Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
65 milyon yıl önce
Milyonlarca yıl sonra
İyi Bir Dinozor
Çeviri: GD İyi Seyirler
Henry zaman geldi.
- Hangisi hareket etti demiştin? - Soldaki.
- Baba oldun. - Sen de anne.
Seni küçük sinsi.
- Merhaba Libby. - Libby.
Selam Buck.
Gözleri sana benziyor.
Çekil oradan seni küçük dikenli çalı.
Pekâlâ, bu iri bir yavru olacak.
Selam Arlo.
Çık dışarı hadi.
Şu hâline bak.
Buck!
Karşıdaki Clawtooth Dağı. Burası da çiftliğimiz.
Çiftliğimizle hep beraber ilgileneceğiz.
- Ne! - Yakaladım! - Libby!
- Şimdi ödeştik. - Anne sulama işini bitirdim.
- Aferin Libby. Buck hadi işinin başına dön. - Ne? - Teşekkürler Buck.
Ama ben...
- Tamamdır. - Başka bir şey yapamaz mıyım anne?
- Git hadi. - Tamam.
Kim o?
Selam Eustice.
Mahsur mu kaldın küçük adam?
Dur da seni kurtarayım. Artık özgürsün.
Hadi koş. Gidip babanı ve anneni...
...bul.
Nehirle oyun olmaz Arlo.
Dikkatli ol. Sorun nedir?
Baba kümesteki en kötü tavuk Henrietta!
- Dün Ayaksız Fran için en kötüsü demiştin. - Sadece bir ayağı var.
Onları sevmek zorunda değilsin Arlo. Yem versen yeter.
Bu yapılmalı.
Bunun sayesinde kokuşmuş yaratıklar yiyeceklerimizi çalmayacaklar...
...çünkü ambarı yüzde yüz yaratık geçirmez yaptım.
İşaretini bırak Henry. Bunu hak ettin.
Evet, baba yap! Hadi yap!
Önce anneniz yaparsa olur. İşaret bırakmayı hak eden kişi anneniz.
İşaretini benimkinden yukarı mı bıraktın?
- Ne? Hayır. Sadece bakış açıdan böyle görüyorsun. - Bakış açısı demek.
Ben de! Ben de! Benim sıram! Benim sıram!
Durun bakalım. O kadar kolay değil.
Kendinizden daha yüce bir şey için önemli bir şey yaparak...
...kendi işaretinizi kazanmak zorundasınız.
Günün birinde hepiniz işaretinizi bırakacaksınız. O günü dört gözle bekliyorum.
İşte arazi böyle temizlenir. Aferin sana Buck.
Hâlleder. Rahat ol.
Hadi yap Buck. Bunu hak ettin.
Aferin evlat.
Tamamdır Libby! Çok az kaldı.
- Çok güzel. - İşaretini kazandın canım.
Arlo!
Başarılı olacak.
Pekâlâ gıdgıdaklar beslenmek üzeresiniz.
- Arlo. Buraya gel. - Buck! Ne oldu?
İşlerine yardım etmeye gelmiştim ama bana saldırdılar.
- İyi olacaksın. - Anneme onu sevdiğimi söyle.
- Bir ışık görüyorum. - Yardım getireceğim!
- Yüzünü görmeliydin! - Bilmeliydim!
- İşleri her zaman berbat ediyorsun. - Ben mi?
Sen hem kendi işlerini hem de başkalarının işlerini berbat ediyorsun.
- Ödleğin tekisin! - Buck!
Ödlek değilim. Benim de işaretim olacak.
Tıpkı senin, Libby'nin ve diğerlerinin olduğu gibi!
Olacak tatlım sadece biraz daha zamana ihtiyacın var.
Boş verin. Zaten o salak işareti istememiştim bile.
Bir fikrim var.
Arlo. Arlo. Uyan.
Benimle gel.
- Nereye gidiyoruz? - Göreceksin.
Tamam, hadi oraya doğru yürü.
- Tek başıma mı? - Hadi.
- Babacığım, babacığım. - Sakin ol. Nefes al.
Bazen diğer taraftaki güzelliği görmek için...
...korkunun üstesinden gelmelisin.
Yarın sana yeni bir iş vereceğim. Tabii hâlâ işaret sahibi olmak istiyorsan.
