All language subtitles for Marasli 4. Bölüm

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Kızının vurulduğu an, hiç aklından gitmiyor, değil mi?

Lakin, içimden bir ses,

"Daha çok şey öğreneceğiz." diyor.

Peki o an, tekrar aklına geldiği zaman ne hissediyorsun?

Kararlılık, intikam, öfke.

Öfke.

O zaman babana kadim dostu eski ortağı

Ömer'in nasıl öldüğünü sorabilirsin mesela.

O adam sana ne söyledi?

Benimle birlikte ölmeye var mısınız?

O anahtarlığı...

...annenize Ömer vermiş.

Yani?

[Jenerik]

Merhaba.

Seni almaya geldim.

Mahur!

Bırak!

Bırak!

Ne istiyorsun benden?

Allah senin belanı versin!

Nereden çıktın sen, nereden buldun bizi?

Seni bulmak zor olmadı.

Babamlar nerede?

Onlar biraz meşgul.

Bir şey mi yaptın onlara?

Geberip gideceğiz burada!

İlhan durdur şu arabayı!

Galiba aşağı uçacağız.

Aşağı uçmazsak da zaten burada diri diri yanacağız!

İlhan durdur şu ***

Dikkat edin!

Arabayı ağaca süreceğim.

Hadi İlhan!

Baba, yardım et kurtar bizi!

Abi.

Baba acele et!

Acele et baba, patlayacak bu!

Nereye götürüyorsun beni?

Durdur şu arabayı!

Korkacak bir şey yok, misafirim olacaksın.

Biriniz bitiyor, biriniz başlıyor yeter, rahat bırakın beni!

Demek ki çok seviliyorsun Mahur.

Bu hoşuna gitmeli.

Daha hızlı sür.

Tamam Savaş Bey.

Durdur şu arabayı!

Nerede bu?

Maraşlı neredesin?

Geldim.

Hadi baba!

Baba, abim!

İlhan dur!

Abimi bırakamayız baba!

Abi dayan!

Abimi bırakamayız baba!

Abi dayan!

Dayan!

Eğer yanlış bir şey yaparsan, kızı vururum.

Nasıl buldun beni?

Ben herkesi bulurum.

Söyle, kim söyledi sana burada olduğumu?

Kuşlar.

Abi dur.

Abim.

Uzaklaş!

Neydi o?

Hiç bir fikrim yok.

Savaş, bırak kızı!

Bence bıraksan iyi olur.

Nasıl ateş ettiğini gördüm, asla ıskalamaz.

Ben ölürsem, ne olur biliyor musun?

Evet.

Dünya çok büyük bir pislikten kurtulur.

Belki.

Ama sen de babanın nasıl zengin olduğunu asla öğrenemezsin.

Onun hakkında bilmediğin şeyler var.

Yalnızca benim bildiğim şeyler.

Güzel numaraydı, ama yemezler!

Peki.

Öyle mi?

O zaman babana kadim dostu eski ortağı

Ömer'in nasıl öldüğünü sorabilirsin mesela.

Annen hayatta olsaydı, ona sorardın.

Belki o biliyordu.

İyi misin Mahur?

Niye yaptın bunu?

Neden yaptın bunu?

O zaman babana kadim dostu eski ortağı

Ömer'in nasıl öldüğünü sorabilirsin mesela.

Annen hayatta olsaydı, ona sorardın.

Bilmiyorum.

Hadi babamı bulalım.

Abi gel.

Uzaklaş.

Herkes iyi mi?

-Baba, abi... -İyiyim, iyiyim.

Oğlum.

Oğlum çok korktum.

Çok korktum.

-Mahur ne yaptı acaba? -Baba!

Onu bulmamız lazım baba.

Kızım.

Kızım şükürler olsun.

İyi misiniz?

Biz iyiyiz.

Bir şey yapmadı değil mi, o herif sana?

Hayır.

Allah senin belanı versin!

Senin yüzünden ne işler geldi başımıza be!

Abi dur sırası değil.

Ne demek, sırası değil?

Az daha diri diri yanıyorduk lan senin yüzünden!

Savaş'ı ben çağırmadım buraya.

Nereden bileceğiz senin çağırmadığını he?

Nereden bileceğiz?

Ne yapıyorsun sen?

Jandarmayı arıyorum.

Hayır, bu haber duyulursa mahvoluruz.

Ortada cesetler var.

Ben kimseyi öldürmedim.

Ceset falan yok yani.

Siz?

E araba.

Polisi jandarmayı karıştırmadan halledeceğiz bu işi.

Nasıl?

Sadık'ı arıyorum ben şimdi.

Seninle konuşacağız Maraşlı.

Ama önce şu pisliği bir temizleyelim.

Alo.

Sadık.

Beni çok iyi dinle.

Mahur'u bulduk.

Gayet iyi.

Ama burası bir hayli karışık.

Yanan bir araç falan var.

Sen şimdi yanına bir kaç adam al.

Derhal buraya gel.

Bu arabayı falan alıp götürsünler.

Hadi hemen.

Yok.

Hâlâ haber yok bunlardan.

Aziz'e ulaşamıyorum.

Başlarına bir şey mi geldi acaba?

Bilmiyorum ki.

Polisi mi arasak?

İlhan.

Alo İlhan.

Neredesiniz ya, aklımız çıktı?

Ancak arayabildim, kusura bakma.

Her şey yolunda.

Mahur iyi, bizimle.

Oh çok şükür.

Tamam sen iyi misin?

Sesin yorgun geliyor.

Başımıza acayip acayip işler geldi.

Gelince anlatırım.

Babam Sadık'ı aradı, gelip bizi alacak.

Tamam canım, tamam.

-Bulmuşlar mı Mahur'u? - Evet.

Ay çok şükür.

Sadık Bey, babam aradı mı sizi?

İlhan ile konuştum şimdi.

Aradı.

Ben de gidiyorum diye haber vermeye geldim.

-Tamam. -Görüşürüz.

Aziz de iyiymiş değil mi?

Herkes çok iyiymiş, merak etme Firuzan.

Ah çok şükür.

Baba acele et!

Acele et baba patlayacak bu!

Bana içecek bir şey ver.

Oh çok şükür.

İyisin değil mi?

Vallahi evde dört döndük merak...

Bu adam niye geldi?

Ne yüzle geldi bu adam?

Biz istedik.

Konuşacaklarımız var.

Evet Celal Bey, memnun musunuz?

Beğendiniz mi yaptığınızı?

Az daha cayır cayır yanıyorduk lan arabanın içinde!

Nasıl yani?

O Savaş, nasıl buldu sizi?

Beni bulmadı, sizi buldu.

Yani, ne demek istiyorsun?

Onu ben de merak ettim.

Şöyle ki.

Benim de size sorularım var.

Neymiş?

Bizi nasıl buldunuz?

Ben aradım babamı.

Nasıl?

Senin sakladığın telefonu buldum.

Sonra da babamı aradım.

Ama bence sorun bu değil.

Savaş orayı nasıl buldu?

Biz arayıp söylemedik herhalde.

Tamam da bizi aradığınızı nereden biliyordu?

Biz aradık Savaş'ı, hatta ben konuştum.

Senin, ona çalıştığını düşündük.

Hâlâ da öyle düşünüyoruz.

Yani en azından ben düşünüyorum.

Anladım.

Demek ki Mahur Hanım'ı burada görmeyince sizin peşinize takıldı.

Şimdi de biz mi suçlu olduk yani?

Şuna bak ya, şuna bak!

Nasıl da sıyrıldı işin içinden, değil mi?

Oh ne güzel sıyrıldın be!

Sen buradan herkesin içinde Mahur'u kaçır,

Allah'ın dağına götür.

Biz gelelim orada hepimiz ölümden dönelim,

sonra gel burada bizi suçla.

Biz nereden bileceğiz senin adamı aramadığını?

Biz nereden bilelim, senin Savaş'a çalışmadığını?

Belki de bizi tuzağa çekmek için yaptın.

O kadar da değil.

Saçmalamayın artık.

Kardeş.

Sen çok konuşma istersen.

Mahur Hanım'ı, Savaş'ın arabasına koyan ben değildim, değil mi?

Adam tehdit etti herhalde.

Aziz Bey de şahit.

Çaresiz kaldım Mahur.

Eğer o manyağın dediğini yapmasaydım

seni de, beni de öldürecekti orada.

Ben sana zarar verecek bir şey yapmam, biliyorsun beni.

Tamam.

Tamam Ozan anladım.

Anlıyorum.

Ben size bir şey söyleyeyim mi?

Bu herif hepsini en başından beri kendi tezgahladı.

Ödül aldığı gece de Mahur'un hayatını

kurtardığı falan yok bunun.

O ne demek şimdi?

Hay ben senin ağzına Ozan.

Birisi bana ne olduğunu açıklamak ister mi?

Baba.

O gece, Savaş'ın tuttuğu bir kiralık katil

seni öldürmeye çalıştı.

Maraşlı kurtardı seni.

Peki benim neden bundan haberim yoktu?

Olsa ne olur ki?

