Afrikaans
Akan
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hmong
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
[muhabir 1] Dün sabah saatlerinde Osmanlı Silah Müzesi'nde
yapılan bir soygunda paha biçilemez bir hançer çalındı.
Güvenlik görevlilerini etkisiz hâle getiren saldırganların
kimliği henüz belirlenemedi.
[televizyonda ateş edilir]
[televizyonda çığlıklar]
[Kemal] Yaklaşmayın!
Yetti artık!
Yaşamak istemiyorum!
-[kapı çalar] -Buyurun.
[polis 1] Gir!
[polis 2] Her yeri arıyoruz! Her yeri!
[belirsiz telsiz konuşmaları]
[Mazhar] Teşekkür ederim.
[polis 1] Aşağıya da bakın.
[polis 2] Sen de buraları kontrol et. Hadi!
Rafları kontrol edin.
[muhabir 1] ...çektiği görüntülerde,
intihara teşebbüs ederek dikkatleri dağıtan Kemal Erman'ın da
bir suç ortağı olduğu düşünülüyor.
[polis 3] Sol tarafı kontrol ettiniz mi?
[polis 2] Her yere bakın.
[televizyonda ateş edilir]
[Kemal] Yaklaşmayın! Yeter artık!
[televizyonda çığlıklar]
[muhabir 2] Dün sabah saatlerinde, Osmanlı Silah Müzesi'nden
benzersiz bir hançer çalındı.
Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırıldığı bilinen
yaklaşık 600 yıllık hançer...
[Hakan] Burayı dinliyorum. Bilgisayarlara bak.
[polis 1] Tamam, beyler. Toparlanıyoruz.
-[Hakan] Ne oldu? Gittiler mi? -[Zeynep] Gel gel.
Bu da sonuncusu galiba.
-[Zeynep] Gitti o da. -İyi, gidelim.
Bir dakika, dur. Saçmalama gidemeyiz. Hâlâ etrafta olabilirler.
Doktorun iyi olduğundan emin olmamız lazım.
Hakan, babamı ben de kurtarmak istiyorum herhâlde.
Ama yani şu an senle ben bir karakola gidemeyiz öylece.
-Biz gidemesek de başkası gidebilir. -[Zeynep] Her yerde olabilirler.
[Hakan] Bir fikrim var. Planım var.
[Mazhar] Kemal.
Zeynep'in babası.
Hançerin çalındığı müzede gözaltına alındı.
Hakan bitti, şimdi bunlarla mı uğraşmaya başladın?
Hakan da müze soygununun bir parçası olabilir.
Bu Kemal'in
bu işte parmağının olduğu kesin mi?
Hayır.
Ama yüksek bir ihtimal.
İhtimal?
Seneler evvel işlemediğin bir cinayet üzerine kalmıştı.
O zamanda ihtimallere bakılsaydı şimdi içeride olman gerekirdi.
Değil mi?
Hakan'ın bize yanaşmasının bir sebebi var.
Her taşın altından çıkıyor.
Bir gazeteciyle bile görüşmüş.
Kiminle?
Yasin Karakaya.
Benimle ilgili soru sormuş.
Cavidan Holding'le ilgili bilgi sızdırmasını istemiş.
Sen nereden öğrendin bunu?
Hakan söyledi.
[iç çeker]
Mazhar.
Ne oluyor sana anlamıyorum gerçekten. Artık mantığını kullanamıyor musun sen?
Ha?
[Faysal] Gazeteciyle ben ilgilenirim.
Hakan'ı ilk günden beri gözüm tutmadı.
Onu yakınımda istemiyorum.
Uzağa git o zaman.
Tersaneye.
Orasıyla ilgilen.
Tersaneye?
-Tersanede bir şey... -Konuşma bitmiştir.
Onun açığını yakalamaktansa
onu gözlemlemeni öneririm sana.
Belki bir şeyler öğrenirsin.
[Cevdet] Alo. Yasin, neredesin?
Metrodan şimdi çıktım. Yoldayım, geliyorum.
