Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Herkesin bir zayıf noktası vardır Maraşlı.
Seninki ne?
Zayıf noktan varsa bu mesleği yapamazsın.
Hangi mesleği?
Askerliği.
Sonuçta hepimiz insanız.
Elbette.
O yüzden sevebilirsin,...
özleyebilirsin,...
ağlayabilirsin...
ama bunlar senin zayıf olduğunu göstermez.
Bunlar sadece aynaya baktığında...
sana insan olduğunu hatırlatan duygular.
Yani...
Zeliş senin zayıf noktan değil, öyle mi?
Pusuya düştüm.
Böyle canım yanmadı.
Zeliş'i hastaneye getirdiğim günü hatırlıyorum.
Dedim geçecek.
Dayın Maraşlı.
Zeliş senin zayıf noktan mı Maraşlı?
Savaş mı gönderdi seni?
.............. meselesini nereden biliyordu?
Eğer öyleyse...
ben bu Savaş itini cayır cayır yakmaz mıyım, Nevzat kardeş.
O ........... Savaş kardeş.
He bu Ömer dedikleri adam, değil mi?
Ta kendisi.
Bir zamanlar bayağı yakınlarmış.
Sen tanıyor muydu peki Ömer'i?
Ben doğduğumda çoktan hapisteydi, nasıl tanıyayım?
Babam gidiyor muydu peki ziyaretine hiç?
Pek hatırlamıyorum.
Bir ara annem hapisteyken bir hemşireyle evelediğinden falan bahsetmişti.
Ben yedi ya da sekiz yaşlarındaydım herhalde.
He karısı var yani.
Ne yapıyordur ki acaba? Yaşıyor mudur?
[Jenerik]
Zeliş!
Ne oluyor lan?
Aaa!
Zeliş!
Aaa!
Zeliş!
Zeliş!
Zeliş! Zeliş!
Zeliş!
Zeliş!
Zeliş! Zeliş!
Yaşıyor. Zeliş!
Baba yanında Zeliş. Korkma.
Zeliş!
Doktor!
Doktor var mı aranızda?
Aranızda doktor var mı?
Zeliş!
Hastaneye gidelim.
İsmet arabayı hazırla!
Baba yanında Zeliş.
Korkma Zeliş.
Zeliş!
Güzelim benim.
Korkma, korkma benim güzel Zeliş'im.
Korkma baban yanında.
Korkma.
Nevzat neredesin?
Hastaneye gidiyoruz biz, evet.
Bakın etrafa, her yere bakın. Her yere!
Korkma babası.
Korkma babam.
Korkma.
İsmet daha hızlı git ,hadi.
Tamam abi tamam, merak etme.
Sevgili arkadaşlar...
panik olacak, endişe edecek bir durum yok ortada.
Şirketimiz bundan sonra daha da hızlı büyüyecek.
Geberteceğim lan seni!
Gel lan buraya! Öldüreceğim seni!
Bırak, bırak!
İlhan Bey, ne yapıyorsunuz?
Konuşma lan, İlhan Bey'miş...
Kardeş dedim lan sana! Elinden tuttum adam ettim.
Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmedi.
Nasıl bir kanı bozuksun lan sen?
Gel lan buraya!
Güvenliği çağırın.
-Bırak ya bırak! -Lütfen sakin olun.
Alo güvenlik, toplantı odasına hemen!
Çağır lan! Benim şirketimden beni mi attıracaksın?
Savaş Bey'in şirketi burası.
Buna alışsan iyi edersin.
Geberirim lan seni!
Aşağılık herif!
Bırak!
Durdurun şunu müdahale edin.
Bırakın lan! Bırak!
Ya ne bakıyorsunuz? Müdahale edin!
Kovulmak mı istiyorsunuz?
Bıraksanıza lan!
Sakin olun İlhan Bey!
Bıraksana! Bırak!
Bak duygusal davranıyorsun İlhan.
Böylesi hepimiz için daha iyi olacak.
Aşağılık herif! Öldürürüm lan seni!
Öldürürüm lan!
Niye bırakıyorsunuz?
Bırakın lan! Bırakın!
Bırak, bırak.
Nasıl Zeliş? İyi mi, baygın mı hala?
Baygın.
Şokta heralde.
İsmet önüne bak.
Tamam Mahur.
Ne kadar kaldı İsmet?
Çok az kaldı abi merak etme, çok az kaldı.
Ben seni diri diri yakmaz mıyım?
Ben seni diri diri yakmaz mıyım?
Adi şerefiz!
Yapılır mı lan bana bu?
Bana bu yapılır mı lan?
Her şeyi mahvettim baba.
Allah'ım bana yardım et.
Ben bunu babama nasıl anlatacağım?
Aileme ne diyeceğim?
Dur.
Dur.
Geçmiş olsun. Nesi var?
Fenalaştı ama şimdi biraz iyi galiba.
Daha önceden bir hastalığı var mıydı, şeker gibi?
Hayır, hayır.
Iı psikolojik bir rahatsızlığı vardı.
Gelin benimle.
Zeliş'im baban yanında tamam mı?
Tamam mı babacığım?
Geçecek Zeliş'im.
Buradayım babacığım.
..............
..........
Gel.
.......
İyi olacaksın Zeliş'im.
Nasıl oldu?
Adamları gördü.
Ne adamları?
Ma-maskeleri vardı.
Zeliş.
Zeliş.
Baba burada kızım.
Doktor bey. Bir bakar mısınız?
Hemşire hanım bir ateşini ölçün.
-Tabii doktor bey. -Zeliş'im.
Doktor bey şimdi şöyle bir durum var...
Zeliş bir yıl önce bir saldırıda yaralandı.
O zamandan beri insanlarla pek iletişim kurmuyor.
Aslında son zamanlarda daha iyiydi ama...
bugün o ana benzer bir an yaşadı. O yüzden böyle.
Zeliş'im.
Tamamen psikolojik yani bayılması.
Evet.
Bir kontrol edelim psikiyatriye sevk ederiz.
Yok onun kendi hastanesi ve doktoru var.
Tamam, oraya sevk ederiz.
Tamam.
Biraz müsaade eder misiniz? Zeliş'i iyice bir muayene edelim.
Tamam.
Ben dışarıdayım.
Tamam.
Hoş geldiniz Aziz Bey.
Hoş bulduk.
Bir şey mi oldu?
Vallahi bayağı bir bağırış çığırış oldu Aziz Bey.
Bir toplantı vardı.
Ondan sonra ne olduysa oldu.
Toplantı mı?
Sen katılmadın mı?
Yok, Ozan Bey benim katılmamı istemedi.
Ben de gürültüyü duyunca çok korktum.
Size de haber versem mi vermesem mi bilemedim.
Yok, iyi etmişsin.
Nerede İlhan?
Odasına kapattı kendini.
Bundan sonra benden habersiz kuş uçmayacak bu şirkette.
Tamam bazı tatsızlıklar yaşandı...
ama çözülecek.
Anlaşıldı mı?
Anlaşıldı Ozan Bey.
Aziz Bey.
Bu ne hoş sürpriz. Hoş geldiniz.
Hoş bulduk. İlhan nerelerde?
İlhan odasındaydı.
Hayırdır bir şey mi oldu?
He yok, öylesine uğradım.
Oğlum.
Ne yapıyorsun?
İyi baba.
Hayırdır hangi rüzgar attı seni buraya?
Hiç, öylesine uğradım.
Bir şey yok, değil mi?
Sert bir toplantı olmuş herhalde.
Gürültü, patırtı duyanlar olmuş.
Yok baba.
Kim söyledi sana?
Aziz Bey'in emektarlarından da hiçbir şey kaçmıyor.
Normal toplantı işte baba.
Ara sıra olur öyle gerginlikler. Ne var bunda?
Yok bir şey canım. Olur tabii, bir şey demedim.
Siz iyi misiniz? Bir problem yok, değil mi?
İyiyiz baba.
Tabii ki iyiyiz.
Ne oldu? Sen bir şey duydun?
Yo, hayır.
Hem de çok iyiyiz, değil mi İlhan?
Vallahi Aziz amca oğlun çok çalışıyor.
Dilşat ile Oğuz'u al bir tatile git diyorum ama hiç dinlediği yok.
İşkolik bu, tam işkolik.
Sen buna sahip çık biraz Ozan.
Gerekirse zorla yolla evine.
Biraz ailesiyle ilgilensin ya.
Hiç merak etmeyin.
İkinizle de gurur duyuyorum.
Bu zaman da sizin ki gibi arkadaşlık bulmak çok zor.
Yeri geliyor kardeş kardeşin kuyusunu kazıyor.
Allah'ım ikinizi de nazarlardan korusun.
Amin.
Amin.
Ne zaman ihtiyacınız olursa ben buradayım.
Yanınızdayım, neye ihtiyacınız olursa.
Çok sağ olun, gölgeniz bile bize yeter.
Hadi bakalım...
sizi gördüm keyfim yerine geldi.
Hadi bana müsaade.
Ben seni geçireyim baba.
İlhan!
Savaş Bey bizi bekliyor.
Başlatma lan Savaş'ına.
Adam şirketin yeni şirketi malum.
Gitmek zorundayız.
Bu kadar aşağılık olmayı nasıl başarıyorsun lan?
Keşke hiç götürmeseydim Zeliş'i oraya.
Hayır yani nereden geldi ki aklıma sana bunu söylemek.
Senin bir kabahatin yok.
...........................
Aklıma gelmesi gerekiyordu. Savaşı'n bir şeyler yapabileceğini öngörmem lazımdı.
Zeliş benim sorumluluğumda Bedo.
Hata benim.
Hayır, hata benim.
Keşke hiç...
Mahur tamam!
Bir suçun yok de, tamam.
Doktor Bey...
Bir şey yok gibi. Her şey normal görünüyor.
Ancak bir şok geçirdiği gerçek.
Onu da kendi doktoru ile halledersiniz, bizim elimizden bir şey gelmez.
Bu gece burada kalsın ne olur ne olmaz.
Peki. Görebilir miyim peki şu an?
Tabii tabii buyurun. Görebilirsiniz.
Geçmiş olsun.
Zeliş'im...
Canım...
Kurban olduğum...
İyi misin benim güzelim?
Zeliş?
Güzelim?
Ne oldu babacığım?
Zeliş.
Zeliş.
Canımın içi bak, yapma böyle.
Benim güzelim, bir bak bana bir.
Bak perişan etme beni. Bak bana bir.
Zeliş.
Zeliş...
İyi olacaksın.
İyi olacaksın, tamam mı?
Çok iyi olacaksın.
Evet baba o hastanedeyiz, yakınlarda sayılırsın.
