Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
25.000
Marion Ferront Chabard kocasının soyadını artık kullanmayacak..
..sadece Chabard soyadını alacak.
20 Aralık 2002'den beri çift,..
..kocanın evden çıkmasıyla ayrı yaşıyorlardı.
Malların paylaşımı: Taşınmazlar üzerinde..
..paylaşılacak bir hakları yoktur.
Çiftin birlikte kaldığı evde artık bayan kirayı karşılayarak tek başına kalacaktır.
Taşınır malların paylaşımı ise...
..ekteki maddelere göre yapılacaktır.
Her biri kendi özel kıyafet, mücevher ve eşyalarını saklayacaktır.
Birlikte alınmış ve devam eden hiçbir kredi yoktur.
Çocuklarla ilgili;..
..çiftin tek çocuğu vardır. 15 Kasım 1999'da Paris'te doğan Nicolas Ferront.
Çocuk üzerinde eşit hakka sahiptirler.
Çocuğu ilgilendiren her tür karar birlikte alınmak zorundadır.
Karı koca bakımı ortak üstlenir.
Nicolas annesinde kalacaktır.
Karı koca babanın çocuğu ziyaretine kendileri karar vereceklerdir.
Çocuğun sorumluluğu aşağıdaki gibidir:
İlk dönemde 3. ve 5. haftasonları...
..ve cuma ders çıkışında baba çocuğu okuldan alacaktır.
Tek senelerin yaz tatillerinin ilk yarısında..
..ve çift senelerin yaz tatillerinin son yarısında baba alacaktır.
300 euroluk bir nafaka baba tarafından çocuğa verilecektir.
Eşe nafaka verilmeyecektir.
278. maddeye göre...
.. Bay Ferront gereken durumlarda ihtiyaçlar için maddi yardımda bulunacaktır.
2002'yle ilgili vergi borcu bulunmamaktadır.
İlerideki vergiyle ilgili bazı...
...durumlar ortak halledilecektir.
Eklemek istediğiniz bir şey var mı avukat?
Hayır Hakim Bey, ama müşterilerime sormak lazım.
- Bayan, okuduklarımla mutabık mısınız? - Evet bayım.
Bay Ferront?
- Evet. -Tamam mı? - Evet evet. Tamam.
Böylelikle 17 Şubat 2003 tarihinde boşandığınızı açıklıyorum.
Şurayı imzalarsanız... Bayan...
Bay Ferront?
Her sayfayı lütfen.
Perdeleri kapatmak ister misin?
Gerek yok.
- Geliyor musun? - Evet.
- Boşanmış olmak nasıl bir duygu?
Bilmiyorum.
Pardon.
Evet? Evet.
Ah ben onu unuttum.
Malesef mümkün değil şu an.
Evet evet iyi geçti.
Ben seni ararım. Gil'leyim şu an.
Hayir ama. Bir kafedeyiz. Öpüyorum seni. Görüsürüz.
- Annemdi. - Öyle mi?
Kahvaltı edecektik, unutmuşum.
- İyi mi? - Her zamanki gibi.
Ya baban?
- Konuşmuyoruz. - Gitti mi? - Hayır, hep burada.
- Hiç ayrılmıyorlar. - Evet.
Öp beni.
Gözlerini neden kapatıyorsun? Yüzümü mü görmek istemiyorsun?
Bak... Bu çok komik.
Buraya hiç gelmemeliydim. Hiç anlamı yok.
Hadi.
Dur... Duralım...
- Ne var? - İstemiyorum.
Dur. Dur! ! Dur! ! !
Dur! ! ! Dur! ! !
Gil!
Senin için intihar edeceğimi mi düşündün?
Aptal.
Ben gidiyorum.
Biraz kal. Konuşmaya ihtiyacım var.
Lütfen.
- Nicolas'yla ne zaman görüşebilirim? - Tatilde.
Onu alayım ister misin?
- Çalismiyor musun? - Izin alirim.
Tatilde anneme götürmeyi düşünüyorum.
Ona ne istediğini sormalısın.
- Nereye gidersiniz? - Bilmiyorum.
Chalet'ye belki.
Bunun için çok küçük değil mi?
Böyle şeyler küçük yaşta öğrenilir.
Ona iyi gelecektir.
Konuşuruz.
- Seni arayıp bildiririm. - Senin hayatında biri mi var?
Hayır. Sana daha önce de söyledim.
İhtiyaç duymuyor musun?