[Cevdet] Biraz konuşmamız lazım.
Beş dakikaya ofisteyim müdürüm. Gelince konuşalım.
[Cevdet] Yok, durum acil. Dinle beni.
Hayrola? Bir sıkıntı mı var?
Sen hangi akla hizmet Faysal Erdem'in işlerine burnunu sokuyorsun?
Anlamadım. Ne yapmışım ben?
[Cevdet] Neden böyle bir şey yaptın? Neden adamı saplantı hâline getirdin?
İlaçlarını kullanmıyor musun artık?
İlaçla ne alakası var ya?
İlaçla ne alakası var?
[Yasin] Ben işimi yapıyorum Cevdet Bey.
Seni bin kere uyardım.
Ateşle oynarsan yanarsın.
Ama sen beni hiç dinlemedin.
[Yasin] E, tamam.
Konuşayım Faysal Bey'le, özür dileyeyim.
[Cevdet] Artık çok geç. Gazetenin sahibini aramış.
O da beni aradı.
"Bir daha ofise gelmesin. Eşyalarını da kargoyla gönderin." dedi.
Yapmayın Cevdet Bey!
Yapmayın, gözünüzü seveyim yapmayın!
Bakın, ben Faysal Erdem'i bu kadar rahatsız ettiysem doğru yoldayım demektir.
Gelin beraber ifşa edelim Cavidan Holding'in kirli işlerini.
Bu haberle yer yerinden oynar!
Kusura bakma Yasin.
Seni oğlum kadar severim, bilirsin.
Ama elim kolum bağlı.
Emir büyük yerden.
[Yasin] İyi.
Tamam.
Sizin kaybınız.
Bu haberi yayınlayacak bu memlekette bir sürü gazete var.
[Cevdet] Yasin, oğlum.
Anlamadın galiba.
Faysal Bey'in kara listesine girdiysen
[Cevdet] Seni kimse işe almaz. Kariyerin bitti artık.
He!
Mehmet abim!
Yine ne oldu Ceylan Hanım?
Abim, sorma ne oldu abim!
Şimdi bizim okulda iş eğitimi, el sanatları falan var. Tamam mı?
Böyle el sanatı falan yapıyoruz biz.
Ha işte ben de gittim onları seramikten böyle biblolar yaptım.
Müzenin orada satıyordum öyle ekmek parası diye.
Ama ne oldu?
Ne oldu?
Anlatayım.
Bak, hödüğün teki böyle koşarken dörtnala ne yaptı biliyor musun?
Benim seramiklerimi, biblolarımı, emeklerimi ne yaptı? Kırdı!
Böyle bir rezillik olabilir mi?
Aha senin o mendebur suratını her yerden tanırım!
Yemin ediyorum, yedim seni!
-Sen mahvettin be! Bilerek yaptın! -[Mehmet] Ceylan!
-[Kemal] ...uzak dursun. -[Ceylan] Of!
-[memur] Ayrılın! -Of! Ayrıldım zaten be!
-[Mehmet] Yeter, bırak. -[Ceylan] Hödük!
[Ceylan] Bıraktım! Sen ne diyorsun ya?
Ama böyle bir şey olamaz ya! Rezilliğe bak!
-Zaten, ay! -[Mehmet] Hadi kızım.
Sonra sanat niye gelişmiyor? Gelişmez tabii!
[Hakan] Gel gel.
Hakan, dünle ilgili konuşmamız lazım.
Müze muhabbetinden mi bahsediyorsun?
Neyden bahsettiğimi çok iyi biliyorsun?
[Hakan] He.
Babanın yakalanmasından bahsediyorsun.
Halledeceğiz onu. Merak etme. Çıkaracağız Doktor'u.
İyi! Konuşmak istemiyorsan konuşma.
Ama o...
...bir anlık bir şeydi yani.
Kemal amcadan mesaj var.
[Hakan] Ne diyor?
"Hakan buradan uzak dursun." dedi.
[Hakan] Olmaz.
