All language subtitles for Paris Palace Hotel (1956).Turco

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu hikayenin başlangıcı...

...çok eskilere uzanıyor.

O günlerde, zamanı ölçecek cihazlar yoktu.

Ateş, ilkel zaman işleyişinin erken bir bileşeniydi.

Hayat yanıp sönerken...

...bu kalibre edilmiş mum saat başı titredi.

Orta Çağ'daki olayların...

...bu mum yüzünden gerçekleştiği söylenir.

İşkence sanatında uzman olan Çinliler...

...insanı uykusundan uyandıran ilk cihazı icat etti.

Alev, mumun içinden geçerek ipi yakar...

...ve bir zili harekete geçirir.

Böylece ilk çalar saat doğdu.

Ayarlamak bundan daha kolaydı ve...

...bundan çok daha az nahoştu.

Üzücü ama gerçek...

...1838'de bir kristal alarmı saat mekanizmasına bağlayarak...

...Çin işkence cihazını mükemmelleştiren...

...Beauchesne adında bir Fransız'dı.

23 Aralık'ta şafak söküyor.

Paris hala uykuda.

Bir dakika sonra...

...bu büyüleyici cihazlardan 2.788.643'ü hayat bulacak.

Erkekleri işe, çocukları okula gönderecek.

Kadınlar bile kurtulamıyor.

Gelin bir çatı katına misafir olalım.

Rastgele tabii...

Yakından izleyelim.

Belgeselin ve gerçekliğin buluştuğu nokta burası.

Vuruş düzenli.

Her şey yolunda gibi görünüyor.

Gerilim...

Bu son saniyeler ne hoş.

Çok tatlı, çok şehvetli, çok...

Çeviri: peaceflower İyi seyirler

Isınmayı bitirdik.

Pencereye git...

...ve derin bir nefes al.

Şimdi, kollardan başlayarak, gerçekten içine girelim.

Yere düz bir şekilde uzanın...

...ve üst uzuvlarınızı esnetmeye başlayın.

Birlikte: yukarı ve aşağı...

...yukarı ve aşağı... devam.

Yukarı, işte böyle.

Yapabilirsin.

Beş veya altı tekrar daha yapın.

Yukarı ve sonra...

İçeri gelin, Bayan Grillon.

Noel baskınız.

Teşekkürler Bayan Grillon, günaydın.

Evlenmelisiniz Bayan Françoise.

O zaman sana kahvaltı hazırlayan kocan olacak.

Tek sebep bu olurdu.

Ama bir ay sonra ona kahvaltı getiren ben olurdum.

Çamaşır suyu gibi kokuyor.

Veya daha doğrusu iyot tentürü.

Kahve senin için yeterince iyi değil mi?

Vitamin dolu.

Ah, evet, vitaminler...

Yine şekerlenmiş meyve aldım. Onları çocuklara götür.

Artık onlara dayanamıyorlar.

Kim aynı hediyeyi gönderip duruyor?

Kartı oku.

"Şekerlenmiş armutlar gizli bir dil konuşur."

Ne sır ama! Çorap giymeyi tercih ederim.

Tanrım, erkekler çok aptal.

Bu çerezlerin oldukça pahalı olduğundan bahsetmiyorum bile.

Uyandın mı?

Daha uyumadım. 200 sayfa tercüme etmek için iki günüm var.

- Sekreter patronuyla mı evleniyor? - Hayır.

Biliyordum. O şişkoya güven olmaz.

Ya da sıskalara.

- Ne oluyor? - Esther Lamour burada.

Geliyor!

Merhaba, Bayan Alice.

Geciktin.

Esther Lamour'u izledim. Ev hakkında yazacak bir şey yok.

Günaydın.

Bu senin seksi iç çamaşırın mı?

Her neyse.

Duydun mu?

Bay Charles'i tanıyor musun? Şişman, tüccar?

Monique'i aldı.

Çabuk olun, bayanlar.

Françoise!

Bay Desmoulins'e bakar mısın?

Sabah 9'da Bay Henri var. 9.10... onun için çok kötü.

Nefes nefese gelecek:

"Bir saattir park edecek yer arıyorum!"

- Merhaba bayım. - Merhaba.

Bugün şanslı günüm.

Çok güzelsiniz, hanımefendi.

- Güzel ve kısa mı? - Çok fazla değil.

Ofisim hemen yan tarafta.

Runproof çoraplar.

- İlgileniyor musun? - Emin ol.

Bu benim yeni bir işim. Kükreyen bir başarı.

Ancak insan, harcayacak kimse olmadan bu kadar çok para kazanmanın amacının...

...ne olduğunu merak ediyor.

Parmaklar sıcak suya.

Gerçek zevk, şımartacak birine sahip olmaktır.

- Ve şekerlenmiş meyve göndermek mi? - Eğer istersen.

Şaka yapıyordum.

Ne seversin? Çikolata?

Kürk.

Anlıyorum...

Bayan Françoise için telefon!

Affedersiniz. Bırakın.

Bugün doluyum ama sizi sığdırabilirim.

Perşembe 17:00 veya Cuma 11:00.

Korkarım hayır.

Cuma 11:00 o zaman.

Galler prensi...

...Raymond Poincare, Georges Feydeau...

Hepsi saçlarını bana yaptırırdı.

Şimdi insanlar tırnaklarını yaptırıyor.

Göreceksin, gitti ve bir randevu aldı.

Bana danışmadan.

Alexandre, lütfen Bay Deflandre için Cuma saat 11'e not al.

Belki bir şeyler içmeye gidebiliriz.

Susadın mı?

Daha da iyisi, akşam yemeği yiyebiliriz.

Tabii, zevkle.

- Ne zaman? - Yarın.

- Ama noel arifesi. - Ve?

- Biliyorsun... - Evet, aile günü.

Ve pazar günü de.

Pazar ve tatil günleri boş olduğunuzda tekrar konuşalım.

- Nasıl olmuş? - Mükemmel küçük hanım.

Yeterince kısa mı?

Galler prensininki gibi yap.

Bak Françoise, 5,000 frank bahşiş.

- Ne istedi? - Hiçbir şey.

Sana sormaya çok utanıyor.

Öyleyse ona geri vereceğim.

- Delirdin mi? - Zamanını boşa harcıyor.

Bırak parasını da boşa harcasın.

Teşekkür ederim, efendim.

- Elli dolar ortalama. - Françoise.

Bu Monique'in yedeği. Lütfen ona işi gösterin.

Merhaba, adım Françise Noblet.

Adım Janine Le Guen.

Şu bifteklere ne dersin, Leon?

Sanki sonsuza kadar sürecek.

Bu yüzden hepsini içine attım.

Kulübe katıl.

Neden manikürcü oldum biliyor musun?

Erkeklerle tanışmak için... çekici erkekler.

Erkeklerle tanışacaksın.

İyi miler?

Bir akşam ya da hafta sonu için mükemmeller.

Sonra?

Sonra başka salona gidiyorlar.

Üzgünüm, burası çok sıkışık.

Size bir şey ikram edebilir miyim?

Hayır, teşekkürler.

İşte, iyi erkeklerinden biri.

Hep böyle midirler?

Salonda edepliler...

...ama seni odasına çağıranlara dikkat et.

Bir odaya girmeye asla cesaret edemezdim.

Öğreneceksin.

Sabahları güvenlidir.

Öğleden sonraları riskli.

Bazı erkekler biraz eğlenmek için manikür yaptırır.

Ama en tehlikelisi...

...,yeni banyo yapan adamdır.

Bornozunun içinde, göğsü kıllı ve yüzü kızarmış.

Bazen onu yenmen gerekir.

- Baş belaları. - Lanet olsun!

- Size kahve ısmarlayabilir miyim? - Kahve içmiyoruz.

Leon, iki koyu kahve, çabuk ol!

