Afrikaans
Akan
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hmong
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Uzbek
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Müzik)
Ya çekeceksin ya çekeceksin Doktor Hanım!
Kadın yeterince kendini ispat etti, ileri gitmeye gerek var mı?
Benden bir karar vermemi istedin. Benim adaletim de bu.
-Hadi çek şu tetiği. -Ben katil değilim.
Yapacaksın. Yapmalısın.
Yapamam.
Yaparsın. Çek şu tetiği.
(Gerilim müziği)
Çek şu tetiği!
Hadi çek!
(Müzik)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Sen buraya benim yanıma geldiğinde...
...dertli, içine kapalı bir çocuktun.
Ne zaman konuşmaya başladın da...
...lafın dinlenir oldu?
(Müzik)
Sayende dağ tepe tırmandık.
İnsan...
...aştığı dağı unutur...
...tökezlediği taşı hatırlar.
Bu yaptığın hatırlanacak.
Sen şimdi...
...kadını kurtarmış mı oldun?
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Cenazeyi kaldırın.
Söyleyin şuna...
...günahını temizlesin.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Kemerini tak.
Bu çiftlik evini biraz daha anlatsana.
Tahir abiyle top oynadık.
Bana top hediye etti.
Annen niye korktu yani?
Tahir abinden niye korksun annen? Bak sana futbol topu vermiş, değil mi?
Artık anlatmak istemiyorum.
Niye ya? Ne güzel muhabbet ediyoruz.
Çünkü anneme anlatmayacağım dedim.
Aman, ne olacak canım.
Ben de anlatmam annene zaten, merak etme.
Ama bence sen de anlatma bizim konuştuğumuzu, tamam mı?
Niye ki?
Çünkü o zaman sözünü tutmamış olursun, annen de sana o zaman kızar, değil mi?
Sen şimdi söyle bakalım, annen niye korktu çiftlik evinde?
Annem nerede kaldı ya?
Bakkala portakal almaya gitti, değil mi?
(Müzik)
Ne olacak bize?
Konuştun mu, kötü bir şey mi dedi?
Cezalandıracak mı bizi, bize ne olacak? Cevap versene.
Bak, eve gitmem gerekiyor.
Kerimşah evde yalnız, lütfen.
Çocuğu alıp çıkacağız.
Kerimşah en son çıktığında hastalandı, buna sen de şahitsin.
-Hiçbir yere çıkamaz Kerimşah. -Çıkacak!
Çıkacak.
"Bana suç verin, kirletin beni."
"Sizin için çalışayım."
Doktorsun, akıllısın ya...
...âlemin kurtlarıyla, çakallarıyla oyun oynayacaktın. Al sana suç!
Al sana suç!
(Korna çaldı)
Beğendin mi suçunu?
Yavaş, lütfen yavaş.
Yavaş, yavaş Tahir!
Yavaş! Tahir, lütfen.
Tahir.
Tahir, çarpacaktın.
Biz o kamyona çoktan çarptık Farah.
Çoktan çarptık, kaza yerinde can çekişiyoruz.
Kimseden yardım bekleme.
Benden başka kimsen yok.
Bu kadın ne arıyor oğlum hâlâ organizede?
-Mehmet Amir'in emri. -Başlatma lan Mehmet'inden!
Al götür hemen bu kadını, yabancılar şubeye ver.
Başkomiserime haber vereyim mi?
Sana emrediyorum oğlum, anlamıyor musun?
Emir anlaşıldı.
(Müzik)
Sen burada bekle, seni evde görürse korkar.
Çok yalnız kaldı, çok bekledi beni.
Beraber girip, beraber çıkacağız.
Tahir, Kerimşah tehlikede mi?
Dokunurlar mı oğluma? Korkmalı mıyım onun için, cevap ver.
İn hadi, çocuğu alıp çıkacağız, hadi.
Anneciğim, ben geldim. Korkma.
(Kerimşah) Anne, çok merak ettim seni.
-Temizlenip geliyorum yanına. -Farah, acele et.
(Kapı vuruldu)
Sen dur.
(Kapı vuruldu)
Mehmet ben, aç.
(Müzik)
Aç
(Kapı ısrarla vuruldu)
Gelmişsin.
Bakkala diye çıkmışsın.
Çocuk öyle merak etmiş. Demin...
...kapı açıktı, girmiş bulundum da.
Biraz Kerimşah'la muhabbet ettik. Ben de oradan biliyorum.
Gireyim mi?
Misafirim var aslında.
(Müzik)
(Gerilim müziği)
Başkomiser.
Tahir Lekesiz.
Bakkala gitmiştim...
...Tahir Bey'le orada karşılaştık.
Acil hastane işimiz vardı bizim, onu unutmuşum.
İşlerimizi halledip döndük hemen.
Sana anlatmıştım, patronları Kerimşah'ın tedavisini üstlendi.
Bu kadar acil olan neydi ya? Çocuğa haber vermeyecek kadar.
Doktor musun? Anlatsa anlayacak mısın?
Özel hastanede tedavi ettiriyormuşsunuz çocuğu.
İyi para.
Durumumuz var, hallediyoruz.
Her şey para mı?
Tabii...
...sahibini kurtardı nasıl olsa, değil mi?
Bak, ne güzel yere parmak bastın.
Sahibin deyince bir kızmadın bu sefer.
Şimdi de çocuğu ziyarete mi geldin?
Suç mu?
Senin o kadar muhabbetin var mı ya Kerimşah'la?
Bu arada çok afacan çocuk, maşallah.
Epey bir muhabbet ettik Tahir abisi.
Ee?
Diyeceğin başka bir şey var mı?
Babam üst katta oturuyor, biliyorsunuz.
Yani bizimkisi komşuluk ilişkisi.
Öyle bir yanlış anlaşmadan ötürü kadına fazla yüklenme.
Tamam mı?
Al.
Portakal alacağım demişsin.
(Gerilim müziği)
Ne anlattın başkomisere?
Elini kolunu sallayıp nasıl giriyor evine?
Yeter!
Ben bir oğlumu göreyim, anlatacağım her şeyi, bir dur.
(Müzik)
(Sessizlik)
Elini uzat, elini.
Uzat.
(Sessizlik)
İn.
İnsene ablacığım.
Kaç kurtar kendini.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Bir şey demem gerekiyordu.
Ali Galip'in hayatını kurtardığımı zaten biliyorlar.
Kerimşah'ın tedavisini üstlendiğinizi söyledim.
Yardım almak suç mu?
Bak bakayım bana bir.
Bir bak.
Oradan bakınca aptala benziyor muyum?
Ben buraya ne zaman gelsem bu insanlar senin etrafında.
Başkomiser elini kolunu sallayarak nasıl evine giriyor?
-İlk defa geldi Tahir. -Anlaştı mı seninle başkomiser?
Anlaştı mı seninle?
Yanaştı mı sana?
Bana yanaşıp bilgi sızdırmanı istedi mi senden?
-Hayır dedim. -Ne oluyor?
Aklımı mı çelecektin?
Oyun mu oynuyorsun benimle?
Ben kimim sana yanaşayım Tahir?
Kimim?
Sence bunun için komiser benimle mi anlaşır?
Bir temizlikçi.
Sen benim hâlimi görmüyor musun?
Şu üstüme başıma bir baksana, evime bak.
Yaşadığım hayata bir baksana Tahir.
Sana cilve yapar gibi bir hâlim mi var benim?
İnanmıyor musun?
Bana inanmıyor musun Tahir?
Çık git evden o zaman!
Çık git evimden!
Ali Galip'in adamları beni öldürmek için geldiğinde...
...polis beni koruyor mu korumuyor mu gör!
Çıksana!
Ne de olsa sensiz ben ölüyüm ya.
Çık git.
Öleyim gör.
-Oğlanı hazırla, gidiyoruz. -Hiçbir yere gelmiyoruz.
Bak, inatlaşma benimle.
Dedin ya korkayım mı diye, kork!
Korkmanın tam zamanı. İkiletme, oğlanı hazırla, gidiyoruz.
Kerimşah dışarı çıkmayacak.
Sen şimdi bizi mi koruyorsun?
Yoksa senin de canın tehlikede diye mi emirler yağdırıyorsun bana?
(Müzik)
Sana yaptığım onca şeyden sonra...
...bana bunu mu soruyorsun?
Aynı kaderi paylaşıyoruz diye yaptığın iyiliği sırtıma yük mü ettin şimdi?
Gidersen git.
Sen bilirsin.
Benden bu kadar.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Nankör.
(Müzik)
(Kerimşah) Neden götürdün anne sandalyeyi?
Kapıya yaslayacağım oğlum, kapı bozulmuş, tam kapanmıyor.
(Müzik)
Delirdin mi oğlum sen, ne demek kadın kaçtı lan?
Abi, Hamza Müdür geldi. Kadını tuttuğumuzu görünce kızdı.
Al bunu dedi götür, yabancılar şubeye teslim et. Ne dediysem dinletemedim.
Seni aradım, ulaşamadım. Ben mecburen kadını araca götürdüm.
Oğlum, nasıl kaçıyor bu kadın?
Açmıştım kelepçesini abi.
Ne bileyim ben, açtım kelepçesini.
Işıklarda telefonda durdum seni aramak için, bir baktım kadın yok.
Oğlum, şu yaptığını acemi polis yapmaz.
Kusura bakma amirim.
Alo? Kadının adı Sepideh Esfandi.
İran uyruklu, elimizde eşkâli var, bütün birimlere yayın.
Kadın işimize yaramıyor sonuçta, temizlikçi o değilmiş ki abi.
Oğlum, Farah'ın arkadaşı kadın.
Farah'ı konuşturmak için kullanırdık, hiç mi kafan basmıyor lan?
