Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Aziz Türel bir katil.
Üstelik ortağını öldürmüş.
Görünürde aşk uğruna.
Ama dahası var.
Bu ailenin serveti bir masumun
kanının üzerine kurulmaktan da öte.
Bu Maraşlı meselesi bambaşka.
Tesadüfen girmedi o ailenin içine.
Aşk her yerde.
Bütün benliğimizde.
Aklımızda, kalbimizde, dilimizde.
Olmayacak duaya amin demem ben bayan.
Etrafın kötülüklerle dolu.
Bu da seni değerli biri yapar.
Zeliş!
Zeliş!
Bu telefonun hızlı aramasında bir numara kayıtlı.
Eğer o numarayı ararsan
aşağıdaki çocuklar Maraşlı'ya dokunmayacak.
Ama böylelikle görüntülerden de
vazgeçmiş oluyorsunuz.
Görüntüleri alıp giderseniz Maraşlı delik deşik olacak.
Bu kadar basit.
Sen gerçekten ruh hastasısın.
Böyle düşünmene üzülüyorum.
Söyle bakalım.
Görüntüleri istiyor musun hala?
İstiyor musunuz görüntüleri?
Demek Maraşlı!yı seçiyorsun.
Maraşlı!
Maraşlı!
Maraşlı dur!
Dur tuzak!
Maraşlı!
Maraşlı!
Maraşlı dur!
Maraşlı!
Sen kimsin lan?
Nevzat!
Konuş lan Savaş nerede?
Kim?
Savaş nerede?
Ulan konuş Savaş nerede?
Pisi pisine öleceksin konuş!
Yukarıda üst katta.
Sen silahları topla Nevzat.
Komutanım ben de geleyim.
Gelme.
Mahur!
Mahur!
Mahur!
Neredesin?
Mahur!
Mahur!
Ne yaptın Maraşlı'ya?
Ne oldu ona?
Şu an endişeleneceğin kişi o değil.
Ne yaptın diyorum ona?
Ben olsam kendim için endişelenirdim.
Yeter artık benimle laf oyunları oynamayı bırak.
Ne yaptın diyorum? Çek sağa.
Ne yaptın diyorum ona?
Bana bak!
Ya şurada sakince otur.
Ya da dilini koparırım senin.
Anladın mı?
Maraşlı diye biri yok artık.
İnanmıyorum sana.
Adamları gördün.
Silah seslerini de duydun.
Yalan söylüyorsun.
Maraşlı hayatımızdan çıktı.
Şimdi burada sakince otur.
Sür.
Çok üzgünüm.
Çok üzgünüm ama bunları bilmen gerekiyordu.
Lütfen.
Lütfen kendine çok dikkat et.
Baban her kötülüğü yapabilecek bir adam.
Allah kahretsin!
Allah kahretsin!
Allah kahretsin!
Komutanım.
Yok gitmişler.
Kim nereye gitmiş komutanım?
Mahur'u alıp götürmüş o Savaş ...
Ulan Savaş.
Ne yapacağız şimdi?
Sen bir şey yapmayacaksın.
Ne yapacaksın sen bunları?
Ben bir ambulans çağırdım komutanım.
Gelip alıp götürsün...
Polise falan da konuşamazlar zaten bunlar.
Ölü falan da yok.
İyi, sen buraları hallet.
Sonra ortadan kaybol.
Eyvallah komutanım. Hadi.
Kalk, kalk.
Kalk lan!
Kalk!
Babacığım.
Söyle yavrucuğum.
Camdan seni gördüm de.
Gergin misin biraz?
Bir şey mi oldu?
Ne olabilir?
Bilmem.
Son günlerde seni pek iyi görmüyorum baba.
Ben bazen seni çok kıskanıyorum be oğlum.
Ben de senin gibi bütün gün
yiyip içip yan gelip yatmak istiyorum.
Ama olmuyor işte.
Onun için çok zengin bir baban olacak.
O çalışacak, sen yiyeceksin.
O işin sırrı o.
Değil mi?
Neyse, konuşmak istersen ben buralardayım.
Konuşmak istemiyorum.
Hele seninle, hiç istemiyorum.
İstesen de istemesen de ben hep buralardayım.
Burası da benim kendi şahsi cehennemim.
Allah senin belanı versin.
Ne suçu vardı Maraşlı'nın?
Beni korumaya çalışıyordu sadece.
Evet artık o da rahat edecek.
Bırak!
Hayır, hayır, bırak beni bırak!
Biraz uslu dur lütfen, biraz.
Hayır ne olur, ne olur!
Savaş aç şu kapıyı!
Aç, aç bırak gideyim!
Alo ne oldu?
Hallettin mi?
Ne oldu Maraşlı?
Bir şey olmadı, kurtuldu herif.
Ne demek kurtuldu?
Nasıl kurtul...
Lan sen ne beceriksiz herif çıktın.
Anlayacak Maraşlı şimdi onu sattığımı.
Anlamayacak.
Nasıl anlamayacak?
Mahur aradı dedim.
Aramadı halbuki oraya gitti.
Ulan her şeyi ... ettin.
Etmedim etmedim, Maraşlı ölecek.
Nasıl ölecek lan?
Sen öldüreceksin.
Sen manyak mısın lan?
Senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?
Ben nasıl yapayım bunu?
Yapacaksın çünkü Mahur'u yanıma aldım.
Şu an benimle.
Ne diyorsun lan sen?
Ne diyorsun?
O iyi mi?
Mahur iyi mi?
İyi iyi tabi ki.
Onu öldürmüş olsaydım
senden bunu isteyemezdim değil mi?
Bak, seninle bir anlaşma yaptık.
Mahur bu işin dışında olacaktı.
Ona bir şey anlattın mı?
Görüntüleri senden aldığımı biliyor mu?
Bilmiyor.
Eğer haberi olsun istemiyorsan, Maraşlı'dan kurtul.
Sen Maraşlı'dan ne istiyorsun?
Hiçbir şey.
Aslında benim derdim seninle.
Güzel haberlerini bekliyorum.
Alo, Maraşlı.
Mahur'u bulamadın değil mi?
Yok götürmüş adam.
Biliyorum aradı beni.
Ne istiyor?
Tekrar arayacakmış.
Mahur'u bulmamız lazım.
Ben kimseye bir şey söylemedim.
Hiç kimsenin haberi yok.
Ortalığı velveleye vermeyelim.
İyi olur.
Sen şimdi hemen atla gel bana.
Oturup konuşalım.
Ne yapacağımızı düşünelim.
Tamam geliyorum.
Ya da dur, dışarıda buluşalım.
Burası çok kalabalık.
Eyvallah.
Her şey yolunda mı?
İstediğin bir şey var mı?
Dalga mı geçiyorsun?
Yok gayet ciddiyim.
Eğer burada uslu durursan,
seni başka bir yere de aldırabilirim.
Daha rahat bir yere.
Yoksa o bıyıklının yanına mı göndereyim seni?
Senden korkmuyorum.
Korktuğunu ikimiz de biliyoruz.
Kabul ettiler demek ha.
Evet.
Ne dediler?
Anlatsana.
Valla ben de şaşırdım doğrusu.
Her şey o kadar kolay oldu ki.
Adamlar her şeyi incelediler.
Çok karlı bir yatırım olduğunu düşündüler.
Özellikle senin kariyerin adamları etkilemiş.
Şirketi büyütme hızına inanamadılar.
Tek sıkıntı şimdi Aziz amca.
Babamı boş ver.
Şimdilik bir şey bilmesine gerek yok.
Zaten imza falan da atmayacak.
Ben her şeyi hallederim.
Bu şirket artık benim.
Ne zaman halledeceğiz?
Onu konuşmadık daha.
Konuşun bir an önce.
Tamam mı?
Gel bir sarılayım lan sana.
Efendim.
Aşağı in bekliyorum.
Hım tamam geliyorum.
İnsan kaynaklarından aradılar.
Bir gidip bakıyım, geliyorum.
Tamam.
Ne işin var senin burada?
Ya İlhan görse ben ne diyeceğim?
Savaş'ı ara.
Nerede olduğunu öğren.
Ne yapacaksın Savaş'ı?
Soru sorma, ara.
Bak kaç kere söyledim.
Bu herif bildiğin gibi biri değil.
Psikopatın teki.
Eğer birazcık şüphelenirse benden,
parçalarımı bulamazsınız.
Doğrar beni.
Bana ne?
Ara hadi.
Çalıyor bak, ses çıkarma.
Söyle.
Yanına geleyim diyorum, haberlerim var.
Neredesin?
Şu anda müsait değilim, telefonda söyle.
Ama telefondan olmaz.
Sen her zamanki yerinde misin?
Bu tip sorular hoşuma gitmez Ozan.
Biliyorum da, geleceğim ya o yüzden soruyorum.
Ben seni ararım.
Arayacakmış beni.
İyi, aradığında nerede olduğunu öğren.
Bana rapor et tamam mı?
Ya öldürür beni diyorum.
Ozan seni ben mi öldüreyim ha?
Allah Allah, kimse kimseyi öldürmesin.
Olmuyor mu?
İn.
Bulabildin mi bir haber?
Henüz bulamadım ama bulacağım.
Nasıl bulacaksın?
Ya o manyak kızıma bir şey yaparsa.
Acele etmekte fayda var o yüzden.
Keşke daha ilk baştan gebertseydik bu herifi.
Aziz Bey, sakin olmamızda fayda var.
Nasıl sakin olayım?
Kızım elinde o manyağın.
Bu aradı mı sizi?
Pazarlık için falan.
Neyin pazarlığını yapacağız ki?
Fotoğraflar vardı gitti.
Mahkeme vardı, bitti gitti.
Ne istiyor bu herif bizden?
Bilmiyorum.
Ama başka bir hesabı olduğu muhakkak.