Bırakamam Doktor'u.
Bırakmayacağız zaten.
Ama babam haklı.
Bak, sen çok önemlisin.
Şu an güvende değilsin ve senin de peşinde olabilirler Hakan.
-Son çok önemlisin ve Muha... -Ve Muhafız'ım, evet.
Bırak, hangi riskleri alacağıma ben karar vereyim.
Hançerin çalındığından Ölümsüz'ün de haberi olmuştur muhtemelen.
Senin ortalıkta olmaman onu şüphelendirebilir.
Sen en iyisi işe git.
-Siz ne yapacaksınız? -Bilmiyorum.
Diğer Sadık Olanlarla buluşacağız herhâlde.
Yani belki birisi vardır bu durumu çözebilecek.
Vallaha ben öyle birini tanıyorum gibi.
Yani böyle her yerde bağlantısı olan cüzdanı kalın bir tip.
Siz kaç kişiniz ya? Ha?
Hadi geç.
Mazhar Bey.
Hakan başını belaya sokacak. Ondan uzak dursan iyi edersin.
Ne diyorsun sen Mazhar?
Faysal Bey'e sor, o açıklasın.
Böyle bir şey yapmayacağımı zaten biliyorsun.
Hakan'ın dün akşam nerede olduğunu öğrenmek istiyorsan
Faysal Bey'in masasındaki dosyaya bak. Aradığın bütün cevaplar orada.
[satıcı] Kestane kebap! Buyurun!
[Ceylan] Dur.
Şurası.
Timur'u soracaksın.
Tamam.
Sen niye gelmiyorsun?
Abla benim Timur'a borcum var.
Beni görürse önce bir hesabı kapatalım falan filan yardım etmez yani, sen git.
Senin İstanbul'da borcun olmayan biri var mı acaba?
Siz varsınız ya abla.
Hadi görüşürüz.
Abla!
Beş liran var mı?
Midye alacağım.
Faysal Bey?
Leyla?
Faysal Bey, ben...
-[kekeleyerek] Evraklara bakmak için... -[Faysal] Hıhı.
Evet?
Sen aslında iyi yalan söyleyebilen bir insansın. Evet?
Özür dilerim.
Hiç yakıştıramadım.
Ha!
Şimdi anladım.
Bak işte,
sadece aşk böyle aptal bir şey yaptırtabilir insana.
Bu yaptığını bu seferlik...
...görmezlikten geliyorum.
Teşekkür ederim.
[arabesk müzik çalar]
Oo! Hayırdır? Nereye böyle?
-Timur'a bakmıştım. -Ne yapacaksın Timur'u?
[Zeynep] Sana ne lan! Sana hesap mı vereceğim!
[güler] Yeni kons mu gelmiş?
-Ananın işinde hiç gözümüz olur mu? -Hadi işine.
[bekçiler inler]
Kemal'in kızı mısın sen?
Evet.
Timur?
Rahatsız ediyor mu?
Biraz.
Hı.
Haberleri seyrettim.
Hançeri almışsınız.
Çok iyi.
Ama Kemal'i bırakmışsınız.
Bu kötü oldu.
Belki sen bir yardım edersin diye geldim buraya.
"Timur'un eli kolu uzundur, her yerde tanıdığı var." dediler. Doğru mu?
Olabilir.
Emniyette adamların var mı mesela?
Lütfen.
Otur, otur.
Otur.
Hemen celallenme.
Babasının kızı.
Tamam.
Yardım ederim.
Ama biliyorsun.
Her şeyin bir karşılığı var.
Ne istiyorsun?
[uzakta telefon çalar]
Günaydın.
-[Yasin] Faysal Erdem! -[Leyla] Faysal Bey!
-Faysal Erdem! -[Faysal] Hey!
-Sakin ol. -Geç şuraya!
-Geç! Ellerini kaldır! -Tamam. Sakin ol.
Geç! Kaldır ellerini!
Sakin ol. Kimsin sen?
Kimim ben?
