Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Tipi sabaha karşı üçten biraz önce başladı...
ve o zamandan beri kar yağıyor.
Çok fazla kar var. Şehir bu kadarını kaldıramaz.
Biz iyiyiz!
Az önce teyzemle ağacı hallettik. Hoş olmuş, değil mi?
Güzel olmuş!
Burada da kar yağıyor.
Kuzenlerim arabayı nereye park ettiklerini hatırlamıyor.
Noel için büyükannemlere gideceğim.
Tipi Montreal'i bugün ilerleyen saatlerde vuracakmış.
Bakalım.
Selam millet.
Şanslısınız!
Fırtınadan önce çok sıkılmıştım.
Babam yeni ailesiyle Fransa'da, annem de işte, tek başımayım.
Bakın!
Ziyaretçilerim var.
Yeni arkadaşlar edinme zamanı.
Lynn, diğerlerine söyleme ama onu atlatamıyorum.
Jonas'ı unutamıyorum.
Onu özlüyorum.
Fotoğraflarımıza bakıyorum,
yiyorum,
ve şişmanlıyorum.
Kalçalarıma bak.
Joana Hadjithomas'ın 1982-1988 arası yazışmalarından
serbestçe uyarlanmıştır.
Dışarısı buz gibi.
Erkencisin Teta. Pardon etraf dağınık.
Sorun değil, sorun değil.
Annen nerede peki?
Her zamanki gibi işte.
Her zamanki gibi mi?
Çalışmadığı bir bugün kalmıştı.
Bu akşam için biraz çaba gösterebilirdi.
Kibbeh!
Önce ellerini yıka.
Güzelce yıka.
Al bakalım.
Hayatında hiç susuz kalmamışsın belli.
O zaman?
Hâlâ mı üzgünsün?
Biraz.
Tatlım seni üzecek adam daha doğmadı!
Biraz şundan koy.
Sen bunu yap, ben dizerim.
-Böyle mi? -Fazla doldurma.
Pirinç yüzünden.
-Şişiyor mu? -Evet şişiyor.
Büyükbaban Adel'in favorisi.
Huzur içinde uyusun.
Her Noel'de bundan isterdi.
Böyle.
Annen gibi olma.
Erkeklerden anlamazdı.
Bir erkeği, yaprak sarmasını nasıl yediğine göre değerlendirebilirsin.
İkişer ikişer yutan bir adam...
bencil oburun tekidir ve bizim emeğimizin farkında değildir.
Teta'nın demek istediğini anladın mı?
Beni anladın mı?
Her şeyi anlıyorum.
Annen daha iyi Arapça konuşmanı sağlamalıydı.
Kendine bak!
25 yıldır buradasın ve hâlâ Fransızca konuşmuyorsun.
Kiminle konuşmamı bekliyorsun?
Benimle kim konuşuyor ki?
-Kızım arıyor. -Sonra.
Alo?
-Anne neredesin? Seni bekliyoruz. -Evet.
- O kim? -Kimse. Birazdan evdeyim.
Seni arayacağım. Görüşürüz.
Annenleyim.
Ne?
Onunla ne zaman tanışacağım? Onunla ne zaman tanışacağım?
-Merhaba. -Merhaba.
Maia Sanders adına paket. Burada mı oturuyor?
Annem.
Hediye mi geldi?
Hayır.
-Bizim için değil. -Öyle.
Ben onun annesiyim.
-İstemiyor. -Ne?
-Ne yapacağız? -Ben alırım.
Şurayı imzalayın.
-Teşekkür ederim. -Şahane.
İyi tatiller!
-Size de. -Teşekkürler. Görüşürüz.
Sorun nedir?
-Söyle! -Bana yardım et.
-Ne oldu? -Şunu kaldıralım.
Nedir bu?
-Lübnan'dan mı? -Bir şey değil.
Yardım et.
Haber mi? Haber kim?
Şunu kaldırdıktan sonra söylerim.
Bunu burada bırakamayız.
-Haber kim? -Allah aşkına! Bir rahat bırak!
Liza Haber.
Annenin bir arkadaşı.
Şimdi mutlu musun? İt şunu.
Niye kabul etmeyecektin?
Nedenini söyle.
