All language subtitles for The White Meadows (2009) Rasoulof

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian Download
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian Download
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian Download
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese Download
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

BEYAZ ÇAYIRLAR

Bir Mohammad Rasoulof filmi

Hassan Pourshirazi

Younes Ghazali, Mohammad Rabbani

Mohammad Shirvani, Omid Zare

Bahman Maleki, Ava Darvish

Yasaman Mohebahari, Stamak Nazari

Yapım Sorumlusu: Golamreza Ahmadi.

Birinci Kamera Asistanı: Bahman MAleki

Foto: Kourosh Asgari

Yönetmen Yardımcısı: Daryoush Ebadi.

Set Tasarımcısı: Shahram Karimi

Makyaj: Mehrdad Mirkiani

Ses Kaydı: Mohammad Mokhtari

Ses Mühendisi: Amir-Hossein Ghasemi

Müzik: Mohammad Reza Darvishi

Editör: Jafar Panahi.

Görüntü Yönetmeni: Ebrahim Ghafouri

Senarist, Yönetmen: Mohammad Rasoulof

ALTYAZI: @keserb

- Geliyor. - Geliyor.

- Selam -Aleyküm selam

-Umarım çok yorgun değilsin. -Umarım siz de.

-Geciktiniz. -Zaman yok.

- Ne kadar zaman önce oldu? - Yaklaşık 8 gün.

-Kadın mı erkek mi? - Kadın.

-Akrabası mısın? -Hiç akrabası yok.

Sadece yaşlı bir anne, ama yas tutanlar çok. O çok güzeldi!

Siz gelip alınca kadar beklemesi için vücudunu tuza gömdük.

Zavallı kız çok genç öldü ve kimse nedenini bilmiyor.

Bütün kadınlar onu kıskanıyordu.

-Onu hiç gördün mü? - Hayır.

Annesi acı içinde sizi bekliyor.

Burası, lütfen içeri gelin.

-Selam -Aleyküm selam.

Öldüğü iyi oldu.

O yürürken, vücudu çalkalanırdı.

Onu görenin kalbi sarsılırdı.

Bir gün tam burada oturuyordum...

O geçerken bana baktığında...

Bütün vücudum tatlı bir şekilde ürperdi.

ama o durmadı.

Doğrudan gözlerimin içine baktı.

Onu takip ettim.

İyi ki öldü. Erkekler onun tarafından aşağılanmış hissediyordu.

Seni suya götürür ve daha fazla susamış getirir.

Tanrı bizi korusun.

Bir mezarımız olsaydı ve onu buraya gömseydik,

Gençler geceyarısı mezarını kazıp onu çıkarırlardı.

Adamlar gitmeli! Onun vücudunu çıkartmak istiyoruz.

Cesedi taşımak için birkaç adam kalmalı. -Biz kalacağız.Siz gidebilirsiniz.

Selam.

Kimsin?

Nassim

Seni enik! Burada ne yapıyorsun?

Açıklayabilirim!

Beni geri götürmek mi istiyorsun?

Eğer yaparsan, herkes ölü kadına bakmak istediğini bilecek.

Ne yapacaksın Hayır! Hayır! Hayır!

Botumdan defol!.

İmdat... yardım edin!

Gözlerim yanıyor!

Yüzemem!

Tanrı aşkına yardım et, yardım et!

Yüzmeyi bilmiyorum!

Çıplak kadını görmek istediğini herkese anlatacağım. Tanrı aşkına, bana yardım et!

O halde...

Teknemde ne yapıyordun?

Seninle konuşuyorum.

sana anlatacağım.

Dün iki adam, onları itaat edersem, adadan ayrılmama yardım edeceklerini söylediler.

Cesedi çıkardılar ve onu kendilerinin gömeceklerini söylediler.

Kimse fark etmemeli.

Babamı bulabilirdim. Uzun zamandır uzaklarda.

Teknenle her yere gittiğini söylediler. Beni birlikte götürürsen onu bulabilirim.

Lütfen beni de yanına al. Yemin ederim senin kölen olurum.

Kimse bilmeyecek.

Peki.

Seni birlikte götüreceğim...

bir şartta

ağzını kapalı tutacaksın!

Benim işim kalp ağrısı olan insanlarla ilgili.

Eğer duyabildiğini öğrenirlerse, artık kalplerini bana açmazlar.

