All language subtitles for VEED-subtitles_EGO Dizisi 1 Bölüm - FOX

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak Download
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Gerilim müziği)

(Kapı zili çaldı)

(Kadın) İçeride.

(Kadın dış ses) Canınız çok sıkkın, bunun farkındayım.

Ben size yardımcı olabilirim.

Üç milyon.

Hesabında olabilir istersen.

(Müzik)

Anlayamadım.

Ben gayet açık konuşuyorum aslında.

İhtiyacınız olan parayı hemen temin edebilirim.

Yok Sibel Hanım, çok teşekkürler teklifiniz için...

...ama biz bu kadarını kabul edemeyiz.

Elif çok doğru söylüyor. Bu kadarı fazla Sibel Hanım.

Çok ince düşüncelisiniz, gerçekten.

İyilik yapmak istiyorsunuz ama fazla.

Elif.

Ben bunu bir iyi niyet göstergesi olarak yapmıyorum.

Yani teklif ettiğim paranın karşılığında benim de isteklerim olacak tabii.

Bunu bir anlaşma olarak düşün.

Siz birbirinize çok âşıksınız.

(Sibel) Evlenmek için sabırsızlanıyorsunuz.

Ama paraya gelince sıkışık durumdasınız.

(Sibel) Bu anlaşmayı kabul edersen...

...bu sıkışıklıktan kurtulacaksın.

(Elif) Nasıl bir anlaşma ki bu karşılığında üç milyon teklif edeceksiniz?

Ben anlamadım.

(Müzik)

Teklifim şöyle.

Burada, bu odada benimle üç gün geçireceksin.

Ve ben ne istiyorsam onu yapacaksın.

(Gerilim müziği)

Ve geçirdiğin her gün için bir milyon alacaksın.

İyi niyetimin göstergesi olarak hesabına 500 bin lirayı aktardım bile.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Teklifime cevap vermen için bir saatin var.

Şartlarım böyle.

Bir saat dolduğunda bir saniye bile beklemem.

(Gerilim müziği)

(Müzik)

(Erkek çocuk) Ben sıkıldım.

Olsun. Sana gülüyor muyduk mesela biz?

Sarı.

Sarı, sarı, sarı.

Mavi.

Koş, koş, koş.

Kırmızı.

Koş, koş, koş. Aferin.

Yeşil.

-Hadi, hadi, hadi. -(Erkek çocuk) Ben sıkıldım.

(Müzik)

(Üst üste konuşmalar)

Sarı da gelsin.

Aa!

Kim gelmiş? Erhan abiniz gelmiş.

Çocuklar, siz devam edin. Ben geliyorum, tamam mı?

Ne yapıyoruz o zaman?

Öğretmenim, Erhan abi de bizimle oynayacak mı?

Oynayacak ama şimdi bizim oyun saatimiz bitti.

Bir dahaki sefer geldiğinde oynayacak, tamam mı?

-Hadi oynayalım. -Aşkım, hoş geldin.

Hoş buldum.

(Konuşma anlaşılmıyor)

Oy. Yine çok özlemişim.

Her seferinde daha fazla özlüyorum sevgilim.

Nasıl yapıyorsun bunu ya?

Nasıl yapıyorum acaba?

Ya aşkım, dur, çocukların önünde yapma.

Ne olacak, çocuklar görsün, bilsin. Sevmek suç mu?

Bu araba nereden çıktı?

-Bir süre bizimle kendisi. -Nasıl yani?

Aşkım, işte kiralık, kiraladım.

Yani daha iyisini alacağız zaten, yakındır.

Onu alana kadar idareten.

O nasıl olacakmış?

Senin müstakbel kocan öyle bir yatırım yaptı ki...

...hisseler ışık hızında uçuyor vallahi, tutamıyoruz, durduramıyoruz hisseleri.

O zaman benim müstakbel kocam beni öğle arasında...

...bir kahve içmeye çıkarır mı?

Daha iyi bir fikrim var.

Seni bir kaçırayım 15 dakika.

İzin alabilir misin?

Tamam. Ben bir Sevinç'le konuşayım o zaman, hemen geleyim.

-Hadi. -Çocuklar.

(Erhan) Aa!

(Elif) Sevinç, ben bir yarım saat araya çıksam...

...sen çocukları idare edersin, değil mi?

Ederim, ederim. Hadi git sen, bekletme nişanlını.

Ah! Can!

Can, sırtımı ısırma!

(Erhan) Ah!

Kaptım iki tanesini. Melek.

(Çocuklar gülüyor)

Melis, bir şey söyleyecek misin?

Yani sebebi neymiş ağrılarımın?

Ah Sibelciğim ya, ne olurdu bir kere de çevrendekileri dinleseydin?

(Melis) Şu kontörlerini aksatmadan yaptırsaydın?

Ben tamam da ilk fırsatta geldim işte.

İşlerim vardı, geldim, söyle hadi.

Durum pek parlak değil.

(Melis) Kistler beklediğimden çok daha hızlı büyüyor.

Bu durumda ameliyat olman şart Sibel.

Tamam.

Yani şu lansmanı atlatırım ben.

Sonra takvime göre ayarlarız, ameliyatımı olurum.

Canım ameliyat sonrası hiç konuşmadık.

Ben de ertelemek istedim açıkçası.

Sürecin bu kadar hızlı ilerleyeceğini ben de düşünemedim.

Melis, ne geveliyorsun? Söylesene.

Sen benim en yakın arkadaşımsın, bunları kaldırabilirim, biliyorsun, hadi.

Ameliyattan sonra anne olma şansın kalmayacak Sibel.

("Cem Adrian - Zincir" çalıyor) "Artık bilmediğin"

"Gelip geçmediğin"

Bak, en kısa zamanda bu ameliyatı olman lazım.

(Melis) Zaman aleyhine işliyor.

"Artık bakmadığın"

"Beni duymadığın"

Tamam.

"Issız sormadığın bir yerdeyim"

Tamam mı?

Sibel, bu tamam deyip geçiştirebileceğin bir konu değil.

Ne yapmamı istiyorsun Melis?

Ne yapmamı istiyorsun?

Sokaktaki gördüğüm ilk adımı elinden tutup...

...hadi evleniyoruz, çocuk yapacağız mı diyeyim?

(Sibel) Çocuk öyle yapılmıyor tatlım.

Çocuk sevgiyle aşkla yapılıyor, tamam mı?

Madem böyle ben de ameliyatımı olurum, konu kapanır.

Âşık olmak için ilk önce kalbini birine açman lazım Sibel.

Ya bırak artık şu geçmişi.

Kendine bir şans ver. Yoksa aile kuramazsın.

-Benim toplantım var, görüşürüz. -(Melis) Ya Sibel!

"Dayanabilir mi sence sonlara?"

"Yenebilir mi onları?"

"Bozabilir mi kahpe yazgıyı?"

"Kalbim, kalbim"

"Tutunabilir mi sence Tanrı'ya?"

"Geçebilir mi bu acı?"

"Kırabilir mi kahrı zinciri?"

"Kalbim, kalbim"

"Dayanabilir mi sence sonlara?"

"Yenebilir mi onları?"

"Bozabilir mi kahpe yazgıyı?"

"Kalbim, kalbim"

"Tutunabilir mi sence Tanrı'ya?"

"Geçebilir mi bu acı?"

"Kırabilir mi kahrı zinciri?"

"Kalbim, kalbim"

("Cem Adrian - Zincir" çalıyor)

"Dayanabilir mi sence sonlara?"

"Yenebilir mi onları?"

"Bozabilir mi kahpe yazgıyı?"

"Kalbim, kalbim"

"Tutunabilir mi sence Tanrı'ya?"

"Geçebilir mi bu acı?"

"Kırabilir mi kahrı zinciri?"

(Telefon çalıyor)

"Kalbim, kalbim"

Efendim anne?

(Anne ses) Akşam geliyorsun, değil mi?

Gelmeme gibi bir şansım var mı?

Bak, son anda bir bahane falan uydurup cayma.

Baban gelmez böyle şeye.

Sonra günlerce ben uğraşıyorum.

(Sibel ses) Tamam anne, geleceğim.

Şimdi yoğunum, kapatıyorum.

(Müzik)

Aşkım, şu sürprizin ne olduğunu hâlâ söylemedin.

Sevgilim, sürpriz. Çünkü sabır. Geldik.

Birazdan göreceksin, bayılacaksın.

Hatta şöyle kucağıma mı bayılsan acaba? Sana tekrar sarılma şansım olacak...

...şöyle koklaya koklaya.

Tamam da meraktan çatlayacağım artık, söylesen keşke.

Geldik geldik, merak etme.

Bu arada sana söylemedim. Akşama yemek organize ettim.

Çok güzel bir restoranda yemek yiyeceğiz. Sen, ben, babam, Arda.

Ama onlara söyleme işi sende, ben bilmem çünkü.

Söylerim söylerim de ne gerek vardı?

Evde yerdik. Şimdi boşuna masraf olacak.

Aşkım, masraf falan değil ya. Bunlar bizim hak ettiğimiz sosyal hayatımız.

Artık alış yani bunlara.

Hafta sonu tatilleri.

Sinemalar, konserler, tiyatrolar, restoranlar.

Elif, bundan sonra bütçe hesabı yapmadan yaşayacağız.

Yaşayacağız, değil mi?

Yaşayacağız sevgilim, sen yeter ki güven bana.

Güveniyorum tabii ki, güvenmezsem evi ipotek getirir miyim?

Bir de şu sürprizi bir öğrensem çok rahat edeceğim.

Geldik.

(Duygusal müzik)

-Merhaba Erhan Bey, hoş geldiniz. -Teşekkür ederiz, hoş bulduk.

-Nişanlınız herhalde. -Evet, Elif.

-Hoş geldiniz. -Merhaba.

Buyurun.

(Duygusal müzik)

Nasıl?

-Erhan, sen ciddi misin? -Vallahi.

Çok güzel.

Değil mi?

Peki ama biz buranın kirasını her ay nasıl ödeyeceğiz? Burası çok pahalıdır.

Aşkım, kira mı kaldı? Ben kaporasını verdim, satın alıyoruz ya bu evi.

-Ne? -Vallahi.

Ay!

Aşkım benim.

Sen sevgilim her şeyin en iyisine, en güzeline layıksın, gerçekten yani.

Dünyayı ayaklarının altına sermeye çalışacağım.

Sen yetersin bana.