Hayır.
Yalnız olmak daha iyi geliyor.
Maceralar mı?
Ciddi bir şey yok.
- Tanıyor muyum? - Hayır.
Sen hala Christine'le misin?
Evet.
Nasıl? İyi gidiyor mu?
Benim için de kolay değil.
- Ama kötü görünmüyorsun. - Hallolduğuna memnunum
Memnunsun.
- Memnunsan iyi... - Ne..?
- Böyledir işte. - nasıldır?
Bilmem. Soyunursun, olur ve mutlu olursun.
- Önceki gibi. - Yeter artık! ! ! ! ! ! !
Sen kazandın.
Nicolas'yla ilgili telefonunu bekliyorum.
- Kazanan kaybeden yok. Sadece bitti. - Her zamanki gibi haklısın.
Bitti ve söylenecek bir şey yok.
Marion!
Denemeyi istemiyor musun?
Garajı aç bakalım. Evet.
İşte annen.
Buradayız.
Merhaba sevgililerim.
- Nasıl gitti? -İyi. - Pasta aldım.
Ekmek almam lazım.
Korkunç bir gündü. Öldüm.
- Bakarsan ben de bir duş alırım. - Tamam ama ben de makyaj yapıp çıkacağım.
- İyi de hazırsın zaten. - Hemen geliyorum.
- Biraz daha yer misin? - Hayır.
- Tatlı? - Hayır - Tatlı yemeyecek misin?
Çiş yapalım hadi.
Onlar için mi böyle güzelleştin?
- Al bakalım. - Onun için de güzelleştim. Değil mi aşkım?
Ve bir gün bir uçak yaparken..
- Bak buradaki çiçeklere.. - Hı? - Bak güzel değil mi?
Ve bir gün kağıttan uçağını yaparken kapı açıldı.
- Kim geldi? - Aslan. - Aslan.
Hey ben geldim! Ne yapıyorlar burada?
- Kapiyi kapatiyorlar. - Yook.. Öpüsüyorlar.
O kadar mutlu ki kapatmayı unutuyor.
Geldiler.
- Iyi aksamlar! -Naber? - Iyi. ya sen?
- Yalnız mısın? - Gelmedi mi?
- Hayır. Beraber gelmeyecek miydiniz? - Ben de anlamadım neden böyle olduğunu.
- Nasıl biri acaba?
- Bakalım beğenecek misiniz?
- Gil de mi yok? - Duş alıyor.
- İkiniz iyi misiniz? - Fena değil. Anlatırım. Gel.
- Ne içersin? - Cin alayım.
Bu elbise acayip güzelmiş ve sana da çok yakışmış. Nereden?
- Etienne. - Gerçekten mi? -N'aber? - Merhaba.
- Nicolas uyudu mu? - Evet. -Ağlamadı değil mi? - Yok.
Durun da anlatayım. İki arkadaşım var lezbiyen. Bir bebekleri oldu.
- Kliniğe ziyarete gittim. harika bir şey. Ben de düşünüyorum. - Nasıl yapılıyor?
Küçük bir kaşıkla.
Ne kaşığı?
Adam spermini küçük bir kaşıkla kadına verir o da vajinasına yerleştirir.
- Garipmis. - Ise yariyorsa neden olmasin?
- Peki çocuğa ne anlatacaksın? - Gerçeği.
- İyi şanslar o zaman. - Kusura bakma Marion ama seni biraz dar kafalı buluyorum.
Çünkü sperm kaşığı bence geleceğin temellerinde var. Çok da şık.
Deli saçması.
Gil senin karını taşıyıcı annem olarak düşündüm ama ne dersin bilmem...
- Arkadaşın yok mu? - Normalde gelmeliydi. Ne yaptığını bilmiyorum.
- Arasam mı sence? - Yoo. Gelir. - Ben sadakate inanmıyorum.
Bence gerçek değil ve bir işe de yaramıyor.
- Sen de aynı fikirde misin? - Bence haklı.
- Neden sadık olmaya çalışalım ki? Bu doğal değil. - Karşıdakine saygıdan.
Biliyorsun ki her çifttie birbirinden sakladığın şeyler, sırların vardır. Bu iş böyle yürüyor.
Yeni deneyimlere karşı çıkmak neden?
- Neye yarar ki bu? Pişman olmamaya mı? - Yok hayır.
Böyle seylere karsi çikmak insani daha güçlü kilar. Iradeli.
Hep böyle mi düşüneceksin?
