All language subtitles for The.First.Omen.2024.2160p.WEB-DL.DDP5.1.Atmos.H.265-FLUX

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional) Download
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish Download
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Beni aramamanı söylemiştim.

Lütfen Peder.

Elimdeki tek şey bu.

Yaptıklarının tek kanıtı.

Kız çok şey görünüyor...

İnsan gibi.

Sakın aldanma.

Rahme doğal yollarla düşmedi.

Bir gönüllü buldular.

Dindar biri.

Ama onu nasıl...

Lütfen.

Olmaz.

Bu konuda konuşamam.

Ama şu kadarını söyleyeyim,

çabuk hamile kaldı.

Şimdi genç kız olmuştur.

Yaşı gelsin diye bekliyorlar.

Ne için?

Ne için?

Yeter, lütfen.

Artık yapamayacağım.

Artık yapamayacağım.

Yapamam.

Lütfen bana bir daha dokunmasına izin vermeyin.

Peder?

Peder Harris?

Peder?

Saklanarak günahlarınızdan arınamazsınız.

Affedilmek mi istiyorum sanıyorsun?

Affedilmek istemiyorum Peder Brennan.

Tek isteğim tüm bunların bitmesi.

Yakında

anlarsın.

Peder, iyi misiniz?

İyiyim.

Peder.

OMEN: İLK KEHANET

ROMA 1971

-Margaret Daino? -Evet.

-Merhaba. -Merhaba.

-Ben Peder Gabriel. -Merhaba.

Beni Kardinal Lawrence gönderdi.

-Tabii. Teşekkürler. -Ben alırım.

Kendisi arabada bekliyor.

Hakkında çok şey duydum, seni tanıyor gibiyim.

Maggie!

Seni gördüğüme çok sevindim.

Ben de.

Burası çok güzel. Rüya gibi.

Sen bir de şehri gör.

Dur, sana bakayım. Bir yıl bile olmadı ama iyice büyümüşsün.

-Tek bavulla mı geldin? -Evet.

Demek öyle. Hadi gel.

Seni yeni evine götüreyim.

E, nasıl buldun?

İnanılmaz.

Her şey çok farklı.

Her caddede bakacak bir şey var. Her yeri gezmek istiyorum.

Ne güzel, değil mi?

Yeminin için daha iyi bir yer olamaz.

Seni görmek harika Maggie.

Küçücük bir çocukken bile büyük işlere imza atacağın belliydi.

Etraflarından geçmeye çalış Damiano.

Maalesef son zamanlarda protestolar arttı.

Neyi protesto ediyorlar?

İşçiler çalışma şartları ve ücretlerden şikâyetçi.

Öğrenciler ise temelde otoriteyi reddediyor.

Kilise de nasibini aldı.

Dünya değişiyor Maggie, hem de çok hızlı.

Maalesef genç kuşak artık rehberliğimize başvurmuyor

ama bu engeli aşmaya niyetliyiz.

Üstüne düşeni yaparsan belki güvenlerini tekrar kazanırız.

Denerim.

Seni Başrahibe Silva ile tanıştırayım.

Sana iyi bakar.

Merhaba.

Ailemize hoş geldin.

Teşekkürler.

Buyur. Benimle gel.

Gel, manastırı gezdireyim.

Aramızda olduğun için çok mutluyuz.

Bu taraftan.

Çocuklara bakıyoruz.

Sadece kızlara.

Toplam 62 kızımız var.

Kundaktan 18 yaşına gelene dek.

Şöyle gel.

Devlet doğum yapmak üzere olan bekâr kadınları bize gönderir.

Hastanemizde doğumhane var.

Gel hadi.

Doktorumuz bir haftaya bu bebeği doğurtur.

Rahibe Anjelica.

Bu Margaret Daino, Amerika'dan geldi.

O burada büyüdü.

Onu kapının önünde bulduğumuzda çok hastaydı.

Ama çok dindardır,

tüm çocukları güldürür.

Hepsi çok mutlu görünüyor.

Sorun neymiş, bir bakayım.

Elbette.

Âmin.

Selam sana ey Meryem.

Ave Maria benim de en sevdiğim duadır.

Adın ne?

Benim adım Margaret.

Merhaba.

