All language subtitles for VEED-subtitles_Hayatımın Şansı Dizisi 1 Bölüm - FOX

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak Download
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Her şey için sağ ol.

-Hadi Sare, gitme vakti. -Görüşürüz Rüzgâr abi.

Görüşürüz Sareciğim.

Ben gidince... Yani ayarlar ayarlamaz sana olan borcumu ödeyeceğim.

Söz.

Hadi yolunuz açık olsun.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

-Burası yerimiz. -Ben cam kenarına oturacağım.

Tamam, geç.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Polis sireni çalıyor)

(Telsiz anonsları)

(Polis) Siz bu tarafa, siz bu tarafa. Bende kal.

(Gerilim müziği)

-Sare hemen gidiyoruz. -Nereye?

Hadi çabuk ol.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Leliş!

(Gerilim müziği devam ediyor)

Yonca Sıdalı!

Yonca! Bekle!

Aa!

(Sare) Ne oluyor? Anne!

-Sakin ol. -Bırak! Bırak! Anne!

-Bir şey yapmayacağım. -Bırak dedim! Anne ne oluyor?

Anne ne oluyor? Bırak! Anne!

Anne! Anne!

Anne!

(Ses yankılanıyor)

Kızım nerede?

Önce bizim cevaplar, sonra seninkiler.

Onu neden öldürdün?

(Gerilim müziği)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Hâkim Bey, bu adam yalan söylüyor. Bu adam yalan söylüyor!

Avukat Hanım, müvekkilinize hâkim olacak mısınız yoksa...

-Yonca sus. -Nasıl susayım ben?

Benim gözümün içine baka baka yalan söylüyor. Nasıl susayım?

-Ama Sayın Hâkim böyle devam edeceksek... -Nasıl devam edecektik?

Sen değil miydin benim kızımı istemeyen, kaçıp giden?

Kızım yeter! Böyle devam edersen seni şimdi dışarı atacağım!

(Gerilim müziği)

Yonca böyle mi konuştuk seninle? Sakin olmalısın demedim mi sana?

Hâkim karşısında kontrolünü kaybetmen, sana hiçbir şey kazandırmaz.

Aksine onun ekmeğine yağ sürersin.

-Alpay hadi. -Bana baksana sen!

Hadi biz gidelim.

-Dokunma bana. -Senin derdin ne?

-Uzak dur benden. -Niye geri döndün?

Ne yapmaya çalışıyorsun. Ne istiyorsun benden?

Ne istediğim dava dilekçesinde yazıyor, oradan bakarsın.

Öyle mi? Ama ben de benim yüzüme söylemeni istiyorum!

Çok merak ediyorum, gözümün içine bakarak utanmadan da söyleyebilecek misin?

Bir sonraki duruşmada görüşürüz Yonca.

-Niye? -Bırakır mısın? Uzak dur!

-Yonca tamam! -Ne tamam? Tamam falan değil hiçbir şey.

Söyleyeceksin!

Doğurmamam için yalvardığın, doğurduktan sonra arkana bakmadan kaçtığın çocuk...

...şimdi niye kıymete bindi? Söyleyeceksin!

Cevap ver bana! Ne değişti?

Ne değişti? Bir kere bile aramadın bizi.

Bir kere aramadın. Şimdi niye istiyorsun çocuğumu?

-Çünkü o benim de kızım. -Sus!

Sus! O benim kızım. Senin değil, benim kızım.

-Delirtme beni! -Gidelim.

-(Avukat) Tamam artık. -Dokunma artık bana.

Bana bak, kim ne derse desin.

Ben kızım için dünyaları yakarım. Onu benden alamayacaksın!

Buna sen değil, mahkeme karar verecek.

-Öyle mi? -Bırak!

Ben onun için dünyaları yakarım. Gerekirse ölürüm.

Gerekirse seni öldürürüm Alpay!

Duydun mu beni? Çocuğumu sana vermeyeceğim.

Gerekirse seni öldürürüm!

-Sare? -Orada.

Yonca ne oldu?

Ertelendi.

Ama merak etme, Sare benimle kalıyor.

Şimdilik.

Hiç öyle bakma Yonca. Adam hatanı kolluyor zaten...

...sen de maşallah bol bol ona fırsat veriyorsun.

Sen dua et hâkime, bugün yaptıklarından sonra şimdiden vermedi.

Unutma, hata yapma şansın yok. Gücünü, parasını kullanacak.

Kızına daha iyi bir hayat vereceğini söyleyecek ve...

...senin ona bakamayacağını iddia edecek.

Bizim senin kızına bakabileceğini mahkemeye kanıtlamamız lazım.

Yonca!

Sakın! Sakın yanlış bir şey yapma.

Yoksa bütün bu çabamız boşa gider.

Tamam.

Yonca bu arada sırası değil ama ödemeyi ayarlayabildin mi?

Bana kalsa idare ederdim ama ben de büroya bağlıyım.

Benden de ödeme bekliyorlar.

Tamamı değil ama tamamlayacağım söz.

Haberleşiriz.

Gel.

Hadi.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Zamanı değildi.

Zamanı değildi.

Şimdi gitmeyecektin.

Seni bu yüzden hiçbir zaman affetmeyeceğim.

Duydun mu beni?

Beni böyle yapayalnız bıraktığın için hiçbir zaman affetmeyeceğim.

(Duygusal müzik)

Anne...

...o benim babammış ya.

Hani sen bana demiştin ki...

...benim babam da tıpkı senin baban gibi yok demiştin ya.

Ama varmış.

Ama olsun, varsa da ben istemiyorum.

Anne, seni senden alamaz değil mi?

Sen beni bırakmazsın değil mi?

Ben hiç senin gibi tatlı küçük su kurbağasını bırakır mıyım?

Ama o çok güçlüymüş. Ya alırsa beni?

-Nereden duydun onu? -Filiz teyzem söyledi.

Ben seni kimseye bırakmam. Asla bırakmam, tamam?

Hem sen bu dünyada annenden daha güçlü birini gördün mü hiç?

Yoo.

Görmedin çünkü ben hem çok güçlüyüm hem de çok hızlıyım.

O kadar hızlıyım ki buradan bu yolun sonuna kadar senden hızlı koşarım.

-Hayır, ben koşarım. -Öyle mi?

-O zaman var mısın çilekli dondurmasına? -Çilekli dondurma mı?

Evet, hem de ben kazanacağım.

-Ama saymadan koştun, olmaz. -O zaman yetiş bana.

Bak geçtim işte seni.

(Yonca) Tamam, hızlı olmasına hızlısın ama bence ağzının yerini bilmiyorsun.

Hayır, biliyorum işte.

Hem o benim suçum değil ki, bu Leliş'in suçu.

O da yemek isteyince üstüme döküldü dondurma, ne yapayım?

Ah bu Leliş yok mu?

Her türlü yaramazlık, dağınıklık da onda var yani.

Ne yapsak bu Leliş'e ben bilmiyorum ki.

(Sokak gürültüsü)

(Müzik)

(Erkek) Eskici! Hurdacı!

(Müzik devam ediyor)

Nihayet!

Telefonlarıma bakılmadığı yetmedi bir de evin önünde ağaç olduk (Bip)!

-İşim vardı açamadım. -Tabii canım niye açacaksın ki zaten?

Karşında enayi var nasılsa.

Evine çöktüğün, aylardır kira vermeye tenezzül etmediğin bir enayi değil mi?

Anlattım sana durumumu. Annemi kaybettim sonra...

Ha...

Yine masal anlatacağım diyor.

Bana bak, benim daha bekleyecek sabrım kalmadı anladın mı beni?

Yok diyorum sana, yok. Anlamıyor musun? Ne yapayım?

Sen yapacak bir şey bulursun, değil mi?

Ya para ya kapının önü.

(Müzik)

(Sessizlik)

(Duygusal müzik)

(Öksürüyor)

(Öksürüyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Öksürüyor)

(Öksürüyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

("Tuğkan - Şans" çalıyor)

"Güldürüyor beni hayatın bitmez çilesi"

"Süslü yalanlarıyla"

"Zorlu yokuşları"

"Hep denedim denedim iyi biri olarak kazanabilmeyi"

"Görebilmeyi büyüdüğünü"

"En güzel şeylerin"

"Tut elimden güzel bebeğim"

"Tut elimden güzel bebeğim"

"Öyle uzaktan uzaktan bakmam hayata"

Anne... Ama ıslatıyorsun.

