Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
(Gerilim müziği)
Salak herif!
(Yekta dış ses) Lan bir gram beyni olan senin gibi yapmaz, budala!
(Engin dış ses) Oynadı kızım benimle. Gururumla oynadı diyorum.
(Geçiş sesi) Gururunu (***) senin!
Bu mu lan aşk?
(Geçiş sesi) (Ceylin dış ses) Bu mu aşk?
(Geçiş sesi)
Yolun sonuna geldin Avukat Bey!
(Geçiş sesi)
(Engin dış ses) Katil ben çıkmadım diye bir bozuldunuz sanki.
(Geçiş sesi)
Uyarıyorum lan, katil sensin!
(Geçiş sesi)
(Eren dış ses) Sana suçun ne olduğunu söyleyeyim mi koçum?
Birini öldürmek suç, canına kıymak suç.
Nefessiz bırakmak suç, ömrünü çalmak suç!
(Ceylin dış ses) Ömrün içeride çürüyerek geçecek.
Bittin oğlum sen.
(Geçiş sesi) Çatır çatır çekeceksin cezanı.
(Osman dış ses) Vay, vay, vay!
(Geçiş sesi)
Sen benim baldızımı mı öldürdün lan? (Geçiş sesi)
(Osman dış ses) Bir dakika! Kanka falan diye dolanıyordun kızın etrafında!
(Geçiş sesi)
Gebertirim (***)!
Sen kimsin? Kimsin lan?
(Geçiş sesi)
Hişt arkadaş, nasıl yapacağız diyorum. Daldın gittin.
Kısa kes.
Tek bir kıvırcık bile kalmasın.
İyiymiş böyle ya, sen bilirsin.
Kısa kes dedim, beş numara.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi)
O geceyi kafamda sürekli tekrarladım Ceylin.
(Engin dış ses) Her seferinde başka bir şekilde, başka bir yerde.
Her seferinde başka bir şey izliyormuş gibi başka bir şey gördüm.
Beni nasıl çileden çıkardığını gördüm.
Cinnet geçirdim diyorum, anlamıyor musun?
Cinnet geçirdim Ceylin!
Ölümü hak etti ve öldü.
(Müzik)
(Geçiş sesi)
("Can Ozan - Sar Bu Şehri" çalıyor)
"Anlamam nedenini, üzmüşler bebeğimi ah"
"Ah"
"Tam yüzüne dalmışken çizmiş kendi resmini ah"
"Ah"
"Ne olursun kaç kurtar kendini bu diyardan"
"Yâr"
"Güneşi ararken peşini bırakmaz ay"
"Ay"
"Sar bu şehrin başından yak"
"İyice yak"
"Kim der ki bu rüyadan uyan"
"Ona uzak"
"Hu"
-(TV kadın ses) Yapışmış birbirine. -(TV kadın 1 ses) Çok mu acı geldi?
(TV kadın ses) Çok acı geldi. Bir de kıyması çok pişmiş.
(TV kadın 2 ses) Peki, itirazım var demiştin.
(TV'den gelen anlaşılmayan konuşma)
(TV Yekta ses) Bir anne baba olarak...
Değiştirme. Geri dön.
(TV kadın ses) Yemesi güzel ama hamur.
Oğlumuzu sevgiyle büyüttük biz, pamuklara sardık.
Ama iddia o ki bir cana kıymış.
Acımadan genç bir kızı öldürmüş.
(TV Yekta ses) Hâlâ ispatlanmamış da olsa dehşet içindeyiz.
Aklımız almıyor bir türlü.
Güler yüzlü, melek sandığımız evladımızın içinde bir canavar mı var?
(TV Yekta ses) Yani hiç mi tanıyamamışız?
Herkes evladında şaşırtan bir şeyler görür, ne yapacağını bilemez.
İnsan evladına konduramıyor işte.
Doğduğu günkü gibi masum sanıyor, asla yapmaz diyor.
Sadece bir baba olarak değil.
Bir hukuk insanı olarak da çok üzgünüm.
Ama yapabileceğimiz tek şey, adalete teslim olmak.
Diyeceğimiz başka bir şey yok.
(Hep bir ağızdan) Yekta Bey, bir soru daha alabilir miyiz?
(Kadın) Lütfen, yeter.
Sakın bırakma, gözleri hâlâ üzerimizde.
Ne oluyor ya?
(Üst üste konuşmalar)
Ne yapıyor bu?
Artist ya.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Asma suratını artık Laçinciğim, kahretme hayatını.
Sen az önce oğlumuza alenen katil dedin.
Nasıl gülümseyeyim, nasıl kahrolmayayım, söyler misin?
Yalan mı? Oğlun katil.
Ve onu kurtaracak bir babası da yok.
Destek çıkacak iş birlikçi annesi de.
Elimi bırakanın, bana ihanet edenin ne hâle geldiğini izliyoruz.
İbretlik bir hikâye, değil mi?
(Gerilim müziği)
(Ceylin) İnci'm.
Canım.
Seni çok özlüyorum.
Aslında ağlamaya gelmedim buraya.
Müjdeli bir haber vermeye geldim.
Bitti.
Bitti İnci.
Katil içeride.
Engin'i içeri aldılar.
En yakın arkadaşım...
En yakın arkadaşım içeride.
Hak ettiği yerde.
Ömür boyu da orada kalacak.
(Hüzünlü müzik)
Senin göremediğin gökyüzünü göstermeyeceğim ona.
Soluyamadığın baharı...
...koklayamadığın denizi koklatmayacağım ona, söz veriyorum.
(Hüzünlü müzik)
Keşke ilk "Benim olsun abla bu." dediğinde eşeklik yapmasaydım da sana verseydim.
Ne kadar yakışmıştı hâlbuki.
Ama böylesi hiç yakışmadı sana.
(Hüzünlü müzik)
Sen hep benim en güzelim olarak kalacaksın.
Ben hep senin için güçlü kalacağım.
Hep senin için güçlü olacağım.
(Hüzünlü müzik)
Seni çok seviyorum.
Hep benimle olacaksın.
Terk edilmiş araç mezarlıkta. Birkaç gündür buradaymış.
(Telsiz polis ses) Anlaşıldı. Şimdi iyice kontrol edin.
Kiminmiş öğrenelim.
Kimlik de burada.
Pars Savcı'yı görmeye geldim. Delilleri kim karartmış peşindeyiz.
Ne çıktı?
Sıfır, hiç.
Temiz iş, yapanın izi falan yok.
Yekta'nın ifadesi alındı mı bu süreçte?
Bak, aynı yere takılmışız.
Gördün mü Pars'tan niye şüphe ediyorum, birlikte iş yapmak istemiyorum?
Aynen.
Aralarında bir şey var.
Nasıl? Kaptırmış diyorsun kuyruğu Yekta'ya.
Bilmiyorum, öğreneceğiz.
Niye direkt sormuyor, "O gece ne yaptın?"
-Bu kadar. -Biliyorsan sormazsın abi.
Ya da yan yanalarsa.
Pars, Yekta yan yana. Vay arkadaş ya!
(Eren) Çorbaya sinek kaçtı, ben sana diyeyim.
Ne yenilir ne yutulur.
Cinayet gecesi Yekta'yla Pars'ın telefon kayıtlarına baksak anlarız.
Bak mı diyorsun, öyle mi anlayayım ben bunu?
Öyle bir şey demedim.
-Avukat hanım ne diyor? -Kim?
Nasıl kim? Ceylin.
Dünden beri haberim yok.
Nasıl ya?
Siz beraber değil miydiniz, sende kalmıyor mu abi?
(Eren) Vay arkadaş ya.
Ben de dün niye bunlar baş başa kutladı da...
...beni aramadılar diye trip atıyordum, iyi mi!
Niye baş başa oluyormuşuz?
Ne sıfatla birlikte kutluyoruz?
Avukat hanım neyim oluyor benim?
Hiç.
İşimiz bitti, hukukumuz bitti.
O avukat, ben savcı, aynı başladığımız noktadayız yani.
Peki abi, ben gene uğrarım.
(Hüzünlü müzik)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
Üf!
Yardım edeyim ister misiniz?
(Telefon ısrarla çalıyor)
Alo?
Tamam. Ben de 10-15 dakikaya oradayım.
Abiciğim, camı kapatabilir miyiz biraz? Dondum da ben.
Parfümünü boca etmişsin Neva, nefes alamıyorum.
Yok abi, çok sıkmadım öyle. İki fıs sıkmışımdır.
Sıkmışsın işte. Derdin neyse!
Bir de baharatlı mı, tarçınlı mı, öyle ağır ki.
Allah Allah!
-Resmen zehirledin ciğerlerimizi. -Abart!
Vallahi inip yürüyeceğim, o derece yani.
-Abi, ne oluyor? -Ne gibi?
Sen benden ne saklıyorsun?
Belli bir şey var çünkü, iyi değilsin sen.
Bak ya!
Son zamanlarda bir tuhafsın abi, kabul et.
Asabisin, gerginsin, uyku desen zaten hak getire.
Konuşmuyorsun abi benimle, kaçıyorsun benden.
Ne saklayacağım senden kızım ya?
Her şeyimi bilirsin. Bu zamana kadar ne sakladım senden?
Bir camdan nerelere geldik arkadaş ya! İyi, kapatıyorum.
Al.
Ne oluyor ikinize?
Ne bir kahvaltı etmek, ne günaydın demek!
Defne, kızım!
Ben sana küsüm baba, sen dedemi evden kovdun.
Bana bak, zaten canım burnumda...
Dün utanmadan kızımın...
...torunumun gözü önünde beni evden kovdun.
(Merdan) Bir laf ettirmedin.
Hâlimi hatırımı sormadın.
Ama ben senin babanım. Ben seni utandırmam.
O yüzden bunu herkesin içinde ortalığa saçmadım.
Ne bu?
Senin evinden çıktığına göre ne (***) olduğunu sen daha iyi bilirsin.
Bak evlat, bunda kan var, kan!
Hem de iki ayrı insanın kanı.
(Merdan) Sonuç olarak...
...kendi işini iyi hallet, tamam mı?
Sonra (***) açıkta kalmasın.
(Merdan) Ne derler bilirsin.
Havlamayı bilmeyen köpek evine kurt çağırır.
Ha!
Eğer bana teşekkür etmek istersen...
...sizin evde akşam yemeğinde teşekkür edersin.
Makbule'ye de söyle, anasından öğrendiği o yaren güvecinden yapsın.
Çok severim, bilirsin.
Özlemişim ya.
Hadi kal sağlıcakla.
(Gerilim müziği)
Müvekkilinizle birlikte odama gelirsiniz, hallederiz.
-Hallolmayacak bir şey yok. -Sağ olun.
Zaten bilmediğiniz şeyler değil. Bekliyorum, odama gelirsiniz.
-(Kadın) Teşekkür ederiz. -Görüşürüz.
(Başsavcı) Avukat Hanım, günaydın.
-Günaydın başsavcım. -Ilgaz Savcı'm, sana da günaydın.
Günaydın başsavcım, hoş geldiniz. Geçmiş olsun.
Geldi geçti şükürler olsun.
Avukat Hanım'la sizi bir sabah kahvesine alayım, olur mu?
Gelin bakalım.
Evliliği soracak, düzgün cevap ver.
Allah Allah! Ne zaman yamuk cevap verdim sanki?
Otur otur.
Ne söyleyeyim?
Kahvaltı yaptınız mı?
Evet başsavcım, ben almayayım.
Ben de.
Ee?
Gelin hanım becerikli mi Ilgaz?
Ne yediniz bakalım kahvaltıda?
-Yumurta. -Tost.
Yumurtayla tost kadar farklıyız.
Yani başka başka şeyler seviyoruz.
Evlilik nasıl gidiyor peki?
Hayır, yani özel hayata karışmak haddim değil, huyum da.
Ama insan bazen şaşırıyor.
Daha senin nişan yeni atılmıştı ya Ilgaz.
Bir de sizin durum biraz enteresan.
-Dı. -Anlamadım?
(Ceylin boğazını temizledi)
Enteresandı yani.
Evet, biraz ani oldu başsavcım.
(Başsavcı) Oldu mu?
Olması mı gerekti?
Ben orayı bir anlayamadım.
Canınızı sıkan bir şey mi var sizin? Yoksa aranız mı bozuk?
Yok, aramız bozuk değil.
Biz zaten hiç kavga etmeyiz başsavcım.
Çünkü Ceylin gerginlikten, kavgadan çok güzel kaçar.
(Ilgaz) Genel olarak yani.
Çok iyi kaçar.
Müsaadenizle, yeni müvekkilim gelecek de.
Durduran da olmadığına göre...