Baba bilmiyorum ne olduğunu.
Savaş'ın işi heralde.
Tamam gel, bekliyorum seni burada.
Pusuya düştüm.
arkadaşlarım kucağımda öldü...
böyle canım yanmadı.
Ölümden döndüm.
Yine böyle canım yanmadı.
Zeliş'imi hastaneye getirdiğim günü hatırlıyorum.
Kanlar içinde...
Dedim geçecek.
Dayın Maraşlı.
Zeliş'in yanında.
Kıyamet kopsaydı da...
ben Zeliş'imin bana yüz çevirdiğini görmeseydim.
İki gözüm kör olsaydı da...
Zeliş'imin bana yüz çevirdiğini görmeseydim.
Zeliş iyi olacak.
Atlatacak Zeliş.
Merak etme.
Ya ben, ben ne yapacağım?
Sen de iyi olacaksın.
Sen git artık.
Kusura kalma.
Seni burada bu halde bırakıp gideyim mi yani?
Daha önce de olmuştu.
Ben ilk defa görüyorum ama.
Ayrıca ben senin ne yapacağını çok iyi biliyorum.
Ne yapacakmışım?
Savaş'a gideceksin.
Gitmeyeyim mi?
Hesap soracaksın.
Sormayayım mı?
Belki öldüreceksin.
Öldürmeyeyim mi?
Öldürme.
Kimseyi öldürme.
Sonra ne olacak peki?
Hapislerde mi çürüyeceksin?
Burada çürüyeceğime hapiste çürürüm daha iyi.
Zeliş ne olacak peki?
Zeliş ne yapacak?
Babasız mı büyüsün?
Git artık bayan.
Maraşlı, bana öyle arkanı dönüp gitme.
Bir şey söylüyorum sana, beni dinle.
Benim içim yanıyor biliyor musun?
İçim yanıyor.
Böyle taşı sıksam suyunu çıkartırmışım gibi.
Yansın.
Bırak için yansın.
Ama intikamdan bahsetme.
Onun sonu yok.
Bunu göreceğiz.
Savaş Bey bizi bekliyor.
Buyurun.
Buyurun.
Sağ ol.
Heh, nihayet ortağım geldi.
Biraz karanlık olabilir, kusura bakmayın.
Fark ettim.
Savaş Bey hasta da güneşe çıkamıyor o yüzden böyle.
Önceki karşılaşmalarımız pek hoş olmamıştı.
Beyaz bir sayfa açalım.
Sizinle iş yapacağız.
Bu yaptığınız alçaklık.
Böyle konuşursanız olmaz tabii.
Size yeni bir başlangıç yapmaktan bahsediyorum.
Lan sen benim kız kardeşimi öldürmeye çalıştın.
Yetmedi bizi diri diri yakıyordun.
Ne başlangıcından bahsediyorsun?
O benim şahsi meselemdi.
İş başka, o başka.
Buyurun oturun.
Oturun lütfen.
İlhan, oturalım bence.
Ne içersiniz?
Kızım...
Hoş geldin baba.
Nasıl oldu bu iş? Ne oldu?
Bilmiyorum ki ben de anlamadım.
Böyle sağdan soldan maskeli adamlar çıktı işte
Amaçları neydi, Zeliş'i korkutmak mı, Maraşlı'yı korkutmak mı?
Hiç bir şey anlamadım.
O ruh hastası seni beni bıraktı Maraşlı ile uğraşıyor.
Hoş geldiniz Aziz Bey, zahmet etmişsiniz.
Geçmiş olsun.
Eyvallah.
Sizden bir süreliğine izin isteyeceğim.
Malum, Zeliş iyileşene kadar hiç değilse.
Tabii.
Siz şimdi Mahur Hanım'ı alın eve gidin, ben bu gece buradayım.
Tabii.
Eyvallah.
Hadi kızım.
Hadi gidelim.
Bakın babam bu şirketi yıllarca tırnaklarıyla kazıyarak kurdu.
Şimdi bu yaptığınız olmuyor.
Sizden bir kez daha rica ediyorum.
İlhan, iş işten geçti artık direnme boşuna.
Ben seninle mi konuşuyorum lan?
İlhan bey haklı Ozan, seninle konuşmuyor.
Pardon Savaş Bey.
Lütfen...
size yalvarıyorum, yapmayın bunu.
Sizin uçaklarınıza ihtiyacım var İlhan Bey.
Kafamda bazı iş planları var.
Eğer bana güvenirseniz eskisinden de zengin olabilirsiniz.
Nasıl işlermiş bunlar?
Kârlı.
Kardeşim sen manyak mısın?
Deli misin?
Nereden girdin hayatımıza?
Ne işin var lan bizim şirkette!
Yerine otur.
Ben bu şirkete hayatımı verdim. Ailemi verdim.
Her şeyimi verdim.
Otur.
Dokunma lan bana!
İlhan Bey.
Benim evime gelip bana saygısızlık yapamazsın.
Güvenmemen gereken insanlara güvenmişsin.
Bunun acısını benden çıkarmaya çalışamazsın.
Sana...
ortaklık öneriyorum. Bana terbiyesizlik yapıyorsun.
Güzel bir burnun var.
Ben isterim ki...
o yerinde kalsın.
Burnu olmayan insanların ne kadar korkutucu olduğunu düşün.
Ya baba ben Zeliş'e veda edemedim.
Bir gideyim iki dakika veda edeyim, olur mu?
Hadi çabuk ol.
Tamam, geliyorum hemen.
Savaş Bey.
Bu meseleyi burada kapatalım.
Yeni bir başlangıç yapacağız.
Ya da sen tek başına yeni bir başlangıç yapacaksın.
Ölüm de bir başlangıçtır, değil mi?
Evet.
O zaman İlhan'ın şerefine içelim mi?
Ne dersiniz?
Doğru.
Seninkine içemeyiz...
sende öyle bir şey olmadığı için.
Sizinle iyi anlaşacağız İlhan Bey.
Bayan gitmemişsin.
Bana bir söz vermeni istiyorum.
Ne sözüymüş o?
Savaş'ın peşine düşme.
Bir delilik yapma ne olur.
Böyle bir söz veremem.
Maraşlı vereceksin.
Veremem.
Ne demek veremem?
Kızıma neler yaptığını görüyorsun, değil mi?
Görüyorum. Tam da o yüzden söylüyorum.
Bak o adam psikopat.
O adam cani. O adam seni öldürür.
Öldürsün. Bundan sana ne?
Belki de senin hayatını önemsiyorumdur.
Bayan, insanlar ölür.
Tamam mı?
Zeliş'im bana yüz çevirmiş.
Daha ben ne yaşayacağım?
Önemseme o kadar.
Önemsemeyeyim öyle mi?
Sen de beni önemsedin ama.
Kurşunların önüne attın kendini benim için.
Belki de hata etmişimdir.
Peki Maraşlı.
Ne halin varsa gör.
Git delik deşik etsinler seni!
Ben de sana değil Zeliş'e üzülürüm zaten.
Bu da oradaydı komutanım.
Eyvallah kardeş.
Eyvallah.
Baba!
Hoş geldin.
Oğlum.
Nasılsın?
İyiyim baba, sen?
İyiyim.
Ne yaptın?
Nasıl geçti bugün okul?
Aynı işte okul falan.
Erkencisin bugün.
Saat sekiz oğlum. Erken mi?
Genelde on birden aşağı gelmezsin.
İlhan.
Ne haber hayatım?
İyi misin?
Evet, niye sordun?
Elinde bir çiçek eksik de.
Hı...
ben sana hiç sarılmıyor muyum yani?
Yani.
Sende amma yaptın.
Hoş geldiniz baba.
Hoş bulduk.
Selamlar.
Hey! Ne habersiniz?
İyilik Firuzan, senden?
İyi.
Ee söyleyin bakalım bugün başınıza hangi felaketler geldi?
Ay ne var ya? Şaka yaptım.
Gül gül öldük.
Gel lan buraya.
Gel buraya oğlum, gel!
Çık!
Komutanım.
Olay anında bu da varmış yanında.
Bunun ne olduğunu biliyor musun kardeş?
Bilmiyorum ağabey.
Ben biliyorum.
Ağabey benim bir suçum yok!
Peki sana ne yapacağım biliyor musun?
Bilmiyorum ağabey.
Ben biliyorum.
Gel buraya! Gel, nereye gidiyorsun sen?
Kim gönderdi seni?
Bilmiyorum!
Ben biliyorum.
Kalk ayağa, kalk.
Savaş mı gönderdi seni?
Konuş lan!
Yürü lan.
Yürü!
Yürü.
-Nevzat! -Geldim komutanım.
Geç şuraya.
Çalıştır.
Kızım tam iyileşiyordu.
Yüzü gülüyordu.
Sizin yüzünüzden kızım bana yüz çevirdi.
Şimdi ben seni çevirmez miyim he!
Yapma!
Yapma!
Allah'ını seversen! Kulun, kölen olurum ağabey!
Savaş mı gönderdi seni?
Konuş!
Evet!
O gönderdi.
Savaş gönderdi.
Maske meselesini nereden biliyordu?
............
İyi de komutanım...
bu Savaş nereden bildi bunu?
Zeliş'i vuran adamın maske taktığını?
Hadi onu da geçtik...
bu maskeyi taktığını nereden bildi?
Ya çok iyi araştırdı...
ya da sadece savcı cinayetine değil saldırıyla da alakalı.
Yoksa saldırıyı da mı o düzenledi?
Oh, eğer öyleyse...
ben bu Savaş itini cayır cayır yakmaz mıyım Nevzat kardeş?
Yakarsın komutanım.
Şimdi o Savaş itine...
benden bir mesaj iletiyorsun.
Tamam ağabey.
Harfi harfine.
Tamam ağabey.
Zavallı kızcağız.
Maraşlı'nın da başına gelmeyen kalmamış.
Sorma.
Kızcağız hiç iyi görünmüyordu.
Hayatım sen de çok yorgun görünüyorsun.
Hadi geç odaya biraz dinlen.
Gel.
Mühim bir şey değil Aziz Bey. Az sonra geleyim.
Bir dur.
Sen geç odaya. Ben geliyorum hayatım.
Bir şey soracaktım...
.............
Savaş'taydı hani...
Evet.
ne oldu o mesele Aziz Bey?
Görüntüler bende merak etme.
Ya...
Sedef Hanım ne söylemiş?
Ya söylemiş işte bir şeyler!
Mahur'un haberi yok. Sen rahat ol.
Ya bu Savaş bizi ele verirse?
Vermez!
Ben çok korkuyorum Aziz Bey.
