Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
LISTEN TO LOVE
LISTEN TO LOVE
BÖLÜM 10
Toycrane, sana sormam gereken bir şey var.
Karının başka bir adamla
ilişkisi olduğu gerçeğini bir kenara
bırakabilir misin?
Evet.
Bunu yapabilirim.
Onu bağışlayabilirim.
Aslına bakarsan, bunu yaptım bile.
Affetmek mi?
Lanet olsun! Onu bağışlamamasını söylemiştim!
İyi. Onu bağışla ve hayatının geri kalanında bir aptal gibi yaşa.
Lanet olsun.
Ne?
Ne oldu?
Dur bir bakayım.
Güzel. Aferin sana.
"Güzel" mi? Nesi güzel?
Tanrım! Hey!
Toycrane, olamaz.
Onu bağışlamamalısın.
Eninde sonunda kalbin kırılacak. O hainin canı cehenneme.
Birlikte bir şeyler içmeyeli
uzun süre oldu.
Doğru.
İş yerinde her şey yolunda mı?
Bugünlerde reklam işleriyle pek ilgilenmedim.
Çoğunlukla broşürler üzerine çalışıyorum.
Beni çok meşgul etmiyor bu.
Kadehlerimizi tokuşturalım o hâlde.
Aldatan kadının bilgilerini ele geçirdim.
Grafik tasarımcısı.
Jun-soo, ne arıyorsun?
Renkli kalemleri nereye koydunuz?
Renkli kalemleri mi?
Renkli kalemler...
Nerede olabilir?
Şimdi bulacağım onları senin için.
İşte burada! Renkli kalemleri buldum.
Sürpriz!
Uzay teleskobu değil mi bu?
Tanrım, hâlâ saklıyor bunu.
Çok havalı.
Hyun-woo üniversitedeyken astronomi kulübündeydi, değil mi?
Evet, Soo-yeon da o kulüpteydi
ve Hyun-woo da peşinden gitti.
Bununla suratındaki gözenekleri görebiliyorum.
Tanrım.
Dur bir bakayım şuna.
27 Kasım 2008 mi?
O annemin doğum günü.
Annenin doğum günü yarın mı?
Annene doğum günü hediyesi olarak bir resim çiziyordun demek.
Bitti!
Annen bunu çok beğenecek.
Yarın annen ve babanla beraber
bir parti yapmak eğlenceli olurdu, değil mi?
Evet, bu çok iyi olurdu!
Asacak mısın?
Evet.
Neden öyle söyledin?
Ya üzülürse?
Üzülmemesini sağlayacağız.
-Nasıl? -Sen ve ben bunu sağlayacağız.
Haydi yatağa, Jun-soo.
Uyudu mu?
Sen olmadan onu uyutmak gerçekten çok daha kolay.
Jun-Soo'ya bakıcılık yapınca annelerin neden
muhteşem olduklarını nihayet anladım. İnsanlar uydurmuyorlarmış.
Haklısın. Muhteşemler.
Sen de anne olmak istemiyor musun?
Anca öldükten sonra.
Geldi.
-Hoş geldin. -İşte geldim.
Jun-soo nasıl?
-Uyuyor. -Öyle mi?
Şu iki gün yaptıklarınız için çok teşekkür ederim.
-Yorucu olmalı. -Yarın günlerden ne,
biliyor musun?
Yarın mı?
Ne varmış yarın?
Gerçekten bilmiyor musun?
Neyi?
Sanırım daha önce hiç kutlamadınız.
-Pardon? -Yarın Soo-yeon'un doğum günü.
Jun-soo hatırladı ve bir resim çizdi.
Doğru, bugün ayın 26'sı.
Yarın eve gelirken çiçek ve pasta almalısın.
Ayrıyız biz, gelir mi ki?
Yarın en azından Jun-soo için gelecektir.
Geldiğine göre biz gidelim Haydi, Bo-young.
-Gidelim. -Tamam
Neyse, bugünkü yardımınız için size minnettarım.
Gelecek sefere size borcum olsun.
Tabii.
-Biz kaçtık. -Dinlenin.
Çok teşekkür ederim.
Aç değil misin sen? Yiyecek bir şeyler alalım mı?
Bu gibi günlerde, kabuklu deniz ürünleri ve soju muhteşem olur.
Çok yorgunum. Eve gidelim.
Neden? Gidip yiyelim işte.
Yorgunum.
Eve vardığımızda beni uyandır.
Sürücüye saygısızlık ediyorsun sen.
Neden önde oturduğunu zannediyorsun?
Bana eşlik etmeli ve yardım etmelisin.
-Ne yapıyorsun? -Tanrım.
Bo-young!
Böyle iyi mi? Vardığımızda beni uyandır.
Kendini hep sağlama alıyorsun.
Pekâlâ. Gidelim o hâlde.
Uyan, Bo-young. Geldik.
Tuz gibi kokuyor.
Sanki sahilde gibiyiz.
Bu da ne?
Burası da neresi?
Buraya gelene kadar akla karayı seçtim.
-Beni kaçırdın mı? -Kaçırmak mı?
Kabuklu deniz ürünü istediğini söyledin.
Kabuklu deniz ürünü en iyi deniz kenarlarında yenir dedin.