- Ya sen Gil? Sen ne düsünüyorsun? -Özellikle hiç bir sey.
Yalancı.
- Ne demek istiyorsun? - Bir şey mi var?
- Ben Marion'u hiç aldatmadım. - Ben Christophe'u 2 kez aldattım.
Ciddi bir sey degildi. Öylesine iki herif.
- Ona söyledin mi? - Tabii ki. Ona herşeyi söylerim.
O genç. Engelleyemem.
- Ve her seferinde geri dönüyor. - Ve sen de kıskanmıyorsun. - Neden ki?
Onun yaşında aynını yapardım.
Ya sen? Sen beni aldattın mı?
Ne cevap vermemi istersin?
sadakatsizliğini hoşgörmemi...
- ..ve bir şey yapmamamı istiyorsun. - Bu benim Akdenizli tarafım işte.
Peki ben Marion'u bir kez aldattım.
- Öyle mi? - Ne bileyim? Herkes sırlarını söylüyor ben de...
Gaylerin sadakatsizliği...
- Bir hetero hikayesi dinlemeye hazır mısınız? - Komikse neden olmasın?
Anlatayım ama..
- Belki Marion'u rahatsız eder. - Hayır etmiyor.
- Sizi yalnız bırakalım mı? - Hayır. Hikayeyi merak ediyorum.
1.5 sene önce düğününe gittiğimiz bir çift vardı..
Paris'e 30 km uzakta, kırlarda bir kutlama vardı.
Çok tatlı insanlar, müzik, herşey çok güzeldi.
Ve gece arkadaşımız ışıkları kapattı.
İsteyen için gece değişik bir hal aldı.
- Muhteşem bir şey bu. - Heyecanlıydı.
Herkes birbirini az çok tanıyordu.
Ve eğlenceliydi.
Kadınlar soyunmaya ve yere uzanmaya başladılar.
Biz de takip ettik. Organizasyon mükemmeldi.
Prezervatifler falan..
Bana uzaktan bakan biri vardı.
Sonra Marion elimi tuttu...
ve sıktı.
Ona isteyip istemediğini sordum.
Ve hayır dedi.
Ama sen istersen git.
Onun da gelmesini söyledim. Gelmedi.
Ve orada durarak izledi. Hepsi bu.
Yaptım.
Marion bakarken...
Marion'un önünde o kızla seviştin diyorsun.
Başka çiftler de vardı tabii.
- Erkekler de. - Erkeklerle yaptın mı? - Evet faydalandım durumdan.
- Hayır tabii ki salak. - Dalga geçiyorsun sen.
- Erkeklerle ne yaptın? - Klasik şeyler. Bende bir kız varken beni de...
- Seni s..tiler mi? - Ya seni?
Marion kusura bakma ama sen şimdi ikinizin de orada...
Evet doğru.
Hadi müzik dinleyelim.
- Ben çıkıyorum. - Ah niye? - Bir yere sözüm var ama.
- Sen de gidiyor musun Christophe? - Mathieu seni bırakmamı...
Valla nasıl istersen. Rock ve Techno olacak... Gençler falan..
- Ne de sever ya. - Eh o zaman. - Bitince ararım seni.
- Herşey için teşekkürler. Çok güzeldi. - Rica ederiz. -Görüşürüz.
- Ararım. -Görüşürüz Marion. - Seni geçireyim.
Gidelim o zaman. Görüşürüz.
- Mathieu iyiymiş. - Beğendin mi? - Evet. Nazik, akıllı...
- Ne istediğini biliyor gibi. - Evet öyle.
Hoşuna gitmesine sevindim. Sen de Marion'la iyisin değil mi?
Evet öyle.
Hepimiz iyiyiz.
Tabakları koymadan önce yıkasan iyi olmaz mı?
- Bardaklar nerede? - Bilmiyorum.
Kardesin için mutlu oldum. Iyi gözüküyor.
- Evet. - Evet.
Onu böyle aşık görmeyeli çok oldu.
Ben bunu daha çok hastalıklı buluyorum.
- Neden öyle diyorsun? - O herifi beğenmedim.
Tek başına çıktı gitti.
O da burada kaldı.
İnanılmaz. Konu kardeşin olunca...
- Herşeyi kötü görüyorsun. - Sen de iyi.
Bir hafta sürmez.
Ne biliyorsun ki? Alışıldık bir ilişkileri yok diye mi?
Önemli olan güvendir.
