Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin detaylı alt yazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
(Müzik - Jenerik)
(Müzik - Jenerik)
(Müzik - Gerilim)
Şuna bir bakar mısın?
(Müzik - Gerilim)
Ne oluyor, bir sorun mu var?
Efendim, bu ikisi sahte.
Ne? Sahte mi?
Aa! Hayatım!
Taşlar gerçek değil. Zirkon kullanılmış.
Nasıl olur?
Hayatım, kuyumcun seni herhâlde kazıkladı.
Sen istersen dava aç ona.
Benim 40 yıllık kuyumcum.
Böyle bir şey yapmaya cesaret edemez.
O zaman beyefendi, siz emin misiniz sahte olduğuna?
Evet.
Kesinlikle, sahte.
(Müzik - Gerilim)
Evden biri yaptı bunu.
Evden biri mi?
Ama evden kim yapar ki böyle bir şeyi?
Aysel'den mi şüpheleniyorsun?
Saçmalama! Aysel böyle bir şey yapamaz!
Şimdi kayıtlardan anlarım ben.
Ne kaydı? Kamera mı koydun sen odaya Halit?
Ben giyiniyorum o odada.
Kamera odada değil.
Kamera kasanın içinde.
Bana bunu yapmaya nasıl cesaret eder?
Hapislerde süründüreceğim onu!
(Müzik - Gerilim)
(Halit) Yok böyle bir şey.
Kameraların görüntü kaydı yok.
Aa!
Bir arıza oldu herhâlde.
(Halit) Şirketi arayayım, gelip düzeltsinler bunu.
Ama düzelmez belki, uçup gittiyse her şey.
Düzelmeyecek diye bir şey yok Yıldız. Düzelecek!
Ve ben bu işi kimin yaptığını ortaya çıkartacağım.
Tamam.
(Halit) Alo.
Halit’in, Erim’in doğumunda bana verdiği şirketin yüzde beş hissesi var.
Bugüne kadar hiç işime yaramadı.
Ama madem savaştayız, bu hissemi sana seve seve verebilirim.
Böylece şirkette Halit’ten daha fazla söz hakkına sahip olursun.
(Müzik - Gerilim)
Güzel fikir.
Bravo.
Peki, ne istiyorsun bunun karşılığında?
Çok basit.
Benimle evleneceksin.
(Gülme sesi)
(Müzik - Gerilim)
Hem ortağın...
...hem karın olacağım.
(Müzik - Gerilim)
Ya bu ablam da hâlâ çıkmadı Alihan’ın yanından.
Ne konuşuyorlar bu kadar uzun?
Onu sen daha iyi bilirsin.
Benim bildiğim bir konu var, o da bu kadar uzun sürmez.
İşte artık gene neyin peşindeyse, sevgili ablan.
Ayıp oluyor ama ya.
Ben Yıldız'la ilgili böyle konuşuyor muyum?
-Konuşmuyor musun Caner? -(Caner) Konuşmuyorum tabii.
En azından böyle direkt yüzüne konuşmuyorum.
Arkasından konuşuyorum böyle efendi gibi.
Ayy! Vallahi içim şişti ya.
Biraz benim dertlerimle de ilgilenin!
Senin yine ne derdin var ya?
Senin ne derdin var?
Seviyorum, kavuşamıyorum. Aynı şeyler hep.
Kavuşamıyormuş! Ya senin bu kavuşamamış hâlinse.
Allah Allah! Telefon var, mesaj var, her şey var.
Ne istiyorsun daha? Ayrı gezegene mi çıkacaksın kızla?
Ya kardeşim, bu gizlilik beni bitiriyor. Bana göre değil.
Kızla altı üstü iki kere kahve içtin, abartma!
-(Zeynep) Bu ne ya? -(Emir) İçtim. Ama nasıl içtim?
Baskı altında içilen kahveden ne olur?
(Emir) Ha?
(Ender) Canerciğim, ben gidiyorum.
(Müzik)
Buyurun. Bir şey mi vardı?
Yok.
Öylesine baktım.
Hı.
Kolay gelsin.
(Müzik - Gerilim)
Ne oldu ablacığım, ne dedi Alihan?
O muymuş Yıldız dosyasını yollayan?
-(Ender) Oymuş. -Vay anasını be!
Allah Allah! Ne derdi var Yıldız'la acaba?
Bak, görüyor musun?
Zeynep'in de olan bitenden hiç haberi yok demek ki, cık!
Ne olduğunu anlayamadım.
Anlaşılan Halit’le büyük bir anlaşmazlığın içine düşmüş.
-(Caner) Hı. -Ve benim yardımım olmadan...
...onu alt etmesi zor.
İyi de yani, seninle ne gibi bir ortaklığı olabilir ki?
Ne olabilir yani?
(Gülme sesi)
Vallahi düşüneceğiz.
Bye bye canım.
İyi, siz düşünün.
Ne diyeyim ki?
(Dijital ses)
Ee, son durum nedir?
Halit Bey, maalesef kamera sisteminin...
...kayıt mekanizmasına casus program yüklenip...
...etkisiz hâle getirilmiş.
Kısacası kameralar var fakat kayıt etmiyorlar.
Kim böyle bir şeye cesaret edebilir ki?
Bazen bu durumlarda organize suç çetelerinin işi olabiliyor.
İyi de neden iki tane parçayı değiştirsinler ki?
Kasanın tamamını götürebilirlerdi.
Önceden iki parçayla sizi denemek istediler.
Bu işin kesin devamı gelecekti.
Bu tür durumlarda ne yazık ki genellikle evdeki...
...çalışan personelle iş birliği yapılmış oluyor.
İyi de evde çalışanlarla yıllardır birlikteyiz.
Dilerseniz parmak izleri alınıp emniyette hepsi sorgulanabilir.
Mutlaka bir şey çıkacaktır.
Halit, o kadarını da yapma artık.
Olan oldu zaten. Yapacak bir şey yok.
Peki, bu en son kayıt ne zaman?
Program yükleme tarihini belirleyebiliyor muyuz?
Sezer, en son kayıt tarihi ne zaman görünüyor?
(Sezer) Ekimin ilk haftası.
Ekimin ilk haftası Halit Bey.
Kesin o tarih değil mi?
O zamandan beri kayıt yok.
Program çok önceden de yüklenip zaman ayarlı olabilir.
-(Halit) Anladım. -Bunu bilemeyiz.
Tamam, siz programı yeniden yükleyin.
Tamam, Halit Bey.
(Müzik)
Ben bir personelle konuşayım bakayım.
Acaba Kemal mi yaptı bunu ya?
Gel Zeynepciğim.
Bir imzan gerekiyordu da.
Bunu şöyle vereyim.
-Ya ne diyeceğim. -(Zeynep) Hı.
Ee, bu akşam bir şeyler mi yapsak?
Sen, ben, Alihan, İrem.
Yani olabilir ama...
...biliyorsun, Alihan'ın kafası bu ara git gelli olduğu için...
...ne der bilmiyorum.
Ne diyecek Zeynep? Tabii ki evet diyecek.
Yoksa sizin hâlâ aranız bozuk mu?
Ne olduğumuzu bilmiyorum desem?
Alihan'ın tuhaf hareketlerini anlamadığım için...
...böyle belli belirsiz bir durum yani.
Düzelir canım, takma kafana çok.
Başka çarem yok zaten.
O zaman ben yeri ayarlıyorum bu akşam için.
Tamam.
Bu arada İrem'le iyi anlaştığınıza çok sevindim.
Hı.
Evet, yani tanıdığım diğer kadınlardan çok farklı.
Öyledir.
Alihan'ın kadın versiyonu gibi.
Aa, yok.
Değildir canım, o kadar değil.
Yani onun tabii daha bir nebze dengeli hâli.
-(Hakan) Ha. -Biliyorsun, Alihan'ın...
...kendi kulvarında rakibi yok maşallah.
Ee tabii, yani.
Katılıyorum sana bu konuda.
Attın mı?
Oldu o zaman.
Tamamdır. Teşekkür ederim.
Hadi görüşürüz.
Görüşürüz.
(Halit) Yıllardır verdiğiniz hizmet, harcadığınız emek yadsınamaz.
(Halit) Ama evde yaşanan şüpheli olay benim canımı çok sıktı.
Bu şartlar altında birlikte çalışmamız mümkün değil.
Nasıl olur?
Hepiniz işten kovuldunuz.
Halit Bey.
Duydun değil mi? Yarın şirkete uğrayıp tazminatlarınızı alabilirsiniz.
Anlaşıldı mı?
Çıkabilirsiniz.
-Halit Bey! -(Halit) Aysel!
-Yapmayın ne olur, ben yıllardır-- -(Halit) Aysel!
Çıkabilirsin dedim!
(Müzik)
Halit.
Ne yaptın sen ya?
Herkesi kovdun.
(Halit) Ne demek ne yaptın?
Kasam açılıyor, içinden mücevher alınıyor...
...yerine sahtesi konuluyor.
(Halit) Kamera görüntüleri siliniyor.
Ne yapacaktım, elim kolum bağlı duracak mıydım?
Ama ne malum onların yaptığı?
Kurunun yanında yaş da yanar.
Tek tek kim yaptı diye araştırıp zaman kaybedemezdim.
Hepsinin gitmesi iyi oldu.
Bari Aysel kalsaydı.
Yıldız, biri gider, biri gelir.
Yapacak bir şey yok.
(Halit) Ha bu arada kasaların şifrelerini değiştirdim.
Bir tek ben biliyor olacağım.
Eğer sen bir şey takmak istersen bana söylemen yeterli.
İyi. Tamam.
Saat kaçtaydı?
Ne saat kaçtaydı?
Dünden beri başımın etini yiyorsun.
Doktora gidilmeyecek miydi kontrol için?
Ha, şey...
...doktorun asistanı aradı, ameliyatı çıkmış da...
...başka bir tarihe ertelediler.
Ha. İyi oldu o zaman.
Birkaç işim vardı zaten benim. Sonra dinlenmek istiyorum.
Tamam. Peki, şimdi evin işleri ne olacak Halit?
Herkesi yolladın.
Yarın Bodrum'daki ekip gelecek.
Bu arada sen bir şeyler yap.
(Halit) İyisin ama değil mi?
İyiyim de ben ne yapayım?
Yemek yap.
Tamam, o zaman bir şeyler düşüneyim ben.
İyi.
Aysel.
Niye bana öyle kötü kötü bakıyorsun?
Sanki ben kovdum seni.
Yıldız Hanım, ben hiçbir şey yapmadım.
Yıllardır buradayım, harama el sürmedim.
Biliyorum Aysel ama sen de Halit’i tanıyorsun.
Yani şimdi bir kişiyi tutup, diğerlerini gönderemez ki.
Yıldız Hanım, ben diğerleriyle bir miyim?
Benim ömrüm bu evde geçti.
Üzülme Aysel, başka iş bulursun.
Yok vallahi Yıldız Hanım, bu işi siz düzelteceksiniz.
Anlamadım?
Bu evdeki herkesin sırrı var bende. En fazla da sizin.
Aysel, sen beni tehdit mi ediyorsun?
Tazminatını alacaksın işte.
Git başka iş bul.
Ben kimseye hırsızlık şüphesiyle evden kovuldu dedirttirmem.
Ya Halit Bey beni buraya geri alacak ya da bütün bildiklerimi anlatacağım.
Aysel saçmalama!
İkimiz de biliyoruz Halit’in seni geri almayacağını.
Vallahi benim bildiğim tek bir şey var...
...o da siz isterseniz her şeyi yapabilirsiniz.
(Müzik)
İki gününüz var.
Beni aklayacağınıza eminim.
(Kapı kapanma sesi)
Bir sen kalmıştın benden bir şey istemeyen.
Allah kahretsin ya!
Bu gereken belgeleri yollayacaklardı size işlemler için.
Anlaşıldı mı? (Kapı vurma sesi)
İyi günler. (Kapı açılma sesi)
-Ben geldim. -Hoş geldin.
Hoş geldin. Bütün gün göremedim seni.
Nerelerdeydin?
İşlerim vardı biraz.
Bir de aklım Yıldız'da kaldı.
Ya dün de anlatmadın.
Nesi var Yıldız'ın?
Bebeğini kaybetti.
Ne diyorsun?
(Alihan) İyi mi şu an?
Yani daha iyi.
Ama işte çok heveslenmişti, o yüzden sarsıldı biraz.
(Zeynep) Artık geçecek, ne yapalım.
Çok üzüldüm. Çok geçmiş olsun.
Sağ ol.
Bana kızgın mısın hâlâ?
Yoo, değilim.
Niye kızgın olayım ki sana?
Ne bileyim, genel.
Bu aralar böyle bana kızıyorsun ya.
Yani kafama takmıyorum artık diyelim.
Hım. Gelişme var.
Bunu neye borçluyuz Zeynep Yılmaz?
Alihan Taşdemir’e rağmen sana duyduğum anlayışa borçluyuz.
Teşekkür ederim.
Neyse. Ender ne istiyor?
Ee, önemli bir şey değil.
Ee, tanıtım işleriyle alakalı birkaç bilgi aldı, gitti.
Hım. Anladım.
Bir şey söyleyeceğim, biz Hakan'la konuştuk...
...akşama İrem, sen, ben, Hakan yemek yiyelim diyoruz.
Ne dersin?
Ee, Zeynep, bitirmem gereken çok önemli projeler var.
Üzerinde çalışmalıyım. Mecburum.
Tamam canım, yani gitmek zorunda değiliz ama...
...o ne projesi? Ben sana yardım edeyim, hem daha çabuk biter.
Burayla ilgili değil.
Ya başka bir şey.
Hım.
İyi. Tamam.
Ne yapalım biliyor musun, bence git onlarla sen...
...ben de işimi bitirince yanınıza geleyim.
-(Alihan) Olmaz mı? -(Zeynep) Hı.
Olur. Tamam.
Tamam.
Hadi gideyim ben işimin başına.
Görüşürüz.
Benimle evleneceksin.
Hem ortağın...
...hem karın olacağım.
(Telefon zili sesi)
Efendim Zeynoş'um?
Alo, ablacığım nasılsın?
İyiyim canım, sen?
Var mı bir ağrın sızın falan?
Yok yok, iyiyim.
Yat yat nereye kadar, ayaklandım zaten.
Hatta şu anda yemek yapıyorum.
Yemek mi?
Neden ve o evdeki insanlardan ne istiyorsun?
Ha ha, çok komiksin.
Halit evdeki bütün personeli kovdu.
Yarın yenileri gelene kadar da iş başa düştü.
Nasıl kovdu? Niye?
Aman uzun hikâye, boş ver. Evdeki herkes eserekli zaten.
Allah Allah!
Ya şu al kâğıdını da git artık ya!
Ne diyorsun Zeynep?
Yok ablacığım, sana demedim ya, sana demedim.
Bir şey söyleyeceğim, şey...
...ben Alihan'a söyledim bebekle ilgili gelişmeyi, o da çok üzüldü.
Sağ olsun.
Ya ne diyeceğim sana...
...biz akşam Hakan ve İrem'le yemek yiyeceğiz.
Sen de gelmek ister misin? Bir Halit'e söyle istersen.
Şimdi Halit'e sorsam gitmeyelim diyecek, boşuna moralim bozulacak.
Boş ver.
