All language subtitles for skyhd-087-sky-angel-blue-vol-87-yui-hatano_1080p

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian Download
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional) Download
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino Download
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese Download
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean Download
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese) Download
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian Download
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish Download
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese Download
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

www.OpenSubtitles.org adresinden tüm reklamları kaldırmak için bizi destekleyin ve VIP üye olun.

Çeviri : Haci_124

Ooh

Ooh

Yeah

"Sen Uyurken"

"Bu ebedi aşk olmalı"

"Bu beklediğim kişi olmalı"

"Bu ilk kez olmalı"

"Beni sevdi..."

Ooo-oh

"Seni sevmek harika bir şey"

"Çünkü sen bana beni ne kadar önemsediğini gösteriyorsun"

"Sen bana hayat boyu heyecan veriyorsun"

"Ve sana inanmamı sağlıyorsun, daha birçok heyecan kaldığına dair"

"Bu sen ve ben olmalı"

"Hiç bitmeyecek"

"Kucakla ve sıkıştır ve öp ve sevindir"

"Her zaman beraber, yağmurda ve ne olursa"

"Evet, evet, evet, evet Sen ve ben"

"Yaşadığım sürece gerçek aşkı vereceğim"

"Sana sunacağım çünkü sen çok değerlisin"

"Hey, Sen çok değerlisin"

"Sen çok değerlisin evet, evet, evet"

Ooo-oh

Aşk,aşk, aşk, aşk

Aşk,aşk, aşk, aşk

"Bundan sonra, bundan sonra"

"Bundan sonra, bundan sonra"

"Bundan sonra, bundan sonra"

"Bundan sonra"

Tamam, çocukluğum hakkında iki şey hatırlıyorum.

Bu kadar portakal rengi olduğunu tam olarak hatırlamıyorum.

İlk olarak babamla olduğumu hatırlıyorum.

Uzaklara doğru bakarken derdi ki,

"Hayat her zaman senin planladığın gibi olmaz"

O zaman sadece benim hayatımla ilgili konuşmasını ümit ederdim.

Ama bu asla maceralarımızı beraber yaşamamız için bizi durdurmadı

Beni, zaman zaman çalışan arabamızla alır,

ve bana inanılmaz hikâyeler anlatırdı...

yabancı ve egzotik yerler hakkında...

ve beraber heyecan verici yerlere giderdik, mesela...

Milwaukee gibi.

Wisconsin’in ilgi çekici olması ne kadar şaşırtıcı....değil mi.

Ama benim en beğendiğim anılarım hikâyelerdi...

....annem hakkında anlattığı.

Beni evlendikleri kiliseye götürür...

ve ben ona düğünü bir kez daha anlatması için yalvarırdım...

Çılgın lrwin amcamı...

ve onun makarna ve peynir içerisinde uyuya kalışını.

Ve babama sordum, annemi...

gerçekten sevdiğini ne zaman anladın diye.

Ve bana dedi ki, "Lucy, Annen...

bana çok özel bir hediye verdi".

"Bana dünyayı verdi."

Aslında o sadece içinde ışık olan bir dünyaydı.

Ama romantik olabilmesi için, dünyaya benzetirdi onu.

Aslında onu ilk defa gördüğümde,

bana tam olarak dünyayı vermedi.

$1.50'lik tren jetonuydu verdiği

ama onu her gün bekledim.

8:01 ve 8:15 arasında benim kulübeme gelmeye başladı...

her sabah, Pazartesiden cumaya.

Ve hemen hemen mükemmeldi. Benim hayran bırakan prensim.

Aslında hiç konuşmamıştık.

Ama bir gün konuşacaktık. Bunu biliyordum. Şimdiden biliyordum.

Ve bir gün onunla tanışmanın bir yolunu bulacağımı biliyordum,

ve sonra her şey mükemmel olacaktı.

Benim prensimmiş gibi.

45 dolar veriyorum Noel ağacına ve eve teslim etmiyorlar mı?

Bay. Wong´dan 10 dolarlık Çin yemeği istediğimde, onlar kapıma kadar bırakırlar ama.

Oh! Ooh, Mavi ladin çamı almalıydım. En azından onlar daha hafif

Aah! Ooh.

Lucy!

İddia nedeni: Pencere den Noel ağacı girmesi.

Bunu sigortama nasıl kabul ettireceğim? Hala Joe Jr'la beraber..

merdivenlerde mangal yaptığımız için aramız çok kötü.

- Bunu unutmuştum. - Oh, sosisler harika olmuştu.

- Bak, bunu ödeyebilirim. - Tamam, Lucy.

Erkek kardeşim Julie´nin cam işlerinde çalışıyor.

Oh... Az daha unutuyordum.

Mutlu Noeller.

Ah, Lucy. Sen, sen bunu yapmak zorunda değildin.

- Şey, yapmak istedim. - Ben daha Noel alışverişimi bile yapmadım.

Hey, Pop. Kuzen Ornella'dan aldığın bir şişe "Mavi rahibe"'yi...

benim gözaltı memuruma verebilir miyim?

Burada bir misafirimiz olduğunun farkında değil misin?

- Merhaba de. - Merhaba, Luce.

güzel, uh...

- kazak. - Teşekkürler.

Orada duruyor.

Lucy, sen hoş bir kızsın. Joe Jr.´da hala bekâr.

Evet, çok şaşırtıcı.

- Ne istersin? - Oh, her zamankinden.

- Nasıl yani? - Hardal. Kola.

- Lucy! Lucy, Lucy, Lucy. - Merhaba, Jerry.

- Seni burada bulduğuma sevindim. -Beni Bermuda'da bulmanı isterdim.

Bermuda? Oh, Bu çok iyi.

Sana ayın çalışanı olmanı öneriyorum.

Her zamankinden.

- Gerçekten mi? Burada ayın çalışanı seçildiğini bilmiyordum. - Oh, Evet.

´´Müfettiş Jerry Wallace Lucy Moderatz'ı aday gösteriyor...

´´ayın çalışanı olarak.

´´Lucy asla yavaşlamaz, her zaman tatillerde çalışır..

´´hatta bundan önceki tatilde bile çalışmıştır.

´´Şükran gününde çalıştığı halde, Noel'de de çalışmak için gönüllü olmuştur´´?

Jerry, Noel de çalışmıyorum.

- Ah, Üzerinde belediye başkanının imzası olan harika bir plaket alacaksın. -Ona oy vermedim.

- St. Paddy gününde sergi arabasına bineceksin. - Geçit törenlerinden nefret ederim.

- Ekstra tatil ödemesini söylemiş miydim? - Senden nefret ediyorum.

Lucy.

Bak, Violet hasta ve Celeste onunla değişmek istemiyor...

Çünkü onun büyük aile buluşması varmış.

Ve bende çocuklarıma bu yıl onlarla olacağıma dair söz verdim.

- İşe yaramaz, Jerry. - Biliyorum bu adil değil ve bunun için seni zorlayamam.

Ama Lucy, Bir tek sen varsın--

Ailesi olmayan.

"Neşeli mutlu Noeller"

"Noel her yerde"

"Neşeli mutlu Noeller"

"Noel havada"

"Noel Chicago da"

"New York ta da"

"New Orleans'a doğru gidiyor"

"Ve burada tam yanınızda"

"Neşeli mutlu Noeller"

" Santa Claus şehre geliyor" - Hadi, Richie.

"Noel çanları çalıyor"

- Merhaba. Mutlu Noeller. "Her yerde Noel çiçekleri"

Eeee Şey

Güzel palto. Sana da mutlu Noeller.

Çok iyi görünüyorsun. Benimle evlenir misin?

Seni seviyorum.

- Yo! - Hey!

- Güzel palto. - Noel’deyiz.

-Bak, sorun çıksın istemiyorum. Oh! - Lanet!

Gidelim! Gidelim! Gidelim!

Lütfen biri yardım etsin! Beyefendi? Beyefendi? İyi misiniz?

Kalkabilir misiniz? Tanrım, Beyefendi, bu hiç iyi değil.

Oh, tanrım,bayım, um, yapabilir misiniz--

Nefes alıyor musun? Oh, tanrım, çok güzel kokuyorsun!

Lütfen kendinize gelin. Lütfen. Lütfen. Oh, tanrım.

Kalkabilir misiniz? Beni duyabiliyor musunuz? Um--

Oh, tanrım! Uyanın!

Lütfen biri bana yardım etsin!

Bayım? Bayım! Tren geliyor ve çok da hızlı.

Burada durmayan tren bu!

Oh, tanrım!

Merhaba.

-Tamam onu buraya getirin. -Buradan lütfen. -Burada doktora ihtiyacımız var.

Dr. Stevens. Dr. Jessica Stevens.

Merhaba, şey, affedersiniz. İki saniye evvel, bir bey--

- Buraya bir adam getirildi. Ben , ben bilemiyorum.... - Tamam. Adı neydi?

- İsmini söylemelisiniz. İsmini bilmiyor musunuz? - İşte-- İşte orada.

-Neden..-- -Tamam. Hayır,hayır,oraya giremezsiniz-- -Ho, ho, oraya giremezsiniz.

- Hayır,hayır, anlamıyorsunuz. - Aileden misiniz?

- Sadece ailesinden kişiler. - Hayır, anlamıyorsunuz, çünkü ben onunla--

orada bekleyin.

Tamam, beyler, bakalım burada ne varmış?

- Oh, Ben onunla evlenecektim. - Dr. Ortiz 'i buraya çağırın.

Dr. Memrack, l.C.U. Batı.

- Dr. Memrack, l.C.U. Batı. - Hadi, benimle gel. Buraya.

- Sesini duymasına izin ver olur mu? - Tamam.

Merhaba.

Şey--

her şey iyi olacak. Bunu biliyorum.

- İyi olacaksın. - affedersiniz. Bu onun hayatını kurtaran kadın mı?

- Evet. - Vay canına.

Daha da iyisi. Onun nişanlısı.

affedersiniz bayan. Üzgünüm ama size birkaç soru sormalıyım.

- Şey tabi. - Memur bey, müsaade eder misiniz? - Oh, tabi. ben hemen şurada olacağım.

Teşekkürler. Teşekkürler. Ben Dr. Rubin.

- Merhaba, Ben Lucy.

- O hangi cehennemde? - Baba, beni utandırma. - Ooh, çok solgun görünüyor. tanrım!

- Neler oluyor? - Bu benim oğlum. Durumu nasıl? - Ne kadar üzücü!

- Bu bölüme bu şekilde giremezsiniz! - O iyi olacak, tamam mı?

-Tamam? -Ne oldu? Neler oluyor? -Şu anda komada.

- Noel günü mü? - Tanrım!

- Hayati verileri güçlü. Beyin dalgaları iyi durumda. - Beyin dalgaları mı.

- Bence bunu atlatacaktır. - Siz uzman mısınız?

- Bu nasıl oldu? - Aslında, İstasyondan aşağıya itildi.

- O kim? - Nişanlısı.

- Nişanlısı mı? - Evet. - Peter´in nişanlısı mı?

- Peter nişanlanmış mı? - Evet, Sanırım--

- Hayır, anlamıyorsunuz. - Durun. Durun. - Bekleyin.

- Bize söyleyecektir, tamam mı? - Şimdi, lütfen. Lütfen. - Bize söylemeliydi.

- Belki çok meşguldü. - Annesine evleneceğini söyleyemeyecek kadar mı meşguldü?

- Hayır, hayır, ona bağırmayın. - Ben ona bağırmıyorum. Keşke Jack burada olsaydı.

