All language subtitles for The.Protector.2018.S01E07.Episode.7.720p.NF.WEB-DL.DDP5.1.x264-MZABI_tur

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino Download
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hmn Hmong
hu Hungarian Download
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian Download
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese Download
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

["Arayan Bulur" çalar]

[Hakan] Tepedeki kameraları görüyor musun?

[sinyal sesi]

[Hakan] Geri git, geri.

[x-ray cihazı öter]

[Zeynep] Girişte x-ray cihazı var.

[cihaz öter]

[Zeynep] Çantaları didik didik arıyorlar.

[Zeynep] İçeriye bir şey sokmak da çıkarmak da imkânsız.

Adamlar sokaklara, bahçelere, duvarlara,

odalara, her yere, ota boka bile kamera yerleştirmişler.

♪ Sonu gelince bir yolunu bulur Bana hiç acımaz ♪

[Hakan] Toplam dokuz güvenlik var.

[Zeynep] Müze kapanırken vardiya değişiyor ama sayı hiç azalmıyor.

[güvenlik 1] Beyefendi, çekim yapmak yasak.

[Hakan] Pardon.

♪ Kaçamıyorsan Kovalanmanın da cehennemi var ♪

♪ Arayan bulur ♪

♪ İnleyen ölür ♪

♪ Mevsim zaman ♪

[Kemal] Güvenlik odası?

[Zeynep] Güvenlik odasına şifreyle giriliyor.

İçeride ne olduğunu bilmiyoruz bile.

[güvenlik 2] Buyurun, ben yardımcı olayım.

[Hakan] Ee, biz...

Şey, lavaboya bakmıştık da.

Diğer kapıdan giriyorsunuz.

-Sağ olun. -[Zeynep] Teşekkürler.

Sistem odası.

-[Hakan] Ben bir lavaboya gideyim. -Aynen, şurada.

[müzik biter]

Peki ya hançer?

Hançer müzenin farklı bir odasında sergileniyor.

[Hakan] Ayrı bir oda.

Yani müzenin en korunaklı yerinde.

Diğer bütün eserler, hançer de dâhil olmak üzere

alarm sistemleriyle korunuyorlar.

Hançerin bulunduğu odada iki güvenlik kamerası iki de güvenlik var.

Ama adamların oradan ayrıldığını hiç görmedik.

İyi bir haberiniz var mı?

-Bence bu hançeri çalmak imkânsız. -[Kemal] İmkânsız diye bir şey yok Zeynep.

Bu hançeri oradan almanın bir yolunu mutlaka bulacağız.

İyi de manzara böyleyken nasıl olacak bu?

Benim bir planım var.

Sonra da konuştuğumuz yerde buluşup

vın!

Nasıl?

-Bu mu yani? -Bu.

Gece girip kabloları keseceğiz.

Sen ertesi gün teknik servis elemanı olarak

tekrar içeriye gireceksin.

[Zeynep] Babam dışarıda arabada bekleyecek.

Telsizler melsizler, bir sürü zamazingo...

Oo!

Ya sen bayağı film izliyorsun ya.

Daha iyi bir fikrin var galiba?

Hayır.

Sadece biraz aceleci davrandığımızı düşünüyorum.

Daha iyi bir plan yapmalıyız. Biraz daha araştırma yapmalıyız.

Mesela o güvenliklerin hepsi teker teker takip edilmeli.

Nerede yaşıyorlar? Nasıl yaşıyorlar? Zaafları neler?

Tabii canım. Bunlar çok önemli şeyler. Adam ne yer, ne içer?

Kuruyu pilav üstü mü yer, ayrı mı yer?

Karnıyarık sever mi? Pul biber döker mi?

-Bunlar önemli detaylar. -Zeynep.

O kadar vaktimiz yok kızım.

Daha hızlı bir çözüm bulmalıyız.

O zaman benim plana geri dönüyoruz?

O da çok riskli.

[Hakan] Of...

Ama başka çaremiz yok.

Ne?