-Alayım ben hemen Farah'ı. -Olmaz.
Olmaz, konuşmuyor Farah.
Çözülmüyor kadın işte! Çetin ceviz çıktı!
Onun kendi isteğiyle konuşması lazım.
Yani biz onunla aynı taraftaymışız gibi düşünmesi, hissetmesi lazım.
Yana çekil.
Bayağı sevindiler, değil mi?
Sevinmezler mi ya? Çocuklar bayıldı hediyelere.
Ya Semiha teyzem...
...nasıl ağladı, canım benim.
İyi oldu ama.
Yani onların öyle yüzünün güldüğünü görünce...
...ben de rahatladım, kendimi daha iyi hissediyorum.
Sen yardım etmeseydin böyle yapamazdım.
Yok canım, ben ne yaptım ki?
Bence yaptığını hiç küçümseme.
Sayende...
...belki günler sonra ilk defa rahat uyuyacağım.
Hadi gel, bir yemeğe çıkarayım seni.
En azından böylelikle bir teşekkür etmiş olurum.
Ama ben çalışıyorum.
Yani nöbetim var.
-Hadi ya! -Ama yarın akşam olur, yani müsaitim ben.
Bugün görüştük diye bir daha görüşmeyecek değiliz ya.
Arkadaşız artık sonuçta.
Ne? Değil miyiz?
Arkadaşız. Ama ben yarın İstanbul'dan gidiyorum.
Nereye gidiyorsun?
Yurt dışına, Amerika'ya. Yani orada okuyorum da ben.
Peki, bir daha ne zaman geleceksin?
Vallahi uzun bir süre dönmem herhâlde.
Yaz sonu falan belki.
O yüzden bugün yemeğe gitsek iyi olurdu ama.
Bu son görüşmemiz yani.
Ben de üzüldüm şimdi.
Ben dönünce ararım seni, yine buluşuruz, konuşuruz.
Kendine iyi bak.
(Müzik)
-Amca oğlu. -Vay! Amcamın oğlu.
Ne yapıyorsun?
Akşam akar mıyız ortamlara?
Oo! Birileri hayata geri dönmüş.
Akmaz mıyız kardeşim benim, yeter ki sen iste.
İyi, neredesin? Yanına geleyim.
Yok, yok. Sen gelme. Ben şimdi amcamın yanına geldim.
(Bekir ses) Ben ararım seni, tamam mı? Hadi kapat.
Maşallahın var amca.
Düşman yaralayınca kolay.
Muhasebeni yaparsın, ölçüp biçersin...
...keseceğin cezaya karar verirsin.
Ama yarayı dost açmışsa işin zor.
Bazen...
...düşmanın sıktığı mermi öldürmez...
...dostun batırdığı iğne öldürür Bekir.
Çünkü sadece vücudunu değil, ruhunu da yaralar.
Hayırdır amca...
...kim yanlış yaptı sana?
Kim?
Sana bu ismi vereceğim...
...senden de emrimi yerine getirmeni beklerim.
Başımla.
İsmi ver...
...kalan nefesi sayılı olur.
Tahir.
(Gerilim müziği)
(Sessizlik)
(Müzik)
Kerim.
Hadi gel bakalım, fesenjan yaptım sana.
-Off! Daha dün çekmişti canım. -Tamam.
Geç bakalım, otur.
Gel bakalım.
(Sessizlik)
Sen Tahir abiye mi kızdın?
Niye öyle sordun Kerim?
Mutsuz bakıyordu.
Kızmadım Tahir abine, hadi ye yemeğini.
(Duygusal müzik)
Belki yorulmuştur.
Bizi bir yerlere götürdü ya.
Hiç ayrılmadı yanımızdan.
Yorulmuştur belki.
(Telefon çalıyor)
Söyle.
Abi, çiftlikten sonra konuşmadık, seni bir yoklayalım dedik.
İyiyim. Her şey yolunda mı?
Geçen seferki gibi olmasın diye dayıyla daha derine indik.
Asıl meseleye gelsene.
Abi, aganın yanındakileri arıyoruz, açan olmadı.
(Adil ses) Bu sessizlik pek hayra alamet değil.
Farkındayım.
Biz senin yanına gelelim diyoruz.
Bir misafirin falan olursa yalnız başına ağırlama.
Gelmeyin. İşinizi bitirin, eve gidin.
Abi, sen neredesin?
Bayanın yanında tabii.
-Sorma. -(Adil ses) Eyvallah.
Yalnız bugün senin onun için yaptığını yıllardır yapmadığına biz şahidiz.
(Adil ses) Ama bunun kefaretini o değil, sen ödeyeceksin.
Sen bütün bunların ayırdındasın, değil mi abi?
Yarın görüşürüz.
(Duygusal müzik)
(Cama vuruluyor)
Ne yapıyorsun, öldürecek misin kendini?
Bilmiyordum. Uyuyorsun sandım.
Neden döndün?
Yemek yaptım.
Acıkmışsındır, gel ye sen de diyecektim.
(Duygusal müzik)
Kerim.
Afiyet olsun.
Tahir abi!
Geri geldin.
Bizde mi kalacaksın?
(Duygusal müzik)
Kalsana.
Terasta top oynarız.
Orada halı saha var artık, biliyor musun? Benim için yapıldı.
Kerim, tamam. Tahir abini sıkıştırma.
Yemeğini mutfakta yiyecek o. Oraya hazırladım sana.
Tahir abi, burada ye ne olur.
Hem ben de yiyorum, beraber yeriz.
Kerim.
İyi, tamam, burada olsun.
Yaşasın! Masamı buraya çekeceğim.
Farah.
(Müzik)
Afiyet olsun.
(Müzik)
-Sağ ol. -(Farah) Afiyet olsun.
(Fermuarı kapattı)
Nedir bu?
Fesenjan, kuzey İran'a özgü bir yemektir.
Sizde yahni derler, ona benzer.
Kuzey İran'dan mı geldin?
Tebriz.
Anneannem, dedem hep oradaymış.
Dedem Türkçe biliyormuş.
Zaten o yüzden bizi buraya yollamış.
Hastaneler daha iyiymiş burada.
(Müzik)
Elinin tadı varmış.
Küçükken annem yapardı hep.
O çok güzel yapardı. Ben onun kadar iyi yapamıyorum.
Aslında ördekle yapılır, ben tavuk koydum.
Teşekkür için.
Eline sağlık.
(Müzik)
İsmini annen mi koydu?
Tebriz'de El Gölü var. Halk demek.
Eskiden şah deniyordu, artık şah demek yasak.
Gölün kıyısında dilek dilenir.
Sen ne diledin?
(Duygusal müzik)
Bir oğlum olsun diledim.
(Duygusal müzik)
Bak annen sana yasaklı isim koymuş.
Ne? Bana yasaklı isim mi koydun?
Hayır Kerim. Tahir abin kandırıyor seni.
Göl gibi duru olsun diye şah, onurlu bir hayatı olsun diye Kerim...
...hem İran'da hem burada o yüzden Kerimşah.
(Duygusal müzik)
Senin isminin anlamı ne?
Bırak yemeğini yesin Tahir abin.
Temiz.
Temizlenmiş demek.
(Duygusal müzik)
İleride bekle sen.
Tahir Lekesiz'in arabası bu.
Tamam, doğru yerdeyiz o zaman.
(Gerilim müziği)
-Ben gideyim artık. -Nereye gidiyorsun?
Tahir abinin işi varmış.
Senin de uyku saatin geldi zaten Kerim, yapma böyle.
Of! Yine gel ama.
Hoşça kal.
Ben arabada olacağım, rahat ol.
Tamam.
(Kapı vuruldu)
(Bekir) Aç!
Aç Lekesiz, aç!
Yabancı değiliz, aç.
Hemen çocuğun yanına git.
Kerim, kalk hemen.
-(Kerimşah) Ne oldu? -(Farah) Kalk dedim, kalk.
-(Kerimşah) Anne, ne oluyor? -(Farah) Gel buraya. Bir şey yok.
-(Kerimşah) Bir şey mi oldu anne? -Otur buraya, sessiz ol.
Kerim, sessiz olacaksın, tamam mı?
-Derdin ne Bekir Akıncı? -Aç kapıyı, konuşalım.
(Gerilim müziği)
(Tahir) Bir tatsızlık çıkmasın.
Sivil insanlar yaşıyor, aile var.
Bir derdin varsa, sokağa çık, bekle. Geliyorum.
Çok bekletme.
(Gerilim müziği)
Bekle beni.
-Ben gidince çocuğu al, yukarı çık. -Seni nereye götürüyorlar?
Niye saklanıyoruz? Çok korkuyorum.
Korkacak bir şey yok. Sen cesur değil misin?
O futbol topunu korkmadığın için kazanmadın mı? Korkmak yok.
Size bir şey olmayacak. Benim için geldiler.
Sen? Sana ne yapacaklar?
(Kapı açıldı)
-(Kerimşah) Ne oldu? -Sus, sakın.
-Geleceğim demedim mi lan? -(Kerimşah) Anneciğim!
İndir silahını.
Merak ettim ne işin var kapıcı dairelerinde diye.
(Kerimşah) Anne. Anneciğim.
Gidin buradan yoksa polise haber veririm.
Merhaba yenge.
Ne yaptın? Gizlice kendine aile mi kurdun Lekesiz?
Bak son kez uyarıyorum.
Silahını indir, dışarı çık.
Sen dipten serpilmesin, değil mi?
En aşağıdan.
Görüyor musun Erhan?
İnsanın huyu suyu, zevki hiç değişmiyor.
Meğerse Tahir abimiz kapıcı dairelerinde pinekliyormuş.
Aile kurmuş kendine.
Bekir.
Sakın yanlış yapma.
Çocuk, sen niye oradasın?
