All language subtitles for Color.Out.Of.Space.2019.1080p.WEBRip.

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German Download
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

UZAYDAN GELEN RENK ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002

Arkham'ın batısında...

...tepeler vahşileşiyor.

Hiç balta girmemiş...

...derin ormanlı vadiler var.

Ağaçların fevkalade eğimli olduğu yerde...

...ince küçük derelerin...

...hiç güneş değmeden aktığı...

...karanlık, dar vadiler vardır.

Yeni hazneyi araştırmak için...

...tepelere ve vadilere gittiğimde...

...bana buranın kötü olduğunu söylediler.

Bunu bana Arkham'da söylediler.

Ve burası cadı efsaneleriyle dolu...

...çok eski bir kasaba olduğu için...

...kötülüğün yüzyıllar boyunca çocuklara...

...nineleri tarafından fısıldanan bir şey...

...olması lazım diye düşündüm.

Sonra bizzat kendim batıya doğru uzanan karanlık vadicikleri...

...ve derecikleri gördüm.

Ve kendi eski gizeminin yanı sıra...

...herhangi bir şeyi de merak etmeyi bıraktım.

Önümde...

...Raphael.

Arkamda...

...Gabriel.

Solumda...

...Uriel.

Ve sağımda...

...Michael.

Dünyanın beyliklerini çağırıyorum.

Hava, ateş, su ve gökyüzü.

Şimdi benimle birlikte olun.

Ateşin ruhu...

...annem Theresa Gardner'ın...

...vücudundan...

...herhangi bir kanser izini yakıp yok etmeye devam et.

Beni muhafaza eyle.

Bana özgürlüğümü ver.

Sonuncusu ama en önemlisi...

...beni buradan kurtar.

Üzgünüm. Rahatsız ettiğim için özür dilerim.

- Seni görmedim. - Bu özel mülkiyet.

Bana bunun hazine arazisi olduğu söylendi.

Hazine arazisi nehirde biter. İzinsiz giriş yapıyorsun.

Belediye başkanının tüm mülk sahiplerini bilgilendirdiğini söylediler.

- Özür dilerim. - Birincisi duydum onu.

Şimdi ne var?

Üzgünüm. Ben Ward Phillips.

Hidrolit için vadiyi inceliyorum.

Hidroelektrik şirketi.

Güzel hikaye. Ayinimi mahvettiğin için sağ ol Ward.

- Ayin mi? - Evet, ayin.

Bilirsin, istek, niyet, kutsal.

Wiccan mı yoksa İskenderiye mi?

Sence hangisi?

Kesinlikle İskenderiye.

Bugün ikinci hatan.

Doğu kıyısını takip et, geri dönüş yolunu bulacaksın.

Evet yapacağım. Teşekkürler.

Hey, ismini söylemedin.

Lavinia Gardner.

Ben burada yaşıyorum. Ne yazık ki.

- Hadi gidelim. - Seni tanımak güzel.

Hadi, Comet.

Neredeydin?

Annene kalp krizi mi geçirtmeye çalışıyorsun?

Yemekten önce Comet'i etrafta gezdiririm diye düşündüm.

Büyütecek bir şey yok.

Sana kaskın olmadan gitmemeni söylediğimi sanıyordum.

Ve botların nerede? Botlarına ne oldu?

Baba, Tanrım, rahatla. Şovda değilim ki.

Kazalar oluyor, Lavinny. Bir gün...

Kendi çocuklarım olacak ve anlayacağım.

Kesinlikle doğru. Gördün mü? İletişim. Ben ve sen, bebeğim.

Şimdi annen öğrenmeden önce Comet'i ahıra götür.

Lavinia.

Kardeşini gördün mü? Öğleden sonra gitti.

Senin gibi onun da ders çalışıyor olması gerekiyordu.

Ne bileyim ben? Muhtemelen Ezra ile NASA kayıtlarını dinliyordur.

Bana kardeşinin o hippi serseri ile uyuşturucu içtiğini mi söylemek istiyorsun.

Sen de hiçbir şey yapmadın öyle mi?

Lavinia? Hiçbir şey yapmadın mı?

- Bırak gitsin tatlım. - Hayır.

Sıkıntı yok. O iyi. Her şey yolunda.

Benny, buradan uçuk kıçının kokusunu alabiliyorum.

- Yakalandık. - Çok belli ediyorsun.

Sam!

Benny'nin suçtaki küçük ortağı.

Hey, büyükbabamın eski eşyalarından biraz daha buldum.

- Ah, olamaz! - Şuna bir bak.

Bakayım.

Benimdir!

- Adil değil! - Sen de onun pusulasını aldın.

O pusulaya ihtiyacım var.

Hepimizi lanetlemeyi başardın mı?

Ben lanetlemiyorum. Sana üç misli geri geliyorlar.

Şimdi gidip Comet'i yerine bağla da akşam yemeğine yetişelim.

Annem de daha fazla damarını yakalayamasın.

- Ben senin ahır kaltağın değilim. - Aslında, öylesin.

Cadı. Büyücü. Ruh emen şeytan.

Hey, nehir kenarında tuhaf bir çocukla tanıştım.

Araştırma yaptığını söyledi.

Neyin araştırması?

Su tablası falan.

Emin değilim.

Yine de biraz sevimli.

Neye bakıyorsun Jack-Jack?

Babam yeterince uzun bakarsan...

...orada yıldızları görebileceğini söyledi.

Ben olsam inanmazdım.

Babam hippi günlerinde çok fazla asit aldı.

Ama yıldızları görüyorum!

Gözlerin seni aldatıyor.

Burada ne yapıyorsun ki hem?

Babam beni su için gönderdi ama ipi çözemiyorum.

Tanrım.

Neden herkes gibi şişelenmiş su alamıyorlar ki?

Tekrar yemek pişirdiğin için teşekkürler baba.

Ah, biliyorsun sizin için yemek yapmayı çok seviyorum.

Kokuya bakılırsa gerçekten çok yol kat ettiğini söyleyebilirim.

- Annemin kreplerini özlüyorum. - Tamam.

Akşam yemeğinde ne var?

Beyaz fasulyeli etli güveç.

Olamaz. İğrenç.

