Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Hazır mısın?
Henüz bir film yıldızı gibi görünmüyorsun tatlım.
Anne. Ne olur izin verin, külotlu çorap giyeyim.
15 yaşında mı?
Babana ne diyeceğiz?
Ayrıca şu saçını düzelt, iyice dağılmış.
Bale dersini kaçıramazsın.
Bizi bekletirlerse döneriz, şimdiden söyleyeyim.
Çok güzel olmuşsun.
Nereye gidiyorsunuz?
Hadi, geç kalıyoruz.
- Merhaba. - Merhaba.
- Randevumuz vardı... - Bay Allégret sizi bekliyor.
- Brigitte, değil mi? - Brigitte Bardot. Ben annesiyim.
Sizi birkaç dakika bekleteceğim.
Biraz acelemiz var. Brigitte'in saat 5'te dans dersi var.
Anne!
Bu fotoğrafta kaç yaşındasınız?
14 buçuk.
Artık 15 yaşındayım.
Arkadaşım Madame de La Villehuchet'yi tanıyor musunuz?
Kendisi aracı oldu.
Başlangıçta kızımın manken olmasını istemedik.
Herhangi bir ödeme almadı...
...ve ismi fotoğrafın üstünde yer alacaktı, yani altında.
Ve sonuçta kabul ettik.
Eşim istemiyordu ama Brigitte öyle ısrar etti ki...
Onları sıkıyorsunuz, anne.
Bu asistanım Vadim, fotoğrafları o gösterdi.
Rol için biraz genç olsanız da sizinle tanışmak istedim Brigitte.
Nasıl bir rol?
Biraz farklı bir genç kadın arıyorum.
Güzel, ama biraz daha şey olan biri...
Sen nasıl tarif ediyordun Vadim?
- Senaryoyu Vadim yazdı. - Öyle mi?
Beklenmedik?
Ön görülemez?
Naif gibi öyle ama olmayan...
Biraz kadın-çocuk gibi.
Çocuk tamam ama kadın, henüz orada değiliz.
Ayrıca Brigitte'in hiç deneyimi yok.
Tam olarak aradığım şey.
Tabii biraz araştırma yaptım.
Sinemaya gitmiyorum...
...ama sizin bir yetenek avcısı olduğunuzu biliyorum.
Ve kızımın yetenekli olup olmadığıyla ilgilenmeniz bir şans.
Ben Brigitte'in bu işi yapabileceğini düşünmüyorum.
Başarılı olmak için çok yetenekli olmalısınız.
Dediğim gibi, sinemaya sık gitmiyoruz...
...eşim fabrikadan geç dönüyor.
Ve çok misafirimiz oluyor.
Bir akşam sizi de yemeğe almayı çok isteriz.
Arkadaşlarımı yeni insanlarla tanıştırmak benim için bir zevktir.
Tahmin edeceğiniz gibi, biz kendi çevremizde oldukça muhafazakarızdır.
Balkonları severim.
Öyle mi? Neden?
Bir sebebi mi olması lazım?
Gelmeyi o mu istedi, siz mi?
Kabul etmeleri için ısrar ettim.
Aslında pek de umurumda değil.
Senaryoyu gerçekten siz mi yazdınız?
Evet. İsmi de...
..."Defneler Kesildi".
Antre De Artist'i izlediniz mi?
O nedir?
Bay Allégret'nin filmlerinden biri.
Oyuncu olmak istiyorsanız izlemelisiniz.
Ben oyuncu olmak istemiyorum ki.
Öyle mi?
Büyük bir dansçı olmak istiyorum.
Çok fazla disiplin ve sebat gerektirir.
Disiplin nedir ben bilmiyorum. Ama sebat nedir bilirim.
Madem öyle, neden dansöz olmuyorsun?
Saçmalıyorsunuz, Pilou.
Ben hayatımda hiç dansöz görmedim.
Babacığım alır mısınız?
Memnuniyetle.
Söylesene.
Şu adam sende iyi bir izlenim bıraktı mı?
- Kim? - Marc Allégret, yönetmen, büyükanne.
Çok çekici bir adam, iyi yetişmiş.
Bizim çevreden biri. Film çekiyor.
Yani hiç de öyle beklediğim gibi bohem bir tip değil.
Bohem ne demek?
Mijanou, burada çocuklara söz düşmez.