Hasta mısın sen? Gelsene.
(Gerilim müziği)
-Tamam. -Anne! Anne!
Tahir!
Çık lan!
Çık lan dışarı, çık!
-Çık. Çık lan! -Abi. Abi.
-(Erhan) Abi, yapma. -Çık!
-(Tahir) Ulan çık! -Abi, abi.
-Tamam. -(Tahir) Çık.
(Gerilim müziği)
Sen (***) ha?
Sen kadınla çocuğun yanında bana ne diyordun lan, Lekesiz mi diyordun?
Sakin, sakin.
Amca seni çağırdı, ben o yüzden geldim. Sakin.
Amcan niye beni aramıyor lan?
(Erhan) Abi.
Aga seni görüşmeye çağırıyor. Seni götürmeye geldik.
Bize verilen emir sadece bu.
(Kerimşah) Anne!
Çık lan, çık!
-Tamam, tamam. -Çok korktum.
Anne. Anne.
(Bekir) Ne yanlış yaptıysan amcam (***), onu bil.
Birbirinize mendil verin.
Kanınız damlıyor ya, yer kirlenmesin.
Al lan şunu.
Çık lan, çık!
(Makine çalışıyor)
Mecbur musun gece gece bu temizliğe?
Rahatsız olduysan çık git.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Farah, iyi misin? Ben Orhan.
Orhan Bey.
İyi misiniz diye merak ettim.
-İyisiniz, değil mi? -İyiyiz.
Yukarıdan gördüm çıkanları.
Merak ettim.
(Kerimşah) Anne! Yanıma gel lütfen!
Çocuğumla ilgilenmem şart. Lütfen.
Aç şu kapıyı.
Bakın, konuşmak istemiyorum, lütfen.
Sen konuşmayacaksın zaten.
Ben konuşacağım, sen dinleyeceksin.
Bu apartmanda benim de çocuğum var. Aç şunu.
(Gerilim müziği)
Erhan.
Al, emanet sende dursun.
Patronun yanına dolu emanetle kimseyi sokmayacaksın.
Öğren bunları Bekir Akıncı.
(Gerilim müziği)
Aga.
Gel demen yeterliydi.
Kafasını sokmaması gereken bir yere sokmuş...
...sonuç bu.
Bekir, sen çık.
(Gerilim müziği)
Bak.
Sen, ben, yengen.
Islahevinden salıverildiğin gün.
-Ne kadardı infazın, kaç yıldı? -Altı.
-Kaçını yattın? -Dört.
Dört.
Sen ıslahevine girince Vera senden vazgeçer diye düşündüm.
Ama ne mümkün? Tam dört yıl boyunca hiç vazgeçmedi.
Asla.
Ben de uğraşmaktan yıldım, sonunda kabullendim.
Senin içeride bir hadiseye karıştığını öğrendik.
Yaralama. Hayati tehliken varmış.
Vera eve geldi. "Ali Galip, bu çocuğu oradan kurtarman lazım...
...ya da bir yere transfer ettir, yoksa bu çocuk ölecek." dedi.
Beş dakikalık bir telefonla hayatını değiştirebilirdim.
Ama yapmadın.
Peki, sen ne yaptın?
Hasımlarını teker teker avladın.
Beş çocuğu revirlik ettin, bir tanesi komalık.
Geçmişten dem vurmak için mi beni karşına getirttin?
Meseleyi kendi hacminde çözdüğünü öğrendiğim gün...
...seni içeriden temelli çıkarmaya karar verdim.
Allah razı olsun.
İnsan tabiatı ikiye ayrılır Tahir.
Avlayanlar ve av olanlar.
Ben senin tabiatına yatırım yaptım.
Yaptığın yatırımı layığıyla aldın mı?
Biz seninle ikimiz biriz.
İkimiz de doğuştan avcıyız.
Bu sonradan kazanılmaz.
Doğuştan olur, insanın kanında vardır bu.
Ancak merhamet zehirlidir.
Menzilin dışında coğrafyalara sürer.
Anlıyor musun?
(Gerilim müziği)
Aga...
...cezam ne?
Kadın konuşmayacak, bundan böyle susacak diyorsun.
Eyvallah.
Sorumluluk senin.
Benden tarafa mesele kapanmıştır.
Kadına dokunmayacağına söz veriyor musun?
Söz.
Fakat senden küçük bir ricam var.
Bu Karamanlarla yaşadığımız arbede sırasında yaralanan...
...karşı tarafın yeğeni hastanede vefat etmiş.
Onun taziyesi şart.
Operasyon yeğeninize ait, arasın o halletsin.
Bu meseleyi bizzat senin halletmeni istiyorum.
Tek başına, yüz yüze.
(Gerilim müziği)
Tek başıma...
...yüz yüze?
Bu da taziye mesajım.
Ailenin büyüğüne elden vereceksin.
(Gerilim müziği)
Eyvallah aga.
Senin ilk suçun neydi?
Cinayetti, değil mi?
(Gerilim müziği)
Bir daha sana başın belada mı diye sormayacağım. Çünkü öyle.
Ama sormaktan vazgeçmeyeceğim bir sorum daha var.
Kızım, yardıma ihtiyacın var mı?
Bak bu sefer yardım derken...
...başka türlü bir yardımdan söz ediyorum.
Resmî olmayan.
Anlamıyorum.
Başına her ne iş aldıysan...
...devlete gitmeye çekinmeni anlarım.
32 yılını devlet hizmetinde geçirmiş biri olarak söylüyorum sana.
Bana anlatacağın her neyse...
...ikimizin arasında kalacak.
Mehmet de bilmeyecek.
Sorununu başka yollardan çözmeye çalışacağım.
Ne yapabilirsiniz ki?
Belki hiçbir şey.
Belki de çok şey.
(Gerilim müziği)
Anlatacak bir şey yok.
Peki.
Kerimşah'a hoşça kal dediğimi iletirsen sevinirim.
Unutma, yukarıdayım.
Sağ olun.
-Hadi Allah rahatlık versin. -Size de.
(Gerilim müziği)
(Kapı açıldı)
Vera'm.
Vera!
Vera!
Vera, ne yapıyorsun?
-Kaan bu evden gidecek. -Ne demek gidecek?
Vera, sen alkollü müsün, ne yapıyorsun? Dur!
O gece üzerine ne giymişti?
-Bunu mu? Bunu mu? -Vera!
Ama tabii sen temizlemişsindir, arkanda iz bırakmayı sevmezsin.
Vera, bir sakin ol.
Benim oğlum birini öldürdü, katil oldu.
Hani söz vermiştin bana? Sana benzemeyecekti.
Benim oğlum polis öldürdü, sen de bunu biliyorsun!
-Vera, gel buraya. -Bırak beni!
Vera yapma, böyle bir şey olmadı.
Yalan söylüyorsun.
Yalan söylüyorsun.
Kaan sana ne anlattı bilmiyorum ama böyle bir şey yaşanmadı.
Hiçbir şey anlatmadı. Günlerdir perişan hâlde.
Takip ettim, öldürdüğü çocuğun evine gidip geliyor.
Hediyeler götürüyor, kefaretini ödüyor benim oğlum.
-Hayır. -İşlediği suçu böyle telafi ediyor.
Çocuk cenaze evine taziyeye gitti diye mi bütün bu hezeyanın?
Ne olabilir başka?
Bana sakın yalan söyleme.
Peki.
Böyle bir hadise yaşandı, evet.
Üstü kapatıldı, haklısın.
Lakin Kaan tesadüfen oradaydı.
Polis yanlışlıkla vuruldu.
Kaan bu olaya şahit olduğu için kendini bu kadar kötü hissediyor.
-Bütün olan biten bu. -Yalan bu, yalan.
Böyle bir şey olsa ben oğlumu tehlikeye atar mıyım?
Oğlumu kaçırmaz mıyım?
Kaan katil değil.
Sana inanmak istiyorum.
İnan o zaman.
Yapmadı, değil mi?
Yapamaz benim bebeğim.
Bugüne kadar yapmadı...
...bundan sonra da yapmaz.
(Ali Galip) Sen eşyaları yerine koy, odayı eski hâline getir.
Bir daha da bu konuda sakın ağzını açma.
Özellikle de Kaan'a.
Geçti.
Şimdi sakin ol.
(Müzik)
(Farah ses) Ben bir cinayete şahit oldum.
Polis memurunu öldüreni gördüm.
Katil, Ali Galip Akıncı'nın oğlu Kaan Akıncı.
(Gerilim müziği)
(Kaseti geri sarıyor)
(Farah ses) Katil, Ali Galip Akıncı'nın oğlu Kaan Akıncı.
(Gerilim müziği)
Görüşmemiz lazım.
Oğlunla ilgili.
(Mesaj geldi)
(Tahir dış ses) Farah, kapıdayım.
(Kapı kilidi açıldı)
Döndün.
İyi misin? Bir şey yok inşallah.
İyiyim.
Kerimşah merak etti de.
Gel bir soluklan istersen.
Artık endişelenecek bir şey yok.
İkiniz de güvendesiniz.
Agayla konuştum.
Artık bize çalışacaksın.
Senden ben sorumluyum, tamam mı?
-Korkmayayım mı artık? -Korkma.
Hadi oğlunun yanına dön.
(Müzik)
(Sessizlik)
Kötü adamlar benim yüzümden mi geldi anne?
Ne oldu, niye öyle sordun?
-Çünkü sana verdiğim sözü tutamadım. -Ne sözü?
Gönül'ün abisi ben söylemem dedi.
Ama o zaman kötü adamlar geldi.
-Kızma, ne olur. -Dur bakayım, gel sen.
Gönül'ün abisi ne söyletti sana?
Kuzulu eve gittiğimizi söyledim.
