All language subtitles for Seven Girlfriends TR

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian Download
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

İn bir basamak daha. Düz git.

Tamam işte böyle. Nerdeyse geldik.

Ellerini elimin üzerine koy.

- Tamam. - Kımıldama. Kımıldama.

Aman Tanrım!

Jesse, bu inanılmaz. İnanmıyorum.

Daha önce hiç kimse benim için böyle bir şey almamıştı.

- Buna inanamıyorum. - Hayır, hayır. Bu kuzenimin arabası.

Onu burada bıraktı. Bir yere gitmesi gerekiyordu.

Mutlu yıl dönümleri.

Vay canına.

Bu harika.

Bu şarap kuzuyla iyi gidecek.

Cevap versen iyi olur.

Bu Roman'dır.

Eminim yarın bir şey almanı isteyecek.

Hadi aç.

Ona de ki: Merhaba Roman, bunu düşüneceğiz.

Hadi.

Alo Roman...

Merhaba. Benim.

Anabeth.

5 yıl sonra bile sesimi tanıyabiliyorsun. Bu iyiye işaret.

Şaşırdın mı?

- Evet. - Yalnız mısın?

Hayır, hayır.

- Bir kadın mı? - Evet, evet.

Seni aramam, onu rahatsız etmez değil mi?

Hayır, sanmıyorum. Sanmıyorum, hayır.

O şakayı bilirsin. Descartes'ten.

Adam arabayla hamburgerciye gelir ve bir hamburger ister.

Garson yanında patates isteyip istemediğini sorar.

O "sanmıyorum" der ve yok olur.

Anladın mı? Sanırım bu yüzden...

Neyse...

Ne? Neden bahsediyorsun sen?

Yakında evleniyorum.

Ve biraz acele ettiğimi düşünüyorum.

Adı Eduardo.

Onu yeterince sevdiğimi sanmıyorum.

Ve seni hala çok seviyorum.

Benimle hala evlenmek ister misin?

Eduardo'yu bırakmamı istersen bırakırım.

Yedi Kız Arkadaş

Jesse? Hala orada mısın?

Evet.

Biliyorum bu kadar zaman sonra...

...böyle bir şey sormak sana çılgınca gelebilir.

Ama bizi ve aramızda geçenleri düşündükçe...

Anabeth?

Altı Kız Arkadaş

Hannah?

Hannah?

Hala uyumadın mı sen?

Canım...

- Üzgünüm tatlım. - Evlen benimle.

Ne?

Hannah, her şeyi bir arada yapamam.

Şu anda salata hazırlıyorum.

Yağımız bitti.

Tanrım, çok sıcak.

Burada ölüyorum.

Manny!

Dün geceden artan bir şey var mı?

- Hayır. - Lanet olsun.

Yavaş ol! Yavaş ol!

Kapının önünde kimse var mı?

- Dikkat et. - Masa 3'e biraz ekmek.

- Bir şey yok mu? - Hayır. Henüz değil.

Söyle bakalım, senin için ne yapabilirim hayatım?

Eminim Jesse kahrolmuştur. İyi ki o sırada yanındaydın.

O kadar değil.

Dün gece biz ayrıldık.

Hey Jes, yine benim.

İyi olduğunu bilmek istiyorum.

Anabeth'in öldüğüne inanmıyorum.

Bak...

...senin için çok endişeleniyorum ve bilmeni istiyorum ki...

Merhaba Jes...

Bak, önceki iki mesajımı unut.

Bugün gelmeyi bile düşünme, tamam mı?

Yani hiç etrafta görünme ve...

...bu mesajımı da unut, tamam mı?

Merhaba.

- Evet. - Bak, çok üzgünüm.

Neyse ki geldin. Bak...

Şimdiden beş sipariş var.

Baksana.

İyisin, değil mi?

Hayır. Hayır üzgünüm ama hiç iyi değilim.

Bu tam bir kötü zamanlama örneği.

Ama bak, aramızda olan hiçbir şeyden haberin yok senin.

İki yıldan sonra hala, hala bana...

- Evet var. - Dinle.

Bir ilişkiyi nasıl yürüteceğin hakkında hiçbir fikrin yok.

Anlamaya çalışmalısın.

Haklısın.

Şimdi değil.

Jesse!

Jesse, nereye gidiyorsun?

Cenazeye.

Evet ama bugün Çarşamba. Cenaze Pazar günü.

Ayrıca seni orada görmek istemeyecekler.

Biliyorum.

Merhaba.

Uzun zaman önce burada okumuştum.

Ve şimdi benimle birlikte okuyan...

...bir arkadaşımı bulmaya çalışıyorum.

Daha önce arayan sen olmalısın.

O zaman sana hayır diyen de bendim.

Acaba burada okuduğumu ispat etmek için size...

...kimliğimi göstersem, o zaman inanır mısınız?

Özür dilerim. Bunu yapamam.

O zaman şöyle yapabiliriz...

...ben buradayken onu arayabilir...

...ve benimle konuşmak isteyip, istemediğini sorabilirsiniz.

Otellerdeki gibi.

Etrafta görevli görüyor musun?

Hediye dükkanı görüyor musun?

- Sana uzaktan yakından... - Bakın...

...bir oteli hatırlatacak herhangi bir şey.

Sizin aslında çok iyi kalpli olduğunuzu biliyorum.

Öyle mi? Bunu nasıl anladın?

Gözlerinizden.

Çok güzeller.

Bunun hiç işe yaradığı oldu mu?

Aslında evet.

Bayan Hargrove?

Eminim beni hatırlamadınız.

- Jesse Campbell. - Evet, doğru.

Seni gayet iyi hatırlıyorum.

Buna hiç ihtimal vermiyordum.

- Bütün o... - Gardland doğru sınıfa!

Hemen gidiyorum efendim.

Bütün öğretmenlerimin arasında siz en iyisiydiniz.

Bana sadece ders değil, öğrenmeyi öğrettiniz.

Kullanmaya pek fırsat bulamadım ama...

Hala Jello'nun komik olduğunu düşünüyor musun?

Bazen.

Bir işin var mı?

- Evet. - Vergilerini ödüyor musun?

Evet.

Hiç ağaç dikiyor musun?

Hayır.

Hiç hapse girdin mi?

Henüz değil.

Demek iyi gidiyor. Söyle bakalım...

...neden ben aksini hissediyorum.

Teşekkür ederim Angela.

Çok teşekkür ederim.

Ara sıra ağaç dik.

Komplimanların için teşekkür ederim.

Evet?

Annen evde mi?

Uyuyor.

Ne istediniz?

Marie.

Hatırladın mı? Ben Jesse Campbell.

- Jesse. - Merhaba.

Tanrım.

Seni görmeyeli on sekiz sene oldu.

Aramızdaki ilişki neden yürümedi?

Ne?

Jesse...

Neyin var senin?

Yapma canım. Hadi.

Siz yatmaya gidin.

- Emin misin? - Evet, eminim.

- Bir şey olursa çağır. - Tamam.

- Biraz daha? - Hayır, sağol.

Neler oluyor Jesse?

Çok sevdiğim birini kaybettim.

Tanrım.

Cenazeye gidiyordum.

Buna çok üzüldüm canım.

Ayrıca...

...ciddi bir sorunum var.

Hiçbir ilişkimi yürütemiyorum ben.