Evden arıyorlar, bir saniye.
Efendim Şirin Hanım.
Ne diyor, rutin kontrol mu diyor?
İyi yarın gideriz o zaman.
Tamam tamam, sen alışverişini hallet.
Masaya para bıraktım senin için.
Ha geç geleceğim ben.
Tamamdır, tamamdır.
Tamamdır.
Ne yapacaksın bana?
Ne kadar daha burada tutacaksın?
Gelişmelere bağlı.
Senin yaşaman için birilerinin ölmesi gerekiyor.
Kimin?
Maraşlı ölmedi değil mi?
Yalan söylüyorsun bana.
Bak ben sana hiçbir şey yapmadım.
Hiçbir şey yapmadım bırak da gideyim.
Bende panik atak var.
Anksiyete var ben burada çok bunalıyorum.
Ben burada yapamam.
Deliriyorum ben burada, bırak da gideyim.
Bir süre daha burada kalacaksın.
Sana oldukça nazik davrandığımı düşünüyorum.
Savaş Bey.
Hadi eyvallah.
Savaş mı istedi bunu yapmanı?
Normalde derdim ki sık bana bir tane git kızını al.
Ama benim de kızım var.
Yalnız büyümesini istemem.
Yapamazdım zaten.
Biliyorum.
Adam öldürmek öyle kolay iş değil.
Hele sıradan insanlar için.
Çaresiz kaldım.
Kızım elinde.
Git öldür Maraşlı'yı dedi.
Ruhsatlı mı o?
Koy beline git evine.
Adam ararsa da oyala.
Ben Mahur'u bulacağım.
Bulabilecek misin?
Bulurum diyorsam bulurum.
Savaş Bey öldüreceksiniz kızı.
Kendimi kaybettim galiba.
Bir daha böyle bir aptallık
yapmayacağını düşünüyorum.
Şunu düşündün mü hiç?
Bir gün adamın birinin fotoğrafını çekiyorsun.
Sonra adam peşine takılıyor.
Seni yakalıyor.
Ailenle ilgili hiç olmayacak şeyler anlatıyor.
Düşündün mü bunu?
Ne diyorsun?
Geber diyorum.
Geber.
Aydınlık günler oldun değerli proleterya.
Hoş geldiniz Necati Bay.
Hoş bulduk, o hoş bulduk devamsızlar.
Kudret Bey sık sık derslere devamsızlık var.
Lütfen aksatmayın rica ediyoruz.
Eyvallah beyim malumunuz iş güç.
Kolay gelsin.
Neyse önemli bir konu yakalamışsınız.
Bugün çok derin bir konuya parmak sokacağız.
Konumuz kader ve tesadüfler.
İlk sorumu soruyorum.
Hangimiz tesadüflere inanıyor?
Hepiniz mi?
Ah benim zavallı proleterlerim.
Ah benim canlarım indirin elleri tamam.
Bu durumda tesadüflere inandığımıza göre
kadere hiç mi inanmıyoruz?
Öyle mi Nuran Hanım?
Olur mu öyle şey Necati Bey?
Biz hepimiz kadere inanıyoruz.
Alnımızda ne yazıldıysa o olur.
Peki.
Şimdi ben bu yumurtayı aldım.
kendi irademle.
Bu yumurtayı bırakırsam ne olur?
Yere düşer kırılır.
Yere düşer.
Aferin.
Ama yine benim irademle olur.
Yani kararı ben kendim veriyorum değil mi?
Ah!
Şimdi kader bunun neresinde?
Yani eğer bu yumurtayı bırakmak
benim kaderimde vardıysa, benim iradem nerede?
Yahut ben bu konuyu size tesadüfen mi anlattım?
Yoksa bu hepimizin ortak kaderi mi?
Sadık Bey.
Çok zor sordunuz Necati Bey.
Kader işi biraz karışık.
Değil mi?
Ama düşünün.
Çok kafa karıştırmadan.
Etraflıca düşünmek lazım.
İyi düşünmek lazım.
Etrafın kötülüklerle dolu.
Bu da seni değerli biri yapar.
Hemen geliyorum.
İmza için her şey hazır.
Bunu telefonda da söyleyebilirdin.
Fakat İlhan yüzde kırk dokuzdan vazgeçmiyor.
Olmaz, yüzde elli bir olacak.
Hayatta ikna olmaz.
İkna et.
Nasıl?
Kafasına silah daya.
Sözleşmede ya beynin olur ya imzan de.
Bir filmde görmüştüm, işe yarıyor.
Bu ses ne?
Aç şu kapıyı.
Aç!
Savaş aç şu kapıyı.
Ya kimse yok mu?
Yardım edin!
Sesler geliyor, biri mi var?
Televizyondan geliyor.
Sen git, İlhan'ı ikna et.
Aç şu kapıyı aç, aç!
Aç!
Aç!
Aç şunu!
Aç şu kapıyı aç!
Aç şu kapıyı!
Hala sakinleşmemişsin.
Bak böyle yaparsan seni öldürmem de.
Bu odada beraber yaşlanırız.
Bunu mu istiyorsun?
Eğer istediğin buysa bana uyar.
Ağlama tamam yeter.
Dokunma bana.
Dokunma lütfen dokunma. Af edersin.
Özür dilerim.
Başka bir yerdeydi.
Daha önce görmediğim bir yer.
Bir gariplik sezdin mi?
Biraz adam sayısı fazlaydı.
Ne kadar?
Yedi sekiz kişi herhalde.
Fazla mı bu?
Az mı?
Orta.
Başka?
Bir de bir içerden sesler geliyordu.
Bir şeyler kırılıyordu sanki.
Adresi ver.
Burası.
Beni ele vermeyeceksin değil mi?
Yalvarırım bak zaten Savaş cin gibidir.
Seni karşısında görürse hemen anlar.
Bu benim değil senin derdin.
Hadi eyvallah.
Maraşlı, bak ne istersen yaparım.
Lütfen beni satma.
Bana bak kıl kuyruk.
Sen zaten kendini satmışsın.
Ben ne satacağım seni?
Lafını bil de konuş.
Tamam ya ne kızıyorsun?
Herkes de sinirini benden çıkarıyor ya.
Aziz Bey siz şimdi Savaş'ı arıyorsunuz.
Buluşmak istediğinizi söylüyorsunuz.
Savaş'ı oradan çekelim.
Mahur Hanım tehlikeye girmesin.
Sonra zaten ilgileneceğiz onunla.
Eyvallah.
Silahın var mı kardeş?
Yavaş.
Dön arkanı.
Yürü, çek silahını.
Doğrult silahını.
Doğrult silahını.
Hayri!
Ne yapıyorsun?
Aferin lan.
İyi nişancıymışsın.
Yürü.
Yavaş.
Mahur nerede?
Mahur nerede?
Buradayım!
Buradayım yardım edin!
Yardım edin buradayım!
Bayan!
Ölmemişsin.
Ölmemişsin, öldün diye çok korktum.
Ölmemişsin.
Geçti bayan.
İyisiniz geçti.
Senin için korktum.
Öldün sandım, çok korktum.
Öldün sandım.
İyisiniz.
Boynunuza ne oldu?
O adam bir şey mi yaptı?
Yok bir şey.
Hadi gidelim buradan.
Arkadaşlarla biraz münakaşa ettik.
O nerede?
Savaş nerede?
Gitmiş bayan.
Bayan lafını duyduğum için
bu kadar sevineceğimi hiç tahmin etmezdim.
Yok.
Bulamıyorum adamı.
Telefonla da aradım ulaşamadım.
O da Mahur'un peşine düştü herhalde.
Mahur onun girebileceği bir yerde değil.
Sen Maraşlı'yı tam anlamadın galiba.
O her yere girer.
Bugüne kadar hiçbir şeyden
gözünün korktuğunu görmedim.
Herkesin hassas bir noktası vardır Aziz Bey.
Ben kimseyi öldüremem.
Ben o kadar emin değilim.
Bak kızımı bana ver.
Ben bir şekilde çözeceğim bu meseleyi.
Zaten kızcağızın başına gelmeyen kalmadı.
Psikolojisi iyice bozuldu.
Evet onu ben de fark ettim.
Daha da fenası Maraşlı onu sattığımı anlayacak.
Seninle işbirliği yapıp
onu tuzağa gönderdiğimi fark edecek.
Yine aynı yere dönüyoruz.
Öldürürseniz anlamaz.
Bakın ne kadar basit çözümler.
Yahu söyledim sana ben kimseyi öldüremem.
Bugüne dek kimseyi öldürmediniz mi yani?
Kimi öldürmüşüm be?
Saçma sapan konuşma.
Cevap ver bana kimi öldürmüşüm?
Savaş Bey.
Maraşlı mekanı basmış.
Kızı alıp gitmiş.
Nereden buldu mekanı?
Ne oldu?
Mahur'a bir şey olmadı değil mi?
Maraşlı girip almış kızınızı.
O kadar sevinmeyin.
Şimdi sizin peşinize düşecek.
Bir babanızı arayın isterseniz.
Merak etti sizi.
Sadece o biliyor.
Tamam.
Alo baba benim.
Alo kızım iyi misin?
İyiyim, iyiyim Maraşlı ile eve geliyoruz şimdi.
Tamam siz eve geçin ben de geliyorum.
Tamam.
Yaralı değilsin değil mi?
Yok değilim merak etme.
O pislik sana bir şey yaptı mı?
Hayır baba yapmadı.
Tamam evde görüşürüz.
Tamam.
Şu sağda bir yere çekeyim.
Bir hava al eve gitmeden.
Eve gitmek istiyorum.
Peki.
Bu adam nereden biliyordu Mahur'un orada olduğunu?
Aziz mi söyledi?
Aziz ne bilir bizim nerede olduğumuzu?
Kim o zaman?