Uyurken bile sayıkladın.
Aman be! İstemiyorsan unut gitsin. Ben yalnız yerim.
Yani ne biçim iş bu...
Jun-young.
Bu taraftan. Şurada güzel bir mekân var.
Tanrım, çok sıcak!
Şu hariç kabukluların her şeyini çok seviyorum.
Pişiren benim, farkındasın değil mi?
Hazır mı?
Bekle.
Pişmemiş o.
Ben her türlü götürürüm.
Seni buraya getirmeseydim ne yapacaktın?
Bir daha böyle iş çevirme.
Kandırdım mı seni yani?
Daha önce söyledin ya
kabukluların en iyi sahilde yenebileceğini.
-Öyle mi yaptım? -İyi.
Şuna bir açıklık getirelim o zaman.
Bana neden öyle söyledin?
Ne? Hatırlamıyorum bile. Muhtemelen kendi kendime konuşuyordum.
Şu hâline bak, unutmuş gibi yapıyorsun bir de.
Resmen "Beni sahile götür" diyordun.
Aynen böyle diyordun.
Kim olsa benim gibi anlardı.
"Kabuklu deniz ürünü istiyorum Jun-young. Haydi sahile gidelim."
-Öyle demedim. -Dedin.
-Demedim! -Dedin.
Hayır.
Demişsiniz.
Söylediklerinize istemeden kulak misafiri oldum ve bence beyefendi haklı.
Onunla açıkça sahile gitmek istemişsiniz.
-Haksız mıyım? -Doğru.
Görünüşe göre,
bu bayan sizden hoşlanıyor.
Haddinizi aşmayın.
Ben eşimle evlenmeden önce flört ederken
sahile gitmemizi istemişti.
Sonra evlendik.
Anlıyorum.
Tanrım.
Bu işe bir son vereceğim.
Çok hastaydım ve
o bana ilaç aldı.
-Hikâyenin sonu bu o hâlde. -Bu harika.
Sen hastayken sana bakması muhteşem bir işaret.
Yani kendisi hastalanmaya dayanabilir,
ama senin hastalıktan acı çekmene dayanamaz.
Bunu neden size açıklıyorum bilmiyorum
ama onun toplantıda sürekli
burnunu çekmesinden bıkmıştım.
İlacı bu yüzden verdim.
Zaten eskiden kalmış ilaçtı.
-Hoşlanmasan umurunda olmazdı. -Hayır.
Kimin olurdu ki?
-Çok doğru. -Kesinlikle.
Çok doğru söylüyorsunuz.
Şuna bakın. Biraz hırçın.
Bence siz ikiniz ruh eşisiniz.
Dünyada kalan tek erkek bile olsa,
-onunla birlikte olmam. -Tanrım.
-Çünkü ben... -Çünkü bütün erkekler pislik diye mi?
Bütün erkekler pislik.
Bu adam, seninle yattıktan sonra,
muhtemelen tamamen değişecek.
Nihayet beni anlayan birisini buldum.
Size katılmama izin verin.
Gel otur.
-Bir içki al. -Tabii.
Haydi içelim!
Şerefe.
Baksana. Gerçekten değişecek bir erkeğe benziyor muyum?
Yakışıklısın.
Bundan beteri olamaz!
Dikkatli ol.
Gerçekten bir pislik gibi mi görünüyorum?
-Kesinlikle hayır. -Hiç de değil.
-Bir şişe daha. -Bir tane daha!
-İşte hayat bu. -Olamaz.
-Şerefe! -Şerefe!
Ağlamayı kes.
Fondip.
Ben de bir zamanlar güzeldim.
Ne zaman bitik, domuz gibi kokan
boşanmış bir kadına benzemeye başladım?
Bo-young çok güzeldi.
Hâlâ güzel ama
gerçekten bir domuz gibi kokuyor.
Ama banyo yaptığında domuz gibi kokmayacak.
Domuz mu?
Bana domuz mu dedin sen?
Baksanıza, bir porsiyon domuz derisi söyleyebilir miyiz?
Neden bahsediyorsun sen?
Sahildeyiz ve sen domuz derisi arıyorsun.
Bakar mısınız, sizde domuz derisi bulunur mu?
Burası kabuklu deniz ürünleri restoranı. Tabii ki bizde domuz olmaz.
Çok içtiniz. Buradan gitmeniz en iyisi olacaktır.
-Haydi. -Henüz değil.
Gidelim.
-Dışarı çıkalım. -Hayır.
-Komple içelim. -Hayır.
Ben gitmiyorum.
Haydi ama.
-Ben gitmiyorum. -Sen...
Beni korkuttun.
Ne zaman geldin tatlım?
Biraz önce.
Beni arasaydın.
Arasaydın senin için beklerdim.
Yıl dönümümüzde geleceğimi söylemiştim.
Saat gece 12'yi geçmiş!
Nice yıllara.
Sen ve ben...
Üfle hayatım.
Birlikte yapalım mı? Bir, iki.
Mükemmel.
Bu da ne?
Bakabilir miyim?
Bu Seocho-dong'daki ticari bina ile ilgili.
Bu da ne? Ev sahibinin Yoon-ki Choi olduğu yazıyor.
