Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
(Erkek dış ses) Bu diziyi engelsiz.kanald.com.tr...
...adresinden izleyebilirsiniz.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Araba sesi)
Jefferson geldi efendim.
(Tekin) Evet.
(Kuş cıvıltısı sesi)
Misafirinizin aracı, giriş yaptı efendim.
İyi, hadi gidelim bakalım.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Müzik - Gerilim)
(Ekolu) Ne yapıyorsun, bırak silahı, bırak silahı, bırak silahı!
(Müzik - Gerilim)
(Ekolu) Silahını ver, silahını ver!
(Müzik - Gerilim)
Mermiyi ağzına biraz önce verdim, taze.
(Müzik - Gerilim)
Bora, buradan çıkamazsın.
Çıkarsak da beraberiz, çıkmazsak da beraberiz. Sorun yok.
-(Güvenlik) Ne ara? -(Tekin) Polise haber verin lan!
Faz, devam et!
Yürü, yürü!
(Müzik - Gerilim)
-(Güvenlik) Polise haber verildi mi? -(Tekin) Vermiyorum.
(Bora) Siz burada kalın.
-İyice, kapana kısılacaksın. -(Tekin) Tamam sakin olun, bir şey yok.
(Tekin) Sakin olun.
-Bora Bey. -Ahmet sen misin?
Faryalı abinin, selamı var.
Lan kendi başına, halledemiyor musun ha?
(Ayak sesleri)
(Tekin) Sen bu taraftan git.
(Müzik - Gerilim)
(Ahmet) Şu merdivenlerden inin, otoparkta sizi bekliyor olacak.
Sağ ol.
-Şuradan gittiler. -Eyvallah.
(Evren) Hiçbir şeyi geri almayacaksın.
(Bora) Ergüven çok yaklaşmıştın.
(Vurma sesi)
(Bagaj kapatma sesi) Al şunu.
(Müzik - Gerilim)
(Kapı açılma sesi)
Ne oldu be oğlum, bu kadar ne konuştunuz içeride?
Ya hadi gel, gidelim Haydar amca hadi gel.
Ne oldu oğlum içeride, söylesene?
Anladım.
Neyi? Neyi anladın?
(Haydar) Bu kendini kontrol ettirdi, değil mi?
İçeriye girer girmez beni unutup, kendini muayene ettirdin değil mi?
(Haydar) Ne zaman bir hekim görse bu mutlaka kendini bir muayene ettirir.
Ben bilmem mi bunu.
Üzüm yenge bak, duydun mu?
(Ateş) Ben dedim ki Üzüm yengeye, "Haydar amca anlamaz" dedim...
...o da dedi ki; "Haydar anlar" dedi.
-Anladı. -Anlarım tabii anlamam mı ya.
(Üzüm) Efelerin efesi, anlamaz mısın sen.
Bana bak, fena bir şey söylemediler değil mi?
-Yok demediler bir şey. -Dediler kız dediler.
Deminden beri yanağımı okşuyorsun, makas almalar falan.
Hayırdır inşallah?
Ne oldu oğlum içeride?
Anlatırım sonra ben sana.
Bir şey olmuş. Alamadınız mı raporu?
Aldık aldık birader, sen şu arabayı getir, ben sana sonra anlatacağım.
-(Haydar) Bana bak damat. -(Ateş) Efendim Haydar amca.
-Raporu aldın mı? -Aldık haydar amca.
Alırsın tabii, çok iyi oynadım be vallahi.
Jack Nicholson var ya, onun gibi oynadım vallahi.
Bana bak...
...o zaman gidip isteyebilirim.
Haydar amca bence sen Üzüm yengeye bir sor.
-Olmaz öyle, bir teklif et. -Üzüme ne lan, ailesinden istiyoruz ya.
Ya Haydar amcacığım o eskidendi.
Olmaz, önce bir kız tarafına bir sorulur. Sen bir sor bakalım.
-Olmaz ha? -(Ateş) Olmaz.
İyi.
-Bir dakika dur. Of başım! -Ne oldu efe?
Ya bir koluma gir, birazcık başım döndü.
-İyi misin Haydar amca? -İyiyim, iyiyim yavrum iyiyim.
(Haydar) Uçurum gibi gözüküyor ya. Başım dönüyor.
Neyse, geçti geçti.
Ya bana bak, akşam bir yemeğe gidelim mi?
Gideriz.
-Bir şey konuşacağım da seninle. -Hah olur, gideriz.
Akşam yemeğinde söylerim ben ona.
(Başhekim dış ses) Ben bu yaşta adamı, böyle bir ameliyata almam...
...çok riskli.
(Başhekim dış ses) En iyi ihtimalle bile, sonuçları Haydar amcanın...
...kaldırabileceğinden fazla.
(Başhekim dış ses) Artık kalan gününü mutlu geçirsin, Haydar amca.
(Başhekim dış ses) Başka elimizden bir şey gelmez.
(Başhekim dış ses) Bir dediğini, iki etmeyin yeter.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Bora) Ergüven...
...aslında, zeki bir herifsin ha.
Yani, ne yaptığının, ne ettiğinin farkındasın.
(Bora) Şimdi diyorsun ki ben hak ettim sonuna kadar.
Bu herif benim canımı alacak. Ödün kopuyor.
Değil mi?
-Çocuklarım var benim. -Ha öyle mi?
Allah bağışlasın.
Bora her şeyi baştan konuşalım mı, sakin sakin?
Jefferson bekliyor.
Türkiye’deki operasyonunu bir kaçağa vereceğini mi zannediyorsun?
Ben o herifi yirmi yıldır tanırım.
Onunla beraber yaptığımız ticaretin hacmini biliyor musun sen, hı?
(Evren) Ticarette bunun bir önemi yok.
Sen artık geçmişsin.
Geçmişten bahsedelim.
(Bora) Şu dosyayı görüyor musun?
(Bora) Onun içindekilere baktıktan sonra...
...ya söylediğim her şeyi yapacaksın...
...ya da beni öldür diye yalvaracaksın.
(Bora) Emin ol.
Geliyor.
Oğlum, niye açmıyorsun telefonunu?
Duymadım abi aramışsın, üstümü başımı değiştiriyordum.
He aramışım. Titremiyor mu?
-İşte duymadım ki. -(Faryalı) Ne yaptınız?
-Hallettim işte Amerikalı işini. -Geç bakalım.
Buluştu mu adamla Bora?
(Kelebek) Yanımda Muzo vardı, bilmiyorum.
Ee, nerede ki o, Amerikalıyı karşılamadı mı?
Görmedim abi.
-Evren? -(Kelebek) Onu da görmedim.
Sen niye gerildin ki bu kadar?
Sen şu, senin adamla bir konuştursana beni.
Bora'nın arkadaşı Muzo. Muzo muydu?
Abi, Amerikalının yanına bıraktım, iş güç falan konuşuyor olabilirler.
Öyle mi, lan ben sana kiminle mi diye sordum?
-Açsana telefonunu. -Gerginiz galiba?
(Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
-Alo, ne oldu bir şey mi var, ne oldu? -(Faryalı ses) Ha benim Faryalı.
-Yes Faryalı, yes. -Nerede Bora?
(Muzo ses) Burada değil, ne oldu?
Ya Amerikalıyla görüşmeyecek miydi?
-Gelecek, az işi var. -Evren'le mi?
-Ne oldu Faryalı, de hadi? -(Faryalı ses) Bana bak.
Bu adam bu çocukların babası. Ona göre!
Bora bana Amerikalıyla görüşeceğim dedi, ona göre yardım ettim.
Sakın ha, sakın Evren'e bir şey olmasın.
-Rahat ol. -(Faryalı ses) Ne rahat olacağım be!
Sen, Bora'yla görüştürsene beni.
-Şimdi ulaşamam. -(Faryalı ses) Nasıl ulaşamam?
Bak bu Evren'e bir şey olmayacak. Sakın! Duyuyor musun beni?
-Duyuyorum, duyuyorum. -Nerede onlar?
Şimdi söyleyemem, şimdi olmaz Faryalı.
(Faryalı ses) Lan!
(Kelebek) Abi ne oluyor?
La Evren'e bir şey yaptıysa o adam.
Yapmaz ya.
Bakamayız Yıldız'ın, çocuklarının yüzüne.
-Yürü gidelim. -(Kelebek) Nereye?
Rent a car'cının yanına gidelim.
Onlarda bu arabaların nerede olduğunu gösteren zamazingo var.
-Tamam, yürü. -(Kelebek) Zehirsin, yemin ederim zehir.
(Yıldız) Hayırdır, ne konuşuyorsunuz?
(Kelebek) Geçen Sökespor'un maçı vardı, ben diyorum ki...
...çok iyi oynadılar, abim de diyor yok ne oynadılar falan derken...
...onu tartışıyorduk.
(Faryalı) Ya oynamadılar la, yürü işimiz var.
(Sessizlik)
Ee, bu şaka değil yani değil mi, ben kesin bayağı Londra'ya?
Yok, yok bir dakika, bir dakika kapatmayın. Son bir şey daha soracağım.
Ne zamana kadar, karar vermem gerekiyor?
Yok, yok tabii bunun karar verilecek bir şeyi yok tabii haklısın, haklısınız.
Ama benim, şimdi işte Kelebek'le falan konuşmam gerekiyor.
Yani biraz zaman ihtiya--
Alo, alo?
Kapattı.
Çok güzel.
Ne yapacağım ben ya?
(Telefon arama sesi)
-Alo, Su? -Aslı gel, acil konuşmamız gerekiyor.
-Ne oldu? -Sen gel, ben anlatacağım sana gel.
Kelebek mi, Ateş mi, ev mi?
-Hepsi. -O derece?
-Öyle de. -Tamam, ben sana geleyim.
(Su ses) Tamam çabuk, pizzacıdayım. Çabuk!
-Bir çay daha ister misin? -Yok içmeyeceğim, sağ ol.
Su aradı, sesi bir garip geliyordu.
Bodrum'da dertsiz bir güne hasretiz vallahi ya.
Bunlar çok normal, gençsiniz siz. Olur.
-Oldu mu? -(Maya) Olmaz olur mu hiç.
Maşallah, prenses gibi oldun.
-Bir daha der misin? -Neyi?
Maşallah.
Maşallah.
-Hep gülüyorsun buna. -Evet, çok komik söylüyorsun.
-Hadi toparlanalım, çıkalım olur. -(Aslı) Tamam.
Şunu alayım.
(Klavye tuş sesleri)
-Ee, hadi gayri hadi. -Abi dur bakıyorum, bakıyorum.
(Klavye tuş sesleri)
Oğlum otomatik bir şey değil mi bu, mekanik mi? Basacaksın çıkacak.
Abi, bakıyor işte.
Hah buldum, burada araba.
(Faryalı) Yaz, yaz.
(Faryalı) Yaz, yaz, yaz, yaz.
-Eyvallah, eyvallah koçum. -Hadi hayırlı işler.
-Sağ ol. -(Faryalı) Hadi yürü bakayım.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Evren) Benden hiçbir şey alamazsın.
