Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
NETFLIX ORİJİNAL FİLMİ
Bana bugünün ilanları lazım.
Alabilir miyim?
Buyurun.
Teşekkürler.
-Asansörü tamir edecekler mi? -Tabii ki edecekler.
Yalan söyleyecek hâlim yok.
Öyle demek istemedim.
Bu apartmanda onca insan var canım. Herkes merdivenleri kullanacak değil.
Hatta yüksek mevkili biri bile varmış.
Yanmıyor, zahmet etme.
Fatura geldi herhâlde.
Sen taşınmadan öderim, açılır.
İki aydır boş ama öncesinde hep kiracı vardı.
Bu dairenin albenisi, balkon.
Burası çok güneşli olur.
Güneş yakarsa şemsiye koyarsın, sorun olmaz.
Gel de şuraya da bak. Sonra karar ver.
Nasıl da kirli!
Bu pisliği temizleyecek birini bulamadım.
Bil diye söylüyorum, çıkan kiracılar çok mutluydu.
Daha iyi eşyalı daha iyi bir yere çıkınca daha mutlu oldular tabii.
Burası öyle bir daire ki...
Uğurlu yerdir. Şansa inanır mısın? Ben inanırım.
-Burası mutfak mı? -Mutfak burası.
Bu da banyo.
Banyo ve tuvalet. Göstereyim canım.
İşte, her şey yerli yerinde. Gel de buraya da bak.
Sevdin mi?
Bu daire dört dörtlük.
Bu da diğer balkon.
Bu tasarımı bu fiyata başka yerde bulamazsın.
Kelepir bu, kimse bu fiyata vermez.
Ailen var mı?
Bu nedir Manana?
-Ben yemek yapayım, sen pasta ye. -Akşam yemeği istemiyorum.
Önce yemek ye, tatlını üstüne yersin.
Hep böylesin, hep!
Şuna bak.
-Bu neden burada? -Bırak onu.
Bir de bırak diyor.
O derslerin parasını çıkaracağım diye belimi doğrultamıyorum.
Hevesini alsın diye saçmadığımız para kalmadı.
Bilgisayarın başından kalkamaz ki.
Niye çocukların başında dikiliyorsun?
Bırak şunları, genç onlar. Git yemeğini ye.
Başka yere gitseler olmaz mı?
Ne yapsınlar Otar? Birbirlerini seviyorlar.
Dikkat et Lasha.
Yüce Rabb'im...
Bu arada Lamara...
Otar'la siz de onları örnek alın.
Soso ve Manana, siz de.
Asla geç değil.
Kes sesini, mırıldanmayı bırak.
Cesaretin olsaydı birini bulurdun.
Ne cesareti? Tüm gün ya uyuyor ya da bilgisayar başında.
Ne diyorsunuz siz?
Seni bekliyoruz!
-Alacak mısın? -Evet.
-Günaydın. -Merhaba.
-Bugün Manana'nın doğum günü. -Biliyorum.
Bildiğine sevindim.
Burada ben hariç herkes her şeyi unutuyor.
İyi ki doğdun.
Sağ ol.
Bardağı çeker misin? Al bakalım.
Manana, şu dağınıklığı görüyor musun?
Şu oğlanın dolabı didiklemesine niye engel olamıyorum?
Kirazları kaşıkla yiyip her yere bulaştırıyor.
Canıma tak etti, her gün temizliyorum. Her gün aynı şey!
Dinlemiyor ki!
İşler nasıl? Her şeyi hallettin mi?
Halletmek mi?
Gece gözünü kırpmadı!
Mutlu aile dediğin
Huzurlu bir annedir
Kendini ailesine adayan
Çocuklarını büyüten
Vakho, ben de seninle girip kıyafetlerimi alayım.
Nino'yu uyandırmayayım şimdi.
Vakho, gürültü yapma, ne olur!
Ceketim nerede benim?
Hazır mısın?
İşten sonra pazara git.
Biraz tere ve taze patates al, Haçapuri için de biraz peynir.
Tavuk da al. Akşama pişiririm.
Soso da şarap getirecek.
Anne, doğum günümü kutlamayacağım. Kimseyi davet de etmeyeceğim.
Kimseyi görecek hâlim yok.
Ama...
Gelen olursa eli boş mu göndereyim?
Hayret bir şeysin!
Rezo gelecek. Bela da çocuklarla geliyor.
-Bir tanecik haçapuri. -Şimdi olmaz, geç kaldık.
-Şarap mı alacaksın? -Tabii, neden almayayım?
Doğum günü kutlayacak havamda değilim.
Kutlama o zaman.
-İnsanlar yine de gelir. -Ne insanı?
Ne bileyim...
Kardeşin gelebilir.
Bela, çocuklarla gelebilir. İlla gelen olur yani.
Şarap alma lütfen.
Bir şey ikram etmezsek
gelip biraz sohbet eder, giderler.
Ziyafet verirsek sabaha kadar kalkmazlar.
Gelirlerse boş sofraya mı oturtalım?
Lamara gibisin.
Ben kimseyi çağırmadım ki. Neden ziyafet veriyoruz?
Ne günah işledim de doğum günümü istediğim gibi geçiremiyorum?
Ne istiyorsan onu yap, seni durduran yok.
Azize Şuşanik'in Çilesi , bir aile dramı mıdır?
Günümüz açısından bakacak olursak, öyledir.
Fakat eserde çatışmanın dini temeller üzerine kurulu olduğu düşünülürse
aile dramının sınırlarını aşar.
Gelecek derste bu konuya devam edeceğiz.
Tahtadaki yönergeyi kullanarak
Prens Varsken hakkında bir kompozisyon yazın.
-Tamam hocam. -Güle güle.
Beni bekleyin!
-Hoşça kalın. -Hoşça kalın.
Chigogidze'yi gören var mı?
-Bir derse daha gelmedi. -Çoğu derse gelmiyor.
Bu dönem ona not veremem.
-Görürsem söylerim. Hoşça kalın. -Güle güle.
Dur bir dakika.
-İyi ki doğdun. Mutlu yıllar. -Teşekkürler.
Tavuğu hemen fırına koymazsam
Tanrı bilir ne zaman pişiririm. Çık şuradan.
Çıkın hadi.
-Biri mi geldi? -Evet, o yüzden acele ediyorum.
-Keşke daha erken gelseydin. -Dur biraz.
Sana bir şey soracaktım.
Kıyafetlerini bir gün önceden alabilir misin?
Dolap çok ses çıkarıyor. Uykuya dalamıyorum.
-Tamam. -Bu ne böyle?
Tere istemiştim, rezene değil.
Sana diyorum! Tereyle rezeneyi ayırt edemiyor musun?
-Bilmiyorum anne. -Tere istemiştim.
-İyi ki doğdun anne. -Kim geldi?
Soso'nun doktoru. Bir de Samkharadze ve oğlu.
Hediye almadım.
İşe başlayınca ne istersen alırım.
Acıktım. Yemek yakında hazır olur mu?
Evlenecek birini bulursan umarım ailene bakabilirsin.
-Hediyen olmadan da idare eder. -Tüm gün söyleniyor.
Bilgisayarın başından kalkmıyorsun. Kalkar kalkmaz bilgisayar başında.
-Birine zarar verdiğim mi var? -Evet, kendine.
Bardak al. Sonra da yerine koy.
Buzdolabı leke içinde.
Ne istiyorsun? Canımızı sıkmasana!
-Önüne bak. -Sen önüne bak.
Kestir şu saçını, önünü göremiyorsun.
Gelmişsin.
-Seni bekliyorlar. -Beni mi?
Kimi bekleyeceklerdi? Kimin doğum günü bugün?
Lamara, şunu sudan geçirsene.
Sana.
-Sağ ol. -Baksana, nereye saklamış.
-Suya koymasak mı? -Gel.
-Ben mi? -Tabii sen.