Geleneksel bir Fransız yemeği.

Başka bir deyişle, köylü yemeği.

Jack, sebzelerin kapağını çıkarır mısın lütfen?

- Evet. - Bence harika kokuyor.

Çünkü kafan güzel.

Kapa çeneni. Zaten hepimiz fast food yemek isteyeceğini biliyoruz.

Gizemli eti seviyorum.

Bu gizemli et değil canım.

Ördek, domuz eti, bölgesel baharatların bir karışımı...

...ve sadece annenizin favorisi oluyor.

Evet! Ördeklere bayılırım!

Herkes ördekleri sever.

Dört yıldız düştük ama fazla satılmadı.

Piyasa yükseldi.

Hayır, henüz satış yapmak istemiyoruz.

Satış pozisyonuna geldiğimde...

...ikiye bir kazanacağımızı varsayıyordum.

Theresa! Akşam yemeği hazır!

Bak, güzel bir oranımız var.

Soğuyor!

Gönderdiğim oran stratejisine bir bak.

Seni bir saat içinde arayayım mı?

Harika.

Geliyorum.

Almayacak mısın? Gerçekten mi?

Bebeğim, o yönlendiriciye bir şeyler yapabilir misin?

Müşteri kaybetmeye başlayacağım.

Muhtemelen çanaktandır. Yarın bir göz atarım.

Teşekkürler.

Sam, uzan.

Aferin oğluma.

- Bu nedir? - Cassoulet.

Görünüşe göre kızımız bunun yerine fast food istiyor.

Altın Kemerler'de ne tür et yediğini düşünüyorsun acaba?

Mekanik olarak geri getirildiğini biliyorum ama cennet gibi tadı var.

O zaman önümüzdeki yıl alpaka etini deneyene kadar bekle.

O zaman cennetin ne olduğunu bileceksin.

Hayır, kusacağım. Kimse alpaka yemez.

Onları kazak yapmak için kullanıyorlar.

Onları ilk etapta neden aldın bilmiyorum bile.

Çünkü onlar geleceğin hayvanı, hatırlıyor musun?

Bu Mayalar neyle karşı karşıya olduklarını biliyorlardı.

- Bu yüzden soyları tükendi. - Lavinia, kes şunu.

Hadi yemeğini ye.

Nathan, bodruma inip...

...bize en iyi şarabını seçebilir misin?

Tam da istediğin şeyi biliyorum.

Bir dahaki sefere ben pişireceğim.

- O kadar da kötü değil. - Evet.

Burada bir komplo kokusu var.

Sorun ne?

Hiçbir şey. Bu sadece...

Sadece bunun üstesinden gelebileceğimi sanmıyorum.

- Mesela... - Huysuz.

...gerçekten bir yıl...

Tahmin et saat kaç?

- Yani... - Hayır. Söyleme. Lütfen.

Bil bakalım saat kaç.

- Baba. - Bulaşıkları halletme vakti!

- Sen! Sen! Sen! - Hayır! Jack! Jack!

- Hayır, sensin, Jack. - Hayır!

Sende sıra, Jack. Yapmalısın.

Lavinia'nın sırası!

Hayır, benim sıram değil. Bu böyle olmaz.

Bu evde bir sistemimiz var. Jack'in sırası.

Hey.

Tanrım, biliyor musun, onda kendimi görüyorum.

Anneme dönüyorum.

Aman Tanrım.

Annenden daha farklı olamazdın.

İnan bana.

Herkes öyle oluncaya kadar böyle söylüyor.

Ya ben?

Babamın eski çiftliğinde yaşıyorum.

Tam olarak, asla yapmam dediğim şekilde.

Ama senin yaptıklarından onayladığı ilk şey bu.

Evet, kafamda entelektüel kötü niyetli sesini hala duyabiliyorum.

"Asla ressam olmayacaksın, Nathan."

"Bu yüzden lanet olası görüş alanımdan çıkarabilirsin Nathan."

Yapma. Unutulup gidecek.

- Sadece bu yere bak. - Evet.

Demek istediğim, bunun bile farkına varamayacaktı.

Bu bizim.

Nathan, ben...

Sadece...

Altı ay oldu. Sence de denememiz gerekmez mı?

Ben...

Ben sadece...

Hala benimle nasıl ilgilenebileceğini bilmiyorum.

Hep bacak adamı olduğumu biliyorsun.

Yani eğer bacaklarım kesilirse, o zaman beni hala sever misin?

Biraz garip ama...

Evet!

Seni valizimin içine sokabilir...

...ve nereye gidersem tadını çıkarabilirim.

Şimdi, bu seksi.

Şuna bak.

Bize bak.

Onca yıldır büyük şehirdeydik ve sonunda çıktık.

Evet.

Rüyada yaşıyoruz.

Belki de bir rüyadır.

Sadece yalnız başına hayal ettiğin bir rüya, bir rüyadır.

Birlikte hayal ettiğin bir rüya gerçektir.

Artık benim için her zamankinden daha güzelsin.

Gözlüklerini çıkardığın için.

Bu doğru.

Kirlenmiş...

...hissediyorum.

Tatlım...

...her zaman benim altın hanımım olacaksın.

- Gerçekten mi? - Evet.

Seni seviyorum.

Hey, Sam. İyi çocuk.

İyi çocuk, Sam.

Kara delikle ilgilenmiyor musun, Sam?

Anne?

Bebeğim.

Aman Tanrım. Seni özlemişim.

Sam?

Anne?

Ne?!

Bu da nedir?

- Jack? - Jack?

Jack?

Jack. Babana bak.

Jack. Jack.

Buraya gel. Yukarı gel. Hadi.

- Babana bak. - Anne?

Babana bak. Orada ne arıyorsun?

- Baba? - Biliyorum.

Bu da neydi? Deprem mi?

Sözlerine dikkat et. Sözlerine dikkat edebilir misin?

Tanrım, bu koku nedir?

Kahretsin, lanet olası!

Benny, telefonunu getir. Hadi! Hadi!

Deli gibi tütüyor.

Hayır, yanına gitme. Yaklaşma.

Sam, içeri gir. İçeri dön.

- İçeri gir dedim. - Bu ne lan?

Sadece içeri gir!