Nasıl ya? Bu planı mı uygulayacağız?

Bence denemeye değer. O hançer olmadan Ölümsüz'ü öldüremez.

Ya daha doğru düzgün bir kaçış planı bile yok.

Tamam diyelim ki sen hançeri aldın. Tam olarak nereden kaçacaksın?

Ee...

Onu konuşacağız.

Duydun.

-Bugün tekrar gidelim mi müzeye? -[Zeynep] Hı...

Sanırım bu konuda bize yardımcı olabilecek biri var.

[hareketli müzik]

Ceylan.

Timur'un söylediğine göre müzenin her yerini karış karış biliyormuş.

O da Sadık Olanlardan.

Güzel.

Bir tane daha Sadık Olan.

Nerede buluruz bu Ceylan'ı?

[vapur düdüğü]

Tamam canım, tamam. Dışarıdayım şimdi. İzin aldım bugün.

[Hakan] Ararım ben seni. Görüşürüz.

Öpüyorum.

[Zeynep] Nasıl gidiyor Leyla'yla?

[Hakan] İyi, güzel.

Şimdi sen âşık mısın yani ona?

Hayırdır? Nereye varmaya çalışıyorsun?

-Hani sen Mazhar'ın peşindeydin? -[Hakan] Bir şey değişmedi ki.

He. Leyla arada çıtır çerez diyorsun yani.

Bana bak, onunla ilgili böyle konuşmanı istemiyorum.

Ya ben sana karışıyor muyum? Sen de bana karışma.

Ben ne yapmışım ya?

Faysal Bey niye sana bu kadar yakınlaştı?

Çünkü bana iş teklif etti.

Ben de Mazhar'a daha yakın olabilmek için kabul ettim ama biraz geç kalmışım.

Hepsi bu yani?

Evet.

Çünkü ben senin gibi değilim.

Ben gerçekten Mazhar'a yakın olmaya çalışıyorum.

Neyse şu herifi ortadan kaldıralım da.

Ondan sonra sen yoluna, ben yoluma.

-Umarım. -[Hakan] Umarım.

[Hakan] Ben soracağım.

-Selamünaleyküm dayı. -Aleykümselam.

Ceylan diye birini arıyoruz. Tanıyor musun?

Şu iç çamaşırı satan yerde.

-Şu kız mı? -Evet.

Eyvallah.

[Ceylan] İkizlere takke!

Gel ablam gel!

Toptancıyım ben, toptancıyım.

Ne bakıyorsun? Gelsene hödük!

-Gerçekten mi ya? -[Ceylan] Gel ablam gel!

[Zeynep iç çeker]

Siz Sadık Olanlar, çok iyi kamufle oluyorsunuz bu hayata.

-Ne çirkef insanlarsınız ya! -[Hakan] Ceylan?

["Kendine Sakla" çalar]

-[Zeynep] Ne oluyor ya? -Kız! Kaçma gel.

[Hakan] Kız, kaçma!

Gel buraya!

[satıcı] Ne yapıyorsun sen?

[Hakan] Gel buraya!

♪ Eden hep bulur Yılan olur ayağına dolanır ♪

♪ Keser döner sap döner Gül kokan haremine karabasan çöker ♪

Limon!

♪ Sana senin dünyandan sesleniyorum ♪

[Hakan] Çekil!

♪ Bana benim dünyamdan bakıyorsun Görmemen imkânsız ♪

♪ Sana senin dünyandan sesleniyorum ♪

Ceylan, dur! Kaçma Ceylan!

♪ Bana benim dünyamdan bakıyorsun Görmemen imkânsız ♪

♪ Her gezgin parazit taşır ♪ Demleye demleye dağları aşar ♪

[Hakan] Arka taraftan dolaş!

♪ Ruhunda kopan fırtına yol açar Asalaklar uçuruma düşer ♪

♪ Zaman blöf makinesi İnsan şansıyla flört fakiri ♪

♪ Hırsın hayatla ödenen bedeli Gördüğün rüyanın tabiri ♪

♪ Sana senin dünyandan sesleniyorum Duymaman imkânsız ♪

♪ Bana benim dünyamdan bakıyorsun Görmemen imkânsız ♪

[Hakan] Kız, gel buraya!