Françoise! Beni bekler misin? Nerdeyse bitirdim.

Tamam.

Bugün işler güzeldi. Öğleden sonra on bir müşteri.

İçecekler için dört, akşam yemeği için bir davetiye.

Yatağım çağırıyor.

Gökyüzü ve Deniz Arasındaki Cennet

Alo?

Evet efendim, tabii ki efendim.

Müşterilerimize her zaman açığız.

Memnun oldum efendim.

Janine!

Otelde manikür, no. 412.

Ama saat 6.50.

Yeni kızlar zorlu molalar alır.

İnleme.

Bunu alıyorum.

Ya bornozunun içindeyse, göğsü kıllı ve kıpkırmızıysa?

Sadece şaka yapıyordum.

Ya hayır dersem?

Erkeklerden korkuyorsan manikür sana göre değil.

Keşke milliyetini bilseydik. İtalyanlar en kötüsü.

Garson, 412 numarada kim var?

Sanırım bir İtalyan.

- Paris'e gelmemeliydim. - Aptal olma.

Aslında İtalyan dün ayrıldı.

No: 412 artık bir Fransız.

Gördün mü?

Fransız erkekleri o kadar da kötü değil.

Kibarca cehenneme gitmelerini söylersen geri çekilirler.

İyi dinle.

Öncelikle kapıyı aralık bırak.

Ardından zile mümkün olduğunca yakın otur.

Çalsam kim gelir?

Düğmeye bağlı, hizmetçi, garson veya kapıcı.

İşte numaran, 412.

Güvenilir bir çift ayakkabı ile.

- Yürü hadi. - Yapamam.

- Kapıyı çal. - Yapamam.

Seni koca aptal. Bana sepetini ver, şunu tut.

- Beni Acapulco'da bekle. - Çok iyisin.

Girin.

- Manikürünüz efendim. - Bir dakika, küçük hanım.

Korkarım önlüğüm yok.

Sizi bu saatte çağırmak benim hatam.

Kapıyı açık tutmak zorunda mıyız?

Şey...

Henri, ayağına yüklenme.

Eşim.

Nasıl hissediyorsun, sevgilim?

Biraz daha iyi, bal küpüm.

Sıcak su alabilir miyim?

Buyurun, küçük hanım.

Henri, bu elbiseyle seyahat edemem.

Mavi-gri hakkında ne düşünüyorsun?

Sana söylemek üzereydim.

Hayır, daha doğrusu lacivert.

Yalnız seyahat eden bir kadın için daha ölçülü.

Son iki saatini bavulunu hazırlayıp...

...elbiseni değiştirmekle geçirdin.

Düşünüyorum. Düşünebilirim, değil mi?

Elbette, meleğim.

Gittiğin yere baksana.

Bu kızlar çok sakar.

Uzağa gidiyor.

Birkaç günlüğüne.

Affedersiniz.

Teşekkür ederim.

Alo?

Evet?

Bir dakika.

Madeleine, Zürih'i mi aradın?

Evet, aradım.

Bendim, her zaman bendim.

Her zaman hata bende.

Zürih'i aradığın için kızmadım.

Tüm ihtiyacım olan bu.

Alo, ben Bayan Delormel.

Bayan Henri Delormel.

Ben Bayan Delormel dedim.

Beni haber vererek Zürih'teki Bayan Brunings'e bağlayın.

Brunings!

Sağırken operatör olamazsın!

Alo, anne?

Çok üzgünüm.

Henri gut hastalığına yakalandı. Benimle gelmiyor.

Saat 11'de orada olacağım.

Evet, astraganı alacağım.

Hayır, fazla valiz getirmeyeceğim.

Henri taşımak için orada olmayacak.

Tamam. Henri'ye selamlarını mı iletiyorsun?

Annem selamlarını gönderiyor.

Çok nazik. Benim de selamlarımı gönder.

Henri çok duygulandı. Selamlarını gönderiyor.

Tamam anne, 11'de görüşürüz.

Odamın ısıtıldığından ve güneye baktığından emin olun.

Onlara Bayan Delormel için olduğunu söyle.

Henri Delormel.

Seni seviyorum.

Annemin selam gönderdiğini söylemiş miydim?

Evet, balım.

Bir saat sonra gitmeliyim.

Vaktinde hazır olamayacağım.

İkinci kez düşündüm de...

Kış sporları için giyecek elbisem yok.

Sadece yünlüler.

Henri! Çalışanlar hırsız!

Ne oldu?

Gök mavisi Shetland kazağım!

Yeşil, pembe,...

... beyaz, turuncu...

...ve sarı var ama gök mavisi yok.

Sence de beş tane yetmez mi?

Henri!

Gök mavisi Shetland'ımı sevmiyorsun!

Nasıl öyle dersin tatlım? En sevdiğim.

Noel'de gut hastalığına yakalanmak uğursuzluktur.

Hiç şüphesiz.

Ama aramızda kalsın, aile toplantılarından pek hoşlanmam.

- Ya siz? - Bizimkiler Nevers'de.

Mükemmel aile, sağlığı yerinde olan...

...ve 300 km uzakta yaşayan ailedir.

Henri, buldum!

Şükürler olsun, meleğim.

Girin.

- Bayan Delormel için çiçek. - Koy bir yere.

Sevgilim, sana fotoğraf bırakıyorum.

Böylece, ben uzaktayken...

Bunları bana sen mi gönderdin, sevgilim?

Ben gönderdim.

Hatırlaman çok güzel.

En azından bunu yapabilirim, balım.

Teşekkür ederim.

Salı günü evlendik.

Ona her salı gül gönderirim.

Çok romantik.

Hem de çok akılsızca.

19 yıl boyunca her salı...

"Bunları bana sen mi gönderdin? Yapabileceğim en az şey bu."

Şimdi ikimizde kırmızı güllere tahammül edemiyoruz.

- Hiç unuttunuz mu? - Tabii.

Ajanslar bunun için var.

Annem bana astrakhanımı almamı söyledi ama bu çok akılsızca.

Onun yerine kunduzumu alacağım.

Henri, buradaki hizmet berbat.

Biletimi henüz almadım.

Kabul edilemez.

Bir daha bu havayoluyla uçmayacağım.

Bir daha burada kalmayacağız.

Haklısın tatlım ama biletin masanın üstünde.

Balım, telefonu alabilirsin...

...ama en azından mobilyaları bırak.

Ne kadar şapşalım.

- Nasıl oldu? - Mükemmel, küçük hanım.

- Bayan...? - Françoise.

Benim yüzümden geciktiniz.

Sizi bekleyen şanslı erkeğe özürlerimi iletin.

- Beni bekleyen kimse yok. - Onun kaybı.

Tatlım, sadece üç kez değiştirmek için zamanın var.

Biliyorum, acele ediyorum.

- Al bakalım. - Ve?

Harika bir beyefendi.

- Bir şeye kalkıştı mı? - Eşi yanındaydı.

Hayır, bu senin.

- Lütfen sen al. - Çok iyisin.

Bayan Henri Delormel gibi ana asansörle ineceğim.

Bana bakışı...

Hiç fena sayılmaz.

Biraz izci ama sevimli.

Hatta ondan hoşlanabilirim.

Anahtarlarınla oynamayı bırak!

Yine o.

Şimdi konuşmayı açacak.

Erkekler o kadar esprili ki, yağmur yağdığını söyleyecek.

Bekle ve gör.

Hadi, yapabilirsin.

Hadi...

Yağmur yağıyor, hanımefendi.

Yok canım, öyle mi?

Otelde mi kalıyorsunuz?

Evet, ya siz?

Henüz geldim.

Otel güzel mi?

Servis daha iyi olabilirdi ama bütün lüks oteller aynıdır.

Arabamı bekliyorum.

Sizi bırakayım mı?

Teşekkür ederim ama taksiye bineceğim.

Beni ne sandı?