"Hepsini kendi uydurdu." diyorum.

Ozan sen bir susar mısın?

Gerçek mi bu?

Evet, oldu öyle bir şeyler.

Ben istedim senin bilmemeni.

Kimsenin suçu yok.

Daha fazla korkup, paniğe kapılmanı istemedim.

Kusura bakmayın ama, bu hesaplaşma bitmez.

Bana müsaade.

Celal sen bize bir müsaade et.

Dışarıda bekle.

Eyvallah.

Baba yardım et kurtar bizi!

İyi misiniz?

Biraz daha içersem iyi olurum.

Bu kadar çok içmeseniz keşke.

İçmek çok kötü bir şey.

Allah Allah.

Demek öyle.

Nedenmiş o?

Ben, sizin için çok endişelendim.

Peki benden sakladığın başka şeyler de var mı baba?

Bana anlatmadığın başka bir şeyler.

O ne demek şimdi?

Anlattı ya.

Panik yapmanı istemedik sadece.

Bakın bu karın ağrısı heriften ne kadar hızlı kurtulursak,

bizim de hayatımız o kadar hızlı düzene girer.

Ozan, sen ne zamandan beri bizim aile içi

meselelerimize bu kadar karışmaya başladın?

Mahur.

Ozan aileden sayılır.

Baba, o adam seni bir şeyle mi tehdit etti?

Kim, beni neyle tehdit edebilir?

Bilmiyorum.

Polise gitmeyecek kadar korktuğuna göre bir şey olmalı.

Saçmalama Mahur.

Maraşlı kalıyor, o kadar.

Kusura kalma Ayşin Hanım ya, geciktim.

Evet gelip alacağım Zeliş'i.

İyi mi Zeliş?

Bir sıkıntı çıkarmadı inşallah.

Tamam.

Tamam.

Tamamdır merak etme, eyvallah, haydi.

Her şey yolunda mı?

Merak etmeyin komutanım.

Yedi, yirmi dört evin önündeyim, sıkıntı yok.

Eyvallah.

Buyur.

Eyvallah.

Hiç bulaşmayacaktın bu aileye.

Onlar bana bulaştı, ben onlara değil.

Orası da doğru ya.

Sen niye öyle dedin ki?

Gayet iyi insanlara benziyorlar.

Çok.

Lakin kavgası, gürültüsü hiç bitmez.

Öyle dışarıdan göründüğü gibi de değildir.

Hiç bir şey dışarıdan gördüğün gibi değil.

O da doğru ya.

Bana sorarsan,

"Hiç bulaşma." derim, git kızınla ilgilen.

Sorarsam, dersin.

Sen de, pek aksi adamsın he.

Ben aksi değilim, insanlar patavatsız.

Sen bana şu, Ozan'ı anlat bakayım ya.

Ozan, kimin nesidir?

Niye sordun ki?

Yani kimdir nedir?

Bu ailenin işine bu kadar nasıl karışabiliyor, onu merak ettim?

O da aileden sayılır.

İlhan Bey ile üniversiteden beri arkadaşlar.

Aziz Bey de evladı gibi sever onu.

Boşuna müdür yapmadı şirkete.

Sende bu Ozan'ın bir adresi telefonu bir şeyi var mı?

Niye sordun ki?

Ozan Bey'in kimseye kötülüğü olmaz.

Kimden kötülük geleceği belli olmaz da...

Neyse konu o değil.

Ya şimdi ben, Mahur'u koruyorum ya,

e Ozan da dışarıdan biri.

Kimdir, nedir bilmem lazım.

Değil mi?

Yoksa koruyamam.

Ben sana bir kalem kağıt vereyim.

Sen buna yaz.

Al.

Ver, yazayım bakalım.

Kalem vereyim.

Şirketin adresini de yazayım mı?

Yok, gerek yok, bunlar yeterli.

Polis niye geldi şimdi?

Biri polisi mi aradı?

Ben aradım Aziz Bey.

Oğlum sen ne diye kendi kafana göre iş yapıyorsun?

Sormadan, etmeden!

Ne diye?

Bizimle emniyete geliyorsun.

Sebep nedir?

Zorla alıkoymaktan hakkında şikayet var.

Götürün.

Pardon memur bey ne oluyor burada?

Baba ne dedim ben size?

Dur kızım, çözeceğiz.

Konuşacak bir şey yok.

Şikayetçiyiz, götürün.

Kız kardeşimi kaçırdı bu herif.

Tamam, siz de gelin iyi olur.

Hayır bir dakika, bir dakika şikayetçi falan değilim ben.

Kaçırmadı beni kimse.

Hanımefendi karar verin, kaçırdı mı, kaçırmadı mı?

Yani bizi şu anda zor durumda bırakıyorsunuz.

Kaçırdıklarını iddia ettikleri kişi benim, değil mi?

Mahur Türel.

Ben de size kaçırılmadığımı söylüyorum.

Kendi rızamla gittim ben.

Yalan söylüyor memur bey.

Yalan söylüyorsa burada ne işi var?

Memur bey, ben şikayetçi değilim.

Bir yanlış anlaşma olmuş.

Biz aile arasında çözdük meseleyi.

Problem yok.

Allah Allah!

Tamam bırakın abi adamı.

Binin arabalara, akşam akşam başımıza iş alacağız, yürüyün.

Ne yapıyorsunuz?

Sen haklıymışsın.

Sana bir özür borçluyum sanırım.

Haklı olmaktan mutlu değilim.

Tamam da, ne yapacağım ben şimdi?

Ya ne düşünmem gerekiyor, onu bile bilmiyorum.

Belki de gerçekten, Savaş, babamları takip etmiştir.

Aileden kimse haber vermemiştir.

Sence?

Nasıl olabilir böyle bir şey?

Benim aklım almıyor!

O adam sana ne söyledi?

Kim?

Savaş.

Sen nereden biliyorsun ki, bir şey söylediğini?

Bugün ona ateş etmeme engel oldun bayan.

Sana ne söyledi?

Ömer diye birinden bahsetti.

Babamın eski ortağı.

"Babanın nasıl zengin olduğunu öğrenmek ister misin?" falan dedi.

Ne bileyim, ne demek istedi onu da anlamadım.

Belki de sadece kafanızı karıştırmak istedi.

Belki de.

Ama bunun cevabını sadece o verebilir.

Bak.

Bu gece git, güzelce uyu dinlen.

Her şey zamanla ortaya çıkacaktır.

Tamam mı?

Tamam.

İyi geceler o zaman.

Size de iyi geceler.

Sadık abi.

Mahur Hanım, hoş geldiniz.

Hoş bulduk.

Ihlamur içiyordum, içer misiniz?

Olur içeyim.

Hayırdır, canınız sıkkın gibi.

Zor bir gündü.

O kadar belli oluyor mu ya?

Elimde büyüdünüz sayılır Mahur Hanım.

Doğru, elinde büyüdüm.

Ben büyüdükçe, ailemiz de büyüdü.

Uğurlu geldi herhalde ayağım.

Sadık abi bir şey soracağım sana.

Bu, Ömer var ya babamın eski ortağı.

Tanır mıydın sen onu?

Evet de, nereden geldi aklınıza?

Hiç öyle geldi işte.

Biri, bir şey mi dedi?

Kim, ne diyebilir ki?

Ne bileyim, birden bire sorunca şaşırdım.

Evet, babanızın ortağıydı.

Hırslı bir adamdı.

Gözünü para hırsı bürümüştü.

Toz işine girmiş.

Anlarsınız ya.

Evet.

Babanız duyunca delirdi.

Ben de o zamanlar yeni başlamıştım babanızın yanında işe.

"Yapma, etme." dedi, ama dinletemedi.

Sonra da yakalandı.

Ölmüştü ama değil mi, yani hapiste mi ölmüştü?

Yok.

Hapisten çıktıktan bir hafta sonra falan.

Niye merakınızı celbetti?

Hiç.

Babamla bir fotoğraflarını gördüm de,

soracağım soracağım unutuyorum.

İyi geceler Mahurcuğum.

İyi geceler Nuran abla.

Neyse ben lafa tutmayayım daha fazla.

Yatayım ben de yoruldum.

-İyi geceler. -İyi geceler.

Sağ ol çay için.

Hayırdır, canın mı sıkkın?

Mahur...

...Ömer'i sordu.

Hayırdır Sadık, bu saatte.

Az konuşalım hele.

Yarını bekleyemez mi?

Önemli Aziz Bey.

Söyle.

Mahur, Ömer'i sordu.

Savaş düşündüğün gibi lalettayin bir adam değil.

Aile ile ilgili bir şeyler biliyor.

Aziz ile ilgili.

Buna o bilgiyi aileden biri vermiş olmalı.

Aracında 5 kg uyuşturucu ile yakalanan Ömer Tokgöz

tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Savaş bunu, boşuna Mahur'a söylemedi.

İstiyor ki, Mahur bu işin peşine düşsün, onu bulsun.

Resmen zehirledi kızı.

Bana öyle geliyor ki,

bu iş çok başka yerlere gidecek.

