Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu dizinin detaylı alt yazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
(Müzik - Jenerik)
(Müzik - Jenerik)
(Kapı vurma sesi) Gel.
Aa, Alihan, hoş geldin.
-Abi, hoş bulduk. Nasılsın? -İyiyim, sen?
Vallahi Yıldız'ın hamileliğinden ötürü biraz hareketliyiz son günlerde.
-Evet, kolay gelsin. -Eyvallah. Sağ ol.
Toplantıya girmeden bir kahve içmek ister misin?
Abi, almayayım şimdi. Direkt geçelim toplantıya.
Olur. (Kapı vurma sesi)
Gel.
Halit Bey, Sıtkı saatinizi getirdi.
-Bakımını yaptırmış. -Tamam. Teşekkür ederim.
(Kapı kapanma sesi)
Hey gidi günler hey.
Erim'in doğum günü yaklaşıyor.
Bahsetmiştin abi, biliyorum.
Ona güzel bir hediye vermek istedim.
-Biraz da anlamlı olsun. -Hı hı, çok iyi düşünmüşsün.
Bu saati şirketimden kazandığım ilk parayla almıştım.
(Halit) Şimdi de Erim'e hediye edeceğim.
Sence nasıl?
(Müzik - Gerilim)
(Kapı kapanma sesi)
Anne!
Anne!
(Müzik - Gerilim)
Anne!
Anne! (Kapı açılma sesi)
Canım, geldin mi oğlum?
Erken çıkmışsınız.
(Müzik - Gerilim)
Beğendin mi?
Alihan?
İyi misin?
Ha?
Alihan, ne yapıyorsun sen?
Öldüreceğim seni!
Alihan kendine gel!
Alihan!
Alihan!
Alihan!
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim)
(Halit) Alihan!
İyi misin?
İyiyim.
Rengin bembeyaz oldu. Tansiyonunu ölçtürelim mi?
Hatta toplantıyı iptal ettirebilirim yani.
Alihan, son günlerde çok ağır spor yapıyorsun.
Ondan olabilir mi, ha?
İyiyim.
Merak etme.
Sonra bana bildir durumunu. Merak etmeyeyim.
(Kapı kapanma sesi)
(Asuman) Gel kızım, geç.
Gel şöyle uzan. Ben sana geceliğini de getireyim.
Kızım, al giy geceliğini hadi. Dinlen biraz.
Giyemem geceliği falan! Herkes kötü bir şey olduğunu anlar.
(Ağlama sesi)
Yıldız, biz bu işin içinden nasıl çıkacağız?
(Asuman) Böyle şeyin yalanı mı olur?
Anne, tam gücümü kazanmışken bebeğimi kaybettiğimi...
...kimseye söyleyemem ben. (Ağlama sesi)
Tam evde dengeler değişiyor diyordum, olana bak!
Ya kocan sana doktora birlikte gideriz derse ne yapacaksın?
Anne, benim kocam öyle senin filmlerde gördüğün...
...romantik adamlar gibi değil. Tek derdi çocuk sağlıklı doğsun.
Umurunda değilim ki ben.
Benim psikolojimi falan düşünen bir adam değil bu.
Ah be kızım.
Bu zengin adamlar da böyle hödük oluyor işte.
Vallahi hepsi öyle mi bilmiyorum ama benimki ilgisizlikte bir dünya markası.
O yüzden merak etme yani, bir şey olmaz.
Yıldız'ım, kızım.
Hadi birkaç ay idare ettin.
(Asuman) Sonra o karnın büyümeyecek.
Bu yalanı sürdürdükçe doğruyu söylemen daha da zorlaşacak.
-Biliyorum. Ama bir şey düşüneceğim ben. -Kızım, çıldırtma beni!
(Asuman) Delirtme! Neyi düşüneceksin?
Yalan söylediğin ortaya çıkınca adam seni kapının önüne koyacak.
Ben bu evde tonla olay atlattım. Hepsini de hallettim.
Bir şekilde bunu da halledeceğim.
Allah vere de böyle çabucak gene hamile kalsan.
Umarım kalırım anne ya! (Ağlama sesi)
(Telefon zili sesi) (Ağlama sesi)
-Zeynep arıyor. -Sakın bir şey belli etme!
-Hiçbir şey olmamış gibi konuş. -Tamam.
-Alo? -Ha alo, anne, ne yaptınız?
İyi kızım, ne yapalım, evdeyiz.
-Ee iyi. Doktor nasıl geçti? -İyi geçti.
İyi, merak ettim, aramadınız da.
Niye merak ediyorsun Zeynepciğim? Her şey yolunda işte.
İyi, tamam. Biz ne zaman buluşuruz?
Kızım, nasılsa daha buradayım.
Ne bileyim, bir dinlenelim, kendimize gelelim.
-Yaparız bir program, ha? -Hı iyi, tamam o zaman.
-Hadi öptüm sizi, bye bye. -Tamam canım, hadi haberleşiriz.
(Kapı açılma sesi)
-(Nezaket) Alihan Bey! -Nezaket Hanım, evden çık!
-(Nezaket) Çıkayım mı? -Nezaket Hanım izinlisin, çık!
(Alihan) Çabuk!
Allah'ım kafayı yiyeceğim! Hem annem hem ablam!
Hem annem hem ablam!
(Pencere kırılma sesi)
(Müzik - Gerilim)
(Pencere kırılma sesi) (Haykırma sesi)
Seni geberteceğim! Geberteceğim seni!
Seni yavaş yavaş öldüreceğim!
Geberteceğim!
Yavaş yavaş!
(Telefon zili sesi)
-Alo? -Zeynep Hanım.
Nezaket Hanım, ne oldu ya, bu sesiniz ne?
Ay Zeynep Hanım, hemen buraya gelin.
(Nezaket) Alihan evdeki her şeyi kırdı döktü.
Delirmiş gibi.
Tamam tamam, hemen geliyorum ben.
-(Asuman) Kızım, al biraz su iç. -Anne, bırak şu suyu şuraya!
-İyi misin? -Değilim.
Ama olacağım, mecburum!
-Zeynep'e ne diyeceğiz? -Hiçbir şey söylemeyeceksin Zeynep'e!
Halit'e yalan söylediğimi duyarsa ilk önce o gider, doğruyu söyler.
(Yıldız) Herkes ne biliyorsa o da onu bilecek. Hiçbir şey çaktırma.
Mutluyuz, iyiyiz, bir şey yok.
Peki, sen nasıl istiyorsan öyle yapalım.
Bana bak, sen de sakın ağzından bir şey kaçırma.
(Yıldız) Hiç kimseye bir şey belli etme.
-Gayet neşeli davran. -Aman be, elli kere söyledin, anladık!
Sanki benim neşem, mutluluğum senin kocanın çok umurunda!
Konuşturuyorsun beni, sen kendi hâline bak!
Sen beni merak etme. Benim ömrüm zaten numara yapmakla geçiyor bu evde.
Ben uzman oldum artık.
Ah be kızım. Böyle olacağını bilseydik.
Bugün böyle Kemal'i de ofiste görünce.
-Ne demek Kemal'i görünce? -Ne bileyim.
Onunla evli kalsaydın daha mı mutlu olurdun?
(Asuman) Acaba beni dinlemese miydin?
Bak, çocuğun kısmetinde zengin olmak da varmış.
Anne, dediğin lafa bak ya! Şu an onu mu düşüneceğim?
Ne o, sen hiç düşünmedin mi?
Düşündüysem de artık bir önemi yok.
Ben burada kendi derdimle uğraşıyorum.
-Toparlanmam lazım benim, dur. -Yavaş!
Elimi yüzümü yıkayayım. Kimse beni böyle görmesin.
(Kapı zili sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Zeynep) Alihan!
(Kapı kapanma sesi) Alihan!
Alihan, ne yaptın?
Çok kötü olmuş ya!
Kalk, hemen hastaneye gidelim. Buna dikiş atılması lazım, kalk.
İstemiyorum.
Ya ne demek istemiyorum? Çok kötü bu!
-Lütfen hadi, lütfen! -Zeynep.
İstemiyorum, bırak.
(Zeynep) Ya sen kime sinirlendin bu kadar, ne oldu böyle?
(Zeynep) Lila'ya mı bir şey oldu?
-Ha? -Kimseye bir şey olmadı.
Ay çok kötü!
Zeynep, evine git.
Ya deli misin sen? Ben seni böyle bırakamam, saçmalama, gitmiyorum evime!
-Zeynep. -Alihan.
Ya hani her şeyi konuşacaktık biz, anlat lütfen!
Acıyor mu?
O zaman ben giderim!
Alihan.
Alihan, lütfen gitme.
Ya ne oldu? Ne olursun anlat, Alihan!
Alihan, nereye gidiyorsun ya?
(Kapı kapanma sesi)
Ne oldu ben gelmeden önce, biri mi aradı, bir şey mi oldu?
Ne bileyim, Alihan geldiğinde deli gibiydi.
Camı çerçeveyi indirdi, gördüğün gibi.
Tamam.
(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.
Uf, Alihan!
Hakan'ı arayayım.
(Telefon zili sesi)
Efendim Zeynepciğim?
-Hakan, Hakan, çok kötü bir şey oldu ya! -Ne oldu?
Ben Alihan'a geldim şimdi. Camı çerçeveyi indirmiş.
(Zeynep ses) Eli de kanıyordu. Anlat dedim, hiçbir şey anlatmadı!
Çıktı gitti. Nereye gittiğini de bilmiyorum.
Tamam tamam, sen sakin ol, tamam mı? Neredeydi Alihan?
Ya Halit'le toplantısı vardı. Ne oldu bilmiyorum.
Onu mu arasam ben acaba?
Yok yok yok, sen şey yapma, tamam mı? Belki işle ilgili bir tartışmışlardır.
Bir anlaşmazlık olmuştur.
Ya Hakan, Alihan işle ilgili bu kadar kızacak bir adam değil.
Sen de biliyorsun bunu.
Tamam, sen sakin ol, orada bekle.
Ben bir Halit'i yoklarım, tamam mı?
Kimseyi telaşlandırmadan halledelim şu işi.
Tamam tamam, haber bekliyorum. Bana haber ver olur mu? Ara beni.
(Telefon zili sesi)
Efendim?
Bağla kızım.
Hakan, merhaba. Ben de seni arayacaktım.
(Hakan) Merhaba Halit Bey. Hayırdır?
Alihan bugün ofiste biraz fenalaştı da.
-Nasıl fenalaştı? -Galiba tansiyonu düştü.
(Halit ses) Sonra toplantıya da katılmadı, gitti.
Gün içerisinde çok aradım ama ulaşamadım.
Umarım iyidir, her şey yolundadır.
(Hakan) Ha, yok yok, önemli bir durum yok.
(Hakan) Ben de onu haber vermek için aramıştım sizi.
Yorgunluğa bağlı bir durummuş. Birkaç güne geçer dedi doktor.
İyi, buna sevindim.
Sen de söylesene, bu aralar biraz spora ara versin.
Pekâlâ, söylerim. Görüşmek üzere.
Hoşça kal.
Ah be Alihan, ah be Alihan! Nasıl bu hâle geldin be arkadaşım sen?
(Kapı vurma sesi) Gel.
Efendim, Kemal Bey geldi.
-Halit Bey, nasılsınız? -İyiyim.
(Kapı kapanma sesi)
Bugün size bir mail attım.