Herhangi bir adamın arabasına bineceğimi mi sanıyor?

Bay Brugnon'un arabası geldi.

Tamam, teşekkürler.

Buyurun.

Kendinizi zahmetten kurtarın, hanımefendi.

Sizi nereye bırakayım?

- Arkadaşlarımla yemek yiyeceğim. - Nerde?

27. cadde François-Villon.

Arabanız çok güzel, Bay Brugnon.

Bu eski tank mı?

Spor modelimi tercih ederim,240 km/s.

Dünyanın orkestraları emrinizde.

- Geçiyor musun? - Noel Arifesi için.

Mısır'dan Acapulco'ya giderken.

Oraya hiç gittiniz mi? Tam bir cennet.

Deniz masmavi.

- Eğlence için mi seyahat ediyorsunuz? - Elbette.

Yalnız mı?

Hayır, babamla, iş adamıdır.

Hangi işte?

Her türlü işletme, hepsi çok önemli.

Siz ne yapıyorsunuz?

Buzdolapları, seri üretim.

Bende çok seyahat ederim.

Sizi ne zaman bekliyorlar?

- Kim? - Arkadaşlarınız.

Şimdi.

Biraz geç kalırsanız?

Beni içmeye mi davet edeceksiniz?

Neden olmasın?

Bu fazla sıradan olurdu.

Roma'da veya Tokyo'da tekrar buluşmak çok daha güzel olurdu.

O kadar küçük bir dünya ki.

Havayolları böyle söylüyor.

Dünya oldukça büyük.

Tekrar buluşma şansına güvenerek...

Soldan ilki.

- Geldik. - Hemen mi?

Çok kibarsınız.

Teşekkür ederim, Bay Brugnon.

İsmimi nerden biliyorsunuz?

"Bay Brugnon'un arabası geldi."

Doğru. Senin ismini öğrenebilir miyim?

- İsmim Françoise. - Françoise ne?

Françoise...Françoise Delormel.

Elveda, Françoise Delormel.

Neden "elveda"? Viyana ya da New York'a kadar.

- Hoşça kal. - Hoşça kal.

Kesinlikle zamanını geçirdin.

- Hikaye nedir? - Görünüşe göre hırlıyor.

Bu Brugnon gerçekten tam bir başbelası.

- Yarın bakarım. - Aceleci biri değil mi?

Ne müşteri ama değil mi?

Bu arada Bay Gerard Necker, kibarca giyinin.

- Fazla mesai yapıyoruz. - Lanet!

Bu gece için sözleştiniz mi?

- Hayır ama nerdeyse. - Yapma! Anlatsana.

Bana Bay Brugnon'un anahtarını versene.

Asansörde o kızı gördüm.

Harika gözleri vardı ve çok güzel kokuyordu.

Parfümünü alacak parası olmasa benim gibi kokardı.

Çok beklersin.

Hayal et. Zengin kızlar bizim ligimizin dışında.

- Buyurun efendim. - Teşekkürler.

- Beni kuaföre bağla. - Derhal.

Salon lütfen.

Bayan Delormel dün neredeyse uçuşunu kaçırıyordu.

Her zamanki gibi Albert.

- Bir dakika. Buyurun. - Sağ ol.

Alo?

412 numaraya manikürcü gönderir misiniz?

Mümkünse Bayan Françoise.

Hemen, efendim.

Fraçoise, numara 412'ye.

Üzgünüm, başa döndük.

- Numara 412 hala sensin demek? - Evet, hala benim.

Lüks otel misafirleri hükümlü gibidir.

Sadece bir numara.

Sırtımızda olmak yerine anahtarımızda.

Daha iyi görünüyorsun.

Mucizevi bir iyileşme.

Gut hastalığım iki hafta içinde iyileşti.

Acı, baston, bandajlar...

Hepsi roldü.

Neden rol yaptınız?

Çok basit...

Yol temiz.

Ani iyileşmeniz neden?

19 yıl Noel'i ailemle geçirdikten sonra...

...Paris'te Noel'de bir kez olsun yalnız olmak istedim.

Yalnız ama uzun süre değil.

Hayır, o cephede herhangi bir plan yapmadım.

Hiç yok.

Bu yüzden akşam yemeği yemek ister misin?

Yemek mi?

Seni bekleyen kimse yok. Dün öyle dedin.

- Ne istiyorsun? - Misafirliğinin keyfini.

Reddedersen yazık olur.

Kabul edersem?

Özgürlük mücadelesinin her zaman boşuna olmadığını söyleyebilirim.

Seninle çıkmak için uygun bir şeyim yok.

- Bu biraz uygunsuz olabilir. - Tamamen uygunsuz.

Ama daha eğlenceli.

Bayan Delormel her şeyini aldı...

...ama geride bir iki şey bıraktı.

İhtiyacımız olan da tam bu.

İlk önce prova.

Sadece birkaç kırpmaya ihtiyacı var.

Hizmetçi halleder.

Şimdi bir palto, kürkünü seç.

Şanslısın, indirimdeler.

Bu küçük sayı her erdeme sahip.

Sıcak, pratik ve diğer tüm kadınların kıskançlığı.

- Yabani vizon. - Dene.

- Cüret edemem. - Alışırsın.

Nasıl görünüyorum?

Bir ayı yavrusu gibi. Kollarını sıva.

Endişelenme, kısa sürede nasıl kullanıldığını çözerim.

Mükemmel.

- Ne var? - Çiçek, efendim.

Ama bugün çarşamba.

- Tek çiçek efendim. - Affedersin.

"Güzel bir anın anısına." Bu nedir?

Hiç bilmiyorum, efendim.

Seninle konuşmuyorum. Kaybol.

Kaybol!

- Beni mi kastetdiniz, efendim? - Başka kimi olacak.

Yüzünü bir görsen.

Yabancı biri karıma çiçek göndermiş.

Beyaz gül çok güzel.

"Küçük hanım Delormel."

"Küçük hanım", cesarete bak.

"Güzel bir anın anısına." G.B imzalı.

Bütün bunlar ben hastayken olmuş.

"G.B", kim olabilir?

- Gerard Brugnon. - Onu tanımıyorum.

Buzdolabı üreticisi.

Sen nerden biliyorsun?

Gül, eşin için değil, benim için.

Anlamıyorum.

Dün gece beni evime bırakmayı teklif etti.

Beni misafir olarak davet etti.

Eğlence olsun diye ismimi öyle söyledim... Kızdın mı?

Hiç de değil, çok komik.

Bir şey dışında.

"Hanım" değil "küçük hanım" dedin.

Koşullar göz önüne alındığında, evet.

Şüphesiz Bay Brugnon yakışıklı bir genç?

Evet. Artık yemek işi olmaz.

Hiç de değil. Öğle yemeğine ne dersin?

Olmaz, meze barında yemek yiyorum.

- Gülün ne olacak? - Suya koy, akşam 8'de görüşürüz.

Bu gece görüşürüz.

Artık desenli değil mi?

Hayır, akort iyi.

Sana ne demiştim?

Bugün güzel kokulu kız yok mu?

- Yok. - Güya.

Araba kızlar için mıknatıs gibidir. Kimin kullandığı önemli değil.

Öyleyse kullan ve kendin gör.

Çirkin olduğumu mu söylüyorsun?

Bisiklet kullanıyor olsaydın sana ikinci kez dönüp bakar mıydı sanıyorsun.

Kim bilir.

Öyleyse onu bisikletle görmeye git.

"Merhaba hanımefendi, yağmur yağıyor, gittiniz yere bırakayım mı?"

"Atlayın."

Onu tekrar görmek istiyorum.

Şansın vardı, araba iyi.

Bay Bohm'ın arabası.

Bay Bohm'ın arabası, lütfen.

Palace Otel?

Bayan Delormel ile konuşmak istiyorum.

Delormel mi? Lütfen bekleyin.