[Hakan] Dur!

-[Ceylan] İmdat! -[Hakan] Zarar vermeyeceğiz sana.

[Zeynep] Ya sus.

[Hakan] Ablacığım, yok bir şey.

Ailevi mesele. Bak senin de çocuğun var. Anlarsın hâlden. Hadi iyi günler.

Bağırma!

Tamam, bağırma. Zarar vermeyeceğiz sana. Tamam mı?

-[Ceylan] Hıhı. -Tamam.

İmdat!

-[Hakan] Hayda! Kız, sus! Sus! -[Zeynep] Dur ya! Dur!

Sakin.

-Sakin. Tamam mı? -[Ceylan boğazını temizler]

Nasıl bir manyak çıktın ya!

Bağırma, tamam mı?

[Ceylan] Hıhı.

[nefes nefese] Abiciğim,

siz beni tutsanız

böyle baş aşağı silkeleseniz benden bir lira 25 kuruş düşecek.

-Hayda! -O da simit param.

Kızım, biz senin paranı istemiyoruz. Bir şeyler soracağız sana.

Yanık Kadir göndermedi mi sizi?

-[Zeynep] O kim ya? -Yanık Kadir kim ya?

O zaman Çamur Melahat gönderdi.

Kemal gönderdi bizi, Kemal!

Ay! Testere Kemal gönderdi!

Ya dur, bir sakin ol! Kemal benim babam.

Eczacı Kemal.

[Ceylan] Hı.

Geçen ağrı kesici alıyorken öyle iki üç tane kolonya şey yaptım, cebime attım.

-Ondan eczacı diyorsun. Anladım. -[Zeynep] Ay vallaha bıktım.

Ama ayıp. Yuh!

İki üç küçük kolonya için

kavgaya gürültüye bakın ya! Neyse tamam, ödeyeceğim parasını.

-Bir şey demiyorum! Ben... -Kızım susmayacak mısın sen ya! Aa!

Ben de Sadık Olanlardanım, senin gibi.

İyi.

-Oldu mu? -Bu yakışıklı abim?

[Ceylan] Bu ne lan?

Oha! Çok iyi. Bunu nerede yaptırdın?

[Hakan güler]

Kızım, Muhafız dövmesi o. Bu yakışıklı abin Muhafız.

Yemin et!

Vallaha.

Oha! Bakayım bir daha.

-Hadi. Sana soracaklarımız var. Gel. -[Ceylan] Gerçek.

[Ceylan] Tabii ki. İstediğinizi sorabilirsiniz.

Vallaha,

hançeri müzeye babam koydu.

Güvenlikti orada.

Sonra başka bir hançer vardı.

Gitti onu tılsımlı olanla değiştirdi.

Yani bir nevi hokus pokus gibi bir şey. Çaktınız?

Bunca zaman kimse fark etmemiş mi bunu?

Yok be. Hepsi salağın önde gideni.

Al, Kanuni'nin resmi diye

şu güzel amcamın resmini assanız bak belki üç ay sonra fark ederler.

Belki...

Peki...

Baban, o nerede şimdi?

Sizlere ömür.

-Ölümsüz'ün işi mi? -[Ceylan] Yok be.

Öyle bir gece sarhoş kafa Boğaz'da giderken denize düşmüş.

Başın sağ olsun.

[Ceylan] Yani...

Alıştım artık yani. Siz de çok şey yapmayın öyle. Hayat işte.

Ne yapacaksın...

Sen çok güçlü bir kadın olacaksın.

Vallaha senin gibi olsam yeter.

Bir şey diyeceğim. Mahallede lazım oluyor.

İki üç numara öğretirsin, değil mi şu güzel kardeşine?

Hallederiz.

Bak Ceylan.

[Kemal] Hakan'ın son Ölümsüz'ü bulup öldürmesi gerekiyor.