Şeker değilsin, erimezsin.

"Takmam, sıkılmam, üzülmem, almam alttan asla"

"Şans kaç kere uğrar hayatta"

"Öyle uzaktan uzaktan bakmam hayata"

"Gidilecek yollar yaşanacak yıllar var bir umutla"

"Takmam, sıkılmam, üzülmem, almam alttan asla"

"Şans kaç kere uğrar hayatta"

("Tuğkan - Şans" çalıyor)

"Tut elimden bebeğim"

Günaydın.

Günaydın. Günaydın.

Ya anne yapma.

Hop!

Anne.

Hayır. Hop!

"Takmam, sıkılmam, üzülmem, almam alttan asla"

Dur! Dur!

"Öyle uzaktan uzaktan bakmam hayata"

"Gidilecek yollar yaşanacak yıllar var bir umutla"

"Takmam, sıkılmam, üzülmem, almam alttan asla"

"Şans kaç kere uğrar hayatta"

"Tut elimden güzel bebeğim"

Hadi bakalım.

Hoşça kal küçük ayıcık.

Sen de büyük ayıcık.

Anne, ben ayıcık değilim.

Yonca Hanım.

(Duygusal müzik)

(Öğretmen) Geçen ayı zaten vermemiştiniz, bakın bu ay da bitiyor.

Haklısınız.

Ama anlattım ya size de. Bu mahkeme işleri iyice belimi büktü.

Sizi anlamıyor değilim, Yonca Hanım ama lütfen siz de bizi anlayın.

Kreşin giderleri bir yana diğer velilere de biraz haksızlık oluyor.

(Müzik)

Her kışın sonu bahardır derler. Hadi bir sayı söyle.

Belki de senin baharın burada bekliyordur.

Hadi ama! Bir sayı.

İçinden geleni söyle.

Kızım bir hayal etsene.

Milyonlar bize çıkmış.

Derdin tasan hepsi bitmiş gitmiş.

Benim önce evin kirasıyla, kreşi ödemem lazım.

Oo! Onlar en kolayı. Hemencecik ödersin.

Tamam be tamam. İki dakika hayal kuralım dedik.

Ama sen merak etme arkadaşım, ben senin yerine de oynayacağım.

Bir de avukatın parası var. Hepsinden daha önemli.

(Duygusal müzik)

Al o zaman Yonca.

Hayır Filiz.

Al işte kızım!

Benim kolumda boşu boşuna duracağına senin bir derdine merhem olur, fena mı?

Hayır dedim Filiz. Daha önce de söyledim. Senden bir şey alamam.

Sanki senin bir elin yağda, bir elin balda.

-Hem kocana ne diyeceksin? -Ay dert ettiğin o mu senin?

Kız milyoner olacağız diyorum.

Hem var ya benimki milyonları görsün gözü bilezik falan görmez.

Yonca abla, biri geldi seni görecekmiş.

(Müzik)

Sadece konuşmaya geldim.

Evet, seni dinliyorum.

Bu meseleyi ikimiz baş başa sakince konuşalım istedim.

-Anne baba olarak. -Baba olarak?

Evet, baba olarak. Yonca lütfen.

Şu kasıntı hâllerini bir kenara bırak. Mahkemede değiliz ya hani.

Sen bana şeyi söyle, sana birdenbire gelen babalık hevesinin sebebi ne...

...bana onu söyle sen.

Birdenbire gelen bir şey yok.

Ben o zamanlar sadece çok gençtim.

Korkmuştum.

Şimdi her şey değişti.

Bırak bana yalan söylemeyi, bırak.

Şu hâline bir bak. Seninle konuşulmuyor bile artık.

Hâlbuki beni bir dinlesen.

Teklifimin ne kadar mantıklı olduğunu sen de anlayacaksın.

Kızımı benden zorla almanın adı ne zaman teklif oldu?

Yonca durumun ortada.

Buradan kazandığın para ne sana yetiyor...

...ne Sare'nin okuluna yetiyor, ne de kirana yetiyor.

-Senin avukatına bile borcun var be. -Sen nereden biliyorsun bunları?

Nereden biliyorsun? Beni takip mi ettiriyorsun sen?

Yetişemiyorsun Yonca. Yetişemiyorsun, kabul et artık bunu.

Sen bana bir evet desen ben ona çok güzel bir hayat verebilirim.

Hiçbir eksiği olmaz.

En iyi okullarda okur, parlak bir geleceği olur.

Bana bak, sen benim kızımın adını daha bir ay önce öğrendin.

Ona neyin iyi geleceğini bana öğretmeye kalkışma sakın.

Savcı olmana falan da güvenme ne yaparsan yap çocuğumu benden alamazsın.

Şimdi bir şey yiyeceksen ye, yemeyeceksen defol git buradan.

Tamam, haklısın. Özür dilerim.

-Bak bir daha olursa... -Olmayacak, gelmeyecek.

(Müzik)

Niye gelmiş? Ne dedi?

(Telefon çalıyor)

Efendim?

(Öğretmen) Son birkaç haftadır Sare'yi tanıyamaz olduk artık Yonca Hanım.

O uslu çocuk gitti yerine bambaşka bir çocuk geldi.

Bu değişim normal değil.

Normal şeyler yaşamıyor ki zaten.

Tamam, zor zamanlardan geçtiğinin farkındayım.

Ama arkadaşını musluğun altına sokmak ne demek?

Daha öncekilere ses çıkarmadım ama daha da kötüye gidiyor.

Zaten velilerden de şikâyet gelmeye başladı artık.

(Öğretmen dış ses) Belli ki yaşadıklarınızı...

...ona yansıtmamayı başaramıyorsunuz.

Bence Sare için en iyisi pedagog desteği almak.

Bir an önce terapiye başlarsanız bu kötü davranışlar onda yer etmeden kurtulur.

Yoksa onun için daha da kötü olacak diye korkuyorum.

(Duygusal müzik)

Bana ne olduğunu anlatacak mısın artık?

Efendim?

Ne?

Aa, gerçekten mi?

Aa, sonra ne oldu peki?

Demek öyle yaptılar Sare'ye?

O ne yaptı peki? Anlat bakalım Leliş.

Anne, Leliş konuşamıyor ki.

Yoo, benimle konuşuyor.

Hayır, konuşmuyor. Sen yalancıktan yapıyorsun.

Sen istediğine inan Sareciğim. Seninle konuşmuyor olabilir ama benimle konuşuyor.

Hayır.

Aa, Sare tam da Leliş anlatıyordu olanları bölüyorsun ama.

Pardon Lelişciğim, kusura bakma. Sonra ne olmuştu, ne yapmıştı Sare?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Sare!

Hadi bakalım Uykucu Şirin. Kalkma vakti.

Kalkmayacağım.

Ne demek kalkmayacağım?

O zaman sana Uykucu Şirin değil de Tembel Şirin mi demeliydim ben acaba?

Hadi hemen kalkıyorsun.

Gitmeyeceğim okula, istemiyorum.

Sare hadi artık geç kalıyorsun, kalk.

Gitmeyeceğim okula demedim mi!

(Duygusal müzik)

Ayy! Şunun bakışına bak.

Sanki çocuğun sana bir zararı var.

Orada sessiz sessiz oturuyor.

Sen de zaten keyfinden getiriyorsun ya çocuğunu buraya.

Bir şey dedi mi sana bu?

Boş ver, aynı şeyler işte.

Şey... Aynı kızla mı kavga etmiş yine?

Niye yapmış peki?

Bilmiyorum ki.

Hiçbir şey anlatmıyor. Yaşadıklarımızdan o kadar çok etkileniyor ki.

Ben de artık ne yapacağımı, ne diyeceğimi bilmiyorum gerçekten.

Düşürme yüzünü be.

Biliyorum, haklısın. Bunaldın. Her şey üst üste geldi.

Ama gör bak, her şey yoluna girecek.

Hem ben senin burcunu okudum bugün.

Şansın dönecekmiş. Çok kısmetli bir döneme giriyormuşsun arkadaşım.

Oh! Çok şükür, o kadar rahatladım ki anlatamam.

Sen geç dalganı.

Kızım, bu kadının her yazdığı çıkıyor. Görürsün, olacak işte.

Sen de olmasan var ya.

(Filiz) Ben ne diyeceğim. İsmail beni almaya geliyor.

Sakın itiraz etmeye kalkma siz de bizimle geleceksiniz.

Akşama beraberiz.

Şimdi iş çıkışı yorgun argın.