Bu binayı dedem bana miras bırakmıştı.
Hayır, bu... Bence bu doğru değil.
Beni sevmeni anlıyorum ama,
Yani bu... Düşünmen yeter.
Bu... Bu doğru değil.
Sana bunu vermeyi planlıyordum.
Lütfen kabul et.
Tanrım. Bu...
Deden bunu sana bıraktı.
Ona çok iyi sahip çıkmalıyım.
Gayet başarılı olacaksın.
Haydi.
Neden evime geldin?
İçmeye geldim!
Ne çeşit bir içki içmeye geldin?
İçmeye geldin
İçmeye geldim.
Evet!
İşte biz böyle içeriz!
-Yut! -Yut!
-Yut! -Yut!
Oh be.
Kahveyi ayılmak için içilen çorbaymış gibi içiyorsun.
Dün Bo-young ile biraz içtik.
Baksana,
Bo-young seni yine sokakta mı bıraktı?
Uyandığımda evdeydim.
Artık büyüdün değil mi?
Bo-young'la yakın zamanda bir gün seçin.
Dün Jun-soo'ya baktığınız için sizi ödüllendireceğim.
Çok içmiş olmalısınız.
Özür dilerim. Dalmışım.
Bunun için çok teşekkür ederim. Hazır erişte de yiyebilirdim.
Miden için hiç iyi değil.
Seni rahatsız etmek istemedim.
Sana daha fazla zorluk çıkarttım.
Jun-soo'ya baktığın için teşekkür ederim.
Ne demek.
Sana zorluk çıkarttı mı? Pek bir şey beğenmez.
Evet, galiba o huyunu Hyun-woo'dan almış.
Mutlu yıllar.
Nereden bildin?
Jun-soo söyledi.
Doğum günün için çok hazırlık yaptı.
Bence
bugün gidip Jun-soo'yu görmen gerek.
Söylemek bana düşmez,
ama bu şekilde devam etmeniz işleri daha da zorlaştıracak.
Her şeyden öte, Jun-soo'ya üzülüyorum.
Jun-soo'ya bakmamak için söylemiyorum.
Gerçekten.
Biliyorum.
Teşekkürler.
Tanrım, ne kadar sıcak!
Hepsini içeceğim.
Merhaba.
Hoş geldiniz.
Bir çiçek sepeti lütfen.
-Bir sepet çiçek? -Evet.
-Ne için lazım? -Doğum günü.
Broşüre bakmak ister misiniz?
-Bugün ayarlanır değil mi? -Evet.
MUTLULUK SEPETİ
Kart ekleyebilir miyim?
Tabii ki.
Bayan Jung?
Evet?
Size bir çiçek geldi.
-Bakın. -Tanrım.
Ne o?
-Çiçek. -Vay canına.
-Çok güzel. -Ne şanslı kadın.
-Çok güzel. -Değil mi.
-Üzerinde kart da var. -Kocandan mı?
Ne kadar hoş bir adam.
Çok memnun olmalısın.
Kadınların dilinden anlıyor.
Çok güzel.
Öyle.
Ailesine ihanet edip eşini aldatanlar affedilmezler.
Kocan seni affetmiş olabilir
ama ben etmedim!
Sorun ne, Bayan Jung?
Bir şey yok.
İşe dönelim.
Peki.
OTURUM AÇ
EŞİNİ ALDATAN KADININ BİLGİLERİNİ ELE GEÇİRDİM
Bir grafik tasarımcısı.
Anne.
Evet, Jun-soo.
Bu öğretmenimin numarası.
Seni aramak için ondan izin aldım.
Aferin sana.
Bugün gelecek misin anne?
Bugün senin doğum günün.
Tabii ki, orada olacağım.
Peki.
Görüşürüz.
Tamam, hoşça kal.
Kocasını aldatan kadınla ilgili yazıyı okudunuz mu?
Toycrane'di, değil mi?
Tabii ki, sosyal medyada çok popüler oldu.
Galiba kişisel bilgileri sızdı.
-Gerçekten mi? -Grafik tasarımcıymış.
Jun-soo'nun annesi de grafik tasarımcı değil miydi?
Tanıdığı biri olabilir.
Bilgileri sızdıysa işi bitti demektir.
Herhâlde biter.
Taşınmak zorunda kalabilir.
Ayrıca çocuğa da acıyorum.
İnsanlar onları hakkında sürekli dedikodu yaparlar.
Jun-soo, tatlım.
-İyi ki doğdun. -İyi ki doğdun.
Pastayı getir baba!
Tamamdır.
Getiriyorum.
Mutlu yıllar sana
Mutlu yıllar sana
İyi ki doğdun canım anneciğim
Mutlu yıllar sana
İyi ki doğdun.
İşte hediyen.
Bunu benim için mi hazırladın?
Vay canına.
Bunu tek başına mı çizdin?
Teşekkür ederim.
-Baba. -Efendim?
Sen de hediyeni vermelisin.
İşte.
Fazla bir şey değil.
Teşekkür ederim.
Ne demek.
Yemek yemedin değil mi?
Dışarıda yiyelim mi?
Yaşasın!
Haydi gidelim! Al bunu bakalım.
Tüm gün senin doğum günün için çok heyecanlıydı.