...ben yine kaçıyorum başsavcım.
(Müzik)
Ne yapıyorsun sen?
Asıl sen ne yapıyorsun? Başsavcı o, farkındasın değil mi?
Evet. Senin amirin, senin üstün.
Neydi o içerideki hâlin, bana laf mı çakıyorsun?
Ne söyleyeceksen direkt yüzüme söyle.
Sana ne söyleyeceksem dün duruşma çıkışı, yan koridorda gömdüm.
Söyleyecek bir şey yok yani.
(Hüzünlü müzik)
Oo başsavcım.
Başsavcım gelince haber verin dedim ama.
Gerek yok Pars, kapıda mı karşılayacaksın beni?
Maşallahınız var ya, zımba gibi görünüyorsunuz.
İyiyim, çok şükür.
Çok meşgul etmeyeyim seni, bir şey rica edeceğim.
Tabii, buyurun başsavcım.
Bu Ilgaz'ın evlilik meselesi kafama takıldı da.
Sen bir süreci, kanaatini, gözlemlediklerini bana bir yazsan.
Tabii, derhâl başsavcım.
(Başsavcı) Büyük hayal kırıklığı.
Yani öyleyse, tanıklıktan çekilmek içinse.
Neyse, kolay gelsin.
Sağ olun başsavcım, size de.
Müsait miydiniz acaba?
Tabii, buyurun Avukat Hanım.
Birlikte iyi çalıştık sanki, ne dersiniz?
Öyle gibi.
Ben bu sürecin devamında da size eşlik etmek isterim.
Yani Engin'in yargılanma sürecinde, Yekta'nın suç delillerini yok etme...
...değiştirme veya gizleme, ayrıca iftira suçunun ispatında.
Hıh! Avukat Hanım, yine aldınız sazı elinize, suç tasnifi yapıyorsunuz.
Bu Engin'in migrenim tuttu da hastaneye gittim de...
...dediği hastaneye gittim. Oradaki Hemşire Zuhal'in ifadesini aldım.
Bakın ne diyor Zuhal Hanım.
"Engin tek başına geldi. Yalan söylemem için para verdi.
Ben Yekta'yı tanımam." diyor.
Zaten kendisi hakkında da soruşturma başlattım.
Buyurun.
Parla, kızım bunu unuttun.
Hem ne oldu seçmeler? Koç seni takıma aldı mı?
Bak, şampiyonaya gidiyorsun, değil mi?
Anne, benden umudu kes.
O şampiyonada yüzülecek, madalya getirilecek.
Yoksa almam bak seni eve.
Kızım.
Parla, yapma. Baban o senin.
Değil.
Kızım bak, biz annenle konuştuk, aramızda hallettik.
-Aranızda mı? Ne aranızda? -Parla!
Sen ne diyorsun anne? Aldattı seni, aldattı!
Kızım, bir dinle bak, güzel güzel konuşalım.
Sen ne yüzle geliyorsun hâlâ buraya?
Parla, yapma bak, bir gören duyan olacak.
Görsünler. Hatta herkes duysun.
Babam annemi aldattı!
Babam annemi aldattı!
Kızım, sus! Lütfen sus!
Ben affettim, lütfen sus. Tamam.
Sen kocanı affettin ama ben babamı affetmedim, anladın mı?
Çok istiyorsan, çok seviyorsan al eşyalarını git kocanın yanına yerleş.
Biz anneannemle yaşarız. Ben o eve dönmem.
Ona da baba demem.
(Hüzünlü müzik)
Bittim ben Aylin.
Kızım artık beni sevmiyor.
Ne oluyorsunuz ya?
Ne bağrışıyorsunuz?
Ta yukarılara kadar geliyor sesiniz Aylin.
(Aylin) Yok bir şey anne. Parla...
Ne yapsın kız? Yıkıldı.
Az suyuna git.
(Gül) Hadi kızım.
(Hüzünlü müzik)
Güler yüzlü, melek sandığımız...
(Ceylin) Sahtekâr ya bunlar.
Bir de çıkmış millete mağduruz, masumuz ayağına hikâye anlatıyorlar.
Evet, magazini bırakalım, işimize bakalım.
Bulduk mu bir şeyler Eren Bey?
Yok vallahi Sayın Savcı'm. Çıkmaz sokaktayız.
Yani Yekta'nın düzen kurduğuna dair...
...bir delile rastlayamadık enişte Osman'ın evinde.
Kan örneğini alan?
Ona da bakıyoruz ama ufuk karanlık.
Çok güzel.
Sen oğlunu korumak için debelen, örtbas et her şeyi...
...sonra satışa gelince vın. Hiçbir şey olmamış gibi kenara çekil.
Sayın Savcı'm, Laçin, Yekta'nın nerede olduğu belirsiz...
...yalan söyledi dedi ya...
Nereye varacaksın buradan Eren? Bir anlasam.
Sayın Savcı'm, hani diyorum ki Yekta'nın ifadesini alsak mı acaba?
Alsak mı acaba?
Ne zamandan beri buna sen karar veriyorsun komiser?
Anladım ben ya. Ben fazla yüz göz oldum ikinizle de.
Yol göstermecilik falan, fikir beyan etmeler.
Yok, estağfurullah Sayın Savcı'm, benim ne haddime!
Yahu adam neredeyse nerede!
Konuyla alakası olsa zaten ben alalım derim. Ben derim.
Emir anlaşıldı savcım.
Bana başka bir emriniz yoksa ben müsaadenizi istiyorum artık.
-Müsaademle çık. -Emir anlaşıldı savcım.
Bir gelişme olursa beni haberdar edersiniz diye düşünüyorum.
Gerekirse haberdar ederim Ceylin Hanım.
(Müzik)
(Duygusal müzik)
Ilgaz Savcı'm, ifade için çağırdınız hastane direktörü geldi.
Avukatını bekliyor. O da gelince odanıza alayım mı?
Al Özge.
(Ceylin boğazını temizledi)
Ee, ne diyorsun?
Kesin bir şey var. Sen ifadesini alalım deyince koptu.
-Gerildi adam bayağı. -Ilgaz Savcı'm da bir şüphelenmişti.
Hatta HTS kayıtlarına baksak anlarız bile dedi.
Baktır o zaman.
Bak demedi ki Ceylin, baksak mı dedi. İkisi aynı şey mi?
Ay, Eren ya! Ay, Eren!
Klasik bir Ilgaz Savcı'm işte.
Bak der mi? Demez. Biz dinler miyiz? Hayır.
O yüzden sen bir koşu gidip HTS'lerine baktır.
Sana bir şey diyeyim mi?
Ben bakacaktım zaten.
Ama insan istiyor ki biri kendiyle aynı fikirde olsun.
-Hadi kaçtım ben. -Hadi bye bye.
Bunun burasında rengi kaçmış, bak.
Teyzem neymişsin, bak bu A kalite, çok güzel.
-Üstü de sallanıyor. -Sen bunu al, kasada ödersin.
Oo koca Çınar, buralara düşmüşsün, hayırdır? Hoş geldin.
-Engin yapmış. -Evet, gördüm.
Sosyal medyanın anası ağlamış. Yalnız çocuğa fena sövmüşler.
Serdar, benim o (***) görmem lazım.
Oğlum, manyak mısın lan? Coştun, dalgalanıyorsun sen de.
O saykoyu görüp ne yapacaksın?
Ulan o (***) yüzünden başıma gelmeyen kalmadı be!
Gidip ağzına (***). Yüzüne tüküreceğim o (***)!
Neden diye, neden yaptın diye, neden İnci diye soracağım.
Hakkım değil mi lan?
Tamam oğlum, seni anlıyorum da...
Oğlum bak, akrabası değilsin, bir şeyi değilsin.
Tecrüben de var, daha önce girdin çıktın. Seni görüşe almazlar ki.
Hani gerçek arkadaşsın ya Serdar...
...söyle patrona, o çözsün.
Zaten patron da beni bekliyordu, Serdar arasa da sorunlarını çözsem diye.
Ona söyle, o çözsün.
İfade için hazırlar Sayın Savcı'm, alayım mı?
-Buyursunlar. -Buyurun lütfen.
Sayın Savcı'm, hastanemiz hakkında bir şikâyet varmış...
...biz de ifade vermeye geldik.
(Geçiş sesi)
Sıkıldım, öyle bakıyordum ben de.
Bir anne neredeyse kızını kaybediyormuş, hastanenin hatası diyor.
-Tazminat mı istiyor? -Şu an şikâyetçi.
Hastane ne diyor peki? Bayağı köklü bir kurum çünkü.
Şu an o aşamada değiliz. Bence haberleri yok, bakacağız.
Anladım.
(Geçiş sesi)
Siz bir gelin Avukat Hanım.
Ben hemen geliyorum Mahmut Bey.
Sen delirdin mi Ceylin? Karşıma nasıl avukat olarak çıkarsın?
Ben senin kocanım. Benim yürüttüğüm soruşturmalarda avukatlık yapamazsın.
Hakkımızda soruşturma mı açtırtacaksın?
Mesleğimizden olmamıza mı sebep olacaksın?
Sakin ol kocacığım.
Avukatlık Kanunu, madde 13
Ayrıca Yargıtay, Cumhuriyet Savcılar Etik Davranış İlkeleri var.
Manyak mısın kızım sen?
Madem biliyorsun, müvekkilin yanında karşımda ne işin var?
Daha vekâletimi sunmadım. Ben sadece yol göstermek, eşlik etmek için geldim.
İfade tutanağını da vekil olarak imzalamayacağım, bu kadar.
Madem vekâletin yok, başka avukat gelsin.
Allah Allah! Sen dosyadan çekil.
Hem ben seve seve Pars'la çalışırım, merak etme.
(Gerilim müziği)
(Kapı açıldı)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Beni neden çağırdın?
-Hoş geldin. -Hiç de hoş gelmedim.
Soruma cevap ver, beni neden çağırdın?
En son ben evden çıkarken...
...nefretle bakıp salya sümük ağlıyordun.
Annemi çok üzmüştün.
Büyüdün be Engin.
Hâlâ aynı yalana inanıyor olamazsın.
Ben mi üzdüm? Ya baban?
(Kadın) Niye aforoz edilen ben, kalan baban oldu?
Baban yüzünden işimi, arkadaşlarımı, yaşadığım şehri, her şeyi kaybettim.
O aynı şekilde, bir milim kıpırdamadan kaldı.
İstersen ilk sorduğun soruya cevap vereyim...
...beni neden çağırdın kısmına çünkü uzayacak, belli oldu.
Seni, bana geçmişin hesabını sor diye çağırmadım teyze.
Yardım et diye çağırdım.
Sana yardım edeceğim fikrine nasıl kapıldın acaba?
Birbirimizi dokuz yıldır görmüyoruz bile.
İstediğim şeyleri getirmişsin.
Doğru yoldaymışım gibi geldi.
Önce şu söylediğin yardımı bir tanımla bakalım.
Ve de ne karşılığında?
Tamam.
Avukatım olmanı, beni buradan çıkarmanı istiyorum.
Karşılığında sana tek kuruş ödeyemem çünkü hiç param yok ama...
...babamdan öcünü alma imkânı sunarım, hatta dolayısıyla annemden.
Bir de sevimliliğimle akrabalığımı.
Meltem Hanım, ben tetkiklere imza atmadım, bana sorulmadı, diyor.
Aman efendim, imzasız olur mu? Herkesin onayını alıyoruz.
Herkesi değil, Meltem Hanım'ı soruyorum.
-Aldık. -Siz mi alıyorsunuz?
Hayır, bir hastane direktörü için küçük bir iş değil mi?
Yok efendim, ben almıyorum.
O zaman ezberden, aldık diye nasıl öyle emin konuşuyorsunuz?
Sayın Savcı'm, bir ara mı versek acaba?
Gördüğünüz gibi Mahmut Bey iyi değil.
(Ceylin) Üzerine gelinmesine de bu kadar alışkın değil.
Ayrıca alt üst ilişkilerde emin olunan emirler vardır. Bu da onlardan.
Yani alınması şart olduğu için...
...emin olduğundan Mahmut Bey öyle söylüyor, değil mi?
Size sormadım Avukat Hanım, eşlik etmek istediniz, ben de müsaade ettim.
Eğer ifadeye müdahale edecekseniz, sizi dışarı almak zorunda kalacağım.
Yani o kıza yapılan bütün teşhis, tedavi ve tetkiklerin...
...doğru, hatasız, tam olduğunu iddia ediyorsunuz, öyle mi?
Evet Sayın Savcı'm.
-İhtisasınız ne? -Ne alakası var Sayın Savcı'm?
-Soruma cevap alayım. -İşletme efendim.
