Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Ne zaman?
Bugün.
Peki, bugün ne zaman?
Lütfen. Ona anlatacağım.
Nasıl gidiyor çocuklar?
İyiyiz. Gayet iyi.
Sürpriz yapmak istememiştim.
Şaşırmadık zaten efendim.
Christian, bana "efendim" demeyi kesmen mümkün mü?
"Efendim" dedikçe kendimi yaşlı hissediyorum.
Bir anlaşmamız olduğunu sanıyordum.
Baba, normal insan gibi oturuyoruz.
Bak tatlım, size zorluk çıkarmak istemiyorum...
...fakat bu konuyu konuşmuştuk, hatırlıyor musun?
Teknik olarak, hâlen benim çatım altındasınız...
...ve siz ikiniz buradayken kendimi rahat hissetmiyorum...
Bir saniye. Bu geminin ne kadar büyük olduğunu gördün mü?
Eğer aklından geçen şeyi yapmak istesek, bunun için...
...milyonlarca yer olduğunu hiç düşünmedin mi?
Jennifer, tüm söylemek istediğim...
Hayır. Korumacı tavırların yetti artık. Gerçekten.
Seninleyken de böyle mi?
- Üzgünüm. - Hayır, affedersiniz.
Mutfağı arıyordum da...
Sanırım konukların girmesi yasak.
O kadar kuralcı biri değilimdir.
- Ne kadar sessiz bir lobi değil mi? - Evet.
Buraya ilk defa mı geliyorsun?
Öyleyse turu kaçırdın?
Ancak biz gemiye binerken buraya girmiş olmalısın. Değil mi?
Şu kapı servis koridoruna çıkıyor. Sola dön, en sonunda çıkışı bulursun.
Merhaba, benim.
Beni arayabilir misin? Lütfen?
Aslında yalvarıyorum, değil mi?
Bu gece arayabilir misin?
Eski günlerin hatırına.
Güle güle.
Bebeğim, bebeğim...
İçeride kalmalıydın. Anlaşmamız böyleydi.
TV çalışmıyor. Çok sıkıldım. Neredeyse delirecektim.
Gel buraya, gel buraya.
Şöyle geç.
Sorun şu ki Elena...
...bu yüzden işimden olabilirdim, anlıyor musun? - Minnettar olmadığımı sanma Valentin.
Ben...Çok sıkıldım.
- Aç mısın? Acıkmış olmalısın. - Açlıktan ölüyorum.
Peki Elena, dinle.
Bana bak. Bir daha dışarı çıkmayacağına söz ver.
Okyanuslar daima yeniden doğuşun beşiği olmuştur.
Bu sularda, insanların görülmeye başlamasından bu yana.
...denize yeni bir şans gözüyle baktık.
Poseidon su tanrısıydı.
Okyanusun üzerine mercan ve mücevherlerden evini inşa etti.
Yeni bir yılın doğuşunu kutlamanın, bunu,
...ihtiyar dostumuzun sırtlamış olmasından daha iyi yolu var mıdır?
Belki de hepiniz yeni yılda ve gelecek yıllarda...
...çok güzel seyahatler geçirirsiniz.
Bayanlar ve baylar, Emsâlsiz güzellik Gloria!
- Beş bin. - Beş bin dendi.
Kahretsin evlat.
Elinde iyi koz var galiba
- Tatlım. - Evet efendim.
Şanslı Larry'den bana bir içecek getirebilir misin? Martini. Tamam mı bebek?
- Bu gece suya kan karışmış. - Beş bin oynandı efendim.
Bence o kapta bir yılda kazandığımdan daha çok para var.
Beş, ve 10.
On beş oynandı.
Hayatımın en mutlu anı meteliksiz kaldığım zamanlardır.
20 yapalım.
Hadi 20'ye arttıralım, ve hadi 40'a arttıralım.
Belediye Başkanlığını mı özlüyorsun?
Sen kazanır mıydın?
Kırktan yüksek söylemelisiniz efendim.
Çok iyi gidiyor.
- Baba. Biz alt kata iniyoruz. - Merhaba tatlım. İyi eğlenceler.
- Jen. - Ne?
Hadi.
Göründüğünün farkındasın.
İkizler mi? Baba!
Acaba, diyorum ki? Bir düğme daha, lütfen?
Demek elinde iki beşlik var, baba?
Tanrım.
Tüm paramı basıyorum
Katlayacağım.
- Evlat, iyi misin? - Evet, özür dilerim.
- Bunun ne kadar olduğunu biliyor musun? - Bilmem, ne kadar ödedin buna?
Oyuncağınla meşguldün ve
...o taşlar birden önüne fırladı. - Nereye gittiğime bakmıyordum.
Hadi tatlım, gidiyoruz.
- Olanlar için üzgünüm. - Sorun değil.
Bil bakalım ne oldu? Arkadaşın Kaptan yeni yıl borusuna senin üflemeni istedi.
İmkânı yok! Anne?
Git. Conor?
Teşekkürler, üzgünüm, güle güle!
- Harika çocuk. - Evet öyle. Hâlâ beni şaşırtıyor, gerçekten.
