Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
While You Were Sleeping
Zamanlama ve Altyazılar The Dream Team tarafından Viki.com'da hazırlanmıştır.
While You Were Sleeping
Sana inanıyorum.
Kim olduğum için...Sana inanabilirim.
Ha? Tanrım.
1.Bölüm
Aptalca.
Bu gerçekten aptalca.
10 Şubat 2016 Yolda
Ne oldu? Yine mi rüya gördün? 10 Şubat 2016. Yoda. Gece. Kış günü. Daha önce hiç görmediğim uzun bir adam.
BU koku da ne? Böyle şeyleri yakmak yerine, havalandır, havalandır.
Burası bir insanın odası mı yoksa domuz ahırı mı? Ona sarıldım.
Bunun hiç anlamı yok!
Neyin anlamı yok? Gözlerini aç da buranın nasıl bir domuz ahırına dönüştüğünü bir gör.
Sırf bu yüzden domuz eti yiyemiyorum çünkü ban akızımı hatırlatıyor!
Ama anne, dinle. İlk kez tanıştığım bir adama sarıldığım rüya gördüm. Ve ilk önce sarılan kişi de bendim.
Bilirsin ben öyle kendini erkeklerin kucağına atan tiplerden değilimdir.
Tabii, bilirim. BU haldeyken kendini bir erkeğin kucağına nasıl atabilirsin sen?
Anne. Sen gerçekten benim annem misin*
Lütfen arada bir annen için çanların çalmasına izin ver. Al Hemingway! Çanlar Kimin İçin Çalıyor
Tanrım!
Nasıl biriydi? Yakışıklı mıydı?
Yakışıklıysa kimin umrunda? Benim bir erkek arkadaşım var.
Görücü usülüyle tanıştıktan sonra onu sadece iki kere gördün ve onu erkek arkadaşın olarak mı görüyorsun?
Üçüncü buluşma da da evlenirsin artık, ha?
İkili oynayanlardan nefret ediyorum, o yüzden bir daha rüyamdaki adamdan bahsetme.
İstemesen de onunla bir gün yollarınız kesişecek.
Biliyorsun, senin rüyaların her zaman gerçekleşiyor .
Hayır!
Birileri karşıya taşınacakmış diye duydum. Sanırım bugün geliyorlar.
Vayy, yakışıklı kardeşler. Kardeş mi bunlar?
Acele et ve şunları al elimden!
Bugünlerde kim yeni taşınan komşusuna pirinç keki verirmiş? Çok bayağı.
Bayağı değil, düşünceli.
Acele et ve al şunu!
Şu adam! O adam riyamdaki adamdı işte!
Ne?
Merhaba, ben daha bugün taşındım---
Lütfen gidin. Gelecekte de bu tür ziyaretleri kabul etmeyeceğiz.
Ve gelecekte oluşacak her türlü karşılaşma ve kibarlıklar da kabul etmeyeceğiz. Özür dilerim.
Vayy, bu ne bicim...
-Hey! Ben sana onlar benim pirincç keklerimi kabul etmeyecekler demedim mi? - Gülümsemedin değil mi?
Gülümsedim. Gülümsedim! Bir şapşal gibi gülümsedim.
Gerçekten mi? Öyle bir serseriyle tanışmak pek kolay değil.
-Kız mıydı? -Heee!
Onunla çıkmaya çalış Hyung, bence ikiniz biribirinize çok uyumlusunuz
-Hey. -Ah.
Anne, neden arabayı önceden alıp çıkacağını haber vermedin? Tabii li otabüse binersem geç kalacağım!
Anne, anne. O adam yine. Rüyamdaki adam!
Unni, biraz kayıp yer açar mısın?
-Onunla asla biraraya gelemem. -Pardon?
Şimdilik kapatıyorum.
Sakin ol. Onunla ilgilenmiyorum. Hiçbirşekilde.
Neden hemen yanıma oturdu?
Üç sandalye solda, üç sandalye sağda ! Bütün yerler bitmiş gibi neden benim yanıma oturuyor?
Bana mı asılıyor? Hayır, bu kadar aceleci olma. Kendini beğenmiş düşünceler sadece utanç getirir!
Beni takip etti! Bu sonuca atlamak ya da narsistlik değil
Beni yine takip etti!
Karşıda yaşayan kız savunmasızsa, o kız senin tanıdığın kız olur daha sonrasında da senin sarıldığın kız olur.
-Ben seninle ilgilenmiyorum. Kızlar buraya siz oturabilirsini.
ilgi mi?
Ciddi misin? Çocuğun onunla flört edeceğini sandı!
-Aynen! -Sessiz olun!
Ne zavallı.
Bayan, arkadaki otobüse binin. Bu otobüs gelecek durakta son durak olacak.
Biliyorum. Gelecek durakta duracak olan otobüse binemez miyim?
Romantizm kuruntusu yüzünden yine dışlandım. Bu adam seninle ilgilenmiyor bile.