Ama bir doktor gibi kıza yapılan bütün teşhis ve tedavilerin...
...hatasız olduğuna kanaat getiriyorsunuz.
Eğer söyleseydiniz, biz de bütün doktorları ifadeye getirirdik Ilgaz Bey.
Ben hastaneden bir yetkili istedim.
Sorumlu kimse, şikâyetin muhatabı kimse o gelsin dedim.
(Ilgaz) Yani beyefendiyi buraya getirmek sizin seçiminiz olmuş Avukat Hanım.
Eğer gerekli görürsem kıza muayene yapan tüm hekimleri de çağırırım, dinlerim.
İfade bitti Özge.
Beyefendinin ekleyeceği bir şey yoksa ifade tutanağını imzalatalım.
(Gerilim müziği)
-(Rıdvan) Buyurun savcım. -(Pars) Bu ne zaman bitecek Rıdvan?
Az kaldı.
Ne Merdan'mış arkadaş, bak bak bitmedi. Gerçekten.
Tamam, vakit dardı, yoğunduk, seni de yorduk ama...
...yani şimdi önünde son teknoloji bilgisayar var.
Artık bana somut bir şeyle gel.
Şimdi savcım, eski dosyalar olduğu için UYAP'tan göremiyorum.
-Ee? -(Rıdvan) Fiziki dosyaları bulup...
...incelemem gerekti. Siz de tek sayfa özet isteyince...
...bu da üç sayfayı geçti.
Ben onu teke düşürmeye çalışıyordum, o yüzden...
Tamam, geç ikisini, üçünü. Kısaltmadan ver, çıktısını al, masama koy.
(Gerilim müziği)
(Ilgaz) Teşekkürler Özge.
Buyurun Mahmut Bey.
Buyurun lütfen.
Son soru, tek cevap. Sen mi yaptın?
Cevap, tavrını, kararını etkileyecek mi?
-Anlaşıldı, yapmışsın. -Sonuç, avukatım mısın?
Savunmaya ilişkin belge şeklinde beyan ettim. Kimse içeriğini görmedi.
İstersen alabilirsin.
Evet.
Kim bu insanlar?
Bunlar...
Bunlar benim aptal olduğumu sananlar.
Sadece benim kirli olduğumu düşünenler. Ahkâm kesenler.
Karşısındaki yargılanırken kaplan, kendilerine geldiğinde kedi olanlar.
-Yani? -Yani teyzeciğim...
...insanın kendiyle yüzleşmesi kadar hiçbir şey koymuyor. Çıplak kalmak gibi.
(Engin) Kusurlarını herkesten gizlemeye çalışıyorsun...
...ama tek bir kişi bile öğrendiyse...
...artık tek bilen sen değilsen...
...herkes öğrendiyse, artık neysen osun.
Pisliğimizde boğulacaksak birlikte boğulacağız, değil mi? Tamam.
Yarın erkenden görüşmek üzere teyzeciğim. Sevgili avukatım.
Bu arada saçların güzel olmuş.
Teşekkür ederim.
(Kapı vuruldu)
-Büyük çuvalladım. -Yok, siz hiç öyle düşünmeyin.
Belli, savcı bugün solundan kalkmış.
Bir de biri canını yakmış, acısını bizden çıkartıyor.
-Merak etmeyin, halledeceğim yani. -Bana kızacaklar.
Siz yöneticilerinize hiç bu ifadeden bahsetmeyin.
Dediğim gibi, ben halledeceğim.
Ben zaten kadına teklifimizi ileteceğim, şikâyetini de geri almasını sağlayacağım.
Böylece bu olay da sessizce kapanmış olacak.
Sizin talihsiz ifadeniz de arşive gömülmüş olacak, tamam?
Peki, siz öyle diyorsanız öyledir.
Hiç endişe etmeyin. Görüşmek üzere.
Bana bırakabilirsin, ben dosyaya koyarım. Sağ ol Özge.
(Gerilim müziği)
Suyun.
Öyle sağda solda bırakma. Beni takip et.
Sebep?
Adliyeden derhâl çık, söyleyeceklerimi burada duymak istemezsin.
-Niyeymiş o? -Yürü Ceylin.
(Gerilim müziği)
Oldu mu Yekta? Memnun musun?
Olmaz olur muyum hayatım?
Hayat gayet tıkırında, herkes hak ettiğini yaşıyor.
Her şey yerli yerinde, atın önünde ot, itin önünde et!
Tepemize çıkardığın oğlun içeride, sen de kaldın kıytırık emekli maaşına.
(Laçin) Böyle mi olacak?
Canımı yakıp, karşıma geçip keyifle seyredecek misin?
Aynen öyle yapacağım.
Ah...
Niye boşanmıyoruz?
Zaten hiç yürütemedik, bitirelim gitsin.
Olmaz. Biz acıyla birbirine tutunmuş...
...örselenmiş ebeveynleriz.
Yaralarımızı birlikte sarıyoruz. Oğlumuzun acısını, kahrını...
...birbirimize destek olarak atlatıyoruz.
Nasıl, inandırıcı, değil mi?
Bu şov kime?
-Niçin? -Kendim için!
Sen sadece Laçin'sin!
Ben Yekta Tilmen'im!
Oğlumuz olacak o akılsınız yıkıp geçmeye çalıştığı itibarımı seninle hiç sarsamam!
Beni resmen bu hayata mahkûm ediyorsun.
Ne mahkûmiyeti Laçin, yapma Allah aşkına.
İstediğin şey tam da bu değil mi?
Hükmedilmeye, başkalarının kölesi olmaya bayılırsın.
Boşuna vırvır etme.
Bu şikâyeti benim odamda gördün...
...benim dosyamdan bilgi çaldın...
...dünyadan haberi olmayan hastaneye gittin...
...adamları uyandırdın, işi kaptın.
Kendine menfaat sağladın yani.
Ayrıca soruşturma gizliliğini ihlal ettin...
...soruşturma belgelerini kayda aldın, bunlar da ayrı ayrı suç.
TCK 285 ve 286, bunları da biliyorsunuzdur Avukat Hanım.
Cevap ver.
Soru yok ki.
Aynen dediğim gibi olmuş işte. Bir kere de şaşırt, tesadüfle olmuş olsun.
-Oyun oynamamış ol. -Ne güzel, tutarlı bir insanım işte.
Neysem oyum.
Kimseyi de altın yıldızlı kusursuzluk abidesiyim diye kandırmıyorum.
"Ben buyum"la olmuyor bu işler.
Çaldığın bilgiyle kendine müvekkil oluşturamazsın.
Anladın mı? Yapamazsın!
Görevim nedeniyle elde ettiğin belgeleri kullanıp kendine menfaat sağlayamazsın!
Benim bir savcı olarak etik davranış ilkelerim var. Mesleğimle oynuyorsun.
Sen ne zaman akıllanacaksın Ceylin? Duvara toslayınca mı?
Mesleğini kaybedince mi? Ki ramak kalmıştı.
Olduğunda hiç üzülmeyeceğim, biliyor musun? Çünkü hak ediyorsun.
(Ilgaz) Zaten sen bunlara nasıl cüret ediyorsun, aklım almıyor.
Hakkın değil Ceylin.
Bir de avukat olarak aynı soruşturmada geçip karşıma çıkıyorsun.
Üst üste durmadan kuralları hiçe sayıyorsun.
Tamam, anladık. Anladık, büyük hata, hatta suç.
Ama sonuç olarak bir avukat tutup geleceklerdi, değil mi?
O avukat da ben oldum, ne var bunda?
Parasızım, parasız! Sanki bilmiyorsun.
Bütün gece ofiste kemiklerim titredi.
Gazı kesmeyi bırak, sayacı bile sökmüşler.
Yok ofis kirasıydı, yok aidattı, yok vergi dairesiydi...
...baro aidatı derken ben neye para yetiştireceğimi şaşırdım.
(Ceylin) Az insaf!
Tamam, hoş olmadı, kabul...
...ama mazur görülebilir.
Ceylin, bunun mazur görülecek bir tarafı yok.
(Ilgaz) Mevzuatı kafana göre esnetemezsin.
İstediğin gibi davranıp karşıdan da sürekli anlayış bekleyemezsin.
Tamam mı?
Bu insan kullanmak, durumu kullanmak, ilişkiyi kullanmak.
Bencillik.
Sana güvendim. Şikâyetle ilgili sorduğun her soruya o yüzden cevap verdim.
Sana her manada güvendim.
Ama sen...
(Telefon çalıyor) Ama ben?
(Telefon çalıyor) Cevap vermeden önce söyle, ben?
(Telefon ısrarla çalıyor)
Efendim, dinliyorum.
Tamam, hemen geliyorum.
(Erkek) Arkadaşlarıyla yürüyorlarmış. Annesiyle, babasıyla kavgalıymış.
(Erkek) Babası da çocuğu evden atmış. Çok üzülmüş, yaşamak istemiyorum demiş.
Ne yaşadı, nasıl ağır geldiyse artık. Sonra da direkt binaya girmiş.
En üst kata fırlamış.
Arkadaşları durumu fark edip yetişinceye kadar da kendini atmış.
Arkadaş, bu terasın bir anahtarı falan yok mu?
Kimse görmemiş mi, kimse dur dememiş mi?
Bu nasıl bina böyle? Buraya elini kolunu sallayan herkes giriyor mu?
Bina görevlisi, kilidi sürekli gençler kırıyordu, dedi.
-Yanındaki arkadaşları burada mı? -(Polis) Buradalar.
Bir yere ayrılmasınlar, onlarla konuşacağım.
(Polis) Tamam.
Savcı geliyor, yol ver.
-Babamın burada ne işi var? -Dilekçeyi yırtıp attı.
Bizi boynu bükük bırakmadı, çok şükür.
İntihar gibi görünüyor savcım ama yine de soruşturacağız.
(Gerilim müziği)
-Ben odamdayım, kimse rahatsız etmesin. -Laçin Hanım.
Salonda. Gül Hanım burada.
Evde yok dedim ama öyle bir baktı ki, beklerim dedi.
Ben korktum.
Neyse, siz odanıza geçin. Bekler bekler gider bence.
(Gerilim müziği)
O gün geldin ya...
...teselli için...
...kadın ne çok ağladı, dedim.
Ellerimi tuttun, gözyaşlarımı sildin hani İnci'nin odasında.
Dünyada hâlâ iyi insanlar var, dedim.
Ta o zaman biliyordun.
Oğlunun, evladımın canına kıydığını. Ta o zaman.
Nasıl yaptın?
Düşünüyorum...
...düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum...
...bir türlü cevabını bulamıyorum! Nasıl yaptın?
Hayır, acımızı yakından görmeye mi geldi diyorum...
...ne hâlde olduğumuzu görmeye mi geldi diyorum...
...içten içe bizimle alay etmeye mi geldi diyorum!
Nasıl yaptı, cevabını bulamıyorum!
Sen nasıl anasın?
Sen anasın, değil mi? Senin vicdanın hiç mi sızlamadı?
Sen benim suratıma nasıl baktın? Sen hiç utanmadın mı?
Biz size sığındık!
Biz size güvendik. Biz size içimizle, dışımızla, acımızla sığındık.
Sen benim suratıma nasıl baktın?
Aklım almıyor!
Ağlama! Ağlama.
Ağlama!
Sen daha gerçek acıyı tatmadın. Senin daha yüreğin yanmadı.
Sen daha kara topraklara evladım diye sarılmadın.
O yüzden ağlama.
Rabb'imden tek dileğim var, biliyor musun?
İnşallah en kısa zamanda bana yaşattığı acının aynısını...
...tez vakit sana da yaşatsın. İnşallah.
İnşallah Rabb'im, bu kefene oğlunu kendi ellerinle koyarsın.
Kendi ellerinle sar da bir toprağa ver bakalım!
Nasıl oluyormuş acı, o cani oğlunun üstüne toprağı bir at bakalım da...
...gerçek acı neymiş bir gör.
(Duygusal müzik)
(Kapı kapandı)
-Ne kadar güzel saçların var. -Seninki de çok güzel. Gözlerin de.
Teşekkür ederim, çok tatlısın.
(Kadın) Şimdi artık her rapor kayıtlı.
Ama anlatamıyoruz ki, 2015'ten öncesi yok.
(Ceylin) Zahmet oldu.
Elif'imin hastalıkları 2013'te başladı.
Hastane batınca da raporlar kayboldu gitti.
Tabii, hayati bilgileri yedeklemek lazım.
Hepsi aklımda. Evlat söz konusu oldu mu unutulmuyor.
(Meltem) Ama dinleyen kim?
Çocuğumun derdi neyse anlattım, inanmadılar. İlla baştan.