- Büyükanne? - O iyi mi?

Küçük bir kalp sorunu var. Şu ana kadar 3 kez kriz geçirdi.

- Onlar kriz değil di. Sadece sıkışmaydı.

-Duymasında hiç bir sorun yok. -affedersiniz doktor. O burada ne yapıyor?

-Hey, dostum. Onun hayatını kurtardı. -Hayatını mı kurtardı?

- Evet, Evet, ben, şey- - Ben onun istasyondan itildiğini sanıyordum.

- O rayların üstüne atladı. - Sen rayların üstüne mi atladın?

- Evet. - Doktor, sadece aile üyeleri olmalıydı sanırım.

- O aileden. - Onun nişanlısı, seni salak!

- Tamam, bakın, ben... ben üzgünüm. Siz, siz anlamıyorsunuz. -Ben çok üzgünüm. Biz onu...

çok uzun zamandır görmemiştik, yani bilmiyorduk.

Ondan her zaman iyi bir kız bulmasını isterdim.

Seni bulduğu için çok mutluyum.

Oh, Peter.

-Niye öyle söyledin? Ne söyledim Ben onun nişanlısı değilim.

- Neden nişanlısı olduğunu söyledin bana o zaman? - Ben nişanlı değilim. Bu adamla şimdiye kadar tek kelime bile konuşmadım.

Ne? şey, alt katta söyledin, onunla evleneceğini söyledin.

Ben kendi kendime konuşuyordum.

O zaman, eğer tekrar kendi kendine konuşursan, kendine bekâr olduğunu söyle ve konuşmayı bitir.

- Ne yapacağım şimdi? -Bilmiyorum.

Bana sımsıkı sarıldı. Ben-Ben-- Biliyorsun, Yapamam-- Ona söyleyemem.

- Biliyorum. - affedersiniz, hemşire.

- Hastanede eczane var mı? - Uh, ne, ne istiyorsunuz?

Elsie. nitrogliserin istiyor.

- Oh, kalp sorunu için mi? - Sorun mu? Sorunları için!

Biliyor musun sen onun da hayatını kurtardın.

Aslında, sanırım tüm ailenin hayatını kurtardın . Tanrı seni korusun.

Neden benimle gelmiyorsunuz. Ben sizi oraya götürürüm.

Hadi bize Peter la nasıl tanıştığınızı anlat?

Anne, şu anda bunu anlatmak istediğini sanmıyorum, tamam mı?

Neden? Hepimizin bu güzel hikâyeyi duymaya ihtiyacımız var.

- Güzel olduğunu nerden biliyorsun? - Tabiî ki güzeldir. Neden güzel olmasın ki?

Öbür kıza ne oldu? Neydi adı? Hani barda tanışmıştı?

Hatırladığım kadarıyla yumurta fiyatlarıyla ilgili bir şeydi?

- Ashley Bartlett Bacon. - Ox.

Onun hakkında bildiğim tek şey, birinin onun adını sabah kahvaltısından sonra koyduğuydu.

Aslında, şu anda iyi biri.

Onu Ashley'den sen mi çaldın?

İlk görüşte aşk olduğuna bahse girerim?

Bu şeyler hakkında çok güçlü hislerim vardır.

- Elsie, izin ver o anlatsın. - Anlatıyor işte.

Bahse girerim seni güzel arabasıyla aldı.

Onun seni ilk etkileyen şeyi neydi, bilirsin, ilk dikkatini çeken özelliği?

Şey, sanırım gülüşüydü.

Vidalılar. Diş başı 600 dolar.

Sus.

Şey, --

Birbirimizi gördük ve şey...

O, gülümsedi.

Ve--

Ve anladım ki... hayatım bir daha asla aynı olmayacak.

İşte böyle--

Yarın akşam, saat 8:00 de.

Ne?

Buz hokeyi maçına biletim var. Oradaki adamı tanıyorum.

Huh.

Merhaba.

Şey-- Bahse girerim merak ediyorsun...

gecenin bu saatinde burada ne işim var diye, değil mi?

Şey, Ben-Ben düşündüm de, sana kendimi anlatmak istedim.

Benim adım Lucy. Lucy Eleanor Moderatz.

Sanırım ailenin bizim nişanlı olduğumuzu düşündüğünü bilmelisin.

Daha önce hiç nişanlı olmadım. her şey aniden oldu.

Şey--

Beni buraya getiren asıl neden,

sana söylemek istediğim şey...

İstemezdim, bunun olmasını istemezdim.

Ben, ne yapmalıyım bilmiyorum.

Demek istediğim, eğer, eğer, sen baygın olmasaydın, Ben bu zor durumda olmayacaktım.

Oh, tanrım. Bu şekilde seni sıkıyorum. Üzgünüm.

Bu sadece, bilirsin, ben çocukken,

her zaman nasıl biri olacağım...

nerede yaşayacağım...

büyüdüğümde nelere sahip olacağım diye hayaller kurardım.

Ve sen de bilirsin, bu gayet normal bir şeydir.

Bilirsin, bir ev, aile bu tip şeyler .

aslında bunlara sahip olamadığım için şikâyet ettiğimi sanma.

Çünkü bilirsin, benim, benim, benim bir kedim var.

Bir dairem ve--

Kendime ait bir uzaktan kumandam. Bu çok önemli.

Bu sadece...

Onunla beraber gülebildiğim kimseyle şimdiye kadar hiç karşılaşmadım, biliyor musun?

İnanır mısın--

İlk görüşte aşka inanır mısın?

Hayır, Bahse varım inanmazsın. Sen büyük ihtimalle aklı başında birisindir.

ya da birini sadece görmekten hoşlanacağını,

ve sadece o insanın seni gerçekten...

tanıdığını, şey, tabi ki, en mükemmel örneği boş ver onların beraber olup...

ve... ve düşünsene sen onların seninle...

yaşlanmasını istedikleri tek insansın.

Daha evvel hiç konuşmadığın birine âşık oldun mu?

Daha evvel hiç bir geceyi komada olan bir adamla konuşarak geçirecek kadar yalnız oldun mu?

Bryan Lynch. Bay. Bryan Lynch,

Lütfen 2617 den Amber Lynch i arayın.

Oh, tanrım.

Hoşça kal.

- Lucy! - Merhaba. - Burada olduğunu bilmiyorduk.

- Merhaba. - Merhaba. Bütün gece burada mıydın?

Sende bana benziyorsun. Ben de her zaman bir yerlerde uyurdum.

İnan bana, yapardı.

Bekle, büyükanne!

- Peter nasıl? - Oh, iyi, rengi biraz düzeldi.

- Yüzüne renk gelmiş. Evet yüzüne renk gelmiş. - Evet.

Şey, Ben, Ben gitmek zorundayım, sizleri tekrar görmek güzeldi.

- Söyle ona. Hadi, söyle ona. - Tamam.

Biz daha Noel i kutlayamadık,

eğer sen de bize katılırsan çok mutlu oluruz.

Oh, şey-- Oh, Ben-Ben çok isterdim, ama ben, ben yapamam.

- Jack´de orada olacak. - Bu doğru. Daha Jack'le tanışmadın değil mi?

- Hayır, daha değil. - Oh, seninle tanıştığına çok sevinecek.

- Yani bu gece geliyorsun? - Ben, ben, gerçekten yapamam çünkü çalışmak zorundayım.

-O zaman telefon numaranı ve adresini buraya yaz.

- Midge seni arar ve konuşursunuz. - Tamam.

Fikrini değiştirirsen diye sana bir kart vereyim.

Biz ölmüş insanların eşyaları işindeyiz.

Ölen insanların eşyalarını satın alırız.

Tamam. Peki, şey aldım, kartı aldım.

- Peki, hoşça kalın. hoşça kalın. - Hoşça kal, tatlım. Sonra görüşürüz.

Hoşça kal.

- Bayan? affedersiniz bayan. - Ne? Bu nedir?

Üzgünüm, bayan Callaghan. Bunlar kocanızın eşyaları.

-O benim kocam değil! - Üzgünüm. Nişanlınızın.

Şey, Peter´in nişanlısı mısınız?

- Tamam. - Dalton Clark.

Peter´ın Lubel'den iş arkadaşıyım, Parker, Jacobs ve Fink.

- Şimdi gitmeliyim. - Oh, O harika biridir.

Zor bir yıl geçiriyor. Geçen ayki kaza ve şimdi de bu.

- Kaza mı? - Şey, tabiî ki sadece bir kazaydı?

Demek istediğim, Benim hatam.... Size benim hatam olduğunu mu söyledi?

Biz basketbol oynuyorduk, tamam mı? Üzerimde bir kalem vardı!

- Ben bir avukatım! Bunu yapabilirim! - Peki.

- Tanrım, Ne demiş..... - Her şey düzelecek.

- Yani burada sorun ne? - Sorun mu ne?

Jerry, onlar benim gelecekteki gelinleri olduğumu sanıyorlar.

Ve büyükannenin kalbinde sorun var ve eğer gerçeği söyleyecek olursam

Kalp krizi geçirebilir, hatta ölebilir ve bunların hepsi benim yüzümden.

O zaman, devam et.

Ve Peter komadan çıkınca,

aile o kadar mutlu olur ki senin onlara yalan söylemiş olduğunu önemsemezler.

Hatta bunun için sana teşekkür bile edebilirler.

Sadece hardal!

- Peki ya komadan çıkamayacak olursa? - O zaman zaten kim bilecek ki?

- Bilmiyorum. Oh, hayır. - Ah. Bak, bak Lucy.

Annem, karımla evleneceğimizi öğrendiği zaman, bağırsakları patlamıştı.

- Şimdi, şimdi onlara söylersen-- - Oh, tanrım.

- Huh, Büyükanneyi vur istersen onun yerine. - Oh!

Hadi, Mel.

Mel.

Ne yapıyorum ben?

- Lucy! - Merhaba, Saul, merhaba.

- Başarmışsın? - Evet.

- Nasıl hissediyorsun? - İyiyim. İyiyim.

Hadi bana biraz eşlik et. Evde sigara içmekten hoşlanmıyorum.

- Peki. - Dinle-- Bir tane ister misin? - Bırakmaya çalışıyorum.

Bu iyi. Burası, hadi otur.

-Seni sıkmıyorlar, değil mi? -Uh, hayır, hayır,ben iyiyim.

Biliyor musun ben Peter´ın Vaftiz babasıyım?

Gerçekten mi? Ben-Ben bunun için katolik olmanız gerektiğini sanırdım.

- Ox ayarladı bunu. - Oh.

Peder Shea´nın bingo gecesine 50 tane katlanan sandalye bağışladı.

Bilirsin Katolikler için Vaftiz baba olmak çok önemlidir.

Bu aileden biri olduğun anlamına gelir.

Şey, sen şanslısın. Bu gerçekten önemlidir...

yılın bu zamanlarında etrafında bir ailenin olması.

Senin, şey-- Demek istediğim seninde ailen yanında mı?

Hayır, hayır. Annem ben çok küçükken ölmüş...

ve şey, birkaç yıl öncede babam hastalandı...

ve şey, araştırma hastanesi olduğu için biz Indiana dan Chicago ya taşınmak zorunda kaldık.

Araştırma. Çok pahallının Tıp dilindeki karşılığı?

Evet. evet, tam anlamıyla.

Ben-şey-ben okulu bırakmak ve C.T.A.'de çalışmak zorunda kaldım

Ve şey, bir yıl kadar önce,

babam yeterince araştırıldığına karar verdi ve öldü.