Yorulmuş olmalı.
Özür dilerim.
Doğum günlerini hep kaçırdım.
Üzülme.
Ben gidiyorum o hâlde.
Peki.
Jun-soo'ya ne diyeyim?
Geri geldiğini zannediyor.
Yarın onu arayıp konuşacağım.
Tamam o hâlde.
Bu arada...
Evet?
Boş ver.
Ne oldu?
Bir problem mi var?
Hayır.
Gidiyorum.
Toycrane'in karısına çiçek yolladım bugün.
-Yalan söyleme. -İlgi manyağı.
Kanıtla.
MAKBUZ
-Sahte bu. -Gerçekten mi?
-Adresi göster o zaman. -Göster!
Fotoğrafı yükle!
Çöp mü atıyordun?
Bugün sana
çiçek mi geldi?
Yatırım Forumu'ndaki birisinden mi?
Sanırım öyle.
Ne için? Kendilerini ne zannediyor bunlar!
Bu nasıl mümkün olabilir?
İllaki bir yol bulunur.
Bazıları sadece tek bir kimlik kullanıyor.
Eğer kimliğe veya e-postaya bakarlarsa
bazen alışveriş listesi, sorular veya
o kişinin yazdığı yazılar beraber çıkıyor.
Rastgele yazdığı bir yazıdan sızmış olabilir.
Yatırım Forumu yazıların
açığa sızdırılmış olabilir.
Değilse de yasa dışı olmasına rağmen
IP adresini takip edip
hakkında bilgi edinebilirler.
Ne yapacağım?
Bu işten en çok korkan karın gibi görünüyor.
Soo-yeon.
Çok özür dilerim.
O saçma sapan yazıyı yazmasaydım bunlar olmayacaktı.
Fakat endişelenme.
Hiçbir şey olmayacak. Ben halledeceğim.
Jun-soo ne olacak?
Yaptığım yanlışlar için insanların beni yargılaması önemli değil,
ama Jun-soo...
Bunu Jun-soo'ya yapamazlar.
Jun-soo olmaz.
Hiçbir şey olmayacak.
İkinize de hiçbir şey olmayacak.
Sana söz veriyorum, tamam mı?
Merak etme.
Bu niye burada çıkıyor?
Pardon?
Herkese görünür şekilde internete
yüklemişsiniz sanırım.
Tüm bu bilgi, sadece kimliğime
bakarak geldi değil mi?
Evet.
-Mesela... -Evet?
...başkasının kimliğini kullanarak o kişinin bilgilerine
ulaşabilirim demek mi oluyor bu?
Yani evet, eğer şanslıysan.
-O hâlde... -Evet.
...şunu aramayı dene.
Kimlik: Zina gözcüsü
-Temiz bu. -Ne?
Google'da da bir şey çıkmıyor.
Yatırım Forumu'nda ara.
Orada veya başka bir yerde de bir şey çıkmıyor.
Benim bilgilerim her yerdeyken bununla ilgili nasıl bilgi olmaz?
Bu yeni yaratılmış bir kimlik bence.
Ne? Baksana, IP adresi takip etmeyi biliyor musun?
Bu yasa dışı.
Sadece yap şunu.
-Ama bu yasa dışı. -Yapar mısın şunu?
Sadece dene.
Neden bu IP adresine taktın?
Unut gitsin.
Anlıyorum. Doğru. Peki.
Siber suçlar bürosu ne dedi?
Bilgi aslında dışarı sızmamış,
tek bir ihtimalle soruşturma başlatamıyorlar.
En azından bize kim olduğunu söyleyemezler mi?
Ben de bundan bahsediyorum. Çok sinir bozucu.
Nesi var bu insanların?
Sence bu yeni bir kimlik mi?
Evet.
Bence bu Yatırım Forumu'na yorum bırakanlardan biri.
Tıpkı hırsızların yüzlerini gizlemek için maske takmaları gibi.
Bence kendini yeni bir kimlikle gizliyor.
Ne çeşit bir zihniyeti var bu arkadaşın?
Kahramanlık gösterisi olabilir,
sadece eğlenmek için olabilir
ya da ilgi hoşuna gidiyor olabilir.
Sosyal medya insanları nasıl tanrıya dönüştürüyor bilirsin.
Yani, rastgele birileri cevaplar arar veya benim tarafımdan pohpohlanmak ister
ve tanrı gibi muamele görürler.
Bu onu hiç ilgilendirmez. Bu benim sorunum.
Bazı insanlar başka insanların hikâyeleriyle özdeşleşirler.
Bir yerden sonra, kendilerini kaybederler
ve Toycrane olurlar, yani sen.
Toycrane neyi yanlış yaptı?
Şüphesiz hepsi o kadının suçu!
En azından Toycrane başkasıyla aldatmadı onu.
Aldatan kadını bilgilerini ele geçirdim.
O bir grafik tasarımcı.
Toycrane'in karısına çiçek yolladım.
Kocan seni affetmiş olabilir
ama ben affetmedim!
Haklısın. Aldatan birini affetmemelisin.
Onu cezalandıralım.
1. Kıllı Keşiş
Olamaz Toycrane. Onu affetmemelisin.