Tamam, sen bilirsin.
Beni haberdar et kendinden, olur mu? Merak ediyorum seni.
Tamam canım. Hadi öptüm.
İşim var. Bye.
Bu ne oldu böyle ya?
(Müzik)
Ay rondo mondo bir şeyler yok muydu ya? Hepsini çıplak elle yapıyorum.
Ayy!
Daha bir sürü şey var. Bunlar çok detaylı.
Ben bu kargaşadan vazgeçeyim.
Makarna yapayım.
Makarna yesinler bu akşam da.
(Müzik)
"Ra ra ra ray ra ray"
"Size selam getirmişem, hey!"
Hayırdır, bu enerjini neye borçluyuz?
Aa! Ama ben seni hayata döndürecek bir haberle geldim.
-(Ender) Öyle mi? -(Caner) Hı hı.
-(Ender) Neymiş peki? -(Caner) Hazır mısın?
-(Ender) Evet. -(Caner) Hıh.
Yıldız'ın bebeği artık yok.
Nasıl yok?
İşte Zeynep'le telefonda konuşurken duydum, düşmüş çocuk.
Hım.
Erim için iyi oldu.
Allah Allah!
Abla, sende çoklu kişilik bozukluğu falan mı var ya?
Ya biz bu bebek için katil oluyorduk, katil!
Şimdi verdiğin tepki hım mı?
Canerciğim, daha önce de söyledim.
Yıldız artık benim için önemsiz.
Ha, yok arkadaş...
...burada olaylar ne kadar çabuk değişiyor ya.
(Caner) Ben yetişemiyorum yani.
Ama sen benden bir şeyler saklıyorsun.
Alacağın olsun. Neyse, sormuyorum. Tamam, sormuyorum.
Neyse, hadi git üstünü değiştir.
Çok acıktım. Yürü.
(Müzik)
Aysel!
Aysel! Bu masa hazır mı?
Değil. Nerede bunlar? Ben sabahtan beri bağırıyorum, bir Allah'ın kulu yok ya.
Vallahi ben de anlamadım.
Aylin yok, Aysel yok.
İyice şımardılar tabii. Niye şımardılar? Çünkü evin hanımı Yıldız.
Zehra, yine niye bağırıyorsun?
Ya baba, Aysel, Aylin, hiçbiri yok. Bir kulağını çek sen bunların ya.
Bak saat kaç, hâlâ masa hazır değil. Yıldız da yok ortada.
(Zehra) Oh!
Hepsini gönderdim.
-(Lila) Ne? -Nereye gönderdin?
Nasıl yani? Aysel abla artık yok mu?
Yok. Personel değişikliği olacak.
Baba, ne oldu böyle bir günde hepsini gönderecek?
Bugün bir tatsız olay yaşandı, o yüzden de işlerine son verdim.
Baba, peki ne olduğunu söyleyecek misin?
Söyleyeyim.
Evde hırsızlık oldu.
-(Lila) Ne? -Hırsızlık mı?
Baba, Aysel abla öyle bir şey yapmaz.
(Zehra) Baba, ben bir şey diyeceğim ya.
Bu Yıldız belki düşürdü yine bir yerde, milletin üstüne atıyor.
(Halit) Saçmalama Zehra.
Olay bu kadar basit değil.
Kasa açılıyor, içinden iki tane gerçek mücevher takı alınıyor...
...yerine sahteleri bırakılıyor.
Ve gizli kamera kayıtları da siliniyor.
Bu tamamen organize iş.
Ne diyorsun babacığım ya?
Hepsini tek tek sorgulatmadım.
Hani hangisi suçlu diye şüphelenip huzursuz olacağıma...
...hepsini birden gönderdim gitti.
Ya evde atraksiyon hiç bitmiyor.
Artık kasa açmak ne demek ya?
Baba, bir daha gelmezler değil mi?
Merak etme oğlum, gelmezler.
Yani güvenlik değişiyor.
Gizli kamera sistemi değişiyor.
Bodrum'daki personel de buraya geliyor.
Dışarıda mı yeseydik acaba?
Gerek yok. Yıldız aşağıda bir şeyler hazırlıyor.
Yıldız mı?
(Halit) Evet.
Geldim geldim.
Ayy, düştü, düştü. Lila, kalk hayatım, yardım et bana sen.
Şimdi sofra hazır.
(Yıldız) Dur dur.
Zehra, sen de yardım et hadi.
(Zehra) Zaten beş tane tabak var.
(Yıldız) Ayy!
(Yıldız) Dur, yavaş.
Geldim.
Ee, Alihan nerede? Ekti mi bizi?
Yok canım, ekmedi. Yani biraz işi vardı, onları halledip gelecek.
Evet, evet, benim de haberim var. Çalışıyor. Gelir birazdan.
Ben söyledim yardım edeyim diye ama istemedi.
Alihan biraz zor biri galiba, ha?
Yani evet, bazen.
Zor mu?
Yani imkânsız desek çok daha doğru tanımlamış oluruz gerçekten.
Adam kendi rızasıyla sıra dışı.
Aman! Sen de nereden bulursun bu antin kuntin tipleri ya?
Yok, öyle demek istemedim. Ağzımdan çıktı.
Kusura bakma.
Yani evet, Alihan zordur mordur ama...
...yani onu herkesten ayıran farklı özellikleri var.
İyidir Alihan.
Ee tabii canım, orası öyle.
Ya öyle olmasa bir kere biz de birlikte olamazdık zaten.
Alihan bir kere çok dürüsttür, kendini çok güzel anlatır.
Ne bileyim, kimseyi boşuna beklentiye sokmaz.
Hayal taciri değildir yani.
Vallahi arkadaşlar, ben size bir şey söyleyeyim mi?
Böyle ben psikopatım, seni üzerim, sorunlarım var...
...falan gibi cümleler kuran adamları direkt şutlayacaksınız.
Çünkü o adamlar size vicdan yaptırıp en kötüsüne razı etmeye çalışırlar.
Bir sorun olduğunda da ben sana demiştim deyip, uzarlar.
Kesin bilgi yani.
Doğru diyorsun ama Alihan'la benim için geçerli olmaz o.
Bir dakika ya.
Sen de amma Amazon çıktın. İşimiz var seninle.
Lafımı esirgemem, ne düşünüyorsam o.
(Hakan) Hıh. (Gülme sesi)
Sivri dilli olduğu muhakkak canım.
Ya bu üç tane lise değiştirdi.
Ne? Bayağı bildiğin üçünden de atıldı yani?
Yani o zamanlar kurallara uymakta biraz zorluk çekiyordum diyelim.
Ha. O zaman kurallara çok uyamıyordun...
...şimdi bayağı uyuyorsun, öyle mi yani?
Tabii tabii.
Evet.
Aman neyse, acıktım ben. Hadi, yemek yiyelim.
Ha, iyi. Tamam.
Biz geçelim o zaman masaya, Alihan gelecektir zaten.
Yemek hazır.
(Halit) Hah! Nihayet!
(Yıldız) Ta ta!
Bu ne be?
Salçalı makarna.
Aman Allah'ım! Keşke bize böyle tarhana çorbası gibi bir şeyler de yapsaydın.
Tarhan çorbası yapamam, zor o.
Yemek pişiremediğini söyleseydin, dışarıdan sipariş verirdik.
Hayatım, onu beni mutfağa göndermeden önce düşünseydin.
Canım çıktı.
Nereden bileyim beceremediğini?
Ver Liloş.
Ben yemem bunu.
(Lila) Bunun salçaları üzerinde top top duruyor.
Ay hayır, istemem ben.
İyi. Tamam.
Çok teşekkür ederim nezaketinize.
Ben yerim.
Baba, dışarıdan söylesek olur mu?
Olur oğlum, söyleyelim.
Halitciğim, ben iki saattir boşuna mı uğraşıyorum mutfakta?
Ellerine sağlık da boşuna uğraşmışsın.
(Yıldız) İyi. Yemezseniz yemeyin.
Benim donanımımın içinde yemek yapmak yoktu.
Baban da bunu biliyordu.
Ben yerim.
(Müzik)
Şap gibi olmuş.
Halit.
Ne söylüyorsanız söyleyin bana da ben bunu yarın öğlen yiyeceğim.
Ee, ablacığım...
...öt bakalım.
Neymiş bu Alihan Efendi'nin derdi?
Vallahi bir kuyruk acısı olduğu muhakkak.
Ama bu eski bir durum değil.
Ne olduysa Alihan'ın yeni haberi oldu.
İyi de ben şunu anlamadım ya.
Yani Alihan gibi burnundan kıl aldırmayan bir adam için...
...Yıldız gibi biriyle uğraşmak çok basit bir şey değil mi?
İşte bize o yüzden yolladı ya dosyayı.
Biz Yıldız'la uğraşalım, Halit'i meşgul edelim diye.
Ha, o da bu sırada yani iç tarafından vuracak darbeyi, öyle mi?
Aynen öyle hayatım.
(Gülme sesi)
Vay be! Yani büyük ittifak çatırdıyor, öyle mi?
Acaba Halit Alihan’ı bu kadar kızdıracak ne yaptı?
Orası bizi ilgilendirmez.
Sorup soruşturup Alihan’ı kızdırmayalım bence.
Peki, biz ne yapacağız şimdi?
Bekleyeceğiz.
-Bekleyecek miyiz? Neyi? -(Ender) Hı hı.
Caner, amma sordun soruşturdun ya.
(Ender) Aa! Bana bak...
...sakın bir zevzeklik edip, ağzından bir şey kaçırayım...
...Zeynep'e bir şey çaktırayım deme, vallahi gebertirim ha!
Yok ya, ne kaçıracağım.
Zaten Zeynep’in böyle entrikayla falan uğraşacak hâli yok.
Aklı fikri Alihan'da onun.
Böyle yüksek gerilime tutulmuş gibi melül melül bakıyor garibim.
Araları nasıl peki?
Vallahi benim gördüğüm kadarıyla gayet iyi.
Yani aşk döngüsünün üçüncü aşamasındalar.
Aşk döngüsü neymiş?
Ablacığım, aşk döngüsü...
...bir ilişkinin başından sonuna kronolojik olarak sıralanması demektir.
-(Ender) Hı. -(Caner) Hı hı.
Nasıl yani, sıralamak derken?
Ablacığım işte, saygı duruşu...
...cicim ayı, mucuk ayı, trip ayı...
...didişme ayı, kavga ayı, en sonunda da ayı oğlu ayı ve kapanış.
(Gülme sesi)
Ki Alihan'la Zeynep şu anda mucuk ayından...
...trip ayına geçiş aşamasındalar ki bu bir...
...ilişkinin en zor evresidir.
(Gülme sesi) Süper bir tespitmiş ya.
I love it. (Gülme sesi)
Ki sen bu ayı oğlu ayı kısmını...
...beyzademiz Halit'ten gayet iyi bilirsin.
Uzmanlık alanım olabilir mi?
Kesin.
(Gülme sesi)
Ee, Zeynep...
...istersen bir arayalım mı Alihan'ı? Belki trafiğe takılmıştır.
Ben ararım.
(Müzik - Gerilim)
(Telefon zili sesi)
Zeynep, kusura bakma ya!
Alihan neredesin? Saat kaç oldu. Gelmiyor musun?
Ee, ben işe dalmışım, unuttum saati tamamen. İstiyorsan sen gel, olur mu?
Yok, tamam.
Ben de eve geçerim artık zaten.
Zeynep, gerçekten özür dilerim.
Ee, bu işleri bekletemezdim.
Tamam, sorun değil. Yarın görüşürüz şirkette.
Görüşürüz.
Zeynep, biz...
...yurt dışında bir iş kurma aşamasındayız, bunun ön hazırlığı biraz uzun sürüyor.
Biliyorsun, Alihan da iş konusunda bayağı bir titizdir.
Her şeyiyle kendi ilgilensin ister falan.
Biliyorum ya, sorun yok, tamam.
Üff, aman, zaten böyle her dakika mıç mıç 24 saat birlikte olmak ne ya?
(İrem) Ya ben hiç sevmem öyle şeyleri.
Ya biraz uzak durun, biraz salın, özleyin birbirinizi.
Olmaz ya. Şirkette de berabersiniz. Kâbus gibi.
(İrem) Bırak biraz akışına o yüzden.
Tamam.
Değil mi?
(Müzik - Gerilim)
Uff! Ayy, hâlâ soğan kokuyorum ya!
Bir şeyi de beceremedim ki.
Ayseller gidince bütün düzenim bozuldu.
Uff!
O kamera görüntüleri nasıl silindi ya?
Kesin Kemal'in parmağı var bu işte.
Soracağım.
(Müzik - Gerilim)
(Mesaj zili sesi)
(Yıldız dış ses) Yarın görüşmemiz lazım.
(Mesaj zili sesi)
(Kemal dış ses) Şirkete gel, orada konuşalım.
(Müzik - Gerilim)
Gıcık.
(Mesaj zili sesi)
(Yıldız dış ses) Oldu canım, istersen sen eve gel.
(Mesaj zili sesi)
(Kemal dış ses) O zaman orta yolu bulup, bende buluşalım.
Bak hemen nasıl atladı. Ben biliyorum malımı.
(Yıldız dış ses) Sabah geleceğim.
(Müzik - Gerilim)
Bakalım neyin peşindesin Kemal Bey.
Kemal beni niye aramıyor acaba ya?
(Nefes sesi)
Ben arasam ne olur yani? Ben de bir hoşum.
(Telefon zili sesi)
Efendim Zehra?
Ee, Kemal, uyumuyordun değil mi?
Yok, uyumuyorum. Ya ben biraz baykuş gibiyimdir. Geceleri geç yatarım.
Ya ben de öyleyim.
Ee, ben yarın...
...şirkete gelecektim, işlerim var da acaba...
...oralardaysan bir kahve içer miyiz?
Hadi ya. Ben yarın şirkete uğramayacağım. Dışarıda işlerim var ama ya!
Tamam, ya ben zaten öylesine söylemiştim.
Ama başka zaman telafi ederiz eğer sana uyarsa, ha?
Tamam Kemalciğim.
Güzel, tamam. Ben seni arayacağım. Görüşürüz.
Görüşürüz.
Arayacağım diyorsun, diyorsun, hiç aramıyorsun ama Kemal Bey.
Anca laf.
(Müzik - Gerilim)
(Kapı vurulma sesi)
(Zeynep) Aa.
Alihan geldi herhâlde.
(Zeynep) Kim bilir nasıl alacak yere...
(Kapı açılma sesi)
Kız, bu ne surat böyle sabah sabah?
Toplu nikâh törenine yanlış damatla gitmiş gibi.
Ne oldu Gülsüm abla? Bir şakalar, komiklikler.
Sen beni boş ver de başkasını mı bekliyordun?
Yani seni beklemiyordum.
Kimi bekliyordun, uzunu mu?
(Gülsüm) Diğerleri de gelmiyor epeydir. Ne oldu, bir şey mi oldu?
Gülsüm ablacığım, sen ne istiyordun, söyle.
Kız, yoksa ayrıldınız mı?
Bu erkeklerin hepsi böyle. Şövalye olduğunu sanıyorsun...
...alüminyum folyoya sarılmış denyo olduğunu sonra anlıyorsun.
Azmi abin nasıldı biliyor musun?
Böyle el üstünde tutardı beni.