Gerçekten!
Bundan sonra gelecek her türlü nezaket ve selamlaşma da kabul edilmeyecek. Özür dilerim.
Bu kadının sesi...
ah!Ah! O-o ses. Zildeki ses. Doğru! O serseri!
Geçti. Geçti. BU kadarlık utanç sorun değil.
İyi yaptın! İyi yaptın!
Anne sanırım gördüğüm rüya gerçekleşecek.
Hali hazırda o adama tutuldun mu? Senin kalbin otomatik kapı mı?
Birisi çalmadan açılıveriyor mu öyle.
Hayır! O adam bana tutuldu.
-Hangi kanıtla? - Durup dururken niye yanıma oturuverdi o zaman?
Dİğer insanlara yer açmak istediğini söyledin.
O adam tam bir oyuncu. Ciddi anlamda oynuyor.
Benim gördüğüm kadarıyla, acınacak haldesin
Hesap lütfen.
Bir kişilik samgyupsal ve kimçi. Hepsi 17,000 won edşyor.
-Buyrun. -Teşekkürler.
-Teşekkürler. - Teşekkürler.
Evet.
Ne oldu? Onu taıyor musun?
3 ay önce gördüğüm rüy.
Ahjussinin elinde yara bancı vardı.
kar yağıyordu. Sigara içmek içn çakmağını yaktığı anda alev aldı.
Ne zaman? Nerede?
O kadarını bilmiyorum. Ama yara bandı olan eliyle yapmıştı.
Yanı bu yakında demektir. Ah tanrım.
Ahjussi!
-Ahjussi, bana sigaranızı ve çakmağınızı verir misiniz? -Niye?
Sigara sizin için zararlı. Kansere neden olabilir.
Benim sigara içip içmememden sana ne?! Çekil!
Ahjussi, eğer içersen ölürsün!
Noluyor be! Bu kadınlar kafayı mı yedi! Çekilin yolumdan!
Ahjussi! Beni dinleyin! Eğer sigara içerseniz öleceksiniz!
Doğru olarak kabul edin ve benim sözlerime kulak verin. Lütfen!
Ne talihsiz!
BUnu adamdan aldım. İşe yarar mı?
Hayır, faydası yok. Bu onun seçimi ve kaderi
Kim demiş? Eğer geleceği biliyorsan, değiştirmeye çalışmalısın!
Değiştiremezsin. Bu çılgınlığa kim inanır.
Seni rüyamda gördüm.
Şu çakmak yine nereye kayboldu...
Rüyalarım her zaman doğru çıktığına göre, eğer yaşamak istiyorsa, beni dinlemen lazım.
Böyle yersiz bir konuşmaya kim inanır ki?
Babam da bana inanmadı ve bu yüzden öldü.
Geleceği değiştiremezsin.
Ne geleceğini bildiğin halde yine değişmez.
Zamanlama ve Altyazılar The Dream Team tarafından Viki'de hazıranmıştır.
Sen Uyurken
Lütfen bana bu keki verin.
Ve bize bir sürü konfeti patlayıcısı da verin lütfen!
Birini doğum günü mü var?
Unni, Savcı Jeong'un ilk günü . Kutlamamız gerek.
Kutlama mı? Bu fazla abartıdan başka--
Kesinlikle kutlamamız gerek. Hemen kutlayalım ve ulusal tatil ilan edelim.
Zeki birine benziyor.
Doğru? Her zaman doğru şeyi yapacak birine benzemiyor mu? Ondan çok hoşlandım.
Vayyy, Bayan Hyang Mi, beni üzüyorsun ama.
Benimle çalışırken, her zaman "Benim Savcı Lee'm" şeklindeydiniz. Ama şimdiden "Benim Savcım Jeong" demeye mi başladınız?
Ah, benim Savcı-- yani, Avukat Lee!
Benden alın lütfen.
Hayır yapmanıza gerek yok!
Olsun! Bugün Savcı Jeong'un ilk günü olduğuna göre onu ben de kutlayayım.
-Savcı Jeong'u tanıyor musunuz? -Tabii ki, uzun zaman önce Jae Chan'e özel ders veriyordum.
Ama Savcı Jeong öyle özel derse ihtiyacı olan birine benzemiyor ki.
Ne konuşuyorsun sen? her zaman en düşük notları ol alırdı.
-Ciddi misiniz? -Gerçek mi?
Bunu beklemiyordum.
Justice
Bak, bunun anlamı ne? Oku.
-13 sene önce- BU çok kolay!
"Just" ın anlamı "şimdi", "ice" ın anlamı "ice1. İkisini bi araya getirince....
"Just Ice." "Şimdi sen buzsun."
Ah tanrım o kadar aptal mıydı?
Aptal savcı senin için daha fazla iş demek, Hyang Mi.
Hadi ama, aptal da olsa konuştuğumuz kişi savcı standartlarında bir kişi.