Emin misin?
Ayrıca oral da yapmıyormuş.
Gil?
- Ne? - Gelecek misin?
Ağlayacak bir şey yok.
- Gelsene. - Sen git.
Bir erkek.
- İsim düşündünüz mü? - Evet.
Ama karar veremedik.
- Başka özel bir şey var mı? - Yok.
Sabah biraz ağrı vardı ama.
- Bu çok garip. - Ne? -Son zamanlarda fazlaca kıpırdadı mı?
Hayır. Daha çok sakindi.
Kötü bir şey mi var?
Plezanta yanlış yerde görünüyor ve bu çıkışı zorlaştırabilir.
- Kötü mü? - Yo. Ama kanamaması lazım yoksa doğumu çabuklaştırır.
Evet tatlım.
Ne oldu? Klinikte değil misin?
Öyle mi neden?
Evet evet dinliyorum.
Bak hemen geliyorum. Merak etme geliyorum.
Sana bir dosya getiriyorum. Kimseye göstermemelisin.
- Şimdi mi gelebildiniz? - Özür dilerim. -3 saattir sizi bekliyoruz.
- İyi mi? - Kolay olmadı.
Odasında. Dinleniyor. Bir şey olmalı çünkü tamamen uykuda.
- Bebek? - Küvözde. Çok küçük.
Marion için korkunç bir doğum oldu. Çıkartmak için çok uğraştılar.
- Ama neredeydiniz? Bir sürü mesaj yolladım! - Trafik vardı.
Marion bu durumu pek anlamadı. Siz gelmeyince doğuma ben girdim.
Ayrıca çok kanaması vardı.
Neyse ki sezaryen yaptılar.
Bu kadar hızlı ve hassas bir olayda...
İlk çocuğumun öldüğünü de biliyorsunuz.
Evet anlatmıştınız.
- O olduğuna emin misiniz? - Evet 5 numaralı küçük olan.
- Şuradaki olmasın? - Hayır 5 numara diyorum.
Neden? Hoşunuza mı gitmedi?
- Hayır ama o kadar zayıf ki.. - Bana da hemşire öyle dedi.
Beslenemiyormuş.
İyi ki zamanında farketmişler. Yoksa karnında ölebilirdi.
Ama endişelenecek bir şey yok dediler.
Kilosu boyu normalmiş. Büyüyecek.
Neyin var Gil? Iyi hissetmiyor musun?
- Yok sadece 5 dakika hava almalıyım. - Sizinle geleyim mi?
- Hayır gerek yok. - O zaman bekleme salonundayım.
- Evet. - Geldiğinizde Marion uyanmış mı gidip bakrız.
Birazdan.
Allah kahretsin.
Merhaba Gil.
Nasıl? Doğdu mu?
Evet. Marion dinleniyor.
- Mutlu musunuz? - Evet.
- Bu tip bir sorun çıkmasaydı. - Her zaman çıkar.
- Monique burada mı? - Bekleme salonunda. - Krizi geçti mi?
- Pardon? - Büyükanne olmak öyle heyecanlandırdı ki histerik bir vaziyetteydi.
- Belki, bilmiyorum. - Zaten normalde de histeriktir.
- Ben kızımı ve küçük canavarı görmeye gidiyorum. Geliyor musunuz? - Sigaramı bitireyim.
- Aileniz burada mı? - Hayır daha haber vermedim.
Görüşürüz.
- Telesekreter. - İnanılmaz!
- Başına bir şey gelmedi umarım. - Endişelenen sensin, doğuran da sensin. Ne iş!
- Neden bahsettiğini bilmiyorsun. - Sezaryene o girmedi ama.
Şaşırmadım aslında. Düşük yaptığımda da baban orada değildi.
- Bayanlarla bir işi vardı herhalde. - Çeneni kapatacak mısın sen ha?
- Ne oluyor sana? - Kızını 5 dakika rahat bırakamaz mısın?
Konuşmalarının canımızı sıktığını anlamıyor musun?
30 yıl önce senin yaptığını Gil'in yapması benim suçum tabii! ! !
- Ne zaman bir sorun olsa, kaybolursunuz. - Yeter artık ama! Durun!
- Zamanı değil! - Ama baban başlattı. - Sus!
Senden istenen sadece bu.
Çıkalım da biraz dinlen ha.
Görüşürüz baba. Geldiğin için sağol.
En azından bağırmasaydı.
Bak önemli değil.
En azından geldi.