Söyleyecek misin Gülsüm abla ne istediğini?
Yok kız.
Laflamaya geldim ben sana. Azmi abinle benim hikâyemi anlatayım mı?
Anlatma Gülsüm ablacığım çünkü benim çok acelem var. İşe gideceğim, malum.
Senin hikâyeni de hem bilmeyiverelim.
Ben ihtiyaç hâlinde sana haber veririm. Hadi iyi günler.
Tamam, unutma bak. Haber ver, haber bekliyorum senden.
Unutur muyum? Hadi görüşürüz. Allah'ım ya!
(Kapı kapanma sesi)
Bela.
Bugün öğlen Bodrum'daki personel gelecek.
Onlara ne yapmaları gerektiğini anlatırsın.
Hayatım, ya acaba bir tek Aysel'i geri mi alsan?
Hayır.
İşten atılanın tekrar işe alındığı nerede görülmüş?
Ama Aysel bir şey yapmadı ki.
Hem bu evde o benim elim ayağımdı.
Şimdi yeni personele evi anlat, işi anlat.
Yıldız, bütün gün alışveriş yapıyorsun, eve geldiğin zaman da evde oturuyorsun.
Bir zahmet de onlara anlatıver ne olduğunu.
Üşenmiyorum, anlatırım ama...
Ya şimdi Aysel senin kaç yıllık emektarın.
Haksızlık değil mi yani ona bu yapılan?
Haksızlık olduğunu düşünüyorsan, kimin yaptığını bul o zaman.
İyi, peki, tamam.
Benim yalnız bir işim var. Öğleden sonra geri döneceğim eve.
Ne işin var?
Gidemediğim doktora gideceğim sonunda.
Bana sen de gel diye ısrar etmeyeceksin herhâlde?
Aman, yok yok. Etmeyeceğim. Anladım gelmeyeceğini.
Hayır, istiyorsan gelebilirim de.
Gerek yok hayatım, ben giderim.
İyi, akşam görüşürüz.
(Öpme sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Of Aysel ya!
(Müzik)
Kolay gelsin arkadaşlar. Şunları herkes imzalayabilir mi?
(Emir) Ne bunlar 'brocuğum'?
-Sözleşme yenilemesi. -Ne sözleşmesi ya?
Şunu şöyle vereyim.
Alihan şirkete yeni kurallar getirdi.
Öyle herkes kafasına göre işten ayrılamayacak artık, tamam?
-Cansucuğum, şunları dağıtabilir misin? -Tabii.
(Emir) Ben mutluyum ki burada. Hatta hiç ayrılma fikrim yok şahsen yani.
Tamam, okursun, bakarsın.
Sözleşmede kafana yatmayan bir şey olursa bana bildirirsin.
Okey dostum.
Hadi kolay gelsin.
(Zeynep) Günaydın.
(Zeynep) Aa, hayret.
(Zeynep) Çalışıyor musunuz siz?
Alihan bize sözleşme imzalatıyor canım.
-Sözleşme mi? -Hı hı.
Yaa, gördü tabii bizim ne kadar kalifiye elamanlar olduğumuzu...
...başka bir yere uçarız, kaçarız diye kendine bağlamaya çalışıyor.
Yani.
Canerciğim, sen zaten ablanın buradaki işlerini yürütüyorsun.
Şirketle bir alakan yok ki.
Hayda! Olsun, olana bak sen. Önüme sözleşme kondu mu, kondu.
Ehh, herkesin kendi özel sözleşmesi vardır belki de.
-Cansu, siz de mi imzalıyorsunuz? -Evet.
Benim sözleşmem nerede?
Sana vermedi Hakan.
Üzülme kankacığım ya!
Belki yani Alihan sana farklı şartların olduğu bir sözleşme hazırlıyordur.
Belki de hazırlamamıştır. Yani hazırlamayacaktır.
(Emir) Malum.
-Ver bakayım sen şu sözleşmeyi bana. -Al canım.
(Zeynep) Neymiş bu?
Beş yıl mı? Yuh!
Bu ne saçma bir sözleşme ya!
Canım, saçma maçma. Adam padişah gibi geldi, önümüze koydu permanı.
Hadi bakalım, sıkıyorsa imzalama, hadi.
Hay hak. Bıy, bıy, bıy!
(Müzik - Gerilim)
Ben yapıştırıyorum imzayı.
Ben de ya, güveniyorum full. Hemen attım zaten.
(Kapı vurulma sesi)
Gel. (Kapı açılma sesi)
Bakıyorum işten kafanı kaldıramıyorsun.
Bu aralar öyle.
Bana kızmıyorsun değil mi bu yüzden?
Yani kızmıyorum.
Daha doğrusu kızmamaya çalışıyorum desek daha doğru olacak.
Güzel.
Sana güzel de bana pek güzel değil.
(Gülme sesi)
Neyse, bir şey söyleyeceğim, herkese imzalattığın o sözleşmeler ne?
Ee, önemli bir şey değil. Ee...
...şirkette önemli kararlar alıyorum da...
...bazı çalışanlarımdan, hatta bütün çalışanlarımdan emin olmak istiyorum.
Bana niye imzalatmadın?
Yani aslında bir sözleşme düzenlendi senin için ama...
...gitmek istemezsin diye ben sana göstermedim. İstiyorsan imzala.
Yok ya, o kadar eminsin yani gitmeyeceğimden.
-Her zaman. -Ver, ben de imzalayacağım.
Benim ne farkım var diğer çalışanlardan? Ben de imzalayacağım. Ver.
İmzalayacağım.
-Peki. -Hani sen çalışanlarını ayırmıyordun?
Ayrım yapmıyorum. Yine yapmıyorum. Al.
(Alihan) İmzala, peki.
Benden kurtulmaya çalışıyordun ama neyse.
(Müzik - Gerilim)
Artık benden kurtulamayacaksın.
Aklımdan hiç öyle bir şey geçmemişti.
Neyse, ben işimin başına dönüyorum. Hadi görüşürüz.
(Kapı açılma sesi)
-Kolay gelsin. -Sağ ol.
(Kapı kapanma sesi)
Ne oldu?
Dediğimiz gibi oldu.
Vermememiz işe yaradı.
Geldi, kendisi sordu ve imzaladı.
İyi. Bunları da herkes imzaladı.
Güzel.
(Müzik - Gerilim)
Raporları yolladınız mı siz?
(Kapı zili sesi)
Tamam, ben hallederim.
Ben hallederim. Ama onları masama bırakın ki inceleyebileyim, olur mu?
Yarın ikide.
Tamam, harika. Ben sizi arayacağım.
-Hoş geldin. -Hoş bulduk.
Hamile hâlinle buralara kadar geldiğine göre önemli bir durum var ha?
Hamile değilim. Bebeğimi kaybettim.
Yıldız, çok özür dilerim. Düşüncesizlik ettim. Bilmiyordum.
Sağ ol.
Kemal...
...bizim evdeki kameralara o programı sen mi yüklettin?
Beni bu kadar iyi tanıman o kadar çok hoşuma gidiyor ki bir bilsen.
Neden yaptın böyle bir şeyi?
Yıldız, ben o evde çalışırken kimsenin benden şüphelenmemesi lazımdı.
Takdir edersin ki evde olanları görüp, bilmek benim işime gelirdi.
Ee, şu an teşekkür etmen gereken andayız.
Bizim evi gözetlediğin için mi teşekkür edeyim sana?
Yıldız, yapma. Neden bahsettiğimi çok iyi biliyorsun.
Mücevherleri değiştirdiğini gördüm.
O görüntüleri silerek de senin hayatını kurtardım.
(Müzik - Gerilim)
(Ayak sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Aysel) Hoş geldin Erim.
Kemal abi, işin yoksa konsolda maç yapar mıyız?
-Yaparız tabii, süper olur. -Süper, gel bu taraftan.
(Kemal) Tamam.
Ee, sen geç, oyunu aç, ben bir ellerimi yıkayıp geleyim, olur mu?
Olur abi.
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Kusura bakmayın Halit Bey.
Ben işimi garantiye almadan çalışamam.
(Müzik - Gerilim)
(Yıldız ses) Beni bunlara sen mecbur ediyorsun Halit.
Ah Yıldız ah. Daha neler yapacaksın acaba?
Göründüğü gibi değil.
Annemin çok paraya ihtiyacı vardı.
Benim de param olmadığı için mecbur kaldım.
Bana bir açıklama yapmak zorunda değilsin Yıldız.
Benim hakkımda yanlış düşünmeni istemem.
Dediğim gibi beni ilgilendiren bir durum yok.
Tamamen kocanla senin aranda.
(Gülme sesi)
Ama pek kocanla senin aranda kalmamış gibi duruyor. Ha?
Yardımın lazım.
(Müzik - Gerilim)
(Ayak sesi)
-Zehracığım. -(Zehra) Enderciğim.
(Ender) Teşekkürler Figen.
(Zehra) Hoş geldin.
-Hoş bulduk. -Bir şey içer misiniz efendim?
-İki kahve yap sen bize. -(Figen) Tabii ki efendim.
Zehra, ne oluyor? Aysel gitmiş, Bodrum ekibi burada.
Ne olsun Ender ya? Babam dün kovmuş hepsini.
Ne? Neden?
Ya bizim kasadan mücevherler alınmış, yerine de sahteleri konulmuş.
Ne diyorsun ya? Kameralar falan?
Yok, kamera, görüntü falan hiçbiri yok.
Bayağı böyle bildiğin organize bir şeymiş, öyle dedi babam.
Ay inanamıyorum ya!
Aa, Allah Allah!
Aman, ne oldu? Olan yine bize oldu. Bak, Yıldız Hanım yok ortalıklarda.
Ben bir saattir aşağıda kadınlara eşya yeri gösteriyorum.
Hay Allah, üzüldüm.
Halit evdekilerin yaptığını düşünmüyor herhâlde?
Vallahi düşünüyor ki işte kovdu hepsini.
Bence zaten içlerinden biri şeytana uydu ya. Yoksa kim yapacak?
Yıldız yapacak değil ya.
Tabii canım, aynen öyle.
Ha Ender, bu bebek olayından kurtulduk, biliyorsun değil mi?
Öyleymiş.
(Ayak sesi)
Teşekkürler Figenciğim. Ben böyle alayım.
Buyurun efendim.
Kısacası Aysel'in eve dönmesi lazım.
Yoksa bizi gördüğünü gidip Halit'e söyleyecek.
Hatta daha kötüsü gazetelere düşeceğiz.
İyi de ben ne yapabilirim ki?
Mücevherlerin gerçeklerini satın alabilirsin mesela.
Yalnız ben sana hiçbir zaman geri ödeyemeyebilirim parasını.
Çünkü benim öyle bir param yok.
Diyelim ki sana yardım etim.
Sen de gittin Aysel'in masumluğunu ispat ettin...
...ama ne malum Halit'in Aysel'i geri işe alacağı? Nereden bileceğiz yani?
Orası bende, ben halledeceğim. Sen yeter ki bana yardım et.
Yalnız bir sorunum daha var.
Halit bütün mücevherleri alıp kendi kasasına koydu. Şifresini de değiştirdi.
(Yıldız) Benim o kasayı açmam lazım ki...
...gerçek mücevherleri koyabileyim.
Dijitalse eğer ben onu hallederim bir şekilde.
Dijital.
İyi, tamam, ben bir tane adam yollarım. En kolayından bahsediyorsun.
O çok kolay bir şey.
Kabul ediyorsun yani? Benim için bunu yapacak mısın?
Yaparım.
Yaparım da...
...benim de senden bir isteğim olabilir.
Yeter ki şu olay hallolsun. Ne istiyorsan söyle.
-Sonra söyleyeceğim. -Neden?
Canım öyle istiyor.
Önce senin istediklerini bir yapalım, sonra benimkini konuşuruz.
Ben şimdi konuşmak istiyorum. Bilmem lazım.
Yıldız, bu işten sıyrılmak istiyorsan eğer...
...benim şartımı kabul etmek zorundasın. Benim şartım da sonra söylemek.
-Keyfin bilir. -O ne demek ya?
(Kemal gülme sesi)
Ne istediğini bana açık açık söylemek zorundasın.
Hiçbir şey zorunda değilim. Bu hikâyede zor durumda olan sensin, ben değilim.
Yanlış anlaşılma olmasın.
İyi. Haber vereceğim sana.
Dört gözle bekliyorum o haberi.
(Müzik - Gerilim)
Yıldız, güle güle.
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Gerilim)
Aysel, bir saate çay bahçesinde ol.
(Ayak sesi)
Merhaba.
Merhaba.
Merhaba.
(Caner) Ehh.
Allah Allah! Geldi senin belalın ha?
Bu da seni bir kabul edemedi gitti.
Ben onu öyle kabul ettim.
Hıh. Ama o seni kabul etmiyor, o ne olacak?
Ayy, sana ne Caner? Kabul eder etmez, Allah Allah! Ben hâlimden memnunum.
Öyle deme, yarın öbür gün evlenirseniz ne olacak? Ya çat kapı gelirse?
Ya da hastalanırsa sen bakmak zorunda kalırsan ne olacak, ha?
Canerciğim, nereden çıkartıyorsun bunları ya? Allah Allah!
Ayrıca ona hiçbir şey olmaz. Hepimizi gömer o.
Alihan ne diyor?
Hiçbir şey demiyor Alihan. Biz konuşmuyoruz aramızda böyle şeyler.
Allah Allah! Siz ne konuşuyorsunuz ya kendi aranızda, ha?
İsmail Küçükkaya'yla Fatih Portakal gibi gündemi mi değerlendiriyorsunuz?
Yahu siz sevgilisiniz be. Konuşulacak konular belli zaten.
Caner, duymuyorum artık seni, duymuyorum.
Uff! Aman, duymazsan duyma be.
Bak, dikkat ettiysen Emir yok ortalıklarda.
Birazdan Lila'yla Zerrin'in karşısına çıkarsa...
...o zaman peşimde koşarsın Caner yardım et diye.
Hay bir kere ağzından iyi bir şey çıksın ya, bir kere.
(Caner) Uff! Aman be, aman.
(Zerrin) Bu Hira konusunda da iyi ki yanıldık.
Anında aforoz edildik.
Nereden çıkartıyorsun bunları abla?
Eskiden günde iki dakika da olsa uğrar hâlimi, hatırımı sorardın.
Şimdi hiç.
Bu Zeynep senin aklını başından aldı.
Yine mi aynı hikâye?
Doğrusunu istersen seni bana karşı doldurduğunu düşünüyorum.
-Zeynep? -Evet.
Zeynep bu dünyada böyle bir şeyi yapacak en son kişi ablacığım.
Eğer yaparsa da hakkıdır. Yadırgamam.
Onca yaptığın şeyden sonra.
Ben her şeyi seni düşündüğüm için yaptım. Yine olsa yine yaparım.
Biz bu konuda bir yere varamadık seninle, varamayacağız da.
Nereye varacaktık ki? Bence varılacak en güzel noktadayız.
Daha ne yapayım?
Aldın kızı getirdin karşıma, seviyorum dedin, sustum, oturdum.
Öyle olmadı tam olarak ama neyse.
Bence de neyse.
İyi olup olmadığını görmek için uğramıştım.
(Zerrin) Görüyorum iyisin.