Gelemem.
Seni sorup duruyorlar. Deli etme beni.
Lamara bununla ilgilenir.
-Gel hadi. -Lütfen, olmaz.
-İşte doğum günü kızı! -İyi ki doğdun!
-Teşekkürler, nasılsınız? -İyi ki doğdun.
Sensiz nasıl yaşarım
Nasıl geçiririm hayatımı
Sensiz yaşamak çok zor
Sana geldim, aklımı aldın başımdan
Aklım fikrim sende
Aklımı başımdan aldın
Eğer beklersem
Nino bakar. Nereye gidiyorsun?
İyi ki doğdun!
İyi ki doğdun.
Kimler gelmiş! Canlarım.
Nasılsın?
Nasılsınız? İyi misiniz?
Canlarım benim.
Rezo, neredeydin?
Yolunu gözlemekten yoruldum. Kimler gelmiş!
Meleğim, hadi şarkı söyleyen amcalara bakalım.
Bakın, kim geldi!
-Bu, sana. -Zahmet etmeseydin.
-Ne zahmeti? -Nasılsın, çocuklar nasıl?
Kimler var? Çok kalabalıkmış.
Kimseye söyleme, tamam mı?
Geleceğim demiştim
Ben hep sana gelirim
Bir zamanlar Kalp atışımı duyardın
Hadi, uykuları geldi.
-Uykum yok benim! -Keso.
-Yarın okul var. -Bela, düş yakamdan.
-Rezo. Geç oldu. -Tamam, kalkalım hadi.
Bir dakika. İçmeyi bitirdiniz mi?
Goga, bir tane daha koysana.
David, durma sakın. Kız kardeşime içeceğim.
En iyi, en güzel, en kibar insana.
Onun gibisini tanımadım.
Öyleydi, öyle ve öyle de kalacak. Daha ne denir ki?
Manana'nın şerefine.
Bir kez olsun bize katılsana.
Onları gördüğüne bu kadar mı üzüldün? Çok iyi insanlar.
15 dakikalığına gel, yanıma otur. Bu kadar, başka bir şey istemiyorum.
Gece burada kalmayacaklar.
Kaç kez soracağım?
-Soso, neredesin? -Geliyorum!
Hadi, hiç olmazsa Rezo için. Kardeşin için.
Lasha ve Nino üzerine yemin ederim.
Bir saate hepsini göndereceğim, kimse kalmayacak.
İçeri gel, 15 dakika otur, kalk.
-İyi. -Ne?
Yok bir şey. Seni çağırıyorlar, git hadi.
Neyin var senin?
Tam vaktinde geldin, tebrikler.
Beş dakika önce gelsen ne olurdu ki?
Tavuk çok lezzetliydi. Sana da yetecek kadar yapmıştım.
-Hem böyle utanmazdık da. -Tavuk kalmadı mı? Açım.
Aç mısın? Burada değil miydin? Neden yemedin?
-Nino ve Vakho yattı mı? -Evet.
Merak ediyorum...
Deminki arkadaşlarım... Acaba benim için ne diyecekler şimdi?
Sana olan saygılarından geldiler, şarkılar söylediler.
Güle güle bile demeden gönderdin onları.
-Oldu mu şimdi bu? -Onları ben çağırmadım.
Daveti yapan, misafirlerle oturur.
Öyle mi?
Kimmiş o misafir? Kardeşin misafir mi?
Rezo yalnız mıydı?
İstemememe rağmen 20 kişi çağırmışsın.
20 mi? Abartma!
Rezo, ziyafet verme havamda olmadığımı anlar.
Neden havanda değilmişsin? Ne oldu? Biri mi öldü?
Bugün doğum günün. Neşelen biraz.
Artık doğum günü değil. Saat 12'yi geçti.
Olay o değil! Baksanıza, benimle nasıl konuşuyor!
-İlla beni sinir edecek! -Yapma Lamara!
-Sinir olma sen de. -O kadar kolay mı?
Yok yere sorun çıkardığını görmüyor musun?
Nasıl yapıyorsun bunu? Hoşuna mı gidiyor?
Burada yaşayamıyorum. Bu evden gitmek istiyorum.
Biz çok fena, gaddar insanlarız ya!
-Soso, kes artık. -Dur bir dakika.
O kadar berbat insanlarız ki evden gitmesi gerekiyor.
-Niye bizi tehdit ediyor şimdi? -Hadi Soso, hadi canım.
Rahat bırak kızı.
Rahat bırak.
Bu huyunu nereden aldığını biliyorsun.
Ben de kocamı asla anlayamadım. Neye mutlu olur, neye üzülür bilemedim.
İnsan anlamıyor ki!
-Hoşça kalın hocam. -Güle güle.
Güle güle. Chigogidze?
Buyurun hocam.
Gel bir dakika.
Neden derslere gelmiyorsun?
Anlat bana.
Sorunlarım vardı hocam.
17 yaşında bir kızın bir ay okula gelmesini engelleyecek
ne sorunu olabilir?
Hasta mıydın?
Anlat.
-Kocamdan boşandım hocam. -Boşandın mı?
Ne zaman evlendin?
Geçen dönem hocam.
Bekle.
Otur.
Gel.
Şimdi nasılsın?
İyiyim.
Bir şey mi oldu? Neden boşandın?
Birbirimizi anlamıyorduk.
Çok farklıyız.
Yürümedi.
O kaç yaşında?
Dün değil önceki gün doğum günüydü. 21 yaşında.
İkiniz yalnız mı yaşıyordunuz, birileriyle mi?
Başta annesiyle yaşadık.
Sonra bir daire kiraladık.
Yine de olmadı.
Ben bir şey istiyorsam, o istemiyordu.
Onun istediğini de ben istemiyordum.
Yürümediğini söyledim, sonra da onu terk ettim.
O ne dedi?
Sadece tek şey söyledi hocam. Hayır diyorsanız, içinizden gelmeli.
Tereddüt eder gibi görünmemeli.
Yoksa bir anlamı olmaz.
Çoğu kız, sevgililerine ayrılmak istediğini söylüyor.
Ama sonra barışıyorlar.
Laf ağızdan bir kez çıkınca arkasında durmalı.
Benim fikrim bu.
Katılıyor musunuz?
Evet.
Pekâlâ.
Derste bunu işledik. Bir göz at, sınava hazırlan.
Derse gelmemezlik etme, tamam mı?
-Teşekkürler hocam. -Bir şey değil.
Bu tere mi, rezene mi?
Görmüyor musun? Rezene değil bu. Tere, hem de hakiki tere!
Sordum sadece. Poşet alabilir miyim?
Hıyar ne kadar?
Lagodekhi'den mi bunlar?
Bir kilo ver.
-Domates de lazım. -Kusura bakma.
Almıyor musun?
Anne, biri sana bir şey mi yaptı?
Hayır.
Baba, bir şey söylemeyecek misin? Ne olduğunu bilmek istiyoruz.
Bizden saklama. Biri canını sıktıysa söyle.
Biraz uzaklaşmak istiyorsan ya da işin varsa
veya bir molaya...
-Molaya ihtiyacım yok. -Anlat bize.
Temelli gidiyorum, söylemiştim zaten.
Cidden daire mi kiraladın?
Kiralık dairede bir başına mı yaşayacaksın?
Burayı neden beğenmiyor ki?
Anne, anlat bize. Kim canını sıktı?
-Soso, sen mi yaptın? -Beni rahat bırak.
Sen mi canını sıktın?
-Ben niye canını sıkayım? -Ne bileyim?
Canını ben mi sıktım?
Hayır, seninle alakası yok.
İyi de ne oluyor? Niye hiçbir şey anlatmıyorsun?
Anne, sana bir soru sordum.
Belki de cevap vermek istemiyordur.
Kendine saklasın.
Hayret bir şey, kılını bile kıpırdatmıyor.