Tahir abiyle çiftliğe gittiğimizi söyledim.
Ama başka bir şey söylemedim, yemin ederim.
Tamam, tamam. Gel, bir şey yok.
Yok bir şey Kerim.
(Gerilim müziği)
Abi, benim aklım almıyor bu işi.
Aklın alsa da almasa da durum bu.
Aga seni bu kansızların arasına desteksiz gönderiyor.
Hem de adamlar intikam peşindeyken.
Sen de ikiletmiyorsun, aynen gidiyorsun.
Abi, herhâlde canın fazla geliyor sana.
Bu adam senden yeğenini öldürenin ismini istemeyecek mi?
Bizden isim isteyecek çap yok onda.
Adamın acısı taze. Belli mi olur ne yapacağı.
Aga bilmiyor mu senin Bekir'in ismini vermeyeceğini.
Sen söyle abi. Bunun al emaneti, kafana sık demekten ne farkı var?
Hayır deme lüksümüz yok Adil.
Hem...
...bakacağız.
Boyumuz mu uzun, gölgemiz mi uzun anlayacağız.
Yarının derdi bir yerinde dursun.
Bugünün derdi kendine yeter.
Yeter.
(Müzik)
(Koruma) İyi sabahlar Kaan Bey.
-Sağ ol. -Buyurun.
(Kapı kapandı) (Taksi gidiyor)
-Hoş geldiniz Kaan Bey. -Hayırdır Erhan? Niye ayaktasın?
Odama çıkarıp yatıracak mısın beni?
Babanız sizi bekler. Bu taraftan.
(Gerilim müziği)
Uyku mu tutmadı?
Eğer sabaha karşı gelmem mevzu olacaksa hatırlatayım.
Sen dedin çık, dolaş, boy göster diye.
Ben de hakkını veriyorum.
Sus!
Ne işin vardı senin ölen polisin taziyesinde?
Ne yapıyordun o ailenin evinde? Vicdanını temize mi çekiyorsun?
Rahmetlinin evinde gözyaşı mı döküyorsun?
Kime benzedin sen?
Baba, rüyalarıma giriyor. Belki ailesine yardım edersem...
Senin rüyaların girer, kâbusun olurum.
Bir daha gözlerini kapayamazsın.
Kim söyledi sana? Yemin ederim bir kere gittim ben.
Annen.
Durumundan şüphelenip seni takip etmiş.
Bana ne sordu, biliyor musun?
Benim oğlum katil mi diye sordu.
Annem biliyor mu?
-Öğrendi mi? Baba, ne söyledin anneme? -Kaan, sus.
Sus, beni dinle.
Cinayetle alakan yok.
Tesadüfen oradaydın.
Şahit oldun. Bu cinayetin tesirinde kaldın.
Eğer bunun dışında annenden tek kelime duyarsam...
...sorumlusu sensin.
Tamam.
Sana inandı ama değil mi? Sorarsa ben sadece şahit oldum.
Özür dilerim baba.
Özür dilerim!
Sürekli özür dileyen...
...kabahatine karar vermiştir.
Kaan...
...dikkat et.
Çocukluğunun bittiği yerdesin.
(Gerilim müziği)
(Sessizlik)
Ben geldim.
Rica, minnet bir iş çıktı.
Biliyorum, sen de nöbetten geldin, yorgunsun...
...ama çok yorgunsan söyle.
Yok abla.
En sevdiğim erkekle beraber uyuyacağım işte. Daha ne olsun!
-Ben bir banyoya gideyim. -Sen gel bakayım buraya.
Bu yüzünün hâli ne? Ne oldu, bir şey mi oldu?
Söyle.
Çocuk bana veda etti.
Amerika'ya okumaya gidiyormuş.
Mesajlarını sevdiğin çocuk?
Evet.
Emir adı.
Ya okumaya gidiyor...
...ya da herkes gibi...
...sıkıldı, kaçıyor benden.
Olsun abla.
Alışığım ben.
Gönül, senden sıkılmak mümkün mü?
Senin girdiğin kalbe bahar gelir.
Abla...
...keşke herkes beni senin gördüğün gibi görse.
Bakmayı beceren görür.
Üzülme.
Denerim.
Yüzünü bir daha böyle görmeyeceğim, tamam?
(Duygusal müzik)
Mehmet Başkomiser'le görüşecektim.
Adınız Farah mı?
Soldan üçüncü oda. Mehmet Amir'im sizi bekliyor.
Sen ne hakla benim evime gelirsin!
Çocuğumu kandırıp konuşturdun.
-Bu hakkı kim verdi sana? -Hoş geldin.
Hayatımızdan uzak kal demeye geldim. Anlamıyor musun?
Bir sakin ol. Konuşacağız.
-Bir şey iç. Çay içer misin? -Ayağına geleceğimi biliyordun.
Çocuğum bana söyleyecekti, ben de koşarak sana gelecektim.
Ne istiyorsun?
Yeterince cevap almadın mı benden?
Alperen Hemşin cinayetine şahit oldun.
Temizliğe gittiğin gün bütün olaylar gözünün önünde cereyan etti.
Kötü talih.
Ben bir şey bilmiyorum, görmedim.
Bir şey bilmiyorsun, bir şey görmedin, tamam.
Zorla tutamazsın. Anlatacaklarımı dinleyeceksin.
(Gerilim müziği)
Eğer tanık olmayı kabul etseydin... Eğer diyorum tabii.
Devlet sana koruma sağlayacaktı. Yaa!
Yeni bir hayat.
Yeni bir iş.
Sen doktorsun, değil mi?
Var mı bir uzmanlığın?
Bak.
Doğru dürüst bir ev.
Çocuğunun bakımını üstlenecekti.
Korktuğun insanlardan kaçmanı gerektirmeyecek yepyeni bir hayat.
Ben bir şey bilmiyorum.
Sen ömrünü çocuğuna adamış bir annesin.
Bir başka annenin acısı üstünde tepinme.
Tepinme.
-Gidebilir miyim lütfen? -Tamam, gideceksin. Tabii ki gideceksin.
Ama önce beni bir dinle.
Bir dinle beni, gel.
Hadi.
Bak.
Çocuğunu dibinden ayırmadığın adamın kim olduğunu iyice bir öğren.
Kimmiş? Tahir Lekesiz. Namı Lekesiz.
İlk adli kaydı 2001 yılında. 13 yaşında. Sebebi neymiş? Kasten adam öldürme.
Sonra ıslahevi dört sene. 13 yaşında!
Sonra infazını yapmadan bir şekilde bunu dışarı salıvermişler.
Ondan sonra da bu Ali Galip Akıncı'nın himayesine vermişler onu. Bak.
Cüneyt Bolat, kaçakçı.
İlker Aslan, çete mensubu.
Barış Erdoğan. Sekiz senedir kayıp bu çocuk. Sekiz sene!
Mahir Doğan, uyuşturucu tüccarı.
Altı sene önce cesedini bu hâlde buldular.
Bütün bunların hepsi bu Tahir Lekesiz denilen...
...eli kanlı katilin ispat edemediğimiz cinayetleri.
En sonuncusu da...
...2023 yılında benim canım ciğerim Alperen Hemşin.
Bak, hatırladın mı bunu?
Yapma lütfen.
Karanlıklar prensi sana yardım etti anlaşılan.
Bu da senin hoşuna gitti.
(Mehmet) Öyle mi?
Olabilir, insanız.
Ama inan işler çok kötüye gidecek.
Bu öyle bir karanlık ki...
...farkına varmadan içine çekecek seni.
Yarın bedelini misliyle ödersin.
Geri dönüşü olmayan bir yerde değilken kurtar kendini.
Önüne koyduğum teklifin de kullanma süresi sınırlı.
(Gerilim müziği)
İşe gitmem şart.
Sana yarına kadar mühlet.
İyi düşün taşın.
Hem senin hem çocuğun için...
...hem de hayatınız için en doğru karar neyse ver.
(Gerilim müziği)
(Kapı kapandı)
(Müzik)
Ben Avukat Bade Akıncı. Hamza Müdür'le görüşecektim.
Abi, tek başına gitmen doğru değil.
İzin ver ben de gireyim. Ne olacaksa beraber olsun.
Aga tek başına dedi. Gidip şahsen yapılacak.
-Raconda var mı, var. Bitti. -Tüküreyim böyle racona!
Abi, içim daralıyor, kalbim sıkışıyor.
Kötüyü düşünme.
Oldu. Allah yardımcın olsun.
(Gerilim müziği)
(Mehmet dış ses) Yanından ayrılmadığın, çocuğunu dibinden ayırmadığın adamın...
...kim olduğunu iyice bir öğren. Tahir Lekesiz. Namı Lekesiz.
İlk adli kaydı 2001 yılında. 13 yaşında.
Sebebi neymiş? Kasten adam öldürme.
(Gerilim müziği)
Abinizle görüşeceğim.
(Gerilim müziği)
Selamünaleyküm.
Tek başınasın.
Bir tatsızlık oldu.
Sen yeğenini kaybettin...
...bizden eksilen oldu.
Bu husumeti sonlandırmak adına bizzat karşındayım. Başın sağ olsun.
Gözü kara olduğunu bilirdik.
Fakat böyle çıplak el taziyemize gelmek...
Ben abdestimi alıp geldim.
Şu dakika canımı alırsın, hesaplaştık sayarız.
(Gerilim müziği)
Niye yapmıyorsun?
Yapamazsın.
Yukarıdan birini indirmek icazetle olur.
Sen o izni aldın mı? Almadın. Alabilir misin? Alamazsın.
Yeğenime kıyanı ver bize.
Cenazemizi kaldırıp önümüze bakalım.
Kan parası tazminatı.
Benden alacağın tek şey kan parası.
