All language subtitles for Adim Farah 5

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Telefon çalıyor)

Alo?

Farah, neredesin?

Ben...

(Tahir ses) Kerimşah'ın doktoruyla konuştum.

Donörle iletişime geçilmiş. Gelmeyi kabul etmiş.

Gerçekten mi?

Sen şimdi Kerimşah'ı hazırla, iki saate hastanede olacaksın.

Birtakım testler yapılacakmış.

Doktor söyledi. Bugünden itibaren süreç başlayacakmış.

Benim halletmem gereken bir mesele var.

(Tahir ses) Sonra yanınızda olacağım.

Farah, şu telefonu kapat...

...burada sorulan sorulara cevap ver, hadi.

(Tahir ses) Alo?

Duyuyor musun?

Oğlun kurtulacak.

Farah, duyuyor musun beni? Oğlun kurtulacak diyorum.

Alo, Farah?

(Gerilim müziği)

Hemen geliyorum.

Sen nereye gidiyorsun ya?

Bir yere gidemezsin, burada ifade veriyorsun.

-Benim acil çıkmam gerek. -Biz burada oyun mu oynuyoruz?

Devletin savcısı burada, hadi.

Oğlum hastalanmış, yanına gitmem gerekiyor, lütfen.

Oğlum çok hastalanmış, yanına gitmem gerek, lütfen.

Tamam.

Sağ olun.

Ben tanığı alıp geliyorum.

(Mehmet) Farah! Farah!

Ne oldu, söyle. Çekinme, anlat bana.

Seni tehdit mi ettiler? Çocuğunla mı korkuttular, ne oldu?

Hemen şu saniye bir ekip yollatıp aldırabilirim çocuğunu.

Sen git içeride ifadeni ver, hadi.

Ne tehdidi? Oğlum hasta diyorum sana! Niye soruyorsun?

-Kim aradı seni? -Tanımazsın.

Peki o zaman, şöyle yapıyoruz.

Oğlunu alıyoruz, hastaneye götürüyoruz.

Ondan sonra geliyorsun burada savcının karşısına oturuyorsun...

...ifadeni veriyorsun. Hadi. -Olmaz diyorum!

Oğlumu bir kere sorguya çektin zaten. Korkar, istemez.

Senin tek derdin, beni konuşturmak.

İfade falan vermek istemiyorum. Karışma.

Ya ne karışma!

(Gerilim müziği)

Peki, hadi sen git, oğlunla ilgilen.

Ama bu işten kaçış yok, biliyorsun değil mi?

O ifadeyi seve seve vereceksin.

Yürü git buradan.

(Gerilim müziği)

(Müzik)

Yaşıyorsun.

Aga sizi bekler.

(Müzik)

Geçmiş olsun evlat.

Sadakatimden şüpheye mi düştün?

Öfken, aklından önde yürüyor Tahir.

Kalbim atması gereken yerde atsın, o bana yeter.

Diyeceklerini tartarak de.

Sadakatimden şüpheye düşmedin.

Öz yeğeninin ismini vermeyeceğimi de biliyordun.

Ama hayatım pahasına bana bir ders vermek istedin.

Ben olmasam kimdin sen?

Şu anda senin hayatın nasıl olurdu?

Bir hayatın olur muydu?

Senin hayatın bana ait.

Bana borçlusun.

Bu öyle bir borç ki ömürlük.

Sen bunu unuttun.

Bir baba olarak sana bunu hatırlatmak benim vazifem.

Sorgusuz sualsiz senin için yaptığım onca günahın...

...sende bir karşılığı yok mu baba?

Yaptıklarınla değil, yapacaklarınla sınanırsın.

Ben de o yüzden buradayım.

-Yarını konuşmak için. -Ben arkama değil, önüme bakarım.

Sen de öyle yap. Yarını konuşalım.

Bak, yakında Venezuela'ya büyük bir sevkiyat var.

60 ton.

Bunun ne kadar önemli olduğunu biliyorsun...

...ne kadar hayati olduğunu. O sebeple işinin başına dön.

Bugüne dek çok iyi yaptığın şeyi yapmaya devam et.

Aga...

...biraz önce dedin ya...

...o borç bir ömürlük diye.

Haklısın.

Beni oraya gönderdiğinde o seferde öldü bil.

Ömür bitti, borç kapandı.

(At kişniyor)

Ben kendi yoluma gidiyorum.

(Gerilim müziği)

Sen de beni cezalandırıyorsun.

Âlemde, ben yoluma gidiyorum deyip çekilmek var mı koçum?

Âlemden değil, senden gidiyorum.

Sen siyaset bilmezsin.

İsminin üstünde benim ismim olmazsa eğer...

...sen bir hiçsin, hiç kimsesin.

Mukadderat.

(Gerilim müziği)

Ya seni gidemeyecek hâle getirirsek?

Beni diğer aileler düşürse...

...kazançtı.

Sen düşürsen zaaf.

Ailenin içinden bir kere kan sızmaya başlarsa kokusunu alırlar...

...koparmaya gelirler.

O yüzden yapamazsın.

Siyaseti ehlinden, senden öğrendik aga.

Bunlar benim tanıdığım Tahir'in cümleleri değil.

Bu kadın seni çok değiştirdi.

Bedel ödemek istiyorsan...

...bundan sonra olacakları göğüslerim diyorsan...

...ne diyeyim?

Yolun açık olsun...

...evlat.

Eyvallah.

(At kişniyor)

(Gerilim müziği)

Öptün mü sahibinin elini?

Gel, buraya gel, sana bir şey diyeceğim, gel.

Bir daha o kadının gölgesine basarsan...

...seni öyle bir derine gömerim ki...

...cenazeni soy ismin bile bulamaz.

(Gerilim müziği)

Hişt, geliyor.

Agayla konuşulması gerekenler konuşuldu.

Artık birbirimize emanetiz.

Bundan sonra daha tedbirli olacağız.

Allah yardımcımız olsun.

Sıra bize kalkan o eli bükmeye geldi.

Ailelerden icazet almadan mı eylem yapacağız?

Abinin hayatına kastettiler.

O arabadan kurtulmasa maazallah...

İnşallah tekmilini...

-Tekmilini? -Küçük esnaf gibi yaşıyoruz.

Aksiyonumuz eksik, bize aksiyon lazım. Hamladık.

Emekliliğin geldi ya, ondan hamlamışsındır.

Sana yemin ediyorum bu gençleri var ya...

...suya götürür susuz getiririm. Sağlığım sıhhatim yerinde çok şükür.

Diyete başladı ya, bir enerji geldi.

Lan (***), ona diyet denmez, aralıklı beslenme denir.

Aileyi...

...Karamanları takibe alacağız.

Ezberlerini bilelim.

Sonra da uygun bir zamanda helalleşeceğiz.

Eyvallah.

Eyvallah.

Hadi.

Allah, 'action'.

(Müzik)

Şuna bak.

Hepsi çok güzel.

(Kerimşah) Şunlara bak.

(Duygusal müzik)

Çok tatlı.

Tahir abi!

Tahir abi!

Kerim.

(Duygusal müzik)

Bak, bak balıklar var.

-Hoş geldin. -Hoş bulduk.

Kerim, dur.

Bak, şu çilli olan Gönül.

-Nerede? -(Kerimşah) Şurada.

Şu kalpli olan da annem.

Kerim, Tahir abini sıkma.

Şu siyah olan da sensin.

En büyük balık!

Niye en çirkini benim?

Herkes ondan korkuyor.

Yanına bile yaklaşamıyor onun.

Niye işte, kendi köşesinde öyle dertli dertli duruyor.

Kime ne zararı var ki?

Belki de kara balık böyle korkunç görünmek istemiyordur.

Mecburdur belki.

Böyle tehlikeli görünüp aslında kendisini koruyordur.

Olamaz mı?

(Duygusal müzik)

Ama Tahir abi bizi kötü adamlardan korudu ya.

Hepsini dövüp evden attı.

Kerim! Kimse kimseyi dövmedi.

Annesi, ben şöyle anlatayım. O adamlar sizi tanımadığı için...

...yanlış anlamışlar, sinirlenmişler. Ben onlarla konuştum.

Sizi anlattım. Onlar da anladı, gitti zaten.

Kimseyi dövmedim yani.

Onlara bizi nasıl anlattın?

İyi anlattım.

Nasıl iyi ama?

Kerim, tamam, yeter.

Dedim ki annesiyle beraber yaşayan aslan yürekli bir çocuk dedim.

Hem bilgili, az biraz yaramaz, çok konuşan.

Eğer buradan gitmezseniz başınıza çok büyük bela alırsınız dedim.

Yalancı.

(Tahir) Bir de dedim ki...

...eğer o yetmezse tanıdığım en cesur insan sizi parçalar dedim.

Kim?

Annen.

Onlar da koşup kaçtı.

(Müzik)

Ben Kerimşah'ı alıyorum. Doktor Bey de sizi bekliyor.

Kerim, sen hemşire ablanla git, biz doktorun yanına gideceğiz.

Hadi gel.

(Duygusal müzik)

Donör, Güney Amerika'dan 35 yaşında bir erkek.

Testlerini tamamlamış, yüzde 99 uyumlu görünüyor.

Yolculuk masrafları, ekstra talepleri, hepsi karşılandı.

İki üç hafta içerisinde biz de hazır oluruz ve nakli yaparız.

Borcumu öderim ben sana.

Peki, ne zaman iyileşecek, hemen ayağa kalkar mı?

(Doktor) Bu uzun bir süreç ama umut vadediyor.

-İmmunsupresif başlayacaksınız. -(Doktor) Doğrudur.

-Türkçesi? -İlaç.

İlaç bağışıklığını iyice baskılayacak.

(Doktor) Medikasyon sürecinde hastanede kalması iyi olur.

Ama Farah'ın evde dikkatli olacağından eminim.

(Müzik)

Ne zaman kıyafetsiz dolaşacağım yani?

Ben sana söyledim, bu uzun bir yol. Beraber yürüyeceğiz.

Çabucak iyileşmen için de hepimiz uğraşacağız.

Tamam.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Bir süre sizi misafir edeceğim.