Alo?

Ne? Kimi arıyorsunuz?

Bayan Delormel mi? Kim arıyor?

Bay Gerard Brugnon.

Affedersiniz, Bayan Delormel ile konuşabilir miyim?

Kuaförde.

Ne? Kuaförünün adresi mi?

Bak, seni kuaföre bağlayarak sana bir iyilik bile yaparım.

Hatta kalın, Bay Brugnon.

Alo, hanımefendi?

Arayanı Bayan Françoise'nin salonuna bağlayın.

Bay Brugnon'un aradığını söyleyin.

Brugnon, doğru. Buzdolabı üreticisi.

Alo?

Evet? Evet, hemen.

- Françoise, telefon. - Doluyum.

Arayan Bayan Brugnon.

Dikkatli olsana.

Deli! Bu karı delirmiş!

Sen misi? İnanmıyorum.

Fabrikamdan arıyorum. Çok gürültülü.

Senin orada gürültülü.

Zor duyuyorum.

Saçımı kurutuyorum.

Beyaz gül çok güzeldi.

Bende seni görmek isterim. Ama ne zaman?

Programıma bir bakayım.

Bakalım, 16:00...

Paris'ten geçen bir arkadaşımla çay içiyorum.

Saat 17:00'de Noel hediyem için kuyumcuya gideceğim.

18.00'de mi?

Saat 18.00'de bir provam var.

Fildişi renginde omuzları açık...

...üzeri nane yapraklı desenli bir gece elbisesi.

Kişisel konuşma yasak.

Git başımdan!

20:00'de mi? Babamla yemek yiyorum.

Hangi restoran olduğunu bilirsem...

- Daha en kadar kalacaksın? - Yaylan!

Affedersin, müdürüme bağırıyordum.

Seni tekrar görmek istiyorum.

Seni tekrar görmek istiyorum!

Saat 21.00 gibi otele gel.

Seni babamla tanıştırırım.

Söz veremem.

Beni no: 412'den iste.

Söz mü?

Hoşça kal.

Sonunda.

- Bay Brugnon'u hiç duydun mu? - Hayır.

Bay Fridge'den daha iyi.

Piston, seninle konuşmalıyım.

- Zamanım yok. - Arkadaşım mısın değil misin?

Tek bildiğim çirkin olduğum.

Yunan tanrısına benzemiyorsun...

...ama iyi birisin ve kendince çekicisin.

Piston, az önce onu aradım.

Randevulaştık.

Yemeğe çıkıyoruz.

Gece elbisesi kiralamalıyım. Ne kadar?

5,000-6,000 frank kadar.

Öyle mi? 20,000 frank yetmeli.

- Piston... - "Bana ödünç ver", kafayı mı yedin?

Belki, ama 20,000 frank hayatta bir kez yaşanacak bir Noel için...

...ödenmesi gereken küçük bir bedel.

- Özellikle ben ödüyorsam. - Sakin ol, geri ödeyeceğim.

Çok mu sevimli?

Daha fazlası, o...

Tamam, anladım.

- Bir şey daha. - Şimdi ne var?

Bay Brugnon'un arabası her zamankinden daha çok pembe olmalı.

Bu durumda, pembe olur.

- Madam. - Teşekkür ederim.

Ne yapacaksın?

Hiçbir fikrim yok.

Hangisini tercih ediyorsun?

İkisi de kıyaslamak için çok farklı.

Anlamadın mı?

Ben anladım ama onlar anlamadı.

Bir görüşmeye gitmeliyim.

Sonra görüşürüz.

Yazı tura at.

Affedersiniz? Kahve lütfen.

- Yer boş mu? - Sen, burada?

Meze barda ilk kez.

Bayan Delormel uygun bulmazdı.

Ne önerirsin?

Hardal ve bifteğe batırılmış sosis...

...ve kızarmış yumurta.

Yumurtasız biftek alacağım.

Leon, biftek ve havuç suyu.

- Havuç suyu mu? - Ruh halini iyileştirir.

Gerekli mi?

Çok dikkatli olamazsın.

Teşekkürler.

Aramayı bana mı yaptın?

Yakışıklı genç Buzdolabı Kralı'nı görmeni engelleyemedim.

Güzelmiş.

Beni yemeğe davet edecekti.

Gitmediğin için ona yazık oldu.

Elbette, ama çok ısrar etti.

Şüphesiz, ama sen dik durdun.

Bifteğin.

Sağlam durdun mu?

Babamla yemek yiyeceğimi söyledim.

Bu işe yarar.

Rol oynamaya da devam edebiliriz.

Çok ısrarcı olduğu için...

Dedim ki babam isterse...

Bifteğin soğuyor... ketçap?

Babam isterse...

Üçümüz birlikte yemek yiyebiliriz.

Şimdi kızdın.

Harika fikir.

Baban beklediğinden daha cömert olacak.

İkiniz yalnız yemek yiyeceksiniz.

- İstediğim bu değil. - Anlamadım.

Bay Brugnon'u güzel bir yerde...

..., güzel bir elbise içinde...

...gerçekten Bayan Delormelmişim gibi son bir kez görmek istiyorum.

Yani sonunda Bay Brugnon'la yemek yemek için...

...iki hafta gut taklidi mi yaptım?

Gittiğimiz yerde benden daha güzel kızlar olacak.

Yani öyle diyorsun.

Hala kunduzu giyebilir miyim?

Bu akşam sekizde görüşürüz.

Bay Robert'in arabası.

Aşk harika değil mi?

- Sonu nasıl bitecek? - Hiç bilmiyorum.

Bay Marcel Brugnon arabasını istiyor.

Plakası, 9730EG59.

Bay Marcel Brugnon'un arabası.

Bana bırak.

Alo, Bay Brugnon'un arabası...

...yola çıkmak için hazır.

Götür.

Hey Piston, ne oluyor?

Ne?

Formunuz arabanın hazır olduğunu söylüyor. İki saatlik akort.

- Şimdi ne olacak? - Bana işimi nasıl yapacağımı söyleme!

Desenli mi, değil mi?

Gerçekten desenli değil...

...ama desenli gibi görünüyor.

Yarın hazır olur.

Müşteri şimdi istiyor.

Gustave, arabayı al ve teslim et.

Piston, akşam derslerine geri dön...

...ya da erken emekliliği düşün.

Akşam derslerine geri dönecek mişim.

Bay Brugnon'dan teşekkürler.

Arabasız nasıl görünürüm?

Bu zamanda zenginler arabalarını evde bırakıyor.

Bana taksi tutacaksın.

Bu arada, para...

Hepsi burada.

Mutlu noeller.

Maracaibo: Yıldızlar ve Milyonerler

Bayan Delormel'in hazır olup olmadığını sorabilir miyim?

- Françoise, hazır mısın? - Neredeyse.

Bana karşı daha resmi olmalısın.

O zaman elbisen için sana yardım etmemi ister misin?

- Hayır, teşekkürler baba. - Senin de resmi olman gerekir.

Baba, masamızı ayırdın mı?

Evet, kızım.

Keyfin yerinde mi baba?

Bana "baba" demeyi bırakır mısın?

- Seni seviyorum. - Gerçekten mi?

- Evet baba. - Teşekkür ederim.

Ve şimdi...

...sansasyonel bir hızlı değişim eylemi için.

Başta...

...Bayan Françoise Noblet.

İkinci durumda, Bayan Françoise Delormel.

Böyle nasıl?

Büyüleyici ama... beni korkutuyorsun.

Neden?

Bu durum enseste gidiyor.

- Annem seni duysaydı... - Bayan Delormel şimdi annen mi oldu?

- Belli ki. - Elbette.

Harika bir noel.

Neredeyse önemli bir ayrıntıyı unutuyordum.

Bu çok ileri gitmiyor mu?

Ne de olsa annenin.

- Gerçek miler? - Çok gerçekler.

