Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Paula?
Merhaba.
Merhaba.
Neredeydin?
Biraz yürüdüm. Uyku tutmadı. Herhalde ketaminden.
Kahretsin! Kahretsin!
Kahretsin!
Mark, baban erkeklerle seks yapıyordu.
İki hayatı vardı.
Bir ailesiyle,
bir de eş cinsellerle başka bir hayatı vardı.
Kahretsin. S...tir.
Bu harikaydı.
Seni seviyorum Rach.
Ben de seni seviyorum.
Tahiti'de sevişmek için sabırsızlanıyorum.
Merhaba. Beni aramana bayılıyorum.
Ben de tam seni düşünüyordum.
Birazdan okula gitmek üzereyim.
- Evet, benim de çalışmam lazım. - Senin işin hiç bitmiyor ki.
Şimdi çok çalıştığımı sanıyorsan, bir de kendi işimi kurduğumda gör.
Ne diyorsun sen?
Bilmiyorum. Galiba boyumu aşan işe kalkışıyorum.
Bir kadın var, otel müşterisi.
Zengin, beyaz bir kadın. Beni yemeğe çıkardı.
Ve kendi sağlık merkezimi kurmak istersem, masrafları karşılayacağını söyledi.
Anne, bunu yapmalısın. Orası seni sömürüyor anne.
O kadın ne derse ikiletme bence.
Çok ciddiyim. Kullan. Kendi işini kur.
Bunu hak ediyorsun.
- Tamam, bakacağız. Bakacağız. - Beni haberdar et.
Ederim, ederim. Seni seviyorum.
Sonra konuşuruz, tamam mı? - Tamam.
Tamam, hoşça kal.
Armond?
Armond!
Ne?
Öldün sandım, biliyor musun?
Biraz erken geldim. Kestireyim dedim. İyiyim.
- İyi misin? - İyiyim.
Tamam.
Anne, neden kendi odanı değil, burayı hazırlıyorsun?
Çünkü Çin'le görüntülü konuşacağım.
Ve oranın arka planını beğenmiyorum.
Büyük görüşme ne zaman?
Birde. Burayı da sevmedim. Bu ışık beni korkunç gösteriyor.
Işıktan olduğuna emin misin?
- Quinn, nerelerdeydin sen? - Plajda uyudum.
- Neden? - Onların yüzünden.
Onlar yaptırdı. Şimdi bütün eşyalarım gitmiş!
- Hangi eşyaların? - Telefonum, Nintendo'm.
Hepsini dalgalar ıslatmış. Tabletim sırılsıklam.
Mahvolmuş. Peki şimdi ne yapacağım ben?
- Ona plajda uyu demedim. - Bu kendi fikriydi Nicole.
Yalan söylüyorlar!
Baba, neyin var senin?
Babanız dün gece çok üzücü bir şey öğrendi.
- Kanser miymiş? - Hayır, o kanser değil.
Babası hakkında daha önce bilmediği bir şey öğrendi.
Dinliyorum.
Deden AIDS'ten ölmüş.
Nasıl AIDS kapmış?
Galiba Paula, başka erkeklerle seks yapıyormuş.
- Kim? - Babanın babası.
- Neden? - Çünkü seviyormuş.
Neden olacak? Herhalde eş cinselliğini sakladı.
Veya biseksüelliğini.
Baba, neden bozuldun ama? Taş kesildin.
Bu, hayatı boyunca ondan saklanmış bir sırdı Liv.
Şimdi babasına, çocukluğuna dair her şey
un ufak oldu.
Dedem herhalde alttadır.
Genelde öyle olur. Alıcı.
Baba, babanın erkekliğinin azaldığını mı düşünüyorsun?
Eş cinsel olmayabilir. Bir sürü heteroseksüel erkek böyle şeyleri sever.
Evet. Belki babaannemden dildo kullanmasını istemeye çekindi.
- Tanrım. - Lütfen bunu...
Üstte olmasa bile, bu kadınsı olduğunu göstermez.
Yine de erkeksi olabilir baba. - Belki otoriter ve alttaydı.
Evet, belki dedem dominant alttı.
Şimdi daha iyi hissetin mi? - Hayır, şimdi kusasım geldi.
- Baba, bunu söylemek istemezsin. - Ne isterse söyleyebilir.
Eğer babasının eş cinsel ilişki yaşamasına negatif,
ilkel bir tepki vermek istiyorsa o da olur, sorun değil.