Tanrım. Bu ne karmaşa!

Kokuyor.

Nate!

Jack ile ilgili bir sorun var!

Sorun yok bebeğim.

Kötü bir rüya gördün sadece.

Hayır, sanırım... Sanırım şokta.

Onu hastaneye götürmeliyiz.

Hayır, bir saatten fazla sürer. Jack, babanla konuşabilir misin?

Ne kadar uzakta olduğu neden önemli?

- Ona bak! - Ne oldu böyle?

Sesini duydunuz mu?

Anevrizması olan bir pervaneli uçak gibi geliyordu.

Hayır, bir uçak değildi.

Bu koku.

Bilmiyorum, tuhaf.

Hala...

...kokusunu alabiliyorsun.

Bunun nükleer saldırı olduğunu sandım.

Ruslar ve Çinliler, dostum.

- Dünyanın sonu gibi. - Çok beklersin.

Buharlaşır, reaksiyonun bir parçası olur...

...ve saf enerjiye dönüşürdük.

Belki de göktaşı lanet gezegene bulaşan...

...yabancı bir veba gönderdi.

Cidden kıyamet.

- Anne? - Evet bebeğim, tam buradayım!

- Başım ağrıyor. - Tamam tatlım.

Dinle, seni yukarı çıkaralım.

Seni yatağa yatıracağım, iyi olacaksın.

İstemiyorum!

Hayır, sorun değil, bebeğim. Korkacak bir şey yok.

Oğlun hasta ve bunu yapacaksın, ha?

Bu şartlar altında, başka ne yapacağımı...

Hadi. Seni kaldıralım.

Bu gece benimle uyuyabilirsin.

Sabah her şey yoluna girecek.

Başkan Tooma.

Şerif Pierce. Geldiğiniz için teşekkür ederim.

Vaktimi harcadığıma değse iyi olur.

Koku için çok üzgünüm.

Kokuyu alabiliyor musunuz?

Hiçbir şey kokmuyor.

Sanki biri bir köpeği yakmış gibi.

Her neyse, bu benim ön bahçemdi.

Dikkatli olun. Hala sıcak.

Tamam. Teşekkürler.

Bu metalik bir şey.

Burada ne oldu?

Dün gece oldu.

Eşimle yataktaydım.

Ameliyattan bu yana ilk kez beraberdik...

...ve sonra bu patlama oldu.

Sanki bir ses patlaması gibi.

Ve büyük bir ışık, pembe bir ışık gibi.

Ya da aslında ne renk olduğunu bile bilmiyorum.

Daha önce gördüğüm herhangi bir renk gibi değildi.

Ve sonra her şey havaya uçtu ya da gökyüzünden düştü.

Burada ne yapıyorsun?

Bunun dünkü küçük ayininin sonucu olduğunu mu düşünüyorsun?

Ha! Keşke.

Bacaklarıma mı bakıyorsun?

Ne? Hayır. Ben...

Evet, eminim öyledir. Hadi.

Bu kim?

Bu nehir kenarında tanıştığım garip çocuk.

Pardon, adın neydi?

Ward Phillips.

Tahmin etmeme izin ver. Boston.

Providence aslında.

Yeraltı suyu araştırması yapıyor.

Değil mi? Dün böyle mi demiştin?

Evet evet. Ben bir hidroloğum.

Ward, burada neler olduğuna dair bir fikrin var mı?

Afedersiniz.

- Hey, Ward. - Hey.

- Hey. - Merhaba, ben Benny.

Çok yaklaşma.

Bir göktaşı gibi görünüyor.

Genellikle yere çarpmadan önce parçalanırlar..

Ama her zaman değil.

Bir göktaşı mı? Vay.

Şerif, bazı fotoğraflar çekmemiz gerekiyor.

Nathan, bir dahaki sefere basını getirmemin bir sakıncası var mı?

Bu turizm için harika olabilir.

En kısa sürede duyurmayacağım.

Başkan, bekle.

Buralarda hafta sonları açık olan bir doktor var mı?

Oğlum iyi hissetmiyor.

Arkham'daki hastaneyi deneyebilirsiniz.

Genellikle acil serviste birileri olur.

- Daha yakın bir yerde yok mu? - Dağ başında hayata hoş geldiniz.

Şansın varken burayı bana satmalıydın.

Güle güle.

Delice değil mi?

Şuna bak.

Acele et!

Lavinia, içeri girip anneni kontrol edebilir misin?

Baba!

Sorun değil. Bunun üstünü örteceğiz.

Hadi git artık!

- Sonra görüşürüz. - Evet.

Neden kendin gidip kontrol etmiyorsun?

- Dikkatli ol. - Tamam.

Şimdi çok hızlı soğuyor.

Bu normal mi?

Duman çıkıyordu, çılgınca bir renk.

- Bu çok havalıydı. - Tamam.

Daha önce böyle bir şey gördün mü?

Hey. O çocuk kim?

Kim?

Ward bir şey.

O bir hidrolog.

- Ondan hoşlanıyorsun, ha? - Ne? Hayır.

Nereden çıkardın bunu?

Hadi ama. Çok açıktı.

Kendini pratik olarak ona atıyordun.

- Yani, tatlım... - Anne.

Düşün... Giyindiğine bir bak.

Verdiğin sinyalleri düşün.

Aman Tanrım.

Sence kriptonit gibi radyoaktif mi?

Tanrım, umarım değildir.

Peki ya uzaylı virüsüne ne dersin?

Yani, bu uzaydan değil mi?

Meteoritler genellikle sıradan kayalardan daha tehlikeli değildir.

Sence değerli olabilir mi?

Şimdi, bu benim düşünmediğim bir şey.

Sakıncası yoksa, alpakaları sağmanın zamanı geldi.

Ne sütü?

Bir keçi sağımı gibi değil.

Bir alpakadan çok fazla süt almazsın.

Büyük sabır ve teknik gerektirir.

Ve tabii ki, memelere çok nazik davranmalısın.

Ama bir kez ısındığında...

Bu iyiydi baba.

Evet, yemine biraz rezene karıştırmanın verimi arttırdığını...

...ve lezzeti geliştirdiğini farkettim.

- Tatmak ister misin? - Hayır.

Laktoza duyarlı.