Çok güzeller.

- Takabilir miyim? - Takabilirsin.

Ya Bay Brugnon'a...

...zaten bir buzdolabım olduğunu ve canını sıkmasına gerek olmadığını söylersem?

Üzülür müydün?

Her zaman hayır demeyen bir babam olsun isterdim.

Çocuklarımız için neler yapmıyoruz ki.

Alo? Sen miydin?

Babam gelebileceğini söyledi.

Hepimizin birlikte akşam yemeği yememizi istiyor.

Hadi gel.

Geliyor.

Onu sadece şimdi mi davet ettin?

Evet, kabul ettiğin için.

İlk önce nasıl tepki vereceğimi görmek istedin.

İyi karşılamıyorum. Bu Bay Brugnon canımı sıkıyor.

Öfkelenmek için çok geç.

- Ya onu kovarsam? - Baba!

İçeri gir.

- İyi akşamlar. - İyi akşamlar.

- Baba, bu Gerard Brugnon. - Merhaba bayım.

Memnun oldum.

François Brugnon'u iyi tanırım.

Brest'teki tersanelerden. Akraba mısınız?

Hayır, bayım. Tek çocuğum.

Babam da tek çocuktu. Annemin de kardeşleri yoktu.

Tanıyabileceğiniz bir akrabam yok.

- Aileniz yok mu? - Yok.

Benim aileme hoş geldiniz.

Sana ne ikram edebilirim?

Port, viski, martini?

Viski lütfen.

- Sen baba? - Her zamankinden, tatlım.

Gut hastalığınla bir dilim limonlu su içmelisin.

Noel arifesinde mi?

Doktorun emri.

Sana hala ihtiyacım var baba.

Doğru, kişi belirli bir yaşta kazalara eğilimlidir.

Arabalarda olduğu gibi...

Vücut az çok dayanır ama motor gider.

Çok komik.

İzninizle.

Alo?

Françoise, Zürih arıyor. Annenle konuşmak istiyor musun?

Sevgilerimi ilet...büyükannemede.

Alo?

Alo, sen misin?

Alo? Hattı bekletin, hanımefendi.

Madeleine, sen misin hayatım?

Nasılsın?

Daha iyi hissediyorum.

Sana hiç yalan söylemem bilirsin.

Ne demek yalnız mıyım? Elbette yalnızım.

Haşlanmış yumurta ve portakal suyu alıp...

...gazetemle yatağa gideceğim.

Biliyorum, başka ne yapabilirim?

Artık yirmi yaşında değilim.

Babam iyi biri değil mi?

Ona çok benziyorsun.

Bütün gece bizimle mi olacak?

- Sorun mu olur? - Hayır.

Dansa seninle gitmeyi tercih ederim. Sen etmez misin?

- Evet. - Ne yapsak?

Topal kocan sana mutlu noeller diliyor.

Hoşça kal meleğim.

Çocuklar, burası çok sessiz.

Yemekten önce dansa gitmeye ne dersiniz?

Söylediğiniz gibi sevgili Brugnon...

...vücut direnirken bundan en iyi şekilde yararlanmak en iyisi.

Faturam nerede?

Geliyor, Bay Brugnon.

Ve?

Bay Brugnon'un faturası!

Evet, elbette.

Bay Brugnon'un faturası!

- Hazır efendim. - Çabuk ol.

Ve valizler?

Bay Brugnon'un valizleri.

- Şimdi yüklüyoruz. - Bunu al.

Çabuk ol.

Hemen geliyorum.

Elini çabuk tut.

- Gazete lütfen. - Buyurun bayım.

- Bir tane daha lütfen. - Hangisi?

- Herhangi biri. - Buyurun.

Arabanı tanımadın mı?

Gerard?

- Anahtarımı arıyorsun? - Evet, teşekkür ederim.

Asla arabada bırakma.

Arabam! Valizlerim! Lanet olsun!

Tam bir rezalet!

Otelinizin ne iyi güvenliği var.

Elbette arabamın çalındığını kimse görmedi.

Burası hırsızların oteli.

- Dava edeceğim. - Kan basıncın!

- Kan basıncımın canı cehenneme. - Lütfen sakin olun.

Bana sakin olmamı söyleme. Polisi ara.

Evet, kırmızı Chrysler.

Plakası 9730EG59.

Evet, çalışanların gözü önünde çalındı.

Usturam ve pişamalarım gitti.

Dört kişilik masa, bu taraftan.

Paltonuz hanımefendi, içerisi sıcak.

- Bende kalsın. - İçinde erirsin.

Daha yeni giydim, çıkarmayacağım.

Bir bilet için olmaz.

- Üç kişilik bir masa. - Hemen geliyor.

Bay Delormel için, Henri Delormel.

- Annen gibisin. - Kürk yüzünden olmalı.

Korkarım biraz dar.

Hiç önemli değil.

Önemli olan atmosferdir.

Viski ya da şampanya?

Viski.

Üç sek viski.

Önemli olan atmosferdir.

- Harika değil mi? - Şahane.

Mükemmel.

- Baba... - Evet?

- Lütfen terbiyeni bozma. - Terbiyeliyim.

- Sigara içmemde sakınca ver mı? - Buyur.

Sigaramı paltomda bıraktım.

- Burada uzun kalacak mıyız? - Sana bir numara göstermeme izin ver.

Kulaklarını tıka ve etrafına bak.

Babam sigarasını bulmuş.

Onu kaybetmeye gerek yok. Kendi başına gitti.

Hiç şüphe yok.

Bayanlar ve baylar...

...sürpriz partiye katılanlar...

... otobüste yerlerini almaya davetlidir.

Beş dakika içinde kalkıyor.

Doğal olarak varış yeri belli değil.

Hatırlanması Gereken Bir Noel Arifesi bizim uzmanlık alanımızdır.

Ne düşünüyorsun?

Senin düşündüğünü.

Nereye gideceğini bilmeden birlikte gitmek harika olurdu.

Kalem ve anahtarını ver.

- Arabanın anahtarını mı? - Evet.

Baba, sigaranın tadını çıkar.

Biz sürpriz partiye gidiyoruz.

Lütfen Gerard'ın arabasını otele geri götür.

Sevgilerle öpüyorum, Françoise

- Arkadaşların gitti mi? - Bilinmezliğe.

Rahatsız bir otobüsle.

Sana bir teklifim var.

Bana teklif mi ediyorsun?

Sizi bir sürprizden diğerine çok daha rahat olan arabamla götürmeme izin verin.

- Nereye? - Varış yeri bilinmiyor.

Hatırlanması gereken bir noel arifesi benim uzmanlık alanımdır.

- Amerikan arabası mı? - Elbette.

Bu durumda sana güveneceğim.

İtmek yok.

Önce hamile bayan.

Sonra siz madam.

Marguerite'nin durumunda!

Ocak başında gelecek.

Nereye gidiyoruz?

Bu bir ticari sır.

- Hala yer var mı? - Kafa başına F8,000.

- Tamam. - İçeri gir, içeride ödeyeceksin.

İsminiz bayım?

Bir isim nedir ki?

Sadece bir yabancıyım.

Biliyor musun, Henri, iyi adamları görme yeteneğim var.

Noel arifesinde kolay başarı yok.

Hepimiz aynı giyiniyoruz, smokin ve beyaz gömlek.

Buna sezgi denir ve bende var.

Sen benim Noel Baba'msın.

Bir büyükbaba! Gençleşiyorum.

İşaretleniyor muyuz?

Bizi kovalıyorlar gibi görünüyor.

- Hızlanıyor muyum yoksa duruyor muyum? - Sen ne yaptın?

Hadi ama, sezgine güven.

- Siren sesini duymadın mı? - Ben olmadığımı düşündüm.

Belgeler ve kimlik lütfen.

Gece kıyafeti giyiyorum. Üzerimde belge yok.