Size nasıl yardımcı olabilirim?

[Hakan] Bak şimdi.

Biz,

müzeye girip hançeri almak için bir plan yaptık.

Yani içeri girebiliyoruz.

Ama dışarıya...

...çıkamıyoruz, o yüzden...

...bir kaçış planına ihtiyacımız var.

Biliyor musun? Babam demişti, bir gün birilerine lazım olacak bu diye.

[Ceylan] Al.

Ne bu?

[Ceylan] Aç, bak içine.

Burayı mı?

-Çıkar. Çevir çevir. -[Hakan] He.

[Kemal] Bu ne?

Çatıya açılan kapının şifresi o.

Arapça yazıyor, ben...

Ne bu?

Arapça değil, bu Osmanlıca.

Ee? Ne diyor?

2357. Şifre.

2357.

Vallaha çatıdan nasıl kaçılıyorsa orasını bilemiyorum.

Bir şey diyeceğim, uçabiliyor musun?

Uçabiliyor mu bu?

[Faysal] Evet, nedir onun tarihleri?

Tamam, uygundur.

Evet, Leyla Hanım.

Faysal Bey.

Ayasofya'da neler oluyor?

Çalışmalar bütün hızıyla devam ediyor.

Eğer bir aksilik olmazsa öngördüğümüz tarihte projeyi bitirmiş olacağız.

Sende bir değişiklik mi var yoksa bana mı öyle geliyor?

Yani...

Nasıl bir değişiklik?

Uzun zamandır güldüğünü görmüyorum da.

Yoksa...

...aşk kapıyı mı çaldı?

Henüz çok yeni.

Aşksa...

...biraz iddialı bir kelime.

Çok güzel.

Kim peki bu şanslı adam? Tanıyor muyuz?

[Mazhar] Hakan Bey.

Bir süredir Leyla Hanım'la gizlice görüşüyorlar.

Ben sana sorduğumu hatırlamıyorum.

-Sadece... -Sadece ne?

Sen sadece sana sorduğum soruların cevabını verirsin.

Haddini aşma.

Şirket içinde bu tür ilişkiler dinamikleri değiştiriyor, hatırlarsanız.

-[Mazhar] Onaylamayacağınızı... -Neyi onaylamayacağımı düşünüyorsun?

Bir daha böyle bir terbiyesizlik istemiyorum.

[müzik kutusu çalışır]

["Biraz Olsun" çalar]

-Sevdin mi burayı? -Bayağı güzelmiş.

Ha şeyi söyleyeceğim. Sen bana söz vermiştin hani?

Birkaç numara gösterecektin?

İyi, hadi at bakalım bir yumruk.

Atıyorum.

[Zeynep] Nasıl? Bu güzel miydi mesela?

Güzeldi ama... [öksürür]

...bunlar bizim mahallede çok işlemiyor. Niye? Çünkü adamlar "pıçak" çekiyorlar.

Allah Allah!

İyi hadi çek bakalım "pıçağını." Ne oluyor bir görelim.

[belli belirsiz bağırışlar]

[soluk verir]

[nefes nefese]

İyi, sana biri "pıçak" çektiğinde

-böyle yaparsın sen de. -[Hakan] Ah!

Böyle dövüşmeyi nasıl öğrendin?

[Zeynep] Annem öldüğü zaman

babam bana bir keman almıştı.

Herhâlde müzik iyi gelir diye düşündü.

Sonra ben o kemanı aldım, duvara vura vura parçaladım.

O da ertesi gün beni judoya yazdırdı.

Oo! Günaydın.

Selam.

Oh!

[Zeynep] Babamla konuştum.

Bu gece başlıyoruz.

Güzel. Yarın bitiriyoruz o zaman?

-[Zeynep] Hıhı. -Yarın sen de geliyorsun.

Hadi be! Ne yapacağım?

En iyi yaptığın şeyi.

[telefon çalar]

Mazhar arıyor.

-[Leyla] Bütün raporları inceledik mi? -[Banu] Evet.