Boş ver gerçekten.

Ay Yonca! Ama ben itiraz yok dedim ya.

Hem size hem bize bir değişiklik olacak fena mı?

Tamam, geliyorsunuz. Bitti, o kadar. Ben üstümü değiştirmeye gidiyorum.

(Müzik)

Al bakalım.

Teşekkür ederim.

Resmin ne kadar güzelmiş.

Kim bunlar?

Bu annem, bu ben, bu da Leliş.

-Ya baban? -Yok babası.

Sizin kızınız mı?

Allah bağışlasın.

Ben hesabımı alayım.

-Hoşça kal ressam hanım. -Hoşça kal.

(Müzik)

Para üstünüz.

İyi günler.

(Müzik)

Selam.

Mis gibi patates kızartması yaparız, yanına da köfte.

Köfte!

Köfte tabii. Benim kızım sever de Filiz teyzesi yapmaz mı hiç ona!

Kocam, bizim şu marketin orada dur da köftelik kıyma alayım.

Tamam.

-(Yonca) Ben de geleyim seninle. -Yok canım, olur mu öyle şey?

Ben hemen alıp gelirim iki dakikada. Siz oturun.

(Sokak ortam sesi)

Kocan dükkân falan, peşini bırakmıyormuş.

Filiz dedi.

Hoş, kocan değildi o senin, değil mi? Kırığın mı diyeyim?

Hayırdır, bunca yıl sonra nereden esmiş?

Seni mi özlemiş?

Yoksa kızı bahane edip dönmeye mi çalışıyor?

Gerçi Allah var, adam da haklı.

Senin gibi kadın kaç yıl geçerse geçsin unutulmuyordur.

-Gel anneciğim gel. -Ne oldu ne dedik şimdi? Nereye?

Aa, nereye?

Sare'nin biraz ateşi çıktı da evde şurubu var...

...götürüp onu içireyim.

Kuzum şurup için eve gitmeye ne gerek var? Alırız şuradaki eczaneden.

Değil mi İsmail?

Aynen öyle canım. Ben de dedim ama dinlemedi.

Boş ver.

Götürüp evde içirip yatırayım hemen. Daha da kötü olmasın.

Ama beraber vakit geçirecektik.

Olsun biz yine geçiririz vakit, tamam mı?

-Tamam, dikkat edin olur mu? -Gel.

Niye öyle söyledin ki anne? Benim ateşim yoktu.

Bana öyle gelmiş demek ki anneciğim.

(Sare) Niye gitmedik ki sanki? Köfte yiyecektik.

(Yonca) Yine yeriz.

Ama Filiz abla yapacaktı bana.

Ben yaparım. Benim yaptığımı beğenmiyor musun?

Ama bizim köfte alacak paramız yok ki.

Hiç paramız yok bizim.

Ne?

Biliyorum ben...

...ev paran da yok, okul paran da yok.

Ben artık okula gitmem, kurtuluruz işte.

Ne dedin sen?

(Derin nefes verdi)

Hem okula gitmezsem okulun parasını vermemize gerek kalmaz.

Zaten istemezler beni artık.

(Duygusal müzik)

Sen...

...okulda o kavgaları benim param yok diye mi yaptın?

(Duygusal müzik)

O yüzden yaptıysan boşuna yapmışsın çünkü benim param var.

Bak, oh, ne kadar çok param varmış benim.

Kim koymuş bu paraları? Leliş mi koymuş yoksa cüzdanıma?

Onun parası yok ki.

Allah Allah, kim koydu acaba?

Belki de ben unutmuşumdur.

Hadi gel, gidip beraber kıyma alalım sonra da köfte yapalım.

Hem belki Leliş'in de canı çekmiştir, ne dersin?

-Olur. -Gel.

(Duygusal müzik)

Şimdi sana öyle bir köfte yapacağım ki.

Anneanneminki gibi yuvarlak yuvarlak mı?

Evet. Hatta anneanneninkinden bile güzel olacak.

Ama dikkat et ellerini yeme sakın. Sonra benim kızımın elleri olmaz.

-Niye yiyeyim ki? -Yersin, yersin. Senin ellerin...

...köfte gibi olduğu için sen karıştırıp onları da yersin.

-Yemem işte. -Vallahi, ben bilmem...

...ben seni uyardım. Sonra bana anne benim ellerim nerede deme.

(Duygusal müzik)

Ne oluyor?

(Yonca) Ne oluyor ne yapıyorsunuz? Bırakın eşyalarımı.

-Kime diyorum? Bıraksanıza! -Hey...

...asıl sen bırak.

-O eşyalar o evden çıkacak, tamam mı? -Ne yaptığını sanıyorsun sen be?

Ben sana kiramı ödemezsen...

...kapının önüne koyarım, dedim mi demedim mi?

Biraz zaman istedim senden biraz zaman.

Çıkartacaksan bile böyle mi çıkartılır? Küçücük çocukla sokağa mı atar insan?

Ben seni uyardım mı? Uyardım. Vallahi, benim vicdanım rahat kızım.

-Senin vicdanını... -Öf, defol lan!

-(Sare) Anne! -(Yonca) (Bip) Pislik!

Senin biraz olsun insanlığın yok mu be?

Sen şu çocuğa dua et çocuğa.

Yoksa bütün bu eşyaları tek tek yedirtirdim sana.

-Bitti mi lan? -Hepsi tamam abi.

Yürüyün.

Kapının kilidini değiştirdim. İçeriye girmeye çalışma.

-Allah belanı versin! Utanmaz! -Sus be!

(Duygusal müzik)

Anne.

Anne.

Köftemizi kediler yiyor.

(Duygusal müzik)

Ama olsun...

...yazık, değil mi onlara? Açtır şimdi onlar.

Hem biliyor musun, benim canım hiç köfte istemiyor.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Efendim müdürüm?

Evet, ne yazık ki öyle oldu.

Kimden öğrendiniz?

Anladım, Filiz söyledi demek ki size.

Oyun mu? Kiminle?

Sare'yle mi? Niye ki?

Aa, demek yaptığı resmi çok beğendiniz.

Anladım. Tabii, biz varız. Ödül ne peki?

Ne, sınırsız pizza mı?

Tamam. Evet evet, Sare bütün bilmeceleri bilir.

-Anne ne oluyor? -Müdürümle konuştum.

Senin yaptığın resmi çok beğenmiş.

Ve bunun karşılığında sana sınırsız pizza hediye etmek istiyormuş.

Ama bir şartı varmış, bize bir bilmece soracak...

...eğer biz de bu bilmeceyi bilirsek...

...bize pizzacının anahtarının yerini söyleyecek ve...

...istediğimiz kadar pizza yiyebileceğiz.

Ne dersin, oynar mıyız?

Anneciğim iki dakikamız kaldı, hadi düşün artık.

Ne olabilir sence?

"Akşam baktım çok idi, sabah baktım yok idi."

-Hadi. -Uyku mu anne?

Aa, olabilir, güzel cevap.

Ama bir dakika, biz gündüzleri de uyuyoruz anneciğim.

(Yonca) Demek ki o değil, başka bir şey. Tekrar düşün.

Sadece akşamları olan bir şey, hem de çok fazla olan bir şey.

Hem şu an da gece olduğuna göre belki etrafımızdadır, ne dersin?

Yıldız anne yıldız. Baksana anne bir sürü yıldız var.

Evet, yıldız olabilir. Hem gündüzleri görmüyoruz nasıl olsa.

-Sence gerçekten yıldız mıdır? -Yıldız işte anne, hadi ara.

Eyvah, sadece bir dakikamız kalmış.

Hadi anne hadi ara.

-Dur bakalım, nereye kaydetmiştim ki. -Hadi anne ara, kaybetmeyelim.

Buldum.

İnşallah açar.

Alo? Müdürüm, Sare galiba cevabı buldu.

Ee, cevap yıldız mı?

-Oley, bildik. -Bildik, bildik, bildik.

Tamam, peki anahtar nerede?

Bakıyorum hemen, tamam.

Evet buldum, teşekkür ederim.

Yaşasın. Aferin, senin sayende sınırsız pizza kazandık.

-Evet, hadi girelim. -Hadi gel.

"Tut elimden güzel bebeğim"

"Tut elimden güzel bebeğim"

Hadi anne hadi.

İstediğimiz kadar pizza yemeye hazır mısın?

-Evet, yaşasın. -O zaman koş hadi mutfağa, koş.