Adım Henri Delormel, ben...

Komisere anlatırsınız.

- Bayan kim? - Çocukluk arkadaşım.

- İsminiz ve mesleğiniz? - Söylemiyorum...

Mesleğiniz.

Yok. Hiçbir şey yapmıyorum.

- Suç ortağı olabilirsiniz. - Suç ortağı mı?

Lanet olası şansım!

Noel'de senin gibi bir herifle tanıştım.

Gece eğlenceli olmak üzere.

Beni katip edin.

- İyi akşamlar beyler. - İyi akşamlar.

En az 50 mumlu güzel bir ağaç.

Çocukların yüzü.

Mutfaktan gelen güzel koku...

Ama buraya gelmek zorundaydım.

9730EG59 plakalı aracı bulduk.

- Hırsız? - Burada.

Beyler, size mutlu noeller diliyorum.

Sus!

Duruşu olan bir beyefendi hırsız.

Hiçde değil.

- Ben çalmadım... - Sus dedim!

Tartışmak anlamsız.

- İsim? - Henri Delormel.

- Onur Nişanı, doğal olarak? - Doğal olarak.

- Adres? - Paris'ten geçerken.

Paris Palace Oteli, oda 412.

Süslü bir operasyon üssü. Ama bu sefer yakalandın.

Bir yanlış anlaşılma olmalı.

- Bay Brugnon'la birlikteydim... - Yani onu tanıyor musun?

Elbette.

Otobüse binmem için beni şeyle bıraktı...

- Kimle? - Şeyle...

Kızımla diyelim.

Bu bayan kim?

Bir arkadaşım diyelim.

Yalan, onu tanımıyorum bile.

Doğru!

Sizi kodese koyuyorum "diyelim."

- Bana Paris Palace Hotel'i bağla. - Bunun için vaktim yok.

Onları götür.

Çek ellerini.

Tartışmak anlamsız.

Alo? Paris Palace Otel mi?

Ben Troyon polis komiseri.

Bay Brugnon'a arabasını bulduğumuzu söyleyin.

Buraya gelsin.

Takviye, Başkan.

Biliyordum.

Bir gün kitlelerin geleceğini biliyordum.

Yaşasın Cumhuriyet, kardeşlik,...

...telif, eşitlik, Evrensel Cumhuriyet!

Aramızda bir buket içinde...

...havai fişekle mutluluk yolunda yükselen bir tutku...

...ve neşe birliği olmasını isterim.

- Evet. - Mükemmel.

Öyle mi? Göreceksin. Yüksek yerlerde arkadaşlarım var.

Bu gece Evrensel Cumhuriyeti ilan ediyoruz.

Başkan: Jules Hoyoyo, o benim.

Evrensel Cumhuriyet'e katılmak için...

..."Yaşasın Jules Hoyoyo!" diye bağırmalısınız.

"Çok yaşa Hoyoyo!"

Söyle, o zaman seni bırakır.

- Çok yaşa Hoyoyo. - Teşekkürler, Opera Müdürü.

- Bebert. - Henri.

Cüzdan çalarken yakalandım.

Bir Chrysler çalarken yakalandım.

Çok absürt.

Yüksek yerlerde arkadaşı olan bir arkadaş.

Çıldıracağım. Gece yarısını vurmak üzere.

Beng! Beni hakladılar!

Burada kalamam.

Seni tutan ben değilim.

Hırsız! Sahtekar! Piç!

Bebert'in önünde yapma.

Arkadaşlarımı gördüğüm zaman gülemeyeceksin.

Benim üstüme vazife olmayabilir ama...

...buna iyi bir tokat lazım.

Öyle mi dersin?

Tek gereken keskin bir tokat.

Ancak böyle hizaya gelirler.

- Karter. - Hayır, bujiler.

Distribütör.

"Vron, vron, vron" oluyordu.

"Vron, vron, vron" olmuyordu.

"vrou, vrou, vrou" oluyordu.

Öyleyse tamir et.

- Güzel. - Distribütörde sorun.

Seni aptal!

Diline dikkat et.

Neden çeneni kapatmıyorsun?

Yeter, beyler.

Sakin olun, neşelenin.

Sorun buji değil...

...distribütör ya da ateşleme.

Öyleyse ne?

Noel arifesi!

- Kaza mı? - Bozuldu.

Karım hamile. Bizi Paris'e götürür müsün?

Umarım doğumda değildir.

- Ocak başında gelecek. - Tamam.

Kimse hamile bir kadını minibüste taşımaz.

Şimdi olmaz, kayınvalideciğim.

- Sana demiştim. - Evet.

Sürprizlere para harcanmaz.

Beni daha sık dinlemelisin.

Kes şunu!

Şimdi açıyorum.

Bir minibüs Paris'e gidiyor, hadi gidelim.

Bize geri ödeyeceksin, değil mi?

Hayır, bu mücbir sebep. İnce baskıda.

Yemin ederim...Mutlu Noeller...!

İyi misin?

- Şekerleme alın. - Teşekkürler.

Endişelenmeye başlamayacak mısın?

Yedisi burada.

Kesinlikle, biraz fazla.

Ya siz bayım?

Affedersiniz, bayım?

Ne diyordunuz?

Bu durum canınızı sıkmıyor mu?

Hangi durumu kastediyorsunuz?

Arabanın bozulmasını, bir saat oldu.

Araba mı bozuldu?

Sen fark ettin mi?

Hayır, ya sen?

Sizi yeryüzüne indirdiğim için üzgünüm.

- Şekerleme? - Teşekkürler.

Eşinize de ikram etsenize.

- Eşime mi? - Evet.

İster misin tatlım?

Şekerleme sevmediğimi biliyorsun tatlım.

Üzgünüm, eşim sevmiyor.

Françoise, gayri resmi konuşuyoruz.

Fark etmediğimi mi sanıyorsun?

NOEL ARİFESİ PARTİSİ

Minibüse bin, hava çok soğuk.

- Nereye oturmalıyım? - Sen karar ver.

Minibüste veya yolda donabilirsin.

Benimle böyle konuşma.

- Hangisi? - Minibüs.

- Gidelim mi? - Gidelim!

- Tamir ettiniz mi? - Hayır ama sorunu buldum.

- Bana otuz dakika verin. - Bu ne?

Noel!

Senin sıran, Henri.

F1,000.

Banker'de F1,000.

Banker.

Kartlar.

Çok kötü.

Banker'de F1,000.

- Arttıran var mı? - Banker.

- Henri, ateşin var mı? - Tabii.

Güzel çakmak.

Nerden arakladın?

- Bir bardan. - Kart?

Pardon.

Kart yok.

Bir HQ kartı istiyorum.

Düşman yemek odasında.

Tatlıda. Ben ne yaparım?

Bunu çözmen için sana güveniyoruz.

Sıralıyorum.

Alo?

Acilen küçük bir kaşığa ihtiyacım var.

Küçük kaşıklarınız yok mu?

Kapattım.

Beyler, genel seferberlik emri verdim!

Toplanıp ön tarafa koşacağız.

- Taze! - Bitti.

- Bu kartlar nerden çıktı? - Senin ayakkabından!

Banker'a 4,000 dolar, beyler. Kim Banker diyor?

Ben, takip ediyorum.

- Aptal olma. - Noeldeyiz.

- F10 alacak mısın? - Memnuniyetle.

- Ne dolap çeviriyorsunuz? - Simon diyorki oynuyoruz.

Delormel, benimle gel.

Arkadaşın, Bay Brugnon burada.

Bana müsaade.

Ya ben?

Çıkarın beni, onunlayım.

Ama beni tanımıyorsun bile.

Hiçbir şey yapmadın.

Otelin dedikleri umurumda değil.

Çalınan arabamın içindeydi.

Gerçekten Bay Delormel ise o yapmamıştır.

Gerçekler kendileri için konuşur!