Ama öncesinde de sizi bilgilendirmek istedim.
Dinliyorum.
Otelimizde birtakım teknik değişiklikler yapmayı öneriyorum.
Değişiklikler yapmak için para koymak gerek.
Halit Bey, bunlar benim için problem değil.
Kemal...
...öyle ya da böyle eline iyi para geçmiş.
Bunu takdir ediyorum.
(Halit) Ama fazla heveslisin.
Bu da sana hata yaptırır.
Benden sana tavsiye.
Senin olmayan bir şey için paranı çarçur etme.
Şimdilik benim değil Halit Bey.
Zaman ne gösterir bilemeyiz değil mi?
Söylemeye çalıştığım bu. Toyluğun burada başlıyor işte.
Bak, senin karşında Halit Argun oturuyor.
İlerisini en iyi ben bilirim.
(Halit) Şu anda burada oturuyorsan, ben izin verdiğim için oturuyorsun.
Teşekkür ederim bu izin için.
Burada oturuyorsam, bana inanıp güveniyorsunuz diye varsayıyorum.
Yoksa yeteri kadar nakdinizin olmadığı aklımın ucundan bile geçmedi Halit Bey.
Yanlış olmasın.
Neyse, ben sizi daha fazla rahatsız etmeyeyim.
Sakin bir vaktinizde yolladığım maile bakarsınız.
-Çıkabilirsin. -Biliyorum.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
-Zehra. -(Zehra) Kemal.
Seni şirkette pek göreceğimi sanmıyordum.
Yani ben de düşünmüyordum da bir iki evrak işi varmış.
-Ender de gelemeyince iş başa düştü. -Ne güzel.
Arada gel böyle. Babana gelmesen de beni ziyaret etmiş olursun.
Yani ama...
...seni de işinden alıkoymayayım?
Yok canım, ne alıkoyması?
Ayrıca sana ayıracak vaktim her zaman var, biliyorsun.
(Kapı açılma sesi)
Gördüğüme sevindim seni. Size kolay gelsin.
Teşekkürler.
Ne oluyor Zehra?
Ne oluyor? Bir şey olmuyor babacığım.
(Zehra) İşte Kemal'le karşılaştım, selamlaştık.
Yani ona da mı izin yok?
Sana her şey yasak Zehra.
(Halit) Sen çünkü ancak böyle bir dilden anlıyorsun.
-Ne işin var burada? -Bir iki evrak işi vardı.
Baba, onları halletmeye geldim ben.
Nedir bu bir anda böyle iş aşkı, anlayamadım gitti.
(Halit) Yıllarca evde oturdun, şimdi bir anda işkolik oldun.
-(Halit) Hadi arkadaşlar toplantıya. -En azından bu sefer ucuz atlattım.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Kuş cıvıltısı sesi)
Her şeyi öğrendim baba bugün.
Yalnızca annemin değil...
...en yakın arkadaşının da ihanetine uğramışsın.
Keşke burada olsaydın...
...bana bir yol gösterseydin.
Ne yapacağımı söyleseydin.
Merak etme.
İntikamını alacağım.
Halit sana ne yaşattıysa, bin mislini yaşayacak.
Söz.
Söz.
(Müzik - Duygusal)
Nereden bildin burada olduğumu?
Bir sıkıntı yaşadığında buraya geleceğini biliyorum.
(Hakan) Zeynep meraktan ölmüş.
Ne oldu Alihan, ha?
İşle ilgili bir sıkıntı mı oldu? Zeynep'le aran mı bozuk?
Bir şey mi yaşadınız, ne oldu anlatsana.
-O adamı buldum. -Hangi adamı?
Küçükken annemin yatak odasında gördüğüm adamı.
Ne diyorsun sen? Nasıl?
Saatten tanıdım.
Kimmiş?
Halit.
Bu nasıl olur?
Erim'in doğum günü için...
...hediye edeceği saati bana gösterdi.
(Hakan) Alihan...
...o saatten bir tane mi var? Nereden biliyorsun o olduğunu?
Hakan...
...ben o anı...
...milyonlarca kez yaşadım, tekrar tekrar.
Bir gün denk gelirsem sahibini unutmayayım diye.
Hep onu yaşadım.
Erim'e vereceği saatin arkasında bir tarih yazıyor.
Çocukken sehpanın üstünde...
...bulduğum saatin arkasında yazan...
...tarihle aynı.
Bu, tesadüf olamaz.
Babamın en yakın arkadaşı...
...ortağı, evimizden çıkmıyor.
Bak, beni dinle şimdi, tamam mı?
Bak, her şey çok güzel gidiyor.
Tamam, geçmiş geçmiş de kaldı. Unutmamız lazım geçmişi.
Hiçbir şey geçmişte kalmadı.
O, babamın hayatını mahvetti.
Sonra gitti benim ablamla evlendi.
Ben bu olanları onun yanına bırakır mıyım?
Bak, kafandan ne geçiyor, hepsini biliyorum.
Hep aynı şeyleri hissediyoruz ama sakin olmamız lazım.
Sana aklımdan geçenleri söyleyeyim mi Hakan?
Onu paramparça etmek istiyorum!
Anladın mı? Öldürmek istiyorum!
Sabah zor tuttum kendimi onun gırtlağını sıkmamak için!
Sonra bir baktım, ölüm onun için büyük bir ödül!
Acı çekecek!
Benim gibi! (Ağlama sesi)
Bu kadar kolay olmayacak!
Bu kadar kolay olmayacak!
-Bitti mi? -Bitti.
-Ne kadar borcum? -300 lira.
-Elinize sağlık. -Teşekkür ederim.
-İyi günler. -İyi günler.
Nezaket Hanım, daha önce böyle bir şey olmuş muydu hiç?
Zeynep Hanım, ben Alihan Bey'in yanında 13 yıldır çalışıyorum.
(Nezaket) Daha önce de Zerrin Hanım'ın yanındaydım.
Tabii, sinirlendiği oluyordu ama hiç böyle bir şey yapmamıştı.
Of!
Şu kapıdan bir girse...
...içim rahat edecek ama.
(Telefon zili sesi)
Alo, Hakan, ne oldu, bulabildin mi?
Buldum buldum. Tamam.
Gaz şirketiyle ilgili bir sıkıntı yaşamış.
Biraz tepesi atmış. Tamam mı?
Önemli bir şey yok, merak etme.
-Sen işle ilgili olduğuna emin misin ya? -Eminim Zeynep.
Merak etme, tamam, emin ol.
Allah Allah! Nerede buldun peki, nereye gitmiş?
(Hakan ses) Ee şey...
...ha, evin oralarda dolanıyormuş da.
Karşıma çıktı. Ben de hemen denk geldim, buldum yani.
-Merak etme sen, tamam mı? -Anladım.
Ya şey Hakan, onun eli çok kötüydü. Hastaneye götürdün mü?
Yok yok, istemedi. Çok da önemli bir şey yok zaten.
-Eve gelince bakarsın sen, tamam mı? -Tamam tamam, çok sağ ol.
Görüşürüz.
-Bulmuş, geliyor. -Çok şükür.
Eline bir baktıralım mı?
Gerek yok, iyiyim.
Zeynep'le konuştum.
Gaz şirketiyle ilgili bir sıkıntı yaşadığını...
...biraz sinirlendiğini ama şimdi iyi olduğunu söyledim.
-Eve gidince anlatırsın durumu, vaziyeti. -Ne anlatacağım Hakan?
Yani böyle bir durum anlatılabilir mi? Ne diyeceğim gidip?
Alihan bak, saçma sapan sinirlenip de Zeynep'i üzme. Tamam mı?
Her şey daha yeni yoluna girdi.
Halit'ten intikam alacağım diye hayatını mahvetme boşu boşuna.
Ne yapayım?
Yaptıkları yanına kâr mı kalsın?
Bak...
...ödeşmek istediğinin farkındayım. Tamam mı?
Yani acılar çektin, biliyorum.
Ama birinin hayatını mahvedeceğim diye kendi hayatını da mahvetme.
Hakan, ben bu anı bir ömür bekledim.
Sonuçları ne olursa olsun...
...ben hazırım. Tamam mı?
(Müzik - Duygusal)
Nasıl tatlıydı bebek görseniz.
Yıldızcığım, bezelye tanesi kadar ya daha.
İster bezelye, ister mercimek olsun, bizim için dünya tatlısı.
Cinsiyeti ne zaman belli olurmuş?
Doktor "Bir süre sonra belli olur." dedi.
Ama babanız erkek istiyor.
Cinsiyeti önemli değil kızım.
(Halit) Önemli olan sağlıklı olması.
Sizlere hayırlı bir kardeş, bana da hayırlı bir evlat olması.
Öyle değil mi oğlum?
Erimciğim...
...sen gelecek olan kardeşini biraz kıskanıyor musun?
Ne alakası var ya?
(Asuman) Ne bileyim, koskoca oğlansın.
Böyle bebek gibi surat asmak niye?
(Halit) Asuman Hanım...
...siz bu konulara hiç girmeseniz!
Tamam canım, ben bir şey demedim.
(Kapı açılma sesi)
Alihan!
(Kapı kapanma sesi) (Zeynep) İyi misin? Bakayım eline!
Ya hastaneye gidelim mi beraber? Hakan'la da gitmemişsin.
İyiyim.
Gerek yok. Önemsiz.
(Ayak sesi)
Çok merak ettim seni.
Ne oldu sana, niye bu kadar sinirlendin?
Zeynep, bana soru sorma. Olur mu?
Çok korktum sana bir şey olacak diye.
Korkulacak bir şey yok.
Geçti, iyiyim.
Yani anlatamayacağın kadar kötü bir şey mi?
Zeynep...
...üstüme gelme.
Tamam mı?
Tamam.
Aç mısın, sana bir şey hazırlayayım mı hemen?
I ıh.
Değilim.
Biraz uyu istersen. Ben beklerim seni burada.
-Biraz dinlensem iyi olacak. -Tamam.
(Müzik - Gerilim)
Zeynep...
...yanımda ol.
(Müzik - Duygusal)
Kızlar, ne kadar iyi oldu. Vallahi içime dert olmuştu artık.
Ne olacak canım? Hiç acelesi yoktu ki.
Olur mu öyle şey? Borcum vardı size.
Ama taşınmaktan bir türlü fırsat bulamadım ki.
Sen bu ara bayağı bir yer değiştirdin değil mi?
Öyle oldu gerçekten.
Ama ne yapayım? Hiçbir yer tam olarak içime sinmedi.
Şimdi burada daha rahat edeceğe benziyorum.
Ama Erim'e de çok küçük geliyordu öteki ev yani.
Vallahi Halit gibi eski koca zor bulunur.
Kim boşandığı eşini böyle bir evde oturtur ki?
Millet nafaka ödemiyor hayatım.
Aa, Halit'in hakkını yiyemem. O her zaman böyleydi.
Evliyken de böyleydi, boşandıktan sonra da.
Beni hep el üstünde tuttu. Hiçbir zaman saygıda asla kusur etmedi.
-Bravo gerçekten. -Gerçekten.
Ee tabii, ben Halit'in tek oğlunun annesiyim.
Her ne kadar modern olursak olalım, erkekler...
...oğullarına biraz düşkün oluyorlar.
Hele Halit ekstra düşkündür, siz daha iyi bilirsiniz.