Geçmiş anneni delirtiyor.
Üzülüp bütün emeğimizi mahvedecek.
Kötü bir şey mi oldu?
Kötü anılar işte.
Bana yardım et. Noel'i huzur içinde kutlayalım.
Ona yarın söyleriz.
Söz veriyorum.
Söz veriyorum ama bana yardım et. Tek başıma halledemem.
-Yarın söyleyeceksin? -Yemin ederim.
Haydi.
Bodrum kapısının arkasına.
Bu sefer saçına bayıldım.
Rengi güzel olmuş.
Çok uzatma.
Yüzünü daha zayıf gösteriyor.
Kötü geçecek bir Noel Lynn.
Babamı özlüyorum.
Siz orada ailenizlesiniz biz de burada yalnızız.
Ve burada, özel günlerde fotoğraflar çıkartılıyor,
annemin ağabeyi, büyükbabam,
ikisi de Lübnan Savaşı'nda öldürülmüş.
Ölüler ve hayaletleriyle birlikte yemek yiyoruz.
E tatlım?
Şey, çok iyi geçti.
Değil mi canım?
Çok yardımcı oldu.
Sarmaları beraber sardık.
Masayı kurdu, ağacı düzeltti ve
bu akşam bana yatağını vermeyi teklif etti.
Doğal olarak.
Canım benim.
Kalmayı çok isterdim ama...
eve gitmeyi tercih ederim.
Tipi bana izin verirse tabii...
O neydi?
Lisa...
Liza Haber'in ölümünün kırkında yapılacak dua
Keşke bizimle olabilseydin Youssef ve Eva
Anne!
Liza'nın öldüğünü biliyor muydun?
Bana cevap ver!
Ne zamandan beri?
Ne zamandan beri?
Kasımın sonlarında duydum.
Buna inanamıyorum!
Bana ne zaman söylemeyi planlıyordun?
Tatilden sonra.
Tatilden sonra mı?
Nasıl ölmüş?
Ölmüş işte, o kadar.
Söyleyeceğin bu kadar mı?
Bana cevap ver ve sigara içmeyi kes!
Trafik kazası...
Sana söylemedim çünkü üzülmeni istemedim.
Not defterlerimi de mi sakladın?
Ne cesaretle?
Hep hayatıma karışmak zorundasın!
Sevgiyle yaptığım Noel yemeğini bozmak istemedim.
Kimin için?
25 senedir görmediğimiz bir kız için.
Hatta 30!
-Ben sadece seni korumak istedim. -Kes!
Bunun sevgiyle, yemekle,
beni korumakla alakası yok. Yalanların yetti!
Yetti!
Sana o paket Noel'i mahvedecek demiştim.
-Görüşürüz hayatım! -Teta kal.
Hayır bırak gideyim. İyi geceler.
İyi geceler.
Üzgünüm anne, yalan söylemek istememiştim.
Teta bana, seni üzeceğini söyledi.
Bu defterler neyin nesi?
Anne?
Alex git yat lütfen.
Bana ne olduklarını söyle işte.
Defterler.
Lübnan'da savaş zamanında,
Fransa'ya taşınmış bir arkadaşıma,
Liza Haber'e yazdıklarım.
En yakın arkadaşımdı.
Defterlere ben de bakabilir miyim?
Git yat lütfen.
Sadece biraz...
Hayır, sana gösteremem.
-Neden? -Git işte!
Neden göstermiyorsun?
Sadece birkaç fotoğraf.
Birkaç fotoğraf...
ya da bir defter.
Neden bu kadar üzgünsün?
Neden hiç Liza'dan bahsetmedin?
Beni yalnız bırak.
Hiçbir şey paylaşmıyoruz...
Kes şunu.
Anne?
Onu özlüyorum!
Şimdi nerede?
Beyrut'a döndüğümden beri haber yok
Beyrut'a döndüğümden beri haber yok
Facebook'a hiç girmemiş
Ayrılmaz bir ikiliydik, benim ikinci ailemdi
Gözlerin olacağım,
Mutluluktan uçuyorum, çok mutlu, komik, havalı, iyi!
Rüya gibi, nostaljik, fena değil, depresif, çökmüş, yardım!