Tehlike mi var?

Emin olmak için.

Sen patronla konuşmaya gittin. Bir sorun mu oldu?

Çözülecek. Çözülene kadar da gözümün önünde olacaksınız.

Tahir abinin evine mi gidiyoruz?

-Hayır. -Hayır deme lüksün yok.

Bizim evimizde kalmamız daha doğru.

Kerimşah'ın kendi ortamında kalması şart, bildiği yerde.

Kullanacağı ilaçlar ona çok ağır gelecek.

Evde sağlık araç gereci var, olmaz.

Hayır deme lüksün yok.

Farah Hanım, Doktor Bey sizi beş dakika görmek istiyor.

Kerim, Tahir abinle beş dakika kal, hemen geleceğim.

(Müzik)

(Gerilim müziği)

Kapat kapıyı, gir içeri.

Hastane faslı doğruymuş da...

...kimin aradığı yalanmış.

Arayan kimmiş?

Tahir Lekesiz.

Sana bize yardım ediyor demiştim.

Ben de yardım ediyorum, değil mi?

Şimdi Tahir Lekesiz buraya gelse, seninle yan yana dursa.

Ben Tahir Lekesiz'e desem ki bu kız devletle iş birliği yapıyor desem...

...sen ne yapacaksın bir başına?

Bu durumda şantaj mı yapıyorsun?

Bana ifade için net bir gün, tarih, saat...

...hatta dakika vereceksin Farah.

O savcı tekrar gelecek.

Benim vaktim yok hemen. Ben sana haber veririm.

Hiçbir şey çocuğumun önünde değil.

Gel, bana anlat sen. Savcıya sonradan anlatırsın. Evrak hazırlanır.

Ben senin neye şahitlik ettiğini öğrenmek istiyorum ya.

-Olmaz, resmî olmaz. -Ne diyorsun, ne resmî olmaz?

Sen de resmî değilsin.

Bana şark masalı anlatma kızım, ne gördüysen anlat.

Sana söyleyecek hiçbir şeyim yok, hiçbir şey görmedim ben.

-Ne? -Bize yardım edersin diye...

...çocuğuma yardım edersin diye kafandaki insanmış gibi yaptım sana.

Hiçbir şey bilmiyorum, hiçbir şey görmedim.

Savcı boşu boşuna gelmesin.

Hiçbir şey görmedin, öyle mi?

Sen bana baksana.

Sen ne zannediyorsun kendini?

Sen çok akıllısın, biz mi cahiliz?

Bak Farah, üzerim seni.

Üzemezsin.

Beni üzecek tek kişi şu an dışarıda...

...iyi olacağı günün rüyasını görüyor.

Sen beni üzemezsin.

(Gerilim müziği)

Peki.

Ben sana insanlığımı yaptım.

Sen benim yüzüme tükürdün.

Benim bir de diğer yanım var, biliyor musun?

Gayri insani bir yan.

O yanla tanışacaksın.

Hadi çık.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Gerilim müziği)

Alo, devrem, ne haber?

Ne olsun ya.

Bizim senden bir ricamız olacaktı.

Bak, senin balığın hareket ediyor.

Ne oldu, niye böylesin? Ters bir şey mi oldu?

Sizi bekletmeyeyim diye koştum. Hadi gidelim.

Hadi.

Dur, siz içeride bekleyin. Ben arabayı alıp geleyim.

-Hadi gel içeride bekleyelim. -Arabaya kadar yürüyebiliriz ama.

(Farah) Tahir abini bekleyeceğiz. Hadi, içeride bekleyeceğiz. Gel.

(Gerilim müziği)

Oğlum, bakın bakayım nerede kaldı bunlar.

Kaçırmadık, değil mi? (Kapı açıldı)

Buradayım.

Sakın. Boynunu boydan boya keserim, sakın.

Sakın. Ver şu emaneti, ver.

Anlat şimdi.

Aga, kadını alıp gelin dedi.

-Başka? -Başka bir şey yok abi.

Emir bu kadar.

-Peşinizden gelen var mı? -Yok abi, sadece biziz.

Yapma, kurbanın olayım Tahir abi.

Agaya selamımı söyle.

Eğer sizden birini 100 metre kadının yakınında görürsem...

...eve cenazeniz döner, tamam mı?

(Kapı açıldı)

(Gerilim müziği)

(Lastiğin havası boşalıyor)

Al şunu.

(Gerilim müziği)

(Farah) Gel, hadi.

(Arabayı çalıştırdı)

Tamam, sana gidelim.

(Kerimşah) Gerçekten mi?

Tahir abinin evine mi gidiyoruz?

Evet ama önce eve uğramamız gerek.

Kerimşah için birkaç parça bir şey alacağım.

(Müzik)

(Mesaj geldi)

Bırak şu telefonu, bırak.

Etrafına bak biraz, aa!

Yerlere düşeceksin.

Tamam anne, koydum cebime.

Ne oldu çocuğun hastalığı? Geçen gün söylüyordun.

Tedavi falan diyordun. Ne oldu?

Hangi çocuk?

Hangi çocuk olacak? Senin yârenin çocuğu.

Gözler fel fecir. Ne o öyle, sürekli konuşuyor.

Car, car, car! Anasına çekmiş.

Kerimşah mı?

Sen neden Kerimşah'ı soruyorsun?

Geçen gün kapıma geldi...

...çocuğumun başında dur diye yalvar yakar.

Durmaz olaydım. Ne şımarık bir çocuk o öyle!

Nasıl, Kerimşah'a sen mi baktın?

Senin gibi bedava bakmadım canım.

Farah Hanım bana temizliğe gelecek karşılığında.

Biraz ayıp etmişsin ama olsun, buna da şükür.

Eğer Kerimşah'ı da merak ediyorsan, soruyorsan...

...merak etme, en kısa zaman iyileşecek.

Ne merak edeceğim be?

İyileşecek, ondan sonra da ortalarda dolanmaya başlayacak.

Hiç çekemem vallahi.

Of! Hadi gidiyorum ben.

(Müzik)

Anne!

Hı?

Ne yapıyorsun başımda ya?

Uyanmanı bekliyorum.

Neden?

Önce bir şunu giy üstüne.

Yüzünü gözünü bir yıka, kendine çekidüzen ver, çok kötü görünüyorsun.

Uf! Anne, uğraşıp durma benimle çocuk gibi!

Ne söyleyeceksen söyle!

Biliyorum Kaan.

Biliyorum oğlum.

Baban her şeyi anlattı.

Kötü bir olaya şahit olmuşsun.

Doğru mu bu?

Başka ne dedi?

Kendini kötü hissedip o insanlara yardım etmişsin.

Bunu da ben öğrendim.

Başka öğrenmem gereken bir şey var mı oğlum?

Hayır.

Babam ne söylediyse o.

Emin misin?

Evet.

Peki.

Madem hepsi bu, o zaman şimdi oturup ne yapacağımızı bir konuşalım.

Babam her şeyi halletti zaten.

Baban hiçbir şeyi halletmedi, halletmeyecek de.

İkimiz çözeceğiz bu işi, tamam mı?

Ben her şeyi düşündüm.

En doğrusunun da senin Amerika'ya gitmen olduğuna karar verdim.

-Haberi var mı bu düşüncenden? -Ben onunla konuşurum.

Hadi toparlan.

(Gerilim müziği)

Kerim, ben evden bir şey alıp geleceğim. Tahir abinin yanında bekle, tamam mı?

(Kerimşah) Suyum bitti Tahir abi.

Değiştirebilir misin?

Ne yapacağız peki?

Sen bana göster.

-Şunun kafasını... -Tamam.

...buna takacaksın ama ilk önce bunu çıkartman lazım.

Ha, çıkaralım.

(Gerilim müziği)

Bayan, bir dakika! Size diyorum!

Yabancı mısın?

Adın ne?

Farah.

Bir pasaportunu görelim.

Ben markete çıkmıştım, yanımda değil.

Ama hemen burada oturuyorum, bu apartmanda, getirebilirim.

Yok, tamam. Sen bizimle gel biraz.

Bir dakika! Burada oturuyorum diyorum. Beyefendi, bırakır mısın?

-Getirebilirim kimliğimi. -Tamam, biz anladık, buyurun.

-Bizimle bir gelin. -Beyefendi, nerede götürüyorsunuz beni?

Bakın, benim oğlum şurada hemen!

Oğlum çok hasta, lütfen bir konuşabilir miyim onunla?

Bırakır mısınız beni? Rica ediyorum.

Annemi nereye götürüyorlar Tahir abi?

Sakın arabadan çıkma!

Lan! Hişt! Ne oluyor?

-Tahir! -Tamam, siz binin.

(Tahir) Ne oluyor?

Polis! Yaklaşma!

-Nereye götürüyorsun? -Karışma beyefendi!

-Kimliğini göster! -Tamam, dur.

Tamam, sakin. Al sana kimlik.

Al sana kimlik.

-Oldu mu, tamam mı? -Tamam. Suçu ne, niye alıyorsun?

-Ya dur! -Tamam, sakin!

Tahir, Kerim sana emanet. Sakın hiçbir şey söyleme ona.

Tamam, merak etme.

Kimseyle konuşma, bir şey imzalama, bulacağım seni, tamam mı? Bulacağım!

Nereye götürüyorsun kardeşim? Söylesene!

-Anne! -Ya nereye götürüyorsunuz?

-Kerim! -Sakin.

Anne!

-Binelim arabaya! -Tahir abinin yanından ayrılma.

Sakın korkma.

Anne! Anne!

-Bırakın! -(Farah) Kerim!

-Bırak! -Tamam, merak etme.

Bırakın annemi!

Kerim.

(Kerimşah) Anne!

Anne!

(Hüzünlü müzik)

Anne!

Anne!

Anne!

Ah!

Anne!

(Tahir) Tamam, gel.

(Kerimşah) Anne! Anne!

-Tamam, tamam. Merak etme. -Anne!

-Getireceğim anneni, merak etme. -Anne!

-Annemi istiyorum! -Tamam.

Annem nerede?

Bırak!

Anne!

(Hüzünlü müzik)

Gündüz güzeli. Ne haber, ne yapıyorsun?