Senin kaybın.

Tatlım?

Lütfen kapıyı açabilir misin?

Çok üzgünüm.

Bana ne oldu bilmiyorum.

Lavinia, hadi. Lütfen kapıyı aç.

Ailenizin dışında, arazide yaşayan...

...başka kimse var mı?

Ezra var, gecekonducumuz, ama insan içine çıkmaz pek.

Aylardır görmedim.

Onunla konuşsam olur mu?

Deneyebilirsin. Yani, Benny sana yolu gösterebilir.

Evet. Evet, kesinlikle.

Ama seninle konuşacağına söz veremem.

O biraz Özeldir.

Görünüşe göre bır fırtına geliyor.

Evet.

Bunlar kamera mı?

Evet. Ezra eskiden elektrikçiymiş.

Bütün bu yeri kabloladı.

Elektrik nereden geliyor?

Güneşten. Tamamen medeniyetten uzak.

Hey! EZra!

Bir ziyaretçin var!

Araştırmacı adam!

Üzgünüm. Henüz tanıştığımızı sanmıyorum.

- Ben... - Hidrolog.

Evet.

Oldukça iyi bilgilendirilmiş.

Bu ekosistemde dolaşan birçok küçük kuş var.

Sadece bunların şifresini nasıl çözeceğini bilmelisin.

İçeri gel. Uzay metali hakkında konuşacağız.

- Bir fırt ister misin? - Hayır, teşekkürler.

Ben de öyle düşünmüştüm.

Java alır mısın?

- Evet. - Tamam.

Onun adı ne?

- G-spot. - Ne?

Ne? Hadi ama. Bu şimdiye kadarki en havalı isim gibi.

G-spot adında bir kedi mi? Tamamen komik.

Hey. Buraya gel, bayan.

Selam.

Tamam.

Evet, begendin mi? Bunu beğendin mi?

Hey, su için özür dilerim.

- Hadi bakalım. - Teşekkür ederim.

Evet, H2O(su) biraz acımsı.

Evet. Hiçbir koku alamıyorum.

Muhtemelen musluklardan gelen pastır.

Musluğu çalıştırmayı denediniz mi, temiz olup olmadığını görmek için?

Hey, arkadaşım, bu doğrudan anasının memesinden.

Evet, daha önce kuyu ile ilgili bazı sorunlar yaşadık.

Ancak sadece yaz aylarında.

Akifer ile alakalı bir şey.

Doğru. Evet.

Bu su tablasının seviyesi ile ilgilidir, ama...

Bilmiyorum. Yılın bu zamanında olmamalı.

Bölümün en temiz suyu.

Babam hep böyle söylüyor.

Ama isterseniz bir örnek üzerinde test yapabilirim.

Tüm ekipmanım çadırımda.

Yani, biliyorsun, üzülmekten daha güvenli.

Kendin bilirsin.

Tamam!

Kahretsin, bu çok yakındı.

Söyle bebeğim. Söyle, söyle!

Çok güzel.

Lavinny, ne yapıyorsun?

Hadi. İçeri geri dönelim.

Şimşeği çekiyor.

Bir sonraki dönem belediye başkanınız olarak...

...Miskatonik'teki tatlı su havzasının inşası ile...

...kentimizin tarihindeki en büyük...

...altyapı projesini üstleneceğiz.

Tek başına ekonomik etkisi...

Alo?

Alo?

Kimsiniz?

Ne oluyor be?

Böyle büyük bir şey nasıl ortadan kaybolabilir?

Bilmiyorum, ama memnunum.

Onları sen mi ektin?

Hayır. Belki onlar çok yıllıktır.

Harika. İşte sirk geliyor.

Bebeğim.

Bize tam olarak ne olduğunu söyler misiniz?

Bir patlama oldu.

Birkaç gece önceydi.

Bir patlama ve ışık parıltısı ve titreşim.

Sonra dışarı çıktık ve bu büyük kayayı gördük.

Korkunç. İğrenç. Aman Tanrım.

Birisi bana tarak veremez miydi? Tanrım!

Dün gece tanımlanamayan bir uçan cismin ön bahçesine indiğini iddia eden...

...Arkham sakini Nathan Gardner ile buradayım.

UFO tanığı mı?

Siz UFO dediniz! Ben UFO demedim!

Sizin ben.

Theresa, buraya gelebilir misin lütfen?

Bir UFO gördün mü? Ben hiç UFO görmedim.

Pekala ve...

Burada jeolog değil...

...üst düzey bir hidroloğumuz vardı.

Evet, sanırım çıldırmış kaçırılan görünüşü sana çok yakışıyor.

Çok iyi. Böylece ekibim ve ben buraya gelmeden önce...

...gizemli bir şekilde gelen göktaşı ortadan kaybolur.

Bu büyüklükteki bir nesne nasıl...

Theresa, lütfen buraya gelebilir misin?

Bay Gardner, bu olayın gerçekleştiği anda ayık mıydınız?

Yani, biraz viski severim.

Teksas'tan çıkıyor.

Hay ben böyle işin.

Ben sarhoş değildim. Bir gece önce...

...birkaç içki içtim, ama...

...bu olduğunda ayıktım.

- Adamım. - Jack, git anneni getir.

Tamam.

"Göktaşı"nın hangi bölümünü anlamıyorsunuz?

Anne.

Bunu akıl hastalığı olarak sınıflandırmam.

Baba! Annem yaralandı!

Bebeğim?

Akşam yemeği hazır.

...ailenin iddiasını sorgulamaya çağırıyor.

Tanrım, bunu neden yaptım?

Her şey yolunda.

- Elini yüksekte tut. - Tamam.

- Sadece yukarıda tut. - Evet.

Sizi hastaneden arayacağız.

Benny, evin erkeği sensin.

Ve şu alpakaları 10'da ahırda istiyorum.

- Tamamdır baba. - 10'da!

Ne yapacağız?

Bilmiyorum. Evin erkeği sensin.

Hadi, Jack-Jack. Yatma vakti.

Benny bize göz kulak olacak çünkü o çok sorumlu.

Üst kata kadar yarış.

Hadi. Hadi.

Hadi.

Benny?

Benny, kaldır kıçını ve buraya gel derhal!