Yok, istemiyoruz, çocuğuma dokunmayın, dedim...
...ama yine de benden habersiz ne istiyorlarsa yapmışlar.
Anlıyorum Meltem Hanım. Gerçekten sizi çok iyi anlıyorum.
Bu süreçte çok yorulmuşsunuz, Elifciğim de çok yıpranmış.
Bakın, istediğiniz bir hastanede tedavi olabilir, bunu sağlayabiliriz.
Yok, hangi hastaneye gitsek aynı. Sil baştan eziyet.
(Meltem) Kızıma benden daha iyi kimse bakamıyor.
Peki, biz sizi nasıl mutlu edebiliriz?
Benim mutlu olacak hâlim mi kalmış?
Meltem Hanım...
...bakın, hastane yönetimi olayı tatlıya bağlamak istiyor.
Ve dinlemek isterseniz bir teklifleri var.
Yani daha müsait bir yerde konuşabiliriz.
-Hoş geldiniz Sayın Savcı'm. -Çok beklettim mi?
Yok savcım, ben de yeni geldim zaten.
Telefonda da anlattığım gibi, çocuğu bir görün, muayene edin.
Hastanenin uyguladığı tedaviden kaynaklı bir sorun mu yaşıyor...
...yoksa kendi kronik rahatsızlığından mı bir anlayalım.
Bu ön muayene olsun, eğer yormayacaksak adli tıbba getiririz...
...daha detaylı bir muayene yaparız. -Tabii savcım, nasıl isterseniz.
Adli tıp nasıl, bu aralar yoğun mu?
(Doktor) Yoğun mu? Ne zaman sakin oldu ki savcım?
Savcım, bir halı saha maçı yapalım, özleştik. Hani kapışacaktık?
Adli tıpçılar bize yine baklava ısmarlamak istiyor, öyle mi? Yeriz.
Hastanemize, teklifimizi kabul ettiğinizi ileteceğim.
Oo Ilgaz Savcı'm, zahmet etmişsiniz.
Hanımefendi iyi niyetimizi anladı, uzlaşacağız.
Kendisi şikâyetini geri çekecek.
Evet Savcı Bey, şikâyetimi geri çekeceğim.
Öyle yok. Şikâyetini geri alsa da resen soruşturulacak bir mesele.
Müsaade ederseniz biz de işimizi görelim.
Siz tedirgin olmayın.
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
-Güzel bir haber ver Eren. -Bomba haberlerim var. Sen neredesin?
Tamam, hemen konum atıyorum. Bu arada Ilgaz da burada, haberin olsun.
Ilgaz Savcı'mdan saklayacak, gizleyecek bir şeyimiz yok canım.
-(Eren) Kızacak ama ne yapalım Ceylin? -(Ceylin) İyi, tamam, hadi ışınlan çabuk.
Adliye yakınlarındayım zaten.
Neden?
Bana tek bir neden söyle, neden? Neden öldürdün?
-Onu ben de özlüyorum. -Ne?
Özlemen için önce sevmen gerek.
-Sevmediğimi kim söyledi? -(***) herif, sevsen niye öldüresin?
Beni reddetti.
Bunu sen de bilirsin, yüz vermedi.
Tıpkı sana yaptığı gibi.
Sen geri çekildin, ben hesabını sordum.
Cezasını kestim.
(***) bu nasıl sevmek lan? İnsan sevdiğini öldürür mü?
Sen... Ben incitmeyi bırak, o kıza dokunmaya kıyamadım lan!
Sen manyak mısın oğlum? Psikopatsın lan sen! Hayvan mısın lan sen?
(Çınar) İnsan sevdiğini öldürür mü lan?
O kız senin yüzünden yok, beni duyuyor musun?
Gözü, yüzü, sesi senin yüzünden yok! Yok!
Hayat.
Hayat mı? Senin hayatını (***)! Oğlum bak, beni delirtme!
Öldürürüm! Hele bir sıyrıl bu işten, hele bir dışarı çık, seni ben öldüreceğim!
Seni ellerimle geberteceğim, beni duydun mu?
Ellerimle geberteceğim! Hayatını (***) oğlum senin!
(Gardiyanlar bağırıyor) Bırak! Öldüreceğim oğlum!
Gülme lan bana! Gülme bana! Gülme!
-Gülüşünü yapıştırırım! -Cezaevine mi girmek istiyorsun sen?
İçeride, dışarıda...
(Çınar) Seni (***)!
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-(Ilgaz) Bu ilaçlar da mı Elif'in? -Evet, hepsi onun.
-Elif kaç yıldır hasta? -(Doktor) Nefes al.
Küçüklüğünden beri. Zaten kalbi delik doğdu.
(Meltem) Arkası felaket gibi geldi.
İyileşme görülmüş ama bir dönem anladığım.
Yani, işte öyle dediler. Aldık, getirdik, yine kötü oldu.
Eşiniz?
Üst katta yeni eşiyle, çocuklarıyla.
Ayrıyız biz.
Velayeti bende.
Tabii böyle basit bir muayeneyle anlamak zor.
(Doktor) Detaylı tetkik yapmak lazım.
Ama bayağı yıpranmış. Bedeni çok yorgun.
Gözle görülür seviyede kas erimesi mevcut.
Hastanede nasıl tedavi yaptılar...
...hastanın dosyasını detaylı bir incelemek lazım.
Onlar mı sebep oldu yoksa başka bir şey mi?
Şu an için bir şey söylemek imkânsız.
Verdikleri ilaçlardan.
İşte ayağa kalkacak hâli kalmadı ki.
Bir bardak su alabilir miyim?
Şunlara bir göz atar mısın?
(Ilgaz) Bu yaştaki bir çocuk için uygun mu?
Halam kullanıyor bunu bayağı.
Yok savcım. Kimse bir çocuğa bu ilaçları vermez.
(Doktor) Zaten çok ağır ilaçlar.
Hem de farklı farklı hastalıklarda kullanılıyor.
(Müzik)
İçerideki durum hoşuma gitmedi benim.
Sen bu raporu acil gönderebilirsin, değil mi?
Tabii savcım, merak etmeyin.
(Doktor) Ben hastanın dosyasını inceler, detaylı tetkikleri alır...
...raporlayıp hızlıca size gönderirim.
Tamam. Teşekkür ederim. Hadi kolay gelsin.
Sağ olun savcım. Görüşürüz.
Böyle mi olacak artık?
Restleşecek miyiz sürekli? İşime taş mı koyacaksın benim gerçekten?
Seninle ne ilgisi var?
O kız iyi değil. Ben de sebebi kimse bulacağım.
Kusura bakma, planların suya düştü.
Ortada bir suç varsa bul tabii. Ama ya insani bir hataysa?
Ya maddi olarak telafi edilebilirse?
Oradan nasıl görünüyor, bilmiyorum ama aynı şeyi görmediğimiz kesin.
Aa! Çok şaşırdım.
(Ilgaz) Ne karıştırıyorsunuz siz yine?
Başladığımız işi bitiriyoruz Sayın Savcı'm.
Bir şey karıştırdığımız yok.
-(Ceylin) Hadi Eren! Çatladım. Getir. -(Eren) Geldim geldim.
Yekta o gece Bursa'daymış.
Nasıl ya? Laçin gitmediğini söylemişti.
O da doğru söylüyor çünkü karısının yanına gitmemiş.
(Eren) Pars'la beraber bir hastanedelermiş.
Ne için?
Onu da öğrendim.
Benim eski hanım...
(Eren) Benim eski hanımın bir arkadaşı çalışıyor da hastanede.
Hastane yönetimi sıkı sıkıya tembihlemiş bilgi dışarı çıkmasın diye ama...
...ben işte böyle bir enişte kontenjanından falan öğrendim.
O gece bir rapor kaybolmuş.
Pars, Yekta'nın pisliğini örttü yani.
-Yani öyle görünüyor. -(Ceylin) Şu işe bak!
Düzgün adam, harika savcı ayağına arkamızdan iş çeviriyormuş, öyle mi?
Kim bilir daha başka neler çeviriyordur!
İyi. Hadi bakalım. Ben onu şikâyet edeyim de görsün.
Ceylin hiçbir şey yapmayacaksın.
Önce ben bir ayrıntılarını öğreneceğim. Sakın!
(Eren) Ceylin!
Ben emniyete geçiyorum. Gel bırakayım seni. Yol üstü.
Yok. Taksiye atlar giderim ben.
Bunların da bu trip hâlleri beni benden alıyor arkadaş.
(Kapı vuruluyor)
(Özge) Hoş geldiniz Metin Bey.
(Metin) Kızım, Ilgaz yok mu?
Dışarı çıkmıştı ama birazdan döner.
İsterseniz ben size bir kahve ikram edeyim, burada bekleyin.
İyi, olur.
(Müzik)
(Gerilim müziği)
(Kapı vuruldu) Ilgaz, yardımına ihtiyacım var.
Metin baba.
Burada mıydınız?
Bu ne kızım?
Senin bundan haberin var mı?
Var.
Benim niye yok?
Nasıl oluyor? Kimden izin alıyorlar da nikâh kıyıyorlar?
-Ne münasebetle? -Metin baba, gerilmeyin lütfen.
-Geçici bir durum. -(Metin) Kızım, evlenmişler!
-Ne geçici? -Zorunluluktan çünkü.
Yahu ne zorunluluğu? Şunu bana bir izah et.
Bazı sıkıntılı durumlar oldu.
(Neva) Ilgaz'ın ifade vermesi gerekti.
Ilgaz da Ceylin'in mesleğini, avukatlığını tehlikeye atmak istemedi.
Sanıyorum yani.
Tanıklıktan çekilmek için evlendi.
Formalite gibi.
(Gerilim müziği)
(Erkek) Avukata bak lan. Okuya okuya âlim olacak.
(Erkek 2) Kitapları kalın bunların. Kafayı yemiş baksana.
Hiç sorma. Baksana.
(Engin) Çekil başımdan.
Kardeş, bana da yardım etsen?
(Erkek 3) Avukatmışsın. Anlarsın.
Benim avukat hiçbir şey yapmıyor.
Haksız yere tıktılar beni buraya.
Kardeş, kurban olayım.
Belli ki kendi işini kendin çözeceksin.
Benimkine de bir el atsan?
Çok kalmayacağım burada. Hadi bak işine.
(Kapı açıldı)
Savcım, müsait misiniz?
Engin'in iddianamesine çalışıyorum.
Nedir?
Kasten adam öldürmenin nitelikli hâli.
(Pars) Canavarca hisle öldürme.
Ağırlaştırılmış müebbete kadar gider.
Bence de.
Acıma hissi olmaksızın maktulün kafasına küllükle vurarak öldürmüş.
Hakkıdır.
Aynı fikirde olunca güzel oluyoruz sanki, değil mi?
Acıkmışsın.
Mesai de bitti. Gel bir şeyler yiyelim.
Sen bana iyice alıştın Ilgaz.
Bak bu sefer bir şey yemeden kalkmam, ona göre.
Tamam, öyle olsun.
Buraları toparlayıp geliyorum.
(Kapı kapandı)
-Kolay gelsin Muharrem abi. -Sağ olasın.
Al dedin diye alıyorum.
(Muharrem) Yoksa kimsenin malında gözüm yok.
Al, al, al.
Al, ister yık, ister kır, ne yaparsan yap. Yeter ki gözüm görmesin.
Ceylin kızım, yukarıda misafirin var kapıda.
Tamam, sağ ol.
(Müzik)
(Ceylin dış ses) Tamam. Ben bu evde dinlenmediğimi...
...sözüme güvenilmediğini anladım.
Ama gerçekler ortaya çıkınca ben size böyle davranmayacağım.
Yine ablam diyeceğim, yine annem diyeceğim. Söyle Osman.
Hoş geldin anne.
Ben de çok kızgınım, kırgınım babama ama...
...şu an gelse, kızım dese...
...hemen unutuveririm.
(Aylin) Kızlar kıyamaz babalarına.
Parla da affedecek.
Polis gelmiş.
(Kapı vuruluyor) Buyurun?
Memur Bey, kime bakmıştınız?
-Zafer Erguvan'ın evi burası mı? -Evet.
-Kendisiyle görüşecektik. -Yok ki. Sefere gitti, balığa.
Ne konuşacaktınız babamla?
Şehir mezarlığının orada terk edilmiş bir araç içinde cüzdanını bulduk.
Emin misiniz Memur Bey? Bir yanlışlık olmasın?
Cüzdanın içinde kimliği var.
Mezarlık, araba mı?
Ne işi var ki cüzdanının orada?
Ben bir arayayım kayınpederi.
Bıraktı ya telefonunu.