- Homofobik gibi oluyor ama. - Ama değil.
Ama öyle hissediliyor.
Neyse ki güvenli bir yerde, ailesinin yanında.
O yüzden istediği gibi konuşur. - Bir yere kadar.
Yoksa ne olur? Onu linç mi edersin?
Rezil mi edersin? K- Pop hayranlarını üstüne mi salarsın?
Neyle uğraşıyorum görüyor musun?
Anne, bana hemen yeni telefon lazım, yoksa tamamen delireceğim.
- Sen zaten delisin. - Hemen sipariş veriyorum.
Evet, bu sabah çok azgındın.
Evet. Senin yanında uyanınca ne bekliyordun?
Bu sorun mu? Sen beni istemiyor musun?
- Evet. - Evet.
Evet, sadece her an değil. Senin gibi.
Bu benim için en önemli şey değil. - Peki ne?
- Bu senin için en önemli şey mi? - Hep öyle.
Yani bu evlilik sana göre sekse mi dayanıyor?
Hayır. Hayır. Hey, tamam, bak. Başka şeyler de var.
Seni seviyorum. Ve biz bir ekibiz.
Çok iyi anlaşıyoruz. - Evet.
Aman Tanrım. Beni seks domuzu gibi görüyorsun.
Hey, bak. Ben romantik de olabilirim.
Gerçekten duygusalım. Beni bir kalıba sokma.
- Teşekkürler. - Ne demek.
Hey, dostum. Bir dakika.
Hey, Armond'ı görürsen bir şey konuşmak istediğimi söyler misin?
Tabii ki.
Oda hakkında değil.
Merhaba. Bu sabah nasılsın?
Bana yardım etmeni istiyorum.
Yapmam gereken çok önemli bir şey var.
Annemin küllerini yanımda getirdim.
Onları okyanusa serpeceğim.
Ve dün fark ettim, bana bir tekne lazım.
Otelin teknesini kiralayabilirsiniz.
Bugün müsait mi? Çünkü bu işi artık halletmem lazım.
- Gün batımında çıkmak ister misiniz? - Evet, çok güzel olur.
Saat beşte iskeleden kalkış diyelim.
Teknede alkol olabilir mi? İçkiye ihtiyacım olabilir.
Tabii ki. Meyve ve peynir de olsun mu?
Kaptana biraz
duygusal olabileceğimi söyler misin?
Tamamen hazırlıklı olmasını istiyorum.
Dengesizin teki olabilir.
Saat beşte görüşürüz.
Mutlaka peynir de olsun.
Teşekkürler.
Christie, resepsiyona sen bakar mısın?
- Tabii ki. - Ofisten bir şey almam lazım.
Tabii, sorun değil.
Ne var?
Pardon, Palmiye Suiti'nden Bay Patton sizinle konuşmak istedi.
- Dalga mı geçiyorsun? - Ne?
Balayını mahvettiğimizi mi sanıyor? Hadi oradan!
Balayını mahvedeceğim!
Havuz başında yemek yiyor.
Saçını toplayınca güzel olmuş. Yakışmış.
Teşekkürler.
Telefonu buraya gönderebilirler mi?
Burada uzun kalmayacağız. Eve döndüğümüzde orada olacak.
O zaman bilgisayarını kullanmalıyım anne.
Benim işim var. Öğleden sonra görüntülü görüşmelerim var.
Ben bütün gün ne yapacağım peki?
Hawaii'nin tadını çıkar. Okyanusa gir.
Dün gece plajda bir balina gördüm. Çok güzeldi.
Bir daha orada uyumayacaksın.
Anne, o seviyor. Doğayla iletişim kuruyor.
Tanımadığın bir sürü ezilen insana bu kadar şefkat gösterip
ailene göstermemen çok tuhaf. - Evet, tamam.
Seni tanıyan ve sevenlere karşı.
Sizin neslin tek kutsal değeri, sizi besleyen eli ısırmak.
İyi, tamam.
- Hey baba. - Ne?
- Hiçbir şey yememişsin. - Aç değilim.
- Bu ikinci kokteylin. - Yani?
- Bundan sonra dalış var. - Bir şey olmaz.
İşte bu adam.
Pardon.
Aloha hanımlar. Bu sabah nasılsınız?
Dün bir çantadan söz etmiştim. Arkadaşımın.
Evet, plajda bıraktım. Zeytin yeşili.