-Gerçekten öyle. -Yani bu yüzden...
...benim yerim her zaman Halit için ayrıdır.
Enderciğim, bir şey duydum. Halit'in yeni eşi hamileymiş, öyle mi?
-Öyle miymiş? -Hı hı.
Vallahi haberim yok, ilgilenmiyorum.
-Hı. -Ama yani zavallı kızcağız...
...tabii yani çocuk sahibi olmak isteyecektir, genç. Yani...
Senin de tahtın sallanmasın sonra?
(Gülme sesi)
O nasıl olacak Merveciğim?
Benimle o kız bir mi?
Bana bir şey olmaz, merak etmeyin siz.
Hadi ama hiçbir şey yemiyorsunuz.
Bunları ben Carlo'ya hazırlattım sizin için. Bak biraz kuşkonmaz al.
Bu onun spesiyali. Trabzon hurmasından meze yapmış.
-Harika. -Kimsenin aklına gelmezdi yani.
Ben hamileyim Ayselciğim, almayayım.
Sen uydurmasan kim bilir neler olacak. Kimsenin bizi salladığı yok.
Halitciğim, bir ara seninle bir program yapalım.
Ne programı?
İşte bebek gelecek ya, ne yapalım...
...mobilyası, odası falan, bir konuşalım her şeyi.
Daha erken değil mi?
Tabii canım, siz karı koca halledersiniz.
Şimdi çocuğu üzmeyelim.
Asuman Hanım, sizi sofrada uyarmıştım.
Bir daha uyarayım.
Bu konudaki fikirlerinizi kendinize saklayın.
Anneciğim, biz kalkalım. Kimseye rahatsızlık vermeyelim.
İyi akşamlar hepinize.
(Asuman) İyi akşamlar.
Ay resmen musallat oluyor kadın, bir rahat vermiyor insana ya.
Madem dördümüz kaldık, bir şeyler mi yapsak?
Olur. Ne yapalım?
Ne yapacağız Erim ya, oyun mu oynayacağız?
Evet, oyun oynayalım.
Yok Erimciğim, ben oyun falan oynayamam.
Abla lütfen ya. Uzun zamandır bir şey yapmıyoruz.
Hem bak, benim yarın doğum günüm. Bir kereliğine, lütfen.
Tamam oğlum. Ne oynamak istiyorsan getir, oynayalım.
-Getiriyorum. -Hadi bakalım.
İnanmıyorum baba sana ya. Bunu ben istesem asla yapmazsın.
Kızım, o daha çocuk.
Tamam, ben o zaman müsaadenizi istiyorum. Size--
Hayır Zehra.
Bir de yalan söyleme diyorsun.
Bebeği düşürdüğümü duysalar kim bilir ne yapacaklar bana.
Haklıymışsın kızım, ne diyeyim?
Madem uyduruyoruz, şöyle üçüz falan deseydik de kıratıyla havamızı atsaydık.
Saçmalama anne. Görmüyor musun, varsa yoksa Erim.
Bunlarla uğraşmaktan ben düşen bebeğime üzülemedim ya.
Hayatım rol yapmakla geçiyor bu evde.
Kız mıydı erkek miydi acaba? Hemen terk etti gitti beni.
Ah kızım.
Geçecek, bunların hepsi geçecek.
(Burun çekme sesi)
Acıyor mu çok?
Cık, acımıyor.
(Zeynep) Emin misin?
Eminim.
(Müzik)
-Sana bir hikâye anlatayım mı? -Anlat.
Sen süveyda ne demek biliyor musun?
Cık, bilmiyorum.
Süveyda kalbin tam ortasında siyah bir nokta.
Yani aslında orası yoğun bir kan damlası ama...
...kalbin en değerli yeri.
Rivayete göre insanlar...
...en sevdiklerini bu noktada taşırlar.
Bu noktanın adı da süveyda.
Yani sevda.
Ya o nokta...
...gizli kötülüklerin saklandığı yerse?
Yani...
...öyle bir şey bizim için mümkün olamaz çünkü...
...biz öyle insanlar değiliz.
Değil mi?
Hı?
Biz öyle insanlar değiliz değil mi dedim.
Değiliz.
Değiliz.
(Nefes sesi)
(Kapı vurma sesi) Gel.
-Babacığım... -Oğlum, uyumadın mı sen?
Yok, şimdi yatacağım da seni bir göreyim dedim.
İyi, gel.
Bayağıdır yalnız kalamıyorduk.
İstediğin zaman gelebilirsin oğlum.
Biliyorum da şimdi ne bileyim, Yıldız abla falan var ya.
Ya ama sen de taktın kafaya ha.
Ben aslında bu gece için teşekkür etmeye geldim.
-Neden? -Bu akşam çok mutlu oldum.
Hep beraber oyun oynadık, eğlendik.
Bakıyorum hiç büyümek istemiyorsun. Bir oyunla ne kadar çok mutlu oldun.
Ya ondan değil...
...ne bileyim, normal bir aile gibiydik. O hoşuma gitti.
Oğlum, biz zaten normal bir aileyiz.
-Öyle miyiz? -Evet.
Öyle kalalım o zaman.
Gel bakalım aslan oğlum benim.
(Müzik)
(Sessizlik)
Yapacaklarım için beni affet.
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim)
(Müzik devam ediyor)
Ya abla, niye uyandırmıyorsun beni? Geç kalmışım işte.
Ay ben nerede bileyim senin kaçta işe gideceğini?
Hem geç kalsan ne olur? Sen bana sorumlusun.
Ya ablacığım, öyle de bin tane işim vardı ya, of.
Şuradan sütü verir misin?
Ayrıca bugün bütün işini bırakıp benim için koşturacaksın, ona göre.
Ha, hayda. Yine nerede heder olacağız kim bilir?
Aa!
Unuttun mu? Bugün Erim'in doğum günü.
Hayır canım, unutur muyum hiç?
Orkestrayı ayarladın mı peki?
Caner, sana diyorum.
Ya ayarladım tabii canım. Ayarlamaz olur muyum?
Halit'le benim evlilik yıldönümümüzde çıkmış bir grup vardı.
-Onları ayarladın değil mi? -Yok, onların şeyi varmış ee...
Neyi varmış?
-Başka bir düğünde çıkacaklarmış. -Hı?
O yüzden ben başka bir grup ayarladım.
Hı. Kim?
Canım o kadar da sürpriz olsun artık.
Allah Allah, ablacığım sen de her şeyi öğrenmeyiver.
Bende merak etme organizasyon.
İyi. Organizasyon sende.
Hadi bakalım. Ben şimdi buradan kuaföre gideceğim.
Bugün çok güzel olmam lazım.
Halit'e "dön bak, neyi kaybettin" mesajını vermek istiyorum bugün.
Çok iyi, tamam.
Ee sen...
...şimdi o zaman bugün git, saçını başını yaptır.
Başka da hiçbir şeyle ilgilenme. Tamam mı?
Her şeyi bana bırak, ben her şeyi halledeceğim. Organizasyon bende.
Ben şimdi çıkayım. İşleri halledeyim.
Tamam mı? Hiçbir sıkıntı olmayacak, merak etme.
Bye bye.
(Kapı açılma sesi)
-Hakan. -Hı?
-Alihan'ın nesi var? -Dedim ya, işle ilgili Zeynep.
Hakan, işle ilgili olmadığını sen de ben de çok iyi biliyoruz.
Niye bana yalan söylüyorsun?
Zeynep, Alihan sana ne anlattıysa o. Ben işle ilgili olduğunu biliyorum.
Ya Alihan bana bir şey anlatmıyor ki.
Ben hissediyorum, olacaklardan korkuyorum.
Ya sen niye korkuyorsun ki?
Alihan'ın arada gelgitleri olur, birkaç güne düzelecektir.
Ben yardımcı olmak istiyorum ama ne yapacağımı bilmiyorum.
Zeynep bak, sen sakın üstüne gitme, tamam mı?
Belli ki işle ilgili bir şeye sinirli.
Alttan al, ne bileyim, zaman ver biraz.
Zaten başka çarem varmış gibi durmuyor.
Tamam.
(Müzik)
(Caner) O bizim event'imize de gelmişti, çok memnun kalmıştık. Nasıl o...
(Caner) Aa, o da mı dolu ya?
(Caner) Hayret bir şey. Demek ki bu ara herkes canlı müzik dinliyor. Ne hikmetse.
Tamam, kapat. Kapat sinirlerim bozuldu.
Uff...
Aman sen de kafanı kaldırıp bir ne oluyor deme.
Ya taş olsa meraktan çatlar be, Allah Allah.
Şu sırça köşkünden bir çık da biz fanilerle biraz ilgilen.
Ne olur bak, komşusunun derdiyle ilgilenmeyen--
Ya yeter! Bak, yangın var diye bağıracağım, bir sus.
Ya benim de bir derdim var belki, bir düşüneyim ben de, dur.
Allah ya.
Ya Zeyno, bana yardım etsene.
Neden?
Ya ben Erim'in doğum gününe solist bulmam gerekiyordu, bulamadım.
-Ablam, beni çiğ çiğ yer. -Yesin, afiyet olsun.
Al işte, al!
Bir kurnadan öbür kurnaya çirkef sıçramış işte, al.
Ya şurada insanız, aynı yerde çalışıyoruz, yüz yüz bakıyoruz.
Yardım etsen ne olur sanki?
Ne yapayım Canerciğim senin için, ne istersin?
Bak işte, bu akşama benim orkestralı şarkıcı bulmam lazım Zeynep.
Hmm. Tamam, Tarkan olur mu?
-Tarkan? Megastar Tarkan? -Hı, olmuşken tam olsun değil mi?
Olur da benim bütçemi biraz aşar.
Ya Caner, ne Tarkan'ı ya?
Ben nereden bulayım sana orkestralı solist?
Bir dön yerine, beni bir rahat bırak.
Aman, iyi be.
Ya bak kediye (...) şifa demişler...
...eşelemiş, eşelemiş, gömmüş.
Senin de böyle kimseye bir iyiliğin dokunmasın.
Aman dokunmasın ya, aman.
Kararımı verdim.
Duymak istediğimden emin değilim.
Halit'e çaktırmadan yaklaşacağım. Sessiz, derinden.
Aynı babama yaptığı gibi.
Alihan, bak bunun doğru olup olmadığını gerçekten bilmi--
Hakan, benim yanımda mısın, değil misin?
O nasıl söz oğlum ya? Ben senin her zaman yanındayım.
Yalnız senin uçuruma gitmeni istemiyorum, tamam mı?
İyi.
Gerçek önümde durduğu sürece elim kolum bağlı durmam.
Tamam?
Durmayacağım.
Sonucu ne olursa olsun...
...ben hazırım.
Madem öyle diyorsun, tamam. Ne yapıyoruz?
Önce sakin.
Önce sakin.
Dün sabaha kadar çalıştım.
Bünyemizdeki firmaları tek tek inceledim.
Önce halka açık şirketlerden başlayacağız.
Birkaç tane şirket kuracağız paravan.
Bol bol hisse senedi toplayacağız.
Tamam, hallederim.
Bu şirketlerin hiçbiri takip edilebilir olmayacaklar.
-Tamam, sen merak etme. -Bu kadar değil.
(...) özel hayatını takibe alalım.
Kimin ne sırrı var, kimin kime borcu var, kim kimden ne gizliyor...
...hepsini.
...hepsini öğrenelim.