Kahretsin. Ne?

Alpakaları beslemen gerekiyordu.

Zaten yaptım.

Neden bahsediyorsun? Tam orada duruyorlar.

Onları zaten besledim.

Onları ahıra Sok, tamam mı?

Ve otu bırak, tamam mı?

Bunu kendi başıma yapamam, tamam mı?

- Git. - Tamam.

Git. Şimdiye kadar yapman lazımdı!

Gaddar. Cadaloz. Amcık.

Küçük penisli.

Hey, kızım.

Hadi kızım.

Jack?

Ne yapıyorsun?

Benimle konuşuyor.

Kim? Seninle kim konuşuyor?

Kuyudaki adam.

Tamam.

Baba? Alo?

Baba?

Alo?

Alo? Lavinia?

Sen misin?

Arkham County, Innsmouth, Aylesbury, Dunwich, Kingsport için hava durumu raporu.

12 derece civarında düşük sıcaklık.

En yüksek sıcaklık...

Kusma. Kusma.

Baba?

Lavinia, hey.

Bu gerçekten iyi bir zaman değil.

Siz iyi misiniz?

Hayır, kendimi çok iyi hissetmiyorum.

Pekala, aslında sizinle konuşmak istediğim şey bu.

Sanırım burada su ile ilgili bir sorun var, bir tür kirlenme.

Pardon, ne?

Su kirlenmesi.

Ne olduğunu tam olarak bilmiyorum.

Ama Arkham'daki laboratuvara bir örnek gönderiyoruz.

Bu sürede...

İnanıyorum, bilim adamı.

Hey, suyu içmemeye çalış, tamam mı?

Hey, evlat. Ne yapıyorsun?

Arkadaşlarımla oynuyorum.

Tamamdır. İyi eğlenceler, tamam mı?

Ezra?

Ezra?

Ezra?

Hey, rahatına bak dostum.

Orada ne yapıyorsun?

Yeniden organize ediyorum.

- Biraz java ister misin? - Hayır, teşekkürler.

Aslında seninle konuşmak istediğim şey bu.

Bunu içmemen gerekiyor.

Suda bir şey buldum. Sadece bir iz, gerçekten.

Hey, G-spot nerede?

Heh! Kim bilir?

Orada bir yerlerde zamparalık ediyordur.

Gerçekten olay başladığından beri onu görmedim.

Ne başladığından beri?

Onları orada duyabilirsin.

Duyuyor musun? Kimi?

Evet, uyurken, etrafta dolanırken, sohbet ederken onları duyabiliyordum.

Gördün mü, Memorex'e girmedikçe kimsenin bana inanmayacağını biliyordum.

Tam olarak ne dinlemem gerekiyor?

Yer altındaki insanlar, ahbap.

Uzaylılar.

Onlar orada.

Evet, garip.

Ama muhtemelen jeotermal aktivite.

- Veya manyetik bozulmalar. - Hayır hayır.

Bunun gibi bir şey.

Kayayla geldiler.

Bak, alınma Ezra, ama hiç alakası yok.

Anlamıyorsun, değil mi?

Dışarıda değil. Burada.

Statiktir. Nem içinde.

Yukarı aşağı. Hızlı yavaştır.

Burada ne var dışarıda...

...ve dışarıda ne var burada şimdi.

Anladın mı?

Dinle...

...neden bir süreliğine buradan çıkmayı düşünmüyorsun?

Yarın tekrar geleceğim.

Yanımda daha fazla ekipmanım olacak.

Eminim sabah daha mantıklı olacak.

Sabah mı?

Dostum, zaten sabah.

Pekala. Şişelenmiş sudan iç, tamam mı?

G-spotu görürsem sana haber vereceğim.

Onu görebilirsin, ama onu tanıyacağını sanmıyorum.

Nathan.

İyi misin? Neredeyse geldik.

Evet. Kendimi çok aptal hissediyorum.

Demek istediğim, ne düşündüğümü bile bilmiyorum.

Ve geri dönmeyerek...

...kaç müşteriyi kızdırdığımı düşünmek bile istemiyorum.

Ameliyat başarılı oldu.

Önemli olan bu.

Dikkat et!

- Tanrım, bu yakındı. - Ne ne...

O şeyi gördün mü? O şey neydi?

- Gözlerini gördün mü? - Aman Tanrım.

Ne yapıyorsun?

Çocukları aramak istiyorum, sadece iyi olup olmadıklarını kontrol edeceğim.

Tatlım, çocuklar iyi.

Odamda ne yapıyorsun?

- Neredeydin? - Arka sahadaydım.

Sam'i duyduğumu sanıyordum. Onun için endişelendim.

Bak, garip geldiğini biliyorum...

...ama ben biraz kayboldum gibi.

Bilirsin, sanki bir saniye gündüzdü...

...sonra aniden o kadar karanlıktı ki...

...evi bile bulamadım.

Neler oluyor?

Muhtemelen babam.

En azından umarım babamdır.

Baba?

Kimdi o?

Emin değilim.

Tanrım, şimdi ne olacak?

Bekle, Jack nerede?

Bebeğim, burada tek başına ne yapıyorsun?

Anne!

- Jack. - Jack!

Amân Tanrım.

İkinizin nesi var?

Kardeşiniz neden burada tek başına?

- Hayır, öyle olmadı. - Bu nedir?

Kedi gidince meydan farelere kalır.

Doğru değil mi?

Her ikinizde de ciddi hayal kırıklığına uğradım.

Hayır, bu ses vardı ve ben hastalandım.

Sonra sen beni aradın ve bağırdın.

Tatlım, neden bahsediyorsun?

Ulaşamadık bile ve inan bana, denedik.

Gerçeği söylüyor baba. Tuhaf bir şeyler oluyor.

Senin mazeretlerini de duymak istemiyorum Benny.

Onu yukarı götüreceğim.

Seni bu ikisiyle baş başa bırakacağım.

Hay aksi.

Hay bin silifke.

Saatler önce ahıra geri konulmalıydılar.

Daha onları beslemedin, değil mi?

- Baba, denedim, ama... - Ne demek denedim ya?

Bu hayvanların bize ne kadara mal olduğu hakkında bir fikrin var mı?