Peki Kaptan'ın masası? Yıl Başı Gecesi'ni geçirmek için çok hoş bir yer.
Kocanız...?
- Çok mu çalışıyor? - Ne?
Bir koca varlığından emin olma çabası. Sanırım evlilik parmağımın çoktan...
...ikinci bir denemeye hazır olup olmadığını öğrenmeye çalışıyorsun değil mi?
Genelde bundan daha iyi sonuç veriyor, evet.
Normalde bu seyahat gemilerinde senin gibi ümitsiz bekâr bir kadının...
...tek ümidi bir erkekle tanışmaktır ve eminim hesabı tutturamıyorsundur.
Bu bahsettiğin bir teşekkürle sonuçlanmaz, değil mi?
Maggie James.
Dylan.
- Ne yapıyorsunuz Bay Dylan? - İlk ad.
Şey, bazıları içkiyi fazla kaçırır...
...ve eşleri ya da kocalarıyla kavga ederler...
...sonra gelip çılgınca taşlardan almaya başlarlar.
Her gece, fakat özellikle bu gece.
Onların parasını alırım ki tüm yaptığım bu.
Profesyonelce.
Seksi bir iş olmalı?
Güvenilir. Değil miydi?
Tanıştığımıza sevindim, ilk adı Dylan.
Hadi. İşte böyle.
Karar verdiniz mi efendim?
1988 Romanée-Conti alalım, lütfen.
Çok iyi tercih efendim.
- Nelson... - Benim zevkim.
Bir şişesi tam beş-bin-dolar.
Gününü gün et dostum.
Gününü gün et.
İş krizi yoktu.
Nasıl yani?
Üzgünüm, yalan söyledim.
Görünüşe göre...
...Londra'daki gemiyi gerçekten özleyen tek kişi bendim.
Biriyle tanıştı.
Beni incitmek istemedi.
Başına bunların gelebileceğini asla düşünmedi.
Eminim bu şarkının tamamını biliyorsunuzdur, bu yüzden söylememe gerek yok.
Sanırım biraz hava alacağım.
Ve sonra biraz da şarap içerim.
Kadeh kadeh şarap.
Sessiz. Sessiz.
Baylar, sessiz olun.
Şunu hissediyor musunuz?
Yanlış bir şey var.
Başlıyoruz!
On! Dokuz! Sekiz! Yedi!
Altı! Beş! Dört! Üç! İki! Bir!
Mutlu Yıllar!
Mutlu Yıllar!
Mutlu Yıllar!
Mutlu Yıllar!
Yeni mesajınız yok.
Hayır.
Olamaz.
Sancak tarafına güç verin! Sancak motorları, tam gaz geriye!
- Sancak motorları, tam gaz geriye! - Anlamıştım! Anlamıştım! Hadi.
Dön. Dön!
Dönsene!
Hadi. Hadisene. Hadi!
- Pruva roketleri! - Sancaklara tam gaz!
Genel uyarı sireni.
Bütün mürettebat, derhal acil durum istasyonuna rapor verin.
Bu bir tatbikat değildir. Tüm yolcular, şiddetli sarsılmaya karşı hazırlıklı olsun.
Orada kal. Geliyorum bebeğim!
Kal orada! Beni bekle!
Yangın, sağlık ve güvenlik ekipleri, hemen toplanma merkezine gelin.
Bu bir tatbikat değildir.
Yardım edin!
Sakin olun!
Conor?
Tanrım.
Conor!
Chris.
Christian.
Christian!
İyi misin?
Bacaklarım sıkıştı.
Hadi.
Yardım edin. Kimse yok mu? Lütfen, lütfen.
Lütfen, yardım edin. Bunu tek başına kaldıramıyorum.
- Lütfen yardım edin. Lütfen. - Peki.
Üç deyince.
Bir, iki, üç.
Tekrar. Bir, iki, üç.
Conor!
Millet, sakin olun. Sakin olun.
Hanımefendi. İşte Orada.
Yardıma ihtiyacımız var.
Kenarlardan destek al! Dikkatli ol!
- Şu tarafı tut. - Tamam.
- Conor! - Gel buraya. Diğer tarafından tut.
Bir şeyin yok!
- Adı Conor mı? - Evet.
Pekâlâ Conor, bu perdeye zıplamanı istiyorum.
Ne yapıyorsun?
İtfaiyecilik yaptım. Onu sağ sâlim aşağı indireceğiz.
Bir şey olmayacak Conor. Hadi evlat.
Zıpla! Şimdi!
Tatlım.
Her şey yolunda.
Kaldırın şunu.
Kaldırmak için bir şeye ihtiyacımız var.
Hayır.
Ben giderim.
Ortalık ceset kaynıyor.
- Bebeğim, burada kal. - Buradayım.
- Benimle kal. - Her şey düzelecek.
Tam olarak ne olduğundan emin değiliz, fakat en iyi tahminimiz...
...dev dalga tarafından vurulduk.
Ender rastlanır. Tahmin edilemezler. Ve öldürücüdürler.
Ve iyi haber.
Gemi çarptığı anda...
...acil GPS yer bulucu fenerleri devreye girdi...