Kız evi terk ediyor
ailesini bırakıyor, bizimki de "Kendine saklasın." diyor!
Deli ediyor bu beni!
Dayanamıyorum.
Tamam, annenle babana saygın yok, çocuklarına saygın yok.
En azından kocana neden gittiğini ve nereye gittiğini söyle.
Bilmeye hakkımız yok mu?
Daire kiraladığımı söyledim size. Varketili'de.
Bugün oraya taşınıyorum. Sizinle yaşamak istemiyorum.
Kazık kadar oldular, başlarının çaresine bakarlar.
-Aferin sana. -El âleme ne deriz?
Annemizle babamız boşandı mı diyelim?
Nino, uyan artık. Kaç yaşına geldin?
Sen kendi ailene bak, bizi boş ver.
Lasha, git de Rezo'yu çağır.
Rezo benim avukatım mı? O kendi ailesiyle ilgilensin!
-Çağırın. -Ne yapacağımı o söyleyemez!
Rezo'yu başımıza avukat tayin etti.
Ben yetişkin bir kadınım, bana nutuk atmayı kes.
Çağırın Rezo'yu.
Gelirse ondan mı korkacağım?
Dur. Sana bir şey söyleyeceğim.
Merakımdan soruyorum...
Neden gittiğini söyle bana, nereye gittiğini de.
Sana açıklama yapmama gerek yok. Soso'ya açıklarım.
-Artık beni rahat bırak! -Soso'ya ne açıklayacaksın?
Onu ve çocukları terk ettiğini mi?
-Bizi ona bıraktığını mı? -Beni ilgilendirmez.
İsterse gidebilir. Ona engel olduğum mu var?
-Ben gidiyorum. -Bak, başının çaresine bakabiliyor!
Gidecek bir yer bulurum!
Onun neyini sevmiyorsun? Lütfen söyle.
Nesi var ki?
Ayyaş değil, içki içmez.
İçerse de kararında içer.
Bırak artık anne.
Çalıp çırptığı da yok. Suçlu da değil keş de.
Daha ne istiyorsun? Çocuklarını da çok seviyor.
Sana bir kez olsun el kaldırmadı. Sen bir de diğer kocaları göreceksin!
-Diğer kocalardan bana ne? -Tabii sana ne!
Yediğin önünde, yemediğin arkanda. Hiçbir şeyin kıymetini bilmiyorsun!
Her şey önüne serilmiş!
Evlendin, okudun, iş buldun.
Canının istediği gibi yaşadın. Çocuk yaptın.
Suya sabuna dokunmadın. Çocuklarını sen büyütmedin.
Ben yaptım, sana hizmetçilik ettim!
Ben mi istedim hizmetçim olmanı?
-Ben mi istedim? -Kesin artık!
Düş yakamdan anne!
Bir de babanın kocalığını görecektin sen!
-Aklın dururdu! -Beni rahat bırak!
Rahat bırak beni!
-Rezo'yla seni ne zorluklarda büyüttük. -Rahat bırak beni!
Bırakamam!
Bırakmayacağım! Hiçbir yere gitmiyorsun!
Gideceğim, beni tutamazsın!
Lütfen, bırak onu!
Bırak onu!
Bırak gitsin. Biz onunla sonra konuşuruz.
-Sen karışma. -Bırak artık, bağırma.
Ne oluyor sana?
Kocanın, annenle babanın, evlatlarının yüz karasısın!
Bu ailenin yüz karasısın!
Bizi konu komşuya rezil ettin! Bırakın beni.
-Buyurun. Teşekkürler. -Rica ederim. Hoşça kalın.
Güle güle.
Lafımı dinle. Anladın mı beni?
Rezo, ben çocuk değilim. Ne yaptığımı biliyorum.
-Bu hâlin daha mı iyi? -Evet.
Soso'yu hiç mi düşünmüyorsun?
Sence Soso'yu Lamara ve Otar'la bırakmakla iyi mi ettin?
Gidip başka bir yerde yaşayabilir. Anne babamla yaşamasını ben mi istedim?
İstemiyorum...
Kız kardeşim milletin diline düşsün istemiyorum!
Katil mi olayım?
Benim yüzümden neden senin başın ağrıyor, anlamadım.
Bu daireyi nasıl buldun? Neden bu mahalle?
Paramın yettiği bir yer tuttum.
Doğru.
Merak ediyorum...
Kira ne kadar ve sen ne kadar kazanıyorsun?
Açlıktan ölmem. Gerekirse çocuklara özel ders veririm.
Mezunlar özel ders soruyor.
-Seni destekleyen biri mi var? -Ne?
Kim destekleyecekmiş beni?
Bilmem, arkadaşların. Belki de görüştüğün biri vardır.
Görüştüğüm biri mi? Ne diyorsun sen?
Sınıfındaki tuhaf adam kimdi?
Neden benimle böyle konuşuyorsun?
İş arkadaşım o, Gogi Sekhniashvil.
Gürcü Dili ve Edebiyatı öğretmeni.
Bana küçük bir kızmışım gibi davranıyorsun.
Kimsenin beni koruyup kollamasına gerek yok. Yetişkin bir kadınım ben.
Sen kendine ve ailene bak.
Beni rahat bırakın, hepiniz.
Tamam, nasıl istersen.
Varketili'ye bırakayım mı?
Hayır, daha buradayım.
Pazar günü size gideceğim.
Sen de gel. Oturup konuşalım.
Zaten konuşmadık mı?
Oraya gitmeme gerek yok. Herkes sinirli.
Manana, yalvarırım, benim hatırım için.
Oturup sakince konuşalım.
Bana biraz saygın olsun.
Hatırım için.
Yemin ederim, bir daha senden bir şey istemem.
Seni artık rahatsız da etmem.
-Kim o? -Doğal gaz.
Buraya siz mi taşındınız?
-Miranda'nın akrabası mısınız? -Hayır, yeni taşındım.
Kardeşi veya akrabasısınız sandım.
-Miranda'yı tanıyor musunuz? -Hayır.
Çok iyi kızdı.
Ne yaptığını, ne olduğunu biliyor musunuz?
Kendini gazla zehirlemeye kalktı. Bayağı olay oldu.
Korkunçtu.
Polis, itfaiye, ambulans... Ortalık karıştı.
Zavallı, sinirleri yıpranmış.
Teşekkürler.
Hadi gidelim.
Nino, benim. Nasılsın?
Neredesin, iyi misin?
Nasıl olduğunu merak ettim.
Tamam, tabii. Git hadi. Kendine iyi bak.
Ben de öptüm.
Nasılsın?
Ne haber Vakho?
Zamanın varsa bir dakika konuşabilir miyiz?
-Tabii, dinliyorum. -Gel lütfen.
Seninle konuşmaya geldiğim için üzgünüm.
Evde konuşamıyorum. Hem...
Seni görür müyüm bilmiyorum.
Geçen gün gördüğün şey, düşündüğün gibi değil.
Bana açıklama yapmak zorunda değilsin.
Aramızda kalsın, Nino'ya bir şey söyleme.
Dur, konuşalım biraz.
Beni bu duruma düşürme. Kendin hallet.
Ben olsam annem, kocamla arama girsin istemezdim.
-Gidip Nino'yla konuş. -Elbette.
Ama sen ona bir şey söyleme. Ona her şeyi ben açıklarım.
Sorununu benimle halletmeye kalkma.
Sana ne umut verebilirim ne de güvence.
-Git, Nino'yla konuş. -Tamam.
-Gitmem lazım. -Lütfen ona söyleme.
-Nasılsın? -İyiyim, sen?
İyi diyelim iyi olalım.
-Ne haber? -Gir.
Merhaba.
-Merhaba. -Nasılsın?
Baba, nasılsın?
Ne oluyor, her şey yolunda mı? Cenaze evi sanki.
Cenazeden de kötü, çok daha kötü.