Bunca yıl sakladıktan sonra...
içimi kurt gibi kemiriyor.
Bana bak.
Sen Nuran'a bir şey bahsetmedin, değil mi?
Yok söylemedim tabii.
Aman ha.
Bu işte beraberiz.
Aklından çıkartma bunu.
Anladın mı beni?
Anladım Aziz Bey.
...............
Pek neşelisin kızım.
Hayırdır?
Evde herkesin suratı beş karış.
İçim şişti.
Kime hazırlıyorsun onu?
Necati Bey'e hazırlıyorum. Acıkmıştır.
Senden başka kimse yok mu bu evde Necati Bey'i düşünecek?
Anne ne oluyor ya?
Ben görmüyor muyum sanıyorsun nasıl fingirdeştiğinizi?
Ya benim akılsız kızım...
o adam sana bakar mı?
Seninle eğleniyor.
Anne, ne fingirdeşmesi ya?
Ne saçmalıyorsun?
Hem Necati Bey öyle bir insan değil.
Ah benim salak kızım.
Sen ne hayaller kuruyorsun acaba?
Bu eve gelin geleceğini mi zannediyorsun?
Allah Allah ya!
O nereden çıktı?
Sus! Ben görüyorum her şeyi.
Babanla da konuştum.
Ayten teyzenin oğluyla tanıştıracağım seni.
Selami...
mühendis olan.
Evet.
Aslan gibi çocuk.
İşi de iyi.
Yeni ev almış.
Anne.
O çocuk salağın teki.
Ay sen beyin cerrahısın sanki!
Bir de adam beğenmiyor.
Hayatta olmaz.
Vallahi biz babanla konuştuk. O da olur, dedi.
Anne.
Ölürüm de o çocukla evlenmem.
Neden üzgünsün sen?
Nereden çıkardınız onu?
Bana hiç ilişmemenden...
kafanı uzatıp kendini göstermemenden...
daha sayayım mı?
Bir şey yok Necati Bey.
İşte buna inanmadım.
Ben var diyorsam...
vardır.
Bakayım.
Hıh işte orada.
Anlat bakalım ne oldu?
Annemle babam...
Hı.
bana birini bulmuşlar.
Sen ne dedin peki?
İstemem, dedim.
Neden istemiyorsun?
Benim gönlüm başkasında.
Maraşlı almış bunu bir güzel benzetmiş.
Bence maskeli hali daha iyi.
Bence de. Maske kalsın.
Ne anlattı sana?
Adres verdi.
Saat verdi.
Sizi bekliyormuş Savaş Bey.
Yalnız gelecekmiş o.
Yazık oldu sana.
Maraşlı'ya inanalım mı Suat?
Biz eşeği sağlam kazığa bağlayalım.
İlhan.
Aç mısın? Sana bir şey hazırlatayım mı?
Yok istemem, yedim.
İyi olduğuna emin misin?
İyiyim Dilşad üstüme gelme.
Endişeleniyorum senin için.
Endişelenme.
Buyurun.
Ağabey müsait misin?
Senin için her zaman güzellik.
Ah...
işte canı sıkkın biri daha.
Kalbi ile aklı arasında kalmış insanlara özgü...
kafa karışıklığı ile odama giriş yaptı.
Ne demek o?
Bilmem. Bunu sen söyleyeceksin.
Hayır yani nereden çıkardın ki bunu?
Ben çıkarmadım ki sen çıkardın.
Her neyse konu ne? Yine şu bıyıklı mı?
Hayır tabii ki.
Gözlerini devirdin.
Beni savuşturmaya çalıştın. Demek ki konu bıyıklı.
Madem konu bıyıklı...
o zaman şöyle şu tarafa doğru geçelim.
Dinliyorum.
Savaş'a taktı kafayı.
Ona bir şey yapacak diye korkuyorum.
Savaş'a bir şey yapması bizi niye rahatsız etsin ki?
Katil olur. Hapse girer.
Doğru, siz de ayrılmak zorunda kalırsınız.
Ağabey biz birlikte değiliz.
Ama olacaksınız.
Ağabey biz çok farklı insanlarız.
Yani milyonda bir bile olsa öyle bir ihtimal yok.
Milyonda bir bile olsa öyle bir ihtimal var güzellik.
Zaten aşk dediğimiz şey de o ihtimalden doğar.
Yani düşünsene...
dünyada sekiz milyar insan var...
ve biz sadece birine aşık olabiliyoruz.
Bunu bir mucize olarak görmek ne büyük aptallık.
Geri kalan yedi milyar dokuz yüz doksan dokuz milyon küsur insanı tanıma ihtimalin zaten yok ki.
E aşık olacağın adama da milyon da bir şans verdiğinde...
işte bu gerçek bir aşk hikayesi vadediyor.
Bilmem anlatabildim mi?
Hiç bir şey anlamadım desem.
E çünkü hiç bir şey içmiyorsun.
Bekle tekrar anlatacağım.
Buraya tek başına ve silahsız geldiğine göre...
ya çok cesursun ya da çok aptal.
Bence sen kendini çok korkutucu sanıyorsun.
Hem...
belli ki sen korkuyorsun.
Korku değil.
Temkin diyelim.
Burada yalnız olduğunu düşünmeyecek kadar da akıllıyım.
Kesin bir yerlerden üzerimize doğrultulmuş bir keskin nişancı tüfeği vardır.
Birinin beni bir dürbünden izlediği hisseder gibiyim.
Sen çok film izlemişsin.
Ben sana yalnız gelirim diyorsam, yalnız gelirim.
Yalnız mısın?
Bu anlamanın tek yolu var.
Tetiği çek.
Bazen seni çok kıskanıyorum biliyor musun abi?
Hoppala.
Neyimi kıskanıyormuşsun söyle bakayım çok merak ettim.
Annemle en çok sen vakit geçirdin onu kıskanıyorum.
Eski güzel günleri de en çok sen yaşadın, nasıl kıskanmayayım?
Yapma Mahur.
Nostaljiden nefret ederim bilirsin.
Geçmişe takılıp kalmamalı.
Elimde değil ki.
Ne kaynatıyorsunuz?
Abi?
Ooo, ortanca bey yolunu mu şaşırdı acaba?
Sesinizi duydum bir bakayım dedim.
Gelsene dertleşiyorduk biz de.
Tam aradığım şey.
Mahur'un eski günlerin daha güzel olduğuna dair saf kabulünü tartışıyoruz.
Haksız mıyım ama?
Kesinlikle Mahur'cuyum.
Heh.
Aman aman.
Versene abi.
Hoppa.
Kaptırdın.
Bu riski almaya değmez.
Seni dinliyorum.
Sana bir takım sorularım var.
Ya şimdi cevabını verirsin ya da sonra canını?
Seçim senin.
İddialı bir giriş.
Sor bakalım.
Maske olayını nereden biliyordun?
Araştırdım.
Konser saldırısıyla ilgin var mı?
Yok.
Sana neden inanmıyorum acaba?
Ben olsam ben de bana inanmazdım.
Bak kansız kardeş...
şaka kaldıracak durumda değilim.
Kızım senin yüzünden hastanede.
Seni öldürmüyorum.
Yani şimdilik öldürmüyorum.
Çünkü o saldırı yapanı bulacağım.
Anladın mı?
Saldırı ile ilgim yok.
Kızın Zeliş için de gerçekten üzgünüm.
Ben, sadece şaka yapmak istemiştim.
Bana bak gebertirim seni.
Kendini öldürtmek istemiyorsan...
yakamı bırak.
Zeliş'in adını bir daha ağzına alırsan paramparça ederim seni.
Yirmi dört saatin var Savaş.
Bana o saldırıyı yaptırtanı söyleyeceksin.
Zaten o savcıyı öldürmenden bir haltlar karıştırdığın belli.
He o tamamen aklımdan çıkmıştı.
Ben şaka yapmıyorum he.
Alırım seni yatağından, sıkarım kafana.
Ateşle oynuyorsun Maraşlı.
Benim sabrımın da bir sınırı var.
Sınır ötesi çok operasyon yaptım ben, sen rahat ol.
Defolun gidin şimdi hadi.
Yavaş yavaş! Zurna olacaksın.
Ben olmayayım da kim olsun be abi?
Aman ortanca beyimiz çok dertli galiba?
Sizi sarhoş eden içki mi yoksa geçmiş mi?
Gelecek.
Çok güzel cevaptı.
Doğru ya bizi en çok korkutan şey, belirsizlikler.
Satın aldım, buna içerim.
Bakın ne buldum.
Yine mi?
Yine.
Peki.
Bu fotoğrafı hatırladım.
Unutulur mu, bisiklette düşmüştün.
Ben niye hatırlamıyorum?
E sen iki yaşındaydın.
Çok mantıklı.
Nasıl düştün peki?
E frenleri sıkmayı unutmuştu.
Hadi canım.
Aynen.
Buradan doğruca bahçeye uçtu.
Ah bu fotoğrafı çok severim.
Bak burada bir aylıksın Mahmur.
Çok tatlı.
Bu adam kim?
He bu...
Ömer dedikleri adam, değil mi?
Ta kendisi.
Bir zamanlar bayağı yakınlarmış.
Sen tanıyor muydun peki Ömer'i?
Ben doğduğumda çoktan hapisteydi. Nasıl tanıyayım?
Babam gidiyor muydu peki ziyaretine hiç?
Pek hatırlamıyorum.
Bir ara annem hapisteyken bir hemşireyle evlendiğinden falan bahsetmişti.
Ben yedi ya da sekiz yaşlarındaydım herhâlde.
He karısı var yani?
Ne yapıyordur ki acaba? Yaşıyor mudur?
Sen de dedektif gibi. Sanane Mahur.
Ne merak ettin bu kadar?
Uyuşturucu işine girmiş, rezil herifin teki işte.
Az daha babamı da yakıyormuş.
Gerçekten sen niye merak ettin bu kadar?
Hiç...
öyle merak ettim bir sebebi yok.
Midem bulanmaya başladı benim.
O kadar içersen bulanır tabii.
Celal...
oğlum gelsene içeri.
Yok ben gelmeyeyim şimdi uyanmasın.
Gel, uyanmaz o.
Ben buralardayım.
Bir şey lazım olursa söyleyin.
Tamam oğlum, sen bilirsin.
İyi misin İlhan?
Değilim abi.
Galiba hiç bir zaman da iyi olamayacağım.
Ben çok büyük bir hata yaptım.
Ne yaptın abi?
Anlatmak ister misin?
Anlatacağım da...
nereden başlasam onu bilemiyorum.
Ben aptalın tekiyim ya.
Buradan başlamak en iyisi.
Hoppa.