...ve biz, en fazla, birkaç saat içinde kurtulacağız.
- Batıyor muyuz? - Nasıl çıkacağız?
Lütfen. Kendinize bir iyilik yapın.
Yetkililerin talimatlarına kulak verin ve sakin olun.
Bu oda gemiyi yukarı çıkaran dev bir hava kabarcığı.
Bir kere bu bölme kapıları mühürlendi...
...gaz kaçağı, yangın ve taşma konusunda güvendeyiz.
Emniyette olacağız.
Ne yapıyorsun?
Buradan çıkıyorum.
Nereye gidiyorsun?
Yukarı çıkıyorum. Ve dışarı, tabanın öbür tarafına.
Bekle. Geminin tabanına nasıl çıkacaksın?
Tüm çıkışlar mühürlenmiş.
Gece kulübündeydi.
Orada birkaç mürettebat var. Eminim bununla ilgileniyorlardır.
Emin misin? Onlara ulaşamıyorsun, değil mi? Peki ya öldülerse?
O zaman senin kızın da ölür, ve bu odayı terk etmenin bir faydası olmayacaktır.
Buradaki insanların yarısının gemide bir yerlerde aileleri var.
Felaket senaryolarını bilirsin.
Millet gemide birbirini aramak için tırmanmaya başlayıp...
...öldürülecekler. - Oraya nasıl çıkarım kaptan?
- Üzgünüm, ama burada kalmalısınız. - Nasıl...?
- Balo salonunu terk edemezsiniz. - Pardon?
Yetkim dahilinde sizi burada kalmaya zorlamalıyım.
Kaptan, seçme şansınız olmadığını anlıyorum.
Hasta ve yaralı insanlar var. Onlarla kalmalısınız.
Fakat ben kızımı bulacağım...
...ve bir an bile beni durdurabileceğini düşünme.
Dylan. Ona ne söyledin?
Anne, geminin tabandaki deliklerde pervanelere giden bir delik varmış.
Bu şekilde çıkamazsın tatlım. Lütfen çıkamayacağını söyler misin?
Lütfen beni ve annemi de çıkarır mısın?
Tanrım.
Ona çıkamayacağını söyle. Lütfen.
Fakat çıkabilirim.
Bu gemiden bizi sağ salim çıkarabileceğini mi düşünüyorsun?
Ne? Bizi mi? Hayır.
Pruva pervanelerine doğru çıkacağız.
Kaptan burada kalmamız gerektiğini söyledi.
Ben olsam kaptanın söylediklerine pek itibar etmezdim. Ben bir mimarım.
Bu gemiler su üzerinde baş aşağı yüzmek üzere dizayn edilmediler.
Bu gemiyi biliyor musunuz?
- Gemileri iyi bilirim. - Diskonun nerede olduğunu biliyor musunuz?
Önceden aşağıdaydı ama ters yüz oldu.
- Canın dans etmek mi istiyor? - Kızım şu an orada.
Dylan, beni dinle. Dylan, bekle.
Birlikte hareket edelim. Kızımı bulacağız...
...sonrada çıkmak için birbirimize yardım edeceğiz. - Bak dostum, ben tek başıma daha iyi çalışırım.
- Gücenme yok. - Alınmadım.
Peki en yakın dikey geçiş nerede?
Onu bulduğumda öğreneceğim.
- Sen burada çalışıyorsun değil mi? - Evet.
En yakın dikey geçiş nerede?
Servis merdivenleri, mutfakta.
Eğer bizi oraya götürürsen bir yılda kazandığının iki katını veririm.
Anlaştık.
Senin plânın vardı, bizimde artık haritamız var.
- Eğer geliyorsanız, gidelim. - Hadi gidelim.
Anne, biz de onlarla gidiyor muyuz?
Evet bebeğim, hadi gidelim.
Ramsey!
Bölme kapılarını mühürlemek zorunda olduğumuzu biliyorsun.
- Kapıları mühürleyin. - Peki efendim.
Hiçbir şeye dokunma tatlım.
Tanrım biliyorum dua etmeyeli uzun zaman oldu...
...fakat lütfen, lütfen, lütfen yanımda ol.
Yanımda ol. Yanımda ol.
Ne yaptın da bu insanlar bu hâle geldiler?
Yüzünü ört tatlım.
- Servis merdivenleri şunlar, değil mi? - Evet, şunun arkasındakiler.
S.ktir.
Millet, bir sorunumuz var.
Harita. Şuradaki nedir?
Evet. O... O servis asansörü.
Burayı kullanacağız. Hadi gidiyoruz.
Açabileceğimiz bir şey bul.
Pekâlâ. Orada bizi yukarı götürecek bir yol var mı?
- Daha çok merdiven. - Daha çok merdiven. Peki, bir şey bulalım.
Dikkatli olun. Dikkat edin. Tamam.
- Peki, Ön tarafı kaldır. - Kaldırdım.
Hazır? Bir, iki, üç.
- S.ktir. Kaldırın. - Sıkı tutun!
- Sarsmadan. - Sakin.
Açamıyorum.
Yukarıda ne var?
Yukarıda davet bölümü var.