Ofisteki kayıp eşyalara baktım.
Üzülerek söylüyorum, orada yok.
Ama dikkat ederiz.
Eğer bulunursa, hemen odanızı ararım.
Umarım buluruz.
Aloha Bay Ross.
Lana sizi dokuzuncu masaya götürecek. Teşekkürler Lana.
- Seni arıyordum. - Bay Patton.
- Merhaba. - Bu sabah nasılsınız?
- Evet, şikayetim yok. - Buna çok sevindim.
Dinle. Karım için özel bir şey yapmak istiyorum,
biraz romantik bir şey. Balayındayız.
Mum ışığında, baş başa bir akşam yemeği düşünüyorum.
Güzel bir yer olsun. Plajda veya kayalıkta.
Instagram'a uygun bir yerde, tamam mı?
- Evet, evet, ne güzel. - Evet.
Tabii ki çiftler için sürekli özel yemekler hazırlıyoruz.
Ama çok değerli misafirlerimiz olduğunuz
ve odada bir karışıklık olduğu için
çok eşsiz bir şey bulmak istiyorum.
Tamam, harika. Ben de öyle düşündüm.
Gün batımında kiralık teknede mum ışığında yemek nasıl?
Bu harika olur.
Özel bir koydan gün batımını izlersiniz.
Yunus sürüleri teknenin etrafında yüzer,
siz kıyıları dolaşırken kokteylinizi yudumlarsınız.
- Güzel. - Müstakbel çocuklarınızın isimlerini tartışırsınız.
Onu bilemiyorum.
- Peki, uygun mu? - Evet.
- Saat beşte iskelede görüşürüz. - Tamam, harika.
- Bu gece o zaman. - Evet, teşekkürler.
Bir şey daha.
Teknede bir misafirimiz daha olacak.
- Öyle mi? - Evet. Çok hoş bir kadın, tek başına seyahate çıkmış.
Teknenin parasını o ödediği için siz sadece yemeği ödeyeceksiniz.
- Öyle mi? - Geniş bir teknedir.
Varlığını fark etmezsiniz bile. Kilisedeki fare gibi sessiz olur.
Evet, tamam. Sorun değil.
Sadece romantik bir hava olsun istiyorum.
Kesinlikle. Karınız çok şanslı.
- Yardımın için teşekkürler. - Ne demek.
Evet, size tam rahatlama paketini yapabiliriz. Sorun değil.
Aslında sizi birazdan arayabilir miyim?
Merhaba. - Merhaba.
Dün akşam yemek için tekrar teşekkür ederim. Gerçekten harika vakit geçirdim.
Ve seni biraz daha iyi tanımak çok güzeldi.
Evet. Bu gece annemi denize dökeceğim.
Vay be.
Tekne saat beşte kalkıyor. Gelebilirsen çok sevinirim.
- Yediye kadar buradayım. - Of, ama...
Neyse, ben hallederim.
Eminim kızlardan biri beni idare eder.
Bu önemli. Yanında olmak istiyorum.
- Teşekkürler. Teşekkürler. - Evet.
Ve bilgine, herhalde biraz sarhoş olurum,
beni kınama, tamam mı? - Hayır.
- Tamam. - Hayır. Asla.
- Tekne beşte kalkıyor. - Saat beşte.
Tamam.
- Görüşürüz. - Tamam.
- Baba. - Ne?
Bunu şimdi yapmak istemiyorsan önemli değil.
Hayır.
Ama gerçek ne ki? Değil mi?
Gerçek ne? Sen eş cinsel misin?
Hayır.
Tamam, çünkü öyleysen sorun yok. Ama dürüst ol.
Ben dürüstüm.
Gerçek şu, eş cinsel, heteroseksüel fark etmez.
Biz maymunuz. Bildiğin maymunuz.
- Öyle mi? - Evet.
Biz hayvanız.
Süper kahraman ve saygıdeğer baba,
toplumun direği olmak istiyoruz.
Ama... Ama aslında,
sadece maymunuz, ağaçlarımızda yaşıyoruz,
temel içgüdülerimizle hareket ediyoruz,
hiyerarşi kuruyoruz, birbirimizle yatıyoruz.
Babamı tanıdığımı sanıyordum.
Sadece görmemi istediği kısmı biliyormuşum.
O maymunu sakladı. Ve bu beni mahvetti Quinn.
- Sence öyle mi yaptı? - Evet, kesinlikle.