Tamam tamam.
Demek ki bu geceyi bitirmişiz biz. Hadi bakalım.
Nasıl ya? Bu kadar mı?
Biraz daha müsaade edersem odaya kusmaya başlayacaksınız.
Hadi artık yatıralım sizi.
Ya ben uyumak istemiyorum. Ne olacak bu gece de uyumayalım.
Ne kaybederiz ki?
Bana uyar.
Bana uyar diyene bak, çoktan uyudu bile.
Evet abi uçtu.
Abin uçtu, sen ayıksın sanki?
Ayıksan yardım et de şunu kaldıralım hadi.
İlhan!
İyiyim ben ya.
-Hadi İlhan. -Hadi abi gel, ben seni odana bırakayım.
Hadi.
Allah benim belamı versin ya.
Oo oo İlhan'cığım ne güzel içtik eğlendik.
Bu kendine eziyet etme aşkı nereden geliyor, hadi.
Bir bilsen sen yaptığımı.
Ne diyor?
Anlamıyorum. Sabah konuşacağız değil mi İlhan?
Önce yatalım, sabah konuşacağız hadi.
Tamam bırak!
Ben giderim tek başıma, bırakın.
İyi be tamam.
Ne halin varsa gör.
Bunun da güzler yüzü bu kadar işte.
Çok dertli ama.
Neyse, iyi geceler ağabeyciğim. Sağ olasın bu güzel gece için.
İyi geceler güzellik.
Pis sarhoşlar!
İlhan...
ne bu hal?
Ne var? Biraz içtik Necati ağabeyimle.
İyi misin?
Değilim.
Dilşat, ben çok kötü bir şey yaptım.
Ne oldu?
Ne yaptın?
Şirketi resmen kendi ellerimle başkasına devrettim.
Nasıl, nasıl devrettin?
Ozan beni sattı.
Kandırdı.
Onca yıllık arkadaşım...
arkamdan iş çevirmiş.
Bilmiyordum Dilşat, yemin ederim bilmiyordum.
Bilseydim imzalamazdım.
İlhan tamam, gel ağlama.
Sesinden anladığım kadarıyla akşamdan kalmayız.
Ne diyorsun lan sen?
Ne istiyorsun?
İlhan Bey böyle olmuyor ama.
Daha ilk günden işe geç kaldınız, lütfen.
Defol git başımdan!
Sen kimsin de bana hesap soruyorsun?
Ne çabuk unuttun? Daha anlaşmamız üzerindeki imzamız kurumadı.
Sana kendimi tam olarak anlatamadım galiba?
Gayet iyi anlattın.
O yüzden o anlaşmayı unut.
Bin bir sahtekarlıkla beni dolandırdığınız biz anlaşmayı kabul edecek değilim.
Bana da bazen böyle oluyor biliyor musun?
Sabah gözümü ilk açtığımda acaba önceki gün yaşadığım her şey
bir rüya mıydı diye soruyorum, kendi kendime.
Ama tabii çok kısa bir an sürüyor bu.
Şimdi kalk ve şirkete git.
Ben senden emir almıyorum!
Ama alacaksın.
Almak zorundasın.
Bakın, ben iyi niyetli bir patronum.
Şirketi ele geçirdim diye ilk günden personel kovmak istemiyorum.
Ama beni zorluyorsunuz.
Ben kimseye çalışmıyorum. Orası hala Türel Holding ve öyle de kalacak!
Henüz karar vermedim.
Tabela değişikliği için basit bir yönetim kurulu kararı yeterli sanırım.
Sakın!
Neden?
Tabii senin için asıl hayati olan babanın bu hikayeyi duyması değil mi?
İnsan ne dostlarını ne de ailesini seçebiliyor bu hayatta.
Sakın böyle bir şey yapma!
Bunu senin tavrın belirleyecek.
Sana söylüyorum Savaş!
Ben göstereceğim size tavrımı.
İlhan Bey kahvaltı...
Babam evde mi?
Dışarı çıktılar Firuzan Hanım ile.
Şey Dilşat Hanım da...
Sen ne aşağılık bir herifsin ya! Nasıl yaptın böyle bir şeyi?
Hayırdır, ne yapmışım ben?
İlhan'ı dolandırdığından haberim var!
Şirketi satmak için o herif ile sözleşmeyi değiştirdiğini biliyorum.
İlhan mı söyledi bunu?
Dün gece bitik bir vaziyetteydi.
Onu o şekilde görsen acırdın.
Şirketi batıran kendisi.
O anlaşmayı yapmam için ne kadardır bunaltıyor beni haberin var mı?
Ben seni nasıl tanıyamamışım.
Bu kadar aşağılık bir insan olmamı aklım almıyor.
Sana yemin ediyorum doğru söylüyorum hayatım.
Hayatım deme bana!
Çekil şuradan!
Ya sana doğruyu söylüyorum ben neden inanmıyorsun bana?
Hem sen ne ara İlhan'a bu kadar bağlandın?
Kocam olduğu için olabilir mi?
Bak İlhan sana ne söyledi bilmiyorum.
Ama Türel Holding zaten batmak üzereydi.
Aziz amca duyacak diye ödü kopuyordu İlhan'ın.
O anlaşma onun hayatını kurtardı.
Hayatını kurtardığı falan yok.
Adam kendini öldürecek halde.
İnanma numara yapıyor.
Hepimizden çok sevindi o anlaşmaya.
Dilşat inan bana doğruyu söylüyorum.
Bak bir sakinleş düzgünce konuşalım. Sana her şeyi anlatacağım, tamam mı?
Hoş geldin kızım.
Hoş bulduk.
Zeliş...
Zeliş bak, neler aldım senin için.
Belki canın sıkılmıştır resim yapmak istersin diye düşündüm.
Hatta istersen birlikte de yapabiliriz. Bak.
Biz onları şöyle koyalım...
Akşam canımız sıkılırsa yaparız, değil mi kızım?
Bu gece de mi kalacaksınız?
Zeliş.
Zeliş bak ben çok özür dilerim.
Böyle olacağını bilseydim gerçekten götürmezdim seni oraya.
O nasıl laf kızım?
Sen nereden bileceksin?
Zeliş.
Hadi bir bak bana.
Ben...
gideyim o zaman. Gelirim sonra tekrar.
Mahur.
Üzülme kızım.
İyileşecektir.
İnşallah iyileşir.
Doktorlar farklı bir şey söyledi mi peki?
Travması mı ne tetiklenmiş.
Bir sürü bir şey söyledi de benim tek anladığım o.
Ah be Şirin abla ne güzel gülmeye başlamıştı yüzü.
Evet.
Bizim deli oğlan da ona yıkıldı ya.
Olacağı varmış işte.
Allah beterinden saklasın.
Amin.
Iı Maraşlı nerede peki? Geldi mi?
Gitti mi ki?
Sabah ezanında hala aşağıdaydı.
Oğlum git eve, git üstünü başını bir değiştir diye zorla yolladım.
Ama duramaz o. Gelir birazdan.
Çok üzüldü tabii.
Evet üzüldü.
Geldi işte.
Nasılsın Hanım?
İyiyim oğlum. Sen niye geldin hemen?
Azıcık uyusaydın ya.
Uykunun sırası mı? Uyunur mu?
İyi mi?
İyi, iyi.
Öyle duruyor işte.
Neyse ben gideyim artık.
Uğrarım tekrar.
Oğlum niye öyle ters davranıyorsun kıza?
Zaten vicdan yapmış.
İçine, içine ağlıyor gibi bakıyor Zeliş'e.
Ne dedim ben şimdi ya?
Bir şey demedin işte. Desen keşke.
Kırma kızın kalbini.
Hadi git gönlünü al.
Bilmediğin şeyler var senin Hanım.
Karışma.
Bildiklerim, gördüklerim yeter bana.
Hadi, hadi git al gönlünü.
Bak hala duruyor!
Mahur.
Az konuşalım mı?
Yok benim çekimim var. Geç kalıyorum.
Tamam az bekle...
birlikte gideriz.
Sen gelme. Kızının yanında kal sen.
Hanım yanında.
Merak edecek bir şey yok.
Az bekle doktorla konuşayım.
Sonra geleyim yanına, olur mu?
Tamam.
Bekliyorum.
Bak gerçekten benim bir suçum yok.
Bilmediğin çok şey var.
Tamam bilmek istiyorum. Anlat o zaman her şeyi.
İlhan başından beri çok yanlış yönetiyordu şirketi.
Kaç defa söyledim.
Bu kadar borç altına girmek mantıklı değil dedim.
Biz sağlam ve yavaş adımlarla büyümeliydik.
Ama Aziz amcaya kendimi ispatlayacağım diye...
çok büyük risk aldı Dilşad.
Hem de büyük risk.
Kredi meselesi mi?
Sadece o da değil...
şirketin bütün kârını yatırıma harcıyordu.
E bu kadar yatırıma karşılık talep göreceğimiz bile şüpheliydi.
Sonuçta şirket büyük bir borç batağına saplandı işte.
Sen de gittin o Savaş denen adamla anlaşma yaptın.
Ya bende bilmiyordum arkasında Savaş'ın olduğunu.
İlhan benden yatırımcı bulmamı istedi.
Ben de çevreyi araştırırken Katarlı bir şirket çıktı karşıma.
Nereden bileyim arkasında Savaş varmış.
Ben de İlhan ile beraber öğrendim.
İlhan sözleşmeyi değiştirdiğini söylüyor.
İşte o külliyen yalan.
Sen tanımıyor musun İlhan'ı?
Ne kadar pimpirikli olduğunu bilirsin.
Bir sözleşmeyi elli kere okumadan imzalaması mümkün mü?
Adam sana güvenmiş işte.
Böyle bir kötülük yapabileceğini düşünmemiş.
Bak bana güven.
Biliyorum İlhan şu an çok kötü bir durumda...
ama düzelecek.
Emin misin?
Eminim tabii.
Ne oluyor ya?
Ozan aç kapıyı konuşmamız lazım!
-Ozan, İlhan! -İçeridesin biliyorum!
Ne işi var bunun burada?
Ne yapacağız?
Ozan aç kapıyı!
Ben size bir özür borçluyum galiba.
Yok canım ne özrü?
Öyle, öyle.
Sesim gereksiz yükseldi.
Laf da yersizdi.
Acılıydın ama normal.
Olur öyle şeyler.
İşte...
insanın kamili böyle anlarda belli oluyor, değil mi?
İnsanın nesi?
Olgunu yani.
Anladım.
Neyse.
Neyse.
Öyle işte.
Yani...
Unutalım mı?
İyi olur.
Unuttuk mu?
Neyi?