Oturacağız...
...yeğeninin canına karşılık...
...bir kan parası belirleyeceğiz, anlaşacağız.
Sonra herkes kendi yoluna gidecek.
Karar senin.
(Gerilim müziği)
Şehadet getireyim mi?
Kan parası konuşulacak.
Aferin, doğru karar.
Ağaya biz kastetmedik.
O kadar kan boşa aktı.
Bedeli ona göre hesaplanacak.
Aga bu mühürlü zarfı sana gönderdi.
İkna olmuş olacak ki bizzat benimle gönderdi.
Benim diyeceklerim bu kadar.
Uzlaştık varsayıyorum.
Eyvallah.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Alın Lekesiz'i! Alın!
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ne oluyor?
Biz soracağız, sen cevap vereceksin.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Bekir) Nasıl hatun?
İyi, değil mi?
Enteresan zevkleri var şu Lekesiz'in.
Altı üstü bir temizlikçi oğlum bu kadın. Sen ne yapıyorsun bununla?
(Bekir) İnsan merak ediyor.
Bir şeyler dönüyor, belli.
Madem Lekesiz'den öğrenemiyoruz...
...senden öğreneceğiz.
(Sessizlik)
(Kapı vuruldu) Gel.
Başkomiserim, Hamza Müdür'üm sizi odasına çağırdı.
Sebep?
(Sessizlik)
(Kapı vuruldu) Gel.
-Beni çağırmışsınız. -(Hamza) Gel Mehmet, gel.
-Bade Hanım, Akıncı ailesinin... -Aa, ben tanıyorum bunu.
Neden geldiğimi de tahmin edersin o zaman.
Akıncı ailesinden itirafçı olmak isteyen varsa biz seve seve dinleriz.
Öyle değil mi amirim?
Mehmet, mesele seninle ilgili.
-Ben bu kadın düşmanıyla... -Kadın düşmanı mı?
...daha fazla muhatap olamayacağım. Siz kendisine...
...gerekli açıklamayı yapın lütfen. -Yahu tamam! Orada iki soru sorduk diye...
...geldin, burada bizi şikâyet mi ediyorsun?
Sana buradan ekmek çıkmaz arkadaşım, hadi!
Mehmet...
...şuna bir bak.
-Ben bunu açıklayabilirim amirim. -Ben senin yerine açıklayayım.
Hiçbir şeyle suçlayamayacağın masum birine şiddet uyguluyorsun.
Sen o amcana söyle, beni böyle sindiremezler kızım, tamam mı?
Sen bana kızım diye hitap edemezsin.
Ben senin amcanı da senin amcanın şürekâsını da...
...kapısındaki (***), hatta gerekiyorsa seni...
Mehmet, yeter!
Burada münasip bir şekilde ağırlarız demek istiyorum.
Böyle diyorum amirim.
Müdür Bey, resmî şikâyet dilekçemi buraya bırakıyorum.
Bu memur hakkında gerekli işlemlerin yapılmasının takipçisi olacağımı...
...bilmenizi isterim. -Takipte kalalım, evet.
Olayın üstü kapatılmaya kalkılırsa görüntüleri medya organlarından...
...ve dijital mecralardan seyredersiniz, bunu da bilin.
(Gerilim müziği)
Tekrar bekleriz.
Ne kadar sinirlenmişler, değil mi? Çünkü çember daraldı, biliyorlar.
Ne?
Bana buradan soruşturma açmayacaksın, değil mi amirim?
Adama saldırmışsın. Başka çarem mi var benim?
Amirim, ne yapmak istedikleri belli, ortada. Görmüyor musun?
Beni yıldırıp, benim bu görevden alınmamı sağlamak istiyorlar.
Beni görevden almayacaksın, değil mi?
-Tanık buldum. -Ne tanığı?
-Göçmen kadından hiçbir şey çıkmadı. -Yahu gerçek tanık.
-Hani nerede? -Yarın geliyor. Vallahi ciddiyim.
-Bana bir güvenir misin? -Mehmet kes, yeter!
Oğlum, o video ortaya çıkarsa benim başım yanar.
Benim başım yanmasın diye ben ne yaparım? Seni yakarım.
-Müdürüm, artık... -Kes!
Oğlum, bir dinle.
Ben şimdilik bunu işleme koymayacağım, tamam?
Ama sen de ne yap et, o kadını ikna et...
...şikâyetini geri alsın.
-Ne yapacağım, ben yalvaracak mıyım buna? -Orasını sen bilirsin.
Elini mi öpersin, ayağını mı öpersin bilmiyorum!
Bence acele et. Vaktin daralıyor.
(Gerilim müziği)
Nereye gitti bu kadın?
-Seninkini mi diyorsun abi? -Ne seninkisi lan!
-Lafın gelişi abi. -(***) lafına!
Duyan da bir şey zannedecek.
Bana bul şu kadını.
(Sessizlik)
Hadi Gönül.
(Operatör ses) Sinyal sesinden sonra mesajınızı bırakabilirsiniz.
(Sinyal sesi) Gönül, arıyorum, açmıyorsun.
Duymuyorsun telefonu. Kerim'i çok merak ettim.
-Kerim iyi... -Hişt!
Sakin.
Ne o bakış öyle? Canavar görmüş gibi!
Hişt!
Konuşacağız.
Konuşacağız.
Nereye? Acelen ne?
Şimdi bana...
...Tahir'le ilgili ne biliyorsan...
...her şeyi tek tek anlatacaksın.
Tahir'le ne alakan var?
Nereden tanışıyorsunuz?
Ne bileyim...
...niye yanındaydı?
Her şeyi söyle.
Hepsini.
Ben hiçbir şey bilmiyorum.
Farah değil mi adın?
Adın Farah'tı.
İçeri girdiğimde...
...kimi arıyordun?
Oğlunu mu soruyordun?
Aa!
Bak, gözler açıldı.
Benim gözümün içine bak...
...sorularıma cevap ver...
...çocuğuna kavuş.
Ah!
Farah!
Aç şu kapıyı Farah!
(Korna çaldı)
(Mehmet dış ses) Bu öyle bir karanlık ki...
...farkına varmadan içine çekecek seni. Yarın bedelini misliyle ödersin.
Geri dönüşü olmayan bir yerde değilken kurtar kendini.
Kerimşah!
Kerim.
(Gerilim müziği)
Allah'ım ne olur oğluma bir şey olmasın. Gönül, aç şu telefonu!
(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.
Ne yapacağım?
-(Haydar ses) Alo? -Alo, Tahir yanında mı?
-Aradım, telefonu kapalı. Yanında mı? -(Haydar ses) İşi var.
Kerimşah'a ulaşamıyorum. Başı dertte olabilir.
Yalvarırım yardım et bana. O adam geri geldi.
-(Haydar ses) Dur, sakin ol. Hangi adam? -O adam işte. Tahir'i alıp götüren adam.
Benim iş yerimi bulmuş, bana saldırdı.
-(Haydar ses) Bekir mi? -Evet, o. Yalvarırım.
Evi arıyorum, hiç kimse cevap vermiyor. Ne olursun bana yardım et.
(Haydar ses) Tamam, ben gidiyorum şimdi.
(Telefon çalıyor)
Alo, Gönül.
-Abla, telefon içeride kalmış. -Kerimşah iyi mi?
Ben de seni arayacaktım. Pek iyi değil.
Sabahtan beri ağlıyor. Ne yaptıysam da sakinleşmedi.
Tamam Kerim, buradayım. Korkma artık.
Beni bırakma demiştim. Gitme demiştim.
Kötü adamlar seni götürdü sandım.
Tamam, buradayım artık. Yanındayım.
Sana masal anlatmamı ister misin?
Küçük Şah'ın masalı olsun ama.
Nerede kalmıştık, hatırlıyor musun?
Doğum gününü anlatmıştın en son.
En heyecanlı yerinde kalmışız.
-Gerçekten mi? -Gerçekten.
Dur, üstünü örteyim senin.
Gel bakalım.
Çok eski zamanlarda, çok uzak diyarlarda...
...çok kudretli, zalim bir şah yaşarmış.
(Farah dış ses) Ama onun bir de oğlu varmış.
Babası ne kadar kötüyse, zalimse...
...küçük şah bir o kadar iyi kalpli biriymiş.
(Farah dış ses) Doğum gününden sonra babası onu huzuruna çağırmış.
"Sen artık büyüdün. Benimle ormana ava çıkacaksın." demiş.
Küçük şah ormana ava çıkmak istemiyormuş.
Ama babasına hiçbir şey söyleyememiş.
Çünkü babasının söylediği her şey kanunmuş.
Kabul etmek zorunda kalmış.
Küçük şah, babası, babasının askerleri ormana doğru yola koyulmuşlar.
Ava çıkmışlar.
Ormanda bir ceylanla karşılaşmış.
Ceylan o kadar güzel, o kadar masummuş ki...
...küçük şah bir an hayal gördüğünü düşünmüş.
(Farah dış ses) Ama babasının ona bağırmasıyla hayal olmadığını anlamış.
Babası ceylanı vurmasını istemiş.
Küçük şah, "Ey kudretli şahım, benden bunu istemeyin.
Ben hiçbir canlıya zarar veremem." demiş.
Ceylan korkmuş, kaçmış.
Babası daha da sinirlenmiş.
Emirlerine uymadığı için ona çok kızmış.
Sonra askerlerine emir vermiş.
Küçük şahı zindana atmaları gerektiğini söylemiş.
İnsan hiç oğluna böyle ceza verir mi?
Dedim ya, bu şah çok kötü kalpli, çok zalim biriymiş.
Küçük şahı sarayın en altlarında karanlık bir zindana kapattırmış.
Kim kıydı lan yeğenime? Kim kıydı?