- Gelin de yardım edin. - Biz tutuyoruz. Bir şey olmayacak.
Tamam. Hadi.
- Git. - Hadi.
Tamam. Sırtını bu duvara yasla. Hadi.
- İyi. - Acele edin, acele edin!
- Şimdi elini koy. - Tamam, tamam.
Çık yukarı.
Her şey yolunda! Tatlım.
Tamam. Çocuğu gönder. Hadi.
Aşağı bakma.
- Hadi. Pekâlâ. - İşte bu kadar. Aşağı bakma tatlım.
- Yok bir şey tatlım. - Hepsi geçti evlat.
- İşte bu kadar, işte bu kadar. Bak, bak. - Çok iyi.
Hepsi bu kadar!
Harika. Ellerini kaldır.
Ellerini uzat bana.
Yukarı!
Yakaladım.
- İyi çocuk! - Tamam. Hadi Maggie.
Hadi. Devam et.
Güzel.
Peki, yukarı. Bir, iki, üç.
Tamam. Yakaladım.
Has.ktir.
Sıkı tutun, sıkı tutun!
- Teşekkürler, harikaydın. - Adım Valentin.
Valentin. Bu adı seviyorum.
Sen... Önce sen git.
- Hadi. - Önce sen!
- Hadi, ver elini bana. - Ayaklarını uzat. Ayaklarını uzat.
Yakaladım.
Sıkı tutun!
Her ikisi de aşağı düşecek.
- Geri çekil canım. - Bizi bağlayacağım. Onu tutmaya çalış!
Çıkmama yardım edin!
- Her şey yolunda. - Hadi!
Çıkmama yardım edin!
Bir elimi bırak.
Tutamıyorum.
Silkip at onu.
Silkip at onu!
- Hemen, ya da ikinizde ölürsünüz! - Hayır!
Çok üzgünüm.
Silkip at onu! Hemen!
Hayır! Hayır! Hayır!
Hadi!
- Kaptan. - Sanırım mutfaktan geldi.
Gaz durdurucular arızalanmış olmalı.
Mühürlü kapılar bizi yangından koruyacaklar mı?
- Evet kaptan. - İmdat! Biri yardım etsin.
Tanrı ruhlarını affetsin.
Bir göz atayım.
Hadi, sanırım bir yol buldum.
Hadi.
Belki bacağını hareket ettirebilirsin.
- Olmuyor. - Yukarı çekmeyi deneyelim.
Sana yardım etmeye çalışıyorlar ancak işe yaradığı yok. Cehenneme hoş geldin evlat.
Siz etekliler hiç lastik değiştirmediniz mi?
Aydınlat bizi kovboy.
Alıngan şey.
İyice itmeye ihtiyacınız olduğunda çekmek asla işe yaramaz.
- Demek istediğimi anladınız mı? - Acele edin de şu şeyi kaldırın!
Pekâlâ, sıkı tutun.
Üç, iki, bir. İtin!
Hadi!
Pekâlâ. Bekleyin, bekleyin. Bu işi kendimiz becerebiliriz.
- Bunu yapabiliriz. - Hadi!
Üç, iki, bir, itin!
Mutlu Yıllar.
Mutlu Yıllar.
Ne?
Baba?
Geçti bebeğim. Her şey yolunda.
Pekâla, pekâla. Yatıralım.
Bana suyunu ve mendilini ver tatlım.
Sanırım sadece bir kesik, fakat onu temizlesem iyi olacak, değil mi?
Ben çıkış işin bir yol arayacağım.
- Chris. - Evet?
Çok teşekkürler.
Efendim, ben değil... O beni kurtardı.
İyi misin?
Kötü bir baş ağrısı.
İşte, iç bunu.
Etrafta bolca bulabildiğimiz tek şey su.
Adım Nelson.
Elena. Ne kadar kötü?
Çok kötü.
Biriyle birlikte miydin?
Evet.
Pek sayılmaz.
Kardeşim hastanede.
New York'a gidecek param yoktu...
...sonra bir kulüpte bu çocukla tanıştım, bir gemide çalışıyor.
Onunla aynı ranzada kalabileceğimi söyledi, anlarsın işte, yolculuk için.
Çok hoş biriydi.
Ne yapıyorsun?
Düşünüyorum.
- Sen? - Düşünüyorum.
Tam olarak ne düşünüyorsun?
Şey, şekilde bu kapının çıkış olduğunu gösteriyor.
Bende "Arkasında ne var?" diye düşünüyorum.
Orada kal, ateş topu.
İzle.
Conor! Conor, ne yapıyorsun?
Anne, bu kapı yukarı çıkıyormuş.
Böyle yanımdan çekip gitme, tamam mı?
- İşte diğer çocuk.
Evet, Robert, bu kapı aşırı derecede sıcak, fakat o bizim tek seçeneğimiz.
- İşte. Ne düşünüyorsun? - Hadi bir atış yap.
Umarım ani bir parlamadır, fakat tüm alanı hala ısıtıyordur, değil mi?
- Deniz altıyla tura mı çıktın? - Tur denemezdi.
Gidelim.
- Ani parlama. - İyi tahmin.
Sorun yok.