Lanet kırların yaratıkları çiti aşıyor ve yiyeceklerimizi yiyor. Artık canıma tak etti.
Böyle devam ederse kışı atlatmak için yeterli yiyeceğimiz olmayacak.
İşte bu yüzden o yaratığı sen yakalayacaksın.
O yaratık yaklaştığı sırada...
Ve işi böyle bitireceksin.
O yaratığın icabına bakıldıktan sonra...
...işaretini hemen benimkinin yanına bırakacaksın.
Yaratığın hakkından geleceğim baba. Hiç şansı olmayacak.
Ne yapıyorsun böcek? Git buradan.
Yaylan bakalım yaprak! Hadi yaylan!
İşin bitti yaratık!
Tamam. Artık özgürsün.
Ne yapıyorsun? Gitsene! Git hadi!
Gelme! Git!
Arlo!
Gitmesine neden izin verdin?
Isırıyordu, bana doğru geliyordu, çığlık atıyordu ve...
Yapman gereken bir görev vardı.
Korkunun üstesinden gelmediğin sürece burada hayatta kalamazsın Arlo.
Hadi. Yarım bıraktığın işi hemen bitireceğiz.
- Oraya mı? - Atla hadi.
Ama baba ya kaybolursak?
Nehri bulabildiğin sürece eve giden yolu da bulabilirsin.
Ne görüyorsun?
- İzleri. - Siliniyorlar, koşmalıyız.
İzi kaybediyoruz.
Arlo koşmaya devam et!
Baba bekle.
Arlo sana koşma konusunda ne...
Sorun değil.
Sorun değil Arlo. Özür dilerim.
Sadece korkunun üstesinden gelmeni istemiştim.
Yapabileceğini biliyorum.
- Ama ben senin gibi değilim. - Sen benden de yeteneklisin.
Sanırım bugün yeterince ileri gittik. Fırtına kötüleşiyor. Hadi eve gidelim.
Arlo yürü!
Koş Arlo!
Baba!
Baba! Baba! Baba!
Anne!
İlk kar yağmadan önce hasadı toplamazsak...
...kış için yeterli yiyeceğimiz olmayacak.
Baban olmadan zor olduğunu biliyorum...
...ancak daha fazla çalışmalısın Arlo.
Endişelenme anne. Açlık çekmemize izin vermeyeceğim.
Çok iyi bir evlatsın.
Sen!
Buraya gelme cesaretini kendinde bulmuşsun.
Hepsi senin hatan! Sen olmasaydın babam hâlâ hayatta olurdu!
Yardım edin!
Anne! Anne!
Anne!
Anne.
Anne!
Sen!
Seni ilk gördüğüm zaman öldürmeliydim.
Hepsi senin hatan.
Gel buraya. Gel buraya!
Git! Git! Git! Git!
Evet, kaçsan iyi edersin.
Neredeyim? Ev nerede?
Nehri bulabildiğin sürece eve giden yolu da bulabilirsin.
Yine mi sen?
Hemen git buradan!
Bana yaklaşma dedim.
Seni yine de öldüreceğim.
Ancak bunu yapmadan önce bana bunlardan biraz daha bulabilir misin?
İşte bunlardan biraz daha. Bilirsin işte...
Hayır, dur. Ne yapıyorsun?
Bekle. Biraz daha böğürtlen getirebilir misin?
Nereye gidiyorsun?
Biliyordum. Senin yüzünden burada öleceğim.
Ne yapıyorsun? Hayır, hayır. Dur!
Dur yapma!
Seni küçük şey. Hemen buraya dön!
Böğürtlenler!
Senin neyin var? İşte buradalar deli yaratık.
Merhaba.
Merhaba.
Seni izliyorduk.
Öleceğini sandık ama ölmedin.
O yaratık seni korudu.
- Niye? - Bilmiyorum.
Eve gidiyorum. Clawtooth Dağı ne kadar uzakta biliyor musun?
İyi fikir. Onu istiyoruz.
- Niye? - Çünkü burası korkunç bir yer.
Arkadaşlarım gibi beni koruyabilir.
Bu Öfke. Beni geceleri sürünen yaratıklardan korur.
Bu Yok Edici. Beni sivrisineklerden korur.
Bu Hayal Ezici. Beni gerçek dışı amaçlardan korur.
Bu da Debbie.