Bu aile çok karışık.

Biri çok büyük bir oyun oynuyor.

Burnuma pis kokular gelmeye başladı.

İnsan akrabasından, kardeşinden

vazgeçecek kadar ne yaşamış olabilir ki?

Henüz bilmiyorum.

Mahur Hanım bana güveniyor artık.

İnanıyor.

Bu iyi.

İnsan iki şeyi göremez.

Bir çok uzaktakini,

bir de yakındakini.

O bana çok yakın.

Ama bulacağım.

Güzelim benim.

Aziz Bey, niye bana Ömer'i soruyor?

Nereden çıktı şimdi bu?

Ne bileyim ben Sadık, ne bileyim?

Sen ne anlattın Mahur'a?

Gerçekleri.

Uyuşturucu meselesini.

Nasıl tedirgin olmayayım Aziz Bey?

Mahur şimdi kalkıp--

Sakın!

Bu düşünceyi aklından bile geçirme!

Öyle bir şey asla olmayacak!

Sen çeneni sıkı tut, geri kalanı ben hallederim.

Peki.

Aracın sahibinin Ömer Tokgöz isimli şahıs olduğu anlaşıldı.

Polis ekipleri Ömer Tokgöz isimli şahsa ulaşmaya çalışıyor.

Sorduğum sorunun cevabını buldun mu?

Savaş Bey!

Savaş Bey!

Savaş Bey!

Savaş Bey!

Savaş Bey!

Savaş Bey!

Savaş Bey!

Savaş Bey!

Şimdi gelelim sana.

Savaş Bey.

Ben hoşlanırsınız diye düşünüyordum.

Senden böyle bir şey isteseydim, hoşlanırdım belki.

Ama ben "Arabayı yakın." diye bir şey söylemediğime eminim.

Bakın beyler, ben bazı planlar yaparım, sizin aklınız ermez.

Eğer o şekilde cezalandırmak isteseydim

size gidin arabayı yakın derdim, siz de arabayı yakardınız.

Bu kadar basit.

Ama benim ağzımdan böyle bir şey çıkmamasına rağmen,

arabayı yakmaya kalkmanız,

gerçekten beni hayal kırıklığına uğrattı.

Savaş Bey, yemin ediyorum bir daha olmayacak.

Olmayacak zaten.

Neden mi?

Çünkü diğer arkadaşların senden ibret alacak.

Tekrar ediyorum.

Ne yapacağınızı ya da ne yapmayacağınızı

ancak ben söylerim.

Burası demokratik bir platform değil.

Kafanıza göre iş yapamazsınız.

Ben isterim, siz de yaparsınız.

Şimdi arkadaşın işini yapalım.

-Savaş bey! -Ağzını bağlayın.

-Savaş Bey, Savaş Bey. -Bağırış, çağırış duymak istemiyorum.

Savaş Bey!

Savaş Bey!

Savaş Bey!

Savaş Bey!

Savaş Bey!

Savaş Bey!

Hayır!

Efendim Mahur Hanım.

Maraşlı neredesin?

Geliyor musun?

Evet, yoldayım, geliyorum.

Tamam evdeyim, bekliyorum seni.

Peki, peki tamam.

Birazdan oradayım.

Görüşürüz.

Eyvallah.

Bana yardım etmen lazım.

Ne konuda?

Ömer.

Babamın eski ortağı.

Şu Savaş'ın bahsettiği mesele mi?

Evet.

Dün gece biraz araştırdım.

Adamın cesedi hiç bulunamamış.

İlginç.

Çok.

Korkuyorum Maraşlı.

Kötü bir şey çıkacak bunun altından, hissediyorum.

Dün biraz Sadık abinin ağzını arayayım dedim.

Bir şeyler anlattı ama ikna olamadım.

Araştırabilir misin?

Ben dedektif değilim bayan.

Dedektif olmadığını biliyorum Maraşlı.

Ama belki bir, bir iki tanıdığın vardır.

Sorabileceğin birileri vardır.

Ne olur yardım et bana.

Bakarız.

Sorarım bir iki kişiye.

Peki Zeliş'i de alıp, buraya taşınsan olur mu?

Olmaz bayan.

Nasıl olsun?

Zeliş orada mutlu.

Olmaz o iş.

Yalnız kalmak istemiyorum.

Korkuyorum.

Günaydın baba.

Günaydın kızım.

Günaydın dede.

Günaydın aslanım.

Dedesinin aslanı, ne haber?

Okula gideceğim birazdan.

Hadi git bakalım.

Hadi doğru kahvaltıya.

Bana bak, kahvaltını adam gibi et.

Tamam.

Gözüm üstünde.

İlhan uyanmadı mı daha?

Bir kaç saat oldu çıkalı baba.

Şirkette özel misafirleriyle toplantısı varmış.

Ben de Ozan ile telefonda konuşurken duydum.

Allah Allah!

Benim niye haberim yok?

Sadık.

"Sadık" diyorum.

Ne var Nuran?

Neyin var?

Topla kendini.

Mahur'un bu işi sorması hiç iyi olmadı, Nuran.

Saçmalama Sadık!

Kaç yıl geçti üzerinden?

Neyi öğrenebilir ki?

Renk veriyorsun.

Verme.

Ellerine sağlık Nuran Hanım.

Afiyet olsun.

Bu da pek dolanır oldu buralarda.

Mahur'dan değil ama bu Maraşlıdan daha çok korkuyorum Nuran.

Bakışları bakış değil.

Adam öyle bir bakıyor ki insanın içini okuyor.

Saçmalama Sadık.

Ay senin de konuşasın var.

Onca yıl, bu yükü sırtımda taşıdım ben.

Kapat bu konuyu!

Bir daha da açma!

Vay Maraşlı abim günaydın.

Günaydın İsmet kardeş, nereye böyle?

Alışverişe.

Nuran Sultan sağ olsun kocaman bir liste hazırlamış.

Şimdi öğlene kadar dolaşacağız her şeyin en doğalını bulmak için.

İyi hadi kolay gelsin.

Eyvallah abi, sağ olasın.

A, telefonu unuttum.

Abi telefonu unuttum da hemen...

Hadi gidelim hemen.

Bir yere mi geç kaldık?

Hayır.

Evde durdukça daralıyorum.

Dün gece de uyuyamadım zaten.

Kesin Firuzan ya.

Kesin, nefret ediyor zaten o benden.

Peşin hükümlü olmamak lazım.

Yok sen tanımıyorsun onu.

Ondaki hırs kimsede yok.

Babamı da kafese aldı zaten.

Alo Nevra Hanım iyi günler.

Çok acil buluşmam lazım sizinle.

Evet konuşmamız lazım.

Gelince anlatırım.

Bugün olur mu?

Tamam yarın da olur ama en geç yarın olsun lütfen.

Saati falan hiç önemli değil benim için.

Tamam haber bekliyorum sizden.

Sağ olun.

Kiminle konuştunuz?

Psikiyatristimle.

Biriyle konuşmaya ihtiyacım var.

Öyle ama, konuşmasaydınız keşke.

Ne demek keşke konuşmasaydınız?

Ne yapacağım peki ben?

Ya bana ailemden birinin beni öldürmek

istediğini söylüyorsun farkındasın, değil mi?

Ben böyle bir şeyle nasıl kendim başa çıkabilirim?

Riskli.

Ne kadar az kişi bilirse o kadar iyi.

Hayır benim biriyle konuşmam lazım.

Tamam.

Benimle konuşun.

Tamam.

Dün bütün gece uyuyamadım.

Sürekli kabus görüp durdum.

Her ihtimali sorguladım.

Kim, neden, nasıl, niye böyle bir şey yapmış olabilir?

Ben birine bir şey mi yaptım, diye düşündüm.

Ya babamsa?

Ya İlhan abimse, ya Necati abimse diye

düşünmekten kendimi durduramıyorum anlıyor musun?

O ilaçlara da geri dönmek istemiyorum.

Daha önce kullandım ben onları,

tam geri zekalı gibi yapıyor insanı.

Hissiz, bir et parçası gibi ortalıkta dolaşıyorsun.

Ayrıca bu soruların cevabını bulmaktan da çok korkuyorum.

Çünkü bunlarla nasıl baş edeceğim

konusunda en ufak bir fikrim bile yok.

Yani anlayacağın kendimi öldürmekten korkuyorum anladın mı?

E konuştum işte, bir şey demeyecek misin?

Geçer.

Geçer.

Geçer tabii, ben niye hiç böyle düşünmedim ki?

Temiz hava almak ikimize de iyi gelecek.

Hadi inin.

Hadi.

Seni ilk gördüğüm anda senden hiç hoşlanmamıştım.

Çok, kaba ve görgüsüz bir adam gibi gelmiştin bana.

Şimdi ne değişti?

Hiç bir şey.

Hâlâ çok kabasın.

Aslında kaba biri değilim.

Rol yapmıyorum sadece.

Kendim gibiyim.

Daha önce de söylemiştim bunu size.

Ne garip.

Şu an etrafımda tek güvenebileceğim insan sensin.