Tamam, o zaman avukatlara gönderebiliriz.

Tamamdır Leyla Hanım.

Ben birazdan odanıza geleyim, orada devam edelim.

Tamamdır, teşekkürler.

-[Hakan] Leyla Hanım. -Hakan Bey.

"Bugün gelmeyeceğim." demiştiniz.

Mazhar Bey çağırdılar.

Neden?

Bilmiyorum. Bir şey konuşmak istiyormuş.

Bence seni kendisine rakip olarak görüyor. Dikkatli ol.

Rakip mi?

Daha kaç gün oldu işe başlayalı? Ne rakibi?

Faysal Bey'in insanları değerlendirme tarzı biraz farklıdır.

Sanırım yeni Güvenlik Şefi olarak seni düşünüyor.

Ciddi mi söylüyorsun?

Yani baksana.

Nereye gitse yanında seni götürüyor.

Mazhar'ı yavaş yavaş kendisinden uzaklaştırıyor.

[Hakan] Hım.

Hele bugün olanları görseydin ne demek istediğimi anlardın.

Ne oldu?

Mazhar geliyor. Sonra konuşalım mı?

-[Hakan] Mazhar Bey. -Hakan Bey.

-Gidiyoruz. -[Hakan] Nereye gidiyoruz efendim?

Biraz temiz hava alalım.

[Leyla] Akşam buluşalım mı?

-Akşam arkadaşlara sözüm var. -[Leyla] Yarın?

Yarın olur.

[silahı hazırlar]

Daha önce ateş ettin mi?

Kurusıkı.

-Düğün konvoyunda yani. -Hayır, mahalle kavgasında.

Korkutmak için.

Buyur.

Hedef orada.

[Mazhar] Şu ortadakine at bakalım.

[ateş eder]

Tekrar.

[Mazhar] Tekrar.

[ateş eder]

[gök gürültüsü]

Faysal Bey sana niye bu kadar güveniyor?

Onu ona sorman lazım.

Çünkü sende bir ışık gördüğünü söyledi.

Faysal Bey önemli bir iş adamı.

Hislerine güvenmeliyiz.

Ben sadece kendi hislerime güveniyorum.

Sen neyin peşindesin?

[Mazhar] Siz ikiniz, Leyla ve sen.

Benim ayağımı mı kaydırmaya çalışıyorsunuz?

Yok öyle bir şey.

Benim yerimde gözün varsa beni öldürmek zorundasın.

Bunu yapabileceğine inanıyor musun?

[gök gürültüsü]

Benim kimsenin yerinde gözüm falan yok.

Sadece kendi yolumdan gidiyorum.

[gök gürültüsü]

Sen neredesin ya? Nerede kaldın?

Mazhar'la atış talimi yaptık. Hadi çıkmamız lazım. Hazır mısın?

[Zeynep] Ben her zaman hazırım canım benim.

[Hakan] Hadi ya? Gel bakayım.

[Hakan] Özlemişim be.

[Zeynep] Ne?

Yok, bir şey yok.

[Zeynep soluk verir]

[Hakan] Sessiz ol, aşağıda.

Bizim şu tarafa gitmemiz lazım. Kontrol paneli orada.

[Hakan] Ya bekleyelim. Birazdan girerler içeri.

Ya içeridekiler dışarı çıkarsa ne yapacağız?

[Hakan] Şu an tartışmanın zamanı değil. Bekleyeceğiz.

Hakan, bana artistlik yapmayı kes.

[Zeynep] Siktir.

[nefes nefese]

[Zeynep] Hakan.

Sen beni daha hiç tanımıyorsun. Anladın mı? Beni dinlemek zorundasın.

Burada benim canımı sıkamazsın.

Tamam, anladık. Sert kızsın. Ayrıca seni de çok iyi tanıyorum.

Nereden tanıyorsun beni? Ha?

Anlatsana biraz.

Ben söyleyeyim mi?

Beni hiç tanımıyorsun, hiç! Hakkımda hiçbir şey bilmiyorsun.