Hisselerin yarısı bende.
Peki, sen bilirsin.
Faz, şunun ellerini çözsene.
(Müzik - Gerilim)
Al bak bakalım şuna.
(Müzik - Gerilim)
(Evren iç ses) Sen, bunu senden başka kim biliyor?
(Evren iç ses) Bunları ortaya çıkartamazsın. Benim çocuklarım...
(Bora iç ses) Çamur gibisin Ergüven, çamur.
-Sen. -Efendim?
Sen bunu nereden buldun?
Çamur gibisin Ergüven çamur.
Yani nereden tutsam, elime bulaşıyorsun.
Bora...
...bunları ortaya çıkartamazsın, benim çocuklarım var.
Hı evet, bunu görürlerse mezarına bile gelmezler.
Bunu senden başka kim biliyor?
Yakında herkes.
Konuşalım.
Tabii konuşalım, hı.
Tamam, ne istiyorsan imzalayacağım.
Faz, noteri getir.
(Ayak sesi)
(Kapı açılma sesi)
-(Bora) Merhaba, hoş geldiniz. -(Noter) Merhaba.
Ee, beyefendi kardeşimden boşanacak, boşandıktan sonra da böyle...
...tek kuruş istemediğine dair, bir belge imzalamak istiyor.
Bora Bey, annenizde olduğu gibi sonradan--
Hayır, hayır. Bir zorlama var mı, yok değil mi ha?
-Yok. -(Bora) Hı, bakın.
(Noter) Pekâlâ, buyurun.
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim)
(Müzik devam ediyor)
(Yıldız) Oğlum.
-(Ateş) Anneciğim. -Ne oldu?
Haydar amca.
Ne oldu Haydar amcaya?
-Kötü. -Nasıl?
-Beyninde bir şey varmış, yani tümör. -Ne?
Doktor, öyle söyledi yani. Söyleyemedik.
Yani söylemenin, hiçbir anlamı yokmuş zaten.
Doktor, söylemeyin dedi bize.
Ah Allah'ım yardım et.
Hay Allah'ım ya.
Üzüm?
Onu eve bıraktım.
Oğlum, yalnız bırakmasaydınız kadını.
İstemedi.
O niye, yalnız bıraktı acaba Haydar'ı?
Vallahi işte, eve gideceğim dedi.
Namaz kılacakmış, dua edecekmiş.
Haydar amca da Uzay'la beraber berbere gitti.
Akşama, hazırlanacak o da.
Ne var akşama?
Akşama evlenme teklifi ediyor Haydar amca, Üzüm yengeye.
(Müzik - Duygusal)
-Faryalı biliyor mu? -Ben söylemedim.
Ama Üzüm yenge dediyse de bilmiyorum.
Demek ondan, bu sabah biraz tuhaftı Faryalı.
Hayat ne garip anne ya.
Yani...
...basit kalıyor yani bir şeyler, öyle yanında.
Bir de Haydar amca yani...
...hiçbir şeyden haberi yok anne bir görsen.
Ah zavallım benim ya.
On numara olacaksın Haydar amcacığım.
Şimdi kaç numarayım oğlum, yedi mi?
Hayır, Haydar amcacığım yani yine on numarasın ama...
...bunu katmerli düşün.
-Dokunma! -Ama dokunmadan olur mu, amcacığım?
-Sevmek dokunmak demektir. -Höst!
Dur Haydar amca, dur tamam, sakin, otur.
-Kırıcısınız. -Hişt, Erkut sen de ya.
Şuna söyle, dokunmadan, böyle karıştırmadan.
Tamam, öyle yap Erkut.
Yanları kısa, üstleri uzun bırakalım mı amcacığım?
Yok, yok hepsi aynı boyda olsun, olmaz öyle.
Ama o zaman kat veremeyiz.
Yukarıya balkon da mı çıkıyoruz?
-Böyle böyle, kat kat, kat kat. -Yok yavrum, düz ayak olsun.
Direkt çıkayım ben bahçeye.
Yandan deniz de görünüyor mu?
(Erkut) Anlamadım ama şaka yapıyor herhalde.
-Neyse. -Hayır onlar buna latife der.
Şaka biraz modern.
Ya bana bak, bu kesecek mi?
Evet, akşam okazyonumuz var, hadi hadi acele.
Oo fındık mı kırılıyor?
(Erkut) Saman altından, sular mı yürütülüyor hı?
Mercimeği fırına mı veriyoruz yoksa?
Fırıncının küreğini, ağzına bir vururum.
(Haydar) Görürsün cıvıklığı.
Ya tamam bir güven Haydar amca, tamam. Erkut sanatçıdır.
Ben bir tek sanatçı bilirim, o da Zeki Müren.
Bu Erkut, sadece Erkut.
(Erkut) Büyük kırıcısınız.
Hadi takılma kardeşim takılma, hadi.
Tamam o zaman, ben hipster çalışıyorum.
Zaten amcamızın da inanılmaz bir vintage havası var.
-Harika olacak bence. -Yok yavrum.
Öyle, ben gömleğin yakası kapalı falan dolaşamam.
Haydar amca sen hipster ne demek, biliyor musun?
Biliyorum elbet.
Bitli kafein tarikatı. (Gülme sesi)
Vallahi bravo.
(Haydar) Yavrum neyse uzatmayalım. Şu kulak yanlarını düzelt.
Enseyi yalandan bir toparla. Üstleri elleme...
...sakalıma hiç karışma, tamam mı?
Bir an evvel, hallet de gideyim.
Zaten berberim bitkisel hayatta olmasa, buraya asla gelmezdim.
Hadi yavrum, kalbim yerinden çıkmadan bitir şu işi.
-(Haydar) Bismillah de! -Pardon?
Yavrum bismillah de, mundar gitmeyeyim.
Dana mı kesiyoruz ayol?
Yavrum, pek dikkatli birine benzemiyorsun.
Bismillah de.
(Erkut) Bismillah, bismillah! Oldu mu amcacığım?
-Oldu yavrum. -Tamam.
(Haydar) Ih!
(Haydar) Ihı!
Ya, yavaş! Iy!
(Erkut) Ya!
(Makas sesi)
(Müzik - Duygusal)
Allah'ım, hikmetinden sual olmaz Allah'ım.
Haydar’ı bize bağışla Ya Rabbi.
Alma onu bizden Allah’ım.
(Ağlama sesi)
Yalvarırım bağışla.
Âmin.
(Ağlama sesi)
(Ağlama sesi)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Evren) Kabul ediyorum.
(Evren) Benim hatam.
Çok geç.
Sen iş adamısın, ben sana lazımım.
Ha, o pozisyon dolu.
-Ben san çok para kazandırırım. -Para mı?
Gel, yeni bir anlaşma yapalım.
Ergüven, iki tane seçeneğin var.
Ya o dosyayı herkese gösteririm...
...ya da seni gömerim.
-Bora! -Seç.
-(Evren) Lütfen! -Seç.
(Müzik - Gerilim)
(Faryalı) Sen burada kal.
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Gerilim)
Onları kimsenin görmemesi lazım.
Bence de, edebinle öl.
Bora.
Karar verdin sayıyorum.
(Silah sesi)
(Faryalı) Kal burada!
(Kapı vurulma sesi)
Suratındaki bu ifadeyi görmek istemiştim, o kadar.
(Kapı vurulma sesi) (Kapı açılma sesi)
(Faryalı) Nerede lan o?
(Kapı kapanma sesi)
Bora, yapma!
Beklediğimden geç geldin.
(Faryalı) Dışarıda bekle demedim mi, ben sana!
-Silah. -Çık dışarı oğlum.
Böyle konuşmamıştık.
Ergüven'le bir anlaşma yaptık.
(Bora) Öyle değil mi Ergüven? (Kapı kapanma sesi)
-Fa- Faryalı. -Faryalı.
Hayır, beni kurtar gibisinden mi?
(Bora) Senin için ölmekten daha beter bence.
İndir onu indir!
Sen bilirsin.
Sana borçluyum.
Sen de canını Faryalı'ya borçlusun...
...o da sana yeter.
Bana sözünü tutacaksın.
Ha dosyadan bahsediyorsun, aklın orada mı hâlâ?
-Ne dosyası? -Boş ver, katil olursun.
Bora, bana bak bu adama bir şey olursa...
...Yıldız'ın çocuklarının yüzüne bakamam. Ona göre.
İyi. Ne yapayım o zaman?
Ne yaparsan yap!
Buldum ya, Faz...
...Evren Bey'i uzaklara gönderiyoruz. Biletini alırsın herhalde değil mi?
(Bora) Olur mu?
Nereye giderse gitsin!
-Ölmesin. -Tamam.
Yani, çilesine varsın ama sefasına yoksun yani?
İyi.
Bir şey olmasın bu adama!
Ah be Evren, ne yaptın ettin kendini Çin'e yollattın ha.
Bana sözünü tutacaksın.
Dönersen, sözümü falan tutmam, herkese söylerim.
Ama dönmezsen...
...zamanla unuturum herhalde. Hı?
(Aslı) Vay be, bayağı Londra ha?
Bayağı.
Su ne diyeyim ki, süper bir şey ya bu, rüya gibi!
Ne diyorum işte Aslı, ya Avrupa'nın en iyisi.
Gideceksin yani?
Bilmiyorum.
Ee, Kelebek?
Bilmiyorum Aslı.
Senin hayatın bu, iyi düşünmen lazım.
(Su) Zor olur ama olmaz yani biliyorum.
-(Aslı) Neden olmasın? -Çok zor olur işte.
Ya biterse?
Bak sen de öyle düşünüyorsun işte.
-Bir şey demedim Su. -Bakışından belli.
Yani şimdi Kelebek, senin aşkından ölüyor ama...
Ama, ama işte.
Bir cümlede ama varsa ondan önce söylediğin bütün cümleler çöp, boş.
Ya Su bir dur kararma, bir dur sakin.
(Su) Ya düşünsene Kelebek'i, böyle her akşam...
...kameradan falan konuşacak benimle.
Kamera falan yani dert değil de...
...senin şimdi orada, ortamın çok fazla değişecek.
Ya ne olacak bana, ben dururum.
Ama mesafe çok zor.
Zor ama imkânsız değil.
Belki Kelebek de gelir benimle, ha?
-Kelebek? -Gelmez mi?
İster de.
(Su) Gelir ya, gelir belki bir yolunu bulur falan ha?
Dur bakalım, yaşanacak görülecek.
Sen bir sakin ol, acele etme. Bence hemen Kelebek'e de söyleme.
Bir kendin düşün taşın, içinde demle.
Zaten söylediğim anda tükenecek.
Bak ne olur aman diyeyim, sen de bir şey söyleme ona.
Ben mi? Oha Su ya, bana ne, ben girer miyim o topa?
Hatta sen Kelebek'e söylediğin zaman, ben Bodrum'dan falan...
...göç etmeyi düşünüyorum. Of düşünsene, ben baş edemem...
...onun arabeskiyle falan ya oo!
(Su) Niye hep böyle oluyor ya?