Belki de.

Ama içimden bir ses bunu yapmamam gerektiğini söylüyor.

İçinizden gelen seslerin doğru olmadığını

bir çok kez gördük bayan.

Kim bu ya?

Yani neden?

Neden bu kadar nefret ediyor benden?

Beni öldürmek isteyecek kadar

ne yapmış olabilirim ki ben birine?

Böyle üzülüp, sitem edip, ağlamakla olmuyor.

Yormayın kendinizi.

Sen nereden biliyorsun?

Biliyorum çünkü, ben de aynılarını yaşadım.

Ben rahatlıyorum ama.

E tamam normaldir, bayansın sen.

Bak bana bir kere daha bayan dersen

yemin ederim senin kafanı kırarım!

Tamam.

Hadi gidelim, geç kalacağız.

Necati Bey.

Neredeyse öğlen olacak.

Ne fark eder?

Acıkmışsınızdır, yiyecek bir şeyler getirdim size.

Acıktım Behiye.

Sevgiye ve kardeşliğe acıktım.

Açma!

Bırak sefil ruhumuzun karanlıklarında

kalalım biraz daha.

Siyah bir ışık görüyorum.

Nasıl?

Bu ne biliyor musun?

Victor Hugo'nun ölmeden önceki son sözü.

Bütün gece bunları düşündüm Behiye.

Bir insan ölmeden önce muhakkak fiyakalı bir söz söylemeli.

Oscar Wild mesela.

"Ya duvar kağıdı gidiyor, ya da ben." demiş.

Sezar'ı biliyorsundur zaten.

"Sen de mi Brütüs?"

Bizim de tarihe geçecek bir son sözümüz olacak mı sence?

Tarih bizi ne yapsın Necati Bey?

Tarih büyük adamları yazar hep.

Doğru ya.

Tarihe geçmek için büyük adam olmak lazım.

O zaman son sözün anlamsız bile olsa,

onun içinden yüce bir anlam

çıkartacak bir aptal illa ki bulunur.

Necati Bey, siz dün gece çok iyi değildiniz de.

Şimdi daha iyisinizdir, değil mi?

Kim demiş benim dün akşam kötü göründüğümü?

Ben çok ama çok çok iyiyim.

Dün, alev alev yanan bir arabanın içindeydim.

Sevgili babacığım, birden bire benden vazgeçip

sevgili kardeşim İlhan'ı kurtarmaya karar verdi.

E tabii ben de diri diri yanamadığım için

şu anda kendisi aşırı üzgün olmalı.

Aslında bunu bence ona sormak lazım.

Necati Bey ne diyorsunuz siz?

Bunlar hayatın gerçekleri Behiye.

Üstelik şimdi babamın gözüne girmek için

daha da çok çalışmam lazım.

Sen o arada bana içecek bir şeyler ayarlar mısın?

Benim çalışmam lazım.

Hadi.

Hadi!

Hadi, koş koş koş koş hadi.

Yılmaz…

Şaka yapıyorsunuz herhalde.

En başta konuştuğumuz şartlar bunlardı.

Size şirkette durumların

istediğimiz gibi gitmediğini söylemiştim.

Uçakları alacağımız şirket teslimatı erteledi.

Zarar ettik.

Sizden yeniden yapılandırma istedim.

Değerlendirdik, ama elimizden bir şey gelmez.

Ödeme planı bu.

Her ay 10 milyon dolar ödeyemeyiz.

Öyleyse biz de yasal haklarımızı kullanırız.

250 milyon dolar kredi kullandınız.

Ödemeyi vadettiğiniz miktar bu.

Bunu ödeyemem, ödeyemeyiz.

Size ödesem, elemanların maaşlarını bile ödeyemem.

Mahvolurum, biterim.

Buna bir çözüm bulacaksınız.

Bizim yapabileceğimiz bir şey yok.

Anlaşma ortada.

Ya bize vadettiğiniz parayı ödersiniz,

ya da bankamız gerekli her şeyi yapar.

Buna şirketinize el koymak da dahil.

Bana bakın, burada olan burada kalacak.

Babam asla bilmemeli bu durumu.

Anlaşıldı mı?

Anlaşıldı efendim.

Tamam çıkın şimdi.

Ozan sen kal.

Ne yapacağız Ozan?

Acil para bulmamız lazım.

Şirket gidiyor yoksa.

Seni uyarmıştım İlhan.

"Çok açılıyoruz." dedim, dinlemedin beni.

Geç bunları Ozan geç!

Ne yapacağız, onu söyle?

Bilmiyorum.

Bu kadar kısa zamanda bu kadar çok para nasıl bulunur ki?

Diğer bankalara da gidemeyiz.

İkisi de sıkıntılı.

Sen bir yolunu bulursun.

Bulmak zorundasın.

Tamam sen sakin ol.

Ben bir şeyler düşüneceğim.

Lütfen düşün!

Ben geldim.

Neredesin sen?

Ya kusura bakma geç kaldım biraz.

Hoş geldiniz.

Ağladın mı?

Yok, şey uyuyamadım da çok.

Şimdi kahveyle toparlarım.

Yine gelmiş bu.

Evet, bundan sonra beraberiz.

Adam dışarı çıktı.

Gerçekten mi?

-Günaydın Deniz. -Hoş geldin.

Hoş bulduk.

Neyse konuşuruz sonra.

Siz ne yaptınız?

Tamam hadi gel hazırız biz.

Hazır mısınız?

Canım hoş geldin ne haber?

Keyifli olacak çok.

Deniz.

Canım.

Şöyle bir kaç düzenleme yaptım.

Şu detayı ekledim.

Hadi başlayalım o zaman.

Tamam değil mi?

Test bakacağım.

Her şey yolunda mı?

Evet Savaş Bey.

Her şey yolunda.

Seda harika görünüyor.

Şimdi biraz başını yukarı kaldırır mısın?

Şimdi bakışlar bende.

Süper.

Biraz çene yukarı.

Harika.

Şimdi bir de profil alabilir miyim?

Süper.

Deniz nasıl oluyor?

Şahane oldu.

Hadi kostüm değiştirelim.

E hadi on dakika mola.

Alayım Mahur Hanım.

Bakayım nasıl oldu?

Çok güzel.

İnşallah öyledir.

Kafam pek yerinde değil bugün.

Ay hayır gayet iyisin.

Bir şeyler öğrenebildin mi?

Merhaba.

Seda ben.

Buyurun.

Sen?

Ben ne?

Adın?

Maraşlı derler bana.

Celal ben.

Memnun oldum.

Sağ olun.

Çok değişik bir tipsin.

Değişik bir tip derken.

Yüzün, çok değişik.

Normal yüz işte neyi değişik?

Seda Hanım, buyurun sizi kostüme alalım.

Söylemek istediğin bir şey mi var?

Söylemek istediğin bir şey mi var?

Anlaşabiliriz.

Nerede, ne zaman dersen buluşmaya hazırım.

Bu akşam sekizde.

Yalnız gel.

Benim mekanda yer ayarlayın, akşam sekiz için.

Çok önemli bir misafirim var.

Peki Savaş Bey.

Harika görünüyor.

Şimdi bakışlar bende.

Çene biraz yukarı.

Süper.

Esra kartını değiştirelim mi?

Hemen.

Nasıl siniyor mu içine?

Gayet iyi, çok güzel her şey.

İyi süper çok sevindim, harika çıkıyorlar.

Mahur, senin şu koruma çok tatlı adammış.

Öyledir.

Aslında, o da seni çok beğenmiş biliyor musun?

Bana hiç öyle gelmedi.

Ya boş ver sen onun öyle göründüğüne.

Biraz utangaçtır.

Ama istiyorsan sen onu bir yemeğe davet et yani

o kadar beğendiysen.

Biraz fazla olmaz mı?

Hayır canım niye fazla olsun?

Hem ben tanırım onu gerçekten içi gitti sana.

Yani biraz yabanidir ama utangaçlığından o.

Eğlenirsiniz biraz işte, bir şeyler yersiniz.

Hem aramızda kalsın ama

bu akşam bir işim var gelsin istemiyorum.

Yani bana bu iyiliği yaparsan ben de seni unutmam.

Kapak çekim isterim.

Olur, ayarlarım.

Tamam, anlaştık.

Anlaştık.

Tamam, o zaman haberleşiriz.

Olursa süper olur.

Ne diyor?

Katarlı bir iki yatırımcı tanıyormuş.

Okuldan bir arkadaşım bu, onlarla iş yapıyor.

Onlarla bir konuşacak bize dönecek.

Eğer yatırım yapmayı kabul ederlerse yırttık demektir.

Ozan şu işi hallet, ne istersen yaparım.

Benim ne istediğimi sen zaten biliyorsun.

Mahur işi, gönül işi.

Bir şansın oldu değerlendiremedin ben ne yapayım?

Çok aşığım İlhan ne yapayım?

Unutamadım.

Tamam acele etme.

Ben ara sıra konuşurum yine Mahur ile.

Hoş geldiniz Aziz Bey.

Hoş bulduk.

