Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Vytvorili Majesty Serials
Vytvorili Majesty Serials
Vytvorili Majesty Serials
Fırat'a ne söyleyeceğini ben derhal bilmek istiyorum.
Irmakcığım eğer sana söyleyecek olsaydım söylerdim zaten, değil mi?
Hayattaki her şeyi kontrol edemezsin, değil mi? Özellikle benim çenemi.
(Ayak sesleri)
Ne oluyor Narin?
Irmak sana ne söyleyeceğimi duymak istiyor, ısrar ediyor, anlamadım.
O zaman söyle sen de. Yani yüzyılın en büyük sırrı değil, değil mi?
-(Fırat) Sen de söyleyebilirsin belki. -Yok, yok değil, ne olacak canım.
Yani madem öyle. Irmakcığım senin için bir sakıncası yoksa pasaportunu görebilir miyim?
(Müzik)
Sana ne pasaportumdan?
-Ne yapacaksın pasaportumu? -Bakacağım sadece ya.
İstanbul'dan ayrıldığın ve geri döndüğün tarihleri bilmek istiyorum o kadar.
Ya senin ne üzerine vazifeymiş benim giriş çıkış tarihlerim.
Irmak bildiğim kadarıyla bir iki ay önceye kadar İsviçre'deydin.
Birkaç gün önce döndün, değil mi?
-Ee bundan değişik bir şey yok herhalde pasaportunda. -Yok, yok, tabii ki de yok.
(Irmak) Ama ne mana ya, ben neden Narin'e pasaport kontrolü yaptırıyorum.
Ee tamam bakalım o zaman pasaportuna buradaysa.
(Fırat) Yoksa eve gidip bakalım.
Benimle uğraşmayın.
Ne ima etmeye çalışıyorsunuz, bilmiyorum.
Ama ben kimsenin bana böyle davranmasına izin veremem, anlıyor musunuz?
Allah Allah ya, giren çıkmıyor dışarı, ne yani orada mı parti veriliyor, anlamadım ki.
-Topluluk arasında ilginç ilişkiler var. -Ne demek istediniz anlayamadım.
Vallahi kardeşiniz, Fırat Kazan'ın ilgisini çekmeye çalışıyor ama başaramıyor.
Siz de Sermet abiyle böyle uzaktan uzağa acı çekiyorsunuz.
Ne acısı ya? Acı macı yok.
Siz kendi işinize baksanıza Sinan Bey. Cık cık...
(Müzik)
(Fırat) Ben görmek istiyorum Irmak pasaportunu.
Gidelim mi hemen?
(Müzik)
Yok, yok zahmet etme Fıratcığım o kadar yolu, hiç gerek yok, ben sana söyleyeyim.
(Müzik)
Irmak zaten uzun zamandır İstanbul'daydı. Başka hiçbir yere gitmedi, değil mi?
(Müzik)
Ben buna daha fazla katlanamayacağım.
-Irmak bu doğru mu? -Bırak kolumu.
Bırak kolumu hepinizden nefret ediyorum, canımı acıtıyorsun.
Doğru, dur, acımaz!
(Müzik)
Irmak senin olmadığın dönemlerde burada bir takım şeyler yaşandı.
Senin bunlarla bir ilgin var mı, önce onu anlayalım.
(Fırat) Beni düşündürmeye başladın.
Herkes bir sakin olursa ben durumu anlatacağım.
Evet.
Irmak Hanım İstanbul'daydı.
Ama haklı sebepleri vardı.
(Deniz) Bir dakika, bir dakika ya, ben anlamadım. Sen onca zamandır İstanbul'da mıydın?
Kız ne haltlar çeviriyorsun gene sen, ha?
(Müzik)
Vallahi içeride bir mevzu var ama anlamadım gitti.
Bir de sözde senin için kutlama partisiydi değil mi bu?
Ay yok da...
...anlamadım yani.
Şadiye senin bu insanların arasında yerin yok ben söyleyeyim.
(Zafer) Hiçbirinin umurunda değilsin.
Bak, gittiler içeriye kendi kendine eğleniyorlar...
...sana, benden başkasının da faydası olmaz.
(Müzik)
(Martı sesi)
Irmak'la beraber iş yaptığımızı gizli tuttuk.
(Sermet) İstanbul'daydı.
Çünkü benim kurduğum gemi taşımacılığı şirketinin başındaydı.
(Müzik)
Anlamadım.
Anlatıyoruz Deniz Hanım, dikkatli dinlerseniz.
Anlarsınız!
Mecbur gizli tuttuk. Malum benim şöhretim ortada, kimseye yaranamıyoruz.
(Sermet) Irmak Hanım da benden rica etti.
İşler yoluna girene kadar kimsenin haberi olmasın dedi.
Öyle değil mi Irmak Hanım?
Evet, aynen öyle.
(Sermet) Biraz vurulduk, üzüldük ama sonuçta onun kararı...
...kendisini bir otele yerleştirdik, şirketi kurduk, açtık.
Mistral hepimize hayırlı olsun.
Allah Allah.
Birden bire Irmak'la çalışmaya karar verdiniz yani, öyle mi?
Niye olmasın?
Niye çalışmayayım?
On numara kız, işini iyi yapıyor. Güçlü, o kadarcık zamanda bir sürü iş bağladı.
Ondan iyisini mi bulacağım?
Onunla çalışmayayım da kimle çalışayım?
(Müzik)
Sen niye bunu benden sakladın?
Sen işi bozma diye sakladık.
Öğrenseydin bu işi de patlatacaktın.
(Sermet) O yüzden kız başı ağrımadan bir şeyler yapmak istedi. İyi misin sen?
Ayrıca benim de yurt dışına gitmiş olmam gerekiyordu...
...senin de çok iyi bildiğin nedenlerden dolayı.
Hmm anladım ben seni Sermet, anladım.
Herkes aptal, bir sen akıllısın, değil mi?
-(Sermet) Ne anladın, bize de anlat o zaman. -(Deniz) Ay Sermet Bey.
Gerçekten çok şekersiniz.
Fırat'la Irmak aynı şehirde dursun, ayrılmasınlar...
...diye yapamayacağınız şey yok, değil mi sizin?
Ama ne yazık ki onlar o zaman ayrılmışlardı.
O kadar yatırım, o kadar para boşuna gitti.
Bana ne? İster ayrı olsunlar, ister beraber.
Ben işimi yaparım, paramı kazanırım.
(Öksürme sesi)
Canım iyi misin?
Bak senin yine ağrın var belli, ben seni eve götüreyim. Hem yolda konuşmuş oluruz.
(Irmak) Olur mu?
Kim ne yapıyorsa yapsın artık.
Bu hayatta gerçekten hepinize bol şans.
Seninle de sonra konuşacağız. Bana bunun hesabını vereceksin evde.
Çıkıyorum ben, Can'a gideceğim.
(Ayak sesleri) (Müzik)
Neyse bırakmayayım ben Fırat'ı, yine ağrısı var belli, ne olur ne olmaz.
Irmak kusura bakma.
-Bir anda böyle her şeyi anlatmak zorunda kaldım. -Yo yo, çok iyi oldu.
Narin'e bir teşekkür borçluyum ben aslında.
Nasıl söyleyeceğimi düşünüyordum ben de.
İyi günler.
(Ayak sesleri)
Vallahi tebrik ederim ya. Ben senin kadar hızlı yalan uyduran hiç görmedim.
Yalan yok Narin. Her şey ortada, ticari siciller ortada, avukatsın git bak.
Beş milyon dolarlık şirket, Mistral.
(Alkış sesi) Çok güzel, parti bitti, hadi bakalım.
(Ayak sesleri)
(Müzik)
(Martı sesleri)
Hadi biz çıtırdan uzayalım.
Allah Allah ya, ne oluyor öyle, herkes gitti.
-İçeride kavga falan mı çıktı ne? -Sen tadını çıkar her şeyin.
Havalar bozuk biz de biraz, bozuğuz, haberleşiriz.
Canım bak, yine kötüsün sen, geçeyim ben o tarafa, hastaneye götüreyim seni.
Yine gerildin sen tabii Narin yüzünden.
Asıl senin bu abuk sabuk kararların beni sinirlendiriyor.
Irmak...
...senin ne işin var Sermet'le, iş yapmak falan.
Ya...
...başka insan kalmadı mı?
Canım ne var bunda?
Büyük bir yatırım yaptı o şirkete, cazip geldi teklif.
Hiçbir şeyime karışmıyor. Kendi kendime organizasyonlarımı yapabiliyorum.
-Hiçbir sorun yaşamıyorum. -Çok güzel.
Yakında görürsün uykuların kaçınca.
Fırat işten atılacağımı öğrenmiştim.
Ben düğün hazırlıklarımızı yapmaya başlayacağımızı düşünürken sen nişanı bozdun.