Ruh hâli, Haziran 1982
Liza, gitmeden önce verdiğimiz sözü tutmak için aldığım ilk defter bu.
Yemin ederim ki her gün yazacağım, her şeyin fotoğrafını çekeceğim.
Sana her şeyi anlatacağım!
Kalçalar, sivilceler.
Benimle aynı dertlerden mustaripmiş!
Sana benziyor muymuş?
Evet! Aynıymışız!
Ne şanslısın! Annemin gençlik günlüğünü okumayı çok isterdim!
Sadece senin için Maia'dan ''Zıplama''
1 numaralı kaseti dinle
Kazı ve kokla
İlk tanışmamız
Meşhur Beşli
Bu şarkıya bayılıyorum. Durmadan dinliyorum!
Liza seni özlüyorum!
Sana neler olduğunu anlatayım.
Bombalama tüm hafta boyunca sürdü.
Okuldan çıkıp kaçmamız gerekti.
Annem köyüne dönmek istedi,
babamsa okulu korumak için kalmak istedi.
Şu anda müdür o.
Sürekli ve sürekli kavga ettiler,
"İşin, fikirlerin bana bir oğula mal oldu, kızımızı korumak istiyorum."
Bir yandan her zamanki gibi radyo açıktı.
Odama bile kaçamadım. Her şeyi duydum!
Liza, köydeyiz.
Babamı bırakıp Samia'yı getirdik, büyükannesinde tek başınaydı.
Köy sokaklarında dolanıyoruz.
Pembe eteğimi giydim.
Samia "Relax" yazan tişörtümü aldı.
Çok kısa ama umursamadı.
Michelle ve Reina evde değildi,
ama onları meydanda bulduk.
Üç Kadın, Üç Kader
Hiç sigara içmediğini söylemişti!
Haydi canım!
İki yüzlü!
Ot mu?
Onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum! Hayal görüyor gibiyim!
Liza, çok fazla şey oldu!
Yanımızdan geçtiklerinde dondurma almaya gitmek için
otostop çekiyorduk.
Yüksek sesle müzik dinliyorlardı, bayıldığım şarkılar çalıyordu.
Çaktırmadan fotoğraflarını çekmeye çalıştım.
O yüzden net değiller.
Sürücüye baksana! Çok tatlı!
Radyo 211'de DJ'miş.
Adı Raja.
Arkadaş grubu çok havalı!
Dün bir ileri bir geri sürmeye devam ettiler.
Sonra bizi yarın pikniğe davet ettiler.
Bu hayatımın en güzel günü!
Ne kadar romantik olduğumu biliyorsun.
Her an âşık olabilirim.
Kendi adıma, bu oğlana âşık olacağıma karar verdim, Raja.
Muhteşem gözleri var.
Güldüğünde kalbim duruyor.
O benden hoşlanıyor mu bilmiyorum ama ben ondan hoşlanıyorum.
İtalya-Brezilya maçı vardı ama her zamanki gibi elektrikler kesikti.
O yüzden Raja ve arkadaşları
televizyonu arabanın bataryasına bağladı...
ve hepimiz maçı izledik.
Fotoğraf çekiyormuş gibi yapıp, gizli gizli onu izledim.
Sonra birbirimize yaklaştık...
O gece, işler karıştı.
Şehir alevler içindeydi.
Topçu ateşi ve mermiler,
filmlerdeki gibi.
Annem her patlamada yerinden zıplıyordu.
Bombaların altında babamı düşünüyordum.
Okulu korumak için kalmıştı.
Bahçeye yerleştirdiği topun ateşiyle onları durdurmaya çalışıyordu.
Onun için korkuyordum...
ve çok üzgündüm...
Maia, Mutlu Noeller. Bugün tartışmayalım.
Defterleri açma. Geçmiş leş gibi kokuyor.
Unutma, Alex'e hiçbir şey anlatamayız.
Anlamaz.
Ama Liza'nın anne babasıyla konuşmak istersen,
eski bir günlükte numaralarını buldum.
01331820.
Sana kalmış. Görüşürüz hayatım.
Merhaba, Haber Ailesi'ne ulaştınız. Lütfen mesajınızı bırakın.