Güzel.
Benim gitmem lazım. Geç kalmayayım.
Ben götüreyim sizi.
Tek gitmeyin.
Olur.
Niye açmıyorsun lan kapıyı!
Banyodaydım anca duydum.
Geberteceğim lan seni!
İlhan dur! Ne yapıyorsun?
Ben bittim. Seni de bitireceğim.
Bu saatten sonra hiçbir şey umurumda değil artık.
Nasıl yaptın lan bana bu alçaklığı?
Nasıl!
Bak yemin ediyorum Savaş beni de tehdit etti.
Yoksa ben sana böyle bir şey yapar mıyım?
Bırak lan numarayı!
Dün öyle demiyordun ama.
Bana patronluk taslıyordun.
Bal gibi de anlaştınız! İşine geldi senin de.
İlhan...
yapma ne olur!
Kardeşinim ben senin.
Kardeşim falan değilsin lan sen benim!
Ölmek istemiyorum.
Bir kere olsun doğruyu söyle lan bana o zaman.
Bir kere olsun.
Neden yaptın lan bana bunu, söyle!
Allah benim belamı versin.
Şeytana uydum İlhan.
Savaş CEO'luk teklif edince dayanamadım.
Sen bu fırsatı bana hayatta vermezdin İlhan.
Benim soyadım Türel değil çünkü.
Bak sana yalvarıyorum. Ne istersen yaparım.
Giderim, Savaş'ı ikna ederim...
olmadı mahkemeye veririz.
Giderim her şeyi anlatırım.
Ben sözleşmenin şartlarını değiştirdim, derim.
Ne olur yapma!
Şu Ozan'ı bir ara.
Haftaya sevkiyata başlamamız lazım.
Sorunsuz halledeceğiz bu işi.
İlhan'ı ne yapacağız? Biraz sorun çıkartabilir.
Hiç sanmıyorum.
Öfkesi bir geçsin...
onunla çok iyi anlaşacağız. Göreceksin.
Ya sen niye vuruyorsun adamın kafasına?
Ben çok korktum ya! Seni öldürecek zannettim.
Ya bir sen eksiksin!
Hemen ambulans çağırmamız lazım.
Ya dur çağırma. Bir dakika.
Efendim.
Neredesin?
Şirkete gidiyorum şimdi.
Tamam öğlen gibi orada olacağız.
Görüşmemiz lazım.
Savaş Bey şirket ile ilgili bazı detayları öğrenmek istiyor.
Tamam gelmeden mesaj atın. Hazırlatayım ben.
Bak sen ortalıktan kaybol. Ben hastaneye götüreyim.
Hayır ben onu bu halde bırakamam! Hemen ambulans çağırmamız lazım.
Ya tamam gerekirse ben ambulans çağırırım.
Sen de hastaneye gelirsin işte.
Şimdi lütfen evimden defolup gider misin!
Şu silahı da al.
Ölmeyi en çok sen hak ediyorsun!
Ama bunu ne ben ne de İlhan yapacağız.
Allah senin belanı versin Ozan!
Aydınlık günler olsun işçi sınıfı.
-Hoş geldiniz. -Günaydın.
Hoş bulduk. Hoş bulduk.
Oo sevgili mutfak müdavimlerimiz de burada.
Hoş geldiniz.
Gözler çakmak, çakmak...
aydınlanmak için nasıl da hevesli ve heyecanlılar!
Ne kadar şanslıyım!
Beyim bugün ne lütfedeceksiniz? Bekliyoruz.
Sümme haşa huzurdan Kudret Bey...
ben lütfetmem.
Ben sadece arz ederim.
Bugünkü konumuz ne?
Bugünkü konumuz...
hepinizin çok yakından ilgileneceği bir konu sevgili yurttaşlarım.
Konumuz...
aşk!
He güzelmiş!
Güzel, güzel tabii Nuran Hanım.
Sizin hayatınızda olmadığından size güzel gelir.
Ülkemiz kadınlarının çoğu görücü usulü...
yahut hayırlı kısmet cinsinden evlilikler yaptığı için...
kader, aşk şeklinde çıkıyor.
İmkansız, tutku dolu aşklar...
bu şiirler, bu romanlar...
üzülerek bildiriyorum yurttaşlar...
yalan, dolan.
Nasıl yani beyim?
Aşk yok mu diyorsun şimdi sen?
Kusura bakma ama ben kabul edemem bunu.
Iı maalesef Kudret Bey elimize ulaşan son bir habere göre...
aşk yok.
Olur mu beyim?
Aşk olmaz mı? Değil mi Nuran Hanım?
Yani diyorlar ki...
bir takım fiziksel ihtiyaçlar var...
ve bunların da bilimsel olarak adı...
libido diyorlar.
Libido?
Libido.
İşte bunların adı libidoyken...
edebiyattaki tasviri karşımıza...
aşk olarak çıkıyor.
Yani bu filmler, bu romanlar...
bu şiirler, bu şarkılar...
üzülerek söylüyorum sevgili yurttaşlar...
yalan, dolan.
Aşk diye bir şey nasıl olmaz?
Yahu var Behiye'ciğim.
Ticari olarak aşk her yerde var.
Ama saf ve temiz bir duygu olarak...
karşılığı yok.
Ama bizi üzüyorsunuz Necati Bey.
Ama benim işim sizi mutlu etmek değil Nuran Hanım.
Benim işim sizi aydınlatmak.
Gerçeği görmenizi, gerçekleri kavramanızı sağlamak.
Hadi bana inanmıyorsunuz...
Nietzsche'ye de mi inanmıyorsunuz!
Tanımıyorum.
Tanıştırayım...
kadın, aşkın her şeye kadir olduğunu zanneder.
Aslında bu sadece onun batıl inancıdır.
.............
Ah o aşka düşenler!
Onlar aşkın nasıl çaresiz...
nasıl yoksul....
nasıl zorla elde edilmiş...
ve nasıl yanıltıcı bir duygu olduğunu...
çok iyi bilirler!
Çünkü en büyük ve en derin aşklar bile böyledir!
Çünkü aşk, kurtarmak çok...
mahveder!
Anlaşıldım sanıyorum sevgili Romalılar.
Kusura bakmayın...
senatoda daha önemli işlerim var.
Senato mu?
Senato ne ki?
İlhan!
Dilşad.
Ne oldu bana? Neredeyim?
Hastanedeyiz.
Ah!
Dur, dur!
Dokunma.
Ozan aradı beni. Düşüp kafanı vurmuşsun.
Yalancı şerefsiz.
Ne oluyor İlhan?
Neden gittin oraya?
Bir de yanında bunu götürmüşsün.
Öldürecek miydin?
Hak etti.
Ya o ölmeyi hak etti belki ama sen katil olmayı hak ettin mi?
Oğlunu, beni, aileni nasıl düşünmezsin?
Böyle bir şeyi nasıl yapmayı aklından geçirdin hiç anlamıyorum.
O herif her şeyimi çaldı Dilşad.
Ne yapsaydım? Yanına mı bıraksaydım?
Yine de yöntemi bu olmamalı İlhan.
Ayrıca babam duysa bu olanları beni öldürür diyordun.
Bunu duysa adam ne yapar?
Kimseyi düşünecek durumda değilim artık Dilşad.
Düşünmek zorundasın İlhan.
Ayrıca benim tanıdığım İlhan böyle bir adam değil.
Pes eden bir korkak gibi...
elindeki silahla başka adamların kapısına dayanacak biri değilsin sen.
Ne olur kendine gel. Toparlan.
İlla bu adamla savaşacaksan aklını kullan.
Sen Savaş'tan da Ozan'dan da daha zekisin.
İyi ki yanımdasın.
Efendim Ecem.
Mahur neredesin hayatım? Biz hazırız.
Canım yoldayım, yoldayım. Bir kaç dakikaya gelmiş olurum.
Mankenimiz hazır mı?
Geldi hazırlanıyor.
Tamam.
Anlaştık. Birazdan oradayım.
Bir şey soracağım sana.
Sor.
Senin bu Ömer'i araştıran arkadaşın...
evli olduğuna dair bir şey söyledi mi sana hiç?
Hayır, hiç öyle bir bilgi vermedi.
Enteresan.
Necati ağabeyim söyledi de dün...
hapishanedeyken evlenmiş.
Evlendiği kişi de oranın hemşiresiymiş.
Çoluğu çocuğu var mıymış peki?
Bilmiyorum.
Ama araştırmak lazım. Ben de kime soracağımı bilemedim.
Belki annemin görüntüleriyle bir alakası vardır.
Ya nasıl bir alakası olabilir ki?
Bilmiyorum.
Neyse boş ver. Zeliş bu durumdayken...
bir de ben dert olmayayım başına.
Estağfurullah.
Derdin kendisi Savaş.
Hem bu Savaş niye senin ailenle, seninle bu kadar ilgili...
ben de merak ediyorum.
Çünkü kendisi benim de derdim oldu.
Siz inin. Ben geliyorum.
Tamam.
Canım hoş geldin.
Hoş bulduk.
İyi misin?
İyiyim, sen?
İyi.
Ne yaptınız? Hazır mı her şey?
Setimiz hazır. Işık, kostüm...
mankenimiz de hazır.
Çok güzel bir mankenimiz var yalnız.
Evet.
E tamam, hadi bir test alalım o zaman.
-Hadi. -Merhabalar, hoş geldiniz.
Al canım.
Selamünaleyküm kardeş.
Senden bir adamı araştırmanı istemiştim ya...
he Ömer Tokgöz.
Araştırma yaparken adamın karısı konusunda bilgiye rastladın mı?
He evliymiş.
Bak bakayım bir.
He.
Nasıl ya?
Emin misin?
Allah Allah...
yani bilmiyorum.
Bir daha baksan mı acaba?
Bak adam 1980'de hapse giriyor.
Birkaç sene sonra Sinop'a naklediyorlar bunu.
Cezaevine.
He işte orada bir hemşireyle evlenmiş diyorlar.
Onu bilmiyorum işte.
Sen şu işi bir deşsene kardeş.
Tamam mı?
Adam buralara gelmeden...
ne yaşamış, ne yaşamamış bir öğrensene benim için.
Tamam.
Tamam.
Hadi.
Hadi eyvallah. Bekliyorum, eyvallah.
Iı arabayı çalıştırabilir miyiz? Farları yansın.
Çalıştı mı?
Galiba.
Çalıştı mı?
Çalıştı.
Ne kadar sessiz.
Iı kabloyu da alabilir miyiz?
Nasıl?
Gayet iyi.
Gel bak.
Çok iyi.
Hıı, süper.
Çok güzel görünüyor. E tamam hadi başlayalım o zaman.