Ev, araba, para olmasa da olur. Burası bizim yuvamız olacak.

Çocuklarımızı da burada büyüteceğiz.

(Mesaj geldi)

Aşkım, gitmemiz lazım, benim toplantım var.

Hâlâ o kadar yırtabilmiş değiliz.

O bordrolara mahkûmuz.

Ee çıkalım, seni bırakayım, şirkete geçeyim sevgilim.

-Tamam. -Hadi gel.

(Erhan) Bura oturma odası.

Bizim odamız.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

-Tünaydın arkadaşlar. -Tünaydın Erhan Bey.

-Tünaydın. -Merhaba.

Ne yapıyorsun gün güzeli? Oo!

Nasıl, beğendi mi evi?

Oğlum beğenmek ne kelime, uçtu.

-Şaka yapıyorsun. -Vallahi.

Bu tüyo hayatımızı değiştirecek, biliyorsun değil mi Samet?

Biliyor muyum?

Deli misin oğlum? Gece uyanıp uyanıp iki saatte bir bakıyorum.

-Rüya mı, gerçek mi? -Bu sefer gerçek.

-Giriyorum... -Hişt!

(Kadın sekreter) Buradaki gelir gider grafiğiyle alakalı olarak...

...zaten siz bunları hatırlatmamı istemiştiniz.

(Kadın sekreter) Burada çok kötü düşüş görünüyor.

Abi, kadın içeri girince havayı buz kesti, fark ettin mi?

İliklerime kadar dondum, yemin ediyorum.

(Kadın sekreter) Burada da aynı şekilde.

Yalnız Allah var güzel kadın. Yani bakanın da suçu yok.

Benim bakmaya ihtiyacım yok.

Lansmanın maliyet tablolarını göndermişsiniz, inceledim.

Bu şirket kurulalı bir sene oldu ve biz hâlâ zarardayız.

Sizi turizm şirketinin en iyi finansçıları...

...olduğunuzu düşündüğüm için ben kendi markama çektim.

(Sibel) Ama galiba yanılmış.

Bu raporlara bakınca başka bir açıklama bulamıyorum ben.

(Müzik)

İsterseniz açıklayabilirim Sibel Hanım.

Dinliyorum Erhan Bey.

Bu döküm tasarımcılarınızın son tatilinden.

(Sibel) O bir tatil değildi. Kreasyon için kamp.

Bundan da keseceksek bir markamız kalmaz.

Bitirmedim. Kampı eğer kendi otellerinizden birinde yapsaydınız...

...bu harcamalar yarı yarıya düşerdi.

Ayrıca burada başka gereksiz harcamalar da var Sibel Hanım.

(Müzik)

Bunu şimdi değil, daha önce söyleyecektiniz Erhan Bey.

Denedim ama ilgilenmediniz.

(Samet boğazını temizledi)

Sibel Hanım, biz önümüzdeki çeyrek için bir plan oluşturduk.

İsterseniz size onu anlatalım.

Dinliyorum.

(Samet) Şimdi şöyle, önümüzdeki çeyrek için özellikle...

(Müzik) (Konuşma anlaşılmıyor)

Oğlum, ne gerek vardı buralara kadar gelmeye?

Alırdık iki kilo balık, yapardık evde, yerdik.

Hayır bir sürü masraf şimdi.

Ya baba, ne iki kilosu, mekâna bak, 20 kilo balık alırdık ya.

Ya baba, bugün para pul konuşmayalım, Allah aşkına.

(Erhan) Bugün canımız ne istiyorsa onu giyip içelim.

Bugün bizim için çok önemli bir gün ya.

Ailecek şöyle oturup bir güzel konuşalım ya.

Erhan Yıldırım adına bir rezervasyonunuz olacaktı.

Evet.

Buyurun efendim, masamızı göstereyim.

Baba.

Pardon, dilerseniz montlarınızı alalım. Ondan sonra yerinizi gösterebilirim.

Tamam. Sevgilim.

(Müzik)

Hamsi yiyeyim ben en iyisi.

Baba, canın ne istiyorsa onu ye.

Hepimiz canımız ne istiyorsa onu yiyelim.

Ya aslına bakarsan ben burada yazanların ne olduğunu bilmiyorum bile.

Aman canım önemli olan ailemizin bir arada olması.

Ne yediğimizin ne önemi var, değil mi?

Tabii ki. Onun için geldik.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Melis dış ses) En kısa zamanda bu ameliyatı olman lazım.

Zaman aleyhine işliyor.

Ameliyattan sonra anne olma şansın kalmayacak Sibel.

Aa! Duymamışım. Ne zaman geldin? Hoş geldin.

Az önce geldim anneciğim. Hazırlanıyorsundur diye ben seslenmedim.

Sibel, kardeşine ulaşamadım, açmıyor.

Yemekte olmazsa biliyorsun babanı.

Anne, her hafta kızı böyle ekran başına kilitliyorsunuz.

Biraz rahat mı bıraksanız?

Rahat bırakmayan benim, öyle mi?

Yani sen buradan taşındığından beri iyice yabancı oldun bakıyorum.

Babanı bilmiyorsun da sanki.

Sen gittin.

Tuncay'ın eve uğradığı zaten pek nadir, öbürü Amerikalarda.

Yani haftada bir gün ancak bir arada oluyoruz.

Onda da bir saatini ayırıp konuşsun bir zahmet.

Ya bak, kendi ağzınla söylüyorsun Amerika'da diye.

Saat farkı diye bir şey var. Bunları düşünmüyorsunuz siz.

İnsan ailesine bir saat bile ayırmayacaksa...

...biz niye size bu kadar emek verdik kızım?

Yani şu koca evde bir Begüm, bir ben.

Çalışanlar da olmasa birbirimizi yiyeceğiz Begüm'le.

Tamam anne, ben mesaj atarım.

Ağladın mı sen?

Yok, ağlayacak ne var ki?

Olsa da ağlamazsın ki.

Benimki de soru işte.

(Erkek) İyi akşamlar kızım.

İyi akşamlar baba.

(Baba) Hoş geldin.

(İkisi birden) Hala.

(İkisi birden) Hala.

Halacığım.

(Müzik)

Şimdi...

...ailemizin bir tek eksiği var.

O da çocuk.

Bir an önce evlenin, ben de bir torun seveyim artık, değil mi?

Yemekler nasıl? Ben gelmeden bayağı bir araştırırım burayı da iyi değil mi?

O kadar iyi ki enişte, ben hayatımda böyle balık yemedim.

Vallahi her şey çok güzel, kesene bereket oğlum.

-Çok güzel. -Afiyet olsun.

Afiyet olsun baba.

Ee, baba.

Erhan bizim için ev alıyor.

-Gerçekten mi? -Evet.

Enişte, buldun parayı ha.

Oğlum para hepimizin parası lan.

Burhan baba olmasaydı, ne ev vardı, ne başka bir şey.

-Baba. -Enişte vallahi...

...kıymetini anla, babam benim için ipoteklemezdi evi.

Sana benden daha çok güveniyor galiba.

Oğlum, senin aklın bir karış havada, ben sana nasıl güveneyim?

Bugün çok daha büyük sürprizimiz var aslında, daha doğrusu sürprizim.

Sana da sürpriz olacak bu canım.

Üç ay sonra bugün düğünümüz var, nikâh tarihimizi aldım Elif.

-Sen ciddi misin? -Vallahi billahi.

Baba, tabii sen de...

...izin verirsen ben bir mekân buldum.

Yemekli de bir düğün düşündüm, böyle hani insanlar aç kalmasınlar, yesinler falan.

Kaporasını da verdim ama hani olmaz dersen kaporayı yakarız.

Öyle çok dert edilecek de bir meblağ değil zaten verdiğim kapora.

Sen ne dersen baba.

Siz nasıl isterseniz.

Bana kalsa hemen atın imzayı, düğünü sonra da yaparsınız.

-Ne olacak? Hadi gel, gel, hadi gel. -(Erhan) Eyvallah.

Sade de bir nikâh, yakınlarımızla bir yemek de yeterdi.

-Bu kadar masrafa gerek var mı? -Az bile.

Sana az bile.

Daha iyilerini yapacağım Elif sana.

Konuştuk.

(Duygusal müzik)

Tatlı yiyelim mi?

-Yiyelim. -Yeriz, yeriz.

-Baba, tatlı. -Ya şöyle biraz bir irmik helvası olur.

-Helva. Helva hafif olur, güzel. -(Elif) Yiyelim.

(Kadın 1 ses) Tatlı babam, ben şimdi iznini isteyeyim.

Yarın çok önemli bir sınavım var. Ders çalışacağım.

Çalış kızım, çalış. Notların düşmesin.

Dereceye oynuyorum baba, çok çalışıyorum.

Dönem sonunda göğsünü kabartacağım senin.

-Senem mi ders çalışacak? -Hey!

Sen karışma.

Senem, bir an önce biletini al kızım. Bak ara tatil...

...biter falan sorun olmasın, tamam mı?

Tamam anneciğim, merak etme.

(Senem ses) Sizleri çok çok özlediğimi ve çok sevdiğimi ekliyorum...

...ve kapatıyorum.

Öpüyorum hepinizi tek tek.

(Erkek 1 ses) Aşkım, ben geldim.

Aa! Halamın sevgilisi var, aşkım dedi!

Hişt!

Kimin sesiydi o?

(Müzik)

Siz ne saklıyorsunuz benden ya?

Ha?

Baba, bir sakin ol, çocukları korkutuyorsun.

O kız oralarda bir haltlar yiyor!

Siz de biliyorsunuz ve benden saklıyorsunuz!

Babacığım, Senem genç kız.

Sonuçta olabilir erkek arkadaşı, arkadaşları.

Bu ne pişkinlik ya?

Ha?

Oğlum, ben size anlatamadım galiba!

Ben nefes aldığım sürece bu evde ben ne dersem o olacak!

Anlaşıldı mı? Beğenmeyen çeker gider!

O kadar!

Kızlar siz odalarınıza hadi.

Yemek bitti belli ki.

-Ama tatlı? -Odanda yersin kızım.

Hadi al kardeşini de.

Hadi bakayım.

(Müzik)

Ben de kalkayım. Hepinize iyi geceler.

Sen nereye?

Yarın bir sürü işim var benim, en iyisi gideyim.

Ya tartışmaya kalamayacağım, kusura bakmayın.