Zaten meşgulsün de. Suratıma bile bakmadın doğru düzgün.
Ehh, ben gideyim o zaman.
Geçirmeyeceksin de herhâlde beni?
(Müzik - Gerilim)
Sizin şu aşağıda bir kafe vardı, bari orada bir kahve içelim.
(Alihan) Toplantım var abla.
Sana soranda kabahat zaten. Yani bir kahve bile ısmarlamayacaksın bana.
-İyi, gider kendim içerim. -Nasıl istersen.
Hişt, bana bak, kafeye gidiyorlar.
-Yani? -(Caner) Emir yok ortalarda.
Lila, Zerrin.
-Aa! -Çabuk.
Ah Emir ya, off!
Ya hadi çabuk, çabuk be.
(Ayak sesi)
(Müzik - Gerilim)
Ya Liloşcuğum.
Bu latte hani İtalyancada kahveye çok fazla para ödüyorum gibi bir şey mi demek?
Ya Emir...
...hep sen ısmarlamak zorunda değilsin ki, arada ben de ısmarlayayım.
Hişt, sakın bir daha böyle şeyler söyleme. Olur mu canım?
Yani sevdiğimize de bir latte ısmarlayamayacaksak ölelim mi?
Hem ben Cano'dan zaten borç aldım. Rahat ol.
(Gülme sesi)
Sen öyle güldün ya...
...böyle sol kolumda bir ağrı, ellerimde bir karıncalanma.
Vallahi kalp krizi yakın ha.
Allah korusun Emir ya! Ne diyorsun sen?
Korusun tabii canım. Yani korusun.
-Lila? -Anne.
(Gürültü sesi)
-Kim bu? -Bu...
Sevgilim.
-Ne? -Ne?
-Evet anne, sevgilim. -Kızım, bu nasıl bir sevgili?
Çocuk da sanki benimle beraber sevgili olduğunuzu öğrendi.
Yok efendim, ben de biliyorum tabii de böyle birden söyleyince bir anda...
...şey oldu.
Benim niye haberim yok? Niye benden gizliyorsun?
Çünkü söylemeye fırsatım olmadı anne.
Efendim, çok memnun oldum. Emir ben.
Ben de.
Kimsin sen? Anne kim, baban kim? Nerede oturuyorsunuz?
Emir Beyciğim, Emir Beyciğim...
...nerelerdeydiniz? Sizi çok merak ettik.
Birazdan toplantıya gireceğiz. Geleceksiniz değil mi?
Aa! Evet. Evet canım, birazdan geleceğim.
-Siz Alihan'la mı çalışıyorsunuz? -Evet.
Ayy, çok affedersiniz. Ben tabii bilemedim yani...
Lila da hiç bahsetmeyince...
Hiç, hiç önemli değil saygıdeğer hanımefendiciğim. Hiç.
Ee, dilerseniz hep beraber oturalım, ha?
Olur.
Teşekkür ederim.
Allah cezanı versin senin.
Bu muydu bulduğun çözüm?
(Caner) Sus, konuşma canım, konuşma.
(Gülme sesi) Evet.
Şöyle, şöyle. Evet.
Aysel, çok çabaladım. Ama seni geri döndürmenin bir yolu yok.
Niyeymiş?
Çünkü Halit bir lafımla seni geri almıyor.
Suçsuz olduğuna ben inanıyorum.
Ama bunu kanıtlamanın da imkânı yok.
O zaman bu akşam Halit Bey'e...
...benim gördüklerimi benden önce siz anlatın da alışmış olsun.
Aysel, yapmam demiyorum sana.
Olmuyor diyorum.
Yıllarımı verdiğim evden hırsız damgası yiyip kovuldum.
Bu yapılanları kimsenin yanına bırakmam.
İyi de ben mi kovdum seni?
Üstelik uğraşıyorum da işte. Daha ne yapayım?
Siz kovmadınız ama sizin hakkınızda bildiklerim var.
Aysel, şu anda seni öldürmemek için kendimle savaşıyorum.
Başıma her türlü şeyin gelebileceğini bildiğim için...
...yakın bir tanıdığıma Halit Bey'e verilmek üzere mektup bıraktım.
Ne?
Aysel, saçmalama, kafayı mı yedin sen?
Ee, yani şaka yapıyorum herhâlde. Öyle bir şey yapacak hâlim yok.
Bak, biz şöyle yapalım, ben sana bir miktar para vereyim...
...bu konuyu da kapatalım, olur mu?
Ben diyeceğimi dedim.
Ben para falan istemiyorum.
Ben işimi geri istiyorum.
Bu da bizimle dura dura kafayı yedi iyice.
Aysel yüzünden Kemal'e muhtaç kalacağım.
(Kafe ortam sesi)
Tekrar kusura bakmayın.
Yani şimdi çocuklar da hiç bahsetmeyince ben tabii anlayamadım.
Tabii efendim, ben de çok bahsedilmesinden yana değilim.
Çünkü benim çok böyle high level connection'larım olduğu için...
...onlarla daha çok--
Evet efendim, şimdi şöyle, kendisi uzun yıllar yurt dışında okuduğu için...
...buraya döndüğünde kendini ifade etmekte bazı zorluklar yaşıyor tabii ki.
(İngilizce konuşma)
Tabii, tabii. Peki, Alihan'la ne yapıyorsunuz?
-Şimdi şöyle-- -Uçak.
Alıcısı, yani uçak alıcısı.
Aa, bizim uçak sattığımızdan hiç haberim yoktu.
Zaten satmak gibi değil de anneciğim, böyle aracı oluyorlarmış.
Evet efendim, aracılar oluyor. Onlar o işleri devam ettiriyor.
Benim de tabii paşa dedemden kalma işlerim çok yoğun olduğu için...
...ben onlarla ilgileniyorum daha çok.
Öyle mi? Ee, kimlerdensiniz?
Efendim, kendisinin soyu Osmanlı'ya kadar dayanır.
Evet. Evet efendim, Recaizade Mahmud Ekrem ailelerinden...
...soyundan olduğumuz için.
Çok tanıdık geldi.
Bilindik ailelerden efendim, bilindik ailelerden.
Evet, tabii. Bilindik, köklü olunca böyle oluyor.
Çok memnun oldum. Yani ilk kez aileme yakışır biriyle tanıştırılıyorum.
(Emir) Teşekkürler.
O zaman ben kalkayım, sizi hiç rahatsız etmeyeyim.
-Tabii. Çok memnun oldum. -Ay, çok memnun oldum.
Efendim bir 'mukavele', bir 'mukavele'.
-Hayhay! Estağfurullah. -Aynen, çok memnun oldum.
Lilacığım.
-Görüşürüz. -(Zerrin) Görüşürüz.
Cahil, Araba Sevdası'nın yazarı o, cahil.
Ne deseydim, Halit Ziya Uşaklıgil mi deseydim? Nedir?
Yazarlardan mı gitmek zorundaydın illa?
Bak, ona girmediğin çok iyi oldu. Ona girseydin, oradan hayatta çıkamazdık.
Vallahi çıkamazdık.
-İyi misin tatlım? -İyiyim.
Of! Çok gerildim.
Enderciğim, iş hayatına başlayınca...
...davetlerden elini eteğini çektin bakıyorum.
Hayatım, o kadar seçiciyim ki.
Yani inan, eve gelen davetiyelerin çoğunu daha bakmadan atıyorum.
Sadece yakınlarımın davetine gidiyorum. Zamanım yok ki.
Haklısın. Çalışan kadın olunca zor tabii.
Öyle vallahi.
Asıl ben sana ne soracağım.
Bu Kapalıçarşı'da bir usta vardı.
Hani milletin mücevherlerinin sahtesini yapıyordu.
Neydi?
-Saffet Usta? -Hah, Saffet Usta.
Duruyor mu hâlâ o?
Ender, senin Saffet Usta'yla ne işin olur?
Yoksa paraya mı sıkıştın?
Aa, ne alakası var?
Ama sorma başıma geleni.
Evdeki yardımcım benim birkaç tane takımı alıp, sahtesini yaptırmış.
Ne? İnanmıyorum.
Evet, inanılacak gibi değil. Bir de kaç yıllık yardımcım, biliyor musun?
Nankör bunlar.
Ona gidip bir soracağım, o mu yaptı acaba diye.
Ama o yaptıysa, polis yollayacağım.
Yolla canım, hakkındır vallahi. Sen merak etme.
Bende numarası yok ama ben bulur, sana veririm.
Çok makbule geçer Sedefciğim. Çok teşekkür ederim.
İnsanlar nelere tenezzül ediyorlar.
Şimdi gerçekten yolun sonundayım.
Psikopat Aysel'i kurtarmazsam, benim hayatımı mahvedecek.
Kemal'e de güvendim ama kim bilir neyin peşinde.
Efendim Yıldız.
Kemal, ben çok rahatsızım ne istediğini söylememenden.
(Yıldız ses) Neye evet dediğimi bilmek istiyorum.
Öyle olmaz, benim şartımı kabul etmen gerektiğini söyledim baştan ben sana.
Böyle bir saçmalık olabilir mi sence?
Yıldız, hiçbir şey bedavaya gitmez, bazı şeylerin bedeli de para değildir.
Bir süre bu belirsizliği katlan, sonunda bak işin görülecek senin de.
Neden bu kadar kötüsün?
Kötü mü? Yıldız, ben senin için kendimi riske atıyorum, sen farkında mısın?
(Kemal ses) Beğenmiyorsan geç kocanın karşısına, anlat her şeyi.
Yapabilir misin? Yapamazsın. Neden yapamazsın, biliyor musun?
Çünkü sen yaşadığın hayattan vazgeçemezsin.
Şimdi söyle bana, hangimiz kötüyüz? Sen mi ben mi?
İyi, tamam Kemal. Yarın adamı yolla.
Tamam. Sen de kuyumcunun adresini yollarsın.
(Müzik - Gerilim)
(Kapı vurma sesi)
Gel.
Ne oldu sana?
Ne olmadı ki?
Zeynep.
Ciddi bir durum mu var?
Yoo, yoruldum biraz.
Zaten Emir'le Caner'in arasında olmak yetiyor.
Sizin orası biraz hareketli, biliyorum.
-Şey diyecektim... -(Alihan) Hı?
Akşam bana mı gelsen acaba? Yemek yaparım ben sana hem.
Film falan izleriz.
Çalışmam lazım.
-Yine mi? -Evet. Yani acil.
Tamam. Hakan bahsetti yeni bir oluşumdan.
Hı hı. Ben de bahsedecektim sana.
Onunla ilgili uğraşıyorum zaten.
Alihan, yani gerçekten çalışman mı gerekiyor, yoksa...
...beni mi görmek istemiyorsun acaba?
Zeynep, tabii ki çalışmam gerekiyor.
Merak edilecek bir durum yok.
Tamam.
Ama başka zaman yaparız tekrar, olur mu?
Hı hı, olur.
Güzel.
-Ben döneyim yerime. -Hı hı.
(Müzik)
(Caner) Abla, ben çıkıyorum.
Aa, nereye?
İş yerinden Emir diye bir arkadaş var, onunla laflayacağız biraz.
Bak sen, yeni arkadaşlar edinilmiş.
Evet abla, intikam planı yapmaktan imanım gevredi.
Çıkıp dışarıda normal insanlarla havadan sudan biraz konuşmam lazım.
İyi, hadi sen biraz havalan.
Bu arada, ben de yeni bir bilgi öğrendim.
Allah Allah!
Neymiş, öt bakalım.
Halit'in kasasındaki birkaç mücevher sahte çıkmış.
Aa!
Ee?
Yani yıllardır hiç kimsenin yanaşamadığı o meşhur Halit'in kasası...
...Yıldız'ın gazabına uğramış.
Allah Allah! Peki, Yıldız nasıl cesaret etmiş böyle bir şeye?
Vallahi etmiş.
Bu durumda bunu ispat etmek bana düşüyor.
Gene hangi yollarda heder olacağız kim bilir? Off!
Merak etme, ben kendim hallettim bile.
Kendin hallettin?
Abla, umarım bu kendi halletmelerin şöyle genele yayılır da...
...ben de biraz rahat ederim.
Bak, İstanbul'da bu işi en iyi yapan tek bir usta var.
Yarın onunla konuşacağım.
Eğer bu işi Yıldız onunla yaptıysa adamı alıp doğru Halit'e.
İyi de sen hani Yıldız'la uğraşmaktan vazgeçmiştin, ne oldu?
Ha, yeni bir şey çıkınca gene dayanamadın, değil mi?
Bunu sadece Yıldız'ı rezil etmek için değil...
...Halit'i de meşgul etmek için yapıyorum Caner.
İyi, peki.
Alihan'da durumlar ne? Var mı o cephede yeni bir şeyler?
Yok ama olacak.
Ha, olacak ama sır.
Hayhay, ben hiçbir şey sormuyorum.
Hiçbir şey merak da etmiyorum ve gidiyorum. Bye bye.
Bye bye canım.
(Müzik)
(Telefon zili sesi)
Alo.
Selam dostum, ilk alımı bugün yaptık.
Güzel.
Yani kimseye belli etmemek için de azla başladık.
Geç olsun, güç olmasın yani.
Ne yaptın, aldın mı Brüksel'e biletini?
Aldım, aldım. Fakat herkese Almanya'ya gidiyorum diyeceğim.
Oraya gittiğimde seni haberdar ederim, tamam mı?
Aynen.
Kimseyi uyandırmadan bu işi bitirebilirsek ne âlâ Hakan.
Hı hı. Tamam, tamam.
Alihan, bir şey daha söyleyeceğim sana.
Ne oldu?
Bizim iş uzun ve meşakkatli bir iş.
Hemen sonuca varmamız mümkün değil, biliyorsun sen de. Tamam...
...hırsını ve aceleni anlıyorum ama...
...işten sebep, özel hayatından vazgeçmeni gerektirecek...
...bir durum yok ortada kardeşim, onu söyleyeyim sana.
Ne diyorsun Hakan?
Yani Zeynep'i bu aralar biraz ihmal mi ettin acaba?
Bunu şimdi konuşmasak, olmaz mı?
Tamam, şimdi konuşmayalım ama...
...eninde sonunda bu konuyu konuşacağız tekrar, biliyorsun.
Biliyorum.
Görüşürüz.
İyi, hadi. Bye bye.
(Müzik)
(Arama tonu)
Kemal beni aramayı niye kesti?
Birinin dolduruşuna mı geldi acaba?
Üff!
Gümüşler parlatılıyordu haftada bir.
Malzemesi galiba banyoda mıydı?
-Ben bulurum efendim. -Tamam.
Camları dert etme, şirket siliyor.
Küçük Ender iş başında yine.
Onun dışında soframız çok önemli...
...her akşam çok güzel bir şekilde hazırlansın.
-Tabii ki efendim. -Halit de hassastır bu konuda.
Nereye hayatım?
Biz aşağı, odaya iniyoruz. Çalışma odasına.
Peki.
Şimdilik başka bir şey yok. Sen bana bir şey soracaksan istediğin zaman sor.
-Tamam efendim. -Yeşil çay alayım ben.
Hemen efendim.
-Aa, sana da içki mi söyleseydim? -Ben artık içmiyorum Yıldız.
Aa! Kemal'le yürüyüşe gidiyorsun diye mi?