Ondan gerçekten nefret ediyorum.
Hey, Savcı Jeong!
Hyung Yoo Beom?
İki sene öne değil miydi?
Ben Yeonju Şehri Savcılık Ofisindeyken, yolsuzluk davasına ve Einger IV seri katil davasına bakmakla onurlandırılmıştım
Yaptığım tek şey Şef çalışırken orada oturmak ve onura nail olmaktı.
Ah hayır bayım, öyle değil. Ve merhaba, ben müfettiş Choi Dam Dong.
Tanıştığımıza memnun oldum , ben de Jeong Jae Chan.
- Ve bu da--- - Asistan Moon Hyang Mi.
Evet, tanıştığımıza memnun oldum.
Seni buraya getiren şey ne?
Neden bahsediyorsun--bizim ufaklık altın savcı oldu. En azından seni tebrik edebilmeliyim.
Öyleyse siz ikiniz öğretmen öğrenci olarak tanışırken şimdi de avukat ve savcı olarak mı karşılaşıyorsunuz?
Öyle mi oluyor? Ben bir merhaba demek için gelmiştim, sanırım birbirimize epey yardımımız dokuncaktır.
Hatırlıyor musun? Herkes kazansın.
Bekle.
Evet, mesajı aldın mı? Sana 14ünü açık bırakmanı söylemiştim.
Ne demek niye? Sevgililer günü çünkü.
Geçen sefer bahsettiğin restaurant benim bildiğim bir yermiş meğer.
Jae Chan, "herkes kazanır" terimini biliyor musun?
"Herkes kazansın"? Çince mi?
Bu sanki babanın senin aldığın her iyi not için bana 10 dolar ödemesi gibi birşey.
O paradan vazgeç. Ölüp tekrar dirilsem bile, notlarımı yükseltemem.
Karnende oynama yapabilirsin.
Hadi ama, benim babam bir polis memuru.
EĞer yakalanırsam, ikimizide gözümüzün yaşına bakmadan hapse atar.
Yapman gereken tek şey fazla göze batmadan azar azar yükselteceksin. Hey, sonran 30. olmak yine de 300 dolar eder.
Yarısını sana veririim.
Motorsiklet almak istediğini söylememiş miydin? Kendi harçlığınla onu nasıl alabileceksin?
Bu benim için iyi birşey çünkü parayı ben alacağım. Senin için de iyi birşey çünkü sen de motorsikletini alabileceksin
Baban için iyi bir durum çünkü notların daha iyiye gidiyor. Herkesin karlı çıktığı bu duruma "herkes kazanır" diyoruz.
Bu yüzden ne olursa olsun çıkmak zorundasın, tamam mı? Pekala.
Hey, müsait olduğun zamanı bana söyle. Fantastik sushi yapan bir yere götüreceğim seni.
-Gidiyorum. -Evet, efendim!
Hoşçakalın.
Kızım Hong Joo'ya
bu yüzdn sonunda annam öldü... benim yüzümden?
Benim sebep olduğum birşey.... o kaza yüzünden?
Hong Joo!
Rüyanın gerçek olduğunu söyle! Lütfen!
Uyandır beni!
Kendine gel!
Ne yapacağım?
13 Şubat, 2016
Teyze, uzun saçlu, Annemin vasiyeti,
Benim yüzümden bir kaza oldu ve annem...
Hong Joo! Yıkanmadan önce yemeğini ye--!
Hey, gözlerin neden şişmiş? Ağladın mı?
Hayır, yatmaya gitmeden önce ramyun yemiştim. Yıkanıp geleceğim.
-Yemekten sonra yıkan. Sigarasını yakmaya çalışan adam bu patlamdan etkilendi.
Oh Dong Şehrindeki self servis benzin istasyonunda, (Sigara içerken benzin dolurmak çok büyük patlamaya neden olur)
bir adam SUV den dışarı çıkıp benzin pompasını yerinden kaldırmadan önce sigarasını çıkardı
Benzin pompasını benzin deposuna taktıktan sonra çakmağını yaktı ve gaz alev aldı.
benzin istasyonu patlamadan dolayı büyük zarar gördü. Bay Kim, 30 yaşlarında idi ve patlamadan dolayı hayaını kaybetti.
Hey, o adam. Önceki günkü adamdı değil mi?
Senin sigara içmemesini söylediğin adam, değil mi?
Hong Joo!
Hong Joo! Bırak, bırak!
Bırak! Neyin var senin?!
Anne, o adam. Aynı rüyamdaki gibi olmuş.
Biliorum, bu senin elinde olan birşey değil ki!
Değişmeyecek!
Anne, ben ne yapacağım?
Ben ne yapacağım Anne?
-Hong Joo. -Annecim.
Senin sebep olduğun bir kazada mı öldüm?
Ve sen ne zaman olduğunu bilmiyorsun?
Bana bak.