Bir tek Ozan geldi.
O da hayatta söylemez.
Söyleyemez yani.
Ben o kadar emin değilim.
Alın gelin şunu.
Peki Savaş Bey.
Kızım!
Mahur!
Mahur iyi misin, ne oldu sana?
Mahur Hanım biraz rahatsızlandı.
Ben de getirdim.
İyi etmişsin.
Geç benim odaya biraz konuşalım.
Gel.
Baba ne oldu?
Hala iyi misin?
İyiyim kuzucuğum iyiyim.
Hasta olmuşum da.
Yatıyım geçer hepsi.
Tamam.
Dilşat herkesi salona topla.
Biraz konuşalım.
Tamam baba.
Gel oğlum.
Nuran'a söyle bir şeyler hazırlasın.
Yok yok, bir şey istemiyorum baba.
Doktor?
Doktor ister misin?
Yalnız kalmak istiyorum.
Maraşlı gitti mi?
Yok.
Gitmesin.
Yüzde elli bir ne demek ya?
Şirketin anahtarını mı vereceğiz adamlara?
Her şeyimizi kaybederiz olmaz.
Adamların şartı bu.
Ben ne yapayım?
Baştan niye söylemedin?
Baştan yüzde kırk dokuz diye konuştuk çünkü.
Fikir değiştirdiler.
Ama bak yine de yönetimi bize bırakıyorlar.
Olmaz öyle şey.
Ortak olacaklarsa olsunlar.
Şirketi veremem.
Git konuş hallet şu işi.
Ya yüzde kırk dokuz ya da iptal.
Ben bulurum başka yolunu.
Allah kahretsin.
Maraşlı.
Bugün için sana ne kadar teşekkür etsem az.
Önemli değil Aziz Bey.
Lütfen otur.
Bu herifi ne yapacağız?
Bu hayvandan kurtulamıyorum.
Mahur kötü durumda.
Ben kötü durumdayım.
Senin başın beladan hiç kurtulmuyor.
Ne yapacağız?
Yapacak bir şey yok.
Başa gelen çekilir Aziz Bey.
Durmayacak bu herif.
Haklısınız durmayacak.
Maraşlı.
Ben,
bugün...
Ziyanı yok.
Ziyanı yok.
Ben iyiyim.
Daha iyisi Mahur Hanım iyi.
Öyle tabi de.
Benim yaptığım olacak şey değildi.
Olsun.
Ben izninizi isteyim artık.
Gideyim Zeliş'imi göreyim.
Kızım bekler.
Ha...
Mahur Hanım iyi değil mi?
Bugün kötü bir gün geçirdi.
İyi olacak inşallah.
Eyvallah.
Savaş Bey galiba bir yanlış anlaşılma olmuş ama.
Bugün Maraşlı benim mekanıma gelmiş.
Adamlarımı öldürmüş.
Mahur'u almış gitmiş.
Benim kafamda deli sorular.
Acaba bu adam burayı nereden öğrendi?
Mahur'un orada olduğunu ona kim söyledi?
Savaş Bey lütfen.
Seni dinliyorum.
Maraşlı ikimizi görmüş.
Beni yakaladı.
Size çalıştığımı biliyor.
Sonra?
Dilşat ile ilişkimi de öğrenmiş.
Korkuyor musun?
Korkacak bir şey yok.
Anlat.
Sonra sizi sordu.
Nerede bulurum bugün dedi.
Ben de geldim.
Hepsi bu.
Ne olur beni öldürmeyin.
İki hakkımız kaldı.
Savaş Bey bakın yalvarırım.
Sizin için şirketi almama çok az kaldı.
İlhan'ı yüzde elli bire ikna edeceğim.
Edeceksin tabi.
Buna hiçbir şüphem yok.
Yirmi dört saatin daha var.
Ondan sonra sana ne yapacağımıza karar veririz.
Yine olağan üstü hal var galiba.
Gel İlhan.
Konuşacaklarımız var.
Anne.
Aziz Bey yine toplamış herkesi.
Önemli bir şey var galiba.
Sen üzerine vazife olmayan işlere karışma.
Al şunu Oğuz'a götür bakıyım.
Hadi.
Ne oldu ki Nuran?
Bir baksak mı?
Uzun süredir bu Savaş denen herifle uğraşıyoruz.
Malum adam psikopat delinin teki.
Bizimle bir derdi var ama ne olduğunu bilmiyorum.
Fotoğraf dedi verdik.
Mahkeme dedi saldık.
Hala ne derdi var hakikaten?
Bilmiyorum.
Ama bir süre daha uğraşacak gibi.
Acaba adamı yemeğe falan mı çağırsak?
Baba bizim bilmediğimiz bir şey mi var?
Bilmeseniz daha iyi.
Mahur yine yoktu ortalarda.
Savaş bir şey mi yaptı?
Mahur iyi.
İyi hissetmiyor sadece.
Baba bu Savaş meselesinin altından
başka bir şey çıkmayacak değil mi?
Bilmiyorum oğlum, inan bilmiyorum.
Sana bir şey söyleyeyim mi?
Bu Maraşlı meselesi bambaşka.
Nereden anladınız?
Henüz anlamadım ama anlayacağım.
Tesadüfen girmedi o ailenin içine.
Suat, bunun bir sahafı varmış ya.
Git bir araştır bakalım.
Belki bir şeyler buluruz.
Peki Savaş Bey.
Baba ben çok korkuyorum.
Oğuz'u okula yollamaya bile çekiniyorum.
Bu adamdan her şey beklenir.
Aslında adamı da dinlemek lazım.
Belki de haklı sebepleri vardır.
Saçmalama.
Herif psikopat caninin teki.
Benim ilgimi çekiyor.
En azından sıra dışı bir tip.
Adam az kalsın Mahur'u öldürüyordu.
Bizi de yakıyordu abi.
Bizi değil, beni yakıyordu.
Ya polise falan gitsek.
Ne bileyim, savcılığa gidip şikayette bulunsak.
Ama bir şeyler yapsak.
Daha geçen gün mahkemeden salıverdik adamı.
Bizimle dalga mı geçiyorsunuz demezler mi?
İyi de ne yapacağız baba?
Kenetleneceğiz.
Birbirimize sarılacağız.
Sadece birbirimize inanacağız.
Harika fikir.
Hadi Firuzan ver elini.
El ele verelim.
Daire olalım.
İlhan gel, gelsene.
Hadi baba sen de katılsana.
Bir şeyi de sulandırmasan olmaz değil mi?
Asla olmaz.
Ama tanrılar bizden kurban istiyor baba.
Bence acilen bahçeye bir sunak yaptırmalıyız.
Hatta ateş mateş yakıp ayinler falan yapalım.
Horoz keselim mesela.
Kenetlenecekmişiz.
Kenetlenecekmişiz.
Hiç güleceğim yoktu baba.
Necati defol git.
Git sızana kadar iç oğlum.
Çok iyi fikir.
Hem benim için de bir değişiklik olur.
Kenetlenme başlamıştır.
Üç, iki, bir.
Neyin var, niye çöktün öyle?
İçim sıkılıyor Nuran.
Sebep, niye sıkılıyorsun bu kadar?
Bu Savaş Mahur'un aklını karıştırdı.
Bir şeyler biliyor besbelli.
Bir şeyler karıştırıyor.
Bu işin ucu bize dokunacak Nuran.
Bir şey olacağı yok.
Aziz Bey'i duydun.
Adam delinin teki işte.
Deli mi akıllı mı onu göreceğiz.
Ama benim içim rahat etmiyor, bunu bilesin.
Takma bu kadar kafana.
Bir şey olmayacak.
Olan oldu, geçen geçti işte.
Hiçbir şeyin geçtiği yok Nuran.
Hiçbir şeyin.
Oğlum sen neredesin?
Bir haber de vermedin.
Geldik işte Şirin Hanım.
İş yoğundu biraz.
Geç kaldım o yüzden.
Zeliş iyi mi?
İyi kızım maşallah.
Sana bir şey söyleyeyim mi?
Lüzumlu mu?
O kız var ya, Mahur.
He.
Vallahi Zeliş'e iyi geldi.
O geldiğinden beri böyle sanki bir düzeldi.
Bir şeyler oldu Zeliş'e.
Öyle mi diyorsun?
Evet.
Yani.
Bence de öyle sanki.
Keşke daha sık gidip gelse.
Hem ben sizi birbirinize yakıştırdım da.
Hey!
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?
Emanet kızdır.
Ayıp denen bir şey var.
Çekil şuradan.
Tövbe tövbe ya.
Bu işler hiç belli olmaz.
Şirin Hanım hadi üzerine
vazife olmayan işlere karışma.
Hadi bak işine.
Hemen de kızarsın zaten.
Gel bakıyım sen.
İyi misin?
Uyuyamıyorum.
Çok korktun değil mi?
Çok.
Maraşlı gitti mi?
Bayağı oldu.
Ben bu gece stüdyoda kalayım diyorum.
Yahu daha yeni geldin.
Biraz dur.
Bak burada güvendesin.
Babacığım uyuyamıyorum.
Kafam bir türlü durmuyor.
Ayrıca yarın röportajım var.
Dışarıda olman güvenli değil.
Sadık abi götürür.
Maraşlı'ya da haber veririm.
O da gelir yanımda durur.
Ya babacığım lütfen bak.
Biraz kafamı dağıtmam lazım.
Sen de beni anla.
Hiç vazgeçmiyorsun değil mi?
Maraşlı da yanında olacaksa olur.
Tamam merak etme.
Of, of!
Savaş Bey Maraşlı'nın dükkanında
ilginizi çekecek bir şey buldum.
Neden bununla ilgilenmiş ki?
Araştıralım.
Git gide daha da ilgimi çekmeye başlıyor bu Maraşlı.
Evine de girmek lazım.