Evet, ona ihtiyacımız var. Adı nedir?
Adı mı? Bilmiyorum ki.
Öyleyse bu konuda kafa yorayım.
Ad koyarsam alırım. Katil.
Canavar.
- Cani. - Kirli!
- Cenaze planlayıcısı. - Bit!
- Basur. - Bücür.
- Dürüst! - Kötü kokulu!
- Manyak! - Korkak!
- Menekşe! - Diken!
- Çılgın! - Benek!
Benek! Buraya gel! Gel Benek!
Adını aldı. Aranızda bir bağ olduğu çok açık. Aferin sana.
Clawtooth Dağı'na giden yolda bu yaratık seni koruyacak.
Onu sakın kaybetme.
Hayır, hayır. Onu alamazsın Debbie. Hayır, hayır Debbie!
Debbie! Dur! Sen bundan daha iyisin.
Hayır, olmaz. Dön hemen Debbie!
Nereye gidiyorsunuz? Benim eve gitmem lazım.
Benek izle bak.
Ailemi özlüyorum.
Aile.
Bu benim.
Bu Libby.
Bunlar Buck ve annem.
Bu da...
...babam.
Aile.
Anlamıyorsun, sorun değil.
Evet. Bu senin ailen.
Onu özlüyorum.
Durmalıyız.
Dur!
Arlo yürü.
Koş Arlo!
Nehir nerede? Nehri kaybettim.
Eve asla ulaşamayacağım.
Eve asla ulaşamayacağım.
Yardım edin! Yardım edin! Yardım edin!
- Selam dostum, yaralı mısın? - Hayır, değilim.
Güzel. Bunun için sevinmelisin.
Soğuk Hava Cephesi, Sağanak yaralıları aramaya devam edin.
Durun. Kayboldum. Eve, Clawtooth Dağı'na gitmeliyim.
Clawtooth Dağı... Şu üç zirvesi olan dağ sırası mı?
- Evet. - Evet.
Evet, daha önce oraya gitmiştim. Ancak çocuk...
...oraya yakın bile değilsin ama yolu biliyorum.
Adım Arlo.
Özür dilerim sadece... Eskiden benim de böyle bir adım vardı.
Fırtınayı takip etmeye başlamadan önceydi!
Fırtına mı?
Beni buraya fırtına getirdi. Hayatım için endişeliydim ama...
...fırtına bana bir yükselme verdi. Artık korkmuyordum.
İlham mı demek istedin?
Hayır, yükselme! Tamam mı?
Gerçekten dipteydim.
Fırtına beni yüksek bir noktaya çıkararak ardından daha da yükseklere çıkardı.
Evet.
İşte o zaman fırtına bana yeni ismimi verdi. Çünkü... ne deriz?
Fırtına verir.
Fırtına verir. Bana Gök Gürültüsü diyebilirsin.
Gök Gürültüsü eve gitmeme yardım eder misin?
Evet, şey... belki. Ancak öncelikle bölgeyi kontrol etmeliyiz.
Böyle bir fırtına sonrasında kötü durumda olan pek çok kişi olduğunu bilmiyor musun?
Gök Gürültüsü şurada birini buldum!
Yardımına ihtiyacımız olabilir dostum.
Evet! Harika!
- Bir yaratık. - Senin sayende özgür kalan bir yaratık.
Bir dakika ayırıp bu yemek için fırtınaya teşekkür etmek istiyorum.
Sakın bana bulaşayım deme! Ben fırtınanın gözünü gördüm ve...
...korku nedir unuttum! Hiçbir şeyden korkmam!
- Hayır, öyle olduğunu söyleme... - Nereye gidiyorsun dostum?
- Eve gitmeliyim. - Ben de seni eve götürürüz dedim.
- Dostum kendine ait bir yaratığın var. - Hem de sulu olanlardan. Kokusunu alıyorum.
- Nerede? - Şu büyük kayanın arkasında saklanıyor.
- Fırtına verir! - Hayır!
- Benek! - Yakalayın onu!
Yavaşla! Burada saklanacak yer yok tırsak.
O yaratıkla dön hemen!
Yardım edin!
Yardım edin!
- İyi misin evlat? - Evet.
Şu türden nefret ediyorum. Aptallar bir çocukla uğraşıyorlar.
Sen ne tatlısın böyle!