Buraya gel, Delormel.

- Bu beyefendiyi tanıyor musunuz? - Henüz tanışmadık.

- Bay Brugnon. - Şüphe etmeme izin verin.

Bu çok çirkin!

Marcel Emile Brugnon.

25 Mayıs 1903'te Roubaix, Nord'da doğdum.

Felicien Brugnon ve Celeste Michaux'un oğlu.

- Torunu... - Yeter.

Torunu mu?

- İzin vermem... - Sakin olun.

Siz de!

- Ben çok sakinim. - Doğru.

Tanıdığınız Marcel Brugnon...

...bu değil mi?

Hayır, diğeri daha iyiydi.

- Şimdi beni aşağıladınız. - Sakin!

Otelden ayrılırken...

...sizin olmayan bir arabaya bindiniz.

Bu doğru.

Sizi arabaya kim aldı?

Noel'e inanır mısınız Bay Brugnon?

- Çok yaşlıyım! - Elbette.

Noel arifesinde iki genç kendilerine bir zenginlik havası vermek için...

...bir araba ödünç alsalar, onaylamaz mısınız?

Çok kızarım!

Bu zamanda gençler avanta peşinde.

İkisine de suç duyurusunda bulunuyorum.

- Bay Delormel'in suç ortakları. - Genç adam mı?

- Noel babaya inanmıyor musunuz? - Tabii.

Daha önce ağacın önünde çocuklarımla birlikteydim.

Mutfaktan gelen kokular...

Hırsızlığa belirli günlerde izin verilir mi?

Bay Brugnon, arabanız valizlerinizle dışarıda.

Gençlik böyle.

Gençlerden hesap soracağım! Polisdende.

Görüyorsunuz, elim kolum bağlı. İsimlerini sormak zorundayım.

Dediğim gibi, onun gibi Brugnon ve benim gibi Delormel.

Harika, Gerard.

Bu yüzden görmeni istedim.

Patron, araba bozuldu. İki saat buradayız.

Çocuklar çıldırdı.

Bir bu ikisi geride kaldı.

Diğerleri?

Eve ya yürüyorlar ya da otostop çekecekler.

Paltonuzu almama izin verin.

- Bu güzel bir vahşi kunduz. - Noel Baba kürkünü biliyor mu?

Bu tür şeylerle ben ilgilenirim.

- Bunu iyi kolla. - Müesseseye güven.

Benim sözümle kuruldu... uzun zaman önce.

Küçük bir hatıra alın, bir hediye.

Leylak kokusu.

Cholmer, 58, rue Volta. Katalog numarası 4596.

- Ağacımı beğendiniz mi? - Gördüğüm en iyisi.

İşte menümüz.

Sadece iki misafir!

Göz kamaştırıcı izleyicileriniz için çok fazla!

İki kişi için yarı çıplağım!

Sanatçısın, sanatını yap. Küçük bir kitle için bile.

Küçük bir kitle mi? Saymayı bilmiyor musun?

Sadece iki kişi!

O zaman şovu kısa kes.

Kayan bir yıldız gibi şimşek hızında olacağız.

- Herkes hazır mı? - Evet!

Gidelim!

İki takım istiridye ve iki öğün.

Hadi gidelim, işler kızışıyor.

İki takım istiridye ve iki öğün.

Devam et, marş! Eve gitmek istiyoruz.

Anladınız mı?

Sana boş durman için para ödemiyorum.

Yönetemeyebiliriz. Belki daha fazla personel olursa?

Jereme, ortadaki ışığı kes.

Gerekli değil.

Duvardaki ışığıda.

En azından enerji tasarrufu yapalım.

Dans ediyorlar. Henüz ormandan çıkmadık.

Dur, başım dönüyor.

Dinle.

Kaçışımızı yapacağız. Posta arabası aşağıda.

Her birinizin küçük kaşığı var mı?

Hepiniz aynı anda cevap vermeyin!

Mükemmel.

Şimdi sütçü geldiğinde...

Peki şimdi bu ne!

Bu isyan neyin nesi?

Sütçü geldiği zaman...

Hepiniz...

Tuhaf.

Yoğurta benziyor.

General, kaşıklarını alacaklar.

Çok yaşa Hoyoyo.

Ne kadar kazandın?

Pireleri saymazsak: F7.310,

Bir kol saati...

...iki kol düğmesi, üç çakmak.

Daha önce hiç kazanmadım.

Sanırım bizi dışarı atıyorlar.

Sanırım. Ne yapalım?

Mumları söndürelim ve gidelim.

Françoise...

...benim hakkımda ne hissediyorsun?

Seni biraz seviyorum...

Çok...

Tutkuyla...

Delice...

Hiç.

Seni biraz seviyorum.

Çok...

Tutkuyla...

Delice...

Gördün mü, delice.

Diğerlerini de söndürelim mi?

Risk almak istemiyorum.

Gerard...

Evet, biliyorum.

Biraz, çok, tutkuyla, delice...

Sonra gün doğar ve eve gitme vakti gelir.

Birbirimizi arayacağız.

Elbette.

Seni bu öğleden sonra ararım.

Ya da yarın?

Yarın babamla Acapulco'ya gideceğim.

Oraya gittin mi?

Oraya iş için gitme niyetindeydim...

...ama son anda iptal etmek zorunda kaldım.

Maracaibo'ya gideceğiz.

Denizin kenarında güzel bir otel.

Deniz öyle mavi ki...

Bana yazar mısın?

Françoise...

...31 Aralık gece yarısı Maracaibo'da olacağım.

Acapulco'da...

Şimdi kımıldama.

Eve yalnız gitmeme müsaade et.

Doğru otele gittiğinden emin ol.

Maracaibo.

Deniz kenarında hepsi beyaz.

Bay Brugnon'un oda numarası lütfen.

Paketler yönetime gider. Bay ve Bayan Brugnon gitti.

Bayan Brugnon mu?

Bayan Brugnon yok ki.

Evliler ya da değiller, birlikte 213 numarada kalıyorlar.

Alo?

Lütfen...

- Bayan Brugnon nasıl biri? - Yaşlı bir cadı.

- O nedir? - Bay Delormel için.

Oda 412.

Girin.

Sen geldin ha! İyi vakit geçirdin mi?

- Ya sen? - Beklenmedik, unutulmaz.

Ne istiyorsun?

Pek öyle değil, anlatana kadar bekle...

Üzgün görünüyorsun.

Ne oldu? Kötü müydü?

Yaşlı bir cadıyla gitti.

Küçük şeytan.

Gerçekten de harbi biriymiş.

Nasıl erkek seçeceğini biliyorsun.

Aradı mı?

Bir süre daha kızım olma niyetinde misin?

Hayır, tek gecelik olduğunu biliyorum.

Her şeyi geri getirdim.

Unutulmaz akşamını aldın.

Kunduzu bana vermemeliydin, onu davet etmemeliydin

...ya da onunla gitmeme izin vermemeliydin.

Söylemedin.

Beni engellemeliydin, cesaretlendirmemeliydin.

Öyle bir şey yapmadım.

Fakir kızlar güzel elbiselerle ve güzel şeylerle oynamamalı.

Kendini onun önüne attın, seni küçük şapşal.

- Ondan nefret ediyorum. - Fikrini mi değiştirdin?

Keşke onunla hiç tanışmasaydım.

- Sonunda. - Onu bir daha görürsem...

Onu bir daha görürsen?

Bakmama izin ver.

Fakir kızların telefonla oynamaması gerektiğini mi söylemeliyim?

Baba...

İstiyorsan.

Zürih'e dikkat et!

Alo?

Evet.

Evet?

Ne Zürih ne de o.

Bay..?

Kim?

- Bay Hoyoyo mu? - Bizim Başkan... evde yokum.

Küçük kaşığın var mı diye soruyor.