(Müzik - Gerilim)
Onu maddi manevi bitireceğim.
Bu dünyada değer verdiğin ne varsa hepsini tek tek elinden alacağım.
Ya bir saniyecik, ya bir saatçik ya, yarım saat, yok...
...beş dakika gelsin bir "la" versin, gitsin, o da mı--
Kapattı.
Vay benim çalışkan arılarım.
Ne bu ya? Siz küs müsünüz?
-Söyle ona, ben konuşmuyorum onunla. -Ben sanki çok konuşuyorum.
Ay konuşursan hatırım kalır.
Allah Allah, olmaz öyle şey ya. Hadi öpüşün, barışın bakayım.
Emir, bak vallahi seninle de konuşmam. Bir daha yüzümü göremezsin ha!
Karışma.
Abiciğim, dedim ki bana bir solist bul, yardımcı ol...
...bir şarkıcı bul dedim, bana yapmadığını bırakmadı ya. Söyle ona!
Emirciğim, söyler misin ben ona nerede--
Aa!
Bir dakika, bizim... Söyle ona, buldum.
Ama önce sormam lazım, hemen ümitlenmesin.
Ne? Harbi mi?
Ya Zeynep, Zeyno, harbi mi ha?
Ya bırak. Bırak diyorum sana ya, aa!
Dur!
Bir şey diyeyim mi size, vallahi bak...
...annemle babam ayrılıyormuşçasına oldu, böyle tüylerim de diken diken.
Geçti, bir şey yok.
Benim canlarım ya. Ben hep ne diyorum 'Zeynoşka'?
Sitem, sevgiyle beraber çıkar.
Derim bunu ben.
Öyle değil ama neyse.
-Nasıl o, anlat, ha? -Sitem sevgiden doğar.
Ay aman, çok ilerledin hayatında, aştın her şeyi.
Ne oldu, bozuldun galiba?
Yani biraz, gerek yoktu öyle şeylere.
-Hişt, Emir. Söyle arasın. -Allah Allah!
Yıldız, kız, bunlar ne böyle?
Erim'in doğum günü var anne, söyledim ya.
Ya küçücük çocuğa bu ne kutlaması böyle?
Yap iki pasta, iki sandviç, al sana kutlama.
-Gerçekten bunu çok şımartmışlar. -Bunlarda böyle.
Ya küçücük çocuk, ne diyorsa o oluyor, kocanı parmağında oynatıyor.
Hele o üvey çocukların. Hepsi birbirinden sevimsiz maşallah.
Biz dün odaya gittik ya...
...onlar arkamızdan oyun oynamışlar. Çok eğlenmişlerdir.
Oyun mu? Ne oyunu öyle?
Ay bunların hepsi Amerikan özentiliği, ben sana diyeyim.
Otur iki çekirdek çitle, bir dizi izle. Oyun sizin neyinize?
Anne, sana bir şey diyeceğim.
Bak, Erim'in doğum gününde sakın göze batma.
Halit'in eski karısı da gelecek. Var ya benim baş düşmanım, manyak olan.
O sana bir laf eder, bir şey yapar, sakın cevap verme.
Eski karısı mı? Bu fonfirik olan mı?
Hepsi fonfirik, bu baş fonfirik olan.
Kızım, sen de alma eve. Bu ne böyle canım?
Bütün dizginleri vermişsin bunların eline.
Nasıl almayayım eve? Erim'in annesi.
Ya ne Erim'miş be.
Benim bildiğim sosyetiklerin çocukları Amerika, Avrupa, yurt dışında okuyor.
-Bu niye burada? Gönderin bunu da. -Ayrılamıyor bu babasından.
-Hepsi aynı. -Ay babacığı batsın.
Uff.
Neyse, hepsi şimdi hazırlanacak, süslenecek, gelecek.
Biz de seninle bir kuaföre gidelim de bir hazırlanalım.
Ha, bana işte bunlarla gel.
Aysel, nerede kaldı? İki tane kahve alt tarafı ya.
Sen de beni doldurma anne.
Zaten bu evde neler çekiyorum, bir de sen beni dolduruyorsun.
Şimdi sinir oldum.
(Kapı vurma sesi)
Ne yapıyorsun?
Sözleşmelerin üzerinden geçiyordum.
Geçti mi sinirin?
-Geçti. -Ha, iyi.
Çünkü sinirli Alihan'ı hiç sevmiyorum, gerçekten.
O da galiba hiç kimseyi sevmiyor.
Oh be, sonunda güldün.
Bu arada ne oldu biliyor musun?
Bizim İrem var ya, ona bu gece için iş ayarladım.
Nerede bil bakalım.
-Nerede? -Halitlerde.
(Müzik - Gerilim)
Ne dedin?
Ya bizim Caner söyledi, Erim'in doğum günüymüş bugün.
Bu gece için birini arıyordu, ben de bizim İrem'i söyledim işte.
Kız para kazansın yani.
Sana ne Halit'in oğlundan?
-Ne diyorsun ya? -Dediğimi duydun!
Sana ne Halit'in oğlundan, onun partisinden, onun kutlamasından?
Alihan, kendine gel ya, ne oluyor?
Kusura bakma. Ani tepki verdim.
Ani mi tepki verdin? Kendini kaybettin ya.
Zeynep, öyle demek istemedim, tamam.
Neyse Alihan, konuşmayalım. Zaten konuşulmuyor seninle.
(Müzik - Gerilim)
(Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
(Israrlı telefon zili sesi)
-Alo. -Alihan, ne haber?
Merak ettim seni. Dünden beri sesin çıkmadı. İyi misin?
İyiyim, biraz üşütmüşüm, toparlanmaya çalışıyorum.
Aman dikkat et kendine. Ee?
(Halit ses) Akşama geliyorsun değil mi?
Erim'in doğum günü, inşallah unutmamışsındır.
Unutmadım.
Eğer iyi olursam gelmeye çalışacağım.
Bak Alihan, akşama kadar dinlen, olur mu?
Yani sensiz olmaz.
Hakan'a da haber ver lütfen. O da gelsin.
-Gelmeye çalışacağız Halit. -Tamam, bekliyorum. Görüşürüz.
Görüşürüz.
Getirin, getirin.
Aysel, hangi takımları çıkarıyorsunuz?
-Sizin aldıklarınızı efendim. -Ha, kışlık olanları? Tamam, çok iyi.
Harika.
Aysel, al şunları şuradan. Sanki çok okuyormuş gibi bir de dergi koymuşlar.
Evin hanımı görgüsüz olunca evde eşya yığılması olmuş.
Altı yedi gibi müzisyenlere yemek verin, olur mu?
-Tamam efendim. -Hadi.
-Aa, Ender hoş geldin. -Zehracığım.
Hayırdır?
Oğlumun yaş günü hazırlıklarıyla bizzat ilgilenmek istedim.
-Ne güzel düşünmüşsün ya. -Ya.
-Çok kalabalık olacak mıyız? -Yoo, biz bizeyiz.
Erim'in birkaç arkadaşı gelir.
Yıldız yok mu?
Ay, Yıldız annesiyle beraber kuaföre gitmiş.
Ay bir annesi eksikti.
Gelirler onlar şimdi kuaförden böyle bülbül yuvası gibi yapıp saçlarını.
(Gülme sesi)
Ay tam Halitlik hareketler bunlar. Evde bayılır akraba görmeye, biliyorsun.
Aman aman, benden uzak olsunlar. O kanepeleri şöyle, ha, açın öyle.
Tamam.
Ee, sen ne yapıyorsun?
Kemal'i görüyor musun?
Kemal mi? Yoo. Görmüyorum, nereden göreyim ben onu?
Öyle bir iki kere şeyde gördüm, şirkette, tesadüfen.
Holdingden ayağımız kesildi.
Görüyor musun görmüyor musun diye bir merak ettim, bir sorayım dedim.
Ama Kemal hoş bir çocuk, ben beğeniyorum yani.
Öyle bir çocuk gibi tabii. Ben bilmiyorum ama öyledir herhâlde.
Şunu da... Nerede diğer kanepeler? Bak bakayım çocuğum, gel.
(Kapı vurma sesi)
-Nasılsın dostum? -Halit aradı.
Akşam Erim'in doğum günü var.
-Ne yapacaksın? -Bilmiyorum.
Yani düşündüklerini hayata geçirmek istiyorsan...
...duygularına hâkim olman gerekiyor.
-Farkındayım. -Halit'e hiçbir şey belli etmemelisin.
Sadece Halit'e değil, hiç kimseye.
Eğer hiçbir şey olmamış gibi davranacaksan yapalım, yoksa vazgeçelim.
Sen de geleceksin akşam.
İyi, tamam, gelirim. Sen nereye gidiyorsun?
Zeynep'in gönlünü almaya.
(Müzik)
(Emir) Kız, asma suratını ya.
Hem siz artık düzenli ilişkiye başladınız, böyle şeyler olacak, çok normal.
Bana akıl verene bak.
-Bir ilişkisi en fazla üç gün sürüyor. -Ayıp oluyor ama.
Hem ben burada doğruları söylüyorum.
Ya, hep böyle gülücük gülücük olacak hâliniz yok ya.
İki gün küs, iki gün barışık. Bu iş böyle.
Ben istemiyorum küsmek.
İstesen de olacak, istemesen de olacak tatlım!
Ben hayatımda böyle dengesizlikler istemiyorum.
Aha.
Bir dengesizlik duyduğuma göre konu kesinlikle Alihan'la ilgili.
İsterseniz hemen bir aşk gurusu olarak yardımcı olabilirim.
Teşekkürler.
Ay, senden akıl alırsam ancak ayrılırız biz.
O da doğru, evet. Yani ben ayırma konusunda daha başarılıyım.
(Zeynep) Onu biliyoruz canım.
Zeynoşcuğum, herkes hata yapabilir yani.
-Evet Zeyno. -Sen bana Zeyno diyemezsin.
Sana şimdi burada iki laf aşk ederdim ama dua et beni bugün...
...büyük dertten kurtardın, o yüzden laf sokmalarımı sonraya bırakıyorum.
İşte dostluk tam da budur. Fedakârlıktır, emek ister, yürek ister.
-Her şeyi ister bu dostluk, zor iş. -(Alihan) Zeynep.
-Biz de kaçıyorduk, kalkalım artık. -Kalıp biraz dinleseydik ya.
-Beyler... -Kanka, biz de tam kalkıyorduk.
Güzel.
(Müzik - Hareketli)
-Oturabilir miyim? -Bağırmayacaksan oturabilirsin tabii.
-Bağırmayacağım. -İyi.
(Müzik - Hareketli)
Yalnız bunlar çok yakışmıyor birbirine ya.
Yani biri çok uzun, öbürü çok kısa.
Öyle deme be yavrum. Zıtlıkların çekimi bu.
Hmm.
Yalnız bu Alihan çok zor adam. Yazık bu Zeynep'e ya.
Evet, kıza bir soğuk, bir sıcak yapıyor. Fark etmedim sanma.
Ben de fark ettim. Bir soğuk, bir sıcak. Ne bu?
Ne bu kız? Süt mü bu? Ha, bir soğuk, bir sıcak. Ne yapıyorsun?
-Pastörize mi edeceksin kızı sen? -Evet.
-Bir tane Zeynep'imiz var bizim. -Hiç be.
Git. Git.
Git diyorum, hadi.
