kaybetmem!

Yapmasaydın o zaman, yapabileceğim bir şey yok.

Abi, ne olursun. Yaşayamam ben, ölürüm.

Ben ölürüm, öldürürüm kendimi!

-Neva, saçmalama. -Yaşayamam abi, ölürüm.

-Neva, sakin ol. Tamam. -Abi, yaşayamam.

Yaşamam, ölürüm abi! Abi, ölürüm.

Neva, tamam bak, güzelim, ikimiz de sakinleşelim, tamam mı?

Neva, ne olur o elindekini bırak.

-Tamam, abin için bırak o elindekini. -Yaşayamam.

Abine güven sen, tamam, sakin ol.

-Ölürüm abi. -Sakin ol.

Tamam, bırak şimdi, bırak.

Geçti, geçti, geçti.

Tamam, sen abine güven, söz veriyorum, halledeceğim.

Halledeceğim.

Söz veriyorum, ben halledeceğim.

Söz veriyorum, halledeceğim.

Halledeceğim.

(Ceylin) Bırak Eren, Allah aşkına ya.

Yok Yavuz Amir kötü biriydi, yok amirimin karısı ölüm döşeğindeydi.

Ama bir düşünsene Ceylin.

Biri çıkıp kardeşini kurtarmanın bir yolu olduğunu söylese, sen ne yapardın?

Düşünmek falan istemiyorum.

Anlamak da istemiyorum ayrıca. Benim babam haksızlığa uğradı mı? Evet.

Ilgaz da sakladı. Bitti.

O yüzden savunma bana savcı kardeşini.

Tamam. Diyelim ki söylediğin her şeyde sonuna kadar haklısın.

Ama bana şunu söyle, gideceğim. Bak, zaten nöbetçiyim de.

Bu hikâyede Ilgaz'ın günahı ne, Allah aşkına?

Hem senin kardeşin ölmüştü.

Aranızda çiçekler açacağını nereden bilsin de söylesin?

Kolay mı söylemek? Bir düşünsene.

Benim günahım ne?

Paramparça oldu içim resmen. Dağıldım ya.

Şu hayatta bir beyaz var diyordum, o da yokmuş Erenciğim.

Bu hayatta beyaz yokmuş.

Ben ona kıyamazken o bana çoktan kıymış.

Sığınacak, güvenecek kimsem kalmadı artık.

(Duygusal müzik)

-Umut, Eren nerede? -Çıkmış Sayın Savcı'm.

Ben de görmedim. Arayayım mı?

Yok. Sağ ol. Gerekirse ben ararım.

(Müzik)

-İyi nöbetler. -Sayın Savcı'm. Sağ olun.

Zafer Erguvan dosyasıyla kim ilgileniyor?

Fikri Amir'im. Yalnız burada değil.

Söyleyin Fikri Amir'e...

...çalışmaları hızlandırsın, bütün imkânlar seferber edilsin.

Bir an evvel Zafer Erguvan'ın bulunmasını sağlayalım.

Büroda kim var kim yok, herkes bu dosyayla da ilgilenecek.

Emir anlaşıldı Sayın Savcı'm.

Bulduğunuz her yeni bilgi, ipucu, her ne bulursanız anında direkt bana bildirin.

Gece gündüz fark etmez.

Emriniz anlaşıldı Sayın Savcı'm.

-İyi nöbetler, kolay gelsin. -Sağ olun Sayın Savcı'm.

-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.

Ne yaptın?

Ceylin'leydim.

Nasıl?

Yıkık tabii biraz.

Anlattı mı?

Maalesef.

Kızdın mı bana?

Yok abi, niye kızayım sana?

Başkasının suçundan utanmak, saklamak, söylememek ne demek bilirim ben.

Metin Amir'ime de hak vermesem de anlıyorum işte.

Ama kabak senin başına patladı, ona yanıyor ciğerim.

Ne diyeyim, kader bu Eren.

Vallahi ben anlatmaya çalıştım.

Konuştum biraz ama faydası oldu diyemem de denedim yani işte.

-Kız sonuna kadar haklı. -Haklı da abi, ya siz?

Size haksızlık olmuyor mu?

-Sen ne yaptın? -Ben?

Abi, ben, bir yanım bir garip heyecanda...

...bir yanım dipsiz bir kuyuda.

Havada yürüyorum, öyle leylayım yani.

Bir günde 15 yıllık baba oldum ya ben.

-Yapabileceğim bir şey var mı? -Keşke.

Keşke olsa da söylesem.

Sağ olasın.

Umut.

Bu Fatih Karaca.

Şunu bir kurcala abiciğim, tamam mı? Kimdir, ne yer, ne iş yapar, (***).

-Bütün şeceresini dök ortaya, anladın mı? -Hemen bakıyorum.

Ben gidip bir tost yiyeceğim, midem kazındı benim.

-Yaptırayım mı sana da? -Vallahi zahmet olmazsa abi.

Yani kalkamadım, çakıldım kaldım masaya.

Tamam, bende.

(Müzik)

Günaydın Avukat Bey.

Kitap talebim vardı. İstek formunu da doldurdum ama bir haber yok hâlâ.

Sabah dağıtımı daha başlamadı.

(Müzik)

(Telefon alarmı çalıyor)

(Müzik)

(Telefon alarmı çalıyor)

(Müzik)

(Sessizlik)

Defne! Kahvaltı.

Ben yedirdim.

Makbule'nin yanına yolladım.

Sebep?

Seninle konuşacaklarımız var.

Otur.

Senin küçük oğlan...

...yurt dışına kaçıyormuş.

Nereden çıktı şimdi bu?

Ben de sana bunu soruyorum işte.

Benim böyle bir şeyden haberim yok.

İyi ki benim haberim olmuş.

Sen nereden öğrendin?

Asıl soru, sen neden ayakta uyuyorsun?

(Gerilim müziği)

Çınar.

-Çınar. -Ne?

Oğlum.

Nedir bu yurt dışı meselesi?

Nereye gidiyorsun oğlum sen?

Nereye olursa baba.

Allah'ım sen bana sabır ver. Oğlum, delirdin mi sen?

Bıktım baba.

Yoruldum artık, yaşayamıyorum.

Her gün abimi görüp, Ceylin'i görüp yaşayamıyorum.

Bakamıyorum yüzlerine, kimsenin yüzüne bakamıyorum.

Oğlum, bak bunlar akşamdan sabaha karar verilecek şeyler değil.

Enine boyuna düşünmek lazım.

Ayrıca sen yurt dışına falan çıkamazsın.

Yasağın var. Çünkü davan hâlâ devam ediyor.

Bir şekilde halledeceğim baba.

Bir daha suç işleyeceksin, kaçacaksın yani, öyle mi?

Ne yapayım baba? Daha iyi bir fikrin var mı? Yaşayamıyorum diyorum sana.

Yaşayacaksın!

Yediğin (***) ancak böyle ödeyeceksin.

Başımızı öne eğecek hatalar yapmıyoruz, anladın mı?

Yasaksa yasak. Yok, bitti. Otur oturduğun yerde.

(Müzik)

Sağ ol ya.

Vallahi kral hareketti.

Şu yaşına başına da ispikçilik çok yakıştı.

Derdini anlatmayan derman bulamaz delikanlı.

Ama öğreneceksin.

Seninle yürüyecek daha çok yolumuz var.

Sen niye laftan anlamıyorsun?

Benim akşam 18.00 olmadan gitmiş olmam lazım.

Anladık!

Anladık.

Ama neden ateşe düşmüş gibi debelenip duruyorsun?

Onu anlayamadık. Ne var 18.00'de?

Akşam 18.00'de ne olacak?

Dede, bırak Allah aşkına.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Bütün gece vicdanımı susturmaya çalıştım.

Burnumun dikine gitmek için kararlı olmaya.

İçimdeki yapma diyen sesi susturmaya çalıştım.

Gördüğünüz gibi başaramadım.

Buradayım.

Defne'yi babasız bırakamam.

Ona kıyamıyorum.

Yaşadıklarımın aynısını ona yaşatamam.

İhbarda bulunmayacağım.

Ama babam geldiğinde söyleyeceğim tabii ki.

Artık kendisi ne düşünür, ne yapmak ister bilmiyorum.

Ama ben yapmayacağım.

Boşanmak için dava dilekçesi bu da.

Kâğıt üstünde de olsa soyadınızı taşımak istemiyorum.

Davayı açtıktan sonra buna uygun cevabını yazarsın.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Gerilim müziği)

Çakala bak, çakala.

(Kapı vuruluyor)

Gel.

Ne bu?

Tutuklunun ranzasında bulduk Sayın Savcı'm.

Şu işe bak, telefonu varmış beyefendinin.

Dışarıyla nasıl irtibat kurduğu anlaşıldı.