Niye hep böyle bir şey iyi olduğunda, başka bir şey...
...berbat olmak zorunda.
Tamam.
(Kelebek) Evren'i yine kurtardın ya, vallahi helal olsun.
(Faryalı) Ne?
Evren'i diyorum Evren'i, böyle ara ara türlü belalardan kurtarıyorsun ya abi.
Oğlum ben çocuklar için, Yıldız için.
-Ne kurtaracağım? -Bora'yı bile kurtardın be.
Neyse ne, bizden uzak olsunlar da.
-Ne yapacak Bora ona şimdi? -Gönderecek.
-Gelir o gelir. -Gelir, gelmez mi?
Dönüşü de muhteşem olur.
Alırsın yine havaalanından.
Yabancı transferi ha?
Aman abi, Allah korusun, yok gerek yok.
Hişt, bana bak.
Sakın ha, Su'ya muya hişt!
Su, benim sevgilim abi. Ben ondan bir şey saklayamam ki.
Burada, burada. Senin sevgilin burada, gelecek şimdi.
Şaka yaptım şaka.
Şaka yapılacak halde miyim? Şaka yapılacak zaman mı?
(Araba sesi) (Kuş cıvıltısı sesi)
(Sarılma sesi)
(Yabancı dilde konuşma)
Lal!
Yüz milyon dolar mı geçmişler bize?
Management yüz bir hacı. -Hı.
Lal!
Baksanıza.
(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesi)
(Haydar) "Nesimi’ye...
...sordular ki...
...yâr ile hoş musun"
"Hoş olayım olmayayım"
"O Yâr benim kime ne"
"Aa, Haydar Hay...
(Düşme sesi)
(Nefes sesi)
(Müzik - Duygusal)
Hayırdır inşallah?
(Müzik - Duygusal)
(Telefon zili sesi)
Haydar Efe!
Üzüm'üm nasılsın?
Ayrılınca özleyecektin de ne diye sepetledin hemen?
-Asıl sen nasılsın? -İyiyim, iyiyim şimdi.
-Ne oldu? Bir şey mi oldu? -(Haydar ses) Yok canım...
...hani analarımız der ya "şeytan yokladı" diye...
...öyle bir şey işte. -O ne demek Efe?
(Haydar ses) Yok ya...
...bir sesini duyayım dedim ya. -Hıı.
-Sık mı nefes alıyorsun sen? -Hı!
Yok canım öyle bir şey yok. Yo yo, yok öyle bir şey.
(Üzüm ses) Bana bak...
...yiyecek bir şeyin var mı? Yoksa ben getirivereyim mi?
(Haydar ses) Yok ya yiyecek...
...bir şeye gerek yok ya.
Dışarıya yemeğe çıkaracağım seni.
-Gerçekten mi? -(Haydar ses) Vallahi bak. İster et...
...ister balık.
Üzüm meblağ önemli değil kız. (Tavuk gıdaklama sesi)
Her şeyi sana bırakıyorum. Sen ne istersen oraya gideriz tamam.
Fark etmez Haydar Efe ya.
-O vakit bana bırakıyorsun demek ki? -He.
-Sana bırakıyorum. -(Haydar ses) Tamam akşam görüşürüz.
Hadi öpüyorum kız.
(Müzik)
Ahh, ilk defa öpüyorum dediğimde "höst öküz" demedi ha!
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
Hayırdır inşallah?
(Su doldurma sesi)
(Faryalı) Tamam doktor.
Yok, yok anladım ben tamam sağ ol.
Sağ olasın.
Abi ne diyor?
Senin dediğini. (Sandalye çekme sesi)
Yapacak bir şey yok mu diyor doktor?
(Müzik -Duygusal)
Bu akşam bir de evlenme teklif ediyor yengeye biliyor musunuz?
(Kelebek) Rapordan sonra demişti. Berbere gitti sabah.
(Ateş) Aynen.
Off Efeciğim!
Ben bir Üzüm'e gideyim.
Ben de bir Efe'yi görüvereyim bari. Gel seni bırakayım.
Ama bir şey söylemeyeceksin değil mi abi?
Yok, yok. Bir yüz yüze göresim geldi.
Tamam. Ben de geleyim istersen.
Yalnız konuşacağım ben onunla olur mu?
(Ayak sesi)
(Kelebek) Ah Efe, ah! Kime ne zararı vardı ki?
Oğlum zararla ziyanla mı oluyor bu işler?
(Müzik)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik)
İyi misin?
(Araba sesi)
Değilim.
(Müzik)
Dur bakalım ya.
Ne bakacağız?
Kavuşamadan sevdiğine!
Bir tane hayat ikincisi yok.
(Müzik)
Evet.
(Müzik)
(Marşa basma sesi)
(Araba sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Telefon zili sesi)
Neredesin sen ya? Çok özledim seni.
-(Aslı ses) Çok mu? -Çok.
Ne kadar çok?
(Ateş) Ya çok işte Aslı. Sana sarılmak istiyorum.
"A" Üşümüş gibi. "B" Otogarda uğurlar gibi...
..."C" Koala'nın ağaca sarılması gibi. Hangisi?
Hatta "E" Hepsinden biraz daha fazlası.
O zaman arkana bak.
(Müzik)
(Müzik - Duygusal)
Her ihtiyacım olduğunda yanımda olmak zorundasın değil mi?
(Müzik - Duygusal)
-Aşk kuşum. -(Kelebek) Canım.
Ne yapıyorsun, iyi misin?
Değilim.
Aslı'yla mı konuştun?
Konuştum.
Söyledi mi?
Ben ona söyledim.
Sen nereden?
Ateş söyledi.
Görmüş demek ki.
Görmüş.
Ne düşünüyorsun?
-Çok üzgünüm Su. -Neden?
Ne demek neden Su? Ölüm yani!
-Abartma sen de Kelebek! -Abartma ne Su? Durum bu.
Öbür türlü olmaz mı yani, hiç mi şansı yok?
Bu işin pazarlığı mı var Su? Olmaz diyorlar.
-Kim onlar? -Herkes.
Ya herkes mi öyle diyor, herkes mi bitecek diyor?
Öyle.
Yapacak bir şey yok. Bir gün her şey bitiyor. İnsanlıkta!
Ne kadar çabuk vazgeçti.
Vazgeçmesen ne olacak ki?
İnsan bir iyimser olmaya çalışır.
İyimser olacak bir durum olsa.
(Müzik)
Anlıyorum.
(Müzik)
Ben anlamıyorum.
(Kelebek) Öyle kader olmaz olsun.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesi)
(Çay doldurma sesi)
Eyvallah.
Elin mi titrer senin Efe?
Kendimi bildim bileli var. Ara ara yapar.
Yaşlılıktan değil diyorsun yani ha?
Yok ulan! Yaşlılıktan falan değil.
Hayrola sen niye geldin? Arsada bir problem yok değil mi?
Yok, yok. Sana geldim ben, muhabbete.
Deli ettik seni de bu yaştan sonra ha. (Gülme sesi)
Hallolur o işler merak etme.
Aman Hallolsun. Otel önemli ha.
Senin de sırtında ailen var.
Dünya kadar adama bakıyorsun. Maşallah sana be.
Biliyor musun...
...hakkım geçsin istemem sana be.
O ne biçim laf Efe? Benim hakkım sana helâl.
-Takılma sen oralara. -Eyvallah. Benim de hakkım sana helâl.
Ne de olsa ölümlü dünya ha!
Allah geçinden versin.
Yeter ki Allah insanı heveste bırakmasın.
O ne demek?
Ya şimdi...
...hani yemek yerken şurana bir şey takılır ya...
...yutmak istersin yutamazsın.
(Haydar) İşte hayat öyle takılıp kalmasın.
Şöyle sofradan karnını doyurmuş...
...çekip gider gibi kalkmayı nasip etsin Allah.
-Mümkün mü bu Efe? -(Haydar) Mümkün tabii.
Yanında sevdiğin varsa yaşadığın güzel günlere şükredeceksin.
Diyeceğini dediysen, duyacağını duyduysan...
...gönül rahatlığıyla çekip gidebilirsin.
(Haydar) Yoksa zor ha!
(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesi)
Sende var mı takılı bir şey?
(Müzik)
Ya söyle Allah Allah! Konuşuyoruz burada.
Dinliyorum ben.
(Haydar) Yengen elbet. Üzüm! Ya...
...bu kadınla biz güneşli bir gün yaşayamadık. Her gün...
...boranda, karda bu ya.
Tövbe tövbe!
(Müzik)
Söyle.
De hadi de, ne diyeceksen?
-Söyleyeyim mi ulan? -Söyle.
Şu kapıdan teliyle, duvağıyla, gelinliğiyle geçsin isterdim be.
Ya sen benden kız mı istiyorsun?
Karışmam ha!
Dalga mı geçiyorsun benimle ulan?
Resort efesi. Sordun söyledim işte.
Resort efesi ne?
Ya efelik buralar köylükken vardı.
Şimdi her yer resort oldu ha!
Zaten kaplandan büyük fil var ha.
Yengen istemez ki beni.
Onu bilmem, onu bilmem.
Ama kararı ben vereceksem...
...ben sana diyeyim...
...tez elden kavuşmaya gel Efe'm.
Ciddimi diyorsun ulan?
Ciddi diyorum.
Eyvallah be!
Hiç değilse senden duydum ya bunu, çok şükür Allah'ıma be.
(Gülme sesi)
Ne adamsın be Efe! Nasıl bekleyip durdun bunca sene?
Bunu bana sen mi soruyorsun? Hani başkası sorsa eyvallah.
Doğru diyorsun.
Senelerce Bodrum'un şu ucunda sen bekledin sevdalını...
...bu ucunda ben bekledim sevdalımı.
Beni kim anlar, elbette sen.
Seni kim anlar, elbette ben.
(Müzik - Duygusal) (Kuş cıvıltısı sesi)
Bak ne diyeceğim sana.
Gecikme ha.
Hayat sevdiğini söyleyecek kadar beklemez seni.
(Haydar) Kaç yaşında oldun ulan sen?
Kırk beş. (Haydar gülme sesi)
Çocukmuşsun ulan daha. (Gülme sesi)
-Öyle mi diyorsun? -Öyle öyle.
Çocuksun ama...
...seviyorsan git konuş bence.
Sana bir şey diyeyim mi? İçinde ne varsa gidip...
...direkt olarak konuşacaksın arkadaş.
İçinde hiçbir şey kalmayacak. Her şeyi söyleyeceksin.
(Müzik - Duygusal) (Kuş cıvıltısı sesi)
Çayları soğutmuşuz be.
(Müzik - Duygusal) (Kuş cıvıltısı sesi)
Senin oğlan ne yapıp duruyor Efe? Hiç uğramaz mı buralara?
(Müzik - Duygusal)
Ya cinlenme hemen.
(Faryalı) Konuşuyoruz şurada...
...sen demedin mi "masadan doyup da kalkar gibi" diye?
E, masada kalanlar ne olacak?
Aklın onlarda kalmaz mı?