Seni sevdi.
Düşünsene Ramsey kokuşmuş yüzüne rağmen sevdi.
Nash! Sınırlar! Burası benim kişisel baloncuğum.
Hayır, baloncuğun o değil. İşte bu.
Nash kız kardeşinin baloncuğundan çık.
Burada işin yok.
Evet, efendim yok. Eve gitmeye çalışıyorum ama nehri gözden kaybettim.
- Lütfen. Annemin bana ihtiyacı var. - Sakin ol çocuğum.
Nehirin nerede olduğunu biliyor musunuz?
Hangi nehir? Buralarda bir sürü nehir var.
- Üç zirvesi olan Clawtooth Dağı yakınındaki. - O dağı bilmiyorum.
Güneyde bulunan bir su kaynağına gidiyoruz.
Bizimle gel. Orada sana yardım edecek biri olabilir.
Bebek bakıcılığı yapacak zamanımız yok. Toplamamız gereken sığırlar var.
Çok zeki kardeşim bir gün içinde sürümüzü kaybetti.
Onları kaybetmedim Ramsey.
Bunu daha kaç kez söyleyeceğim? Yalnızca tek başlarına dolaşmaya karar verdiler.
Yine de onları bulmak zorundayız. Sana yardım edemeyiz evlat.
Durun! Peki biz size yardım edersek?
Benek koklayarak her şeyi bulabilir. Buna daha önce şahit oldum.
Sığırlarınızı bulabilir.
Hadi Benek. Kokla oğlum.
Aferin Benek!
Bir şey buldu.
Lanet olsun!
Çocuk benimle dalga geçiyorsan seni mahvederim.
- Sürüyü bulmuş. - Yaşasın! Bulduk!
- Sığırların tüyleri olur mu? - Hırsızlar.
Hırsızlar mı?
Gitmeliyiz.
- Etrafta hiç hırsız görmüyorum. - İşte oradalar.
Şu su kaynağı ne kadar mesafede demiştiniz?
- Sana bir görev vereceğim. - Görevlerde pek iyi değilimdir.
Yavaş yavaş bitkilerin arasından geçmeni bağırarak çağırarak dikkat çekip...
...ağızlarının paylarını vermeni istiyorum. Onları gömmeyi bize bırak.
- Ne? - Şu kayanın üzerine çıkıp bağırmanı istiyor.
İyi de orada kim var?
Doğrudan sana gelirler. Yerinden kımıldama, hareket etme.
Hareket etme mi? Ya pençeleri ve kocaman dişleri varsa?
Fazla düşünme.
N'aber?
- Neyin peşindesin evlat? - Hiçbir şeyin.
- Hiçbir şey mi? Adın ne bakalım? - Arlo.
Arlo hiçbir şey yapmıyor gibi değilsin.
- Sence ne yapıyor gibi duruyor Lurleane? - Hadi Bubbha. Bana sor.
- Hadi ne yaptıklarını düşündüğümü sor. - Pervis kapa çeneni!
İzinsiz girmiş gibi duruyor.
Peki izinsiz girenlere ne yaparız? Söyle onlara Earl.
Öldürürüz!
Seni yakaladım!
Nash sürü!
- Deh! - Hadi gidelim! - Deh! - Dikkat et!
- Kimse sığırlarımızı çalamaz. - Mal bulanındır.
Hadi ama annecik seninle oynamak istiyor.
Buradasın biliyorum. Kokunu alıyorum.
Hadi ya! En sevdiğim dişimdi!
Seni öldürmek çok hoşuma gidecek!
Hadi... sürüyü buradan çıkaralım. Hadi bakalım.
Çok tatlı değil misin?
Şu yaratıkla ikiniz bugün gerçek bir cesaret gösterdiniz.
Yaratık işimize yarayabilir. Takasa ne dersin?
- Karşılığında mızıkamı veririm. - Sağ ol ama Benek'i hiçbir şeye değişmem.
Gel buraya Benek. Gel hadi.
Sen kaybettin.
- Güzel yara. İzi çok hoş olacak. - O da bir şey mi! Şuna bakın!
15 haydut stegosaurusla karşılaşmıştım. Hepsi de benden daha iri ve daha zalimdir.
- Ne oldu peki? - Elbette onlarla kavga ettim. Kazanıyordum da.