- Peki Deniz Kuvvetleri'nde ne kadar bulundun? - Çok uzun süre.
Babanı tanıyor gibiyim.
Bir süre New York belediye başkanlığı yaptı. O zamanlar çocuktum.
Harika.
Değildi.
Başka bir çıkış yolu bilen var mı?
Günlerdir bu gemide gizleniyordum. Hepsi bu.
- Pekâlâ, öyleyse tırmanıyoruz. - Bizi taşıyacak mı?
Bu mümkün. Çelikten yapılmış.
Maymun çocuğa bakın.
Chris, ne yapıyorsun? Geri dön.
Bence taşıyabilir.
Yavaş olun.
Elena.
Tam ortadasın, hadi.
Chris, bekle. Geri gel ve Conor'ı al.
Conor, adımları takip et ve Robert'e git.
Aferin. Elini tam oraya koy.
Tamam, sıkı tutun. Onu tutacağım.
Harika.
Buranın keyfini çıkarmak isteyebilirsin.
- Yakaladın mı Chris? - Yakaladım.
Mükemmel, mükemmel, mükemmel, evet.
- Tuttun mu? - Peki. Gidiyoruz.
- Tamam bebeğim, sıra sende. - Hayır. Şanslı Larry gitmeye hazır.
Ne?
Evet, haklısın, üzgünüm.
Unutmuşum işte. Büyük kahraman.
Tüm o kadınları ve çocukları yangından kurtardı.
Seçildin. Halkın adamı.
Fakat artık patron değilsin.
Bıraktın, işi beceremedin.
Yanlış hatırlamıyorsam, eşini kurtarmamıştın.
Hadi. Hadi.
Baba. Baba, bırak konuşsun, tamam mı? Lütfen.
"Baba, lütfen." Hadi.
Dostum. Sen kazandın. Kendini vurup yıktın.
- Sorun yok. - Devam et.
G.t herifsiniz, ikiniz de.
Haklısın. Pekâlâ.
Seninle aşağı düşmeme izin vermeyeceğim, kısa saçlı biri tarafından olmaz.
Şanslı Larry adını almak yetmiyor.
Şanslı da olmalısın.
Hayır!
S.ktir!
Ateş edende kim?
Jen! Jen!
Geri çekilin, geri çekilin!
Geri dönüp, bir alta katta başka bir çıkış bulmalıyız.
Geri dönmek mi? Az önce oradaydık. Başka yol yok.
Sen bu yoldan git ve öl.
Tüm koridorlara bakmadık.
Ne istiyorsan onu yap. Ben karşıya geçiyorum.
Eğer daha iyi bir fikrin varsa, pür dikkat seni...
Hayır Robert, başka bir yol bilmiyorum, fakat karşıya geçiyorum!
Burada sıkışıp kaldın, öleceksin! Biz gidiyoruz. Hadi gidelim.
- Baba, gelemem. Üzgünüm. - Ne?
- Dylan, beni karşıya geçirebilir misin? - Jen, bebeğim, dinle...
Hayır! Çok uzun zaman olmadı Baba.
Chris bana evlenme teklif etti.
Onu seviyorum. Ona ulaşmanın bir yolunu bulmalıyım.
- Hayır, beni bir saniye dinlemelisin. - Geri dönmüyorum Baba.
Aile terapinizi böldüğüm için üzgünüm fakat sen hâlâ karşıya geçmek istiyor musun?
Evet.
Onu görüyor musun? Nerede?
Beni özlediniz mi?
O.ospu çocuğu!
- Ne yapmam gerekiyor? - Pekâlâ. Gevşek bırak.
Tamam mı?
Ramsey! Ramsey!
Hadi.
Zor bölümü ben yaptım.
Asla okuldan evin yolunu bulamazdın. Hem de iki blok ötedeydik.
- Hatırlıyorum Baba. - Ramsey, hadi!
Baba?
Hadi Jen, her şey düzelecek. Hadi!
Jenny!
Ne tür bir çocuk evinin yolunu bulamaz?
Aklıma gelmişken, daha 7 yaşındaydım.
Peki ne düşünüyorsun? Sırtımda gitmek için çok mu büyüksün?
- Bugün değil. - Pekâlâ.
Peki bebeğim. Sıkı tutun.
Gidiyoruz. Dayan bebeğim!
Yakaladım.
Başardılar.
- Bana vurmak istiyor musun? - Aslında...
...gayet iyiydin. Şimdiye kadar.
Yolumuza devam edebilir miyiz?
Evet, gidelim. Bu taraf en iyi çıkış yolu.
Acele edin.
Hepsi geçti.
Gidelim.
Hadi!
Hadi, gidiyoruz. Herkes bir çıkış yolu arasın.
- Kapak vanasını buldum! - İşte burada!
Dylan, bu taraftan su geliyor!
Geri çekilin!
- Geri çekilin! - Bir dakika. Bir şey buldum!
Peki, şu köşeye geçin.
Hepimiz oraya sığamayız. Nereye gittiğini bilmiyoruz bile.
Eğer burada kalırsak, boğuluruz. Gidelim! İlerlemek zorundayız.
Tanrım!