(Haydar) Kalmaz mı adamın aklında? Olsa yanımda...
...insan şöyle bir sarılmak ister sıpaya.
(Müzik - Duygusal)
(Haydar) Şu ağaçtan bir yaprak düştüğünde toprağa...
...döner şöyle bir bakar ağaca.
(Haydar) "İşte ben bu ağaçtan düştü" der.
(Haydar) "Küllerim burada benim" der.
(Müzik - Duygusal)
Konuşmaz mısınız hiç?
Yok. Konuşmaz ki benimle.
(Müzik - Duygusal)
Sen arıyor musun?
Yok!
Niye?
(Haydar) Konuşmamak küs olmaktan daha evla biliyor musun?
Ararım da eğer çıkmazsa telefonuma...
...anlarım ki küs!
(Haydar) Bu ölümden zor gelir adama.
(Haydar) Şimdi "vakit yok...
...konuşamıyoruz" diyorum.
Böylesi daha kolay.
(Müzik - Duygusal)
Zor be Efe!
(Haydar) Zor elbet. Ama hayat böyle.
Evlat böyle Faryalı.
İnsan evladına sarılmak istemez mi hiç?
(Haydar) Baksana şu ağaca.
(Haydar) Dalsız ağaç olur mu hiç?
(Müzik - Duygusal)
(Haydar) İnsan evladına sarılmadan...
...ölmemeli be!
(Müzik - Duygusal)
(Haydar iç ses) Ölmemeli!
(Müzik - Duygusal)
Ya Haydar amcam ya.
Seni de ne severdi. (Dalga sesi)
Ben de onu, hem de çok.
Ya bir görsen var ya, o kadar sevindi ki.
Damat, damat, damat diye ortalarda bir dolaşması var ya...
(Dalga sesi)
...bizi de ilk o fark etti biliyorsun değil mi?
Öyle oldu hakikaten ya.
Hatta senden bile önce anladı.
Hatırlıyor musun ne kadar komikti? Böyle elinde gelinlikle gelmişti.
Deli. (Dalga sesi)
Babam derdi "bu Haydar deli mi, veli mi anlamadık gitti" diye.
Güzel demiş.
(Müzik) (Dalga sesi)
Ya siz ne biçim insanlarsınız ha?
Ne oluyor ya Su?
Kelebek'e söylemişsiniz.
Ne oldu Su?
(Su) Ya geldi ölüm gibi bir şey bilmem ne.
Ben nasıl söyleyeceğim diye düşünürken ona.
-Yapılacak şey mi bu? -Kim söylemiş?
Ateş.
Su ne diyorsun ya? Üff canımı sıkma benim ya! Zaten...
...halim ortada. -(Su) Hep senin canın sıkkın zaten.
Ben ne diyorum burada. Benim hayatımın aşkı dağılıyor.
(Ateş) Ya ne diyorsun sen Su? Ne diyorsun hakikaten sen ya?
-Okul işi işte. Londra. -Ne Londra'sı be?
-Ne Londra'sı? -Ateş bilmiyor gibi davranma.
-Ateş sen biliyor musun? -Neyi ya? Ben...
...ne Londra'sı kızım? Ne diyorsunuz siz ha?
-Numara yapma. -(Ateş) Su...
...bak şu kadarcık gücüm var, onu da sana bağırarak harcamak istemiyorum.
Şimdi söyle. Ne Londra'sı?
Nasıl ya?
(Ateş) Su, sen bir anlatır mısın baştan, ne oluyor?
Ya Kelebek geldi canı çok sıkkındı. Yok "ölüm bilmem ne" dedi, gitti.
Ya o Haydar amcayı demiş ya.
-Haydar amca öldü mü? -(Ateş) Ya tövbe de!
Ne biçim konuşuyorsun Su? Yapma! Yok öyle bir şey.
Hasta olduğunu öğrendik.
-Kelebek sana onu demiş. -Nasıl? Nesi var?
(Ateş) Kötü, kötü!
(Dalga sesi)
Sen bir anlat bakayım. Bu Londra işi ne iş?
-Unut ya! Boş ver tamam yok bir şey. -Su!
Söyle. Ne iş, Londra işi? Hadi güzelim ne oldu?
(Dalga sesi)
(Müzik) (Dalga sesi)
(Müzik) (Dalga sesi)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Marşa basma sesi)
(Araba sesi)
(Ateş) Ya Vallahi Billahi var ya şöyle üstümle denize atlayacağım ya.
(Ateş) Söyle artık sabahtan beri dil döküyorum sana ya.
-Maestro var ya Aksungur? -Ee.
(Su) Ya işte...
...Londra Academy of Musical'e referans olmuş.
(Su) Kabul geldi.
Hıh!
Ne diyorsun sen ya? Sen ciddi misin?
-Su o zaman- -Tamam dur, daha karar vermedim.
Ya neyin kararını vereceksin?
Kelebek için düşünüyor.
Ya başlarım Kelebek'ine ya! Beş yüz yıldır burada zaten öküz!
Burada bekler o durur. Merak etmeyin.
Tamam da o kadar kolay değil işte.
O kadar kolay Su. O kadar kolay net.
Ateş ne o kadar kolay hakikaten ya?
Aslı sevgilim...
...çok önemli bir konu konuşuyoruz. Ne olur bu konu bana dönmesin...
...ne olur bak. Burada çok önemli bir durum var.
(Su) Evet var. Ama benim de düşünmek için zamana ihtiyacım var.
Ya düşünmek istiyorum. Kelebek'e bir şey söylemeyin tamam mı? Sakın!
-Bak Su-- -Bak düşünmek istiyorum.
Zamana ihtiyacım var. Sakın, sakın söyleme!
(Ateş) Ya neyini düşüneceksin? Ben anlamıyorum şu an seni.
(Ateş) Su!
Git, git! Git kurtar!
(Dalga sesi) (Müzik)
Ne?
Ne kolaymış değil mi ya? Demek sana da iyi bir teklif gelse hemen vın.
Yapma sevgilim, ne alakası var? Ben keman mı çalıyorum?
Ne çalıyorsan artık?
Ya ne olur ya Aslı ne olur.
Maya demişti ama "Kova Burcu" sadakatsiz olur diye.
-Ben "Kova Burcu" değilim ki. -Yükselenin falan.
Var arkadaş ya! Olmadığım burcun sadakat şeysiyle sınanıyorum.
Ya...
...sevgilim-- -(Aslı) Neymiş efendim...
...Kelebek yüz yıl beklermiş de, Su, gitsinmiş de.
Hemen böyle deyiverdin.
Allah Allah! Ama ne olur ya, ama ne olur ya!
(Aslı) Tamam ya tamam, ben anladım.
Sana bir teklif gelirse hiç bekleme. Hatta bana söyleme, git olur mu?
(Ateş) Ya Aslı ben burada duruyorum ya. Ben burada...
...Haydar amcama üzülüyorum ya.
(Ateş) Ya ne bana dönüp dolaşıp bana geliyor bu konular?
Aslı gelsene! Nereye gidiyorsun?
Ya şu Kadı Kalesi var ya gerçekten...
...üstüme üstüme geliyor. Aslı!
(Araba sesi) (Müzik)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Bagaj kapağı açılma sesi)
Dağ gibi adam bak ne halde görüyor musun?
Yazık! Şilebi vardı bak bunun. Katamaran demiyorum.
-Katamaran ne abi? -(Faz) Altı boş olanı.
(Faz) Başka bir şey diyorum ben. Şilebi, transatlantiği olan bir adam.
(Faz) Şimdi bir arabanın bagajında zor yer buluyor kendine.
(Faz) Buradan çıkarılacak ders var, onu diyorum.
-Yazık hakikaten. -(Faz) Ağzın var dilin yok Ergüven.
-Ne yapacağız abi? -(Faz) Atacağız Fav'a...
...bekleyeceğiz kardeşim.
(Evren) Ahh!
(Ayak sesi)
(Evren bağırma sesi)
(Bora) Jeff!
(Gülme sesi)
(Müzik)
Ohh! Bir an hiç bitmeyecek sandım.
Ya tamam bir şey yok.
(Lal) Ergüven!
Sizinle vedalaşamadı ama selam söyledi.
-Ne yaptın? -Boş ver.
(Muzo) Faryalı aradı, bir saat yerini sordu renk vermedim.
(Bora) Haa, vermemişsin evet.
(Araba sesi) (Müzik)
-Geldi buldu beni. -Oha! Vallahi mi?
Evren harbiden Çin'e mi? (Gülme sesi)
(Bora) Benden haber bekleyin.
-Sen nereye? Gözde'ye mi? -(Bora) Hı.
-Neyle gideceksin? -Taksi.
Hadi.
(Kapı açılma sesi) (Araba sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Muzo) Kardeş böyle işte. Ne yapsan atamazsın.
İnşallah Gözde de öyle düşünüyordur.
Böğrümde, buradan aşağıya ılık ılık bir şey akıyor içime.
(Üzüm) Anlatamıyorum.
Yaşadığım onca gün hepsi diken oldu.
Gelip böğrüme battı.
-Kolay değil tabii onca yılın şeyi. -(Üzüm) Nesi kızım?
Onca yılın nesi?
(Burun çekme sesi) Ben bir şey diyemem değil mi?
Ben de onu diyorum ya.
Bunca yılın nesi bende Haydar Efe?
Cevap bile yok.
En çok bu ağrıma gidiyor.
Sevdası.
Ne?
(Yıldız) Soruyorsun ya, bunca yıldır nesi diye?
Al sana söylüyorum işte.
Bunca yılın sevdası.
Daha kötü ya kızım.
O orada, ben burada.
Ayrı gayrı
Üzüm Hanım yanlış anlamazsan bir şey diyeceğim.
Ben eskiden Faryalı'yı, bir daha hiç göremeyeceğim zannederken...
...bazen...
...aklıma düşerdi.
(Yıldız) Zihnimden kovardım.
Onu düşünmek, ağır geldiğinden...
...evli bir kadına yakışmayacağından...
...şurama çöken kasvetinden, kaçardım. Sustururdum aklımı.
Bazı zaman olurdu...
...insanız ya işte, bir boşluğuma gelir düşünürdüm.
O zaman derdim ki...
...bir gün bana haberi gelecek...
...ya da benim haberim ona.
O zaman kim bilir...
...o vakit, o saat nerede olacağız?
(Nefes sesi)
Uzakta birinin ölüm haberini...
...duymuş gibi mi yapacağız? Hayatımıza devam mı edeceğiz?
(Burun çekme sesi)
Yüzü aklıma gelmezse, içim acırdı.
(Ağlama sesi) (Yıldız) Ama işte hayat.
Neler oldu, neler geçti?
Bak bugün Faryalı, yanıma düştü.
(Yıldız) Kader belli olmuyor.
Lafı nereye getirmeye çalışıyorsun kızım?
Ah Üzüm'üm benim.
Bu kara bir haber.
Ama belki kavuşmanıza vesile olur.
(Müzik - Duygusal) (Kuş cıvıltısı sesi)
(Araba sesi) (Müzik)
-(Bora ses) Alo. -(Maya) Bora!