Peki okula gitmeyecek mi?
Brigitte'in okulla pek arası yok zaten.
Onu hemen sokağa atalım.
Aktrislerin ezelden beri pislik olduğunu herkes bilir.
Bazen çok eski kafalısınız.
Pislik ne demek?
Geçinmek için elinden geleni yapan zavallı bir kız demek.
İşte bu doğruydu.
Yapmayın babacığım.
Neyin var Brigitte?
Peki bohem ne demek?
Bu semtte yaşamayan biri mi?
Buna küstahlık denir.
- Çabuk odana Brigitte. - Hayır, hayır, hayır.
Buraya gel tatlım.
Söyle bakalım.
Sen ne düşünüyorsun?
Beni zaten seçmeyecekler.
Bu sadece deneme.
Bir bakmak için.
Sevgili Pilou.
Bu çocukları kaldırıma düşüren sinema değildir, erkeklerdir.
Aynı fikirde miyiz?
Peki. O zaman şansını denesin.
Adım Brigitte. 15 yaşındayım.
Adım Brigitte. 15 yaşındayım.
Adım Brigitte. 15 yaşındayım.
Tanrım, dudaklarınız fazla gösterişli olmuş.
Akşamki bombardımanı duydunuz mu?
Yakında bir yerlere düştü.
Pilou'nun fabrikası hâlâ açık mı?
Alman domuzlarıyla Almanca konuşması ona yardımcı oluyor.
- Ama zor tabii, kafası dağınık. - Herkes korkuyor.
Bu sabah çocukları okula göndermedim.
Brigitte okuldan nefret ediyor.
Bale dersleri iyi gidiyor...
...ama tabii kapıcı çocuklarıyla okuması iyi değil.
- Bunu tercih ederim. - Evet, ben de.
Neyse ki Mijanou var.
Evet, çok güzel bir kız.
Çok da zeki.
Çünkü zavallı Brigitte'im...
Motor.
Bardot, deneme, 1.
Adım Brigitte. 15 yaşındayım.
Sinema deneyiminiz var mı?
Hayır, yok. Ben dansçıyım.
Dergiler için fotoğraf çekimi yaptım.
Pekâlâ.
Başlayabiliriz.
Metni ezberlediniz mi?
Evet, sanırım.
Hadi, Jérôme.
"Bazı sözcükler çok söylenince anlamını yitiriyor."
"Benim için farklı."
"Benim için farklı."
Özür dilerim.
Yeniden başlayabilir miyiz?
Keselim!
Titriyorsun.
Korkuyor musun?
Gitmek istiyorum.
Bu makyajla kendimi pis hissediyorum.
Boyalı kuşa benzedim.
Bunu halledebiliriz.
İşte.
Sana repliği ben vereceğim.
İyi misin?
Korkun geçti mi?
Evet.
Bardo, deneme, 1.
Bazı sözcükler çok söylenince anlamını yitiriyor.
Benim için farklı.
Bence anlamlılar, çünkü hayatımda ilk kez söylüyorum.
Sizi seviyorum. Sizi seviyorum.
Sizi seviyorum.
Brigitte gerçekten iyi miydi?
Şaşırmış gibisiniz.
Affedersiniz.
Metro bozuldu.
Annenize kamera karşısında...
...ne kadar rahat olduğunuzdan bahsediyordum.
- Onun sayesinde. - Hayır, hiç değil.
Korkudan ölüyordum!
Oturun lütfen.
Bu henüz bir proje, o yüzden vaktimiz var.
Kahveye iznim var mı?
Bize kahve getirir misin?
Daha ileri gitmek için vaktimiz var diyordum.
İleri gitmek?
Molière, Marivaux gibi birkaç klasik metin üzerine çalışmak...
...ve ezberlemek önemli diye düşünüyorum.
Hatta belki de yeni denemeler.
Vadim size yardımcı olur, değil mi Vadim?
Öyle mi? Bunu yapar mısınız?
Patron öyle diyorsa.
- Nerede? - Pardon?
Nerede çalışacaklar diye sormak istedim.
Burada.
- Sizin evinizde de olabilir. - Evet. Tercih ederim.
"Ne yazık ki, sebebi kim olabilir diyorum."
"Düşüncesizce üzerine bir şey mi düşürdüm?"
Bir şey mi demek ne zor, her seferinde şaşırıyorum.