Bütün bunlar senin yüzünden oluyor, biliyorsun değil mi?

Ya bu konu dönüp dolaşıp nasıl beni bulabiliyor baba?

Benimle ne alakası var?

Seni örnek alıyor kardeşin! Ayrı evde tek başına yaşamalar!

Bu yaşa gelip hâlâ evlenmemeler!

Senem'in en azından bir adayı var babacığım.

Buna sevmemiz gerekmiyor mu?

(Baba) Sen kardeşini koruyacağına önce kendine bak.

Hâlâ bir erkek torun veremediniz kucağıma.

(Müzik)

Biz de istedik baba ama...

...kısmet bu işler, biliyorsunuz.

Ya ben çok şey mi istiyorum?

Bu yaşa kadar çalıştım, çabaladım, şirketi bu günlere getirdim.

Soyadımı taşıyacak bir erkek torun istiyorum.

(Baba) Çok şey mi istiyorum ya?

Ha?

(Telefon çalıyor)

Bak bak, kardeşin arıyor.

Paçası tutuştu, hasar tespiti yapmaya çalışıyor.

İyi geceler.

Sibel.

Ben bir Sibel'e bakayım.

Bir de çocuk diyorsunuz.

Gördüğünüz gibi kocam evde durmamak için...

...her türlü bahane kullanırken biraz zor.

Kocanı evde tutmak senin işin kızım, bizim değil.

Müsaadenizle.

Bana bak, Senem'i ara!

Yarın pılısını pırtısını toplayacak, Türkiye'ye dönecek, anlaşıldı mı?

Tahir, o kadar sinirlenme lütfen.

Yarın ararım, her şeyi öğrenirim.

Ya üç tane çocuğum var ya, üç tane çocuğum.

Hiçbiri istediğim hayatı yaşamıyor ya!

Yaşamıyor ya!

Yaşamıyor!

Sen nereye?

Kulübe.

Bu yemek gecelerinin hasarını evde tamir edemeyiz çünkü.

İyi, kendi arabanla gidersin.

Uf Sibel!

Kardeşimle birer kadeh bir şey içtim diyeceğim Begüm'e.

Ne uzatıyorsun? Hadi.

Hadi, atmaca üzerime çökmeden gidelim hadi.

Sen karından bahsediyorsun, farkındasın değil mi?

Biraz kibar ol ya!

(Telefon çalıyor)

Tuncay.

Geleceğim hemen, tamam mı? Bekle beni, bekle.

Yine gidiyorsun.

Tuncay bak, ben çok bunaldım.

Annenin sürekli benimle uğraşmasından, şu kocaman evde tek başıma kalmaktan...

...gerçekten çok bunaldım.

Begüm, kardeşimin canı sıkkın, tamam mı?

(Tuncay) İki kardeş dertleşeceğiz.

Birer kadeh bir şey içeceğiz, tamam mı?

Sonra da döneceğim hemen.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Alarm çalıyor)

(Müzik) (Alarm çalıyor)

(Müzik devam ediyor)

(Melis dış ses) En kısa zamanda bu ameliyatı olman lazım.

Zaman aleyhine işliyor.

(Geçiş sesi)

Ameliyattan sonra annem olma şansın kalmayacak Sibel.

(Geçiş sesi)

(Kapı zili çaldı)

(Kapı zili çaldı)

Hadi hazır, kahvaltıya gidiyoruz.

O nereden çıktı şimdi?

Ben hiçbir yere gidemem, işe gitmem lazım.

Çok fazla iş birikti.

Hayatım sen bu şirketin sahiplerinden birisin, farkındasın değil mi?

Yani bir kahvaltıya gidebilirsin.

O işler öyle yürümüyor.

(Melis) Ben öylesini böylesini anlamam. Bütün hastalarımı erteledim.

Bu kahvaltıya gidilecek.

Hem dünkü konular da sindirilmiştir.

(Melis) Masa konusu da hazır.

Hadi gidelim.

(Uyarı sesi duydular)

Kahve hazır.

On dakikaya falan çıkarız.

(Sibel) Kaç defa o sokaktan geçtim.

Ve ilk defa bir parkın olduğunu fark ettim, biliyor musun?

Ama bu çok normal.

Algıda seçicilik gibi düşün.

Sude.

Bir de nereye baksam çocuk görüyorum.

Çok güzel, bak, bak, bak.

-(Sibel) Çok saçma. -(Melis) Ya saçma değil.

Onlar hep oradaydı. Ama senin bakış açın farklıydı.

Ama insan bir şeye sahip olamayınca...

...aslında ne kadar çok istediğini fark ediyor sanırım.

Belki de içten içe hep anne olmak istiyordun?

Bu şekilde ortaya çıkmış oldu.

(Telefon çalıyor)

Yine dün akşam çok aksiyonlu bir aile yemeğimiz vardı da.

Ne zaman sakin oluyorsa bizde.

Şükran teyzeyi biraz olsun tanıyorsam sen açana kadar arayacak.

(Melis) O yüzden aç, rahatla.

(Telefon ısrarla çalıyor)

-Efendim anne? -Dün apar topar gidince konuşamadık.

Zafer'le buluşmamışsın hâlâ. Bir yemek ayarlayayım da çıksın aradan.

Anne öyle bir vaktim yok. Kaç kere daha söyleyeceğim size.

Benim lansmanla ilgilenmem lazım.

İyi de kızım baban da arada kalıyor. İbrahim Bey aradı.

Zafer de kaç defa yazmış sana. Görüş çocukla.

Anne şu an ben trafikteyim. Ben seni sonra arayayım mı?

(Sibel ses) Sonra konuşuruz.

-Ne? -Zafer kim?

-Sen nereden duydun onu? -Duyarım ben.

Babamın bir arkadaşının oğlu. Evlendirmek istiyorlarmış.

Benim de başımın etini yiyorlar, buluş diye.

Buluş arkadaşım. Bak, az zaman var, diyoruz. Bir tanış...

...belki de aile kuracağın adam budur.

Hayır, ben böyle bir şey istemiyorum. Ben gerçek bir şey istiyorum.

Tuncay'la Begüm'ün ilişkisi gibi bir şey değil.

Annemle babamın eski hâlleri gibi bir şey.

Tahir amcayla sizin ilişkiniz böyle aşk, nefret ilişkisi gibi.

Farkındasın değil mi? Hep böyle iş için itişip kakışmalarınız...

...hep seni daha çok sevsin daha çok gurur duysun diye.

(Müzik)

-Günaydın. -(Erkek) Günaydın Erhan Bey.

-Günaydınlar. -(Kadın) Günaydın Erhan Bey.

Sana da günaydın günün güzeli. Aymadın mı?

(Erhan) Ne yapıyorsun? Yok mu hisselerde hiçbir şey?

Sabah kalktığımda yoktun oğlum evde.

-İyi misin oğlum. -Yok abi.

Şimdi bana bir şey sorma, ne olur. Sorma bir şey.

Oğlum ne oldu lan? Bana bak...

...bir derdin varsa paylaş lan benimle, çözelim oğlum.

Derdim, derdim değil abi, derdimiz.

Bittik biz.

Ne diyorsun oğlum sen?

Kalk dışarı çıkalım, bir hava alalım, kalk.

Kalk, ne olduysa anlat bana.

Kalk, dışarıda konuşalım.

Kalk.

Samet ne oluyor oğlum?

Oğlum bir şey söylesene. Bir dön, ne oldu oğlum?

Bu hâlin, tavrın ne lan? Söyle, hisselerle ilgili bir şey mi oldu?

-Battık abi. -Ne?

Battık, çakıldı hisseler.

Bir gecede dımdızlak kaldık.

Ne diyorsun oğlum sen? Ne?

Ne dımdızlak kalması lan? Ne diyorsun oğlum? Ne batması Samet?

Sen ne konuşuyorsun oğlum? Ne diyorsun? Bütün para mı gitti?

Gitti abi, bütün para gitti. Allah kahretsin, bütün para gitti.

Lan...

...lan bana bak, ne demek lan bütün para gitti?

Ne demek bütün para gitti?

Oğlum Burhan babanın evini ipotek ettik lan. Sen ne konuşuyorsun?

Sen bu adama hani güveniyordun Samet?

Oğlum hani güveniyordun sen bu adama? Lan sen ne konuşuyorsun oğlum?

Ne dediğinin farkında mısın sen? Sen ne dediğinin farkında mısın?

-Oğlum sen ne diyorsun lan? -(Samet) Erhan bir tek sen mi oğlum...

...bir tek sen mi battın? Ben tefeciden para aldım lan tefeciden.

Adamlar bir hafta sonra kafama sıkacaklar benim.

Başlarım sana da Burhan'ın evine de şimdi.

Ben ne yapacağım şimdi?

Ben bunu Burhan babaya...

Oğlum ben bunu Burhan babaya nasıl söyleyeceğim?

(Erhan) Evin ipoteği, kredi taksitleri.

Sen bu adama güveniyordun oğlum.

Sen bu adama güveniyordun. Biz seninle geceler boyunca...

...sırf bu iş için uykusuz kalmadık mı? Üç milyon lan üç milyon!

Üç milyon!

-Yapacağın işin senin! -Oğlum terse kaldık lan.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Avazı çıktığı kadar bağırıyor)

(Müzik)

Geri zekâlı!

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik)

(Erkek) Samet nerede?

Ee, Fikret Bey kendisi rahatsızdı. Biraz dışarı çıktı, uygunsa eğer.

Şu raporlara baksana, eksik bir şey varsa hallet.

-Ama hızlı ol biraz. -Tamam Fikret Bey.

(Müzik)

-Hoş geldiniz Sibel Hanım. -Günaydın.

-Gecikince merak ettim ama arayamadım. -Bir şey mi oldu?

-Ayşin Hanım olmuyor maalesef. -Neden?

Dijital bir platformda dizi anlaşması varmış.

Çekimlere başlayacakmış. Takvimi uymuyor.

-Tamam, başka bir şey var mı? -Bu arada katalog çekimi başladı.

-Tuncay Bey de içeride. -Teşekkür ederim.

Rica ederim.

(Müzik)

Pelin nasılsın? Görüşemiyoruz?

Sorma, evet ben de öyle.

Ne diyeceğim sana, Ayşin'le projeye başlıyormuşsunuz siz?

Öyle mi?

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

-Efendim Nihan? -(Nihan ses) Konuşmamız lazım Tuncay.

Gerçekten ölüm kalım meselesi.