Sana buralardan gideceğime dair söz verdim.
Gözüne görünmemem gerekiyordu.
Hayatımın en kötü günleriydi Fırat.
Kimse yoktu etrafımda, bunları anlatabileceğim, dertleşebileceğim kimse yoktu.
En kötüsü de seni kaybetmiştim.
Sözümde durmak zorundaydım.
Bu teklif ilaç gibi geldi.
Sana burada kalacağımı söyleseydim anlamazdın, inanmazdın ki bana.
Şunları bir evlendirsem ben de, başka bir şey istemiyorum ben.
Senin manita ne yapıyor?
O iş kökten kapandı abi.
Kız saygı duyduğum birinin akrabası çıktı.
Bize nikah düşmez onunla.
Özür dilerim.
(Martı sesleri) (Ağlama sesi)
Tamam Irmak.
Üzme kendini, seni götüreyim.
Sen daha iyi misin?
(Araba sesi)
(Martı sesi)
(Recep) Ümmü, ben sinirli adamım, bilmiyor musun ya?
Bir anda oldubitti, yani geçti, bu ne, bu kadar uzattın ya?
(Müzik)
(Recep) Gülüm, ha sen benim başımın tacısın ya, her şeyimsin benim ya.
Ümmü, sen benimle başa çıkamazsın. Anladın mı?
Dükkan açacağız, malları içine koyacağız, sen de başına geçeceksin ohh mis.
Hayatım çocukların hatırına bari ya, çocuklara bak ortada kaldı, korkuyorlar ya ha.
Bırak bu olanların hepsini unutturayım sana ya, ha.
Bırak Recep!
Özlemedin mi kız kocanı?
Olmaz olsun senin gibi koca Recep.
Sen benim helalimsin.
-Recep yapma ne olur. -Recep mecep yok ya.
Recep yok. Ümmü, ben senin kocanım.
Yürü! Ses de çıkarma, çocuklar uyanmasın şişş.
Ali, Sermet Bey geldi.
(Müzik)
Bana bir çay getir, yanına da bir şeyler ver, karnım aç.
Hemen.
Sermet abi.
Sermet abi.
Yani abi, beni önce bir dinle yani.
Sonra sen nasıl uygun görürsen öyle yaparsın abi.
Abi bak.
Fırat abiyi, bu çocuğa zehirletmişler.
(Müzik)
Ne dedin?
Evet abi.
Al bak, burada da kanıtı var.
(Müzik)
Kim yaptırdı ulan bunu sana?
Abi vallahi zehir olduğunu bilmiyordum.
Bana müshil dedi. Yemin ediyorum bilseydim yapmazdım abi.
Kim yaptırdı ulan bunu?
Abi çocuk su dağıtıyor. Fırat abinin de suyunu bu çocuk dağıtıyor.
Oğlum anlatsana!
Abi o gün motorla su dağıtmaya çıkmıştım işte.
-(Güvenlik) Doksan yedi numaranın suyu mu bu? -(Sucu) Evet abi.
-Eyvallah. -Eyvallah.
(Müzik)
Hop dur, dur, dur...
(Motorcu) Bu on beş numaraya suyu sen mi getiriyorsun?
Evet abi.
(Motorcu) Hep sen mi getiriyorsun? -Evet abi, bu bölge benim.
(Sucu) Bir problem mi var?
(Motorcu) Yok koçum, bak şimdi, bana yardımcı olursan iyi para kazanırsın.
Ne bakımdan abi?
(Motorcu) Sen haftada kaç para kazanıyorsun?
Beş yüz.
(Motorcu) Tamam, bir beş yüz de benden, iyi mi?
İyi de abi, ne yapacağım ki?
(Motorcu) Bu gelen suyun içine müshil atacağız.
Niye ki?
(Motorcu) Çünkü o benim evime iki kutu hamamböceği attı...
...biz böyle şakalaşırız yıllardır, liseden beri.
Tamam da abi duyulursa benim başım yanar, işten atılırım.
(Motorcu) Yok ulan kim duyacak? Suyun içine biraz müshil atacağız.
-Vallahi bilmiyorum abi. -(Motorcu) Bin olsun tamam mı?
Tamam abi olsun.
(Motorcu) Al bakalım.
Sonra işte cebinden şırıngayla iğneyi çıkardı bana verdi.
Ne zaman?
(Sucu) Bir ay kadar oldu abi.
Bir daha görsen tanır mısın adamı?
Yok abi, hep kasklı gördüm yani.
Ne demek ulan kasklı gördüm?
Nasıl bir adamdı ulan?
Uzun mu, kısa mı, esmer mi, sarışın mı, nasıldı ulan?
Abi genç, uzun boylu.
Bir de çok iyi motoru vardı.
Ee...
İşte bana damacanaya nasıl şırınga yapacağımı filan gösterdi.
Hangi eve su getireceğini nereden biliyordun?
(Müzik)
(Motorcu) Bak buraya kadar çekiyorsun, tamam mı?
(Martı sesi)
(Motorcu) Dikkat et fazla çekme. Şuradaki delikten de enjekte ediyorsun.
(Motorcu) Dikkat et belli olmasın.
Tamamdır abi.
(Motorcu) O evdekiler dört, beş günde bir su istiyor, tamam?
(Motorcu) Al, bu da sana üç hafta yeter...
...ölçüyü fazla kaçırma, şaka yapalım derken kaka olmasın, tamam?
(Sermet) Vay şerefsiz vay.
Şeytanın aklına gelmez ulan bu.
Kaç kere verdin?
Beş, altı kere yaptım abi.
Abi ama vallahi bilmiyordum zehir olduğunu. Bana müshil dedi.
Ben sana vereceğim müshili.
(Müzik)
(Telefon) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.
Neredesin be birader?
(Müzik)
(Telefon sesi)
Efendim.
Iı iyi akşamlar Narin Hanım. Teşekkür edemeden aniden ayrıldık partiden...
...ee finali hızlı olsa da güzel bir gündü.
Lafı uzatmayı pek sevmediğinizi biliyorum Sinan Bey, buyurun.
Haklısınız. Sevmem.
Merak ettim. Epey bir karışmış sanırım içerisi.
Vallahi Sermet Irmak'ı koruma altına aldı.
Artık neyin peşindeyse, beraber iş yaptıklarını falan söyledi...
...çok inandırıcı değildi ama Fırat inandı.
Merak etmeyin.
Tek atımlık barutumuz yok sonuçta. Elbette istediğimizi elde edeceğiz. Siz sakin olun.
Ama öncelikle Sermet'in şemsiyesinden çıkarmak lazım Irmak'ı.
Vallahi Sinan Bey, Irmak kimin şemsiyesinin altında beni hiç ilgilendirmiyor, tamam mı?
Bana göre işler değilmiş bunlar.
Ben zaten kendime ters bir iş yaptım, hata ettim, dersimi aldım.
Size hayatta başarılar diliyorum, iyi akşamlar.
Yok, bu böyle olmayacak ya.
Benim Fırat'la bayağı ciddi ciddi konuşmam lazım.
(Sinan dış ses) Belki Irmak'ın kız kardeşinle ilgili yaptıklarını...
...öğrenince tekrar ilgini çeker bu konu.
Ha Irmak Hanım merhaba. Ben Fırat'ı arıyordum da.
Acaba sizin yanınızda mı diye...
Yoo, yani beni eve bıraktı, sonra gitti.
Biraz ağrısı vardı ama hay Allah merak ettim şimdi, yolda fenalaşmış olmasın?
Irmak, durum ciddi.
Birileri Fırat'ı zehirliyor.
Ne? (Müzik)
Zehirliyor muymuş?
Kim yapar bunu?
Ben de bilmiyorum, bulacağız işte. Sen hemen evden fırla.
Ben de buradan çıkıyorum, Fırat'ın evinde buluşuruz. Güvenlikte anahtar vardır.
-Açar kapıyı, gireriz içeri. -Tamam, tamam.
(Ali) Abi, ben de geleyim mi?
Yok.
Sen burada kal, interneti aç şuna, motor resimlerine falan bakın...
...kask resimlerine falan bakın, bu şekilde bulmaya çalışacağız.
Abi bir de şey yani hani...
...affettin mi abi beni, hani iyi miyiz tekrardan?
(Müzik)
İyiyiz Ali, iyiyiz, hep iyiydik.
Ha...
...bir de şunun anasını danasını arayın merak edip bunun peşine düşmesinler şimdi.
Bir de o ilacı al, tahlile gönder, o bize lazım olacak.
Tamamdır abi.
(Müzik)
(Müzik)
Güzel gece.
Parti de bize kaldı.
Aynen öyle.
Nereye abla bu saatte?
Fırat'ı geri almaya, bu iş fazla uzadı.