Çabaladığın için tökezliyorsun.
Kelimeleri kaydırmayı dene.
Oynama, samimi ol bak nasıl olacak.
Baştan al.
"Düşüncesizce üzerine bir şey mi düşürdüm?
Hayır dedi, asıl darbeyi gözleriniz vurdu."
Neden gülüyorsun?
Çünkü çok komik.
Neden komik olsun?
Kadınmış gibi yapıyor.
Arnolphe'u manipüle ediyor.
Balkonda karşılaşma hikâyesini ona yutturmak için safı oynuyor.
Ona deli gibi aşıksa gerisini umursamamalı.
Ama rol yapıyor.
Molière bana katılır mı ama ben olsam öyle yapardım.
Molière kesinlikle aynı fikirde.
Baştan alalım mı?
"Hangi haber?"
"Kedicik öldü."
Üzüldüm ama hepimiz ölümlüyüz.
Ayağa kalk.
Ayakta olsan daha iyi.
Bence böyle daha iyi.
Ayağa kalk lütfen.
Böyle nasıl?
"Hepimiz ölümlüyüz. Ve herkes kendinden sorumlu..."
"Kedicik öldü."
"Kedicik öldü."
Ödev zamanı.
Baba, Vadim beni yarın sinemaya davet etti.
Üçüncü Adam, Orson Welles'in, ben daha önce izledim ama...
15 yaşında bir genç kız, bir erkekle tek başına çıkamaz.
Mijanou da bizimle gelse?
- Kaç yaşındasınız delikanlı? - 21.
Brigitte reşit değil, unutmayın.
Anlaştık mı?
Evet efendim.
Adınız nereden geliyor, Vadim?
Roger Vadim Plemiannikov. İki N'yle.
Herkes bana Vadim der, çünkü soyadım gerçekten...
Neden Roger değil?
Affedersiniz.
Burada ne işin var?
Saat kaç?
9'a geliyor.
Kruvasan getirdim.
Sabaha karşı yattım Brigitte.
Evine dön.
Eve gidemem, okulda olmam gerekiyordu.
Okula git o zaman.
Ders 8'de başlıyor, artık çok geç.
Christian kim?
O.
Merhaba canım.
Sütle tart alır mısın?
Okul nasıl geçti?
Teşekkür ederim.
Reçel alacağım.
Neyin var?
Neyim varmış ki?
Hayalet görmüş gibisin.
Aynen öyle.
Ne yapıyorsun?
Çok güzel.
Nefis bir şey.
Bale ne olacak?
Ya şişmanlarsan?
Bugün değil.
O mu?
Bana anlatmayacak mısın?
Annemlere anlat diye mi?
Anlatmazsan ben de uydururum.
Tam bir pisliksin.
Ben kaç yaşındayım Mijanou?
15.
Sana üç yıl sonra anlatırım.
Öğlen olmuş, matematik dersin.
Kaçırdım.
Uyurken yumuşacık oluyorsun.
Ama artık uyandım.
Ne anlamda?
Matematik dersin...
Sen burada mıydın?
Buradayım, evet.
Nasıldı?
Yani, tam anlamıyla zavallıydım.
Bu iş yürümeyecek.
Benden sonra Gélin girdi.
Onu seçmezlerse şaşırırım.
Çok iyiydi.
Sana bir rol yazacağım.
Brigitte'e aşık olacaksın. Unutulmaz bir aşk hikâyesi.
Sonunda onu öldüreceksin.
Aman ne güzel, daha ilk filmimde öleceğim.
Aynen.
Pekâlâ!
Ben işemeye gidiyorum.
Siz de yavaştan, uyuyacağım çünkü...
Şimdi de bale dersini kaçıracaksın.
Biliyorum, gideceğim.
Seni seviyorum.
Ben de seni seviyorum.
Evde, okulda hatta balede bile tam bir robot gibiyim.
İnsanlar, öğretmenler, ailem orada olduğumu sanıyor.
Ama ben bütün gün seninleyim.
Bütün gün seninle sevişiyorum.
Sadece bunu düşünüyorum.
Dikkatli olmalıyız Brigitte.
- Ailen şüphelenirse... - Seni öldürürler.
Babam öyle söyledi.
Ben ciddiyim, dikkat etmek zorundayız.
Babam da ciddi.