İsmini ver, yürü git!
Tahir Lekesiz!
Tahir Lekesiz!
Ben yaptım!
Al sana isim.
Al sana isim.
Ne yapacaksın şimdi bu isimle?
(Duygusal müzik)
(Farah dış ses) Zindanın soğuk zeminlerinde yatıyormuş şah.
Çektiği bütün ızdıraba rağmen...
...ceylanın hayatını kurtardığı için çok huzurluymuş.
(Farah dış ses) "Ben bu zindanda ölüp gitsem ne olur?
Güzel ceylan yaşıyor ya." demiş.
Sonra gözlerini kapatmış.
Güzel ceylanı düşünmüş.
Zindandan kurtulup ormana gideceği...
...güzel ceylanla tekrar karşılaşacağı anı hayal etmiş.
Bakalım bu küçük şah zindandan kurtulabilecek miymiş?
Bu da başka bir masalın konusuymuş.
(Sessizlik)
(Sessizlik)
Kötü adamlar annemi götürdü diye sürekli ağladı.
Abla, beni yine geçiştirecek misin? Yalan mı söyleyeceksin?
Bence artık ne olduğunu bilmeyi hak ediyorum.
(Araba sesi)
Kerim'e beş dakika baksana.
Abla, ben bu adamı daha önce hastanede gördüm.
Kerimşah'ın kötü adamlar dediği kim? Bunlar mı?
Gönül, ben onlarla çalışıyorum, tamam mı?
Nasıl çalışıyorsun? Temizlik gibi mi?
Temizlik gibi, doğru.
Görmüyor musun? Bunlar yasa dışı, karanlık tipler abla.
Ne yaptıkları bile belli değil.
Tedavisini üstlendiler Gönül.
Kerimşah'ın ödü patlamış abla.
Ne yaşıyorsa çocuğa iyi gelmiyor. Bil diye.
Şimdi annesi mi olmaya karar verdin Kerimşah'ın?
Ben çocuğuma ne iyi gelir ne kötü çok iyi bilirim.
-Sadece iyiliğinizi... -İyiliğini düşündük diyeceksin yine.
Bana benden başkası iyilik edemez Gönül.
Sordun, öğrendin. Akıl verme.
Sen yukarı çık Gönül.
(Duygusal müzik)
Kapıda bekle, sakın buraya gelme. Kerim uyuyor.
Ben yanına geleceğim.
(Orhan) Seninle didişecek hâlim kalmadı artık.
Yatağına bile gelmiyorsun.
(Perihan) Daha çok yalnız yatacaksın sen!
Gel kızım, geç. Ben de gidiyordum.
Kapat şu kapıyı!
Anne, iyi misin?
Sen bana acıyor musun?
Kaç gündür kavga ediyorsunuz.
-Hep kızgınsın babama. -Ben kızgınım, değil mi?
Hep ben kızgınım babana, değil mi?
Hep sen bağırıyorsun.
Sen hep babacıydın zaten.
Bir çocuk sütten kesilince ilk ne der?
Anne der, değil mi? Sen ne dedin?
Ne dedim anne? Baba mı dedim?
Baba desen neyse. Orhan dedin be!
Ne yapayım anne? Özür mü dileyeyim şimdi?
Sen şimdi içinden babam kesin haklıdır diyorsun.
Ben seni duyar gibiyim!
Sadece soru sordum. Belki haklısındır, belki senin yanında duracağım.
Sen benim yanımda durma! Benim kimseye ihtiyacım yok!
Sen kendi derdine bak be!
Böyle iyilik meleği pozlarınla kendi derdine bak be!
Benden ne istiyorsun anne? Nasıl bir insan olmamı istiyorsun?
Babana benzeme.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Gönül dış ses) Herkes benden gidiyor. Sen de git tabii.
En doğal hakkın. İyi şanslar.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Mesaj geldi)
Sil şunu.
(Duygusal müzik)
(Mesaj geldi)
(Ali Galip) Vera.
Çıkıyor musun? Hayırdır?
Eski bir dostu ziyarete gideceğim.
Sen de çıkıyorsun galiba. Gideceğin yere kadar bırakayım.
Vakfa gidiyorum. Ben hallederim, gerek yok.
Öyle mi?
Yukarıda her şey yolunda mı?
Kaan uyuyor.
Eğlenceden sabaha karşı geldiği içindir.
Öyledir.
Görüşürüz.
Güle güle.
(Gerilim müziği)
(Büro ortam sesi)
Kolay gelsin.
Avukat Bade Akıncı nerede?
Amirim, bağırışları takip edin, göreceksiniz.
(Bade) Rızasını almadan nasıl izin veriyorsunuz?
Şikâyet ederim demedim mi?
Kafanıza göre nasıl alıyorsunuz?
Hadi aldınız, bana nasıl göstermiyorsunuz?
(Erkek) Önce bir sakinleş Avukat Hanım.
Öyle birinci tekil şahıs kullanamazsın sen bana!
Kadınların sağlık kontrolü yapıldı mı? Hastaneye sevk edildi mi?
Senin bu belgelerin eksik!
-Savcıyla konuşsanız? -O savcıya da sıra gelecek.
Gözaltını yapan bu şubenin memuru.
Kadınlar Türkçe bilmiyor. Tercüman nerede?
Hastaneye sevk nerede? Şimdi bırakacaksınız hepsini!
Şimdi nezarethaneye iniyorum, müvekkillerimi göreceğim.
Anlaşıldı Avukat Hanım. Git, gör o zaman.
Git, gör değil. Gidin, görün diyeceksin!
Akşama nasıl çıkarıyorum seyret.
(Hareketli müzik)
Komiserim.
CMK davalarına mı bakıyorsun?
Evet. Olamaz mı?
Ucuz yırtmışız desene.
Bu tesadüf mü değil mi?
Fazla da uzaklaşmamışsın.
Sen beni sabah amirime şikâyet ettin ya.
Seni uyarmıştım.
Uyarını aldım, cebime koydum.
Bir dakika.
Bir saniye, dur. Koşturma kurban olayım, dur bir saniye!
-Allah Allah. Dur. -Evet?
O kadar yol teptik, geldik. Kendimizi bir ifade edelim.
Et, evet.
Şimdi bu Yasemin senin...
Yasemin Hanım...
...senin arkadaşın mı? -Evet.
Kalbini kırmışım, kusura bakmasın. Sen de kusura bakma, tamam mı?
Ne bu? Özür mü bu?
Biliyorsun, bizim meslek biraz stresli.
Zaman zaman böyle kalp kırabiliyoruz ama niyet iyi.
Bana da soyadım yüzünden kişisel hakaret ettin yalnız.
Ben kimseye hakaret falan etmedim. Ne dedim?
Hakaret falan etmedim. İma etmiş olabilirim.
Ben böyle hedefe kilitlendiğim zaman...
...kalp kırıcı olabiliyorum ama niyet iyi yani.
Hep iyi niyetinden hata yapıyorsun yani.
Hata demeyelim ona da.
Ya da işte bilmiyorum, ne dersen de sen.
-Sana ne olduğunu söyleyeyim mi? -Evet.
Amirin dedi ki "Git özür dile, şikâyetini geri alsın.
Yoksa işlem başlatmak zorunda kalacağım.
Aranızda halledin." Doğru mu?
Doğru, evet.
Kardeşim sen doğru düzgün özür bile dileyemiyorsun ki.
Çünkü hiç haksız olduğunu düşünmüyorsun. Hep sen haklısın, değil mi bay kibir?
Özür dileyince şikâyetini geri alacak mısın?
Bir dene bakalım.
Peki, anlaşıldı.
Hadi, bekliyorum başkomiserim.
Tamam, kusura bakma, 'okay'? Hadi bye bye.
Ben senin kahvede okey arkadaşın mıyım?
Düzgün dile!
Özür dilerim, tamam mı?
Sen haklısın, ben haksız. Oldu mu?
Tamam, oldu. Görüşürüz.
Şikâyetini geri alacak mısın?
Hayır.
Sadece nasıl özür dilediğini merak ettim.
Manyak.
(Telefon çalıyor)
Alo?
Abin nerede?
Bana işi var dendi.
Bana da güvende olduğum söylendi ama güvende değilim.
O adam iş yerime kadar buldu beni.
Ya buraya da gelirse? Gönül'le Kerim evde yalnız.
Ama gelmemiş.
Af buyur?
Bayansın. Hiç ağzına yakışıyor mu?
Küfür kendi lisanında da etsen söyleyene yakışır.
Ne küfrü? Yalancı dedim.
Yalancı. O zaman ben sana doğruyu diyeyim.
Abi yıllardır kimsenin canına kastetmedi.
Sana ve çocuğuna o pislik bulaşmasın diye orucunu bozdu.
Buraya kadar anladın mı?
Sen kendi derdinle uğraşırken o, agaya rağmen...
...verdiği sözün bedelini ödüyor.
Sen de bunun farkındasın da kendine itiraf edemiyorsun.
Bedel?
Nasıl bedel bu?
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Kaldırın.
(Gerilim müziği)
Şimdi ne olacak?
Başladığın işi mecbur bitireceksin.
Dönüş yok, değil mi?
Ben nefes aldığım sürece sana huzur yok.
Ama beni mekânında bitiremezsin.
(Tahir) Diğer aileler işkillenir.
Üstüne çullanırlar.
Mecbur beni kuytu köşeye taşıyacaksın.
Doğru söylüyor.
Kafasına sıkın, atın bir çöplüğe.
İşte bu. Aldığın kararın cesaretini göster.
İşte bu.
Senin kalemini aga kırdı.
Bakıyorum da ölümüne gülerek gidiyorsun.
Sonsuza kadar yaşayacak hâlimiz yok ya.
Ya öldürseler?