Benim hayatımın içine ediyorsun
ama beni tanımıyorsun bile, değil mi?
Ben, Yasin Karakaya.
O kovdurduğun gazeteci.
-Kim gönderdi seni buraya? -Kimse göndermedi. Kaldır ellerini.
-Tamam, sakin ol. -Kaldır ellerini!
[Faysal] Tamam. Sakin ol.
Her şeyi anlatacaksın burada tek tek.
O çevirdiğin bütün dolapları, Gökhan Gültekin'i nasıl öldürttüğünü, hepsini.
-Yasin. -[Yasin] İndir silahını.
Gel birlikte indirelim.
Konuşarak halledebiliriz, mesele neyse.
Öyle mi? Bana yardım etmeyi şimdi mi akıl ettin?
[Yasin] İndir silahını, ellerini kaldır.
İndir silahını!
-[Hakan] Yasin, yanlış yapıyorsun. -İndir!
İndir!
-İndir! -[Hakan] Tamam.
[Hakan] Tamam.
[Hakan] Tamam.
[Faysal] Sakin ol. Bak, sakin ol.
Sakin ol.
[Hakan] Şu anda sağlıklı düşünemiyorsun.
Gel, konuşalım.
O bana her şeyi anlatacak.
[Yasin] Çevirdiği bütün dolaplar gün yüzüne çıkacak.
İfşa edeceğim onu.
[Yasin] Unutma, kalem kılıçtan keskindir.
-[Hakan] Yasin. -Patronun zorbanın teki!
-[Leyla bağırır] -[Yasin bağırır]
-İyi misin? -[Leyla] İyiyim.
-Ne yapacağız içeride şimdi? -Sen gelmiyorsun.
-Neden? -Yapabileceğin bir şey yok.
-Ama ben... -Ben tek başıma halledip çıkacağım.
Bana güvenebilirsin.
Eczanede bekle.
Birazdan geliriz.
[Faysal] Nasılsın?
-Buyurun, teşekkürler. -[memur] Hanımefendiyi de alabilir miyiz?
[Hakan] Tabii.
[Hakan] Leyla Hanım.
Sizinle de görüşmek istiyorlar.
Sana bir şey olacak diye çok korktum.
Polisle işim bittikten sonra konuşalım mı?
Bekliyorum.
[Hakan] Faysal Bey, kusura bakmayın.
Destek çağırmaya vaktim olmadı. Yasin'i görünce birden...
Sen en doğru kararı verdin.
Sayende hayattayız.
Teşekkür ederiz.
[Faysal boğazını temizler]
Bu tabloyu ölmeden evvel karım yapmıştı.
[Faysal] Bitiremedi ama.
[Hakan] Çok yetenekliymiş.
Öyleydi.
Ayasofya'ya ayrı bir bağı vardı.
Sanki âşıktı buraya.
O Ayasofya'ya âşıktı.
Ben de ona âşıktım.
Leyla kızım gibidir benim.
Başına bir şey gelseydi ne yapardım bilmiyorum.
Kalbinin de kırılmasını istemem.
Sana bu kadar değer veren birini
kırmamalısın Hakan.
O randevuya gelmediğin gün ben eşlik ettim ona. Biraz lafladık.
Çok kırılmıştı.
Evet, aramız bozuldu biraz.
[Hakan iç çeker]
Ama toparlayacağım.
Tamam.
Tabloyu yarım bırakma.
Yarım kalan tablolar hep keder veriyor insana.
[telefon titrer]
Affedersiniz.
Efendim Zeynep.
[Zeynep] Hakan, babamı çıkarıyoruz.
Ciddi misin?
[Zeynep] Hemen sarnıca gel. Orada buluşalım, olur mu?
Tamam.
Tamam, geliyorum.
Faysal Bey, benden bir isteğiniz yoksa ben...
-Tabii. -[Hakan] Teşekkür ederim.
[iç çeker]
-Tamam, değil mi? -Tamam. Teşekkürler.
Teşekkürler.
Faysal Bey.
Hakan nereye gitti?