Ne kadar oldu gideli?
-Yani birkaç gün olmuştur. -Hemen hemen.
Kayıp ihbarında bulunmak ister misiniz?
Yok, bir soruşturalım.
Belki sefere beraber gittiği birine falan ulaşırız.
Tamam ama irtibatta kalalım.
-Tamam. -(Polis) İyi günler.
Osman, babama bir şey olmuş olmasın?
Dur, öyle hemen aklına kötü şeyler getirme.
Bir bakalım. Şu balıkçı barınağı var ya sürekli gittiği...
...oraya ben bir gidip sorayım.
-Dur ben de geliyorum. Şunları bırakalım. -(Osman) Tamam.
Yok oğlum, yok. Çoluk çocuk işi bize göre değil.
Nasıl ilgileneceksin? Nasıl alakadar olacaksın?
Baksana ne gece var ne gündüz var anasını satayım.
Hem biz boşuna mı yaptık kısa dönem evlilik?
Eren!
-Amirim. -(Metin) Burayı bir boşalttık.
Geç.
Hayır olsun inşallah amirim.
Biliyordun, değil mi?
-Neyi amirim? -Eren, sus! Bana poz yapma. Tamam mı?
Evlilik işini diyorum.
Hangi evlilik amirim?
Bak şimdi sinirimi senden çıkartacağım.
Oğlum, daha nereye kadar saklayacağınızı düşünüyorsunuz?
İşte öyle evlendiler amirim.
Biz çalalım, biz oynayalım yani, öyle mi? Anlat.
Yakışıyor mu lan size?
Biz burada neciyiz?
Bostan korkuluğu mu?
Yok, estağfurullah amirim. Öyle şey olur mu?
Hem eğlence falan yok. Düz nikâhtı.
Kızı kurtarmak için yaptınız, değil mi?
Onu Ilgaz'a sorsak sanki amirim. Savcım daha doğrusunu bilir.
(***) bilir!
Ben öğrendim.
Aleyhte tanıklık etmemek...
...ifade vermemek için evlendi.
-Öyle diyorsanız öyledir amirim. -Vay be!
Sana da yazıklar olsun Eren!
(Metin) Bravo!
Ulan bir birbirinize yok demeyi bilmiyorsunuz.
Dur demeyi bilmiyorsunuz yani.
Ancak kıvırt, açık örtmeye çalış.
Bravo! Bravo!
(Kapı kapandı)
Böyle programsız geldik ama...
...hanım beklemesin.
Afiyet olsun.
(Pars) Bunu ilk kez yapıyoruz, değil mi?
Yani mekânlarda böyle yan yana falan.
Aynen.
İlk kez böyle karşılıklı yani, değil mi?
Belli mi olur, hayat fırsat verirse yine yaparız.
Eyvallah.
Tabii yaparız yapmasına da...
...ilkinin nedenini de merak ediyor insan.
Anlaşıldı. Mevzu derin.
Senin hakkında bir sürü olumsuz şey söyleyebilirim.
(Ilgaz) Zor bir insansın.
Geçimsizsin.
Yer yer de kibirlisin.
Eyvallah.
Hepimizin var böyle birbiri hakkında tespitleri.
Güzel bir şeyler söyle de boğazımıza dizilmesin.
Hep takdir ettim seni.
İşine olan ciddiyetin, zekân, tutkun...
...hayranlık uyandırıcı.
Harbi söylüyorum bunu, sen gördüğüm en esaslı savcılardan birisin.
Hayırdır Ilgaz, ölüyor muyum?
Bütün bunların yanında...
...acaba diyorum, herkesin kırıldığı bir nokta vardır çünkü.
İnsan. Yaradılış.
Senin de kırıldığın...
...eğildiğin bir yer var mı Pars?
Açıktan gel Ilgaz.
Cinayet gecesi Yekta'yla birlikte olduğunuzu biliyorum.
Sen ne yaptın Pars?
(Gerilim müziği)
Bak, sessizliğinle dolduruyorum boşlukları.
Peki.
Yekta için ekmeğini kana buladın mı?
Öyle bir şey değil o.
Yapma Pars. Hastaneye gitmişsiniz birlikte. Bir raporu yok etmişsin.
(Ilgaz) Oldu mu şimdi bu?
Yakıştı mı sana Pars?
Sen neyi örtmeye çalışıyorsun?
Onun değildi o rapor.
Benimdi.
(Korna çalıyor)
(Müzik)
Ambulans çağıralım hemen.
(Müzik)
(Pars dış ses) İyiyim ben. Bir şeyim yok. Zorla mı tutacaksınız?
Çıkar şunu, çıkar! Allah Allah!
Geçmiş olsun Pars Bey.
Bir şeyim yok Doktor Bey. Acelem var, gitmem lazım.
(Doktor) Durumunuzla ilgili biraz konuşabilir miyiz?
-Tabii, buyurun. -(Doktor) Epilepsi hastalığınız var.
Sara hastalığı olarak da bilinir. Hafife alınacak bir durum değil.
(Müzik)
(Telefon çalıyor)
Yekta.
Bana yardım etmen lazım.
Kimsenin bilmemesi gereken bir mesele.
Tamam, geliyorum. Bir konum at.
Dön, Bursa'ya gidiyoruz.
(Pars dış ses) O gece hiç yaşanmamış gibi...
...o hastaneye hiç gitmemişim gibi...
...yok etti raporu.
(Pars) Yani anlayacağın Ilgaz kardeşim...
...hiç kimse için kendimi kirletmedim, kirletmem de.
Sadece şahsıma, özel hayatıma ait bir bilgiyi...
...gizledim, o kadar.
(Müzik)
(Ayak sesi)
Teşekkür ederim. Eline sağlık.
Niye dağılmış burası bu kadar böyle?
Dün gece o itin eşyalarını dışarı attım.
(Ceylin) O arada dağılmış işte biraz.
Olsun. Sen yine toparlarsın.
Marifetlisindir sen.
-Güzelleştirirsin. -Toplarım anne.
Toplarım, hep toplarım ama...
...bu sefer çok zor.
Çok güzel olmuş. Eline sağlık.
(Gül) Belki başka bir yere taşırsın ofisi.
Yani değişiklik iyidir her zaman.
Neden geldin?
Neden geldin anne? Niye lafı dolandırıyorsun? Söylesene.
Ben sevmiyorum böyle, bana direkt olun, lütfen.
Ben...
...seni bir yakından göreyim dedim.
(Gül) Bir de...
...özür dilerim.
Ben çok mahcubum sana karşı.
Yani bir anne...
...evladının ne yapıp ne yapamayacağını bilir.
Evladını tanır.
Ben bilemedim.
Benim gözüm öylesine kör oldu ki...
...ben göremedim.
Ben senin çırpınışlarını göremedim.
Hiçbir zaman göremedin ki.
(Gül) Haklısın.
Ne desen haklısın.
Sen benim cahilliğime ver.
Bilgisizliğime ver. Benim...
Benim acıma ver.
Benim...
...deliliğime ver.
Ama beni affet.
Affet!
Ben...
Ben açtığım yaraları nasıl saracağım, onu da bilmiyorum.
Şimdi böyle gelip, seni görünce daha iyi anladım.
Çok derin.
Ama izin ver.
Yani izin verirsen...
...sen gibi çalışırım. Sen gibi çabalarım ben senin için.
İzin ver.
Ben sana çok haksızlık ettim.
Bunun hesabını Rabb'ime bile veremezken...
...sana nasıl vereceğim, ben bilmiyorum.
Sen beni affedebilecek misin?
Bizi affedebilecek misin?
Emin değilim. Ben bundan da emin değilim.
Ama çok istiyorum.
Benim kızım!
Benim akıllı kızım.
(Duygusal müzik)
(Erkek) Bizim Kürşat adam arıyorum dedi.
Varsa bir tanıdık, söyle gitsin.
(Osman) Kolay gelsin Hamit abi.
Kolaysa başına gelsin.
Hamit abi, biz babamı soracaktık.
Burada yok. Epeydir gelmiyor.
En son cenazede görmüştüm.
Yok, seferde zaten de...
...şimdi telefonunu evde unutmuş. Ulaşamıyoruz.
Kiminle gitmiş ki?
Bilmiyoruz ki. Ne kiminle gittiğini söyledi ne geminin adını söyledi.
Vallahi uzun yola açılan çok tekne var. Deniz de coştu çok şükür.
Küçük teknelerle varıp varıp, balık alıp, geri geliyoruz.
(Erkek 2) Kim bilir nerededir?
Neyse, ben sağa sola haber vereyim.
Hangi tekneyle çıkmış, öğreneyim.
(Hamit) Hem size telefon da bulurum.
Konuşursun babanla.
Korkma, tamam mı? Pozitif ol.
Sağ olasın.
Nasıl gidiyor peki tedavi? Şimdi iyi misin?
Hasta falan değilim ben!
Zaten bir sefer olan bir şeydi. Bir daha da olmadı.
Turp gibiyim. Sadece biraz...
...uyku problemim var. O da zaten hep vardı.
Hem bu işler tek doktorla da olmaz.
Yapma Pars.
Ciddiye almadığın şey, ağır bir hastalık.
Kendime sara hastası dedirtmem!
(Pars) Hasta adam muamelesi yaptırmam!
İnsanların bana acıyan gözlerle bakmasına müsaade etmem.
Ne diyeyim ben şimdi?
Bu nasıl bir bakış açısı Pars?
İnsanın üstüne bir kere gölge düşünce Ilgaz...
...adı çıkar.
(Pars) Beni en iyi senin anlaman gerek.
Yalan söylememek için evli oldun.
Kabul et. İtibar ikimiz için de çok önemli.
Bak işte hayatta bu kibir fazla.
(Ilgaz) Hastalanmışsın. Herkes hastalanabilir.
Utanacak, sıkılacak, saklayacak bir şey yok ki bunda.
(Müzik)
Sac kavurma bugün de bana nasip değilmiş.
Sana afiyet olsun.
(Müzik)
-Oğlum ben sana kaç kere söyleyeceğim lan? -Abi, ben bir şey yapmadım.
(Erkek) Konuşma! Sus!
-On kere söyledik sana, değil mi? -(Erkek 2) Abi, ben bir şey yapmadım.
-(Erkek) Lan konuşma! -(Erkek 2) Abi, ben bir şey yapmadım!
-Lan! -(Erkek) Öldürürüm bak seni, tamam mı?
Lan! Ne yapıyorsunuz lan?
(Erkek 3) Ben bir şey yapmadım abi.
Davranma lan!
-Ne yapıyorsunuz lan? -Abi, yanlış anladın.
Neyi yanlış anladım lan? İt herif!
Gücünüz küçük çocuğa mı yetiyor? Kal orada!
(Müzik)
Alo, Savcı Pars Seçkin ben.
Bizim kebapçının önüne bir ekip gönderin. Vukuat var.
Bekliyorum.
Geç şöyle!
Geç!
(Müzik)
-Bir çay daha... -Yok, ben almayayım.
Yani gelmeyecek misin eve?
Gelemem anne. O kadar kırgınım ki size.
Yani insanın bir düğmesi de yok ki...
...bassın, bütün kırgınlıklar silinip gitsin.
(Ceylin) Öyle hiçbir şey olmamış gibi olmuyor yani.
Bana biraz zaman verin.
(Gül) Tabii kızım.
Nasıl istersen.
Ama ev çok ıssız kaldı.
İnci'mi de aldılar elimden.
Sen burada, baban yok.
Kim bilir ne zaman gelir?
Niye bu kadar uzun gitti ki?
Bilmiyorum.
-Söylememiş ablana. -Allah Allah!
Hayır, nereye gitmiş ki? Ne zaman dönecekmiş?
Vallahi onu da söylememiş.
Veda etmiş, gitmiş.
Babanın her zamanki işleri.
Senin baban...
...çok güzel kaçar.
(Gül) Ama orası senin evin.
Senin ocağın.
Ben nefes aldığım sürece...
...o kapı sana açık olacak.
Hasretle bekliyor olacağım dönmeni.
Bil ki gözüm yollarda bekliyor olacağım.
Benim kızım!
Allah'a emanet ol.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Gerilim müziği)
(Erkek) Avukat Bey, çay?
İstemiyorum.
(Gerilim müziği)
(Eren) Vay arkadaş! Ne iyi etmişim aramakla.
Acımdan ölüyormuşum.
Kısmetli adamım vesselam.
Afiyet olsun.
Bakma öyle gözümün içine adamın rızkına çökmüşüm gibi Allah'ını seversen.
(Eren) Ben de üzüldüm hasta olmasına hem.
Kaypak olmasından iyidir hem.
Aman, Allah şifasını versin de.