Abla delirdin mi? Gecenin bu saatinde nereye?
Delirdim Şadiye delirdim, delirttiler sonunda.
Allah Allah ya. Hayır sabahtan beri bir iş dönüyor ama hadi bakalım hayırlısı.
Vay be, hayat bu evde bayağı rahat arkadaş ha.
(Zafer) Ben anlamadım bu işi gitti.
Zaferciğim.
Şimdi ablam, Fırat abiye ilkokuldan beri aşık...
...Fırat abi de ablam için yanıp tutuşuyor ama arada bu kılçık Irmak var.
Şimdi ablam nereye gitti, o kılçığı ayıklamaya.
Anlaşılmayacak bir tarafı yok yani olayın.
Ben düz bir insanım Şadiye.
Böyle oyuncaklı işlere kafam basmaz benim.
Zaten ben onu anlamalıydım, benimle evlenmeye kalkmandan.
Şadiye bu işin şakası olmaz.
Hayır beni komik buluyorsan söyle, hiç uzatmayalım bu işi, gerek yok.
(Müzik)
(Müzik)
(Recep) Niye surat asıyorsun ya, ha?
Ben senin kocanım.
Alacağını aldın Recep, rahat bırak beni.
(Müzik)
(Ağlama sesi)
(Ağlama sesi)
Biz seninle ilişkimizi bir barışmak, bir ayrılmak üzerine kurmuşuz.
Bundan besleniyoruz ama bizim bu kısır döngüyü kırmamız gerek.
İyi bir daha barışmayalım o zaman.
Ya da bir daha hiç ayrılmayız.
Kızım sen beni o herifle aldatmışsın. Daha ne konuşuyoruz biz.
Ay yok.
Aldatma falan yok bir iki mesajlaşma.
O da senden ayrıyken ayrıca yanlış adamla.
Ne demek yanlış adamla?
Ali atmış o mesajları.
Beni biliyorsun laf olsun öyle diye eğlenmek için dalga geçmek için o kadar.
Kızım manyak mısın?
Bende diyorum kel alaka.
Can...
...sen beni seviyor musun sevmiyor musun onu söyle.
Seviyorum tabi ya sevmesem niye katlanayım böyle manyaklıklarına.
Tamam.
Ya ne istiyorsun fantezi mi bu ha?
(Can) İlgini çekmek için illa haydut mu olacağız.
Eğer öyleyse söyle iki adam kaçırayım sıkıyım yani topuklarına.
Aman be.
Bak o ayıyı hayatımız da istemiyorum. Bir daha görüşmeyeceksin konuşmayacaksın.
O herifi tamamen hayatımızdan çıkartıyorsun anladın mı?
Yani bende zaten...
...sadece ikimiz olalım istiyorum. Biz olalım istiyorum o kadar.
(Telefon sesi)
Efendim Irmak.
Deniz, Fırat'ı zehirliyorlarmış.
Ondan bu hale gelmiş ben evine gidiyorum şimdi telefonuna ulaşılamıyor.
Ne?
Ne demek Fırat'ı zeh... kim zehirler Fırat'ı ya ne demek o?
Bilmiyorum, bilmiyorum Deniz, bilmiyorum. Sermet Bey söyledi işte, o da beni orada bekliyor.
Deniz ya başına bir şey geldiyse ya çok kötü bir iş olduysa.
Tamam canım tamam sakin ol bir şey olmamıştır bak...
...onun kafası bozuktu telefonunu kapatmıştır evdedir.
Panik yapma sen biz hemen çıkıyoruz.
Tamam tamam ara beni. -tamam hadi.
-Fırat'ı zehirliyorlarmış kalk kalk. -Hay da...
Zaten ama garip garip sancıları vardı normal bir şey...
...değildi o kadar kıvranmaları bir şey vardı çocukta.
Nereden anlamışlar zehirlediklerini.
Sermet Bey söylemiş.
Ya hepsi toplanmış eve gidiyorlarmış hadi çıkalım.
Ay çocuk öldü mü kaldı mı? Acaba ne oldu? Allah Allah.
(Müzik)
-(Irmak) Allah'ım ne olur içeri de olsun. -(Sermet) Aç şu kapıyı aç hadi hadi.
(Sermet) Fırat!
(Sermet) Fırat!
(Sermet) Fırat!
Fırat.
Fırat.
Birader neredesin ya?
La havle vela kuvvete illa billlahil’aliyyil’azim.
(Sermet) Fırat!
Yok yok gelmemiş buraya.
Senin evden buraya kadar olan yolları bütün her tarafı arayacağız.
Ali.
Ne kadar adam varsa hepsini sokağa dök Fırat'ı arayacağız.
Tabi abi hemen.
Ne olmuş?
Dur gülüm bir dakika önemli işim var.
Alo.
Mahmut kim var kim yok doldur arabalara bende geleceğim birazdan hazır bekleyin beni tamam.
Bak öyle su vermek için falan da olsa şu çocuğun kapısını açmıyorsun tamam mı?
Bak çok önemli kaçar maçar tamam. Ben geleceğim.
Sinan, bu oğlanı bu gece bulmamız lazım.
Kim var kim yok dök sokağa.
-Tamam ilgileniyorum ben hemen. -(Sermet) Eyvallah.
(Müzik)
Ben çıkıyorum.
Bende sizinle geliyorum elim kolum bağlı bekleyemem burada.
Deniz'le Can'ı arayım onlarda yoldalardı baksınlar gelirken.
(Irmak) Allah'ım ya.
A a Fırat'ın arabası değil mi bu?
(Müzik)
Ablan böyle yalnız mı bırakacak seni ilk günden?
İçeriden çıkar çıkmaz.
Ne bileyim ben ya?
Gelir herhalde birazdan. Hem seni niye ablama taktın ki?
Canı istemezse de gelmez. Reşit bir insan sonuçta değil mi?
Sık sık gidiyor mu böyle Fırat'ın evine?
Sakıncası mı var?
Adamın başka sevgilisi var. Narin ablada hala peşinde koşuyor.
Vay be...
Ya...
...ya Zafer.
Gördün mü gör bak tanı bizi işte biz nasıl insanlarız.
Sen hastasın ha?
Vallahi.
Ya sen benim gibi bir kadınla evlenmeye kalkıyorsun.
Ablam Fırat abiyle iki laf konuşmaya gitti diye olay yaratıyorsun burada.
Şuursuz musun ya sen?
Beni ezmeye mi çalışıyorsun sen Şadiye?
Ben senin geçmişini silmeye çalıştıkça burnuma mı sokacaksın böyle.
(Müzik)
Ya öyle değil...
Bile bile geldim ben sana kızım bile bile aptal değilim.
Bile bile geldiysem de daha fazla yüzüme vurma. O iş bitti.
Hem o iş bitti hem de mevzusu bitecek.
Güzelliğini de saçma böyle ortalığa bozuk para gibi.
Ben senin elinden tutup kaldırmaya çalıştıkça kendi bataklığına sokmaya çalışma beni.
Buna senin gücün yetmez.
Sen kaldıracaksın kafanı insan gibi haysiyetinle onurunla yaşayacaksın.
Başka şıkkın yok.
(Müzik)
Nasıl olacak ki bu Zafer?
Nasıl olacak?
(Irmak) Kim niye zehirler ki Fırat'ı anlamıyorum ya?
Hayırlısıyla Fırat'ı bulalım da hepsini tek tek öğreneceğiz.
Size de bir teşekkür borçluyum bu arada.
Son dakika kurtardınız beni Narin'in pençelerinden.
Yoksa Fırat'ın gözünde değerin düşecekti.
Sonra...
...sonrasını da boş ver ya.
-Yalnız Narin fena saldırdı sana. -Elinden geleni ardına koymasın.
Arkadaş nerede bu çocuk ya?
(Sermet) Nerede bu çocuk ya?
(Korna sesleri)
Bilinen bir düşmanı var mıymış? Kim yapmış diyorlar?
Ne bileyim.
Tuhaf yani bak şimdi düşünüyorum. Mesela benim bir tane düşmanım olsa...
...öldürmek istesem onu yani niye yavaş yavaş öldüreyim değil mi niye zehirleyim...
...hiç aklıma gelmezdi zehirlemek böyle çekip çıkardı mı vururum yani.
(Araba sesi)
(Müzik)
-Abi arabayı buldum ben. -Fırat iyi mi?
(Sinan) Fırat Bey yok arabanın içinde.
-Nasıl yok ulan? -(Sinan) Yok abi.
Nasıl yok oğlum? Sağ sola bakın orada bir yerdedir nasıl yok?
-(Sinan) Abi yok işte. -Neredesiniz siz?
-(Sinan) Evinin yakınlarında abi. -Geliyorum.
Ne oldu bulmuşlar mı?