-Sen beni takip mi ediyorsun? -Gel.

Bırakayım seni gideceğin yere kadar.

Gerek yok, sağ ol.

Ama sana bir yemek borcum vardı.

İşe gidiyorum ya hani ben.

Yani hobi olarak beklemiyorum otobüs durağında.

-Küs müyüz biz? -Sen hafıza sorunu falan mı yaşıyorsun?

Ya bak, gece bir mekâna geldin, bir göründün, sonra kayboldun.

Zaten ben hiçbir şey hatırlamıyorum.

-Bütün geceyi hatırlamıyorum. -Ne mutlu bana.

Gerçekten, saçmaladıysam hatırlamıyorum.

Ama al, yüzüme vurmak için fırsat.

Bu da yakışıklı yüzüm.

-Hatırlamıyorsun? -Hayır, sıfır.

Gece komple yok.

Neyse.

İyi bari, otobüsü kaçırmıştım, bir işe yara.

Şahane.

Sağ ol.

Bakın, çocuğum hasta, evde yalnız.

Ne olursunuz, bari izin verin ben bir arayayım, bir sesimi duysun.

Çok korkar bensiz, lütfen.

Otur bir yere.

Bak, sen de kadınsın, ben bir anneyim, yalvarırım izin ver.

-Oğlum yalnız diyorum. -Sakinleş.

Mehmet Koşaner, burada başkomiser.

Ben onu tanıyorum. Arayın, gelsin buraya!

-Mehmet Koşaner, lütfen! -Başkomiser Mehmet Koşaner.

Buyurun huzurunuzda.

Sen! Sen yaptın!

İstediğin olmayınca çocuğumun gözünün önünden aldın beni!

-Bırak! -Bağırma hanımefendi!

Sen bırak, sen bırak! Türkçe konuş burada!

-(Farsça konuşuyor) -Hayvan!

Bak, bunu anladım işte. Sen bana hayvan dedin, değil mi?

Benim içimde gayri insani bir taraf olduğunu söylemiştim sana.

-İşte buyur karşında. -Çocuğumun suçu ne?

Devlete diklenirken düşünecektin bunu.

Seni öldürürüm!

Kerimşah'ın gözünden bir damla yaş aksın, seni yaşatmam!

-Hop, hop! Sakin! -Ne yapıyorsun be?

Hişt!

Allah aşkına, yalvarırım, Kerim'in durumunu biliyorsun...

...bensiz yaşayamaz, yalvarırım.

Bana verdiğin sözü tutacaksan...

...ben de sana ellerimle getirip oğlunu teslim edeceğim, tamam mı?

Olmaz! O zaman iş bozulur!

Kerim nakil bekliyor. Donör bulundu. Bana iki hafta ver.

İyileşsin çocuğum, ben kendi ayaklarımla geleceğim.

Yemin ederim geleceğim.

Bu odadakilerin hepsi yarın akşam 'deport', tamam mı?

Komple sınır dışı. Eğer ifade vermezsen, iş birliğine yanaşmazsan...

...sen de bunlarla birlikte yallah.

Ben belge görmedim, hiçbir şey imzalamadım!

Allah kabul etsin, orasını bilemem.

İfade vereceksen gel beni bul.

Ne olur, Allah aşkına, yalvarırım!

Bak, onun ateşlenmemesi lazım! Yalvarırım, yalvarırım bak!

Gönül'ü arayın!

Gönül baksın ona ne olur!

Bir iki saate aklı başına gelir bunun.

İfade vermek falan isterse...

...yabancılar şubesine söyle, seninle irtibata geçsinler.

-Abi? -Ha?

-Çocuğu koruma altına aldıralım mı? -Yok, ben ilgilenirim çocukla.

Anlaşıldı.

(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.

Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

-Ne oldu? -Olmadı abi.

Çocuk ne olacak?

Neredesin be Gönül?

Gönül, diyorum ki bugün sana izin falan alsak.

En azından bir iki saat falan.

Ya sen hangi paralel evrende yaşıyorsun?

Normal insanlar çalışmak zorunda çünkü.

Tamam, aldım mesajı.

Hem senin hazırlanman gerekmiyor mu?

Daha vedalaşacağın bir sürü insan vardır.

Gidiyorsun ya.

Kiminle vedalaşacağım?

Ne bileyim, ailen, arkadaşların.

Kız arkadaş falan.

Kız arkadaş falan?

Çok iyiymiş ya.

Çok abartılı her tepkin.

Sadece yok diyebilirsin, ne abartıyorsun böyle?

Belki vardır da sen hatırlamıyorsundur.

Onun yerine sen dümdüz bana hayatında biri var mı diye sorsan.

Bana ne? Hadi, sana dümdüz uğurlar ola, hadi.

Serseri!

(Müzik)

Gönül, hasta bakıcı Özlem abla yine izinliymiş.

Yalan.

Vallahi geçmiş olsun, Güzide delisi sana havale.

Üf!

Her şey mi ters gider ya?

(Kerimşah ağlıyor)

Ağlayacak mısın daha?

Ben annemi istiyorum!

Bak, avukatla konuştum.

Annenin nerede olduğunu bulmaya çalışıyoruz, tamam mı?

Bulacağız, çözeceğiz.

Niye polis götürüyor annemi?

Ama bak, böyle ağlarsan annen dönmeyecek ki.

Hem kendini üzüyorsun hem beni üzüyorsun.

Çözeceğiz, tamam.

Durmuyor ağlamam, ne yapayım?

Git sen kendi evine o zaman!

Tamam lan, tamam.

Şu üstündekileri bir çıkar.

Çıkar, bir rahatla, ağladın içine içine.

Ben sana yardım edeyim.

Annem gelmeden olmaz.

Niye? Bana tarif et, bak ayakkabılarımı da çıkarttım.

İçeri giremezsin.

Yanıma yıkanmadan giremezsin.

Ha.

-Giremem, değil mi? -Kendim çıkarırım!

-İstemiyorum seni de! -Hah, sen çıkar hadi.

Oh, mis!

Şöyle bir çıkar, şöyle bir rahatla.

Bir rahatla şöyle.

(Tahir) Hah.

Sen bu yemeğini, suyunu, tuvaletini falan nasıl hallediyorsun?

Bana bir tarif et, ben yardım edeyim.

Sokağa çıkacağım, parka gideceğim, uçurtma uçuracağım...

...dondurma yiyeceğim, sarı gazoz içeceğim.

Ne diyorsun?

Üzgün olduğumda bunu söyleyince iyileşiyorum.

İyileşiyorsun?

-İçimden de söylerim! -Tamam, iyileşiyorsan dışından da söyle.

Korkuyorum.

Kork. Korkmak ayıp mı? Korkacaksın tabii.

Sen hiç korkmuyorsun ama.

Öğret bana da.

Öğreteyim mi?

Al, çek sandalyeni, gel şöyle.

Gel öğreteceğim, gel.

Gel.

Otur bakayım şöyle.

Otur.

(Müzik)

Nereden biliyorsun korkmadığımı?

Ha?

Nereden biliyorsun?

Sen bakma o süper kahraman hikâyelerine. Onların hepsi yalan dolan.

Hepimiz korkarız.

İnsan olan herkes korkar.

Sadece korkumuzu nasıl idare edeceğimizi böyle yavaş yavaş...

...büyürken kendi içimizde öğreniriz.

Sen nasıl öğrendin?

Senin yaşındayken böyle çok korktuğumda bir şarkı bulmuştum kendime.

Böyle uzakları anlatan.

Yani hep oradaymışım gibi hayal ederdim.

Gözlerimi kapardım, mırıldanırdım, geçip gitsin diye.

Geçer miydi şarkı bitene kadar?

-Bazen. -Bana da öğretsene.

Niye? Senin tekerlemen çok güzel, bence buradan yürü.

Yarın asla bugünden daha kötü olmaz.

Bu kötü şeyler birikir, birikir, birikir, yarın daha iyi bir şeye sebep olur.

Tamam mı?

Yarın güzel olmayacak belki.

Sebep?

Annem üzülmesin diye söylemiyorum ama...

...eğer iyileşmezsem belki.

Şimdi öyle düşünme yani.

Tamam mı? Öyle düşünmeyeceksin.

İyi düşüneceksin.

En cesur olman gereken konu bu, cesur olacaksın.

Kötü düşünmek, olumsuz düşünmek yok.

Annen dönecek, yine başında olacak.

Ne gerekiyorsa yapılacak.

İyileşeceksin.

Anlaştık mı?

Şarkını da öğretecek misin?

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Ben hemen geliyorum.

Kadını buldum de!

(Semih ses) Henüz bir sonuç alamadık Tahir Bey. Bilgi de vermiyorlar.

İsterseniz Bade Hanım üzerinden gidelim.

Biliyorsunuz bu tür vakaları gönüllü takip ediyor.

Tamam, kapat!

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

-Tahir. -(Tahir ses) Avukat olarak...

...göçmen kadınlarla ilgili gönüllü çalışıyormuşsun, doğru mu?

Olabilir.

Bir tanıdığım biraz önce yabancılar şube tarafından gözaltına alındı.

Nerede olduğunu bulmaya çalışıyorum, acil.

Kadın yabancı dedin, değil mi?

Adı ne, nereli?

Farah Erşadi. İran asıllı.

Farah Erşadi.

İran.

Araştırıp sana dönüyorum.

Ne istiyor?

Yabancılar şubenin aldığı bir kadına bakmamı.

Ben de geleyim mi seninle?

Yok tatlım ya. Şimdi o ince topuklularla adliye, emniyet falan koşturamazsın.

Ben akşam gelirim, tamam mı? Sen takıl.

Farah?

Sen ne yapıyorsun lan burada?

Anahtarın mı var senin?

Babamın evi.

Kadın nerede?

İçeride mi çocuk?

Annesini apar topar gözaltına aldılar.

Sen de biliyorsun.

Çıkartmaya çalışıyoruz işte.

Ben de çocuğun yanına geldim. Sana ihtiyaç yok, çık hadi, çık.

Sen nedenini, nasılını iyi biliyorsun, değil mi?

Farah nerede?