-51 yaşındaki karım da 2 yıl önce 9 şubatta ölmüştü. -Üzüldüm.

- Evet, Benim için çok zor günlerdi. - Anlıyorum.

Ama Ox beni bundan kurtardı.

- İyi arkadaş mısınızdır? - En iyisi!

Lucy, Callaghan'lar,

şey, onlar beni ailelerinin bir parçası olarak gördüler.

Onları birisinin incitmesine asla izin vermem.

Bende.

İnanıyorum ki sende onları incitmeyeceksin.

Lucy? Gelmişsin?

Merhaba, Saul. Oh, Bu harika!

Hey, ikinizde içeri girin.Burada donacaksınız. Elsie ona "eggnog" yapsın (yumurta, viski, şeker ve sütten yapılan içki).

- Bir öğüt: soda iç. - Peki.

Ox, anne, bakın burada kim var. Lucy geldi!

- Oh, tanrım! - Merhaba. Merhaba, Mary. - İşte şimdi Noel’e benzedi.

- İçeri gir. Dışarısı çok soğuk. - Bunlar senin için. - Oh, tatlım, teşekkürler.

- Mükemmel bir akşam yemeğine sahibiz. - Harika kokuyor. Merhaba.

Bu çok güzel.

- Bu Peter sağdaki. - O çok tatlı.

- Oh, evet, sincapları kurtarmıştı. - Herkese "Eggnog".

Anne, neredesin? "eggnog" unu veriyorum.

Fotoğraf makinemi alıyorum.

- Hadi bakalım. Herkes ağaca yaklaşsın. - Oh, Noel resimleri.

- Lucy, hadi. - Hadi, Lucy. - Hadi, buraya gel. gidelim.

Ben-Ben istemiyorum-- Ben-şey--

Kuşa bakın.

- Oh, anne, bir daha çek. gözümü kırptım. - Aslında, sen şanslısın. Ben kör oldum.

- Oh, evet. çok beğendim. - Oh. Müsaadenizle.

- Daha fazla içemeyeceğim. - Oh.

Ama bu kadar az da içemeyeceğim.

- Belki bende yapmalıyım. - Beni kandırdın.

- Oh, şuna bakın. - Oh, daha fazla hediye. Tamam, Ben bu ikisini alıyorum.

- Bu ne? - Whoopsie, whoopsie. - Aç hadi.

- Bu nedir? - Ters çevir onları.

- Piercing mi? Gerçekten mi? - Evet.

- Oh, tanrım! Teşekkürler. Teşekkürler. - Pazartesi beraber Walmart'a gidiyoruz.

Bana teşekkür etme. Bana kalsa, sana Barbie bebek alırdım.

- Oh, gerçekten öyle mi? - Daha fazla hediye. Oh, oğlum. - Bu harika değil mi?

- Büyük ödülü kazandık. -Anne, Bu senin için. - Sağol, tatlım.

- Hediye. - Oh. ´´Al amcadan Ox'a.´´

- Al amcada kim? - Al amca. Bilirsin Buffalo'daki, Al amca.

- Al'i hatırlarsın. - Hatırlasana , anne? Al'i hatırlarsın. - Noel babadan Lucy'e.

Al'i hatırlar mıyım? Bir gece buradaydı--

"Eski günlerdeki gibi bir defa daha"

"- Mutlu altın günlerdesin" - İddiasına varım papyon.

- Aw, bunu yapmamalıydın. - Bunları o aldı.

"Bizi seven sadık arkadaşlar"

"Bir defa daha yanı başımızda"

- Oh, altın bir saat! Çok sevdim! "- bir gün daha sonra hep beraber olacağız"

- Oh, tatlım, bu çok pahallı olmalı. - Hey, Louie.'den Bir tane daha papyonum oldu.

"- Eğer alın yazımız izin verirse" - Oh büyükanne bunlar çok güzel Teşekkür ederim.

"- Karışacağımız zamana kadar" - Hey.

"- Her nasılsa" - Çok tatlı.

"- Kendine izin ver" - Al amcayı hatırlıyorsun değil mi?

- Evet, evet. "- Şimdi küçük mutlu Noeller"

- Gerçekten onun hakkında hiçbir şey hatırlamıyorum. - Küçük bir bıyığı vardı.

- Babamın arkadaşıydı, öyle değil mi? - Evet. Evet!

- Ed amcayı biliyorum. - Hayır, Al amca.

Ben Callaghan. Mesaj bırakırsanız...

size geri dönerim. hoşça kalın.

Merhaba, Ben Ashley. Ah, Lisbon tam anlamıyla harika.

Ama bu geziyi kısa tutacağım çünkü burada gerçekten çok düşündüm ve--

Biliyor musun? Seninle evleneceğim.

- Jack! Hey, ahbap! Whoa! - Hey.

Sessiz ol. Jack. Lucy'i uyandırma.

Kim-- Lucy kim?

Lucy, Peter´in nişanlısı.

Hayır, olamaz Peter´in nişanlısı olamaz?

- Onunla henüz tanışmadın mı? - Hayır.

Şey, harika biri. Onu seveceksin.

Biliyor musun, ufaklık, belki gece kalırım.

- Sakın sabah benim tahıllı kahvaltımı yeme. - Oh, yani onlar Mary´nin özel tahılları olmalı?

Geçen sefer sürpriz oyuncak almıştın, hatırlıyor musun?

- Günaydın. - Oh, tanrım.

Oh. Oh, beni korkuttun.

- Affedersin. - Um, günaydın, Jack.

Um, Sanırım seninle tanıştığımı hatırlamıyorum.

Aslında, Belki de bu hiç tanıştırılmadığımızdandır.

Bu yapılması gereken bir şey olmalıydı.

Ooh. Taksi. Gitmeliyim.

Ben gerçekten-- gerçekten geç kaldım o yüzden gitmeliyim.

Ama şey, ben-- seninle tanıştığıma sevindim, Jack. Hoşça kal.

- Lucy. - Tamam, bak,Ben-ben biliyorum--

- Hey. - Hmm?

Aileye hoş geldin.

Oh, teşekkürler.

Hoşça kal.

Tanrının iyileştirici varlığı için dua edelim...

hastalar ve onların aileleri tarafından hissedilen.

Özellikle Jo-Jo Goreki, Peter Callaghan,

Craig Little ve Peggy Dunne için.

Tanrıya dua edelim.Tanrım--

Tanrım, dualarımızı duy.

O tanrım, sen bizim tek bir aile gibi yaşamamız için çağırdın.

- Bu Lucy de kim? - Bugünün yalnızlığından koru bizi.

- O senin erkek kardeşinin nişanlısı. - Biz senin anlayışının kanıtları olmaya çalışıyoruz.

Sence de eğer Peter evlenecek olmuş olsaydı...,

- Bunu "Herald Tribune" den ilan etmez miydi. -Bunu peygamberimiz sayesinde tanrıya sorabiliriz.

- Biz Sun Times okuyoruz. Âmin. - Âmin.

- O zaman neden bu sabah gizlice kaçıyordu? - Çünkü bir işi var.

Ayini Latince olduğunda daha çok seviyorum

Ne dediklerini anlamadığın zaman daha iyi oluyor.

- Bourbeau'dan kalan malları aldın mı? - Aldım.

- Downey´inkiler? - Onu da aldım.

- Himmelstein´inkiler? - Aldım.

- Van Allan dan kalanları aldın mı? - Himmelstein´inkiler biraz uzun sürdü.

- Aah, İsa aşkına, Jack. - Küfretmeyi kes!

- Bak, şu anda işinin başında olmalıydın. - Seninle konuşmak istediğim bir şey vardı.

- Bunu daha sonra konuşursunuz, tamam mı? - Şimdi konuş bence. Seni kilisede öldüremez nasılsa.

- Biraz sessiz olur musunuz? - Hey, nazik ol, pally. Kilisedeyiz. - Hey.

- Ayini bozuyorsunuz! - Seni kim papa yaptı?

- Ox! - Joe Kelly okutman olmayı nasıl başardı?

- Marihuana kullanır o. - Âmin.

- Merhaba, Luce. - Merhaba, Lucy.

Merhaba, Lucy.

Hadi, seni aptal şey!

Oh, senin annenin--

affedersiniz? Burada mı yaşıyorsunuz?

Yaşamak mı? Burası bana ait.

Oh, harika. Şey--

O zaman 201 de yaşayan bayan'ı tanıyor olmalısınız.

Tanımak mı? Onunla çıkıyorum.

Hmm.

Çok temiz.

Kedicik?

Kedicik? Zengin kedicik?

Buraya gel, yemek zamanı.

Kedicik? Pisi,pisi,pisi.

Kedicik?

Kedicik? Yemek.

Pisi,pisi,pisi.

Buraya gel.

Buraya gel. Hadi, tatlım.

Neredesin--

Oh, Çok üzgünüm.

- İyi vuruş. - Oh, şey--

Sana biraz buz getireyim. Affedersin. Kimseyi beklemiyordum.

- Hey, buraya nasıl girdin? - Şey-- oh.

Uh... anahtarla?

Anahtarla mı? Oh, uzun zamandır buradasın, o zaman?

Oh, bilirsin, kediyi besliyordum.

Peter'ın kedisi yok ki.

Ohh.

Merhaba. Merhaba, tatlım. Fluffy(Tüylü şey)!

Merhaba, Fluffy.

Çok acıkmış olmalısın.

Mm.

Bakacak mısın?

Uh, hayır, Ben, ben telesekreterin bakması daha iyi.

Alo

Sana

Alo

Tamam. Hoşça kal.

Şey, hastaneden aradılar. Arkadaşlarının ve...

ailesinin oraya gidip kan vermesi gerekiyormuş.

Hadi beraber gidelim.

Biliyor musun? Bence senin kamyonunu almalıyız.

Oh, hayır. Peter´ın arabasını almalıyız bence.

- Tamam. - Nereye park ettiğini biliyorsundur herhalde, değil mi?

Oh, evet, ben, şey-- Evet.

- Hmm. - Hmm.

Hey, ileride hatırlamak için bir resim çekmeliyiz bence.

- Benim mi? - Hayır, senin ve Peter'ın.

-Ben o kadar fotojenik değilim. - Bundan emin değilim.

Tamam. Şimdi, sizden burada kalıp bunu yudumlamanızı istiyorum,yoksa sersem gibi olursunuz.

- Peter'la ne zaman görüşmeye başladınız? - Eylül'ün 17 sinde.

- 3 ay. Bu çok hızlı. - Tahmin bile edemezsin.

- Bu çok hızlı. Bu hızlı bir nişanlanma. - Bayan! - Ben iyiyim.

- Bekleyin,daha sizinle işim bitmedi! - Oh, ben hallederim. Ben hallederim.

Ooh.

Televizyonu ne yapacak ki? o zaten komada, İsa adına!

Ox, sessiz ol. Seni duyabilir, biliyorsun.

O zaman radyo alsaydık.

- Belki onun için şarkı söylememizi istiyordur. - Belki Lucy en sevdiği şarkıyı bilir.

- ´´Buhar çıkaran, sihirli ejderha.´´ - ´´Ejderha.´´

- Oh. - ´´Ejderha.´´ - Huh?

- 3 yardakçısından hangisini Peter en çok severdi? - Curley.

Curley! Hah!

- O herkesin sevdiğiydi zaten. - Hayır ben Shemp'i severim.

- En sevdiği dondurma. - Baskin-Robbins.

- Tuttuğu beysbol takımı. - Chicago.