O biraz kaçıktır, biliyorsun.
Babam da ciddi derken?
Tabancası var. Kullanmasını iyi biliyor.
Öyle mi?
Birazdan gelebilir miyim?
Bugün Salı, ben geleceğim.
Doğru ya.
Görüşürüz, Christian.
Görüşürüz, Brigitte.
Tatlı kız.
Ona bayılıyorum.
Babası beni öldürecek.
Bu da nedir?
Baba beni korkutuyorsunuz.
Bu mu Molière? "Kedicik öldü" bu mu?
Bitti, duydun mu?
O küçük serseri bir daha bu eve asla giremez.
Neden bahsettiğinizi bilmiyorum baba.
Ben bir şey yapmadım.
Dadının işidir kesin.
Onu öldüreceğim.
Onu bulacağım ve öldüreceğim.
Sen de Pazartesi günü yatılı okula başlıyorsun.
Baba yemin ederim... Anne, lütfen, yalvarırım!
- Seni kapatacağız! - Sakin olun.
Kapatacağız! Evet.
Bunu salondaki kanepede buldum.
Ben yapmadım.
Pilou. Şimdi bir banyo yapıyorsunuz ve sakinleşiyorsunuz.
Tamam.
Evet...
Anne yardım edin, ben bir şey yapmadım.
Pazartesi günü gidiyorsun.
Gitmeyeceğim, ölmeyi tercih ederim!
Yapmayın anne, baba, yalvarıyorum.
Vadim bir şey yapmadı!
Ben de yapmadım. Bana hiç dokunmadı, hiç!
Yemin ederim.
Onu görmezsem ölürüm ben.
Açın!
Açın şu kapıyı!
Kimsiniz?
Roger nerede?
Bilmiyorum. Siz kimsiniz?
Roger kim?
Lanet olsun!
Bir daha kızıma yaklaşmayacaksınız anladınız mı?
Sizi bir daha onun yakınında görürsem kafanıza sıkarım.
Bir daha sakın, anladınız mı?
Kızımı bir daha asla görmeyeceksiniz.
Ve 1 ve 2 ve 3...
Ve 4 ve 5 ve 6 ve 7...
Ve 8 ve 9.
Kollar yukarı ve 2 ve 3.
Ve 4 ve 5.
Dans mutluluktur. Her zaman mutluluk.
Niye ağlıyorsun?
Ayaklarım acıyor.
Balerinlerin ayakları hep acır! Brigitte!
Unutun.
Gülümseyin.
Emrediyorum!
Unutun!
Anlaşıldı mı?
Ve dönüyoruz.
Bir, iki, üç...
Bir, iki, üç...
Bir, iki, üç...
Bir, iki, üç...
Bir, iki, üç...
Bir, iki, üç...
Beni izliyorlar. Seni görmem yasak.
Çıldırmış olmalılar, ben aklımı kaçırırım.
Yalvarırım kaçalım, bir yerlerde saklanalım.
Babam histeriktir, her şeyi yapar...
Biliyorum. Beni görmeye geldi.
Tehdit mi etti?
Korkuttu mu?
15 yaşındasın, Brigitte.
Eylül'de 16 olacağım.
Hapse girebilirdim.
Hakları vardı.
Zaman kazanmalıyız.
Seni görmeden okula mı kapanacağım?
Ölürüm.
Birkaç haftalığına annemi görmeye gideceğim.
Sakince çalışmak istiyorum.
Artık beni sevmiyorsun.
Başka şansımız yok, Brigitte.
Lanet olsun, erken gelmiş.
Pilou, hazır mısınız?
Çok yorgunum.
Arabayı garajdan çıkaracağım.
Yorgunsanız taksi tutalım...
...ama Tanrı aşkına bir karar verin.
Mijanou'nun hiçbir suçu yok, onu cezalandırmayın.
Dolapta yemek var, ısıtabilirsin.
Görüşürüz.
Görüşürüz.
Yarın sana çorap alacağım.
Bir düzine lazım.
Cumartesi'den önce hazır olmalı.
Tamam, anne.
Bu mevsimde böyle ceket giydiğin için hasta olacaksın.
Çabuk ol, taksi bekliyor!
Aman Tanrım!
İyi olacaksın.
Kapıdan dinledim.
Her zamanki gibi kavga ediyorlar.