Cık, cık, cık.
-Yani tamam da-- -Zeynep.
Kısacası üzmek istemedim seni.
Biliyorum.
Ama yetmez, yani ben bir açıklamayı hak ediyorum.
Seni neyin bu kadar kızdırdığını bilmek istiyorum.
(Müzik)
-Halit. -Halit mi?
Gaz işine girmek istemiyorum ben. Bize yararlı olacağını düşünmüyorum.
O yüzden toplantıda tartıştık, ben de kapıyı vurup, çıkıp gittim.
Yani bunda büyütülecek ne var ki?
İş sonuçta, ortak noktada buluşursunuz eninde sonunda.
İllaki.
Daha sonra bir şekilde konuştuk, bulduk ortak noktayı.
Zeynep...
...benim sinirimin geçmesi biraz zaman alabiliyor.
Alihan...
...sen başka bir şey olmadığına emin misin?
Bu aralar...
...beni biraz idare etmen gerekebilir.
Ben seni her zaman idare ederim.
Ama yeter ki yaptığın şeyin mantıklı bir açıklaması olsun.
Zeynep...
...ne olursa olsun benden vazgeçme. Olur mu?
(Müzik)
(Kapı vurma sesi)
Sen hâlâ hazırlanmadın mı oğlum? Birazdan misafirler gelecek.
Sen çık baba, ben geliyorum.
Bana bak Erim. Neyin var senin? Her şey senin için hazırlanıyor.
Birazdan sevdiğin arkadaşların gelecek. Niye mutsuzsun?
Mutsuz değilim baba.
Ha, mesele hâlâ bebek mi?
Hayır baba, onunla alakası yok.
Erim, sen bana gerçeği söyleyene kadar ben buradan hiçbir yere gitmeyeceğim.
Ya bir şey olduğu yok.
Ama son zamanlarda ev çok kalabalık değil mi sence de?
Anladım.
Asuman Hanım sorun değil mi?
Baba, lütfen bir şey söyleme.
Ama arada çok saçma sapan konuşabiliyor.
Tamam oğlum. Sen merak etme.
Bu gece ortalıkta görünmeyecek Asuman Hanım. Tamam mı?
Neyse. Sen onu bunu bırak da hazır mısın?
Neye?
Al. İyi ki doğdun.
İlk kurduğum şirketten kazandığım parayla almıştım.
Kıymetini bil, tamam mı?
Baba, çok teşekkür ederim.
Güle güle kullan oğlum.
Getir, takalım bakalım.
Buyurun böyle, üst salona kuruldular.
Sağ ol.
İrem. Ne haber?
Kuzen, ne haber ya? Uzun zaman oldu.
Evet. Aferin sana. İstanbul’a kapağı atmışsın.
Mecbur kaldık. Orada artık o işler biraz zor.
Haklısın. Hadi gel. Şurayı hazırlamışlar sizin için.
Hiç değişmemişsin biliyor musun? Birebir hatırladığım gibisin.
Vallahi ben de hiç değişmemişsin demek isterdim ama sen bayağı değişmişsin.
Böyle o sosyete dergilerindeki kızlara benzemişsin aynı.
Canım, şu an onlardan biriyim zaten.
Yapma ya. Kariyer olarak sosyete ha? İyi. Güzel.
Çok memnunum ben.
Sen sahnene geç istersen.
Şey, peki doğum günü sahibinin özel bir isteği var mı…
…şarkı falan bir şey, ha?
Vallahi 17 yaşındaki üvey oğlum kendisi de gitar çalıyor…
…pop da dinliyor, rock da dinliyor…
…artık o yaş grubu neleri seviyorsa sen bir şeyler söyle.
Zaten ben de aynı şeyleri çalıyorum, sıkıntı yok. Hallederiz.
Güzel.
Hayatım. Gel canım, bak, İrem bizim kuzenimiz Bursa’dan. Tanıştırayım seni.
-Sevgili eşim Halit. İrem. -Merhaba.
Bana bir kuzenin olduğunu söylememiştin.
Ya biz böyle bayağıdır koptuk. Farklı hayatlar falan.
Bu akşam için sizi kim çağırdı?
Hayatım, Zeynep ayarlamış.
Ender, Caner’e rica etmiş. Caner tabii beceriksiz olduğu için…
…bir şeyi halledememiş, Zeynep’le ben hallettik.
-Kolay gelsin. -Teşekkürler. Sağ olun.
Eğer acıkırsanız, bir şeye ihtiyaç falan olursa mutfaktan alabilirsiniz.
Tamam mı?
(Zeynep) Alihan, hazır mısın?
Hah. Geliyorum.
(Müzik - Gerilim)
-Hazır mısın? -Evet.
Alihan, yani istersen bir bahane uydurup gitmeyebiliriz.
Yok. Gidelim. İyiyim.
-Emin misin? -Evet, eminim.
Tamam.
(Kapı tıklama sesi)
Gel.
Aysel, bunlar nedir? Ben zaten geleceğim içeri.
Efendim, Halit Bey siz yorulmayın diye bunları buraya göndermemi rica etti.
Ben yorulmayayım diye öyle mi?
Afiyet olsun efendim.
(Kapı kapanma sesi)
(Burundan soluma sesi)
Ben yorulmayayım diyeymiş.
Aklı sıra benden utanıyor (…)!
Ne yapsak, içeri mi girsek ya?
Oğlum bayar bizi bu ortam ya. Gel konsol falan oynayalım.
Aşkım!
Canım oğlum. Ay yakışıklım. Ne iyi etmişim de doğurmuşum.
-İyi ki doğdun bir tanem. -Teşekkür ederim.
Umarım beğenirsin. Güle güle kullan.
-Fıstık, nasılsın? -İyiyim. Siz nasılsınız?
Nasılsın canım benim?
-Ne haber dayıcığım? -İyi ki doğmuşsun be.
Canerciğim, şunu sana vereyim.
Ben bir merhaba deyip geliyorum.
(Yıldız) İnşallah biz de en kısa zamanda gideceğiz bir yerlere, değil mi hayatım?
(Yıldız) Ama bilmiyorum, her yer olur. Halit seçer olmadı.
İyi akşamlar.
-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.
Bize müsaade.
Hello Yıldız. Nasılsın?
Halitciğim, nasılsın canım?
İyiyim. Sen nasılsın?
Hepimiz çok iyiyiz Ender.
Halitciğim, ne mutlu bize değil mi?
Oğlumuzun doğum gününde bir aradayız her zamanki gibi.
Her zamanki gibi derken?
Yıldızcığım, hemen alınma.
Ayrılan çiftler çocukları varsa hiçbir zaman kopamıyorlar.
Yani bak Halit’le bana.
Çocuğu olup hiç görüşmeyen çiftler de var.
Sen bu kadar zorlamasan belki de burada olmazdın.
Hanımlar, bu akşam tatsızlık istemiyorum, anlaşıldı mı?
Ah tatsızlık falan yok Halitciğim.
Yani Yıldız biraz modernize olup...
...ortamımıza ayak uydursa zaten hiç sorun olmayacak. Değil mi Yıldız?
Ben senin söylediğin anlamda modernize olamam canım.
Ne hâliniz varsa görün.
Yıldızcığım, tebrik ediyorum, amacına ulaşmışsın.
Sağ ol. İnşallah nazar değmesin de.
Hayatında bir şey değişecek zannediyorsan yanılıyorsun yalnız, bildireyim.
Beni kendinle karıştırma.
-Enderciğim. -Aa! Zehracığım.
Hoş geldin.
-Nasılsın? -İyi. Süperim. Sen nasılsın?
Sen de öyle. Kemal yok mu? Gelmedi mi?
Kemal nasıl gelsin Enderciğim buraya?
Aa! Ne olacak canım.
Belli mi olur?
İzninizle.
Kıyafeti gördün mü? İğrenç.
Hakancığım, hoş geldin.
Merhaba Yıldız. Hoş bulduk.
Geç.
Merhaba herkese.
Halit Bey, nasılsınız?
İyiyim. Sağ ol. Hoş geldin.
İyiyim ben de. Sağ olun. Merhaba.
İrem. Yoksa bu gece sen mi söyleyeceksin?
-Evet. Zeynep söylemedi mi? -Yok. Bilmiyordum.
Ya zaten çok son dakika oldu. İlaç gibi geldi vallahi.
İyi. Sevindim.
Neye sevindin? Ekstra iş aldığıma mı yoksa beni gördüğüne mi?
Her ikisine de.
Of, çok politik bir cevap oldu bu ya.
Tamam, tamam. Sözümü geri alıyorum.
Bu gece seni burada gördüğüme çok sevindim.
Ben de.
Madem doğru cevap verdin, o zaman istek yapma hakkı kazandın.
Listeye bakalım, ha?
-Olur. -Gel.
Bak, bu kız geçende şirkete gelmişti. Bunlar var ya, kesin sevgili olur ha.
(Lila) Olsunlar Caner. Ne güzel işte.
Oh, senin için hava hoş tabii.
Sabahtan akşama kadar Emir’le mesaj, çat çat mesaj…
Caner, sus. Biri duyacak.
Of, şu hâle bak ya.
Aşk gemisinde gibiyiz. Herkesin sevgilisi var, bir ben kaldım.
Hayır, senin yok diye mi bozuluyorsun?
Yok canım. Ne alakası var yani? Ben özgür ruhlu biriyim.
Yani hercai bir yapım var. Üstelik partilerin aranan adamıyım ben ya.
İyi o zaman.
-Lila. -Hı?
Arkadaşın falan yok mu ya? Tanıştırsana beni.
Yok Caner ya, yok. Öf!
Öf!
Anne. Anne.
Hadi gel artık. Ne yapıyorsun burada?
Kocan izin vermiyor ki gelmeme.
Ne demek kocan izin vermiyor?
Odadan çıkmayayım diye yemeğimi buraya yollatmış, Yıldız.
Anne ne diyorsun sen?
Yıldız, insanlar içeride keyif çatıyor, ananı buraya kapattılar.
Olur mu hiç öyle şey?
Kalk hemen, kalk.
Sen de geliyorsun.
Yıldız, benim yüzümden kocanla aranı bozma lütfen.
Anne, bu sadece sana yapılmış bir terbiyesizlik değil…
…bana da ayıp. Ne demekmiş seni buraya kapatmak ya?
Nasıl böyle bir şey yapar? Ben şimdi göstereceğim onlara!
Gerekirse bu parti de biter. Benim annemi odaya kapatıyor ya.
(Yıldız) Halit!
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
Alihan, gelsene.
-Hadi. -Geliyorum.
(Müzik - Gerilim)
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
-Merhaba Zeynep, nasılsın? -İyiyim. Siz?
Sağ ol. İyiyim. Alihan, hoş geldin.
(Müzik - Gerilim)
Daha iyisin değil mi?
İyiyim. Teşekkür ederim.
Siz yukarı çıkın. Ben bir telefon görüşmesi yapıp geliyorum.
-Daha iyi misin derken? -Merak etti sanırım.
Halit. Halit!
-Ah Zeynep, sen mi geldin? -Ablacığım.
-Hoş geldin Alihan. -Merhaba Yıldız.
Zeyno, benim Halit’le bir konuşmam lazım. Siz çıkın, geleceğim ben.
Tamam.
(Müzik - Gerilim)
Halit!
Seni daha sonra arayım mı ben?