Maalesef.

Engel de olamıyoruz. Bir şekilde sokuyorlar içeri.

Arama da yapılıyor sıkı sıkı ama.

Evet savcım.

Sen çıkabilirsin.

Savcım, diyorum ki şu Engin'i hücreye mi aldırsak?

Görüş yasağı da getirsek. Aklı biraz başına gelir.

Hücreye aldık zaten.

Ne ara? Neden, ne yaptı ki?

Ilgaz Savcı dün aldırdı, rica etti.

Maşallah Ilgaz Savcı'ma, ateş gibi, aksiyona geçmiş hemen.

Ama bunu kim soktu içeri?

Bihaberiz.

Çalışanları da tutukluları da bir bir sorgularız hemen.

Şimdi şöyle yapalım savcım. Bu Engin'le görüşe kim gelmiş...

...ne kadar durmuş, saat kaçta...

...kaç dakika kalmış, her şeyin listesini ben bir öğreneyim.

Ondan sonra da hepsinin ifadesini alalım.

Tabii, çıkarırız hemen.

Parla, kuşum, dedem geldi de lütfen.

Keşke. Ama gelmedi teyzoş daha.

-Bir haber, bir telefon falan da mı yok? -Yok.

(Ceylin ses) Tamam, umudumuzu yitirmek yok.

Bir akşam bakacaksınız ki çıkıp gelmiş.

Öyle kapıda, "Ben geldim, niye karşılamıyorsunuz beni? diyecek.

Elinde balık poşeti, küçücük çantası, öyle gelecek işte.

Sen de beni arayıp dedem geldi diyeceksin.

Ben de koşarak gelip babama sarılacağım, bir daha da hiç bırakmayacağım.

İnşallah teyzoşum.

Kuzum, sen niye aradın? İyisin, değil mi?

Benim bugün yarışım var da geleceksin sen de değil mi?

Fazla sürmez zaten, sadece bayrak yarışına katılacağım ben.

Yok, gelemem maalesef. Bugün adliyede çok işim var ama sen yaparsın.

Aslansın, sen alırsın o madalyayı.

Tamam o zaman, ararım ben seni bitince.

Tamam kuzum. Hadi bol şans. Çok öpüyorum.

Ben de seni.

Anne!

Anne, çıktım ben.

(Aylin) Tamam.

Osman.

Parla çıktı şimdi yarışa, ben de çıkıyorum.

Geç kalma sen de tamam mı?

(Osman ses) Şimdi kızacak beni görünce, senin de tadın kaçacak.

-Ben gelmeyeyim hiç Aylin. -Olmaz, geleceksin.

Hem bir kızar iki kızar, sonra affeder.

Böyle zamanlarda yanında olmayacaksın, ne zaman olacaksın?

Hadi çıkıyorum ben. Bak orada ol yarış başlamadan!

(Osman ses) Tamam.

(Kadın) Aracınız hemen geliyor Seda Hanım.

Tamam.

Oo, kapılarda mı karşılanıyoruz ya?

Günaydın. Daha erken gelirsin diye düşünmüştüm.

Hatta dün gece bekliyordum, şaşırttın beni.

Ya sen kimsin de...

...koskoca Tilmen Hukuk'u reddediyorsun? Böyle bir havalarda falan.

Akıllı geçiniyorsun ama nohut kadar beyin yokmuş Seda ya.

Ne işim olur senin Tilmen'inle Yekta?

(Seda) Aa! Anlamıyorsun galiba. Yakında Tilmen diye bir şey kalmayacak.

Onu kuran, bu hâle getiren adamın yalancı, sahtekâr olduğu ortaya çıkacak.

O havalı büronun maksimum bir hafta ömrü kaldı.

-Olmayacak böyle bir şey. -Bekle ve gör.

Bütün avukatların, yanında çalışanlar bir bir seni terk edecek.

Müvekkillerin, o havalı şirketler, koca koca firmalar, oyuncular, ünlüler...

...kimse kalmayacak Tilmen'de.

Hatta yargılanacaksın.

Belki de hapse bile düşersin, sahtekârlıktan, dolandırıcılıktan.

Yolun sonu görüldü, ipin hazır.

Ya sen çekeceksin ya biz. Az kaldı.

-Bana bak, canımı sıkma, çok fena olur. -Çok korktum.

(Polis) Seda Gökmen.

Buyurun, benim. Sorun nedir?

Bir adliyeye gelirseniz, Savcı Pars Seçkin ifadenizi alacak.

Buyurun, gidelim.

(Gerilim müziği)

-(Ceylin) İyi günler savcım. -(Melih) Ceylin Hanım.

-Dikkat edin, gözüm üzerinizde. -Anlamadım savcım?

Pars'ın, Yekta'nın işlerini yaptığına dair iddianız asılsız çıktı.

İftira kapsamına almadığıma duacı olabilirsiniz.

O kadar emin konuştunuz ki ben de Pars Savcı hakkında şüphe ettim...

...sorguladım.

Ki son derece sevdiğim, saygı duyduğum bir insan Pars.

Hiç yakışık almadı.

Ben sadece kardeşimin cinayetini aydınlatmak için yaptım.

Ayrıca evet, nerede şüpheli bir durum görsem biri bin yaparım...

...ortalığı dağıtırım.

Yani sevgili savcınıza özel bir durum değildi bu.

Ucunu bucağını tam araştırmadan bir daha lütfen karşıma çıkmayın.

Peki Sayın Savcı'm.

Belli ki siz sonuçtan bayağı tatminsiniz.

Ben de öğrenebilir miyim sakıncası yoksa?

Dediğiniz gibi o gece hastanedelermiş, Pars Savcı ve Yekta Bey.

Ama Yekta Bey için değil, Pars için.

Anlamadım.

Pars hastaymış, sara hastası.

Pars'ın, Yekta Bey'in işleri için...

...yok etmeye çalıştığını iddia ettiğiniz şey...

...Pars Savcı'ya ait bir rapormuş.

İyi günler.

(Duygusal müzik)

(Telsiz sesleri)

(Nefes verdi)

-(Özlem) Tuğçe, bıraktın mı kızım Can'ı? -(Tuğçe) Bıraktım!

Yeter ya, zehir mi içeceğiz, çay mı? Şeker de yok masada.

Daha kaç yaşında, okula gitmek istemiyor.

Yaşın kaç senin, yallah dedim, soktum sınıfa.

İyi yapmışsın. Geç bir tabak alsana kendine.

(Telefon çalıyor)

Şu telefona da baksana.

Emine. Emine kim ya?

Müşteri ya, randevu istiyordur. Ben sonra bakarım, bırak.

Uf!

Tuğçe, ananın yanında işe başlıyorsun. Hayırlı olsun.

Ne?

Ne saçmalıyorsun baba, ben ne anlarım cilt bakımından, kaş bıyık almaktan?

O sana çok zaten. Sen ancak çay kahve dağıtırsın.

Ne alaka baba, çaycılık mı yapacağım ben?

Yaparsın. İn biraz sırtımızdan da eve faydan olsun.

Hem ananın gözü önünde olursun hem de zibidilik yapmazsın.

Ben bir şekilde ödüyorum faturalarımı.

(Fatih) O senin ödediğin şekilde polisler kapımızdan ayrılmıyor ama.

Çalışacaksın.

Çalışmam diyen oldu mu? Tamam, çalışırım ama başka iş bulalım.

Ben dayanamam, öldürürüm o kadınları, boğarım baba.

(Telefon çalıyor)

-(Tuğçe) Tamam, çalışırım diyorum... -(Fatih) Tuğçe!

(Tuğçe) Tamam, çalışayım ama orada çalışmam baba, çalışmam diyorum sana.

(Fatih) Tuğçe, eve ekmek getireceksin!

-Ne var ne, ne arıyorsun? -Konuşmamız gerek, acil.

Konuşacak bir şeyim yok benim, arama beni bir daha.

Konuşmamız gerek Özlem, acil diyorum!

-İşim gücüm var benim, gelemem. -İyi, ne güzel, benim yok.

Ben geleyim, orada konuşalım o zaman.

-(Fatih) Mecbur çalışacaksın. -(Tuğçe) Ne demek mecbur çalışacaksın?

Tamam. Tamam, nerede? Kaçta?

Saat 11.00’de Kitap Kafe'de.

Bak ekeyim falan deme, yemin ediyorum kalkar kendim gelirim...

...herkesin ortasında da anlatırım derdimi, herkes duyar, tamam mı?

(Hareketli müzik)

Bir şey soracağım.

Bana ne zaman söyleyecektin Pars'ın hasta olduğunu?

Ne kadar seviyorsunuz savcım gerçekleri saklamayı.

Eniştemin ihaneti, babanın sırrı. Bu da üç etti.