- Cubs’larmı White Sox’larmı? - Neden sorularla kızı sıkıştırıyorsun?

Neden ona bu soruları soruyorsun?

Bana sormayın, onun erkek arkadaşına sorun.

Bu hiç komik değil, biliyorsun.

- Hayır, hayır, bu erkek arkadaşı değil. - O...--

Joe Fusco.

Joe-- Joe Jr.

Mm-hmm, bu doğru. Bay Joe Fusco, Jr.

Dediğine göre siz bayağı yakınmışsınız.

Peki, Alüminyum folyoyu da icat ettiğini de söyledi mi. O saplantılı biri.

Ben onunla konuştuğumda gayet aklı başındaydı.

Oh, olamaz. Oh, olamaz.

- Anne, iyi misin? - Yaptığını gördün mü?

- Ne yapmışım? - Bak, eğer kanıtlamak isteseydi , kanıtlardı.

Peter'ın tek yumurtası var.

- Olamaz. - Öyle.

Bir ay kadar önce bir kaza oldu...

arka cebinde kalem olan bir arkadaşıyla basketbol oynuyordu.

İğrenç!

Belki, şey-

Hayır.

- Oh, hayır! - Şey, birisi bakmalı.

Bana bakmayın.

- Hayır. - Evet, belki, uh--

Benim değil-- Benim değil, uh, uh--

Tamam, Ben annesiyim.

Oh, Anne! Eww!

Şey, iyi tarafından bakalım.

Jokey şortunda daha fazla yer açılmış.

Anne!

- Kim var orada? - Ne fark eder?

- Beni ektin. - Nasıl?

- Buluşmamız. - Ne buluşması?

Buz hokeyindeki. Senin biletini yemek zorunda kaldım.

Seninle asla çıkacağımı söylemedim.

- Evet söyledin. Evet söyledin ! -Hayır söylemedim. Hayır söylemedim!

- Söyledin! Söyledin! Söyledin! - Söylemedim! Söylemedim! Söylemedim!

-Kim o? - Lucy, ben Saul.

- Oh, tanrım. - Joe, Jr. ı ikinci adam yerine mi koyuyorsun?

Ben iki kişiye de randevu veren biri değilim. Aslında bir kişiye bile asla vermem.

- Hey,onu dövebilirim. - Hey, dolaba gir.

-Bir kelime dahi etmeyeceksin. - Güzel külot.

Hey.

boxer ı daha çok severim, ama, uh, bunları da deneyebilirim, eh--

- Affedersin. - Arkadaşın mı vardı?

- Hayır. Televizyon. Kapının arkasında. - Oh.

Um... Çay kahve veya başka bir şey ister misin?

Hayır, hayır. Hiç-- gerek yok.

- Lucy, bilmen gereken bir şey var. - Ne?

Şey, Peter'ı ziyaret ettiğin gece, Ben hemen kapının dışındaydım.

Gerçeği biliyorum.

Üzgünüm, Saul. Aslında, sen-- merak etmene gerek yok, çünkü onlara her şeyi açıklayacağım.

hiçbir şey söyleme.

Aileyi kırmak için hiç bir şey yapmayacağını söylediğin günü hatırlıyor musun?

- Evet? - Aslında, seninle tanıştıklarından beri, Peter ın geri döneceğine inandılar.

Şimdi, eğer onlara gerçeği söylersen, eh, onun tekrar gideceğine inanırlar.

Sana ihtiyaçları var, Lucy. Aynı senin onlara ihtiyacın olduğu gibi.

Bak, Biliyorum sen iyi bir kızsın.

Ve biliyorum doğru olanı yapacaksın.

- Teşekkürler. - Evet. Evet yapacaksın.

Oh-Oh, oh, bu arada, nasıl bilebildin şeyi--

Peter ın tek, uh--

Ahh--

Biliyor musun? Bilmek istemiyorum.

- Hoşça kal. - Ooh!

- Oh, tanrım! Ne yapıyor-- Ne-- - Aah!

- Ne yapıyorsun? - Kaydım.

Ayakkabılarımı mı deniyordun?

Hayır! Ayağımın kaydığını hissettiğimde, ayakkabının içine doğru.

- Kim o? - Benim, Jack Callaghan.

- Tanrım, artık kimse telefon kullanmıyor mu? - Ben kullanıyorum.

900'lü hatlardan bahsetmiyorum.

Kim söyledi?

Merhaba. Daha fazla soru sormak mı istedin?

Hayır, Senin için bir nişan hediyem var.

Uh, bunu yapmana hiç gerek yoktu.

Ben yapmadım. Annem ve babamdan.

Oh.

Bir mobilya. Getirmemi ister misin?

Hey, giderken gördüğüm Saul muydu?

O da ne?

- Kedi. - Büyük bir kedi.

Şey, Bence - Bence sen, şey,

onu şey-- onu peter'ın dairesine götürmelisin.

- Ama daha ne olduğunu bilmiyorsun. - Şey, bilirsin,

ne olursa olsun Peter'ın dairesinde daha hoş duracaktır.

Biliyor musun? Bende seninle geleceğim.

Ooh!

Biliyor musun? Bence çok yakına--

Öndeki arabaya çok yakın park ettin bence.

Öyle olmalı. Mobilya boşaltacağız çünkü.

Sürprize hazır mısın?

Oh, bu harika.

Bu çok harika.

- Sevdin mi? - Evet.

Çok kötü. Ox sana aşk koltuğu aldı.

- Oh, üzgünüm. - Üzülme. Bunu ben yaptım.

- Bunu mu? Hayır, olamaz. - Hayret verici, değil mi?

- Oturabilir miyim? - İstediğin gibi.

Tanrım, Bu mükemmel. Bunun işine girmelisin bence.

şey, o pek mümkün değil.

Oh, evet, babanla çalışmalı ve her şeyi idare etmelisin, değil mi?

Bizim iş yerimizin adı ilk önce Callaghan ve oğullarıydı,,

ve daha sonra Peter hukuk okumak için gittiğinde Callaghan ve oğlu oldu.

Eğer bende ayrılırsam, Sadece Callaghan olur.

- Şurada iki saniye duralım-- ben kapıyı açayım - Hayır-Hayır, Ben hallederim, Ben hallederim.

- Oh. - Gördün mü? Hadi gidelim.

Oh, Güzel teknik.

Bu yol her zaman çok ama çok modern olmuştur.

affedersiniz, uh, efendim, hangi daire?

Uh, 57G.

Şey, efendim, üzgünüm, ama misafirler önceden bildirilmelidir, sizinde bildiğiniz gibi?

Şey, Ben onunlayım. Ona yardım ediyorum.

- Yani? - Onu tanımıyor musunuz?

Hayır.

Ama-ama ben burada biraz yeniyim.

Oh, tamam, O Peter Callaghan´ın nişanlısı 57G de oturan.

Ohh! Oh, tamam.

Bana ondan bahsetmişti efendim. Çok korkutucu biriymiş.

Bana mı diyorsun.

- Ooh! - Dikkatli ol.

Uh, belki de , uh, biraz farklı bir açıyla denemeliyiz.

Um...Bence sıkıştı

Neden bir adım geri çekilmiyorsun Eski bir numarayı deneyeceğim.

Nedir-Nasıl bir numara?

- Gerçekten çok hızlı iteceğim. - Peki.

- Tamam, Tamam, ittir. - İttiriyorum.

Şimdi yardım etmemi ister misin?

- Tamam, küçük bir yardım fena olmazdı. - Peki.

Tamam. Bir, İki, Üç-hadi!

Ow! Ooh!

Ooh.

Sanırım kanepe tam oraya gelecek.

Oh, hayır! Hayır, hayır, hayır şuna bak!

Aptalın teki beni tamamen sıkıştırmış.

Ama sana bu kadar yakına park etmemen gerektiğini söylemiştim.

Aaah!

Hey, park saatini kontrol et. Bakalım ne kadar kalacak.

Sanırım, saat 6 ve.

Eğer isterse tüm gece burada kalabilir.

Bütün gece mi, huh?

Um, iyi geceler.

Burada beni kamyonla yalnız mı bırakacaksın?

Aslında, evet.

Şey, belki bende seninle beraber gelmeliyim.

Niçin?

Korunma için.

Oh, hayır, Ben giderim. Sorun değil.

Bana kalsa. Burada tek başıma kalmak istemezdim.

Burası Chicago.

- Üşümüş görünüyorsun. - Hmm?

- Üşümüş görünüyorsun. - Neden--

Büyük ihtimalle üşüdüğüm içindir.

-Ya sen? - Bu ceket ters çevrilebilir.

- Ben şu anda sıcak tarafını giyiyorum. - Oh, anladım!

Daha iyi bir paltoya ihtiyacın var.

Ne? Bu benim babamındı.

Ahh, o zaman büyük ihtimalle donuyordur.

O öldü.

- Üzgünüm. - Bu senin hatan değil.

Geçen yıl öldü.

Aslında annemi bile hatırlamıyorum--

Nasıl biriydi?

Bana benzerdi. koyu saçlı, düz göğüslü.

Onun hakkında en çok hatırladığın şeyler bunlar mı?

Oh-ho, Tamam.

Um, şey--

Haritaları severdi.

Evet, Ben haritalarla yaşarım. Kamyonum onlarla dolu.

Televizyondan bir yerin adını duyardı ve

atlası çıkarır, onun nerede olduğunu bulurduk.

Oraya giden yollara bakardık, sanki oraya gidecekmiş gibi.

Eğer dünyada gidilebilecek tek yer kalsaydı, gidebileceğin tek yer...

- Floransa. - İtalya mı, ooh.

Henüz Floransa’ya bir mobilya teslim edemedim, ama harika olacağını biliyorum.

- Evet. - Oraya bir sefer gidebilmeni isterdim.

Şey, Bilirsin,iş yerim Floransa’ya kadar olan yolu karşılamaz, yani--

Oh, ama bir şeye sahibim...

- pasaportum. - Pasaportun mu var!

- Evet, var! - Yanın da mı?

Evet.Şey, sadece ülkeden acilen ayrılmam gerekirse diye,

- senin de ihtiyacın olabilir-- - Bu inanılmaz. Bu harika. Oh, sen haklısın.

Aslında pekte fotojenik değilmişsin.

Sadece şaka yapıyorum. Henüz hiç mühür yok ama.

Evet, şey, Henüz bir yere gidemiyorum.

Ama bilirsin, Çok yakında Floransa ya gerçekten gideceğim,

bilirsin, gideceğim.

Bu babana gurur verirdi.

Evet.

Biliyor musun, Çok kolay bir yolla,

onu biraz daha hatırlamamı sağladın.

Anladım. Yani, o mükemmel biriydi, her zaman bir centilmendi.

- Çalışkan adam-- - Şu anda köpek pisliğine basacak olan.

Ohh!

Bu, işte şimdi mükemmel oldu. Bu mükemmeldi!

Tamam, biraz daha anlat. Nerde büyüdün.

Tanrım, Bay. Chatty gibi olmaya başladın bu akşam.

Bunu yapmamın asıl nedeni, Titremeye başladım ve

sohbet etmek suratımın donmasını engelliyor.

Sağol. Ben, şey, Ben çok iyi zaman geçirdim.

- Oh. - Mm.

Burası kaygan biraz. Hadi gel.

Bu kadar geldikten sonra. Geri kalan yolda da seni götüreyim.

Şey, Dikkatli olmalısın. Biraz buzlanmış.

Şey, um, Yarın Peter'ı görmeye gidecek misin?

Oh. Whoa-oa-oa! Whoa!