"Öyle uzaktan uzaktan bakmam hayata"

"Gidilecek yollar yaşanacak yıllar var bir umutla"

"Takmam sıkılmam üzülmem almam alttan asla"

"Şans kaç kere uğrar hayatta?"

"Öyle uzaktan uzaktan bakmam hayata"

"Gidilecek yollar yaşanacak yıllar var bir umutla"

"Takmam sıkılmam üzülmem almam alttan asla"

"Şans kaç kere uğrar hayatta?"

("Tuğkan - Şans" çalıyor)

"Tut elimden bebeğim"

"Tut elimden bebeğim"

"Öyle uzaktan uzaktan bakmam hayata"

"Gidilecek yollar yaşanacak yıllar var bir umutla"

"Takmam sıkılmam üzülmem almam alttan asla"

"Şans kaç kere uğrar hayatta?"

Anne sen neden yemiyorsun?

Yoksa yaptığım pizzayı beğenmedin mi?

Olur mu hiç? Ben her gün burada yiyorum anneciğim, o yüzden.

Anne bizim artık evimiz yok, değil mi?

Burada mı kalacağız?

Evet anneciğim, bugün burada kalacağız.

Olsun yarın yine bilmece sorar yine bilirim ben.

Sen üzülme, tamam mı anne? Yine kalırız.

Sen benim yanımdayken ben üzülür müyüm hiç?

O zaman hadi yemeğini ye.

(Duygusal müzik)

Hop, hop, gel.

(Duygusal müzik)

Seni çok seviyorum.

Ben seni daha çok seviyorum.

-Disneyland'a gideceğiz, değil mi? -Gideceğiz.

Bu bilekliklerle gireceğiz.

Evet, o bilekliklerle gireceğiz. Söz.

Hadi kapat artık gözlerini.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Telefon alarmı çalıyor)

Sare, Sare hadi kalk anneciğim kalk.

Sare kalk, hemen gitmemiz lazım, hadi kalk.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Sare hadi kızım, acele et.

Anne niye yine buraya geldik?

Niyesi mi var kızım, okula gideceksin.

-Ama anne istemiyorum. -Sare hadi.

Lütfen Sare, üzme beni anneciğim. Bugün de işe götüremem seni.

-Birkaç gün idare et ne olur, hadi. -Ama anne.

Yonca Hanım.

(Müdire) Üzgünüm, Sare'yi okula alamam artık.

Yapmayın lütfen. Tamam, haklısınız...

...ödemeleri aksattım ama... -Mesele ödemeden çıkalı çok oluyor.

Dün sınıf arkadaşlarının velileri geldi.

Sare okula devam ederse çocuklarını okuldan alacaklarını söylediler.

Koca koca insanlar birleşmişler...

...küçücük çocuğa düşman olmuşlar...

siz de onlara destek oluyorsunuz, öyle mi?

(Müzik)

Müdire Hanım...

...lütfen...

...sizden çok rica ediyorum. En azından birkaç gün.

Bakın, eğer Sare'yi yanımda götürürsem...

...işim tehlikeye girecek, gerçekten. Lütfen.

Üzgünüm, yapamam maalesef.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

-Biliyorum, yine mi diyeceksin ama... -Gel benimle.

Anneciğim ben hemen geliyorum, bekle tamam mı?

Kuzum hadi gel.

Tamam, üst üste geldi ama zor durumda kaldım.

Bir de şu müdür okula almayınca.

Ama biliyorsun...

...o orada öyle oturuyor sessiz sessiz kenarda.

Kimseye zararı yok.

Annem varken bırakabiliyordum ama şimdi bırakabileceğim kimse yok.

Ama bak, söz veriyorum sana...

...ben bu işi yarın halledeceğim, tamam mı?

Bugün sondu, söz veriyorum.

Buraya kadar Yonca, hemen işten ayrılıyorsun.

(Müzik)

(Öksürüyor)

Halil abi...

...yapma. Beni kovarsan ne yapacağım ben?

-Çocuğumun hatırına, lütfen. -Dua et ki polis çağırmıyorum.

Tamam, haklısın. Yaptığım yanlıştı.

Ama biz sokakta kaldık, başka çarem yoktu.

Ben aldıklarımın parasını vereyim.

İki tane pizza zaten.

Küçücük çocuğun yediğinden ne olur ki? Ben yemin derim...

...tek lokma sürmedim ağzıma. Ama çocuk açtı.

Başka bir yol bulamadım. Başka bir çarem olmadığı için.

-Yemin ederim. -(Halil) Sorun sırf bu değil Yonca.

Bu sadece bardağı taşıran son damla.

-Hemen ayrılıyorsun. -Yapma Halil abi.

-Senin de çoluğun çocuğun var, lütfen. -Hemen, dedim.

Tamam, o zaman ver çalıştığım günlerin parasını, ver.

Yonca aldığın avanslarla buraya borçlusun bile.

O konuya girme istersen.

Senden çocuğum için son bir şans istedim.

-Son bir şans istedim çocuğum için. -Bitti Yonca.

Tamam, bitti. Tamam.

(Gerilim müziği)

(Yonca) Yeter!

Yeter! Yeter! Yeter!

-(Filiz) Yonca! -(Sare) Anne!

(Filiz) Yonca!

(Sare) Anne! Anne!

(Arabalar korna çalıyor) (Fren sesi)

(Gerilim müziği)

(Sare) Anne!

Anne!

(Duygusal müzik)

(Araba korna çalıyor)

Anne!

(Duygusal müzik)

(Park ortam sesi)

(Duygusal müzik)

Git, parkta oyna.

Git, dedim git.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Anne!

(Duygusal müzik)

(Park ortam sesi)

Sonunda doğru kararı vereceğini biliyordum.

Ona iyi bakacaksın.

Hiçbir şeyden mahrum olmayacak.

Okulunu okuyacak.

Ona şüphen olmasın.

(Duygusal müzik)

Babanla kalacaksın.

Hayır, ben seninle kalacağım.

İstemiyorum.

Ben sana bakamıyorum, yapamıyorum. Çok yoruldum artık.

Uğraşamıyorum ben seninle, yapamıyorum.

Söz, hiç yormam seni anne.

Ne olur beni verme ona. Bırakma ne olur anne.

Ne olur ne olur.

-Lütfen, ne olur. -Sare sus artık, yeter.

-Babanla kalacaksın, hadi. -(Sare) Hayır.

-(Alpay) Gel, gel bakalım. -(Sare bağırarak) Anne!

(Sare) Anne! Anne! Anne!

(Sare) Anne sakın beni bırakma! Bırakmayacağım, dedin.

(Sare) Yalancısın sen yalancı! Yalancı!

(Sare) Yalancı! Yalancı!

(Sare) Anne sakın beni bırakma! Yalancı!

(Sare) Bırak, dedim! Kalmayacağım seninle.

-(Sare) Anne ne olur anne! -Sare!

-(Sare) Anne! -(Alpay) Yonca hayır.

-Bırak! -Ne yapıyorsun?

-Bırak çocuğumu, istemiyorum. Bırak. -(Alpay) Lütfen bırakır mısın? Yonca!

Yonca hata ediyorsun. Yonca!

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Hani bırakmayacaktın beni?

Hani vermeyecektin ona?

Yalancısın işte yalancı!

Yalancı! Bir daha sana asla inanmayacağım.

Asla! Asla! Güvenmeyeceğim de.

Yalancı!

Yalancı!

(Duygusal müzik)

Özür dilerim.

(Yonca) Özür dilerim. Yemin ederim, bir daha hiç bırakmayacağım.

Söz.

(Duygusal müzik)

Merhaba.

Beni hatırladınız mı?

Hani sizin oraya yemeğe geliyorum hep.

Geçiyordum da sizi görünce selam vereyim, dedim.

Aslında bugün de gittim, küçük hanımı sordum...

...ama işten ayrıldığınızı söylediler.

Evet, öyle gerekti.

Şayet yanlış anlamazsanız...

...iş arıyor musunuz?

Arıyorsam da size ne?

Tabii, belki üstüme vazife değil ama...

...eğer işe ihtiyacınız varsa size yardımcı olabilirim.

Bana bak, kimsin nesin, derdin ne, bilmiyorum ama...

...eğer kendine eğlence arıyorsan yanlış yerdesin.

Durun, durun, durun sakin olun.

Haklısınız, dünya öyle bir hâle geldi ki...

...artık iyilikten bile şüphe eder olduk.