Liza...
bugün abimin ölüm yıldönümü.
Altı sene önce bugün.
Kapının arkasında ağlayan annemle babamı duyuyor musun?
Ne yapacağımı bilmiyorum.
Ölümünü hiç atlatabilecek miyim?
Annemle babam asla atlatamayacak.
Onu unutmaktan korkuyorum.
Bu yaz Raja ve diğerleriyle çok mutluydum,
bazı geceler bundan suçluluk duyuyorum.
Ben hayattayım, o ise artık burada değil.
Teta...
Eski müdür ve laik eğitimin savunucusu.
3 Nisan 1987'de evinde öldürüldü.
Daha önce oğlu Chadi'nin ölümüne
sebep olan bir saldırıdan kurtulmuştu.
Adel Abboud'a Saldırı
Adel Abboud Cinayeti
Selam Alex.
-Kapıyı çal! Burası benim odam! -Bağırmayı kes.
-Sana kaç kez söyledim! -Sakin ol!
Annemin dırdırından bıktım...
Evet anne?
Evet odamı toplayacağım.
Alex ortadan kayboldun?
Bize cevap ver.
Sana bir şey söylemem gerek.
Her cumartesi anne babamla tartışıyorum.
Dışarı çıkmama izin vermiyorlar.
Yalan söyledim.
Samia'yla ders çalışmam lazım dedim.
Sinemaya gidip "Cennetteki Hayalet"i izleyeceğiz.
Eğer daha izlemediysen, en kısa zamanda gidip izle.
-Samia telefonda. -Neden?
Bilmiyorum. Ona sor.
Samia benimle konuşmak istiyor.
Görüşürüz!
Mutluluğumuzun uzun sürmeyeceğini söylüyorlar.
Bunun ne doğal ne de mantıklı olduğunu.
Ne zaman mutlu olsam bir şey oluyor.
Işıkları kapat!
Ondan nefret ediyorum! Raja'yı görmeme izin vermiyor!
Onların leş hayatından bıktım!
Kimse onu görmeme engel olamaz!
Defterleri okudu, değil mi?
Sana okumadı dedim.
Hâlâ bodrum katındalar.
Anlamıyorum. Neden annemle tartıştınız?
Sen karışma.
-Neden Liza'yı sevmiyordun? - Zavallım Liza'dan değil.
Zor zamanlardı.
Montreal'e elimizde hiçbir şey olmadan geldik.
Biliyorum...
Gece gündüz çalıştım: yemek yaptım, temizledim, dikiş diktim...
Anlamak istiyorum.
Ki annen eğitimine devam etsin diye.
Bekle, bekle.
Bitti. Artık hayatımız burada.
Bekle, uyuyor.
Seni tekrar arayacağım.
Tamam tatlım.
-Görüşürüz. -Görüşürüz Teta.
Zaman yok
Bizim için yer yok
Burada delireceğim!
Raja'yı görmeme izin vermiyorlar.
Onu tanımıyorlar bile ama bana layık olmadığını söylüyorlar.
Birileri onlara, Raja'nın milisten olduğunu söylemiş!
Babamın milisten
ve onların şiddetinden ne kadar nefret ettiğini biliyorsun.
Ağabeyimi onların öldürdüğünü söylüyor.
Onlara Raja'nın farklı olduğunu söylüyorum ama dinlemiyorlar.
Onlara göre Raja tehlikeli.
Biliyor musun Liza...
Altı Büyük Aşk Hikayesi
Raja'yla yalan söylüyoruz. Sürekli yalan söylüyoruz.
Gizlice buluşuyoruz.
Bana Radyo 211 aracılığıyla mesajlar yolluyor.
Gizli randevular.
Onları duymak için sabırsızlanıyorum.
-Radyo 211'den Raja. -Dinle!
Bu şarkı M'den B'ye: "Aşkımızı hatırla."
Kamal'dan Zeina'ya: "Beni bekle!"
Souheil'den özgürlük için savaşanlara geliyor.
-R'den M'ye... -Dinle!
"Hiçbir şey aşkımızı alt edemez. Her zamanki yerde, saat 4'te."
Raja'yla,
tekrar hayattaymışım gibi hissediyorum.