Onlar alpaka!

Alpaka!

Baba...

Demek istediğim, onu uyarmaya çalışmalı mıyız?

Onu ne hakkında uyaracağız ki?

Sam?

Hadi. Hadi.

Sam? İşte oğlum.

Aptal kahrolasıca köpek.

Sen de ha?

Biliyor musun...

...birazcık düşünceli olsanız...

...birazcık destek olsanız...

...çok makbule geçerdi ya.

Babam tuhaf davranıyor, değil mi?

Fark ettin mi?

Sam nerede?

Onu yakalamış olmalılar.

Neden bahsediyorsun sen?

Onlar, onlar, o.

Buraya inen o lanet olası şey.

Yani, hadi ama baba. Fark etmemiş gibi davranma.

Hiçbir şey bu kadar lanet olmadı.

Neden bu kadar inkar ediyorsun?

Tamam, senin oyunlarından bıktım, Lavinia.

Bu yüzden bana bir iyilik yap ve gözümün önünden çekil, tamam mı?

Hayır, aslında, seni beladan kurtaracağım.

Seninkileri de ben çekerim kızım!

Bak bunları söylerken ciddi değildi.

Hala Aylesbury'deki kız arkadaşın var mı?

O benim kız arkadaşım değildi.

Ve onu aylardır görmedim.

Neden?

Çünkü buradan gitmemiz lazım.

Bak.

Onu gerçekten korkunç yap.

Evet.

Ne?

İyi misin?

Hayır, sadece Lavinia'ya patladım.

Herhangi bir "yılın babası" ödülü kazanacağımı sanmıyorum.

O yaştaki kız. Sadece zor bir kız.

Hayır bebeğim. Daha fazla yok.

Bir tesisatçı veya yok edici çağırmalıyız.

Tahliye boruları tıkanmış.

Yatakta çok fazla kırıntı var.

Sence Sam, dedem ile mi?

Hayır, bebeğim, büyükbaba cennette ve Sam sadece...

...bilmiyorum, bir arkadaş buldu ya da yürüyüşe çıktı.

Ama korkmuştu. Hırlıyordu.

Bütün dişlerini böyle görebiliyordum.

- O yüzü yapma. - Aman Tanrım. Bu koku nedir?

Ne kokusu? Her şeyi yıkadık.

Nasıl koku, nem ya da kanalizasyon gibi mi?

Hayır, o şey çiftliğe çarptığı günden beri alıyorum bu kokuyu.

Belki bodrumdaki siyah küften geliyordur.

Babamın olduğu kanser koğuşu ile aynı koku.

Ölüm, dezenfektan.

Kanser kokusu. Çürüyen süt. Kokuyu biliyorsun.

Kanserin kokusunu herkesten daha iyi biliyorsun.

Ve şimdi köpek ortadan kayboldu. Bu noktaları birleştir.

Sana Sam'in Büyükbabam ile olduğunu söylemiştim!

Hayır, değil. Aman Tanrım, ben sadece...

Böyle konuşmayı kes!

Hayır, hayır, Jack, Jack, Sam iyi.

Gerçekten mi?

Tatlım, lütfen sakin olur musun?

Hastanenin eve gelmene izin vermesi bile bir mucize.

Sadece çevrimiçi olmalıyım. Tamam mı?

Yapmam gereken çok işim var.

- Baba? - Evet, ben hallederim.

Her şey güzel olacak.

Her şey güzel olacak.

Tüm bitkileri aşırı sulamamaya dikkat edin.

Size hatırlatmak için spreyi takın. Unutmak kolaydır.

Bu nedenle aşırı sulamanın asla gerçekleşmediğinden emin olmak için...

...bir zamanlayıcı ayarlamayı deneyin.

Hatta sürekli sulama her usta bahçıvanın sırrı...

...ve mevsim boyunca süren...

...tombul, sulu, lezzetli domatesleri...

...hasat etmenin anahtarıdır.

Şu güzelliklere bak. Ve bir ay erken.

Mükemmel bir düzenleme yapar.

Peach ailesi!

Bunu çok iyi yapıyorsun, Theresa Peach.

Eğer 143-9'a gidip 10'un altında tutsaydık...

...bu aslında...

Ne? Dolar değil.

Euro mu? Tanrım...

O zaman en az iki pip yayılması gerekir.

Ne? Ne?

Beni duyabiliyor musun?

Alo?

Kahretsin!

O çanak hakkında bir şeyler yapmalısın.

Kelimenin tam anlamıyla müşterilerimi kaybediyorum.

Çalışıyor olmalı tatlım. Daha bu sabah kontrol ettim.

Hayır, söylediğim hiçbir şey anlaşılmıyor.

Nate?

Nate, beni dinliyor musun?

Biliyor musun, yapmam gereken her şeyi yaptım!

Kitaptaki her lanet kurala uydum.

Ve hala bok gibi tadı var, biliyor musun ne var?!

Siktir et.

Tamam! Geliyor!

Tamam, kes şunu! Dur.

Smaç!

Biliyor musun?! O çanağa bir şeyler yap.

Pekala. Ne var biliyor musun?

Gidip uzanacağım.

Ama sadece o çanağı tamir et, tamam mı?!

Evet, bence bu iyi bir fikir tatlım.

Arpa yetiştirmeliydim.

Doğru değil mi baba?

Bir sonraki dönem belediye başkanınız olarak...

...Miskatonik'teki tatlı su havzasının inşası ile...

...kentimizin tarihindeki en büyük...

...altyapı projesini üstleneceğiz.

Baba?

Çok güzel ha dostum?

Bana yardım et.

Beni koru.

Beni buradan çıkar.

Jack?

Jack?

Jack?

Jack?

Onlara ne oluyor?

Bilmiyorum.

Git. Git. Git.

- Git! - Aman Tanrım!

Anne!

Benny?

Benny.

Aman Tanrım.

- Aman Tanrım. - Aman Tanrım.

Aman Tanrım.

Hadi...

...onları eve götürelim.

Benny, 911'i ara. Ambulans çağır.

Tamam.

Hadi acele et. Operatöre bağlan.

Çalışmıyor. Arama sesi alamıyorum.

Ne demek arama sesi alamıyorsun ya?