-Ne var? -Sen benim annemi nasıl odaya kapatırsın?
Ben anneni odaya falan kapatmadım.
Kadın oturmuş odasında tek başına yemek yiyor.
Hiç yapılır mı böyle bir şey? Benim annem sana ne yaptı?
Niye utanıyorsun ondan?
Benimle konuşurken ses tonuna dikkat et.
Bu akşam Erim’in doğum günü.
Onu üzecek herhangi bir şey olsun istemiyorum, anlaşıldı mı?
Benim annem niye bozuyormuş acaba Erim’in moralini?
Annen hadsiz ve patavatsız bir kadın.
Sesini çıkarmadan bir köşede duracaksa öyle, gelsin.
Durmayacaksa odasında dursun.
Annem o benim, annem.
(Müzik - Gerilim)
Anneciğim, gel canım. Bak parti başlıyor, sen de başköşeye otur.
Alo.
Evet arkadaşlar.
Bugün Erim’in doğum günü için toplandık. Önce bir alkış alabilir miyiz?
(Alkış sesleri)
İyi ki doğdun Erim. Nice mutlu seneler.
(Alkış sesleri)
("Nolur" çalıyor)
“Bir adım atsan bana doğru”
“Görüversen sonra beni”
“Ne hâli varsa yalnızlığın”
“O da bunu görse bari”
“Bir kere olsun ne olur ne olur”
“Göz göze gelsek senle”
Zeyno.
Anneciğim. Çok güzel olmuşsun.
Sen kendine bak güzel kızım. Melek gibisin.
Bu arada tanıştırayım. Alihan, annem.
-Hoş geldiniz. Nasılsınız? -Teşekkürler. Sizler nasılsınız?
Çok teşekkür ederim.
(Müzik)
-Anne, sen iyi misin? -İyiyim. Biraz yorgunum.
Alışık değilim ya ondan.
Pardon. Kusura bakmayın, sohbeti bölüyorum.
Alihan’la bir şey konuşmam gerekiyor müsaadenizle. Kusura bakmayın.
-Çok efendi bir çocuğa benziyor. -Öyledir.
Bu yılan gözlü kim?
Şey, Ender. Halit’in eski karısı.
Anlatmıştım ya sana. Baş düşmanım. Erim’in annesi.
Neyse. Bırak onu. Hadi gelin başköşeye oturtayım seni.
-Ne durumdasın? -İdare etmeye çalışıyorum.
Çok belli oluyor mu?
Yok. Benim dışımda herhangi birinin anlayacağını sanmıyorum.
Güzel. Ne yaptın, dediklerimi yapmaya başladın mı?
Yaptım, yaptım. Merak etme sen.
Gençler, ne yapıyorsunuz burada?
İyiyiz. İş konuşuyorduk da biraz.
Bir gecelik işe ara verin.
Hadi Alihan ciddi bir ilişkiye girdi de duruldu, sana ne oluyor Hakan?
Ya ben kendimi bildim bileli çapkın değilimdir.
Yani beceremem o işleri.
Sizler nasıl gençlersiniz anlamıyorum.
Ben sizin yaşınızdayken parti parti dolaşırdım.
Neler neler yaşardım. Hey gidi günler hey.
Belli. Boş durmamışsın. Dört eş, üç çocuk. Bilumum sevgili.
Eh, popüler olmak böyle bir şey.
Hadi içeri geçelim. Birazdan pasta kesilecek.
Geleceğiz.
Birkaç ay sonra o popülerliğinden eser kalmayacak, merak etme.
Tamam.
“Ne olur ne olur ne olur”
“Bu suç belki af bulur”
“Ne olur ne olur ne olur”
“Kendini bana ver”
Kızlar, anneniz gelmiş, hiç haber vermiyorsunuz. Merhaba.
Merhaba.
Haber versek ne yapacaktın? Karşılamaya mı gelecektin annemi?
(Gülme sesi)
Anneanne olacağını duydu, ortalığı bir kolaçan edeyim dedi herhâlde.
Bu arada bu kızcağız da sizin akrabanızmış galiba ha?
Ay, hiç şaşırmadım biliyor musun?
Bütün aile hizmet sektörüne gönül vermiş.
Enderciğim, sen bunlara takılma. Eğlenmene bak.
Çünkü bu eve uzun bir süre giremeyeceğin için kısıtlı zamanını iyi değerlendir.
Yıldız, gerçekten eminim ki son gülen sen olacaksın.
Niye biliyor musun? Geç anlıyorsun da ondan.
(Gülme sesi)
Neyse. Bye bye.
(Ender gülme sesi)
Elimde kalacak bu, yok.
Bırakın ben bunun saçından artık yapışayım, yeter.
Sen de bayılıyorsun didişmeye ama.
Ya duymuyor musun bana söylediği lafı? Yok ben geç anlıyormuşum!
Neyin nispetini yapıyor bu, bu ne hava, onu da anlamadım.
Halit’le mi görüşüyor bu acaba?
Halit’le mi görüşüyor?
Ya Yıldız, bir saçmalama artık. Bir dur ya.
Bilmiyorsunuz onu.
Hayırlısıyla ben evime bir gideyim, başka hiçbir şey istemiyorum.
Katil edecekler beni.
Ya kusura bakmayın. Zeynep, kalkalım mı?
-Daha yeni geldik. -Çok başım ağrıyor.
Tamam.
-Anne, biz gidiyoruz. -Tamam.
Ya kusura bakmayın çok az vakit geçirdik bu akşam.
-İyi akşamlar diliyorum. -İyi akşamlar.
-İyi akşamlar. -Ablacığım, görüşürüz.
("Nolur" çalıyor)
“Ne olur ne olur ne olur”
“Bu suç belki af bulur”
“Ne olur ne olur ne olur”
“Kendini bana ver”
(Maytap yanma sesi)
(Alkış sesleri)
Annemi sevdin mi? Gerçi pek bir şey de anlamadın.
Yani pek kendi gibi değildi. Morali bozuktu herhâlde, bilmiyorum.
Bursa’ya gitmeden beraber yemek yeriz.
Tamam. Çok sevinir.
Ya bu arada bir şey söyleyeceğim…
…sizin Halit’le aranızdaki anlaşmazlık tek taraflı galiba.
Çünkü ne bileyim, Halit hiç sana kızgın gibi değildi.
(Nefes verme sesi)
Zeynep, sen bu durumu niye bu kadar kurcalıyorsun, hı?
Ben kurcalamıyorum.
Sadece anlamaya çalışıyorum yani.
Anlamaya çalışma.
Anlaman gereken kısmını ben sana anlattım. Beni bu konuda sıkboğaz etme.
-Ben seni sıkboğaz etmiyorum zaten. -Zeynep!
Lütfen sessiz kalalım.
(Müzik - Gerilim)
Ne bakıyorsun ulan? Önüne baksana!
Bu da taktı bize ya.
Alihan, ne yapıyorsun ya? Deli misin?
Başımıza iş açılacak şimdi gece gece.
(Patinaj sesi)
Ya yavaş. Yavaş gitsene.
Yavaş gidiyorum. Korkma.
-Alihan, beni eve bırak. -Zeynep, abartma şu an.
Beni eve bırak!
(Müzik - Duygusal)
Evet, burası.
Teşekkür ederim Hakan ya. Zahmet oldu.
Yok. Ben çok mutlu oldum.
İyi. Sonra arkamdan beni bir saat bekletti kız falan deme.
Hayır tabii ki. Sence ben öyle bir insan mıyım?
Onu vallahi bilemem. Artık bütün insanlar manyaklaştı biliyorsun.
Vallahi ben gayet normal bir insanım.
Yani genelleme içinde normal biriyim diyelim.
Hah. Benim de tam ihtiyacım olan normal adam biliyor musun?
Bir de artık biraz paranoyaklaştım. Yani şöyle ki…
…yeni tanıştığım birine "Ya ben sana biraz değer vereceğim ama…
…sen tahmini ne zaman sapıtırsın?" falan diyecek yerdeyim yani.
Ha. Yani ben pek sapıtacağımı sanmıyorum ya.
Ben de sanmıyorum ve büyük giderim var.
Ben şey demek istedim…
…yani dört başı mamur gibisin demek istedim.
Ben bu iltifat işlerini hiç beceremiyorum galiba.
Biraz sakil duruyor galiba, değil mi?
Anladım. Yani ben senin bu hâlinden çok memnunum.
İyi. Sevindim.
O zaman ben gideyim. Yarın belki bir kahve içeriz, olur mu?
Ha, olur tabii. Tabii.
(Müzik - Duygusal)
Görüşürüz.
(Nefes sesi)
Çantam.
Çanta? Hah.
Oh! Bayağı ağırmış bu ya. Ne var bunun içinde?
Biraz ağır.
-Görüşürüz. -Bye bye.
Bye.
(Müzik - Duygusal)
(Gülme sesi)
Ay Caner, Yıldız’ın o surat ifadesi gözümün önünden gitmiyor ha.
Sorma ablacığım, sorma.
Hele sizin üçünüzün birlikte çektirdiği bir fotoğraf var ki…
…ben dedim tamam, Yıldız düşürüyor bu çocuğu şimdi…
…temelli kurtuluyoruz Yıldız’dan. -Ay nerede o günler.
Hah. Tabii Halit de hemen "Yıldızcığım sana güle güle…
…biz Ender’le muasır medeniyetler seviyesine çıkıyoruz."...
...demeyecek herhâlde değil mi?
Vallahi her şeyin bir sırası var Canerciğim.
Her şeyin bir sırası var.
Hah. "Bekle ver gör Canerciğim…
…bekle ve gör." demeyeceksin bana değil mi yine?
(Gülme sesi)
Halit’in her şeyi benim olunca belki ona ihtiyacım kalmayacak.
Vay! İntikam Tanrısı Nemesis. Hoş geldin.
Neyse ablacığım. Ben işe geç kaldım. Hemen çıkayım.
Gideyim bari iş yapıyormuş gibi görüneyim.
Okey. Bye bye canım.
Aa!
Bu ne be?
Abla, sen bir şey bekliyor muydun?
İsimsiz bir zarf gelmiş.
-Abla. -Ne oldu?
Bir zarf gelmiş. Sen bir şey bekliyor muydun?
Yok.
-Neymiş bu? -Bilmiyorum. İsimsiz.
Aa!
Nasıl ya? Bu ne ya?
(Gülme sesi)
Abla, biri resmen Yıldız’ın şeceresini yollamış bize.
Aa!
Pozlara bak.
Bak, bak, bunlar da ajansa yolladığı fotoğraflar herhâlde.
Abla var ya, bunları gazetelere versek kesin biter bu evlilik.
Allah Allah. Bunu kim yolladı? Ver bakayım şunu.
Ya ne bileyim abla. Kemal falan yollamıştır herhâlde.
İş birliği yapalım diyordu ya.
Yok. Yollasa o söylerdi.
Yani ben yine de sorarım ama…
…zannetmiyorum Caner.
Abla, bence biz ne yapalım biliyor musun?
Üzümün bağını sormayı bırakalım, harekete geçelim.
Ha? Temelli kurtulalım Yıldız’dan.
Of abla, ne bu surat ya? Ne bu surat? Çekelim fişi, bitirelim işi işte.
-Arayayım mı Cüneyt’i? -Dur, dur. Arama.
Arama. Caner, bu bir tuzak olabilir.