-Kim bilir... -(Ilgaz) Özür dilerim.

Özür dilerim.

-Tamam. -Müsaadenizle.

(Duygusal müzik)

Şu verdiğim, Meltem Hanım'ın imzalamadım deyip de...

...imzaladığı hastane görüntülerine baktınız mı savcım?

-Hani gerçekliğini sorguladığınız. -Baktım.

Kadın gerçekten imzalamış. Yalan ifade verdi yani.

Çok tuhaf değil mi ya?

Hayır yani, kadın niye böyle bir... Hımm, tabii, para tırtıklamak için yaptı.

Büyük olasılıkla. Ama çocuk gerçekten hasta.

Baksana şu adli tıptan gelen rapora.

Bir konu komşuya, akrabalarına sorun, bilgilerine başvurun dedim.

-Bir şey çıkmış mı peki? -(Ilgaz) Var gibi.

Meltem Hanım'ın eski eşi, yeni eşiyle birlikte üst katta oturuyormuş.

Kolluk kuvvetleri gidip bir iki soru sorunca...

...karşılarında polis olduğunu bile umursamadan kavga etmişler.

Neden?

Kadın, Meltem Hanım'ın iyi bir anne olmadığını iddia etmiş.

Çocuğun hastalığını kullandığını, hatta alt kata o yüzden taşındığını söylemiş.

Adam da kızmış.

Eski eşi de olsa çocuğunun annesiyle ilgili öyle konuşmasını istememiş.

Yani var bir şeyler. (Telefon çalıyor)

Pardon.

Bir dakika.

Savcım, koşun, ben de tam size geliyordum. Hâkime hanım, Neva Hanım...

...duruşma sırasında fenalaşıp bayılmış.

-Nerede, nasıl olmuş? -Odasına götürmüşler.

Neva! Ne oldu, nesi var?

-Abi... -Güzelim, iyi misin?

Duruşma sırasında birden bayıldı.

-Başını falan çarpmadı, değil mi? -Hayır hayır, kürsüde fenalaştı.

Yığıldı sandalyeye, biz de çıkardık, hemen buraya getirdik.

Tamam, siz çıkabilirsiniz.

-Doktor çağıralım. -Çıkabilirsiniz.

Sağ olun ilgilendiğiniz için de.

Geçmiş olsun.

Güzelim, daha iyi misin?

Evet.

Tamam, kalkma, kalkma. Uzan biraz daha, uzan.

Ne oldu? Bütün gün bir şey yemedin, değil mi?

Ondan sonra da başın döndü.

Abi, ne olur hallettim, bitti de.

Tamam güzelim, ben sana ne dedim?

Güven abine, halledeceğim ben, tamam mı? Üzme artık kendini.

Halledeceğim.

Hadi eve gidelim.

-Emin misin doktora gitmek istemediğine? -Evet abiciğim, eminim. Yorgunum biraz.

O zaman direkt eve gidiyorsun, tamam mı? Hemen yatağa yatıyorsun.

Dışarı çıkmak yok.

Saat başı da beni arayıp, haber vereceksin.

-Tamam abiciğim, merak etme. -Hadi, yavaş.

Dikkat et.

Neva Hanım'ı eve bırak, tamam mı? Kapıdan da ayrılma sakın.

Bir şeye ihtiyacı falan olur, haberdar edin beni.

Tamam savcım.

(Alkış ve tezahürat sesleri)

Osman, gel.

(Düdük çalıyor)

Pardon.

Gel hele bak şimdi.

(Düdük çalıyor)

Parla! Parla!

Aferin!

Kızıma bak be!

-Şahver Hoca bunu imzalayıp sana bıraktı. -Sağ olsun.

Ne oldu?

Şimdi söylediler, daha önce de yapmış.

Kadın daha önce başka bir hastaneyi benim kızımı öldürüyorsunuz diye...

...tehdit edip şikâyette bulunmuş...

...ve hastane de panik olunca uzlaşmaya gitmiş.

(Ceylin) Kadın da parayı alınca uzamış.

Alenen evladını kullanıyor yani.

Ilgaz... Yani Sayın Savcı'm...

...bu göründüğünden çok daha farklı ve (***) bir durum yalnız.

Hani bu çocuklarını bile bile hasta eden anneler var ya.

Hatta Almanca bir adı vardı, neydi...

Hiçbir şeyi aklımda tutamıyorum ki.

'Munchausen by proxy' sendromu.

Annenin çocuğu kendine bağlamak, muhtaç bırakmak…

…hem de etraftan algı çalmak, takdir görmek…

…ne bileyim, yardım bulmak için çocuğu sürekli hasta tutma hâli.

Vallahi bravo. Kafan da sözlük gibi maşallah.

Ülkemizde az rastlanıyor ama örnekleri de var.

-Bu çok riskli bir durum yalnız. -Hem de hassas bir konu.

İspat etmesi zor, cezası da çok ağır.

Peki, şey yapsak, gidip bu yeni eşle görüşsek?

Belli ki ağzı sıkı bir kadın değil. Direkt öter, ne dersin?

Ilgaz bak, bir çocuğun hayatı söz konusu.

(Ceylin) Hadi.

(Hareketli müzik)

(Telefon çalıyor)

-Efendim? -Yine mi satış?

-Geliyorum, yoldayım. -Ne bileyim, göremeyince.

Gene mi aynı şeyler dedim de.

Fatih'ten zaten zor kurtuldum, bir dur Eren ya.

İşimiz vardı, sordu da sordu.

-15 dakikaya oradayım, geliyorum. -Peki.

(Hareketli müzik)

İyi günler savcım, kolay gelsin.

İyi bir gün de değil, kolay da gelmiyor Ilgaz Savcı'm.

Bir temenninizle dünya değişiyor mu? Hayır.

-Bir sorun mu var? -Bir sorun değil, birden çok sorunum var.

Çoğunun da kaynağı sensin.

Ne demek şimdi bu Pars?

Koridorda ayaküstü karşılaşıyoruz, saldırıya geçiyorsun, hayırdır?

Hiç hayır değil hem de, hiç.

Kim bastıysa kuyruğuna, tırnağını da ona geçir.

Hadi Ceylin.

Engin ne yaptı da bu kadar kızdırdı seni ya?

Anlamadım.

Tam rica ettim cezaevi savcısından, hücreye attıracaktım da...

...bir de ne öğreneyim, benden önce davranmışsın, hayırdır?

-Hak etti. -Sebep?

Seni neden kızdırdı acaba?

O samimi olma çabalarımız geçti. Arkadaş olacağız inançları.

Bu soruya cevap vermeyeceğimi ikimiz de biliyoruz, değil mi?

Bu tavrınızı bana yapın Sayın Savcı'm. Sahibi benim.

Başsavcıyla ben görüştüm.

O geceye dair sizden şüphelenmesini ben sağladım ama çok üzgünüm, ben...

...sizin hasta olduğunuzu bilmiyordum.

Ayrıca Ilgaz inandığınızın aksine, hiçbir arkadaşına ihanet etmez.

Ilgaz Savcı'm sırrınıza sahip çıkmış. Bana bile anlatmadı.

Ya karı koca ne güzel topu çeviriyorsunuz aranızda.

O anlatmaz, ben anlatırım falan.

Bırakın Allah aşkına, kimi kandırıyorsunuz ya!

Boş ver Ceylin.

Kim neye inanmak istiyorsa ona inansın. Sen üstüne düşeni yaptın.

Aa, Seda abla?

Ceylin. Nasılsın?

İyiyim iyiyim, ben bir an şaşırdım. Seni İzmir'de sanıyordum çünkü.

Çok önemli ve özel bir iş için geldim. Görüşürüz.

-Kim bu? -Engin'in teyzesi.

Ama ailecek konuşmuyorlar.

Rivayete göre kendisi Yekta'ya yürümüş, kardeşinin kocasına yani.

Tanışıyor musunuz avukat hanım Seda'yla?

Evet. Tatlı kadındır, niye?

O tatlı kadın Engin'in avukatlığını yapıyor.

Bana ifade vermeye geldi.

-Ne diyorsun ya? -(Pars) Evet.

(Hareketli müzik)

Doğru mu bu?

Ne? Ne olduğunu bilsem keşke.

-Engin'in avukatı olduğun! -Evet.

O adam benim kardeşimi öldürdü. Nasıl yaparsın bunu?

Hani sen hep mağdurun yanında olurdun?

Hani kadın cinayetlerine karşı hep destektin! Ne oldu o Seda'ya?

Öldü.

Bir kadın cinayetine kurban gitti.

Kan akmadı, faili Yekta serbest kaldı.

Hiçbiriniz itiraz etmedi.

Neyin peşindesin sen? Belli ki bir amacın var çünkü.

(Ceylin) Dokuz yıldır görüşmediğin...