Bu şekilde bağırmaya hakkı yok ama.
Üzgündür.
- Ondan mı? - Seni arabada bekliyordur.
Evet.
İyi dinlen tatlım.
Alo?
- Benim. - İyi misin?
Anlatacağım. Biraz karışık.
- İyi gidiyor mu? - Hayır gitmiyor. - Ne oldu?
Hiç. Sorun benim. Canım acıyor.
Neden burada değilsin? Neden gittin?
Bilmiyorum. Özür dilerim.
İsim düşündün mü?
- Hayır düşünmedim. - Ne istiyorsun?
Bilmiyorum.
Sen? Nicolas'yı ister misin?
Evet Nicolas çok iyi.
Nicolas o zaman.
- Marion? - Evet?
Seni seviyorum.
Eve uğrayıp bana eşya getirebilir misin?
Marion?
Buraya evlenmek için geldiniz.
Evet.
Medeni Kanunun 7 5. maddesine göre evleneceksiniz.
..212'den 215'e kadar olan maddeler...
...karı kocanın ödevlerini içeriyor.
212. madde: eşler birbirlerine sadakat ve yardım borçludur.
213. madde: Aile birliğini korumakla yükümlüdürler.
Çocuklarının geleceğini ve eğitimini garanti altına almakla yükümlüdürler.
Maddi konularda eşler..
..yerine getirebildikleri ölçüde aile birliğine katkıda bulunurlar.
Son olarak, eşler hayatlarını birlikte geçireceklerdir.
Bayan Marion Chabard,..
Gil Ferront'u kocalığa kabul ediyor musunuz?
Evet.
Bay Gil Ferront, Bayan Marion Chabard'ı karılığa kabul ediyor musunuz?
Evet.
Kanunun ve davetlilerin huzurunda sizi karı koca ilan ediyorum. Tebrikler.
- Duymuyorum. - Evet.
Yapamıyorum, yardım et.
- Çıkaramıyorum yardım et. - Boşver böyle yaparız. - Hayır! !
Çıkaracağım.
Bu da ne..
Onu çikarmadim. Istersen striptiz yapayim.
Gil..
Uyuyorsun..
- Beni korkuttunuz. - Özür dilerim. Fransızca bilmiyorum.
Ne dediniz?
Korktum da.
Düğünden misiniz?
Evet.
Chateau Otelinde kalıyorum ama bu kadar gürültüde uyuyamadım.
Bir kaç günlüğüne gelmiştim yarın da Los Angeles'a gidiyorum.
Çok iyi.
- Otursam rahatsız eder miyim? - Yoo.
Sigara ister misin?
Sağol.
Sigara için sağol.
- İyi geceler. - Bekle.
- Ben gideyim arkadaslarim bekliyor. - Öp beni.
Hayır.
Seni seviyorum. Seni seviyorum. Seni seviyorum.
Seni seviyorum.
- Marion Chabard değil mi? - Evet - Hoşgeldiniz.
- Yolculuğunuz iyi geçti mi? - Şöyle böyle. - Anladım.
Odanız şu tarafta ve konforludur.
Numaranız da 230. Anahtarınız burada.
- Süperlüks odalarımızdan biridir. Sakıncası var mı? - Hayır hayır.
Deniz çok iyi geldi.
Fazla da kadın yok etrafta.
Bana güvenemez misin?
Yalnız gelen tüm bu insanlar çok tuhaf.
Onlar macera arayan bekarlar.
Buraya gelmenin iyi bi fikir olduğunu sanmıyorum.
- Niye? Tanışılan bir yer gibi. - Ne yazık.
- Seni engellemeyceğim. - Neden?
- Sürekli eleştiriyorsun. - Eleştirmiyorum, gözlüyorum.
- Hava güzel mi? - Evet.
- Gece sesleri duymadın mı? - Hayır. Neydi?
Çarpan kapılar falan...
- Hayır, bir şey duymadım. - Tart ister misin? - Evet.
Pardon! !
- Marion? - Evet?
- Ben Gil. -Ah evet Bay Ferront, burada ne yapıyorsunuz? -Asıl size sormalı, Senegal'e gideceksiniz sanıyordum.
Evet ama arkadaşım beni ekti ve ben de öylesine bir yer seçtim.
Komik olmuş. Ben şuradayım arkadaşımla.
- Ama uçakta sizi görmedim. Ne zaman geldiniz? - Uçağı kaçırdım. Dün gece geldim.