Ee, Zeynep'le buluşmaya gitti galiba. Az önce izin istedi.
Nasıl becerdin beni çıkarmayı?
Üzümü ye, bağını sorma.
-[Zeynep] Baba! -Kızım!
[Zeynep] İyisin.
Hani eczanede bekleyecektin sen?
-Tabii ki beklemeyecektim. -Bir dakika.
Sen mi ayarladın bunu?
[Zeynep] Hıhı.
Sözünü tutma sırası artık sende.
Anlaşma anlaşmadır.
[Zeynep] Tabii ki.
Hayrola?
Neye anlaştınız siz?
Muhafız'la tanışmak istedi.
Hadi gidelim. Sarnıçta bizi bekliyor.
Keşke önce bana danışsaydın.
Vallaha aradım ama açmadın baba. Elin kolun bağlıydı herhâlde.
Allah Allah!
Ya o da Sadık Olan, değil mi? Muhafız'la tanışmak onun da hakkı.
Öyle.
Değil mi Kemal?
İyisin, değil mi?
-İyiyim. -[Zeynep] Ya!
[Hakan] Doktor.
Vallaha korktum seni de kaybedeceğim diye.
Yok bir şeyim.
Bu arada sen de Zeynep'e göz kulak olmuşsun. Eksik olma.
[güler]
Sen tabii yırttın içeri girip kızının gazabından.
Ben de buradayım. Farkında mısınız? Dediklerinizi duyabiliyorum.
Mutlu bir aile gibisiniz.
Maşallah.
Timur Bey Sadık Olanlardan.
Kıdemlilerden.
Babamı o çıkardı.
Hakan ben.
Memnun oldum.
Ben de Muhafız'ı tanıdığıma memnun oldum.
Evet...
Her şey için tekrar çok teşekkür ediyoruz Timur Beyciğim.
Yapacak işleriniz vardır. Daha fazla sizi burada tutmayalım.
Umarım tekrar görüşürüz.
Bir şeye ihtiyacın olduğunda haber ver.
Tabii ki.
-[duvar kapanır] -Piton bu, piton.
Gerçek piton.
[Timur] Meşhur sarnıcınızı görmek yeni nasip oldu.
Güzel yermiş.
Sence Hakan,
kardeşlerinin ölümünden
senin sorumlu olduğunu öğrenirse
ne yapar?
Kemal.
Haddini aşıyorsun.
Onları ben öldürmedim.
Ama onlardan sen sorumluydun.
Üstattan habersiz çalışıyorsun.
Derya'ya neler olduğunu en iyi sen bilirsin.
Onu aramızdan yollatan sendin.
Benzer bir sebepten.
Bilip bilmediğin konularla ilgili atıp tutma.
Derya'nın durumuyla benim şu an yaptığımın ne alakası var!
Sen yine de dikkatli ol.
Sonun Derya'ya benzemesin.
Sonra adın,
"Çürük Sadık"a falan çıkar Allah korusun.
Sen beni merak etme.
Ben başımın çaresine bakarım.
Ona şüphem yok.
Ama belli ki...
...kafandaki birçok soruya cevap bulamamışsın.
[Timur] Hâlinden belli.
Bir çıkmaza girmişsin.
Ne yapacağını bilmiyorsun.
Güle güle.
Timur.
Derya, çürük mürük
Ama kadın çok şey biliyor.
Birçok sorunu cevaplayabilir.
Aramızdan kovulduktan sonra
bir daha görmedim onu.
-Nerede olduğunu bile bilmiyorum. -Canım.
İste yeter.
["Hiç Olmuşsun" çalar]
♪ Kalbin soğuk mu sıcak mı? ♪
♪ Bilmem ♪
♪ Uzun uzun konuştun ♪
♪ Giderken ♪
Sağ ol.
♪ Hafif hırıltı mıydı sesin? ♪
♪ Görmediğim onca yükten ♪
[Hakan yutkunur]
Oh!
Şu konuyu konuşalım mı?
Hangi konuyu?