Böyle bir ihtimal var mı?
Bana her şey halloldu dedi.
Büyüğü onu affetmiş gibi konuştu benimle.
Sen neden buradasın o zaman? Neden onun yanında değilsin?
Neden bu bedeli yalnız ödüyor?
Sana söylendi.
Bu âlem yukarıdan aşağı.
Yukarıdan emir verirler, yaparsın.
Ona da öyle bir emir verdiler işte.
-Siz nasıl insanlarsınız! Bir şey yap! -Yapamam.
O zaman onu ezmiş olurum.
Sen aptal mısın? Ne ezmesi?
O öldükten sonra ne fark eder?
Söyle diyorum. Nerede?
Yerini söyle. Tahir nerede dedim!
(Gerilim müziği)
İlyas, ben ilk ihbar üstüne geldim.
Bu Çavuşoğlu Kâğıt Fabrikası'nın önündeyim.
Ekiplere haber ver, buraya gelin.
(Gerilim müziği)
İlyas, şahıs hareket aldı.
Şahıs hareket aldı. Plakasını veriyorum, 34 VH 855
Arabayı çevirin.
(Gerilim müziği)
(Tahir ıslık çalıyor)
Sessiz dur.
Bir salın gencolar.
Ecele biz mi gidiyoruz siz mi gidiyorsunuz belli değil.
Ölüme giden adama biraz hürmetiniz olsun.
Bu türküyü biliyor musunuz?
Âşık Mahzuni Şerif.
Bilir misiniz?
"Sana bir gün olsun gülmedi hayat"
"Kaderi berbat Merdo, burası gurbet"
"Gelme demedim mi?"
"Dönme demedim mi?"
"Vururlar seni Merdo, vururlar"
"Söylemedim mi?"
Ya.
Rivayete göre bu türküyü yazan...
...Merdo'ya gitme demiş.
Merdo dinlememiş, gitmiş.
Ölüme yürümüş.
İşte.
Ne hazin, değil mi?
Dertlenecek miyiz buna?
Sen buna dertlen!
Vurun şunu!
(Gerilim müziği)
Lekesiz!
Koş!
-(Mehmet) Koş! -Başkomiser.
(Silah sesi)
(Silah sesleri)
(Gerilim müziği)
Tekrar söylüyorum, 34 Van Hakkâri 855!
34 Van Hakkâri 855! İçinde silahlı adamlar var.
Yaralı var burada. Ambulans gönderin.
(Tahir) Yapma!
Kolundan yaralanmışsın.
İlk değil, son değil. Yapma.
Koluna bastır.
Beni nasıl buldun? Gözüm hep üstünde deme.
Kim bunlar lan?
Seni niye öldürmek istediler?
Tanımıyorum, ilk defa gördüm.
İfade vereceksin. Hastaneye gideceğiz.
Tamam, hastaneye götür ama ifadem değişmeyecek.
Tanımıyorum, bilmiyorum, görmedim.
Bak, boşa zaman harcama başkomiser.
Akşama salacaksın.
(Sessizlik)
Ben seninle ne yapacağım lan?
-Sal, gideyim. -Ben polisim oğlum.
Kurşunun önüne yattın diye aferin mi istiyorsun?
Ekipler gelmeden beni sal, gideyim. Yoksa kaçmaya çalışacağım.
Olmaz.
Beni böyle yakalamak istemezsin başkomiser.
Beni konuşturacaksın, suçüstü yapacaksın.
Müebbet kilitlemeden olmaz, değil mi?
Bana şimdi yol ver, sonra yine koş peşimden ama daha hızlı koş.
Hem bir yere gittiğim yok. Hadi.
Ne istiyorsun oğlum?
Ne yaşıyorsun sen? Seni niye infaz etmeye çalıştılar?
Ali Galip'in en kıdemli adamını niye ortadan kaldırmaya çalışıyorlar?
Hayırdır? Dengeler mi değişti? Birbirinize savaş mı açtınız?
Konuş lan!
Mecalim yok başkomiser.
Geberiyordun lan.
Mukadderat.
(Gerilim müziği)
Kaybol buradan lan.
Kaybol lan!
Eyvallah.
(Gerilim müziği)
Alo? Farah.
İstediğin oldu.
Tahir Lekesiz hayatta.
Şimdi sen de verdiğin sözü tutacaksın.
(Mehmet ses) İfade vermek için yarın emniyete geliyorsun.
Anlaştık mı?
(Gerilim müziği)
(Kapı zili çaldı)
(Sessizlik)
Hazırlan, gidiyoruz. Tahir abiye lazımsın.
Ne oldu? O iyi mi?
Soru sorma. Gitmemiz lazım.
Kerim evde yalnız. Bakacak kimse yok.
Yok öyle bir şey. Birini bul, bırak. Artık bize çalışıyorsun, hadi.
Hadi.
Perihan Hanım, Gönül evde mi? Aradım, telefonu kapalı.
-Gönül yok. -Ne zaman gelir?
Ne oldu? Bedava bakıcı mı lazım oldu?
Perihan Hanım, ben çok zor durumdayım.
Kerimşah'a iki saat bakabilir misiniz? En azından Gönül gelene kadar.
Aa! Yok artık.
Sen iyice yüzsüzlüğü ele aldın.
Perihan Hanım, lütfen.
Kerimşah'ın işi için hastaneye gitmem gerek.
Hiçbir şey yapmanıza gerek yok. Yanında otursanız yeter. Lütfen.
Tamam.
Tamam, oğluna bakarım.
Ama sen de bir ay boyunca bana bedava temizliğe geleceksin.
Tamam.
Sağ olun.
(Gerilim müziği)
Aa! Nasıl şeymiş bu böyle?
İçeri mikrop girmesin diye.
Sen mikrop diye bana mı dedin?
Bak şimdi, ben burada oturacağım.
Buradan dizimi seyredeceğim.
Sen hiç sesini çıkarmayacaksın, tamam mı?
Öyle orada uyuyacaksın. Hadi bakalım, anlaştık mı?
(Sessizlik)
Ne bakıyorsun? Uyusana!
Sen neden bu kadar kızgınsın?
Ne?
Kızgın bakıyorsun, kızgın şeyler söylüyorsun...
...bağırıyorsun, Gönül'ü de ağlatıyorsun!
Hiç de değil!
Annem kızgın insanlar mutsuz oldukları için kızgın diyor.
Ben mutsuz değilim canım!
Çok da mutluyum, sen merak etme.
Korkuyorum.
Yanımda oturursan korkmam, uyurum.
Ama gelmezsin çünkü kızgın birisin.
Tamam, geleceğim.
Gelince susacaksın ama öff!
Ama önce ellerini yıka.
Bol sabunla.
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği)
Tamam mı? Oldu mu? Hadi!
-Yat, zıbar artık! -Yanımda otur ama.
Yanında oturacağım.
Ama sen de susacaksın, konuşmayacaksın...
...ve uyuyacaksın, tamam mı?
Hadi, yat uyu artık! Vız vız etme!
Sırtımı da kaşırsan daha çabuk uyurum.
Ohoo!
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Sessizlik)
Geleceğinden çok da emin değildim.
Ama geldiğine sevindim.
Yıllar cömert davranmış sana.
Değişmemişsin Vera.
Ben aynı şeyi söyleyemeyeceğim senin için, kusura bakma.
Güzel, hâlâ açık sözlüsün.
Acımasızsın da eskisi gibi.
Hatırlıyor musun, son buluşmamız gene böyle bir yerdeydi.
Sen en büyük hatamdın demiştin bana.
(Orhan) Başka ne dediğini hatırlıyor musun?
Ben de hatırlamıyorum.
(Orhan) Bir sürü kırıcı söz işte.
Bir de son cümleni hatırlıyorum.
"Lütfen bir daha karşıma çıkma."
Ben hep o lütfeni düşündüm biliyor musun?
O bir emir değil, bir ricaydı.
İnsan birini bir daha görmek istemediğini söylerken...
...inisiyatifi niye o kişiye bırakır?
Bir umut, beni dinlemez de bir daha karşıma çıkar.
(Orhan) Böyle mi düşündün?
Yıllar sonra bunları söylemek için mi çağırdın beni buraya?
Değil, bunu söylediğimde...
...ne tepki vereceğini görmek istedim.
Oğlun nasıl?
Artık yetişkin olmuştur herhâlde?
Kime benziyor?
-Sana mı? -Ne söyleyeceksen söyle!
Bence tahmin ediyorsun.
(Orhan) Buraya kadar geldiğine göre.
Hiç gelmemeliydim ben buraya. Gidiyorum ben.
(Orhan) Hâlbuki alışıksın buralara gelmeye.
(Duygusal müzik)
Daha yeni oğlun için geldin.
Oğlunun işlediği cinayetin kefaretini ödeyebildin mi?
Saçma sapan konuşup durma!
-Gerçek sanacak duyan. -(Orhan) Oğlun bir polis öldürdü.
Al sana buz gibi bir gerçek.
Kaan böyle bir şey yapmadı! Tamam mı?
Sakın bir daha benim karşıma çıkma!
Lütfen de yok gördüğün gibi bu kez.
(Orhan) Kanıt yanımda!
Madem bana inanmıyorsun...
...al, görgü tanığına inanırsın belki.
(Duygusal müzik)
(Farah ses) Mekânı temizliyordum. Önce kimse yoktu.
Sonra sesler duydum. Gidip baktım.
İki kişi kavga ediyordu. Kaan Akıncı ve Alperen Hemşin.
Kavga ederlerken Kaan Akıncı'nın elindeki silah patladı.
Alperen Hemşin orada öldü. Kaan Akıncı öldürdü onu.
(Duygusal müzik)
Oğlum!