Aman Tanrım Jesse. Peşinde bir tetikçi var sandım.

Hayır, hayır. Bu çok daha beter bir şey.

- Jesse. - Bak...

36 yaşındayım ve 17 - 18 senedir bununla uğraşıyorum.

Ama bir türlü başaramıyorum nedense.

Sakin ol ve beni dinle.

Şimdi beni yanlış anlamanı istemiyorum.

Eğer yardıma ihtiyacın varsa, tabii ki sana yardım ederim.

Söyle, tam olarak neden buraya geldin?

Sen ilktin.

Benim ilk kız arkadaşım.

Ama bu yıllar önceydi.

Ama eskiye dönebilirsin.

O zaman biz daha çocuktuk.

Sen sadece hatırlamaya çalış yeter.

Yani geçmişteki bütün kız arkadaşlarına...

...neden ilişkinin yürümediğini mi soracaksın?

Evet.

Jesse, bunu yapamazsın.

- Uyuyamıyor musun? - Evet.

- Özür dilerim. - Önemli değil.

Onun yaşındaydım.

Tıpkı senin kopyan.

Yani fotoğrafını görseydim senin olduğuna yemin ederdim.

Benim kadar da olgun.

Benim nasıl olduğumu hatırlıyor musun?

16 yaşındayken nasıl olduğumu hatırlıyor musun?

Hiçbir şeye tam olarak aklımı veremezdim.

Yani onaltısında öyle oluyor.

Bende ne buldun bilmiyorum.

Başvuru formunu hazırladın mı?

Hayır. Sabaha bitiririm.

Bana neredeyse bitiyor demiştin.

- Alarmını kurdun mu? - Evet.

Sinek kızı.

Ama bir sinek.

- Çikolatalı yumurta? - Evet.

Evet, sen ve Jesse...

...bu sefer gerçekten mi? - Evet. Tamamen bitti.

Bitti.

Üzüldüm.

Biliyor musun, bazen senin yaptığının...

...en doğrusu olduğunu düşünüyorum.

Ama kendini yalnız hissetmiyor musun?

Evet. Çok.

Yani iki sene oldu.

Üç sene.

Heather evi terk ettiğinde sadece iyi bir baba olup...

...lokantayı düzgün bir şekilde işletmeye yoğunlaşmak istedim.

Hepsi bu.

Böylece hayatımda kadınlara...

...ve sekse hiç yer kalmadı.

- Hiç mi? - Evet.

- Yani demek istediğim... - Ne demek istediğini biliyorum.

- Neydi o? - Ne?

Yani o ne demek oluyor o şimdi? Söyle.

Ne? Hayır. Hayır. Hayır. Bak öylesine söyledim.

- Demek öylesine yaptın. - Öylesine söyledim.

Yeter artık. Konuyu dağıtıyorsun.

Evet tam olarak konu neydi? Söyle.

Tanrım bilmiyorum.

Yalnızlık.

- Buldun işte. - Aman Tanrım.

Bu 20 dakikamı aldı.

Söyle bakalım...

...nerede hata yaptık?

- Jesse. - Hadi.

En azından bir sebep olmalı. Hatırla.

Pekala.

Bir sebep vardı.

Arabayla gezdiğimizde, radyo ile birlikte...

...yüksek sesle şarkılar söylemen beni deli ederdi.

Güzel söylüyordum.

Yani sebep bu mu?

O zaman beni uyarmalıydın.

Hayır. Tabii ki başka şeyler de vardı.

- Hediyeler. - Hediyeler mi?

Çok kötü hediyeler verirdin.

Yapma. Öyle mi?

Yani hepsini hatırlamıyorum ama...

...3. ayı kutlama hediyesini hatırlıyorum.

Evet ben de hatırlıyorum.

Aynı hediyeyi almıştık. Miles Davis albümü, değil mi?

Evet, öyle.

Aynı frekansta olduğumuzu düşünmüştüm ben.

Hayır. Bu ikimiz de senin istediğin şeyi almıştık. Ben o müziği dinlemem.

Bir de, hepsi birden aklıma gelmeye başladı.

Hayır. Hayır. Bu iyi.

Bir de seks.

- Ne? - Yani biliyorsun...

...harika değildi. - Ne demek istiyorsun?

- Biraz aceleye geliyordu. - Oldukça sıktı ama.

- O zaman daha 17 yaşındaydım. - Sinirlenme lütfen.

İlk kadınımdın. Bir denemeydi.

Bunları öğrenmeyi sen istedin.

Ben daha yavaş ve sakin olmanı istiyordum.

Daha nazik...

- Eminim şimdi daha iyisindir. - Evet, öyleyim.

Eminim öylesindir.

Jesse, bu işe yaramayacak.

Neden?

Bir ilişkinin neden yürümez, bu insanlardan öğrenebileceğin bir cevap değil.

Bu konuda hiç zorlanıyor gibi görünmüyorsun.

Ben oldukça dürüst bir insanım.

Ama genelde verilen cevaplar...

...asla gerçek sebep değildir.

Tamam. Artık yatmam lazım.

Önce buraya gel.

Ne?

Gel sana biraz sarılayım.

Sarılacak hiç kimse yoksa en iyisi bir dosta sarılmaktır.

Öyle değil mi?

Bu yaptığımız garip değil, değil mi?

Hayır.

Öyle mi?

Hayır.

Güzelmiş.

Biliyor musun, sadece bu saatte kalkmamak için...

...günlerimi özel bir şekilde planlardım.

Ama Jesse her sabah bu saatte kalkardı.

Onun yerine başka birini bulmalıyım.

Ne yazık ki onu kovmuş bulundum.

Michael, yanıma gel!

Somon.

Eskiden kavun gibi kokarmış.

Ciddi misin?

Jesse öyle derdi.

- Evet. - Evet doğru.

- Evet alalım. - Hadi alalım.

Tamam artık Jesse'yi düşünmemek için...

...elimden gelen her şeyi yapacağım.

Her şeyi.

Sen de beni meşgul ederek, bana yardımcı olabilirsin.

Tamam mı?

Yarın bunu sen mi yapacaksın, ben mi?

- İstersen yine birlikte yaparız. - Hayır.

- Ondan sonra da kahvaltı hazırlarım. - Unut gitsin.

Peki şeye ne dersin? Belki...

...bu gece seni yemeğe çıkarırım.

- Akşam yemeği mi? - Evet.

- Demek öyle. - Seni meşgul etmek için yani.

Baba.

- Şunu tutsana. - Evet.

Mickey.

- Günaydın Joe. - Günaydın.

Günaydın.

- Daphne kalktı mı? - Evet.

- Başvurusunu mu tamamlıyor? - Bilmiyorum.

Tamamlaması gerekirdi.

Yeter artık Marie, dur biraz.

- Kendim için söylemiyorum. - Eminim tamamlayacaktır.

- Bunu bilmiyorsun. - O sorumlu bir kız.

Evet sorumluluklarının farkında çünkü ona bunu ben öğrettim.

- O zaman ona güvenmen... - Durun biraz.

Burada gerçekten ne olduğunu konuşalım isterseniz.

Bunu Daphne'nin başvurusu ile ilgili olmadığını biliyoruz.

Bu aptalca bir yanlış anlama.

Biz konuşuyorduk ve sonra uyuya kaldık.

Hayır Jesse.

Konu gerçekten Daphne'nin başvurusu.