-(Bora ses) Nasılsın? -İyiyim.
Ben de seni merak ediyordum.
Hım, her şey tamam.
Nasıl?
(Bora ses) Az kaldı, yani yine özgür bir adam olacağım.
Sana haber vermek istedim.
(Maya ses) Neşen yerine gelmiş bakıyorum. Senin adına sevindim.
Benimle yemek yer misin?
Ol... Olur, olur yani, olur.
Ee, bu akşam olur mu?
Saat kaçta?
Bilmiyorum, akşama doğru ararım.
-Peki, tamam. Görüşürüz. -(Bora ses) Tamam.
(Müzik - Duygusal)
Varamam ben Haydar'a.
-Yahu neden? -Öyle işte.
Bu akşam sana soracakmış Haydar.
Ne tapacaksın? Üzecek misin adamı?
-Yapma Yıldız. -Ya neyi yapma Üzüm? Neyi yapma?
(Yıldız) Sen ağlanmıyor musun Haydar, Haydar diye, ha?
Gözünde görüyorum, seviyorsun.
Bak adam hasta. Bir de sen diyorsun ayrı gayrı gitmek var bu hayatta diye.
Al işte, tamam. Bu akşam sana sorduğunda he de.
Tamam de, varacağım sana Haydar de.
Yapamam diyorum, anlamıyor musun?
Ya duyuyorum ama anlamıyorum.
Eh, ben istemem mi sanıyorsun?
E o zaman?
Benim adam dadandı bana.
Benim adam derken?
Benim adamın hayali.
Öyle gelip duruyor.
Nasıl?
İşte öyle...
...geliyor bana öyle, rüyada, esasta.
Tövbe bismillah. Olmaz öyle şey ya.
Ee, oluyor, hem de nasıl oluyor.
Geliyor tepeme dikiliyor böyle parmağını sallaya sallaya.
Bana bak, Haydar'ı düşünürsen iki cihanda elim yakanda olur...
...bir Haydar'a varırsan kabirde sana azap var diyor.
Ya kâbustur o, bilinçaltıdır.
Hani ben bilmem, adam beni koymuyor.
Ben korkarım kabir hesabından Yıldız.
Aklım çıkar gayri.
Ya sen kendi kendine, kuruntulanıyorsundur.
O ne?
Yani sen kendi vicdanına benim adam üzülür diyorsun, öyle yatıyorsun...
...kendi kendine bu rüyayı görüyorsun.
Ya Yıldız, kızım öyle deli deli konuşma gayri.
-Ya Üzüm vallahi öyle ya. -Ya tövbe de, çarpılırsın.
Ya Üzüm...
(Üzüm) Sus.
Ben bilmem mi öyle olsa?
Ha?
Bu derdi kendi kendime mi edindim ben?
Haydarım, dağların efesi, deli Haydar'ım.
Ölüm döşeğine düşmüş de ben kendimle oyun mu oynuyorum Yıldız?
Ha, başımda bu dert olmasa ben onu bir dakika üzer miyim hiç?
Yani sen bunca yıldır bunun için mi hayır dedin Haydar amcaya?
(Üzüm) Ya neden?
Bana baktı mı dağların efesi...
...öyle susamış kuzu gibi oluyor.
Gözlerinin bebeği titriyor. (Müzik - Duygusal)
Avucuma su alayım da, ona içirsem diyorum.
Öyle bakıyor melül melül.
(Ağlama sesi)
Yoksa taş kalpli miyim ben?
Yıldız, sinem beton mu benim...
...yok, git deyivereyim?
(Ağlama sesi)
-Ben sanıyordum ki-- -Ha, ne sanıyorsun?
Kapıyı yüzüne çarptığımda, arkasında sabaha kadar ağlamam mı?
Getirdiği hediyeyi böyle kafasına vurdum mu...
...gidip kafamı soğuk suların içine sokmam mı?
(Ağlama sesi)
Sen de kadınsın Yıldız.
Anlamıyor musun?
Vallahi bilemedim.
Yani...
...bütün bunlar rahmetli kocan senin rüyana--
Ha ha, dadandı diye.
Ne zaman Haydar'a ağlasam böyle dikiliyor tepeme.
(Burun çekme sesi)
Olmasaydı...
...varır mıydın Haydar'a?
Bu varisli bacaklarımla...
...buradan şehre kadar koşardım.
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Cam kırılma sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Araba sesi)
-(Maya ses) Alo. -Alo Maya.
Maya duyuyor musun beni?
Şimdi evet, az önce duymuyordum.
Hat çekmiyor buralarda da.
Ne diyeceğim sana, sen akşama doğru ne taraflardasın?
Niye? Ne oldu ki?
Ya seni alıversem de bir şeyler yiyip içsek? Sana diyeceklerim var.
Ne oldu Yücel?
Öyle var kafamda bir şeyler de...
...ertelemeden konuşsak diyorum.
Olur, ama erken olsun, ha?
Olur, olur. İyi ben seni arayıvereyim o zaman.
Tamam.
(Müzik - Duygusal)
(Araba sesi) (Telefon zili sesi)
-Alo. -(Faryalı) Alo, Asım Kaptan?
(Faryalı) Ne yapıp duruyorsun?
Birkaç yedek parça ihtiyacı vardı teknenin...
...onları almaya gidiyorum Sadi'yle Muğla'ya.
-E, ne zaman döneceksin? -(Asım ses) Akşama belki.
Biraz geç olacak ama. Ne oldu? Aslı'm iyi mi?
İyi iyi.
Bana bak, dönünce ses et bana.
-Seni göresim geldi. -(Asım ses) Hayır mı?
Hayır, hayır. Bir şey yok, unutma sen, tamam?
(Asım ses) Tamam.
-İyi, hadi rast gele. -(Asım ses) Eyvallah.
(Kapı kapanma sesi)
(Ayak sesi)
Aa, kız Şirin.
-Ne yapıp duruyorsun? İyi misin? -İyiyim.
-(Faryalı) Allah, baban nasıl? -İyi.
(Faryalı) İyi, hadi selam söyle ona bakayım.
Bay bay Faryalı.
(Faryalı) Bay bay, dikkatli git.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal)
Nerede yengem?
İkindiye gitti.
(Müzik - Duygusal)
Nasıl?
Efe nasıl?
Efe...
...evlensirek gelinini, bekleyip duruyor.
Burada durum fena.
İstemiyor mu?
Yok, başka bir şey var.
Başka biri mi var?
Başka biri mi dedim ben? Başka bir şey var.
Ne? Neymiş?
-Ya-- -(Üzüm) Hoş geldin oğlum.
(Ağlama sesi) (Kuş cıvıltısı sesi)
(Vurma sesi) (Ağlama sesi)
Allah'tan umut kesilmez.
Bak, sana hazırlanıyor.
Deli Efe ya.
Ha?
Gel.
(Faryalı) Bak ben sana bir şey diyeyim mi?
Olmaz ya bir olur diyelim, seni alırsa bu ekstradan bir 10 sene daha yaşar ha.
(Müzik - Duygusal)
Neyse canım, sizin bileceğiniz işler.
Otursana, aç mısın? Fasulyem var.
(Üzüm) Ha?
Biz kalkıverelim, ha. Otelde de işler var.
Yıldız'ı alayım, gidelim. Sen de hazırlan.
-Gel, gel. Hadi, Allah büyük. -(Üzüm) Allah'ım.
İstersen kalayım ben lazımsa ha Üzüm?
Niye kızım?
Ne bileyim? Hazırlanmana falan yardım ederim.
Yok be kızım, yok.
(Kapı açılma sesi)
(Yıldız) Oy Üzüm'üm, Üzüm'üm.
(Müzik - Duygusal)
Peki madem, hadi.
(Öpücük sesi)
(Müzik - Duygusal) (Ayak sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim)
(Kapı vurma sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Müzik - Gerilim)
Abi?
(Müzik - Gerilim)
Gel.
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal)
Hayda, yolgeçen hanı gibi maşallah ya.
Bir kere de kilitlesene şu kapını.
Ben kilide inanmıyorum.
Ben de sana.
-(Aslı) Kaysana. -Ne oldu? Önceden sığardın.
Yayılıyorsun da ondan.
Ay.
Eskiden daha çok konuşurduk seninle.
Hım, uzun uzun muhabbet ederdik.
Ben özlüyorum seni.
Amcanım kızım ben senin, geleceksin arada bir yanıma.
Ya bırak, amcalık mı yapıyorsun da havasını atıyorsun bana?
Amcalık nedir? Amcalık makamı nedir, bilir misin?
Neymiş amcalık makamı?
Tam bir hava makamı. Yapılmaz
Ben sana şöyle söyleyeyim, askerlikte yazıcı gibi, kekâ yani.
Baba yarısıdır amca ama babada olan sorumluluğun Onda biri amcada olmaz.
Hava cıva makamı işte.
Ha, yeri geldiği zaman boru boru konuşturur adamı.
-Benim de olayım bu diyorsun yani? -Aynen.
(Müzik - Duygusal)
Çok üzülüyorum ben Aslı.
Yani bu Haydar Efe...
...beni sevmeyen bir adam. Ya adam bana ateş etti, sırtımdan vurdu ya.
Ama gel gelelim ölümlü dünya işte, üzülüyorsun.
(Nefes sesi)
Hadi kalkıp gidelim be.
-Kalk. -Nereye?
-Şimdi mi? -Hı hı, şimdi.
-Ya sıkarsa? -Ya sıkmaz, hadi kalk.
(Müzik - Hareketli)
Ya Aslı, adam hasta olduğunu bilmiyor ki, o hiç yumuşamadı.
Yumuşayan benim. Kendimi koruma refleksim de kalmadı.
Vallahi keklik gibi avlanırım, akşama helvamı yersin.
Yalan mı Aslı?
Düşünsene...
...üzüntüden bitmişim, yıkılmışım, açmışım kollarımı...
...gel Efe'm bir sarılalım demişim.
Tam o sırada alnımın ortasına, çat.
O yüzden ben uzaktan üzülmeye devam edeyim.
(Aslı) Kalk.
Çok seviyorum ya seni.
-Harbiden mi? -Harbiden.
Ben de seni ulan.
(Öpücük sesi) Yeğenim benim.
(Öpücük sesi) Oh.
(Müzik - Gerilim)
-Abi. -Neden?
Beni biraz dinler misin?
(Gözde) Anlatayım mı?
Konuşsana.
Ne yapacaksın? Vuracak mısın beni?
Vursana.
Seni sattım çünkü.
(Gözde) Geçmiş karşıma şimdi mi neden diye soruyorsun?
Sen neredeydin yıllarca?
Ha?
(Gözde) Ben bu cehennemin ortasındayken sen neredeydin?
Ben okulu bitirmiş, işsiz güçsüz gezerken neredeydin mesela?
Arkadaşlarım Amerika'ya mastıra, çalışmaya giderken sen neredeydin?
Çalışıp, didinip anneme bakmaya çalışırken neredeydin Bora Gencay?