Ne yapıyorsun?

Bırak beni!

İşte buldum seni.

Uslu duruyor musun Carlita?

Carlita.

Dışarıdaki çizim senin mi Carlita?

Hani şu kızın diğerlerinin üzerinde uçtuğu resim.

Çok beğendim.

Teşekkürler.

Gel.

Niye gün ortasında yalnız tutuluyor?

Daha güvenli.

Daha dün bir çocuğu incitti.

Luca seni götürür.

Protestolar yüzünden Roma biraz tehlikeli olmaya başladı.

Kimse var mı?

Şer mihraklarını ilahi merhametinle zapt eyle.

Bizi diri taşlar olarak kutsal hayatta inşa et.

Hem sözde hem eylemde,

ne şartta olursa olsun, her hayatın kıymetli olduğunu gösterelim.

Rabbim, tüm kullarının sinesine inanç tohumu ek ki istendim diyebilsinler.

Tarihî bir gayem var, kabul edildim ve sevildim.

İyi ki varım.

Margaret en yaramaz çocuklardan biri.

Ya bir kriz daha geçirirse?

O zaman onu yatağa bağlarsın.

Gel, nasıl yapacağını göstereyim.

Merhaba.

Sen Margaretta olmalısın.

Evet.

Ben Luz.

Uyandırdım mı?

Yok, hayır.

Kâbus gördüm de.

İlk gecen, gerilmişsindir.

Merak etme, ben de aynısını yaşadım.

Hislerimizi kabullenmezsek

rüyalarımızda ortaya çıkarlar.

Rahibe adayı mısın?

Evet.

Büyük günden önce biraz keşif yapayım dedim.

Neticede bu bedeni bir ömür karalar altında saklayacağım.

Fırsat varken biraz hava alsın, değil mi?

Kahve?

Nereliydin?

Pittsfield. Massachusetts.

Pissfield'li bir kızın yolu rahibe olmak üzere nasıl İtalya'ya düşer?

Kardinal Lawrence büyüdüğüm yetimhanede papazdı.

Zamanla aramızda bir samimiyet oluştu, eskiden biraz problemli bir çocuktum.

Bir saniye.

Bir saniye, sen mi problemliydin?

Nasıl yani?

Bilmem. Sanırım...

Yani çok ceza alırdım.

Nasıl cezalandırılırdın?

Ayrıca bunu nereden buldun?

Ne meraklı kızsın sen.

E, seni döverler miydi?

Döverler miydi?

Hayır, dövmezlerdi.

Canlı bir hayal gücüm vardı.

Gördüklerimi gerçek sanırdım,

rahibeler de mecburen beni...

...zapt ederdi.

Derken yetimhaneye Kardinal Lawrence geldi.

Harika biriydi.

Gördüklerimin hayal ürünü olduğunu anlamamı sağladı.

Ondan sonra epey toparladım.

Ben...

Bir ses duydum.

16 yaşındaydım.

Evden yeni kovulmuştum.

Çok soğuk bir geceydi ve ne yapacağımı bilmiyordum.

Derken...

Ilık bir esinti geldi.

Birdenbire.

Âdeta Tanrı'nın sesi her yanımı sarmıştı.

Hatta içimdeydi.

Çok net hissetmiştim.

Dünyevi bir evim olmasa da üzülmememi söyledi

çünkü gerçek evim onun yanıydı.

Hayatımda ilk kez

bu Dünya'ya ait olduğumu hissettim.

Evet ama kasabamızda çok yakışıklı bir sütçü olmasına rağmen

pek çoğumuz birlikte rahibelik yemini ettik.

Evet. Şimdilerde kızlar üniversiteye gidiyor,

zavallı Luz ise tek başına yemin edecek.

Margaret da...

Margaret da şapelde yalnız olacak.

Merak etme. Senin için ısıtırım.

Isıtmak mı? Neden bahsediyor?

Sanki sütçü size hiç göstermedi.

Özür dilerim!

Doğru ama!

Bir daha söyle.

Hayır, öyle değil. Utangaç Amerikalı.

Passione ile söyle.

Passione ile mi?

Tamam. Peki.

Güzel söyledim mi?

Evet.

-Gerçekten mi? -Evet.

Anlamı ne?