-Kötü müsün? -Hem de çok kötüyüm.
Madem kötüsün, akrabalarını değil, doktor çağır.
Rahat bırak beni.
-İnsanları ben çağırdım. -Evet.
Seninle konuşmak istiyoruz.
-Biz bir aileyiz, değil mi? -Benimle konuşmak mı istiyorsunuz?
Buradayım işte, konuşun. Dinliyorum.
Lütfen söyle, biz neden senin kötülüğünü isteyelim?
-Bunu düşünmedim. -Dato'ya bak.
Soso'yla seni duyunca iki gece gözüne uyku girmedi.
Yapmayın. Benim için mi endişelendiniz?
Sen benim ablam gibisin.
-Biz birlikte büyüdük. -Biliyorum.
Araya girdiğim için kendimi kötü hissediyorum.
Soso'ya da saygım var ama sana bir şey söylemek istiyorum.
Seni üzeni asla affetmem.
Dato, canım benim...
Söyleyeceklerim bu kadar.
Teşekkürler ama kimse beni üzmedi.
-Yok yere telaş ediyorsun. -Tanrı aşkına Dato, otur.
Volta atıp durma.
Manana'yı üzen yok, böyle konuşma.
Burada yaşlılar var.
Onları bir dinle. Belki tavsiyeleri vardır.
Hoşuna gidebilir.
Gitmezse de kulak asmazsın. Biz de seni kendi hâline bırakırız.
Tamam, dinliyorum.
Rezo'ya da kızma.
Bizi çağırmakla iyi etti.
Bizi çağırmasa mıydı yani?
Bizimle konuşabileceğini biliyorsun.
Zor zamanlarda yardımlaşmak bizim görevimiz.
Ne benim ne de kocamın yardıma ihtiyacı var.
Merak etmeyin.
Canım, Soso mahvoldu. Adam hayalet gibi dolaşıyor!
-Bunu nasıl görmezsin? -Anne.
Lafımı bölme!
Sana tek bir şey söyleyeceğim.
Yakın zamanda 79 yaşına girdim.
Hayatım boyunca pek çok şeye şahit oldum.
Seni temin ederim ki...
Bu dünyada sorunsuz aile yoktur.
Sorunlar her zaman olur. Çok normal.
İçecek alır mısınız Bay Vazha?
Tabii benlik bir durum yok
ama çok karmaşık bir mevzu bu.
-Sana bir şey söyleyeceğim. -Söyle.
İyi düşün.
İki kez iyi düşün.
Ben de aynı şeyi söyleyeceğim. İyi düşün.
Adımlarını düşünerek at.
Aileni küçük düşürüyorsun.
Zaur Amca, kes şunu.
Manana, canım!
Torun sahibi olacak yaştasın.
Tartışmanın sırası değil.
Meri Hala, kiminle tartışıp barışacağım beni ilgilendirir.
Zaur Amca, söyler misin...
Davranışım ailemi nasıl küçük düşürüyormuş?
-Öyle demek istemedim. -O zaman ben anlamıyorum.
-Dur bir dakika! -Rezo, dur sen, ben onunla konuşurum.
-Ne var Meri Hala? -Merak ediyorum...
Aileni neden terk ettin?
-Anlamıyorum. -Ne fark eder?
Belki anlamayabilirsin ama kimseye açıklama yapmayacağım.
-Ketino'ya bak. -Onunla ne alakam var?
-Boşanmış değil. -Ee?
Çocuğu yok, eğitimli.
Biliyoruz.
İki okul bitirmiş.
Harika bir kız ama bekâr.
Çünkü çok zor canım.
Senin iyi bir kocan var.
Kocamın akrabalar arasında bu kadar gözde olduğunu bilmiyordum.
Soso çok iyi bir adam.
Ne denir ki? Nankörsün!
-Meri, kes şunu. -Teşekkürler.
-Kes şunu, anlıyor. -Beni rahat bırakın.
Neden bu yaşta yeni bir hayat kurmaya kalktığını anlamıyorum!
Acaba kiminle?
Ne diyorsun sen? Bir de iftira atıyorsun.
Bence Soso'ya dikkat edin.
Aklını yitiren kişiden her şey beklenir.
Kendi başının çaresine bakar. Sana ihtiyacı yok.
İnsanı çileden çıkarmayın.
Hepiniz çıldırdınız mı? Ne diyorsunuz siz?
-Ne çileden çıkması? -Meri ve Zaur, dinleyin beni.
Ortalığı karıştırmaya çalışmayın.
İnsanları rahat bırakın. Onlar kendilerine bakar.
Bizim hiç mi söz hakkımız yok yani?
Sizin neden söz hakkınız olsun?
Kadını rahat bırakın. Ne dediğinizi anlıyor!
Rahat bırakın onu.
Siz daha çocuksunuz, pek çok şeyi anlamazsınız.
Yani ben anlamıyorum ama Meri, Vazha ve Zaur mu anlıyor?
Bana nasıl Zaur dersin sen? Terbiyesiz!
Kesin!
Benimle ilgilendiğiniz için çok teşekkürler ama artık gitmem lazım.
Manana, sakın yanlış anlama...
Lütfen, tartışmayalım artık.
Ben iyiyim, beni merak etmeyin.
Lütfen ara beni.
Bir demet kişniş, ıspanak ve tarhun alayım.
Bunu alayım.
Teşekkürler.
Şu parçayı alayım.
Nato!
Merhaba, nasılsın?
Canım benim!
Uzun zaman oldu!
Çok hoş görünüyorsun!
-Çok güzelsin. -Hadi oradan!
Sınıf arkadaşımdı. Yıllardır görüşmedik.
Hayat nasıl? Hâlâ Vedzisi'de misin?
Hayır, o evi satalı çok oldu. Gel hadi, konuşalım.
-Neden sattın? -Kocam borca girdi.
Çok kötü zamanlardı ama atlattım.
-Şimdi neredesin? -Şanslıydım...
-Peynir alacaktım. -Ne?
-Peynir alacaktım. -Şuraya sor.
-Onunki de iyidir. -Yoğunsun.
-Hayır, seni ne zamandır görmedim. -Sonra ne yaptın?
Kocamla evsiz kaldık, sonra ben Lilo'ya gittim.
Oradan bir arsa ve ev aldım. Şimdi küçük bir çiftliğim var.
-Kendi işimi kurdum. -Ne güzel.
Burada da iki laf edilmiyor.
Şimdi iyiyiz. Kocam akıllandı.
Elinden geldiğince bana yardım ediyor. Ya sen nasılsın?
-Hâlâ öğretmen misin? -Evet.
Çocuklar nasıl? Kahve almayayım, sağ ol.
Kızım evlendi.
-Oğlum daha küçük, 20 yaşında. -Dalakishvili'yle Khoshtaria'yı gördüm.
-Öyle mi? -Evet, seni sordular.
-Telefon numaranı istediler. -Neden?
Tskneti'de mezunlar buluşması yapacaklarmış.
-Museridze'de. -Harika.
Okul biteli kaç sene oldu, biliyor musun?
-Hiç bilmiyorum. -35 sene.
Uzun zaman olmuş!
-Kızlar nasıl? -Çok iyiler.
Onlar hayatın kaymağını yiyor.
-Benim gibi çalıştıkları yok. -Yapma!
-Ama ben çok mutluyum. -Ne güzel.
Tabii ki!
Cebimden telefonumu çıkarır mısın?
Ellerim kirli. Kendini ara da numarayı kaydedeyim.
-Her şey yolunda mı? -Nasılsın?
-İyiyim, sen? -İyiyim.
Bana kızdığını düşündüm, ziyaretine gelmek istedim.
Hem nerede yaşadığını ve nasıl olduğunu merak ettim. Olur mu?
Tabii.
-Bana evi gösterir misin? -Evet, tabii.
İşte burası.
Dördüncü kat.