Yabancılar şubede, bildiğim bu. Hadi çık.

Yabancılar şube nasıl evinin önünden gözaltına alıyor?

Hususi olarak aldılar kadını, şahidim.

İhbar vardır.

Emniyet sana hesap mı verecek lan?

Sen gördün mü Farah'ı? Niye başında değilsin?

Sana ne oğlum lan, sana ne lan?

Ne ayaksın oğlum sen?

Sürekli Farah ve çocuğun dibindesin. Çık git, çık!

Çocuk sabahtan beri feryat figan ağlıyor.

Annesini gözünün önünde derdest ettiler. Böyle vicdansızlık olur mu?

Salıverilmesini sağla hemen.

Emir kipi verme bana!

Başkomisersin, gücünü, mevkiini kullanamadın mı?

Oğlum çıktı dışarı, çık! Seni burada görmemiş olayım, hadi!

Çık, gerisi bende, yürü!

Farah nerede?

(Kerimşah) Tahir abi, annem mi geldi?

Çık hadi, çekil!

(Hüzünlü müzik)

Ne haber delikanlı?

Hatırladın mı beni?

Annemi polisler götürdü.

Ee...

Annen sağ salim, güvende.

Sağlığı yerinde.

Hiç merak etme, tamam mı?

(Mehmet) Ben de onun yanından geliyorum.

Sana çok selamı var.

Nerede annem?

-İşte yakında geliyor. -Nerede annem?

Bak, çocuk sana bir soru soruyor.

Oğlum, bir yandan çocuk ittiriyor, öbür yandan sıkıştırmasana.

Çocuğun sorduğu soruyu ben de merak ediyorum.

Belki ona doğru düzgün cevap verirsin.

Lan ben ne anlamışım çocuk eğlemekten, sen de anlarsın be?

Böyle sinirlendiğinde dikenlerini çıkarıyorsun.

Senin gizlediğin bir şey var.

Sen bayağı psikoloji, pedagoji falan yürüyüp gidiyorsun bakıyorum.

İnsan malzemesinden anlıyorum ben.

Senin bir kaşıntın olmasa gelmezdin buraya.

Aranızda ne konuşuyorsunuz? Bana da anlatsana!

Hadi.

(Mehmet) Şimdi...

...annen karakolda.

Yakında gelecek.

Sen o gelene kadar benimle kalacaksın.

Sonra Gönül gelecek, biraz da Gönül'le kalacaksın.

Hiç yaramazlık yapmayacaksın ama tamam mı?

Tövbe tövbe! Senin harcını var ya, eksik karmışlar!

Oğlum, çocuğu arkana alıp yürümesene lan üstüme!

İstemiyorum seni! İstemiyorum ikinizi! Annem gelsin!

Tamam, ağlama ama, ağlama.

Annem gelsin!

-Ağlama ama. -(Kerimşah) Annemi istiyorum!

-Ağla... -(Kerimşah) İkinizi istemiyorum!

-Beni anneme götür! -Ağlama. Bak, bir dur ben...

Dur dur, ne yapıyorsun? Dur! Çocuğun kaskı yok. Öyle girilir mi içeri?

Beni anneme götür!

-(Mehmet) Ağlama. -Anneme götür!

Sen mi götürdün annemi yoksa?

-Yok, ben götürmedim. -Sen polis değil misin?

Polissen geri versene annemi!

İşte yakında gelecek o.

Ağlama ama bak, şimdi...

Yanına götür o zaman beni!

Olmaz o.

Annemi istiyorum!

Beni anneme götür!

(Kerimşah) Annemi istiyorum!

Annemi istiyorum!

(Kerimşah) Anneme götür!

Anneme götür!

(Hüzünlü müzik)

-Herkes çıksın. -Ne oluyor?

-Nakil otobüsü erken gelmiş. -Erken mi geldi?

Bazen olur böyle, ne zaman boş uçak bulurlarsa.

(Gerilim müziği)

Olamaz!

Hadisene!

Lütfen.

(Polis) Bütün gün seni mi bekleyeceğiz?

Hayır!

Dur dur! Ne yapıyorsun? Dur! Hani çıkılmazdı dışarı öyle?

Çıkacağım işte! Ben anneme gideceğim!

Of!

Kapılar açık, apartman bağrış çağırış, ne oluyor?

(Kerimşah) Anne! (Kerimşah ağlıyor)

Çocuğun annesini polis götürmüş dedin, apar topar geldim.

Annem gelsin!

(Kerimşah) Annem gelsin!

Ya işte kaçak olduğu anlaşılınca alıp götürdüler.

Annem gelsin Perihan!

Tamam, sus. Bak, ben geldim, tamam.

Ne hâle getirmişsiniz çocuğu!

(Kerimşah ağlıyor)

(Kerimşah) Annemi istiyorum!

Al şu sırığı!

Çık Mehmet!

Yürü, çık.

Sağ olun Perihan Hanım.

(Kerimşah) Anne.

(Kerimşah ağlıyor)

-Tamam, tamam. -Annemi istiyorum.

Bak, ben hiç sevmem böyle sürekli ağlayan çocuk.

Sen de vız, vız, vız, hep ağlıyorsun ama.

Ben üst kata çıkacağım, üstümü başımı değiştireceğim...

...elimi yüzümü yıkayacağım, senin yanına geleceğim.

Ama sen ağlamayacaksın, söz ver.

-Tamam. -Aferin sana.

Bekle beni, bekle.

Annemi istiyorum.

Bakın, ne olursunuz bir yanlış anlaşılma var.

-Yalvarırım bırakın beni. -Çıkışa geç.

Yapmayın!

Yapmayın! Ben gidenlerden değilim, yalvarırım!

Bir listeyi kontrol edin, ben gidenlerden değilim!

Kontrol ettik, buradasın. Daha fazla sorun çıkarma.

Mehmet Koşaner, o biliyor, o getirtti zaten beni buraya! O her şeyi biliyor.

Bakın, gidenlerin arasında olmadığımı Mehmet Koşaner biliyor.

Lütfen Mehmet Koşaner'i arayın! Yalvarırım arayın, o söyleyecek size!

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Başkomiser, Farah nerede?

Bak söyle, gidip alacağım.

Kimsin lan sen cahil?

Hangi yetkiyle alacaksın kadını?

Annesi bana emanet etti çocuğu.

Sen de o masuma nasıl davranacağını bilememenin telaşı içindeydin.

En azından birisi gerekeni yapacak.

Seni büyütenler biraz fazla şımartmışlar zannedersem.

Ne yapacaksın?

Devlete kafa mı tutacaksın?

Merkezi basıp kadını mı alacaksın, ne yapacaksın?

Barbar mıyız biz?

Bizim de çok şükür derdimizi meşru anlatacak kadar aklımız var.

-Sen söyle, dön arkanı git. -Zorlama oğlum şansını.

Kimsesizliğini içerideki veletle karıştırdın sen galiba.

Senin biraz kafan karışmış.

Gelmişsin yıllar sonra karşımda insan taklidi mi yapıyorsun?

Kalktı canım o insanlık treni senin istasyonundan, hadi.

Sen öksüz değil misin?

Tek farkın bu devlet memurunun gelip sana aile olması.

Öyle karşıma geçip kaderinin seçtiği kararlar üzerinden bana şımarıklık yapma.

Hayat seni bu yapmış, beni de bu.

Öyle olmuyor canım o işler.

Sen seçiyorsun.

En dezavantajlı durumda olsan bile sen seçersin.

Güçsüzlük üstünden bana sözel yapma.

İçerideki çocuk bir öksüz kalsın, o zaman hesabını sorarım.

O zaman görürsün sözel mi matematik mi!

Hesap mı soracaksın bir de?

Sen kaç çocuğu öksüz, yetim bıraktın bugüne kadar?

Kaç anneyi çocuksuz bıraktın?

Şimdi geldin bir de bu derede vicdanını mı yıkıyorsun?

Salahiyetin o çocukla kadını korumak. Sen hayırdır?

Sen bu köprünün neresinde duruyorsun?

Ben sana söyleyeyim neresinde durduğumu.

Farah gibilerle senin gibilerin arasında duruyorum.

Anladın mı?

(***) köprümden düşersin öyle.

(Telefon çalıyor)

Bade.

Kadının yerini buldum, geliyorum hemen.

(Müzik)

(Gerilim müziği)

Allah utandırmasın.

Güney Amerika sevkiyatını devralıyorsun.

Operasyonun hiçbir anında başından ayrılmayacaksın.

Emredersin amca.

Tahir Lekesiz olmak kolay değil, çok zor.

Bu sebeple becerememe gibi bir lüksün yok.

-Evelallah. -Gidin şimdi.

(Müzik)

Vera, gel, gel.

-Sonra da konuşabiliriz. -Senden gizlim saklım yok.

(Telefon çalıyor)

Efendim?

'Deport' işi halloldu. Güzel.

Ne oldu? Erkene mi aldınız?

Kadın İran'a gidiyor, değil mi?

Bizimkiler beceremedi, siz kadını memleketine postalıyorsunuz.

Temiz ve acısız.

Anladım.

(Müzik)

Hadi.

Yapmayın, size yalvarırım yapmayın. Ben onlarla gidemem.

Orhan Koşaner'i arayın. Eski polis memuru, rütbeli.

O biliyor her şeyi, o söyleyecek size. Lütfen arayın.

-Daha fazla kimseyi arayamayız. -Yalvarırım, ben gidemem.

Lütfen yapmayın, ben gidemem.

-Bin dedim sana şu arabaya. -Ben gidemem!

Bin şu arabaya, çok uzattın.

Ben ifade vereceğim, tanık olmaya hazırım. Yalvarırım, bırakın beni.

Çok uzattın ama bin. Bin şu arabaya.

Bırak beni!

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Kadını yolluyorlar.

Şu İranlı kadını.

Kim yolluyor?

Ali Galip konuşurken duydum. 'Deport' dedi.

Belli ki birilerini sokmuş araya. Tamam mı? Ben üzerime düşeni yaptım.

(Gerilim müziği)

(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.

Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Sana da zahmet oldu.

Senin avukat beceremezdi, yine bana kalırdın zaten.