...annesini üzdüğün için senden nefret eden adamın...

...avukatlığını yapacaksın, öyle mi?

Ceylinciğim...

...seninle sohbet etmeyi, geçmişin muhasebesini yapmayı ben de isterdim.

Ama 18.00’de çok önemli bir işim var. Savcı Bey'le görüşüp çıkacağım.

Nasıl bir canavara yardım ettiğinin farkında değilsin, yazık.

Çok yazık gerçekten.

-Hadi Ceylin, çıkalım. -Bırak!

Onu çıkarmana, kurtarmana, mutlu etmene izin vermeyeceğim.

O adam dışarı adımını atsın, kendi ellerimle öldürürüm onu.

-Hop, hop Ceylin, hadi bakalım. -Duydun mu? Kendi ellerimle öldürürüm.

Ceylin Hanım, coştunuz. Boşaltın odayı!

-Neden burada? -İfadesini alacağım.

Engin'in cezaevinde telefonu çıktı. Avukatı olarak vermiş olabilir.

Bakacağız.

Engin'i durdurmak için yol arıyor belli ki.

Seda'yı bahaneyle çağırmış.

Kim bilir onu da neyle tehdit etti.

Uf!

Bir, iki, üç, zafer bizim!

Bravo kızlar, harikaydınız. Çok iyi.

İyi ki sen çıktın Parla, gerçekten. Bu bir rekordu resmen.

Farkı o kadar açtın ki bizim takıma gerçekten büyük bir avantaj oldu.

-Eline sağlık, harikaydın. -Sağ olun hocam.

Parla!

Canım benim.

(Aylin) Aferin sana, bravo.

Kızım, tebrikler.

Canım, aferin sana.

Parla, hadi 'selfie'!

Hadi koş.

-Hemen geliyorum. -(Aylin) Hadi koş!

İnşallah hep böyle mutlulukla uçuşur.

Vallahi izin verilirse neden olmasın?

Başka hatalar yapılmasın yeter ki.

Evet, neden arıyorsun beni?

Önce otur.

Geciktim, gideceğim. Ne söyleyeceksen söyle...

...bitsin.

Neden yalan söylüyorsun Özlem?

Ne yalanı ya? Gerçekten işim gücüm var.

Saf ayağına yatma ne olur ya.

Ne diyorsun sen ya?

Diyorum ki çetele tutmuyor musun, bunca yalana.

Trafik birbirine karışmıyor mu?

(Eren) Bir gün ortaya çıkar diye korkmuyor musun?

Ben kimseye yalan söylemedim.

Hakikaten helal olsun.

İnsanın gözünün içine baka baka yalan söyleme ustalığında üzerine yok.

Yeter ama ha!

Sen beni böyle karşına çek de saydır diye iki otobüs yol yapmadım ben.

Biliyorum.

Öğrendim.

Tuğçe'nin babası benim.

Ya yürü git Eren ya!

Değil. Bir nottan nerelere geldi iş ha!

Kaptırdın kendini iyice, benim kızımın babası belli.

Test yaptırdım.

Babalık testi. Tuğçe'nin babası benim.

Şimdi geç otur şuraya.

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı)

-Geldi mi bana bir şey? -Yok, sabah postası dağıldı şimdi.

-Git bir daha bak, gelmiş olması lazım. -Yok dedim ya.

Belki akşam postasına gelir. Hem sen neden bu kadar çok soruyorsun?

-Ne gelecek ki? -Kitap.

Sıkılıyoruz ya burada, kitap istedik.

(Kapı kapandı)

-Ne yapacaksın? -Engin'i mi?

Hiç.

Yani kardeşimi aşağılayan...

...yerden yere vuran, pis bir katili yücelten o mektubu...

...asla okumayacağım tabii ki.

(Ceylin) Ne yapacaksa yapsın.

Ha, eski dosyalardan bir şey çıkartırsa, ki...

...çıkar.

Hatta kazırsa bayağı çıkar.

Hepsine de şahit.

Satır satır ezbere bilir her şeyi. Fil hafızası ötesi gibidir beyni.

Neyse.

Onu alt etmenin bir yolunu bulacağım işte.

Ona asla boyun eğmeyeceğim.

Hiç mi anlamadın böyle biri olduğunu?

Okulun ilk günü...

...baktım öyle kuytu köşede yalnız başına oturuyor.

Bütün millet coşmuş, kaynaşmış tabii.

Benim de içim acıdı onu öyle görünce.

Gittim ben de... Bulurum ben zaten öyle mazlum tipleri...

...hemen yardım edeyim, sanki bir (***) varmış gibi.

Öyle öyle arkadaş olduk işte.

Yani hep...

...böyle alt birimde tuhaflıkları...

...acaba dedirten, rahatsız eden şeyleri vardı ama...

...birbirine tutununca görmezden gelirsin ya.

Bir hata yaptığında bir seferlikti dersin, affedersin.

Hatta bir süre sonra kendine bile savunmaya başlarsın onu.

Sevince gözün kör oluyor işte. Bu da öyle bir şey.

(Telefon çalıyor)

(Erkek ses) İyi günler Sayın Savcı'm, Fikri ben.

Kayıp Şahıstan.

Dün gece gelmişsiniz Sayın Savcı'm...

...talimat vermişsiniz Zafer Erguvan'la ilgili.

-Doğrudur Fikri. Var mı bir gelişme? -Zafer Bey kaybolduğu gün...

...kuyumcuda görülmüş, altın bozdurmuş.

-Sonra? -(Fikri ses) Sonrası olumsuz, bilgi yok.

(Ilgaz) Başka bir şey?

Bir de mezarlıkta bulunan aracı inceledik.

(Fikri ses) Zafer Erguvan'ın ödünç aldığı. Cüzdanı da bulundu içinde.

Parmak izi taraması falan da yaptık, temiz.

Başka da bir şey yok Sayın Savcı'm. Olursa bizzat arayacağım.

Tamam Fikri, sağ ol. Kolay gelsin.

Nasıl oluyor bu Avukat Hanım?

Engin Tilmen müvekkiliniz, yanlış mıyım?

Evet.

Koğuşta arama yapılıyor, yatağından cep telefonu çıkıyor.

Ama ne hikmetse sizin haberiniz yok.

Telefonu siz vermediniz, sizi de hiç aramamış o numaradan.

Hayır, kimi kimsesi de yok.

Seveni de. Kimi arıyor bu çocuk?

Baktırmışsınızdır telefona, siz söyleyin, kimi aramış?

Baktırıyoruz baktırmasına da mevzu o değil.

Mevzu; o telefonu nasıl buldu, kim verdi?

Ben vermedim.

Demin de söyledim, yine söylüyorum.

Telefonu müvekkilime benim verdiğimi ispatlayacak bir deliliniz var mı?

Anlaşılan o ki yok.

O zaman ben izninizi isteyeyim.

Çok işim var.

Rıdvan, Avukat Hanım'ın cep telefonu ve bilgisayarına baktıralım.

Kaldığınız otelde elektronik cihazınız vardır diye tahmin ediyorum.

Ne yaptığınızı anlasam!

El koyuyorum, sizi de gözaltına alıyorum.

Bunu yapmak için hiçbir deliliniz ya da gerekçeniz yok.

Ne el koyabilirsiniz ne de gözaltı yapabilirsiniz.

Muğlak cevaplar aldım sorularıma.

Tavrınızdan hoşlanmadım, şüpheli gördüm.

Yetkimi kullanıyorum, gerekirse de aşıyorum.

O yok, yok dediğiniz delili bulmak için kendime zaman tanıyorum.

Yeterli geldi mi size Seda Hanım?

Arkadaşlara seslenelim, Avukat Hanım'ı aşağı alsınlar.

Yapmayın.

Hukuki değil, mevzuata aykırı.

Üzerim yoksa sizi, uğraşırım. Mesleğinizi elinizden aldırırım.

Çok da hoşuma gider.

Yapmak zorunda bırakmayın o zaman Avukat Hanım.

Gönül isterdi ki şartlar bizi başka noktalara sürüklesin.

Şahane olurdu, değil mi? Ama hayat işte.

Alın Avukat Hanım'ı!

Ok yaydan çıktı.

Bütün çabalar boşuna savcım.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Oo!

Sedacığım, ne haber ya? Kaf Dağı'na karlar mı yağdı?

Çabuk inmişsin eteklere. (Yekta gülüyor)

Ziyaretine gelirim, merak etme. Laflarız.

Günaydın.

(Gerilim müziği)

Meltem Hanım'a görünmeden apartmana girmek gerek.

Evet, şüphelenmesin.

-Şu taraftan gidelim. -Umarım evdedir.

Ilgaz...

...teşekkür ederim.

Ne yaptım?

Babamı aramama yardım ettiğin için.