Eninde sonunda kalbin kırılacak. O hainin canı cehenneme.
2. Yalnız Yaşayan
Unutma, karın o adamdan daha rezil.
Birisi şu iki pislik kim bakabilir mi?
3. Kısasa Kısas
O adamın bir fotoğrafını yükle. Toplum tarafından dışlanmalı.
O adam, kocasından daha mı önemli diyor bu kadın?
4. Bay Bilinmeyen
Her kim çocuğunu hiçe sayıp eşini boşarsa, o kişi bencildir.
Eğer sorumluluk sahibi değilseniz çocuk yapmayın!
5. Öğrenci
Herkes Zina Gözcüsü olabilir veya veya olmayabilir.
DEMET ÇEŞİTLERİ
Merhaba. Ben Seo-in Moon, çiçek sanatçısıyım.
Merhaba. Ben Toycrane.
Karımı affetmeye karar verdim.
Lütfen kişisel verileri ele geçirmek gibi.
şeyler yapma.
Lütfen beni ve karımı yeni bir
bir hayat için destekle.
-Ben Toycrane. -Onu gerçekten ifşa ettin mi?
O yüzden yalvarıyor.
-Çılgınca bu. -Zina Gözcüsü bir numara!
-Ortaya çıkart! -Nasılsa olacakları biliyordu o.
Toycrane'e mutlu bir yaşamı olması için destek olalım.
Öğretmen gibi davranmayı bırak. Kaybol!
Onu asla bağışlamamalısın.
Dersini almalı.
Sen yapmazsan, ben yapacağım.
Yarın akşam onu ifşa edeceğim.
Manyak piç seni.
Bu piç beni delirtiyor!
Ön tarafı güve orkideleriyle süsledim.
Bu parça şık bir gelini andırıyor.
Gelecek parça günümüzün renk akımını yansıtıyor.
-Bu da ne? -Kim bu?
Tanrım.
Neler oluyor?
-Tanrım. -Şuna bakın.
Ne yapıyor o öyle?
-Ne yapacak o? -Tanrım.
-Gözlerime inanamıyorum. -Bu ne yahu?
-Bu da ne böyle? -Aman tanrım!
Tanrım.
-Bu delilik. -Neler oluyor?
-Şok edici bu. -Nedir bunlar böyle?
Tanrım.
-Buna inanamıyorum. -Tanrım.
Lanet olsun. Neler oluyor?
İnanamıyorum!
Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.
Lütfen sonra tekrar deneyin.
Bu da ne?
Neler oluyor?
Bu adamı bulmak için IP takibi ve olabilecek
her yolu deneyeceğim.
Yasa dışı demiştin.
Bu noktadan sonra önemi yok.
Soo-yeon ifşa edilirse
bu seni ve Jun-soo'yu da etkiler.
İnsanlar böyle intihar ediliyor veya yurt dışına gidiliyor. Bunu biliyorsun.
Bunun olmasına izin vermeyeceğim.
Bunu engellemek için
mümkün olan her yolu deneyeceğim.
-Teşekkürler. -Bo-young.
Bence Soo-yeon şu an yalnız kalmamalı.
Jun-soo'yu alıp onunla kalır mısın?
Pekâlâ, alırım.
-Minnettarım. -Ne demek.
Anneciğim!
Jun-soo.
Jun-soo.
Karım yaptığı yanlıştan ötürü pişman,
yani lütfen bunu daha da ileri götürme.
Kes şunu, Zina Gözcüsü.
Arkana yaslan ve keyfini çıkart.
Ortaya çıkart! Onun hak ettiği bu!
Kim olduğunu zannediyorsun? Kes şunu!
Yarına daha çok var. Bize şimdi söyle.
Eğlenmemize izin ver. Ortaya çıkart tamam mı?
-Söyle bize. -Yapma.
-Yapma. Acıyorum ona -İfşa çok kötü bir şey.
-Haydi ama. Açıkla şunu. -Şimdi yap.
Yapma.
İLETİ GÖNDER
Sana yalvarıyorum. Lütfen bunu yapmayı bırak.
Karım bir hata yaptı ve bu yanlıştı.
Ama bu aynı zamanda benim de hatamdı.
Onu bağışlayan ben değilim.
Biz birbirimizi bağışlıyoruz.
Lütfen dur artık.
İLETİ GÖNDER
YATIRIM FORUMU
SEN YANLIŞ BİR ŞEY YAPMADIN.
Senin bir hatan yok. Hepsi karının suçu.
Karın dersini almalı.
CEVAP GÖNDER
Hepsi onun suçu dedin.
Eğer ifşa olursa
hem bana hem çocuğuma zarar verecek.
Tek cezalandıracağın eşim olmayacak.
Talihsizlik ama
karın için bundan daha iyi bir ceza olamaz.
Kes artık piç kurusu! Sapık mısın nesin?
Böyle yaparak ne elde edeceksin!
Adaletin gereği bu.
Özür dilerim, sinirlendim.
Karım cezalandırılacaksa bunu ben yaparım.
İstediğin bu, değil mi?
Sövdüğüm için çok özür dilerim senden.
Ne yapmamı istiyorsun?
Ne istersen yapacağım.
Evet, sorumlu üreticiyle iletişime geçip size geri döneceğim.