- Biraz önce bitirdim. - Merhaba.

Bizi kavgadan kurtardın.

- Bitirdin mi? - Evet.

Hadi, gidip duş alalım.

En azından akşamları nerede olduğunu biliyorum.

Korunduğunu da.

Mükemmel değil ama şimdilik idare ediyoruz.

Bütün bir gece seninle kaldım ama...

...boşanmış olduğunu anlamadım.

Evet, bunu da listeye ekleyebilirsin.

- Seni tekrar görmekten mutluyum. - Ben de canım.

Sağ ol.

- Merhaba. - Merhaba.

Alo?

Eski bir dost.

Jesse.

Cuma ya da Cumartesi oralarda olacağım.

Uğrayıp seni görmek isterim.

Eğer bu senin için uygun değilse...

...o zaman beni 8015550133'den ara.

Yoksa o zaman görüşürüz.

Duyduğuma göre...

...hayatında...

...bir erkek yokmuş.

- Ne diyorsun? - Mükemmel.

Lanet olsun.

- Bu da kim? - Hiçbir fikrim yok.

- Çok güzel. - Sen evlisin.

Teşekkür ederim. Unutmuştum. İyi ki hatırlattın.

- Merhaba. - Merhaba. - Bizi korkuttun.

Sadece geçiyordum ve sizin duvara bir şeyler çizdiğinizi gördüm.

- Biz küçük bir parti veriyorduk. - Lütfen içeri gel. Gel.

Eski kız arkadaşım bana bu kömürü yollamış.

Bununla ne yapılabileceğini araştırıyordum.

Bunu hak etmiş miydin?

Evet.

Kesinlikle.

Bu arada şunları çöpe atayım.

Onu yakmayı düşündün mü?

Lanet ev sahibim evde şömineyi yakmamı istemiyor.

Ben Jesse.

Anabeth.

Lanet ev sahibinin kızı.

Ona hiç benzemiyorsun.

Hayır. Hiç benzemem.

- Bunu temizleyeceğim biliyorsun. - Önemli değil ama...

...babamın kalpten gitmesini önlemek için perdeleri çeksen iyi olur.

Haklısın.

Evet.

Artık gitmeliyim.

Seninle tanıştığıma memnun oldum.

Ben de.

Dur.

Benimle evlenir misin?

Lanet ev sahibi onaylamaz.

Ama belki partine gelebilirim.

İyi seneler.

Kımılda.

Ya da seni bu karşıma çıkan yerden alsın, götürsün.

Kımıldatsın. Bu nasıl olacak?

Yerinden kımıldamaz külçe.

Ne? Ne kımıldatılmazmış?

Sen. Çekil karşımdan.

Hadi uzatma. Gel, kucağıma otur.

Serseriler yok olmalı. En başta da sen!

Kadınlar baş eğmeli ve sen de.

Senin gibi bir bela nereden çıktı karşıma!

Çıplağız.

Giremezsin demedim.

Merhaba tatlım.

Aslında seni gördüğümü düşündüm.

Yine mi ondan ayrıldın?

Hiç komik değil.

Oyun hakkında ne düşünüyorsun?

Senin ayarında bir oyuncu için gerçekten güzel bir oyundu.

- Sen de iyiydin. - Teşekkür ederim.

Bu Jesse. O'Neill'i sevmiyor.

- Gerçekten mi? - Başlatma şunu yine.

Uzun bir günün sonunda bile mi?

Asla. Ondan kötüsü olamaz.

Bir yığın alkolik, serseri, morfinman, annelere bağırıp çağırıyor.

Jesse sadece boşta olduğu zamanlar beni görmeye gelir.

Yapma.

Çok işim var hayatım.

Bu gece bir metin okumalıyım.

Ve sabah sporu için erken kalkmalıyım.

Griffith Park diyecektim.

Bu gece mi? Hayatta olmaz.

Yemeği ben pişiririm.

Artık seks yapmaktan vaz geçmeliyiz.

Tamam.

Bu konuda diktatör olmak istemiyorum.

Tabii öyle düşünüyorsan.

Evet, öyle düşünüyorum.

Benimle yatmaya her zaman hazır olman diğer ilişkilerimi sabote ediyor.

Ayrıca seninle bütün ilişkimiz seks üzerine kurulu.

Aslında ilişkimiz bu yüzden yürümedi. Yoksa yürürdü.

Hepsi seks yüzünden.

Onun için değil.

- İşte dönemece geldik. - Biraz daha ilerde.

- Neden? - 5 mil sonra.

Ne?

Senin sebeplerin nelerdi? Neden ilişkimiz bitti?

Bitirdim çünkü zamanı gelmişti.

Hadi bana bak. Biriyle mi birliktesin?

Hayır. Biriyle olabilir miyim?

- Tabii olabilirim. - İstemez miydin?

Anlatmak istediğim...

...bir çift olmak şart değil.

Hiç bunu düşündün mü?

Lütfen. Artık yemeği hazırla.

Yaptım bile.

Ne?

Geri çekil. Geri çekil.

- Karbüratör bifteği. - Ne güzel.

Bebeğim şuna bak.

Harika.

Bu harika.

İşin püf noktası, radyatöre yakın durup, dokunmaması.

İnanılmaz. Teşekkür ederim.

Evet, sen ve ben...

Sence aramızdaki seks nasıldı?

İyi.

- İyi? - Evet.

Yani muhteşem değil mi?

Muhteşemden de muhteşemdi.

Bu bir çeşit...

...baştan çıkarma oyunu mu?

Yani baştan çıkarılmak...

...istiyorsan o başka.

Böyle seksten bahsedip yakınlaşmaya çalışacağına...

...benimle seks yapmak istediğinde açıkça...

...bunu sorabilirsin.

Ben de sana evet ya da hayır derim.

Yemeğe çıkmak istediğin gibi.

- Sadece sormalıyım, öyle mi? - Evet.

Diyelim ki yaptık.

Son bir kez.

- Artık bunu bitirmek için. - Evet.

Önce bana bir hikaye anlat.

Tamam.

İşte sana yumuşak ve yavaş...

...bir hikaye.

- Fantezi. - Tamam.

Eskiden bir ofiste çalışırken olmuştu.

Benimle orada çalışan...

...bir kız arasında geçmişti.

Bir süredir birbirimizden hoşlanıyorduk.

Bir gün herkes gittiğinde...

...ikimiz de biraz daha kalmak için bahaneler yaratıyorduk.

Herkes eve gitti.

Sadece ikimiz kalmıştık.

Uzun siyah saçlı, çok hoş...

...Asyalı bir kadındı.

Onun benim için bir yazı yazmasını istedim.

Onun için masasına arkasından yaklaştım.

O da hafifçe bana yaslanmaya başladı.

Bunu özellikle mi yoksa kazayla mı yaptığından emin değildim.

O da benimle ilgileniyordu.

Arkasına uzanıp, öpmeye başladım.

Çok hafifçe.

Ve o da ağır ağır, elbiselerimi çıkarmaya başladı.

Heyecanlıydı.

Bunu ofiste yapacağımı düşünmemişti.

Hala çekingen ve utangaç davranıyordu.

Çıplaklığının görünmesinden rahatsızlık duyuyordu.

Dinliyor musun?

Evet.

Sonunda benim evime gittik.

Yeryüzündeki tek erkekmişim gibi beni arzuluyordu.