Başlıyoruz arkadaşlar!
Efendim.
Vay...
eyvallah, eyvallah kardeş.
Sağ olasın.
Sen at adresi bana ben gerisini hallederim.
Hadi.
Unutmayacağım bu iyiliğini.
Kolay gelsin.
Tamam, tamam canım merak etme.
Ben onların photoshop'larını halledip direkt gönderirim onlara.
Tamam canım.
Biraz konuşabilir miyiz?
Tabii.
Geliyorum hemen.
Ne oldu?
Şu bahsettiğin konu hakkında...
arkadaşım araştırma yaptı.
Hangi konu?
Ömer mi?
Evet.
Adamın evli olduğuna dair bir bilgi yok.
Tamam ağabeyim yanlış hatırlamış demek ki.
Yok sen yanlış anladın.
Hiç evlenmemiş demiyorum.
Evli olduğuna dair bir bilgi yok diyorum.
Belge yok yani.
Canım!
Biz hazırız. Seni bekliyoruz.
Ecem sen devam etsene.
Emin misin?
Evet, evet sen devam et. Hallet sen.
Tamam.
Sen bir gelsene benimle.
Bir dakika ben anlamadım.
Sen şimdi bana şu olayın bir başını, sonunu anlatsana.
Ya başı, sonu yok. Durum bu işte.
Ortada garip bir durum var.
Yani sen diyorsun ki adam evliymiş.
Ağabeyim diyor.
Ya neyse işte.
Arkadaşım da diyor ki öyle bir evlilik yok.
Belgeler kaybolmuş.
Birisi bu kadını saklıyor.
İyi de kim, niye saklasın ki bu kadını?
Geçmişte hesabı olan birisi.
Peki...
o dönem cezaevinde görev yapmış olan hemşireleri araştıramaz mıyız?
Bak sen...
mafyalığa da başladın.
Sinop'ta cezaevindeyken orada üç hemşire varmış.
İkisi ölmüş.
Biri sağ kalmış.
O Sinop'tan İstanbul'a gelince...
kadın da tayinini istemiş.
Aralarındaki tek bağlantı bu.
E tamam işte daha ne olsun? Adresi var mı?
Gönderecekti.
Artık var.
Hadi hemen gidelim.
Hemen mi?
Evet, Ecem halleder çekimi.
Dur ben montumu alıp geliyorum.
Bekliyorum.
Savaş.
...... Bey.
Seni gördüğüme sevindim.
Bende öyle.
Gel şöyle geçelim.
Nasıl buldun burayı?
Çok güzel.
İşleri iyice büyüttünüz.
Açtığımız iki yıl oldu.
İşte bak...
Çok büyük bir işe giriştin Savaş.
Biliyorum.
Birinin bu açığı kapatması gerekiyordu.
Muhakkak.
Avrupalı bağlantılarımızın bu durum hoşuna gidecektir.
Ama...
bu tarafta işler kızışacak.
Birileri savaş çıksın istiyorsa...
ben hazırım.
Sen benimle misin?
Sürdürülebilir bir nakliye politikan varsa...
sadece ben değil...
başka arkadaşlarım da yanında olacaktır.
Kusursuz.
Haftaya sevkiyata başlıyorum.
Ne kadar taşıyabileceğimi sana söyleyeceğim.
Güzel.
Çünkü al stoğu büyüyor.
Bunları bir yerde saklayamam.
Ya telef olacak...
ya paraya çevireceğiz.
Bu işi başar.
Tüm gücümle yanındayım Savaş.
Burası.
-Kolay gelsin. -Sağ olun.
Kolay gelsin.
Biz Zehra Demirli'ye bakmıştık.
Kim soruyor?
Ben soruyorum.
Iı ben fotoğrafçıyım. Biz buraya fotoğraf çekmeye geldik.
Kendisi de asistanım olur.
Evet.
Benim asistanım.
Yalnız bize öyle bir bilgi verilmedi.
Müdüre hanım da şu an burada değil.
Senin şu bilgisayarında şu arama şeylerinden var mı?
Var.
Yaz bakayım oraya Mahur Türel.
Yaz.
Ne diyor?
Yılın fotoğrafçısı diyor, değil mi?
Kendisi ünlü bir fotoğrafçı.
Sen şimdi şunu al.
Öyle memur gelmedi, amir gelmedi. Uğraştırma bizi.
Hadi.
İkinci kat.
Hemşirelere sorarsanız yönlendirirler.
Eyvallah.
Teşekkür ederiz.
Adımı söylemesen daha iyi olmaz mıydı?
Her yerde kameralar var.
Bir şey fark etmez.
Eskiden çok gelirdim böyle yerlere.
Niye?
Fotoğraf çekmek için.
Sohbet için. Yalnızlık zor.
Zor, yalnızlık değil...
unutulmak.
O mu sence Ömer'in karısı?
Çok umutlanmayalım.
Zehra Hanım yine kapatmışsınız perdeleri ama!
Kaç kere söyledim size.
Teybi kapatmayın, en sevdiği türküdür.
Uyanır uyanmaz açar, uyuyunca da biz kapatırız.
Tek eğlencesi o.
Hem hatırlamasına da yardımcı oluyor.
Hatırlamasına mı?
Evet. Zehra Hanım alzheimer.
Bayağı da ilerledi hastalığı.
Peki.
Teyzeciğim merhaba, Mahur ben.
Bu beyefendin adı da Celal.
Nasılsın?
Hoş geldin Celal Bey oğlum.
Uzun zaman oldu görüşmeyeli.
Neden şaşırdınız?
Celal Bey'i çok eskiden tanırım ben.
Pardon, bilmiyordum ben.
Benim için problem değil.
Teyzeciğim sen beni biriyle karıştırdın, sanırsam.
Biz aslında size bir kaç soru sormaya geldik.
Gel bakayım, sen yanıma.
Gel, gel.
Üzüyor mu bu haylaz seni he?
Söyle bana.
Konuşurum ben annesiyle.
Haftaya o da gelir.
Kim gelir?
O senin cadaloz annen. Kim olacak?
Delidir falan ama severim ben Sena'yı.
Trabzon da birlikte çalıştık.
Hiç kopmadık birbirimizden.
Sahi...
nerede o, gelmedi mi?
Yok gelmedi o. Bizi gönderdi.
İyi yapmış, iyi iyi.
Unutmaz o beni.
Sever, hem ziyaretime gelir.
Yoksa insan burada kafayı yer.
Bunların hepsi bunak, yaşlı.
Peki, siz neden buradasınız?
Sonuçta onlar gibi değilsiniz.
Biliyorum.
Ama...
yalnızlık çok zor biliyor musun?
Siz çok sever misiniz bu türküyü?
Ağlıyor musunuz?
Neden ağlayayım?
Hem ben bugün çok mutluyum.
Aslında insan mutluyken de ağlar.
Ama ben öyle biri değilim.
Ben elimdekinin kıymetini bilen biriyim.
Yani Allah'a şükür ki...
Yani bugüne kadar hiç bir şey istemedim.
Elimi günaha uzatmadım.
Bu bir cezaevi türküsü.
Siz hikayesini bilir misiniz?
Bak bak bak...
benim ağzımdan laf alıyor.
Sanki bilmiyormuş gibi.
Neyi bilmiyor muşum gibi?
Bu türküyü Ömer ile hücrede söylerdiniz.
Yani...
gardiyanlar bile susturamazdı sizi.
Ben de revirden dinlerdim hep.
Ömer, Ömer Tokgöz?
Teyzeciğim sen tanıyorsun değil mi Ömer'i?
Ömer benim babamın eski ortağı. Aziz Türel.
Kızıyım ben de.
Defolun buradan!
İstemiyorum sizi!
Defolun!
Gardiyan!
Teyze ne oluyor?
İstemiyorum sizi! Defolun!
Gardiyan!
Gardiyan!
Defolun! Al bunları götür istemiyorum!
Ne oldu?
Kapatın, türküyü falan da istemiyorum!
Gel Mahur Hanım.
Ya hatırladı, Ömer dedi.
Kadının durumuna baksana bize yardım edecek durumda değil. Hadi.
Hadi gidelim.
Oğlum hasta! Güneş dokunuyor!
Kapat perdeleri, kapat!
Zehra Hanım!
Teyzeciğim oğlun mu var senin?
Lütfen dışarıda bekler misiniz?
Kapat!
Savaş mı sizin oğlunuz?
Kapat oğlum hasta, yaraları azacak! Kapat diyorum!
Lütfen dışarıda bekleyin.
Kapat diyorum. Oğluma güneş dokunuyor, kapat!
Zehra Hanım, Zehra Hanım bana bakın.
Perdeleri kapat!
Tamam.
Lütfen, lütfen dışarıya alayım sizi.
Peki.
Hadi Mahur Hanım, hadi.
Hadi, hadi.
Nasıl yani şimdi...
Savaş, Ömer'in oğlu mu yani?
Eğer öyleyse bütün taşlar yerine oturuyor.
İyi de o zaman Savaş tesadüfen bizim hayatımıza girmedi demek.
İntikam almak için benim ailemin peşinde.
Öyle mi?
Neyin intikamı?
Babasının.
Belki de...
gerçekten Ömer'i benim babam...
Hasta bir kadının lafıyla sonuca varamayız.
Maraşlı, Ömer gerçekten Savaş'ın babası.
Olabilir.
Ama bu Aziz Bey'i katil yapmaz.
Savaş'ın nasıl bir manyak olduğunu gördük.
Annem her şeyi anlatacaktı bana o videoda.
Her şeyi söyleyecekti. Ne söyleyecekti bana?
Savaş'ı bulduğumda bunu da sorarım.
Sakın bak bu meseleye daha fazla karışmanı istemiyorum.
Belli ki Savaş'ın derdi bizim ailemizle.
Ne olur bana bir delilik yapmayacağına dair söz ver.
-Benim kızıma zarar verdi. -.......
Böyle bir şans için kimseye söz veremem.
Pardon!
Tekrar görebilir miyiz acaba kendisini?
Maalesef, ilaç verdim şimdi. Uyuyor.
Daha fazla yormayın.
Peki sürekli gelen bir ziyaretçisi var mı?
Oğlum dedi. Oğlu geliyor mu mesela?
Vallahi ben iki aydır buradayım. Kimsenin geldiğini görmedim.
Bir arkadaşım daha var ama o benden daha eski.
Şu anda molada. Gelince sorarım.
Şu notu o gelecek olan yakınına iletir misiniz lütfen?
Tabii iletirim.
Teşekkürler.
Hadi gidelim artık.
Kim bunlar?
Zehra Hanım'a gelmişler.