Kapıda yirmi dört saat koruma var.
Eski bir asker arkadaşı.
Hallolur.
Mahur Hanım!
Girebilir miyim?
Tabi ki buyurun buyurun.
Nasıl geldiniz?
Stüdyoda kalacağım dedim.
İşte Sadık abi beni oraya bıraktı.
Oradan da sana geldim.
Bir şey mi oldu?
Yok.
Evde kalmak istemedim.
Stüdyoda tek başıma da kalamadım.
Sana geleyim dedim.
Müsaitsen tabi.
Tabi tabi buyurun.
Geçelim içeriye.
Alıyım ceketinizi.
Sağ ol.
Kahve pişireyim mi sana?
Yok gerek yok.
Karnınız aç mı?
Değilim sağ ol.
Bir şey yapayım sizin için.
Bir şey yapmana gerek yok.
Yanımda ol yeter.
Tamam.
O kolay.
Kolay.
Bugün çok korktunuz mu?
Öldün sandım.
Ölmedim ama.
Onu görebiliyorum.
Sıkıntı etme bayan.
Bu Azrail ile ilk karşılaşmam değil.
Nasıl oluyor da ölümden bu kadar korkmuyorsun?
Yani ölmeden ölümden korkmak
bana bir acayip geliyor.
Hiç böyle düşünmemiştim.
Yani insanlar,
bence o bilinmemezlikten korkuyorlar.
O boşluk duygusundan.
Ölümden sonra ne olacağıyla ilgili.
Tamam neyse boş ver.
Ölümden falan bahsetmeyelim şimdi.
Normal bir şeylerden konuşalım.
Normal şeyler?
Ne bileyim, maç falan yok mu?
Ya da bir magazin haberi.
İşte insanlar yan yana gelince ne konuşuyorsa artık.
Yani maç...
Ben çok izlemem ya.
Futbolla çok ilgim yok.
Yirmi iki tane adam bir tane topun etrafında.
Ne bileyim ben.
Garip geliyor yani.
O zaman sen bana Kahramanmaraş'ı anlat.
Çocukluğunu anlat.
Çocukluğumu anlatayım.
Nasıldı çocukluğun?
Annen, baban?
Çocukluğum güzeldi.
Güzeldi.
Annem babam iyi insanlardı.
Babam dövmezdi.
Anneme bir kere bile sesini yükselttiğini hatırlamam.
Arkadaşın var mı peki hiç orada?
Kekeme Salim vardı orada.
Pide salonları var.
Kekemeliği geçti sonradan.
Çok güzel pide yapardı.
Bir de kör Necmi var.
Kör de değildi.
Ama önünü bile göremezdi.
Süleyman diye biriydi en yakın arkadaşım.
Babası belediyede çalışıyordu.
İşte bu çöp toplama birimi var.
Utanırdı tabi.
Herkes dalga geçerdi bununla.
Duygulu bir çocuktu.
Ben sahip çıkardım ona arkadaş arasında.
Oğlum derdim; "Bunda ayıp bir şey yok."
Baban eve ekmek götürüyor.
Ne olacak yani arkasında dursan derdim.
Yok ağlardı.
Peki hiç sevgilin oldu mu?
Vardı.
Neydi adı?
Begüm.
Begüm.
Pek oraların ismi değil gibi.
Yaşa.
Değil de zaten.
Babası savcıydı.
Öyle gezer dururlardı sürekli.
Açıldın mı Begüm'e?
Yok.
Ben utangaç bir çocuktum.
Öyle bir iki mektuplaşmamız oldu lakin o kadar.
Mektup sen?
Tabi tabi çok severdi.
Böyle uzun uzun yazardı.
Ben cevap yazmazdım tabi.
Neden?
Olmayacak duaya amin demem ben bayan.
Mucizelere inanmıyorsun yani.
Anca peygamberlerinkine.
Mucizeler inanlar için değil bence.
Dünyada mucizeler vardır ama.
Öyle mi?
Bana hiç uğramadı.
Mesela Zeliş iyileşse.
Mucize olmaz mı sence?
Bak işte o zaman inanırım.
İyileşecek.
Ne belli ki?
Belli değil tabi.
Ama ben inanmayı seçiyorum.
Sen beni nasıl buldun bugün?
Babanızı aramışsınız, o söyledi.
Yok ben babamla konuşmadım.
Ben şimdi konuştum.
Yüz kere arayınca açmak zorunda kaldı.
Uskumru Köy mevkiindeki
eski tuğla fabrikasına gidiyorlar.
Benim hatam, yanlış hatırladım.
Zeliş.
Uyandırdık mı biz seni?
Ay çok özür dilerim.
Ne haber?
Hadi gel bakalım kaçmadan uykun ben seni yatırayım.
Mahur Hanım burada mı kaldı gece?
He kaldı.
Ne gülüyorsun?
Hiç.
Beraber uyumuşlar gece.
Sana ne hanım kim kiminle uyudu ya?
Ne tatlılar ama değil mi?
Şirin Hanım sabah sabah ayıp denen bir şey var.
Hadi git işine bak hadi.
Hallere bak ya.
Mahur Hanım.
Ma...
Hey!
Bayan saat kaç oldu hadi kalkın artık ya.
Kaç oldu?
Sekiz daha saat ne var?
Tamam geç olmuş işte.
İşiniz gücünüz yok mu sizin?
Haydi.
Yok işim gücüm bırak da uyuyayım biraz.
Mahur dün gece eve gelmedi mi?
Stüdyoda kalacaktı.
Emin misin?
Ne demek bu?
Hayatım tamam Mahur ile aram iyi değil biliyorum ama.
Ama onu öz kızım gibi seviyorum.
Biliyorsun değil mi?
Biliyorum.
Bak İlhan ile Necati artık hayatları için
doğru kararı alabilecek yaştalar.
Ama durum maalesef Mahur için böyle değil.
Özellikle annesini kaybettikten sonra
sığınacak bir liman arıyor gibi.
Ya bir dediğini iki etmiyorum.
Sürekli yanındayız.
Ben daha fazla ne yapabilirim?
Ben anlamıyorum ki.
Hayatım mesele aile meselesi değil ki.
Ne meselesi?
Mesele aşk meselesi.
Aşk.
Sana olan sevgisi, ailesine olan sevgisi,
Bunlar zaten tanıdığı duygular.
Bak hayatım.
Bazı insanlar vardır.
Hayatlarındaki büyük acıları
büyük hayal kırıklıklarıyla tamamlarlar.
Mahur da Maraşlı'ya bağlandıkça bu yolda ilerliyor.
Benim kızımın o adamla işi olmaz.
Ben kızımı tanıyorum.
Tamam ben seni uyarayım da.
Her ne kadar kimse beni umursamasa da
bu aileyi ayakta tutmak benim görevim.
Ya dur yahu dur.
Sinirlenme hemen.
Tabi ki herkes farkında.
Tabi ki herkes yaptıklarını umursuyor.
Kimse tersini iddia edemez.
Güldürme beni.
Yapma ne olursun.
Mahur ile ilgilenmen benim için
ne kadar kıymetli biliyorsun.
O zaman sözlerime kulak assan iyi olur.
Tamam daha dikkatli olacağım.
Söz.
İyi misin?
İyiyim.
Güzel uyudum yani.
Bayağıdır böyle uyumamıştım.
Güzel.
Zeliş de güzel uyumuş.
Sağ ol.
Ne için?
Ne bileyim öyle sağ ol işte.
Keşke arada gelsen böyle.
Gelirim.
Niye gelmeyeyim ki?
Yumurtanı nasıl yersin kızım?
Göz göz mü olsun yoksa çırpıyım mı?
Göz göz olsun.
Tamam.
Maraşlı.
Bir konuşabilir miyiz?
Bu annemin görüntüleri hala Savaş'tadır değil mi?
Benim onları izlemem lazım.
Bayan ilk önce bir sakin ol.
Sürekli başını belaya sokuyorsun.
Daha büyük derde koyuyorsun bizi.
Dur bakacağım ben merak etme.
Bulacak mısın?
Tamam bakacağım.
Bakma bul.
Ya benim onları izlemem lazım.
Meraktan ölüyorum.
Bayan tamam dedim.
Gel bir şeyler atıştıralım, çıkalım hadi.
Güzelim, gel hadi bir tanem.
Günaydın Necati Bey.
Necati Bey.
İyi misiniz?
Hasta mı oldunuz?
Galiba.
Aziz Bey'e haber vereyim mi?
Sen şimdi fırlayıp o merdivenlerden çıksan
babamın odasına dalsan
"Aziz Bey, Aziz Bey" desen.
"Necati Bey ateşler içinde yanıyor."
"Öldü ölecek, gitti gidiyor." desen.
Babam sana ne der biliyor musun?
Ne der?
Hemen kapıyı üstünden kilitle.
İçeri kimseyi alma, bulaşıcı olabilir.
Ay günaydın Behiye.
Ah ama olmaz Behiye, bu yemek yetmez.
Bu tepsiden en az üç tane daha istiyorum.
Kurt gibi açım bugün.
Bunca yıl yalanlarla beslenmişiz.
İki yumurtayla doyar mı bu karın?
Tamam o zaman ben hemen hazırlatayım.
Dur dur dur, şaka yapıyorum.
Nerede benim dün geceden kalma yalanlarım?
İşte burada.
Evet, şimdi başlayabiliriz.
Necati Bey eğer kendinizi kötü hissediyorsanız
ben size hemen bir kış çayı yapıyım.
Onu için hiçbir şeyiniz kalmaz.
Benimle neden bu kadar ilgileniyorsun Behiye?
Çünkü siz çok iyi birisiniz.
Ben?
Evet.
Bence kim ne derse desin siz çok iyi birisiniz.
Kim ne diyor ki?
Yok ya şey.