Kim ki bu kadın?

-Neden önemli bu kadar? -Tanıdık biri işte.

Neyse, çok endişelenme bu tanıdık için.

Gönderemezler hemen. İtiraz edeceğiz.

İdare mahkemesine dava açacağız.

Daha var işi.

(Telefon çalıyor)

Gönderme merkezindeki bağlantım arıyor.

Alo?

Nasıl?

Daha bugün getirildi kadın oraya.

Ne oluyor?

Abi...

Abi!

İyi misin?

-Aradım, ulaşamadım. -Şarjım bitti.

Var mı arayan soran geri gönderme merkezinden?

-Haber yok. -İnat.

Tamam, sen bir arasana, bakayım neymiş durumları öğren.

-Ben odamdayım. -Tamamdır.

Mehmet.

Neredesin sen be oğlum?

-Arıyorum, telefonun da kapalı. -Şarjım bitti. Ne oldu?

Şu yabancılar şubedeki devreni bir ara. Farah'ı almışlar.

-Sınır dışı edeceklermiş. -Gel seninle içeride konuşalım biz, gel.

Hadi ara şu devreni de geç kalmayalım.

Benim olup bitenden haberim var baba. Merak etme, yarın bırakırlar.

Nasıl? Sen mi aldırdın Farah'ı?

Baba, şimdi bu devletin soruşturması, ben sana bir şey diyemem.

Ne diyorsun lan sen? Kadının çocuğu hasta.

Hasta, biliyorsun bunu.

Abi...

(İlyas dış ses) 'Deport' uçağı erken gelmiş.

Kadını da nakil aracına bindirmişler.

(Sessizlik)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Nasıl ya, nasıl?

Sen demedin mi gönderemezler diye?

Mümkün değil getirildiği gün gönderilmesi.

Bu işte bir terslik var Tahir.

Farah'ı bindirdikleri aracın plakası ne, minibüs mü otobüs mü öğren.

-Nereden bileyim? -Öğren!

-Öğren. -Öğrensem ne olacak?

Durdurup polislerin elinden mi alacaksın kadını?

Polisler silahlı, farkında mısın? Silah mı kullanacaksın?

Bir planın yok, değil mi?

-Allah'a emanet, çok güzel. -O kadın ülkeyi terk etmeyecek.

Aklınla hareket etmiyorsun.

Bu kadınla nasıl bir bağlantın var bilmiyorum ama...

...söylediklerin hiç mantıklı değil gerçekten.

Mantığın vadesi doldu, tamam mı?

Gideceğim Farah'ı alacağım. Konu kapandı, bitti!

Dikkat et, ne yapıyorsun?

Eğer plakayı öğrenmezsen havaalanı yolundaki bütün araçların...

...plakasına teker teker bakarım.

34 FR 65102

FR 65102

Bu delilik senin için bile fazla.

Benim altı yaşında oğlum var.

Eğer ben olmazsam kimsesiz kalır, annesiz büyür.

Kimsesiz kalır, anlıyor musun? Yalvarırım bırak beni.

Mehmet Koşaner'e tanıklık edeceğim.

Her şeyi anlatacağım, yalvarırım bırak beni.

-Sessiz ol. -Bir telefon edeyim.

Telefon etmem şart, ne olur.

Ne olursunuz.

Beni öldürün daha iyi.

O bensiz yaşayamaz.

O bensiz ölür.

Bırakın, gidemem.

Gidemem!

Kaza yaptıracaksın. Sakin ol artık.

Oğlum!

Oğlum!

(Gerilim müziği)

En sağ şeritte.

Havaalanında yap bari ne yapacaksan.

Kadın yeterince bedel ödedi. Bir saniye bile geç kalsam çok.

-İkimizi de yakacaksın. -Ben sana gelme dedim.

En azından avukatınla birlikte tutuklanacaksın.

FR 65102

(Tahir korna çalıyor)

İnme. Sakın inme.

(Gerilim müziği)

Tahir.

(Otobüsün kapısı açılıyor)

Ne yapıyorsun? Polis nakil aracının önünü kesiyorsun.

İçeride tanıdığım var, onu göreceğim. Önümden çekil.

Git yoluna, sabah sabah bela olma!

Ben Avukat Bade Akıncı. Aracı müvekkille görüşmek için durdurduk.

Bana öyle bir bilgi gelmedi. Kaldırın aracı yoldan.

Önümden sen çekileceksin. Ben kadını alacağım. Adı Farah.

-Ne alması! -Memur Bey, indir silahını lütfen.

-Olduğun yerde kal! -Tahir.

-Kal dedim, hareket etme! -Memur Bey, sakin. İndir silahını.

-Ateş ederim. Hareket etme! -(Bade) Tahir, dur!

-Gelme dedim sana! -Memur Bey, indir silahını.

-Kapıyı kapat. -Tahir.

-Sana gelme dedim, ateş ederim! -İlk defa namluya yürümüyoruz.

-Dur! -Sıkacaksan sık!

-(Bade) Tahir! -Dur dedim sana!

-Memur Bey, sakin. -Hareket etme, ateş ederim.

-Tahir. -Aç kapıyı.

Tahir!

Aç kapıyı.

(Silah sesi)

Dur yoksa ikincisini sana sıkarım.

-Tahir, sakin. -(Polis) Kapıdan uzaklaş.

(Gerilim müziği)

-Polis. -Bak kardeş, organize suçtan.

-Ayrıl. Geç şöyle, hadi. -Kadını almadan hiçbir yere gitmem.

Oğlum, alacağız, tamam. Allah Allah! Alacağız.

O kadar yolu uçarak boşuna gelmedik herhâlde.

Sen bir yan tarafa gel.

Aç kapıyı. Aç kapıyı.

İlyas, başında dur şunun. Salma şunu.

Aracın önünü kesti. Polise mukavemet var.

Gözaltına almayacak mısınız?

Şahıs bizde kardeş. Sen görev yerine geç hadi.

Açın kelepçeyi.

Manyak mısın oğlum sen?

Polis kurşunuyla mı ölmek istiyorsun? Hayırdır?

Ecel arsızı mısın nesin!

Yetişmezsem ne olacaktı? Var mı bir cevabın?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Hadi gel, ben seni eve götüreyim. Perihan Hanım evde, çocuğun başında.

Bırak!

(Duygusal müzik)

Sağ ol Tahir.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Farsça konuşuyor)

Ne demek bu?

Beni oğluma götürür müsün?

(Duygusal müzik)

Başkomiser, var mı diyeceğin bir şey?

Gidin hadi. Gidin.

(Duygusal müzik)

-Seni gördüğüme neden şaşırmadım acaba? -Soyadın yüzünden olabilir mi?

Sende bu soyadı varken daha çok karşılaşırız biz, merak etme.

Ne yapalım, senin gibilerle uğraşmaktan hayırlı bir kısmet bulup değiştiremiyoruz.

Kısmet.

İstemiyorum dedim sana.

Bana bakan o kız nerede? Çağır onu, o gelsin.

Güzide Hanımcığım, herkesi kaçırdınız zaten, o da gitti.

Elinizde bir tek ben varım. Lütfen artık içer misiniz şu çorbayı!

İstemiyorum, defol! Beceriksiz şey!

-Selam. -(Güzide) Sen de kimsin?

Emir...

...sen gitmedin mi?

Gidemedim be çilli.

Daha doğrusu...

...şu an gidecek bir yerim yok gibi geliyor.

Ya da başka bir yerde olmak istemiyorum. Bilmiyorum.

O yüzden senin işin bitene kadar ben buralarda takılayım dedim.

-Benim işim pek bitecek gibi değil ama... -Evet, bitmez işi.

Belki ben sana yardım edersem işin daha hızlı biter.

Beni bu güzel arkadaşınla tanıştırmayacak mısın?

Tanıştırayım.

-Bu, Güzide Hanım. Güzide Hanım, bu da... -Ben de Emir. Hasta bakıcı Emir.

Güzide, ne kadar güzel bir ismin var.

Buraya senin gibiler çok az geliyor, biliyor musun?

Ben de o yüzden biraz hasta seçiyorum. Öyle herkese bakmam.

Hoppa! Şöyle bir kaşık içelim.

Oh!

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Ağlaman bitti mi?

Muşmula surat!

Anneme bir şey olmaz, değil mi Perihan?

Yok, olmaz. Sen merak etme. Hiçbir şey olmaz.

Gönül nerede?

-Sen beni beğenmedin mi? -Gönül'ü çok seviyorum.

Tabii seversin Gönül'ü. Gönül genç, güzel.

Ama senin anlaman için bir on yılın var.

-Ne anlayacağım? -Ay, acele etme! Anlayınca anlayacaksın.

Öf, konuşturma şimdi beni!

-Gönül'ü sen mi büyüttün? -Yok, kargo getirdi Gönül'ü!

Tabii ben büyüttüm! Tövbe tövbe! Kim büyütecek!

Gönül çok ağlıyor muydu?

Gönül hâlâ ağlıyor, görmüyor musun? Ağlamaktan yüzünde çiller çıktı.

Bu da sana ders olsun.

Senden bir şey istesem kızacak mısın?

Ben sevmiyorum sürekli bir şey isteyen çocuk. Öf!

-Ne isteyeceksin? -Sen bence çocuk sevmiyorsun.

Bilmiş bilmiş konuşmaya başladın yine!

Tamam, iste ne istiyorsan. Hadi söyle. Sonra da yatacaksın ama.

Azıcık çişim geldi.

O zaman benim de sana azıcık ayrıcalık tanımam gerekir.

Bak, gördüm güldüğünü.

-Tamam, hadi yürü. Sonra da uyuyacaksın. -Uyuyamam. Annem gelir belki.

(Müzik)

Dediğim gibi, senin hasta çocuğun var. Kolay kolay 'deport' edemezler.

Ben yarın sabah idari dava için dilekçe hazırlıyor olacağım.

Paralelinde vatandaşlık süreci için neler yapabiliriz, onu bir araştıralım.

Onlar...

...benim burada olduğumdan haberdar mı? İran'dakiler.

İsterlerse beni geri alabilirler mi?