Bunları bize Yıldız’ın yollamadığı ne malum, ha?
Bize bir oyun oynuyor olabilir mi?
Ya ablacığım, bırak Allah aşkına ya.
Salaklık renk olsa Yıldız gökkuşağı olur ya.
Nerede onda o kafa?
Öyle söyleme. Belli olmaz bu işler.
Caner, ya bunları Yıldız yolladı…
…ya da bizim gibi bir düşmanı daha var.
Ve dua edelim ikincisi olsun.
(Mesaj zili sesi)
(Alihan dış ses) Güne babamı affederek başlamak ister misin?
(Gülme sesi)
(Müzik)
(Mesaj zili sesi)
(Alihan dış ses) Gülümsüyorsan kapıyı aç.
Oğlum!
Güzel oğlum benim. Gel.
Çok özledim seni. Sen trençkot mu giydin?
(Zeynep) Çok yakışıklı olmuşsun, çok.
Bu yakışıklılığın ne? Bu yakışıklılığını ne yapacağız?
Güzel oğlum benim. Çok yakışıklı olmuşsun, çok.
Bir daha oğlumu böyle şeylere alet edersen çok kötü olur.
Yani ben bugünleri düşünerek köpek sahibi olmak istedim.
Çiftliktekileri de hesaba katarsak daha çok şansım var.
Bak sen çok şımardın ha.
Özür dilerim.
Bir şekilde öfkemi kontrol edebilmeliydim, yapamadım.
Merak etme, farkındayım.
Sonsuza kadar söylenmek ve bu konuyu uzatmak istiyorum.
Ama yapmayacaksın, değil mi?
Niye yapmayayım ya?
Benim hakkım değil mi dırdır yapmak, trip atmak?
Hakkın. Ama bizim gibi çiftler için biraz sıradan değil mi?
Ben zaten seninle sıradan olmak istiyorum.
Zorlasak olur muyuz acaba, ha?
Aman neyse, boş ver. Zaten öyle yıpranırız.
(Gülme sesi)
Hadi gidelim, kahvaltı yapalım.
Yok, yapamam ben. Şirkette bir sürü işim var.
Şirkete gitmeden önce eve Kaju’yu bırakalım.
Ondan sonra bana arabada bol bol surat as, rahatla…
…ben de rahatlayayım, olur mu?
Yapacağım zaten. Zaten öyle yapacağım.
Gel Kajuto’m. Gel biraz trip atalım.
Gel birazcık trip atalım. Gel. Çünkü baban bunu hak etti.
(Burun çekme sesi)
Anne, nereye?
Yıldız, ben gidiyorum kızım.
Nereye gidiyorsun? Dün olanlar yüzünden mi?
Belli ki burada istenmiyorum. Huzur kaçırmanın âlemi yok.
Anne, ne huzur kaçırması ya? Sen bunları tanımıyor musun?
Onların huzuru zaten doğuştan kaçık.
Seninle bir ilgili yok. Sen bakma onlara.
Yıldız, dün duyduklarımdan sonra burada iki saniye daha kalamam ben.
Tansiyonum tavan yaptı, bütün gece uyuyamadım ben.
Ya burada kalmak istemiyorsan bari Zeynep’te kal.
Kimsede kalamam.
Siz hepiniz düzeninizi kurmuşsunuz kızım.
Ben artık sizin hayatınızda fazlalığım.
Anne, saçmalama. O nasıl laf ya?
İnşallah anne olunca sen de anlayacaksın Yıldız.
Anneler çocukları için her şeyi yapar, hiç şikâyet etmez.
Ama bir gün gelir, onların hayatlarında fazlalık olurlar.
Maalesef böyle. Hayat böyle.
Anne, hiç olur mu öyle şey? Sen bizim başımızın tacısın.
Aman iyi be, şimdi o başınızın tacı…
…kendi hâkimiyetine ve topraklarına geri dönüyor, öyle düşün.
Sana bunu yaptılar ya, göstereceğim ben onlara.
-Halit. -Efendim?
Biz sana ne yaptık? Benim annem sana ne yaptı?
Ne oldu yine Yıldız sabah sabah?
Kadını bu evde istemediğini o kadar belli ettin ki Bursa’ya dönüyor.
Ben annene bir şey söylemedim. Evimden de git demedim.
Ne bu alınganlık anlamadım.
Kovmaktan beter ettin kadını.
Torunu olacak diye hevesle geldi, odalara kapattın.
Sabah sabah sesini yükseltmeden konuş benimle.
Sanki bodrum katında bir odaya kilitledim anneni.
Deniz manzaralı odada, iyi şeflerin hazırladığı yemeklerle vakit geçirdi.
Bu tepkini birine söylesen güler.
Ay sen nasıl konuşuyorsun böyle ya?
Anneme yapılmış şey bana yapılmıştır.
Ama senin zaten bana saygın yok ki anneme saygın olsun.
(Nefes verme sesi)
Yıldız, işe giderken benim sinirlerimi bozma.
Benimle de sakin konuş.
(Müzik - Gerilim)
Ah!
Ne oldu, neyin var?
Kramp girdi. Dokunma bana.
-Doktora gidelim mi? -Ah, gerek yok.
Kasılıyor arada, geçer şimdi.
-Annemin yanına gidiyorum ben. -Tamam, ben de geliyorum seninle.
Gelmene gerek yok, geçer şimdi.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Tövbe ya Rabb'im tövbe.
Yok, bu değil. Burayı geç.
Gece yarısından sonra olmalı. Caner, biz kaç gibi geldik eve?
Yarım gibiydi.
12'den sonrasına bakalım.
(Ender) Bu!
Bu! İşte bu.
(Ender) Zumla bakayım.
Zumla.
(Caner) Yüzü de gözükmüyor ki.
P mi, B mi o?
-(Caner) Hı? -Net değil ki.
Sen şimdi P'sini B'sini, bütün ihtimalleri yaz Caner.
Fotoğrafını falan çek.
Biz onu sonra bakar, buluruz.
(Müzik)
Bu işin arkasında kim varsa kurtuluşumuz onda, unutma.
(Müzik)
Hayır ama yani şimdi...
...yani kapıdan girene de sorun şu kimliklerini yani.
Hayatımız tehlikeye girebilir.
Yani biz siteye niçin para veriyoruz?
Ha? Size niçin para veriyoruz yani?
Vallahi yönetime şikâyet edeceğim. Bir daha olmasın. Rica ediyorum olmasın yani.
Ne bu ya!
(Müzik)
(Kapı açılma sesi)
Ne durumdasın?
Yani işte şirketlerle ilgili görüşmelerimiz sürüyor.
Brüksel'de bir tanıdık bulduk. O bize yardımcı olacak.
Ve en yakın zamanda şirketleri kurup önüne dosya halinde getiririm.
Daha hızlı olmamız lazım.
Gerekirse buradaki işlerin hepsini bırak, bir tek bu konuyla ilgilen.
Tamam, zaten ilgileniyorum Alihan.
Artık bir süre konuşmasak, şu konuyu bir kapatsak.
Ben istediklerimi alana kadar bu konu kapanmayacak.
Tamam?
Tamam da ben senin iyi olmanı istiyorum...
...toparlanmanı istiyorum arkadaşım. -İyiyim ben.
İyi olmasam, toparlanmış olmasam...
...o Halit'e yapacaklarım bambaşka olurdu inan.
(Müzik)
Yıldız, ne olursa olsun sakın kimseye kendini ezdirme.
Ne kendini ne kardeşini.
Sen hiç merak etme anne. Kimse bize hiçbir şey yapamaz.
Şu işi de fazla uzatma artık. Uzattıkça cılkı çıkar.
Merak etme anne, vicdan azabı cezaların en güzeli.
(Yıldız) Ben her şeyi halledeceğim. Sen bu eve...
...döndüğünde hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
(Asuman) Aferin benim kızıma, kafanı kullan. Zeynep'i göreceğiz değil mi?
(Yıldız) Evet, hadi gel.
(Kapı açılma sesi)
Geç anne.
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik)
(Kapı kapanma sesi)
Dediğiniz üç plakayı araştırdım.
Hah, biz de zaten tam göremediğimiz için olabilecek varyasyonları yazdık.
Bir tanesine kayıtlı motosiklet çıktı.
Hah, süper. Bulduk mu yani?
Ya ben sana dedim abla Musti çözer bu işleri diye.
Ee ama bize adres lazım.
Adresi vereceğim ama yalnız sıkıntılı bir durum olmaz değil mi?
Yok canım, olmayacak. Sadece gideceğiz, bir iki soru soracağız o kadar.
Normalde bunu size vermemem lazım.
Benden çıktığı belli olursa, Emniyetten kovulurum.
Asla olmaz. Sen rahat ol.
Baksana bize, sorun çıkaracak tiplere benziyor muyuz?
(Gülme sesi) Hiç yani.
(Kağıt yırtma sesi) Peki o zaman, bana müsaade.
(Ender) Çok mersi.
Çok sağ ol Musticiğim, bu iyiliğini hiç unutmayacağım.
Ne demişler, iyilik yap, denize at.
Zamanında yaptığım iyilikler bize nasıl yol...
...su, elektrik olarak geri döndü ablacığım.
Ne iyilik yapmış olabilirsin Caner?
(Gülme sesi)
Buna Halit'in golf kulübünün kartını vermiştim.
Sevgilisini yemeğe götürmüştü.
Ne? Ne zaman?
Aman, geçmiş zaman işte ya.
Bravo, iyiliğe bak.
Ablacığım, ben bugünleri düşünerek yaptım bunu.
Bak, nasıl işimize yaradı işte.
Tamam, hadi bak bakayım neresi.
(Nefes sesi)
Neresiymiş? Yakın mı?
(Nefes sesi)
Bize ait olmayan topraklara doğru sefere çıkıyoruz ablacığım, yürü.
-Şu çayları öde çabuk. -Hadi, hadi, hadi.
Öderiz orada.
(Ayak sesi)
Bekle.
(Ayak sesi)
(Zeynep) Hayır yani, sen böyle apar topar gitmezdin.
Dün de suratın asıktı. Ne oldu anlamadım.
Yalı havası iyi gelmedi Zeyno.
Zenginlerin böyle kendi aralarında "Yalılar rutubetli olur şekerim...
...ellerim eğrildi." lafı gerçekten doğru tabirmiş.
Ee tamam, orada kalmak zorunda değilsin. Gel, bende kal.
Aynı şeyi söyledim anneme ama istemiyor ki.
İnanayım mı?
Ay Yıldız, bu kız iyice paranoyaklaşmış.
(Telefon zili sesi)
(Müzik)
-Halit mi bir şey yaptı? -Hayda!
Ne geldin be Zeyno? Sen bununla nasıl uğraşıyorsun ben anlamıyorum.
Yettiniz artık. Hadi öpüşelim, kalkalım. Daha otogara yetişeceğiz, hadi.
İkiniz de sessiz kalınca pek hayra alamet olmuyor da o yüzden.
Çocukluktan travmalı anneciğim Zeyno, bir şey saklıyoruz zannediyor.
Ne yapayım ablacığım? İkinizin de kafası aynı çalışıyor...
...ve ne yazık ki hiç iyiye çalışmıyor.
Teessüf ederim Zeyno, ne kötülüğümüzü gördün?
Anneciğim, ilk önce kendinize yaptığınız kötülüklerden başlayayım istersen.