Ver şunu bana.

Bütün bunlar statik.

- Kahretsin! - Orada hiçbir şey yok.

- Arama sesi alamıyorum. - 911'i aramak ne kadar zor olabilir?

Evet, söyledim. Orada kimse yok!

- Ne yapacağız? - Bu sesler ne?

Kahretsin!

- Lavinny. - Vinny.

Lavinia, kendine ne yaptın?

Lavinny.

Seni pislik. Seni lanet olası pislik!

Seni pislik! Seni pislik!

Görünüşe göre onu emiyor.

Onu vücuduna yeniden almaya çalışıyor.

Bunu söyleme.

Sorun değil.

Ben buradayım anne.

Tam buradayım.

Yani, bunlardan herhangi biri nasıl mümkün olabilir?

Göktaşıdan gelen şey yüzünden oldu.

Etrafındaki her şeyi değiştiriyor.

Sadece maddeleri değil.

Zamanı da.

Zaman, bükülüyor.

Bir kara deliğe yaklaşırken olduğu gibi, değil mi?

Yani, ne kadar zamandır burada oturuyoruz?

Babamın arabaya çıkmasından bu yana ne kadar zaman geçti?

Tanrım, sanırım bizimle konuşmaya çalışıyor.

O neydi anne?

Hayır, bu işe yaramaz.

- Yardım almalıyız. - Hayır bekle.

Bu lanet yerde öleceğiz.

Araba olmuyor.

Neıdemek, araba olmuyor?

Bu ne anlama geliyor?

Bir şey gece boyunca pilin şarjını emmiş.

Muhtemelen telefon ve bilgisayarlara olan şeyle aynı.

Elektromanyetik bir alan gibi.

Artık bana inanıyor musun?

Artık neye inandığımı bilmiyorum.

Neden bu sesi çıkarmaya devam ediyorlar ki?!

Güneş ışığını sevdiklerini sanmıyorum, baba.

- Bence onlara zarar veriyor. - Bir şey yapmalıyız.

Onları yukarı çıkarmama yardım edin.

Dikkatli ol!

Tuttunuz mu?

Evet.

Lavinia, yatağı yere koy.

Anne

Biz buradayız anne.

İyi olacak.

Baba...

Sana su getirmemi ister misin?

Alpakalara bir şeyler oluyor.

Siz ikiniz Jack ve annenizle burada kalın.

Her şey kontrol altında.

Baba?

Seni orospu çocuğu.

Şimdi ailemi rahat bırakacaksın.

Ailemi rahat bırakacaksın.

Yeterince çekmedik mi?

Çekmedik mi?

Ateş kesildi.

Umarım iyidir.

O mu?

Biz iyi miyiz? Bunlardan herhangi biri iyi mi?

Dayanamıyorum.

Kes şunu.

Bu çiftlikten çıkmalıyız.

Bu gece.

Baba.

Aşağı inin, ikiniz de.

- Ama... - Dediğim gibi yapın lütfen.

Ne yapacaksın?

İcabına bakacağım.

Alpakaları ele aldığın gibi mi?

Çıkın dışarı.

Hadi.

Elinden gelen her şeyi yaptın.

Özür dilerim anne.

Üzgünüm, Jack.

- Seni seviyorum baba. - Ben de seni seviyorum.

Theresa bebeğim...

...elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.

Her zaman benim altın hanımım olacaksın.

Şimdi, ne yapacağımı bilmek ister misin?

Dışarı çıkacağım ve sana yardım bulacağım.

Söz veriyorum.

Ve sonra bahsettiğimiz o yolculuğa çıkacağız.

Tamam mı bebeğim?

Ah evet.

Yapacağımız şey bu.

Kahretsin, yapacağımız şey bu.

Yapacağımız şey bu.

Yeraltı suyunda lanet kirlenmeyi belirleyen birini umursamıyorum!

Sözleşmeler çoktan imzalandı.

- Sence bunlar... - Beni takip edin.

Bir bardak su ister misin?

Hayır teşekkürler.

Aslında bu yüzden buradayım.

Doğu Kıyısı için içme suyunun yarısı!

Ward!

Bir saniye buraya gelebilir misin?

Jake'i biliyorsun.

Anlat ona.

Bunları Gardner'ın yerinde buldum.

Aman Tanrım.

Onlara ne oldu? Yanmış görünüyorlar.

Bilmiyorum.

Jake onların bir şeyden kaçıyormuş gibi kenetlendiklerini söyledi.

Orada birkaç kuş var, beyaz kuyruklu bir tavşan.

Lanet bir kedi var.

Radyasyon yanıkları gibi görünüyor.

Kapa çeneni!

Senin sorunun ne? Hadi.

Eyer takımını getir.

Ben...

Burası gerçekten karanlık.

Ve?

O halde gidip getireyim eyer takımını.

Benny, sadece dikkatli ol.

Seni de kaybetmek istemiyorum.

Hadi.

Sülük. Kâbus. Cüce büyücü.

Adi şerefsiz.

Comet.

Bakma.

Bakma.

Sakin oğlum. Sakin!

Comet, sakin. Sakin ol.

Sakin ol.

Tanrım, Benny, neredeyse bana kalp krizi geçirtiyordun.

Com, sakin ol. Hadi.

- Comet... - Atın nesi var?

Atın bir sorunu yok.

Şu anda Comet korkman gereken son şey.

Kahretsin! Hayır, Comet.

Kahretsin.

Buradan yürüyerek çıkmamız gerekecek gibi görünüyor.

Karanlıkta?

Eski ormanlıktan 20 km mi?

Sam?

Ne yapıyorsun? Buradan çıkmalıyız.

Sam, sen misin?

Benny. Benny!

Kahretsin!

Acı çekiyor gibi.

Dayan oğlum!

- Ne yapıyorsun? - Onu terk edemeyiz.

Aklını mı kaçırdın sen?

Yapmak zorundayım, tamam mı?

Onu kovaya koyacağım sen de onu yukarı çekebilirsin.

Hayır Benny.

Hay Senin yapacağın işi.

Hayır, elini ver. Sadece bir köpek.

- Lütfen elini ver. - İki dakika sürecek.

- Geri gel lütfen. - İki dakika sürecek.