Sisteme adın düşmüş olabilir.

Ama o mevzuat ayrı. Emniyeti aşar. Dış işleri üzerinden...

...gerekçeli başvurmaları gerekir ki ciddi bir suç gerek.

(Gerilim müziği)

Bunlar sonra konuşulur.

Hadi oğlunun yanına.

Sağ ol yaptıkların için.

Rica ederim.

Memnun oldum Farah.

Memleketinde ne bekliyor seni?

-Arkanda ne bıraktın? -Oğlumu görmek isterim.

Doğru.

İkiniz de perişan oldunuz.

Git tabii.

Başkomiserle niye dönmedin?

(Müzik)

Ne dedin?

Öfkeli gibiydin.

Hatırlamıyorum.

Öfkelenince hep öz dilinde mi konuşursun?

Sen de gördün hâlimi. Ne dediğimi bilmiyordum.

Bizimkiler burada.

Gece size göz kulak olacaklar.

Yarın seninle Kerimşah'ı alıp bana götüreceğim.

Anlaştık mı?

Sağ ol tekrar.

(Müzik)

Her kuş kendi türüne uçar.

-Ne? -Sordun ya, orada ne dedin diye.

İran'a dairdir.

Sadece öfkelendiğimde kendi dilimde konuşmam.

(Müzik)

-Perihan Hanım? -Canavar seni bekliyor.

Siz...

Sonra anlatırsın derdini.

Borcuna ekliyorum ama bu geceyi, haberin olsun.

(Kerimşah) Anne!

(Perihan) Oğluna koş, hadi.

Kerim.

Çok korktum. Gelmeyeceksin sandım.

Buradayım, korkma. Buradayım oğlum.

Olmaz bir daha, değil mi?

Olmayacak.

Merak etme, çok ağlamadım zaten.

Sen de ağlama.

Sevinçten.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Bade) Şurada indir beni.

Sağ ol her şey için.

Kadın, amcamın hayatını kurtarıyor, biz çocuğuna yardım ediyoruz.

Kadın İran'da doktormuş.

Aileyle ters düşmenle bir ilgisi var mı?

O, agayla benim aramda.

-İnecek misin? -Peki ya başkomiser?

Ne alakası var bu hikâyeyle?

Sadece babasının komşusu mu?

Karakteri biraz tanıyorsam bugün oraya gelişi...

...kadına olan o tavrı...

...pek komşuluk hukuku gibi gelmedi bana.

Midenden konuşma, net söyle.

Bence o manyak aldırdı o kadını.

Kadının bizimle olan yakınlığını fark edip...

...bunu kullanmak istemiş olabilir.

'Deport' edeceğim diye de tehdit etmiştir.

-Belki niyeti yardım etmekti. -Yok.

Mizacı biraz ofansif arkadaşın.

Yasemin'i de sıkıştırdı seninle ilgili.

Eli boş döndü gerçi. Bu kadına güveniyor muyuz?

Zor durumda olan her kadına yardım ederim.

Ama şunu bil Tahir, hiçbir şey ailemden daha değerli değil.

Dikkatli ol.

(Gerilim müziği)

Sen bayağı flörtöz bir şeysin ama.

Ben gelmesem o kadın seni sabaha kadar uğraştırırdı...

...farkındasın değil mi? Dur.

Geçti.

Ne?

-Niye sırıtıyorsun öyle, söyler misin? -Çok tatlısın.

Ama aynı zamanda çekicisin de. Hem tatlı hem çekici nasıl oluyorsun?

Doğuştan mı böyle yoksa bir sırrın var mı?

-Çekici bulmuyorum kendimi. -O yüzden öylesin zaten.

O kadar gerçeksin ki.

Kendimi durduramıyorum.

Ne yapıyorsun?

Şurada seni yine öpsem, kim ne diyebilir ki?

Yine mi?

Hatırlıyorsun yani?

Yalancı, dengesiz şey.

Gönül, dur, dur. Gönül, dur. Yapma ama.

-Niye bu kadar kızıyorsun ki? -Neden hatırlamıyorum diyorsun?

Bilmiyorum, öyle işte. Bir nedeni yok.

Öyle yani? Canın öyle istedi diye bana yalan söyleyebileceğini düşünüyorsun?

-Yalan falan, abartmasan mı? -Sen nasıl bir insansın?

Sanki iki ayrı kişiliğin var. Bir bakıyorum dünyanın en iyi...

...en düşünceli, en duygusal adamısın. Sonra birden narsist...

...umursamaz, bencil bir züppeye dönüşüyorsun.

-Bir dakika, ne bu şimdi? -Ne?

Yaptıklarının başka bir açıklaması var mı? Varsa söyle bilelim.

Sen beni ne kadar tanıyorsun da hakkımda ahkâm kesiyorsun?

Kabul, biraz tanımışsın.

Evet, hatırlıyorum, söylediklerimi de hatırlıyorum.

"Ben etrafıma zehir saçıyorum. Yakıp yıkıyorum."

-Al bak, yine söyledim. -İyi.

Hata bende demek ki.

Seni hayal ettiğim biri gibi görmek istedim.

Ya da ne bileyim, belki de kendimi inandırdım.

Ama ne var biliyor musun?

Senden hoşlandığımı anladın diye benimle böyle oynayamazsın.

Al, buyur git. Git, zehrini saç bir yere.

Ama benden uzakta.

(Müzik)

Aa, neredesin kız sen?

Sabahtan beri kıyametler kopuyor, yoksun.

Ne oldu, ne kıyameti?

(Perihan) Aşağıdakinin başına gelmedik kalmadı. Haberin yok mu?

Siz küs falan mısınız yoksa?

Farah mı? Ne olmuş Farah'a?

(Kapı vuruldu)

Abla!

Çok özür dilerim. Yeni haberim oldu benim.

Ne oldu böyle?

Bir şey yok. Polisler aldı, şansızlık işte.

Sınır dışı ediliyormuşsun az daha.

Gel inat etme, abimle konuşalım, yardım etsin sana.

Gönül, merak etme. Bir avukat var, sorun çıkmaz, dedi.

-Çıkmaz, değil mi? -Yok.

Güvendeyim ben.

(Kerimşah) Gönül, sen misin?

Geldim, geldim Kerimşah.

Neredesin sen Gönül ya?

Haberin var mı senin, ağladım bugün ben!

Ne desen haklısın bir tanem, çok özür dilerim.

İyiyim artık, merak etme.

Hem biliyor musun, donör amca yola çıkıyormuş.

Doğru mu bu? Abla?

Çok güzel bir haber bu.

-Gözümüz aydın güzelim benim. -(Kerimşah) Hemen gitme Gönül.

Yemek yiyeceğiz, sen de bizimle ye.

Yok, ben rahatsız etmeyeyim şimdi sizi.

Kal kal, sen bir kal, konuşalım.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Birbirimize edecek kelamımız kaldı mı?

Yeni hayatın nasıl gidiyor, merak ettim.

Bundan böyle nefes alabilirsin belki ama...

...ömrün hep bu şekil geçecek, alış.

Erhan selamımı yeterince güçlü iletmedi anlaşılan.

Selamına cevabımı, kadını göçmen otobüsünde gördüğünde almış olman lazım.

(Gerilim müziği)

Zavallı bir kadına eziyet ederek mi beni hizaya çekeceksin?

Bu kadar alçalmak Ali Galip Akıncı'ya yakışır mı?

Değişimin bir bedeli olmalı dendi sana.

İşte bedel. Ayrıca bu kadının aklını küçümseme.

(Ali Galip ses) Bu kadına ne kadar kapılırsan...

...hayal kırıklığın da o kadar büyük olur.

Böyle diyerek benim zekâmı küçümsemiş olmuyor musun?

Sen bilirsin. Bedel ödemeye devam o zaman.

Bir gün kapıma geldiğinde, ki geleceksin...

...dua et de o gün merhametli günümde olayım.

Merhamet dilemek benim lügatımda yok.

Ne olacaksa olsun, su akar yolunu bulur.

Sağlıcakla aga.

(Gerilim müziği)

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

(Geçiş sesi)

Perihan Hanım evde, çocuğun başında. Gel.

Bırak!

Bu kadına güveniyor muyuz?

Başkomiserle niye dönmedin?

(Tahir dış ses) Öfkeli gibiydin.

Hatırlamıyorum.

(Gerilim müziği)

-Hazır mı malzemeler? -Eksiksiz, gel gör.

-Kendini sağlama aldın mı? -Abi, önce iş güvenliği, sonra icraat.

Senin yelek de burada.

(Adil) Yalnız dayı gönül koydu geride bıraktık diye.

Tabii onun cüsseye yelek bulamadın.

Yok abi, ben kilosuyla ilgili şaka yapmıyorum artık.

-Sonra bütün gün hiçbir şey yemiyor. -İyi olur, iyi olur, biraz kilo verir.

O cüsseyle bunca yıl iyi koştu.

Haydar biraz dinlensin.

Vera...

...Kaan nereye gidiyor?

Böyle herkesin içinde mi öfkeleneceksin?

Onlar herkes değil, onlar bizim ailemiz.

Oğlumun güvenliğini sağlamak için...

...kimseden izin alacak değilim ben, tamam mı?

Bu meseleyi konuştuk, kapandı.

Kaan'ın güvenliği diye bir konumuz kalmadı.

-Kaan gidecek! -(Kaan) Anne, yeter!

Ben gitmek istemiyorum. Babam haklı.

-Zaten meseleyi de halletti. -Neyi halletti baban?

Baban neyi halledebilir? Problemin kendisi babanken...

...baban neyi halledebilir? -Anne, ne oluyor ya sana?

Cevap verme bana, cevap verme!

Her şeyi biliyorum ben.

Sen birini öldürdün!

Bir polisi!

(Gerilim müziği)

O eline kan bulaştı senin.

Oğlum, güzel oğlum benim.

Yavrum...

...er ya da geç seni benden alırlar.

(Gerilim müziği)

Kanun almasa, baban alacak seni benden.

Yavrum, ben buna izin verebilir miyim?

Ben buna izin verebilir miyim, ben dayanabilir miyim buna?