[Hakan güler]
Hani kafan karışmasın deyip bana kilitlediğin mevzudan bahsediyorum.
Tamam, tabii.
Konuşalım.
Dinliyorum.
Yani...
Bir hataydı.
Öyle bir anda oluverdi işte.
Önemli bir şey değildi.
Benim dediklerimi tekrar edeceksen niye konuşuyoruz?
[iç çeker] Hayda. Fikrimi söylemeye hakkım yok mu?
Yo, tabii ki söyleyebilirsin.
Evet.
Aynen.
Yani oldu bitti.
Öyle bir anlık bir şey.
Aynen.
[yutkunur]
Hem zaten senin kız arkadaşın var.
Sen onunla ilgilensene.
Evet.
Son birkaç gündür de aramız bozuk.
Böyle buraya pat diye gelince de kızı ekmiş gibi oldum.
Gönlünü almam lazım.
Haklısın.
Tavsiye vereyim ister misin?
Yo, ihtiyacım yok.
[Hakan soluk verir]
Telefonda mı alacaksın kızın gönlünü?
Git. Yüz yüze bir konuşun.
Özür dile yaptıkların için.
Onu düşündüğünü söyle.
Hım.
Ve bütün bunları hissederek yap.
Doğru söylüyorsun.
[Hakan iç çeker]
Hadi ben kaçtım.
Hakan.
Elin boş gitme.
Sağ ol.
[iç çeker]
Beni çağırmışsınız Faysal Bey.
Bugün neredeyse öldürülüyordum ben.
Tekrardan geçmiş olsun.
[Faysal] Eksik olma.
Bu mu söyleyeceğin tek şey?
Hakan Bey'in biraz daha zekice davranması gerekirdi.
-Sizi uyarmıştım... -Başlama gene Hakan'dan!
Beni burada tutsaydınız Yasin binaya bile giremeyecekti.
Zaten benim anlamadığım konu da o.
Nasıl oluyor da eli silahlı bir manyak
o kadar kapıdan geçip onca güvenliği atlatıp
benim dibime kadar sokulabiliyor?
Bu kapıları sen kollamıyor musun?
Bu adamlar senin adamların değil mi? Sen eğitmedin mi bunları?
Yarın sabah ofisini boşaltıyorsun.
Beni kovuyor musunuz?
Hayır, seni kovmuyorum.
Her zaman Cavidan Holding'de çalışacağını söylemiştim sana.
Ama rütbeni düşürüyorum.
Bundan sonra Güvenlik Şef'im Hakan olacak.
Emirleri ondan mı alacağım?
Emirleri benden alacaksın, yıllardır aldığın gibi.
Ama benim emirlerimi sana Hakan iletecek.
Hiyerarşi.
Bunu en iyi sen bilirsin.
Sen bana bir söz verdin!
Ondan dönüyorsun!
Gidebilirsin.
["Kayboluyorum (Süt)" çalar]
♪ Süte batır yalanları ♪
♪ Kaçmayı düşündüm ben de buradan uzağa ♪
♪ Başka çaremiz yok inan ♪
♪ Yardım edemez ne alkol ne sigara ♪
♪ Bizi unutmaya ♪
♪ Kayboluyorum ♪
♪ Kayboluyorum ♪
♪ Bu şehrin bozuk yankısında Hep seni arıyorum ♪
♪ Kayboluyorum ♪
♪ İnsanlar hep konuşur ♪
♪ Kimseyi takma aşkım Herkes sıradan ♪
♪ Ve kimse senle ben değil ♪
Leyla Hanım, sizinle kısa konuşabilir miyim?
♪ Çıkmam bu odadan ♪
Leyla! Yardımına ihtiyacım var!
♪ Kayboluyorum ♪
[kapı çalar]
[kapı çalar]
♪ Bu şehrin bozuk yankısında Hep seni arıyorum ♪
[kapı çalar]
Seninkilere arkadaş olsun diye getirdim.
Leyla.
Dün seni ektiğim için özür dilerim.