Emin misin?
Evet.
Çok sevindim ama.
Kadının kimse gelmiyordu ziyaretine aylardır.
Akrabaları falan mıymış?
Valla komşusunun çocuğuymuş dediler ama...
Bir de bu notu bıraktılar.
Hatta oğlu gelirse verin dediler.
Zehra Hanım'ın oğlu mu var?
Sen ver bakayım şunu bana.
Buyurun.
Savaş Bey, Hacer ben bakımevinden.
Sizi dinliyorum.
Şey, anneniz...
Bir şey mi oldu?
Yok, yok hayır gayet kendisi iyi hiç merak etmeyin ama...
bilmeniz gereken bir şey var diye düşündüm.
İki kişi geldi de ziyaretine.
Nasıl?
Sanırım eski komşunuzun çocuklarıymış.
Birisi de hatta size not bıraktı.
Adamları gönder, sen de şirkete geç.
Benim bir yere uğramam lazım.
Nasıl isterseniz Savaş Bey.
İlhan, iyi misin sen? Bu ne hal?
Bir şeyim yok, şirkette rahatsızlandım biraz.
Neyin var?
İyiyim baba, iyiyim.
Tansiyonu düşmüş biraz.
Dün gece ağabeyimle biraz içmiştik de ondan herhâlde.
Duydum, duydum seslerinizi.
O kadar içerseniz olacağı bu.
Ne oluyor size ben anlamıyorum ki.
Ağabeyin ayrı, sen ayrı.
Baba ne olur?
Baba biraz dinlenirse iyi gelecek sanki.
Bana bak, bir şeyin yok değil mi?
Bak bir şey var da söylemiyorsan çok fena bozuşuruz.
Yok baba. Ne olacak?
İçkiyi biraz fazla kaçırmışım o kadar işte.
Hastanede bütün tahlilleri yapıldı.
Hastane mi?
E madem hastaneye gidiyorsunuz, niye haber vermiyorsunuz?
Ne olur ne olmaz diye kontrol ettirdik baba.
Önemli bir şey yok, tamam mı? Sakin olun.
Biraz yatayım kendime gelirim.
Onları öldürdü beni bırakın!
Sakin olun.
Anne!
Ömer'imi öldürdüler!
Çıkın dışarı!
-Öldürdüler Ömer'imi! -Sakin olun.
Sakinleştirici yapılması lazım.
Çık dışarı!
Anne.
Ben geldim.
Ömer.
Ömer sen mi geldin.?
Ölmedin mi?
Annem ben geldim işte.
Ömer'imi öldürdüler!
Onlar öldürdü.
Biliyorum anne, biliyorum.
Perdeyi...
Perdeyi kapatın.
Oğlum hasta.
İyiyim ben iyiyim.
Güneşe dayanamaz, güneşe dayanamaz oğlum.
İyiyim ben annem.
Herkesin bir zayıf noktası vardır Maraşlı.
Senin ki ne?
Zayıf noktan varsa bu mesleği yapamazsın.
Hangi mesleği?
Askerliği.
Sonuçta hepimiz insanız.
Elbette.
O yüzden sevebilirsin.
Özleyebilirsin.
Ağlayabilirsin.
Ama bunlar senin zayıf olduğunu göstermez.
Bunlar sadece aynaya baktığında...
sana insan olduğunu hatırlatan duygular.
Yani...
Zeliş senin zayıf noktan değil, öyle mi?
Bir soru sorduk sana.
Zeliş benim canım.
Onu biliyoruz.
O yüzden buradasın zaten.
Zeliş senin zayıf noktan mı Maraşlı?
Zeliş benim kızım.
Zeliş senin zayıf noktan mı Maraşlı?
Bakın Zeliş'e bir şey olursa...
Yaşayamaz mısın?
Ne yaparsın? Yakıp, yıkar mısın ortalığı?
Zeliş senin zayıf -
Yeter!
Herkesin bir zayıf noktası vardır.
Eğer sevdiklerin zarar görmemişse...
sevdiklerinin zarar görmesinden korkmadıysan...
herkesin bir zayıf noktası vardır bayan.
Ben hariç.
Bu itirafını kaydediyorum.
Hay hay.
Nasıl isterseniz.
O zaman Zeliş'ten bahset bize.
Mesela o doğduğu zaman ne hissetmiştin?
Şırnak'ta dağdaydık.
Üç gündür yürüyorduk.
Üç gündür yürüyorduk.
Feci bir diş ağrısı çekiyordum.
Feci bir diş ağrısı çekiyordum.
Yürürken dayanamayıp...
bir kayanın dibine sindik.
Sağ olsun ekipten bir...
sıhhiyeci arkadaş...
eski bir penseyle çürük dişimi söktü.
O dişi kökünden sökerken...
gıkım bile çıkmadı.
Çıkan bütün kanı yutmak zorunda kaldım mecbur.
Ama o geceyi hiç unutmuyorum.
Çünkü o gece...
Zeliş'imin doğum haberini aldım.
İyi ki doğdun Zeliş.
İyi ki doğdun benim güzel kızım.
Kucağında yeni doğmuş bir nefes olduğunda...
ve o nefes senden bir parça olduğunda...
bütün ağrıların gidiyor.
O gün, o vakit...
ondan başka bir şeyi önemsemiyorsun.
Zeliş senin zayıf noktan mı Maraşlı?
Sence söylemeli miyiz bunu babamlara?
Bu saklanacak bir şey değil.
Herkes bilmeli.
O adam nereden baksan sizin aileye savaş açmış.
Ki kendince bir şekilde haklı sebepleri de olabilir.
Böyle bir süreçte en doğrusu dikkatli olmak.
O yüzden git ailenle konuş.
Of!
Tamam.
Konuşacağım.
Ama sen de gel benimle.
Olur.
Hoş geldiniz!
Size söylememiz gereken bir şey var.
Önemli.
İnanmıyorum. Bu kadar çabuk mu ya?
Ağabey ne diyorsun ya? Önemli diyorum.
Hepimizi ilgilendiriyor.
Söyle kızım.
Hay Allah ben de bize güzel haberler vereceğinizi düşünmüştüm.
Gerçi bakış açısına göre değişir tabii.
Mahur korkutma bizi. Hadi söyle.
Biz bugün Maraşlı ile bir şey öğrendik.
Eski ortağın Ömer ile alakalı.
Ya kapanmadı mı o mesele hala?
Ne oluyor Maraşlı?
Kızınızı dinlerseniz iyi edersiniz Aziz Bey.
Savaş hayatımıza tesadüfen girmemiş olabilir baba.
Ömer'den Savaş'a geçtik. Hadi hayırlısı.
Yani bilmiyorum, emin değilim ama...
benim çektiğim fotoğraflar sadece bütün bu olanların fitilini ateşlemiş olabilir.
Çünkü Savaş, Ömer'in oğluymuş.
Ağabey nereye?
Bir dakika şimdi ben anlamadım.
Bu Savaş, Ömer'in oğluysa bundan bize ne?
Yani babasının hapse girmesinden seni sorumlu tutmuyor herhalde, değil mi?
Galiba.
Ama bu çok saçma.
Yani sonuçta senin bir suçun yok.
Tabii canım.
Benim Ömer ile ne alakam olabilir?
Ömer bir halt etti.
Sonunda da hapse girdi.
Allah kahretsin!
Sen bunları nereden öğrendin kızım?
Ömer hapisteyken evlenmiş baba.
Evlendiği kadının izini sürdük. O söyledi.
Hayatta mı hala?
Yaşıyor.
Ama biraz hasta.
Biz de bu kadına güveniyoruz, öyle mi?
Evet baba güveniyoruz.
Aziz Bey.
Kızınız haklı.
Kadın hasta.
Ama büyük ihtimal Savaş onun oğlu.
Bizimle uğraşmasının sebebi bu demek.
Büyük ihtimalle.
Aklı sıra intikam alıyor.
Neyin intikamıysa?
Baba.
Ne oluyor?
Ben bahçedeyim.
Tamam.
He bu...
Ömer dedikleri adam, değil mi?
Ta kendisi.
Bir zamanlar bayağı yakınlarmış.
Sen tanıyor muydun peki Ömer'i?
Ben doğduğumda çoktan hapisteydi. Nasıl tanıyayım?
Babam gidiyor muydu peki ziyaretine hiç?
Pek hatırlamıyorum.
Bir ara annem hapisteyken...
bir hemşireyle evlendiğinden falan bahsetmişti.
Ben yedi ya da sekiz yaşlarındaydım herhalde.
He karısı var yani.
Ne yapıyordur ki acaba? Yaşıyor mudur?
Biz bugün Maraşlı ile bir şey öğrendik.
Eski ortağın Ömer ile alakalı.
Yani bilmiyorum, emin değilim ama...
benim çektiğim fotoğraflar sadece bütün bu olanların fitilini ateşlemiş olabilir.
Çünkü Savaş, Ömer'in oğluymuş.
Benimle Aziz Türeli'nin evinin önünde buluşun.
Artık sırları açığa çıkarmanın vakti geldi.
O herifin başka bir derdi olduğu belliydi.
Nasıl anlamadık ya? Nasıl!
Nereden bilebilirdik oğlum?
Sen tahmin edebilirdin baba.
Geçmişi hepimizden iyi sen biliyorsun.
Ne demek istiyorsun?
Bu imalardan vazgeç artık kızım!
Ben ne biliyorsam anlattım size.
Ne olacak şimdi peki?
Öldürelim.
Ciddi misin ağabey sen?
Hem de hiç olmadığım kadar.
Madem bizden bu kadar nefret ediyor...
madem bu kadar güçlü...
tek yol var...
öldürmek.
Öyle değil mi baba?
Delirdin mi sen Necati?
Katil miyiz biz!!
Bu gidişle olacağız.
Saçmalama İlhan.
Ya saçmalamayın gerçekten!
Ben size bunu daha dikkatli olmamız gerektiği için söyledim.
Gidin katil olun diye değil!
Mahur haklı.
Kimin oğlu olursa olsun.
Bizim hiç kimseyle bir hesabımız yok.
Ben şimdi konuşurum Maraşlı'yla.
Kendi gibi güvenilir birkaç adam daha bulsun, getirsin bize.
Bundan sonra herkes birbirine destek olacak.
Dejavu mu oldu?
Yine aynı konuşmayı yapmayacaksın, değil mi baba?
Yapacağım Necati.
Öf!
Ne istiyorsunuz oğlum?
Elimize silah alıp gidip adamın evini mi basalım?
Mafya mıyız biz!
Ben tanıdığım kim varsa telefon ederim.
Polis, amir...
bir icabına bakarlar.