Ama herkes de kötü olacak diye bir kanun yok.

Belki de ben şu küçük kızın masumluğu hatırına...

...size yardım elini uzatmak isteyen biriyimdir sadece.

Siz şu kartımı alın...

...görüşmeye gelin, işe bir bakın...

...istemezseniz karar zaten sizin.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Televizyon - Kadın spiker ses) Sevgili seyirciler haftalardır devreden...

...şanslı sayılarda ikramiye, tarihinin en büyük rakamına...

...150 milyon liraya ulaştı.

Tüm Türkiye'nin gözü kulağıysa yarın yapılacak...

(Sessizlik)

Ne dedi Melek?

Bir an önce iş bulmam, ev bulmam gerekiyormuş.

Sare'ye bakabileceğimi kanıtlamam lazımmış.

Hem de bir sonraki duruşmaya kadar.

(Müzik)

Bir de şu Alpayları aramam hiç iyi olmamış.

Kesin bunları kullanırlar, diyor.

Sen de niye beni arayıp buraya gelmezsin de gidip dükkânda kalırsın?

-Sanki ev yok. -Hiç.

Tamam ya, hemen enseyi karartma bakayım.

Derdi veren Allah dermanını da verir evelallah.

Hem, belki bugünkü adamı da o göndermiştir.

Durduk yere adam sana kartını vermiş.

Bak, bu bir işaret Yonca. Yarın git ona işte.

Ben yarın izinliyim. Sare'ye bakarım.

Biz birazcık vakit geçiririz kızımla. Sen de git, görüş adamla.

Belki gerçekten düzgün bir adamdır.

Yonca gitmeden bilemezsin ki.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik)

(Kapı zili çaldı)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Hoş geldiniz, buyurun.

Ben Turgay Bey'le görüşecektim.

Yonca Hanım, değil mi?

Buyurun.

Sizi bekliyorlar, buyurun.

(Gerilim müziği)

Merhaba Yonca Hanım.

Hanımı bıraksak mahzuru olmaz, değil mi?

Buyur gel, otur.

Bana güvenip gelmeye karar vermene çok sevindim.

Siz ne iş yapıyorsunuz?

Çok tenha, değil mi?

Burası sadece ofis, ondan.

(Turgay) Asıl iş başka yerde.

Nerede?

-Hemen konuya girelim diyorsun. -Evet.

Buraya bunun için geldim zaten.

Gelirsem işe bakıp karar vereceğimi söylemiştiniz.

Ve neymiş bu bahsettiğiniz iş, dinliyorum.

Sare nasıl?

Dün keyfi yok gibiydi. Bugün daha iyidir inşallah.

Siz beni kızımı konuşmak için mi yoksa bana iş vermek için mi çağırdınız?

İşi sonuçta kızın için istemiyor musun?

Ona iyi bir gelecek vermek için?

(Turgay) İnsan kendisi için bir lokma ekmek, bir hırkaya bile razı olur ama...

...evladına dünyaları vermek ister.

Şu işin ne olduğunu söyler misiniz artık?

Söyleyeceğim.

Önce şu soruma cevap ver.

Hiç Şansı Sayılar oynadın mı?

-Bunun işle ne ilgisi var? -Anlatacağım.

Herkes kolay yoldan zengin olmanın hayalini kurar.

Ve bu hayale yaklaşmanın en basit yolu da...

...Şanslı Sayıları oynamaktır.

Söyle şimdi, sen de hiç zengin olma hayaliyle Şanslı Sayılar oynuyor musun?

-Hayır. -Neden?

Çünkü çıkması milyonda bir ihtimal.

Ve benim de o kadar şanslı biri olmadığım ortada.

Peki.

Ben sana çıkma ihtimalini milyondan, bire indirebileceğimi söylesem...

...o zaman oynar mıydın?

Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz?

Hayır. Aksine, gayet ciddiyim.

Teklifimi kabul edersen kazanmanı garanti edebilirim.

Tam 250 milyon lira kazanmanı sağlayabilirim.

Bana bak!

Senin çaresiz insanlarla eğlenecek bolca vaktin olabilir...

...ama benim bir an önce gerçek bir iş bulmam gerekiyor!

(Turgay) Sana ne kadar ciddi olduğumu kanıtlayabilirim.

Önündeki kâğıdı al, göreceksin.

Hadi al, bak.

Hah, biz burada konuşurken çekiliş başladı bile.

(TV erkek sunucu ses) Evet, uzun zamandır devreden Şanslı Sayılar...

...bakalım bu kez birinin talihlini değiştirecek mi!

Ve dördüncü rakam geliyor.

Geliyor, geliyor.

Dördüncü rakam 23!

(TV erkek sunucu ses) Sırada beşinci var.

(Gerilim müziği)

Beşinci rakam 16!

(TV erkek sunucu ses) Ve son rakamımız bakalım ne diyor!

-42! Son rakamımız 42! -Aa!

Şimdi, bir sıralayalım bakalım ne oldu!

İlk sayımız sekiz, ikincisi 15, üçüncüsü dört...

...dördüncüsü 23, beşincisi 16...

...ve son rakamımız 42! Ve acaba bu...

İmkânsız!

İmkânsız bu! Nasıl yaptın bunu?

Bu hafta tutturan olmayacak.

Ve haftaya da ikramiye 250 milyon lira olacak.

Eğer kabul edersen o 250 milyon lira senin olabilir.

Ee, şimdi teklifime ne diyorsun?

-Bu yasal değil. -Evet.

Çekilişi yapanlar dâhil kimse bilmiyor.

Ama 250 milyon için değmez mi?

(Gerilim müziği)

Hayır.

Hayır! Zor durumdayım diye sana tamam diyeceğimi sanıyorsun ama yanılıyorsun!

Böyle yasa dışı bir şey yapmam ben!

Teklifimi reddetmeden önce kızını düşün.

Bu kadar çok parayla onun için neler yapabileceğini.

Ona şahane bir hayat sunabilirsin eğer evet dersen.

-Hayır, bu doğru değil. -Doğru olmayan ne?

İstemiyorum.

Eğer biraz daha ısrar edersen polise giderim, her şeyi de anlatırım.

Tabii, gidebilirsin. Ama sana kim inanır ki?

Hem böyle tehditler savurmadan önce iyice düşünmelisin bence.

Çünkü kızına nasıl bir hayat vereceğin senin bu kararına bağlı.

Hemen cevap vermek zorunda değilsin.

Sana düşünmen için süre vereceğim.

Tam 48 saat vaktin var.

48 saat sonra saat 12.00'ye kadar...

...teklifimi kabul etmek için beni arayabilirsin.

Ama bir dakika.

Aramak için sadece bir dakika bile geç kalırsan...

...eline geçen bu şansı kaybedersin.

(Müzik)

Neden ben?

Neden bu teklifi bana ettin?

Ve kabul edersem ne olacak?

Bunların cevabını ancak teklifimi kabul ettikten sonra öğrenebilirsin.

Unutma, kızın için Yonca.

Ve saat 12.00'yi bir dakika bile geçerse o telefona kimse cevap vermez.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Anne, Filiz teyzem içeride ağlıyor.

Ağlıyor mu?

-Ne oldu? -Bilmiyorum.

(Yonca) Gel.

Filiz, ne oldu?

Yonca, Ayfer teyzem vefat etmiş.

Hadi ya.

Başın sağ olsun.

Benim hemen memlekete gitmem lazım.

Yani zaten gitmek için ben seni bekledim.

Şu çocukcağız yalnız kalmasın diye.

Sağ ol, teşekkür ederim.

Peki, benim yapabileceğim bir şey var mı?

Yok. Ben de ne yapacağım ki zaten? Cenaze gideceğim, döneceğim.

İki gün anca izin alabildim. İsmail beni otogara bırakacak.

Yonca'm, sen işi ne yaptın?

Olmadı. Bana uygun değil.

Hadi be.

Neyse, üzülme, hayırlısı.

Filiz, hadi çıkalım.

Tamam.

-Ay! -Dur sen, dur.

Dur.

Yonca.

Bak, burada kendi evin gibi kal, tamam mı?

Şuncağızı da sokaklarda rezil etme.

Zaten İsmail gece mesaide olacak, gelmeyecek.

Sen Sare'yle baş başa kalırsın burada.

-Anahtarlar da orada, tamam mı? -Tamam. Sen bizi merak etme, hadi.

Tamam.

Gel.

(TV erkek muhabir ses) Şanslı Sayılar'da yine bilen çıkmadı.