Peki. Yaklaşık 10 yard ileride bir dikey havalandırma var.
Üst katlara gidiyor gibi görünüyor.
- Chris? - Belki de kafamı tekmelemesi için...
...ona bir şans vermeliyim. - Hadi, Chris!
Şanslıyız. Havalandırma yukarı çıkıyor.
- İyi misin tatlım? - Sanırım.
İlerlemeye devam et.
Tanrım. Buraya nasıl oldu da sığdın?
Anne, aşağı bakma, tamam mı?
- Peki Nelson, sıra sende. - Tamam.
- Ben son geleceğim. Sen git. - Elena, gir şu havalandırmaya.
- Ben biraz daha bekleyeceğim. - Korkmana gerek yok.
- Ben oraya giremem. Üzgünüm, yapamam. - Elena, gir şuraya.
Su yükseliyor. Elena, gir şu havalandırmaya!
- Elena, eğer gitmiyorsan, biz de gitmiyoruz. - Ne? Ne?
Hayır! Hayır!
Hadi git! Tut onu, tut! Yakaladın mı?
Usule göre tebrik etmem gerekiyor Chris.
Teşekkür ederim efendim.
Nihayet size söylediğine sevindim.
Geleneklere göre ilk sen gelmeliydin.
Evet, farkındayım.
Gelmek istedim, fakat bu konuda konuşmayacağıma söz verdim.
Konu siz olunca gerçekten dikkatli davranıyor efendim.
- Bırakın çıkayım! Çıkmama izin verin! - Hadi Elena.
- Harika gidiyorsun. Hadi. - Elena, ayağımı tut!
Bileğimi yakala. Hepsi bu. İşte böyle. Evet, böyle.
- Yapabilirsin. İşte böyle, sıkı tutun yeter. - Nefes alamıyorum.
Hayır.
Elena?
Hadi yukarı çıkıyoruz.
Tanrım. Aman Tanrım!
Sıkıştım!
Tanrım. Sıkıştı. Lütfen, çıkarın beni! Çıkarın beni!
- Çıkarın beni, çıkarın! - Sakin ol, sakin ol.
Çıkarın beni buradan.
Elena, çıkıp ona yardım etmelisin.
Elena ona yardım etmen gerekiyor. Hadi tırman.
- Conor. Conor, buraya çıkabilir misin? - Evet.
Çıkarın beni! Çıkarın!
Çıkarın beni buradan!
Öleceğim. Öleceğim.
Uçtaki vidayı bulabildin mi?
- Evet. - Sola doğru çevir onu.
Çevirdin mi?
Elena. Elena.
Nelson bana, kardeşini görmeye gittiğinden bahsetti.
Senden küçük mü büyük mü?
- Çok genç. - Genç mi?
Her zaman çok küçüktü.
Elena, kardeşinin senin gelmediğini düşünmesini istemezsin.
Anlıyor musun?
- Hayır. Çok korkuyorum! - Yukarı çık ve Nelson'un ayağını tut.
- Hadi. - Lütfen.
Kardeşimi göstereceğine söz ver!
- Tırman ve ayaklarını tut! - Ayaklarımı it.
Onu göstereceğine söz ver!
Tamam, söz veriyorum. Seni kardeşine götüreceğim, hadi çık yukarı.
Aferin. Hadi başaracaksın!
İt şimdi!
Nefes al. Hadi, yakaladın!
İt Elena. Tüm gücünle! İşte böyle Elena!
Bastır! Başaracaksın, hadi, evet!
Başardın , aferin!
Başardım, başardım.
- Teşekkür ederim. - Şimdi tırman!
- Acele et, acele et! - Hadi, bir daha dene.
Bu... Bu çok sıkı.
Tanrım.
Yukarıda ne yapıyorsunuz?
Açmaya çalışıyoruz.
Açmak için tornavida gibi Bir şeye ihtiyacımız var.
Para, yüzük benzeri bir şey.
Cebime elimi sokamıyorum.
Bekleyin, bekleyin!
İronik olabilir.
Conor, bunu yapacaksın. Telaşlanma. Hadi başlıyoruz.
Acele edin! Acele edin!
Acele edin!
- Tamam, sola çevir. - Tamam.
Hadi.
Ulaşabildin mi? Sakın düşürme.
Hadi!
- İşe yarıyor mu? - Evet.
Tanrım! Aman Tanrım!
Hadi, birini çıkardık.
Telaşlanma tatlım, Dylan tam arkamda.
Bu şey diğer taraftan kilitlenmiş!
Tek çıkış yolumuz bu.
- Bu olmasaydı, belki. - Başka bir havalandırma mı? Hayır, bir daha olmaz.
Hayır, bekleyin. Şuradaki nedir?
Dylan, ver elini bana.
Biri bana yardım etsin!
- Her şey düzelecek. - Tamamdır.
Gidiyoruz. Nerede olduğumuzu bilen var mı?
Bundan sonra iki kat daha var, hadi.
Tuttun mu?
Tanrım. Burası da ne böyle?
Bu bir safra tankı. Bu şeyleri gemi dengede dursun diye doldururlar.
Şu vana belki yan tarafa çıkıyordur. Belki de orası çıkış yolumuzdur.