Neymiş bu ölüm kalım meselesi?

Sürekli arıyorsun. Beş sene geçti aradan beş, farkında mısın?

(Nihan ses) Çok hastayım. Derhâl seni görmem lazım.

Antalya'da mısın hâlâ?

(Müzik)

(Erhan) Sibel Hanım.

Fikret Bey bu raporları incelememi söylemişti.

Şimdi de göremedim kendisini. Sizin görmeniz lazım.

Ne bu?

(Erhan) Şirketin yatırım yapmayı düşündüğü hisse senetleriyle ilgili.

Tekrar fırça yemeyeyim diye önden uyarıyorum. Almayın Sibel Hanım.

Yani çok kötü bir yatırım.

Hatta ölü yatırım dedikleri bu olsa gerek.

Bu hisselerle bizzat ben ilgileniyorum.

Evet. Neden ölü yatırım dediğimi zaten bu dosyada yeterince anlattım.

-Tüm detaylarıyla. -Detaylarıyla?

Benim göremediğim neyi görmüş olabilirsiniz?

Zaman ayırıp okursanız eğer göreceksiniz zaten.

-İsterseniz şimdi de anlatabilirim. -Teşekkür ederim. Vaktim olunca okurum.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Kapı vuruldu)

-Müsait misiniz? -(Sibel) Gel gel.

Sibel Hanım lansmana personelden de bir grup davet edelim, demiştiniz.

Ben de performans değerlendirmelerine göre bir liste oluşturdum.

Şöyle vereyim size. Zaten sizin bilgisayarınızda da var bu liste.

Siz bakıp seçersiniz aralarından ben de seçtiğiniz kişilerin...

...o da numaralarını, bilet numaralarını falan ayarlarım.

Tamam, ben bir ara bakıp sana gönderirim.

(Asistan) Tamam, teşekkür ederim.

(Müzik)

Baba! Hoş geldin.

Pek de hoş gelmedim kızım.

Ne oldu, bir şey mi oldu?

Sibel ben belli konularda yüz göz olmayı sevmem, bilirsin.

Özellikle de seninle.

Artık kendine çekidüzen vermenin vakti gelmedi mi kızım?

Baba ne dediğini anlayamadım ben. Biraz açık konuşur musun?

Annen bahsetmiş ya.

Zafer.

-Of, baba ya! -Sibel o yemeğe gideceksin.

O kadar.

Otur.

(Tahir) Bak kızım...

...moda alanında da kendimi kanıtlayacağım, dedin.

Geldin turizm şirketinin ortasında...

...tekstil firması kurdun sesimi çıkartmadım. Şimdi hakkını yemeyeyim.

İşleri iyi idare ettin. Bu yüzden abinden öndesin.

Bu şirkette benden sonra sen geliyorsun.

Ama bana bak...

...kızım ben babayım.

Ben artık senin sadece iş hayatında değil...

...aile hayatında da başarılı olmanı istiyorum.

Anladın mı?

(Müzik)

O yemeğe gidilecek.

(Müzik)

(Şirket ortam sesi)

(Müzik)

Sibel Hanım buyurun.

Siz de buyurun, lütfen.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Samet dış ses) Battık, çakıldı hisseler.

Bir gecede dımdızlak kaldık.

Allah kahretsin, bütün para gitti.

(Müzik)

-İyi misiniz? -Evet evet Sibel Hanım.

Telefonumu yukarıda unutmuşum.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

-Alo? -(Melis ses) Ne yaptın Sibel?

-Neyi? -(Melis ses) Zafer'le yemek işi.

-Bu akşam. -(Melis ses) Süper.

-Ayrılınca ara mutlaka. -Tamam.

Ne yapacağım ben?

-Sevgilim. -Her şeyim.

-Ne haber? -İyi.

Aslında...

Hadi, gidelim oyalanmadan. Babam meşhur kuru fasulyesinden yapmış.

Seversin.

Sen iyi misin? Şu an turşu alalım falan demen lazım da normalde.

Yok, iyiyim iyiyim sevgilim. Bütün gün yemek yemedim de.

-Ee, turşusuz olmaz. -Tabii.

-Araba otoparkta, hadi gidelim. -Tamam.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Şimdi bir de çay demledik mi değmeyin keyfimize.

Baba çok güzel olmuş, yine döktürmüşsün. Ellerine sağlık.

Afiyet olsun.

Baba ben hiç çaya kalmayayım, ufaktan kalkayım.

Müşteriler taksi bekler. Size afiyet olsun.

İki lokma bir şey yedin. Yeseydin karnını doyursaydın.

-Yok yok, çok doydum abla. -Oğlum dur, ne acelen var?

Daha plakanın kirasını çıkartamadık babam.

(Elif'in kardeşi) Hisselerden parayı kırana kadar...

...idare edeceğiz, değil mi enişte?

Enişte düşünsene, kendi işimin patronu olmuşum, tamam mı?

Bizim hisseler tavan yapmış.

Ben patron koltuğunda oturuyorum. Sen ablamı, babamı alıp geliyorsunuz.

Açıyorum size kapıyı, hoş geldiniz, buyurun, ne ikram edeyim size?

(Burhan) Sütlü kahve. Yürü lan yürü, zevzek.

Hadi darlama enişteni, yürü.

(***), Allah'ım ya Rabb'im.

(Burhan) Ee, Erhan oğlum, bu...

...kredi taksitine pek bir şey kalmadı. Haftaya ödeme var, unutmadın değil mi?

Yok, aklımda baba aklımda.

-Baba ne diyeceğim... -(Elif'in kardeşi) Ben çıkıyorum.

Tamam mı? Afiyet olsun size.

-Görüşürüz ablacığım. -Görüşürüz.

-Eniştem görüşürüz. -Hadi görüşürüz.

-Dikkatli ol patron. -(Elif'in kardeşi) Tamam, tamam.

Oğlum sen bir şey mi diyordun?

Ee, şey baba...

...ne diyeceğim, diyorum? Davetiye baba davetiye. Davetiyeleri...

...bastırmamız lazım. Bastırsak çok güzel olmaz mı?

İsimler vardır zaten sende. Onları yazıya döksek de bastırsak.

Yazarız, acelesi yok nasıl olsa.

Yok yok, acelesi yok. Zamanımız var baba.

Ben şimdi oturuyoruz diye.

(Burhan) Ah Zehra ah!

Zehra'm sağ olsaydı iki güne hallederdi her şeyi.

Öyle, öyle becerikliydi benim karım.

Bu evin ilk tuğlalarını biz beraber ördük, biliyor musun?

Elif'i şu kanepede uyuturdu.

Arda ilk adımlarını burada attı.

Ah be Zehra, ne vardı bu kadar erken gidecek?

(Duygusal müzik)

Biraz daha sabretseydin de kızının mürüvvetini görsen olmaz mıydı?

(Duygusal müzik)

Hadi ben çay koyayım, siz de geçip kanepeye oturun.

Burada kalmayın böyle sandalyede.

Tamam. Hadi.

(Müzik)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

-Arda. -Enişte?

-Plakanın kirası ne kadar eksik? -İki bin 500 eksik.

Ben bir haftaya çıkartırım da şimdi plaka sahibi caz yapacak.

Halledeceğiz yani.

-Yok yok, hayatta kabul etmem. -Oğlum al şunu.

Sabah götürüp ver kirasını.

Burhan baba da sorar da üstüne gelirse eğer, nereden buldun bu parayı diye...

...gece güzel geçti, müşteri vardı, tamamladım parayı, dersin.

-Tamam. -Hadi iş yap hadi iş yap.

-(Arda) Hadi görüşürüz. -Hadi görüşürüz yarın.

-Yemeğini unutma. -(Arda) Tamam.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Aslında ben hiç sevmiyorum böyle şeyleri.

Koca koca insanlarız.

(Zafer) Babalarımız görüşün, dedi diye kalkıp geldik.

Benimkiler artık beni evlendirmek istiyor.

Anladığım kadarıyla Tahir Beyler de seni.

Yani belli ki evlenmeden bana da sana da rahat yok.

-Çok açık sözlüsün. -(Zafer) Çocuk değiliz.

Rol yapmaya da gerek yok.

İkimiz de neden burada olduğumuzu gayet iyi biliyoruz.

-(Zafer) Malum, aileler. -Öyle.

(Zafer) Hiç lafı uzatmayacağım.

İstersen gel, evlenelim.

Beklediğimden daha hızlı giriş yaptın.

Yani evlenelim derken...

...tabii, anlaşmalı bir evlilik.

Başka türlüsünü sen de istemezsin sanırım.

Yani sırf ailelerimiz mutlu olsun diye.

Tabii biz de. Sonuçta dırdırdan kurtulmuş olacağız.

Sonra herkes kendi yoluna gider...

...biraz zaman geçince de olmuyor, anlaşımıyoruz deyip boşanırız.

Anlaşmalı evlilik derken çocuk istemiyorsun yani?

Yani çocuk, açıkçası benim için...

...olsa da olur olmasa da ama tabii, aileler torun ister.

Yapmak lazım, en azından bir tane.

Bakıcılar ne güne duruyor? Onlarla büyüyüp gider.

Biz de hayatlarımıza devam ederiz. Nasıl?

Benim telefon etmem lazım. Malum iş.

Tabii tabii, lütfen. İş beklemez.

(Müzik)

Beni beş dakika içinde arıyorsun ve acil çağırıyorsun, tamam mı?

-(Melis ses) O kadar mı kötü? -Rezalet.

Bırak bu adamla aile kurmayı, kahve içmek bile vakit kaybı.

Hadi ara, tamam mı?

(Müzik)

-Yardım edecek bir şey var mı? -Yok canım, hallettim ben.

İyi, tamam.

Sen iyi misin?

Bugün bir şey var sende?

Elif benim sana ee... (Telefon çalıyor)

(Erhan) Efendim?

Antalya mı?

Yarın? Ee...

...peki.

Tamam, teşekkür ederim.

Eyvallah.

-Kim? -Şirketten aradılar.

Sibel Hanım’ın yeni markası var ya, onun lansmanına davet ediyorlar.

Antalya'daymış.

ikimiz gidebiliyormuşuz.

Aa, ne bu surat?

Bilmem, şaşırdım sevgilim şaşırdım.

Şimdi, hayır demek de olmaz.

Şirketin personeline yaptığı bir jest bu.

Allah Allah, ben ne alaka? Üst düzeyler gider de normalde.