Yaptığımız her hareket yumuşak, nazik ve şaşırtıcıydı.

Harika hikaye anlatıyorsun.

Çok eğlenceliydi. Teşekkür ederim.

- Kapıya kadar geleyim mi? - Tabii.

Evet...

Her şey sakinleşiyor.

Hannah harika görünüyor.

İşte bu ilginç bir an.

İleri gitmek istemiyorum ama aynı zamanda...

...öpmeyi de çok istiyorum.

Bu anı mahvetmemek için oldukça yavaş ve nazik...

- Belki bir dahaki sefere. - Tamam. Tabii. Af edersin.

- Ben çok eğlendim bu gece. - Ben de çok iyi zaman geçirdim.

Seni gerçekten bir kere öpmek istiyorum.

Ben mi?

Yoksa sen şimdi...

- Aman Tanrım. - Özür dilerim.

Özür dilerim.

Hayır, hayır niye özür diliyorsun?

Bu herkesin başına gelebilir.

- Öyle mi, demek herkese olur? - Özür dilemek zorunda değilsin.

Hayır, yani herkes değil.

Yani bu biraz erken sayılır.

Bu şimdi seninle seks yaptığım anlamına mı geliyor?

Sürtük.

Evet.

Böylece bir cinsel ilki daha paylaşmış olduk.

Şaka yapıyorsun. İlk miydi?

Şaka değil.

Ama bunu zaten her ihtimalde söyleyecektim.

Bu seni rahatsız etmiyor, değil mi?

Hayır.

Aslında bayağı iyiydi.

Ve bunun gibileri hevesle bekliyorum.

Bence bu çok anlamlı.

Bunun anlamını biliyorsun, değil mi?

Bana artık onunla bununla yatmamaya karar verdim diyorsun...

...ama aklın, bedenine yenik düşüyor.

İşte bütün olan bu.

Hadi Anabeth gidelim.

Geliyorum.

Sanırım bir şey unutuyorum.

Unutursan geri döneriz.

Merhaba. Her şey tamam. Gidebiliriz.

- Hazırsın öyle mi? - Evet. Hazırım.

Bir şey unutmadığına eminsin değil mi?

Hayır. Hiçbir şey eksik değil. Hadi.

İyi o zaman. Artık gidebiliriz.

- Hadi yürü. - Hayır, hayır önce sen.

- Hadi önce sen. - Hayır, hayır önce sen.

Hadi... Bir fikrim var, gel.

İşte...

Tamam. Elini buraya koy.

- Af edersin. İyi mi? - Daha iyi.

- Ne? - Yok bir şey.

Anne, bunlar bizim tatil fotoğraflarımız.

Jesse...

Cenazemdeki herkes senden nefret edecek.

Merhaba.

Sana sormak istediğim bir şey var.

Eğer biliyorsan bana söylemeni istiyorum.

Neden benden ayrılmak istemiştin?

Teşekkür ederim.

Merhaba. Ben Jesse Campbell. Lisa Schwartz'ı görmek istiyorum.

Randevunuz var mıydı?

Hayır. Eski bir arkadaşıyım ben.

Anlıyorum. Toplantısı biter bitmez size haber veririm.

Teşekkür ederim.

Jesse?

Merhaba Laura.

Tanrım, uzun zaman oldu. Nasılsın?

- Geldiğini biliyor mu? - Hayır.

Sence iyi bir fikir mi?

Hala kızgın olduğunu sanmıyorum.

Ona haber vermeliydin.

Yerinde olsam buradan giderdim.

- Ciddi olamazsın. - Öyleyim.

Hala toplantıda mı?

Bu, o Jesse mi? Şu meşhur Jesse?

Bu oldukça ilginç olacak.

Teşekkür ederim beyler.

Merhaba Lisa.

Sizin için ne yapabiliriz?

Senden özür dilemeye geldim.

Bunun için 6 yıl geç kaldın.

Denemek istiyorum.

Konuşabileceğimiz bir yer var mı?

O yer burası. Konuş.

Ama bu çok özel.

Burası gayet uygun.

Tamam nasıl istersen.

Ne de olsa sana borçluyum.

Ben...

Hepiniz bunu duymak istiyorsanız, neden biraz daha yaklaşmıyorsunuz?

Senin daha iyisini hak ettiğini düşündüğüm için buraya geldim.

Yeter. Durduğun yere bak.

Canını yakacağımdan korkuyorsun, değil mi?

- Hayır, korkmuyorum. - Bana güvenmiyorsun.

Güveniyorum.

Öyleyse yaklaş.

- Sen ciddi misin? - Evet ciddiyim.

Sana insanların önünde vurabileceğimi düşünüyor musun?

Sence ben senin canını acıtabilir miyim?

Bana güvendiğini ispat et.

- Bak buna hiç gerek yok. - O halde buradan git.

Tamam. Bak...

Sadece bir dakika konuşabilir miyiz?

Eğer konuşmak istiyorsan, benim şartım bu.

Peki.

Teuscher. Senin favorin.

- Tamam. Kötü bir başlangıç ve hediye. - Defol git.

- Bak bir dakikanı istiyorum. - Hayır.

- Bir dakika dinler misin beni? - Hayır. - Lisa!

- Sakın karışma. - Barışmak için geldim.

Dışarı çık!

Jesse, bunu bıraktın.

Bu kadarını beklemiyordum.

Ne sandın? 20 dolarlık çikolata ile...

...her şeyi düzelteceğini mi düşündün yani?

Hayır ama sanki onu düğünde yalnız bırakmışım gibi davrandı.

Hayır, daha kötüsünü yaptın.

Bir adam düğüne gelmezse baskıya dayanamadı...

...ödü patladı filan dersin.

Senin durumun çok farklı.

Sense onun telefonlarına 2 yıl boyunca cevap vermedin.

Biliyorum. Biliyorum.

Alabilir miyim?

- Tabii. - Teşekkür ederim.

Neden onunla hiç konuşmadın?

Bilmiyorum. Paniğe kapıldım.

Mobilyalara bakıyorduk. Ev arıyorduk.

Bilemedim bir türlü.

Yüzüne gözüne bulaştırdın.

Hayır... Lanet olsun.

Ne?

- Merhaba fıstık. - Merhaba Scott.

Ne yapıyorsun?

Hiç. Güneşin tadını çıkarıyorum.

Bu Jesse. Bu da Scott.

Merhaba.

Cuma gecesi için müsait misin?

Cuma mı? Bu Cuma'yı kast etmedi değil mi?

Evet.

Cuma gecesi seninle konsere gitmiyor muyduk?

Evet doğru. Doğru söylüyorsun. Cuma gecesi...

Üzgünüm Scott. Tamamen unutmuşum.

Ne izleyeceksiniz?

Konser.

- Af edersiniz. Siz ikiniz... - Evet. Evet. Sayılır...

Bilmiyordum.

Yeni sayılır.

Son anda oldu. Biz yeni çıkmaya başladık.

Şanslı adamsın.

- Görüşürüz. - Evet, görüşürüz Scott.

Teşekkür ederim. Sana borçluyum.

Eğer istersen bana borcunu hemen ödeyebilirsin.

Nasıl?

Lisa'nın evini göster.

- Sadece 30 dakika mı? - Evet.

Evet, asıl önemli olan ne yaparsan yap...

...sakın otomatiğe dokunma. Tamam mı?