Belki mi? Diğer yol nereye çıkıyor?
O bir tazyik vanası. Yüksek basınç olmadıkça açılmayacaktır.
- Tuzağa düştüğümüzü söyleme. - Hayır, açılacak.
Nasıl?
Bu tankı su doldurarak.
- Ne? - Aynen.
- Hayır. Kapının açılıp açılmayacağını bilmiyorsunuz bile! - Çıldırmışsınız siz. Bu delilik.
- Bir dakika. Kendimizi mi boğacağız? - Hayır. Kimsenin boğulduğu yok.
Bu vana açılacak...
...ve su bizi bir sonraki açık kapağa kadar sürükleyecek.
- Açık kapak olduğunu nereden biliyorsunuz? - Ya nefesimiz tükenmeden önce...
...bulamazsak? - Bu bizim tek seçeneğimiz!
Peki şuradaki havalandırmaya ne dersiniz? Bunu denemedik.
- Hadi yeni havalandırmayı deneyelim. - Gidemem. Üzgünüm.
- Bensiz gidin. - Anne, su yükseliyor!
Çekil oradan.
- Dylan, beni dinle. - Bir karar vermeliyiz.
Sen haklısın. Vanayı aç.
- Tanrım. - Herkes geri çekilsin. Geri çekilin!
- Ne? Hayır. - Dylan, yapamazsın.
- Hemen geri çekilin. - Jen, gel buraya. Buraya gel tatlım.
- Geri çekilin! Geri gidin! Hazır mısınız? - Aç şu vanayı!
- Şimdi! Başlıyor! - Pekâlâ, sakin olun.
- Hadi, elimi tut! - Yapamam...
Nelson!
Nelson.
Kenardan tutmaya çalış!
- Chris! - Bebeğim, sıkı tutun!
- İşte böyle. - Tanrım!
- Yüzmeye başlayın! - Sıkı tutun bebeğim!
Dayanın!
Oradan uzak durun!
İyi misin?
Hadi!
Baba!
- Sen iyi misin? - Evet.
Dylan nerede? Dylan!
Dylan nerede? Onu görebiliyor musunuz?
Açık...Açık bir kapak var. Tam aşağıda. Derin nefes alın.
- Oraya doğru yüzeceğiz. - Ne kadar uzak?
- Derin nefes alın! - Tam burada.
- Çıkış yolu var mı? - Olduğuna eminim.
- Maggie! - Tamam.
- Maggie, onu bana ver. - Hayır, o bende kalsın.
Bırak ben götüreyim. Lisedeyken yüzücüydüm. Onu ben götürüm.
Nelson ve Elena nerede?
Tam arkamdaydılar.
Tatlım, döndüler.
Hadi, nefes al!
Hadi millet.
Hadi.
Sen yüzme takımında değildin ki.
Önemi yok.
Dua edin de burası koridor olsun.
Hadi gidelim.
Pekâlâ. Hadi, hadi. Gidiyoruz.
İşte.
Conor, Dylan'ın yanına git!
Bir saniye bekleyin. Bekle, bekle, bekle!
Ne oldu?
- Kurtarma ekibi! - Merhaba!
- Merhaba! Merhaba! - Merhaba!
- Merhaba! - İçerideyiz!
- Merhaba! - Kimse yok mu?
- Merhaba! - Merhaba!
- Buradayız! - Bizi duyabiliyor musunuz?
- Merhaba! - Buradayız!
Merhaba? Neymiş?
Hiçbir şey.
Ani parlama.
Aşırı ısınma. Ciğerleri kağıt gibi yakar.
Çocuklar. Buraya. Buraya gelin.
- Ne buldun? - Koridorun aşağısı pruva, değil mi?
Tam burada bizi pruva-pervane odasına ulaştıracak bir kapak var.
Pervane borularına gireriz ve dışarısı ile aramızda...
...hiçbir engel kalmaz. - Pekâlâ. Hadi gidelim.
Gidiyoruz. İşte çıkış yolumuz.
Yolun sonunda üst tarafta kapak var.
Bir dakika bekleyin! Bekleyin!
Conor!
- Pruva sular altında. - Bu ne anlama geliyor?
- Pervaneler de suyun altında. - Ne kadar uzakta? Yüzebiliriz belki.
Hayır. Mesafe çok uzun.
Yapabileceğimiz başka bir şey var, değil mi?
Ne düşünüyorsun?
Pekâlâ.
Pekâlâ, yüksek zemine dönmeliyiz.
Başka bir çıkış yolu bulacağız. İkili gruplara ayrılalım.
Herkes bir yol arasın, herhangi bir çıkış. Hadi başlayalım.
Hadi.
Bir şey buldunuz mu?
Hayır. Hiç çıkış yok.
Ölümün kimi alacağı belli olmaz.
Elena'ya bir şans verdin.
Herkese bir şans verdin.
Harikaydın.
- Nedir bu? - Tanrım, bir daha olmasın. Conor!
Conor!
Maggie!
Pruva temizlendi! Hadi, gidelim! Hadi.
Şimdi çıkabiliriz.
Hadi.
Siz gidin.