(Gözde) Çok işin vardı değil mi?
(Gözde) Çok işi olanlarla az görüşülür ama.
Sen yok oldun be.
Güvenemedim sana. Anlatabiliyor muyum?
Kendini bir kere benim yerime koy ya, bir kez.
(Gözde) Koyamazsın çünkü korkarsın.
Bak seni buraya tek bir çocuk haberi getirdi, bir tek çocuk haberi.
İlk başta düşündüm, dedim ki ya abim geldi, benim için.
Sonra zaman geçtikçe...
...düşündüm, dedim ki ya ben yıllardır neler çektim ama bu adam yoktu.
Beni tanımaya bile çalışmadın sen ya.
(Gözde) Sadece bir tek çocuk haberi aldın hop Türkiye'desin.
İnsan üzülüyor, biliyor musun?
Üzülüyor.
Sen benim bu hayatta gördüğüm en zeki adamsın.
Sen benim ne demek istediğimi çok iyi anlıyorsun.
(Gözde) Geldiğine sevindim, evet.
Ama yıllardır benim için kılını kıpırdatmadığın...
...gerçeğini değiştirmiyor bu.
İlk başlarda düşündüm.
Abim geldi, benim için geldi, bebeğim için geldi.
Abim de benim canım, bebeğim de benim canım.
Biz bir aileyiz ya.
(Gözde) Ama öyle değilmişiz.
Çünkü benim canım abim, Amerika'dan yeğeni olacağı için değil...
...Amerika’da arandığı için buraya gelmiş.
Bu kadar ülke varken Türkiye'ye mi geldim be?
Ben de buna çok inanmak istedim, biliyor musun?
Ama başaramadım.
(Müzik - Gerilim)
(Silme sesi)
(Sandalye sürüme sesi)
-Ne oldu? -Babama ulaşamıyorum.
-Niye? -Ne demek niye?
Niye mi ulaşamıyorum, niye mi ulaşmak istiyorum?
Sanki ikincisi, ha?
Ulaşmak istiyorum çünkü...
...bu Londra işinden haberdar olsun istiyorum.
Niye?
Ebeveynim çünkü.
Su, ebeveyne ihtiyacı olmayacak yaştasın, maşallah Zeyna kadar oldun...
...bak kocaman oldun.
E bir akıl danışmak istiyorum ona, sonuçta Londra'yı falan biliyor yani.
Hem şimdi öğrenmesin de gidince mi ben duysun adam?
Gidiyorsun yani?
Ya karıştırma şimdi öyle lafın gelişi söyledim.
Vallahi Su...
...bak abiciğim, ben lafın gelişini gidişini bilmem Su.
Ama sen bu okulunu hiç ihmal etme.
Git o Kelebek'le de konuş, çocuğa da yazık olmasın sana da.
Saçma sapan şeyler yapmayın, saçma sapan durumlara sokmayın kendinizi.
Tamam mı? Daha ben sana bir abi olarak ne diyeyim, ne yapayım?
Bir abiden ziyade daha çok bir uzak dayı gibi konuşuyorsun.
(Ateş) Saçma sapan konuşma.
Emmisin emmi, şşt.
Emmi kafalı.
(Islık sesi)
(Ateş) Bugün bir bitseydi hayırlısıyla.
Bize de dua etsene emmi.
Babamı görürsen de bana söyleme.
Neden? Merak etmiyor musun babamın nerede olduğunu?
(Müzik - Gerilim)
(Tekme sesi)
(Vurma sesi) İmdat!
(Nefes sesi) (Müzik - Duygusal)
(Tekme sesi)
(Çığlık sesi)
(Tekme sesi)
(Tekme sesi) Ah.
(Nefes sesi)
Öldüreceğim ulan sizi, öldüreceğim.
(Evren) Öldüreceğim ulan sizi.
(Nefes sesi) (Müzik - Duygusal)
(Gözde) Ben, çocuğum yoksa bir hiç olduğumu anladım.
(Gözde) Ne senin için, ne Evren için, çocuğum yoksa ben de yokum.
Evren zaten yıllarca beni bir paçavra gibi attı durdu.
Attırmasaydın.
Bunu bana sen mi söylüyorsun?
Aşk.
Aşk değil o.
Para.
(Gözde) Beni o kadar tanımıyorsun ki.
Biz hakikaten birbirimize birer yabancıymışız ya.
(Müzik - Duygusal)
Ben sana hiçbir şey yapmadım.
Hiçbir şey.
(Gözde) Ben çocuğumu düşürdüm ya.
(Gözde) Çocuğumu düşürdüm ben.
Dünyada hiçbir olan, senin yaptığın...
...ya da yapmayacağın şeyler yüzünden ortaya çıkmıyor.
O kaza gibi tıpkı.
(Gözde) Yalan mı?
Kendini suçlaman.
Sevgilinin ölümünden, kendini sorumlu tutup hayatını yaşayamaman.
(Gözde) Hep bu kibir değil mi?
-Yeter. -Yetmez.
Düşündüğüm her şeyi söyleyeceğim.
(Gözde) Ben bebeğimi kaybettim ve kendimi güvensiz hissettim.
Bütün bunları, o yüzden yaptım.
Sana inanmıyorum.
(Gözde) Neden yaptım peki?
Sevilmek istedim ben.
Birine ait olmak istedim.
(Gözde) Ama artık tamam.
Yeter.
(Müzik - Duygusal)
Neyi devretmem gerekiyorsa, devredeceğim.
(Müzik - Duygusal)
Çocukken de böyleydin.
Çok acımasızsın abi.
Seninle aynı yerde olmaktan bile, korkuyorum.
(Müzik - Duygusal)
Sana verdiğim her şeyi geri istiyorum.
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Kuş cıvıltısı sesi) (Ayak sesi)
(Faryalı) Geldin mi?
(Aslı) Aradım seni ama.
Haydar Efendi’nin orada çekmiyordu kimseyle konuşamadım.
İyi misin?
(Sandalye sürüme sesi)
(Sandalye sürüme sesi)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Ateş) Üzüm yenge de kabul etmeyecekmiş Haydar Efendi'nin teklifini.
Yok artık, hâlâ mı?
Faryalı inadı var işte.
Oğlum yenge o.
Dışarlıklı.
Canım.
İnadın şeyi mi olur?
Genetik kökeni.
Hah.
İşte buraya fazla bir insan, yurt dışında olması gereken bir beyin.
-Ha. -Hiç.
(Aslı) Ya tamam, dağıtmayın.
(Aslı) Ee, Ateş.
(Ateş) Ee'si, o işte.
(Ateş) İki dirhem bir çekirdek yani Haydar amca.
(Kelebek) Yazık, elinde kaldı çiçeklerle mendille.
Ya aslında çok istiyor bir yandan.
İstiyor, niye kabul etmiyor?
Rahmetli rüyasına giriyormuş.
-Amcam mı? -(Yıldız) Evet.
Amcalık makamı diyordun...
...bak işte ölünce hayalet oluyorlarmış.
Canım kuruyordur o kafasında.
Ön bellek rüyası işte gündüz kuruyorsun akşam görüyorsun.
Asfalttan dumanlar çıkıyor söyleyeyim.
(Ateş) Oğlum, neyse ne işte ya.
Demek ki kabir azabı çekmek istemiyor abi yenge işte.
(Ateş) İnanmış.
Ah Efeciğim, ah.
Aslında bir yolu olmalı yani yengemi ikna edebilecek bir yol olmalı.
Düşünsenize Efe sağlıklıyken şöyle bir iki göbek atsak, kurtlarımızı döksek.
Ya hep beraber gidip konuşsak ya Üzüm'le ha.
Olmaz mı?
(Yıldız) Korkuyor Aslı.
(Yıldız) Korkuyor.
(Ateş) Çok üzdü ya, çok.
(Kuş cıvıltısı sesi)
Ya, aslında...
...benim aklıma bir şey geliyor da.
Sizden çekindiğimden söyleyemiyorum.
Söyle Yıldız, ne?
Yani bu doğru mu değil mi bilmiyorum.
Günahı sevabı falan oraya hiç karışmıyorum.
Anne.
Ne diyeceksin?
Anne söyle.
(Yıldız) Ya.
(Yıldız) Şimdi bu Kelebek...
...amcaya yani rahmetliye tıpa tıp benzemiyor mu?
(Ateş) Oha artık.
Yürü be!
Nasıl ya?
(Yıldız) Diyorum ki.
(Yıldız) Kelebeği amcanın kılığına soksak.
Böyle gece uzaktan filan.
(Yıldız) Yani gelmiş gibi.
(Gülme sesi)
Güzel de bir mizansen yaparız değil mi lan Kelebek?
İnanır mı yengem?
Ya insan inanmak istedikten sonra.
Bir de uyku sersemi olacak.
Ben anlamadım ne yapacağım?
Hayatım ne var anlamayacak işte seni rahmetli amcanın kılığına sokacağız.
Sonra da Üzüm yengenin evine atıvereceğiz seni.
Ya, ona Haydar'la evlenmesinde bir sıkıntı olmayacağını söyleyeceksin.
Yapmam ben öyle şey ya.
(Su) Nedenmiş?
Abi bir şey söyle ya günah ya günah.
Vallahi ben de deminden beri onu düşünüyorum ha.
(Faryalı) Günah mı? Sevap mı?
Hangisi daha günah?
(Faryalı) Yani.
Bir adamın sevdiğine kavuşamadan gitmesini izlemek mi günah?
Yoksa.
Rahmetli olmuş birinin yerine geçmek...
...onun namına bir şeyler söylemek mi günah?
(Faryalı) Hah? Bilemedim ben.
Yani ölenin affına sığınıp kalanı kurtarmak gibi sanki.
(Faryalı) Hıh.
(Müzik - Hareketli)
Ya lüt...
Lütfen ya.
(Aslı) Kelebek.
(Aslı) Ya seni aynısı yapacağız.
Hı!
(Ateş) Şimdi.
Bu amcanın resmi var mı bir yerde?
Var bizim müdüriyette.
(Müzik - Hareketli)
-(Yıldız) Sen nereye? -(Faryalı) Ben de kalktım.
(Faryalı) Çarşıda bir işim var.
(Kuş cıvıltısı sesi)
Maya'yla buluşacağım.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(El vurma sesi)
(Faryalı) O şey de.
(Faryalı) Çekmece var ya, çekmece.
(Müzik - Duygusal)
Neredesiniz?
Senden haber bekliyoruz villada.
Geliyorum yanınıza.
(Lal ses) Gözde.
Attı imzayı.
Sen iyi misin?
(Müzik - Duygusal)
(Muzo) Ne olmuş?
(Lal) Tamammış Gözde.
Sen niye bozuldun peki?
Sesi beterdi.
(Nefes sesi)
Ağır şey kardeş.
(Müzik - Duygusal)
(Gözde) Yarın İstanbul'a uçak saatlerini gönderir misiniz?
(Gözde) En geç öğlene...
...hazır olmuş olurum.
Yok.
Yalnızca gidiş.
Teşekkürler.