Ama seni yatılı okula göndermeyecekler.
Vadim'le konuşacaklarmış.
Seninle sevişmeyeceğine yemin etmesini istiyorlar.
Onunla seviştin mi?
Artık bana söyleyebilirsin.
Yüz kere.
Bin kere.
Bin kere mi?
Canın acımadı mı?
Sana nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama...
Aşkın bu olduğunu bilmiyordum.
Vücudumda saklı bir hazine olduğunu bilmiyordum.
Sende de var. Bir gün göreceksin.
Vadim onu buldu.
Peki sence annemde de saklı bir hazine var mı?
Evet, tabii ki.
Ama babam buldu mu bilmiyorum.
Burası neresi?
Siz burayı futbol sahası mı sanıyorsunuz?
Burası ailenizin evi.
Bu ev sizin değil, bizim.
Ve siz buna saygı duyacaksınız.
Bundan sonra birbirimizle saygılı bir şekilde konuşacağız.
Artık birbirimize siz diyeceğiz tamam mı?
Brigitte 15 yaşında, henüz çocuk.
Umarım farkındasınızdır.
- Ben, evet... - Hayır, bırakın konuşayım, Roger.
Anne-Marie ve ben, kurallara saygı duyacağınızı umuyoruz.
Öncelikle Brigitte eğitimine devam edecek ve lise diplomasını alacak.
Dilerse bale derslerine devam edecek.
- Anladın mı? - Evet, baba.
Güzel.
Ayda bir kere dışarı çıkabilirsin.
Hayır! Haftada bir kere.
Ayda iki kere.
Saat 11'e kadar.
Gece yarısına!
Geri dönmek zaman alır.
- Nereden dönüş? - Sinemadan, tiyatrodan...
Burası çok uzak.
11.30, bir dakika daha geçmesin.
Ayrıca, Brigitte 18'ine basınca duygularınız hâlâ...
Üç yıl sonra!
Yakında doğum günün var.
Brigitte 18'ine bastığında...
...duygularınız hâlâ devam ediyorsa, sıra evliliğe gelecek.
Ama iki sorun var.
Birincisi bir aile kurmak için düzenli bir işiniz olmalı.
İkincisi?
İkincisi de, din değiştirmeniz gerekecek.
Ortodoks düğünü söz konusu bile olamaz.
Biz Katoliğiz, torunlarımız da öyle olacak.
Benim için şahsen sorun yok. Siz memnun olacaksanız.
Çok güzel.
Gece yarısına kadar izin verir misiniz?
11.30.
İsterseniz hayatımın sonuna kadar çorap giyebilirim.
Vadim'i bundan sonra ayda iki kez göreceğim, tamam.
Ama din değiştirmesini istemenizi kabul etmiyorum.
- Ama sorun yok... - Sen sus. Reddediyorum.
- Pekala, o zaman... - Bir dakika. Pilou.
Yahudi bile değil.
Şimdilik bu konuyu es geçelim.
Vakti gelince ayrıca konuşuruz.
Peki, öyle olsun.
Kaç yaşındasınız?
17.
Ve filmde mi oynadınız?
Evet, madam.
Sevdiniz mi?
Hayır. Hem de hiç.
Bourvil'in filmi.
Çılgın Aşk.
Sinema yapmayı çok istiyorum ama böyle değil.
Nasıl?
Ben saçımı makyajımı istediğim gibi yapmak istiyorum.
Böyle gösteremiyorum kendimi.
Sinema gerçeklik değildir.
Gerçeklik bütün o kadınlara benzemek de değildir.
Bu kadınlar bence çok güzel.
Ben hiç onlar gibi olamayacağım.
Öyle bir isteğim de yok.
Gel otur şöyle.
Allégret'yle deneme çekimi yaptı.
Görmek ister misin?
- Film çekilmedi ama... - Biliyorum.
Sen neler yapıyorsun peki?
Paris Match için röportaj yapıyorum, memnunum.
İyi para veriyorlar. En azından veriyorlar.
Bir yandan da senaryo yazıyorum. Birçok fikrim var.
Birçok fikir iyi ama tek bir iyi fikre ihtiyacın var.
Bir hikâye üzerine çalışıyorum.
Bir kadın, yani bir kız...
...bütün erkekler peşinde koşuyor ama umurunda değil.