Ne haber?

Baba ne yapıyorsun burada, hayırdır?

Kendi şirketim ulan, gelemez miyim?

Gelirsin de böyle habersiz...

Hoş geldiniz.

Hoş bulduk.

Var mı Savaş'tan bir haber?

Yok.

Sesi soluğu kesildi.

Siz takipte misiniz?

Tırstı bence.

Saklanıyordur herhalde bir yerlerde.

Birileri gelmiş bugün.

Yabancıymış.

Doğru.

Sen nereden duydun?

Ben duyarım.

Banka falan dediler, ne iş?

Yok, banka değil.

Ortaklık teklif eden yatırımcılar.

Büyümemiz bütün dünyanın ilgisini çekiyor baba.

Yani oğlunla gurur duyabilirsin.

Öyle mi?

Hadi inşallah.

Bir problem yok değil mi?

Yok baba ne problem olacak?

Bak ben bu şirketi kurarken--

Tamam baba biliyoruz, beş yüz kere anlattın.

Çok büyük sıkıntılar çektin, biliyoruz.

Saygımız sonsuz.

Ama artık dünya değişti, çok değişti.

Ben o kadarını anlamam.

Size güveniyorum.

Benim yüzümü kara çıkarmayın.

Merak etmeyin Aziz Bey.

Asla.

Çok güzel.

Evet, bir de bakışlar bende.

Deniz, yok değil mi bir sıkıntı?

Hayır yok.

Valla çok güzel, bence tamamdır.

Herkesin eline sağlık, paydos.

Geçmiş olsun.

Eline sağlık valla çok güzel oldu, çok içime sindi.

-Selfie hadi. -Hadi.

Tamam çok güzel.

Süper, ben zaten bunları hemen hallederim menajerine atarım.

Haberleşiriz yani hep birlikte.

Bir selfie de ben alayım.

Hadi bir selfie daha.

Teşekkürler.

Ben geliyorum şimdi.

Tamam.

Maraşlı.

Bir işim düştü de benim sana.

Buyur.

Ay buyur ne ya?

Seda var ya, az önce yanına gelen manken.

Çok beğenmiş seni, yemeğe çıkmak istiyormuş.

Ben sizi bırakamam.

Ya ne demek, ben sizi bırakamam?

Bak, Seda piyasada bir numaradır.

Reddedilmeyi de hiç sevmez.

Benim işime taş koymuş olursun, hadi ne olur!

"Ben sizi bırakamam." dedim.

Ya tamam ben bir şey yapmayacağım ki

burada beklerim ben seni.

Hadi Maraşlı, ne olur kırma beni.

Ne yapacağız ki biz?

Ne yapacaksın yemek yiyeceksiniz,

eğleneceksin geleceksin işte.

Ben seni burada bekleyeceğim.

Ama kıza iyi davran olur mu?

Öyle bana davrandığın gibi davranma yani.

Çok sağ ol, gerçekten hayatımı kurtardın.

Seda hallettim, buradan çaktırmadan çıkarsınız olur mu?

Bana bak bir tuhaflık falan yapmaz değil mi bu?

Hayır canım ne tuhaflığı?

Çok tatlıdır, çok eğlencelidir.

İyi tamam görüşürüz.

Bay bay.

E, ne yiyoruz?

Kebap sever misiniz?

Kebaptan girdin yani direk olaya.

Yani milli yiyeceğimiz.

O kadar abartmasak.

Siz ne istersiniz?

Çin olur, Japon olur, İtalyan olur.

-Fark etmez. -Güzel, güzel.

Daha önce denemedim ama neden olmasın?

Yada şöyle yapabiliriz.

Yolda bir şeyler alıp, bana geçeriz.

Bana derken?

Evime.

Benim bir kızım var.

Evlisin.

Yok değil, boşandım lakin ben bakıyorum kızıma.

O yüzden beni bekler, çok kalamam yani.

Hemen pazarlığa başladın.

Maraş'tan çok Kayserili gibisin.

Siz nasıl uygun görürseniz.

Tamam ben çıkıyorum, arkamdan gel.

Mahur biz çıkıyoruz.

Tamam.

Bu arada belki bana gideriz, merak etme tamam mı?

Sana mı?

Ya belki.

Ha tamam canım benim için hiç bir problem yok.

Hadi iyi eğlenceler.

Beni 10'da buradan alırsın değil mi?

Yani ben bu gece için kendimi izinli düşünmüştüm ama.

Hayır canım, beni burada yalnız bırakma.

Ben korkarım tek başıma.

Sen akşam 10'da gel beni al.

Yani hanımefendinin başka planları var gibi

ayıp olmasın şimdi.

Niye ayıp olsun?

Gidin bir yemek yiyin akşam 10'da gel beni al tamam mı?

10 gibi bekliyorum.

Bakarız.

Bakarız.

Aydınlık günler olsun işçi sınıfı.

Hoş geldiniz.

Müsaadenizle eğer hazırsanız bugün sizlere

İncil'den bir kısım okuyacağım.

Oğul, babasının suçundan sorumlu tutulamaz.

Aynı şekilde baba da oğulun suçundan sorumlu tutulamaz.

Doğru kişi doğruluğunun kötü kişi de kötülüğünün

karşılığını mutlaka, alacaktır.

Ne diyor burada Sadık Efendi?

Şey ben tam olarak anlayamadım Necati Bey.

O zaman size peygamberimizin bir sözünden bahsedeyim.

"Her evlat babasının sırrıdır."

Yada Nietzsche'ye kulak verelim.

"Babanın gizlediği oğulda ortaya çıkar."

Şimdi ben de kralınız olarak size diyorum ki...

Her oğul, babasının kurbanıdır.

Ama sevgili halkım bu söylediğim

erdemli sözlerin heyecanını gözlerinizde göremiyorum.

Muhafızlar, bu ne biçim halk?

Alın bunları buradan!

Ben tahtıma çıktığımda halkımın

"Yaşasın kralımız." diye bağırmasını istiyorum bir kere.

"Yaşasın kralımız" hani duyamıyorum.

Yaşasın kralımız!

Aman bu ne böyle?

Hiç olmadı.

Yaşasın kralımız!

Şimdi Sadık Bey!

Yaşasın kralımız!

Şimdi hep birlikte!

Yaşasın, yaşasın, yaşasın kralımız!

İşte böyle!

Yaşasın kralımız!

Burada bir sıkıntı var ya.

Sevgili halkım.

Şimdi beni iyi dinleyin.

Her oğul, bir babanın kurbanıdır.

İspat aramayın bu sözlerime.

Şu güneşin bizi aydınlattığı kadar doğrudur sözlerim.

Biz evlat falan değiliz.

Biz babalarımızın başarısızlıklarının kurbanlarıyız.

Bütün evlatlar hayal kırıklığıdır.

Çünkü sevgili halkım, babalarımız

bizi kendi suçlarına ortak ederler.

Hayır, hayır, hayır, öyle adi suçlardan

yada adli vakalardan bahsetmiyorum.

Bu suçun adı yaşamaktır.

Yaşamak, en büyük suçtur.

Sevgili Romalılar!

Aldığımız her nefes suç.

Kalbimiz her attığında suç işliyoruz Nuran Hanım.

İşte bu yüzden ölüm bizim için en büyük özgürlük olacak.

Çünkü bu suçtan ancak ölerek kurtulabiliriz kardeşlerim.

Şimdi, benimle birlikte ölmeye var mısınız?

Yokum abi.

Yok musunuz?

Sen de mi Brütüs?

Benim acilen kendime yeni bir halk bulmam lazım.

Bu ne biçim halk ya?

Aşk olsun halk.

Ben Firuzan Hanım'a çayını götürüyorum.

Hadi siz de oyalanmayın.

Kızım sen, İsmet'i çağır.

Hadi sen de alışverişe.

Aziz Bey de gelmek üzeredir.

Oralarda olman lazım.

Evet, Aziz Bey gelmek üzeredir.

Ben oralarda olayım.

Hadi bakalım proletarya.

Nefes alıp vermeye devam.

Hayırlı suçlar olsun.

Necati Bey.

Behiye.

Siz böyle konuşuyorsunuz ya.

Kimse sizi ciddiye almıyor ama

bence çok önemli şeyler anlatıyorsunuz.

İyi bari, bir kişi bir kişidir.

Hoş geldiniz.

Anlat!

Ne biliyorsun?

Hemen konuya girdiniz.

Daha size iltifat edecektim.

Gerek yok.

Gel dedin, geldim, buradayım işte.

Buradasınız.

Çok güzelsiniz.

Açıkçası, size ilk kez böyle dikkatli bakıyorum.

Ne yersiniz yada ne içersiniz?

Hiç bir şey.

Ortaya bir kalkan balığı söyleyeyim.

Babamla ilgili ne biliyorsun?

Ne ima ettin dün?

Ne içelim?

Kes şunu anlat!

Bunlar çok değerli bilgiler.

Tamam.

Ne istiyorsun?

Mahkemede aleyhime tanıklık yapmayacaksınız

ve verdiğiniz ifadeyi geri alacaksınız.