Bence bu iyi bir fikir değil.

Buna bayılacak. Hadi gidelim.

Ne kadar güzel kokuyor burası.

Baba.

- Merhaba. - Merhaba.

Arlene, babana resmini gösterdin mi?

Bu ne kadar güzel bir resim.

Arlene resimdekini bilemeyeceğini düşünüyor...

...ama ben tabii ki bilir dedim.

- Nasıl tanımam! - Peki kim o zaman?

Çok belli. Neden soruyorsun?

Kim?

Büyükanne ve özel arkadaşı Ben.

Büyükanne ve özel arkadaşı Ben.

Evet.

Arlene resmini babanın arkadaşına da göstersene.

Çok güzel.

Gitmeden seni gördüğümüz için çok memnun olduk.

Jesse yemek pişirdi.

Ben de akşam yemeğini beraber yiyebiliriz diye düşünmüştüm.

Özel olarak konuşabilir miyiz?

Evet ama sanırım birinin karnı çok aç, öyle değil mi?

Tamam o zaman...

...bulaşık makinesi balığımın zamanı geldi.

Çok lezzetli olmuş. Değil mi tatlım?

Tuz lütfen.

Tabii.

Bakın...

Canınızı sıkmak istemem ama Laura ikinizin...

...ne kadar mükemmel bir evliliğinizin olduğunu söylüyordu.

Evet var ve bu seni hiç ilgilendirmez Tanrının cezası. Tamam mı?

- Anne! - Özür dilerim canım.

Böyle bir soruyu cevaplayacak en mükemmel kişi ben değilim.

Neden?

Gerçekten çok hoş bir evliliğiniz var.

Evet. Evliliğim. Yani evliliğimiz.

Ama bu benim, 5. evliliğim.

Bu muazzam.

Teşekkür ederim.

Yani bıkmadan, tekrar tekrar denemenizden çok etkilendim.

Gerçekten.

Lisa. Bak...

Buraya gelmenin nedeni, dediğim gibi...

...sadece senden özür dilemek.

Kendimi... Bu, bir hataydı.

Hatalarımdan biri ve bunu temizlemeden önce

...başka birini hak ettiğimi düşünmüyorum.

Özür dilerim.

Bitti mi?

Evet. Böyle planlamıştım.

Saçma.

Ne?

Bu kadar zaman sonra özür dilemek çok kolay, değil mi?

Bunu başka nasıl yapabilirim?

Sorun beni sevmemendi. Yanılıyor muyum?

Evet.

O zaman neden bunu söylemedin?

Bununla baş edemeyeceğimi mi düşündün?

Ne kadar kendini beğenmişsin.

Seni sevmiyorum demek çok zor bir şey.

O halde birbirimize uygun değiliz diyebilirdin.

Bunu söyleyecek cesaretin yok mu?

Onun yerine 2 hafta...

...ya da 2 ay kendi kendime...

...neler olduğunu anlamaya çalıştım.

Kendime kızdım.

Her zaman sokakta sana...

...koştuğumu görüyordum.

Ve ismini bile hatırlamayacağımı umuyordum.

Ama bunu yapamadım.

Biliyor musun...

...sana hala çok kızgınım.

Ama seni yine de affediyorum.

- Teşekkür ederim. - Senin için yaptığımı sanma.

Bunu kendim için yapıyorum.

Sana kızgın olmak...

...beni sarsıyor.

Bazen dişlerim sıkılmaktan acıyor.

Sonra, o sırada seni düşündüğümü fark ediyorum.

- Hala bana vurmak istiyor musun? - Tabii istiyorum.

- Hadi o zaman. - Evet.

Ciddiyim. Seni rahatlatacaksa vur bana.

Tabii.

- Hadi vur bana. - Sana vurmayacağım.

Özür dilerim. Göğsüne vurmak istemiştim.

Önemli değil.

Ödeştik.

Çok iyiydi. Evet, buz?

Kanama durdu mu?

Durdu galiba.

Hazırlıklı olmalıydım.

Biliyor musun, onu bıraktıktan sonra...

...bana Noel için bu hediyeyi yolladı.

- Hayır o yollamadı. - Evet, yolladı.

Hayır.

Sen mi?

Hala onu atmadığına şaşırdım.

Sen mi bana bu kömürü yolladın?

Hak etmiştin.

Bunu Lisa'ya göstermek üzereydim.

Bana kömür yolladığına inanamıyorum.

Eğer istersen geceyi bende geçirebilirsin, sonra seni bırakırım.

Sen nereye gideceksin?

Yoksa beni ilgilendirmez mi?

Akşamları uyuyamıyorum. Onun için arabayla dolaşıyorum.

Yani şehirde öylesine geziyor musun?

Aynen.

Ama önce projeme göz atmam gerek.

Seninle gelebilir miyim?

Özür dilerim, projemi gösteremedim.

Elektrikler henüz bağlanmadı.

Bunun gibi olacak.

Harika. Mükemmel. Mükemmel bir ev olacak.

Evet.

- Bu senin yatak odan mı? - Evet.

Çok büyük ama böyle olmasını istiyorum.

İstediğim gibi yapacağım.

Bu kısım çok pahalı olmayacak mı?

Klima...

Özür dilerim.

İyi bir uyku çekmek için neler vermezdim...

Çok zorlanıyorum ve hiçbir yer açık değil.

Açık bir yer var.

Burası çok güzel.

Ucuz da.

Sana şunlardan alacağım.

- Çok güzeller. - Ve birazda bundan.

- Ne kadar harcayacaksın? - 3 dolar.

- 3 dolar mı? - İnanılmaz değil mi?

Ben de bir demet alayım bari.

Matbaadan bunları bıraktılar.

Çok hoş olmuş.

Jes'in adını siliyorum.

Tamam. Teşekkür ederim Manny.

- Elimde hangi kart var? - Hayır. Söylemeyeceğim.

Elimde hangi kart var? Tahmin et lütfen.

Karo yedilisi.

Neden Hannah ile ilişkiniz yürümedi?

En büyük sorun...

Ne?

En büyük olan...

Bir yıl önce baş ağrıları başladı.

Röntgen çekmelerine rağmen ne olduğunu bulamadılar.

Neyse, neden olduğunu bulamadılar.

Baş ağrısı geçti ama bu arada...

...söylediğine göre röntgen yüzünden psişik güçlerini kaybetti.

Bir ara ESP yaptırdı.

Ama artık yaptırmıyor.

Ve ben bunların hiçbirini ciddiye almıyorum.

Ama Jesse bunu kim ciddiye alır ki?

Hastahaneyi mahkemeye verdi.

- Bu doğru olamaz. - Kazandı. - Hayır.

250.000 dolar kazandı.

Aman Tanrım.

Kömür için özür dilerim.

Dünyanın en garip çiçeği. Teşekkür ederim.

Hala çalıyor musun?

Biraz.

Uyuyamamanın iyi tarafı geceleri çalışma yapacak vakit olmasıdır.

- Bunları sen mi besteliyorsun? - Evet.

Biraz çalar mısın?

- Olmaz. - Hadi, ben harika bir dinleyiciyimdir.

- Hayır. - Hadi, bana bir şey çal.

Bak, tam istediğin gibi davranacağım.

Sessizce oturabilirim, çılgınca alkışlarım.

- Hadi, otur, biraz çal. - Tamam.