"Ben öğretmenim, öğretmeyi severim."

Margaret. İşte buradasın.

Korkuttum, pardon.

Gel. Sana bu akşam göstermek istediğim bir şey var.

Bayılacaksın.

İşte karşımızda.

Tanrım, çok güzel olmuşsun.

-Çıplak gibiyim. -Harika.

Ne çıplağı? Muhteşem görünüyorsun.

Hadi. Giy bakalım.

Şimdi de diğerini.

Ulu Meryem.

Gerilmene gerek yok. Ayakta durabiliyor musun?

Hayır.

Elbette durursun.

Mükemmel.

Luz?

Efendim?

Yapamayacağım.

Söylesene.

Hiç bara gittin mi?

Hayır.

-Diskoya? -Hayır.

Gece hiç çıkmadın mı?

Çünkü hayatını Tanrı'ya adamak istedin, değil mi?

Seni anlıyorum.

Rahibe kıyafetini çıkarmak korkutucu ama kendine bir bak!

Çok güzel bir kızsın Margaretta.

Bunu bilmen lazım.

Bil ki feragat ettiğin hayatın bir kıymeti olsun.

Hissetmeye çalış. Tamam mı?

Cesur ol.

Hadi içelim.

Tanıdığım en cesur kızın şerefine.

Dik hadi.

Ayaklarını hissediyor musun?

Amanın.

Hissediyor musun?

Evet.

O zaman bir tane daha.

Merhaba.

Parlate italiano?

Ne?

Parlate italiano?

Hayır. İçerken İtalyanca konuşmam.

Çok zor.

Inglese, per favore, no?

Biliyorsan yani.

Ben Alfonzo, bu da Paolo.

Merhaba.

İsterseniz size içki ısmarlarız.

Pardon.

Bir yudum alabilir miyim?

Al, ye.

-Ye mi? -Evet. Ye.

Dün annemle bir film izliyorduk.

-Evet? -Ve...

Barbara Streisand oynuyordu. Ben ona...

Bayılırım da.

-Sahiden mi? -Evet.

-Barbra? -Barbara'ya bayılırım.

-Barbara... -Barbra?

Barbra, evet.

Hani şu "Merhaba güzelim" dediği film.

Merhaba güzelim.

Güzelim.

Güzelim.

Ne? Güzelim.

-Güzelim. -Güzelim.

Kusura bakma ama ben profesyonel değilim...

-İyi söyledin. -...Barbra gibi.

E, sen ne iş yapıyorsun?

Madem sordun...

Ben kelebeğim.

O yüzden uçmalıyım!

Peki.

Kelebek mi? O hâlde seni tutmayayım, uç madem!

Ne?

-Gel. -Nereye?

Gel hadi.

BBC Dünya Haberleri'ni dinliyorsunuz, bugün 3 Haziran 1971.

Roma'da aşırı sol ve sağ gruplar arasındaki çatışmalar şiddetleniyor.

Çıkan olaylarda büyük maddi hasar oluştu ve birkaç vatandaş yaralandı.

Yetkililer olayları bastırmakta ve asayişi sağlamakta zorlanıyor.

Olaylardan en çok toplu ulaşım, fabrikalar ve okullar...

Günaydın.

Günaydın.

Dün gece eğlendin mi?

Evet.

Herhâlde hiç böyle içmemiştin.

Umarım dün gece kendimi rezil etmemişimdir.

Yok, hayır.

İyi bari.

Uslu durdun.

Çoğunlukla yani.

İşler çığırından çıkmadan seni buldum.

Sana iyi arkadaşlık ettim.

Benimle eve döndün.

Sağ ol.

Ama seni o adamdan zor ayırdım.

Ne? Yok canım...

Dediklerimin hakkını verdin diyelim.

Çok cesur bir kızdın Margaretta.

Ama merak etme.

Bizim küçük sırrımız.

Pardon.

Oturabilir miyim?

Hayır, lütfen gitme.

Pardon ama tanışıyor muyuz?

Adım Peder Brennan.

Korkuttuğum için özür dilerim. Lütfen otur.

Bir iki dakika yeter.

Adın Margaret Daino.

Yetimhanede çalışıyorsun. Yeni geldin.

Anlamıyorum. Nereden biliyorsunuz?