Bir de...
...adamın gözünün içine baka baka suçladım.
(Eren) Vallahi abi, insan düşününce de...
...ne bileyim, saklamakta haklı sanki, değil mi?
Saklamaktan çok reddediyor, biliyor musun?
Gurur yapıyor.
Utanıyor.
Sonuçta tedavisi olan bir hastalık.
Alacak ilacını, işine devam edecek.
Bak Eren, aman diyeyim...
...aman diyeyim, bunu kimse duymayacak. Kimseye söylemeyeceksin.
Özellikle de o Avukat Hanım'a.
Avukat dedin de aklıma geldi, lafı gelmişken.
Ne yaptınız siz onunla?
Bir şey olduğu yok.
Duruşma bitti...
...görüşürüz dedi, bastı gitti.
Sanki öncesi yokmuş gibi. Birlikte mücadele etmemişiz...
...evimde kalmamış gibi.
Bir anda.
-Kesti ipi, çekti gitti. -Allah Allah!
Sen de bir şey demedin mi yani? Kal, gitme demedin mi?
Gidene dur demem ben.
Ben arkadaş olduk sandım. Bir hukukumuz var sandım.
Yokmuş.
Yan yana durmak için iki insan gerek.
İki tarafın da istemesi.
O kaçmayı seçti.
Demişti ama.
Ben çok güzel kaçarım, biliyor musun demişti.
-Muhabbetten kaçanlara. -Yok yok.
Kalanlara, kalanlara.
(Duygusal müzik)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Yekta) Büyük sıkıntılar yaşadık, yaşamadık değil ama...
...durumlar böyle maalesef.
Yani bir şekilde atlatacağız ama...
...hayat devam ediyor işte. İş beklemez. -(Erkek) Haklısınız.
Yarın tersanedeki işin dosyasıyla ilgili de...
...sizi haberdar edeceğim.
Tamam ama biraz erken olursa sevinirim. Öğleden sonra toplantılarım var.
Saat kaç oldu be! Tamam o zaman.
Vallahi kesene bereket kardeşim. Ne güzel yedik içtik.
Bu arada muhabbeti nasıl özlemişim ya!
Bana da ilaç gibi geldi.
Ilgaz, bütün gece vallahi karnıma ağrılar girdi nasıl söyleyeceğim diye...
...ama söyleyeceğim.
Üç numaralı bakış da geldi. Ver şu felaket haberini.
Metin Amir'im sizin nikâh olayını öğrenmiş.
Vallahi beni çekti, bir güzel de ayar verdi...
...akşam eve gittiğinde seni de hizaya çekecek, haberin olsun.
Tamam, halledeceğiz bir şekilde.
-Hadi gel, bir taksi çevirelim. -Yok, sen git. Ben böyle gideceğim.
-Nereye? Gel bırakayım işte. -Ben gezeceğim, yürüyeceğim biraz.
Hem sen daha eve gideceksin. Evde de ödemen gereken adisyon var.
-Hadi eyvallah. -Eren...
...sağ ol.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Efendim Neva?
(Neva ses) Ilgaz, yarın bana bir saatini ayırır mısın? Konuşmamız gerek.
Olur.
Olur, tamam.
Hadi iyi akşamlar.
Çay yaptım.
Limon da var.
İçmeyeceğim.
Peki.
Meyve soyayım.
Sen Ilgaz'ın bir dedesi olduğunu biliyor muydun?
-Hayır. Onun dedesi yok ki. -Ah güzel kardeşim!
Sen Ilgaz'la bir ilişki yaşadığına emin misin?
Merdan Kaya.
Ilgaz'ın dedesi. On yıldır içerideymiş.
Yeni tahliye olmuş.
(Müzik)
Sen ciddisin de nasıl ya?
Şöyle güzel kardeşim, Ilgaz'ın kanlı canlı bir dedesi var.
Adı Merdan Kaya.
Kaya gibi kariyerine nitelikli dolandırıcılıkla başlamış.
Ondan sonra da almış yürümüş. Maşallah, nazar değmesin...
...gerçekten yok yok.
Ürkütücü.
Bu da geçmişe dönük vukuat dosyası.
Ansiklopedi mübarek. Fasikül fasikül.
Biraz uğraşsan üzerine tez yazılır. Al.
Al, oku, iyice hatmet...
...üremek istediğin adamın geçmiş şeceresi neymiş, bir güzel öğren.
Tamam mı güzel kardeşim?
Ilgaz'ın dedesi varmışmış!
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Son hâllerini eksiksiz bir şekilde akşama kadar istiyorum. Tamam?
Ceylin Hanım, bir saniye durur musunuz?
Ceylin Hanım.
(Cüneyt) Ceylin, ne işin var burada?
Ne haber Cüneyt? Nasıl gidiyor hayat?
Yekta sana koltuğunu vadetti mi?
Sen de gün sayıp buna kanıyor musun?
Yapma ya! Hayır, sen akıllı bir çocuksun.
Ben zamanımı senin gibi saf salak bir adamla mı geçirmişim?
Ceylin, niye geldin? Ne istiyorsun?
Soru sormaya.
Sen seversin doğruluk mu, cesaret mi oynamayı.
-Evet. -Şimdi...
...doğruluktayız.
Sana bir iki soru soracağım...
...sen de geçmiş yıllarımızın hatırına cevaplayacaksın.
Sana güveniyorum.
Sana karşı hislerimi...
...zaafımı biliyorsun.
Ama bunu işle karıştırmam.
Çek.
Benim seninle işim olmaz.
Ben (***) sevmiyorum ayrıca. Ayrıca konumuz iş değil.
Sana bu koltuğu vadeden, kardeşimin katilini koruyan babası.
Yekta Bey'in Engin'i koruduğu falan yok.
Korudu ama.
Şimdi birinci soru. Osman'ın evine delilleri Yekta mı koydu?
Susma hakkını kullanıyorsun, anladım.
O zaman ikinci soru.
Pars, Yekta'ya yardım ediyor çünkü aralarında bir sır var mı?
Soru bu, Cüneyt. Aralarında bir sır var mı?
Evet.
Güzel.
Sen sormadan ben cevaplayayım.
Yekta ilk fırsatta seni harcayacak.
İyi geceler.
(Kapı zili çalıyor)
-Hoş geldin babacığım. -Akşam şerifleriniz hayırlı olsun.
(Makbule) Cümleten. Buyurun.
Buna dikkat et, içinde baklava var. Yani çevirme, şerbeti akar.
Peki, buyur.
Defne, koş, deden geldi.
Bis...
Dede bak, bu Çınar abim.
(Merdan) Oo! Maşallah, maşallah!
Zıpkın gibi delikanlı olmuşsun sen ya.
Geçmiş olsun.
Bir dakika, bir dakika! Şaka falan mı bu? Baba, ne dedesi?
Öldü demiştin.
Ölmemiş.
Ayıp oluyor delikanlı.
Hadi bakalım. Sofra hazır, buyurun.
(Öksürdü)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Kapı vuruldu)
(Müzik)
Çayın var mı bacım?
Olmaz mı ya! Gel.
Makbule, eline sağlık.
Güveci yapmanı sana abin mi söyledi?
Yok baba. Ben düşündüm. Sen seversin diye.
Ben doydum. Odama gidip hediyemi açabilir miyim?
Tabii kızım. Hadi aç yavrum.
İyi toparlamışsın.
Var mı ağrı sızı?
Yok.
Seni bıçaklayan Kadir...
...Hakk'ın rahmetine kavuşmuş.
Allah'ın işi işte. Baklavanın çıtırı soluk borusuna kaçmış.
Seveni de yok.
Bir Allah'ın kulu da sırtını pışpışlamamış yani anlayacağın.
Ben de doydum. Ben kalkayım.
Daha ne yedin ki torunum!
Sırlar kutusundan aniden çıkan dede...
...ısrarı sevmem. Sana çektiğimi söylüyorlar, anlarsın beni.
Ben de ısrarı çok severim.
Hem de en koyusundan.
Afiyet olsun.
-Afiyet olsun oğlum. -Halam, eline sağlık.
(Müzik)
Metin...
...çocuğun nesi var?
Anlattığın şeyler ağır gelmiş olabilir mi acaba?
Bu, adamı sarsmaz, mutlu eder.
Allah sırası geleni alır. Ona bir tek O karar verir.
Razı değilse...
...adamı üç kez kurşunlasan ölmez.
(Kapı vuruldu)
Ilgaz'dır. Ben bakarım.
Savcı torunumun işi yeni bitti demek.
İyi akşamlar.
İyi akşamlar savcı torunum.
(Gerilim müziği)
Abo! Ceylin, kurban olayın burası ne böyle kutup gibi!
Tüylerim şemsiye teline döndü.
Vallahi faturayı ödemeyince gözünün yaşına bakmıyorlar, Eren Komiser.
-Hatta saati bile sökmüşler, düşün. -İyi de olmaz ki Ceylin böyle.
Merak etme, işi bağladım.
Bırak doğalgazı, eski külüstürü satıp yeni araba bile alırım.
Vay! Yakışır kraliçeye!
Biraz kanlı oldu ama.
Senin savcın bana büyük bozuk.
Laflar da nasıl güzel geliyor ayağıma. Seyret şimdi, golü nasıl atıyorum!
Sen bir söyle bakalım, ne ara bu hâle geldiniz Ilgaz Savcı'yla?
Ben bıraktığımda her şey bal kaymaktı. Neyi kaçırdım acaba?
-Öyle. -Neden? Ne demek öyle işte! Neden?
Bir nedeni mi var, Eren?
Hem aramızın iyi olacağı bir şey yoktu ki. Denk geldik...
...kısa bir yolculuk yaptık, o kadar.
İnkâr etme, Ceylin.
İnkâr edeni Allah çarpar, ona göre ha!
Ne güzel anlaşıyordunuz işte itiş kakış.
Hadi bakalım, sen neden kaçıyorsun?
Yüzünü devirme, Ceylin. Kaçıyorsun işte. Hem de suyun akışına...
...ters bir şekilde kaçıyorsun da neden? -Ay!
Öyle gerekti.
Vallahi hiç kusura bakmayın Avukat Hanım...
...savınızı destekleyecek bir delil yok. Kabul edilmedi.
Eren ya! Kısa da olsa beni tanıdın.
Oğlum, ben dağınığım, dağınık!
Savruk. Aklıma eseni yaparım.
Doğru olan neyse, o an işime ne geliyorsa onu seçerim. Sonra vazgeçerim.
Kimse bana hesap sorsun istemem.
Ayrıca da evet...
...ben çok güzel kaçarım.
Kendine kök salamamış biriyim. Aileme bile ya.
Bu yaşıma geldim, beni kapının önüne koydular. Baksana, ofiste yaşıyorum.
Eren, ben yapamam.
Kimsede, hiçbir ilişkide kalamam.
Kimseye bağlanamam.
Nilüferleri bilir misin?
Onların da kökü yoktur mesela.
Su nereye taşırsa...
...nasıl akarsa öyledir.
Ben de öyleyim işte.
Ben karanlığım.
O alabildiğine aydınlık.
Benim karanlığım onu yutar yani.
Bak, daha ne kadar oldu tanışalı...
...adamın medeni hâlini değiştirdim ya.
Benim yüzümden adamın dürüstlüğü, mesleği sorgulanacaktı.
Hadi evlenerek yırttık, peki ya yarın?
Ben durmam, o değişmez.
Kapımıza daha büyük bir felaket gelir.
İşin içinden çıkamayız işte.
Ben böyleyim işte.
Ben onu kirletirim.
Çünkü siyah her zaman beyazı yutar.
-Ah be Ceylin! Hangimiz temiziz ki ya! -O temiz işte oğlum.
Kıyılamayacak kadar temiz. Of, Eren ya!
Niye konuşturuyorsun beni ya? Öf!
Hişt!
(Eren) Kraliçe!
-Şerefe. -Şerefe.
Eline sağlık Makbule. Aynı annen gibi yapmışsın kızım.
Afiyet olsun baba.
Yemek yiyince uyku bastırıyor.
Yaşlılık işte.
Sahi ben nerede yatacağım?
-Yatağı hazırla Makbule. -Yatağın zaten hazır babacığım. Gel.
Allah rahatlık versin oğlum.
Cümleten.
Sana da iyi geceler savcı torunum.
(Müzik)
Ne oluyor baba? Dedemin burada ne işi var?
Gelmiş işte oğlum. Ne yapayım?
Git dersin, olur biter.
Bunca zaman kapımızı kapattın, yine kapat. Ne değişti?
Yaşlanmış ya. Atamız, babamız işte. Nasıl diyeyim git diye?