(Müzik - Duygusal)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Sokak ortam sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Erkek) Merhaba, yardımcı olayım.
(Maya) Merhaba.
(Maya) Bakıyorum öyle.
(Maya) Güzel şapkalar.
Nasıl bir şey aradınız?
Aramıyorum da öyle görünce...
...bakayım dedim.
(Müzik - Duygusal)
(Erkek) Bunun başka renkleri de var isterseniz.
(Maya) Yok.
Bu renk güzelmiş.
Vereyim o zaman bunu.
Tamam.
Buyurun.
(Müzik - Duygusal)
(Telefon zili sesi)
Efendim Yıldız.
(Yıldız ses) Faryalı.
Iı.
Hani şey yapmıyorum değil mi? Rahatsız etmiyorum.
(Faryalı) Ne rahatsızlığı canım olur mu öyle şey, arabadayım.
Ya ben diyorum ki.
Iı.
Üzüm'ü arayayım, diyeyim Haydar Efe sana sorarsa bu akşam, hemen hayır deme.
Bu gece üstüne bir yat diyeyim.
İyi tamam çıkarken konuştuk tamam dedim.
Ha, sen şey yapmış mıydın onu?
(Faryalı ses) Evet.
Anladım ben şey yapamamışım o zaman.
(Faryalı ses) İyi tamam görüşürüz.
Iı tamam, şey Faryalı.
Efendim.
Şey, sen ne yapmaya şey yapıyorsun?
Bir şey var kafamda Yıldız.
Söylemem lazım ona.
Sonra sana da anlatırım.
Tamam anladım.
(Faryalı ses) Hadi görüşürüz.
Görüşürüz.
(Yıldız) Niye arıyorsun ya, niye arıyorsun ya.
(Yıldız) Allah'ım ya Rabbim.
(Su) Şunu unutmuşum da anne.
(Yıldız) Hı kızım?
(Su) Sen niye kendi kendine konuşuyorsun?
Yok bir şey ya kızım.
Ya sen işine baksana.
Ben şimdi Üzüm'ü arayacağım.
Tamam.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Telefon zili sesi)
Oy Efe, Efe... Haydar Efe sabahtan beri. Off!
Ha!
(Telefon zili sesi)
-Efendim Yıldız. -Üzüm bak bir şey söyleyeceğim.
-(Üzüm ses) Ha? Yıldızcığım... -Şimdi ıı...
Eğer sana Haydar Efe bu akşam sorarsa hemen hayır deme.
Bir üstüne yat diyorum.
Tövbe estağfurullah kızım. Biz zaten konuştuk...
-...sen de kalbimi eşeleyip durma gayri. -Ya ondan değil.
-(Üzüm ses) Ya neden kızım? -Bak diyorum ki şimdi...
Bu dünyada birtakım şeyler değişti ya hani Haydar Efe'nin...
...hastalığını falan öğrendik.
Belki diyorum öbür dünyada da bir şeyler değişmiştir.
Ya Yıldız kızım ne diyorsun zaten kulağım zor duyuyor.
Ya Üzüm bak diyorum ki şimdi senin rahmetliye bir şans daha ver bu akşam.
Yani de ki Haydar Efe sana sordu.
Hemen karar verme. Üstüne bir yat.
Belki diyorum rahmetli başka ne bileyim bir şey söyler bu gece.
Uff tövbe bismillah. Yıldız, kızım sen ne içiyorsun?
Ya Üzüm sen benim dediğimi bir yapsana Allah'ını seversen beni bir dinle.
-Ayy söyle kızım ha tamam. -Ha? Söz mü?
Ay söz kızım. Tamam, gayri üstümü başımı yırtacağım Yıldız.
-Hadi kızım. -Tamam, Üzüm'üm benim.
-Öpüyorum seni. Hadi görüşürüz. -Hadi hadi kızım. Tamam.
Off! Ay Allah'ım. Tövbe estağfurullah, tövbe estağfurullah.
Bunu sana aldım.
Ne bu?
(Dalga sesleri)
Ha, işte tam.
(Maya) Beğendin?
(Dalga sesleri)
-Sen beğendin mi? -Çok güzel oldu.
Güzel şapka.
Sağ ol.
Hoş geldin Faryalı abi. Ne alırsınız?
-Kahve? -Olur.
-İki süvari. Sade olsun. -Tamam abi.
Gel buraya Osman.
-Al. -(Osman) Ne için abi?
-Sana, tak. -Eyvallah abi. Vay be.
-Bana daha güzel geldi. -Güle güle kullan.
Sağ ol.
Ee?
Ne konuşacaksın benimle.
(Dalga sesleri)
Bir abim var benim, Haydar Efe. Bildin mi, hatırladın mı?
He, Aslı söyledi. Senin şeyinin...
-...yengenin şeyi. -Ha, o.
Hasta olduğunu öğrendim bugün onun.
-Kötü mü? -Kötü.
(Maya) Çok üzüldüm. Geçmiş olsun.
Sağ ol.
Neyse işte bugün onu öğrendim, duydum.
Sonra kalktım gittim yanına. Görüvereyim dedim. Oturdum.
Uyumuşum. Anlattı anlattı. Hasta olduğunu bilmiyor.
O konuşurken...
...ben öyle baktım baktım dedim kendi kendime...
...hayat işte bir var, bir yok.
Kavgası, dövüşü, hırsı, kini geçip gidiyor.
Suya yazmak gibi. Ha? Anladın?
Ben seni tanıyalı kaç sene oldu işte? Tanışalı?
-20 -20 sene.
Şimdi anlat desem sana veya sen bana anlat desen 20 seneden...
...kaç gün kalır aklında. Kaç gündür kalmıştır.
20...
Koskoca 20 seneden 20 gün. Taş çatlasa kalır adamın aklında.
Ne demek yani işte her seneye bir gün.
O kadar gerisi palavra, boş.
Sonra...
...peki dedim.
Hepsinden geriye, geçti gitti.
Ne kaldı?
(Müzik)
Kızımız.
Öyle. Hepsinden geriye tek bir şey kaldı.
Haftası, ayı, yılı, günü hepsi geçti gitti. Koskoca hayat.
Aslı başka.
Evlat başka şeymiş be, ha?
Çok başka.
Ben de geldiğimden beri bunları düşünüyorum.
Ama sen çok güzel anlattın Yücel.
Yok canım iyisi, kötüsü, çirkini işte. Öyle yani öyle.
Öyle.
Hı?
Bu kızı...
...kızımızı...
...sen verdin bana.
Ben değil, Allah.
Allah, Allah tabii.
Allah.
Ama sen olmasan...
...ben seni o limanda karşılamasam...
...sen öyle içten gel demesen bana.
Süha'yı sırtlayıp karşıya geçip kapını çalar mıydım?
Başkasına giderdim.
Sen o zamanda bu zamanda.
Tertemiz...
...açtın kalbini bana.
Al dedin.
(Müzik - Duygusal)
Aslı'yı verdin.
(Müzik - Duygusal)
Ben niye çağırdım seni biliyor musun?
Teşekkür etmek için.
İnsan işte bugün var, yarın yok.
Allah senden razı olsun.
(Faryalı) Teşekkür ederim.
Çok mutlu ettin beni. Sen bana ömrüme değecek bir hediye verdin.
Aç kulağını duy beni, duyuyor musun?
(Faryalı) Sağ ol.
Bu şapkayı diyorum ha.
Biliyorsun sen ne demek istediğimi anladın.
Sen çok değişik bir adamsın.
Hiç kimselere benzemeyen bir adamsın Yücel.
İyi ki o limana gelmişim.
İyi ki sen bana kaçmışsın.
Madem sen açtın bunları...
...ben de sana teşekkür ederim.
(Müzik - Duygusal) (Dalga sesleri)
Afiyet olsun.
Nasıl olmuş abi?
-Çok yakışıklı olmuşsun. -Çok teşekkürler.
(Dalga sesleri)
Al.
-Ne için? -Bu benden sana.
Bugünün hatırası olsun.
Peki.
Nasıl?
Güzel.
Sağ ol.
(Müzik - Duygusal)
Eyvallah Muzo.
(Kuş cıvıltısı sesleri)
Sen niye bu haldesin?
Kardeş...
...atsan atılmaz, satsan satılmaz.
Onu o halde görünce bir garip oldum.
-Nasıl yani? -Ya...
...aldı kâğıtları imzaladı böyle ellerine baktım titriyor falan.
Önce bir öfkelendim sonra üzüldüm işte karışık.
Benim ablama olan hislerim gibi.
Sen ablandan bahsetmezdin hiç.
Vakti gelmiş demek ki.
Sen beni yalnız bıraktığında konuşmayı öğrendim herhalde.
Lal, ben seni yalnız bırakmadım.
Geçti Bora.
Şimdi sen kardeşin seni sattı diye öfkelisin ya...
...ama aynı zamanda da acıyorsun.
Ben de ablam beni sattı diye öfkeliyim.
Öldü gitti.
Hani beraber yaşlanacaktık.
Sattı beni gitti.
(Lal) Ve öldüğü için de çok üzülüyorum.
Aynı şey yani.
(Müzik)
-Gözde ne yapacakmış? -Gidecekmiş.
-Kendi mi söyledi? -Yok şey bizim otelin acentasından...
...bilet almış da, Faz söyledi.
Sen izin verecek misin buna?
Bilmem.
Gönlüne danış.
Nasıl?
Kalbinin sesini dinle yani.
-Hadi görüşürüz. -Nereye?
Maya'yla buluşacağım.
-(Muzo) Ne yapıyorsun, gidiyor musun? -(Bora) Hı.
Lal'in yanında soramadım. Gördü mü seninki dosyayı?
-Ha, gördü. -Ne yaptı?
Ne yapacak önce bir baktı şok oldu. Yalvardı yakardı falan.
Onun bile utanması varmış demek ha?
Öyle ağzını yamulta yamulta konuşuyordu ya küstah küstah.
Sonra bir anda böyle Bora konuşalım falan.
Minnettar olması lazım sana. İnsan içine çıkmasın bundan sonra.
Çin'de iyi bir estetik cerrah bulursa belki.
Ya siz ne konuşuyorsunuz orada fısır fısır?
Yok bir şey.
(Müzik)
(Telefon zili sesi)
Alo. Neredesin sen?
Ha tamam ben oraya gelirim.
Tamam, görüşürüz.
-Bora? -Hı Bora.
Yemek yiyelim demişti.
Benim otelde işler var zaten.
Ne yapalım o zaman?
Sen kalk ben azıcık daha oturacağım.
-Beraber istersen... -Sen kalk kalk.
Tamam o zaman.
(Dalga sesleri) (Müzik)
-Geldiğin için sağ ol. -Sen de sağ ol.
(Müzik - Duygusal)
(Dalga sesleri)
-Afiyet olsun abi. Çay alır mısın? -Eyvallah, yok be Osman'ım.
-Yakıştı. -Teşekkürler abi.
(Müzik - Duygusal)
(Aslı) Amcanın burnu biraz daha uzun, kontür yapmak lazım.