Fırat yok?
-Arabayı bulmuşlar -Fırat yok?
Nasıl yok ya?
Nasıl yok ya?
(Müzik)
(Vapur sesi) (Martı sesi)
Ben tabi gazete haberi okuyunca bende böyle ampul yandı.
Gittim baktım damacananın kapağında iğne deliği var. Sucuyu da sıkıştırınca konuştu.
Derdi neymiş Fırat'la?
(Ali) Yok ya çocukcağızın bir derdi yok. Şaka maka yapacağız diye kandırmışlar da...
...adamı teşhis edemiyor kafasında kask varmış.
Bir dakika ya buradaki içme suyunda mı varmış zehir.
Bende kaç kere içtim o sudan.
İlk seferden bir şey olmuyor herhalde de işte tahlile...
...yolladık geri gelince neyin ne olduğu anlaşılacak.
Ya acaba bu zehirleyenler mi kaçırdı çocuğu ha?
(Can) Polisten de haber çıkmadı daha?
Ustam hoş geldin.
Ustam, bunlar senin herhalde sabah kapının önüne bırakmışlar.
-Ne oğlum bunlar? -Bilmiyorum ki.
(Şadiye dış ses) Bu yemekleri çok beğenmiştin. Isıtır yersin öğlene.
(Çırak) Neymiş ustam bunlar.
Öğle yemeği.
Al koy dolaba da ısıtır yeriz öğlen.
Allah yemeklere bak.
Usta kimden bunlar?
Oğlum üzümünü ye bağını sorma. Git koy dolaba şunları.
-(Zafer) Bana da bir tane çay ver. -(Çırak) Hemen usta.
(Müzik)
Deniz, ya başına bir şey geldiyse.
Ya yığılıp kaldıysa bir yere ya? Ya öldüyse?
Ya Irmak ya bırak böyle konuşmayı hep kötü kötü şeyler düşünüyorsun yani.
Duydun polisleri.
Her yerde arıyorlarmış hastanelere de bakmışlar tamam.
(Can) Bari size kahve falan yapayım. Bizi ancak o paklayacak.
Hoş geldiniz.
Hadi atıştırmalık bir şeyler ayarlayalım. Daha kahvaltı etmedik öğlen oldu baksana.
Ya Irmak ben bir şey söyleyeceğim.
Şu zehir mehir işine çok inanmıyorum galiba ben şimdi bunlar pis işlerle uğraşıyorlar ya...
...acaba bir numara falan çeviriyor olmasınlar.
Deniz, sen ne diyorsun ya?
Ne oyunu ne numarası ne pis işi adam yok ortalar da sen hala ne diyorsun ya?
Heriflerde ki küstahlığa bak. Biz...
...annemin acısıyla, babamın derdiyle uğraşırken...
...herifler elini kolunu sallaya sallaya eve giriyorlar.
Adamları darp ediyorlar.
Dosyaların hepsini talan etmişler ki büyük ihtimalle...
...bu dosyaların hepsinin kopyasını almışlardır.
Utanmadan...
...böyle bir not bırakmışlar.
Hayır ben anlamıyorum bir insan kendini nasıl olurda kanun bu kadar üstünde görebilir.
Bildiğin haneye tecavüz.
Bir de dalga geçermiş gibi...
...yazılı imzalı not bırakmışlar.
-(Bip)bu adamlar baya benle dalga geçiyorlar. -Kapıdaki adamlar kimseyi görmemişler mi?
Yok.
Beyefendiler gafil avlanmış.
Benden korkularından hiç bir şey söylememişler...
...eve gelmesem hiç bir şeyden haberim olmayacaktı.
Beyler, mahkemede Fırat Kazan'ı paçavraya çevirmenizi istiyorum.
Sizin bundan sonra ilgileneceğiniz tek iş bu tamam.
(Müzik)
Abla.
Abla.
Ee...
(Telefon çalma sesi)
Açsana telefonu abla ya.
(Telefon) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.
Ee Fırat abiye de ulaşılmıyor.
Deniz abla ya ablamı arıyorum ben kaç saattir ama ulaşamıyorum.
Fırat abiye gidiyorum diye çıktı sana mı geldi acaba.
(Şadiye) Ee Fırat abiyi de aradım ulaşılmıyor ona da.
Yok ya ne zamandır yok o?
(Şadiye) Ya işte dün siz gittikten sonra çıktı hemen arkanızdan.
Şimdi eve geldim ben baktım odasına yok.
Yani çok merak ediyorum ama sen de bilmiyorsun herhalde.
Yok vallahi.
Ee şey bak merak ettim bende şimdi.
Bir haber alırsan beni de ara tamam mı haber ver?
(Müzik)
(Müzik)
Narin.
(Müzik)
Narin.
İyi misin?
Neyin var senin?
(Deniz) Kim bu kız kardeşin mi?
Çok mu özledin?
Şadiye.
Ne yaparız biliyor musun?
Sabah erkenden atlarız arabaya gideriz. Senin bu kasaba buradan kaç saat sürer ki.
Yok gidemem ki.
Senin...
...bana söylemediğin bir yaran var değil mi?
Anlatmak istersen ben seni dinlerim.
Bir zamanlar çok büyük bir ailem vardı benim.
(Müzik)
Kapatın ulan şu ışığı uyuyacağım!
İşim bitmedi daha sen çek yorganı kafana yat uyu.
Vallahi ben uyurum da...
...babam gelir şu ışığın açık olduğunu görürse ne der?
(Mehmet) Bilmiyorum. -Babam uyudu bile.
Neyse ben söyleyeyim de.
(Recep) Niye açık ulan bu ışıklar düğün evi gibi ha?
Alo...
-Efendim. -Efendim.
Işıklar diyorum niye açık?
Uyuyakalmışız özür dilerim.
Yatın zıbarın benim canımı sıkmayın ya.
Abla.
Efendim.
Yanına geleyim mi?
Gel kız gel gel.
(Narin) Al şunları da koyu ver oraya.
Çok korktum yine vuracak diye.
Korkma be ablam ben senin yanında değil miyim?
Hadi şimdi uyu benim prensesim.
Ben size dedim mi demedim mi?
Ya sen şu çeneni kapatıp yatıp zıbarır mısın?
(Müzik)
(Horoz sesi)
-Şadiye. -Hı...
... ne var ben daha uyuyacağım.
Şadiye kalk diyorum sana.
(Şadiye) Abla, abla ne yapacağız?
Abla abime sakın söyleme bak beni herkese rezil eder.
Ben sana gece gece o kadar içme dedim değil mi Şadiye?
-Abla ne yapacağız? -Tamam üzülme.
Tamam geçecek.
Ya bir şeyler yap kimse öğrenmesin.
-Sen beni burada bekle ben geleceğim. -Nereye abla?
Dur be Şadiye'm.
(Müzik)
-Tut şunu kız. -Ne yapacağın abla?
Ay abla ne yapıyorsun?
-Abla ne yaptın ya? -Aman be Şadiye yani.
Hep senin bu sakarlığın yüzünden.
Ne oluyor kız?
Hi...
-Ne yaptınız siz böyle? -Anne senin bu sakar kızın var ya?
Ben böyle getiriyordum. Ondan sonra elime çarptı. Bütün su dökülüverdi böyle.
Çabuk çabuk.
Üstünüzü değiştirin sırılsıklam olmuşsunuz.
Hasta olacaksınız başıma.
Allah Allah ne bu hal?
Aman dikkat Şadiyem.
Cık, cık, cık, her yer su olmuş. Sırılsıklam olmuş be.
Püü Allah...
Hayır, yatağın içinde su mu içilir hiç?
Cık, cık, cık.
Bir sürü iş çıkardınız başıma.
Allah Allah.
Allah Allah.
Böyle olmaz biliyorum ama...
...seninle çok ciddi bir şey konuşmam lazım.
Ben ölüyorum sana.
Böyle gözümü açsam sen.
Kapasam sen.
Çok fena aşık oldum ben sana.
Sahi mi abla?
Aşık mı oldun sen bana?
Şadiye içine ettin hayalin, tamam mı yani?
(Şadiye) Gözünü kapadığında da mı Fırat abiyi görüyorsun?
Hay Şadiye hay. Görüyorum işte var mı diyeceğin?
Sanki ben çok mu istiyorum sanıyorsun her gözümü kapattığımda onu görmek.
Ama ne yapayım?
Bak işte orada duruyor.
(Narin) Bana bakıyor.
Böyle uzaktan uzaktan gülüyor yüzüme...
...elini uzatıyor...
...Narin diyor.
Başka ne diyor kız?
-Abi. -Abi ya.
Kim o gözünü kapatıp sayıkladığın yar ha?
Kimse.
-Narin bana yalan söyleme. Kırarım senin bacaklarını. -Ya yalan borcum mu var sana?