Anlaştık.

Bu kadar mı?

Evet, bu kadar.

Her şeyi bilmek istiyorum.

Birincisi o dağ evini nasıl buldun?

Kim söyledi sana?

İkincisi de babamla Ömer hakkında ne biliyorsun?

Her şeyi bilmek istiyorum.

Neredeydin?

Neden cevap vermiyorsun?

Bak burada ortalık çok karıştı.

Bizim konuşmamız lazım seninle.

Tamam Ebrucuğum.

Yok üzülme sen, herkesin başına gelir.

Yarın haberleşiriz, tamam.

Bay bay.

İlhan.

İlhan duymuyor musun?

Efendim canım.

Ne oldu, bir şey mi var?

Hiç, şirkette sorun yaşadım biraz o kadar.

Ay yine mi şirket?

Şirket, şirket...

Ne demek şimdi bu?

"Bize neden hiç vakit ayırmıyorsun?" demek.

Ya en son ne zaman sen, ben, Ozan beraber...

Ozan mı?

Oğuz demek istedim ya.

En son ne zaman sen, ben, Oğuz

beraber dışarıda bir şeyler yaptık İlhan?

Dilşad ne olur başlama.

Zaten işim başımdan aşkın.

Ay bak iş, iş, iş!

Ben artık iş lafını duymaktan çok sıkıldım.

Ne diyorsun sen ya?

Ne yapayım, koca şirket?

Babam emekli oldu, Necati desen kendine hayrı yok.

Mahur başka bir alemde.

Bütün ailenin yükü benim omzumda!

Bir de seni çekemem Dilşad!

Ben senin karınım İlhan!

Bir tane de oğlun var.

Ya şirket bizden daha mı önemli?

Stresli bir gündü diyorum, bari şurada huzur ver ya!

Bak ben senin hırslı bir adam olduğunu

en başından biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum.

Eğer böyle olacağını bilseydim--

Bilseydin ne?

Hiç evlenmez miydin?

O zaman böyle şoförlerin, özel hizmetçilerin olur muydu?

Konumuz bu değil.

Bal gibi bu.

Sana harika bir hayat verdim.

Bu öyle kolay kazanılmıyor.

Karın haklı.

Onunla daha çok vakit geçirmelisin.

Bir sen eksiktin.

Dilşad güzel bir kadın.

Ne demek istiyorsun sen?

Yani onu sevecek birini bulmakta fazla zorlanmaz.

Bana bak kafanı kırarım senin!

Bu kadar sinirlendiğine göre bana hak veriyorsun.

Yoksa umursamazdın.

Dilşad öyle bir kadın değil.

Kadınları tanıdığına inanan erkek saflığına da

bayılıyorum biliyor musun?

Bunu hiç söylemiş miydim?

Defol git başımdan ya!

Siz bir şey bulabildiniz mi?

Muhakkak araştırmışsınızdır.

Çok af edersiniz.

Buna bakmak zorundayım.

Alo.

Çok önemli bir görüşmedeyim, acil mi?

Acil değilse, sonra konuşalım.

Tamam, evet orada görüşürüz.

12'de, evet.

Kanlıca'da iskelede.

Tamam orada olacağım.

Ne diyorduk?

Ömer ile ilgili garip bir durum yok.

Babamın tüm itirazlarına rağmen uyuşturucu işine girmiş.

Tutuklanmış, sonra da ölmüş.

Hepsi bu.

Cesedin hiç bir zaman bulunamamış olması

sende bir soru işareti yaratmadı mı?

Ne demek istiyorsun yani?

Mahur Hanım, doğru soruları sormadan

nasıl doğru cevaplar bulmayı umuyorsunuz?

Ne diyorsun sen ya dalga mı geçiyorsun benimle?

-Lütfen, lütfen gitmeyin! -Bırak!

Sizi biraz daha izlememe müsaade edin.

Delirdim herhalde.

Beni öldürmek isteyen adamla

oturmuş burada sohbet ediyorum.

Hayır niyetim o değildi.

Siz tamamen görmemeniz gereken bir şeyi gördünüz.

Neyi?

Beni.

Ben hasta bir adamım, Mahur hanım.

Cezaevinde uzun süre yaşayamam.

Ben buraya senin sorunlarını konuşmaya gelmedim.

Anlatacak mısın, anlatmayacak mısın?

Bazı gerçekleri, narin kalbinizin

kaldırabileceğini bilsem hemen söyleyeceğim.

Narin kalbim şu anda

bunu gözüne sokmam gerektiğini söylüyor!

Ona ne diyorsun peki?

Anlat!

Ömer nasıl öldürüldü ve cesedi neden hiç ortaya çıkmadı?

Cesedi hiç bulunamadı çünkü

hiç bir zaman o arabaya binmedi.

Senin ne işin var burada?

Aynı soruyu ben de size soracaktım bayan.

Bir servis daha alalım buraya.

Tabii ki.

Hanımefendi benim misafirim.

Hanımefendi kimsenin misafiri değil, hadi.

Bırak!

Bir şey konuşuyorduk.

Bu adamla hiç bir şey konuşamazsın!

Siz gelmeden önce

iki medeni insan gibi konuşuyorduk Celal Bey.

Bak dün şansına elimden kurtuldun

bugün kimse alamaz seni he!

Tehlikeli sularda yüzüyorsun.

Yüzüme silah doğrultulmayınca

rahat uyuyamıyorum biliyor musun?

Askerden kalma bir alışkanlık.

Efendim bir problem yok, değil mi?

Var mı bir problem?

Varsa çözelim kardeş.

Yok.

Ben mağara adamlarıyla muhatap olmuyorum.

Biz bir sorunumuz varsa Mahur Hanım ile çözeriz.

Mahur hanıma bir kilometreden

fazla yaklaşacak olursan seni doğduğuna pişman ederim!

Hayal bile edemeyeceğin kadar.

Bunu sana hatırlatacağım.

Gerek olmayacak, unutmayacağım.

Gidiyoruz bayan.

Haydi!

Nereden çıktın sen ya?

Ya ne diye geldin sen?

Bin şu arabaya bayan.

O mankenle benim aramı yapıp

aklın sıra beni atlatacaksın değil mi?

Benimle bu şekilde konuşamazsın!

Bin şu arabaya bayan.

Binmiyorum arabaya falan.

Mahur Hanım.

Mahur hanım!

Aklım almıyor.

Nasıl böyle bir şey yaparsın ya?

Nasıl gidip o psikopatla aynı masada oturursun?

Sana hesap vermeyeceğim!

Bu adam seni daha yeni öldürmeye kalkmadı mı?

Evet kalktı.

Peki neden bir sor!

Çünkü benim ailemden, benim canımdan birisi istedi bunu.

Ben de bunun kim olduğunu öğrenmek istiyorum.

Bak Mahur...

Mahur Hanım.

Ama böyle yapmamalısın.

Beni o manken kıza yamayıp gidemezsin.

Ya sana bir şey yapsaydı?

Sen nereden anladın?

Anlarım ben, işim bu benim.

Bak böyle yapmaman lazım.

Bu adam çakal, bu adam tilki.

Şerefsiz kandırır, oynar seninle.

Delireceğim galiba.

En sonunda delireceğim.

Ben buradayım, tamam mı?

Gitmeye de niyetim yok.

Ne senin delirmene,

ne de başına bir şey gelmesine izin vermem.

Neden yapıyorsun peki bunu?

Maaşım iyi.

Haydi.

Gel.

Beni stüdyoya bırakır mısın?

Eve gitmek istemiyorum.

Eyvallah.

Ozan var mı gelişme?

Yarın buluşacağım.

Katarlıların buluşmayı kabul etmesi bile iyi.

Büyük haber.

Ozan ne olur hallet şu işi.

Bak babam bir şey anlamadan...

Arayacağım seni.

Tamam, görüşürüz.

Babanın duymasını istemediğin bir konu var sanırım.

Özel bir mesele, şirketle alakalı değil.

Ozan ile konuşuyordun ama.

Çünkü aynı zamanda arkadaşım.

İlhan, bak baban seni seviyor,

sana her konuda destek olur biliyorsun.

Biliyorum ama bu sandığın gibi bir şey değil Firuzan.

Babamı kızdıracak bir şey asla yapmam.

Ama yine de bu konuşma aramızda kalırsa iyi olur.

Tabii ki.

Bana güvenebilirsin.

Biliyorum Firuzan.

Buyurun Necati Bey bir şey mi istemiştiniz?

Kolay gelsin.

Al bakalım.

Bunu oku.

Sonra aşk hakkında konuşuruz.

Kalınmış da.

Evet, yazıları da küçüktür.

Evet.

Ama bu edebiyat camiasında çok prestijli bir şey.

Okuyacağım.

Evet.

Okuyacaksın.

Sağ ol.

Bayan.

Kapayın kapıyı.

Niye?

Geldik ineceğim işte.

Kapat kapıyı.

Bu türkü çalarken arabadan inilmez.

Bitsin öyle.

Allah Allah.

Peki.