Alınma ama...
Bu delikte yaşamak iyi bir fikir mi?
-Başlama yine. -Buradan işe nasıl gidiyorsun?
İşe gitmek kolay, toplu taşımayı kullanıyorum.
İyi bir mahalle bu.
-İnanılmaz. -Öyle.
Hava burada daha temiz.
Ben biraz meyve alayım.
Demedi deme, yakında buradan ayrılırsın.
Tamam.
Merhaba.
-Kusho, burada ne işin var? -Rezo, nasılsın?
Adamım benim.
-Burada mı yaşıyorsun? -Evet, buraya taşındım.
-Nasıl gidiyor? -Yuvarlanıp gidiyoruz.
Rezo iyi adamdır.
-Çocuklar nasıl? -Büyüyorlar işte, bildiğin gibi.
Adamım benim. Seni görmek güzel.
Bir dakika lütfen, kusura bakmayın.
-Her şey yolunda mı? -Evet, tabii.
Kız kardeşim buraya taşındı. Burada tanıdıkların vardır, değil mi?
-Evet, tabii ki. -Şimdi yalnız kalıyor.
Ailesiyle sorunları var.
Kayınbiraderim çok iyi adamdır.
Her şey yoluna girecek.
Dünya pislik insanlarla dolu.
Ona sorun çıkarmasınlar. Tek endişem bu.
Gel, kahve hazır.
Tadına bak. Pasta çok lezzetli.
Yakında bıkarsın, eminim.
Neden canımı sıkmak istiyorsun?
Burada çok iyiyim.
Nasıl istersen Manana.
-Ama şunu bil. -Neyi?
Günün birinde...
Gelip eşyalarını toplamamı istersen her şeyini eve kadar taşırım.
Yemin ederim, sana kin beslemeyeceğim.
Tamam.
Taşınmaya karar verirsem seni ararım ama bir yere gittiğim yok.
Burada çok mutluyum.
Affedersiniz.
Gitar teli arıyordum da, nerede bulurum?
-Şurada. -Teşekkürler.
-Yedi telli mi bu? -Evet.
Varsa yedi telli istiyorum.
-Bu mu? -Evet. Bu ve bu.
Bakayım.
Çok iyi.
-Ne kadar bu? -İki lari.
Çok teşekkürler.
Hiç endişelenme. Her şey yolunda.
Bu çocuklara hayret ediyorum. Yok yere telaş ediyorlar.
Folik asitle...
Hanımefendiyi içeri alın.
Folik asitle devam et.
Bir tablet folik asit.
Günde bir kez.
Sağlıklı yaşayacaksın. Bunun ne anlama geldiğini belirteyim.
Sağlıklı beslenme, temiz hava...
Hamile olmamam normal mi? Bir yıl oldu.
Psikolojik olabilir mi?
Yok artık. Pireden deve yapma.
Acelen ne? İlla olacak.
Sen evlendiğinde ne kadar sürmüştü?
Yaklaşık altı ay.
Diyorum, bende bir şey var.
Hiçbir şey yok. Ne olabilir ki?
Farklı açıdan bak.
Hamile kalmaman iyidir belki de.
Neden iyi olsun?
Daha gençsin.
Bir yere gidebilir, okuyabilir ya da seyahat edebilirsin.
Bunun için çok paraya ihtiyaç yok.
Bebek yapmak için önünde uzun zaman var.
Bu sırada...
Vakho'yla birbirinizi daha iyi tanıyabilirsiniz.
Anlaşıp anlaşamadığınızı
öğrenmiş olursunuz. Zamanla olur bu.
Şüphen mi var?
-Hayır. -Bak, ne diyeceğim...
Babamla sorunların vardı ve onu terk ettin.
Ben de aynısını yapacak değilim.
-Öyle demedim. -Hırsını bizden çıkarıyorsun.
-O yüzden böyle düşünüyorsun. -Sakin ol.
Bir yıldır onunla yaşıyorum, bir de onu daha iyi mi tanıyacağım?
Kızma lütfen.
Hayatıma karışma. Doktora da kendim giderim.
Çok olumsuz ve yıkıcısın. Otar gibisin.
Neyin var senin? Ben senin için en iyisini istiyorum.
-Lütfen kızma. -Sorun yok, boş ver.
Nasıl olduğundan bahsetsene.
Ev nasıl? Orayı sevdin mi?
Gelin, gelin hadi.
Badem ağacı çiçek açıyordu
Güneşin kızıllığı vuruyordu üstüne
Badem ağacı çiçeklerinin kalbinden
Sen çıkıverdin
Okşadın beni
Ama inanmadım
Aşkım
Badem ağacı Dünmüş gibi kalbimde çiçek açtı
Teşekkürler.
Herkes orada olacak. Burası mı?
-Hava burada çok hoş. -Hayır, bence burası değil.
Çok mu erken çıktık?
Hayır, burası olmalı. Yürüyelim hadi.
-Burası çok güzel. -Uzun zaman oldu.
-Kalbim küt küt atıyor. -Tahmin ediyorum.
-Manana? -Ne oldu?
Bir şey isteyebilir miyim?
Pazardan kimseye bahsetme.
-Nesi var pazarın? -Bir şeyi yok ama...
Hadi. Tamam, nasıl istersen.
-Herkese haber vermişler midir? -Evet, vermişlerdir.
-Merhaba kızlar! -Geldiler!
Mkheidze ve Ebanoidze.
İnanamıyorum.
Manana, canım benim. Seni nasıl özlemişim!
Çok güzelleşmişsin!
İndir onu!
Şimdi sıra bende.
10-B sınıfına!
Şerefe!
-Şerefe. -Şerefe!
-Şerefe. -Şerefe!
Şerefime kadeh kaldırdınız.
Şimdi kadeh kaldırma sırası bende.
Ne yazık ki...
Sınıf arkadaşlarınızın bir kısmı bugün aramızda değil.
Yazık.
Asatiani, Abuladze, Adamia...
-Okruashvili. -Uchava.
Uchava, canlarım.
Şimdi şerefinize kadeh kaldırmak istiyorum.
Çok yaşayın.
Sınıf arkadaşlarınızın yerine siz çok yaşayın.
Uzun ve mutlu yaşayın. Şerefinize çocuklar.
-Şerefe. -Şerefe!
Sıradan insanlar değillerdi.
Zirveye ulaşamadılar.
Hayatın girdabında tutunamadılar.
Aramızdan ayrıldılar.
Ruhları şad olsun.
Şansım yaver gitmeyebilir
Talihsizlikler beni alt edebilir
Ben yine de şarkımı söylerim
Gönlüm açılsın diye
Güller açmasındansa Yüzün lekelensin
İnsan dediğin
Şarap enfes.
-Ben daha almayayım, sarhoş oldum. -Ben de.
Onun suçu. Bana içirdi. Beni eve sen götürüyorsun.
-Götürürüm dedim ya. -Anlat bakalım, nasılsın?
-Nasılsın? Çocuklar, Soso nasıl? -İyiyiz.
Soso, eşlerimiz olmadan buluşmamıza bozuldu mu?
Merak etme, onun ziyafetleri bitmez.
-Erkekleri boş verelim. -Çocuk gibiler.
-Kızın evli mi? -Evet.
-Kaç yaşında? -23.
-İnanamıyorum. -Ama henüz anneanne olmadım.
Anneanne olmak için daha erken.
Oğlan 20'sinde. Okuyor.
Yakın zamanda Soso'dan ayrıldım.
Evi terk ettim, artık yalnız yaşıyorum.
Manana, inanamıyorum.
-Ne diyorsun sen? -Son zamanlarda hep kötü haber alır oldum.
İnanamıyorum!
Bir dakika, hangi evden ayrıldın? Annenle yaşıyordun.
Artık orada yaşamıyorum. Bir dairede tek başımayım.
Soso yeni bir daire mi aldı?