Beni mutlu ediyor.
Beni, eve hâkim olan üzüntüden uzaklaştırıyor.
Annem yüzünden öleceğim.
Sürekli beni rahatsız ediyor.
Her şeyden korkuyor,
bombalı arabalardan, keskin nişancılardan,
havadan ateş açılmasından...
Sürekli pencerede, endişeleniyor,
Babamı pencerede bekleyen annem
ve dandik radyosunu dinliyor! Korkusu bizi esir ediyor.
Boğuluyorum.
Yaşamak istiyorum.
Onu öldürüyorlar
Dans etmek istiyoruz!
Öyle ya da böyle,
Seni bulacağım
Öyle ya da böyle
Sen aklını mı kaçırdın? Bunu bana nasıl yaparsın?
Bu kadar mı sorumsuzsun?
Çık git gözümün önünden!
Sen de!
Liza, sana son yazmamın üstünden çok uzun zaman geçti.
Yakında sonbahar olacak.
Burada durumlar üzücü.
Lisenin son senesi zor geçiyor.
Her şey çöküş hâlinde:
Hayat, güvenliğimiz...
Lübnan lirası bile.
Raja'yla hâlâ gizlice buluşuyoruz, ıssız ve uzak yerlerde.
Bana şehrin diğer taraflarını gösteriyor.
Beyrut öyle bir yıkıldı ki...
Liza, tanıyamazsın bile.
Neden bilmiyorum, her şeyi görmek istiyormuşum gibi hissediyorum,
her şeyin fotoğrafını çekmek.
Duramıyorum.
Şehrin gözlerimin önünde un ufak olup kaybolmasından korkuyorum.
Ne olursa olsun, fotoğrafçı olacağım
Bu benim tutkum!
Esaretimin üçüncü günü.
Ne Hareket edebiliyor ne de dışarı çıkabiliyoruz.
Kasım 1985
Bombalama o kadar şiddetli ki.
Hepimiz sığınağa, çıplak ayaklarla, pijamalarımızda koştuk.
Biz, yani komşular ve bizde kalan Samia.
Komşumuzun şortlu hâli pek de iç açıcı değil!
Bombalama 18 saattir sürüyor. Delireceğim!
Esaretimin dördüncü günü.
Buradaki ortam dayanılacak gibi değil.
Yerdeki şiltelerin üzerinde,
bütün radyolar açık uyuyoruz. Ben beş tane saydım!
Tabii anneminki en yüksek sesli olanı.
Durmak bilmeyen konuşmalar, patlamalar...
Dışarıdaysa kaos, kargaşa.
Önce kontrolün orduda olduğunu söylediler,
sonra ordu teslim oldu...
Kafa karışıklığı hakim.
Esaretimin beşinci günü. Hayır tutukluluğumun!
Ölmeden önce yapmak istediklerimizin listesi.
Başla Samia.
Bakire olarak ölmek istemiyorum.
Ben de! Seyahat etmek istiyorduk, hiç yapamadık.
Roma'yı, Paris'i, Mısır'ı görmeden ölemeyiz.
Lüks Bangkok Oteli
Yunanistan'a haftalık tatiller
Her gün fotoğraf çekmek,
Roma
muhteşem bir fotoğrafçı olmak
Rio Karnavalı
ve sokaklarda Raja'yı öpmek istiyorum...
-Peki ya sen Samia? -Yemek istiyorum!
Yemek yemek istiyorum!
Samia'nın aklı fikri yemekte.
Jöle, elma, çilekler, balık, pasta...
Dondurma, dondurma...
Bombaların seslerini sayıyoruz
Top mermisi atışları ve bomba düşmesi.
Samia, bomba atışı!
Bomba düştü!
155 milimetrelik bomba düştü!
Buradayız
Aynı korkunç gün, üç saat sonra.
Sadece akıl sağlımı korumak için kayıt tutuyorum.
Tek istediğim gürültünün son bulması.
Duydun mu?
Herkes sigara içiyor, ama ben annemle babamın önünde içemiyorum.
İzmaritleri topluyorum.
Korkuyorum.
O kadar şiddetli bir korku ki...
Ağlamadan duramıyorum, gözümden yaşlar süzülüyor.