Maggie! Maggie!
Maggie!
Maggie!
Tanrım!
Maggie. Maggie.
Birşeyin var mı? Yaralandın mı?
- Conor! Conor! - İyi misin?
Maggie, onu bulacağız. Onu bulacağız. Hadi. Hadi.
Conor!
Şuradaki pervanenin borusu olmalı.
Hadi! Hadi, bir açıklık arayın.
Buda ne?
Hayır. Hayır. Nelson, yapma!
- Tamam yakaladım. Hadi. - Kaldır.
Kaldırın. Yavaşça yatıralım.
Başına dikkat et.
- Conor! - Conor!
Anne!
Anne!
Conor!
Chris. Chris, buraya gel!
Acele et, su hızla yükseliyor!
Sana bir şey göstereceğim. Bak.
İşte. Şuna bir göz at.
Motorların kontrol odası bu merdivenlerden aşağıda...
...ve yaklaşık 150 fit suyun altında.
Oraya gidip onları kapatmalıyız.
Hayır, olmaz, bak, pervaneyi durduracak bir şey bulacağız, anladın mı?
Pervaneye doğru fırlatırız böylece sıkışmış olur.
Pervaneler ters yöne dönüyorlar. Her şeyi geriye itecektir.
Chris, pervaneleri kapatmalıyız.
- Conor! - Conor!
Tatlım.
- Tatlım! - Buradayım!
- Conor? - Anne.
Maggie, işte burada!
Tatlım!
Tanrım. Canım.
- Nasıl girdin oraya? - Bilmiyorum fakat su çok yüksek.
Bana bak. Dylan burada, seni oradan çıkaracağız, tamam mı?
Aman Tanrım, su altına gitti! Conor!
Tamam, bana bak. Bana bak. Benimle kal, tamam mı?
Yapamıyorum. Yapamıyorum. Dayanamıyorum.
- Girişi bulamıyorum. - Bebeğim, bak bana. Bana bak.
- Yapamıyorum, yapamıyorum. - Evet, yapabilirsin.
- Dayanamıyorum anne. - Dayanabilirsin.
Fakat o kadar mesafeyi kimse yüzemez. Başka bir yol bulalım.
Seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun.
Evet. Evet, fakat bunu yapma.
- Baba. Baba, lütfen! - Bunu yapmayacaksınız efendim.
Yapmayacaksınız dedim! Yani, hadi ama, bu saçmalık. Çok uzak olduğunu biliyorsunuz.
Fakat sanırım, ben yapabilirim. Tek nefesle bunu başarabilirim.
Nasıl geri döneceksin? Çoktan nefesin tükenir.
Birimiz bunu yapmalı, haksız mıyım?
Bunu aramızdaki en şanslı kişinin yapması gerekiyor ki o benim.
- Haksızsam söyleyin. - Baba.
Haklısın.
Chris...
...teşekkür ederim. Evet.
Bebeğim, beni sevdiğini söylemeni istiyorum
Bunu duymalıyım. Önemli olan tek şey bu.
Efendim, size Maggie'yi ne kadar...
Baba!
Hayır! Baba!
- Hiçbir şey yok. - Olamaz, lütfen!
Bak bebeğim, su yükselecek, ve ben buradayım, tamam mı?
Bu duvarın yanında sana dokunuyorum, tamam mı?
Seni seviyorum anne.
Güçlü olmalısın. Seni seviyorum, ve seninleyim, tamam mı?
Dylan!
- Bebeğim. - Anne.
- Tatlım. - Anne.
Jenny. Jen, dinle.
Hadi.
Tamam. İşte burası.
Robert! Robert!
Dylan, bu taraftan!
- Robert nerede? - Motorlar çalışıyordu.
Kontrol odası suyun altında kaldı. Gitmeme izin vermedi. Kendisi kapattı.
Ne kadar oldu? Ne zamandır aşağıda?
Bir saniye! Buda ne?
Neden hâlâ çalışıyorlar?
Motorların yönünü değiştirdi! Böylelikle vakum etkisi yapıyor!
Pervaneye bir şeyler sıkıştırabiliriz.
O bir dahi!
Chris! Kırmızı tank!
Geri çekilin! Geri çekilin!
Hayır!
Yapamıyorum. Yapamıyorum.
Hayır!
Dylan!
Çekilin!
Dylan, hayır!
- Hadi! Conor'ı uzat! - Onu ben alacağım.
Hadi! Burada kal.
Jen, hadi, gitmeliyiz.
Jen, buradan hemen çıkmalıyız. Hadi.
Atlamak zorundayız.
Sala binin.
Tamam mı? Sıkıca tutun, tatlım!
Onu tutabiliyor musun? Tut onu. Tuttun mu?
- Çocuklar, kımıldayın biraz! - Tanrım!
- Hayır! Hadi! - Çıksana!
Hadi!
Hadi, küreklere asılın!
Küreklere!
Anne!
Hazır?
Ateş!
- Anne! - Bakın. Geliyorlar!
- Evet! - Anne bak!
- Bebeğim. - Anne.
Anne!
Buradayız!
Çeviri : Shamo shamo-666@hotmail.com
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.