Aziz Bey size kızıyor ya bazen çok içiyorsunuz diye.
Onu kastettim.
Anladım.
Bence sen de çok iyi birisin.
Her ne kadar Sadık ile Nuran'ın kızı olsan da.
Efendim Betül.
Mahur nasılsın canım?
İyiyim sen nasılsın?
İyiyim ben de sağ ol.
Seni ne için aradım biliyor musun?
Biliyorum tabi ki.
Nasıl yani?
Betül ben verdiğim sözleri unutmam.
Hele ki arkadaşlarıma.
Sen bir tanesin.
Kermesimiz yarın olacak.
Biliyorum çok geç haber verdim ama.
İnan yoğunluktan aklımdan çıkmış.
Gelebilecek misin yarın fotoğraflarımızı çekmeye?
Tabi ki geleceğim manyak mısın?
Sen bana saati ve konumu at yeter tamam mı?
Sen bir tanesin.
Dünyanın en iyi kalpli arkadaşısın sen.
Tamam tamam hadi utandırma beni.
Yarın görüşürüz.
Tamam canım konumu mesaj atıyorum şimdi ben sana.
Tamam bekliyorum.
Yarın Polonezköy'e gideceğiz.
Mesele nedir?
Ya çok yakın bir arkadaşım
kimsesiz çocuklar için bir kermes düzenliyor.
İşte çevredeki anaokullarından gelen çocuklar
yaptıkları resimleri, ufak tefek şeyleri satıp
yardımcı olmaya çalışacaklar.
Vay ne kadar yürekli çocuklarmış.
Maşallah.
Maraşlı acaba Zeliş de mi gelse?
Yani bir sürü çocuk olacak orada.
Biraz eğlenir, tabi sen izin verirsen.
Ya izinden değil de.
Şimdi sen akşam bizdeydin ya.
Bilmem ne kadar gönlü olur.
Doğru söylüyorsun, sıkıntı olur.
Tüh ya.
Tamam ya hani heves ettiyseniz.
Yani Zeliş'e de iyi gelecek diyorsanız, olur.
Yani bir iki kişi ayalarım ben
yanımıza önlem olsun diye öyle.
Gideriz.
Tamam harika.
Hem Zeliş de çok eğlenir.
Belki bir iki arkadaş edinir.
Çok mutlu olacak göreceksin.
İyi güzel.
Ha günaydın.
Günaydın.
Çok geç kalmadım değil mi?
Hayır hayır.
Ayça Hanım zaten makyajını beğenmedi.
Yeniden yapılıyor.
Bunda senin payın var mı peki?
Birazcık.
Canımsın sen.
Nasıl ödeyeceğim ben senin hakkını? Yüzün gülsün yeter.
Hadi hadi hemen hazırlığa alalım Mahur Hanım'ı. Hoş geldiniz Mahur Hanım.
Hoş bulduk merhaba.
Merhaba.
Öyle çok abartılı bir şeye gerek yok ama.
İhtiyacınız da yok zaten.
Hay sağ ol kardeşim sağ ol.
Ne haber Maraşlı?
Sağ olun, siz?
İyi ben de.
Mahur çok iyi görünüyor.
Uzun zamandır onu bu kadar güler yüzlü görmemiştim.
Öyle mi?
Doğrudur.
Sebebi her neyse umarım böyle devam eder.
Neyse ben bir Mahur'a bakıyım.
Görüşürüz tekrardan.
Kolay gelsin.
Ne zaman gelecek bunlar?
Birazdan burada olurlar.
Keşke biraz daha zamanımız olsaydı Ozan.
Olsa ne olacak ki?
Bundan daha iyi teklif veren
bir şirket bulamayız artık.
Hem istediğin oldu.
Yüzde elli biri aldık.
Çok daha fazlasını almalıydık Ozan.
Farkındayım.
Ama bundan başka çaremiz yok.
Sen de biliyorsun.
Her gün bankalardan ihtar geliyor.
Borçlu olduğumuz firmalar
sağda solda konuşmaya başlamışlar.
Akaryakıt aldığımız firma normalde
bir yıl ödeme almasa sesini çıkarmazdı.
Daha dün ihtar göndermiş.
Borcun vadesi geçeli iki hafta olmadı ya.
Aç kurtlar gibi saldırmaya başladılar yani ha.
Durumumuz iyi değil İlhan.
Ve bu anlaşma da şartlar
ne olursa olsun tek çıkar yolumuz.
Bu şirketi kurtarmak falan değil.
Düpedüz başkasına devretmek.
Abartmıyor musun?
O kadar da değil.
Sen muhasebe mi bilmiyorsun?
Beni yumuşatmaya mı çalışıyorsun?
Aziz amca öğrenmeden
şu bataktan çıkmaya çalışıyorum.
Bu anlaşmayı imzaladığımız an
babam beni vurur Ozan.
Ya yapma Allah aşkına.
Adamın şirkete uğradığı mı var?
Hem detayları nereden bilecek?
Yönetimde ikimiz olacağız.
Öyle mi diyorsun?
Sen bana güvenmiyor musun?
Saçmalama tabi ki güveniyorum.
Senden başka güvendiğim dostum mu var benim?
Kardeş sayılırız oğlum biz.
Misafirleriniz geldi İlhan Bey.
Tamam.
Tamam değil mi?
Var mı sözleşmede itiraz ettiğin bir yer?
Yok.
Hadi gidip bitirelim şu işi.
Güven bana, böylesi daha iyi olacak.
Ah sen önden git istersen.
Ben odada bir şey unuttum.
Ha nasıl olmuşum?
Harika gözüküyorsun.
Mahur Hanım hazırsanız başlıyoruz.
Başlayalım hadi gel.
Hadi.
Heyecan bastı desem.
Ay hiç heyecanlanma.
Zaten ne soracaklarını az çok biliyoruz.
Sen her zamanki Mahur gibi böyle güzel güzel,
tatlı tatlı cevap ver tamam.
Tamam.
Hiç stres yapma.
Ya sen yılın fotoğrafçısısın ya.
Kendine gel biraz hadi.
Merhaba Mahurcuğum.
Selam nasılsın?
İyiyim sağ ol sen nasılsın?
İyiyim ben de ya.
Kusura bakma sabah geç kaldım biraz ama.
İşte malum İstanbul trafiği.
Hiç önemli değil canım.
Ben de makyajda ufak bir sorun yaşadım zaten.
Hazırsak başlayalım mı ama?
Olur hadi başlayalım.
Hadi geçelim.
Hazır mıyız arkadaşlar?
Hazırız.
Sağ ol.
Teşekkürler.
Buyurun kayda girelim.
Evet kayıttayım.
Merhaba arkadaşlar.
Bugünkü konuğumuz çektiği fotoğraflar kadar
aldığı ödüllerle de adından sıkça söz ettiren
ve bana göre güzelliğiyle de bir o kadar ünlenen
Mahur Türel.
Hoş geldin Mahurcuğum.
Hoş bulduk teşekkür ederim.
Aslında biz seni çok uzun zamandan beri tanıyoruz.
Bu stüdyoda kimleri kimleri ağırladın.
Ve birbirinden güzel fotoğraflar çektin.
Ama bu yıl sanki daha bir başka değil mi?
Yani evet aslında ben de böyle bir
ödül almayı hiç beklemiyordum.
O yüzden tekrardan emeği geçen herkese
teşekkür etmek istiyorum buradan da.
Ben şunu merak ediyorum.
Nasıl bir duygu yılın fotoğrafçısı olmak?
Bilmem.
Yani gerçekten bilmiyorum.
Benim hayatımda bir şey değişmedi çünkü.
Ben hala sevdiğim işi yapmaya çalışıyorum.
Hala güzel fotoğraflar çekmek için
güzel hikayeler anlatabilmek için çabalıyorum.
Ve bütün benliğimle, bütün sanatımla hayatı ve
hayatın zorluklarını yansıtmaya çalışıyorum.
Daha ne yapacaksın canım?
Bu yüzden ödül aldın zaten.
Çok güzel görünüyor değil mi?
Öyle görünüyor.
Çok güzel.
Hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Hoş bulduk İlhan Bey.
Selam.
Umarım hayırlı olur.
Umarım.
Hayırlı olsun o zaman.
Kutlamak için bir şeyler içelim.
Tabi.
Mahurcuğum.
Biraz aşk hayatından bahsedelim mi?
Böylesine güzel bir kadının hayatında
biri var mı merak ediyorum doğrusu.
Yani aslında benim hayatımda sadece işim var.
Ve tabi böyle bir yoğunlukta aşk biraz zor.
Hep öyle deriz ama.
Aslında aşk göründüğü kadar uzakta değil.
Hani bir sahne vardır ya.
Bir gün kapıdan çıkarsın ve
hayatının aşkıyla çarpışırsın.
İşte bence aşkı tam olarak anlatan sahne bu.
Sence de öyle değil mi?
Annem bana hep aşkın
bir masal olduğundan bahsederdi.
Bizi doğuran, bizi doyuran, bizi büyüten bir masal.
Yani aşk sadece yakınımızda değil.
Aşk her yerde.
Bütün benliğimizde.
Aklımızda, kalbimizde, dilimizde.
Yani illa ki birisiyle tanışıp o anda
hapsolmaya gerek yok bence.
Sonuçta doğru insan diye bir şey yoktur.
Güzel hatıralar vardır sadece.
Pardon siz devam edebilirsiniz.
Sağ ol ya.
İsterseniz bir ara verelim.
Daha sonra devam ederiz.
Mahurcuğum biz de o sırada makyajını tazeleyelim.
Hadi canım.
Geldin mi Nevzat?
Tamam geliyorum ben de hadi.
Getirdin mi?
Getirdim komutanım.
Buyur.
Eyvallah.
Sen burada durursun.
Benim bir iki işim var.