Mesele küçük kız. Scianna.

-Carlita mı? -Dikkatli ol Margaret.

Onun olduğu yerde kötü şeyler olacak.

Şeytani şeyler.

Artık gitmeliyim.

Hayır, lütfen. Bu akşam beni ziyarete gel.

Azize Rita Manastırı, oda 42.

Her şeyi anlatacağım.

Günaydın farfalla.

Günaydın.

Neyin var?

Hiç. Sadece biraz yorgunum.

Carlita nerede?

Kötü odada.

Kötü oda mı?

Pis.

Pis.

Pis.

Pis.

Rahibe.

Yardımınız lazım.

Carlita odada kilitli.

Doğru.

Sabah Rahibe Romano'yu ısırdı,

o yüzden kötü odaya kondu.

Ama niye kötü oda diye bir odanız var?

Çünkü bazı kızlar kötüdür.

Bu oda çok boğucu.

Hoş bir oda değil elbet.

Her yaptığımız şey de hoş değildir

ama Tanrı'ya hizmet için yaparız.

Seni niye o odaya koyuyorlar?

Kötüyüm.

Kötüsün demek.

Başka kim kötü biliyor musun?

Kim?

Sen mi?

Hem de nasıl.

Ama gel gör ki...

Kötü olmadığımı fark ettim.

Sırf dediklerini yapmıyorsun diye böyle diyorlar.

Eskiden gerçekten sorunlu olduğumu düşünürdüm.

Sen ne yapmıştın?

İlk başta kaçmaya çalıştım.

Ama içimdeki hisse bir faydası olmadı.

Senin bu yanını seviyorum.

Hangi?

Hangi yanımı seviyorsun?

Sanırım sen de eskiden hissettiğim gibi hissediyorsun.

Ama sen korkmuyorsun, kaçmıyorsun.

Sadece...

Pençelerini kaldırıp savaşıyorsun.

Carlita, odana git, tamam mı?

Hemen geliyorum.

Hayır!

Her şey normal görünüyor.

Neticede kahvaltıda pek bir şey yemedim, dedin.

Kan şekerin düşmüştür.

Çok özür dilerim.

Margaret, özür dileyecek ne yaptın ki?

Doğum gördüğü için bayılan ilk sen değilsin.

Açıkçası daha sık olmamasına şaşıyorum.

Hayat mucizesi gerçekleşirken ortalık batabiliyor.

Size katılabilir miyim?

Carlita, bunu sen mi çizdin?

Burasını ben çizdim.

Bebek erkek.

Bence bu hiç hoş değil.

Sen iyi misin?

Efendim?

Gel. Yürüyüşe çıkalım.

-Bize katılın. -Bugün olmaz kızlar.

-Hadi! -Peki.

Olmaz, ben geçmeyeyim.

Merak etme.

Hazır mısın?

Hepsi senin için.

Olamaz.

Sakın, hayır. Yapma!

Yapma!

Olamaz!

Azize Rita Manastırı Oda 42

Margaret. Buyur.

Bir şey oldu, değil mi?

Evet.

Rahibelerden biri canına kıydı.

"Scianna"dan bahsetmiştiniz.

Evet.

Bu insanları tanıyorsundur.

Rahibin adı Spiletto. Köktencidir.

Evet, onu gördüm.

Çevir.

Fotoğraftaki bebek Carlita mı?

Tahminimce, evet.

Bu yüzden mi tehlikede?

Bu rahibeleri tanıyorum. Dindardırlar.

Kiliseye bağlılar.

Beni dinle Margaret.

Gerçek şu ki, iki Kilise var.

Biri İsa'nın öğretilerine uyar, biz bu kilisenin mensubuyuz.

Bir de diğeri var.

İşkence ve tecavüzü görmezden gelen Kilise.

Tanrı adına cinayet işlerler. Hepsi ilahi güç adına.

Sence o Kilise'nin en çok korktuğu şey ne?

Şeytan mı?

Laiklik.

Eşi benzeri görülmemiş bir dönemden geçiyoruz.

Kendi kuşağının neler yaşadığına bir bak.

Sesini yükselten, baş kaldıran bir nesil.

Şiddete bile başvuruyorlar.