Sana ne? Sana ne, sen o burnunu niye her şeye sokuyorsun?
Sen doldurdun Kemal'i, değil mi?
Çünkü hazmedemedin bizim görüşmemizi.
Ben Kemal'i nerede göreceğim de dolduracağım?
Konuşmadım, görmedim.
Yıldız, senin işin belli olmaz. Biliyoruz bunu.
Nasıl daha önce görüşürken, "Yoo, görüşmüyorum." dedin...
...şimdi de aynı şeyi yapıyor olabilirsin, değil mi?
Ben şimdi anladım.
Kemal seninle görüşmeyi mi kesti?
O yüzden herhâlde böyle saldırgansın. Sinir yapar çünkü.
Yoo, hiç yok öyle bir şey.
O zaman sana içme dedi.
Sen de içmeyince ayık hâlini tanıdı, baktı ki sarhoş hâlinden de beter.
Çocuk tabii ufak ufak uzadı.
Sen ne saçmalıyorsun kendi kendine?
Anlamış senin çekilir dert olmadığını.
Tabii, sana baban katlanamıyor. O nasıl katlansın?
Hissetmiş nemrutluğu.
Yeşil çayım gelirse, odama yollarsın. Sağ ol hayatım.
(Ayak sesi)
Ne oldu Zehra?
Yok bir şey, yok.
Koş, koş. İç bir tane.
(Figen) Efendim, ben yardımcı olayım.
İstemez. Sen işine bak. Yardımcı olacakmış.
Ne diyorsun Selim?
(Kapı zili sesi)
(Selim ses) Ben böyle birdenbire duyunca şaşırdım.
Ne haber kardo?
Bugün beni kurtardığın için sana teşekkür etmeye geldik.
-Geldik derken? -Ha, geldik.
Sen de mi geldin?
Oldu olacak ayrı eve çıkalım biz hep birlikte.
Anlaşamayız.
Bence de anlaşamayız.
-Gelelim mi? -Gelin. Gelmişsiniz zaten.
Oo! Tipik bir orta sınıf evi.
Çatlamış duvarları ve sararmış tavanıyla abartısızlığın eşsiz bir örneği.
(Caner) Ucuzluk ön planda olduğu için polyester kumaşlar kullanılmış.
Mobilyalar da seri üretim ama içine sevgi katıldığı için hiç göze batmıyor.
Sen artık susacak mısın, ben sana içine ne kattığımı söyleyeyim mi yoksa?
Ulan bu da hep bir atar, hep bir gider.
Zeynoş, kız, nasıl kurtardın beni bugün?
Bir de Emir Bey demeler falan. Yakıştı da ağzına.
İşte mecbur, uyduk bunun aklına.
Bunun aklına? Benim aklım olmasa siz ne uyduracaktınız?
İşte ben de onu demeye çalışıyorum Canerciğim.
Olmasaydın, hiçbir şey uydurmayacaktık.
Nerede alavere dalavere, orada sen varsın.
Sağ ol. Eksik olma. Yıllarımı verdim bu işe.
(Kapı zili sesi)
Kim geldi? Birini mi çağırdınız?
Ben kimseyi çağırmadım.
Lila gelmiştir belki.
Oğlum, sen hiç akıllanmayacak mısın? Şimdi Alihan gelse şuraya?
Yok, yok. Alihan gelmez.
Ben sizin aranızdaki soğukluğun bir süredir farkındayım zaten.
Lila'yı niye çağırdın?
Oğlum, Allah Allah!
Merhaba Zeynep.
Biz aramızda konuştuk da bugün için sana teşekkür etmeye geldik.
Keşke bana da haber verseydiniz geleceğinizi ama...
...neyse. Gel.
Kusura bakma, haber vermediler mi?
Tamam, önemli değil. Hadi, gel sen.
-(Lila) Selam. -Selam canım.
Hişt! Kız, oturma. Oturmadan bir çay koy bize.
Sizin buralarda akşamları çay içiliyordu, değil mi?
Hı, çay içiliyor. Yanında da bir güzel dayak yeniyor, istersen eğer.
Ay, ne güldüm ne güldüm. Agresif.
Hep ya, hep.
Cık cık!
(Yıldız) Halit.
Oo! Yıldız'ım buradaymış. Gel.
Gel kız, konuşalım seninle biraz beraber.
Zehra, sen ne içtin?
Sana ne be?
Sana ne, ne içtiysem içtim. Bir sakin ol Yıldız.
Böyle bir rahatla, bir rahat ol.
Sen şu tek kişilik partine odanda devam et.
Çünkü baban gelirse, evde huzursuzluk çıkacak, hadi.
Beni böyle çok düşünüyormuş gibi de davranma artık.
Ne hâlin varsa gör, senin düşündüğümden değil.
Evde huzursuzluk çıkacak. Hadi kalk.
Bırak, sana ne, ne çıkarsa çıksın, ev benim.
İster huzursuzluk çıkarırım, ister çıkarmam.
İster barış içinde yaşarım, sen hiçbirine karışamazsın bunların.
Ne oluyor burada? Sarhoş musun yine sen?
Hayatım, ben uyardım ama.
Benim geri zekâlı kızım, sen ne zaman akıllanacaksın?
Ya yeter! Sen de bir gün beni savun!
Şu paçozun bile diline düştüm ben senin yüzünden!
Bana bak, düzgün konuş benimle!
Halit, tamam. Sinirlenme. Lütfen.
-Baban var karşında senin. -Ya tamam, bir vur, bir kere vur, rahatla!
Bana bak, al şunu götür odasına, elimden bir kaza çıkacak.
Tamam hayatım, sinirlenme sen, gel. Ben ilgileneceğim.
İyi geceler babacığım. İyi geceler.
Zehra.
Benim canım üvey annem, yılın üvey annesi.
Nasıl güzel kurtardın beni babamdan. Aferin sana.
Neyse, hadi gel. Çok içtin sen.
Hişt! Dur, önce bir şey söyleyeceğim sana.
Senin bu güzel kafanın içinden geçenlerin...
...hiçbir tanesi gerçek olmayacak.
Çünkü Kemal beni seviyor. Çünkü Kemal'le ben evleneceğim.
-Ne diyorsun sen? -Ne oldu, zoruna mı gitti?
Bak, ben hepinize Kemal'le evlenip gününüzü nasıl gösteriyorum.
Önce o babama, sonra sana gününüzü nasıl gösteriyorum, sen bir izle.
Çok içtin ya, saçmalıyorsun. Yürü.
Dur bakayım, zoruna mı gitti senin?
Ne oldu? Sen bölüşemedin Kemal'i benimle galiba?
Çok içtin ya, ne dediğini bilmiyorsun. Saçma sapan konuşma.
Ah! Yavaş. Bırak, canımı acıtıyorsun.
(Kapı kilitleme sesi)
(...) evlenirsin.
Nasıl temizleyeceğiz şimdi biz bu yalanı?
Atasözü bile var bunun.
Yalancının mumu yatsıya kadar diye.
Hiç kafanız çalışmıyor ki sizin. Ya Alihan duysa, ha?
Ben de varım işin içinde.
Aman, aman, sen hep kendini düşünüyorsun zaten, hep kendini.
Ben kendimi mi düşünüyorum?
Ben nasıl temizleyeceğiz bu işi diyorum.
Ben annemle konuştum, bir süre dayıma ve babama söylemeyecek.
Hah, bravo Lila. Yalan yalanı doğuruyor işte.
Bak, o konuda haklısın işte.
Ben bu işe yıllarımı verdim, bu böyledir. Yapacak bir şey yok.
Ama tamam. Tamam, merak etmeyin, biz artık bir takımız.
Hı hı, takım. Takıma bak, yalancılar takımı.
Nasıl dedin onu öyle birden?
Sen müsterih ol kanka, hiç merak etme.
Ben bize böyle daha havalı, daha kriminal bir isim düşüneceğim.
Kafayı yiyeceğim.
'Zeynoşka'...
...bak, ben şu kayınvalidemle şu yemeği yiyeyim, sonra seni azat edeceğiz yavrum.
Kayınvalidem mi?
Ne sandın kız?
Alacağım karşıma seni, vereceğim soyadımı, bitireceğim bu işi.
Evet, oldu. Hadi bakalım, kalkın.
Ne oluyor? Nereye?
Ben yatağa, siz de dışarı.
Hadi bakalım, umutsuz hayalperestler, yürüyün.
Allah Allah! Bayağı sepet havası, ha?
Aynen öyle canım, aynen öyle.
-Zeynep, konuşalım ama yine olur mu? -Tamam, konuşuruz.
Zeynocuğum, araşalım, tamam mı?
Biz seninle ne zaman araştık da araşıyoruz şimdi?
Surata bak şunun.
Ben senin beni sevebilme ihtimalini artık Allah'a havale ettim.
Hadi canım, yallah, hadi.
Hadi bye canım.
Bıktım.
(Telefon zili sesi)
Efendim Yıldız.
Kemal, Halit çıkınca sana haber vereceğim.
Yarım saate adam burada olur mu?
Olur, olur. Ben de zaten şimdi takıları almaya gidiyordum.
Tamam, haber ver bana.
Tamam, veririm. Sonra bir yerde buluşuruz, takıları da sana veririm.
Olur. Sen benden ne istediğini hâlâ söylemeyecek misin?
Yok. Henüz değil.
Çok gıcık oluyorum sana.
Ee, evet, tamam. Oldu. Randevu almak istiyordum ben.
Ben çıkıyorum, geliyor musun?
Tamam hayatım. Güzellik merkeziyle telefondayım da. Geliyorum.
Oldu, tamam.
Kapatıyorum.
(Kapı vurma sesi)
Gel.
Günaydın.
-Günaydın. -(Zeynep) Erkencisin bugün.
Erken kalktım bayağı.
İyi misin? Yorgun görünüyorsun.
Yorgunum.
Alihan, aklım hep sende, biliyorsun değil mi?
Merak etme.
Yorulduğuma değecek.
Ben senin istediğin her şeyi başarabileceğini biliyorum.
O yüzden hep de yanındayım.
Biliyorum.
(Kapı vurma sesi)
Aa! Kusura bakmayın, sonra geleyim ben.
Yoo. Gel.
Yok, yok. Ben de gidiyordum zaten.
Hadi görüşürüz.
Oh!
Ne durumdasın?
Darmadağın.
Ablanla konuştun mu peki?
Evet.
Uğradı beş dakika.
Yüzünü görmek istemiyorum. Ona da kızgınım.
Alihan, ona niye kızgınsın?
Kadın ne yaptı? Hiçbir şeyden haberi yok zavallının.
Biliyorum.
Ama bu olayla ilgili kimseyi görmek istemiyorum.
İyi, iyi. Peki, tamam. Ben seni kendi hâline bırakıyorum.
Bu arada Halit geliyor, biliyorsun.
Keşke hiç gelmese.
Bu toplantıları da buraya aldık, iyi olmadı.
İdare edeceğiz artık.
Bak, sakın öfkene yenilip bir şey yapayım deme, gözünü seveyim.
Asla.
Evet, zor duruyorum, zor tutuyorum kendimi.
Ama öfkemi kontrol edemeyip, bu işi berbat etmem. Merak etme.
İyi.
Gittim ben.
(Müzik)
(Çarşı ortam sesi)
Merhabalar.
Merhaba beyefendi.
Benim bir arkadaşım buraya birkaç parça takısını bırakmış.
İsmi Yıldız Argun.
Yıldız Argun, bildim.
Sarışın, yeşil gözlü bir hanım. Hatta geçen mesaj attıydı.
Aynen, ben o takıları istiyorum lütfen.
Tabii, bir bakayım.
Buyurun, bir tanesi bu.
Diğeri de bu.
Aynen, bunlar. Peki, benden önce size bu takılarla ilgili...
...herhangi bir şey soran oldu mu?
Yok, olmadı.
Güzel. Tamam. Ben bunları satın almak istiyorum.
Hayhay.
Yalnız sizden bir ricam olacak.
Eğer birisi gelir, benden sonra bu takılarla ilgili bilgi isterse...
...kesinlikle bilgi vermiyorsunuz, anlaştık mı?
-Olur tabii. -Yıldız Argun ismini duymadınız...
...ve olur da birisi gelirse, ne yapıyorsunuz? Beni arıyorsunuz.
Ararım tabii beyefendi.
Dünyanın parasını vereceksiniz. Siz hiç merak etmeyin.
Sağ olun. Borcumu da öğreneyim mi ben?
Buyurun.
Tamam, alayım.
Vay Yıldız vay!
(Müzik - Gerilim)
Saffet Usta?
Buyurun hanımefendi.
Ender Çelebi.
Buyurun.
Evimden çalınan mücevherleri arıyorum.
Size satılmış diye bir bilgi geldi.
Ben çalıntı mal almam. Yanlış yere geldiniz herhâlde.
Yok, öyle basit bir hırsızlıktan söz etmiyorum.
Bayağı ev hanımı görünümlü, güzel bir kızdan bahsediyorum.
Saffet Usta, bu iş mahkemeye taşınacak.
Siz de yanarsınız.
Takıları siz değiştirmişsiniz.
Ben o işleri bırakalı yıllar oldu. Dileyen gitsin, mahkemeye versin.
Ben ne birinin malını aldım ne de değiştirdim.
Öyle mi? Emin misiniz?
Tabii ki eminim.
Bakın, gelen kızın ismi Yıldız Argun.
Bu kızın kocası çok güçlü bir iş adamı.
Ve bu kız kocasını da dolandırıyor.
Başınız gerçekten belaya girebilir.
Söylediğim gibi hanımefendi, ne ben öyle birini gördüm ne duydum.
Biz artık imitasyon yapmıyoruz.
Okey.
Şu anda söylediklerinize inanmaktan başka bir çarem yok.
Ama eğer yalan söylüyorsanız...
...adalete hesap vermek zorunda kalacaksınız. Haberiniz olsun.
Dileyen buyursun gelsin, benim alnım ak.
Öyle olsun bakalım.
(Müzik)
Alo.
Kemal Bey, şimdi bir kadın geldi.
Ender Çelebi.
Günaydın efendim. Bir isteğiniz mi vardı?
Günaydın.
Bir isteğim yok. Tamirci gelecek, onu bekliyorum.
İsterseniz siz oturun, ben geldiğinde size haber vereyim.
Yok, ben hallederim. Sen geç mutfağa.
Peki efendim.
Iyy! Şunu da hiç sevmedim, işgüzar. (Kapı zili sesi)
(Müzik - Gerilim)
Merhaba. Yıldız Hanım'a gelmiştim.
-Benim. Gelin. -Merhaba.
Size bir şey soracağım.
Yapacağınız işlem çok uzun sürmez değil mi?
-Kasadan kasaya değişir. -Hmm.
-Yalnız çok fazla vaktiniz yok. -Hiç merak etmeyin.
(Ayak sesi)
Hayırdır, yine mi soyulduk?
Hayret, sen nasıl uyandın bu saatte?
İçki de içtiğin için kendine gelemezsin sanmıştım.
Bu kim Yıldız?
Beyefendi marangoz.
Ben artık dolabıma sığmıyorum da dolap yaptıracağım.
Tabii sığmazsın sen dolabına. Senin alışverişine dolap mı dayanır?
Ben de bir iki bir şey yaptırmak istiyordum.
-Siz bir gelir misiniz benimle? -Zehracığım...