Böylece önümüzdeki hafta ikramiyenin 250 milyon civarında olması bekleniyor.

Bu tarihinde verilmiş olduğu en büyük rakam olacak.

Hâliyle bayilerin önünde uzun kuyruklar oluşmaya şimdiden başladı.

-(TV erkek muhabir ses) Hanımefendi? -(TV kadın ses) Buyurun.

250 milyon size çıkmış olsa ne yapardınız?

Ev alırım, araba alırım.

(Kadın ses) Çocuklarımın eğitimine harcarım.

Anne, 250 milyon çok mu para?

Çok para.

(Kapı açıldı)

(Gerilim müziği)

Akşam şerifleri hayrolsun.

Ne o kız, ne o surat?

Filiz gelmeyecek bu gece demişti.

Beklemiyorduk seni.

Öyleydi.

Ama mesaiye kalmaya gerek kalmadı.

Al bakalım Sare Hanım, bu sana.

Zehir vermiyoruz ya, bırak yesin çocuk.

(Gerilim müziği)

(İsmail) Hah.

Bugün çok güzel bir gün, çok.

Keyfim öyle yerindeki.

Keşke Filiz'in de öyle olsaydı.

Sen ne bakıyorsun Filiz'in kendini helak etmesine?

(İsmail) Yaşlı kadın, bir gözü zaten toprağa bakıyor.

Ne olacaktı?

Vallahi bugün öyle şeyler oldu ki hiçbir şey keyfimi kaçıramaz.

(Gerilim müziği) (Islık çalıyor)

Anneciğim.

-Hadi biz odamıza gidelim mi? -Neden anne?

Çünkü ben kızımla çizgi film partisi yapmak istiyorum. Ne dersin?

Olur. Çikolatamı da alabilir miyim?

Alabilirsin tabii, gel.

(Müzik)

Ne izleyeceğiz anneciğim?

Bilmem. Sen seç anneciğim.

Al.

(Müzik)

Anne.

Su.

Tamam anneciğim, uyu, getiriyorum ben.

(Gerilim müziği)

Senin bu yabani hâllerin var ya, içimi çok fena yapıyor, biliyor musun?

Öyle kimseye ihtiyacım yok, eyvallahım yok havalarında takılıyorsun ya.

İş diyorum, yok diyorsun.

Bu kafayla zor ama ben sana söyleyeyim.

Çalışman lazım, para lazım.

Ha, çalışmak istemiyorsan onun da kolayı var.

Ben sana bakarım.

Pislik!

Bana bak, bana caz yapma, ben senin bildiğin heriflere benzemem, tamam mı?

Bırak dedim sana! Bırak!

-Dur lan, bir dur, delilenme de dinle! -Bırak!

İnsan gibi yardım edeyim diyorum, kötü bir şey mi diyorum?

Çok param olacak kızım, ha?

Ev açarım sana olmaz mı?

Kızınla mis gibi oturursun. Daha ne istiyorsun?

Yırttım diyorum, yırttım. Senin gibi yüzlercesini bulurum.

Ama bak, ben önce sana şans veriyorum.

Kıymetini bil.

Çok istiyorum kızım seni. Bırak şu inadı.

Lan! Hasta karı ne yapıyorsun?

Dur lan, dur!

-Aç lan şu kapıyı! -Git!

Bir şey yapmayacağım, edebimle konuşacağım! Açsana şunu!

Nefret ediyorum senden! Git, pislik adam git!

(Gerilim müziği)

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

(Gerilim müziği)

-Sare. -Anne.

Hadi kalk anneciğim, gidiyoruz.

-Tamam. -Gel.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Bana ne işte, bana ne? Ben Leliş'i istiyorum.

-Sareciğim ama bak... -Hem neden orada bıraktık ki Leliş'i?

Hadi anne kalk, hadi gidelim.

Anneciğim gidemeyiz ama söyledim.

Neden? Filiz teyzem kalın demişti.

Hadi anne kalk, hadi gidelim.

Sare, hayır diyorum sana!

Niye? Ben kendim giderim o zaman!

-Sare, ne yapıyorsun anneciğim? Bana bak! -Ya bırak beni, bırak!

-Hayır! Aa! -Ben Leliş'i alacağım!

Bırak anne! Ben kendim gidip Leliş'i alacağım!

-Aa! Tamam sakin ol, ne yapıyorsun? -Ya bırak anne!

Anneciğim ne yapıyorsun? Sakin ol, tamam bir tanem, tamam.

Neden gidemiyoruz ama neden?

Tamam, madem bu kadar merak ediyorsun...

...söyleyeyim o zaman sana neden gidemediğimizi.

Gidemiyoruz. Çünkü...

...Filiz teyzenlerin evini böcek basmış.

-Böcekler mi? -Evet, böcekler.

Hem de kocaman böcekler.

O yüzden ben seni apar topar getirdim zaten anneciğim.

Anne, sen gördün mü peki?

Gördüm tabii, görmez olur muyum? Gözümü bir açtım her yerdeler.

O kadar korktum ki, ya bize bir şey yapsalardı, ya yeselerdi?

Yerler mi?

Yok, ben kızımı hiç yedirir miyim?

O yüzden seni buraya getirdim zaten anneciğim.

Ah! Hih! Anne, Leliş! Ya böcekler onu yerse?

Çok korkmuştur o.

Ah!

Korkmamıştır, anneciğim o cesurdur, değil mi?

Hayır, değil. Ben biliyorum. Onu almalıyız anne, almalıyız.

-Kurtarmalıyız onu. Ne olur. -Sare...

Hadi gidelim anne, ne olur.

Tamam anneciğim, gidelim, tamam.

-Hadi hemen gidelim, hadi. -Tamam, bir dur.

Filiz'i bir arayayım, gidelim, tamam mı?

(Sare) Çabuk ol anne.

(Arama tonu)

-(Filiz ses) Yonca, efendim kuzum? -Alo?

Filiz, iyi misin?

Seni merak ettim, aklım sende.

(Filiz ses) Nasıl olayım Yonca? Aman öyle işte.

-Sen ne yaptın, evde misin? -Yok, çıktık biz.

(Filiz ses) Niye, bu saatte, kız bir şey mi oldu?

Yok. Benim bir iş görüşmem vardı, o yüzden çıktık.

(Filiz ses) Anladım canım. İnşallah iyi geçer.

-Akşam İsmail'le konuştum. Eve gelmiş. -Evet.

(Filiz ses) Mesaisi iptal olmuş. Bana bak, işin bitince eve gidilsin ha.

Seni tanıyorum ben, soğukta çocukla dolaşma.

İsmail zaten çoktan çıkmıştır. Rahat rahat evde oturun siz.

Öyle mi? Biz de şimdi onu rahatsız etmeyelim diye...

(Filiz ses) Yok, ne rahatsızlığı kuzum?

Hem o, 07.30 gibi evden çıkar, bütün gün de gelmez.

Tamam.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Aa!

Aa!

Gel buraya!

-Söyle nerede, söyle? -Ne nerede?

Oyunu bırak! Yoksa sonun onun gibi olur!

-Nereye sakladınız? -Ah!

Kaçışın yok! Bana nereye sakladığını söyleyeceksin!

-Gebertirim seni! Söyle nerede? -Bilmiyorum.

Beni bırak!

Söyle be kadın! Nerede?

Ah!

(Sare) Anne!

Anne!

(Gerilim müziği)

Dur!

Yakalayın şu kadını!

Gel.

Hadi çabuk, çabuk.

(Gerilim müziği)

Kim bunlar, ne istiyorlar sizden?

Anne, çok korkuyorum.

Tamam. Tamam anneciğim geçti.

Geliyorlar! Ne olur biraz daha hızlı, geliyorlar!

(Gerilim müziği)

-Anne ya, çok korkuyorum. -Tamam, tamam anneciğim.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Atlattık tamam, merak etmeyin.

-(Yonca) Dur. -(Rüzgar) Burada mı?

Dur, burada dur, çabuk.

(Müzik)

Daha iyi misin?

Evet.

Ne oldu orada?

Bilmiyorum.

Böcekler, kötü böcükler.

Onlar yaptı, değil mi anne?

Sen gelsene bir, gel.

Bak, ne oldu, başınıza ne geldi onu bilmem...

...ama bir an önce polise gitmemiz gerek.

Olmaz, hayır. Polis olmaz.

Bu adamlar peşinizi bırakmaz, ben söyleyeyim.