İnsanlar akın akın kiliseden kaçıyor.

Margaret, sen de çok iyi biliyorsun ki

inanç, güçtür.

Cehennem ateşi hikâyelerine artık inanmayanları

nasıl kontrol edeceksin?

Korkusu olmayanları?

Korkacakları bir şey yaratırsın.

Bu Kilise nesillerdir gücü elinde tutuyor.

Binlerce yıldır.

Bunun değişmemesi için yapmayacakları şey yok.

Velhasıl rahip, piskopos

ve hatta daha üst mevkidekilerden oluşan küçük, nüfuzlu bir zümre

büyük çapta bir şey yapılmasına karar verdi.

Bu rahipler

Deccal'i doğurtup onu kontrol edebileceklerine inanıyor.

Deccal'in karanlık güçlerini biraz kullanmasına izin verirlerse

insanların tekrar Kilise'ye sığınacağını sanıyorlar.

Bu delilik.

Evet. Anlasana.

Böyle bir şeyin olabileceğine kimse inanmazsa

onlara kim engel olacak?

Tüm bunların Carlita ile ne ilgisi var?

Ben aforoz edildim.

Kilise'de pek dostum kalmadı.

Elimdeki tek ipucu o fotoğraf.

Tahminimce fotoğraftaki bebek

annesi olacak.

Neyin annesi?

Deccal'in mi?

Evet.

Tanrım. Siz delirmişsiniz.

Ama haklıysam

Carlita altıncı ayın altısında, saat 6.00'da doğmuş olmalı.

666.

Şeytan'ın damgası bedeninde olacaktır.

Bunları bana niye anlattığınızı anlamadım.

Kızın dosyası yetimhanede kilit altında.

Dosyayı bana getirmeni istiyorum.

Nasıl doğduğunu öğrenmeliyim.

Nasıl doğdu da ne demek?

Beni dinle Margaret.

Bir hayvan kullanıyorlar.

Bir çakal. Baba o.

-Gitmeliyim. -Hayır Margaret.

Carlita gerçekten anne olacaksa

içindeki şeytan bizi durdurmak için her şeyi yapacaktır.

Ne pahasına olursa olsun onu yok etmeliyiz.

-Anlıyor musun? -Hayır.

Carlita küçük bir kız.

Ayrıca hamile değil.

Bahsettiğimiz şey insan yavrusu değil!

6 Haziran'a çok az kaldı.

Fazla vaktimiz yok, yardımın lazım.

Siz bir doktora görünün.

Yardımcı olamam, üzgünüm.

Kolumu bırakın lütfen.

Margaret.

-Selam. -Nasıl hissediyorsun?

Carlita hakkında bir şey soracaktım.

Geçmişi hakkında veya yetimhaneye

nasıl geldiği hakkında bir şey biliyor musun?

Pek bilmiyorum. Niye sordun?

Peki bunların cevabını nerede bulabilirim?

Maalesef yardımcı olamayacağım.

Ne var?

Niye sürekli bana bakıyorsun?

Bakmıyorum.

Benimle gelir misin?

Gel hadi.

Seninle bir şey konuşmalıyım.

Ama öncesinde

bana güvenebileceğini bilmeni isterim. Tamam mı?

Tamam.

Herhangi biri sana seni korkutacak

ya da üzecek bir şey

yaptı mı?

Bilmem.

Nasıl yani?

Bazen içime

kötü bir his doğuyor.

Bir şeyler...

Bir şeyler görüyorum.

Gerçek olup olmadıklarını anlayamıyorum.

Beni dinle.

Küçüklüğümde

çok kötü şeyler

görürdüm.

O kadar korkunç şeylerdi ki

bunların gerçek olduğuna kendimi inandırdım.

Ama öğrendim ki

o düşünceler yalanmış.

Mutsuz olduğum için

beynim beni kandırıyormuş.

Bu yalan değil.

Bundan nasıl emin olabiliyorsun?

Carlita.

Özür dilerim.

Carlita.

Carlita. Özür dilerim.

Nihayet buldum seni.

İsyan çıktı.

Gitmeliyiz.

Bu taraftan. Korkmayın kızlar.

Yanımdan ayrılma, tamam mı?

Sakın yanımdan ayrılma.

Carlita!

Carlita!