Kaan, gideceksin, gideceksin. Burada kalmayacaksın.

Babana dönüşmene izin vermeyeceğim, tamam mı?

Gidecek!

Bitti!

(Gönül) Abla, annem Kerimşah'a bakmış, saçma sapan bir şey istemiş senden.

Ciddiye alma sen onu.

Sen boş ver onu. Annenle benim aramda.

Artık yaptıklarımı yemiyor musun?

Tok musun yoksa küs müsün hâlâ?

Bizim memlekette bir âdet vardır. Büyükler kalp kırar...

...küçükler üzülür. Yaptığı yanlışı anlayınca...

...kız kardeşinin önüne en sevdiği yemeği koyar.

Eğer tadına bile bakmazsa seninle barışmayacağım demek...

...ucundan bir lokma lezzetini tadarsa belki barışırız demek...

...hepsini silip süpürür yerse seninle barışacağım demek.

(Farah) Sen karar ver ne yapacağına.

Seçim senin.

Gerçekten mi? Biraz trip de atmak istiyordum sana ama...

...şimdi kız kardeş falan dedin sen.

(Duygusal müzik)

-Tok musun? -İran âdeti mi bu abla?

Evet.

Yiyorum.

Kandırıyor seni.

Aşk olsun abla, hep aynı şey. Hiç de sıkılmıyorsun.

Ama çok zayıfsın, biraz kilo alman şart.

Şimdi yedin ya...

...barıştık.

İnsan zor zamanlarında en yakınındakine mecbur.

Sevinçlerine de telaşlarına da şahit olur.

Kusurlu benim, sana söylediğim her şey kendime küfürdü.

Hatırlamak için.

O yüzden kendini boşuna üzme.

Bakacağız artık. Ben yemeğimi yiyeyim.

Hepsini bitirmen gerek.

Bizim kurallarımız çok sert.

Bakın ne yaptım.

İyileşmişim artık, kıyafetsiz boyuyorum o yüzden.

Bu benim. Hemen tanıdım kendimi.

Bak...

...bu Orhan dede, bu da Perihan nine.

Maça gidiyoruz.

Yalnız Perihan nine dediğini duymasın, döver seni.

Ee, başka kimlerle nerelere gidiyoruz?

Bir de abiyle. Koruyor bizi.

Eğer bu Mehmet abimse...

...biraz uzun olmuş ama güzel yine de.

Hayır, Tahir abi bu.

(Müzik)

Tahir abi.

Ben şunları mutfağa götüreyim.

(Gönül) Ben de kaldırayım abla.

(Müzik)

Tahir abisi korurmuş sizi.

Gönül, yardım ediyorlar.

Her şeyin başında da o olduğu için o gidip geliyor.

Nasıl bir hayırseverse vallahi, kapından ayrılamıyor abla.

Tabii bizim âdetimizde de yardımseverlik ilk üçte.

O yüzden yani, başka hiçbir şey yok.

O ne demek şimdi?

Yani sana biraz düşmüş olmasın bu abi?

-Düşmüş, düşmüş ne demek? -Yani abla hoşlanıyor gibi.

-Gönül, saçmalama. -Abla, sen kendini görmüyor musun?

-Maşallahın var. -Şimdi düşüreceğim ben seni.

Ben bilmem abla...

...yarın öbür gün kapına dayanır Farah da Farah diye.

Gerçekten delisin sen.

Kabul et, senin biraz hoşuna gitti. Yüzün kızardı biraz.

(Gönül) Tamam abla, bir şey yok.

(Farah) Sus bakalım. (Kapı vuruldu)

Tamam abla, sakin ol.

Abi?

-Ne haber Gönül? -İyiyim abi, sen?

Farah'la bir şey konuşmaya geldim de.

Ne konuşacaksınız?

Bu vatandaşlık alma işini konuşacağız Farah'ın.

Değil mi Farah?

Abla, harika bu! Demin sana sordum...

...abim yardım etsin, dedim. Niye söylemedin?

(Gerilim müziği)

-Gel biz seninle içeride bir konuşalım. -Tamam abi, konuşun siz.

-Ben Kerimşah'ın yanındayım. -Tamam.

Vera, bir sakin.

Bunu sana kim söylemişse senin aklını karıştırmış olmalı.

Kaan, hadi oğlum, hadi söyle annene.

Yalan bu, ben suçsuzum, de. Hadi söyle.

Biliyordun.

Bunca zaman katil olduğumu biliyordun.

"Seni korumak istiyorum Kaan...

...yurt dışı sana iyi gelecek Kaan." Hepsi yalan.

Oğlum, ben seni korumak için yaptım bunları.

Anne, yalan söyleme artık bana!

Sen benden kurtulmak istedin.

Babana benzemenden korkuyorum falan hepsi hikâye.

Sen benim babama benzememden korkmuyorsun...

...sen zaten benim, onun gibi olduğumu düşünüyorsun.

Oğlum, ne diyorsun sen? Doğru değil bu.

Ne görüyorsun bana baktığında?

Gerçek duygunu söyle.

Mideni mi bulandırıyorum, tiksiniyor musun benden?

Benden umudu kestiğini, gitmemi istediğini söyle.

Hayır oğlum, doğru değil.

Ben artık sizden bir kelime daha duymak istemiyorum.

Siz benim kim olduğumu bilmiyorsunuz bile.

Ben sizin düşündüğünüz kadar değilim. Ben sizin düşündüğünüz kişi değilim.

Çok daha fazlasıyım.

Bu hayatta beni görünce gülen birileri var.

Beni olduğum gibi kabul eden birileri var.

-Seni çok seviyorum. -Sevme beni.

Ben senin yalandan sevgini istemiyorum.

Ben sizden hiçbir şey istemiyorum!

Ben...

...ben ne istediğimi bilmiyorum belki ama ne istemediğimi biliyorum.

Gitmek falan istemiyorum.

Daha fazla sizi de görmek istemiyorum.

Kaan!

(Müzik)

Geçti yenge. Halledeceğiz hepsini.

(Bade) Düzelteceğiz her şeyi.

(Müzik)

Seni (***), sınırdan döndüm, insafsız vicdansız!

-Özür dilerim. -Dua et oğluma kavuştum, dua et!

Tamam be, sessiz ol, Gönül duyacak.

Sakin ol.

Transfer saatini değiştirmişler. Benim bundan haberim yoktu.

-Biz böyle hesap etmedik. -Hesap etme benimle.

Ya sen Lekesiz'e mi güveniyorsun?

Senin devletle çalıştığını duysa, seni sağ koyar mı zannediyorsun?

Cesedini bulamazlar kızım senin, cesedini.

Ben senin hayatını kurtarmaya çalışıyorum.

Seninle konuştuğumu bilmiyor. Sana bir şey anlatmadım ben.

-Henüz bir şey anlatmadın. -Sana güvenmem, asla.

Kime güveneceksin? Benden başka kimin var senin?

Kime güveneceksin?

O otobüsten ben indirdim seni, ben. Devlet.

Lekesiz mi kurtardı zannediyorsun sen?

Biz senin tanık olduğunu söyleyerek indirdik o otobüsten.

Önce mecbur bırakıp, sonra iyilik yaptığını mı sanıyorsun?

Seni aradılar, gideceğimi biliyordun. Son ana bıraktın.

-Beni kimse aramadı. -Senin hayatın yalan.

Bir daha dikilme karşıma. Çık git evimden.

(Müzik)

(Gerilim müziği)

Sivil insan yok, değil mi?

Yok abi. Kapatmışlar mekânı.

Şefi toprağım olur, bilgi teyitli.

Akşam menüsüne kadar biliyoruz.

İyi, sür.

(Gerilim müziği)

Oo, Mengenli.

-Abi, Bolulu Arif. -Bolulu Arif...

...mutfağı topla, servis kapandı.

Tatlı ikramını biz yapacağız.

(Gerilim müziği)

Hişt, sessizce herkes dışarı. Arka kapıya, hadi.

Boşalt, boşalt, boşalt! Hadi, hadi, hadi!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Afiyet olsun. (Susturuculu silah sesi)

İndir!

İndir!

Onu alalım.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bitir, bitir.

Lokmanı bitir.

Mesele şahsi değildi. Senin kalemini ağa kırdı.

Sadece iş.

Sadece iş?

Ne var menüde?

Salata, dolma, içli köfte.

Kuzu incik.

Höşmerim.

Ağzının tadını biliyorsun.

Savaş mı çıkaracaksın?

-Bakacağız. -Bak...

...ben buradan sağ çıkamazsam, biliyorsun...

...sen de sağ çıkamazsın.

Ölüme sırıtarak mı gidiyorsun dedin ya...

...hatırlıyor musun? Bak...

...ben hâlâ gülüyorum.

Ama sen gülmüyorsun.

Yoksa ben ecelin ta kendisi miyim?

Sana bir soru.

Ecelin olmamı ister misin?

(Gerilim müziği)

İster misin?

Güzel.

Güzel.

O zaman bir höşmerim ikram et de...

...tatlı tatlı bir konuşalım.

(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.

Lütfen sinyal sesinden sonra mesaj bırakınız.

(Sinyal sesi)

Benim.

Ne diyeceğimi de bilemiyorum.

Ama bu kadın hayatını sana borçlu.

Bunu bilmeni istedim.

Aradan geçen yıllar iyilik duygundan bir gram eksiltmemiş.

İyi ki varsın.

Gönül!

Kızım, öyle sinsi sinsi ne arıyorsun burada?

Baba, sana öğle yemeği getirdim.

Sen kimle konuşuyorsun öyle tatlı tatlı?

Annemin gönlünü mü alıyorsun?

-Annen? -Aranız bozuktu ya biraz.

Baba, ben seni hiç oyalamayayım, siz konuşun.

Ben gideyim, görüşürüz.

Seni çok öpüyorum. Kolay gelsin.

(Müzik)

(Mesaj geldi)

(Müzik)

Gelin.

Anne, burası çok güzelmiş.

Uzay üssü gibi.

Gel, gel. Özel odan var.

Ne?

Kerim.

Kerim, yavaş oğlum.

Doktor tarif etti, o şekilde hazırlandı, için rahat etsin.