Gidip geleceğim tamam mı?
Emredersin komutanım.
Hadi eyvallah.
Eyvallah.
Gel gel.
Makyaj?
Gel sen benimle.
Ne oldu yanlış bir şey mi söyledim?
Bilmem sen anlatacaksın.
Neyi anlatacağım?
Ay bırak numara yapmayı ya.
Maraşlı ,ile birbirinize nasıl baktığınızı gördüm.
Ecem saçmalama ne diyorsun?
Ben senin kaç yıldır arkadaşınım.
Daha önce kimseye böyle baktığını görmedim.
Sevgili mi oldunuz yoksa siz?
Ecem saçmalama yok öyle bir şey.
Valla bilmiyorum Mahur.
Adamın stüdyoda telefonu çaldı, gıkını çıkarmadın.
Hayır yani benim telefonum çalsa stüdyodan kovarsın.
Ecemciğim abartıyorsun şu an tamam mı?
Ayrıca ne yani, bu mu delilin?
Bak hayatım ben senin arkadaşın olarak söylüyorum.
Bu stüdyodaki herkes o adamla sevgili olabilir.
Ama sen olamazsın.
Niyeymiş o?
Çünkü sen Mahur Türel'sin hayatım.
Anladın mı?
Şu an babam gibi konuşuyorsun Ecem.
Evet baban gibi konuşuyorum.
Farkındayım ama sen de yani babanların, abilerinin
ne tepki vereceğini düşünmüyor musun hiç?
Düşünmüyorum çünkü öyle bir şey yok.
Olamaz da.
Emin misin?
Eminim Ecem.
Ayrıca sen de yani ne gördüysen ya da
ne duyduysan yanılmışsın.
Ya bir bana bak, bir de ona bak.
Ne alakası var?
Olamaz öyle bir şey.
Tamam inşallah öyledir.
Öyle.
Mahur Hanım ben çıkıyorum.
Ufak bir işim var, ama geri geleceğim.
Nevzat dışarıda merak etmeyin.
Tamam git sen.
Ay duymuş mudur acaba?
Duyarsa duysun Ecem.
Firuzan nerede?
Az önce mutfaktaydı.
Çağırayım mı?
Allah'ım hadi hadi diye beni çıkarttı evden.
Kendi yok ortada.
Geldim hayatım geldim.
Neredesin yahu?
Kırk yılda bir dışarı çıkıyoruz.
Bu ne gerginlik?
Gerilirim tabi.
O kadar işin gücün arasında zamanı mıydı
dekorasyon malzemesi almanın?
İş güç mü?
Ben seni emeklisin sanıyordum.
Hadi hadi.
Maraşlı değil mi o?
Allah Allah Mahur nerede?
Hayırdır Maraşlı.
Az görüşelim vaktiniz varsa.
Hiç vaktimiz yok Maraşlı gidiyoruz.
Çok zamanınızı almam, önemli.
Çalışma odasına geç, geliyorum hemen.
Aziz!
Önemli dedi.
İki dakika geç gitsek kıyamet kopmaz herhalde.
Of!
Geliyorum hemen.
Nedir bu?
Birini öldürmeye niyetlenirseniz bunu kullanın.
Öyle ruhsatlı silahla ortalıkta dolanmak doğru değil.
Temiz silah, kaydı kuydu yoktur.
Doludur yalnız.
Yok o hatayı bir kere yaptım.
Bir daha yapmam ben.
Ortalık yerde durması doğru değil.
İyi bir yerde muhafaza edin bence.
Doğru söylüyorsun.
Aziz Bey.
Parmak izleri için.
Hiçbir detayı atlamıyorsun değil mi?
Detaylar mühim.
Hele ki hayatınız pamuk ipliğine bağlıysa.
İyi düşündünüz.
Sonuçta kalabalıksınız.
Ortalıkta olması iyi değil.
Sağ olasın Maraşlı.
Başka bir şey yoksa Firuzan delirmeden gideyim ben.
Yok.
Eyvallah.
Yok açmıyor.
Kesin duydu bizi.
Tamam çok güzel.
Montajı bitince göndeririz asistanına.
Eklemek ya da çıkarmak istediğin
bir şey olursa söylersin canım.
Tamamdır.
Çok teşekkür ederim Mahurcuğum.
Çok içtendin, çok samimiydin.
Teşekkür ederim, sen de geldiğin için sağ ol.
Ben teşekkür ederim, görüşürüz.
Görüşürüz.
Biz detayları konuşuruz zaten sizinle. Olur.
Tamamdır.
Şöyle olacak.
Alo Maraşlı neredesin?
Kaç defa aradım seni?
Niye açmıyorsun?
Az işim var dedim ya.
Tamam da ben aradığımda açman gerekmiyor mu?
Ya önemli bir şey olsaydı?
Önemli bir şey oldu mu?
Hayır olmadı.
Tamam o zaman sıkıntı yok, geliyorum hadi.
Konuşmadın hiç yol boyunca, bir şey mi oldu?
Yoktur bir şey.
Yalan söylemediğin o kadar belli ki.
Söyleyemiyorsun çünkü.
Geçeyim ben artık, buyurun.
Bak sabah söylediklerim içinse özür dilerim.
Ama Ecem öyle deyince ben ne diyeceğimi...
Lüzumu yok.
Siz ne söylemeniz gerekiyorsa onu söylediniz.
Laf vardır oldurur, laf vardır öldürür.
Hadi ben geç kalmayayım artık.
İyi geceler.
Nereye geç kalacaksın ki bu saate anlamadım?
Verdiğim bir söz var birine.
Oraya geç kalmayayım.
Ne sözüymüş bu?
Bayan arkadaşınla mı buluşacaksın yoksa?
Estağfurullah.
Arkadaşlarımla buluşacağım.
Hala yalan söylüyorsun.
Yani bunu şu anda uydurduğun o kadar belli ki.
Sizi ikna etmek için ne yapabilirim bu konuda peki?
Bilmem.
Beni de davet edebilirsin mesela.
Size uygun bir ortam değil orası Mahur Hanım.
Bırak da ona ben karar vereyim istersen.
Ha ama benden utanıyorsan o başka tabi.
Olur mu öyle şey yahu?
Ben siz sıkılmayın diye diyorum.
Nasıl bir ortammış ki sıkılacağımı düşünüyorsun?
Biz arkadaşlarla böyle yılın
belirli zamanlarında toplanıyoruz eski timden.
Öyle hasret gideriyoruz.
Saz oluyor, söz oluyor.
Muhabbet ediyoruz.
Sizin eğlence hayatınıza çok uygun
bir yer değil yani dediğim gibi.
Kafanda nasıl bir Mahur çizdin bilmiyorum ama.
Benim eğlence anlayışım konusunda
en ufak bir fikrin olmadığı çok belli.
Bak Mahur Hanım.
Ben başka bir adamım.
Bana kaba diyebilirsin, görgüsüz diyebilirsin.
Ne istiyorsan diyebilirsin.
Ama ben buyum.
Yani demek istiyorum ki.
Başka dünyaların insanları olduğumuzun farkındayım.
O yüzden benim diyeceğim size gecenizi mahvetmeyin.
Sırf beni iyi hissettirmek için.
Tamam mı?
Gidin aileniz ile güzel güzel yemeğinizi yiyin hadi.
Ne biliyorsun?
Belki ben de senin dünyanı tanımak istiyorum.
Niye böyle bir şey isteyesin ki?
Çünkü çok yakınımdasın.
Evet.
Öyleyse ben arkadaşlarımı arayayım.
Haber edeyim de plansız olmasın.
Alo Fuat.
Hazır mısınız oğlum?
Tamam ben bir saat gibi oradayım geliyorum.
Bir de bir bayan arkadaşımı getiriyorum yalnız.
Çok ısrar etti geleceğim diye.
Tamamdır.
Tamam, siz sazı sözü ona göre ayarlayın.
Çok abartmayın tamam.
Tamam, tamamdır.
Ha bir de bana bir konum atın gittiğiniz yeri.
Her seferinde kayboluyorum.
Bu sefer kaybolmayayım tamam.
Hadi oğlum hadi, hadi eyvallah.
Tamam o zaman ben üzerimi değiştirip geleyim.
Ama bak sakın beni burada bırakma tamam mı?
Geliyorum hemen.
Çok merak ediyorum.
Nasıl bir salak şirketinin ortaklık anlaşması
imzalanırken imza attığı evrakı okumaz?
Salak olduğundan değil.
On defa satır satır okudu.
Sadece benim son anda sözleşmenin
şartlarını değiştirdiğimden haberi yok.
Bu o kadar övünülecek bir şey değil.
Biraz vicdan azabı çeksen iyi edersin.
Mekanımda benden daha kötü
birini görmek hoşuma gitmez.
Benim yaşadıklarımı yaşasaydınız
ne demek istediğimi anlardınız.
Sen benim ne yaşadığımı nereden bileceksin ki?
Bilemem tabi.
Pek kendinizden bahsetmiyorsunuz.
Daha yakından mı tanımak istiyorsun beni?
Yok öyle demek istemedim ben.
Neyse.
Şimdi burada yazılanlara göre İlhan
şirketine sermaye ortağı aldığını zannediyor.
Ama aslında yönetim kurulunu da devretti öyle mi?
Aynen öyle.
Yani şirketin yeni CEO su olman için
bir engel kalmadı artık.
Maraşlı'nın bir şey bilip bilmemesi de önemli değil.
Ne Maraşlı, ne Türeller umurumda değil.
Mahur?
O da değil.
Ben de öyle düşünmüştüm.
Yarın için bir yönetim kurulu toplantısı ayarladım.
Katılmak ister misiniz?
Benim yerime senin katılmanı tercih ederim.
Ama belki bir merhaba demek için uğrayabilirim.