Peki ya bugün?
Konuşalım demiştik, apar topar gittin.
Evet.
Öyle oldu.
İşim çıktı. Gitmem gerekiyordu.
Zeynep'le buluştuğunu biliyorum.
Bak, sana yalan söylemek istemiyorum.
Evet, Zeynep'leydim.
Ama durum sandığın gibi değil.
Gerçekten.
Tamam. Peki, bana yalan söylemek istemiyorsun.
Bugünü geçtim.
O zaman dün akşam nereye kaybolduğunu anlat.
Onu da söyleyemem.
-Bak, şu an buradayım işte. Bu yetmez mi? -Yetmez.
Tanıştığımız günden beri bana mesafelisin.
Sürekli bir şeyler gizliyorsun.
Sana ihtiyacım olduğunda yanımda yoksun.
Ben böyle bir ilişki istemiyorum.
-Eğer bana açık olmayacaksan... -Sana açık olmak istiyorum Leyla.
Anlat o zaman.
Bak.
Bilmen gereken tek bir şey var.
Seni seviyorum.
Yetmez Hakan.
Leyla?
Leyla.
Leyla, açar mısın kapıyı?
Leyla?
Leyla, en azından bir açıklama yapmama izin ver. Lütfen, Leyla.
[iç çeker]
İyi.
Kapıyı açıncaya kadar buradayım, bir yere gitmiyorum.
[Hakan] Leyla?
[Hakan inler]
[Hakan] Ne yaptın bana?
[Hakan soluk verir]
-[Hakan inilder] -[Mazhar] Kloroform.
Biraz başın ağrıyacak.
Ama bulunduğun bu durumda pek önemli değil.
Değil mi?
İyi akşamlar Metin Bey.
[Leyla] Anladım, tamam. Kusura bakmayın lütfen.
Ben hemen düzenleyip gönderiyorum. 15 dakika içerisinde elinizde olur.
Tanıştığımız ilk günden beri sana ısınamadım.
Ben sanki sana bayılıyorum Mazhar.
Hançer nerede?
Ne hançerinden bahsediyorsun?
Bana yalan söyleme.
Mazhar.
[Hakan] İlk günden beri ne istiyorsan yapıyorum.
Emirlerini yerine getiriyorum.
-Sana o gazeteciden bile bahsettim. -Bahsettin.
Bahsettin, evet. Bahsettin de ne oldu?
Verdiğin eksik bilgi yüzünden...
...Yasin yerine salak bir çocuğu öldürdüm.
Faysal Bey ile aramı bozdun.
Beni defetti.
Hangi salak çocuk?
Şu...
...kıvırcık saçlı.
Kimden bahsettiğimi biliyorsun
çünkü onu sen benim peşime taktın, değil mi?
Lan Emir'i mi öldürdün lan sen yoksa? Ha?
Emir'i mi öldürdün lan sen?
Lan geberteceğim seni Mazhar!
Öldüreceğim lan seni! Duydun mu beni?
Galiba Emir'di.
Evet.
Zavallı çocuk başına ne geldiğini bile anlamadı.
Teli boynuna geçirdiğimde...
...şaşkınlığını görmen lazımdı.
Balık gibi çırpınıyordu.
Öleceksin lan, ölecek! Elimden kurtulamayacaksın.
Çektirdiğin bütün acıların bedelini ödeteceğim!
-Canını fazla yakmadım, üzülme. -[nefes nefese]
Ama senin canını yakacağım.
Orası kesin!
Ben...
Burada kimin sözü geçer öğreneceksin Hakan Bey.
[Hakan nefes nefese]
[Kemal] Unutma evlat.
Ölümsüz'ü ancak hançerle öldürebilirsin.
Siktir.
Ha siktir!
[nefes nefese] Ha siktir!
Ne yaptım?
[histerik kahkaha]
[nefes nefese]
[Hakan nefes nefese]
Hakan?
Açıklayabilirim.
[jenerik müziği çalar]
Alt yazı çevirmeni: Burak Patan
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.