(Ilgaz dış ses) Demezsen de yerleşir, baba.
Sonra ne yapacaksın?
(Metin dış ses) Bilmiyorum Ilgaz. Bilmiyorum.
Bakacağız. Bakacağız.
Birkaç gün kalır, gider herhâlde. Temelli kalacak hâli yok ya!
(Ilgaz dış ses) Adam cezaevinden çıktı, direkt evimize geldi baba.
Ben artık yaptıklarına, kararlarına akıl sır erdiremiyorum baba.
Bunca yıl asla dedin, evimizden içeri girmeyecek.
Görüşülmeyecek. Öldü. Adı anılmayacak diye yeminler ettin.
Hepimizi doldurdun.
Sen utandın, biz utandık. Sen unuttun, biz unuttuk.
Ne değişti baba?
Yaşlandı falan yemiyor.
Ölüyor mu yoksa?
Yok.
Görmüyor musun?
Katır gibi duruyor.
Ona hiçbir şey olmaz.
Dünya umurunda değil.
Bir gaflet anıma geldi oğlum.
(Metin) Kapıyı açtım, o da girdi.
Ama az sabret.
Yakında onu kapının önüne koyacağım.
Tamam, öyle olsun.
Emeklilik ne oldu?
Hayırlı olsun mu diyelim?
Ceylin Hanım'ı koruyoruz ama beni koruyamıyor muyuz?
Artık bence durum eşitlendi oğlum.
Hepimizin üzerine is yağdı.
Tozlandık.
Sen onu korumak için evlendin. Üstelik hiçbirimize haber vermedin.
Ben de bunca yıl...
...emek verdiğim kurumdan bağlarımı koparamadım.
Bu da mazur görülebilir.
(Müzik)
Teyze, bir sayı söyle.
-Beş. -Neden beş?
Hiç sevmem çünkü.
Güzel. Bu da zaten bir sevgisizlik oyunu. İntikam.
Hadi bakalım. Bir, iki, üç, dört, beş.
İşte ilk şanslı parti.
-Başka isim var mı? -Var tabii.
Ama onlar birazcık sırasını bekleyecek.
Çünkü artçılar art arda gelirse ürkütür.
Evet...
...Çınar burada.
Ilgaz.
Bu da komiser.
Ve büyük insan babam.
Onlar da şimdilik sırasını bekliyor.
Yapman gereken her şeyi bütün detaylarıyla adım adım anlattım.
Eğer talimatlara uyarsan her şey kusursuz olur.
Hadi bakalım.
Bu arada babamla ilgili kısma da sana ufak bir rol yazdım.
-Oynamaktan keyif alacağını düşünüyorum. -Seversem neden olmasın!
Hadi başlayalım o zaman.
Yansın dünya.
(Gerilim müziği)
-Buyurun? -Ilgaz Kaya adına kargo var.
-Kalemi teslim alır dediler. -Evet, ben alayım.
(Gerilim müziği)
Baba, ben bugün okula dedemle gideceğim.
İyi dersler güzel kızım.
Bu araba iyice eskimiş. Sat, kurtul bundan ya.
Niye?
Yahu ben ne diyorsam onu yap.
İşime karışma.
Ver kızım, ver.
Hadi Allah zihin açıklığı versin kızım.
Hadi biz gidelim. Ver elini bakalım.
(Telefon çalıyor)
-Efendim? -(Erkek ses) İyi günler hanımefendi.
İstediğiniz ikinci el telefon geldi. Ayıralım mı?
Evet, evet. Ben almaya geleceğim. Yeğenime sürpriz.
Tamam.
Kesin şimdi indir ayağını falan diyeceksiniz.
Evet, indir.
İyi, anladık.
Şu camın arkasından beni mi izlediniz?
Buradan geçenlere sordum, kimse cevap vermedi.
Seni izlediğimiz falan yok.
Hem 18 yaşından küçükleri avukatsız ve ebeveynsiz olarak...
...biz sorgu odasına almıyoruz.
İçerisi it kopuk dolu, o yüzden aldık seni buraya.
Hem bakalım dedik, bir ihtiyacı var mı? Sana yemek getirdik.
Yani anlayacağın, muhabbet ediyoruz. Rahat olabilirsin.
Hem bu yaşında sen çok mu sorgu odası gördün? Yazık.
Çok gördüm, evet.
-Bu seni niye gerdi acaba bu kadar? -(Polis) Hişt, tamam!
Bak, ne güzel. O zaman bizi uğraştırmayacaksın demek.
-Hırsızlık yaptığını kabul edeceksin. -Tabii ki edeceğim.
30 saat soru sorup kafa açmayın diye.
Çaldım, evet.
Savcıya da aynen böyle söylersin, tamam mı?
Yalnız bize biraz detay ver. Neyi çaldın? Nereden çaldın?
Beni şikâyet eden malın dramına sorsanıza bunu. Söylesin ne çaldıysam.
Suçu işleyen sensin. Sen söyleyeceksin küçük kız. Ne çaldın?
Salam çaldım. Ekmek çaldım, peynir çaldım. Tamam mı, bitti mi?
Niye çaldın?
Üf!
Bıktım sizin şu dinozor kafanızdan ya! Sizi nasıl polis yapıyorlar?
Yemek çalmışım, niye olabilir acaba? Açtım çünkü!
Siz hayatınızda muhtemelen hiç aç kalmadınız.
Ben kaldım abiciğim.
En son kediler için konulan saklama kabından ben makarna yiyordum.
Tamam mı? Çalmak için iyi bir sebep mi? Yeterli mi?
Yalnız sana bir şey söyleyeyim mi?
Hep aynı hikâye bu. Hiç değişmiyor.
Bu radyonun kanalı bir türlü değişmiyor gibi sanki.
Aman ne komik laf şakası ya! "Çok Güzel Hareketler Bunlar!"
-Kes! -Asıl sen kes!
Anlattım ya işte, mal mal sorular.
Konuşma burada bitmiştir.
Eren Komiser'e götürün beni.
Geldiğimden beri söylüyorum, kimse iplemiyor.
Sakin ol, bekle. Tamam?
(Müzik)
(Sessizlik)
Otur, kahvaltını yap.
Bak, kış geldi. Ortalık mikrop kaynıyor.
Hasta olur, güçten düşersin maazallah.
Ben yeterince yedim.
Fazlası midemi bulandırıyor.
Yaa!
Bayılıyorum senin bu atarlı giderli hâllerine, laf sokmalarına.
Ama işin tadı da burada değil mi? Hani evlilikte böyle...
...minik atışmalar, laf çarpmalar. Aslında hoşuma gidiyor.
Otur, kahvaltını yap.
(Sessizlik)
(Aynı anda mesaj geldi)
"12.00'de restoranda."
"12.00'de restoranda."
(Gerilim müziği)
Kolay gelsin.
Savcı Pars Bey'in odası ne tarafta acaba?
Sağda üçüncü koridorda. Orada sorun, yardımcı olurlar size.
Tamam, sağ olun.
Sonra da çocuğu sedyeyle çıkartıp tomografiye götürüyorlar.
Bir dakika, bir dakika! Bir başa sar bakayım.
Aa! Kadına bak!
Bayağı imzalamış, izin vermiş işte.
Bir daha sar. Sar bakayım.
Resmen dümdüz yalan söylüyor ya!
Hani hiçbir tetkiki imzalamamıştı, izin vermemişti bu kadın?
İmzalamış.
Yoksa zaten böyle şeyler yapılmaz bu hastanede. Kurallar sıkıdır.
Tamam. Ben şimdi hemen bir kopyasını istiyorum. Sen izlemeye devam et.
Kadının imzaladığı her anı istiyorum, tamam mı? Kaçırma sakın.
Bu evrakın da orijinali gerekiyor.
Tamam.
(Ilgaz) Günaydın.
Beklettim mi?
Önemli değil.
-Güzel mi o? -Hayır.
Ne kadar zor oldu seninle şöyle karşılıklı oturmamız Ilgaz.
Neyse.
Biliyorum, bir açıklama, bir cevap bekliyorsun.
Eh, yani!
Hakkım diye düşünüyorum.
-Üç yıl, az değil. -Az değil.
Çok da güzel başlamıştı.
İnsan öyle sürecek zannediyor ama her şey değişiyor.
Bir dakika, ben bunu kabul etmiyorum. Ben değişmedim.
Tamam, ben değiştim. Öyle diyelim.
Ama kabul et, son zamanlar zordu.
İkimiz için de.
Zamansızlık de. Mesafe de.
Hatırla lütfen. Son geldiğimde....
...sen gittin, arkadaşlarınla buluştun. -Seni kızdırmak içindi o.
Cuma sabahtan geleceğim dedin, cumartesi akşam geldin.
Pazar sabah da gidiyorum dedin, Ilgaz.
-Şok oldum. -Olayları bırakalım.
En iyisi ben sana duygumla açıklayayım.
Sana nasıl davranacağımı bile bilmiyordum artık.
Ne bileyim...
...koptuk.
Uzun sessizlikler.
Hep bir gerginlik.
Sen iyi bir insansın.
Ki bu çok kıymetli bir şey.
Birini çok mutlu edebilirsin.
(Duygusal müzik)
Annem...
...pazara gideceğim demiştin ya, Osman bıraktı.
Gerek yok Aylin. Al onu, idare ederim ben.
Nasıl gerek yok anne? Bilmiyor muyum sanki?
Ceylin yok, babam yok.
(Aylin) Eve para getirecek kimsen yok.
-Olan da suyunu çekti, biliyorum ben. -Aylin, gerek yok, dedim!
İdare ederim ben. Gerekirse çalışırım.
Hem benim kara gün için biriktirdiğim...
...altın bileziğim, birkaç altınım falan var.
Çok fazla bir şey yok ama bileziğim, şeyim var işte.
Ne oldu anne?
Aylin...
...benim bileziğimle altınlarım vardı burada.
Benim ne duymayı ne konuşmayı düşündüğüm şeyler bunlar değildi.
Belki de geçmişteki bir şeyi bugüne taşımamak gerekiyordur.
Zaten bunları bana söylemen için artık çok geç.
Ayrılmaya karar verdiğinde gelip yüzüme söyleyecektin.
Denedim. Aradım seni, geleceğim, konuşalım dedim ama...
...sen defalarca sordun, defalarca aradın.
Gelip de yüzüne açıklama fırsatı bırakmadın ki bana.
En son ağlayarak aradığında telefonda söylemek zorunda kaldım Neva.
Ilgaz, sana tek bir şey soracağım.
Bir ihtimal var mı?
Olsaydı gitmezdim Neva.
Ben bunları konuşmak için çağırmadım zaten seni.
(Neva) Abimle ilgili konuşmak için çağırdım.
Abim iyi değil Ilgaz.
Sakladığı bir problemi, bir hastalığı var.
Bana yardım et.
(Kapı vuruluyor)
Hamit abi, buldun mu babamı?
Her yere haber yolladım kızım. Açılan bütün teknelere sordurdum.
Zafer sefere çıkmamış. Yok, yok, yok.
Nasıl çıkmamış?
Olur mu öyle şey canım?
-Nereye gider bu adam? -Vallahi ben de bilmiyorum.
Yok, gören de yok. Aylin'in dediği uzun sefere de çıkmamış.
Anne...
...babam nerede?
(Polis) Eren Komiser'im.
Vay devrem, sen gelir miydin buralara?
-Abi, bir kız var bizim büroda. -Ee?
Hırsızlık yaparken suçüstü yaptık, ihbar da vardı.
-Ee? -Abi, kız seninle görüşmek istiyor.
-Allah Allah! Sebep? -Bilmiyorum ki.
İlla Eren Komiser'le konuşacağım diyor.
Oğlum, kim ola ki bu?
(Müzik)
Ilgaz Savcı'm daha gelmedi. Beraber gelmediniz galiba.
Öyle mi? Sana da iyi günler canım.
Gıcık!
Sen iyice alıştın bana Ilgaz. Hayırdır, niye dışarıda buluşuyoruz?
İçeride konuşalım istemedim.
Neva peşinde, bir şeylerden şüphelenmiş.
(Ilgaz) Benden yardım istedi.
Bir şey söylemedim tabii. Adliyeden kimseye bir şey söylemeyeceğim.
Ama sen en azından Neva'ya anlatmalısın.
Anlatacak bir şey yok. Ne anlamış ki Neva?
Yapma Pars, Neva zeki bir kadın. Direkt bir hastalığı var, dedi.
Sana yardım edebilir.
Ayrıca böyle şeyler ancak aileyle bir arada olarak atlatılır.
Bu iyi bir doktor. İstediğin gibi sessiz de kalacak.
Kimsenin bilmesine gerek yok.