Margaretta.

Rahibe Silva seni odasında görmek istiyor.

Lütfen otur.

Margaret...

Buradaki görevlerimden biri de

himayem altımdakilerin iyi olduğundan emin olmaktır.

Eminim sen de bunu dediğime şaşırmayacaksın

ama endişelenmeye başladım.

Ben iyiyim.

Aslında şöyle desem daha doğru,

biz endişelenmeye başladık.

Ben ve Kardinal Lawrence yani.

Sorumluluklarını azaltsak iyi olur diye düşündük.

Yeminini de erteleyebiliriz.

Ne? Olmaz. Niye?

Carlita'ya bağlanmış olman da bizi endişelendiriyor.

Carlita mı? Ama...

Kardinal Lawrence büyürken çektiğin sıkıntılardan bahsetti.

Sanrılarından.

Belki de Carlita'yla vakit geçirmek sana iyi gelmiyordur.

Carlita rahatsız.

Ama biz koruyucularına hastalığı bulaşmamalı.

Oysa bulaştığı gün gibi ortada.

Bir saniye.

Ben hasta değilim.

Bu noktaya gelmek için ne kadar çok çalıştığının farkındayım.

Tüm bunları bırakmak zorunda kalsan yazık olur.

Carlita'yı düşünen tek kişi benim.

Kızlarla oynamasına izin vermiyorsunuz.

-Kötü odaya kapatıyorsunuz. -Kendi iyiliği için.

-Kızcağız kafadan hasta. -Sizin yüzünüzden!

Kararımızla ilgili aklımızda kalan tüm şüpheleri de

bu sözünle silmiş bulundun.

Sağlıklı düşünemediğin belli.

Margaret...

Carlita'dan uzak dur.

Yoksa sonuçlarına katlanırsın.

Arabayı durdur Luca.

Buradan kendim yürürüm.

Beklemene gerek yok.

Paolo.

Paolo!

Paolo!

Hayır, hayır.

Paolo?

Lütfen beni rahat bırak.

Dursana!

Üzgünüm. Özür dilerim, bilmiyordum. Gerçekten bilmiyordum.

Neyi bilmiyordun?

Beni takip etme!

Paolo, anlat lütfen.

Damgayı ara.

Tamam.

Tanrım. Dur.

Tamam.

Ambulans çağırın.

Ambulans çağırın!

-Yardım et. -Edeceğim.

Sıkıştım.

Yardım edeceğim.

-Kıpırdayamıyorum. -Biliyorum.

-Sıkıştım. -Biliyorum. Dur.

-Korkuyorum. -Kurtulacaksın, söz.

Ölmek istemiyorum.

Hayır, hayır. Ölmeyeceksin, iyileşeceksin.

Hazır mısın?

Olamaz.

Tanrım.

Tanrım.

Olamaz. Tanrım.

-Âmin. -Âmin.

Âmin.

Âmin.

İmza: Spiletto İsim: Scianna - 14

Doğum tarihi: 6 Haziran 1959 Doğum saati: 06.00

Hâlâ sağlıklı. Diğer kızlardan ayrı tutulmalı.

Scianna - 13 Deforme.

Bebek/ler doğumda öldü.

Scianna - 9 Ölü doğdu.

Doğumda öldü.

Tanrım.

Hadi.

Tanrım.

Carlita.

Benimle gel Carlita.

Yatağa geç.

Sana inanmadığım için çok özür dilerim.

Artık inanıyorum.

Tamam mı?

Seni koruyacağım.

Buradan çıkaracağım.

Margaret.

Şöyle geç. Çabuk.

-Margaret. -Uzak durun.

-Ne yaptığınızı biliyorum. -Canın yanmasın.

Elindekini bırak.

Bebeklerle ne yaptığınızı biliyorum.

Uzak durun! Hayır!

Bırakın beni!

-Sakin ol! -Hayır, hayır!

Lütfen, özür dilerim.

Hayır!

O odaya kapatmayın! Hayır!

Hayır!

Çıkarın beni!

Lütfen çıkarın beni buradan!

Yalvarırım!

Nefes al.

...tohumu ek ki istendim diyebilsinler. Tarihî bir gayem var.

Kabul edildim. İyi ki varım.