Saçına çiçek takman lazım, seni deli kız. (Saça çiçek takmak deliliğin simgesi sayılıyor)
-Ne yapsam ki? -Komik mi? Şu durum sana komik mi geliyor?
O sigara içen adamın tıpkı rüyamdaki gibi olduğunu kendin gördün! Benim rüyalarım hiçbir zaman değişmeyecek!
Bu yüzden mi saçlarını fare kemirmiş gibi kestin? Saçlarını değiştirirsen rüyalarının değişeceğini mi düşündün?
Ben hiçbir zaman bir daha saçımı uzatmayacağıım. Rüyamda saçlarım uzundu.
Aaa, kızımın saçları yüzünden güzel olduğunu hiç düşünmemiştim.
Anne!
Ah tanrım, merak etme sen. Annen öyle birdenbire ölmeyecek.
Sen benim bu dünya sahip olduğum tek şeysin, beni yalnız bırakma.
Tamam mı?
Amaan, beni küçük eniğim.
Çiçekler cidden iyi olur bence.
Anne!
13 Şubat
14 Şubat
Buketiniz hazır.
14 Şubat 2016
Teşekkürler.
14 Şubat 2016
Ne yapıyorsun?
Randevu için mi buradasın?
Ah, Hyung.
Hey, araban da mı var?
-Seni buraya getiren şey nedir? -Randevum var!
-Peki ya sen? -Ah. Şey benim de.
Yoo Beom!
Ben de yeni geldim. Aa, saçını da mı kestin?
Ne? Siz birbirinizi tanıyor musunuz?
Şey...
-İyi de sen onu nerden tanıyorsun? -Bekle.
Siz ikiniz çıkıyor musunuz?
Hmm. Doğru? Çıkıyoruz?
Evet! evet.
Hey, sen de kız arkadaşını al da çifte randevu yapalım olur mu?
-Hayır'. Ben istemiyorum! -Yapamazsın!
Tamam o zaman, boşver.
Hadi içeri girelim. Dışarısı soğuk.
Evet, girin tabii. Gidin hadi.
Biz önden girelim o zaman. Benim küçük Jae Chan'imin arabası da varmış. Sen büyüdün mü!
Gidiyorum ben.
Bu pank orta okuldayken, ona motorsikletini ben almıştım.
Vayyy, sanırım 10 seneden fazla olmuştur. Benim küçük Jae Chan'im kocaman olmuş
O motorsikleti çalmadın değil mi?
Hayır, kendi paramla aldım.
Ben sana motorsiklet alacak kadar harçlık vermemişken mi?
Kış, 2003
Kazandım.
Kazandın mı= Nereden? Nasıl?
Bayım, biz araştırırız.
Niye cevap vermiyorsun! Çaldın mı?
Hayır! Sadece karnemdi o--!
Karne mi? Ders notları.
Karnemdeki notlarla oynadım.
Hyung Yoo Beom eğer öyle yaparsam senin maaşını arttıracağını söyledi, biz de onu paylaştık.
Küçük pank. Niye yalan söyledin bu konuda?
Baban her zaman senin ne kadar akıllı olduğunu ovünüp duruyor.
Acele et ve özür dile!
Ama baba, bu kaza--
Amirim... -Amirim!
Zamanlama ve Altyazılar The Dream Team tarafından Viki'de hazırlanmıştır.
Birşey mi var? Geldiğimizden beri telefonun bakıp duruyorsun
Eve erken gitmem gerekebilir.
Annem mesajlarıma cevap vermiyor da.
Annen hasta mı?
Hayır, öyle değil. Sadece... içimde kötü bir his var.
Mumları söndürdüm.
Ocağı kapattığımdan da eminim.
Ve kapı...
- Ön kapıyı kilitlemeyi unuttum. -Afedersin?
-Kapıyı kilitlemedim. Gitmem lazım. -Bekle.
Hong Joo!
Anne!Lütfen telefonunu aç!
Hong Joo, bekle! Daha önce karda araba kullandın mı?
Hayır, kullanmadım.
Ne yapacağım, taksi mi çağırsam? Şimdi etrafta taksi var mıdır?
Anahtarlarını ver. Ben kullanırım.
-Ama hala.. - Böyle havalarda çok araba kullandım.
Hadi ama, ben sürerim.
Afedersiniz.
niye cevap vermiyor? Polisi mi arasam?
Önemli birşey yoktur herhalde.
Alo? Anne?
Niye bu kadar çok aradın?
Hayır, telefonumu kafede unutmuşum, o yüzden cevap veremedim.
Seni aptal! Buldum, o yüzden cevalıyorum!
Kiar bir adam benim için bulmuş!
Telefonunu unutma ve ben seni aradığımda bi zahmet cevap ver!
Hmmm. Birazdan evde olurum.
Rahatladım.
Annenle hep böyle yakın mıydın?
Hayır.
Yoo Beom
Eğer...Ben bir kazaya karışırsam anneme bakar mısın?