...yalnız beyefendinin çok az vakti var. Onu da bana ayıracak. Maalesef.
Yıldızcığım, senin marangozunu kullanmak da mı yasak?
Sanki sen veriyorsun parasını. Gelin siz.
Neyse, siz yardımcı olun. Ben geleceğim yanınıza Zehracığım.
(Müzik - Gerilim)
(Telefon zili sesi)
Gelsin.
(Kapı açılma sesi)
Merhaba Alihan. Nasılsın?
Hoş geldin. Nasılsın?
-İyiyim. Sen nasılsın? -Geçelim.
Yok, acelemiz yok. Bir iki şey söylemem gerekiyor.
Dinliyorum.
Değişik bir durum dikkatimi çekti de.
Ne gibi?
Son zamanlarda yabancı bir firma...
...bizden hisse alımları yapıyor.
Büyük miktarlarda mı?
Değil ama buna rağmen araştırdım.
Brüksel bağlantılı bir firma çıktı.
Ha. O zaman sıkıntı ne?
Tedbir almak gerek.
Çünkü beni yok etmeye çalışan bir sürü insan var.
Birilerinin canını yaktıysan, normal.
Alihan...
...ben sadece kadınların canını yakarım.
Onlardan birinin de böyle bir şey yapmaya cesareti olmaz.
Kemal'den şüpheleniyorum.
Zannetmiyorum.
Boşuna pimpirikleniyorsun.
Doğru söylüyor olabilirsin ama yine de tedbir alalım.
Peki.
Ben ilgileneceğim bizzat bu meseleyle.
Tamam, sağ ol.
(Kapı vurma sesi) (Kapı açılma sesi)
İstediğiniz evraklar burada Alihan Bey.
(Alihan) Ne ikram edeyim?
Ben bir şey içmeyeyim, sağ ol.
(Müzik)
Bakıyorum ofisinde çirkin kadın yok.
Haklısın, ben de etrafımda güzel kadın olsun isterim.
Benim öyle bir derdim yok.
Neden olmasın ki?
Aslında haklı olabilirsin.
Zamanımız kadınları çok tehlikeli.
Dikkat etmek lazım.
Ben de yüz vermeye korkuyorum.
Hepsinin gözü üstümde.
Öyledir.
Gerçi her zaman kadınların ilgi odağı oldum.
Farkında olmadan kim bilir kaç yuva yıkıldı.
(Halit) Suç benim mi? Asla.
Zamanında sevgilisini, kocasını bırakıp bana gelen çok kadın oldu.
Hepsi bana âşıktı.
Peki sen, âşık mıydın?
Sence?
Ben o kadar çok sevildim ki...
...sevmeye vaktim olmadı.
Ben sadece gönül eğlendirdim.
Benimle evleneceksin.
Hem ortağın hem karın olacağım.
(Müzik - Gerilim)
Toplantıdan sonra bir yere uğramam lazım. Geçelim mi bir an önce?
Ee söylesene Alihan. Hadi gidelim.
(Kapı açılma sesi)
(Müzik)
Açılmıyor mu?
Bir saniye.
Hah, oldu!
-Size bir şey soracağım. -Evet.
Ben şimdi bunları alıyorum, yerine gerçekleri koyacağım ya...
...bunun kilitlenmemesi lazım.
Şöyle falan tutsam bir şey olur mu?
Dışarıdan bakıldığında anlaşılması imkânsız. Kasayı açması lazım.
Tamam.
Kilitlenmedi değil mi?
O şekilde oldu.
Tamam, çok teşekkür ederim.
Ben Kemal'e haber vereceğim.
Rica ederim de bu aşağıdaki bayana ne diyeceğim?
-Onu boş verin. Ben hallederim, gelin. -Tamam.
(Müzik)
(Yıldız) Neyse o zaman Yılmaz Usta, ben vazgeçtim.
Zehra Hanım sizi arayacak.
Tamam Yıldız Hanım.
Beyefendiyi yolcu edin.
Ne oldu?
Ben vazgeçtim ama söyledim Zehra arayacak diye. Sen ararsın.
Sen niye vazgeçtin?
Ne bileyim, bir ölçü alamıyor, bir beceriksiz geldi.
Hem de marangoz fikri de çok demode.
Ben İtalyan bir mobilya sipariş veririm diye düşündüm.
Sen sipariş vereceksin, ben ustaya yaptıracağım.
Yani Yıldız ne bileyim, sen sipariş veriyorsan...
...benim bütün İtalya'yı eve getirmem lazım ya.
Getir o zaman Zehracığım.
Hadi ben gidiyorum.
(Yıldız) Gelme sen. Ben giderim.
Bugün daha iyi gibisin.
İyiyim. Artık kafaya takmayı bıraktım, anı yaşamaya çalışıyorum.
Ha şöyle ya! Geberip gideceğiz kuzi.
O öyleydi, bu böyleydi derken hayat akıp gidiyor, ya (...)!
Söyleme şunu İrem!
Aman, siz de fazla kibarsınız.
-İrem. -Ha?
Ben bugün düşündüm de...
...galiba yeterince Alihan'ın yanında olamıyorum.
Yani onunla ilgili korkularım yüzünden...
...ne bileyim, bencilce davranıyorum sanki, ilk önce kendimi düşünüyorum hep.
Öz eleştirilerce diyorsun.
Yani, öyle değil mi ama?
Belli ki bir derdi var, bana anlatamıyor.
Ben de beni bırakacak korkusuna hiç onun yanında olamıyorum.
Ama benim başıma böyle bir şey gelmiş olsaydı...
...o böyle davranmazdı bana.
Zeynep, haklısın da biraz ince düşünüyor olabilir misin?
-(Erkek) Buyurun, latteler hazır. -Teşekkürler.
Öyle de benim de huyumu biliyorsun.
Yani ben her şeyi abartıyorum işte böyle.
Sevince çok seviyorum, sevmeyince hiç sevmiyorum.
Konuşmaya başlayınca hiç susmuyorum, susunca hiç konuşmuyorum.
Bir şey kafama takılınca onu halletmeden uyuyamıyorum.
Yani kendini törpülemek istemen gelişme katettiğini gösterir.
(İrem) Bu kadar umutsuz olma bence.
İrem...
...ben Alihan'a bir sürpriz yapacağım.
Ne sürprizi?
Evlenme teklifini kabul edeceğim, herkesin önünde.
Ne? Zeynep, gerçekten mi?
Gerçekten. Ben seviyorum Alihan'ı.
Yani artık ne yaşayacaksak iyiyse de kötüyse de birlikte yaşayalım.
Vakit kaybetmek istemiyorum ben.
Vay be, aşk, sen nelere kadirsin be.
Hadi Hakan'ı ara da bize yardım etsin.
Hakan bu akşam yurt dışına gidiyor, yok.
Aa, yok mu?
Hmm... Neyse ya. O zaten şimdi Alihan'a söylerdi falan.
En azından bu ihtimali ortadan kaldırmış olduk.
Kızım, ben ne güne duruyorum? Emir'i de ararız, o da yardım eder.
-Hep beraber çözeriz, ne olacak? -Tamam.
Bizim hep gittiğimiz bir mekân vardı, orayı kapatırız.
-Ben de şarkı söylerim. -İyi, tamam.
Ay çok heyecanlı. Şey, ben o zaman Emir'i arayayım, gelsin, yardım etsin.
(Müzik)
(Yıldız) Bir beş dakika bekleteceğim sizi, hemen geliyorum.
(Müzik)
Evet, alabildin mi?
Çok şükür.
Yalnız tahmin ettiğimiz gibi Ender'e haber uçmuş hemen.
Salak Zehra söylemiştir. Sen nereden öğrendin?
Kuyumcuyu tembihlemiştim benden sonra birisi gelir, soruşturursa...
...bana haber ver diye. O aradı.
Adam bir şey söylememiş değil mi?
Yok, tembihledim dedim ya.
İyi.
Her şeye burnunu sokmasa rahat etmiyor, ruh hastası.
Yıldız, yalnız bir şeyi merak ediyorum.
Sen bunların gerçek olduğunu Halit'e nasıl söyleyeceksin?
Adamın teki geldi, gerçeklerini yerine koydu demeyeceksin herhâlde?
Sen o kısmı düşünme canım.
Gerçi o da doğru.
İş dolap çevirmeye gelince senden iyisi yok değil mi?
Sen bana laf söyleyeceğine...
...Zehra'yla samimiyetine dikkat et.
Neden, ne oldu ki?
Ay ne olacak? Âşık olmuş sana salak.
Hmm.
Niye sırıtıyorsun? Zehra'ya bakacak hâlin yok herhâlde?
Yıldız, kime baktığım seni zerre kadar ilgilendirmez.
Neyse, seninle bir anlaşma yaptık.
Ben anlaşmanın bana düşen kısmını yerine getirdim.
Şimdi sıra sende.
Hazır mısın?
Söyle.
Bir gece bana gelmeni istiyorum.
Anlamadım?
Anlamayacak ne var? Bir gece bekliyorum işte.
Kemal, ben gece gece sana nasıl geleyim? Delirdin herhâlde!
Yıldız, her şeyi hallediyorsun, bunu da halledersin sen.
Ayrıca bana verdiğin sözü de tutmayacak değilsin, değil mi?
Sana inanmıyorum Kemal!
(Kemal gülme sesi)
Ben gidiyorum.
(Müzik)
(Yıldız) Teşekkürler. Devam edelim.
(Telefon zili sesi)
Nasıl anladınız adınızın geçtiğini acaba?
Efendim Ender Hanım?
(Ayak sesi)
Ender Hanım.
Kemalciğim.
Bu aralar biraz sık mı görüşüyoruz, yoksa bana mı öyle geliyor?
(Gülme sesi)
Belki daha da sık görüşebiliriz, belli mi olur?
Siz beni sevdiniz bence.
Aramızdaki sizli bizli konuşmayı...
...bir kaldırsak mı artık acaba Kemalciğim?
Yoo, kalsın. Ben resmiyetten hoşlanırım Ender Hanım.
Ayrıca içimden bir ses diyor ki...
...Ender Hanım'la samimiyeti ilerletme.
(Gülme sesi)
İnkar etmeyeceğim, tehlikeli olduğum doğrudur.
Ama bu karşımda yer alanlar için geçerli.
Yanımda duranlara dokunmam ben.
Olsun, ben yine de kendimi garantiye alayım da.
Al tabii Kemalciğim.
Ama önce beni bir dinle istersen, ha?
Tabii. Buyurun, dinliyorum.
Aklımda bir şey var.
Çok büyük ve yapılması çok zor bir şey.
Tabii şimdilik bunu bana söylemeyeceksiniz.
(Gülme sesi)
İşte seninle ilgili bunu seviyorum, zekânı.
Eğer başarabilirsem, senin elindeki otel hisselerine ihtiyacım olabilir.
Ender Hanım, benim hisselerim az ama.
Az ama önemli.
Şimdi bana cevap ver.
Eğer çok güçlü bir ortakla gelirsem...
...Halit'e karşı bizim yanımızda yer alır mısın?
Halit'e karşı sizin yanınızda?
Alırım.
Anlaştık o zaman.
Anlaştık.
Ne içersin Kemalciğim?
Su alayım.
Aferin kız, vallahi harika fikir ha!
(Emir) Hep erkekler mi teklif edecek ya? Ne bu bize yüklenen misyon?
Ben evlenme teklif etmiyorum. Onun teklifini kabul ediyorum.
(Emir) Aman, hepsi bir değil mi zaten?
Bak, bu senin için küçük ama kadınlar için çok büyük bir adım.
Ben de bekleyeyim, Lila bana teklif etsin.
Hı hı, çok beklersin sen daha.
Aman!
Neyse, onu bunu boş ver. Ben bu akşam kafeyle konuşuyorum...
...artık İrem'le sen de paslaşır, hazırlıklara başlarsınız.
Tamam kanka, o iş bizde ya.
Oo! (Gülme sesi)
-Al bakalım. -Sağ ol.
Zeynep Hanım, Allah bir yastıkta kocatsın.
Bizi çağırmak yok mu?
Bana bak Caner, burada duyduklarını o gudubet ablana...
...anlatırsan var ya, senin o gözlerini oyarım, haberin olsun.
Ayy! Surata bak be, katil!
Ne yapacaksın sen adamla evlenince? Bir yastıkla boğacak mısın herifi?
Aman, tamam, söylemeyiz, merak etme.
Yok, ben seni uyarayım da baştan.
Neyse, iş bölümü yapıyordun. Bana da versene bir iş.
Belertme öyle gözlerini ya. Bana bak, bu sürprizi bozarım...
...bak, uzaydan bile daha boş arkadaşlarım var, hepsini oraya yığarım.
En mutlu gününüzde unutulmaz dakikalar yaşarsınız ha!
Tamam, gel Caner, gel!
Süslemeyle falan ilgilenirsin sen de.
Hah! Süslemede bir dünya markasıyım.
İyi o zaman, kaçalım biz hadi.
-Aynen, şirketten laf gelmesin. -Tabii.
Hadi 'byes'.
Hadi bye bye.
(Telefon zili sesi)
-Alo. -Alo, Zeyno.
Ne haber?
İyiyim. Ben de seni arayacaktım.
Sana bir haberim var. Neyse, sen iyi misin?
-Niye arayacaktın, ne oldu? -Yıldız...
...ben bir karar aldım.
Ayy, sakın Alihan'dan ayrılıyorum falan deme.
Saçmalama Yıldız, hayır.
Yani...
...ben Alihan'a sürpriz yapmaya karar verdim.
Evlenme teklifine evet diyeceğim. Yarın, herkesin önünde.
Aa! İnanmıyorum, çok sevindim.
Nasıl karar verdin bir anda?
Verdim işte. Zaman kaybetmek istemiyorum.
Bu arada bütün küslüklere de son vereceğim.
Ablasını da aradım, onunla konuşacağım bugün.
Onu da davet edeceğim yarına.
Aferin benim akıllı kardeşim. Bak, sonunda dediğime geldin.
Sen de evlen, evinin hanımı ol. Oh, beraber alışveriş yapar, gezeriz.
Yıldız, ne alakası var ya? Ben bu yüzden mi evleniyorum?
Alihan'ı sevdiğim için evleniyorum ben.
Benim günlük hayatımda bir değişiklik olmayacak.
Ben hâlâ işe gidip gelmeye devam edeceğim.
Zeynepciğim, kardeşimsin diye söylemek istemiyorum ama...
...Alihan'a dört elle sarıl. Çünkü seni bu sıkıcılıkla kimse almaz.
Sağ ol ablacığım, çok sağ ol!
Neyse, o değil de ben senden bir şey isteyeceğim.
Yardımına ihtiyacım var.
(Yıldız) Anlat, dinliyorum.
(Kapı vurma sesi)
Gel!
Ben havaalanına gidiyorum.
İyi yolculuklar.
Toplantı sert geçmiş gibi görünüyor.
Ona bir şey yapamamak çok canımı sıkıyor.
Alihan, sabret biraz.
İki günde şüphelenmiş alımlardan bu arada.
Bunu biliyorduk.
O yüzden farklı farklı firmalardan alım yaptık.
Evet. Ben de bu işle ben ilgileneceğim dedim, o da olur dedi zaten.
Merak etme, anlayacağını sanmıyorum.