Bu takındığın sert kız havaları var ya, bunlar sadece senin zırhın.

Öfkenden duvarlar örmüşsün kendine. Herkesle, her şeyle kavga ediyorsun.

Kavga ediyorsun, kazandıkça da güçlü hissediyorsun.

-[Zeynep] Hıhı. -Ama haberin yok.

İçinde küçük gözü yaşlı bir kız çocuğu var.

Onu ben görüyorum.

-İşimize dönelim mi? -Bir zahmet.

[Zeynep] Eyvallah.

[Hakan] Ah!

[sifon sesi]

[tuş sesleri]

[kapı kapanır]

[Zeynep] Çabuk çabuk! Gel gel!

Hangisi?

[Zeynep] Yedi ve sekiz.

[sinyal sesi]

[Hakan] Hadi.

Kulaklığı test edelim mi?

Doktor, sabahtan beri test ediyoruz. Çalışıyor işte.

Hakan, bak. Ters giden bir şey olursa...

Doktor, hiçbir şey ters gitmeyecek. Gideceğim, alacağım hançeri.

Ya sen de biraz sakin ol. Beni de geriyorsun.

Yani olur da bir şeyler ters giderse diye diyorum.

Bak, ne olursa olsun önemli olan sensin.

Önemli olan senin hançeri alman.

[Kemal] Böylece Ölümsüz'ü öldüreceksin.

Eyvallah.

[Hakan] Merhabalar.

-Alarm sistemlerindeki arıza için geldim. -Hoş geldiniz.

-Beklediğimizden erken geldiniz. [Hakan] Aynen, biraz öyle oldu. Yol boştu.

-[Hakan] Hadi. -Buyurun. Sistemimiz güvenlik odasında.

İlk defa böyle büyük bir sorun verdi. Biz de anlayamadık.

-[Hakan] Şimdi hallederiz. -Buyurun.

[tuş sesleri]

-[Tayfun] Gerçekten. -Tayfun?

-[Tayfun] Ha? -Bu arkadaş teknik servisten.

Yardımcı olursunuz.

-Selamünaleyküm. -[Tayfun] Aleykümselam.

Ne yapıyorsun, ne ediyorsun bilmiyorum. İstiyorsan seni server odasına götürelim.

Yok, ben önce bir burayı kontrol edeyim. Sonra bakarız.

Tamam, sen bilirsin. Kafana göre takıl. Ne de olsa ustanın işine karışılmaz.

-[Tayfun] Değil mi Neco? -[Neco] Aynen abi.

[Neco] Çay içer misin abi?

Kardeş, vallaha iyi olur. Alırım bir tane.

Of of!

Oğlum, bu ne lan!

Abi, hatun taş gibi yemin ediyorum. Var ya...

Var ya bununla yataktan bir hafta çıkmayacaksın oğlum.

Bir hafta yataktan çıkmayacaksın lan!

Lan yengen duymasın ha!

Ne oluyor lan?

[Hakan] Doktor.

İçerideyim, güvenlik odasında. Adamları hallettim.

[Kemal] Aferin evlat. İyi gidiyorsun.

-Bağlantıyı açıyorum şu an. -Tamam.

[Kemal] Ben de bağlanıyorum.

Tamam, görüntüler gelmeye başladı.

-[Kemal] Sen sisteme virüsü yükle. -Anlaşıldı.

[Kemal] Ben seni buradan takip ediyorum.

Her şey yolunda mı acaba?

Ben bir panik havası göremiyorum.

Sen hazır ol.

Biz de birazdan başlayacağız.

Şimdi, virüsü aktive ettiğin an tüm kamera ve alarm sistemi devre dışı kalacak.

Tamam, Doktor. Ben hazırım.

Hazırsan başlat evlat.

Telefonum! Telefonum yok!

-Daha şimdi buradaydı. -[güvenlik] Emin misiniz?

-[Zeynep] Evet, eminim. Telefonum yok. -Sakin olun.

Benim de yok.