-Ben ne alaka? -Demek ki işinden memnunlar.

Antalya'ya mı gidiyoruz şimdi?

Öyle görünüyor.

Acaba babam izin verir mi ki?

-Bir soralım mı? -Verir, verir ya verir. Verir.

O kadar telaş yapma. Ayağın o kadar da kötü değildir...

...merak etme.

(Sibel) Tamam canım, ben hemen geliyorum.

Benim acil gitmem lazım. Bir arkadaşım çok kötü bir şekilde...

...merdivenlerden aşağıya düşmüş ve ayağı çok kötüymüş. Kusura bakma.

Hay Allah!

Görüyor musun bak, arkadaşın da düşecek zamanı buldu.

(Zafer) Sayesinde erken bitiriyoruz.

Benim asıl saatlerim gece yarısından sonraydı ama...

...kaçıracaksın demek ki.

Gerçekten mi?

Ya, çok üzüldüm.

'Okay', ben o zaman süper anlaştık, diyorum bizimkilere.

Sen de geç kalma arkadaşına.

Şimdi siz oradan hastaneye falan gidersiniz çünkü.

Hesabı ben hallederim.

Gerçekten çok güzel bir akşamdı.

Çok eğlendim. Çok teşekkür ederim.

-Ben teşekkür ederim. -Görüşürüz.

(Müzik)

Görüşeceğiz.

(Müzik)

(Sessizlik)

Çocuklar bilemiyorum ki şimdi...

...evlenmeden tatile gitmeniz...

...ama nikâha da bir şey kalmadı şunun şurasında.

Sen de benim oğlum sayılırsın artık.

(Burhan) Bir de işten çağırmışlar, girmemek de olmaz.

Hadi gidin bakalım, gidin eğlenin biraz.

Canım babam.

Sağ ol baba.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Ne yaptın, iyi misin?

Eh işte, nasıl olayım?

Vallahi, bilemezdim böyle olacağını.

Kusura bakma. Yani...

Oğlum tamam, geçti bitti işte.

Yaşandı. Bir anlamı yok şu an konuşmanın.

Biz nereden bilelim kardeşim, manipüle edileceğimizi.

Öngöremezdik, maalesef.

Sen ne yaptın, konuştun mu Elif'le? Söyledin mi?

Bir iki denedim de...

...yok abi söyleyemiyorum. Böyle bir şey nasıl söylenir ki?

Kıza kurdurduğum onca hayal çöp resmen.

Ee, bir de üstüne baba ocağından olacaklar falan.

Ama yarın söylemen lazım sanki.

Evet. Şirketten aradılar, Antalya davetlisiyim.

Elif'le birlikte gidiyoruz. Orada söyleyeceğim bir şekilde.

Burada olmadı. Bulamadım fırsatını.

Orada da söyler miyim muallak gerçi.

Daha iyi olur belki.

Sen ne yaptın? Sen...

...nasıl halletmeyi düşünüyorsun bu tefeci mevzusunu?

Halledebilecek misin? Nasıl halledeceksin?

Bilmiyorum abi. Ne (***) hiç bilmiyorum.

Bakacağız bir çaresine, tamam. Sıkma oğlum kendini. Ferah tut.

Biz yine beraberiz. Bir şekilde hallederiz yani.

Düşünüp buluruz.

Doğru mu diyorsun?

Ben duşa giriyorum.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

(Müzik devam ediyor)

(Geçiş sesi)

(Müzik devam ediyor)

(Hareketli müzik)

Sibel Hanım, birlikte bir fotoğraf çekilebilir miyiz?

-Teşekkürler. -Biz teşekkür ederiz.

Mezura Dergisi'nden röportaj ayarlamaya çalışıyorum.

Aşkım, burası harika bir yermiş.

Bu ne ki sevgilim? Daha çok şaşıracaksın.

Türkiye'nin en iyi otellerinden birindeyiz.

Hadi gel.

(Müzik)

Neyimiz kaldı?

Bir bakalım.

Yatırımcılarla üç toplantı var akşama kadar.

Aralarda koleksiyonlara bakacaktınız.

Sonra mankenlerle son bir toplantımız var.

Ardından basınla bir akşam yemeğimiz var.

Yarınki defilenin de provasını en son alıyoruz.

Bugün nasıl bitecek?

Sakin ol.

Elif Demir Yıldırım.

Kreasyonda ya da defilede bir sorun çıkmasa bari.

Her şey tamam, değil mi Tansel?

Her şeyi ayarladım, hiçbir sıkıntı yok.

Yani sahneye birden bir kedi falan fırlamadığı müddetçe...

...en ufak bir sürprize yer yok.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

(***).

(Telefon çalıyor)

Sevgilim.

Şu manzaraya bak Erhan.

Oda da harika.

-(Erhan) Of. -Bak, SPA...

...masajlar, restoranlar.

Gece kumsal partisi de varmış.

Bunların hepsi bedava mı şimdi?

Bedava sevgilim. Hepsi şirketin bize hediyesi.

Ne istersek onu yapacağız.

Yarın da defileye gideriz. Defile var, biliyorsun.

-O zaman hiç vakit kaybetmeyelim. -Evet.

-Önce bir yemeğe gidelim. -Evet.

(Elif) Ondan sonra SPA'ya gideriz, masaj yaptırırız.

Sonra da havuza gireriz, olur mu?

Olur, olur.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Efendim baba?

Defile için oteli kapatmak ne demek Sibel, söyler misin?

Baba, çok önemli misafirlerim geldi benim.

Hani ünlü tasarımcılar, yatırımcılar, mankenler.

(Tahir ses) Bu ne rezalet kızım ya?

Bana haber vermeden nasıl yaparsın böyle bir şeyi?

(Sibel ses) Baba, çok önemli misafirlerim geldi dedim ya.

Kızım, en önemli misafirin turist senin, turist!

(Tahir ses) O para kazandırıyor sana.

Bak, tamam mı? Yeni sektör, yeni iş dedin, sesimi çıkarmadım...

...hevesi kırılmasın dedim ama bir yıl geçti, kıymetli şirketin hâlâ zararda.

O işe yaramaz tiplerle doldurduğun otel...

...bir gecede kaç para kazandırıyor, biliyor musun sen?

Biliyorum. Finansla ben ilgileniyorum baba.

(Tahir ses) Tamam. Otel faturasını yollarım sana.

Şirketine o kadar güveniyorsan elini taşın altına koyacaksın.

Baba parasıyla iş yapmak kolay. Yok öyle bedavadan.

(Sibel ses) Ya baba, beni...

...dinlemiyor... (Meşgul tonu)

Senin haberin var mıydı Sibel'in oteli kapattığından?

Yok, haberim yoktu babacığım.

Kimlerle konuşuyorum? Ah!

Oğlum, şu işlerle biraz ilgilenin ya, bir zahmet.

Ben artık yaşlanıyorum.

Her zaman yanında olan oğlun varken...

...Sibel'i geçirdin şirketin başına babacığım.

(Tuncay) Şimdi otel de kapatır, defile de yapar.

Tutturdu o şirketi kuracağım, moda sektörüne gireceğim diye.

Sorumluluğu alsın bir zahmet.

Faturayı yolluyorum, ödesin.

Ben bizzat kendi ellerimle götürürüm babacığım, şirkete geçiyorum zaten.

Sen gelecek misin?

Yok.

Evdeyim bugün.

Tamam, çıktım ben.

(Müzik)

Nereye?

Antalya'ya gidiyorum sevgili karıcığım.

Nereden çıktı şimdi bu Antalya?

Sibel'i yalnız bırakmayayım istiyorum.

Babam gergin zaten biliyorsun.

Ha, bu yani sebep?

-Begüm, başlama yine ya. -Neye başlamayayım Tuncay?

Nereden baksan on yıldır evliyiz ama toplasan bir yılı...

...bir arada geçirmedik biz.

Kolay olmuyor size bu hayatı yaşatmak hanımefendi. Çalışıyorum.

(Telefon çalıyor)

-Nihan kim? -Telefonu bırakır mısın?

-Yeni metresin mi? -Telefonuma dokunma!

(Gerilim müziği)

Gidelim hadi.

(Hareketli müzik) (Üst üste konuşmalar)

(Hareketli müzik devam ediyor) (Üst üste konuşmalar)

Sevgilim, ne yaptın ya? Bütün barı getirmişsin.

(Erhan) Sevgilim, daha başlangıç.

Bak, iki yudumda uykum geliyor, biliyorsun. Emin misin?

Açık havadayız be kızım ya, bir şey olmaz.

Peki.

(Duygusal müzik)

(Müzik) (Üst üste konuşmalar)

İyi akşamlar herkese.

Ne haber, hem güzel, hem başarılı kardeşim?

Senin burada ne işin var?

Vallahi hem ziyaret, hem ticaret.

Epeydir uzak kaldım işten güçten, bir bakayım dedim...

...ne oluyor, ne bitiyor?

Ha, bu arada babam faturayı gönderdi.

Yeme, içme, konaklama, otel büyük kârda, tebrik ediyorum seni.

Yüzde 10 kardeş indirimini yaptırdım, bu iyiliğimi sakın unutma.

Çok teşekkür ederim.

Ben babamla konuştum zaten, ödeyeceğim.

Artık orası sizde, ben getirdim top benden çıktı.

Neyse. Ben hazır gelmişken biraz dolanayım.

(Müzik)

(Arama tonu)

(Arama tonu)

Seval, ben biraz hava almaya çıkacağım.

Tamam Sibel Hanım, ben buradayım.

(Müzik)

("NKBİ - Güneş" çalıyor) "Değildim, delirdim, olamadım hiç iyi"

"Değilim senin, söyleme, ne benim için iyi"

"Öyle derin derin değil"

"Sığım ama derindeyim"

"İçindekini görmez, bakarlar, dışındaki iyi mi?"

"Savaştım, öylece kaçmaktansa darbe yemek iyidir"

"Benimle yürüme, ayaklarında kirler birikir"

"Birikir, birikir, birikir"

"Uyan, kalk, yolun var"

"Dağılmaz dumanlar"

"Üfleme, çek içine, yan"

"Biraz daha yolun var"

"Der o ses içimde, hatta kafamda"

"Durulmaz asla, hiç yorulmaz"

"Çırpınırken ben inatla, inatla"

"Ne ki benden istediğin?"