Sen biraz dinlensen mi artık?
Zeynep'e ayıracağım akşamı.
Dönüşte görüşürüz.
(Müzik - Gerilim)
(Kapı kapanma sesi)
(Kafe ortam sesleri)
Hoş geldiniz.
Beni kırmayıp geldiğiniz için teşekkür ederim.
Önemli dediğin için geldim.
Önemli zaten. Buyurun, oturun lütfen.
-Bir şey içer miydiniz? -Hayır.
Anlatacaklarını dinleyip gideceğim.
Peki.
Zerrin Hanım bakın, ben...
...Alihan'ı ne kadar çok sevdiğinizi ve...
...onu kendi çocuğunuz gibi gördüğünüzü biliyorum.
Alihan'ın bugünlere gelmesinde çok emeğiniz olduğunu da biliyorum.
Ve Alihan için hayal ettiğiniz gelinin ben olmadığımı da biliyorum.
Maalesef.
Ama işte bazen başta uygun görmediğiniz bir şey...
...sonradan iyi bir şeye dönüşebiliyor ya.
Yani?
Yani...
Alihan bana evlenme teklif ettiğinde ben...
...daha çok erken olduğunu düşünmüştüm.
Ama yarın herkesin içinde ona evet demeyi düşünüyorum.
Ne?
Ve bunu siz olmadan yapmak istemiyorum.
Neden ben olmadan yapmak istemiyorsun?
Benden çok hoşlandığını sanmıyorum.
Ben Alihan'a sürpriz yapmak istiyorum.
Ve biliyorum ki eğer siz olmazsanız bir tarafı hep eksik kalacak.
Gelirsiniz değil mi? Yani Alihan için.
İki ayağımı bir pabuca sokma Zeynep.
Söz vermiyorum. Gelirsem gelirim.
Tamam.
Tamam.
Görüşürüz.
(Müzik)
(Kapı zili sesi)
(Halit) Anladım.
(Halit) O zaman detayları akşam yemekte konuşalım, olur mu?
Hoş geldiniz efendim. Bu arada Halit Bey geldi, odasında.
-Bilginiz olsun. -Halit mi?
Hayatım, erken gelmişsin.
İşim erken bitti. Üstümü değiştirip çıkacağım da.
-Hmm. -Sen nereden geliyorsun?
Ben de Aslılarlaydım. Yeni bir restoran açılmış, oraya gittik.
Ha, iyi yapmışsın.
Bugün bir şey öğrendim. Sana onu söyleyecektim.
Bu bizim eve gelen eksperler var ya...
...sen onlarla ilgili olayı duydun mu?
Hayır. Ne olmuş?
Bunlar daha önce de başka evlere gidip...
...onların mücevherlerine de sahte demişler.
Yok canım, uyduruyorlardır.
Hayır hayatım, uydurmuyorlar.
Bilerek sahte diyorlarmış ki sigortadan muaf tutsunlar.
Sonra da evlere adam yollayıp...
...gerçek takıları çaldırıyorlarmış.
Allah Allah.
Gerçi çok saçma geliyor bana ama.
Hayır hayatım, saçma değil.
Zaten bizim evdeki takıların sahte çıkması da çok saçmaydı.
Sen bence kuyumcunu ara, kuyumcun gelsin, baksın.
Hatta yeni bir eksperle beraber çağır.
Bir daha kontrol ettir yani. Ben çok şüphelendim, içime kurt düştü.
Aslında evet, doğru söylüyorsun.
Hayatım, bilmiyorum, bütün personelin kovulması işlerine de geliyor olabilir.
Ben korktum birazcık.
Sen mutlaka bence bunlara baktır.
Allah korusun eve bir adam yollarlar, bir şey yaparlar.
Evde küçük çocuk var, biz varız. Olmaz yani.
Tamam, ben yarın çağırırım.
Tamam hayatım. Bence o takılar sahte değil.
Hayatım, akşama bir şey yapalım mı?
Söyledim ya üstümü değiştirip çıkacağım diye.
Bir yemeğim var.
Peki.
(Müzik)
Öff! Benden önce eve gelmiş ya!
(Müzik - Gerilim)
Off!
(Müzik - Gerilim)
Anlarsa biterim.
(Halit) Yıldız!
(Kapı açılma sesi)
Yıldız!
Hayatım, tuvaletteyim.
İyi. Ben hazırlanıp çıkıyorum.
Tamam, ben de hazırım, geliyorum.
(Müzik - Gerilim)
Zeynep, ben de sana bakınıyordum. Nerelerdeydin?
Kahve içmeye gitmiştim.
Şey...
Gidelim mi buradan beraber?
Gidelim.
(Müzik - Duygusal)
Ben bunları çözemedim ya.
Yok, ben anladım abiciğim.
Ben yalnız öleceğim ya.
Bir gün bir kıza "Gidelim mi buradan yavrum?" diyeceğim...
...kız gidelim diyecek.
Ondan sonra nereye gidiyoruz, ne yapıyoruz, ben onu yemem...
...bunu sevmem, bundan hoşlanmıyorum falan deyip beni çıldırtacak...
...nereye gideceğimizi bile unutacağım.
Easy boy.
Sen de aradığın o kadını bulacaksın kardeşim.
Allah Allah! Sen buldun da bana akıl vermen kaldı.
Kızın annesi seni sadrazam torunu zannediyor, hatırlatırım.
Orası biraz sıkıntı ama çözeceğiz.
-Yerlerimize geçelim. -Geçelim canım.
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Müzik devam ediyor)
Kaçta gelirsin hayatım?
Geç gelirim. Ne oldu?
Ben de Zeynep'e gideceğim de o yüzden sordum.
-Kesin geç geliyorsun yani? -Evet, geç kalacağım.
Sen yine de çıkınca bana...
...ben çıktım eve geliyorum diye mesaj atsan olur mu?
Yıldız, ne oluyor?
Hiç, belki sana sürpriz yaparım.
Anladım. Peki, hadi görüşürüz.
Görüşürüz.
(Müzik - Gerilim)
(Yıldız iç ses) Bu akşam geliyorum.
(Mesaj zili sesi)
(Kemal dış ses) Bekliyorum.
Allah kahretsin seni Kemal. Bir eve davet etmen eksikti.
(Ateş sesi)
Nereden aklına geldi buraya gelmek?
Buranın bize ait olduğunu düşünüyorum hep.
Artık her yer bize ait.
Öyle.
Ama burası özel, değil mi?
Evet, özel.
İyi ki geldik buraya.
Hem seni de böyle huzurlu görmek bana çok iyi geldi.
Sıkıntını atlattın değil mi?
Zeynep, benim hayatımda bu sıkıntı bitecek illaki ama...
...yenisi başlayacak gibi.
Sanki bu benim lanetimmiş de...
...istemeden seni bunun içine sürüklüyorum gibi geliyor bazen.
Alihan, saçmalama ya.
Biz ne dedik? Her şeyi konuşarak çözeceğiz demedik mi?
Evet.
Ya konuşulmayacak şeyler olursa?
Olmaz.
Olmayacak.
Alihan.
Biz bunları çoktan aştık seninle.
Ayrıca yani senin derdinle ilgilenmek benim için yük değil ki.
Hayat bu, bugün sana, yarın bana.
Her şeyi ne kadar çabuk kabulleniyorsun. Ne kadar kolay.
Keşke senin gibi olsam diyorum bazen.
Öylesin zaten. Sen de benim gibisin.
Değilim.
Bak, her şey çok güzel olacak.
Biz o günleri birlikte göreceğiz.
Sen benim şansımsın.
Beni o kadar değiştirdin ki Zeynep.
Bazen soruyorum kendi kendime, acaba ben Zeynep'in şansı mıyım...
...yoksa şanssızlığı mıyım diye.
Ama cevabını bulamıyorum.
Ama sen gerçekten değiştin ya.
(Zeynep) Eskiden olsa “Ben senin şansınım Zeynep Yılmaz.” derdin.
Ne oldu şimdi? Hem niye benimle veda eder gibi konuşuyorsun?
Ben buradayım. Buradayım, hiçbir yere gitmiyorum.
Olsun.
Ben yine de bakayım şöyle yakından, ha?
(Müzik - Duygusal)
(Çakmak sesi)
(Kapı zili sesi)
(Kapı açılma sesi)
-Hoş geldin. -Hoş bulduk.
Gel dedin, geldim, memnun musun? (Kapı kapanma sesi)
Çok.
(Müzik - Gerilim)
Beni ayağına da getirdin. Söyle, ne istiyorsan yapacağım.
(Müzik - Gerilim)
Senden bir şey istediğimi nereden çıkarttın?
Altı üstü bir şeyler içeceğiz.
Eminim öyledir.
Yıldız, benim prensiplerin var. Evli kadınlarla asla olmuyorum.
Sen beni aşağılamak için mi buraya çağırdın?
Aşağılamak demeyelim de...
...kocanla evliliğini sürdürmek için ne kadar ileri gidebilirsin, onu merak ettim.
Tam sana göre bir hareket.
Ve görüyorum ki bu konuda hiçbir limitin yok senin.
(Müzik - Hareketli)
Bir daha yüzümü görmeyeceksin.
Yıldız, ben istedim diye değil, sen istedin diye buradasın.
-Beni sen mecbur ettin. -Bu dediğine kendin inanıyor musun?
Buraya gelirken yalnız kalacağımızı bilerek ve isteyerek geldin.
Neden geldin, çünkü kocanı sevmiyorsun.
Çünkü sadece onun sana sunduklarını seviyorsun sen.
Bırak beni!
Halit'le boşanmadan benimle olamazsın, bunu aklına yaz.
Senden nefret ediyorum.
(Müzik)
(Kapı kapanma sesi)
Sen bana bunu nasıl yaparsın ya?
-Zeynep... Zeynep... -(Zeynep) Sen bana bunu nasıl yaparsın?
-Ben sana inandım! -Zeynep...
-Zeynep, beni dinlemen lazım. -İnandım ben sana, güvendim.
-Sen bana bunu nasıl yaparsın? -Beni dinle! Dinle!
Neyini dinleyim ben senin? Ben sana inandım, güvendim.
Anlatabilirim, anlatacağım.
-Sus, anlatma! Anlatma! -Dinleyince hak vereceksin.
-Hak vereceksin. -Ne anlatacaksın, ne?
-(Alihan) Bana hak vereceksin. -Ne anlatacaksın, ne?
Beni dinle, beni dinle, yalvarırım. Dinle.
-İstemiyorum, sus. -Hak vereceksin diyorum.
-Zeynep, nedenlerim var. -Sus, sus!
Nedenlerim var!
Senin hiçbir şeyin benim umurumda değil. Bitti!
Bitti!
-(Alihan) Zeynep! -Senin hiçbir şeyin benim umurumda değil.
-(Alihan) Zeynep, ben çocukken-- -Sus, sus!
Sus, sus, sus!
Umurumda değil, senin çocukluğun da batsın.
Dünün de, bugünün de, yarının da batsın.
-Sen bana bunu nasıl yaptın? -Zeynep.
-Sen bana bunu nasıl yaptın? -Zeyno, anlatabilirim.
-Sen bana bunu nasıl yaptın? -Gerçekten anlatabilirim.
-Ne anlatacaksın ne, ne anlatacaksın? -(Alihan) Anlatabilirim, anlatabilirim.
Zeynep.
Zeynep!
(Müzik - Gerilim)
(Alihan iç ses) Uyandırmaya kıyamadım. Ben şehre dönüyorum.
(Alihan iç ses) Öğle yemeğinde bizim kafede buluşalım.
-(Erkek) Bu ürünlerde sorun yok. -Ne demek sorun yok?
Yok, mücevherler gerçek. Sertifikalarıyla birebir aynı.
Bak, dedim ben sana.
Sizden önce gelen eksperler bunların sahte olduğunu söyledi.
Kesinlikle olamaz efendim. Bana güvenmiyorsanız...
...başka firmalarda tanıdığım eksperler var, yönlendirebilirim.
Yok yok.
Ben bana bu yanlış bilgiyi veren adamdan hesap soracağım.
-Çıkabilirsiniz. -İyi günler.
Vay be!
(Yıldız) Hayatım, dedim ben sana. Bak, olan Aysel'e oldu.
Herkesi geri alamasak da en azından Aysel'i çağırsak?
Ben ona güveniyordum. Hem baksana, günahını almış olduk.
Neyse Yıldız, ben de böyle olsun istemezdim ama yapacak bir şey yok.
Hayatım, ne demek yapacak bir şey yok?
Ne yapayım, Aysel'i arayıp “İşine geri dön.” mü diyeyim?
Hayır hayatım, senin bir şey yapmana gerek yok, ben ararım.
Hem ben zaten evde yeni çalışmaya başlayan kadını da hiç sevmedim.
Ne olur Halit.
Ne kadar kıymetliymiş bu Aysel.
-Tamam, ara, gelsin. -Teşekkür ederim hayatım.
Uff, ayaklarıma kara sular indi ya. Sabahtan beri yok Eminönü, yok Karaköy.
Zıngıldama, zıngıldama!
(İrem) Aa, geldiniz mi çocuklar? Emir, şurayla ilgilensene ben...
(Emir) Tamam canım.
-(İrem) Ne yapıyorsunuz? -(Kadın) İyi, aynen.
-İyi bu, iyi. -Hazır o, onu al.
(Zeynep) Çocuklar!
-Hoş geldin. -Hoş bulduk, atıştırmalıkları da aldım.
Oh, iyi yaptın.
-Ne yaptınız? Ayy, çok güzel. -Değil mi?
Çok güzel tabii, sabahtan beri uğraşıyoruz deli gibi.
-Kız, sevdin mi? -Evet, çok güzel görünüyor.
Alihan şok olacak, şok!
Aa, balonları aldınız mı? Beyaz alsaydınız, ha?
-Aldık ya, aldık! -İyi, tamam.
Bir de bir şey söyleyeceğim...
...ben buraya gelene kadar Alihan'ın telefonlarını açmayacağım...
...sizi ararsa asla renk vermiyorsunuz, tamam mı?
Tamam da sen ne giyeceksin?
Düşünmedim ben daha, bakmadım.
Hişt bana bak, böyle gündelik paçoz şeyler giyme ha, tamam mı?
Düzgün şeyler giy.
Alihan beni o hâlimle seviyor, tamam mı?
O da onun zevksizliği artık, ne diyelim?
Canerciğim, sen bize katılmak istiyordun değil mi canım?
(Boğaz temizleme sesi)
Tamam, sustum.
İyi, tamam, o zaman ben kaçıyorum hemen. Hazırlanayım, haber vereceğim size.
Bunlar sana emanet, haberin olsun. (Öpme sesi)
Tamam, bende. Bye bye.
-Şuna bir tane daha ekleyelim mi? -Ya üç tane koyalım, ne olacak?
(Kapı açılma sesi)
Hayatım, aradım Aysel'i. (Kapı kapanma sesi)
-Birazdan burada olur. -İyi.
Ne Aysel’miş, konusu kapanmadı gitti bir türlü.
Benim için önemliydi.
Neyse, Zeynep, Alihan'a sürpriz yapıyor bugün, öğlen oraya gideceğiz.
-Ne sürpriziymiş bu? -Alihan'ın teklifine evet diyecek.