Olmaz diyorum sana.

Tamam, ne yapacaksın peki?

Sen bizi bir otobüs durağına bıraksana.

Olur. Şu üstünü temizleyelim ama önce.

Böyle çıkma insan içine, olur mu?

(Müzik)

Seni de tehlikeye attık.

Az kalsın başına iş açacaktık, kusura bakma.

Sıkıntı yok ya. Adamları da atlattık sonuçta.

Sayende.

Ya, şimdi benim sana verecek param yok.

Ama bana numaranı verirsen ben en kısa zamanda borcumu ödeyeceğim, söz.

Tamam ya, sorun değil.

Küçük hanımın hatırına borcunuz falan yok, tamam mı? Hadi.

Olmaz öyle, ödeyeceğim dedim.

İyi, tamam. Yaz numaramı.

(Müzik)

Of!

Telefonum yok, düşürdüm galiba.

(Müzik)

Al bakalım küçük hanım.

Annen borcunu ödeyeceği zaman beni ararsınız, tamam mı?

Tamam.

Hadi bakalım.

Nereye gideceğiz anne?

(Hüzünlü müzik)

Sizin gidecek yeriniz de yok galiba, bir yardım edeyim mi size?

Gerek yok. Gidecek yerimiz var, sağ ol.

Bizim evimiz yok ki anne.

(Hüzünlü müzik)

Siz geçin, ben başka yerde kalırım.

Yok, olmaz öyle şey.

İyi, tamam. Hadi geçin.

Gel.

Anneciğim gelsene.

Ya burada da böcekler varsa anne?

Sana bir şey söyleyeyim mi?

Bu eve böcekler asla giremez, biliyor musun?

Nereden biliyorsun?

Biliyorum. Çünkü benim evimi koruyan biri var.

Ben evde olmadığım zaman kapının arkasında nöbet tutuyor hep.

-Öyle mi? -Tabii.

-Kim peki? -Tarçın. Tarçın'ı tanımıyor musun sen?

Mutlaka tanışmanız lazım, geç hadi.

(Müzik)

Tarçın, bak bu Sare, bu da Leliş. Hadi tanışın bakalım.

(Müzik)

Ay! Ortalığın kusuruna bakmayın, hemen toparlarım.

Bayağıdır misafir gelmediği için.

Siz oturun, keyfinize bakın.

Yok, zahmet etme. Bizim için problem değil.

Yok canım, ne zahmeti, buyurun.

Gel.

Bir saniye.

Şunu da alayım, şimdi oturun.

(Müzik)

O kim anne?

Bu kim Rüzgâr abi?

O benim oğlum.

Biz elimizi yüzümüzü yıkasak?

Tabii. Hemen şurada, soldaki kapı.

Gel bakalım anneciğim.

(Duygusal müzik)

Sare.

Ne çok oyuncak var, değil mi anne? Oyuncakçı dükkânı gibi.

Hişt, oraya girilmez, çok ayıp. Buraya gel.

(Duygusal müzik)

Anne, Rüzgâr abinin oğlu niye evde yok? Neredeymiş?

Bilmiyorum.

Ama bunu Rüzgâr abiye sormayalım anneciğim, olur mu?

Niye ki?

Sorduğunda ne kadar üzüldü, görmedin mi?

Belki kötü bir şey olmuştur, hatırlamak istemiyordur.

Hem bize ne kadar iyilik yaptı, onu üzmek ister misin?

-İstemem. -O zaman sormuyoruz, değil mi?

Aferin.

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği)

Buraya gel!

(Üst üste konuşmalar)

Anne?

(Sare) Anne.

Anne. Anne!

Elimizi yıkayacaktık.

(Duygusal müzik)

Birini aramam gerekiyor da rica etsem telefonunu kullanabilir miyim?

(Ağlıyor)

(Telefon çalıyor)

Alo. (Ağlıyor)

Kimsiniz?

-Maktulün eşi mi? -(Polis ses) Evet komiserim.

(Gerilim müziği)

Ne yaptın, arkadaşınla görüşebildin mi?

Şey, şu oğlumun, Sare'ye olur sanıyorum.

Bu da eşimindi.

Bence hiç güzel olmadı.

Yo, bence çok güzel oldu.

Ben hep bir oğlum olmasını istemiştim, biliyor musun?

Oh, çok şükür, sonunda bir oğlum oldu.

Anne ben oğlan çocuğu değilim ki.

Tamam anneciğim, kızma.

Bunlarla birazcık idare et, ben sana yeni kıyafet alacağım, tamam?

Söz.

(Müzik)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

-Bence biz bunları çıkaralım. -Hayır, öyle şey olur mu?

Kalsın.

Acıktınız mı Sare Hanım?

Köfte, makarna yer miyiz?

(Duygusal müzik)

Sana yardım edeyim mi?

Yok, gerek yok. Sen bugün bayağı yoruldun.

İstersen dinlen.

Rüzgâr abi, Tarçın hiç uyur mu?

-Hayır. -Ya uyursa?

Böcekler uyuduktan sonra gelirse?

Yok, o uyumaz. Hep nöbet tutar, bekler.

Bak sana ne diyeceğim, içeride bir oda var, içinde de bir sürü oyuncak.

Yemeği bitir, sonra git orada oyna. İster misin?

-Gerçekten mi? -Evet.

O nerede peki?

Kim?

O fotoğraftaki çocuk.

Senin oğlun, değil mi? O da onun odası.

Sare!

Uzakta ama yakında gelecek.

Çok yakında.

Çok dağıtmak yok ama anneciğim, tamam?

Şey, içeriye odanızı hazırladım.

İstediğinizde geçer yatarsınız.

Yok, ne münasebet canım? Biz niye senin odanda yatalım?

Ben orayı uzun zamandır kullanmıyorum zaten, ben salonda kalıyorum.

Siz rahatınıza bakın.

Tamam?

Oh...

Ben...

...Sare'ye hamile kaldığımda biz evli değildik.

Ama ona o kadar âşıktım ki.

Haberi alınca mutluluktan deliye dönecek...

...beni tutup havada kaldırıp çevirecek...

...seni çok seviyorum, yaşasın, baba oluyorum falan diyecek sandım.

Çok mutlu olacaktı. Sonra evlenecektik tabii.

Bir ömür birlikte yaşayacaktık.

(Yonca) Ama bunu söylediğimde ne yaptı, biliyor musun?

Aldıracaksın, dedi. Beni terk etti.

(Yonca) Benim ne istediğimi sormadı bile, öyle kaçıp gitti.

Geleceği için hayalleri varmış.

Benim hayallerim, onlar kimin umurundaydı ki zaten?

(Yonca) Yıkıldım tabii.

Ama...

...o içimde atmaya başlayan cana kıyamadım.

(Yonca) Yapamadım. O doğduktan sonra da zaten...

...ne aşk acısı kaldı ne de beyaz gelinlikle girilecek bir yuva hayali.

Bütün dünyam o oldu. Ben okuyamadım.

(Yonca) Üniversiteyi bırakmak zorunda kaldım.

Ona bakabilmek için bulduğum her işte çalıştım.

(Yonca) Bu yaşa, tek başıma büyütüp getirdim.

Bir tek annem vardı.

Ama onu da kaybettim, iki ay oldu.

Sonra bir gün elime bir mahkeme kâğıdı geldi.

(Yonca) O Alpay, benden çocuğumu alacakmış.

Evlenmiş, çok zengin olmuş, savcı olmuş.

Sonra niyeyse bir çocuğu olduğu kafasına dank etmiş...

...ve benden çocuğumu geri alacakmış.

O benim çocuğum. Onun değil, benim! Ona vermem.

Ama işte gel de bunu mahkemeye anlat.

Neymiş, ben ona bakamazmışım, nasıl bakacakmışım...

...o benden daha iyi bakarmış, hani zengin ya.

Bak, ben polisi arayamam.

Eğer ararsam bunu fırsat bilir, çocuğumu benden alır.

Ne yapacağımı, ne edeceğimi, ne diyeceğimi gerçekten bilmiyorum.

Ama bildiğim tek bir şey var, ben Sare olmadan yaşayamam, yapamam.

Tamam, peki. Ama orada olanı biliyorlar.

Ben bir şey yapmadım. Hiçbir şey yapmadım.

Peki senin hikâyen ne?

Ağzına kadar oyuncakla dolu bir çocuk odası...

...güzel bir ev, şık mobilyalar...

...ve bir taksici. Üstelik...