Wow!

- Tamam-- - Beni de kendinle götürme!

- Yo, her şey yolunda. O kadar da kötü değil, evet. - Başardın?

- Başardın? Tamam. - Evet.

Wow. Tut şunu-- Bu-- Bu kötüydü.

Bu-- hadi bakalım.

- Tamam! - İyi misin. İyi misin?

Bu-- Oh-- Mm.

Mm.

- İyi misin? - Evet.

- Sanırım şimdi iyiyiz. - Tamam?

- Evet. Sadece, uh-- - Tamam.

- Buradan mı? Tamam. - buradan.

- Ow! Ohh! - Bu neydi?

Pantolonumdan mı yoksa kaslarımdan mı geldi o ses?

Oh! Elini ver. Elini bana ver.

- Whoa-ho! - Tamam. Hadi!

- Hmm. - Oh, tanrım!

Dairende fazladan bir pantolon bulunur mu?

Eğer benim pantolonumun içine girersen, Kendimi öldürürüm.

- Beni takip etmek zorunda değilsin. - Hayır, sadece rüzgârı önlüyorsun.

Sen içeri girene kadar bekleyeceğim.

Peki, iyi geceler.

sana da.

Yani seni gördüğümde görüşürüz?

Peki.

Tamam, Lucy, Ben mi O mu.

O.

Hemen cevap vermek zorunda değilsin.

Bir sorunum var. Jack den hoşlanıyorum.

- Jack de kim? - Peter´ın erkek kardeşi.

- Yani? - Yani o benim nişanlı olduğumu sanıyor.

- Kiminle? - Peter'la.

Lucy, Gerçekten bunun için hiç zamanım yok.

Oh, hayır, hayır, hayır. Ne yapmam gerektiğini söylemelisin.

-Gerçeği söyle. -Eğer Jack'e ailesine yalan söylediğimi söyleyecek olursam,

bir daha benimle asla konuşmaz.

Ve-ve-ve Ox'da ve Midge'de ve Mary'de ve-ve-ve Saul'da--

Saul mu? Saul da kim?

Kapı komşuları.

Ama biliyor musun? Aslında, o biliyor.

Lucy, sen ailenin tamamen içine girmişsin.

Denizcilere katıldığın gibi onlara katılamazsın.

Bana ne yapmam gerektiğini söylemek zorundasın.

Fişi çek.

- Sen hastasın. - Evet hastayım?

Bir sebzeyi aldatıyorsun.

Aşağı ve kirli.

İflas ettin mi? İflas etmedin mi?.

Ooh, O iki kâğıda mı bekliyordun.

Çok etkileyici. Çok cesurca, kendinden emin.

Bende full var. Kâğıttan yana şansın yok.

Ama aşkta çok şanslısın.

´hatırlıyor musun 5. veya 6. sınıftayken,

Ben pokerde gerçekten iyi olmaya başlamıştım, ve, uh,

eve bir sürü öğle yemeği parasıyla dönerdim?

Hala okul müdürünün odasını çok iyi hatırlıyorum.

Her zaman bana derdi ki,

´´Niçin sende biraz kardeşin Peter gibi olmaya çalışmıyorsun?´´

Şey,biliyor musun? Bunu hiç sorun etmedim.

Bunu hiç dert etmedim, çünkü seninle gurur duyuyordum.

Ve senin yaptığın hiçbir şey için seni kıskanmadım.

Şimdiye kadar.

Ben kesiyorum. Büyük çeken Lucy'i alır.

Tamam, Üçümüz arasında olsa daha iyi olur.

Peki, Lucy, Sen ve Peter balayında nereye gitmek istediğinize karar vermiş miydiniz?

Ben Küba’ya gittim.

Ricky Ricardo Kübalıydı.

- Peter bugün daha iyi görünmüyor muydu? - Oh, şu çocuk.

- Biliyor musun, O aktör olmalıymış. - O çok uzun.

Bütün iyi aktörler uzun boyludur zaten.

Lucy, Jack içinde iyi bir kız bulabilir misin bana?

- Oh, Anne, yapma. - Şey,Ben-Ben-Ben--

Gerçekten Jack´in nasıl birinden hoşlanacağını bilemiyorum, yani sanırım bulamam, şey--

Sarışınları severim. Tombul olanlarını.

- Alan Ladd uzun değildi. - Marshal Dillon 2 metreden uzundu.

Aslında, hepimiz Lucy'nin tipini biliyoruz.

Bu patates püresi çok yumuşak olmuş.

Sen esmerlerden hoşlanırsın.

Hiç bir zaman iyi bir rosto yapamadım.

İyi bifteğe ihtiyacın var.

Arjantin’deki biftekler harikadır Biftekler ve Naziler.

John Wayne uzundu.

Dustin Hoffman 1.60 falandı.

Dustin Hoffman ı Alamo Kalesi'ni kurtarırken izlemek ister miydin?

- Bu patates püresi çok yumuşak olmuş.. - İspanyolların biftekleri de çok iyidir.

- Mary ezdi onları. - Cesar Romero uzundu.

Cesar Romero İspanyol değildi.

Cesar Romero İspanyol'du demedim ki.

- Eee, Ne dedin o zaman? - Cesar Romero uzundu dedim.

- Hepimiz onun uzun olduğunu biliyoruz. - İşte, söylemeye çalıştığım bu.

Cesar Romero uzun boyludur. Hepsi bu.

Tarih hakkında yardıma ihtiyacın olursa, sakın beni arama.

Unutma tatlım, eğer yeni yıl için planın yoksa seni görmek isteriz.

Çok teşekkür ederim. Harika zaman geçirdim.

- Bizde. - Teşekkürler. hoşça kalın. - Geldiğin için sağol.

- hoşça kalın. - Hoşça kal, Lucy. - Hoşça kal. İyi geceler.

Hey, bakın. Şu anda Noel çiçeğinin altındasınız.

- Öp onu, o zaman. - Evet.

- O Noel çiçeği. -Bu bir gelenek. - Noel deyiz.

Hadi, seni aptal. Öp onu.

- İşte. - Oh, evet. - Hoşça kal.

- İyi geceler. Hoşça kal. - İyi geceler. - İyi geceler.

- İyi geceler. - Hadi, Mary. İkimizde bu akşamki bulaşığı halletmeliyiz.

normal bilet.

- Bir Jeton, lütfen. - Oh, tanrım! Mary! Burada ne yapıyorsun?

Merhaba. Siz buraya-- buraya gelmek ister miydiniz?

- Gelebilir miyiz? - Evet, kesinlikle.

Transfer, lütfen.

- Merhaba. - Hey, Bu kim?

-Ben Mary. Bu da Beth. - Merhaba.

Um, Mary -- Mary benim, um--

Lucy ağabeyim Peter la evleniyor.

Ne? Lucy, sen evleniyor musun?

Aslında, tam olarak söylediği gibi değil.

Bunu söylemek beni biraz mahcup ediyor, utandırıyor, ama, um--

- Tren. Sizinki-- Tamam. - Tren. Tamam. Uh, Sonra görüşürüz.

Geldiğiniz için sağolun. Seni görmek güzeldi, Beth.

- Kızım, yoksa hamile misin? - Evet, hamileyim, Celeste.

Lucy, bana nasıl söylemezsin bunları! Bana detaylardan bahsetmedin.

- Neler oluyor? - Tamam, Celeste.

Celeste, hamile kalabilmek için biriyle beraber olmalısın.

Ama nişanlı olduğunu sanıyordum.

Şey, Biz-- Biz bekliyoruz.

Beklemek mi?

Peter? Merhaba, Ben Ashley.

Bu makine çalışıyor mu?

Bak Chicago’ya döndüm ve aslında beni aramadığını görünce biraz bozuldum.

Bak, aslında bunu senden duymaya ihtiyacım var ve ayrıca kedimi de görmek istiyorum.

Ara beni.

Yeni yıl arifeleri eskisi gibi olmuyor...

Guy Lombardo öldüğünden beri.

Klarnet i seviyorum.

Biliyor musunuz artık kimse klarnet çalmıyor.

Guy Lombardo klarnet çalmazdı.

Guy Lombardo klarnet çalardı demedim ki.

- Bilirsiniz, sizin Benny Goodman, - Hey, baba.

- o meyan kökü çubuğu çalardı. - Van Allan'ın eski eşyalarını aldık.

- Hey, hemen oraya git! - Oh. Bu harika. - Tebrik ederim.

- Bu harika. - İşte bu. - Hey, dinleyin.

Lucy hamile.

Nereden öğrendin? Hamile demekle neyi kastediyorsun?

- Nasıl öğrendin? - Nerelerdeydin? - Beth öyle söyledi.

- Jeton kulübesinde duyduk bugün. - Jack, bunun hakkında bir şey biliyor musun?

Hadi odana çık.

- Kim o? - Joe Jr.

Burada değilim.

Bu oyunu biliyorum.

Hey, yaşlı adamın anahtarları var.

Bu yasal değil, ve sende bunu biliyorsun, Joey.

- Ta-da! -Onlara bana...

Arlington da kazananların taktığı çelengin aynısını vermelerini söyledim.

Çok güzeller.

Ama onları kabul edemem.

Buraya taşınabilirim. Bahse girerim bunak, kiranı en az 50 dolar azaltır.

Burada sadece 6 ay daha yaşayabilirim.

Sadece benim daha iyi hissetmemi sağlamaya çalışıyorsun.

- Diğer adam yüzünden, değil mi? - Ne demek istiyorsun?

Ona bakışını gördüm.

Ne? Ben nasıl-- Ben ona nasıl bakıyormuşum?

Sanki ilk Trans Am' ini görmüş gibi bakıyordun.

İşte, al onları. Onları benim tabutuma koyarsın.

Teşekkürler.

Siyah sutyen mi giydin? Ow!

Siyah iç çamaşırlarını severim.

- Jack. - Burada ne yapıyorsun?

- Partiye mi gidiyorsun. - Evet, arkadaşım Celeste bu akşam parti veriyor.

Harika. Hey, seni bırakabilirim.

Oh, biliyor musun? Aslında o kadar da uzak değil. Yoo-- sorun değil.

Hayır, hayır, ,hayır. Hayır. Hadi, Hadi.

Tamam, ama gerçekten çok uzak değil.

Zaten birçok şey yüzünden bu kamyonu hareket ettiriyorum.

- Şey, her şey yolunda mı? - Neden? Neden yolunda olmasın ki?

- Sadece biraz garip davranıyorsun da. - Hayır, Hayır, Garip davranmıyorum.

- Evet, davranıyorsun. - Hayır, garip değilim.

- Peki, Peter dan ne haber? - Peter dan ne haber mi?

Peter ı uyandığında gerçekten zor şeyler bekliyor.

- Lucy! Merhaba. Nasılsın? - Merhaba!

Oh, Hadi gel. İçeri gir. Hey, dinleyin. Lucy ve nişanlısı geldi.

- Lucy! Hey, nasıl gidiyor? - Jerry, Peter'ı tanırsın, değil mi?

Teşekkürler. Merhaba. Şu paltoyu al, Cindy.

- Peter? - Seninle konuşmalıyım.

Geez, İyi görünüyor.

O Peter değil. O Jack.

- Uh, Kim bu Jack yine? - Peter´ın kardeşi.

- Peter komadaki adamdı değil mi? - Tamam.

-O zaman neden Jack'i buraya getirdin? - Jack'i buraya getirmedim. O buraya kadar benimle geldi.

- Yani nişanlı olduğun kişi Jack? - Hayır, Peter.