"İstediğin"

"Bana sormadın isteğimi"

"İsteğimi"

"Sözün hep tuzak, düşmemeliyim"

"Düşmemeliyim, düşmemeliyim"

"Ne ki benden istediğin?"

"Burnumdan geldi"

"Tüm aklımdakilerden"

"Kaçmak epey bir zaman aldı"

"Gitmedim hiçbir yere"

"Kalmadı mı yerin, yine?" -Beni de kaldır bari.

"Değil benim yanım"

"Senin için iyisi bu, kalmalısın yarım"

"Uzakta da arama, ben hep bu tarafındayım"

"Issız kaldım, yokken sen yanımda, anlamsız yarınlar"

"Aldattım geceyi, boş ver, gün yakınken dön"

"Çelişkimi söyle, söyle"

"Ne ki benden istediğin?"

"İstediğin"

"Bana sormadın isteğimi"

"İsteğimi"

"Sözün hep tuzak, düşmemeliyim"

"Düşmemeliyim, düşmemeliyim"

"Ne ki benden istediğin?"

"Yeah"

"Ne ki benden istediğin?"

"Ha, istediğin?"

"Sormadın isteğimi"

"Yeah"

"Sormadın bana isteğimi"

"Yeah"

"Ne ki benden istediğin?"

"Yeah"

"Bana sormadın isteğimi"

"Yeah"

"Sözün hep tuzak, düşmemeliyim"

"Düşmemeliyim, düşmemeliyim"

"Ne ki benden istediğin?"

"İstediğin"

"İstediğin ne?"

"İstediğin ne?"

"Benden istediğin"

(Üst üste konuşmalar)

Kolay gelsin. Gidebilirsin, haber veririm.

(Müzik)

Ali, bizim burada ne işimiz var?

Abi, şu kızın sesini bir dinle be, bir dinle. Gel hadi, gel.

-Tamam. -Hadi.

"Güldürmedin hep ağlattın"

"Derdi bana sen tattırdın"

"Dert üstüne zulüm yaptın"

"Sanki beni sen yarattın"

Bu ne?

Nasıl mekân, beğendin değil mi ama?

Müthiş.

(Tuncay) Müthiş.

Ben kaçtım, sana iyi eğlenceler Aliciğim.

"İsyan eden kalbimi"

"Biraz olsun duy yeter"

"Aşka susayan gönlümü" -Sen eğleneme bak. Ben lavaboya gidiyorum.

Masamız burası.

"Seveceksen sev yeter"

"Feryat eden kalbimi"

"Biraz olsun duy yeter"

"Aşka susayan gönlümü"

"Seveceksen sev yeter"

("Sev yeter" çalıyor)

"Koşturdun hep yıllar boyu"

"Peşinden her gün beni"

"Ağlattın hiç güldürmedin"

"Bu yaralı kalbimi"

"Ağlattın hiç güldürmedin"

"Bu yaralı kalbimi"

"İsyan eden kalbimi"

"Biraz olsun duy yeter"

"Aşka susayan gönlümü"

"Seveceksen sev yeter"

"Feryat eden kalbimi"

"Biraz olsun duy yeter"

"Aşka susayan gönlümü"

"Seveceksen sev yeter"

-Bravo! -Helal olsun!

(Üst üste konuşmalar)

-Bravo! -Yaktı yıktı burayı, yaktı.

(Nihan ses) Şimdi kısa bir ara verelim.

15 dakika sonra yeniden görüşürüz. (Telefon çalıyor)

(Üst üste konuşmalar)

Asaf, bir buzlu su versene.

(Müzik)

Buyur abla.

Az önce söylediğiniz şarkı en sevdiğim şarkıdır.

O kadar güzel söyledin ki.

Tuncay ben.

(Müzik)

Bir içki ısmarlayabilirim.

Sahne alırken içmem.

Sonra?

Bakarız.

Bakarız.

Bakarız.

Adını söylemedin.

Nihan.

(Duygusal müzik)

"O gün ki gördüm seni"

"Yaktın ah yaktın beni"

"O gün ki gördüm seni"

"Yaktın ah yaktın beni"

Ee, ne içiyoruz?

Ne ısmarlıyorsun bana?

Ben fazla kalmayacağım.

Burada eski bir arkadaş vardı.

Sahneye çıkıyordu.

Ona bakmaya geldim de.

-Nihan'ı mı soruyorsun? -Evet evet.

Tanıyor musun?

Tanımaz mıyım?

Artık sahneye çıkamıyor, şarkı söyleyecek mecali yok.

-Hasta. -Hasta, biliyorum biliyorum.

Hasta olduğunu biliyorum da.

Hastalığı ne peki?

Üç ay önce teşhis koyuldu.

Son evreymiş.

Savaşayım dedi ama...

...yapacak bir şey yok demiş doktor.

Son evre?

Anladım.

Tamam.

Gidiyor musun?

Kim sordu diyeyim Nihan'a?

Sen bir şey söyleme, ben bulurum onu.

Kolay gelsin.

(Hüzünlü müzik)

-Bana bir taksi çağırır mısın? -Tabii.

(Arama tonu)

(Gök gürledi)

(Arama tonu)

(Gök gürledi)

(Hüzünlü müzik)

-Beni burada bekle, tamam mı? -Tamamdır abi.

(***).

(Hüzünlü müzik)

Bıraktığın gibi değilim, değil mi?

Kusura bakma ben...

...açamadım telefonlarını.

(Hüzünlü müzik)

Geç.

(Hüzünlü müzik)

(Gök gürledi)

Televizyon izlemek ister misin?

(TV'den gelen anlaşılmayan sesler)

(Gök gürledi)

Kaç yaşında?

(Nihan) Beş.

Aa!

Düşündüğün gibi.

Hayır, olmaz. Dikkatliyimdir ben.

Senden başka kimse yoktu hayatımda.

Sonra da olmadı ya.

Hastalığım olmasa...

...ölecek olmasam, haberin olmayacaktı.

(Gök gürledi)

Nihan.

Niye bekledin beş sene?

Madem böyle bir şey vardı.

Beş yıl, beş!

Zengin adamsın sen Tuncay.

Haber verseydim...

...servetine yanlamaya çalışıyorum zannedecektin.

(Gök gürledi)

Sahip çıkmaya kalksan, bu kez evin yuvan dağılırsa...

...suçlusu ben olmak istemedim.

(Nihan) Velhasıl...

...sen olmasan da doğurmaya karar verdim.

Bakma...

...pavyona düştük ama şerefimizden, gururumuzdan da eksiltmedik.

-Ama ben... -Anne olmayı zaten istiyordum.

Tek başıma olsam ne çıkar?

(Nihan) Çocuğum için yaşar...

...kimseye muhtaç etmeden büyütürüm dedim.

Ama şimdi...

...ölüyorum Tuncay.

(Nihan) Berkay'ı bırakabileceğim bir tek sen varsın.

(Nihan) Babasından başka kimsesi yok.

(Nihan) Ona bir yuva ver.

Sürekli ne zaman geleceğini sordu babası ol.

Berkay, oğlun...

...sana emanet artık.

Ben...

Olmaz ama olmaz. Ben evliyim. İki tane çocuğum var benim Nihan.

Olmaz, nasıl olacak? Benim iki tane çocuğum var.

Tuncay, otur.

(Hüzünlü müzik)

(Nihan) Geride başka kimsem yok.

Bak...

...senden hiçbir şey istemedim.

Âşık oldum, sevdim, kalbime gömdüm.

Bir beklentim olmadı.

Ama bu başka.

-Şüphen varsa test yaptır. -Yok.

Tamam, kalacak yer buluruz. Bakacak birini buluruz.

Tuncay, öyle bir zaman yok.

Yarın sabah hastaneye yatıyorum.

Oradan canlı çıkmayacağımı biliyorum.

(Nihan) Tamam, illa ailene kat, babalık et de demiyorum.

Yalnızca yetiştirme yurtlarında kaybolup gitmesine izin verme.

(Nihan) Sana yalvarırım Tuncay, vicdanlı davran.

Oğluna sahip çık.

Gözüm arkada kalmasın.

Sana yalvarırım Tuncay.

(Hüzünlü müzik)

Berkay.

Gel anneciğim.

(Nihan) Hani sen hep soruyordun ya...

...babam ne zaman gelecek diye.

Geldi işte.

Bu adam senin baban.

(Duygusal müzik)

-Gerçekten babam mı? -Evet oğluşum.

Hadi sarılsana babana, hadi.

(Nihan) Hadi öp onu.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Sen de gel anne, ne olur.

(Nihan) Geleceğim oğlum.

İşlerimi halledip hemen yanına geleceğim.

(Hüzünlü müzik)

Yaramazlık yapmak yok.

Baban ne diyorsa onu yapacaksın, tamam mı?

(Nihan) Söz mü?

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Anne!

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Tamam, tamam.

(Nihan ağlıyor)

(Gerilim müziği)

Sen ne yapıyorsun burada?

Seni tebrik etmeye geldim.

Hiç üşenmedim, İstanbul'dan uçağa atladım, geldim.

Niye?

Çünkü bu konuşmayı yüz yüze yapalım istedim.

Telefonlarımı niye açmıyorsun?

Anlayamadım.

Niçin tebrik ediyorsun beni?

Ya sen...

Sibel, sen beni saçma sapan bir numarayla atlattın.

İstanbul'da restoranda yemekte gelen telefon.

Çok da klişe bir numara.

Öncesinde gittin bir arkadaşını aradın.

Dedin çok acil bir şey oldu, ara beni çağır falan.

Hadi iş yine burada kalsa iyi.

Sen sonrasında benim telefonlarımı açma nezaketini dahi göstermiyorsun.

Hiç yakışıyor mu senin gibi bir insana?

Telefonuna cevap verseydim ne olacaktı?

Biz aynı frekansın insanı değiliz.

Bence apaçık ortadaydı. İkimiz de beş dakikada anladık bunu o gece.

Ne yaptınız yemekten sonra?

Kızlarla geyiğim mi döndü gruplarda?

Benim dünyamda böyle şeyler olmuyor Zafer.

Neyse ne Sibel!

Bana bir akşam borçlusun.

Bu akşam ödeyebilirsin. Hadi gel birer kadeh bir şey içelim.

Bence sen yeterince içmişsin zaten.

Yok. Benim hâlâ son bir kadeh için yerim var.

Sana sakladım.

(Gerilim müziği)

Aşkım.

-(Elif) Aa! Sevgilim? -Efendim?