Oyun bu oyun.
Evet abi, oyun bu.
Okulda öğretmen şey etti bunu, biz bir şey hazırlıyoruz ondan sonra böyle oyun...
...ondan sonra ben de rolüme çalışıyorum. Burada kör bir kızı oynuyorum, ondan dolayı.
Ne biçim oyunmuş bu ya?
O biçim işte abi.
Ne demek ulan o biçim?
Bana bak Narin, annem pazara diye çıkmış evde kimse yok.
Babam, çağır kızları gelsin yemek ısıtsınlar dedi.
Sanki evde çok yemek var da bir de ısıtması eksik kaldı.
Hadi Narin, hadi.
Yani bir rolümü çalışamadım teşekkürler.
(Müzik)
İyi ki geldin kız. Ölecektim açlıktan.
-Afiyet olsun. -Olsun.
Recep dur, elin ayağın bir dursun Recep.
Çocuklar gelecek.
(Mehmet) Yürü, Allah Allah.
Neredesiniz ulan siz ha?
Ümmü ablanız olmasa öleceğim açlıktan ya. Allah cezanızı vermesin ya.
Siz ne biçim çocuksunuz ya? -Afiyet olsun.
Ben gideyim.
Annem yokken gelir gider oldu bu Ümmü ablada.
Kadıncağız iyilik namına şey yapıyor.
-Baba. -Ha.
Biliyor musun, Narin oyun oynayacakmış.
-(Recep) Ne oyunu ulan? -(Mehmet) Vallahi bilmiyorum.
(Mehmet) Öğretmen söylemiş öyle aşk maşk diyordu...
...oynasana kız, tepede ne güzel oynuyordun.
Kör bir kızı oynayacakmış baba.
Oyna bakayım ulan. Artist mi olacaksın?
Kalk!
(Müzik)
Bak görüyorum onu.
O da beni görüyor.
Ha.
(Narin) Öyle uzaktan uzaktan gülüyor bana...
...ellerini uzatıyor...
...Narin diyor.
O da beni seviyor biliyorum.
Gözlerim görmese bile seviyorum onu.
Seviyorum.
Seviyorum.
-Aferin ulan, ne güzel oynuyorsun. -Bu da böyle dünya klasiklerinden şey.
Güzel, sevdim.
Ben ne yapayım, şey yapayım.
-Çay koyayım. -Koy.
Kalk kız!
Aferin.
Dünya diyor, klasik diyor, bir şey diyor, seviyorum diyor oynuyor.
Sen, top oynayamıyorsun, topa vuramıyorsun, habire ye.
Iıı Fırat öğrenmeden babam öğrendi onu sevdiğimi.
Ama bak göreceksin Fırat'la benim aşkım dünya klasiklerinden olacak.
-Hem de en es sahnesinden. -İnşallah.
Ayy...
Ne oldu?
Onlar da öldü mü benimkiler gibi?
Yok, ı ıh. Önce babam sonra da ben terk ettik onları.
Babam başka bir kadına kaçtı.
Ben de gitmek zorunda kaldım, bana yaptıklarından dolayı.
Ne olacak ki canım? İyi olduklarını biliyorsun sonuçta.
Yapayalnızlar ama orada. Ne yer ne içerler, bu soğukta neyle ısınırlar?
Ama onlar da beni mecbur bıraktı. Gitmek zorunda kaldım, ne yapayım?
Çok kötü şeyler yaptılar bana. Ben de onlarsız kaldım bu dünyada.
Tek başıma, kimsesiz, sevgisiz.
(Vapur sesi)
(Fırat) Alo Harun amca, ben Fırat. Nasılsın?
Ben seni şey için aradım, bu benim problemlerle ilgili hayırlı bir haber var mı diye.
Ya Harun amca, ben yılbaşı tatilinde İstanbul'a dönmek istiyorum ya.
Ya nasıl sıkayım dişimi Harun amca ya? Benim haberim olmayan işler yüzünden...
...başıma gelen şeylere bak ya.
Burada sürgünde gibiyim resmen. Neyse, sen bir şey olursa ararsın beni.
Allah kahretmesin ya.
(Deniz) Bu kim peki? Abin mi?
Fırat.
Dünyadaki en büyük aşkım.
Bakayım.
(Deniz) A, yakışıklı çocukmuş ha. Sen kaç yaşından beri seviyorsun bunu?
12 yaşımdan beri.
Ay Allah senin müstahakkını versin ha.
Nerede şimdi?
Bilmiyorum.
Nasıl bilmiyorsun be?
Gerçekten bilmiyorum. Gitti.
(Narin) Hiçbir şey söylemeden, haber bile vermeden çekti gitti.
Amerika'ya gitti okumaya herhalde, bilmiyorum.
Çok üzüldüm ya. İnsan nasıl tutar bu kadar acıyı içinde?
(Deniz) Narin, bu akşam senin yanında yatmamı ister misin ha?
(Deniz) Hadi yatalım. Hadi gel. Toplayalım şunları.
(Müzik)
Uyumak istiyorum. Uyumak, her şeyi unutmak istiyorum.
Bak, böyle bir hap olsa, akşam yutsak, sabah tertemiz bebek gibi...
...taptaze uyansak ha. Hiçbir şey hatırlamasak.
He, he. Çok güzel olurdu gerçekten.
Heh, sonra aradan yıllar geçtikten sonra...
...birine rastladığında da "Yani sizi bir yerden gözüm ısırıyor ama, nereden acaba?" dersin.
Şahane bir intikam olurdu. Hah, bayıldım. Hap.
(Müzik)
Sağ ol.
Narin de ortalarda yokmuş.
Şadiye aradı söyledi. Geceden beri kayıpmış.
Hoppala...
Fırat'a diye çıkmış evden.
E tamam onlar beraberdir. Olay çözüldü, sabahlamışlardır işte.
(Irmak) Kim sabahlamış ya?
Şadiye ile Zafer. Partiden sonra oturup konuşmuşlar sabaha kadar. Narin aradı söyledi.
(Irmak) Bize ne canım o fahişenin mahalle aşkından?
(Irmak) Narin bitti, şimdi kız kardeşinin mi derdi başladı?
(Avukat) İsterseniz hemen dava açabiliriz. El yazısı uzmanlarına bu...
...belgeyi inceleterek Fırat Kazan’ın olduğunu ispat edebilirsek...
(Atıf) Hiç vakit kaybetmeyin. Hemen dava açın.
Suç duyurusunda bulunun, üzerine de diğer davayı açalım. Biraz canlarını sıkalım.
Yalnız bu süreçten kimsenin haberi olmayacak. Özellikle babamın. Tamam mı?
Ben kendim konuşacağım.
(Müzik)
(Melek) Eminsin değil mi tek başına kalabileceğine?
(Şadiye) Kalırım tabii canım. Ne olacak ki?
(Öksürük sesi)
Hazırım ben.
(Melek) Tamam, hadi.
(Mehmet) Yavrum görüşürüz. Biz döneriz akşama artık ölmez sağ kalırsak.
Öyle deme öyle ya.
Lafın gelişi söyledim be.
(Mehmet) Dur kız, boğacaksın beni. Ne oldu içinden mi geldi sabah sabah?
Abi ben seni çok seviyorum. Çok fazla, biliyorsun değil mi?
Biliyorum tabii Şadiyem. Abin de seni çok seviyor.
Hadi görüşürüz akşama.
Görüşürüz akşama.
(Müzik)
(Kapı sesi)
(Araba sesi)
Abiciğim, affet beni abiciğim.
(Müzik)
Yapamam. Bebeğimi veremem ben öyle kimselere.
Kimselere veremem.
Abime ne olacak?
(Melek) En azından pes etmeyeceğiz Şadiye tamam mı? Mehmet'in de pes...
...etmesine izin vermeyeceğiz. Senin de güçlü olman gerekiyor. Bak bu süreçte...
...sana da çok iş düşüyor.
Ya ben ne yapabilirim ki?
Bir kere, kesinlikle onun yanında ağlamayacaksın Şadiye. Yalnız...
...başınayken ne yaparsan yap ama asla onun yanında ağlama. Tamam mı?
Bak Şadiye, üzüntü bu hastalığın en büyük düşmanı.
Allah'ım ne yapacağım ben ya?
(Müzik)
Abi...
Yavrum.
İyisin sen.
Ben iyiyim de amma uyudun be Şadiye ya.
(Mehmet) Ben iyi olmasına iyiyim de sen niye ağlıyorsun yine ha? Ne oldu, yine ne oldu?
Kurumadı gitti ya şu göz pınarların, kurumadı gitti. Yine dinlemiyorsun hiç abini...
...ağlıyorsun.
Şadiyem çocuğun iyi. Hem de çok iyi durumda.