Fakat sonra o lanet olasıca dikenli kuyruğunu ayağıma geçirip çekti!
Ayak parmaklarımı hâlâ hissetmiyorum.
- Bu durum bir yığın pisliğe tekmeye atmaya gelince işe yarı... - Kıskanıyor.
Kıskanç mı?
Bir defasında bir grup sığır bana doğru koşuyordu.
Ancak kuyruğum sıkışmıştı ve işim kesinlikle bitmişti.
Bu yüzden ısırıp kuyruğumu kopardım!
Bunu kimse yapmaz ki? Delinin tekisin.
Yüzünün tam ortasında olmadığına şaşırdım.
- Butch sen nasıl yaralandın? - Bu hikâyeyi duymaya hazır mısın bilmiyorum.
- Dinleyebilirim. - Evet. Anlat çocuğa baba! - Güzel hikâye.
Gölgede 100 dereceydi ve 5 gündür su içmeden yürüyordum.
Daha sonra güzel bir gölet gördüm.
İçmek için eğildiğimde sudan timsahlar fırlayıverdi.
Bir tanesi beni yüzümden ısırdı.
Timsahlara kesinlikle yem olacaktım ancak...
...o gün ölmeye hazır değildim.
Timsahın birini ısırarak ikiye ayırdım, diğerini kuyruğundan tuttuğum gibi fırlattım.
Sonuncu timsahı ise kendi kanımda boğdum.
Hadi be!
- Bakın ne zaman dinlesem tüylerim ürperiyor. - Bu hikâyeye bayılıyorum!
Ona yadigarını göster. Çok güzel, değil mi?
- Bu defa dokunabilir miyim? - Hayır.
Siz de babamdan hoşlanırdınız. Babam hiçbir şeyden korkmazdı.
- Korkak olmaktan bıktım. - Korkmadığımı kim söylüyor?
- Timsah öldürmüşsün! - İyi de bunu yaparken korkuyordum.
Bir timsah yüzünü ısırırken korkmuyorsan...
...hayatta değilsindir. Dinle evlat...
...korkudan kurtulamazsın. Tıpkı Doğa Ana gibi.
Doğa Ana'yı yenemezsin veya ondan kaçamazsın fakat üstesinden gelebilirsin.
Ne kadar cesur olduğunu gösterebilirsin.
- İlk kar. - Bu sene erkenci.
- Eve, annemin yanına gitmeliyim. - Seni su kaynağına götüreceğiz.
Anlaşma anlaşmadır. Yarın ilk ışıkla yola çıkıyoruz.
Hadi gidelim.
Evlat, sürü ayrılmasın. Sığırları bir araya topla.
İşte Clawtooth Dağı! Evimiz orada!
- Sürüyü güneye yönlendirmeliyiz. - Hadi hemen annenin yanına git.
Hiçbir şey için durma!
Teşekkürler! Benimle ilgilendiğiniz için minnettarım!
İyi olacaksın! Güçlü bir çocuksun.
Çok yakında. Varmak üzereyiz Benek!
Eve gitmeliyiz.
Orayı seveceksin Benek!
Hemen yanımda uyumak için sıcak bir yerin ayrıca...
...yemek için bir sürü mısırın olacak. Koşturacak epey yer de var.
Senin de çiftliğin olur. Çiftlikle hep beraber ilgilenebiliriz.
Yapamam.
Hayır!
Benek!
Benek!
Benek!
Hayır. Benek!
Baba.
Baba.
Yaşıyor musun? Buna inanamıyorum. Sensin.
Dostum Benek!
Bana yardım etti ama şimdi başı belada.
Dönmek zorundayız.
Baba dur. Dur!
Baba.
Burada değilsin.
Korkuyorum ama Benek'in bana ihtiyacı var.
Sana olanlar yüzünden onu suçlamıştım ama onun hatası değildi.
Bu yüzden ona yardım etmeliyim.
Çünkü onu seviyorum.
Yapabileceğini biliyordum.
Sen benden de yeteneklisin.
Hadi şimdi gidip o yaratığı kurtar.
Çekil!
Bakın kimler gelmiş!
Yakalayın hemen!
Benek!
Benek!
Fırtına verir!
Benek! Benek!
Benek!
Evdeyiz Benek.
Henry.
Arlo. Arlo!
Çeviri: GD
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.