- Peter senin olduğunu dahi bilmiyor. - Biliyorum.

- Yani Jack Peter mı? - Evet.

- Lucy-- - Evet?

Bu tür şeyler için doktorlar var.

affedersiniz. Uh! Bu alkollü.

- Tanrıya şükür. - İçmemelisin.

- Neden? - Çünkü bu bebeğin için iyi değil.

- Bekle lütfen? - Çok soğuk! Dinle.

Uh, aslında bütün bu akşam aslında hiçbir şey yolunda gitmedi, ve, şey--

Oh, ve bunun sorumluluğunu seninle paylaşmalı mıyım?

Hayır. Lütfen biraz yavaşlar mısın?

Bak. Sadece bir yanlış anlamaydı,

- ve Joe Jr. olayından bile fazlaydı-- - Anlamadım?

- Yok bir şey. - Hayır, hayır, hayır. Şu anda ´´Yok bir şey´´ diyemezsin.

Joe Jr. olayı da nedir?

- Ona yaslanman. - ´´Ona yaslanmam mı.´´

- Evet. - Tamam.

Um-- Ne demek-- Neyi kastediyorsun ´´ona yaslanman´´ derken?

- Bana çiçek verdiği için mi? - Ve sonra ona yaslandın.

- Ve sonra ona yaslandım mı. - Evet.

Peki. Ona yaslandığım da nasıl yaslanıyordum?

-Nasıl mı yaslanıyordun? - Evet. - Sarılmaktan farklıydı.

Sarılmak farklıdır.

Sarılmak, eller ve kollar ile yapılır,

Ve yaslanırken bütün vücudunu kullanırsın, aynı bunun gibi.

Yaslanmak istemeyi içinde barındırır...

ve kabul etmeyi.

Yaslanmak--

Hey, Luce.

O adam seni rahatsız mı ediyor?

Hayır, hayır.

Emin misin? Çünkü sana yaslanıyor gibi geldi bana buradan.

Teşekkürler. gördün mü?

Eğer bana ihtiyacın olursa hemen orada olurum.

Tamam. Çok teşekkür ederim.

Karate biliyorum.

Tamam. Şimdi-- Peki. Diğerine gelelim?

Diğeri mi? Diğer yanlış anlama mı?

Neden hamile olduğumu düşündün?

Şey, Mary öyle bir şey duyduğunu söyledi.

- Ve sen ona inandın? - İnanmamam için bir neden yoktu.

Yani ağabeyin gibi birinin, benim gibi biriyle evlenmesinin tek nedeninin...

- benim hamile olmam olduğunu düşündün, değil mi? - Hayır, hayır.

İyi geceler.

Nedeni, Senin gerçekten Peter ın hoşlandığı kızlardan olmaman.

Peki, Jack? Tamam, Ben kimin tipiyim o zaman?

- Teşekkürler. - Bak, bu harika bir şey, sen ve Peter.

ama geri kalan dünya için bu sandığın kadar normal değil, hepsi bu.

Biliyor musun , Jack? Gerçekten çok rezil bir Noel geçiriyorum.

Şu anda Yeni yılımı mahvetmeyi başardın.

-Eğer paskalyada geri gelirsen, dairemi yakıp kül edebilirsin. -Hey, yapma, Lucy.

-Benden ne istiyorsun, Jack? -Mutsuz olmanı istemiyorum.

Ve sen kimsin, mutluluk rehberi misin , Jack? Sen mutlu musun?

Çünkü seni babanla konuşurken düşünemiyorum bile.

demek istediğim, aile işini bırakmak istiyorsun, değil mi,

ya da bu da aramızdaki yanlış iletişimden mi kaynaklanıyor?

Ailem hakkında ne biliyorsun?

Onlarla bir hafta geçirmiş olman onları tamamen anladığın anlamına gelmez.

Hayatını onlarla geçirmen seni onlardan biri yapmaz.

Evet, peki, Aileyi mutlu tutmanın senin için ne kadar zor bir şey olduğunu biliyorum.

Baban senin jeton kulübesinde oturduğunu bildiği halde bundan mutlu olur muydu,

tatiller planlayarak hiçbir zaman gidemeyeceğin?

Olmazdı. Sen haklısın.

Ama yalnızlık hakkında hiçbir fikrin yok.

Hey, Senin Peter ın var.

Benim kimsem yok.

Mutlu yıllar! Mutlu yıllar!

İyi geceler.

Mutlu yıllar!

Mutlu yıllar.

"Eski günlerin anısına, tatlım"

"Eski günlerin anısına"

"Bir bardak şefkat alamadık"

"Eski günlerin anısına"

"Eski günlerin anısına, tatlım"

Ox, Beni arayıp hemen buraya gelmemi istediler. Neler oluyor?

- Bilinci yerine geldi. - Oh, bu-- Oh.

Byers ailesi lütfen solaryum da buluşur musunuz?

- Byers ailesi-- - Oğlum, seni gördüğüne çok sevinecek.

Evet.

Peter?

Peter. Ailen burada, Peter.

Sen..Sende kimsin?

Tanrım.

Hafızasını kaybetmiş.

"Lacunar amnesia" bir hafıza kaybı çeşididir ...

sınırlı ve geçicidir,

sadece ayırt edilmiş olayları hatırlamaz.

- Seçici hafıza kaybı mı? - Evet. tamamen.

Um,affedersiniz. Siz-Ben-Ben size gerçekten çok önemli bir şey söylemeliyim.

- Ben- Ben hiç bir zaman-- - Hamile kalmadın mı?

- Huh? - Biliyoruz. Jack bizi aradı.

- Jack. - Hey. Geri gelmiş sanırım, değil mi?

- Oh, Burada olabildiğine sevindim. - affedersiniz. Doktor? Tekrar kendine geldi.

Tamam, hadi gidelim.

Hey, Jack, Gelebildiğine çok sevindim.

- Saul! - Şimdi, dinle. Bırak ben halledeyim.

Bir arkadaş ve onları öldürecek biri olmak için çok yaşlıyım.

- Halledeceğim, tamam mı? - Tamam.

- Ve şimdi halledeceğim tamam mı? - Tamam. - Hadi. Gidelim.

Tam arkandayım.

- Kendini nasıl hissediyorsun şampiyon? - Bilmiyorum.

- Merhaba. - Hey, onu hatırladın mı?

- Hatırlamalı mıyım? - Yakından bak.

Biraz tanıdık geliyor. Peki ama neden?

-Sanırım geri geliyor. - Sanırım.

Ne geri geliyor? Söyleyin. Söyleyin bana. Ne?

- Hafızanı kaybettin. - Ben mi?

Peter, sen nişanlısın.

- Kiminle? - Lucy ile.

Lucy mi? Lucy kim?

- Hatırlamıyorsun, değil mi? - affedersiniz.

- Bugün senin için biraz "Jell-O" aldım. - Ben "Jell-O" seviyor muyum?

- Hem de çok! - Sanırım bir gece için bu kadar heyecan yeter.

- Hadi hepimiz eve gidelim. - Burada asılı kal şampiyon.

- İyi geceler, tatlım. - İyi geceler, Anne.

- Oh, Seni tekrar görmek güzel! - Anne!

- Biliyor musun, çok iyi görünüyor? - İyi olacak.

Bence harika görünüyor

- Tamam, tekrar geri döneceğiz. - Jack, sende. Hadi. Eve gidelim.

- Saul, nerelerdeydin? - Ne, Tuvalete de mi gidemeyeceğim?

- Saul! -Ben hallederim. Onlara söyleyeceğim.

Ne zaman? Ne zaman? 50. evlilik yıl dönümümde mi?

- Lucy, Onlara söyleyeceğim! - Söylesen iyi olur! - Söyleyeceğim dedim!

A, B, C, D, E, F, G

Jack, bu hafta gerçekten çok iyiydin.

Evet, Seni herkese yalan söylemekle suçladım.

Ya da Joe Jr. la ilişkin olduğu için suçladım

Ya da Senin hamile olduğunu sanıp bütün arkadaşlarına bunu duyurdum.

Bu haftayı senin için gerçekten hareketlendirdim , değil mi?

Bak, Jack,Ben, şey-

yarından başlayarak bazı şeyler...

belki biraz farklı olabilir.

Evet.

Sadece şunu bilmeni isterim, sen gerçekten, uh,

bana çok iyi bir arkadaş oldun.

Tamam.

İyi arkadaş... Lucy!

Efendim?

Ben öyle demek istememiştim, şey, Sen ve Peter hakkında söylediklerim hakkında.

Bence ikiniz mükemmel bir çift olacaksınız,

ve, şey, gerçekten bir daha yalnız kalmayacağın için çok mutluyum.

- Hoşça kal. - Hoşça kal.

Jack, sen misin?

Merhaba, baba.

- Sana biraz lokma aldım. - Kurtarıcımsın benim.

Annen bana yağsız kepekli çöreklerden alıyor yemem için.

Tadı talaş'a benziyor bunların.

- Yetiştim mi? - Evet, ölüm ilanlarını okumayalı neredeyse bir hafta oldu.

Biliyorsun, Noel'den sonra birçok iyi işi kaçırdık.

cehennem gibi bir haftaydı, değil mi?

Hayat çok zorludur. sana her zaman söylüyorum. Biliyor musun?

çok çalışıyorsun, aileyi bir arada tutmaya çalışıyorsun, ve sonra , bir anda,

her şey çok iyi oluyor.

Herkes iyi. Herkes mutlu.

Bir anda, içini huzur kaplıyor.

Baba, bu öyle bir anda olmuyor.

- Ne demek istiyorsun? - Şey--

Büyük annem için yaptığım sallanan sandalyeyi hatırlıyor musun?

Şaka mı yapıyorsun? Müthiş bir şeydi, büyükannen ona oturamadı bile.

O müthiş sandalyeyi, iki ay evvel onun gibi üç taneyle beraber sattım.

İki tanede yemek masası satmıştım. Altı tane daha yapmam için sipariş verdiler.

Bu güzel bir yan iş.

Bu bir yan iş değil baba. Bu ... iyi bir iş.

Bir dakika. Sen benim işimde çalışmak istemiyor musun?

Hayır, istemiyorum.

- Ne zamandan beri böyle hissediyorsun? - Çok uzun zamandır.

Peki, neden daha önce hiçbir şey söylemedin?

Bütün bu lanet şeyleri Eddy amcaya iki katı fiyata satabilirdim.

Kathie Lee Gifford sayesinde anneni gemi yolculuğuna çıkarabilirdim.

Beni çıldırtmaya çalışıyorsun değil mi?

Delirdin mi?

Sen delisin! Sen sallanan sandalyeler yapmak istiyorsun.

Oh, hey, Bayan. Fletcher sonunda gitti, huh?

Onun yemek odası tek başına 40 bin dolar eder.

Evet. şey, Şu McMurphy kardeşler, daha devir işlemleri tamamlanmadan oraya gidiyorlardı.

- Bu onların sorunu. Onlar çok titiz. - Evet gerçekten çok titiz.

- Onları haftaya ararız. - Onları haftaya arayacaksın.

Bu doğru. Onları haftaya ararım.

-Tamam. - Biraz lokma alabilir miyim? - Uh, affedersin.

22, 10, 40. Sekizinci dereceden şifreli kilidin şifresi .

- Doğum günü: 3-11-59. - Lucy'i hatırlamalısın.

Sosyal güvenlik numarası: 144-60-6894.

Onu seviyorsun. Sen sadece... onu hatırlamıyorsun.