Tamam.

Eklenecek çok şey var. Daha tam bitmedi.

Evet. Şimdilik bu kadar.

Çok güzel.

Sesin güzelmiş.

Evet. Sağ ol. Seninki de öyle.

Pekala.

Sanırım artık uyuyabilirim.

Kanepe açılmıyor ama oldukça rahattır.

İyi görünüyor. Bana yeterli.

Benimle kaldığın için teşekkür ederim.

Benim için zevkti.

Sabaha görüşürüz.

Çok yaşa.

Bu inanılmaz.

Hasta olduğuma inanamıyorum.

Boş ver. Geçer.

Çok yaşa.

Bunu nereden buldun?

Tanıdıklarım var.

Bu Rochelle'den.

Seni çok beğeniyor.

Ben de onu çok seviyorum. Sağ ol.

Bir koca yıl...

Bu benim için hazırlanmış en güzel sürpriz.

Grip olmanı istemiyorum.

Şu halime bak.

Senin başını döndürmek isterdim.

Başımı döndürmek mi?

Dediğimi duydun.

Çok güzel görünüyorsun zaten.

Ve seni seviyorum.

Sonunda söyledin.

Gribim.

Bu riski alıyorum.

Özür dilerim.

Laura.

Günaydın. Benim.

Sanırım seni yine özledim.

Bugün cumartesi. İşe gitmedin, değil mi?

Neyse. Ben de seni düşünüyordum.

Sabah oldu ve...

...sabahları nasıl göründüğün aklımda.

Aslında dursam iyi olur...

...yoksa başımı belaya sokacağım galiba.

Ama...

...bazı şeyler hiç aklımdan çıkmıyor.

Hani...

...poponu okşadığım zaman...

...senin çıkardığın o sesler var ya...

Veya yuvarlanıp üzerine çıktığımda...

...yüzündeki o ifade gibi şeyler.

Lanet olsun. Tanrım. Ödümü patlattın.

Günaydın.

Araban dışarıda değildi.

Aslında dışarıda. İleri park etmiştim.

Bak bunu açıklayabilirim.

Hayır anlatma. Beni ilgilendirmez.

Hayır aslında düşündüğün gibi değil.

- Öyle mi? - Kesinlikle.

Belki birazı.

Bilmen gerekir, ben böyle değilim.

Ben bir hiçim. Aslında böyle biri değilim.

Galiba gitsem iyi olacak.

Teşekkür ederim.

- Nereye gidiyorsun? - Sunset Bulvarına gidiyoruz.

Neden?

Görmeni istediğim bir şey var.

Ne diyorsun sen? Buna vaktimiz yok.

- Vaktimiz var hayatım. - Bak, geç kalmak istemiyorum.

O kadar sürmeyecek, merak etme.

Lütfen geri döner misin?

Annemi bilirsin. Geç kaldığımızda...

...nasıl olur biliyorsun. - Bana güven.

- Jesse, eve dön. - Sadece sakin ol.

- Mantıksız davranan ben değilim. - Sakin ol.

Ne var?

Anabeth benimle evlenir misin?

Jesse. Cenazemi mahvetme lütfen.

Ne demek bu şimdi?

Bunu en iyi sen bilirsin.

Merhaba. Martha'yı görmeye gelmiştim.

Geleceğimi biliyor. Adım Jesse.

Jesse?

Jesse sen misin?

Pekala. Gel bakalım.

Evet. Harika görünüyorsun.

Evet millet!

İşte karşınızda Jesse.

Aman Tanrım! Seni burada gördüğüme inanamıyorum.

Korkunç görünüyorsun.

Şuna bir bakın. Felaket görünmüyor mu?

Kaseti çalın. Kaseti çalın.

Teyp. Teyp. Teyp.

Alo. Eski bir dost. Jesse.

Bak. Cuma ya da cumartesi oralarda olacağım.

Uğrayıp seni görmek isterim.

Eğer bu senin için uygun değilse...

...beni 8015550133'den ara.

Yoksa o zaman görüşürüz. Ben...

Bu bir klasik.

Duyduğuma göre şu anda hayatında bir erkek yokmuş.

Doğru duymuşsun.

Hadi partinin keyfini çıkart.

En azından bir süre senden konuşmamış oluruz.

Hayır öyle değil. Merhaba, ben Naomi.

Yarın geleceğini sanıyorduk.

Ben de seni düşünüyordum ve...

Neden oturmuyorsun? Hadi otur.

...sabah oldu ve sabahları nasıl göründüğün hala aklımda.

...aslında dursam iyi olacak.

Başımı belaya sokacağım.

Ama bazı şeyler nedense hiç aklımdan çıkmıyor.

Hani poponu okşadığımda çıkardığın o ses var ya...

Hadi, hadi!

Veya yuvarlanıp üzerine çıktığımda...

...yüzündeki o ifade gibi şeyler.

Lanet olsun. Tanrı aşkına! Ödümü patlattın.

Günaydın.

Araban dışarıda değildi.

Aslında dışarıda.

İleri park etmiştim.

Bunu açıklayabilirim.

- Bak bunu açıklayabilirim. - Hayır anlatma. Beni ilgilendirmez.

Hayır, aslında düşündüğün gibi değil.

- Öyle mi? - Kesinlikle.

Belki birazı.

Bilmen gerekir, ben böyle değilim.

Ben bir hiçim. Aslında böyle biri değilim.

Galiba gitsem iyi olacak.

Teşekkür ederim.

Bu hiç doğru değil.

Sadece bana ait olanı alıyorum.

Bak, bu akşamüstüne Roman, Jesse'den bahsetmeyelim de...

...ne yaparsak yapalım demenle başlamıştık.

- Lanet olsun. - Jesse hakkında konuşmayacağımız...

...en iyi yer de Jesse'in evimi oluyor yani?

Yaptığım şey tamamen yasal.

Birçok faşist ülkede evet.

İşte bu.

Burada biri kötü bir gece geçirmiş.

Bununla başlayabiliriz.

O çerçeveyi ona ben hediye etmiştim.

Al, senin olsun.

- Teşekkür ederim. - Bir şey değil.

Söyle bakalım, nasıl gidiyor?

Her zamanki gibi.

- Sana o kadar aşıktım ki... - Bunu biliyorum.

- Kalbimi fena kırdın. - Bunun için özür dilerim.

Ne biçim yemek bu?

Sana hiçbir şey öğretemedim mi ben?

Ne? Arkadaşlar...

Jesse, lezbiyenlerin pişirdiklerini beğenmiyor.

Hayır bu doğru değil.

Bu yüzden, Jesse bizim için pişirecek.

Tamam.

- Tamam bunu becerebilirim. - Fakat...

...fırını kullanman yasak.

- Sana tapıyorum. - Rica ederim.

Hanımlar, söyleyin bakalım rejimde olan var mı aranızda?

- Evet var. - Hayır yok.

İnanılmaz. Ondan ayrılmamalıydın.

Fırını kullanamaması çok kötü oldu.

Hala bana verdiği harika tencereleri kullanıyorum.

- Sana verdiklerimi mi? - Evet.

Sana kötü hediyeler mi verdim?

Bana yemek malzemeleri verdin.

Yemek yapmak hangimizin işiydi?

Biri de lokanta sahibiydi galiba.

Şimdi bunu bırakır mısın?