Benim de yok. Cebime koymuştum.

Ya lütfen hemen gidin, bir şey yapın.

Ya orada gidiyor. Ya bir şey yapın!

[güvenlik] Gel buraya! Dur!

-Gel buraya, kaçma! -[Zeynep] Yakalayın!

[Ceylan] Abi bir şey diyeceğim. Kolum acıyor. Bir şey söylüyorum!

-Çantasını arayın. Bu çaldı. -[Ceylan] Ben bir şey yapmadım!

Özel hayatın gizliliğini ihlal ediyorsun!

[Ceylan] Ya bir bırakır mısın?

-[güvenlik] Bunlar ne? -[Ceylan] Kim koydu lan bunları buraya?

Kahretsin!

[alarm çalar]

-[Ceylan] Ne diyorsun ablacığım sen ya? -Ben şikâyetçiyim.

-Bunu böyle bırakmam! -[Ceylan] Bir şey söyleyeceğim!

-[Zeynep] Yürü, geç. -[Ceylan] Ya ayıp ya! Ayıp ayıp!

[Ceylan] Rezilliğe bak! Babam hapiste!

-[güvenlik] Beyefendi! -[Ceylan] Gerçekten!

[Ceylan] Ama ayıp!

[alarm sesi yükselir]

[ateş eder]

[çığlıklar]

[ateş eder]

Yetti artık!

[Kemal] Yaşamak istemiyorum!

Kimse yaklaşmasın!

Kimseye zarar vermek istemiyorum! Yaklaşmayın!

[Tayfun] Lan oğlum, yakalasanıza adamı! Yakalasanıza!

[ateş eder] Kimse yaklaşmasın!

Yaklaşmayın!

[ateş eder]

-[Kemal] Kendimi öldüreceğim! Durun! -Doktor, ne yaptın sen!

[Kemal] Uzak durun! Ateş ederim!

Yaklaşmayın!

[ateş eder]

Siktir.

[güvenlik] Burada! Burada!

Dur, kımıldama!

Oğlum, adam uçtu resmen ya! Onca mermi nereye gitti?

[Tayfun] Adam otoparka doğru gitti.

Kesin bir şey oldu ya.

-Hakan! Hakan, ne oldu? -[Hakan nefes nefese]

Ne oldu?

Bir şey söyle. Babamı içeri girerken gördüm.

Ne oldu? İyi mi?

Her şeyi hançeri almam için yaptı.

Benim içeri gitmem lazım.

Zeynep, saçmalama! Her yer polis kaynıyor!

Ya öldü mü kaldı mı bilmiyoruz! Onu böyle bırakamam burada!

Zeynep, gidemezsin dedim! Kendini tehlikeye atmana izin veremem.

-Hakan, bırak beni ya. -Yapacak bir şeyimiz yok.

-Hakan, lütfen. -[Hakan] Gitmeliyiz şu an.

Polisler geliyor.

İçeride göz göze geldik.

Bana öyle bir baktı ki...

Sanki bir daha görüşmeyecekmişiz gibi.

Bak, Doktor akıllı bir adam.

Yani bir yolunu bulup temize çıkarır kendini.

Annem ölmeden önce biz hiç iyi anlaşamıyorduk babamla, biliyor musun?

Sürekli böyle kavga, gürültü, bağırış, çağırış...

Her gün kıyamet kopardı.

Ama annem vardı.

O bizi bir arada tutardı hep, zavallım.

Babamla aynı duvara tutunan sarmaşıklar gibiydik.

Sonra annem öldü.

Ne yapacağımızı şaşırdık.

Bocaladık.

Kaybolduk.

Ama sonunda birbirimize sarılmayı öğrendik.

Hakan, ben hiç hazır değilim buna ya.

Ben babam olmadan ne yapacağım?

["Arı Maya" çalar]

Geç mi kaldı?

Bu en iyi ihtimal. Sanırım hiç gelmeyecek.

Bu çocuğa biraz beyefendilik öğretmek gerekiyor sanırım.