Sana iyi geceler.
Türeller Holding'in bu kadar kolay
tarih olabilmesi gerçekten şaşırtıcı.
Aziz Türel duyunca ne hissedecek acaba?
Ya da babam duysaydı nasıl sevinirdi.
Bu Ozan'a güvenecek miyiz?
Tabi ki hayır.
Ama şirketin içini dışını ondan
daha iyi bilen birini bulamayız.
Şimdilik işimizi görür.
Tamamdır.
Şu Maraşlı meselesiyle alakalı
bazı gelişmeler var Savaş Bey.
Ne buldunuz?
Maraşlı'nın kızı bu.
Evet saldırıda vurulmuş.
Bir dakika, bir dakika!
Çok önemli bir bilgi.
O yüzden de hemen görmek isteyeceğinizi düşündüm.
Savcı cinayetiyle neden ilgilendiği şimdi anlaşıldı.
Failleri arıyor.
Kendince intikamını alacak.
Doğrudur.
Resimleri de o yüzden vermedi demek ki.
Evet isteseydi polise verebilirdi.
Ama vermedi.
Benim ne bildiğimi merak ediyor.
Ne yapmamı istersiniz Savaş Bey?
Beni biraz yalnız bırakmanı.
Alo!
Acil buluşmamız lazım.
Ya Fuat ben yine kayboldum.
Bu konum saçma sapan bir yere getirdi beni.
He.
Tamam tamam, geldik geldik.
Önünden geçtik az önce.
Hadi kapatıyorum.
Tam bir saattir dolanıyorsun bak.
Beni götürmemek için uğraşıyorsan
inat ettim gideceğiz.
Bayan dur sen de hadi gözünü seveyim ya.
Zaten şey oldum.
Ne oldun?
Sinir.
Tamam sustum.
Geldik zaten.
Burası mı?
Burası.
Ne tatlı bir yermiş.
Restoran mı burası?
Öyleydi.
Ama bugün değil.
Bugün sadece biz varız.
Haydi.
O komutanım gelmiş.
Hoş geldin komutanım.
Selamünaleyküm.
Hanımefendinin ismi Mahur.
Kendisi bir fotoğrafçı.
Bu ara birlikte çalışıyoruz.
Yakın korumalığını yapıyorum.
Hoş geldin Mahur bacım.
Mahur bacım ne?
Bayan diyeceksin.
Evet evet bacı olmaz.
Siz lütfen bana bayan deyin.
Ben çok seviyorum çünkü bana bayan denmesini.
Tamam, tamam Mahur bacım.
Niye oturmuyoruz?
Buyurun.
Hala askerde gibisiniz.
Biz ilk günden son güne bir timiz Mahur Hanım.
Bizde emir komutayı bir ölüm bozar.
Komutanım müsaadenizle.
Haydi.
Bana yok mu?
Ya siz niye ben yokmuşum gibi davranıyorsunuz?
Ben anlamadım.
Haşa saygıdandır.
Mahur Hanım'a da bir bardak koy.
Teşekkürler.
Hadi bakalım o zaman bir hoş geldin diyelim.
Mahur Hanım'a bir kadeh kaldıralım.
Komutanım ben etleri atayım.
Haydi.
Çavuşum sen de al artık sazı.
Var bakalım Refik.
Bütün tim bu kadar mı?
Bir bu kadar daha var bizde.
On iki kişiydik.
Onlar nerede?
Cennette.
Pardon.
Pardonluk bir şey yok.
Askeriz nihayetinde.
Şehit oldular.
Olsun insan yine de özler sonuçta.
Haklısınız bayan.
Gönül cemali görmek istiyor elde değil.
Telli turnam selam götür sevdiğimin diyarına.
Telli turnam selam götür sevdiğimin diyarına.
Üzülmesin ağlamasın belki gelirim yanına cananına.
Üzülmesin ağlamasın belki gelirim yanına cananına.
Hasret kimseye kalmasın.
Sevdalılar ağlamasın ayrılmasın.
Ben yandım eller yanmasın.
Sevdanın aşkın narına cananına.
Ben yandım eller yanmasın.
Sevdanın aşkın narına cananına.
Gönüle hasret yazıldı.
Kimler yandı kim üzüldü.
Gönüle hasret yazıldı.
Kimler yandı kim üzüldü.
İki damla yaş süzüldü.
Gözlerimin pınarına pınarına.
Ben yandım eller yanmasın.
Sevdanın aşkın narına cananına.
Ben yandım kimse yanmasın.
Sevdanın aşkın narına cananına.
Sen burada bekle.
Mahsuni Şerif'im budur ahvalim.
Zamane bozulmuş insanlar zalim.
Mahsuni Şerif'im budur ahvalim.
Zamane bozulmuş insanlar zalim.
Kıyamete kadar sürer revalim.
Ben kendi kendime çatar ağlarım.
Çatar ağlarım.
Kıyamete kadar sürer revalim.
Sabır eder matem tutar ağlarım.
Tutar ağlarım.
Hay ağzınıza sağlık.
Sağ olasın.
Beyler biz de yavaştan kalkalım.
Mahur Hanım'ı da eve bırakacağım daha değil mi?
Valla çok teşekkür ederim.
Beni de aranıza aldınız ya.
Ne demek Mahur Hanım.
Yine bekleriz.
Gelirim, yine gelirim.
Haydi.
Çavuşum.
Beyler.
Bir dünkü halimize bak bir de bugünkü.
Hayat işte.
Çok derin oldu bu.
Kahrı da büyük, lütfu da.
Sahibi böyle istiyor demek ki.
Çok güzel bir gece geçirdim.
Uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştim.
Benim için de öyleydi bayan.
Yarın da Zeliş için güzel bir gün olacak.
Mahur abla yarın bizi gezmeye götürecek.
Sizi çok güzel bir yere götüreceğim dedi.
Bilmiyorum nereye götüreceğini ama,
güzel dediyse güzeldir.
Senin gibi çocuklar olacakmış orada.
Zeliş çok sever dedi.
Gitmek istemesen de söylersin.
Gitmeyiz.
Şimdi güzel güzel uyu.
Yarın olsun.
Yine konuşuruz tamam mı?
Kapat bakalım gözünü.
Kurban olurum ben sana.
Bunu sana nasıl anlatacağımı bilmiyorum.
Ama ben babana hiç aşık olmadım.
Onu hiçbir zaman sevmedim.
Şu hayatta ve şu anda bile bir tek Ömer'e aşık oldum.
Bir tek onu sevdim.
Baban Ömer ve ben çok yakındık.
İşlerini yeni yeni yoluna koymuşlardı.
Ömer ile ben evlenmeyi düşünüyorduk.
Ömer yıllarca hapis yattı.
Ben onu unutmak için çok uğraştım.
Ama unutamadım.
İyi ki de unutmamışım.
Çünkü onun suçsuz olduğunu öğrenince
içimde yeniden kavuşmak için bir umut vardı.
Ömer suçsuzdu.
Onun arabasına uyuşturucuyu koyansa
babandı.
Ve bu kötülüğü bu planı,
sadece benimle evlenebilmek için yapmış.
Yıllar sonra bana bunu itiraf etti.
İçimde,
içimde ona zerre sevgi olmadığını
olmayacağını anladığında bunu bana itiraf etti.
Kavuşmamıza da asla izin vermedi.
Ömer hapishaneden çıkınca yüzleşmek için bize geldi.
Ama baban beni kaybedeceğini anlayınca çıldırdı.
İşte o an bir silah sesi duydum.
Sonra Ömer'in yerde kanlar içinde yatan görüntüsü.
Ömer'i baban öldürdü kızım.
Çok üzgünüm ama bunları bilmen gerekiyordu.
Lütfen,
Lütfen kendine çok dikkat et.
Baban her kötülüğü yapabilecek bir adam.
Aziz Türel bir katil.
Üstelik ortağını öldürmüş.
Görünürde aşk uğruna.
Ama dahası var.
Bu aileni serveti bir masumun .
kanının üzerine kurulmaktan da öte.
Zenginlikten ve sıçramadan anlaşılıyor ki
Aziz Türel uyuşturucu ticaretinden vazgeçmemiş.
Dahası bu Savaş denen adam.
Bu kirli ticaretten nemalanma peşinde belli ki.
Zeliş'ime saldıranlar bu çıkar ilişkisinin bir parçası.
Doğru yoldasın Maraşlı.
Unutma ki kayıt altına alınan sırla silaha dönüşür.
Bu ailenin sırrı çok.
Suçlusu çok.
Silahı çok.
Bu ailenin derini karanlık Maraşlı.
Şırnak'ta dağdaydık.
Üç gündür yürüyorduk.
Feci bir diş ağrısı çekiyordum.
Yürürken dayanamayıp bir taşın dibine sindik.
Sağ olsun ekipten bir sıhhiyeci arkadaş
eski bir penseyle benim çürük dişimi söktü.
O dişi kökünden sökerken gıkım bile çıkmadı.
Mecbur bütün kanı yutmak zorunda kaldım.
Ama o geceyi hiç unutmuyorum.
Çünkü o gece,
Zeliş'imin doğduğunun haberini aldım.
İyi ki doğdun Zeliş.
İyi ki doğdun benim güzel kızım.
Güneşi kim sevmez biliyor musun Suat?
Yarasa,
vampir,
bir de ister inan ister inanma ben.
Neden sevmiyorum güneşi biliyor musun?
Hasta olduğum için değil.
Tenimi cayır cayır yakıp
dayanılması imkansız yaralar açtığı için değil.
Bana bir şey hatırlatmıyor.
Eğer hatıra yoksa, özlem yoksa
sevmenin de bir manası olmuyor değil mi?
Öyle Savaş Bey, doğru söylüyorsunuz.
Mesela sen.
Anneni babanı hatırlıyor musun?