Adam pişiriyor ama lokanta kızın.

İyi bir ilişki gibi görünüyor. Öyle ise sorun ne olabilir?

Bilemiyorum.

Bir ilişkiyi sürdürmenin ne kadar zor olduğunu bilirsin.

Jesse...

Hannah'ı unut tatlım.

Ne?

Ne düşünüyorsun?

Onu asla unutamadı.

Dikiz aynasındaki görüntüler normalde...

...olduklarından daha yakın görünebilir.

Kalbini kazanma şansım olabilir mi acaba?

Alo?

- Benim Jesse. - Jesse!

Jesse iyi misin?

Evet iyiyim.

Neredesin? Seni evde bulamadım.

Ben Macy'deyim. Sen nerdesin?

Ben de bir lezbiyen toplantısındayım.

Boise'deyim, Martha ve Naomi bebek bekliyor.

Öyle mi? Babası kim?

Onlar.

Seni özledim.

Ben de seni özledim.

- Nerdesin? - Macy'de.

Saatlerde ucuzluk var da. Ben de alayım demiştim.

Hannah bak dinle...

Teklifimle ilgili... Haklıydın.

Özel olması gereken bir şeyi...

...bencilliğim yüzünden mahvettim.

Bir daha söylesene. Seni duyamıyorum.

Neredesin?

Sana söylemek istediğim şu.

Aptal gibi davrandım.

Ve sana bunları yüz yüze anlatmak isterdim.

Hannah... Özür dilerim.

Jesse...

Anabeth'in senin için ne kadar değerli olduğunun farkında değildim.

Ben de özür dilerim.

Bak telefonu kullanmak için bekleyenler var.

Ben seni yine ararım.

- Tamam hoşçakal. - Görüşürüz.

- Gitmem gerek. - Bekle.

Hayır. Hiç sanmıyorum.

Sanırım buraya gelmem hataydı.

Burada olduğumuzu anlamadı bile.

Onu söylemek istemedim.

Gitmem gereken bir cenaze var.

- Kim o? - Jesse'nin bir arkadaşıyım.

Adresini Lisa verdi.

- Merhaba. - Merhaba.

Bu saatte rahatsız ettiğim için üzgünüm.

Önemli değil. Henüz yatmadım.

O burada değil mi?

Buradaydı.

Neden içeri girmiyorsun?

Çok kalamam.

Ben de öyle bir şey teklif etmedim. Bir şeyler içmek ister misin?

Kahve yapan sendin değil mi?

Ama sonra ayağına dökmüştün.

- Sen Hannah olmalısın. - Evet.

Kahve yapmamıştım. Ama istersen yapabilirim.

- Dikkat et de dökme. - Ederim.

Teşekkür ederim.

Onu burada bulacağımdan o kadar emindim ki.

Onun burada olduğunu hissediyordum.

Burada olmadığından eminsin değil mi?

- Evet eminim. - Bana yalan söylemiyorsun, değil mi?

Hayır.

- Jesse! - Burada değil.

Bütün söylediklerimin yerine getirilmesini istiyorum.

Peki efendim.

Kızınız için çok üzgünüm.

Burada ne arıyorsun?

Bayan Phillips lütfen.

Tamam.

İstersen yukarı çıkıp, üzerini değiştirebilirsin.

- Jesse, sen bir azizsin. - Çok doğru.

Böyle bir bekarlığa veda partisi düşünemezdim.

- Bekarlığa veda partisi değil. - Bekarlığa veda partisi değil.

- Biraz yavaşlasan... - Ben iyiyim.

Ben iyiyim ama sen daha iyisin.

Siz en iyisisiniz.

Merhaba çocuklar.

- Merhaba. - Merhaba.

Nasılsın?

Nasıl gidiyor?

Kadeh kaldırmak için seni bekliyorlar.

Buradayım. Millet! Beni dinleyin lütfen.

Güzel gelinim için...

...kadeh kaldırmak istiyorum.

Hatta beni burada, bütün bu işlerle tek başıma bırakıp...

...Meksika'ya gitmek istemesine rağmen.

Hiç önemli değil. Ben hallederim.

Kimseyi bu kadar seveceğim aklıma gelmezdi.

Her gece yattığımda, hayatımın daha güzel olamayacağını...

...düşünebileceğim kadar birini seveceğimi sanmıyordum.

Ama her sabah uyandığımda yanıldığımı anlıyorum çünkü...

...o, yanımda oluyor.

Hayatım daha güzel ve sen benimle olduğu sürece...

...her gece yanılmayı istiyorum.

- Şerefe. - Şerefe.

Selam Rochelle.

Merhaba.

İyileşecek mi?

- Her zaman. - Güzel.

Bekar olarak bu son şansın.

- Kendini çok yorma. - Asla.

Dönüşte bana kurtlu tekila getirmeyi unutma.

O ihtiyacın olan en son şey.

- Seni seviyorum. - Ben de seni.

Hayır. Hayır. Hiç sanmıyorum.

Benim eve dönmem lazım.

Hey Jesse, bil bakalım ne ertelendi?

Lanet olsun.

Hava alanındayım. Uçuş ertelendi.

Neredesin? Telefonu sessize aldın galiba.

Sabah 7.30'da başka bir uçak var.

Yani bu gece de beraberiz. Seni seviyorum.

Seni çok seviyorum.

Beni dinle.

Dün gece olanlar inanılmaz bir hataydı.

Çok özür dilerim. Seni gerçekten çok seviyorum.

Eğer beni af edersen, söz veriyorum bir daha asla olmayacak.

Son derece çocukça olduğunu biliyorum.

Sarhoştum.

Ama düşünüyordum da...

...bir daha hayatın boyunca bir başkasıyla...

...seks yapmayacağına yemin etmek korkunç bir...

...fikir değil mi sence de? Seni de korkutmuyor mu?

Sadece seks değil, bir kişinin bütün hayatın...

...olacağı fikri.

Az da olsa seni korkutmuyor mu?

- O sen miydin? - Ne demek bu?

Ben Rochelle'in Steve'le olduğunu sanmıştım.

Hayır.

Lanet olsun.

Lanet olsun. Lanet olsun.

Anabeth. Bunu atlatabiliriz.

- Hayır. - Ne söylememi bekliyorsun?

Benimle konuşur musun, lütfen.

Lütfen bunu yapma bana.

Lütfen yapma.

Bitti.

Jesse, benim Roman.

Merhaba.

Tekrar bu evde olmak çok garip.

Hadi çıkalım buradan.

Deniz kenarına gidelim. Bunların hepsini unutalım.

Hadi geç kalacağız.

Bu benim için çok zor bir görev.

Burada çok genç bir yaşta aramızdan ayrılan...

...sevgili Anabeth'e son görevimizi yapmak için toplanmış bulunuyoruz.

Bir hafta önce Anabeth hakkında hissettiklerimizle...

...onun bugünkü hali arasında hiçbir bağ olamaz.

Kendime açıklayamadığım en zor şeylerden biri de...

...bu tür şeylerin neden olduğudur.

Neden bu kadar yetkin, genç insan...

...bir uyarı dahi olmadan aramızdan ayrılıyor?

- Beyefendi? - Devam edin.

Merasimden sonra buna vakit bulacaksınız.

Üzgün olduğumu söyledim ya.

Beyefendi, oturmanız gerekiyor.

Beni yalnız bırak.