Bütün mutlu aileler birbirlerine benzer.

Bu sözü tersine çevirecek olursak,

her mutsuz ailenin mutsuzluğu, kendine göredir.

Şimdi oldu.

İnebilir miyim?

Bütün gece ne yapacaksın burada?

Bilmem.

Bulurum yapacak bir şey.

Ben dışarıya göz kulak olurum.

Aklın kalmasın.

Nasıl yani?

Bütün gece burada mı duracaksın?

Evet.

Benim de kendime göre yöntemlerim var elbet.

Ondan şüphem yok zaten de.

O adam ne anlattı size?

Yani ne anlattı ve karşılığında ne istedi?

İfademi geri çekmemi istiyor hâlâ.

Böyle bir şey olmayacak, değil mi?

Yok, olmayacak.

He bir de, telefonla konuşurken duydum.

Yarın öğlen Kandilli iskelesinde

biriyle buluşacakmış önemli gibiydi.

İlginç.

Nedir ilginç olan biriyle buluşacak olması mı?

Senin bunu duymana müsaade etmiş olması.

İlginç.

Fısıldadı ama ben duydum diyelim.

İyi geceler.

Güzel anahtarlıkmış.

Annemden hatıra.

Ben de çok severim.

Çok güzel.

İyi geceler.

İyi geceler.

Ne oldu?

Bir içeriyi kontrol edeyim dedim.

İçim rahat etmedi.

Böyle dönerim sonra.

Kimse yok canım, bomboş stüdyo işte.

Biz gene de bakalım, içimiz rahat etsin.

Su uyur düşman uyumaz, Mahur hanım.

Dağ mı canım burası?

Kimsenin öyle durup dururken çıkıp geleceği yok yani.

Doğru.

Kimsenin çıkıp geleceği yok.

Siz ayaklarına gidiyorsunuz.

Hem ayrıca, bu şehir o dağlara kurban olsun.

Nesi varmış canım şehrin?

Şehir karışık yer.

Her şey çıkabilir.

Ama dağlar öyle değil.

Dağda ne var peki?

Dağda ay var, yıldızlar var, rüzgarın uğultusu,

arının vızıltısı var.

Dağlarda insan düşünür.

Hakkı, hakikati düşünür.

Öyle, neyse...

Ben kaçayım.

Bu arada Nevzat kardeşim var.

Kapıya onu bırakıyorum, aklın kalmasın.

Buraya mukayyet olacak, tamam mı?

Tamam sağ ol.

Rica ederim, iyi geceler.

Kahve içmez misin peki?

Niye şaşırdın o kadar?

Bir soru sordum işte.

İçer misin, içmez misin?

İçerim, olur.

Ama ben yapacağım.

Olur.

Güzel.

Afiyet olsun.

Ellerine sağlık.

Yani bir mangal olacaktı ki

bunun tadı o zaman çıkardı ama.

Otursana.

Yok böyle iyi.

Oturmayı sevmiyorsun galiba.

Rehavet, en büyük düşmanımız bayan.

Çok güzel olmuş bu arada.

E güzel yaparım.

Bir şey soracağım sana.

Ne düşünüyorsun benim hakkımda?

Yani bayağı bir zaman geçirdik ya.

Bir fikrin vardır artık.

Delisiniz biraz tabi.

Var öyle bir tarafınız.

Asisiniz de.

Zor değil mi bana katlanmak?

Ben nelere katlandım bayan.

Siz bir şey değilsiniz.

Çok sinirlerim bozuk bu aralar.

Sana da kabalık ediyorsam kusura bakma lütfen.

Mühim değil.

Kaldı ki iyi dayadınız.

Sabır ister.

Hiç iyi dayanmadım bence.

Bazen keşke beni o gün kurtarmasaydın diyorum.

Keşke bunların hepsini yaşamak yerine ölseymişim.

Geçecek bayan.

Az sabır.

Yani ben kime, ne kötülük yapmış olabilirim ki?

Yani hayatta kötülük diye bir şey yok bence.

Hesaplar ve çıkarlar var sadece.

Belki de.

İyi ki yanımdasın.

Eksik olmayın.

Evet.

Nevzat da gelmiş, dışarıda bekliyor.

Ben gideyim kızımı göreyim.

İhmal ediyorum onu bu ara.

Tamam.

Tamam.

İyi geceler.

Sağ ol kahve için.

Rica ederim bayan.

Rica ederim.

Maraşlı.

Efendim Aziz Bey.

Neredesin?

Evime doğru gidiyorum.

Bana bir uğrayabilir misin?

Olur, uğrarım.

Tamam.

Eyvallah.

Gel Maraşlı.

Otur.

Hayırdır Aziz Bey, bir sıkıntı mı var?

Dert hiç bitmiyor ki Maraşlı.

Bu hengame arasında seninle konuşmaya fırsatımız olmadı.

Sana söyleyeceklerim var.

Buyurun, dinliyorum.

Mahur'u korumak istediğini biliyorum.

Bunu senden ben istedim zaten.

Sana güveniyorum da.

Ama bu son yaptığın herkesi çok korkuttu Maraşlı.

Mahur Hanım, o adamı pusuya düşürdü Aziz Bey.

Çıkar çıkmaz yapacağı ilk iş Mahur'u bulmak olacaktı.

Bunun için mi Mahur'u dağ evine kaçırdın yani?

Başka bir niyetin yoktu, öyle mi?

Başka ne niyetim olacak Aziz Bey?

Yahu tersinden anlama hemen.

Yani bu Savaş belasından kurtulmak için

başka bir düşüncen, başka bir niyetin var mıydı?

Onu anlamak istiyorum.

Benim tek düşüncem sizin kızınızı korumak.

O adamın ne kadar tehlikeli olduğunu gördünüz.

Gördük.

Ölüyorduk az kalsın.

Yine de sen, bundan sonra

benden habersiz hiç bir şeye kalkışma.

Tamam mı?

Eyvallah.

Bir de.

Bu senin emeğinin karşılığı.

İtiraz kabul etmiyorum.

Eyvallah.

Şirin Hanım.

Şirin Hanım.

Hey!

Benim ben korkma.

A, geldin mi oğlum?

Geldim, hadi sen geç evine artık.

Karnın aç mı?

Değil değil, hadi geç keyfine bak.

Çok az kaldı Zeliş'im.

Bizi bu hale koyanları bulmamıza çok az kaldı.

Selamünaleyküm kardeş.

Bu Ömer ile ilgili bilgi buldun mu?

Ha öyle mi?

Güzel.

Tamam yolla sen bana yolla.

Tamamdır.

Tamamdır, eyvallah.

Kızının vurulduğu an hiç aklından gitmiyor değil mi?

Öyle.

Peki o an tekrar aklına geldiği zaman ne hissediyorsun?

Kararlılık, intikam, öfke.

Hangisi?

Öfke.

Emin misin?

Bunu daha önce izletmemiştiniz.

Yaralılardan birinin cep telefonundan çıktı.

Muhtemelen çektikten sonra vuruldu zaten.

Bunu bana niye yapıyorsunuz?

Sence?

Aziz.

İyi misin?

Su.

Bir bardak su.

Al hayatım.

Daha iyi misin?

A aa!

Ne olmuş burada ya?

Mahur!

Mahur canım.

Mahur, iyi misin?

İyiyim.

Saat kaç?

Öğlen oldu.

Dur!

Durdurma.

Annem en sevdiği şiiri okuyacak bana burada.

Canım yapma böyle ne olur.

Ne yapmışım ya?

Kendini suçlamaktan vazgeç artık.

Bak, eve git, güzel bir duş al.

Güzel giyin, çık gez dolaş.

Eve gitmek istemiyorum.

Ne oldu peki?

Aziz amcayla mı kavga ettin?

Firuzan mı bir şey dedi, ne oldu?

Yok, kimseyle tartışmadım.

Eve gitmek istemiyorum sadece.

Olmaz öyle, iyi gözükmüyorsun.

Ben bir taksi çağıracağım.

Git dinlen biraz.

Buluşacak mısın adamlarla?

Yola çıktım şimdi.

Otelde buluşacağız.

Gelmemi ister misin?

Şimdilik gerek yok.

Ben bir niyetlerini anlayayım önce,

sen sonra devreye girersin.

Tamam.

Ozan, iyi haberlerini bekliyorum.

İnşallah şöyle güzel geçer de

bir ağız tadıyla kutlama yaparız.

Tamam tamam, yaparız merak etme.

Hadi görüşürüz.

Görüşürüz.

Allah Allah.

Ne oldu?

Bir dakika dur.

Ne oldu ya?

Anahtarlığımı gördün mü?

Yok.

Nasıl ya?

Cebime koymuştum dün gece geldiğimde.

Nerededir ki?

Tamam canım buluruz, ben buradayım zaten.

Yok ben onu bulmadan gidemem hiç bir yere.

Sen de ara!

Şuraya bakayım bari.

Nerede ya, nerede?

Nereye gitmiş olabilir?

Yok.

Buraya gelmedim.

Nerede bu ya?

Nerede bu ya?