"Çok yaşa Hoyoyo" diye bağır. Kapatacaktır.

Çok yaşa Hoyoyo.

Hayal kırıklığına uğradın değil mi?

- Seninle yemek yemeliydim. - Benim düşüncelerimde böyleydi.

Ama hala çok geç değil.

Akşam yemeği yiyebiliriz ya da kahvaltı.

Ya da ikisi de.

Ama artık azarlanmama neden olan gösterişli kıyafetler yok.

Belki bir kürk...

...ama o da soğuk alma diye.

- Astrahan mı? - Astrahan.

Sadece öğleden sonra için. İyi biri olacağım ve geri getireceğim.

Küpeleri nerdeyse unutuyordum.

Hediye olduklarını anlamadın mı?

- Benim için mi? - Annenden.

Kaşıntı mı tuttu?

- Metrodaki pireler yüzünden olmalı. - Metrodan değil, buradan.

Bir noel hediyesi.

Biri beni canlı yiyor.

Yapılması gereken tek bir şey var, duş al.

- Küvetim yok. - Benim var.

Siyah mermerden.

Hayatta olmaz.

Niçin?

Eninizde banyo yapamam.

Ama babanın evi.

Dün burada giyindin. Şimdi nasıl farklı olur?

Öyle, bana inan.

Sevgili Françoise, alındım.

İstiyorsan kapıyı kilitle.

Ama ben terbiyeli biriyimdir.

Kendi işine bakarsan.

Söz.

- Bu oğlan sinirime dokunmaya başladı! - Bakabilir miyim?

İstiyorsan.

- Beni yemeğe çıkarmak istese bile mi? - Evet.

İran lambası için de tamam.

Alo? Bay Delormel mi? Kim arıyor?

Kim olursa olsun evde yokum.

Babert arıyor.

Teşekkür ederim.

Alo?

Demek gitmene izin verdiler?

Şimdiden cüzdan mı çarptın?

Günün iyi başladı.

Yemeğe çıkamam, ailemleyim.

Tamam, yarın.

Dede ve Lark'la.

Elbette bir dönüş oyunu.

Ne?

"Doğru", evet.

Ben de dostum, bol şans.

Hoşça kal, Bebert.

Alo, hanımefendi?

Bayan Delormel'i sorun olursa...

...ona Bayan Delormel diye biri olmadığını söyleyin, hiçbir zaman olmadı.

Hamalı bilgilendirin.

Yapılması gereken tek bir şey var: duş al.

Ama babanın evi.

Ben terbiyeli biriyim, korkma.

Ne planlıyorsun, Henri?

Hiç utanman yok mu, Henri?

Hiç yok.

Girin.

- Siz mi çağırdınız efendim? - Evet, Georges.

Yemeğimi burada yiyeceğim.

- İki kişilik yemek. - Peki.

Her şey tam olsun: çiçekler, kristal süsler...

- Bana bırakın, alışkınım. - Biliyorum.

- Mösyö? - Oda 412.

- Bay Delormel mi? - Hayır, Bayan Delormel.

Yanılıyor olmalısınız, Bayan Delormel diye biri yok.

Onu dün aradım. 412 nolu odaya gitmemi söyledi.

Bay ve Bayan Delormel'in kızı yok, bayım.

Size söylüyorum...

Bayan Delormel diye biri yok, bayım.

Pekala, şampanya...

...ve başlangıç için havyar.

Sonra da...

Kümes hayvanları zekicedir.

Biber bifteği daha cezbetici.

Biber bifteği.

Salata, tatlı... Ne zaman için, efendim?

Banyo zamanında.

- Mükemmel olacak. - Teşekkürler, Georges.

Girin.

Ne, sen?

Kızınız yok mu?

Sana açıklama yapmak zorunda değilim.

Hoşça kalın bayım.

Françoise kim ve nerde?

- Nerde olduğunu bilmiyorum. - Burada bekleyeceğim.

Noel arifemi zaten batırdın.

Buradan git ve noel günümü batırma.

Sabırlıyımdır ama gitmezsen polisi ararım.

Hiçbir şeyden korkum yok.

Bay Brugnon'un arabasına ne oldu? Ve yaptığı suçlama?

- Sorun mu yaşadınız? - Evet, biraz.

Sorun olmayacak. Önemli olan Françoise'ı bulmak.

Beni duymadın mı? Sana gitmeni söyledim.

Sizi güldürebilir ama onu seviyorum.

Bir tek sen yoksun.

Bir hırsızdan gelen, biraz zengin...

- Doğru değil. - Komisere açıklayın.

- Noel'e inanıyor musunuz? - Çok yaşlıyım.

Bir gece, bir delikanlının...

...kendine zengin havası vermek için bir araba ödünç aldığını düşünün.

Rezalet.

Bu zamanın gençleri her şey emek vermeden olsun istiyor.

Ama sen ve Françoise arabaya binenlersiniz, doğru değil mi?

- Doğru. - Polis için daha fazla.

Françoise kızınızken bir şey yapamazlar.

- Şimdi umabilirim. - Boşuna umutlanıyorsun.

Bakın, tamirhanede çalışıyorum.

Namusumla çalışıyorum.

Tabii, müşterileri dolandırmak için küçük numaralar yapıyorsun.

Doğru değil. Françoise söylemek istiyorum...

Onu tekrar görmek istediğini. "Bam, teşekkürler hanımefendi."

Zamanı gençlerin ne ahlak ne de iman kalmış.

Anlamamanız çok üzücü.

Bana onunla evlenmek istediğini söyleme?

Size söylemeye çalıştığım bu.

Gel.

Şansıma bak.

Paris'teki onca ayının arasından sen olmalıydın.

Beni kıskanmak için bir sebebiniz yok.

Ama var: nezaketiniz, duygularınız, dürüstlüğünüz, bütünlüğünüz ve gençliğiniz.

Seni kıskanmak için yeterli değil mi?

- Françoise ile mi buluşacaksınız? - Hayır.

Hayır, senin Françoise'n buraya geliyor.

İkinizi de yalnız bırakıyorum.

Bana kızgın mısınız?

Dinle.

Tembel miydin, sarhoş muydun, hırsız mıydın, hatta biraz kalitesiz miydin...

...hiç umurumda olmaz.

Ama bu halinle tam bir başbelasısın.

Mutlu noeller.

Gidiyor musunuz, efendim?

Evet, acil bir işim çıktı.

Yemekler ne olacak?

Planlandığı gibi zamanı gelince servis et.

- Tek kişilik mi? - Hayır, iki kişilik.

Her şeyi hazırladım.

Çok iyi, Georges.

- İçeri girmeden önce kapıyı çal. - Peki efendim.

Sert çal. Kısa bir süre sonra.

- Alışkınım. - Teşekkür ederim.

Alo? Zürih mi?

Hayır, Bay Delormel çıktı.

Daha iyi mi? Evet, çok iyi.

Ayağı mı? Hiç ağrısı yok.

Bütün gece dans etti.

Endişelenmenize gerek yok.

Ne? Gönderdiğiniz telgraf mı?

Geri döndüğünüzü yazan mı?

Ben resepsiyon görevlisi değilim.

Tamam.

Peki.

Sesi üzgün geliyordu.

Arayan kimdi?

O muydu?

Eminim Gerard'dı.

Sen?

Odasında bornozla duruyorsun?

Pirelendiğim için banyo yaptım.

Lüks oteller pirelerle dolu!

Lüks oteller jigalo dolu!

Yalnız mısınız, Bayan Walter?

Evet, birkaç günlüğüne.

Telgraf, Bay Delormel.

Teşekkür ederim.

Noel arifesi sıkıcı Bugün geliyorum, Orly 12.30

Sarılmalar ve öpücükler - Madeleine

Böylece hafif komedimiz iki dramayla bitiyor:

Gut krizi...

...ve bir düğün.

Çeviri: peaceflower

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.