Salak.

Benny!

Burada bir şey ölmüş gibi kokuyor.

Sam?

Hadi.

Hareket ettiğini görebiliyorum.

Bu ne? Ne görüyorsun?

Hayır! Hayır, hayır!

Hayır!

Benny!

Hayır!

Hayır.

Her yerde sizi arıyordum!

Her şeyi kendi başıma yapmamı mı bekliyorsunuz, ha?

İkiniz de.

Demek istediğim, eski moda ekip çalışması konseptine ne oldu?!

Hepimiz anneniz hatrına sadece bir kereliğine beraber olsaydık.

Baba! Acıtıyorsun!

Tatlım, ben değilim.

Hayır, ben canavar değilim.

Babam gibi olmadığımı biliyorum. Biliyorum.

Lütfen beni oraya götürme.

Söz veriyorum. Ne istersen yaparım.

Ağzımı toplayacağım.

Odamı bile temizleyeceğim.

Dediğim gibi, Lavinia.

- Biz bir aileyiz. - Hayır.

Şimdi, ailelerin yaptığı bir şey varsa, birlikte kalırlar.

Şimdi anneni besle.

Baba!

Lütfen!

Lütfen!

Ama baba!

Bunu görüyor musun?

Bekle, Lavinia'nın atı mı?

En sevdiğin filmi taktım.

Bunu ezbere biliyorum.

Gözlerinde küçük bir şey var, biliyor musun?

Roma Kolezyumu'ndan sonra...

...Korsika, Malta...

...Yunan Adaları'na gitmeliyiz.

Yunan Adaları en iyisidir.

Baba!

Lütfen!

Lavinia!

Lavinia!

Asla bilemezsin.

Bay Gardner?

Lavinia?

- Kahretsin. - Ne?

Sen. Zehir bilimci.

Ben hidroloğum efendim, evet.

İyi olduğunuzdan emin olmak için geldik.

Çok naziksiniz.

Zor zamanlar geçiriyoruz biliyor musunuz?

Araba ve telefon ve Wi-Fi.

Dağda yaşam.

İçeri gel.

Theresa seni görmekten mutlu olacak.

Açım!

Açım.

Anne. Anne.

- Anne! - Açım.

Kollarına ne oldu?

Bu sadece bir döküntü.

Karın nerede?

Tam orada.

Ya ailenin geri kalanı?

Herkes burada. Hepimiz birlikte hareket ediyoruz.

Ne?

Theresa diyor ki: "Benny hariç."

"Benny şimdi kuyuda yaşıyor."

İçki? Ben alıyorum bir tane.

- Lavinia! - Anne!

Lavinia!

Anne, dur!

Ward!

Yoldan çekil.

Hayır!

Lütfen anne!

Hayır hayır!

Baba...

Onlar benim ailem değil.

Baba...

Lavinia. Lavinia! Lavinia.

Buraya gel.

Tamam. İyi olacaksın, tamam mı?

İyi olacaksın. Demek istediğim...

Kahretsin! Seni taşıyacağım.

Seni devriye arabasına taşıyacağım, tamam mı?

Aldım seni. Aman Tanrım.

Sen iyisin.

Tamam, neredeyse geldik.

Renk.

Ward!

Hayır!

Kahretsin! Babamı vurdun! Bak!

Ne yaptığına bak!

Baba.

Güzel.

Bir çiçek gibi.

İyi olacaksın baba, şimdi.

Bize yardım edebilirsiniz.

Üç Charlie bir yedi. 33 durumu var.

Lütfen beni bırakma.

Baba?

Baba?

Hiçbir sinyal almıyorum. Buradan çıkmalıyız.

Buradan çıkmıyoruz.

Hiçbirimiz.

O şey bize izin vermiyor.

Hadi baksana, bu saçma.

Bizi kalkıp gitmekten alıkoyan hiçbir şey...

Bu da neydi böyle?

Ezra'nın kabininden geldi galiba.

Onu orada tek başına bırakamayız.

Ward, yardım et bana.

Lavinia.

Seninle gelmiyorum.

Gitmeliyız.

Üzgünüm, gitmemiz gerek. Sen burada kalamazsın.

Burada yaşıyorum.

Senin için geri döneceğim.

Geri döneceğim.

Hiçbir şey.

Hiçbir şey.

- Ezra? - Soğuk ve ıslak.

Orada mısın?

Ama yanıyor.

İçeri giriyorum.

Her şeyden hayatını emiyor.

Kayanın içinde indi.

Ezra?

Kuyuda yaşıyor.

Orada büyüdü.

Ezra?

Her şeyi zehirliyor.

Her şeyi değiştiriyor.

Geldiği dünyadaki bir şeye doğru değiştiriyor.

Bildiği bir şeye.

Hepimiz bunun geleceğini biliyoruz, ama kaçamayız.

Yaşayan her şeye sahip.

Hepsi de suyu içti.

Güçlendi.

Şerif.

Kendini onlarla besledi.

Yıldızlardan geldi.

Cildi tamamen...

Hiçbir şeyin burdaki gibi olmadığı yerden.

Bu sadece bir renk.

Ama yanıyor.

Emiyor ve yanıyor.

Şerif! Hayır! Şerif!

Yanıyor.

Şerif?

Şerif?

Lavinia?

Çok güzel.

Lavinia!

Hayır, Jack!

Sıra senin Jack.

Hayır Lavinia.

Jack ile ilgili bir sorun var!

Ne kadar uzakta olduğu neden önemli? Ona bak.

Bacaklarıma mı bakıyorsun?

Sen öldün, Nathan!

Büyük bir sorun değil.

Yapma... Uzak dur.

Baba!

Hayır! Hayır!

Umarım bu yeri örten sular...

...çok derin olacak.

Ama o zaman bile...

...asla içmeyeceğim.

Şimdi tuhaf günleri hatırlayan sadece birkaç kişiyiz.

Bu yere dokunan şey, insan bilimi tarafından...

...ölçülemez veya anlaşılamaz.

Sadece uzaydan gelen bir renk...

...varlığı beyni sersemleten...

...ve bizi çılgın gözlerimizi açmadan önce...

...uyuşturan, başka alemlerden gelen bir elçiydi.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.