Bakmıyorlar.
Sevgili babacığım.
İcabına bakmıyorlar.
Görmüyor musun adam tezgah kurmuş ya.
Tek yolumuz var, o da Savaş'ı öldürmek.
Şu başımıza gelene bak. Bir bu eksikti.
O adam Ömer'in yetimiymiş, öyle mi?
Öyleymiş.
Vah başımıza gelene.
Senin başına ne geldi Nuran?
Olan bana oldu, bana.
Sadık...
yıllardır başıma yastığa koyduğumda bunu düşünüyorum ben.
Biz de bu işi içindeyiz.
Vicdan azabı yetmedi...
bir de yetimi çıktı başımıza.
Konuştum konuştum, bu gece de kalacak yarın çıkartacaklarmış.
Aman iyi bari. Kız daha kötü olacak diye korkuyorum.
Yok niye olsun, hastane orası.
Şifa yeri.
Ben geleceğim zaten yanınıza. Var mı bir ihtiyacınız?
Yok yok oğlum, merak etme.
Eyvallah, hadi.
Oğlunmuş Ömer Bey.
Bilmiyordum.
Vallahi billahi bilmiyordum bir evladın olduğunu.
Bilseydim arkandan ağlayanlar olduğunu...
bilseydim, yapar mıydım?
Seni böyle duasız, mezarsız...
Selam...
Aziz Türel'in evine bakmıştım da. Burası mı acaba?
Kimsiniz?
He demek ki doğru yerdeyiz.
Bir dakika bir dakika, bu işi dostça halledelim.
Sizinle bir meselem yok.
Ucuz kahramanlık yapmaya kalkarsanız mermiyi yersiniz.
Silahlı koruma tutmak pahalı bir iştir Suat.
Umarım bunların maaşını şirket ödemiyordur.
İlhan'a söyle masrafları azaltsın.
Tamamdır Savaş Bey.
Rahatsız etmiyorum umarım.
Artık sakice oturup beni dinleyeceğiniz an geldi.
Hemen polisi arıyorum baba.
Aziz ne oluyor?
Sakin ol. Korkma.
Bence elindeki telefonu bırak çünkü...
vur emri almış biridir, yanındaki.
Ağabey bırak telefonu.
Ne istiyorsun bizden?
Kim olduğunu öğrendik o yüzden geldin, değil mi?
Evet mahur Hanım.
Tam olarak o yüzden geldim.
Korumanız nerede? Göremiyorum. Yok mu?
Hayır yok.
Neyse onunla işimi hallettim zaten bir süre kendine gelemez.
Bak, ne istiyorsan vermeye hazırım.
Paraysa para ama aileme dokunma.
Para mı?
Para değilse ne?
Benimle mi derdin?
İstersen şu anda çıkıp giderim buradan.
Benimle ne hesabın varsa gör.
Ne mükemmel bir aile bağı.
Ne muazzam bir baba.
Yeter lan artık! Defol git evimizden!
Ağabey!
Ağabey!
Ağabey!
Dokunma kardeşime!
Bir daha böyle bir şey yaparsan ölürsün.
Ağabey iyi misin?
İyiyim.
Siz beni dışarıda bekleyin içeriye girmeye kalkan olursa da vurun.
Sevgili Türel ailesi.
Artık kim olduğumu biliyorsunuz sanırım.
Ben Ömer Tokgöz'ün oğluyum evet.
Aziz Bey'in eski ortağı Ömer Tokgöz'ün.
Babamı pek hatırlamıyorum aslında sadece...
onun ceza evinden çıkışını beklediğimi hatırlıyorum.
Annem hep bir aile olacağımızı düşünüyordu ama...
babam bir anda ortadan kayboldu işte.
Arabası Tarabya'dan denize uçtu.
Cesedine hiç ulaşılamadı.
Annem kafayı yedi tabii...
ben de o günden sonra sokaklarda...
sonrasında çocuk esirgeme kurumunda büyüdüm.
Kolay bir hayatım olmadı yani.
Bunda bizim kabahatimiz ne?
Babamın ceza evine girmesinin tek sorumlusu sizsiniz Aziz Bey.
Sana kim ne anlattıysa yalan söylemiş.
Bu iki yüzlülüğünüze hayranım.
Mahur o fotoğrafları çekmeseydi de tanışacaktık sizinle.
Ama tesadüfler işte.
Hayat bizi buraya sürükledi.
Korkmanıza gerek yok, içinizden bugün kimseyi öldürmeyeceğim.
Hatta bundan sonra da.
Size sadece şunu söylemek istiyorum.
Yüzüme iyice bakın Türel ailesi.
Bundan sonra gözünüzü açtığınız her an aklınıza ben geleceğim.
Ne bu arazi, ne bu ev.
ne o servetiniz...
hiç bir şey sizi benden koruyamayacak.
Mutsuz geçirdiğim her günün hesabını vereceksiniz.
İçeri gireni vurun dedim ya...
kimse laf dinlemiyor burada.
Aynı soruyu ben de sana soracaktım Savaş.
Sana verdiğim süre doldu.
Şimdi buradan birlikte sakince çıkacağız.
Henüz laflarım bitmemişti.
Bu hiç hoş olmadı Maraşlı.
Silahını çıkart ilk önce.
Silahını çıkart!
Yavaşça.
Tek hareket yaparsan sıkarım kafana.
Geri çekil.
Düş önüme.
Maraşlı dur yapma!
Mahur dur!
Kimse karışmasın.
Bu artık benim meselem.
Maraşlı dur!
Mahur bırak! Öldürecekse öldürsün!
Aynen öyle.
Kimse gelmesin peşimden.
Bu ailenin sorunu bu, ortak karar almakta zorlanıyorlar.
Sen hala işin dalgasındasın değil mi kardeş?
Soracağım sana ben daha. Yürü hadi.
-Mahur, Mahur! -Ağabey bırak!
Mahur gelmek istiyor galiba?
Sen hiç bir yere gitmiyorsun! Bu artık senin meselen değil!
Nereden biliyorsun?
O ne demek?
Ağabey bırak lütfen, katil olamaz o!
Ağabeyim haklı hiç bir yere gitmiyorsun Mahur!
Maraşlı dur!
Nasıl, beğendin mi manzarayı?
Sana biraz masraf çıkarttım ama...
Bunun bedelini çok ağır ödeyeceksin.
Yürü hadi yürü, bana kuru gürültü yapma.
Seninle biraz sohbet edeceğiz.
Kızgın mısın hala bana?
Yürü.
Bağla kendini.
Bin şuraya.
Bineyim.
Alo Şirin abla...
Şirin abla çok kötü bir şey oldu.
Maraşlı Savaş'ı alıp gitti.
Ne diyorsun sen kızım?
Nasıl alıp gitti? Yani...
ne yapacak?
Öldürecek galiba bilmiyorum.
Nereye gitti peki?
Bilmiyorum yetişemedim, durduramadım da.
Sen de Nevzat'ın numarası var mı?
Ya da güvenebileceği başka birisinin.
Yok ben de numarası.
Kimse de ona söz geçiremez ki.
Hele böyle bir durumda.
Tüh ya, hay Allah!
Tamam, tamam abla kapat. Benim aklıma bir şey geldi ben seni arayacağım.
Tamam kızım bak, beni de haberdar et oldu mu?
Tamam.
Kaç saat daha dayanabilirsin sence?
Tahmininden çok daha fazla.
Öyle mi?
Rahatsız olmuş gibi görünüyorsun.
.......
Yok hayır.
Sen ne istiyorsun benden?
Ne istiyorsun benden?
Senden bir takım cevaplar istedim.
Senden birtakım cevaplar istedim.
Gereken süreyi de verdim.
Gereken süreyi de verdim.
Ama sen dinlemedin.
Ama sen dinlemedin.
Epey inatçı bir kardeşimizsin.
Sen de öylesin. Sen de öylesin.
Ne yazık ki sorduğun soruların hepsini unuttum.
Malum benim gündemim biraz yoğun.
Bak Savaş...
bak ben Ömer'in oğluyum, intikam almaya geldim hikayelerini yemem ben.
O .......... kim gönderdi seni?
Türellerle bir bağlantın var mı?
Bunları paşa paşa anlatacaksın.
Tamam mı?
Anlatmayacağım.
Sen bilirsin.
Seni ilk gördüğüm anda öldürmeliydim.
Daha ilk gördüğüm anda!
Bana çocukluğumu hatırlatıyorsun Maraşlı.
Bana bunu...
en son yapanların...
çürüyecek bir mezarları bile yok!
Şehre böyle yüksekten bakınca güzel oluyor, biliyor musun?
İnsan nefes aldığını hissediyor halen...
yaşadığını.
Dağlarda öyle olmuyor.
Yüksek tepelerden...
geniş ovalara bakarken ne kadar yalnız olduğunu anlıyorsun.
Zaman duruyor sanki.
Sadece sen konuşuyormuşsun gibi.
Dünyanın böyle bin bir türlü hali var işte.
Değişmeyen tek şey ne biliyor musun?
Senin gibi kansızlar.
Senin gibi kansızlar her yerde.
Dağda...
ovada...
şehirde...
Ne diyorsun buna?
Seninle bir anlaşma yapalım.
Sen bana bir sırrını söyle, bende sana.
Savaş sen durumun ciddiyetinin farkında değilsin galiba.
Öleceksin.
Burada cayır cayır yanıp...
bağıra bağıra öleceksin.
Önce beni çöz.
Anlatacağım.
Sen benim masum kızıma zarar verdin.
Sadece bu yüzden bile ölmeyi hak ediyorsun.
Ben sana canın yanmasın diye şans vermeye çalışıyorum.
Anladın mı?
Önce beni çöz.
Anlatacağım.
Önce sorduğum sorulara cevap ver.
Cevabın beni tatmin ederse...
burada seni bırakmak yerine kafana sıkacağım.
Anlaşma bu.
Ne saçmalık?
Sen bilirsin.
Benim zamanım var.
Kimse yok mu!
Güneşin batmasına üç, dört saat var.
Sonra gece olacak.
Biraz serinlersin.
Sonra yine sabah.
Yanmaya devam.
Yani hak ettiğin cehennem bu mu bilmiyorum ama...
epey canın yanacak.
Maalesef sorduğun soruların cevapları bende değil.
Anlaşıldı.
O halde elveda Savaş kardeş.
Elveda.
Şş Maraşlı...
Maraşlı...
Ne oluyor lan!
Lan!
Lan ne yapıyorsunuz!
Kimsiniz lan siz!
Lan git!
Bırak!
Bırakın lan!
Lan kimsiniz siz!
[Jenerik]
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.