Komedi gibi başlıyor ama sonu trajediyle bitiyor.
Kız için kimi düşünüyorsun?
Şaka yapıyorum.
Sendeki ağır toplarla, yeni birini düşünmediğini biliyorum...
...ama Brigitte'i düşüneceğine söz ver.
Brigitte çok özel biri.
Onu seveceğinden eminim.
Sen seviyorsun belli.
Evet. Biz birbirimizi seviyoruz.
"Mükemmel Genç Kız."
Alo, Christine?
Olga ben.
Karşımda, görmenizi istediğim bir genç hanım var.
Çekiminiz ne zaman?
Pekâlâ, anlaştık. Yarın saat 4'te.
Birlikte geleceğiz.
Christine kim?
Yapımcı.
Kadın yapımcı var mı?
Kendisi bir ilk.
Ne gün ama değil mi?
- Belediye binası çok sıcaktı. - İlk defa kadın nikah memuru gördüm.
Altı yıl önce oy verme hakkımız bile yoktu.
Her şey hazır. Masalar hazır...
...içecekler mutfağa yerleştirildi.
- Çiçekler masalara kondu mu? - Yarın sabah getireceğiz.
- Sabah 8'de buradayız. - Harika. Teşekkür ederim.
Hadi bir şeyler içelim.
Vadim, viski?
Memnuniyetle.
Ben şampanya hazırlamıştım.
Yanında atıştıracak bir şeyler var, yarınki yoğunluğu düşününce...
Ölüyorum, ayaklarım ağrıyor.
Şu an tek isteğim seninle uyumak.
- Buyurun. - Teşekkür ederim.
Bir kerecik, baba...
Sadece bir kere.
- Yeni aileme! - Daha değil. O yarın.
Memur lafı amma da uzattı.
Aynı fikirdeyim.
Acıktık, değil mi? La Big ne yapıyor?
La Big!
Şu Fransız-Rus kardeşliği de...
Belediye Başkanı kadına ne diyeceğimi bilemedim ama...
...kızım en azından bir yabancıyla evlenmiyor.
Artık beni yabancı olarak görmediğinize çok sevindim.
Yapma, Vadim...
Tebrikler hayatım.
Bizimle bir kadeh içmek ister misin?
Kadehimi eşime kaldırıyorum.
Tekrara düşmüş olmayayım ama Vadim yarına kadar hâlâ bekar.
Haklısın, Mijanou.
Yavan bir konuşmayla kendimizi doldurduk...
...bir şahit önünde bir kağıt imzaladık...
...herkesin önünde öpüştük, bir sürü şey için söz verdik.
Ama gerçekten inandık mı bilmiyorum, değil mi Vadim?
Ama biliyor musun Mijanou?
Bunlardan sonra hâlâ birbirimizi sevmemize izin yok.
Tatlım bence çok yorgunsun, bu çok normal.
Yarın sabah da erken kalkacağız.
Annen haklı, erken yatsak iyi olur.
Yarın büyük bir gün olacak. Ve uzun bir gece.
Bu gece genç kızlık odanda son kez uyuyacaksın hayatım.
Gerçek iki genç kız.
Sizinle gurur duyuyorum.
Aynı zamanda bizimle de gurur duyuyorum.
Bazen biraz katı davrandık, bu doğru...
...ama almış olduğunuz eğitim meyvelerini verdi.
Ve siz, Vadim, Brigitte'in 18 yaşına basmasını...
...bekleyecek sabrı ve bilgeliği gösterdiniz.
Teşekkür ederim.
Gerçekten.
Yarın görüşmek üzere.
Mijanou, bizi yalnız bırakır mısın lütfen?
Annemlerle konuşmak istiyorum.
Kalamaz mıyım?
Hayır.
Oturun, baba.
Peki...
Baba, anne, sizi üzmek istemiyorum.
Ama yapacak bir şey yok.
Üç yıl oldu...
...hayır üç yıl iki aydır Vadim'le sevişiyorum.
Eğitiminizden memnunsunuz baba...
...ama bana özellikle riyakarlığı öğrettiniz.
Üç yıldır size her gün yalan söylüyorum.
Bu beni çok mutsuz etti.
Ama mutluydum da, Vadim sayesinde.
Vadim sayesinde hayatımda ilk defa sevildiğimi hissettim.
İlk defa güzel hissettim.