Sağır ve dilsiz olmalısın.

Başüsüne, hem sağır hem de dilsiz olacağım.

Yeter ki beni de yanında götüreceğini söyle.

Toparlan.

Size bir şey sorabilir miyim'?

Gerçekten insanların gözyaşlarını inciye çevirebilir misin?

Gözyaşı ile ölüleri günahlarından arındırabildiğini söylüyorlar.

Nereye gidiyoruz?

Dosdoğru, oğlum!

Dikkat et, tek kelime yok. Unutma, Sağır ve dilsiz.

- Kesinlikle -Tek sözcük söylemeyeceksin demedim mi?

- Selam. Rahmat Bey. - Selam. Ne yapıyorsun?

Bu zavallı şeyler fazla tuzlu su yüzünden öldü.

Tuzu çok fazla artıyor.

Başlarını suya sokuklarında kör oluyor ve açlıktan ölüyorlar.

Morad Bey'in annesinin bir rüyası vardı. Ben onu araştırıyorum.

İyi bir adamsın. Gidelim.

Selam!

- Merhaba! -Seni bekliyorduk.

-Selam aleyküm -Rahmat geldi, anne!

Artık aklı başında değil.

Gözyaşlarını sona erdirmeye geldim.

Kalp acısını dinlemeye geldim.

İzin verir misiniz?

Peri 300 yıldır kuyuda.

Deniz suyu hiç bu kadar tuzlu olmamıştı.

Peri, kuyuya girmek için öfkeyle denizden çıktığında..

Deniz yarısı kadar bile tuzlu değildi.

İnsanlar o zamanlar çok günah işlemezdi.

Onlara bu kadar günah işlememelerini söyle.

Daha az günah işlerlerse,

Tatlı, Temiz suya dönüşecek.

Ve ateşin dumanı olmayacak.

Dünya yeşile dönecek.

Morad Bey!

Morad Bey, onu buldum! Onu buldum!

Kapıyı aç bana.

Sonuçta, senin rüyan pek yanlış değildi, Anne! - Onu buldum!

Kuş kadavralarını topluyordum ve bunu buldum.

Sonraki!

Çok minnettarım

-Adını verdin mi? - Evet.

Sonraki !

Selam aleyküm.

Çocuk sağır ve abdal. Aklındakini söyle.

- Çok teşekkür ederim. - Sonraki.

- Selam. - Selam.

- Khojasteh'i buldum. Seni görmek istiyor. - Gelmesini söyle.

İçeri gir!

- Selam. - Selam.

Dilekler toplanıyor. Onları teslim edeceksin.

Dilediğiniz gibi. Hazır olacağım.

Sonraki !

Kavanozlar perinin ellerine güvenli bir şekilde ulaşmalıdır.

Mümkün olduğunca aşağı in.

Ne kadar daha ileri gidersen, dilekler de o kadar çabuk ulaşır.

Süratli ve dikkatlice git, böylece Kavanozlar kırılmaz.

Bize emanet edilmişlerdir, anladın mı?

Halatı çektiğimde çabucak tırman.

Güneş doğarsa ve hala oradaysan, iptal edilecektir. Anladın mı?

Doğru dürüst yürüyemiyorum.

Ya tekrar tırmanamazsam?

Ve eğer başaramazsam,

Khojasteh dilekleri periye teslim edemedi demiyecekler mi?

Ben daha yeni evlendim.

Eğer ölürsem, zavallı kıza ne olacak?

Çok ağırım. Yürüyemiyorum bile. Kavanozların içinde çok fazla sözcük var.

Ne diyorsun?

Herkesin beklediğini görüyorsun, git şimdi.

Nasıl istersen

Git!

Yürü! Yürü! Yürü!

Daha hızlı!

Daha hızı git!

O yukarı tırmanmalı!

- Geri gel! - Geri gel! Geri gel!

Khojasteh!

Khojosteh, yukarı gel!

Hayır teşekkürler.

Al onu.

Her törenden sonra gözyaşı kabını temiz suyla dikkatlice temizle.

Aksi takdirde gözyaşı tuzları içinde kalır.

Kap temizlenmeli. Böylece ağlayan kişi ...

Her bir göz yaşının ödüllendirildiğini bilir.

Aksi takdirde, alınırlar ve bir daha asla ağlayamalar.