Görevimiz.

(Duygusal müzik)

Almışsın Seda'yı zapturapta. Ne güzel.

İnsan istemeye görsün, bir çözüm buluyor nihayetinde.

Çember daralıyor bence. Kapandı kapanacak, değil mi?

Göreceğiz.

Seda çetin ceviz çıktı.

Burnu havada. Boşuna da değil. Zeki, öz güvenli.

Kolay lokma değil anlayacağın.

Savcım ne yaptın!

Seda o ya, Seda! Dünkü çocuk.

"Seda o ya, Seda!"

Senin oğlan için de öyle diyordun. Kıt akıl. Ne oldu?

Hepimizi hizaya dizdi.

-Ummadık taş yarar baş. -Yani...

Sadece Seda için gelmedin diye ümit ediyorum. İşim var da.

Evet.

Size bir şey iletmem gerek. Yoksa vaktinizi çalmak gibi bir niyetim yok.

Nedir?

Engin'in daha önce yattığı klinikten gelen bir rapor.

Hani belki bir inceleme başlatırsınız.

Zavallı oğlumun akıl sağlığı yerinde olmayabilir.

Söyledikleri, iddia ettiği şeyler gerçek olmayabilir. Hani deli fantezisi.

Güzel olmaz mı?

Eşeği sağlam kazığa bağlayalım diye söylüyorum.

Yoksa işinize karışmak istemem.

Buradan cezai ehliyeti olmadığı ortaya çıkarsa...

...ne olacağını biliyorsun, değil mi?

Akıl hastanesi.

Ömür boyu.

Mis gibi.

Delidir, ne söylese yeridir, der geçeriz.

Düşüneceğim.

İyi o zaman.

Kardeşiniz bugün duruşmada kötü olmuş. Önemli bir şeyi yoktur Hâkime Hanım'ın?

-Gayet iyi. Merak etmeyin. -Oh, oh! Geçmiş olsun.

Gelişmelerden birbirimizi haberdar edelim.

Sen terk edip gittin.

Sonra ben hamile olduğumu öğrendim.

Söylemeyi denedim.

Ama sen bir daha karşıma çıkmadın.

-Yüzüme bakmadın, ben de... -Bir dakika, bir dakika!

Bunun da suçlusu ben mi oldum yani?

Yalan söyleyen sen, hırsızlık yapan sen...

...kabahatli ben, öyle mi?

Yalanlarla bir ilişki nasıl yürütülürdü Özlem?

Terk ettim değil...

...bu ilişkiyi sen bitirdin, sen!

Ben veda ettim. Veda etmeyi bildim.

Bunun da suçlusu ben olmayacağım, hiç kusura bakma.

Öyle sen gittin deyip, taca atıp kenara çekilmek yok.

Yalanlarınla sen bitirdin bu ilişkiyi, sen.

Bir ilişkiyi giden bitirmez.

Gönderenin de dönüp kendine bakması lazım.

Eren, sana niye bir daha karşıma çıkmadın, yüzüme bakmadın diyen oldu mu?

(Özlem) Hesap mı soruyorum ben burada?

Lafın gelişiydi.

Lafın gelişine, gidişine dikkat edeceksin o hâlde.

Karnımda çocuk... (Boğazını temizledi)

Babasız büyütemezdim.

Fatih'e senden dedim.

Çıkınca da...

O çıkınca da bir...

...düzen kurduk.

-Kendim ettim kendim buldum yani. -(***) yedin!

Niye kızıyorsun ki?

Başına bela mı olsaydım?

Ben hamileyim diye peşinden gelseydim...

...beni affedecek miydin?

Neyse, olanlar oldu işte.

Geriye de alamayız.

Tuğçe, Fatih'i babası bildi, o da onu kızı.

Biz bir aileyiz. Onun bir kardeşi var.

Şimdi sen çıksan gelsen, ben senin babanım desen...

...ortalık yangın yerine döner.

Tuğçe mahvolur.

Sen bilmiyorsun. Fatih'i...

...hiç kimse durduramaz.

O yüzden sen şimdi bunları duy...

...sonra da unut.

-Lütfen bir daha da karşımıza çıkma. -Unut mu dedin?

Kızım, ben hayvan mıyım, unutayım?

Kızım bir itin elinde ziyan olurken mi unutayım?

Ciğeri beş para etmez biri değilim ki evladımın yaşadığını...

...bile bile yok sayayım.

Bir kez baba dediğini duymadan öleyim.

O yüzden hiç kusura bakmayacaksın. Tuğçe'nin karşısına çıkacağız...

...diyeceğiz ki böyleyken böyle.

Özrümüzü dileyeceğiz, diyetimizi ödeyeceğiz.

-Ölürüm de söylemem. -Yahu çare yok, Özlem!

Biz söylemesek de başkası gelip söyleyecek zaten.

Akşam 18.00'e kadar vaktim var. Tehdit ediliyorum.

Yok.

İmkânı yok.

Fatih, Tuğçe'yi de beni de öldürür.

Of!

-Bu kadar alıngan... -Parla Hanım...

...çiçek sanaymış. Son dakika şampiyonu.

-Oha! Kimden? -Kapının önüne yere bırakmışlar.

-Açmadım notunu, merak etme. -Kimden gelmiş? Baksana.

-Dur ya! -Merak ettim.

Tamam, geç.

(Sessizlik)

(Parla iç ses) "Doping yaptığını biliyoruz.

Hemen şimdi gidip madalyayı iade edip itiraf etmezsen biz yaparız.

Rezil olursun."

(Gerilim müziği)

Bilginize başvurulmak için gelinmiş ama bir tatsızlık olmuş sanırım.

Vallahi biraz öyle oldu ama neyse artık!

Eşiniz mi üzdü sizi?

Ben şimdi bunun üstüne geldim ya, kuma değilim ben. Nikâhlıyım.

Kocam kıskanıyorum diye bana laf söyletmiyor.

Aman, neyini kıskanacağım be! Aşağıda çocuğa baksın diye tutuyorlar onu.

Bari bakabilse!

Bakamıyor, değil mi?

Şimdi bir şey söyleyeceğim, yine suçlu ben olacağım.

Bence bakamıyor.

Ne gibi yani? Var mı verebileceğiniz bir örnek?

Ohoo, olmaz mı! Dünya kadar. Mesela en azıcısı da bu tabii.

Bunların Elif'ten önce bir oğulları daha vardı.

İki yaşa varmadan kaybettiler.

-Neden? -Ani çocuk ölümü diyorlar ya...

...ondan diyorlar tabii ama bence değil. Kanaatimce bakamadılar.

Hiç vicdanın sızlamıyor mu? Anlamıyorum, yani...

...çocuğum var diyorum. Yuvamı yıkacaksın diyorum.

Böyle yuva mı olur lan? Böyle yuva mı olur?

Cibilliyetsizin sabıkasına baktım. Cinayet dışında (***) yemiş!

O çocukların boğazından helal lokma geçmiyor be!

-Öyle biriyle çocuk mu büyütülür? -Sana ne!

Yuva benim, koca benim. Sana ne!

Başka yolu yok, Özlem. Akşam saat 17.00'de al, getir Tuğçe'yi.

En azından bizden duysun.

Özrümüzü dileriz, neyse de diyetimizi öderiz.

Kimsenin kızımı itip kakmasına izin vermem. Tamam mı?

Fatih delirir.

(Özlem) Anlamıyorsun.

-Gerçekten anlamıyorsun. -Sen de beni anlamıyorsun, Özlem.

Öyle ya da böyle öğrenecek.

Akşam 17.00'de Tuğçe'yi al, gel.

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruldu) (Kapı açıldı)

(Kapı kapandı) Rıdvan...

...bir şey çıktı mı şu telefondan, bilgisayardan?

Maalesef savcım.

İnceleme daha bitmedi ama şu anlık bir şey yok gibi.

Şimdilik bir şey yok gibi? Belli, bir şey daha var. Söyle Rıdvan.

Yok savcım, söyleyecektim zaten.

Cezaevi savcısı aradı. Zaten size birazdan yazı gönderecekmiş.

Cezaevinde yapılan sorgulardan bir tanesinde bir ekip ortaya çıkmış.

Ee?

İçeridekilere telefon veren eleman ifade vermiş.

Engin'e telefonu ben verdim diye.

Olmasa şaşardım zaten. Tamam, çık.

Ee... Seda Hanım'ın gözaltına son verecek misiniz?

-Ben aşağıya haber vereyim mi? -Gel Rıdvancığım ya!

-Durma öyle ayakta. Geç, makamıma otur. -Yok savcım...

Kararları da sen ver. Bir de kahve söyleyeyim sana.

-Savcım, o yüzden... -Çık dışarı! Çık!