Ne demek istiyorsun? Kaza mı?
Hayır, şimdi değil. Gelecekte bir kza olabilir.
Pekala. Her ne olursa olsun, seni ve annei koruyacağım.
Oldu mu?
Gerçekten iyi misin? Hiç iyi görün müyorsun?
Anne.
Anne...
Tanrım, uyandı!
Bayan! Bayan, bizi duyabiliyor musunuz?
-Annem....nerede? -Aman tanrım, doktoru çağırın!
Yoo Beom...
Hong Joo!
Nam Hong Joo, beni görebiliyor musun?
Bu kaç?
Bu bir mucize! Noel mucizesi!
Anne.
Saçım.... Saçım neden...
Teyze, bugünün tarihi ne?
Bugün? Noel arefesi.
İyi de noel geçeli 3 ay oldu?
Bayan, tam 10 aydır burada yatıyorsunuz.
Teyze, annem nerede?
Sonra, biraz daha iyileşince sana anlatırım.
Ben iyiyim. Söyle.
Biraz daha erken uyanabilseydin.
Annen senin uyanabildiğini görebilmek için çok bekledi.
Bunun anlamı ne? Ona ne oldu?
Senin içinde bulunduğun kazada bir kişi öldü...
Oğlum!
Onu geri getir!
Benim küçük bebeğim. Acele et ve uyan.
Annen sana lezzetli şeyler yapacak.
Ölümden dolayı gerçekleşen dava masraflarını karşılaması gerekiyordu, bununla birlilte senin hastane faturalarını da.
Annen evi ve mağazayı sattı. (Kapatıyoruz: Bizi bunca zaman ziyaret etiğiniz için teşekkür ederiz)
O kadar çalışması gerekiyordu ki uyu bile uyumuyordu.
Seni kurtarmak için çok hevesliydi.
Fazla çalışmaktan sonu geldi.
Öldü mü?
Evet.
Kızım Hong Joo 'ya, 1. Cham Soon Bankası, 25.000 dolarlık banka depozitini çek ve hesabı kapat. (Şifre: 3419)
2.Gong Jin Bankası, Akıllı Sermaye hesabımdan 15.000 dolarlık hesabı kapat. (Şifre: 3419)
3. Myung Ji Hayat Sigortasın, Hayat Sigortasını iptal et. (Şifre: 3419) Sİgortacı Kim Eun Sa'Nın telefonu.... Ara ve sigorta ödemesini al
4. Kendini suçlama.
Bu bir rüya. Rüya değil m? Hemen söyle bu bir rüya değil m?
Uyanmam lazım, neden uyanamıyorum?
Bunu rüya olduğunu söyle, lütfen!
Hong Joo.
Bu rüyayı sevmedim.
Teyze, lütfen.
Kendine gel! Duruşmaya gitmen gerekebilir!
Neden bahsediyorsun? Niye duurşmaya gidecekmişim?
Arabayı kullanan ben değildim, öyleyse niye ben!?
Sen kullanmıyor muydun?
Niye durmadan benim sebep olduğumu söylüyorsun? Ben kullanmıyordum?
O kaza benim yüzümden olmadı!
Gi Yeong Hastanesi
Şüpheli Soruşturması mı? Neler oluyor?
O bayan, 10 ay sonra uyanan hani. İzinsiz Geçiş: şüpheliyi sorgulama 1 PM de başlayacak. Lütfen girmeyiniz.
Söylediklerinie göre savcı tarafından sorgulanacakmış!
- Hastane koğuusnda mı? -Tanrım.
Geliyor, geliyor.
Savı olmalı.
-Refakatçi siz misiniz? -Hayır, hayır.
Zamanlama ve Altyazılar The Dream Team tarafından Viki'de hazırlanmıştır.
Bayan Nam Hong Joo, Özel Davalar Eyleminden dolayı Trafik Kazalarının Uzlaşması araştırması nedeniyle
sizin de bilginiz üzere sorgu altındasınız.
Sessiz kalma hakkına sahipsiniz.
Eğer sessiz kalmaya devam ederseniz, suçlu sayılabilirsiniz ve bu da size mahkemede aleyhinize işleyebilir.
Ben ben olduğum için.... Sana inanabilirim.
Şu anki sorgulamada ve ilerideki sorgulamalarda avukat tutma hakkına sahipsiniz.
Anladım.
14 Şubat 2016 günü, annenizin sahip olduğu araba ile eve dönüyordunuz.
Sang Gu şehrindeki dört yol birleşiiğinde Bay Han Woo Tak'a çarpıp öldürdünüz. Doğru mudur?
Arabayı kullanan ben değildim.
Lee Yoo Beom arabada benimleydi, ve o kullanıyordu.
Evet, buna bir memur olarak buna siz de tanıklık ettiniz.
Evet. Ama bana inanmadılar.