Bu işin zor olduğunu düşünüyorum.

30 yıl boyunca insanların gözyaşlarını topladım.

ama her seferinde o törene giriyorum.

ve birisiyle ıstırap ve gözyaşları içinde oturuyorum...

Ve ilk defaymış gibi hissediyorum

Gözyaşları saygı ile işlem görmeli.

Onlar değerlidir. Tek bir damlası ısraf edilmemelidir.

Bu işin ne kadar zor olduğunu farketmen uzun zaman alacaktır.

- Babanın adı ne? - Senobar.

Senobor?

O ne iş yapardı? - O bir çobandı.

Onu tanımıyor olmam tuhaf

Buradaki insanların çoğunu tanıyorum.

Onu denize getiren neydi?

Çok küçüktüm, hatırlamıyorum.

Diyorlar ki: Sürüsünü otlaklara götürdü, çok fazla güneşte kaldı ve beyni kurudu.

Sonra bir gün o deniz suyunun ve toprağın...

tuzlu olmadığı yerlere gitmek istedi.

Onu aramak için nereye bakmak istersin?

Bir adresin var mı?

Hayır, sadece onun yaşlandığını biliyorum.

Selam!

Her zaman yalnız gelirdin.

Seni başka biriyle hiç tahayyül etmemiştim.

O bir yabancı değil. O benim oğlum. O sağır ve dilsizdir.

Tanrı ona şifa versin.

Yeni haberler var mı?

-Nihayet yağmur yağdı mı? -Henüz değil.

Bu kidar bir gökyüzü.

Kara bulutlar getiriyor ama yağmur yağmıyor.

Gökyüzü kin taşıyorsa. Yapabileceğin birşey yok

Deniz arabuluculuk yapmazsa gökyüzü yağmur yağdırmaz.

Selam.

Selam.

Nasılsın?

Ateşi yakın!

Kendinizi hazırlayın tanıklar!

Yatağı hazırla!

Korkma!

Güzel bir yere gidiyorsun.

Bu kader!

Gelin olmak istemiyorum!

Onlara gelin olmayacağımı söyle!

Beni almalarına izin verme, Tanrı aşkına!

Gözyaşlarıyla ne yaptın, Seni enik?

-Sağlığın için dua edeceğim. -Mutluluğun için dua edeceğim.

Yardım edin! Ben ölmek istemiyorum!

Denize gitmek istemiyorum.

Korkuyorum.

Tanrı yardımcım olsun!

Ben istemiyorum!

Bu gelinin temiz olduğunu ve hiç kimsenin ona dokunmadığını tasdik ederim.

O sadece denizi sevdi ve şimdi onun kollarına gidiyor!

Bu gelinin bakire olduğunu onaylıyorum!

Denizi sevdi ve ona gönderdi!

Adadaki en güzel genç kız olduğunu onaylıyorum.

ve halk onu denizlere kurban etti!

Mubarek olsun! Mutluluğun tadını çıkartabilir.

, deniz güzel bir damat.

Mübarek olsun, damadınıza gökyüzüne aracılık etmesini...

yağmur yağdırmasını söyleyin. Böylece Kutsanmış olacaksınız.

Üzülmeyin, kızınız mutlu olacak.

Benim tatlı kızım!

Ziyaret için, denize gitmem gerekecek.

- Ne oldu? - Onu gördüm.

Onun peşinden gitti. Onu gördüğümde çok uzaktaydı.

Rahmat'ın oğlu olduğuna emin misin?

Evet, sağır, abdal çocuktu.

Arkasından iki kişi yolladım.

Ben bir şeyler düşünene kadar tek kelime söyleme.

Vurmayın bana, dövmeyın beni!

Allah aşkına, vurmayın.!

Ona vurmayın!

Vurmayın!

Dur, dilin çözüldü. Bu bir mucize!

Tanrı onu affetti, siz de affetmelisin!

Ben yanıyorum

Ben yanıyorum

Ben yanıyorum.

Ateşteyim. Yaralarım yanıyor.

Tuzlu su yaralarını temiz tutacaktır.

Uyuma.

Ateşteyim.

Susadım,

Su.

Su içemezsin, ölürsün.

Susadım.

Susadım.

Su.

Yanıyorum.

Yaralarım yanıyor.

Yaralarım yanıyor.

Su.

Kalk.