("Michael Stone - Liar" çalıyor)
(Sokak ortam sesi)
(Sokak ortam sesi)
("Michael Stone - Liar" çalıyor)
("Michael Stone - Liar" çalmaya devam ediyor)
Çilli.
Sen ne yapıyorsun burada?
Bana konum attın ya.
Ee?
Ne bileyim, çağırmadın mı?
Hem sen ne yapıyorsun burada? Gitmiyor muydun?
Ben ne yaptığımı biliyor muyum, sen bir de bana sor istersen.
("Michael Stone - Liar" çalıyor)
-(Gönül) İyi değilsin sen. -Ya beni bir sal ya!
Görmüyor musun? Gayet iyiyim.
(Kaan) Hem sen niye atlıyorsun ki hemen?
Ben sana bir mesaj attım diye niye atlıyorsun?
Kusura bakma, haklısın!
Ben anlamıyorum sizi!
Siz hepiniz doğrusunuz, ben salağım! Tamam mı?
("Michael Stone - Liar" çalıyor)
Dur, ya bir dur!
-Ya bırak! -Bir dur, bir konuşalım!
Gidiyorum işte! İstediğin bu değil mi?
Evet, bu, istediğim bu! Gitmen!
Sen ne sanıyordun ki ya beni?
Biraz beraber vakit geçirdik diye...
...kendine mi benzettin sen beni? Ben böyleyim!
İnsan değilim ben! Ben etrafıma zehir saçıyorum!
Yok ediyorum! Görmüyor musun? Yakıp yıkıyorum!
(Duygusal müzik)
Sen de o kadar kolay yanarsın ki.
Çünkü sen masumsun.
Olduğun gibisin.
İyisin.
Sen benim olamadığım her şeysin.
O kadar güzelsin ki.
(Duygusal müzik)
Özür dilerim, ben...
(Duygusal müzik)
Oğlumu ihbar edeceğini söylemek için mi çağırdın beni buraya?
Ne istiyorsun benden? Nasıl kahrolduğumu görmek için mi?
İntikam mı alıyorsun?
Al bunu.
Ne yapıyorsun?
(Orhan) Niyetim intikam falan değil. Hiç olmadı.
Sana zarar vermek aklımın ucundan bile geçmez.
Oğlun hapse girmek zorunda değil.
-Eğer anlaşırsak. -Anlaşırsak?
Nasıl?
Kasette dinlediğin kadını, kocandan korumanı istiyorum.
Kadın itirafı yaptığından pişman.
Kaseti yok ettiğini düşünüyor. Güçlü bir kadın.
Hayatta kalmak için her şeyi yapar, her şeyi.
Bana seni hatırlatıyor.
Gençliğini.
O yüzden de bir daha buna cesaret etmemesini sağlamak...
...senin işin.
Peki, oğlum güvende olacak mı bunu yaparsam?
Oğlun bile olsa...
...kulağa adaletli gelmiyor, değil mi?
Neden adalet deyince aklımıza hep ceza gelir?
İnsanlara sopa göstereceksin ki itaat etsinler.
(Orhan) Ama benim adalet anlayışım farklı.
Bir çocuk öldü, kazayla.
Bari bu kadının hayatı kurtulsun.
Bütün derdim bu. Anlaştık mı?
(Duygusal müzik)
-Tahir nerede? -İlerle, ilerle, ilerle!
(Sessizlik)
Burada içeride her şey var.
Bir şey lazım olursa ararsın.
-Tahir! -Oradan bakınca nasıl gözüküyorum?
Tahir, ne oldu? Ne oldu sana böyle?
Seninle tanıştım, hayatım renklendi işte.
Tamam, bir kalk.
Hâlini göreyim. Yavaş!
(Gerilim müziği)
(Farah) Yavaşça uzan, uzan.
Uzan, tamam. Çok hareket etme.
(Gerilim müziği)
Tahir, hastaneye gitmen lazım. Ya iç kanaman varsa?
Benim yıllardır içim kanıyor, bir şey olmaz.
Kurşun aynı yere denk gelmiş yine.
Alışkanlık işte, yavaş yavaş bırakıyorum.
Dur, kaburgana bakayım.
Kırık yok ama çok zedelenmiş.
(Gerilim müziği)
Sırtındaki izler yeni değil.
Ne zaman oldu?
Başka bir hayatta. Sorma, işini yap.
(Gerilim müziği)
Biraz canın yanabilir. Yanarsa söyle.
Seni akıllı bir adam sanıyordum.
Değil miyim?
Akıllı bir adam olsan öleceğini bile bile oraya girer misin?
Hiç düşünmedin mi tek başına neler olabileceğini?
Düşünmedim.
Yalan söylüyorsun. Bana da yalan söyledin.
Ali Galip'le konuşmuştun, tehlike yok dedin bana!
Sana güvendesin dedim. Öylesin de.
Kendi canın uğruna mı?
Senin için yapmadım. Kendini o kadar önemseme.
Ali Galip ne kadar ileri gidecek anlamak istedim.
Anladım da.
Beni ayağa bir kaldır, ona iki çift lafım var.
Büyüğünün niyetini anlamak için mi bu hâle getirdin kendini Tahir?
Buna inanmıyorum!
Ne onun için ne de benim için.
O adamı öldürdüğün için bu hâldesin.
Çünkü öldürmek istemedin. Haydar'la konuştum.
Uzun süredir böyle bir şey yapmamışsın.
Benim için yaptın.
Ben katil olmayayım diye. Ama vicdanın ağır bastı.
Çünkü o adam ölmemeliydi.
O adam, aga hain dediği anda ölüydü zaten.
Kimse onu kurtaramazdı.
Adamın ismini söyle, çekinme.
Hainin ismini söylemek yasak bize.
Ben sana söyleyeyim.
Adamın adı Salih'ti.
Bunu yapmak istemedin ama benim için yaptın.
Ben katil olmayayım diye o tetiği çektin.
Benden isim istiyorsun, değil mi?
Rıza.
-Rıza kim? -Öz dayım.
Öz dayımı 13 yaşında öldürdüm.
O isimde kaldım ben.
(Duygusal müzik)
Farah, hayat bazen seçtirmez.
Nasıl biri olacağına karar vermeden çarpar kapıyı suratına.
Kimini cennetine...
...kimini cehennemine alır.
Sen de işte böyle gelişine, hiçbir şey olmamış gibi...
...unutmuş gibi yaşarsın.
Ama ne yaparsan yap...
...ne kadar haklı olursan ol değişmez.
(Duygusal müzik)
Sen artık katilsindir.
(Duygusal müzik)
Sırtındaki izleri dayın mı yaptı?
Sen de mecbur kaldın.
Sorma.
Gereğinden uzun anlattım.
İlk defa anlattım.
(Duygusal müzik)
-Özür dilerim Tahir. -Dileme.
İnsan kendini anlayana çiçek açar.
(Duygusal müzik)
Özür dilerim.
("Can Ozan - Sar Bu Şehri" çalıyor)
"Anlamam nedenini"
"Üzmüşler bebeğimi, ah"
"Ah"
"Tam yüzüne dalmışken"
"Çizmiş kendi resmini, ah"
"Ah"
"Ne olursun kaç kurtar"
"Kendini bu diyardan"
"Yâr"
"Güneşi ararken"
"Peşini bırakmaz ay"
"Ay"
"Sar, bu şehri en başından yak"
"İyice yak"
"Kim der ki bu rüyadan uyan"
"Ona uzat"
("Can Ozan - Sar Bu Şehri" çalıyor)
"Ne yalnızlık ne hüzün"
"Bu gecenin gündüzü var"
"Var"
"Sanma ki ölümsüzüm"
"Bu şehrin duvarları dar"
"Dar"
"Ne olursun kaç kurtar"
"Kendini bu diyardan"
"Yâr"
"Güneşi ararken"
"Peşini bırakmaz ay"
"Ay"
"Sar, bu şehri en başından yak"
"İyice yak"
"Kim der ki bu rüyadan uyan"
"Ona uzat"
("Can Ozan - Sar Bu Şehri" çalıyor)
(Mehmet) Farah, bizimle misin?
(Sessizlik)
Şimdi o gece...
...o gece başından ne geçtiyse...
...hiçbir şeyi atlamadan...
...burada Savcı Bey'e anlatmanı istiyorum.
Tamam mı?
(Gerilim müziği)
(Savcı) 17 Ekim 2022
Gece saat 23.30'da neredeydiniz Farah Hanım?
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
Yalnız o telefonu kapat istersen.
(Telefon çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
Farah, o telefonu kapatırsan.
(Telefon ısrarla çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
Benim buna bakmam gerek.
(Telefon ısrarla çalıyor)
-Farah, neredesin? -Ben...
(Tahir ses) Kerimşah'ın doktoruyla konuştum.
Donörle iletişime geçilmiş. Gelmeyi kabul etmiş.
Gerçekten mi?
Sen şimdi Kerimşah'ı hazırla, iki saate hastanede olacaksın.
Birtakım testler yapılacakmış.
Doktor söyledi. Bugünden itibaren süreç başlayacakmış.
(Tahir ses) Benim halletmem gereken bir mesele var.
Sonra yanınızda olacağım.
Farah, şu telefonu kapat...
...burada sorulan sorulara cevap ver, hadi.
(Tahir ses) Alo?
Duyuyor musun?
Oğlun kurtulacak.
(Tahir ses) Alo, Farah?
Farah, duyuyor musun beni?
(Gerilim müziği)
(Tahir ses) Farah, duyuyor musun beni?
Oğlun kurtulacak diyorum.
(Tahir ses) Alo, Farah?
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Nuray Ünal - Büşra Taşcıoğlu...
...Ece Naz Batmaz - Eylül Yılmaz - Gülay Yılmaz
Editör: Beliz Coşar
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.