İnsan olmak iyidir.

Tüm insanlar sevgini hissetsin.

Gerçek değil.

Gerçek değil. Gerçek değil.

-Gerçek olmayan ne? -Kim dedi onu?

Çok özür dilerim. Çok özür dilerim.

Hayır!

Margaret. Gitmemiz lazım.

Gitmeliyiz. Dosyaları buldum.

Hemen gitmeliyiz. Benim.

Korkma, benim.

Çıkar beni buradan.

Tamam. Biliyorum.

Açıyorum, tamam.

Peder Gabriel. Margaret.

Anlayamadım.

Nasıl aldınız?

Aferin Margaret. Aferin sana.

-Takip edildiniz mi? -Ne? Hayır.

Sanmam.

Bizi Margaret'ın şoförü Luca getirdi. Ona güvenebiliriz. Dışarıda nöbet tutuyor.

Tanışıyor musunuz?

-Evet. -Hayır.

Benimle temas kurmaya çalıştı. Deli olduğunu düşündüm.

Gerçi bu sahiden delilik.

Carlita.

Onu almalıyız.

Olmaz, güvenli değil.

Güvenli değil mi? Şu anda güvende olmayan o.

Margaret, olanlardan sonra bizi yetimhaneye yaklaştırmazlar.

Hele de Carlita'ya.

Doğru diyor.

Bunları aldığımızı anlamaları an meselesi.

Yakında peşimize düşerler.

Ona yardım etmeliyiz.

Bir sonraki adım yaptıkları şeyi kanıtlamak.

Yoksa kimse bize inanmaz.

Ne çok var.

Evet.

Çok fazla.

Bu kadar ileri gittiklerini bilmiyordum.

İsim: Scianna - 8 Durum: Ölü doğdu.

Anlamıyorum.

Onlara erkek bebek lazım.

Yalnızca kız doğurdular.

Carlita hariç hepsi öldü.

Bunca yıldan sonra, onca başarısızlıktan sonra...

...geriye kalan tek yol, hayvanın kendi çocuğuyla çiftleşmesi.

-Bu ne? -Dedim ya, Carlita'nın fotoğrafı.

Hayır.

Bunu diyorum.

Damga.

Carlita'nın damgası başında değil.

Onunki burada.

Neden bahsediyorsun?

Gördüm.

Gördün mü? Bu Carlita.

Damga yok.

Bu bebek Carlita değil.

Bu ne demek?

Brennan?

Bilmiyorum.

Aradığımız çocuk buysa

kafasında damga olan bebeği bulmalıyız.

Bir şey kaçırmış olmalıyız.

Öyle değil mi?

Scianna - 6 Deforme.

Scianna - 13 Durum: Deforme.

Scianna - 7 Ölü doğdu.

Nerede?

Niye hepsi böyle?

Çünkü babaları insan değil.

İsim: Scianna - 5 Durum: Sağlıklı.

Buldum.

Bir bebek daha yaşamış.

Kız kardeş mi?

Bilgin var mıydı?

Hayır.

Demek onu saklamışlar.

Damgayı ara.

Nereden biliyordu?

Yerini biliyordu.

Margaret! Tamam.

Margaret! Margaret!

Dur, bir bakayım.

İzin ver de bakayım.

Bir şey söyleyin.

Bu nasıl olabilir?

Hayatı boyunca Kilise'nin himayesindeydi.

Saklamak için hep yerini değiştirmişler.

Carlita henüz çok küçük,

o yüzden şey için Margaret'ı Roma'ya getirmişler...

Ne için?

Ne için?

-Buradan gitmeliyim. -Gidemezsin.

-Dokunma. -Margaret...

-Dokunma bana. -Gidemezsin.

Bir daha dokunursan seni gebertirim lan!

Çok üzgünüm.

Bu yaşadıklarından ötürü çok üzgünüm evladım.

Ama gidersen hiçbir şey değişmeyecek.

Haziran 6.

Gece yarısı.

Senin için gelecekler.

Bu doğruysa...

Hamileysem...

O zaman içimden çıkmasını istiyorum.

Hem de hemen.

Margaret...

İyi misin?

Bu doktor işinin ehli mi?

Deneyimli bir doktor, evet.

Dur. Ne yapıyorsun?