Aynen bak buruna da biraz böyle...
...şu kemere strobing cream yanlara bronzer, mükemmel olur.
Şu yara izini de kapatalım, onu görürse anlar.
-Ne diyorsunuz siz ya? Ne demek onlar. -Ya dur kafamı karıştırma benim.
Oo bak ben delikanlıyı bozduracak şeyler yaptırmam.
O hikâye sen pamuk prensesi oynadığında bitti canım.
-Aslı! -(Ateş) Ne?
Pamuk prenses? Aslı?
Tamam hadi laga luga yapmayın sürün hadi hadi. Hadi.
Bir dakika bir dakika Aslı pamuk prenses ne? Oğlum pamuk prenses ne ulan?
Ya Kelebek normalde cüceyi oynayacaktı ama ayı olduğu için...
...iki ayda öyle bir boy attı ki ondan sonra hocada Aylin'i cüce yaptı...
...Kelebek de pamuk prenses oldu.
(Gülme sesi) (Ateş) Kardeşim...
(Gülme sesi)
Böyle yapacaksanız ben--
-Tamam, tamam pamuk can otur hadi. -Gel oğlum gel tamam otur.
Yaptırmıyorum ya. Yaptırmıyorum, karanlık maranlık yediği kadar.
Ya manyak manyak konuşma Kelebek ya.
Kadının 40 yıllık kocası karanlıkta da tanır, aydınlıkta da.
Aşk olsun. Haydar Efe'ye ne diyeceğiz biz?
Ya kusura bakma senin iş olmadı çünkü Kelebek delikanlıymış mı diyeceğiz, ha?
Tamam. Gülme faslı bitsin yalnız.
(Gülme sesleri)
-(Su) Bıyık nerede bu arada? -Makyaj bizde dediniz siz.
Ama o aksesuar.
-Ya... -Ya bıyık olmadan olmaz ki.
-Tıraş oldu deriz. -Ha dersin araf erkek kuaföründe.
Bir dakika bende kirpik tutkalı var aslında.
Aa, çok mantıklı aslında ya, evet.
Saçından birazcık şey etsek, hem rengi falanda böyle.
Şş! Alo ben saçıma elletmem bak bu benim kırmızı çizdim, daha önce de söyledim bunu.
Kardeşim elleteceksin artık bir bıyıklık ulan birazcık alacağız oğlum.
Ya kökü sende.
Yaptırmam ya, hayatta yaptırmam. Saçım benim canım ciğerim, hayatta yaptırmam.
Oğlum Haydar Efe ulan Haydar Efe.
Niye her şeyi ben yapıyorum? Başkasından kesilsin.
-Benimkinin katı bozuluyor. -Benimki kıvırcık.
Tamam ulan benimkinden kesin.
Kesin benimkinden tırtıl kardeş de utansın. Alın kesin, al.
-Helal, kesin hadi. -Seninkinin rengi tutmuyor bir kere. Git.
Kardeşim...
Anlamıyorum en iyi makyaj oscarına mı oynuyoruz? Yaptırmıyorum.
Oscar diye de...
(Gülme sesleri)
Elletmem! Elletmem ben saçımı elletmem!
Kelebekciğim, canım beni deli etme vallahi uyurken hepsini kazırım ha.
Hadi bir dene hadi bir dene! Ben sana yapmayacak mıyım sonra aynısını ha?
Ya tamam kızlar, kardeşimin üstüne gitmeyin yani. Kestirmek istemiyorum diyor.
O zaman kestirmesin.
Yani siz de bir bıyık çiziverirsiniz artık, yapacak bir şey yok.
Pek madem istemiyorsan zorla yaptıracak değiliz ki değil mi?
(Kelebek) Aynen. Madem bu kadar basitti...
...benimle mi dalga geçtiniz ulan ne yaptınız?
İstemiyorsan, hiç sorun yok.
Yok be kardeşim seninle niye dalga geçelim biz.
Ateş Ateş! Aslı!
-Aslı kes Aslı kes! -Seninle sonra görüşeceğim bak!
Aslı! Aslı! Aslı! Aslı!
Bırak! Ulan oğlum Ateş seni var ya...
-Oldu da bitti maşallah. -(Kelebek) Aslı! Aslı!
-Tamam mı? Kestin mi? -(Aslı) Tamam.
(Müzik)
(Araba sesi)
(Müzik)
-Hoş geldiniz. -Sağ ol yavrum.
-Sen şöyle yakında bir yerde bekle bizi. -Tamam efendim.
-Nasıl araba? Güzel değil mi? -Normal geldi bana.
İyi. İyi.
-Burada mı yiyeceğiz yemeği? -Evet, burada yiyeceğiz.
-Gir şu koluma. -Ya Haydar...
Hadi Üzüm gir şu koluma ya.
Saçların güzel olmuş.
Yeni kestirdim.
Berber üçüncü nesil. Benim saçlarım hiç belli etmez ama aslında gürdür.
Bir de saçlarımın kalitesi birinci sınıftır, çok iyidir.
Dişlerin?
Ya...
...iki tane dolgu var, iki tane de köprü var.
İkinci köprüden geçiş, ücretsiz.
Ya at mı alıyorsun eşek mi be adam? Hadi yürü gayri.
Ya Üzüm nereden buluyorsun bu esprileri. At, eşek...
Neyse ben ata razıyım.
Merhaba çocuklar.
Yani...
...sen olmasaydın herhalde on yıl falan içerideydim.
-Abartma. -Yok öyle.
-Sen yine hallederdin işini. -Yok. Yani...
...Amerikalı yatırımcı ben içerideyken suratıma bakmazdı.
Bence teşekkürü en çok Yücel hak ediyor.
Ona ettim.
Ben seni öyle bırakmazdım.
Enteresan değil mi...
...böyle bu kadar az tanıdığın bir insan için kendini böyle bir riske atmak.
-Bence kapatalım bu konuyu. -Peki.
Kızın nasıl?
-Bugün çok az gördüm onu, aklım onda. -Özlüyor musun?
Çok...
-(Garson) Buyurun efendim. -Teşekkürler.
(Müzik)
Ee? Ne yapacaksın?
Bodrum'da kalacağım galiba.
-Gene fon? -Fon.
Konuştuğumuz projeydi. Ona benzer şeyler belki.
-Bodrum'a bir gelen bir daha gidemiyor. -Öyle derler.
Ee?
Ben Atina'ya gelecektim sen beni misafir edecektin ne oldu?
Efendim.
Atina'da gezdirecektin beni.
-Ben öyle bir şey demedim. -Dedin.
-Ben o zaman Atina'da yaşıyordum. -Hı.
Sen ben gelirsem beni misafir eder misin dedin.
Ben de evet dedim.
-Peki. Affedersin. -Olur öyle.
Yanlış düşünmüşüm.
(Müzik)
Maya...
...yanlış anlama ama...
...seni görmek bana iyi geliyor.
Bora, biz bunları konuştuk.
-Konuşmadık. -Konuştuk.
Yani ilk tanıştığımız zamanlarda evet biraz bahsettik ama...
...gerçekten konuşmadık.
Çünkü o zaman kendime de itiraf edemiyordum.
Neyi?
Benim kalbim hâlâ Yücel'e ait.
Özür dilerim.
(Müzik)
(Müzik)
Aa, sen yeni mi geldin?
Ha evet.
Hiç ses etmedin.
Öyle oturuyordum, yoruldum.
Neredeydin ki?
Sahilde.
(Müzik - Duygusal)
Bir şey senin canını mı sıktı?
Yani bütün olan bitenin haricinde bir şey?
Cık yok yok.
(Müzik - Duygusal)
-Lokantaya geliyor musun? -Geleceğim geleceğim.
Peşinden gelirim ben de.
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
Çok güzel oldu Kelebek görmen lazım.
Olmuştur, olmuştur.
Ay hadi inşallah.
(Müzik)
Gel buraya. Otur.
(Müzik)
Bak bana.
(Müzik)
Gel.
(Müzik)
(Müzik - Duygusal)
Seni çok seviyorum.
Ben de.
Konuştun mu annenle?
Evet.
Bazen...
...böyle gurbet hissi geliyor, çöküyor bana.
Bir yere gitmeden mi?
Cık.
Böyle durduğum yerde.
Neden?
(Müzik - Duygusal)
Senden uzak kalınca.
(Müzik - Duygusal)
Kızım benim.
(Müzik - Duygusal)
("Nasıl Geçti Habersiz" çalıyor)
-Pardon bunu ben söyleyebilir miyim? -Tabii efendim, tabii ki.
Lütfen.
"Nasıl geçti habersiz" (Alkış sesleri)
Sağ olun efendim, sağ olun.
"O güzelim yılların" (Erkek) Bravo ne güzel söylüyor adam.
"Bazen gözyaşı oldu"
"Bazen içli bir şarkı" Çok güzel.
"Her anımı eksizsiz"
"Dün gibi hatırlarım"
"Dudaklarımda tuzu"
"İçimde durur aşkı"
"Hani o saçlarına taç yaptığım çiçekler"
"Hani o güzel gözlü ceylanların pınarı"
"Hani kuşlar ağaçlar binbir renkli çiçekler"
"Nasıl yakalamıştım saçlarından baharı"
"Hani kuşlar ağaçlar binbir renkli çiçekler"
"Nasıl yakalamıştık saçlarından baharı"
(Alkış sesleri)
Eyvallah, eyvallah.
Sağ olun çocuklar. Sağ olun.
(Kafe ortam sesi)
Ya hadi.
Lütfen hadi Üzüm.
İşte...
-...benim hayatımın kadını. -Ya bir dur!
Üzüm kız... Üzüm...
-Ölüyorum aşkından be. -Hay destur.
Hani kara sevda dedikleri var ya.
Hani eskiler söylerler ya.
Beşikten, mezara kadar aşk diye.
-İşte o aşk, bu. -Ya adam...
Tamam ya.
Madem bu kadar da tanıklık ettiniz.
Bundan sonrasına da...
...şahitlik edin.
(Kafe ortam sesi)
(Müzik)
Yüzük mü?
Evet.
Ay... Haydar Efe.
Yok canım ya bir şey yok.
Heyecandan kız.
Üzüm...
Üzüm...
...benimle evlenir misin?
(Alkış sesleri)
(Müzik - Duygusal)
Hi!
Haydar Efe!
-Haydar Efe! -Beyefendi iyi misiniz?
-Çocuklar kolonya getirin. -Haydar Efe!
-(Erkek) Çocuklar bir kolonya getirin. -(Üzüm) Haydar Efe!
-(Erkek) Ambulans beklemeyelim bence. -(Üzüm) Efe!
(Müzik - Duygusal)
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Nezahat Şalkamcı
Seslendiren: Emine Kolivar
Alt Yazı: Çağıl Doğan - Feride Tezcan Ece Naz Batmaz - Gülay Yılmaz
İşaret Dili Tercümesi: Berrak Fırat
Son Kontroller: Ayşegül Derin - Dolunay Ünal - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
(Müzik - Jenerik)
(Müzik - Jenerik)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.