Bu yüzden Bay Lee Yoo Beom'u da arayıp sorguladım.
Ne dedi?
Ona bir ihtimal arabayı kendisinin kullanıp kullanmadığını sordum.
En çok pişman olduğum şey de bu. Onun yerine benim kullanmam lazımdı.
Onu durdurmaya çalıştım!Ona durmadan karlı yolların kaygan olabileceğini ve kullanmamasını söyledim!
Ama durmadan annesine ulaşamadığı için acele gitmesi gerektiğini söyledi.
Öylece gitmesine nasıl izin verirdim? BU yüzden arabaya onunla birlikte bindim, çünkü merak ediyordm.
Yalan. Yalan söylüyor. O gün arabayı kullanan kesinlikle oydu!
Sürücü koltuğundaki kan lekesini de inceledik,
ve sizin DNA 'nız çıktı.
İmkansız.
Hem ambulansdaki kara kutu görüntüleri de sürücü koltuğundan sizin çıkarıldığınız gösteriyor.
Bay Lee Yok yolcu koltuğundaymış.
Yemin ederim ben kullanmadım!
Peki ya kara kutu çekimlerindeki DNA yı nasıl açıklayacaksın?
Birisi kanıtları yok etmiş olmalı.
Hong Joo, Hong Joo!
Kaza esnasında, ben kendimde değildim. Birisi beni sürücü koltuğuna taşımış olmalı
O zaman da büyük ihtimalle kendi kanlarını hava yastığından silmiş, benim kanımı oraya koymuş ve yolcu koltuğuna geçmiş olmalı.
"Birileri" diye bahsettiğiniz kişi, acaba---
Yoo Beom olmalı. Kendini kurtarmak için suçu bana yüklemiş.
"Suçu ona atmış."
Bu bir spekülasyon.
Biz süpekülasyondan çok kanıtlara güveniriz.
Maalesef ki, kanıtlar sizden yana değil Bayan Nam Hong Joo.
O zaman benim ne yapmam gerek? Yapabileceğim hiçbir şey olmadığını biliyorsunuz.
Bütün kanıtlar sizi işaret ediyor. Yapmanız gereken ilk şey itiraf.
Bu da benim yumuşamam için tek yol.
Kazaya ben sebep olmasam bile mi?
Matemdeki aile ceza bekliyor.
Sonuna kadar inkar ederseniz, cezanız daha şiddetli olur.
Lee Yoo Beom
Sana benim yüzümden birşey olursa, ben kendimi affedemem.
Bu dünyada sahip olduğum tek şey sensin, bu yüzden beni bırakma.
Tamam mı?
Bayan Nam Hong Joo! Ne yapıyorsun?!
Benden uzak durun!
Eğer yaklaşırsan, atlarım.
İnce, buraya gel! Buraya gel ve seninle sakince konuşacağız.
Konuşmak neyi değiştirecek?
Sana söyledim! Sevgililer Gününde kar yağdı!
Bu yüzden benim yerime Yoo Beom arabyı kullandı!
Birisi öldü ve Yoo Beom beni sürücü koltuğuna koydu!
Bunu kaç kere söylersem söyleyeyim, ban akimse inanmaz. Yani söylenecek ne kaldı.
Ben sana inanacağım! Ben!
Ben sana inancağım, buraya gel.
Bunların hepsi bir rüya olsaydı nasıl güzel olurdu.
Keşek bunlar senin rüyan olsaydı.
Teşekkürler, bana inanabileceğini söylediğin için.
Bayan Nam Hong Joo.
Hayır!
Hayır!
Ne kadar inandırıcı bir rüyaydı?
14 Şubat 2016
Uyandın mı?
Noluyor ya, beni korkuttun! Niye bu kadar erkencisin?
garip bir rüya gördüm, ardında kötü bir his bırakan çok inandırıcı bir rüyaydı.
Nasıl bi rüyaydı?
Karşıda yaşayan kız vardı.
Onun kaba bir pank olduğunu söylediğin günden beri bunun olacağını biliyordum. Klilşe bir romantik komedinin açılışı işte.
Şimdide senin rüyalarına mı girdi? Altyapı güzel görünüyor.
Rüyanın türü neydi? ROmantik komedi mi? Samimi bir melodrama mı?
Sakın söyleme. +18 mi?
Rüyamda ölüyordu.
Ne?
Hayır!
Bu ne... Yani gerilim.
EVet, fazlasıyla gerçekçi bir gerilim.
Gerçekçi, hadi ordan. Rüyandaki kızın öldüğünü söyledin ama o gayet iyi.
Rahatladım.
Peki Yoo Beom Hyung neden rüyana girdi? Garip bir rastlantı.
Onu bir süre önce gördüm.
Ve öylece gittin mi?! Suratını patlatman gerekmez miydi!
Sadece merhaba ve hiçbir anlamı olmayan gülümseme.
Ben olsaydım, ona küfreder ve bütün balgamı bir araya getirip onun suratına--!