Hepimiz burada öleceğiz.
Altıncı gün: dışarı çıktık...
Lynn, orada mısın? Uyuyamıyorum.
Cevap ver lütfen. Cevap ver! Cevap ver!
Sabah 4'te bana mesaj mı attın?
Uyuyamıyor musun yoksa?
Neden grup mesajlarımıza cevap vermiyorsun?
Hâlâ annenin defterlerini mi okuyorsun?
Kes artık, delireceksin!
Kafede buluşalım. Ben seninle ilgilenirim.
Ben biraz alışveriş yapacağım, tamam mı?
-Bunu mu dinliyorsun? -Evet, hoşuma gidiyor.
Sonra görüşürüz.
Tamam, görüşürüz.
Evet artık grupta daha az aktifim.
Okumak ve her şeyi dinlemek ve...
hikâyenin kalanını öğrenmek istiyorum. Annemi tanıyamıyorum.
O kadar değişmiş ki.
Fotoğraf konusunda çok tutkuluymuş, Raja'ya aşkı, Liza'yla dostluğu...
Onlardan hiç bahsetmiyor.
Saklayacak kadar kötü ne olmuş olabilir ki?
Sürekli yalan söylüyor.
Annem gerçekten çok garip.
Fotoğraflar ne zaman çekilmiş?
30 sene önce.
Bulanık olabilirler. Bana bir saat verin.
Sonra görüşürüz.
Liza, Raja ve ben artık olaylara aynı şekilde bakmıyoruz.
Raja olaylara dâhil olması ve direnmesi gerektiğini düşünüyor.
Başka yollar olduğunu söylüyorum ama o savaşmak istiyor.
Beni hiçbir şey yapmamakla suçluyor,
babam gibi, korkak ve pasifist olmakla.
Onu dinlemeyi reddettim.
Babam insanları eğiterek direniyor!
Raja şu anda hayatta kalmamız gerektiğini söylüyor,
eğitmemizi değil.
İnsanlar böyle düşündüğü için abimin öldüğünü haykırdım.
Kafayı yedim. O da gitti, çok sinirli bir şekilde.
Bütün akşam onu aramayı denedim ama burada telefonlar asla çalışmıyor.
En sonunda onunla konuşmayı başardım.
İkimiz de ağladık.
O kadar kayıp hâldeyiz ki...
Dün bir kontrol noktasında Raja'yı gördüm.
Liza, o yalan söyledi. Bana artık onlarla takılmadığını söylemişti.
Onu orada görmek büyük şoktu.
Anne babamın önünde utandım.
Ne yapacağımı bilemedim.
Belgeleriniz!
Belgeleriniz!
İlerle!
Her şey berbat hâlde.
Kiminle ya da neden savaştığımızı bilmiyoruz.
Tüm inançlar ve ideolojiler yok oldu.
Yozlaşmış zavallı liderlerimizin umurunda olan tek şey güç.
İyiyle kötü arasındaki sınırı belirlemek zor.
Teşekkür ederim. Çok tatlıymış.
Basit bir şey ama seveceğini düşündüm.
-Teşekkür ederim. -Bir şey değil.
Hepimiz kaybolmuş durumdayız, ideallerin özlemi içerisinde,
bütün hayatımız boyunca onlara inandıktan sonra,
babamın deyişiyle "illüzyonların".
Bazı arkadaşlarımız ölüyor, kayboluyor,
diğerleriyse gidiyor.
Raja için endişeleniyorum.
Bana silahlarını bıraktığına dair yemin etti.
Ama ne zaman ayrılsak, onu bir daha görecek miyim diye düşünüyorum,
ya da gizlice savaşmaya devam edecek mi,
ve birileri gelip bana öldüğünü mü söyleyecek?
Peki ya sen Liza, neredesin?
Ne zaman döneceksin?
Bazen çok uzaktasın gibi geliyor.
Seni özlüyorum.
Kapıyı çalmadım hayır.
Çünkü sen benim özel hayatımı zerre umursamıyorsun!
Defterlerime dokunma demiştim.
O yüzden onları kaldırdım. Bakmanı istemiyordum.
Bu benim suçum mu?
Alex, kes şunu!