Hey, hayatım boyunca kendimi bir ikonun kusurlu çocuğu sandım.
Onu yere göğe sığdıramadım.
Bu arada, o saunanın birinde
öylesine karşılaştığı adamlarla çaktırmadan düşüp kalkıyormuş.
Vay be.
Keşke bilseydim.
- Üzgünüm. - Evet.
Ama anlıyorum.
Çocuğunun seni gözünü seks bürümüş bir deli
sanmasını istemiyorsun.
Oda çok güzel.
Ve okyanus manzaramız var, batıya dönüğüz.
Yani çok güzel gün batımı manzarası var. Evet.
Hawaii'ye bayılırsın. Her şey çok güzel.
Bizim olduğumuz yer...
Hey.
Dün Freud ve Nietzche okuyordunuz,
bugün ne okuyorsunuz?
Yani Freud ve Nietzche'yi bitirdiniz mi?
Bu kitapları gerçekten okuyor musunuz?
Hayır, onlar dekor.
Bir stilist kıyafetlerimizi seçiyor,
sonra kitap stilisti de kitaplarımızı seçiyor.
Evet, ben de öyle düşünmüştüm.
Evet, çok rahatlatıcı.
Seni ve babamı da getirmek istiyorum.
- Suya girmek ister misiniz? - Olur tabii.
Herkes tatile çıkıyor. Evet.
Tamam, 60 sayfa, okuma hızına bakılırsa iki dakika sürer.
Sonra atlarsınız.
Beni tanımak istiyor musun?
Olabilir.
İstiyor musun?
Bilmiyorum.
Belki sana karşı dürüst olursam daha iyi olur.
Belki bu daha sağlıklı bir mirastır.
Bence öyle. Evet.
Tüplerinizi takmaya hazır mısınız?
Evet, hadi yapalım!
Durun. Siz havuza gelmezseniz, havuz size gelir.
Gir hadi!
Aman Tanrım!
Hadi ama! Suya gir! Hadi!
Aman Tanrım!
- Tamam, teşekkürler. - İstediğiniz yere oturun. Hemen geliyorum.
- Teşekkürler. - Evet.
Bana avokado soslu Kahuna söyle.
- Tamam. - Tuvalete gidiyorum. Hemen dönerim.
İyi vakit geçiriyor musun? Merhaba.
Evet, merhaba. Evet. Evet, çok.
Balayı, değil mi?
Buradan Tahiti'ye gideceğiz.
Teşekkürler. Vay be, ne kadar güzel.
Evet. Siz balayında nereye gittiniz?
- İnanmayacaksın ama, Çin'e. - Güzel.
Nicole, karım, üniversitede Çince dersi aldı.
Gösteriş yapmak istedi.
Gerçekten çok güzeldi. Her yeri dolaştık. Evet.
O zamanlar çok farklıydı.
Evet. Çin.
- Tabii. - Evet.
- Ne kadar zaman önceydi? -22 yıldır evliyiz.
-22, çok etkileyici. - Galiba.
Bazı arkadaşlarım evlendi, boşandı, evlendi, boşandı.
Biz hâlâ devam ediyoruz. Hiç belli olmaz.
Peki sırrınız ne? Kıvılcımı nasıl sürdürüyorsunuz?
Kıvılcım mı? Hayır, o çoktan bitti. Öldü.
Evet. Yani sevgi hâlâ var, ama kıvılcım...
- Tabii. Oluyor. - Evet.
Ve amuda kalktı!
Kesin bize göstermeye çalışıyordu.
Evet, ama neyi?
Gıcık herif. Nasıl ya?
İyi. Merhaba kızlar. Bu yatağı kapatmama yardım eder misiniz?
Hemen yapmam lazım. - Anne, bunun için ilaçlar var.
Hayır, toplantım için. Nihayet iyi bir arka plan buldum, ama yatak görünüyor.
Ne olmuş?
Tüm organizasyon ve Çinli ortaklarımın
tatilde olduğumu bilmesini istemiyorum.
Olivia, yatağı kapatmama yardım eder misin lütfen? Beş dakikam var. - Tamam, peki.
Teşekkürler. Tamam kızlar.
Hazır mısınız? Bir, iki, üç.
Başla.
Kaldırın. İtin.
Evet, evet, evet, evet.
- İyi misin Paula? - Hayır.
Tamam, görüşmeyi başlatıyorum.
Ve burada kalacaksanız tamamen sessiz olun, tamam mı?