Ama Hyung, Hyung Yoo Beom ve o karşıdaki kız çıkıyorlar mı?
Onları Sevgililer Gününde gördüğüme göre öyle olmalı.
Öyleyse merak edecek birşey yok.
En nefret ettiğin iki kişiyi seçtin ve en inanılmaz komployu kendin yarattın.
Bugün ayın kaçı?
14 Şubat, Sevgililer Günü.
Yeni araba aldığın gün, hani kızlarla erkeklerin hep romantik olduğu gün,
ve zavallı senin test sürüşüne gideeğin gün.
Ve senin planların mı var?
Aynen!
İptal et. Geç kalırsan seni öldürürüm.
Zamanlama ve Altyazılar The Dream Team tarafından Viki'de hazırlanmıştır.
Afedersin? Bir sürü boş koltuk var. Neden benim yanıma oturuyorsun?
Sormak istediğim bir sorum var.
Bana mı?
Lee Yoo Beom adında birini tanıyor musun?
Sen! Sen nereden biliyor....?!
Sen beni takip ediyorsun değil mi?Benimle irtibata geçebilmek için beni araştırdın değil mi?
gerçekten Lee Yoo Beom'u tanıyor musun?
Taksi!
Bekle, bana bak Bugün onu göreeksin değil mi?
Böyle yapma. Bir daha denrsen bağırırım.
B-biliyorum çılgınca konuşuyorum ama sadece beni dinle, sonra görmezden gelebilirsin!
Onunla bugün buluşma ve bugün kar yağacak sakın araba kullanma. Arabanın yanına bile gitme! Tamam mı?
Hey, buraya bak! Beni duydun mu?
İyi misiniz?
Tam bir gözetlemeci olmalı. Araba kullanıp kullanmamamdan ona ne?
Benim sigara içip içmememden sana ne?
Afedersiniz, bugün kar yağıp yağmayacağını biliyor musunuz?
Hayır. Bugün bütün gün güneşli olacak diyorlar.
Teşekkürler.
Misafirperverliğinz için teşekkür ederim.
Saat kaç biliyor musun? Seni küçük--
Hyung!
Ne? Buraya sende mi randevuya mı geldin? Araban da var demek?
Seni buraya getiren nedir?
Randevu tabii ki.
Bayan Nam Hong Joo?
Yoo Beom!
Hyung! bana sushi alacağını söylemiştin! Bugün ısmarla hadi!
Hey, şimdi zamanı değil., randevum var .
Benim randevum yok! Bugün ısmarla! Tamam mı?
Hey, neyin var senin? Bugün Sevgililer Günü.
İşte bu yüzden!
Yani, bugün gerçekten sushi yemek istiyorrum ama kendi başına Sevgililer Gününde sushi yiyen bir adam garip görünür.
Hey, Sevgililer Günüde ki adamın başbaşa sushi yemesi daha gaip görünür.
Burada ne yapıyorsun?
Geldin mi?
Sana bugün eve gitmeni söylememiş miydim?
Niye yapayım? Bir sebep göster.
Çünkü...
Bekle. Şu anki durumda kafası karışan tek ben miyim?
Gidelim, Hong Joo.
Hey, bunu başka bir gün konuşalım.
Hadi gidelim.
Özür dilerim , geç kaldım!
Hey, araban inanılmaz!
Vayy, her türlü opsiyon var mı?!
Hyung! Bugün arkadaşımın piyano resitali var . Benimle gelir misin?
Pekala! Gidelim! Bu kadar düşünceli olmayı bırakıp gidelim
Ha? Bugün kar yağacağını söylemediler.
Sana söyledim! Sevgililer Gününde kar yağdı!
Bu çılgınca gelebilir ama sanırım rüyam gerçek oluyor.
Bu sabah bana anlattığın gerilim mi?
Evet Hyung, o çılgın konuşma. Hadi gidelim bir an evvel.
Birşeyi daha kontrol etmeme izin ver. Bir kere.
Birazdan başlayacak ama!
Ön kapıyı kilitlemedim.
Ön kapıyı kilitlemeyi unuttum! Gitmem lazım.
Haklıymış. Gerekten arabayı kullanan Hyung Yoo Beomdu.
Hyung! Bayan Nam Hong Joo!
Dur!
Hyung, Hyung neler oluyor?!
Hey, hemen polisi ara. Yakında bir kaza olacağını söyle ve plakası 4773 oln arabayı durdur.
Çıldırmışssın sen! Onları arayıp ve ne ?
Onlara kardeşim bir rüya gördü ve orada kaza olacak mı diyeceğim?
Kafayı yiyeceğim.
Hyung, garip davranıyorsun. Bu kız konusunda neden böyle ısrarcısın.
Israrcılık değil, sadece--!
İçimden bir his bu kızın sonunun tıpkı benim gibi aptalca ve tek bir kelime edemeden sonlanacağını söylüyor.