3.73 mezuniyet notu, Northwestern Üniversitesi.

- Peter'la yalnız konuşabilir miyim? - her şey yolunda, Saul?

- Kıdemli sınıf başkanı, 1981. -Sadece vaftiz oğlumla konuşmak istiyorum.

- Senin için alayım. - Teşekkürler, anne. - Geri döneceğiz.

- Tamam, sonra görüşürüz, tatlım. - Emin misin, Saul?

- Evet, evet, eminim. - Sonra görüşürüz, evlat. - Görüşürüz , baba.

Peter, seni doğduğundan beri tanıyorum.

Hayatındaki bütün önemli şeyler sırasında izci olduğun zamandan--

ilk kılını keşfettiğin zamanda hep senin yanındaydım.

İyi bir eğitim aldın.

Arkadaşların arasında çok popülersin. İyi bir yaşamın var.

Ve herkesin de bildiği gibi çok yakışıklısın.

Ama, Peter, sen iktidarına düşkün bir salaksın.

- Ne demek istiyorsun? - Bak, ben senin vaftiz babanım.

Demek istediğin, Seni çok severim. Kendi oğlum olsaydın bundan daha fazla sevmezdim inan.

Ama sorun şu ki-- Şey, sen iktidarına düşkün bir aptalsın.

Bunu bana söylemenin nedeni ne?

Lucy.

Peter, onun hakkında bilmen gereken şeyler var.

Bilirsin, O--

Şey-- Uh--

O--

Bilirsin işte--

O senin sadece nişanlın değil, Kurtarıcı meleğin aynı zamanda.

Evet! Peter, O senin hayatını kurtardı!

Ve şimdi, bugün seni görmeye geliyor, ve ben senden kendine bir iyilik yapmanı istiyorum.

Onun gözlerine bakmanı ve hayatta kinci bir şans yakalamış biri olarak...

kalbinin sesini dinlemeni istiyorum.

Ve iki dakika içinde, eğer ona çılgınca âşık olmazsan,

ona ayrılmak istediğini söyle, ve iktidarına düşkün olan hayatına devam et.

Ama bizim iki saniyede gördüğümüzü, sen iki dakika içinde görebilirsen,

ona ikinci kez evlenme teklif et...

ve evlen onunla , elinden kaçmasına izin verme .

Uh, onun gelmesinden önce, bunu biraz düşün...

Bunu sana söyleyen eski bir iktidar düşkünü.

Tamam mı?

Biliyor musun,eğer 40 yaş genç olsaydım, onunla ben evlenirdim.

yani, eğer ikna edebilseydim. Hey, bu sadece bir şaka

Oh, biliyorum.

- Lucy! - Merhaba.

- Merhaba. - Şey.

Eşyalarını geri getirmek için gelmiştim.

Sandviç ister misin?

Hayır, hayır. teşekkür ederim. Gerek yok. Bir şeye ihtiyacın var mı?

Kendi elbiselerimle olmayı isterdim.

Şey, Ben mavi çizgili olanı çok seviyorum.

- Çift göğüslü olan mı? - Evet.

- Evet, o benim de en sevdiğim. - Gerçekten mi?

Evet.

Lütfen otur.

Ben, Ben senin resmini gürdüm, şey, sen 3 küçük sincabı kurtarıyordun.

Oh. Hiç bir zaman aramadılar. Hiç bir zaman yazmadılar.

Bu çok uzun zaman önceydi.

Evet, sanırım biz, biz böyle kahramanca şeyleri büyüdükçe pek yapamıyoruz, değil mi?

Oh, kesinlikle. Sen yaptın, her şeye rağmen!

Oh, hayır. Trenin önüne atlamak öyle görülmedik bir şey değildir.

Tüm hayatım boyunca kahramanca bir şey yaptığımı hiç sanmıyorum.

- Bir keresinde kapkaççı kovalamıştım. - Şey, işte bu bir şey.

Sakatlanma numarası yapmıştım.

Şey, birçok insan başında onu kovalamayı düşünmez bile.

Demek istediğim, Ben metro da çalışıyorum. İnan bana, biliyorum.

Sen her gün yerini başkalarına veriyorsundur trende.

Şey-- Ama bu da pek kahramanca değil.

Bu oraya oturan kişi için öyledir ama.

Ve sen bana her gün ileriye bakabilmem için güç verdin, yani--

Biliyor musun, sen bana birilerini hatırlatıyorsun.

Bu büyük ihtimalle sensin.

Teşekkürler.

Şey, bayan! affedersiniz. affedersiniz bayan , şey--

Hangi daireye gidiyordunuz?

- Sen yeni olmalısın. - Evet, bayan. Hangi daireye gidiyordunuz?

Peter Callaghan´ın dairesine çıkıyorum.

şey, adınızı öğrenebilir miyim, lütfen?

Ashley Bartlett Bacon. Ben Peter´ın nişanlısıyım.

Siz onun nişanlısı olamazsınız.

- Huh? - Huh?

Hey, harika görünüyorsun!

Evet, şey, beni ikinci kata götürüyorlar.

Harika. Benim kullanmamda sakınca var mı?

Uh, tabiî ki yok. Uh, asansörde görüşürüz.

- Tamam. - Tamam.

- İşte gidiyoruz. - Oh. Uh, Biraz esiyor.

İşte. Sana biraz kaçak eşya getirdim.

Oh. Çikolatalı fıstıklı dondurma. Teşekkürler.

- Hey, Lucy harika biri, değil mi? - Oh, evet.

- Biz nişanlıyız, biliyorsun. - Evet, Bunu duydum.

Şimdi hatırlıyorum.

her şey daha iyi. her şey daha iyi görünüyor, daha iyi hissediyorum.

Bu dondurma nın tadı bile daha güzel geliyor.

İyi. Naneli o ama

Her neyse. Yeniden doğdum.

Eğer şu anda bir papaz olsaydın, sana günah çıkartmak isterdim.

Hayır, hayır, sakın günah çıkartma. Şu anda olumlu olmaya çalışıyorum. Sadece dondurmanı ye.

Sekreterimin annemle babama Noel hediyesi olarak ne gönderdiğini bile bilmiyorum.

Meyve sepetiydi. Şimdi, bak, Bu konulara--

- Ben hiç bir zaman bir kadına sadık kalamadım. - Gidiyorum.

Sincapları hatırlıyor musun?

Sakın söyleme.

Önce onları yuvalarında vurarak bayılttım.

- Peter. - Sonra onları kurtardım.

Eww. Bu konu hakkında Lucy'e bir şey söyledin mi?

Bu geçmişte kaldı. Lucy ile temiz bir başlangıç yapmak istiyorum. O--

O-- O--

O öyle biri ki? O--

Onunla tanışır tanışmaz derinin içine kadar işliyor.

Seni o kadar çılgına çeviriyor ki ona yaslanmak mı ya da, ya da onunla bilek güreşi yapmak mı istediğini bilemiyorsun.

Sadece pasaportuna damga bastırabilmek için Avrupa’ya giden o kadar yolu kat edebilir.

Bilmiyorum bu bir çılgınlık mı ya da...

gerçekten onu çekici yapan şey mi.

Hayır, bu o değil.

Ama o gerçekten özel biri olmalı. Gerçekten olmalı.

Ve ben hayatımın geri kalanını neden olduğunu bulmakla geçirmek istemiyorum.

Şu anda bunu bilmeye ihtiyacım yok. Yarında bunu bilmeye ihtiyacım olmayacak.

Bir yıl veya On yıl içinde de bunu bilmeye ihtiyacım olmayacak.

Bugün bütün cevapları bilmek zorunda değilim, ya da--

Belki bir gün bir ipucu bulurum, Ama bu demek değil ki, ben,

Hayat boyu beraber olma sorumluluğunun altına giremem.

Bu bir şey hissettiriyor mu?

Pek değil, ama kafa yaralanmalarında bu genellikle olur.

Ayakkabılarım.

Ah. Oh, merhaba.

- Ne dediler? - Kimler?

Callaghan lar. İçerdeler mi?

Onları kaçırdın.

- Peki, Haberleri nasıl karşıladılar? - Henüz onlara bir şey söylemedim.

Ne-- nasıl-- Ne demek istiyorsun, Saul? Peki-- Peki ya--

- Peki ya Peter'a? - Şey, aslında ona da söylemedim. Ben--

- Ne? Saul, bunu halledeceğini söylemiştin. - Halledeceğim.

- Bu mu halletmek? - Evet bu halletmek.

- Saul? - Dinle-- Ne?

- Kovuldun. - Kovuldum mu?

- affedersiniz. - Ben de.

Huh!

- İki, lütfen. - Dört, lütfen.

Dr. Biloxi. Dr. Biloxi l.C.U. kuzey e lütfen.

Dr. Biloxi. Dr. Biloxi l.C.U. Kuzey e lütfen.

- Teşekkürler. - Önemli değil.

- Ashley! - Cüruf torbası!

Nişanlanmışsın?

Sana bunu bana teklif ettiğini hatırlatmam izin verir misin?

Hayır demiştin. Ayrılmıştık.

Hayır, hayır. Biraz kafam karıştığı için bir adım geri çekilmiştik.

- Portekiz e gittin. - Evet, şey, ben senin...

karşına ilk çıkan zengin koca avcısıyla evleneceğini sanmıyordum .

- Lucy zengin bir koca avcısı değil. - Lucy mi?

- Lucy kim? - Hatırlamıyorum.

Yalancı!

Teklif ettiğimi hatırlamıyorum. Komadaydım. Hafızamı kaybettim.

Hafızanı mı kaybettin? Oh, evet, işte bu çok gülünç.

Tamam, peki. Eşyalarımı geri istiyorum.

Peki. Bende eşyalarımı geri istiyorum.

- Ne eşyası? - Burnun.

- Burnu mu geri alamazsın. - Parasını ben ödedim.

Peki, o zaman, işte. Bu ikisini de sen ödedin.

Oh, senin olsun. Ben değiştim, Ashley.

Devam et. Devam et ve onunla evlen seni tek yumurtalı aptal.

Kutsal kâse adına, Peter.

Yeşil yapraklı çayırlarda koşacak.

- Evet! - İyi hallettin, ahbap.

Evet, Doktor hemen geliyor.

- Lucy, onu götürdüler. - Onu götürdüler mi?

- Benimle gel. - Nereye? - alt katta.

- Lucy. - Ne? Oh.

- Lucy. - Merhaba, Peter.

- Merhaba. - Tanrım, çok iyi görünüyorsun.

- Gerçekten iyi hissediyorum. - Um--

Biliyor musun? Ölümle burun buruna gelmek insanın hayatını yeniden değerlendirmesini sağlıyor.

Ve bende benimkini düşündüğümde, gördüğüm şeyden hiç de memnun olmadım.

Bulls maçına saha içinden biletleri olan,

çok karlı yatırımlara sahip,

La Ruedu Faubourg, Saint Honore da dairesi olan, bir adam gördüm.

- Nerede? - Paris'te.

Ayrıca şu anda güvenecek kimsesi olmadığını da gördüm.

Kimse böyle bir oğlu olsun istemez.

Sen birine en çok ihtiyacım olduğu anda ordaydın.

Sen bana hayatta ikinci bir şans daha verdin.

Bir virgül koydun ve beni uyandırdın.

Ailem seni seviyor. Ben bile seni seviyorum.

Lucy Eleanor Moderatz, Benimle evlenir misin?

Wanda? Wanda? İyi misin?

- Şey-- - Tatlım? Wanda?

Saçın çok baba görünüyor bu gece.