Tamamdır.
-Hyun-woo. -Evet?
Boş musun? Bay Yeo hep beraber akşam yemeği yememizi istiyor.
Bugün pek iyi bir fikir değil aslında. Üzgünüm.
-Öyle mi? -Evet.
Pekâlâ. Başka bir güne ayarlayabiliriz.
Elbette.
Bunun için üzgünüm.
Karım benim yüzümden yine zarar görecek.
Hiçbir şey yapmasaydım böyle şeyler olmazdı.
Sanırım bunların hepsi benim hatam.
Karına de ki...
Eğer hiçbir şey yapmasaydı
böyle şeyler olmazdı.
Sen bile bunu söyleyebiliyorsun!
Lanet olası sapıklar!
Lanet olsun!
Bunu bana neden yapıyorlar!
Sen olabileceğini düşünmüştüm.
Gelip seni görecektim.
Bana bak.
Beni rezil ettin.
Kariyerimi bitirdin.
Şunu dinle.
Yalnız ölmeyeceğim.
Benimle uğraşmaya karar verdiğinde kendini hazırlamış olmalısın.
Doğru mu?
Beni duydun mu? Sana bir soru sordum!
Bitti mi?
Daha da vurabilirsin istersen.
Eğer bittiyse
sıra bende.
Beş tane kaldı.
Bayan Eun.
Nasıl geçti?
Soo-yeon'la mısın?
-Evet. -İlgileniyorum, merak etmesin.
Tamam.
Sana yalvarıyorum. Lütfen.
İLETİ GÖNDER
KARIM YAPTIĞI YANLIŞTAN ÖTÜRÜ PİŞMAN
BİR YENİ MESAJINIZ VAR
GÖNDEREN: TOYCRANE
SİL
MESAJI GÖSTER
GÖNDEREN: ZİNA GÖZCÜSÜ
Deliriyorum.
Yakında Toycrane'in karısını ifşa edeceğim.
YÜKLE
YATIRIM FORUMU
YAKINDA TOYCRANE'İN KARISINI İFŞA EDECEĞİM.
Bu iş beni çıldırtıyor.
Lanet olsun!
Ben Toycrane. Karımı bağışladım.
Ben Toycrane - Karımı bağışladım.
YÜKLE
BEN TOYCRANE - KARIMI BAĞIŞLADIM.
YÜKLE
YAZ
YÜKLE
BEN TOYCRANE - KARIMI BAĞIŞLADIM.
TOYCRANE'IN KARISINI
İFŞA EDECEĞİM.
YÜKLE
BEN TOYCRANE - KARIMI BAĞIŞLADIM.
YÜKLE
BEN TOYCRANE - KARIMI BAĞIŞLADIM.
YAZ
YÜKLE
YAZ
YÜKLE
TOYCRANE'IN KARISINI İFŞA EDECEĞİM.
YÜKLE
Ben Toycrane'in karısıyım.
İfşa edilmem umurumda değil
ama lütfen kocamı ve oğlumu buna karıştırmayın.
-Doğru mu diyorsun yani? -Bu efsane bir şey.
Gerçekten Toycrane'in karısı mısın?
İğrendim. İfşa edilmekten korktuğun için
iyi bir eş ve iyi bir anne gibi davranıyorsun.
Berbat, neyse yakında ifşa edeceğim.
Neden yazdın? Sana ben hallederim demiştim.
Bir şey yapmadan nasıl durabilirim?
Benim yüzümden Jun-soo ve senin incinmenizi istemiyorum.
Şimdi ifşa edeceğim.
Soo-yeon, seni tekrar arayacağım.
Ne bu? Nesi var bunun?
Batarya...
Nerede...
Nerede bu şarj?
Tanrı aşkına! Lanet olsun!
Toycrane'in karısı...
Tanrım, ne bu?
Çıldırıyorum!
Lanet olsun!
Lütfen, haydi.
Lütfen
Haydi!
WINDOWS BAŞLATILIYOR.
Siktir!
Siktir!
YATIRIM FORUMU
GİRİŞ YAP
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Bağışlıyorum...
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
KARINI BAĞIŞLIYORUM.
KARINI BAĞIŞLIYORUM.
KARINI BAĞIŞLIYORUM.
KARINI BAĞIŞLIYORUM.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Zina Gözcüsünü affedemeyiz.
Karını bağışlıyorum.
Kes artık, Zina Gözcüsü.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Siber suçlar polisine şikâyet ettim.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
Karını bağışlıyorum.
KARINI BAĞIŞLIYORUM. KES ARTIK ZİNA GÖZCÜSÜ!
Peki o zaman.
İyi.
Ne yapıyorsun?
Bu yasa dışı biliyorsun değil mi?
Biliyorum.
Bilmene rağmen yapacaksın demek! Tutuklanmak mı istiyorsun?
Hiçbir şey yapmayayım mı yani?
Bunu Zina Gözcüsünü yakalamak için yapmalıyım.
Sitenin sistemini ele mi geçireceksin yani?
Tek öğrendiğim şey bu. Başka ne yapabilirim ki?
Sen bir siber güvenliği geliştiricisiydin, bir hacker değil.
Bana yardım etmeyeceksen çık dışarı.