Göz yaşlarıyla ne yaptığını anlatmak istemiyor musun?

Gözlerim yanıyor.

Gözyaşlarıyla ne yaptın?

Gözlerim yanıyor!

Kalk ayağa oğlum, geldik.

Oğlum.

Yakında döneceğim.

Her zaman olduğu gibi bugün de buradayız...

Binbir suratlı adam için...

Hepiniz binbir suratlı adamı biliyorsunuz.

Her gün yeni bir yüzle geliyor; sizi neşelendirmek

ve üzüntülerininizi unutturmak için.

Bugün hangi suratla geleceğini hiç kimse bilemez.

Her gün yeni, daha neşeli bir yüz görüyoruz.

Beni duyabiliyorsan, bin suratlı bir adam,

Bugün hangi çehrenle insanları neşelendireceksin? söyle.

Bizi nasıl mutlu edeceksin? Eh?

Bir şeyler söylemek istiyor.

Tamam, diyor ki: eğer birisi bedbaht ise..

Acılarını o genç adamın çantasına koyup atmalıdır.

Çanta hazır, şimdi derin kalp ağrılarını içine koy.

Acılarını dağıt

Acılarınızı atın

Onları atın.

İşte.

Burada.

Yüreğinin dibinden.

Şimdi binbir suratlı neşeli adamı görebilirsiniz.

Herkesi selamla.

Tebrikler.

Bugün düğünümüz var.

Gelin burada oturmalı.

Şimdi beyaz bir gelinlik giyiyorsun, damatla evleneceksin...

yakışıklı, zengin ve iyi huylu maymun?

Evet?.. İlk defasında kimsenin "evet" demediğini biliyorum.

İkinci kez: "evet"?

Hayır? O zaman neden gelinlik giydin? Bak, bir kez daha...

ya "evet" dersin ya da o elbiseyi giymeyi hak etmezsin.

Peki ya damattan ne haber? Mutluluktan uzak durma.

Büyüklerinin sözünü dinle. "Evet" diyecek misin?

"Evet" demez misin? Hiçbir şart altında?

"Evet" demiyecek. Düğün iptal edildi, zorla güzellik olmaz.

Ama gelin, bunun için çok çalıştık.

Çok davetli çağırdık, yemekler hazırladık...

Çok para harcadık. Herkes sana hürmetlerini sunmaya geldi.

Biraz daha düşün, hayatını mahvetme,

Damat tatlı huylu maymun.

ve zengin!

Yaptığı resimleri görmelisin. Denizi kırmızıya boyadı.

Yaşlı ona dedi ki: "Deniz kırmızı değil, maviye boya".

"Hayır, denizin her zaman mavi olduğunu kim söyledi?" dedi.

Yaşlı adam çok sinirlendi.

Ona boyamayı yasaklamadı, sadece doğru bir şekilde boyamasını istedi.

İyi misin'?

Gözlerin nasıl? Görebiliyor musun?

- Evet. -Ne görüyorsun? Saçmalama.

Gözleri kötü. Bozuk görüyor, o yüzden bozuk konuşuyor.

Kendi kendinin bile farkında değil.

Gözlerim senin Rahmat olduğunu görebiliyor.

Ben susadım, su.

Rahmat, burnum kaşındı.

İyi mi?

Bozuk görüyor, ama ne olduğunu bilmiyor.

- Yıkanmaya hazır mı? - Hadi onu alalım.

Tekrar.

Kafasını iyi yıka.

Kafasını da yıka.

Üzerine biraz dök

Kulaklarını yıka.

Tut onu.

Ne yapmalıyım?

Yukarı çık, yukarı!

Yukarı git!

Yukarı git!

Güneşe bak!

Tırman ve güneşe bak!

Güneşe bak!

-Gözlerim yanıyor! -Güneşe bak dedim!

- Kör oluyorum. -Güneşe bak, görme yeteneğin geri gelecek!

Tırman yoksa ben gelip çıkartacağım seni!

Güneşe bak!

Yukarı tırman!

Gözlerim dışarı fırlıyor!

Güneşe bak!

Güneşe bak, görme yeteneğin geri gelecek!

Gözlerini aç.

Deniz ne renk?

Hala görebiliyorum.

Hala görebiliyorum!

- Çok güzel. Biliyorum Ama ne renk?

O çok güzel.

-Bugün başka bir renk. -Mavi, öyle değil mi?