Ve görüntüye girmeyin.
Anne, deli gibi görünüyorsun!
Önemli değil. Onun için filtrem var.
Kahretsin!
Üç yıl Nicole'ün peşinden koştum,
ona dokunmama izin vermedi.
Sonra nihayet dokunduğumda, bir türlü doyamadım.
Sürekli istiyordum.
Beni deli sanmıştı.
Bir doktora gitmem gerektiğini düşündü.
Bende priyapizm olduğunu sandı. Bu da...
Merhaba ufaklık.
Sürekli sertleşme durumu, bir türlü geçmeyen ereksiyon.
Evet.
Ama birkaç yıldan sonra, ne kadar rol yaparsan yap,
ne kadar oyuncak alırsan al, birlikte porno izlersen izle,
seks şey gibi, hani realite programlarında
yiyecek yarışmaları yaparlar ya?
Bir kase canlı solucan yemeni istiyorlar,
kendini buna hazırlaman gerekiyor.
Ve bunu yapabilirim diyorsun.
Burnumu tutarım, mümkün olduğunca hızlı yutarım,
böyle kusmam.
- Evet. - Ama bu doğal bir şey.
Azalmasa tuhaf olur. Bak, dürüstçe konuşuyorum.
Bu benim oğlum Quinn. Ben de Mark.
- Evet. Merhaba. - Ne konuşuyorsunuz?
Hiç. Annenle seks.
Aslında ben odadan sipariş vereceğim,
çünkü ben biraz...
Burası çok sıcak. Bana sıcak bastı.
Seninle konuşmak güzeldi.
Ve umarım harika bir balayı geçirirsin.
Teşekkürler. Size de iyi tatiller.
Tamam, hoşça kal. Teşekkürler.
Ters bir şey mi söyledim?
Kahretsin. Olivia, eğil.
Herkese merhaba! Merhaba, nasılsınız?
Benim adım Nicole Mossbacher.
Sizleri görmek çok güzel.
Hepimiz çok heyecanlıyız.
Hey. Beni bıraktın.
- Fark etmene şaşırdım. - Ne? Yapma ama.
O kızlarla flört etmekle meşguldün.
O kızlarla flört etmiyordum. Onlarla dalga geçtim.
Ama çok eğleniyor gibi bir halin vardı.
- Bebeğim kıskandı mı? - Hayır.
Bana ne?
Evet. Sana şunu söyleyecektim. Bu gece güzel giyin.
Nasıl yani? Neden?
- Bir şey planladım. - Söyle.
- Hayır. - Söyle.
- Hayır. - Söyle.
- Sürpriz. - Söyle.
Ama şunu söyleyeyim. Çok ama çok romantik.
Yeni bir şey istemek çok doğal.
Porno izleyip mastürbasyon yaparken,
her seferinde aynı videoyu mu izlersin?
Hayır, asla. - Galiba ben gideceğim.
Öyle mi? Tamam.
Telefonunu alabilir miyim?
Benimki bozuk, internete girmem gerek.
Tamam.
Odada görüşürüz.
Kim bu insanlar?
Sakıncası yoksa yemek için bize katılıyorlar.
İyi, tamam.
Basamağa dikkat.
- Aloha. - Merhaba. Aloha.
Vay be. Hepsi bizim için mi?
- Evet. - Evet, öyle.
Ben onu senin için tutarım.
Çok teşekkürler. Buna bayıldım.
- Herkese merhaba. Merhaba. - Merhaba.
Geldiğiniz için teşekkürler.
Sizi tanımıyorum, ama iyi ki buradasınız.
Bunlar annemin külleri. Ve şunu söylemek istiyorum,
bu gecenin sıkıcı geçmesini istemiyorum.
Annem bizim iyi vakit geçirmemizi isterdi.
Hadi eğlenelim, tamam mı?
Galiba bunu bırakmam gerek.
- Çok güzel. - Evet.
- Biraz yanayım. - Ben şimdi...
- Merhaba. - Merhaba.
Bir sorum var. Burada ne oluyor?
- İçkinizi tazeledim. - Evet.
Hayır, onu biliyorum.
Bu kadına ne olmuş? Ne...
Tekneden annesinin küllerini serpmeyi planlıyor.
Tamam. Onun için geldiğimizi mi sanıyor?
Çünkü onun için gelmedik. - Evet.
- Onunla konuşmamı ister misiniz? - Hayır, hayır, hayır.