Sana bin defa geçmişini sordum ve bana asla bir şey anlatmadın.
Ya etrafta yoksun, ya meşgulsün ya da yorgun.
Tek yaptığın şey yalan söylemek!
Bütün hayatın yalan!
Ama bu benim suçum değil!
Savaş benim suçum değildi, Raja'yı ve Liza'yı,
ya da ağabeyini kaybetmen de!
Şu anki hayatının berbat olması
ve hiçbir tutkunun kalmaması da benim suçum değil!
Üzgünüm...
Hayatım!
Bana neler olduğunu anlat. Bilmem gerek.
Pekâlâ...
Garip.
Evimizi sanki dün terk etmişim gibi hatırlıyorum.
Her detayını hatırlıyorum.
Hüzünlü bir yerdi.
Çok denedik ama ağabeyimin ölümünü atlatamadık.
Odam sığınağımdı.
Orada yazıyordum ve Liza için kasetler kaydediyordum.
Ona her şeyi anlatıyordum.
Maia, çalışmam gerek ama...
Ona anlattıklarımı, kendime de anlatıyordum.
Tekrar okuduğumda, kendimi tanıyamadım.
Korktum.
Okumayı kestim.
Raja ilk büyük aşkımdı.
Bütün hayatım olmuştu.
O zamanlar kızlar bekaretleriyle
ya da itibarlarıyla ilgili rahatsız edilirdi.
Benim umurumda değildi.
Onu o kadar sevmekte bir zarar görmüyordum.
Bence aşkımız bizi etrafımızı saran delilikten korudu.
Sonra bir akşam,
Raja kayboldu. Beni terk etti.
Hayır, beni terk etmedi. Beni terk etmek zorunda kaldı.
Annesiyle babası onu bir arabanın bagajına koyup...
Sovyetler Birliği'nde okumaya yolladı.
Kaybolurken her şeyi yanında götürdü.
Bir daha ondan haber alamadım.
Hiç.
Babam paralı askerler onu öldürmeden öldü.
Okul kapanınca işsiz kalmıştı.
Bir şeyleri değiştirmenin eğitimle mümkün olduğunu düşünüyordu.
Ama etrafında gördüğü tek şey şiddet ve ölümdü.
Burası.
Gel...
Babamın çöktüğünü görüyordum ama ne yapacağımı bilmiyordum.
Evden ve umutsuzluğundan kaçıyordu.
Kendisi yerine ağabeyimin ölmüş olmasını bir türlü kabul edemiyordu.
O da yavaş yavaş, kendini bıraktı.
İdeallerini de bizi de...
terk etti.
Teta...
Zavallı Teta...
Hâlâ normal bir hayatımız...
varmış gibi davranmaya çalıştı.
Bense sadece Raja'yı düşünüyordum.
Geceleri annem kocasını ararken ben de Raja'nın izini arıyordum.
Ülke de kendini arıyordu.
Hepimiz kaybettiğimiz bir şeyleri arıyorduk.
O kadar kızgındım ki...
Sonra Liza o yaz için geri döndü.
Arada gidip geliyordu.
Saati gördün mü Maia?
Geciktin.
-Sorun yok anne. -Git uyu.
İyi geceler.
O gece babama, içinde bulunduğu duruma...
kendime ve çaresizliğime acıdım.
Liza'yla her şeyi paylaşıyordum ama bunu ona söylemek istemedim.
İhanete uğramış hissettim,
sanki arkadaşlığımızı ve yakınlığımızı...
hayatımın karanlık tarafına karışmak için kullanıyormuş gibi.
O yüzden gittiğinde, yazmayı bıraktık.
Ben ona yazmayı bıraktım.
O andan sonra.
Bilmiyorum. Hatırlayamıyorum.
Olanları pek hatırlamıyorum. Bazen sanki...
olayları tekrar uyduruyormuşum gibi geliyor.
Ne doğru ne yanlış bilmiyorum.
Olaylar nasıl başladı...
Nasıl bitirdim...
Bazen sanki rüya görmüşüm gibi geliyor.
Sonra babamı öldürdüler.
Ama o hikâyeyi biliyorsun Alex.
Evet biliyorum.
Babamın ölümü insanları mahvetti.