Seni sevmiştim. Evliliğimiz için elimden geleni yapacaktım.

Tam bir palavra.

Hayır, değil. Seni seviyorum.

Ama şimdi. Beni şimdi seviyorsun.

Eğer her hafta sana göz yumsaydım...

...harika bir ilişkimiz olabilirdi.

Bizi balonun içinde romantik bir piknik yaparken hayal etmiştin, değil mi?

Evet, yemedik mi?

Evet ama müzik yoktu. Müziği sen ekledin.

Sadece iyi olan şeyleri hatırlıyorsun.

Aramızda korkunç tartışmalar da olmuştu.

Evet ama hiç önemli değil ki.

Tek önemli olan sensin.

Nedir bu "tek önemli"?

Tek bir insanın önemli olması diye bir şey yok.

Az haklı ve çok haklı insanlar vardır.

Sen daha haklı birini seçtin ve beni aldattın.

Biliyorum.

Biliyormuş gibi görünmüyorsun.

Sana uygun olanın tek ben olduğumu düşünüyordun...

...ve bu yüzden başkası için çaba göstermek zorunda kalmayacaktın.

Ayağa kalkın lütfen.

İyi misin?

Af edersiniz.

Bu adamın kim olduğunu biliyor musunuz?

O, Eduardo.

Anabeth'in nişanlısı.

- Onunla konuşmalıyım. - Hayır, yapma.

Çünkü senden hiç hoşlanmıyor.

Sadece o değil.

Daha önce bir cenaze merasiminde bulundun mu?

Hayır. Sen?

Bu "yakışıklı" hakkında ne düşünüyorsun?

Bayan Phillips.

Anabeth ile çektirdiğimiz bir fotoğraf vardı.

Sanırım odasında olmalı. İlk çıktığımızda çektirmiştik.

Bir Fransız restoranında.

Merhaba.

Merhaba.

Burada...

Siyah yakışmış.

Teşekkür ederim.

Çok üzüldüm.

Lütfen buradan gider misiniz?

Bir şey alıp, hemen çıkacağım zaten.

Defol buradan.

Seninle bir derdim yok.

Ama benim seninle var.

- Öyle mi? - Öyle.

Anabeth'in sorunu olduğu için benim de var demektir.

Senden nefret ediyordu.

- Hayır bu doğru değil. - Öyle mi?

Neden seninle hiç konuşmadı?

Seni bir kez olsun aramadı.

Sadece buradan çık.

Demek gitmiyorsun...

Pekala, sen kal.

- Şuna bak. - Hayır, bakmak istemiyorum.

Bak dedim.

Komik olan ne?

Yok bir şey.

Bu fotoğrafı çıktığımız ilk gece çekmiştik.

Anabeth fotoğraf çekmeyi çok severdi.

- Şuna bakalım. - Hayır, hayır, şuna.

- Aman Tanrım, onu tanıyor musun? - Hayır.

Vay canına...

- Bunu tanıyor musun? - Hayır.

Burası boş.

Jesse.

- Jesse. - Lanet olsun.

- Şuraya koyalım. - Hadi çabuk. Çabuk.

- Bunun içine. - Hadi.

Jesse.

Hadi acele et. Acele et.

Çabuk, çabuk.

Her şey yolunda mı?

Evet.

Aradığınız fotoğrafları buldunuz mu?

Biz hazırız.

Güzel.

Jesse.

Fotoğraflar! Fotoğraflar!

Fotoğraflar!

Bakın...

Ben... Ne söylesem hoşunuza gitmeyecek.

Nasıl olduysa bu...

...veda gününün kendimizi daha iyi hissetmemizi...

...sağlayacağını düşünmüştüm.

Ama...

İşte son bir sürpriz.

Kalbim kırıldı.

Kalbim kırıldı, evet.

Şöyle düşünüyorum...

Yani...

...bir insanı ne kadar çok sevdiğini anlamak için...

...o kişiyi kaybettiğiniz zaman...

...ne kadar acı çektiğinize bakmalısın.

Tamam, hepsi bu işte.

Evet ben... Onu hatırlatacak bir şey bulmaya çalışıyordum.

Tamam, onları şuraya koyacaksın.

Fotoğraflar! Toplayın hepsini.

Onu şuraya götür.

Şey...

Ne var?

- Evet. - Evet ne?

Evet. Seninle evleneceğim.

Bazı şeyleri konuşmamız gerektiğini biliyorum.

Birbirimizi anlamalıyız.

İstediğin buydu, değil mi?

Evet.

Bak Hannah, ben daha fazla böyle devam edemem.

Yani bir ayrılıyoruz. Bir barışıyoruz.

Yürütemeyeceğimizi nereden biliyorsun?

Birbirimize uygun olduğumuzu...

...hiç zannetmiyorum.

Özür dilerim.

Biliyor musun...

...ben de böyle düşünmüştüm.

Medyumluk yeteneğim geri geliyor olmalı.

İyi haber, değil mi?

Lokantada çalışmaktan mutlu değildin zaten.

O noktada anlaşıyoruz.

- Evet. - Merhaba çocuklar.

Ben uçağa yetişmek zorundayım.

Taksi ile gideceğim. Gelmek isteyen var mı?

Ben arabayla geldim.

Anladım.

Neyse, görüşürüz. Hoşça kalın.

Seni arabamla götüreyim mi?

Evet.

Çok iyi olur. Sevinirim.

Tamam. Bana bir dakika ver.

Elbette.

Bu tür şeylere inanmadığını biliyorum.

Ama son günlerde gördüğüm bir rüya var.

Hayır, hayır. Lütfen anlat.

Biri sana bir parça kömür veriyor.

Ve sen onu sıkıyorsun.

Ta ki onu elmasa dönüştürene kadar.

Ve sonra sana kömürü gönderen kişiye...

...o elması veriyorsun.

İçeride.

- Patron? - Evet!

Lanet olsun.

Merhaba.

Merhaba.

Sana bir şey getirdim.

Teşekkür ederim.

Tekrar görüşeceğimizi sanmıyordum.

Burada işler bayağı ilerlemiş.

Evet.

Birçok zorluklar geçirdik.

Ama şimdi bir alıcı gerekiyor. Umarım yakında...

Sen burada ne arıyorsun?

Tamam. Teşekkür ederim.

Sanırım almak istediğim cevabı verdin.

Ve bunu şu anda herkes öğrendi.

Bana ne getirdin?

Laura'ya...

İyi bir uyku için.

- Süt. - Onu ısıtabiliriz.

Elbette.

Kitap.

Dördüncü sayfadan sonrasını okumazsın.

Ve...

Bir pijama.

Patikli.

Bunlar gerçekten çok tatlı.

Ne yazık ki, bunların hepsini denemiştim.

Tabii patikli pijamalar hariç.

Ama hepsini birlikte denemedin.

Ve bunları benim...

Pekala, en son ne zaman iyi bir uyku çektin?

Jesse...

9 yaşımdan beri bunun bir yararı olmadı, biliyor musun?

9 yaşında olduğunu farz et.

Peki ama bunları giymeyeceğim.

Bunun bir işe yarayacağını sanmıyorum.

Hadi...

Daha kötü ne olabilir ki?

Ben kullanırım, sen oturursun ve...

...birbirimizi tanımaya çalışırız.

- Neden bunu tekrar yapıyoruz? - Sadece kaz.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.