Hyung Yoo Beom'la karşılaşmak senin için çok stresli olmalı, bu yüzden o rüyayı gördün.
Haklısın. Unutalım gitsin
Bundan daha ileris aslında deliliğe varıyor
Kahretsin
Hyung! Daha arabanın içinde değilim! Hyung!
Öylece gidemezsin!
Kaza mı? O ne demek öyle?
Şimdi demiyorum, ama gelecekte bir kza olabilir.
Yani ben iyi olacağım ama benden sonra annemle ilgilen
Pekala. Ne olursa olsun, seni ve anneni koruyacağım.
Rahatladın mı?
İyi de jae Chan'le aranızda ne oldu?
Geçmişte Jae Chan ile--
İyi misin?
Bir yerine birşey oldu mu?
İyi misin?
Evet.
Jeong Jae Chan, o sen miydin?
Evet. Araba kardan dolayı kaymış olmalı.
Bize bilerek çarptın, değil mi?
Hayır, sana arabamın karda kaydığın söyledim. Özür dilerim.
Hey. Hey!
Köre mi benziyorum? Bizi takip edip bunun olmasını sağladın. Nereden bakarsam bakayım bunda kasıt görüyorum.
Ama sen bütün bu bahaneleri kaldırmaya mı çalıştın?
Öyle değil.
Öyleyse ne? Öyle değilse peki ne?
Paraya mı ihtiyacın var? Bu yüzden mi kaza yapmış gibi davranıyorsun?
Ben olmasaydım sen birini öldürebilirdin.
Şu an aklın başında değil. Çıldırmışsın sen.
Bunu o motorsiklet kazası yüzünden mi yapıyorsun?
Hyung, ne yapacağız? Polisler geliyor!
Kahretsin
Polis gelirse, motorsiklet aldığım ortaya çıkacak.
Po-polis geldiği zaman, ne olursa olsun dizlerine kapan. Üzgün olduğunu söyle, ve anlaşmaya çalış.
Sen neden bahsediyorsun? Kullanan sendin, ben neden anlaşmaya çalışayım?!
Senin kullandığını söyle! BU daha inandırıcı.
Yalan söyleyeceğini mi söylüyorsun?
Hayır, jae Chan! Diyorum ki kulağa ne inandırıcı geliyorsa öyle söyleyelim!
Doğrusu bu tür kazalar
senin sebep olabileceğin türden, benim değil.
Ne demek oluyor bu? Sen yaptın!
Polis buraya geldiğinde ona gerçekleri söyle!
Oh?
Ama onlara senin yaptığını söyleyeceğim.
Hyung!
Tek bir görgü tanığı bile yok, ve buradaki tek tanıklar sen ve beniz.
O polislerin kime inanacağını çok merak ediyorum?
Neredeyse birini öldürüyordum_
BU yanılgının da bir sınırı olmalı.
Jae Chan, çıldırmış olmalısın ama artık ileri gidiyorsun, anladın mı?!
Hayır, kafam gayet yerinde.
Eğer seni durdurmasaydım, o adamı öldürebilirdin.
Ve eğer sen olsaydın, bütün olayı manipüle edip kazayı bu kzın üstüne yıkıp arabayı onun kulandığını söylerdin.
Seni çılgın serseri, sana sınırını bil dedim!
Bir katil olarak sonlanıp suçlu olurdu! Ve annesi de şoktan ölebilirdi
Ve o kadın, herşey ne kadar adaletsiz diye yanılabilir ve kendini öldürebilirdi.
Eğer konuştuğumuz kişi sen isen! Bu konuda herkesten daha yeteneklisin.
Gerçekten hiç değişmemişsin. Başkalarını suçlayıp zavallı bahaneler üretmek.
Yaptığın şey bizi neredeyse öldürüyordu.
Hayır. Bunu seni kurtarmak için yaptım.
Ve buna şu dünyada kim inanır?
Hong Joo, bu çılgın serseriye sen inandın mı?
Ve yine, seni rüyamda gördüğüme
kim inanır ki.
Rüyamda çok acı çekiyordun
bu yüzden ben de o rüyayı değiştirmeye geldim.
Bana kimse inanmaz değil mi?
Ya da ileride değiştiğimde. ♫ ♫
♫ ♫
♫ ♫
♫ ♫
♫ ♫
♫ ♫
♫ ♫
♫ ♫
♫ ♫ Çeviri: Argosy
♫ ♫
♫
♫ ♫
Ben ben olduğum için, sana inanabilirim.
♫ ♫
♫ ♫
Teşekkür ederim.
♫ ♫
♫ ♫
♫ ♫
♫ ♫
♫ ♫
♫ ♫
♫ ♫
♫ ♫ Çeviri: Argosy
♫ ♫ Çeviri: Argosy
♫ ♫ Çeviri: Argosy
♫ ♫ Çeviri: Argosy
Sen Uyurken
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.