Beni rahatsız etme. Git.
Yakalanırsak her şeyi sana yıkacağım.
Bu, senin geliştirdiğin güvenlik programı.
Bu yüzden içeri sızamıyorum.
Fazla mükemmel.
Sızamıyorsun, tabii!
İnsanların züğürtleşmesinin bir nedeni var.
Ne? Başaramazsın.
CQS kodlaması kullanmışlar.
Ne yapacağız o zaman?
Sıfır-gün, RSA algoritması ya da DDOS gibi bir şey mi kullanacaksın?
DPI güvenlik duvarı var, yani işe yaramaz bu.
Ne yapacaksın peki?
Eski yöntemi deneyelim. E-postayı açtığında
IP adresini gösteren yöntem.
1988 yılında değiliz. İşe yaramayacaktır.
O yüzden sağlam bir yem atalım ki açsın.
Tamam. Ben programı kuracağım.
Çabuk ol. Zaman yok.
Bitti mi?
Evet.
Zina Gözcüsüne ne yazmalıyız?
E-postayı açması için onu gaza getirmeliyiz.
Peki ne yazalım?
Bir saniye.
ZEVCE: SEVGİLİM!
SEVGİLİM!
Diğerleri sağ olsun, biraz zaman kazandık.
Bu esnada ben de bunu durduracağım.
Özür dilerim.
Her şey düzelecek. Merak etme.
Tamam.
Evet.
BURADAKİ ADRESE GİDİN.
Buradaki adrese gidin.
Zina Gözcüsü orada.
YATIRIM FORUMU
Gaz sayacını okumaya geldim. İçeride misiniz?
Bu çılgınca.
Sen miydin?
Ne?
Ben Toycrane'im.
Ne?
Neden yaptın bunu?
Seni dinliyorum.
Mağdur hissettim.
Tek kurban benim diye düşünüyordum
ama başkasının aynı zorlu dönemden geçtiğini görünce
çıldırdım.
Çocuğumun iyi yetişmesini istedim ve
onu karımla yurt dışına gönderdim.
Tabut gibi bir odada yaşayıp kazancımın son kuruşuna dek hepsini onlara gönderdim.
Elimde kala kala
geri dönmek istemeyen bir eş
ve bana yabancılardan daha acayip bakan bir çocuk kaldı.
En son geldiklerinde
uğurlamak için havalimanına gittim.
Ağlayan sadece bendim.
Sadece ben.
Üzgünüm.
Tanrım.
Toycrane'in karısını ifşa etme konusunda söylediklerimin
hepsi yalandı.
Biraz ilgi çekmek istedim ve
işin bu kadar büyüyeceğini düşünmedim.
Başınızı derde soktuğum için özür dilerim.
Ayrıca söylediklerimden ötürü üzülenlerden
tüm samimiyetimle özür dilerim.
Bu çok rahatlatıcı.
Öyle.
İşte buradasın tatlım.
Doğru, ailenin evinden geliyorsun.
O çiçekçiyle yaşananlara gelince,
bir kazaydı. Bir araba kazası.
Öyle ciddi bir şey değil.
Sadece orada duruyordum
ve bir anda bana arkadan çarptı.
Sadece bir kere.
Tamam, bu bir yalandı.
İki kere çarptı ve yalan söylemiyorum.
Sana doğruyu söylüyorum. Ve o çiçekçi, onun
diğer adamlara nasıl gülümsediğini ve yapıştığını biliyorsun.
Hiçbir şey yapmadım ve bana karşı tıpkı bahsettiğim gibiydi.
Hepsi doğru. Gerçekten üzgünüm tatlım.
Beni bağışlayabilir misin?
Boşanalım.
Tatlım, üzgünüm dedim ama.
Boşanalım gitsin.
Biliyorum bana kızgın olduğun için böyle konuşuyorsun
ama sakin olmaya çalış ve...
Kızgın değilim.
Seni gördüğüm hâlde sinirlenmemeye bir yıl önce başladım.
Dediğimi yap. Ayrılmalıyız.
Tatlım.
Seocho-dong'daki binayı dert etme.
Senin adına ne de olsa.
Önemli olan o değil.
Ben öyle bir insan değilim.
Sana belgeleri yarın yollarım.
Aman, ne olacak!
Boşansak bile bina hâlâ benim.
Bu durumda kaybedecek bir şeyim yok.
Lütfen başlayın, Bay Kim.
Endişelenme demiştin.
Olmaması için elinden geleni yapacağım demiştin.
Elimden geleni yaptım.
Bu işlerde uzman olan biri ile tanıştım.
Bir uzman mı? Kimmiş o?
-Öyle birisi. -Kim?
Gittiğim internet kafenin sahibi.
Ama internet kafenin sahibi bilgisayarlarla ilgili her şeyi bilmiyor.
Hep aynı şeyi yapıyorsun.
Bekle. Bir şeyler yemez misin?
Hayır, gideceğim.
Benimle yiyemez misin? Açım, yalnız yemek istemiyorum.
Bu yüzden hiç arkadaşın yok senin.
Pekâlâ, seninle geleceğim.
Neden içeri gelmiyorsun?
Başka bir yere gidelim.