-Oda kartını bulamıyorum. -Bendedir belki aşkım.

Yok, bendeydi. Hatırlıyorum da düşürdüm herhâlde.

Yok, bende de yok.

İki dakika bekle, hemen çıkarttırıp geleyim sevgilim.

Tamam canım.

Annemi istiyorum, ben annemin yanına gitmek istiyorum.

Dur, nereye?

Biz seninle ne konuştuk? Annen sana anlattı ya.

Bir süre benim yanımda kalacaksın.

Annenin işleri var, anneni arayacağız.

Belki yanına da gideriz ama şimdi benimle kalman gerekiyor, tamam mı?

Anlaştık mı?

Hadi.

(Telefon çalıyor)

Sen şimdi buraya gel, tamam mı?

Gel, sen buraya otur, tamam mı?

Bu sütü de al, iç.

Ben hemen geleceğim, tamam?

(Telefon ısrarla çalıyor)

Efendim Begüm?

Kızlar yatarken aradım, iyi geceler diyeceklerdi de...

...açmadın.

Annemi istiyorum, ben annemin yanına gitmek istiyorum!

O ses ne?

Televizyon açık kalmış da odada.

Neyse, ben de odaya yeni girdim. Yorgunum, bitik hâldeyim.

Daha hâlâ üzerimi bile çıkarmadım.

Sen odadaysan yalnız değilsindir.

Begümcüğüm istersen odadan ara, konuşalım, tamam mı?

Tuncay Allah aşkına, sanki odada biri olsa anlayacağım.

Begüm yeter! Bu muhabbetlerden çok sıkıldım, tamam mı?

Yorgunum diyorum, anlamıyor musun?

Uyumak istiyorum. Uyumak istiyorum artık. Tamam mı?

Yarın akşam kızları aramayı unutma.

(Gerilim müziği)

Berkay?

Berkay!

Berkay!

Berkay neredesin?

Berkay oyunun zamanı değil. Berkay!

(Berkay) Anne...

Anne!

Berkay!

Berkay.

Berkay.

Yok. Berkay!

Berkay.

(Berkay) Anne!

(Berkay) Anne!

Anne!

(Gerilim müziği)

Sen bana numaranı yaptın, beni atlattın ve bitti, bu kadar, öyle mi?

Sibel, hiçbir kadın bana bunu yapamaz.

Sen bayağı ego yapmışsın.

Ama ben sadece kibar bir şekilde o geceyi sonlandırmaya çalıştım.

Ama şimdi bakınca o yemeğe hiç katılmamalıymışım.

Sen kendini çok üstün mü sanıyorsun?

Sen iyice saçmalamaya başladın.

Of, çok uzattın. Ne kadar uzattın, hadi yürü, gidiyoruz.

-Ne yapıyorsun, bırak kolumu! -(Zafer) Sen ne yapıyorsun?

Seninle yepyeni bir başlangıç yapacağız, gel hadi.

-Bana dokunma! -(Zafer) Sibel, ne bana dokunma?

-Aa! -(Zafer) Korkma, bir şey yapmayacağız.

-(Zafer) Birer kadeh bir şey içeceğiz. -Birader.

Birader. Ne oluyor, Sibel Hanım bir sorun mu var?

Sen kimsin? Hadi yürü git, işine bak sen. Sibel.

Sibel, kime diyorum?

-Birader. -Ne oluyor?

Ne yapıyorsun? Hadi dışarı çıkalım birader, ayakta duramıyorsun.

-Sen kimsin oğlum? Hadi git işine bak. -Bir hava alalım birader.

-Hadi gel, dışarı çıkalım. -Ben havamı aldım geldim güzel kardeşim.

-Hadi sen git, havanı al, gel. -Kardeş...

Kardeş ne var, kardeş bir şey yok işte. Senin işin gücün yok (***).

Birlikte çıkalım. Hadi gel.

-(Zafer) Kardeşim. Sibel bu kim? -(Erhan) Hadi gel, tamam.

Sibel!

Git, güzelce vur kafayı yat, sabah da kalktığında...

...hanımefendiden özür dilesen fena olmaz.

Ben ne yapacağımı sana mı soracağım lan? Ben kimim, sen biliyor musun?

Sibel! Sen bu herifle mi yatıyorsun? O yüzden mi bana soğuk yapıyorsun?

-Baban biliyor mu? -Sen ne biçim konuşuyorsun lan?

Sen ne diyorsun lan?

Lan yürü git birader.

(Gerilim müziği)

Ulan sizi mahvedeceğim. Oğlum var ya sen bittin.

-Sen bittin oğlum. -Birader?

İyi misin lan?

(Erhan) Birader?

Sibel Hanım geçmiş olsun, bu sızdı. Herhangi bir şeyiniz var mı?

İyisiniz, değil mi?

Tüm kayıtlara baktım, şu anda otelde Nihan adında bir müşterimiz yok.

Berkaycığım annenin başka bir ismi var mı? Soyadı ne?

Nihan.

Berkay! Berkay sen neredesin?

Sen neredesin? Beni çok korkuttun, biliyor musun?

Bizim katta rastladım, ağlıyordu. Ben de odasını bulmak için buraya getirdim.

Siz işinize bakın arkadaşlar, problem yok, kolay gelsin.

-Teşekkür ederim, ilgilenmişsiniz. -Ne demek, rica ederim.

-Anne diye ağladı sürekli. -Annesi seyahatte de.

Tabii annesinden ayrı olmaya pek alışkın değil. Özledi de.

Bir daha sakın öyle habersizce gitme, olur mu?

-Tamam. -Bak annen de seyahatteymiş.

Yakında gelecek, değil mi babası?

Tabii tabii. İstersen yarın ararız Berkaycığım, tamam?

Hadi bakalım, şimdi sen babanla odana git.

Uyku saatin çoktan geldi de geçiyor bile. Tamam mı?

Canım.

-Bu arada ben Tuncay. -Ben de Elif.

-Memnun oldum. -Memnun oldum.

-Tekrardan kusura bakmayın. -Yo, ne demek, sorun değil.

-İyi geceler. -(Elif) İyi geceler.

Hadi gidelim.

(Müzik)

Çok teşekkür ederim. Sizin de canınız sıkıldı, sağ olun.

Olur mu öyle şey, ağzıyla içmemiş ki (Bip).

Çok pardon, özür dilerim. İyi geceler.

(Müzik)

(Melis ses) Tamam , bu deneme yalan oldu diye vazgeçmek yok.

(Melis ses) Algılarımızı açık tutuyoruz. Hem otelde bir dolu insan vardır.

(Melis ses) Yakışıklısı, zengini, yaratıcısı.

Mert olanı, güven vereni, koruyanı, akıllı olanı.

Ben böyle birini istiyorum.

(Melis ses) Geleneksel kodlar diyorsun.

(Melis ses) Öyle adamlar pek kalmadı.

Yo, bence hâlâ varlar. Hem de çok yakınımızdalar.

Neyse, ben kapatıyorum. Çok yoruldum.

Yarın maraton devam ediyor.

(Melis ses) Tamam canım, seni öpüyorum. Hadi kolay gelsin.

(Sibel) Hadi ben de öptüm.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

-Sevgilim, biraz şunlara bakalım mı? -Bakalım aşkım.

-Çok güzeller. -(Erhan) Evet.

Fiyat niye yazmıyor acaba, o kadar mı pahalı? Allah Allah.

Bir gün sana bunlardan alacağım, biliyorsun değil mi?

Alırsın tabii.

Aman iyiler, güzeller de zaten o kadar paraya gerek yok.

Şuna baksana, çok iyi değil mi?

-Ortadaki mi sevgilim? -Evet.

İyiymiş de demin sen ne diyordun? Daha şimdi ne dedin?

Pahalı, gerek yok demedin mi?

Gerek yok, ayrı konu da baksana, çok güzel değil mi?

Böyle bir şeyim olsa hayır demem.

Girelim, tak, dene, üstünde görelim.

-Yok, boş ver, gel. -Kızım parayla mı? Hadi gel.

İyi, tamam.

(Müzik)

-Çok güzel. -(Satıcı) Gerçekten de öyle.

(Satıcı) Zaten bu seneki koleksiyonun en iyi parçalarından bir tanesi.

-(Satıcı) Size de çok yakıştı. -Sağ olun.

Fiyatı ne?

Yok, biz öylesine baktık zaten. Hiç söylemenize bile gerek yok.

Benim size hediyem olsun.

-Hesabıma ekleyin. -Tabii Sibel Hanım.

Yok canım, öyle şey olur mu? Hayır.

Lütfen çıkarma, gerçekten çok yakışmış. Hediyem olsun.

Sibel Hanım çok incesiniz, çok teşekkür ederiz ama kabul edemeyiz, sağ olun.

Erhan Bey dün akşam bana gerçekten çok yardımcı oldunuz.

(Sibel) Kabul etmezseniz ben mahcup olacağım.

Ben ne diyeceğimi bilemiyorum.

Çok naziksiniz, teşekkürler.

Lafı bile olmaz.

-Bu arada ben Sibel. -Ben de Elif.

Erhan'ın nişanlısıyım.

Memnun oldum.

Gerçekten çok yakıştı.

Güle güle kullan.

Bu arada defileden sonra bir havuz partisi var.

Sizi orada ağırlamayı çok isterim. Beni kırmayıp gelirseniz çok sevinirim.

Tabii Sibel Hanım, mutlaka geliriz.

(Gerilim müziği)

(Hareketli müzik)

(Hareketli müzik devam ediyor) (Fotoğraf çekiliyor)

Aa, bu kız eski Türkiye güzeli değil mi?

Ben bunu daha uzun sanıyordum, bu kızın boyu bayağı kısaymış.

(Hareketli müzik) (Fotoğraf çekiliyor)

(Mesaj geldi)

(Elif) Bak, bunu da tanıyoruz.

Bu kız da o kadar güzel değilmiş, normal bir kızmış.

(Hareketli müzik)

(Hareketli müzik devam ediyor)

(Hareketli müzik devam ediyor)

(Hareketli müzik devam ediyor) (Alkışlıyorlar)

(Üst üste konuşmalar) Bravo! Harika!

-(Erkek) Tebrikler. -(Kadın) Bravo, harika!

(Üst üste konuşmalar)

(Hareketli müzik) (Seyirciler alkışlıyor)

Bravo.