Hatırlamıyorum.
Biliyorsunuz ben öksüz büyüdüm.
Peki onları seviyor musun?
Sanmıyorum.
Sevemezsin.
Hatıra yoksa sevgi de yoktur.
Merak ediyor musun içinde ne olduğunu?
Bizim için küçük bir hediye getirmiş.
Aç.
Destur!
Kızım!
Zeliş'im.
Ne oldu benim güzelim?
Niye uyandın bu saatte?
Kötü bir rüya mı gördün?
Yoksa sen Mahur ablayla
buluşacağız diye mi heyecanlandın?
Kurban olurum ben sana.
Canımın içi.
Tamam bak.
Bak şimdi şöyle yapalım.
Saat daha çok erken ama.
O yüzden şimdi saçlarını tarayalım senin.
Güzel güzel kahvaltımızı edelim tamam mı?
Sonra gideriz Mahur ablayı alırız.
Ne dersin?
Ha?
Hadi, hadi benim tatlım.
Yürü bakalım.
Sen şimdi odana geç ben geliyorum tamam mı?
Hadi babası.
Her şey çok güzel oldu.
Umarım güzel geçer.
Müsaadenizle.
Efendim canım.
Günaydın Betülcüğüm.
Ben şimdi çıktım yola.
Bir iki saate oradayım.
Yalnız bir arkadaşımın kızını da getireceğim.
Çok istiyorum organizasyonu görmesini.
Olur mu?
Çok sevinirim tabi ki gelsin.
Bekliyorum o zaman.
Birazdan burası çok kalabalık olacak çünkü.
Tamam, tamam o zaman görüşürüz birazdan.
Hadi bay bay. Görüşürüz.
Sıcak hava Türkiye genelinde etkisini sürdürüyor.
İstanbul'da cumadan itibaren sıcaklıklar batı
kesimlerinden başlayarak yeniden
mevsim normallerinin üzerine çıkacak.
Hafta sonu sıcaklık batıda yedi sekiz,
iç kesimlerde üç ila beş derece artacak.
Peki bugün?
Genellikle güneşli.
Yer yer parçalı bulutlu.
Sıcaklım özellikle batı kesimlerde,
on derecenin üzerinde seyredecek.
Bu da demek oluyor ki bugün birlikte olma şansımız az.
Ama belli olmaz tabi.
Ben olmasam da sizler
ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz.
Bugün güzel bir günü
zehir etme görevi veriyorum size.
Bugün benim adıma yakışan
bir eylem bekliyorum sizden.
Yüzümü kara çıkarmayacağınızı umuyorum.
Gel bakayım babası.
Ha getir bakalım.
Ye kızım sen.
Günaydın.
Günaydın.
Siz niye zahmet ettiniz?
Biz sizi alacaktık gelip.
Ya çok heyecanlandım.
Zeliş ile birlikte bir şeyler yapacağız diye.
O yüzden erkenden geldim.
Ne haber fıstık?
O da çok heyecanlandı.
Sabah bir kalktım başımda oturuyor.
Giyinmiş süslenmiş.
Hadi çıkalım o zaman hazırsanız.
Çıkalım da biz bir kahvaltı ediyorduk.
Siz de bir şeyler yemek ister misiniz?
Olur, ben de açım aslında bayağı.
Hadi kahvaltı edelim.
Olur ceketinizi alayım.
Teşekkür ederim.
Gel bakalım.
Ne güzel olmuş saçın böyle.
Baban mı yaptı?
İdare eder.
Umarım partiyi kaçırmam.
Geldiler, başlıyoruz.
İlhan.
Orada mısın abi?
Duydum duydum.
Ozan bir an önce işleri yoluna koyup
bu adamlardan kurtulmamız lazım.
Biliyorsun değil mi?
Bugünden itibaren tek bir sorumluluğumuz var.
O da bu şirketin tekrar tek sahibi olmak.
Eğer bunu başaramadan babam bunu duyarsa,
kafama sıkarım daha iyi.
Abartma istersen.
Toparla kendini.
Hem bugün Türel Holding için yeni bir gün.
Adamların karşısına da
bu suratla çıkmayacaksın değil mi?
Cenazede gibi.
Çok da farklı sayılmaz ki.
Hadi hadi.
Sen niye gülüyorsun İsmet kardeş?
Ne bileyim abi?
Sen öyle gülünce.
Gülüyor muyum?
Yani.
Güzel bugün gülelim.
Bugün güzel bir gün.
Güzel günde insanlar güler.
Hoş geldiniz.
Buyurun.
Başlamadan önce şirketin yönetim kurulu ve
icra başkanı olarak hem şirketimizin tarihi
hem de çalışma prensiplerimiz hakkında
kısa bir konuşma yapmak istiyorum.
Bence buna gerek yok.
Anlamadım.
Şöyle ki dün yapmış olduğumuz anlaşmaya göre
şirkete aktardığımız sermaye karşılığı
yönetim kurulu ve icra başkanlığı
görevini devretmiş bulunuyorsunuz.
Saçma sapan konuşmayın.
Yok öyle bir şey.
Ozan ne diyor bu adam?
Dinlesen iyi edersin.
Ne saçmalıyorsunuz?
Neyi dinleyeceğim ya?
İsterseniz tekrar inceleyebilirsiniz.
İyi de bu bizim mutabık kaldığımız sözleşme değil ki.
Altındaki imza sizin.
Ozan ne oluyor?
Ozan bir şey söyle.
Kafayı yiyeceğim.
Biz yönetimi de mi devrettik bu adamlara?
Ne oluyor lan burada?
Her şey için çok geç İlhan.
Bence sözlerini bitirmelerine izin ver.
Bir dakika.
Sen!
Nasıl ya?
Sen mi değiştirdin sözleşmeyi?
İsterseniz yeni yönetim kurulu başkanımız
durumu size açıklasın.
Kendisi burada olmayı çok istiyordu.
Fakat daha önemli işleri olduğu için
görüntülü bağlanmayı tercih etti.
Herkese merhaba.
Merhaba Savaş Bey.
Beni bu herife mi sattın?
Lan ben senin kardeşindim.
Beraber büyüdük lan biz.
Allah senin belanı versin.
Sen nasıl bir ...sin lan.
Ne yaptım lan ben sana?
Niye yaptın bunu?
Senden ve babandan emir almaktan sıkıldım çünkü.
Sürekli senin arkanı toplamaktan sıkıldım.
Ben olmasam bu şirket yıllar önce batmıştı İlhan.
Hayatımda senin kadar beceriksiz birini görmedim.
Ama o koltukta sen oturuyorsun.
Niye?
Çünkü soyadın Türel diye.
İşte artık o da yok.
Gebertirim lan seni.
Öldürürüm lan seni.
Beyler lütfen bugün kavga istemiyorum.
Bugün kutlama yapacağımız bir gün.
Allah belanızı versin lan sizin.
Buyurun beyler oturun.
Sorun yok.
Alışması zaman alacaktır.
İlhan'ı iyi tanırım.
Alışacağını sanmam.
Ben alışacak diyorsam alışacaktır.
Zeliş.
Ne oldu Zeliş?
Ürktü galiba.
Zelişciğim.
Korkacak bir şey yok tamam mı?
Bak ne güzel yere geldik.
Herkes oyun oynuyor.
Sen de onlarla oynamak ister misin ha?
Eğlenelim mi biraz?
Hı?
Hadi gel.
Gelsene hadi bak bizim masamız şurada.
Yaptığımız resimleri göstereyim sana.
Hadi bakalım babası hadi.
Hadi git bak.
Çok sağ ol Mahur.
Sen sağ ol.
Defalarca hayatımı kurtardın.
Zor günlerimde yanımda oldun.
Bana hep doğruyu söyledin.
Sen tanıdığım en dürüst adamsın.
Valla mı?
Valla.
Zeliş bak bakalım bana.
Kolay gelsin.
Ellerinize sağlık çok güzel görünüyor.
Babası.
Ne oldu?
Zeliş!
Beğendin mi?
Hangisini beğendin kızım?
Zeliş çekeyim mi sizi?
Hadi çek bakalım.
Gel bakalım.
Çok güzel oldu.
Bu da sizin için.
Teşekkür ederim.
Oldu sanırım.
Oldu mu?
Çok güzel oldu.
Bak zeliş güzel mi?
Beğendin mi?
Hadi sen de bizi çek o zaman?
Olur.
Bak şuraya basacaksın.
Tamam hazır yani. Evet evet hazır.
Eğil eğil.
Oldu galiba.
Bakıyım.
Çok güzel olmuş.
Çok güzel çıkmışsınız.
Siz de, bak.
Merhaba hoş geldin.
Oyun oynamak ister misin?
Oynayalım mı?
Hadi gidelim o zaman arkadaşlarımızın yanına.
Hadi bakalım çocuklar hadi gelin.
Ha Betül!
Ya canım ellerine sağlık.
Ne kadar güzel görünüyor her şey.
Canım benim çok teşekkür ederim.
Senin gibi bir fotoğrafçının burada olması
bizim için o kadar önemli ki.
Olur mu canım öyle şey?
Siz her şeyi yapmışsınız zaten.
Ben öyle destek.
Birazdan pasta keseceğiz.
Metin Şef'i bilirsin.
O da çok katkı sağladı.
Kocaman bir pasta getirmiş.
Süpermiş, tamam çekerim ben fotoğraflarını.
Tamam canım.
Hadi görüşürüz.
Görüşürüz.
Onu uzun süredir böyle görmemiştim.
Böyle mutlu.
Bundan sonra daha mutlu olacak.
Merak etme.
Bak.
Çok güzel çıktınız burada.
Ay hakikaten güzel çıkmışız.
Zeliş!
Ne oluyor lan?
Zeliş!
Zeliş!
Zeliş!
(Jenerik Müziği)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.