Neden? Baharatlı tavuk yahnisi istiyordun.
Karın orada.
Haydi içeri girelim. Sorun değil.
İlk sen sipariş verirsin. Haydi.
Karıma ne söylediğimi merak etmiyor musun?
Ben
kendime çekidüzen verdim.
Peki. Sadece tavuğunu ye.
Geçmişe takılıp kalmıyorum.
Tanrım, sana sadece ye dedim.
Peki. Yiyelim o zaman.
Çok sıcak.
Aman be!
Bu pişmemiş.
Öyle mi?
Anlıyorum. Biraz sonra başka bir tane dene.
Tanrım.
ZİNA GÖZCÜSÜ: ÖZÜR DİLERİM.
Neden suratın asık?
Toycrane ve eşi tekrar birlikte olduğu için
kıskanıyor musun?
Hayır ondan değil.
Ne demek ondan değil?
Konu açılmışken, sana şunu sorayım.
Neden onu boşanması için sürekli teşvik ettin?
Başkasının kocasını ayartıp rahat bir hayat yaşarsan
kendinden utanmalısın.
Ha, zaten utanç duysan böyle bir şeye kalkışmazsın o ayrı.
Cömert olmaya çalış.
Onların başarısızlığı senin başarın,
senin başarın onların başarısızlığı değil.
Açıkçası, durum böyle değil.
O zaman çıkart ağzındaki baklayı.
Neden ona sürekli boşanmasını söyledin?
Zor zamanlar geçirdin.
Ben ve aldatan kocan yüzünden,
çok zor zamanlar geçirdin.
Eğer boşansaydın,
rahat yaşardın.
Nasıl olduğunu bilirsin.
Dilediğin gibi her şeyi geride bırakamazsın.
Kapı açıkken gelen rüzgâr gibi,
fikir bir anda ortaya çıkar.
Şimdi onlar için zor olsa da,
gelecekleri için,
boşanmak onlar için
en iyisi olur.
Sen kuzu kostümü giymiş bir kurtsun.
Ben gidiyorum.
-Hoşça kal -Kendine iyi bak.
Şundan alsana.
Bekle.
Al bakalım.
Ne? Bo-young espresso sever.
Bugün neyiniz var sizin böyle?
Birbirinizi boğazlardınız hep.
Bugün neşe dolalım diyoruz.
Bendensiniz.
Gerekçe ne?
Her zaman o öder zaten. Yeni bir şey değil.
Arkadaşlar.
Ben boşandım.
-Tanrım. -Ne?
Öyle mi?
Bu kutlanacak bir şey değil, değil mi?
Neden...
Bunu sormak ayıp, değil mi?
Pek değil. Boşanalı oluyor aslında.
Bu bilinen bir hikâye
ama ortak bir anlaşmazlık vardı diyelim.
Bundan böyle, beni
karısı olmayan dul adam olarak bilin.
Anladınız mı?
Bo-young. Sence benim yüzümden mi?
Yemeğimize devam edelim.
Yemeğimize devam edelim dedim, Bay Dul Ahn.
Peki.
Benim yüzümden.
Neler oluyor?
Baba, anneme bir doğum günü partisi yapalım.
Doğum günü dündü.
Dün dilek tutmayı unuttu,
o yüzden tekrar yapmamız lazım.
Öyle mi?
Eğer dilek tutmazsa parti yapmış sayılmayız, değil mi?
Doğum gününü partisini yeniden yapmalıyız.
İyi ki doğdun anneciğim.
Mutlu yıllar sana
Bugün için teşekkür ederim.
Ne demek.
Gidiyorum o zaman.
Tamam.
Sen kötü bir kadınsın.
Sen kötü bir kadınsın dedim.
Biliyorsun değil mi?
Utanmazsın ve berbatsın.
Ama,
ben senden de kötüyüm.
Evlendikten sonra,
Jun-soo doğduktan sonra bile
Seni doğru düzgün
anlamaya çalışmadım bile.
Seni pencereden boş bakarken gördüğüm
ve bunu önemsemediğim için üzgünüm.
Çok emek verdin ve bu seni yordu,
ama ben seni yalnız bıraktım.
Bunun için üzgünüm.
Son sekiz yılda, tek bir tartışma bile yaşamadık.
Her şey iyi gidiyor zannedip
bununla övünüyordum insanlara.
Habersizmişim.
Birçok şeyden habersizmişim.
Böyle konuşma.
Özür dilemesi gereken benim.
Seni ve Jun-soo'yu tarifsiz bir şekilde üzdüm.
Seni bu hâle getirdiğim için üzgünüm.
Soo-yeon.
Her şeyi geride bırakalım
ve yeniden başlayalım.
Telafi edeceğim.
Bundan sonra,
seni yalnız bırakmayacağım.
Sen, Jun-soo ve ben.
Eskisi gibi tekrar mutlu yaşayalım.
Telafi edeceğim.
Bekle. Soo-yeon, ben...
Biliyorum.
Evet.
Anlıyorum.
Karının başka bir adamla ilişkisi olduğu gerçeğini
bir kenara bırakabilir misin?
HAMİLELİK TESTİ POZİTİF
LISTEN TO LOVE
Alt yazı çevirmeni: Batuhan Taner
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.