Hayır, bizimkilerle yaşıyor. Ben daire kiraladım.
O, onlarla kaldı.
Neden bu kadar şaşırdınız?
Annesiyle babası Soso'yu öz çocukları gibi büyüttü.
Ama ben çok iyiyim kızlar. Hep yalnız yaşamak istemişimdir.
Güzel bir hismiş.
Barışırsınız, biliyorum.
-Hayır. -Hadi ama, öyle deme.
-Dur biraz. Soso çalışıyor mu? -Evet, çalışıyor.
-Kavga mı ettiniz? -Hayır, etmedik.
Ne kavga oldu ne de tartışma.
Şiddet mi uyguluyordu?
-Hayır, asla. -Hadi ama, Soso'yu bilirim.
Peki ya seks nasıldı? Anal seks mi istedi yoksa?
Aklını mı kaçırdın? Ne diyorsun?
Ne var? Hiç mi duymadın?
Kocaları bunu isteyen pek çok kadın tanıyorum.
Dundua o yüzden boşanmış.
İnanılmaz.
-Museridze'yi gördünüz mü? -Dışarıda.
-Ben ciddiyim. -Dışarı çık.
-Lütfen! Konuşuyoruz şurada. -Neden böyle yapıyorsunuz?
-Anlatsana, Soso nasıl? -Niye Soso'yu merak edecekmişiz ki?
Soso iyi. Alışıyor işte.
Ona epeydir katlanıyorsun.
-Katılıyorum. -Çoğu kadın katlanmazdı.
Nasıl yani?
Hayal etsene. Ben olsam katlanmazdım.
Sakın gücenme Manana.
Soso gibi bir adama katlanmazdım.
-Sen azizesin ya! -Öyle değil.
-Nasıl o zaman? -Ailenin hatırına işte.
Çocuklar büyüyene, maddi durum düzelene kadar...
Bir dakika durun. Ne diyorsunuz siz?
-Bilmiyor mu? -Neyi?
Ne bekliyorsun ki? Aklı bir karış havada.
Gözün kör mü senin?
Soso'nun Tevdoradze'nin kuzeniyle ilişkisi vardı.
Hayır!
Bir süre önce oldu. Ondan oğlu oldu.
-Yok artık! -Evet. Şimdi 13 yaşındadır.
-Yoksa 14 müdür? -Tanrım!
Evet.
Çocuklar birbirleriyle görüşüyor mu?
Yemin ederim haberim yoktu.
Yeter, ne diye büyütüyorsun?
Kocasından boşanmış işte, ne var yani? Geçti gitti.
Kocasının kiminle ilişki yaşadığıyla ilgilenmiyor.
-Yeğenim o çocuğun sınıfında. -Ee?
Soso'ya çok benziyor. Çok tatlı, hafif toparlak.
-Onun suçu yok ki. -Soso ne yapsın?
Çocukla elinden geldiğince ilgileniyor.
-Kadını uzun zaman önce bırakmış. -Sonra ne olmuş?
Şeytan gibi bir kadındı. "Karınla benim aramda seçim yap." demiş.
O da onu terk etmiş.
Zavallı Manana, neler çektin!
Soso o kadını çok sevmişti.
Hatırlamıyor musun? Tevdoradzelerden çıkmıyordu.
-Hiç hatırlamıyorum. -Siyah, kıvırcık saçlı bir kadındı.
-Güzel kızdı. -Pek de güzel denemez.
-Neden? -Kanım ona hiç ısınamadı.
Bırak şimdi, bir kadeh doldur.
Manana'ya içelim.
-Şerefe. -Manana'nın yeni hayatına.
-Manana, mutlu olasın! -Mutlu olacak tabii.
Tabii.
Kızlar, Chikovani'yi duydunuz mu?
Ağzınız açık kalacak!
Bunu biliyor muydun Manana?
Kızlar... Hanımefendi, şarkı söyleyecektiniz.
-Hayır, şimdi söyleyemem. -Ne?
Hadi bakalım.
Hadi.
David, gel.
Ver şunu bana.
Hay siz çok yaşayın!
Başlayalım.
Affedersiniz.
Bayanlar ve baylar.
Dostlarım.
Buraya bakabilir misiniz?
-Şimdi. -Olmaz...
-Parlak öğrencimiz şarkı söyleyecek. -Şarkı söyleyemem.
-Manana Mkheidze. -Şu an şarkı söyleyemem.
Olmaz.
Lütfen söyle.
-Sesini yıllardır duymadık. -Al bakalım Manana.
-Eskisi gibi şarkı söyle. -Sesini duymak istiyoruz.
Hadi canım, hadi.
Hayır, olmaz.
-Lütfen. -Hadi.
Bir dakika verin.
Bir tanesin sen! Harikasın!
Yüzündeki ben
Sana çok yakışıyor Gel de yanıma otur
Neşelendir beni Ne iyisin
Tutkulu ve hayat dolusun Ben ölünce, hayatım
Mezar taşım sen ol
Bir zamanlar gülümdün Ama artık hüzünümsün
Beni görmezden geldin, uzak durdun
Lütfen söyle bana
Eğer benden iyisi varsa
Sensiz gücüm yok
Madem aşk nedir bilmezdin Neden bana geldin
Neden geceleri sokaklarımla dolandın
Çizgili kumaş, cübbe ne de yakışmış
Sakın bana ihanet etme
Ne de iyisin Ne iyisin
Tutkulu ve hayat dolusun Ben ölünce, hayatım
Bedenimi örtecek mezar taşım ol
Kim o?
-Doğal gaz. -Kim?
Doğal gaz.
Girebilir miyim?
-Sayaç nerede? -Burada.
-Datuna, kimmiş? -Yok bir şey. Doğal gaz.
Evet, tabii.
Orada.
-Baksana! -Aşağı gelmiyor musun?
-Uğraşamam. -Amma da tembelsin!
Teşekkürler, hoşça kalın.
Bir dakika.
Affedersin, bir dakika.
-Bana mı dediniz? -Başka kime diyeceğim?
Bir şey imzalamayacak mıyım?
Yok, sana demedim. Doğal gaz için geldiler de.
Arkadaşlarını merak ediyorum tabii.
Onu tanıyan yok muymuş? Ne istiyormuş acaba?
Buraya.
Ne?
Nerede?
Ciddi misin?
Sonra ne olmuş?
Hayır, bilmiyordum.
Evet, tamam.
Tamam, dur bir dakika.
Tamam.
Dursana. Ne yapıyorsun sen?
Bırak o ekmekle çikolatayı. Yemeyi kes hemen.
Ama açım.
Açsan patates kızartırım.
-Git başımdan. -Ne dedin? Hanımefendiyi yolcu et.
Bu oğlan beni deli edecek! Bıktım bundan!
Bir diyetisyene ya da psikologa göstermeliyim herhâlde.
Bir şey yapmam lazım artık.
100 kilo olacak. O zaman ne yaparım?
-Hoşça kalın. -Güle güle.
Alo, Lasha?
Evdeyim. Her şey yolunda. Sen nasılsın?
Olmaz Lasha, şimdi gelemem. Ne oldu?
Şimdi gelemem, iyi değilim. Söyle, ne oldu?
Evdeler mi?
Tamam, gelirim.
Ne var? Ne oluyor?
Baba, neyin var?
Ne oldu?
Ne olduğunu söyleyecek misiniz?
Nino, Vakho'ya tava fırlattı.
Vakho çekilince, tava dedeme geldi.
-Kafan nasıl? -Yok bir şeyi.
Bir şey olmadığını nereden biliyorsun?
Başkaları adına nasıl konuşursun?
-Sakin ol baba. -Ben ne komünistler atlattım!
KGB ajanları bizi almaya geldiğinde
ailede hayatta kalan tek kişi bendim.
Onca boktan hükümet gördüm geçirdim.