Çok güzel olmuş.

Benim odam kadar güzel.

(Müzik)

Çok zahmete katlanmışsın.

Aa! Oyuncaklar da var.

Oynayabilir miyim?

Oyna tabii.

Kerim.

Kerim, oyna ama ben burayı tekrar bir temizleyeyim.

Üstünü çıkartma sakın.

Kerimşah, sen oyuncaklarla oyna, ben annenle bir konuşayım.

Ne desem bilemiyorum.

Gel.

İster oğlunun yanına yatarsın, ister burada.

(Tahir) Kıyafetler falan da aldırdım.

İşte günlük kıyafet, pijama falan.

Nasıl geleceğini bilemediğim için.

Saygısızlık olarak algılama.

İhtiyacın olursa çekinmeden kullan.

Sağ ol, kıyafetim var.

Şifreleri yazdım.

Şifreler niye?

Ev akıllı, televizyon falan izlemek isterseniz.

Ne kadar kalmak gerek böyle?

Çok uzun sürmeyecek.

Önce patronunla meseleyi çözeceksin.

Kim bilir, belki de çözüldü.

O iş bir şekilde nihayetlenecek, sen kafanı yorma.

Evden ihtiyaç olmadıkça çıkma.

Çıkmak istersen Haydar'la Adil sana eşlik edecek.

Bu kadar tedbir çok değil mi?

Gafil avlanmayı sevmem.

Biz tedbirimizi alalım da kafamız rahat etsin.

Değil mi Farah?

En iyisini sen bilir.

Evindeki gibi rahat et.

Akşama dönerim.

Son bir soru.

Mehmet Başkomiser'in seninle bir derdi mi var?

Açık konuş.

Yok.

Senden ne istiyor?

Ne isteyebilir?

Aslında en çok istediği şey sende.

Sen bir cinayetin görgü tanığısın.

Tabii kimse bilmiyor.

Benden hiçbir şey istemiyor.

Yardım etmek istiyorlar.

Babasının evinde oturuyorum, severler beni.

Biliyorum.

Farah...

...başkomiser bir gün beni incitecek bir şey isterse...

...benden saklamazsın, değil mi?

Ne demeye çalışıyorsun?

Demek istediğim şu.

Sana güveniyorum.

Sen nasıl oğlunu alıp geldiysen buraya, güvendiysen bana...

...ben de sana güveniyorum.

Bunu bil.

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

Kerimşah, ben gidiyorum. Beğendin mi odanı?

Çok güzel olmuş.

Aynı kendi odam gibi.

Akşam yemeğe gelir misin?

Sen şimdi bu kadar zahmete girmişsin.

Ben de bir yemek hazırlayayım, beraber yeriz, güzel, İran yemeği.

Olur, yeriz.

-Görüşürüz. -Görüşürüz.

(Müzik)

Hişt!

Biz dün Farah'ı otobüse bindirdikten sonra bizi arayan oldu mu lan?

-Yok. -Emin misin?

Bak bir şey atlamayalım.

Vallahi abi, bir şey olsaydı bana haber verirlerdi herhâlde.

Dün yabancılar şubeden benim devremi aradım, o da dönmedi.

Eğer ararsa ona da bir sor arayan soran olmuş mu diye, tamam mı?

Sorarım.

Mehmet Başkomiser'e baktım.

Babam sorarsa beni görmedin, yerimi de bilmiyorsun.

Ne haber?

-Ne yapıyorsun ya? -Soyadından dolayı çok görürsün dedin ya.

Göresim geldi.

İn arabadan, gideceğim, hadi.

Neyse ki kaba olmayan yeni bir şey değil.

Sakin ya başkomiser.

Barış çubuğu uzatmaya geldim.

Ne bu?

Şikâyetimi geri çektim.

Görüntüler, al.

Merak etme, bir daha karşına çıkmayacaklar.

Sebep?

Düşündüğüm kadar berbat biri değilsin.

Otobüsten kadını almamıza yardım ettin.

Tamam, anladım da asıl sebep ne?

Hoşuma gitti, olamaz mı?

(Gerilim müziği)

Ee, ne istiyorsun karşılığında? Bir şey mi istiyorsun?

Hiçbir şey.

Ee?

Ama çok istiyorsan beni yemeğe çıkarabilirsin mesela.

Ki bu noktada telefonumu istemen gerekiyor.

Hadi onu da yaptın varsayıyorum.

(Gerilim müziği)

Sen beni salak mı zannediyorsun?

Ha?

Neyin peşindesin sen?

Çok merak ediyorsan ararsın başkomiser.

Tamam.

Hoşça kal başkomiser.

(Müzik)

(Yasemin) Çok sevindim aramana.

Çok özledim.

Ben de.

Çok güzel gözüküyorsun.

İyi misin?

Önce bir şey sormam lazım.

O kadınla görüşüyor musun?

Doktor olanla?

Görüşüyorum.

Ama kastettiğin şekilde değil.

Hiç olmadı da.

Ben de sana bir şey soracağım.

Sor.

Şu polis, gece kulübünde seninle konuşmaya çalışan.

Daha sonra seninle konuştu mu?

Doğruyu söyle.

Konuştu, evet.

Ama ben hiçbir şey söylemedim.

Hım.

Ne sordu?

Ha?

Bir fotoğraf gösterdi.

Arabadan atlayan bir kadın.

Bu sen misin dedi, hayır dedim.

Başka ne dedin?

Başka bir şey söylemedim.

Bak çekinme, söyle hadi, ha?

Çekinme, anlattıkların çok işime yarıyor.

En ufak bir ipucu bile işime yarar.

Hadi, çekinme.

Özür dilerim.

Hastanedeydim, psikolojim çok kötüydü, çok sıkıştırdı beni.

Ben de o kadına benzettim. Söylemek istemedim.

Ne dedin?

Ha?

Temizlikçi.

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik) (Martı ve dalga sesleri)

Geleceğinden umudum yoktu.

Niye çağırdın beni? Terslemek için mi yine?

Peki, sen niye geldin öyle düşünüyorsan?

Niye geldim bilmiyorum.

Belki de gelmemem gerekirdi, doğru.

Dur çilli, dur.

Bırak en azından senden bir özür dileyeyim.

Bak, ben kendine ait fikri olmayan bir adamım.

Bana ne söylenirse onu yapıyorum.

Bütün hayatım elime yüzüme bulaşıyor.

Şimdi istemesem de çekip gideceğim.

Çünkü öyle uygun görüldü. Kocaman bir eyvallahım ben.

Özür dilerim.

Gitme dememi mi istiyorsun?

Bilmiyorum.

Dedim ya, benim kendime ait bir fikrim yok.

Neden kendine bu kadar hoyratsın?

Benim tanıdığım adam bu kadar çaresiz değil.

Belki gitmeden senden bunu duymak istedim sadece.

Sağ ol.

Seni olduğun insana ikna etmek isterdim.

Nasıl yapacağım şimdi bunu?

(Duygusal müzik)

Kal demek mi bu?

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Konuşmalar duyulmuyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

Alo?

Her şey yolunda mı?

İyi, her şey iyi.

Yemek hazır. Gelecek misin?

Sizin yiyin, benim bir işim çıktı.

Tamam.

Farah, bir şey duydum.

Bilsen iyi olacak ama endişelenme.

Ne duydun?

Mehmet Başkomiser etrafına bir görgü tanığım var diyormuş.

(Gerilim müziği)

Ne?

Nasıl olur?

Aganın bunu duyması hiç iyi olmayacak.

Önlemimi almam şart.

Ne yapacaksın peki?

Ne gerekiyorsa onu yapacağım.

Sen rahat ol.

Duyuyor musun beni?

Duydum.

Afiyet olsun.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

-Farah, ben de tam seni... -(Farah ses) Sen nasıl bir insansın?

Nasıl insanlara tanığım var dersin?

Sen beni öldürtmeye mi çalışıyorsun?

-Ne diyorsun sen ya? -İnsanlara tanığım var diyormuşsun!

Öyle bir şey demedim ben kimseye ya.

(Farah ses) Demişsin işte, öğrenmişler, biliyorlar!

Bağırma bana!

Daha fazlası ne olabilir diye düşündükçe...

...senin yüzünden daha fazlası geliyor başıma!

Sen zaten batmışsın belaya yeterince!

Ne demek bu?

İran hükûmeti iadeni istiyor.

-Ne? -Öyle.

Artık bilmiyorum nasıl bir suça karıştıysan İran'da.

Olamaz.

İran hükûmeti iadeni istiyor.

(Mehmet ses) Suçlu iadesi için başvurmuşlar.

Burada yabancı şubede hakkında işlem başlayınca...

...Türkiye'de olduğun anlaşılmış.

Onlar da vakit kaybetmeden başvuruda bulunmuşlar.

Sen beni bitirdin!

Allah'ın cezası, yaktın sen beni!

(Mehmet ses) Merak etme.

Senin iade edilmene engel olacağım.

(Farah ses) Nasıl halledeceksin?

Artık öğrendiler! Vazgeçerler mi zannediyorsun?

Öldürdün sen beni, öldürdün!

(Mehmet ses) Şimdi beni iyi dinle. Senin iadeni...

...durdurmanın bir tek yolu var.

Bir an önce Türk vatandaşı olacaksın.

O zaman kimse sana dokunamaz.

Nasıl olacak peki bu?

Şöyle olacak.

Savcıyla konuşacağım, anlaşma şartlarını değiştireceğim.

(Mehmet ses) Senin vatandaşlık şartıyla ifade vermeyi kabul ettiğini söyleyeceğim.

Sen de tanıklık yapacaksın.

Tamam mı?

Tamam.

Neredesin sen şimdi?

-Tahir'in evindeyim. -(Mehmet ses) Hemen oradan çıkıyorsun.

Ben birazdan Lekesiz'i tutuklayacağım.

Senin adını vermeni ihbar sayıyorum.

Olmaz! Ben onun adını veremem.

Niye veremiyorsun ya?

Cinayeti Tahir işlemedi çünkü.

Kim?

Kim işledi?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Büşra Taşcıoğlu - Hatice Başpınar

Editör: Beliz Coşar

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.