Abi nerede o? Bir kerecik görseydim uzaktan.
Kaç kere konuştuk bunları? Geçmişe mazi, geleceğe Niyazi derler. Hehe.
Oho Şadiye. Yine senin yüzünden geç kaldım ya.
Yani ne yapıyoruz? Önümüzdeki maçlara bakıyoruz tamam mı?
Ben antrenmana kaçtım. İyi bak kendine tamam mı?
(Müzik)
Abi...
Abi...
Ablacığım neredesin?
(Kuş sesi)
(Müzik)
Epey uyudun. Çorba yaptılar senin için. İç biraz sonra tekrar uyursun olur mu?
Vallahi burası çok huzurlu, çok iyi geldi bana. Uzunca bir süre kalacağım burada.
Sen de kalsana benimle.
Sen bir iyileş, kendine gel de bakarız.
Sen bütün gece benim başımda mı bekledin?
Uyudum ara sıra.
Amma uyumuşum ya.
Ne oldu ya dün gece? Bir arabaya bindiğimi hatırlıyorum ve böyle yollar falan.
Fırat'ın arabası değil mi o?
(Kapı sesi)
Fırat, Fırat. İyi misin Fırat?
Narin, Narin götür buradan.
Seni hemen hastaneye götüreceğim.
(Fırat) Hayır. Narin beni Ulupelit'teki otele götür.
Bu şehirden uzak kalmak iyi geliyor bana.
Birileri var peşimde bana bir şey yapıyor.
(Fırat) Evden uzak kalmam gerekiyor. Evde bir şey var.
Senin arabanla gidelim. Bu arabada da bir şey olabilir.
Bu halde olmaz.
(Fırat) Hadi Narin.
(Kapı sesi)
(Araba sesi)
Ama şimdi güzel.
(Kapı sesi)
Gel.
(Ayak sesi)
Nasıl oldunuz Fırat Bey?
Vallahi şahane uyudum. Çok teşekkürler.
(Melike) Dün gece çok korkuttunuz bizi. Şimdi daha iyi görünüyorsunuz.
(Fırat) Allah.
(Melike) Narin Hanım siz de hiçbir şey yemediniz bütün gün. Buyurun...
...restoranda bir şeyler hazırlattım sizin için. Hem biraz da dinlenirsiniz.
Ben ilgilenirim Fırat Bey ile. Hem çok uykusuz görünüyorsunuz.
Yok, yok önemli değil. Fırat yesin önce, ben sonra iner bir ara yerim. Teşekkür ederim.
Peki.
(Müzik)
(Narin) Fırat, hadi çorbandan iç bir kaç kaşık.
Biliyorum paranoya oldun, yemek içmek istemiyorsun ama.
(Fırat) Burada güvendeyim ben merak etme. Vallahi acıkmışım. Sen?
Ben yerim sonra.
(Sermet) Arkadaş nerede bu çocuk? Nasıl kimse bulamaz ulan?
(Ali) Abi, Sinan, Sinan'ın adamları, polisler, bizim çocuklar, herkes her yeri...
...didik, didik etti abi. Yok bulamıyoruz abi Fırat abiyi. Yer yarıldı...
...yerin dibine girdi adam.
Ulan bu zehir işini yapanlar çocuğu kaldırmasınlar.
Vallahi belki de abi, bilemiyorum ki şimdi.
Hadi, sen bu çocuğu sal gitsin. Yalnız takibi bırakma.
Fırat'ın evine de güvenlikten su söyle.
Güzel akıl abi. Ben şimdi hallediyorum hemen.
Ali, yalnız çocuğa bir şey çaktırmayın. Her şey yolunda zannetsin.
(Sermet) Belli ki o da kim olduğunu bilmiyor.
Peki abi.
(Müzik)
Bunlar kesin kaçtı.
(Müzik)
(Ayak sesi)
Deniz Hanım.
Deniz Hanım uyanın.
Ya... Dur ya Fatoş uyuyacağım dur.
Ama hastane randevunuza geç kalacaksınız.
O gün bu gün mü?
(Fatoş) Evet.
Şişt Narin. Kalk, kalk, kalk.
Kalk hastaneye gideceğiz kalk.
Ne oluyor ya?
Alçı çıkacak bu gün alçı. Hadi gideceğiz.
Hadi gidelim.
(Müzik)
Hadi bir şeyler atıştıralım çıkalım hemen.
Gel.
Ay yok yok, hiç aç değilim. Ben yemeyeceğim.
Aa, Sen?
Yok, yemeyeceğim.
Hayret.
Deniz Hanım, beni işten atacak mısınız?
Ne oldu? Niye bir şey mi yaptın?
Yok hayır.
Ee, niye atayım o zaman?
Ya şey, Narin Hanım'ın alçıları çıkıyor ya bu gün. O bakımdan.
Fırat'cığım...
Ee... Ay, Mithat. Ay, Rıfat canım, canım...
...canım biz seni koltuk değneği olarak almadık ki Narin'e ha.
O senin geçici görevindi. Şimdi asli görevin başlıyor.
(Deniz)Böyle bizim sağ kolumuz gibi, asistanımız gibi, şoförümüz gibi bir şeyimiz olacaksın.
Benim ralliye girmişliğim var.
Aa... Ralli. Şahane. Hadi gel.
(Rıfat) Tamam.
Hadi, hadi Narin.
(Narin) Ay yok.
(Deniz) Hadi...
(Müzik)
(Kapı sesi)
(Deniz) Gel canım, yavaş.
(Kapı sesi)
Narin'ciğim, çok yorma kendini tamam mı hayatım. Akşam da erken gel, bizim kızlar gelecek.
Tamam, olur bakarım.
(Deniz) Canım sen burada bekle, bir yere ayrılma tamam mı?
Narin işten çıkınca onu alır, eve getirirsin.
Tabi Deniz Hanım.
Deniz boş ver ya. Beklemesin gerek yok. Ben kendim otobüse biner giderim.
(Deniz) Yok hayatım. Ayağın iyileşene kadar böyle.
Bu arabanın ay sonuna kadar parasını verdim.
Hadi ben kaçtım, görüşürüz bay.
(Müzik)
(Gaye) Tıkılıp kaldık eve. Hani dışarı çıkacaktık?
(Deniz) Narin gelir şimdi. Gelsin çıkarız.
(Yonca) İyice yerleşti kaldı bu kız senin eve ha. İyileşmedi mi daha ayağı?
Alçıları yeni çıktı. Yani tam iyileşmedi aslında.
Bir de o halde işe gitti biliyor musunuz.
E kendi evine döner artık. Ayağı da iyileştiğine göre değil mi?
(Müzik)
(Kapı sesi)
Narin Hanım, ben size bir şey soracağım ya.
Sor Rıfat.
Ya şey diyorum ben, şimdi gidip ben yurt dışında okumayayım da...
...hani burada bir üniversitede okuyayım diyorum.
Sen başvurmuştun değil mi? Ne oldu o iş geldi mi sonuçlar?
Yok gelmedi. Ya zaten benim ne işi var oralarda ya?
Ben buradan uzaklaşmayayım. Buralarda olayım, ortamların içinde olayım. Hem...
...siz varsınız. Güzel de işim var. Daha ne isteyeyim ki? Değil mi?
Rıfat, sen kaçtan terksin söyle bakayım bana.
Ya aslında Narin Hanım, benim durumum şöyle.
Şimdi benim son sınıftan böyle bir kaç tane dersim kaldı.
(Rıfat) Ama yani bayağı azmettim vereceğim onları.
Geçeceğim, alacağım lise diplomamı. Sonra da inşallah ver elini üniversite.
Ya azimli olursan yaparsın tabi ne olacak. Sen şimdi hemen çalışmaya başla.
(Narin) Bütün yıl çalışırsın, yıl sonunda da girersin sınavlara verirsin dersleri
Sonra bir bakmışsın, bizim okuldasın. Değil mi? İnsanın...
...yapamayacağı hiçbir şey yok bu Dünya'da sen merak etme.
Ya ben aslında çok ara verdim ya. Olur mu dersiniz?
Zorlandığın yerlerde ben sana yardım ederim. Olur olur.
Gerçekten mi?
Hadi, hadi ver. Soğuyor.
İyi akşamlar.
(Müzik)
Merhaba.
Merhaba.
Hoş geldin Narin. Nasıl oldu ayağın?
İyi, iyi. Daha iyi. Ya biraz ağrı var tabi ama, Hacı amca işte erkenden gönderdi.
(Narin) Vallahi çok iyi adam ha. Siz nasılsınız? Hoş geldiniz.
Şey getirdim, restorandan yemekler getirdim sıcacık, yer misiniz çok güzel?
Ee, ne yemeği bunlar?
(Narin) Bizim restoranda pişen yemeklerden. Şey var, barbunya var...