Şimdi bir de bu hükümetle uğraşıyorum!
Şimdi de torunum beni öldürmeye kalkışıyor!
Sakin ol, isteyerek olmamış. Torunun çok üzgün.
-Zaten işi başından aşkın. -Benim işim başımdan aşkın değil mi?
Ölmeyi o kadar çok diliyorsun ki Tanrı seni böyle cezalandırdı.
Ölmek istiyorum dedim ben.
Torunumun kafamı patlatmasını mı
istiyorum dedim?
Anne, bardaklar nerede?
Şuraya koydu.
Nasılsın?
İyiyim.
Bensiz kafanı dinledin mi?
Yerleştin mi?
Olabildiği kadar.
Daire iyi. Bir tek rafları yerleştirmek kaldı.
Her şeyim yerlerde.
Ya sen? Sen nasılsın?
-Buz isteyen var mı? -Bir iki tane koy.
Ben de buz isterim.
Nasıl mıyım?
Ne bileyim nasılım?
İçiyor musun?
-Kendine dikkat et. -Ben iyiyim, sağlığım yerinde.
Sağlığım gayet iyi.
İyi.
Manana, baksana.
-Ben gelip rafları yerleştiririm. -Hayır.
Dinle beni.
İstersen ben yaparım, sorun etmem.
Hayır Soso, gerek yok.
Kızım benim.
Ağlama.
Otur.
Merak etme, her şey yoluna girecek. Göreceksin.
Biraz su iç ve ağlama artık, hadi.
İç.
Hamile olsam şimdi her şey daha iyi olurdu.
Lütfen böyle söyleme.
Sakin ol kızım.
Hamile olsan ben de sevinirdim, biliyorsun.
Her şey yoluna girecek.
Şimdi canın acıyor ama bir süre sonra her şeyi daha farklı göreceksin.
Her şey yoluna girecek.
Sen çok güzel
iyi bir kızsın.
Gençsin de.
Kendine uygun birini bulacaksın.
Birine âşık olup ondan çocuk yapacaksın.
Gel buraya.
Geçeyim.
-Yardım etsene. Birazdan gelirler. -Geliyorum şimdi.
-Lamara, bu kutuyu nereye koyayım? -Kafama koy.
Şunu odana götür de çekmeceye koy.
Ne istiyorsun Otar?
Ben ne yapayım?
Ben mi söyleyeceğim? Etrafa baksana.
Ortalıkta gördüğün şeyleri kaldır işte.
Öyle mi?
-Kapı çalıyor, kapıya bakın. -Ben bakarım.
Lamara aradı. Hemen gelmemi söyledi.
-Bir şey yok, sakin ol. -Ne oldu?
Lasha evleniyor.
Şaka mı ediyorsun?
-Burada mı? -Daha gelmedi.
Gel.
Kilit bozulmuş. Anahtarım açmadı.
Bozulmadı, kilidi değiştirdik.
Neden?
Vakho'da anahtar var, Nino da gelsin istemiyor.
Bu yüzden değiştirdim.
-Sana da yedek yaptırdık. -Tamam.
Şükürler olsun.
Acaba anne babası var mı bu kızın?
Annesi var. Tek çocuk.
Annesi mi?
Acaba annesi ne iş yapıyor, düzgün bir kadınsa...
Düzgünden kastın nedir?
Düzgün işte.
Tıp asistanı. Tsamalashvili'nin baldızıyla çalışıyor.
-Değil mi? -Evet.
-Sen kızı tanımıyor musun? -Ben nereden tanıyayım?
-Ne bileyim? -Nasıl tanımazsın?
-Herkesi tanımam mı lazım? -Tanımıyor musun?
Neredeyse kalbime inecekti.
Biri öldü sandım, buraya kadar koşarak geldim.
Kalbini sıkıştırmıyor mu bu yani?
Ailemize kim geliyor diye benim yüreğim ağzımda
kızın umurunda bile değil!
-Tek başına kafası rahat nasıl olsa! -Kesin kavgayı.
Yeter, şimdi yeri değil.
-Tut şu dilini. -Kes artık.
-Geldiler. -Kapıyı kim açacak?
-Ben açarım. -Hayır, anne...
Nino'nun açması daha iyi.
-Bırak da o açsın. -Ne olacak sanki?
Yok bir şey anne.
Merhaba Nino. Bu, Kitsi.
-Memnun oldum. -Gel.
-Bu, Kitsi. -Merhaba.
Memnun oldum.
Merhaba. Ben, Kitsi.
-Anne. -Hoş geldin.
-Merhaba. Ben, Kitsi. -Lamara.
Herkes neden ayakta? Oturalım hadi.
Kitsi, otursana.
Çantanı ver, şuraya koyayım.
Eziyet gibiydi. Bir saat trafikte kaldık.
Evet, kâbus gibiydi.
Neden beni aramadın? Yardıma gelseydim.
Gerek yok, önemli bir şey değil.
Biraz kafam karıştı.
Kimsenin ismini bilmiyorum.
Olsun, tanıştırayım.
-Siz, Soso'sunuz, değil mi? -Evet.
Ben annesiyim, Manana.
-Anneannesi. -Bayan Lamara.
Otar'ı biliyorum.
Nino, çok tanıdık geldin.
Ben de bunu düşünüyordum.
-Ama çıkaramıyorum. -Acaba...
-Aldım ama? -Tabii ki!
Buyur, hepsi senin için.
Sana bir soru sorabilir miyim?
-Anne! -Lamara, lütfen...
-Ne var? Bırakın da konuşayım. -Çekinmeyin, sorun.
Kitsi gerçek ismin mi?
-Hayır, ismim Tamuna. -Şükürler olsun!
Aslında Tamar ama bu isimden nefret ediyorum.
Tamuna ya da Tamar diye seslenirseniz bakmam.
Neden canım?
Doğrusu bu.
Bu oda Lasha'yla senin olacak.
Pek bir şeye benzemiyor ama...
Şaka mı ediyorsun? Harika bir oda.
Bu odanın tek kötü yanı, kıyafet dolabı.
O kadar büyük ki dışarı çıkaramadık. Herkesin kıyafeti bunun içinde.
-Eşyalarımı burada bıraksam olur mu? -Tabii, hiç sorun değil.
Yakında burada bir bebek olacağı için nasıl mutluyum, bilsen!
-Karnın çok tatlı. -Teşekkürler.
Doktorun kim?
Ben patates kızartacağım. Sen de salata yap.
- Haçapuri yapalım. -Tamam.
Tavuk da var ama buzlukta.
-Marketten bir şeyler alalım. -Hayır, evdekileri yaparız.
-Ayıp ama. -Merak etme sen.
Buyur, karpuz. Tatlıdır, çekinme.
Burada ne yapıyorsun?
Hiç aklından geçer miydi? Yakında torunumuz olacak.
Kirazlar
Olgunlaştı
Suları
Eğrelti otundan damlıyor
Bilmiyordum o zamanlar Tir tir titrediğini
Elmas gibi parlayan gözlerin Utangaç adımlarınla
Kendini ele verdin Ben yaprakları koparırken
-Ben gidiyorum. -Tamam canım.
Ne yapıyorsun?
-Ne? -Bir şey söylemeden çektin gittin.
Sabah erken kalkmam lazım.
Lasha'ya çok kalmayacağımı söylemiştim.
Ben seni bırakırım. Gel, bizimle ol.
Sen de olunca herkesin keyfi yerine geliyor. Ben seni bırakırım.
Nasıl bırakacaksın? İçki içtin.
Sadece iki kadeh.
-Hayır, taksiye binerim. -Dur.
Taksiye sonra bin.
Gel lütfen.
Seni taksiye bindirir, eve bırakırım.
Evimiz bu kadar mı kötü de bir akşamını bile bizimle geçiremiyorsun?
Yemin ederim, geç olursa seni taksiye bindirir
kendim doğrudan eve dönerim.