Mavi?

Çocuklar bile onun mavi olduğunu bilir!

Hadi mavi olduğunu söyle de kurtulalım.

Mavi olduğunu söyle. İyileştirmek için gözlerine hayvan idrarı dökmek istiyorlar.

İstediğiniz rengi görebilirsin, ancak mavi olduğunu söyle!

Bugün başka bir renk.

Kardeşim, annenin başı için mavi olduğunu söyle, yoksa seni hırpalıyacaklar.

Hiçbir yolu yoktur. Tek çözüm maymun idrarıdır.

Onu tutuyorum. dök.

Aç gözlerini, aç onları

Yanıyor!

Ağla...

Seni rahatlatır.

-Yaşlı adam ona terkedip gitmesini emretti. - Bırak kalsın, ben onunla ilgilenirim.

Eğer kalırsa; herkes kötü gözlere sahip olacak

Babam, şunu tekrarlamayı bırak. O bulaşıcı. Eğer kalırsa, herkes kötü gözlü olacaktır.

-Annesine ne deriz? -Onu bana bırak.

Kalmasına izin verirseniz, resim yapmayacak.

Bunun resim ile bir ilgisi yok.

Onun gözleri ve beyni kötü

ve yüreği acılarla dolu, anladın mı?

ve onun kalbi dolu acılarla dolu, anlıyor musun?

Ve onun hastalığı bulaşıcıdır.

Bir şeyler yemek ister misin?

Endişelenme.

gözlerin iyi görecek.

Bu tekneyle çok yer gezdin mi?

Ne?

Bu denizin sonunda ne var?

Bilmiyorum.

Sonunda buradasın!

-Tekrar ayrılmaya hazır görünüyorsun. - Buralardan çok usandım.

Sen olsaydın bütün gün denizi seyretmek zorunda kalmaz mıydın?

Ne kadar süreden beri kimseyi görmedimi biliyor musun?

Yalnız olduğunu biliyorum. Yardım et, sana misafir getirdim.

Kalk, vardık - Misafir mi?

Bir mahkum mu demek istiyorsun?

Evet, hatta iki

- Al onu -Mahkumları kabul etmiyorum.

Mahkum olmaz!

Kabul et ya da etme, sen bilirsin.

Burada yetkili olduğun sürece...

Onları sana teslim edip gitmeliyim.

Uzun zamandır, bir süre için ayrılıp kendi hayatımı yaşamayı düşünmekteyim.

Gitmeme izin vermezlerse, bana bir gelin getirmeliler, dedim.

Sen de bana bir gelin getireceğine defalarca söz vermiştin.

Sözlerine ne oldu?

Gitmem gerek.

Gitmek mi istiyorsun?

-Yapacak işlerim var. -Geceyi geçir, biraz dinlen.

Yapacak işlerim olduğunu söyledim.

Kalırsan daha az yalnız hissederim.

Daima zamanımı boşa harcıyorsun.

Geceyi burada geçir, sana söyleyecek çok şeyim var.

- Aralarındaki fark nedir? - Ne fark eder?

Bilmem Gerek.

Daha iyi olduklarında sana kendilerininden bahsederler.

Bu çok genç.

Buraya otur

Ne yaptın?

Bıktım.

Deniz yolculuğuna çıkıp...

ve deniz suyunun tuzlu olmadığı...

ve toprağın bir tuz bataklığı olmadığı bir yere gitmek istiyorum.

Koyunlarımı özlüyorum. .

Uyan,kalk!.

Bu yaşıyor.

Bu kişi öldü.

Deniz ne renk? Mavi!

Durma, öyle değil!

Geri gel, şimdi ayağa kalk!

Geri dön, şimdi yukarı çık!

Koş koş!

Acele et! Yukarı git!

Deniz ne renk? Mavi!

Deniz ne renk? Yukarı çık, çabuk!

Yaklaş! Merdivenlerden aşağı, bu şekilde değil!

Geri gel! İşte aşağı in.

Deniz ne renk? Mavi!

Bakalım koş! Durma!

Koş, durma!

Sağa, kendi sağına!

Geri gel, koş!

Yürüme!

Deniz ne renk? Mavi!

Selam aleyküm.

Herkesin iyi olup olmadığını soruyor.

Cennet övülmeli.

ALTYAZI: @keserb

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.