...ee, yumurtalı ıspanak, ee, dolma var dolma var.
Mis gibi. Yoğurt var mı?
Bilmem. Vardır herhalde dolapta bir bak istersen.
Tamam.
Ay yok artık ya. Ne idüğü belirsiz bir lokantanın...
...artık yemeklerini mi yiyeceğiz ciddi ciddi?
(Narin) Yok ya, bizim restoranın. Kazandan ellerimle doldurdum. Daha sabah pişti.
Ay sağ ol canım, biz tokuz. Değil mi kızlar?
Evet, hem de nasıl.
Ben de yiyemem.
Sen Deniz, koyayım mı?
Uğraşma ya. Bak kızlar dışarı çıkalım diyor. Yani çok ağrın yoksa hadi gel dışarı çıkalım.
Yok ya yok. Şey yapayım ben, elimi yüzümü yıkayayım...
...üstümü falan değiştireyim. Siz eğlenmenize bakın. Gelirim ben yine, şey yaparım...
...toplarım onları.
Aa... Allah, Allah. Nerede bu ya?
Bu gün yengenin ayağındaki alçıyı aldılar abi.
Bir sıkıntı yok değil mi? Böyle aksama falan yok değil mi? Bak ben sevmem öyle şeyleri.
(Ali) Yok abi. Hani hafiften sekiyor da ilk günler normalmiş o.
Yahu bir şey olmaz canım. Biraz dinlensin geçer.
Yok abi dinlenecek gibi de değil. Daha ilk günden işe gitti.
Ne diyorsun sen ya? Ya bu kız İstanbul'a gelince manyaklaştı iyice ha.
Ne öyle işe gitmeler falan o aksayan ayağıyla?
(Sermet) Seke, seke gidip gelmiştir.
Yok abi, bunun okuldan arkadaşı var ya, araba bekletti lokantanın önünde...
...onla döndü az önce.
Nasıl bir arkadaş şekli ya? Öyle araba bekletmeler, falanlar filanlar.
Neydi o kızın adı? Demet miydi, Derya mıydı?
Deniz.
Sen niye bana pis pis bakarak Deniz diyorsun ki?
Ne yedin (Bip) kedi mi yedin ya?
Ne kedi yiyeceğim? Satanist miyim ben? Kelle paça yedim.
Ya tamam aç camı aç, aç. Uu... Leş.
Ya yok, banyoda da yok. Kafayı yiyeceğim, nerede düşürdüm bunu ya?
(Gaye) Senden sonra Narin girmemiş miydi banyoya?
Evet.
Ne?
Vallahi olur mu olur.
Ya kızın günahını almayın.
Ay yok artık. Saçmalamayın be.
(Gaye) Niye olmasın? Hayatında gördü mü kız o kadar parayı bir arada acaba?
(Gaye) On sene çalışsa bir araya getiremez bir küpenin parasını...
...çalıştığı o gariban lokantada.
Bence gidip odasını arayalım. Kesin bir yere saklamıştır küpemi o fırsatçı.
Yok artık, saçmalama. Aa, kendinize gelin be.
(Deniz) Narin öyle bir şey yapmaz, ben ona kefilim ayrıca.
Ne olacak senin küpen kaybolduysa? Alırım ben bir tane.
Allah, Allah. Deli midir nedir ya.
Uff, beni hırsız sanıyorlar ya. Olacak iş değil.
Ben sana bu İstanbul'un insanlarına güven olmaz demiştim değil mi?
Ya inanmıyorum. Nasıl böyle bir şey düşünürler ya? Nasıl böyle bir şey düşünürler?
Ya gidip polise şikayet ederlerse seni, nasıl anlatacaksın o zaman derdini?
Deniz, öyle bir şey yapmaz.
Tabi. Ya babanın oğluydu zaten Deniz.
(Küçük Narin) Ya sen bu güne kadar en yakınlarından bile ne kazıklar yedin.
O yere göğe sığdıramadığın Fırat dahil.
Benim ayağımın alçısı çıktığına göre, benim artık durmam için bir sebep yok.
Ben niye burada duruyorum ki? Ne yapıyorum ki ben burada?
Şimdi gecenin yarısı. Nereye gideceksin? Sokaklar iblislerle dolu.
Ya yat, sabah gidersin artık.
Çok bilmiş, çok bilmiş. Bir (Bip) de bilme, bir (Bip) de bilme ya.
Tamam. Peki sabah giderim.
(Müzik)
(Deniz iç ses) Yok ya, Narin yapmaz kesin yapmaz.
(Deniz iç ses) Ay, ya şeytana uyduysa? Aman olmaz canım öyle şey. Saçmalıyorum ben resmen.
(Vapur sesi)
(Martı sesi)
Aa, Deniz Hanım, siz bu saatte kalkmazdınız hiç. Kötü bir şey yoktur inşallah.
Uyku tutmadı.
Ben kahvaltıyı hazırlayayım. Bir şey ister misiniz?
(Müzik)
Ay toplanmış gidiyor.
(Kapı sesi)
Bana baksana sen, ben hırsız falan değilim tamam mı?
Narin, bir tanem ne alakası var? Ben...
...mavi hırkanı soracaktım sana üstümle uyar mı diye. O kadar.
Evet, evet. Bence uyar, al senin olsun. Çok güzel olur.
Ayrıca da; bu güne kadar yaptığın her şey için çok teşekkürler gerçekten.
İyiliklerin için, nasıl ödeyeceğim hakkını? Çok iyi bir insansın gerçekten.
Ya dur Narin. Allah aşkına ne yapıyorsun ya?
Ay, ölümü öp saçmalama.
Sus Deniz yeter.
(Fatoş) Deniz Hanım, bunu mutfakta buzdolabının yanında buldum.
(Fatoş) Sizin böyle bir küpeniz yoktu ama...
(Müzik)
(Deniz) Narin, Narin dur bir ya. Dur, dur hayatta bırakmam seni.
Hayatta bırakmam, bak ölümü öp yemin verdim, bırakmam.
Ya Deniz tamam. Allah, Allah.
Ömrümün sonuna kadar burada kalacak değilim ya. Zaten gidecektim.
Aa, gidemezsin dur. Narin bak, Gerçekten...
...gerçekten ben hiçbir zaman senden şüphelenmedim. Gerçekten.
(Narin) Uzatma Deniz tamam. Zaten gidecektim ya.
(Narin) Allah, Allah. Çekil şuradan.
Narin gitme.
(Fatoş) Ay, Deniz hanım
Tutsana, tut üstümü değiştireceğim tut.
(Fatoş) Narin...
(Müzik)
(Rıfat) Narin Hanım, Narin Hanım nereye böyle? Beni niye beklemediniz? Geç mi kaldım?
Evet geç kaldım. Geç kaldım Rıfat. Ben o evden ayrılmaktan çoktan geç kaldım...
...tamam mı? Git, peşimden de gelme.
Yahu ne oldu Narin Hanım? Kavga mı ettiniz? Niye böyle eşyalarınızla çıktınız?
Gittim ben, gittim tamam mı? Benimle hiçbir ilişkin kalmadı artık.
Gelme peşimden. Git Deniz Hanım'la hallet. Ne halin varsa gör.
Yahu Narin Hanım yapmayın böyle. Bakın siz çok iyi iki arkadaşsınız...
...niye böyle yapıyorsunuz?
Hem ne yapacaksınız şimdi siz bir başınıza sokaklarda ha?
Rıfat, gelme peşimden diyorum sana. Git tamam mı?
Bakarım ben başımın çaresine. Tamam yeter buraya kadar ya.
Narin Hanım, ben sizi hayatta bırakmam. Vallahi bakın.
Şey yapalım, buyurun bize gidelim ha. Sizi bize götüreyim.
(Rıfat) Benim annem var ya, canım annem acayip misafirperver bir kadındır.
(Rıfat) Sizi böyle çok rahat ettiririz. Hem şey yaparız sonra...
...kız kardeşimin odasında bir tane yatak ayarlarız size.
Onunla birlikte, öyle gül gibi beraber ha?
Evet ya, değil mi? Doğru söylüyorsun gerçekten. Tamam.
Ben şimdi okula gideyim, derslere gireyim. Oradan çıkayım çıkışta size geleyim tamam mı?
(Narin) Ama git konuş annenle. Emrivaki olmasın kadına değil mi?
(Narin) Böyle yatak matak hazırlar, oda hazırlar. Hani ayıp olmasın.
Sen şey yap; sen git, git şimdi. Ben okul çıkışı, tamam mı?
Tamam.
(Narin) Gelir kalırım bir kaç gün, ev bulana kadar sizde. Yaşa be.
Tamam.
Çok iyi. O zaman alayım ben bize götüreyim.
Yok, yok gerek yok. Gerek yok.