Alihan gibi bir adam kardeşine evlenme teklif ediyor ama kardeşin düşünüyor?
Kardeşin de bir tuhafmış ya.
Zeynep'in derdi hiçbir zaman evlenmek değildi, o sadece mutlu olmak istiyor.
Ablasına çekmemiş demek ki.
Ne dedin sen Halit?
Kötü bir şey söylemedim, niye alındın ki?
Sen de benimle evlenmek istiyordun ya, o yüzden öyle dedim.
Benim seninle evlenmek isteme sebebim metres gibi algılanmamaktı.
-Bunu bile anlayamamışsın. -Neyse, konuyu kapat.
İnşallah evlenirler ve mutlu olurlar.
Olacaklar. Ama senin pek inancın yok gibi.
Pek yalan söyleyemem, bana göre o işin pek oluru var gibi durmuyor.
-İnşallah yanılırım. -Evet, yanılıyorsun.
Çok mutlu olacaklar. Neyse, ben gidiyorum, hazırlanacağım.
13.30 gibi çıkarız. (Kapı açılma sesi)
(Araba sesi)
(Arama tonu)
Hadi Zeynep, aç şu telefonu.
(Telefon zili sesi) (Fön makinası sesi)
(Operatör ses) Aradığınız kişi şu anda cevap veremiyor.
(Operatör ses) Sinyal sesinden sonra mesajınızı bırakabilirsiniz.
(Mesaj sesi)
Zeynep, önemli bir konu var konuşmamız gereken, acil ulaşmam gerekiyor sana.
Mesajımı alınca beni arar mısın lütfen?
Gel Aysel.
Kapıyı kapat.
(Kapı kapanma sesi)
İstediğin oldu, işe geri alındın.
Teşekkür ederim efendim. Beni kollayacağınızı biliyordum.
Bilme Aysel, benden emin falan da olma.
Senin şantajlarına boyun eğip seni geri aldırdığımı düşünüyorsan yanılıyorsun.
Sen bu eve geri geldin çünkü benim işime yarayacaksın.
-Anladın mı? -Anladım.
Bir daha beni tehdit etmeye kalkarsan...
...gider Halit'e her şeyi bizzat kendim anlatır...
...geri kalan hayatımı da seni mahvetmeye adarım.
Duydun mu beni? Ben bu evden Ender'i gönderdim.
-Sen kendini sakın nimetten sayma. -Tamam Yıldız Hanım.
Bundan sonra benim lafımdan çıkılmayacak.
Bu evde ne olursa, ne duyarsan, ne görürsen gelip bana söyleyeceksin.
-Peki efendim. -Aferin.
Şimdi işinin başına dön.
(Müzik - Hareketli)
(İrem) "Nasıl oldu anlamadım..." Fa diyez galiba, değil mi?
-(Erkek) Buradan devam ederiz. -Tamam.
Bak, sonra Mecnun'a demiler ki, "Ey Mecnun, uğruna ölüp bittiğin kız...
...bu muydu?" Mecnun şöyle bir dönmüş, "Seninkini de biliyoruz 'hacıt'." demiş.
Anladın mı?
Ya Emir, sen bir saattir ne anlatıyorsun abiciğim, Allah aşkına ya?
Allah Allah! Nesini anlamadın ya?
Ya sabahtan beri balon şişiriyoruz...
...ne ciğerde hava kaldı ne beyinde fosfor, hiçbir şey anlamıyorum.
(Caner) Uff!
(Üfleme sesi)
-Yeter mi bu kadar? -Yeter ya!
Boş ver.
-Şunu bağla, elim ayağım uyuştu, al. -Ver ver.
Bak, o Zeynep de kıymetimi bilsin benim, benim düğünümde de böyle çalışacak o ha.
Oho, senin düğününe Zeynep pinpon olur, pinpon.
Belki benim düğünüme canım.
Ha ha! Sen de başladın böyle saçma sapan şakalar yapmaya.
Niye bozuluyorsun ki ha? Kaldıramadın mı?
Sus, tamam, nefesim kesildi.
Hello. Yardıma ihtiyacınız var mı?
Aman da aman, benim Tinker Bell'im gelmiş de asası neredeymiş bunun?
Ya Tinker Bell nedir Allah aşkına, Tinker Bell nedir?
İnsanın sevesi varsa da kaçar be!
Lila, bana bak, sen anneni falan çağırmadın değil mi?
-Yani Zeynep çağırmış ama. -Al bir de buradan yak!
(Caner) Ya bu kadın da bu Zeynep'e bir türlü ısınamadı ya.
Kötü kayınvalide Zerrin.
Olsun be, o da bir renk.
Yani ne bileyim, gelir bir kavga çıkarır, bir olay, bir heyecan olur.
Ya korkmayın, ben konuştum bugün annemle, gelmeyeceğini söyledi.
-Oh, okey. -Ha. İyi.
Rahatladım.
Yani çok da rahatlamayın çünkü...
...dayım ve babam geleceği için fazla rahat sayılmayız.
Uff!
Ya nasıl ya? Yine mi geliyor bu ak saçlı aksi adam?
(Telefon zili sesi)
Ya azıcık sabret, ne olur. Geliyor sürpriz işte.
(Telefon zili sesi)
Alo, efendim Alihan.
Zeynep, ulaşmaya çalışıyorum sana, mesaj bıraktım telefonuna, neredesin?
Ha, mesajını görmedim de aradığını gördüm.
Gördüysen madem niye geri dönmüyorsun? Önemli bir şey konuşmam lazım.
Tamam, konuşuruz, zaten sen kafeye gelmeyecek misin öğle yemeğine?
Konuşuruz işte orada.
Zeynep, ciddi bir durum var ve acil konuşmamız gerek, anladın mı?
Alihan, benim kapatmam lazım. Orada görüşürüz, tamam mı?
-Hadi öptüm seni, bye bye. -Alo, alo Zeynep?
Alo!
-Alihan Bey, biz çıkıyoruz. -Teşekkür ederim, iyi günler.
-İyi günler. -Nezaket Hanım.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Aa, nereye?
Zeynep, Alihan'a sürpriz yapacakmış, oraya gidiyoruz.
Aa, ne sürprizi yapacakmış acaba Zeynep, Alihan'a?
Evlilik için ön hazırlık diyelim.
Hayırlı olsun. Bak ne güzel, kız kardeşini sonunda iyi bir yere yamayabildin.
Darısı başına diyeceğim ama bu nemrutlukla senin çok zor.
(Halit) Hadi çıkalım Yıldız.
-Bu arada Aysel geri döndü. -Niye?
Eksperin söylediği doğru çıkmadı. Takılar gerçekmiş.
-Hırsızlık falan olmadı mı yani? -(Yıldız) Olmadı canım.
Sen hemen git, koşa koşa Ender'e yetiştir.
Giderayak niye tartışıyorsunuz?
Hayatım, Zehra bu evde olan her şeyi anında Ender'e söylediği için.
Sen de buna tek laf etmiyorsun, ben cevabını vermek zorunda kalıyorum.
Biz çıkalım mı Yıldız? Yeter artık, çok uzatıyorsunuz.
Görüşürüz.
(Kapı kapanma sesi)
'Hacıt', bak şimdi, Alihan geliyor buradan böyle...
...girer girmez hop... Sürpriz!
Vallahi bravo, aklına bu saçma sapan fikirler nereden geliyor anlamıyorum.
Ne bileyim, bir an işte. İlham.
(Kapı açılma sesi)
Ben geldim.
Aa, çok güzel olmuş.
Yaa, harika görünüyor.
Ya sen kendine bak. Kuğu gibi olmamış mı, bu güzellik ne?
Beyaz işte.
Zeynep, dayım var ya, bayılacak.
-Haberi yok değil mi? -Yok yok, haberi yok.
-İkimiz birlikte yemek yiyeceğiz sanıyor. -Süper.
Hıh, Canerciğim, sen nasılsın, yoruldun mu diye bir sorulmasın bana.
Sabahtan beri amele gibi çalıştım ya.
Senin de ellerine sağlık Caner, teşekkür ederim.
-Harbi mi? -Harbi.
(Gülme sesi)
Sağ ol be.
Yaa, Alihan çok şaşıracak görünce.
-Aa, kız! -Hı?
Sen Kemal'e haber verdin mi? Bak, çocuk çiçek göndermiş o kadar.
Aa, yani haber verdim tabii, haberi var ama...
...Yıldız'la Halit geleceği için çağırmadım.
-(Lila) Ha, Zeynep. -Hı?
Sen annemi çağırmışsın ama o gelemeyecek.
Tamam Lila, problem değil. Benim zaten o konuda içim rahat artık.
Sen de rahat ol.
Aa, ak saçlı kötü adam geliyor lan!
Hadi saklan, saklan, perdeyi ört.
-Kim be? -Babam geliyor, babam.
Ha.
Ayy, ne güzel olmuş burası.
-Ay. -Hoş geldiniz.
(Öpme sesi)
Tebrik ederim Zeynep, çok güzel düşünmüşsün.
Teşekkür ederim, hepimiz bir arada olalım dedim.
Aa, ben Lila'ya bakayım.
-Ne haber kızım? -(Lila) İyiyim, sen?
-Bu ne? Kemal'i de mi çağırdın? -Hayır ablacığım.
Tabii ki ikinizin geleceğini düşünerek çağırmadım.
İyi yapmışsın.
-Ne oldu, bir üzüldün galiba sen? -Yok be, ne üzüleceğim?
Bana ne Kemal'den ya, yüzünü şeytan görsün.
-Sen öyle söylemezdin, bir şey mi oldu? -Yok, genel.
(Telefon zili sesi)
-Alo. -Canerciğim, neredesin?
-Bak, sabah da baktım, yoktun. -Ne oldu, kardeşini mi özledin?
Özledim kardeşimi. (Gülme sesi)
Hadi gel buluşalım, sana anlatacaklarım var.
Yok abla ya, hiçbir yere çıkamam ben.
(Caner ses) Şimdi Zeynep bir kutlama yapıyor, ona yardımcı oluyorum ben.
Aa! Ne kutlaması?
-Ne kutlaması oğlum, niye söylüyorsun? -Sus be, ablamla konuşuyorum.
Ha, okey.
Şey, hani Alihan buna bir evlenme teklif etmişti ya...
...işte bu da kabul edecekmiş, onun için bir kutlama tertip etmiş.
Bak sen! Çok romantikmiş. (Gülme sesi)
Seni de davet ettiler yani?
Ee abla yani, iş yerindeki arkadaşlık ilişkilerini bir adım öteye taşıyorum.
-(Caner ses) Ne var bunda? -Öyle mi canım?
(Gülme sesi)
-Nerede olacak parti? -Ya abla, Tarabya üstünde...
...Finoyla diye bir mekân var ya, orası. -Hım, süpermiş.
Çok sevindim. Genç çifte mutluluklar dilediğimi söyler misin Canerciğim?
Olur, söylerim söylerim.
Abla, sen hayırdır, tövbekar falan mı oldun ya?
Millete mutluluklar falan dilemeler ha?
(Gülme sesi)
Görüştüğümüzde anlatırım Canerciğim.
-Bye bye tatlım, bye bye. -Hadi bye.
Sen bir şeyler saklıyorsun ama hayırdır inşallah.
(Araba sesi)
(Yıldız) Sıtkı, Alihan gelir gelmez bize haber ver.
Ayy, çok heyecanlı, tamam değil mi her şey?
(Kapı açılma sesi)
-Oğlum, anası da geldi. -Kaybol, kaybol, görünme, kaybol!
Zerrin geldi.
(Müzik - Duygusal)
-(Zeynep) Hoş geldiniz. -(Zerrin) Hoş bulduk.
Beklemiyordum, o yüzden şaşırdım sizi görünce.
Ben konuştuklarımızı düşündüm...
...ve bugün kardeşimin yanında olmam gerektiğine karar verdim.
Çok teşekkür ederim geldiğiniz için.
Eminim Alihan da sizi görünce çok mutlu olacak.
(Müzik - Duygusal)
Görüyor musun, Zeynep dize getirdi Zerrin'i.
Hakikaten inanılır gibi değil yani.
Gerçi Zerrin'in yüz ifadesinde tiksiniyorum senden ama...
...mecburum gibi bir ifade var ama olsun.
Bu da bir şey.
Anneciğim, gel sen şöyle, benim yanımda otur.
(Kapı açılma sesi)
Alihan Bey geliyor.
-Ne yapalım? -(Zeynep) Hadi şey...
Siz perdenin arkasına geçin hepiniz, söylediğim gibi.
Evet deyince çıkacaksınız, tamam mı? Hadi siz de.
(Boğaz temizleme sesi)
(Kapı açılma sesi)
Alihan, sana söyleyemediğim şey buydu işte.
-Ne için bunlar? -Senin için?
-Çok güzel olmuşsun. -Teşekkür ederim.
-Alihan-- -Zeynep ee...
...önemli bir şey söylemem lazım, çok acil.
Ne olursun dur, önce ben söyleyeyim olur mu?
Ben sabahtan beri bunu bekliyorum çünkü.
-(Zeynep) Lütfen. -Olur, dinliyorum.
Tamam.
Alihan...
...ben sana âşık olduğumu anladığımda çok üzülmüştüm.
(Zeynep) Hatta bu beddua herhâlde dedim kendi kendime.
(Zeynep) Ama sonra anladım ki bu bana verilmiş en büyük hediye.
Biz seninle çok kötü şeyler atlattık, çok zor zamanlar geçirdik.
Ama hiç yıkılmadık, hatta daha çok güçlendik.
Ben sana birbirimize zaman verelim demiştim ya?
Ben seninle bir ömür geçirmeye hazırım.
Ve bütün sevdiklerimizin önünde evet diyorum.
("Canım Senle Olmak İstiyor" çalıyor)
(Alkış sesleri)
Ay tebrik ederim canım kardeşim.
"Nasıl oldu anlamadım, tanıştık birdenbire"
"Nedenini sorma boş yere"
Tebrik ederim Alihan.
"Seni kucaklamak geldi içimden"
(Lila) Tebrik ederim dayıcığım.
-(Halit) Tebrik ederim. -Teşekkürler.
Alihancığım, tebrikler.
(Öpme sesi)
(Zeynep) Teşekkürler, sağ olun.
"Anladım sendin aradığım hayatım boyunca"
"Kim koşup açmaz hemen aşk kapıyı çalınca"
"Yalnız yaşamak zor... (Alkış sesi)
...beklemek ondan da zor" (Alkış sesi)
"Çektiklerim artık yeter, gel benimle ol"
"Mantık, irade, kuvvet...
-Ender? -Abla?
(Alkış sesi)
Kambersiz düğün olmaz dediler, geldim.
Tebrikler Zeynepciğim.
Yuva yıkan kadınlar kervanına sen de katıldın.
Anlamadım.
Ender, kapa çeneni.
Az önce herkesin önünde evet dediğin adam...
...benim nikâhlı kocam.
(Müzik - Hareketli)
(Müzik - Hareketli)
Bu dizinin detaylı alt yazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Nuray Ünal...
...Miliza Koçak - Tugay Çiftçi - Özgür Deniz Türk
Son Kontrol: Beliz Coşar
Teknik Yapım: Yeni Gökdelen Tercüme
(Müzik - Jenerik)
(Müzik - Jenerik)
(Müzik devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.