Ona bir kahraman cenazesi düzenlediler.
Çoğu insan için bu aynı zamanda her zaman savunduğu şeyin de ölümüydü.
Ruhu şad olsun.
Hemen sonrasında, Teta Beyrut'tan gitmeye karar verdi.
Önce Kıbrıs'a sonra Kanada'ya.
Temelli gittiğimizi biliyorduk.
Gemideki o yolculuğumuzu çok iyi hatırlıyorum.
O zamanlar havaalanı kapalıydı.
Fark edilmeyelim ve bombalanmayalım diye karanlıktaydık.
Menzilden çıkınca...
hayat yeniden başladı.
Ve dünyam sonsuza kadar yok oldu.
Bakma! Bana bak!
Baban kendini öldürmedi!
Onu bir kahraman olarak hatırlamalıyız.
Dışarı çık hayatım.
Beni dışarıda bekle.
Liza'nın duasına gitmen gerek.
Yılbaşı için bir bahane lazım.
Lea'nın partisine gitmezsem Jonas yüzünden sanacaklar.
Sana gelince, sen evde tek başına kalacaksın.
Çiftlerle ya da erkek arkadaşınla görüşmek istemeyeceksin.
Erkek arkadaşım mı?
Nasıl anladın?
Çok tedbirli sayılmazsın.
Teta'nın seni sürekli yakalaması şaşırtıcı değil.
Hayal görüyorum herhâlde!
Arada sırada görüştüğüm biri işte.
Peki ya aşk anne?
Aşk...
Babamı gerçekten sevdin mi?
Başlarda biraz.
Dalga geçiyorum. Tabii ki onu sevdim.
Onu çok sevdim. Hâlâ seviyorum.
Ona kızgınsın biliyorum ama Fransa'ya dönmesi gerekiyordu.
Ben buradaki hayatımı, Teta'yı geride bırakamazdım.
Yavaş yavaş, yıllar içerisinde, aşkımız azaldı.
Böyle şeyler oluyor.
Peki ya Raja?
Raja...
hiç yazmadı, babam öldüğünde bile.
Tek kelime etmedi.
Belki biz gittikten sonra ama...
Her hâlükârda ondan bir daha haber almadım.
Korkunçmuş!
Sence sana yazdı mı yazmadı mı? Çünkü bu çok önemli!
Ee?
Değişir.
Ne acayip, her şey yeniden inşa edilmiş.
Sanayeh üzerinden gidebilir misiniz?
Tabii.
Burada yaşıyorduk.
Yerle bir edilmişti.
Yerine bu şık binayı dikmişler.
Teta, nasılsın?
-Selam Alex. -Selam anne.
Liza, büyükbabam ve Chadi Amca'yla aynı mezarlıkta.
-Ama mezarlarını bulamıyoruz. -Öyle mi?
Dinle Maia...
Evet anne.
Sırtını kiliseye ver.
Sonra sağa doğru beş metre git.
Bu tarafa mı?
Şu yönü dene.
İkinci ya da üçüncü...
Şimdi biraz sola git...
-Sola mı? -Şu tarafı dene.
Her şey değişmiş.
Neredeler bilmiyorum.
Bir bakayım.
-Onları bulamıyor musunuz? -Hayır Teta.
Anlamıyorum...
Her yere baktık. Onları bulamıyoruz.
Anne gitmemiz gerek. Başlamak üzere.
-Yarın yine geliriz. - Tamam.
Alex, dinle hayatım,
benim için Beyrut'un fotoğraflarını çek...
ve de güneşin.
Güneşi unutma!
Jose burada.
Hiç değişmemiş.
-Michelle hâlâ Halim'le mi? -Öyle gözüküyor.
O Samia mı anne?
-Öyle mi? -Evet!
O Raja mı?
-Evet. -O mu?
Arkaya dönme.
Sorun yok anne, merak etme.
-Seni o kadar özledim ki! -Ben de.
Seni çok özledim!
Nasılsın?
Michelle, Halim, evli misiniz?
Kızın mı?
Evet.
Merhaba Alex.
O nerede?
Liza'ya!
Baksana ne kadar mutlu
Bak Teta.
Çocuklarımıza
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.