Teşekkür ederim. Yeni parfümüne bayıldım.

Evet, adı ´´Paris adamı.´´ Fransa dan geldi

- Harika. - Nasılsın?

Hey, Lucy'i mi görmeye gidiyorsun?

Evet.

O bu binadaki en güzel piliçtir.

Hey!

Ama sende üçüncü katta ki en güzel piliçsin.

- Joe Jr.! - Phyllis!

Hayır? Bu?

Bu? Oh!

Senden çiçek istemiyorum, Siyah iç çamaşır giymiyorum,

ve kesinlikle sana taşınmayı düşünmüyorum, Joe--

Jack.

Şey, Hiç çiçeğim yok, seni siyah iç çamaşırlarıyla görmekle ilgilenmiyorum,

ayrıca bu koşullar altında birlikte yaşayabileceğimizi de sanmıyorum.

Joe Jr. olduğunu sanmıştım

Olmayı çok isterdim.

- İçeri girmek ister misin? - Evet.

- Evet? - Evet.

- Wow. Bu sanırım... - Wow.

- gelinlik, huh? - Hmm?

Gelinlik.

Üzerinde çok güzel duracağına eminim.

Ow. Evet.

Bütün hediyeler yağmaya başlamadan evvel bunu sana vermek istedim.

Küçük İtalya'daki birkaç eşyayı azaltmaya çalışıyordum ve. Pencereden baktım , ve--

Floransa

Floransa

Teşekkür ederim. Bu gerçekten harika.

Ve sana söylemek istiyordum ki Peter gerçekten...

çok şanslı bir adam.

Teşekkürler.

Bunu söylemek zorundaydım çünkü benim yengem olacaksın.

Ha, ha, ha, ha. Şey, sanırım bundan sonra birbirimizi daha çok göreceğiz.

- Gitsem iyi olacak. - Peki.

Hey, Jack. Jack!

Evet?

Bana bir neden söyler misin...

Neden erkek kardeşinle evlenmemeliyim?

Oh.

Yapamam.

- Bu ne? - Düğün davetiyesi.

Bekle. Bu senin düğün davetiyen.

Yani?

Kiminle evleniyoruz?

Jerry, Peter Callaghan.

Komadaki adamla mı? Çıldırdın mı sen?

Evet, Jerry, Çıldırdım.

her gün çadırıma gidip sanki bir et yığınıymış gibi oturuyorum.

Ben, Her tatilde çalışıyorum. Evime bir kedi için gidiyorum.

Ve şimdi hem zengin hem de yakışıklı bir adam bana evlenme teklif etti, ve bende ona evet dedim.

Tamam, tamam. Saçmalıyorum, tamamen aklımı kaçırmışım.

Düğün yarın, Lucy.

Yarın olduğunu biliyorum, Jerry. Ama biliyor musun? Dün olmuş olmasını tercih ederdim.

Çünkü biliyor musun? Bu bugün balayında olacağım anlamına gelirdi,

ve sonunda pasaportumda bugün bir damga olacağı anlamına gelirdi,

ve bu üzerinde İtalya yazması anlamına gelirdi!

Diğer adamla ne oldu?

Beni istemedi.

- Belki unutmuştur. - Kadınlar düğün gününü unutmazlar.

Belki trafikte takılmıştır.

Bu olamaz-- Bu sanki-- Bu sana da saçma gelmiyor mu?

- Hayır, iyi görünüyorsun. - Tamam. Tamam.

- Şey, yüzükler sende mi? - Evet, Bende.

Senin neyin var, Jack?

Saçmalıyorsun.

Ben saçmalıyorum, belki de giyinişim yüzündendir?

Seçme şansın yok.

Ne istiyorsun?

- Oh. - Oh. İşte geliyor.

Sadece biraz gergin.

Şaka yapıyor.

Harika görünüyor.

Değerli misafirler, Bugün buraya--

İtiraz ediyorum.

Oh, lanet--

Ben, Ben henüz o kısma gelmedim.

Bende itiraz ediyorum.

- Sizin itirazınız niye? - Oh, Ben-- Ben sanıyordum ki.

Neler oluyor burada?

Ben oğlunuza aşığım.

Biliyorum.

Ona değil. Diğerine.

Jack, Sen ne yaptığını sanıyorsun?

O bir şey yapmadı. O bir şey yapmadı.

Benim yüzümden. Hepsi benim suçum.

Şey, Elsie, nasılsın? Umarım iyisindir?

Şey, hastanedeki o günü hatırlıyor musunuz?

Tabiî ki hastanedeki o günü hatırlıyorsunuzdur. Şey,sanırım, bir yanlış anlama oldu.

Şey, ben Peter'ı tren hattına iterlerken gördüm, ve, şey, onun hayatını kurtardım.

Ama onu hastaneye getirdiğimde , görmeme izin vermediler.

Böylece ben de, şey, birisi doktora benim onun nişanlısı olduğumu söyledi.

Sadece, şey-- Oh. Bu doğru değildi.

Ben Peter'la hiç nişanlanmadım.

Neden hiçbir şey söylemedin?

Çünkü, sana nasıl söyleyeceğimi bilemedim.

Tren rayların üstünde ki güne kadar onunla tanışmadık bile.

Ve, şey, Bu bir anda hastane odasında oldu, her şey çok hızlı gelişti.

Ve doğruyu söyleyemedim.

Ve sonra size doğruyu söylememeye karar verdim çünkü, şey,

çünkü doğruyu söylemek gerekirse, size âşık oldum.

Bana âşık mı oldun?

Hayır. Hayır-- Yani evet. Hepinize.

Yalnızlığımdan kurtulup bir anda...

Bir nişanlı, bir kız evlat,

bir torun, bir kız kardeş...

ve bir arkadaş oldum.

O gün tren raylarında senin hayatını kurtarmış olabilirim.

Ama biliyor musun? Aslında sen benim hayatımı kurtardın.

Sen benim ailenin bir parçası olmama izin verdin,

ve ben bunu çok uzun zamandır hiç tatmamıştım.

Ve ben bunun öyle bir anda uçup gitmesini istemedim.

Yani, çok kısa zaman beraber olsak da, Hepinizi daima seveceğim.

Ben gerçekten çok üzgünüm.

Oh, şey, ve halın için de gerçekten üzgünüm.

Halıma ne oldu?

- Peter Callaghan benimle nişanlı! - Oh!

- Bu evliliğe itiraz ediyorum. - Sıraya girin.

Ve bende sizin itirazınıza itiraz ediyorum.

- Bu da kim? - Ashley´nin kocası.

Sen evli bir kadınla mı nişanlandın?

Evet. Ve ben komadaydım erkek kardeşim...

oyun oynarken benim-- bir çeşit nişanlımla.

- Peter, bunu nasıl yapabildin? - Bana söz vermiştin.

Biraz ayrı yaşasak daha iyi olacak.

Dur, bekle. Tam orada dur bakalım.

Selam, Luce, Sana bir şey söylemek istiyordum, şey,

O adamla ilişkinizin yürümemesine çok üzüldüm.

Ve, şey, bilirsin, şu anda...

İçindeki çocukla konuşmalısın şu anda, ve, şey,

kadınsı tarafını araştırmalısın, Ve , şey,

Bilirsin, sakın kurabiye, kek gibi şeyler yeme sakın

yoksa sende Roberta hala gibi patlarsın.

Ve-- sen bundan daha iyisini hak ediyorsun.

Yani--

Şey, Bayan üçüncü kat'la aranız nasıl?

O--

Oh, Joey. Joey.

Hmm?

- Kurabiyen var mı? - Hayır.

Biliyor musun? İstersen ayakkabılarımdan birkaçını deneyebiliriz.

-Tamam. - Oldu.

- Hey. - Hmm?

- Son günün, değil mi - Evet.

- Seni özleyeceğim. - Ben de seni özleyeceğim.

- Oh, Birbirimizi göreceğiz. - Görsen iyi olur.

- Tabiî ki. - Tamam? - Tamam.

- Tamam. - Hoşça kal.

Görüşürüz.

Lucy.

Sana bir soru sormalıyım.

Dizlerinin üzerine çök. Öylesi daha romantik.

O teklif ediyor! Bırakın istediği gibi yapsın.

Ben istediği gibi yapması için uğraşıyorum.

Oraya gelebilir miyim, lütfen?

Yapamam.

Jeton almadan olmaz.

Başarıyor!

Biliyor muydun? Nerden biliyordum?

Benimle evlenir misin?

Evet.

Seni seviyorum.

Bende seni seviyorum.

Ah, bu harika.

Çok mutluyum.

Böylece, Peter'la evlenmeyi planlamıştım, ama yerine Jack'le evlendim.

Tanrıya şükür babam haklıydı.

Hayat her zaman planladığınız gibi olmuyor.

Ama Jack, Jack bana harika bir hediye verdi:

Pasaportumda bir damga.

Beni balayımız için Floransa ya götürdü.

Sanıyorum, bana dünyayı verdiğini söyleyeceksiniz.

Peter bana bir keresinde Jack'e ne zaman âşık olduğumu sormuştu,

Ve ben dedim ki, ´´Sen uyurken.´´

"Dünyam döndüğünde"

"Dünyam alt üst olduğunda"

"Bütün görebildiğim yağmur olduğunda"

"Gecenin sona ermeyeceğini düşündüğümde"

"Sadece seni düşünüyorum"

"Ve tekrar güneşi görebiliyorum"

"Ooh, her neredeysem"

"sen olmazsan"

"- Eğer sana sahip değilsem" "- Eğer sana sahip değilsem"

"Şu anda ne yaparsam yapayım bebeğim"

"Sen olmadan nerede olursam olayım"

"- Hiçbir yerde olurum" "- Hiçbir yerde"

"- Hiçbir yerde olurum" "- Hiçbir yerde"

"Hayal ettiğim hayallerin hepsi"

"Milyonlarca mil uzakta"

"Asla kazanamayacağımdan emin olsam da"

"İnancımı kaybediyor gibi görünsem de"

"- Sadece sana bakacağım,bebeğim" "- Bebeğim"

"Ve tekrar inanmam için bir sebebim olacak"

"Ooh, nerede olursam olayım"

"sen olmazsan"

"- Eğer sana sahip değilsem" "- Ooh, Eğer sana sahip değilsem"

"Şu anda ne yaparsam yapayım bebeğim"

"Sen olmadan nerede olursam olayım"

"- Hiçbir yerde olurum" "- Hiçbir yerde olurum"

"- Hiçbir yerde olurum" "- Hiçbir yerde"

"sen olmazsan"

"- Beni sev" "- Beni sev"

"Sadece zaman kaybet"

- Aklımdan çıkarak - Aklımdan

"Sen olmadan nerede olursam olayım"

"- Eğer sana sahip değilsem" "- Eğer sana sahip değilsem"

"Şu anda ne yaparsam yapayım bebeğim"

"Sen olmadan nerede olursam olayım"

"- Hiçbir yerde olurum" "- Hiçbir yerde" "- Hiçbir yerde olurum"

"- Hiçbir yerde" "- Hiçbir yerde" - Oh, oh, oh

"Sen olmadan nerede olursam olayım" "Nerede olursam olayım"

"Nerede olursam olayım" "- Bebek"

"- Eğer sana sahip değilsem" "- Eğer sana sahip değilsem"

"Şimdi nerede olursam olayım, bebeğim"

"- Eğer sana sahip değilsem"

www.OpenSubtitles.org ile bugün bağlantı kurun ve ürününüzün ya da markanızın reklamını burada yapın.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.