Şuna bak! Aşağı haber vereyim mi diyor ya! (Kapı kapandı)

(İç çekti)

Tamam, anlaşıldı.

İkinci eşinin söyledikleri doğru.

Daha önce bir çocuk kaybetmişler.

Kayıtlara ani çocuk ölümü olarak geçmiş.

Onun da solunum gelişimi, büyüme problemleri olmuş.

Ilgaz, eğer şüphelendiğimiz gibiyse...

Elif'i bir an evvel çıkarmamız gerek buradan.

Sen de benim düşündüğümü düşünüyorsun, değil mi?

Alo, Eren. Derhâl sana atacağım konuma bir ekip gelsin.

Bir de ambulans çağırın. Gözaltı var.

(Gerilim müziği)

Yusuf, Salim. Gelin benimle abiciğim.

Çabuk.

İhbar mı var?

Doğrudur amirim. Hadi çocuklar, çabuk.

Yusuf...

...bilgi geçin. -Emredersiniz amirim.

(Telefon çalıyor)

-Alo? -(İlhan ses) Metin, neredesin?

Emniyetteyim müdürüm.

(İlhan ses) Senin odandayım. Hadi gel.

Niye zahmet ettiniz? Söyleseydiniz ben makamınıza gelirdim.

(İlhan ses) Gel ya, gel. Hep ben mi kahve ısmarlayacağım?

Bir sohbet edelim. Kahveni içeyim dedim.

Tamam, hemen geliyorum.

Nasıl tur bindirdik ama!

Kızım, sen bugün bize bile tur bindirdin. Olayın ne? Bize de söyle.

Sen ne demeye çalışıyorsun ya? Açık açık sorsana sen bana.

Aa! Manyağa bağladın. Ne oluyor kızım sana?

Bırak ya, klasik işte. Egosu patladı.

Belliydi.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Kızlar, Parla'yı gördünüz mü acaba? Çıkmadı hâlâ.

Vallahi Parla hazırlanırken de çok hızlı ve öfkeliydi.

O hepimizden önce çıktı.

Allah Allah! Kaç dakikadır bekliyoruz biz burada.

(Kız) Bilemeyeceğim.

Buranın başka kapısı falan yok mudur?

Açmıyor.

Nerede bu kız ya?

Seninle usul, usulsüzlük tartışması yapmak istemiyorum.

Susayım diyorum, ağzımı açmayayım diyorum...

...ama tutamıyorum kendimi. Pardon, ne bekliyoruz şu an?

Kolluk kuvvetlerini.

Nasıl açacağız kapıyı? Senin, benim görevim mi?

Çocuğu oradan nasıl çıkaracağız?

Tabii ya! Meltem Hanım da bir ilaç daha içirsin...

...biz de geç kalmayalım diye dua edelim. Belki işe yarar, değil mi?

Tamam, sus Ceylin. Niye vicdanıma oynuyorsun?

Bravo bana! Tam 12'den tutturmuşum.

Çok şükür!

(Gerilim müziği)

Bu sana iyi gelecek.

Kapat gözlerini meleğim.

Kapat. Uyu biraz.

Kimsiniz?

Meltem Hanım, açar mısınız? Bir görüşelim.

Müsait değiliz.

Kusura bakmayın. Sonra gelin.

Meltem Hanım, çok kısa bir iki soru soracağız sadece. Açar mısınız lütfen?

Sonra gelin. Elif iyi değil. Onunla ilgileniyorum.

Meltem Hanım, ya güzelce açın şu kapıyı ya da zorla gireceğiz.

Aa! Üstüme iyilik sağlık! Polis çağırıyorum.

Hiç zahmet etmeyin, ben polis çağırdım. Açın şu kapıyı.

(Ceylin kapıya vuruyor)

-Ne oluyorsunuz ya? -Açın şu kapıyı.

Bir dakika ya, bir dakika! Bir dakika! Ne yapıyorsunuz?

Çekil. Elif.

-Neden böyle? -Neden olsun, uyuyor işte.

-Rahat bırakın. Dinleniyor çocuk. -Ne var bunun içinde?

İlaç var. Ona iyi gelecek. Ya ne yapıyorsunuz?

-Kızının hayatını kurtarıyoruz. -Niye alıyorsunuz onu?

Siz ne hakla evime giriyorsunuz? Bırakın kızımı. Bırakın diyorum.

Sen burada bekliyorsun polis gelene kadar.

Aç... Açın şu kapıyı!

-Anahtarın nerede? -Paltomun cebinde.

(Polis sireni çalıyor)

-Eren, ambulans nerede? -Trafiğe takıldı. On dakikaya gelir.

Kadın evde. Direkt gözaltına alın.

Hadi, hadi!

(Telefon çalıyor)

-Efendim Tuğçe? -Komiser, koş!

Koş, annemi öldürüyor. Baba! Baba!

(Fatih) Neler karıştırıyorsun? Kızı getiren polisle gördüm seni.

(Gerilim müziği)

(Fatih) Gördüm lan sizi! Gördüm, buluştun adamla.

Kafede buluştun. Oturdun bir de uzun uzun.

Ne konuştunuz lan adamla? Söyle, ne konuştunuz?

O, Eren miydi? Eren, o Eren miydi?

(Özlem bağırıyor) Konuştunuz mu lan sonunda? Söyle!

(Sessizlik)

Buraya kadar gelmeseydiniz savcım. Arkadaşlar beni çıkartırdı.

Neyse, sizinle daha görüşeceğiz. Yaptıklarınız sebebiyle...

...birçok davamız olacak karşılıklı. -Güzel düzen kurmuşsunuz Avukat Hanım.

Tebrik ederim.

Neyi kastettiğinizi anlamadım.

Asıl ben sizi tebrik ederim.

Tamamen hukuksuz, yetkinizi aşan ama güzel hamlelerdi.

-Savaşan, vazgeçmeyen erkeklere bayılırım. -Öyle mi?

Ne mutlu bana!

Ama ufak bir hayal kırıklığı da yaşamadım değil.

Sizden daha vizyonlu olmanızı beklerdim.

Beni derdest ettiniz, Engin de hâlâ hücrede.

Ama işe yaramayacak çünkü zaman geçiyor.

Tik tak, tik tak.

Ne yaparsanız yapın...

...saat 18.00 olacak.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bakıyorum bozuldun beni görünce.

-Hoşuna gitmedi mi? -Gitmedi!

Benim gitti. Hem de çok hoşuma gitti.

Debelendikçe batıyorsunuz çünkü.

Altınız bataklık. Çırpındıkça çamur yutuyor sizi.

Pes edin bence. Son aynı.

(Gerilim müziği)

Allah kahretsin!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

Alo?

Abi, ne yaptın?

Alo? Abi, orada mısın?

Abi, saat 15.00, bizim süremiz doluyor.

Ne olursun hallettim, bitti, de.

Elimden geleni yapıyorum, Neva. Bunaltma insanı.

Abi...

...bir şekilde o adamı susturman lazım.

Ne yapayım? Gideyim gırtlağına mı çökeyim? Allah Allah!

(Gerilim müziği)

Hocam, geç kaldım. Çok özür dilerim.

Beklenmedik bir şey oldu da size haber bile veremedim.

Olsun bir tanem. Sizin hep koşuşturmanız var. Çok doğal.

-Nasılsınız? -İyiyim.

Biliyorsun, uzunca bir zamandır kitapla uğraşıyordum. Nihayet bitti.

İmza günleri falan derken oldukça yoğun geçti.

-Bana mı yoksa? -Evet.

Çok teşekkür ederim. Her satırını zevkle okuyacağım.

Adına da bayıldım. Şüpheden Sanık Yararlanır.

Ben seni beklerken dayanamadım, bir şeyler yedim.

Sen de açsındır. Bir şey söyleyeyim mi?

Ya da bir şeyler içmek istersen ona da eşlik ederim.

Ben çok isterdim ama gitmem gerek hocam.

Hay Allah! Ne yapalım, başka sefere.

Söz veriyorum, telafi edeceğim.

Hem o zamana kadar kitabı da okumuş olurum. Üzerine de konuşuruz biraz.

Canım.

Hayati bir mesele olmasa sizinle kalırdım. Tekrar özür dilerim.

Rica ederim bir tanem. Sayende güzel bir yemek yemiş oldum.

Sedacığım...

...bu hayati meselenin...

...Engin'le alakası var mı? Yeğeninle.

Bir bitsin, size uzun uzun anlatırım.

Tamam ama İzmir'e gitmeden önce.

-Söz? -Söz hocam.

(Gerilim müziği)

(Tuğçe) Anne... Anne... Ne olursunuz, yardım edin!

Yardım edin. Annem ölüyor, anne...

Anne, lütfen ölme. Bırakma beni.

Anne, bırakma beni, lütfen.

Lütfen yardım et. Yardım et...