- Yani... - Sorun değil.
Hayır, sorun değil. Her şey yolunda.
Çok teşekkürler. - Ne demek. Mahalo.
- Mahalo. - Mahalo.
Ona bizi rahatsız etme diyemeyiz.
Tamam, karımla romantik vakit geçirmeye çalışıyorum.
- Merhaba. - Merhaba.
Merhaba.
Burada oturmak ister misiniz?
Evet, yok. Gerek yok. Teşekkürler.
Daha neşeli olabilir.
Biz balayındayız.
Teşekkürler ama.
Aman Tanrım. Aşık olmak ne güzeldir şimdi.
Evet.
- Keşke benim de sevgilim olsa. - Evet.
Sen geldiğin için mutluyum. Anladın sen.
Çok iyi anladım.
Tamam.
Çok güzel bir çiftsiniz.
- Cüzzamın şakası yok. - Evet, yok.
- Cüzzamı biliyorsun, değil mi? - Evet, biliyorum.
- Evet. - Evet.
Çok tuhaf bir sinir hastalığı,
onda hissedilmiyor bile... Otobüs çarpsa haberin bile olmayabilir.
Merhaba bebeğim. Ne yapıyorsun?
- Merhaba, neredeydin sen? - Evet.
- Gidelim. - Gitmek mi istiyorsun?
Evet, hem de çok.
Görüşürüz.
Hoşça kal.
- Sek viski. - Evet, tamamdır patron.
- Görev başında içiyor musun? - Bugünlük işim bitti.
Ailen nerede? - Eyvah.
Yanlarına dönmeliyim.
Benden bıktılar.
Susadın mı? - Uzun bir gündü.
Evet, benim için de.
Romantik olabiliyorum. Gördün mü? Değil mi?
- Evet. - Yani...
Kesinlikle. Teşekkürler. Hiç gerek yoktu ama.
Yapmak istedim.
Ama bu sabah konuştuğumuz şey yüzünden mi?
Galiba özgüvenim azaldı.
Tüm ilişkimiz bana olan cinsel ilgine dayalıysa,
o çekim azaldığında ne olacak? - Hayatım.
Azalmayacak.
- Öyle mi? - Hayır.
Gerçekten mi?
Merhaba. Galiba vakit geldi.
Sizi buradan kaldırmam gerek.
Evet. Masalarını çeker misin? - Tabii ki.
- Bir dakika. Ama ben... - Tamamdır. Bir...
Sorun değil.
- Bir dakika, bu tarafa. - Tamam.
- Çok özür dilerim Bayan Dubois. - Evet, ben...
- Evet, ben yaparım. - Tamam, işte oldu.
- Tamam, teşekkürler. - Evet.
Tamam.
Zavallı annem haziran ayında öldü.
Okyanusu çok severdi, ona bayılırdı.
Zavallı annemin Carmel'de çok güzel bir evi vardı.
Ve çok iyi bir anne olmak için gerçekten çok uğraştı,
annelik içgüdüsü veya yetisi olmamasına rağmen.
Hep erkeklerden ilgi beklerdi ve
erkek düşkünüydü.
Odasına bir girerdim, yatağında envai çeşit adam bulurdum.
Sınırda kişilik bozukluğu vardı.
Parasını alırdı, onunla insanları kullanırdı.
Zalimdi. Evet o çok ama çok zalimdi.
O çok zalimdi ve...
Ben...
Anne, anne, anne, anne.
Annem bana asla balerin olamazsın demişti,
hem de o zaman sıskaydım.
Zavallı annem, kıskançlığını kontrol edemezdi.
Benimle rekabet etmeden duramazdı.
Ve işin tuhafı, çok gıcık olmasına rağmen annemi özlüyorum.
Ben...
Yardımınıza ihtiyacım var.
Günlerdir bu kutuyu açmak için uğraşıyorum.
Zavallı annem burada.
Biri yardım etsin.
- Kutuyu açmamı mı istiyorsun? - Evet, çok iyi olur.
Tamam.
Evet. Şöyle...
- Aman Tanrım, teşekkürler. - Evet, rica ederim. Evet.
Anne.
Hoşça kal anne.
Hoşça kal anne.
Hoşça kal anne.
Bunu... Bunu yapamayacağım.
Ben... Bu...
Benim için çok erken olduğunu anladım.
Tamam, tamam.
Anne, anne, anne!