(Hareketli müzik) (Seyirciler alkışlıyor)

(Gerilim müziği)

(Konfeti patlatıldı)

(Gerilim müziği)

(Üst üste konuşmalar)

(Kadeh tokuşturuldu)

(Üst üste konuşmalar)

Alo, ne yaptınız Samet?

(Samet ses) Beni boş ver, sen ne yaptın? Elif'e söyledin mi?

(Erhan) Yok oğlum, ne diyeyim, nasıl söyleyeyim?

(Erhan) İki milyonu erittik, bitti gitti, üç ay sonra banka evinize el koyacak...

...taksitleri ödeyeceğimiz tek bir kuruşumuz yok...

...belki de sokakta kalacaksınız mı diyeyim, ne diyeyim?

-Nasıl söyleyeyim? -Oğlum taksitin günü gelmedi mi zaten?

Ödeyemeyince anlamayacaklar mı?

Samet...

...benim bir çaresini bulup bu bataklıktan çıkmam lazım oğlum.

(Erhan) Senin alacaklılardan haber var mı?

Vallahi evde ışık bile açmıyorum.

Herifler kapıya dayanırsa kaçıp gittim sansınlar diye.

Tamam, Elif geliyor, sonra konuşuruz.

Allah'ım, sen bana yardım et.

-Aşkım. -(Elif) Sevgilim.

Babamla konuştum, sana çok selam söyledi.

-Aleykümselam. Sen de söyleseydin. -Söyledim.

-Ne içeceksin? -Hafif bir şeyler.

Yarım.

Ne büyük başarı hem de ilk defilede. Ne yalan söyleyeyim, hiç beklemiyordum.

Teşekkür ederim. Ekipçe elimizden geleni yapmaya çalıştık.

Bu kadar alçak gönüllü olmayın. Bunca yıldır yanınızdayım...

...daha kafanıza koyduğunuz bir şeyi yapamadığınızı hiç görmedim.

Abartma.

-(Kadın) Ben hemen geliyorum. -(Erkek) Tamam.

Ne kadar çok manken var, baksana.

Gerçi senin gözünden kaçmamıştır zaten de.

Erhan ne oluyor? Yüzünden düşen bin parça.

-Yok bir şey sevgilim. -Yoksa sıkıldın mı?

Hayır aşkım.

-İstersen sahile gidelim, baş başa... -Sevgilim hayır dedim, iyiyim.

Tamam, niye üstüme geliyorsun?

Değilsin Erhan, ben seni tanıyorum.

Sevgilim bana da söyler misin lütfen? Ne oldu, bir şey olmuş, anlıyorum.

(Gerilim müziği)

Tamam, şuradan çıkalım o zaman, öyle söyleyeyim.

Erhan şimdi söyler misin lütfen?

-Şimdi şöyle... -Nasıl, eğleniyor musunuz?

(Elif) Evet Sibel Hanım, davetiniz için çok teşekkürler.

Rica ederim. Geldiğinize çok sevindim.

Bu arada telefon konuşmanıza şahit oldum. İki milyon az bir para değil.

(Sibel) Gerçekten çok üzgünüm.

(Gerilim müziği)

Sibel Hanım, misafirleriniz geldi, isterseniz gidelim.

Pardon, misafirlerim gelmiş.

Erhan ne oluyor?

Bu kadın ne diyor? Ne kaybı? İki milyon, dedi.

(Elif) O, babamın evini ipotek ettirip aldığımız kredi değil mi?

Erhan konuşsana.

Bu şekilde öğrenmeni istemezdim Elif. Ben bir çaresine bakacağım.

Şey olacak yani.

(Elif) Erhan, benim anlayacağım şekilde söyler misin lütfen?

Babamın evini kaybedecek miyiz?

-Borsa battı ama bir çaresine bakacağım. -Ne?

Bütün para gitti.

-Hepsi. Yok, bitti yani. Hepsi gitti. -Nasıl?

Daha iki gün önce ev bakıyorduk, alacağız diyordun...

...çok kazanacağız diyordun, şimdi ne oldu?

Hem babama ne diyeceğiz? Babam o evi kaybetmektense ölmeyi tercih eder.

Toparlayacağım. Bir yolunu bulacağım yani.

Ne olur canını sıkma.

(Elif) Neyi bulacaksın Erhan, ne yapacaksın?

Biz çok büyük bir hata yaptık.

-Çok büyük bir riske girdik. -Ne yapalım...

...riske girmeden de kazanç olmuyor Elif, denedik işte. Ne yapalım, denedik.

Denemiş bulunuyoruz, tamam.

O riski parası olanlar alsın, bizim gibiler değil.

Tamam, sakin ol Allah aşkına.

Ben bir şekilde bir yolunu bulacağım, bana güven.

Sen bana güvenmezsen, inanmazsan benim yolum yordamım kalmaz Elif.

Ne olur bana güven.

Her şeyin üstesinden birlikte geleceğiz sevgilim. Lütfen yapma.

Tamam mı aşkım?

(Elif) Tamam da gidecek olan sadece ev değil ki.

Koca bir ömür.

(Elif) O ev benim çocukluğum demek.

Annem demek.

(Elif) Eğer evi kaybedersek babam annemi sonsuza kadar kaybetmiş olur.

(Elif) Babam annemi bir daha kaybetmeyi kaldıramaz ki.

Ne ben ne Arda hiçbirimiz kaldıramayız, bunun üstesinden gelemeyiz ki.

Çok özür dilerim Elif.

Buradan gidelim mi? Hadi artık gidelim, gel.

-Hadi gel. -Hayır. Erhan, ben...

...biraz yalnız kalmak istiyorum. Bütün bunlar bana çok fazla geldi.

Ya... Elif!

Çok özür dilerim. Ben çok büyük bir gaf yaptım sanırım.

Yo, sizin suçunuz değil. Müsaadenizle.

Sizin yerinizde olsam şu an konuşmazdım.

İlk şoku atlatsın, sonra konuşursunuz.

Konuşacak bir şey var mı ki?

Bilmiyorum, konuşacak bir şey var mı?

Ben, bana inanan, güvenen insanları yarı yolda bıraktım.

Konuşacak hiçbir şey yok.

Zaten gitsem ne olacak?

(Gerilim müziği)

(Erhan dış ses) Borsa battı, bütün para gitti.

Hepsi.

Hadi Betül, artık geçelim. Merak ederler.

-Tamam. -Gel.

(Elif dış ses) Gidecek olan sadece ev değil ki.

Koca bir ömür.

O ev benim çocukluğum demek.

(Gerilim müziği)

(Elif dış ses) Eğer evi kaybedersek babam annemi sonsuza dek kaybetmiş olur.

(Havai fişek atılıyor) (Üst üste konuşmalar)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Erhan dış ses) Bütün para gitti. Hepsi.

(Elif dış ses) Gidecek olan sadece ev değil ki.

O ev benim çocukluğum demek.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor) (Havai fişek atılıyor)

(Gerilim müziği devam ediyor) (Havai fişek atılıyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ne diyeceğim, ben babama ne diyeceğim? Söyleyemem ki.

Söyleyemem, adam kahrından ölür.

Neyi söyleyemezsin, ben hiçbir şey anlamadım.

Ben bittim, biz bittik. Ben babamın yüzüne nasıl bakacağım?

Sen beni niye sudan çıkardın ki? Çıkarmasaydın, beni orada bıraksaydın ya.

(Duygusal müzik)

Tamam, geçecek. Hepsi geçecek.

Sıcak bir yere geçelim, orada konuşuruz, tamam mı?

(Duygusal müzik)

(Sibel) Yaşadıklarınızı anlıyorum. Ama kendinizi bu kadar yıpratmayın.

Çok zor bir durum ama aslında her zorluk, bir fırsattır.

Ne fırsatı? Evsiz olmayı öğrenmenin fırsatı mı?

(Kapı zili çalıyor)

(Gerilim müziği)

İçeride.

Soldaki oda.

Elif? Sevgilim iyi misin?

Beni korkuttun Elif.

-İyiyim. -Her yerde seni aradım, bulamadım.

-Bıraktın gittin zannettim, iyi misin? -Sibel Hanım sağ olsun yardım etti.

Elif affet.

İlk duyduğum an sana söylemem lazımdı. Beklememem lazımdı.

Çok özür dilerim sevgilim. Affet ne olur.

-Bir çaresini bulacağız, değil mi? -(Erhan) Tabii ki bulacağız.

Yeter ki sen bana inan, bana güven. Olur mu aşkım?

Seni çok seviyorum.

Ben de seni çok seviyorum.

-Odamıza gidelim mi? -Gidelim.

Sibel Hanım her şey için çok teşekkür ederiz, gerçekten çok sağ olun.

Bir dakika. Ben size yardımcı olabilirim.

Üç milyon.

Hesabında olabilir. İstersen.

(Gerilim müziği)

-Anlayamadım? -Ben gayet açık konuşuyorum aslında.

İhtiyacınız olan parayı hemen temin edebilirim.

Yok Sibel Hanım, teklifiniz için çok teşekkürler ama...

...biz bu kadarını kabul edemeyiz. -Elif çok doğru söylüyor.

Bu kadarı fazla Sibel Hanım. Gerçekten çok ince düşüncelisiniz.

İyilik yapmak istiyorsunuz ama fazla.

Elif.

Ben bunu bir iyi niyet göstergesi olarak yapmıyorum.

Teklif ettiğim paranın karşılığında benim de isteklerim olacak tabii.

Bunu bir anlaşma olarak düşün.

Siz birbirinize çok âşıksınız, evlenmek için sabırsızlanıyorsunuz.

Ama paraya gelince sıkışık durumdasınız.

(Sibel) Bu anlaşmayı kabul edersen...

...o sıkışıklıktan kurtulacaksın.

Bu nasıl bir anlaşma ki karşılığında üç milyon teklif edeceksiniz...

...ben anlamadım.

(Gerilim müziği)

Teklifim şöyle.

Burada, bu odada benimle üç gün geçireceksin.

Ve ben ne istiyorsam onu yapacaksın.

Ve geçen her gün için bir milyon alacaksın.

İyi niyetimin göstergesi olarak hesabına 500 bin lirayı aktardım bile.

Yani teklifimi kabul etmesen de o para sende kalabilir.

Teklifime cevap vermen için bir saatin var.

Şartlarım böyle. Bir saat dolduğunda bir saniye bile beklemem.

(Gerilim müziği)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan

Editör: Ela Korgan

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.