Anne! Anne! Ölme anne, ne olur ölme!

Yardım edin anneme. Lütfen yardım et!

Yardım edin anneme! Lütfen yardım et!

Anne, ölme...

Anne... Anne, kalk.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Sedye getirin buraya, acil. Hasta var, gel.

Gel, yardım et bana.

Yavaş.

(Ilgaz) Yavaş.

(Duygusal müzik)

Bir şey olmaz, değil mi?

-Daha çok küçük. -Olmayacak.

Merak etme, kurtardık. Emin ellerde, en doğru yerde.

-Bulduğumuzda bu hâldeydi Doktor Hanım. -Rahatsızlığı ne?

Tam bir muamma. İyi bir tetkik yapmanız gerekecek.

Savcım...

...bunu da evden siz almıştınız.

Yolda verdiniz ya bana.

Çocuğun üstünde bu takılıydı.

Bu hâle gelmesinin sebebi bu olabilir, tabii içinde ne var bilemiyoruz.

-Hemen analiz ettiririz. -(Ilgaz) Sağ olun.

Onu ne ara aldın acaba?

Delil toplamakta üstüme yoktur, biliyorsun.

Hadi gel sana bir çay ısmarlayayım. Güzel haberi bekleyelim.

Diğer raporları da bekliyorum.

Fikri, kolay gelsin aslanım.

-Hoş geldin amirim. -Bu Zafer Erguvan meselesi ne oldu?

Vallahi saldım tüm ekibi İstanbul'a, uğraşıyoruz.

-Bir kuyumcuda görülmüş. -Altın bozdurmuş.

Karısı ve kızı da evdeki altınların alındığını söylemiş ifadelerinde.

Kimliğin bulunduğu aracı da talep üzerine incelettik.

Ama hiçbir iz yok. Garip yani.

Sanki temizlik şirketi girişmiş arabaya, öyle temiz.

Çocuklara bana bilgi verin dedim ama unuttular galiba.

Ilgaz Savcı'm söylemiştir diye düşünmüşlerdir.

Bizzat ilgileniyor ya. Dün gece talimat verdi.

Elinizden geleni yapın, dedi. Galiba bayağı yakın ahbabınız.

Karısı da burada. Sabah geldi, oturdu, gitmiyor.

Kocamı bulun diyor.

İlgileniyor benimkiler, aklınız kalmasın.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Söyle canım oğlum.

Toprağın altında demiştin. Nerede, yerini söyle.

Neredeyse nerede. Ne yapacaksın bilip?

Bu insanlara bir mezar, bir son vermek gerek.

Delirme oğlum.

Ya bu insanlar daha ne kadar acı çekecekler?

Daha ne kadar günahlarına gireceğiz?

En azından babalarının mezarını bilsinler, gidip başında dua okusunlar.

Okuyan her yerde okur duasını. Sana ne?

Bırak vicdanı. Aklını dinle oğlum.

Onlarınki mezar başında, seninkiler de cezaevi önünde mi dua etsinler?

Bu mu istediğin?

Sen bana yerini söyle, gerisini ben hallederim.

Bak, verdiğin her açık seni yakar.

Buna izin vermem.

(Merdan ses) Hem rahmetli huzur içinde dedim ya.

Gömdüm onu kimsesizler mezarlığına.

Silahı da yanına koydum, Fatiha'sını da okudum.

Hangi taşın altında nereden bileyim?

Sen bana yerini söyle baba.

Akşama eve gidince konuşalım, tamam mı? Hadi.

(Meşgul tonu)

Ne oldu lan ceset işi? Hâlâ bulamadınız mı?

Peh! Size de yapacağınız işe de (***) emi?

Ne rahmetliymiş arkadaş. Başımıza bela oldu be.

(Kadın) Kenya, kızım koş! Kenya!

Selamünaleyküm.

Torunumun arkadaşı.

-Adın neydi senin? -Serdar.

Abi, hoş geldin bu arada.

Ona bakacağız.

İşiniz çok herhâlde.

Almayayım vaktinizi.

Sen şimdi beni hiç yormadan, fazla da soru sordurtmadan...

...malum, bizim tevellüt dağları aştı.

Yaşlıyız ya hani.

Merakımı cezp ettin.

Bana de bakalım.

Kimsin? Necisin?

Anlat kendini de tanıyalım seni.

Sonrasına bakacağız.

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı)

(Engin) Ah.

(Kapı kapandı)

Hoş geldin.

Hücreden çıkarıp, görüşme izni almışsın.

Bu şerefi neye borçluyuz? Oğlunu mu özledin yoksa?

-İyi misin? -Süper!

-Bir şey soracağım sana. -Sor.

Bu kadar şeyi nasıl becerdin?

Çok merak ediyorsun, değil mi?

Doğrusunu söylemek gerekirse evet, merak ediyorum.

Koskoca savcıyı bile köşeye sıkıştırdın.

Şaşırdın tabii.

Bu aptal, küçük sümsük oğlum nasıl bunları becerdi diyorsun, değil mi?

Hayır!

Katiyen.

Senin ne kadar zeki bir çocuk olduğunu çocukluğundan biliyorum ben.

Sadece o parlak zekânı kullanmadığın, pısırık kaldığın için kızdım ben.

Hani silik davranmanı kabul edemedim.

Yoksa sen benim oğlumsun. Elbette zeki olacaksın.

Nasıl peki, yeterince zekâmı kullanabiliyor muyum?

Etkilendin mi?

Etkilendim, evet.

Ve afalladım.

En ince ayrıntısına kadar düşünülmüş.

Bravo, hepimizi dize getirdin. Bravo.

Ama sonu ne olacak, düşündün mü?

Bizi köşeye sıkıştırdın. Pars'la beni.

Tabii sadece bizsek.

Tabii ki sadece siz değilsiniz. Liste kabarık.

Oo, şahane.

Kocaman bir düşman ordusu yarattın yani kendine?

Düşman değil de kurban diyebiliriz.

Peki, o kurban...

...iş canını kurtarmaya geldiğinde...

...en tehlikeli olmaz mı oğlum?

Nasıl yırtacaksın bu kadar insanın şiddetinden, öfkesinden?

Umurumda değil.

Daha kötü ne olabilir ki?

Belli ki uzun bir süre daha buradayım.

Yeni dünyam burası artık.

Hayatım yok.

Hayallerim yok, işim yok.

Umudum hiç yok.

Olabilir ama. Yani sen istersen olur.

Seni buradan çıkarabilirim.

Hem de ne duruşma ne aklanma beklemeden.

Seni buradan kaçırabilirim.

Ne dersin?

Çok şükür sonunda birinin aklına geldi bu.

Ama biliyordum. Bu teklifle senin geleceğini biliyordum.

En cesuru hep babamdır dedim zaten.

Ee, tamam.

Yap, biz de görelim.

Elini çabuk tut ama.

(Gerilim müziği)

-Başka bir şey istemediğine emin misin? -Yok. Su yeterli.

Uff!

İnsan nasıl evladının canını yakar ya?

Nasıl üstünden fayda sağlar?

Benim aklım almıyor, delireceğim ya!

Sağlıklı bir durum değil tabii ki. Ürkütücü.

(Telefon çalıyor)

Ayy, hastaneden arıyorlar.

Kesin bir gelişme var mı diye soracaklar.

Sonra dönerim.

Vekâletini koyabilirsin dosyaya.

Bunu hak ettin.

Ben çekileceğim.

Dosyayı devredeceğim, Pars ya da başka bir savcıya.

-Emin misin? -Eminim.

Bugün Elif'in hayatı kurtulduysa bu senin de sayende.

Peki.

(Duygusal müzik)

Ziyade olsun.

Serdar oğlan, o zaman senden haber bekliyorum.

Madem yakınsın Çınar'a...

...dostsun, seversin...

...hiç satmadın...

...görelim o zaman.

Düş peşine Çınar'ın. Öğren bakalım neyi var.

Ben de anlattıklarına, iyi niyetine, dostluğuna inanayım.

Malum, iti köpeği bile...

...façası düzgün geziyor.

Kimseye güvenemiyorsun.

Nasıl istersen abi.

Eh, hadi bana müsaade.

Rahatsız olma, rahatsız olma.

Oğlum, Çınar'ın dedesi bu mu şimdi? Ne işi var lan adamın burada?

Ne bileyim oğlum ya! Bir dur.

Ne duru ulan, ne duru?

(***) senin belanı. Ya öğrenirse bu adam yediğimiz (***)?

Senin satış ustası olduğunu.

O beraber yediğimiz (***) parasını da beraber yedik. Biliyorsun, değil mi?

Ben anlamam lan. Bu Merdan'ı bana bir bulaştır...

...bir patronun kulağına gitsin, senin sülaleni kazırım oğlum.