Sakın durma.

Ana yola gidiyormuş gibi sür,

kemerden önce dön.

Margaret.

Ne oluyor bana?

Kimse yok mu?

Kimse yok mu?

Sesimi duyan var mı?

Var.

Ben duyuyorum.

Bu gerçek mi değil mi, ayırt edemiyorum.

Son derece gerçek Margaret.

Beni çözer misin?

Yakında.

Yakında hepsi geçecek, söz.

Hayır.

Hayır, hayır.

Korkacak bir şey yok.

Sana kötü bir şey olmasına izin vermem.

Sana küçüklüğünden beri

göz kulak oluyorum.

İlk tanıştığımızda sana ne dediğimi hatırlıyor musun?

Senin tanıdığım en cesur kız olduğunu söylemiştim.

İşte şimdi benim için ne kadar özel olduğunu gördün.

Bizim için.

Doğurmak üzere olduğun bebek Kilise'yi kurtaracak.

İnsanları tekrar Tanrı'ya yönlendirecek.

Hepsi sayende olacak.

Anlıyorsun, değil mi Margaret?

Hayatın boyunca Tanrı'nın sesini aradın.

Ama gerçek şu ki...

Ezelden beri yanındaydı.

Seni buraya o getirdi.

Seni seçti.

Ben... Hayır.

İşte oldu.

Artık hazırsın.

Seni sevdiğimi bil.

Yanı başında olacağım.

Yat.

Hayır, yapmayın.

Hayır. Lütfen.

Lütfen, yalvarırım.

Yapmayın.

Hayır, hayır.

Hayır, lütfen.

Lütfen.

Lütfen.

Lütfen yardım edin.

Lütfen yardım edin. Yalvarırım.

Lütfen çözün beni.

Lütfen çözün, canım acıyor.

Acı çekiyorum. Lütfen.

Yardım edin.

Yalvarırım yardım edin.

Lütfen yardım edin.

Yardım edin.

Yardım edin. Acı çekiyorum.

Bebek kız mı erkek mi?

İki bebek var.

Biri kız...

Ya diğeri?

Erkek!

Nihayet ona kavuştuk.

Yardım edin.

-Yardım edin. -Elbette.

Tabii evladım.

-Acı çekiyorum. -Anlıyorum.

Kucağıma alabilir miyim?

Emin misin?

Annesiyim. Annesiyim.

Bebeği getirin.

Kız haklı.

Bebek annesiyle bağ kurmalı, çok önemli.

Doğduğumuzda hepimiz ana kucağı ararız.

Öyle değil mi?

Çok iyi iş çıkardın evladım.

Tanrı'ya hizmet ediyorsun.

Seninle gurur duyduğuna eminim.

Sana bunu söylediğini duymuyor musun?

Onun sesini duymuyor musun?

Hayır.

Duyduğum tek ses, kendi sesim.

Hayır!

Margaret.

Dur.

Margaret, bebeği bana ver.

Bebeği bana ver.

Hayır!

Her şeyi yakın.

İkisini de ölüme terk edin.

Korkma.

Aradığın adam bu.

Roma ABD Büyükelçisi.

Bebeğin yeni babası olacak.

Eşiyle trajik bir kayıp yaşayacak ve çocuğa ihtiyaçları olacak.

İmtiyazları ve nüfuzları çocuğa miras kalacak.

Kısa süre içinde karanlığı yayılacak

ve dünya kurtulacak.

Tatlım, onları yemen lazım.

Şey gibi ye...

Aynen öyle.

Ne yapıyorsun?

Gel bakayım.

Hayır, hayır. Al.

Bunu ye.

Onu değil.

İster misin?

İster misin?

Annene ver. Annene ver.

Annene ver.

Üzgünüm Margaret.

Seni rahat bırakmak istedim.

Git buradan.

Hemen.

Seni uyarmaya geldim.

Yaşadığını biliyorlar.

Sağ kalmamalıydınız. Ölmeliydiniz.

Özellikle de kız.

O önemli biri olacak.

Tek istediğim, rahat bırakılmak.

Biliyorum.

Ama peşinize düşecekler.

Ona bir isim koydular.

Oğluna.

Damien.

Çevirmen: Berkcan Navarro

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.