- Peki biriyle misiniz? - Hayır yalnızım. - Bizimle yemek yiyin o zaman.
Tabii neden olmasın? Burada karşılaşmak ne garip.
Sizi bir gün mayoyla göreceğim hiç aklıma gelmezdi.
- Birazdan restoranda görüşürüz. - Görüşürüz. - Birazdan.
- Kimdi? - Bizim şirketten bir kız.
Burada karşılaşmak çok garip.
- Geleceğini bilmiyor muydun? - Yok canım biz o kadar..
Kıskandın mı? Kıskandııın.
Hem ona bizimle yemek yemesini söyledim. Yalnızmış.
- Güzelmiş. - Bak, abartma.
- Yalnız gelmek sizi rahatsız etmiyor mu? -Etti ama arkadaşım beni yarıyolda bırakınca..
Senegal'e gidecektik. Başka bir sefere kaldı.
- Aynı tarzda bir yolculuk olmayacak ama. - Hem herşey içinde gibi bir şey de değildi.
- Daha çok macera gibi. - Keşke ben de öyle bir şey yapsaydım.
- Neden yapmadınız? - Ona sorun.
- Bir haftamız vardı. Mümkün değildi. - Gil çok çalışır...
..bense Sicilya'ya gidip gezmek istiyordum ama..
- ..o da belki bir başka sefere olur. - Sicilya çok güzeldir.
- Gittiniz mi? - Evet. Arkadaşım oralıydı. Bir çok kez ailesini görmeye gittik.
- Siz onunla bir şeyler düşünmüyor musunuz? - Şimdilik imkansız.
Ayrılalı 4 ay oldu ve şimdilik bu konuları düşünemiyorum bile.
- Üzgünüm. - Yoo bilemezdiniz.
Hem zaten bitti.
- Hadi ama doğru dürüst oyna. - Sinirlenme canım.
Su var mı?
Sağol.
Allah kahretsin. Sen topla ben gidiyorum.
Ben mi?
Bravo çok komikti.
- Çok iyi hareket ediyorsunuz. - Iste de böyle olundugunu düsünsenize.
Ben pek bir sey anlamadim. Italyanca bilmiyorum.
- Neyse tahmin ediyorum. - Yanda bir şeyler içelim mi?
Ben gelmeyeyim. Yarın yüklü bir gezi programım var ama Gil isterse...
- Sen gelmiyorsan hayır. - Peki o zaman.
- Yarın için iyi şanslar ve iyi geceler. - Görüşürüz.
- Neden gitmedin? Bir şeyler içmek istemez miydin? - Yoo hayır.
- Yanınıza oturabilir miyim? - Hayır, dolu, üzgünüm.
- Içmek istemedigini saniyordum. -Öyle mi dedim?
Küçüğü çok dokunaklı buluyorum.
Kimi?
Marion'u.
Ağzımı mı arıyorsun?
Onu güzel ve şirin buluyorum. O kadar.
Yapalım mı?
Hayır diyorum.
Haklısın, bu akşam yapmalıyız.
- Burası iyiymiş. - Ah siz misiniz?
- Günaydın. -Günaydın. - Oturabilir miyim? - Tabii ki.
- Siz tırmanmayacak mıydınız? - Valerie yalnız gitti. Ben cesaret edemedim.
Ayrıca biraz bronzlaşmak istiyorum.
- Burası çok güzel. - Evet. - Az insan var.
- Gece nasıldı? - İyiydi. Geç dönmedim.
- Yalnız mı? - Neden bana bunu soruyorsunuz?
Bilmem. Yalnız tatillerde..
- .. birileriyle tanışılır değil mi? - Yanlış anladınız. Ben sadece dansetmeye gittim.
- Girdiniz mi? - Hayır. Ama biri burada dikkatli olmak gerektiğini...
- .. denizin tehlikeli oldugunu söyledi. - Öyle mi?
- Ama sakin gözüküyor. - Evet.
O arkadaşınızdan sonra herhangi biriyle oldunuz mu?
Hayır. Şimdilik öyle bir şey yok.
Ya siz? Valerie'yle uzun zamandır mı birliktesiniz?
4 sene.
- Evli misiniz? - Neden bana bunu soruyorsunuz?
Bilmeme. Öylesine.
Hayır.
Ama düşünüyoruz.
Denize girelim mi?
Tamam.
>> Napisy pobrane z http://napisy.org >>>>>>>> nowa wizja napisów
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.