Mahur yer yarılıp yerin dibine girecek hali yok ya.

-Buluruz sonra. -Ya sonra olmaz Ecem!

Sonra olmaz.

Annemin hatırası o benim.

Onu almadan hiç bir yere gidemem ben!

Hadi ara!

Ay ama yok yani yok.

Ya Ecem yok diye bir şey yok!

Buradaydı işte cebimden çıkardım hadi ara!

Neredesin ya?

Mahur hayatım bak bende yedek anahtar var.

Ben sana onu vereyim ay ne büyüttün ama!

Ya Ecem büyütmedim!

Büyütmedim annemin hatırası diyorum çok mu zor anlamak!

Sadece anahtarımı bulmak istiyorum ya!

Mahur, canım sen hiç iyi değilsin,

ben babanı arayacağım.

Ya istemiyorum!

İstemiyorum, kimseyi aramanı istemiyorum!

Sadece anahtarımı bulmak istiyorum, tamam mı?

Annemin hatırası diyorum, niye anlamıyorsun?

Çok mu zor?

Burada bir yerde olmalı işte ara!

Tamam tamam bir sakin ol, bulacağız tamam.

Neredesin?

Neredesin ya, burada bir yerdesin biliyorum.

Burada bir yerdesin işte!

Tamam bacım, halledeceğim ben şimdi.

Mahur Hanım.

Neredesin?

Hadi çık artık, hadi çık!

Mahur Hanım, iyi misiniz?

İyiyim.

Mahur Hanım!

Neredesin ya neredesin burada bir yerdesin!

-Durur musun Mahur Hanım? -Neredesin?

-...biliyorum, neredesin? -Mahur!

Bir sakin ol.

Gel.

Annemin anahtarlığını kaybettim.

Otur hele şöyle.

Otur, bir sakin ol.

Anlat hele bir tane tane.

Annemin anahtarlığını kaybettim.

Nasıl bir kızım ben ya?

Ölürken de yanında değildim.

Bak, izle.

Kızım.

Sana bir şey bırakmak istiyorum.

Aslında iki şey.

Bu, bu benim için çok değerli.

Küçük, ama değerli.

Eğer, bir gün bana bir şey olursa,

buna sahip çıkacağına söz ver bana.

Olur mu?

Bir şey daha var.

Bir gün aşık olursan, ki olacaksın,

bu şiiri hep hatırlamanı istiyorum.

Olur mu?

Adını da bu şiirden koyduğumu

belki hiç söylememişimdir sana.

Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı, bahçede yalnız.

O mahur beste çalar...

..Müjgan ile ben ağlaşırız.

Gitti dostlar, şölen bitti.

Ne eski heyecan, ne hız.

Yalnız kederli yalnızlığımızda, sıralı sırasız.

O mahur beste çalar,

Müjgan ile ben ağlaşırız.

Atilla İlhan.

Annemle babamın şiiriydi bu.

Ne kadar da sevmişler birbirlerini.

Mahur Hanım.

Emin misiniz?

O anahtarlığı...

...annenize Ömer vermiş.

Yani?

Annenle Ömer birbirlerine aşıklarmış besbelli.

Hayır.

Olamaz öyle bir şey.

Bu hiç hoşuna gitmeyecek.

Lakin içimden bir ses,

daha çok şey öğreneceğiz diyor.

Alo Nevzat.

Takiptesin değil mi?

Evet komutanım.

Tamam ben stüdyodan çıktım, geliyorum şimdi.

Tamamdır komutanım.

Hadi eyvallah.

Hay yapacağınız işin be!

Niye bana Ömer'i soruyor Aziz bey?

Nereden çıktı şimdi bu?

Ne bileyim ben Sadık, ne bileyim?

Belki de o herif bahsetmiştir.

Kim?

İşte Savaş.

O nereden biliyor?

Ne söyledi Mahur'a?

Yahu sakin ol.

Sakin ol.

Sen, Mahur'a ne anlattın?

Gerçekleri.

Uyuşturucu meselesini.

Mahur Hanım.

Babam evde mi?

Evde, çalışma odasında.

Kızım.

Bana anlatman gereken şeyler var baba.

Ne gibi?

Ömer ile annemin arasında bir şey mi vardı?

Senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu Mahur?

O kadar zor durumda diyorsun yani.

Aziz'in haberi var mı?

Henüz yok.

İlhan'ı ara, Katarlılarla görüşmenin iyi geçtiğini söyle.

Ortaklık teklif edecekler dersin.

Ortaklık.

İyi de 50 milyon dolar lazım.

Hallederim.

Şirketi alacaksın yani.

Bir kısmını.

Bu sefer Ceo ben olurum ama.

Sende o ışık var.

Mahur Hanım.

Çok güzel bir kadın.

Çok basit bir soru sordum baba, niye kızıyorsun?

Bu soru falan değil bu, düpedüz saçmalık bu!

Öyle mi?

Bu ne peki o zaman?

Bilmiyorum.

Bilmiyorsun.

Ne yapıyorsun?

Bir gün aşık olursan, ki olacaksın...

...bu şiiri hep hatırlamanı istiyorum.

Adını da bu şiirden koyduğumu

belki hiç söylememişimdir sana.

Ne yapmaya çalışıyorsun sen?

Aynı kitap orada da vardı, gördün mü?

Ne var, ne olmuş?

Olabilir!

Ya baba ne oluyor?

Allah rızası için bir şey biliyorsan bana da söyle!

Ozan kardeş.

Sür, Ozan kardeş.

Ne işin var senin burada lan?

Ne oluyor?

Onu sen söyleyeceksin.

Savaş ile iş tutan sensin.

Ne saçmalıyorsun sen be?

İnsene şu arabadan.

Bak.

Valla hiç kusura bakma.

Kabak gibi çıkmışsın.

Sür hadi.

Bak, açıklayabilirim.

Evet evet açıklayabilirsin.

Daha konuşacağız seninle.

Hadi.

Senin,

sinirlerin bozulmuş.

Gel beni seni odana...

Sana bir sordum baba.

Ve cevabını bekliyorum.

Ne olur bir şey biliyorsan söyle bak ne dersen inanacağım.

Ya sen benim babamsın.

Sana inanmayacağım da kime inanacağım ben?

Yok öyle bir şey.

Peki ya bu kitap,

bu anahtarlık, bu şiir ne demek oluyor bunlar?

Aşıklar mıydı?

Annem, o adamı seviyormuş gibi konuş--

Annen sadece beni sevdi bu hayatta!

Anladın mı?

Sadece beni!

Ben de onu.

Sen de onu sevdin ama gittin hemen evlendin öyle mi?

Nasıl hemen evlendim ya, iki yıl geçmişti üstünden!

Yavrum.

Benim güzel kızım.

Gel bu konuyu kapatalım.

Bir daha da açmayalım.

Olur mu?

Cesedi bulunamadı.

Ne?

Ömer'in cesedi.

Hapisten çıkmış, kaza yapmış ama cesedi bulunamamış.

Ne yapacağız beyim şimdi?

Yapacak bir şey yok, kurtulacağız bu cesetten.

Bittik mahvolduk, hapislere düşeceğiz.

Bana bak eğer ağzını açarsan

seni de bunun yanına gömerim.

Duydun mu lan beni?

Evet.

Şimdi git, kazma kürek bul.

Anlat bakalım.

Sen ne zamandan beri iş tutuyordun bu Savaş ile?

İş tutmak mı?

Ulan soruya soruyla cevap verme

çıkarmayayım şimdi seni dışarı!

Konuş!

Bak bu yaşananlar aramızda kalsın olur mu?

Aziz Bey, beni İlhan'dan ayırmaz.

İlhan da beni kardeşi gibi sever.

Ozan, martaval okuma aslanım.

O cevizleri kırmadan düşünecektin bunları.

Konuş hadi!

Nerenden tuttu bu herif seni?

Biterim ben, mahvolurum.

Ulan şerefsiz!

O kızı neredeyse öldürüyordu o pislik herif.

He nasıl yaparsın bunu?

Hiç mi utanmadın?

Konuş hadi!

Ben sana doğruyu söylüyorum.

Annen bu hayatta sadece beni sevdi, ben de onu.

Ömer bizim yakın bir arkadaşımızdı.

Birlikte çok vakit geçirdik.

Ömer ile annen arasında derin bir dost--

Sana tek bir soru soracağım baba.

Tek bir soru.

Sor.

O adama bir şey mi yaptın?

Nasıl bir şey?

Öldürdün mü onu?

Böyle olsun istemedim ben.

Bu kadar ileri gideceğini bilmiyordum yemin ederim.

Yavaşla biraz.

Çek ayağını gazdan.

Mahur'u öldürecek kadar ileri gideceğini bilmiyordum.

Oğlum çeksene ayağını gazdan, Ozan!

Çek ayağını!

Aziz Bey'in yüzüne bakamam.

İlhan'ın da yüzüne bakamam.

Biterim ben öldürürler beni, mahvolurum!

Oğlum dursana, yavaşla!

Ozan!

Lan!

[Jenerik]

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.