Neden beni bırakasın? Korkmuyorum.
Tabii.
Sen hiçbir şeyden korkmazsın. Çetin kızsın sen.
Gitmem lazım.
Dur lütfen.
Acaba diyorum...
-Ne var? -Ne zaman döneceksin?
Görüyorsun ya, ağzımı açmıyorum.
Ağzımı açmadan seni bekliyorum.
Kolay değil ama.
-Beni mi bekliyorsun? -Tabii ki.
Kendime ait bir evim var ve dönmeyeceğim.
Ben ne yapayım? Benim evim neresi?
Benim yerim neresi?
Tamam, ben de giderim.
Sorun yok. İstediğim yerde yaşarım.
-Evet. -Ama...
Şimdiye dek burayı yuva bellemiştim, ait olduğum yer burası sanmıştım.
Seni yuvam bellemiştim. Lasha, Nino, Lamara ve Otar'ı da.
-Oraya git o zaman. Seni beklerler. -Çok zor bir insansın.
-Her şey illa istediğin gibi olacak! -Hiç de bile.
-Tamam, bir şey demiyorum. -Lütfen, erken kalkmam lazım.
-Lütfen içeri dön. -Taksiye kadar da gelmeyeyim mi?
Peki.
Kardeş, Varketili'ye götür.
-Tamam. -Bu da parası.
-Ne? -Raflar ne olacak?
-Ne rafı? -Dairendeki.
Daha yapamadım. Fırsat bulursam yerleştireceğim.
Ben gidiyorum. Kendine iyi bak.
-Sen miydin? Geçsene. -Nasılsın?
-İyiyim, sen? -İyiyim.
-Bulmak kolay oldu mu? -Tabii.
-Palton? -Hayır, sağ ol. Bu, sana.
Zahmet etmeseydin.
Geç hadi.
Buraya da sığar. Şunu çekebilirsin.
Biri buraya, biri de buraya veya yan yana. Hatta belki...
Bence şurası daha iyi.
Nasıl istersen.
Tamam o zaman, başlayayım.
Dur, soluklan biraz. Acelen mi var?
-Hayır, acelem yok. -Gel de evi gör.
Bu, diğer oda.
Çok hoşmuş.
Evet, alıştım.
Büyük değil ama rahat.
Mutfağı da göstereyim.
Taşındığımda ortalık darmadağındı. O günden beri temizliyorum.
Derli toplu olmuş.
Bu nedir?
Ev yapımı şarap, arkadaşlarım verdi.
Genç şarap. Seversin dedim.
Sağ ol.
Bunlar ne?
Domates. Ben ektim, serpildiler.
Harika.
Bir şey yiyecek misin?
İkram ediyorsan yerim.
Yemek yapmıştım. Özel bir şey değil gerçi ama...
Tüm gün evdeydim.
Bir şeyler pişireyim dedim.
Harika kokuyor.
Birazdan hazır olur.
-O zaman ben gidip başlayayım. -Tamam.
Yemek hazır.
-Ziyafet! -Özel bir şey değil.
-Buyur. -Teşekkürler.
Sağlığına içeceğim.
Her nerede olursan ol.
Teşekkürler.
Şerefe.
-Şarap çok iyiymiş, değil mi? -Çok iyi şarap.
Alsana.
Fena değil bence.
Mısır ekmeği de al.
Bundan da.
Lamara'nınki kadar iyi olmasa da...
Çok lezzetli.
-Öyle mi? -Evet, gerçekten.
Evde durumlar nasıl?
Lamara ve Otar nasıl?
Her zamanki gibi.
Lamara iyi, sağlığı yerinde.
Otar artık ölümden çok sık bahsetmiyor.
Mutlu, torununu bekliyor.
-Her şey yolunda yani. -Ne güzel.
-Peki ya Lasha ve Kitsi? -Onlar da iyi.
Şey...
Kitsi çok iyi bir kız.
-Çok iyi kız. -Evet.
Bazen merak ediyorum, bizimkinde ne buldu acaba?
Belki de düşündüğün kadar kötü değildir. Hâlâ bilgisayarına yapışık mı?
Pek değil. Ara sıra dışarı çıkıyor.
Galiba iş arıyor. Bilmiyorum, bana söylemiyor.
Kimseye söylemiyor. Bana da Kitsi söyledi.
Nino nasıl? Atlattı mı?
Evet, galiba.
Geçenlerde arkadaşlarını çağırmıştı. Eğlendiler, neşesi yerine geldi.
Kitsi de onlara katıldı. İyi vakit geçirdiler.
-Vakho ortaya çıktı mı? -Vakho mu?
O piç kurusunu görürsem kafasını dağıtacağım.
Hadi.
Nihayet hava soğuyor.
Sen nasılsın?
Hayatın nasıl?
Ne diyebilirim ki?
-Merhaba. -Merhaba.
Affedersiniz, misafirinizi çağırır mısınız?
Biz komşularınızız.
-Merhaba. -Merhaba.
-Acaba... -Araba mı engelledi?
-Evet. -Çekeyim.
Şimdi geliyorum.
-Kusura bakmayın. -Önemi yok.
-Çok üzgünüm. -Sorun, araba değil.
Ne peki?
Bak kardeşim, bir ricamız var.
Nedir?
Bu kadını bir daha rahatsız etmeyeceksin.
Ne?
Ne gülüyorsun?
-Adın ne senin? -Irakli.
Belanı mı arıyorsun evlat?
Bak kardeş...
O, evli bir kadın.
Kocası ve ailesi olduğunu biliyor muydun?
Haberin var mı?
Çok sevimlisin.
-Çek o elini! -Çekmezsem ne olur?
Serseriler, büyüklerinizle saygılı konuşun!
Benimle nasıl böyle konuşursunuz? Hem siz de kimsiniz?
-Ne oluyor? -Bana bırak.
-Kocamdan ne istiyorsunuz? -Kocan bu mu?
Evet, o benim kocam.
Rezo'nun bacanağı mısın sen?
İyi adam dediği bu mu?
-Sizi Rezo mu gönderdi? -Hiç utanmanız yok mu sizin?
Aptalın teki bu.
-Ne oluyor? -Üzgünüz.
Tabii üzgün olacaksınız.
-Gidelim hadi. -Bu davranışınız kabul edilemez.
Rezo sana göz kulak olmamızı istedi.
Bana göz kulak olmanıza ihtiyacım yok. Çocuk muyum ben, yaramazlık yapayım?
Kimin kim olduğunu anladık, dağılın hadi.
Tamam, güle güle.
Rezo nehre atlayın dese atlayacak mısınız?
Üzgünüz.
-Beyniniz yok mu sizin? -Tamam, hadi.
Rezo neler çeviriyor? Bana ne hakla böyle davranır?
O aptallara nasıl benden bahseder?
Çocuk gibi. Asla büyümüyor.
Hayatıma karışıyor.
-Tamam, sakin ol. -Nasıl sakin olayım?
-Sence bu normal mi? -Hayır, değil.
Duydun mu? Bana göz kulak olacaklarmış!
Kimse bana göz kulak olmasın!
O heriflerle uğraşmak istemedim. Rezo'yla konuşurum.
Çok yorgunum Soso. Böyle bir aileye ihtiyacım yok.
Böyle bir kardeşe de yok!
Yapma Manana, kardeşini tanıyorsun.
İşlerini böyle halleder. Hayatını böyle geçirdi o.
Sen onu iyi anlıyorsun, değil mi? Çekil şuradan.
Kızmana gerek olmadığını söylüyorum sadece.
-Sakin ol. -Hayatını böyle geçirmiş!
Ben ne yapayım peki?
-Ya sen? -Ben mi?
Hayatını nasıl geçirdin?
Her şeyi biliyor musun?
Kimsin sen?
Alt yazı çevirmeni: Ezgi Acar
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.