Bana kim olduğumu öğretti, gerçekten kim olduğumu.
Ne derler, düşündüğünüz gibi biri değilim.
İtaatkar değilim.
Zeki değilim.
Bakire değilim.
Üzülmeyin, bana yardım da ettiniz.
Özgürlüğün ne olduğunu anladığım an beni kapatmak istediniz.
Sizi şaşırtmak istemem, ama özgürlük bence çıplak uyumaktır...
...sevdiğim adamın kollarında uyumak.
Bu gece genç kızlık odamda uyumayacağım.
Bu gece kocamla sevişeceğim.
Merak etmeyin, yarın sabah burada olacağım.
Güzel beyaz elbisemi giyeceğim ve bakireymiş gibi davranacağım...
...hatta korkuyormuş gibi!
Rahip ve arkadaşlarınızın karşısında sizi üzmemek için.
İyi geceler anne, iyi geceler baba.
Hoşça kal desene Vadim.
İyi akşamlar.
Keşke kar yağsaydı.
Artık hakkımız var ama canım daha az istiyor, çok komik.
- Yakında beni aldatırsın. - Hayır.
Evet.
Baksana.
Şuraya biraz yağmış.
Korkuyorum.
Lüks bir araba mı aldın?
Yarın gelecek.
İyi de Raoul, bu iki milyon!
Üç aydır kirayı ödemiyoruz.
İşler kötüyken, iyiymiş gibi yapacaksın.
Dünün gişesi geldi mi?
Evet. Sıfır.
Hüseyin'e söyledim.
Zaten bu isimle!
Üstelik de ben bulmuştum.
"Kusura Bakmayın."
Çok negatif.
Ayrıca kimse kimseyi affetmiyor.
Hele de başarısızlığı.
Bu araba için doğru zaman, inan bana.
Ama bu çok enteresan.
Akşam adamla buluşacağım.
Genç bir karısı var, tam bir dünya güzeli.
Büyük Manevra'da ufak bir rolü varmış.
Evet görmüştüm, güzel kız, ama şey...
"Güzel ama şey", bu yeterli değil.
Senaryo onun için yazılmış olabilir ama ben lafı dolandırmam.
Bunu ne yapacağız?
Bankaya bir çek yazarsın.
Sekiz güne belimizi doğrultamazsak da...
- Arabayı geri verirsin. - Hayır.
Başka bankadan para çekerim.
- Gidiyor musunuz? - Evet, gidiyoruz.
- Görüşürüz. - Görüşürüz.
- Görüşürüz, Jean-Louis! - Görüşürüz!
Çok memnun oldum, arayı açmayalım.
Evet, tamam. Dikkatli gidin, iyi akşamlar.
Hoş bir tip, değil mi?
- Kim? - Trintignant.
Kardeş rolü için onu düşünüyorum.
Nasıl yani o çocukla mı evleneceğim?
Bence bayağı iyi.
Gözleri senden başkasını görmesin diye değil mi?
- Raoul, nasılsınız? - İyiyim, teşekkürler.
Gelin, şuradayız.
Christian Marquand. Bay Raoul J. Levy.
- Raoul, Raoul. - Memnun oldum.
Ben de öyle.
- Buyurun lütfen. - Teşekkür ederim.
Raoul, daha yeni Robert'in filminin yapımcısıydı.
Çok başarılı oldu.
Size davetiye gönderirim.
Senaryoyu okudunuz mu?
Hâlâ biraz işi var ama...
Karakterler çok taze.
Ve küçük balıkçı kasabası Saint-Tropez'yi iyi bilirim.
Çok fotojenik olabilir.
Ama filmin adı, "Köyde Üç Horoz"?
Biz onu tiye almak için koyduk.
Bir espri.
İnsanları sinemaya çekmek zaten başlı başına zor.
Bir de sinemanın kapısından girenleri tiye almak...
Aktörler kim olacak?
Herhangi biri olmaz. Bütün yük kızın üstünde.
Brigitte nerede?
- Bilmiyorum. - Bize bir star lazım.
Neden bir İtalyan olmasın?
Ortak yapım iyidir.
Gina Lollobrigida ya da şu Sophia Loren mesela.
Ağabey için Christian'ı düşünüyorum.
Küçük kardeş için deneme alacağım.
Ve kız da...
Kız da...
...işte o.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.