Anladın mı?

(Gerilim müziği)

Anne! Anne!

-Ne oldu? -(Osman) Parla yok.

Yarıştan sonra bulamadık. Aradık, telefonunu da açmıyor.

Nasıl yok ya? Çantaları burada kızım.

-Ben emniyetteydim bütün gün... -Parla!

...geç geldim. Yukarıdadır.

Parla!

Parla! Parla!

-(Aylin) Kapı açılmıyor! Açılmıyor! -(Osman) Çekil, çekil, çekil!

(Aylin) Açılmıyor, açılmıyor!

Kızım! Kızım, ne yaptın sen?

Parla! Parla, iyi misin? Parla, aç gözünü!

Ne yaptın kızım sen? Ne yaptın? Aç gözünü babacığım!

Aylin, gel buraya!

-Parla! Bir şey yap çabuk! -Kızım...

-(Aylin) Çabuk! -(Osman) Çekelim.

(Ceylin) Doktor Hanım orada.

Ben ilgileneceğim. Geçmiş olsun.

Doktor Hanım, Elif nasıl?

Gayet iyi, kendisine geliyor.

Ama bir süre daha yoğun bakımda tutacağım. Gözlemlemek için.

Verdiğiniz seruma bakıldı. İçinde (***)...

...bir de bazı temizlik maddelerine rastlanmış maalesef.

Geçmiş olsun.

Meltem Hanım'ı tutuklanması için sulh cezaya sevk edeceğim.

Babasına da haber vermemiz gerekiyor.

Hadi.

(Ceylin) Uff!

Oğlum, sen dengesiz misin lan?

Dün arayıp sorma diyorsun, bugün kapıma dayanıyorsun.

Tamam oğlum ya, o an için korktum.

Senin (***) deden benim birazcık kafamı karıştırdı.

Hişt, tamam, yavaş gel.

-Ne istiyorsun? -Hadi bin, bir konuşalım.

Diyeceğim de oğlum bu ne hâl lan?

Depresyon modumla mahallede eseyim mi dedin?

(Serdar gülüyor) (Serdar) Gel gel.

Serdar, çok uzatıyorsun abi.

-Vaktim yok, eve döneceğim. -İyi, tamam, tamam.

-Tamam, çok uzaklaşma. -Tamam oğlum, sakin. Bir dur.

-Ne konuşacağız? -Şu pasaport işi yarım kaldı.

Senin dedeye bulaşmadan bir halledelim diyorum.

Nitekim bir adam da buldum.

Bizim patronla da alakası yok. Eminönü'nde bir abi.

Ee, Serdar?

Ee'si oğlum, işte vereceğiz parayı, alacağız tertemiz pasaportu.

Hangi parayla abi?

Merdan Kaya çözdü o olayı. Para falan bulamam ben, bitti.

Hah, işte bu kardeşin o olayı da çözecek ama bir şartla bak.

Senin (***) tutuşturan mevzu neyse bana anlatacaksın, tamam mı?

Nereden çıktı bu gitme mevzusu...

...yurt dışına niye yükseldin, hepsini bana baştan tek tek anlatacaksın.

Anlatmadım diyelim. O zaman?

Hah işte o zaman pasaport falan yalan. (***) gidersin yurt dışına.

-Durdur. -Oğlum, tamam, bir konuşalım.

Durdur lan arabayı!

Ne yapıyorsun? Oğlum, Çınar!

(***) o şartlı yardımını da seni de tamam mı? Yürü git.

-Lan! -Yürü git lan!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Nereye gideceksin? Yani bırakırım istersen.

Önce bir emniyete gideceğim.

Babamla ilgili bir gelişme var mı, ona bakacağım.

Sonrasında da hastaneye gidip dosyaya vekâletimi koyabileceğimi söyleyeceğim.

İki saat kaldı ha?

Bombanın patlamasını nerede karşılasam acaba?

Yanında olurum istersen.

Şansını fazla zorlama bence.

Tamam. Görüşürüz.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Anne, babam mı geldi?

(Gül ses) Hayır, hayır. Parla canına kıymaya kalkmış, hastanedeyiz.

Ilgaz! Parla!

Parla hastanedeymiş.

(Telefon çalıyor)

Efendim?

(Erkek ses) Sayın Savcı'm, Neva Hanım kapıyı açmıyor.

Ne? Telefonla aramadın mı?

-(Erkek ses) Aradım. Telefonu da açmıyor. -Geliyorum.

(Müzik)

İster misin?

Bir elini yüzünü falan yıkasak mı? Bir rahatlasan ha?

Sen annemi nereden tanıyorsun?

Babam, annemle senin buluştuğunu görmüş.

Senin yüzünden dövdü annemi.

Bilseydim seni aramazdım, senden yardım istemezdim.

Ne istiyorsun annemden, söylesene! Nereden tanıyorsun annemi, söylesene!

Ya, sen evli bir kadınla niye buluşuyorsun? Nasıl bir hıyarsın!

Adam mısın lan sen? Adam mısın?

Benim annem...

...benim annem içeride senin yüzünden can çekişiyor.

Kafasını patlattı babam, senin yüzünden!

Eğer anneme bir şey olursa...

...belan olurum komiser, anladın mı? Belan olurum!

Ailemi yıktırtmam sana! Şimdi (***)!

Bir daha da karşıma çıkma. Bizi tanıdığını da unut!

Ailemden uzak dur, anladın mı? Ailemden uzak dur!

(Derin nefes aldı)

(Gerilim müziği)

İşin (***) senin kıvırcık.

Dede! Dede, dede.

Hayrola torunum?

Bana yardım et lütfen dede. Benim artık bitti.

Ben yolun sonuna geldim. Dede bak, ne diyorsan o olsun, tamam mı?

-Anlatacağım, her şeyi anlatacağım... -Tamam, tamam.

Sakin ol çocuğum, sakin ol. Hallederiz.

Kolay. Bir ölüme çare yok.

Hadi, gel biraz yürüyelim seninle.

(Gerilim müziği)

(Ceylin) Anne, anne. Abla.

Parla nasıl?

Midesini yıkıyorlar şimdi. Sonrasına bakacağız dedi doktor.

Rabb'im duysun sesimizi. Bağışlasın evladımızı bize.

Çok yutmuş Ceylin, çok.

Kutu kutu yutmuş.

İyi olacak abla, tamam mı? Korkma.

Bak şimdi emin ellerde.

-Doğru yerde. -Çok yutmuş, çok.

Ölmek istemiş.

Tamam, korkma.

Bu ne?

Cebinde buldum.

(Gerilim müziği)

"Doping yaptığını biliyoruz. Hemen şimdi gidip madalyayı...

...iade edip itiraf etmezsen biz yaparız. Rezil olursun."

Dünya yanmaz ama senin canın yanacak.

Hayatta neye sahipsen, sevdiklerinle sınanırsın.

-Ne diyor? -(Engin) Parla'ya dikkat et.

Bu o.

Evet!

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Ceylin! Canım arkadaşım, ne haber?

Ya, Parla'yı merak ettim. Ne yaptı yarışta? Aldı mı madalyayı?

Ne diyorsun sen be?

Yani şunu diyorum Ceylinciğim...

...ben tek, siz hepiniz. Kaybedecek ne kadar çok şeyiniz var, değil mi?

Ne kadar çok seviyorsunuz, seviliyorsunuz.

Ama gördün, onlara zarar vermem için dışarıda olmama gerek yok.

Eğer daha da ötesi olsun istemiyorsan, sana verdiğim görevi yerine getir.

Ha, bir de Parla'yı öp benim için, tamam mı? Oldu.

Ne diyor?

Ceylin.

Ceylin, nereye?

Dur, bekle. Nereye gidiyorsun?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Al, kitabın geldi. -Çok şükür.

Vay, avukat ders çalışacak.

Aynen, aynen. Ders çalışacak. (Kapı kapandı)

(Klasik müzik)

Ilgazcığım, bunlardan birini senin için, diğerini de eşin için imzaladım.

(Ilgaz dış ses) Şahver Hoca bunu imzalayıp sana bıraktı.

Ha, sağ olsun.

(Klasik müzik)

(Klasik müzik devam ediyor)

(Şahver dış ses) Kimin adına?

Merdan.

(Yekta dış ses) Şahver Yengi. Ne alaka?

Senin için imzaladı.

(Klasik müzik)

(Seda dış ses) Her satırını zevkle okuyacağım. Adına da bayıldım.

(Seda) Şüpheden Sanık Yararlanır.

Çok teşekkür ederim.

(Klasik müzik)

(Klasik müzik devam ediyor)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı ve Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Ece Naz Batmaz...

...Büşra Koçak - Nuray Ünal - Özgür Türk

İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Gürbüz

Editörler: Beliz Coşar - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.