Ama geçerli bir sebebi vardır herhâlde.

Ben ulaşamadım. Telefonu kapalı.

Kapalı telefonlar...

Nefret ederim.

Ama açıklarından daha çok nefret ederim.

Bana eşlik etmek ister misin?

[Faysal] Teşekkür ederim.

Evet, hadi.

Düşünme artık.

Kusura bakmayın, sizin de keyfinizi kaçırdım.

Rica ederim.

Anlat bakalım, neler oluyor?

FED raporları açıklandı. Hatta bugün size mail olarak...

Cık cık. Hayır.

Bırak şimdi bunları. Bunları konuşmak istemiyorum.

Neler oluyor?

Annen nasıl mesela?

Annem aynı.

Yaşıyor işte. Yani buna yaşamak denirse. Bilmiyorum.

Sen elinden geleni yapıyorsun gördüğüm kadarıyla.

Ve değiştiremeyeceğin şeyler için kendini üzme.

Bu senin hatan değil.

Aslında benim hatamdı.

Bizim kaza yaptığımız gece arabayı ben kullanıyordum.

Bak, Doktor bir şekilde çıkacak oradan.

Bir yolunu bulacak.

O bulamazsa biz bulacağız. Kaçırırız onu kaçırır!

Ama sen yeter ki güçlü ol, tamam mı?

Ya ne oldu o kıza, ha?

Ne oldu o güçlü kadına? Dünyaya meydan okuyan, herkesin anasını ağlatan...

Ya bırak ben artık güçlü filan olmak istemiyorum ya!

Kolay mı sanıyorsun ya!

Her canın yandığında susup oturmak,

kendini tutmak, bağırıp çağırmamak kolay mı?

Değil.

Değil. Kolay olmadığını ben de biliyorum.

Hiç kolay değil hem de.

Ama bana inan.

Bugünler de geçecek.

-Çıkacak Doktor. -Ya bırak Hakan ya.

Söylediğine sen bile inanmıyorsun.

Babamı asla bırakmayacaklar. Bunu biliyorsun.

[Faysal] Aslında biraz benziyoruz seninle. Biliyor musun?

Ben de Rüya'dan sonra hep kendimi suçladım.

Benim yüzümden dedim.

Ama...

İnan bana, gerçekten bunların sonu yok.

Kendini boş yere üzme, lütfen.

Sizinki de mi araba kazasıydı?

Yok, hayır. Ee...

Rüya bir saldırıya uğradı.

Bıçakla.

Ve ben onu koruyamadım.

"Bütün mutlu aileler birbirlerine benzerler.

Mutsuz ailelerinse her birinin hikâyesi başkadır."

demiş Tolstoy.

Mutlu ailelere o zaman.

Mutsuzlara da.

Ben Hakan konusunda acele ettim.

[Faysal] Leyla, lütfen. Tamam, düşünme artık.

Eminim,

geçerli bir mazereti vardır.

Ben bir daha hata yapmak istemiyorum.

Hata yap.

Hata yap.

Bir değil, birden fazla hata yap.

Hata yaptıkça büyüyeceksin.

Ve bir gün gelecek,

o tecrübe denilen şeyin bütün bu hataların toplamı olduğunu anlayacaksın.

Yoksa sen bana mı kızgınsın Doktor'u içeride yalnız bıraktım diye?

Ya sen hâlâ hiçbir şeyin farkında değilsin, değil mi?

Ne kadar önemli olduğunun farkında değilsin!

Babam yapması gerekeni yaptı ve ben onunla gurur duyuyorum.

Sen de duyacaksın!

Babam için,

yitirdiğimiz herkes için o Ölümsüz'ün kalbine hançeri saplayacaksın Hakan!

Bunu yapacaksın!

[Hakan] Tamam.

Tamam.

Tamam.

Tamam.

Söz veriyorum.

Yaşadığımız bütün acıların intikamını alacağım.

Tamam.

Ağlama.

[jenerik müziği çalar]

Alt yazı çevirmeni: Burak Patan

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.