(Rıfat) Niye?
Yok lazım bana bunlar lazım. Hadi sokağın ortasında bıraktın arabayı orada bıraktın.
Biri çalar, git al sen arabayı.
Tamam. Akşama o zaman geliyorsunuz değil mi?
Tabi tabi. Hadi hoşça kal görüşürüz canım.
(Müzik)
(Kapı sesi)
Canım, bu gün Narin geldi mi? Gördün mü?
Hayır görmedim.
Al, (Bip) kıymetli küpeni bir tarafına.
Senin köylü kız almış değil mi? Bak ben sana demiştim ama.
Hayır canım, tıkınmak için dolabımı tırtıklarken düşürmüşsün.
(Deniz) Bir daha senin yüzünü görmek istemiyorum. Senin de, diğerlerini de...
...gördüğünde söylersin.
(Fırat)İlk etapta ahırları genişletelim. Atlar gelirse sahipleri de gelir, burası canlanır.
(Melike) Odaların da elden geçmesi gerek.
(Narin) Merhaba. Ah, ben telefonumu şarjda unuttum. Hemen alayım geleyim.
(Müzik)
Banyolar da yenilenecek. Yani epey bir iş var burada.
(Müzik)
Of, bir sürü arayan olmuş ya. Hem de kaç kere.
Alo, Atıf nasılsın?
İyi Narin. Müsait misin?
(Narin) Tabi, tabi müsaittim.
Narin... Iı, bir karar aldım; seni avukatlıktan azlediyorum.
Ya Atıf Allah aşkına saçma sapan konuşma. Yüz yüze konuşalım bunları.
Olur. Köy evindeyim. İstersen buraya gel konuşalım.
Ee, şimdi olmaz Atıf gelemem. Bir sürü şey oldu ya. Ee...
Böyle Fırat'ı buraya getirmek zorunda kaldım...
...Ulupelit'e. Şeydeyiz, oteldeyiz. Hastalandı falan.
(Atıf) Sorun değil.
Tamam, tamam. Ben ararım seni sonra. Görüşürüz.
Görüşürüz.
(Telefon sesi)
Ya, abla neredesin ya? Öldüm meraktan.
(Narin) Şadiyeciğim kusura bakma arayamadım ya.
Fırat'ı yolda buldum, kötüydü. Apar topar Ulupelit'e getirdim. Şeye, oteline.
Böyle oldu yani. Arayamadım, kusura bakma.
Ya aklıma da gelmedi değil ha. Dedim bunlar kesin bir köşeye çekildiler.
(Şadiye) Ya Fırat abiyi de aradım çünkü defalarca.
Ya yok öyle değil. Gerçekten iyi değil Fırat, hastalandı. Bir şey söyleyeceğim...
...aramızda kalsın, kimseye anlatma Deniz'e falan tamam mı? Aramış o da defalarca.
Ben şimdi ararım bir yalan uydururum.
Şey, uğraşamam gerginlikle falan. Aramızda kalsın. Sakın bir şey söyleme.
Hadi görüşürüz.
(Müzik)
Eyvah...
(Müzik)
Şadiye.
Dün akşam nasıl buldun sen beni?
Sana geliyordum, arabanı öyle yol kenarında görünce...
Neden?
Seni geri almaya.
(Müzik)
Zaten ben seninim.
Atıf'la başıma abuk sabuk şeyler açan sensin.
Hallolur hepsi, merak etme.
Önce sen anlat bakayım bana, o pasaport cinliği falan nereden çıktı?
Yoksa sen de Irmak gibi dedektif mi tuttun?
Dedektif tutmaya gerek yok. Ben bulurum her istediğimi. Avukatım ben.
Doğru, sana da yalan söylenmez. Korkulur yani.
İkimiz için güzel bir akşam yemeği hazırlatıyorum.
Öyle mi? Tamam. Ee...
...yalnız ben çok yorgunum. Biraz uyuyayım, dinleneyim o zaman. Olur mu?
(Müzik)
(Ayak sesi)
(Küçük Narin) Ne güzelmiş burası da. Bence hep burada kalın.
Hıı, olur.
Hani bir gün beni parkta kovmuştun ya. O gün sana böyle küsüp...
...temelli gitseydim ne fena olurmuş değil mi?
Ah, nerede? Keşke başımın belası.
İnsanın içindeki çocuk daha akıllı, olgundur bir kere akıllım.
Yani insan büyüdükçe böyle kafasızlaşıyor.
Ama yani sen yat kalk bana dua et senin yanında olduğum için.
Peki, peki.
(Müzik)
(Fırat) Nasıl? Beğendin mi?
(Narin) Mm, evet. Her şey çok güzel. Et harika, aşçı süper...
...ya gerçekten çok güzel bir otel. Üzüldüm böyle boş olmasına.
(Fırat) Babam zamanında hiç ilgilenmedi ki. Seksenlerde doksanlarda çok ünlü bir oteldi.
(Fırat) İstanbul'un ilk hafta sonu otellerinden biriydi hatta.
Şimdi ben ele alıyorum. At sahiplerine yönelik bir yer yapmayı düşünüyorum.
İki tane atımız var. Yarın sabah binmek ister misin?
Ciddi misin?
Evet. Hatta birisi çok uslu. Ufak ufak gezeriz. Ne dersin?
Yani, yıllar önce üniversitedeyken bulaşmıştık o işlere ama...
...ne bileyim o kadar zaman oldu. Unuttum ben.
Bak burada hiçbir şeyim kalmadı ha. Kesin o evde beni hasta eden bir şey var.
Evet. Döner dönmez çok kapsamlı bir araştırma yaptıralım Fırat.
Dönmeyeceğiz ki.
Artık burada mı yaşayacağız?
Güzel olmaz mı? Ha?
(Fırat) Bak senin evine de benim evime de adam yollayacağım. Eşyaları aldırırız.
İyi ki seni geri almak için çıkmışım o evden.
Beni affetmeyeceksin diye çok korktum biliyor musun?
Onca yıl içime işlemişim ben seni. Kalbime. Ben de şaşıyorum kendime, nasıl oldu diye.
Yani, gözlerine bakmadığım o kadar yıl. Hiç unutmadım ben seni.
(Narin) Şimdi böyle karşımda dururken, bana böyle bakarken sevgi dolu...
...nasıl uzak durabilirim ki senden?
(Müzik)
Benim hayatımın en güzel kısmı seninle geçti.
Yıllar önce yaşadığımız o şeyler, hala capcanlı duruyor içimde.
Ama tabii şimdi başka. Beni başka büyülüyorsun şimdi güzelliğinle.
Narin, çok güzelsin.
(Müzik)
(Şarkı - Emre Aydın) "Zaman geçti arkamdan. Kimseler bilmez ki."
"sığmıyor mumlar artık..."
Çok uykum geldi.
Uyuyalım mı?
"...bastıkça yükseldin. Bir armağan oldun her yıl, ipsiz bir uçurtma."
"Hiç kimse olmadı, senin gibi. Hiç kimse gelmedi, bilirim gelmeyecek."
"İsterdim kalmasın kaldığı gibi ama amalar yasak bize, keşkeler kilitli."
"Kimse olmadı senin gibi. Hiç kimse olmadı."
Kollarını bana tut, heh tamam.
Korkmuyorsun değil mi?
I ıh.
Bak sıkı sıkı tutuyorum seni.
(Narin) Yalnız bu kadar mı gidiyor bu? Daha hızlı gitmez mi?
(Fırat) Karışmam ama sonra.
(Narin) Tamam. Daha hızlı.
İyi. Yeah.
(Şarkı - Emre Aydın) "Kimseler bilmez ki, nasıl kanar içim saklar yüzüm."
"Üzerime bastıkça, bastıkça yükseldin. Bilirim gitmez her şey geldiği gibi."
"Dikişlerim sağlam, kimseler bilmez ki"
Yoruldun mu?
Biraz.
Acayip karnım acıktı. İkimize çok güzel kahvaltı hazırlatıyorum.
(Fırat) Ne dersin? Önce şu atları bırakalım.
(Narin) Tamam.
(Müzik)
(Silah sesi)
Ahmet, Ahmet...
Ahmet, koçum ölmezsin sen be. Ahmet...
Nasıl kıydınız lan şuncacık çocuğa?
(Telsiz sesi)
Ne oluyor orada?
(Narin) Atıf ne oluyor?
(Polis) Fırat Kazan siz misiniz?
Evet.
Bizimle karakola kadar gelmeniz gerekiyor. Hakkınızda suç duyurusu var.
(Polis) İfadenize başvurmak zorundayız.
Kolay gelsin.
Soracağın bir şey olursa ara. Çekinme.
Vytvorili Majesty Serials
Vytvorili Majesty Serials
Vytvorili Majesty Serials
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.