...bir kadından ve çocuğundan kalan eşyalarla tek başına yaşıyor.

Karım, yani...

...eski karım...

...çocuğumu da aldı gitti.

Benim için de hayat bitti tabii.

Taksicilik bu yeni hayatın bir parçası aslında.

Ben de oğlumu geri almaya çalışıyorum.

(Duygusal müzik)

Birimiz...

...çocuğunu vermemek, birimiz de geri alabilmek için savaşıyoruz.

Peki senin vermemek için bir planın var mı?

("Sezen Aksu - Yalnızlık Senfonisi" çalıyor)

Bu evde bir çocuk sesi duymayı çok özlemişim.

("Sezen Aksu - Yalnızlık Senfonisi" çalıyor)

İyi geceler.

("Sezen Aksu - Yalnızlık Senfonisi" çalıyor)

Onu sakın verme, tamam mı?

Ne olursa olsun onu verme.

Peki sen?

Eğer...

...bir şansın olsaydı, onu vermemek, yani işte...

...geri alabilmek için bir yol.

Ama bu yol biraz yasa dışı bir yol.

Fakat yaparsan o ömrün boyunca seninle olacak, biliyorsun.

Ne yapardın?

Bence sen bunun cevabını gayet iyi biliyorsun.

Ama belli ki vicdanınla savaşıyorsun.

Ama işte bazı savaşlar pes edince kazanılıyor.

İyi geceler.

("Sezen Aksu - Yalnızlık Senfonisi" çalıyor)

"Anladım sonu yok yalnızlığın"

"Her gün çoğalacak"

"Her zaman böyle miydi, bilmiyorum"

"Sanki dokunulmazdı çocukken ağlamak"

"Alışır her insan, alışır zamanla"

"Kırılıp incinmeye"

"Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp"

"Yeniden ayağa kalkmak"

"Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte"

"Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette"

"Bekliyorum"

"Hadi gelin üstüme, korkmuyorum"

"Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte"

"Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette"

"Bekliyorum"

"Hadi gelin üstüme, korkmuyorum"

"Bulutlar yüklü, ha yağdı ha yağacak üstümüze"

"Hasret"

"Yokluğunla ben baş başayız"

"Nihayet"

"Bulutlar yüklü, ha yağdı ha yağacak üstümüze"

"Hasret"

"Yokluğunla ben baş başayız"

(Yonca) Hadi kalk anneciğim, gidiyoruz.

Nereye?

Hadi anneciğim, gidiyoruz, kalk. Kalk.

"Pusu kurmuş, beklemekte"

(Kapı kapandı)

"Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette"

"Bekliyorum"

"Hadi gelin üstüme, korkmuyorum"

Anne çok acıktım.

Tamam anneciğim, telefon edeceğiz, sonra yeriz, olur mu?

Tamam anne.

Gel.

-Kolay gelsin. -Sağ olun.

Telefonum kapandı da rica etsem telefon edebilir miyim?

Tabii kızım, buyur.

(Erkek) Hadi gel bakalım, bakkalımıza geldik.

Pardon.

(Kız çocuk) Baba bana gofret alır mısın?

Tabii alırım kızım. Al.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

-Anne bana kızdın mı? -Hayır.

-Bak vallahi, gerçekten... -Hayır, dedim Sare, uzatma, tamam.

(Duygusal müzik)

-Anne! -Ne var? Ne?

-Nereye gideceğiz peki? -Bilmiyorum!

Ben de bilmiyorum, tamam mı?

(Duygusal müzik)

(Yonca) Özür dilerim.

Özür dilerim, tamam.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Orada yapabileceğine emin misin?

Emin olmasam da denemek zorundayım. Burada kalamam.

Ne kadar daha kaçacaksın?

Bilmiyorum ama başka şansım yok.

Her şey için sağ ol.

-Hadi, gitme vakti. -Görüşürüz Rüzgâr abi.

Görüşürüz Sareciğim.

Ben gidince, yani ayarlar ayarlamaz, sana olan borcumu ödeyeceğim.

Söz.

(Gerilim müziği) (Polis sireni çalıyor)

Yonca Sıdalı!

(Yonca bağırdı) Anne!

(Sare) Anne!

(Polis) Onu neden öldürdün?

İsmail Koç'la ne alıp veremediğin vardı? Anlat, adamı neden öldürdün?

Öldürmedim, ben öldürmedim.

Evde onunlaymışsın ama ceset bulunduğunda sırra kadem basmışsın.

Biz kızımla sabah erkenden evden çık...

Kızım nerede?

Kızım nerede? Ben kızımı görmek istiyorum!

Olanları bize anlatmadan kızını göremezsin.

Anlattım ya işte. Ben öldürmedim diyorum, niye bana inanmıyorsunuz?

-Peki neden kaçmaya çalışıyordun? -Ben kaçmıyordum.

Karısı, ben dönünceye kadar kalacaktı, diyor.

(Polis) Adam bir anda ölüyor ve sen soluğu otogarda alıyorsun.

Memurları görünce topuklaman da cabası. Hikâyen hiç inandırıcı değil Yonca Hanım.

Ama doğru. Ben kimseyi öldürmedim.

Size her şeyi anlattım. Öldürmedim.

Demek inkâra devam edeceksin. Peki, konuşma, sen bilirsin.

Bizim vaktimiz bol, bekleriz.

-Nezarete atın! -Ne nezareti?

-Orada kalınca belki aklı başına gelir. -Hayır, ne nezareti?

Ben kızımı görmek istiyorum, kızım nerede?

Senin cevabın yoksa benim de yok.

Bir dakika, lütfen, sadece bir dakika göreyim.

O beni görmeyince çok korkmuştur. Ne olur, kızım nerede? Lütfen.

Kızın babasına gidiyor.

(Gerilim müziği)

Sen ne yaptığının farkında mısın? El âlemin kızına mı bakacaksın?

El âlemin değil anne, kocamın kızına annelik yapacağım.

Bunu niye yaptığını biliyorum.

Ama senin sandığın gibi olmayacak.

Hem o kıza hem kendine kötülük yapacaksın.

Ben kararımı çoktan verdim anne.

O yüzden lütfen beni boşuna vazgeçirmeye çalışma.

Sare o herifi tanımıyor bile.

Olmaz, korkar. Onlara veremem, olmaz.

O korkar.

(Gerilim müziği)

48 saat sonra, saat 12.00'ye kadar...

...teklifimi kabul etmek için beni arayabilirsin.

Kapıyı açın!

Kimse yok mu? Memur Bey!

Memur Bey şu kapıyı açın! Duymuyor musunuz?

Memur Bey! Duymuyor musunuz?

(Yonca ağlıyor)

Ne var, ne bağırıyorsun?

Telefon... Benim hemen telefon etmem lazım.

Telefon hakkımı kullanmak istiyorum.

Biliyorum, böyle bir hakkım var. Lütfen, gerçekten çok önemli.

-İyi, tamam. Bekle bir sorayım, tamam? -Hayır!

Hayır, bekleyemem. Lütfen, hemen etmem gerekiyor.

-Burada vaktin bol, dert etme. -(Yonca) Hayır, bekleyemem, lütfen.

Vaktim yok! Benim vaktim yok!

Buraya gel, gitme! Vaktim yok!

Allah kahretsin, gitme!

(Saat tiktak sesi)

(Saat tiktak sesi devam ediyor)

(Yonca) Aç şu kapıyı. Şu kapıyı artık aç ne olur.

Hadi aç artık. Şu kapıyı aç.

Hadi, hızlı ol. Şu kapıyı aç.

(Yonca) Hadi artık şu kapıyı aç.

(Duygusal müzik) (Saat tiktak sesi)

(Polis) Ne duruyorsun, az önceden beri telefon diye yalvarmıyor muydun?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Al işte, telefon orada.

Kızım sen telefon etmek istemedin mi?

(Polis) Kızım, sana diyorum.

Telefon etmek istemişsin.

-Bu saat doğru mu? -Evet, doğru.

Dakikası dakikasına doğru mu?

Evet, dakikası dakikasına doğru.

(Gerilim müziği)

Hadi.

Aç şunu.

(Telefon çalıyor)

(Kapı vuruldu)

Amirim, telefon etti.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Ben... Ben varım.

Teklifini kabul ediyorum.

(Gerilim müziği)

Şimdi ne yapıyoruz Rüzgâr Komiser'im?

(Gerilim müziği)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan

Editör: Ela Korgan

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.