Sağ ol Ilgaz, dostluğunu unutmayacağım.
Buyurun Ceylin Hanım.
-Hayırdır Avukat Hanım? -Başsavcım.
Dünkü tatlı sohbetimize güvenerek geldim açıkçası.
-Sizinle bir şey paylaşmak istiyordum. -Konu neydi?
Pars Savcı.
Ee, kendisi Avukat Yekta Tilmen'le iş birliği içinde olup...
...Yekta Bey'in şahsi talep ve işi için...
...kendi makamının gücünü kullanmıştır. -Bir dakika ya!
Öyle kapıdan dalıp savcım hakkında atıp tutmak olmaz.
Neye dayanarak?
2 Eylül gecesi, Bursa'da bir hastanede beraber olduklarını biliyorum.
(Ceylin) Ama lütfen siz de hastaneye sorun...
...Pars Savcı, Yekta Bey'in şahsi raporunun yok edilmesini sağlamış.
Ama siz sorun, eminim benden daha önce öğrenip belgeleyeceksiniz.
Müsaadenizle.
-Savcım, günaydın. -(Pars) Günaydın.
Hanımefendi şikâyette bulunmak istiyor.
(Pars) Hangi dosyayla alakalı gelmiş?
Ben müracaata dilekçe vermeniz lazım diye anlattım ama...
...bekleyeceğim diyor, ısrar ediyor.
Pars Savcı siz misiniz?
Evet, benim hanımefendi ben olmasına da...
...şimdi hanımefendi, şikâyetim var deyip...
...kapımıza gelen her vatandaşı dinlersek işler yürümez, değil mi?
Yetişemeyiz. O yüzden şikâyeti usulüne göre yapın...
...dilekçenizi verin, inceleriz. Gerek görürsek de dinleriz.
Ama benim durumum çok acil.
-Rıdvan, yardımcı ol hanımefendiye. -Tabii savcım.
-Buyurun, ben böyle alayım sizi. -Savcıyla konuşacağım ben.
Öyle dilekçedir, müracaattır bilmem.
Gerekirse akşama kadar beklerim burada.
Siz bilirsiniz.
(Müzik)
(Pars iç ses) "Sayın Başsavcı'm...
...Savcı Ilgaz Kaya ve Avukat Ceylin Kaya arasındaki...
...tarafımdan yalan olduğu iddia edilen evliliğe dair şüphelerimin...
...yersiz olduğunu gördüğümden iddialarımı geri çekiyorum.
Gereğini bilgilerinize arz ederim. Saygılarımla.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyet Savcısı Pars Seçkin."
Buyurun başsavcım.
Geri çektin yani iddianı?
-İnsan yanılabiliyor. -Orası kesin.
(Başsavcı) Ne bu?
-Sus, susayım, öyle mi? -Anlamadım efendim.
Siz benim Yekta'nın askeri olduğumu söylemeyin...
...ben de sizin soruşturmadan yırtmanızı sağlayayım.
(Başsavcı) Anlaşma bu mu?
(Müzik)
Hişt, getirdim sana komiserini.
-Sen misin Eren Komiser? -Evet.
Ben Özlem'in kızıyım. Çıkart beni buradan.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Müsaade var mı Sayın Savcı'm?
Hastane koridorunda çekilen bir görüntü için...
Vekâleti aldın mı yoksa yardım ayağı mı hâlâ?
Devret dosyayı, kurtul benden.
(Ceylin) Niye yanan ben oluyormuşum?
Meltem Hanım, Elif'in annesi.
İzlerseniz, açık açık göreceksiniz.
Kendisi hastane çalışanının getirdiği tüm evrakları tek tek imzalıyor.
-İsterseniz beraber izleyelim. -Orijinal mi?
-Anlamadım? -Değiştirilmiş olabilir...
...oynanmış olabilir, hatta montaj bile olabilir.
O kadar güvenmiyorsun bana yani?
Güvenmek mi?
Onu sen söküp aldın içimden.
Ayrıca gördük, tecrübe ettik.
Size yakışır Avukat Hanım, her türlü numara.
Tamam. Orijinal.
Bu da kadının imzası.
Bu da diğer imzaladığı tahliller.
Bana güvenmiyorsanız, götürün imza incelemesine, söyleyecekler zaten.
Kadın sahtekârın teki.
(Ceylin) Hastane yönetimi de doktorlar da suçsuz.
Ayrıca bırak kamu davasını, biz hastane olarak kadına dava açıyoruz.
Anlatamıyorum net. Dosya bende, devretmiyorum.
Sen de benim baktığım dosyada herhangi bir tarafın avukatlığını yapamazsın.
Devredeceksin.
Dost ayağına yatıp kazık atmak, öyle mi?
Tebrikler Ilgaz. Güzel intikam planıymış.
Ne diyorsun Pars?
Ben de anlamadım, hiç şüphelenmedim de.
Gel, ağzımı ara...
...her şeyi öğren, ondan sonra başsavcının kucağına koy bombayı.
Bravo!
Sana bir şey söyleyeyim mi, bu işin rövanşı olur.
Emin ol, senden çok daha acımasız, çok daha kalpsiz olacağım.
-Bir konuşalım mı şunu Pars? -(Pars) Sakın!
Aptal yerine konmaktan nefret ederim. Konuşacak bir şey yok.
Ceylin!
Ne yaptın sen?
(Müzik)
Hişt, bana bak, hurdaya verin bunu...
...tozu izi kalmasın, tamam mı?
(Müzik)
(Kapı vuruluyor)
Gel.
Ziyaretçiniz var amirim.
Kolay gelsin.
Bir çayını içerim.
Emniyete bu taraftan bakmak bayağı değişik oluyor.
Benim çay içmeye vaktim yok.
İyi, o zaman daha sonra gelirim.
Bu arada...
...senin arabayı hallettim.
Nasıl ya?
Ben çocuk muyum? Niye benim arabama karışıyorsun?
-Ne münasebetle? -Bak oğul...
...sen bana baba demesen de...
...ismimi ağzına almasan da...
...ben seni her zaman korurum.
Biliyorsun.
Ben her şeyi her zaman bilirim.
Cesedi sen mi aldın?
Ben aldım, merak etme.
Toprağın altında, huzur içinde mışıl mışıl uyuyor.
(Gerilim müziği)
Gel anne.
Bir ceset kayıpmış, derhâl bulalım.
O bilgiye üçümüz sahip olduk. Ve ben sana yapma dedim, dur!
Ama sen, sen sanki tek başına biz hiç yanında olmamışız gibi...
...davrandın. Bilgiyi alırken arkadaş...
...ondan sonra kafana göre. Var mı öyle dünya ya?
-Ben insan kullanıyorum yani? -Bilmem.
Bir düşün istersen, kullanıyor musun?
Tespit yaptığına göre içinden geçiyor bu düşünce...
...bu tanım demek ki. -Benim içimden böyle bir düşünce...
...geçmiyor ama sen demek ki benimle ilgili böyle düşünüyorsun.
-Evet. -Tamam.
Tamam ama çok yanılıyorsun.
Ben senden ya da arkadaşından öğrendiğimle gitmedim oraya.
Dün gece Cüneyt'ten öğrendiğim için gittim.
Eski arkadaşlar yardımcı oldu yani?
Bu konuşma amacını aşıyor, son veriyorum ve gidiyorum.
Ayrıca sakın arkamdan kaçtı falan deme, hiç çekemem.
(Ceylin) Yeter!
(Kapıyı çarparak kapattı)
Teşekkür ederim.
Teşekkürler.
-Teşekkür ederim. -(Kadın) Asıl ben teşekkür ederim.
Sizinle tanışmak, sohbet etmek çok özel bir deneyimdi.
Teşekkürler.
Kimin adına?
Merdan.
(Gerilim müziği)
Sıradaki.
-İsim? -(Kadın) Esma adına.
Teşekkür ederim.
(Gerilim müziği)
(Kapı vuruluyor) Gel.
-Ben sonra geleyim savcım. -Söyle Rıdvan.
Sonrası mı var işin gücün?
Bu kapıda bekleyen kadın gitmiyor.
Aşağıda da beklettim biraz ama ısrarla sizi görmek istiyor.
-İyi, gelsin. Sen yemeğe çıkabilirsin. -Tamam savcım.
Buyurun.
-Kolay gelsin. -Buyurun hanımefendi, nedir sıkıntı?
(Pars) Sabahtan beri bekliyorsunuz.
Buyurun, oturun.
(Sessizlik)
Of!
Hasbin Allah ya!
(Telsiz konuşma sesleri)
(Kadın ses) Alo?
-Özlem. -(Özlem ses) Evet, kimsiniz?
Benim, Eren Komiser. Senin Tuğçe diye bir kızın mı var?
-(Özlem ses) Evet, ne oldu? -Hırsızlık yaparken yakalanmış.
Suçüstü. Şubede şimdi, bir de benim adımı vermiş.
(Özlem ses) Öylesine demiştim, bir dost, başın derde girerse polis diye.
-Aklında tutmuş demek ki. -Tamam, neyse.
Savcı ifadesini alacak.
Velisi olarak gel, sahipsiz kalmasın çocuk.
Barodan da bir avukat tuttuk, bilgin olsun.
"O senin kızın." Bu ne lan?
(Gerilim müziği)
Gel buraya.
-Bir tanesin halam, bir tanesin. -(Makbule) İkinci el ama...
...gücüm yetseydi de sıfırını alabilseydim keşke.
Deli misin hala, baksana çalışıyor, iş görür, yeter.
Yeni hat da taktırdım. Her şeyini temizlediler.
Fotoğraf, mesaj, rehber, ne varsa sildik abla, dediler.
Halaların halasısın sen.
Sen de canımsın. Ama bunu da kaybetmek yok.
-Tamam. -Hadi bakalım.
(Sessizlik)
Çakallara bak, (***) temizlemişler!
(Gerilim müziği)
(***)!
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Merhaba.
Merhaba.
Hiç değişmemişsin Seda.
Bakıyorum da yıllar sana hiç uğramamış.
(Boğazını temizledi)
Ama siz bayağı eskimişsiniz karı koca.
Mutsuzluk tüketiyor tabii insanı. Normal.
Espri anlayışın da hiç değişmemiş.
-Otursanıza. -Gel hayatım.
-(Garson) Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
(Garson) Hemen sipariş vermek ister misiniz?
-Birazdan veririz. -(Garson) Nasıl arzu ederseniz.
Gerçi yemek yiyecek hâliniz kalacak mı...
...ondan emin değilim.
Merak ettik vallahi Seda. Bunca yıl sonra görüşelim demeler...
...böyle gizemli, üstten tavırlar.
Anlat, seni dinliyoruz.
(Restoran ortam sesi)
Buraya Engin'in avukatı olarak geldim.
Ne?
Oğlumuza bak sen, boş durmamış, avukat bulmuş kendine.
Ee, nasıl, sağlığı sıhhati yerinde mi?
(Gerilim müziği)
Size bir belge iletmemi istedi.
(Gerilim müziği)
Çok iyi tasarlanmış.
Ama sahte olduğu belli.
(Gerilim müziği)
Nedir bu?
Ters çevirince düzelmiyor yalnız.
Bunca yıl mezun olmadan sahte diplomayla avukatlık yapmak...
...büyük cüret.
Ama dahası büyük skandal.
(Laçin) Ne demek bu Yekta?
Günaydın.
Bunca yıldır seni uyandırmaya çalışıyoruz.
Karşılığı; reddediş. Olmadı, aforoz edilmek.
Sevgili kocan...
...bir sahtekâr ablacığım.
(Gerilim müziği)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Gerilim müziği)
(Sokak ortam sesi)
("Can Ozan - Sar Bu Şehri" çalıyor)
"Anlamam nedenini, üzmüşler bebeğimi ah"
"Ah"
"Tam yüzüne dalmışken, çizmiş kendi resmini ah"
"Ah"
"Ne olursun kaç kurtar kendini bu diyardan"
"Yâr"
"Güneşi...
(Telefon çalıyor)
-Özür dilemek için mi aradın? -(Ilgaz ses) Ceylin, hemen odama gel.
(Gerilim müziği)
Ne oluyor?
(Ceylin ses) Engin, bugün bir şüpheli evine gittik.
İnci'nin hocası var ya, Ozan'a.
Evden DNA bakılsın diye diş fırçası arakladık.
Bu Savcı Ilgaz da gördü, şok oldu tabii. Aldı attı hıyar. Mankafa ya!
Neyse, çöpten geri aldım, düşün. Karışma, dedim. Susacak...
...inceleteceğim gizlice.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı ve Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...
...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan
İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Gürbüz
Editörler: Beliz Coşar - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.