Biz... Evet...
Bunu istersen... Kutuya koyalım.
Yapamam.
Aman Tanrım.
- Geçecek. - Bu hiç iyi değil.
Babanıza ne oldu anlamıyorum.
Bütün gün ona mesaj attım. - Telefonu bende.
Bunu bana daha önce söyleyebilirdin Quinn.
Hepsi senin yüzünden.
Sırf koca odayı kardeşinle paylaşmadığın için.
Anne, çok iyi oldu.
Mastürbasyon yapmak için koca plaj ona kaldı.
Ben mastürbasyon...
- Cümleni bitir. - Neyse.
- Porno bağımlısısın. - Hayır, değilim.
- Evet, öylesin. - Onu seksle utandırma.
Erkekler artık hep seksle utandırılıyor.
Biliyorum, çok moda, ama hiç doğru değil.
Ne? - Sen de babama yapıyorsun.
Yapmıyorum.
Tamam, sen neye istiyorsan ona inan.
Sen... Eş cinselsin, değil mi?
Evet, eş cinselim.
Hayır, babam da eş cinselmiş. Galiba erkeklerle seks yapmış.
Belirgin bir göstergedir.
Hey, bir şey sorabilir miyim?
Arkadan düzülmek nasıl bir duygu?
Yani bu...
İyi bir his olmalı, yoksa sürekli yapmazdınız, değil mi?
Ama iyi bir his mi?
Öğrenmek ister misin?
Belki başka zaman.
Hutch.
İnsan gençken seks yapmak güç verip sarhoş ediyor.
Ve olgunlaştıkça, gizemi azalıyor.
Odaklanılacak daha önemli şeyler olduğunu fark ediyorsun.
Ne gibi? Çin'le görüntülü görüşme mi?
Elinde kalan ağırbaşlılık parçalarına sıkı sıkı tutunmak gibi.
Bu çok sapıkça.
- Bunları alabilir miyim? - Evet, alabilirsin.
Telefon sendeyse, bütün gün mesajlarımı gördün mü?
- Gördüm. - Ve cevap vermedin mi Quinn?
O tekneyi cenaze için kiraladığını bize söylemedi.
- Önemli değil. - Hayır, önemli.
Bunu kasten yaptı. Beni yanlış yönlendirdi.
- Peşini bırakmalısın. - Hayır, bırakmayacağım.
- Bırak artık. - O pisliği bulmak istiyorum.
Shane.
Bir saniye. Ben...
Tamam, işte oldu. Üç deyince.
- Evet. - Bir, iki, üç.
İşte böyle. Güzel.
- Sen güzel bir kadınsın. - Teşekkürler Tanya.
Bu... Hey!
Aldım. Şimdi alt tarafı da yanına koyalım.
İşte oldu. Tamam. Peki.
Başım.
Başım. - Hadi...
Evet.
Hayır. İşte oldu. Tamam.
- Evet. - Tamam.
Teşekkürler.
Ona iyi geceler. Sana da iyi geceler.
Her şey yoluna girecek.
Evet. İyi geceler.
- Evet? - Merhaba.
- Gezi nasıl geçti? - İyi değil.
Harika.
Aslında tam bir fiyaskoydu. Çok kızdılar.
Mükemmel. İçki ister misin?
Tekilam var. Başka şeylerim var.
Hayır. Hayır, istemem.
- Yeni saç modelini beğendim. - Evet, onu zaten söyledin.
Tam benim tipim olmuşsun. Erkek topuzlu sarışın sörfçü.
Tamam.
- Çok iyi bir elemansın Dillon. - Şey, teşekkürler.
Gözüm üzerinde.
- Tamam, neyse, sonra konuşuruz. - Tamam, görüşürüz.
Bütün gün sana mesaj attım.
Sonra Quinn telefonunu aldığını söyledi.
Bunu çok kötü karşıladın.
- Sana neden gıcıklık yapsın? - Daha önce de oldu.
İnsanlar bana düşman kesildi, hayatım boyunca.
Ben sadece bana verilen eli oynuyorum.
Evet, harika bir el. Ve bu benim suçum değil.
Shane, dert etme. Yemeğimiz çok güzeldi.
Bence çok romantikti.
Sonra değişti.
Evet.
Yapma. Havamda değilim.
Şaka yaptım. Ben hep havamdayım.
- Öyle mi? - Evet.
İn üstümden maymun.
İn üstümden. Gerçekten.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.