Mesela Yıldız’ın yanlış tercihlerini konuşalım mı burada?
Tamam Zeynepciğim, doğru söylüyorsun. Haklısın.
Ama inan ki şu an bir şey olduğu yok yani.
-Hadi gidelim anne. -(Asuman) Hı hı.
(Zeynep) İyi, hadi bakalım.
(Yıldız) Bir şey yok. Sen işine gücüne bak.
-(Yıldız) Ay. -(Zeynep) Altından bir şey çıkmaz inşallah.
(Ayak sesi)
-Bana bak, 56! -Hah, 56 burası.
-Burası mı? -Geç bakayım.
-Buranın girişi buradan mı? -Aç, aç bakayım onu.
(Ender) Yok, buradan açılmıyor.
Şurada giriş.
-Allah'ım bizim burada ne işimiz var? -Nerelere geldik ya.
Dur, dur, çamur, basma çamura.
Ayakkabılarım kirleniyor.
Şöyle geç.
Su, su sıçramasın da.
-Basma, birikinti var. Basma! -Tamam tamam.
-Bana bak, köpek möpek var mıdır burada? -(Caner) İnşallah yoktur, inşallah.
-(Caner) Girmeden içeri bakalım. -(Ender) Ha.
(Kapı açılma sesi) (Caner) Hah!
(Kapı açılma sesi)
(Müzik)
Caner, değme.
(Ender) Geç, geç, geç.
(Müzik)
(Kapı vurma sesi)
(Yağmur sesi)
(Kapı vurma sesi)
(Yağmur sesi)
(Kapı açılma sesi)
-Buyurun. -Ee...
...ablacığım, Enes Mutlu'yu arıyorduk biz ama evi burası mı?
Ne yapacaksınız Enes'i?
(Kadın) Ne oldu ki? Ne işiniz olur ki?
Bizim küçük bir işimiz vardı da eğer buradaysa görüşebilir miyiz kendisiyle?
Enes.
(Kadın) Sana gelmişler.
(Müzik)
(Caner) Merhabalar, Enes Bey siz misiniz?
Evet, benim, ne var?
Abla, bu adamın kolu alçılı, yani motor sürmesi mümkün değil.
Sen sor.
Ee Enes Beyciğim, 34 PBJ 10 plakalı motosiklet size mi ait acaba?
Benim de, benim kolum kırık. Motor iki haftadır amca oğlunda.
Amca oğlunda, amca, amca oğlu.
Amca oğluna nasıl ulaşabiliriz acaba sizin?
Hayırdır?
Şey, şimdi şöyle bir şey oldu. Biz yolda arabayla giderken...
...bu motosikletten bir paket düştü...
...biz o paketi kendisine ulaştırmak istiyoruz.
Tamam, verin bana, ben ulaştırırım.
Ee şey o, ee şey yani...
Ee biz, biz vermek istiyoruz. Elden.
Aynen, evet, aynen.
Yani geceleri gözümüze uyku girmedi, yani ee biz...
-İçimiz rahat etmeyecek yani. -Aynen öyle, biz...
...böyle insanlarız çünkü biz. Hassasız bu konuda.
-Tamam, yaz vereyim adresi. -(Caner) Hah.
(Caner) Hemen yazıyorum.
(Yıldız) Anneciğim, sen varınca ara beni.
(Yıldız) Hadi öptüm.
-Yıldız Hanım, nereye gidiyoruz? -Eve gidelim Sıtkı.
(Müzik)
(Yıldız) Ay.
Uf.
İyi misiniz efendim?
Ee iyiyim, iyiyim, bir kramp gibi bir şey girdi sadece.
Emin misiniz? Pek iyi gözükmüyorsunuz.
Of.
Sıtkı.
Vazgeçtim evden ya. Sen götür beni hastaneye, neymiş baksınlar.
Tamam efendim.
Ay!
(Ayak sesi)
(Ayak sesi)
-(Zehra) Aa, Yasemin. -(Yasemin) Aa, merhaba.
Babam müsait mi?
Ee, şimdi bir toplantısı var. Ama birazdan biter. Haber vereyim mi?
Hım.
Kemal Bey buralarda mı?
Ee, o da buralardaydı. Bir sorayım isterseniz.
Yok, sorma. Bir iki evrak işi vardı. Ben hallederim.
Tamam, görüşürüz.
(Ayak sesi)
(Müzik)
(Kapı vurma sesi)
(Kapı açılma sesi)
Rahatsız etmiyorum değil mi?
Zehra? Yok canım, gelsene.
(Kapı kapanma sesi)
(Öpme sesi)
Lütfen.
Sabah senden ses çıkmayınca benim de burada bir iki işim vardı...
...bir uğrayayım sana dedim. -İyi yaptın.
Ya sabah birtakım işlerim vardı. Onları halletmem gerekiyordu.
Direkt buraya geldim ben de.
Sen beni merak mı ettin?
Yok, merak gibi değil de...
Ne peki?
Ben galiba bu sabah yürüyüşlerine alıştım biraz.
(Gülme sesi)
Anladım. Madem öyle, yürüyemediğimiz günleri telafi ederiz biz de.
Nasıl olacak?
Sadece sabahları görüşmeyerek.
Nasıl olsa arkadaşız değil mi?
Hıh! Yani değil mi?
Arkadaşız tabii.
Hatta eğer işin yoksa şimdi bir şeyler yapabiliriz. Benim bir süre vaktim var.
-Olur, sevinirim. -Hadi o zaman.
(Kapı açılma sesi)
(Tekerlek sesi)
(Müzik)
Aferin Sıtkı, hemen haber uçur patronuna.
(Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
(Müzik)
(Yağmur sesi)
(Caner) Şöyle buyurun abiciğim, hadi hayırlı işler.
(Caner) Eh, dur dur, açıyorum ben.
(Ender) Caner.
(Kapı kapanma sesi) (Caner) Hı.
Artık bu son olsun. Sabahtan beri bittim ya!
(Ender) Ne saç kaldı ne ayakkabı.
(Caner) Vallahi billahi. Ablacığım ben de ömrümde kimseyi böyle aramadım ya.
"Balta nerede? Suya düştü. Su nerede? İnek içti"ye bağladık resmen.
Bunun altından Yıldız çıkarsa var ya, ben yapacağımı bilirim ona.
Ablacığım boş ver, en azından bak, nezih bir muhite geldik yani.
Nezih muhit de kapıcı dairesi.
Ee iyi de yatıya mı geldik abla sanki? Sen de Allah Allah.
(Caner) Gel gel.
(Ayak sesi)
(Öksürme sesi)
(Nefes sesi)
(Kapı vurma sesi)
(Kapı açılma sesi)
Merhaba ablacığım, biz Hikmet'e bakmıştık da.
Hikmet okulda, niye aramıştınız ki?
Okulda mı? Ya biz ona bir şey soracaktık.
Şimdi Hikmet bizi Rahmet'e paslayacak, Rahmet de İsmet'e paslayacak. Bittik!
Ee şey, biz Hikmet'e nasıl ulaşabiliriz? Nerede bulabiliriz onu acaba?
Siz ona burs veren şirketten mi geliyorsunuz?
Evet teyzeciğim, evet, evet, burs veren şirketten geliyoruz.
Okul şurada, Altıhan Üniversitesi, giderseniz orada bulursunuz.
O zaman biz okulda bulalım Hikmet'i.
(Ender) Tamam, çok teşekkür ederiz.
İyi günler, iyi günler.
Vallahi burada oturan çocuk özel üniversiteye gidebiliyorsa ...
...bursu bayağı sağlam yerden demektir.
Anladığım işler değil Canerciğim ama şunu çözelim artık. Yoruldum, hadi.
(Dalga sesi)
(Sandalye çekme sesi)
(Nefes sesi)
Nasıl, babanla aranı düzeltebildin mi biraz?
Benim aram babamla öyle düzelmez Kemalciğim.
(Garson) Hoş geldiniz efendim, ne alırdınız?
-(Kemal) İki tane, cappuccino'ydu değil mi? -Hı hı.
İki tane cappuccino lütfen.
(Kemal) Neden peki?
Bilmem.
Yani böyle sürekli kızgın bana ve hiç geçmiyor da o kızgınlığı.
Peki, bunda senin suçun hiç mi yok?
İlk zamanlar hep kendimi suçluyordum ama...
...bıraktım artık. Kabullendim yani.
Bir de benimle görüştüğünü öğrense neler olur acaba?
Neler olur?
(Zehra) İşte bağırır, çağırır, kovabilir.
Daha önce yapmadığı şeyler değil çünkü.
Kovar?
Ama bu bütün saydıklarına rağmen benimle görüşüyorsun hâlâ.
(Kemal) Zehra, bence sen babandan korkmuyorsun.
(Kemal) Sadece korktuğunu sanıyorsun.
Ben mi?
Ee bence bayağı korkuyorum.
Kesinlikle korkmuyorsun. Kalıbımı basarım.
(Kemal) Hatta biraz daha iddialı olayım.
Sen bayağı cesaretli bir kadınsın biliyor musun?
Ben mi cesaretli bir kadınım?
Evet, aynen öyle. Bak, şöyle anlatayım.
Halit Argun gibi bir adam durmadan sana ne yapman gerektiğini söylüyor.
(Kemal) Ama sen bunların bir tanesini bile yapmıyorsun.
Üstelik öyle yanlışlıkla falan da değil. Gayet bilerek, isteyerek.
Yani ne bileyim, bence tebrik etmek lazım seni.
Yani sen böyle söyleyince kulağa çok kural tanımaz bir kadın gibi geliyor.
Zehra, inan öylesin.
Sen babandan değil, sadece onun kafanda yarattığı imajından korkuyorsun.
Yoksa her kafana eseni yapıyorsun.
Yapmıyor musun?
(Gülme sesi)
Ayrıca bu hikâyede asıl korkan birisi varsa o sen değilsin.
Asıl korkan baban.
-Yok artık Kemal. -(Kemal) Zehra, inan bana öyle.
Adamın sana bağırıp çağırmalarının tek sebebi bu.
Adamın seni görünce ödü kopuyor ya!
Bu kız şimdi bir şey yapacak, yapmadan ben buna kızayım diyor.
Bak, bu da hayatımda duyduğum en iyi tespit.
(Kemal) Değil mi? Öyle bence de.
Zehra, lütfen artık kendine biraz güven.
Canın ne istiyorsa gönül rahatlığıyla yap.
Yani bu biraz zaman alır. Bence hemen öyle yapamayabilirim.
Sen bir yapmaya başla...
...iki güne alışırsın.
Kemal, biliyor musun?
Ben uzun zamandır kimseyle konuşurken kendimi böyle iyi hissetmemiştim.
Bunu duyduğuma çok sevindim.
Demek ki uzun zamandır seni anlayan birisiyle hiç sohbet etmemişsin.
(Müzik)
(Kemal) Teşekkürler.
(Müzik)
(Müzik - Hareketli)
Yıldız Hanım, iyi misiniz efendim?
Eve gidelim bir an önce.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Mesaj zili sesi)
(Sıtkı dış ses) Yıldız Hanım şu an hastaneden çıktı.
(Sıtkı dış ses) Ağlıyor ve çok bitkin gözüküyor. Eve götürüyorum.
(Müzik)
Vallahi çok sıkıldım Caner, artık tamam. Yeter.
Ablacığım, ben de çok sıkıldım. Ben de çok sıkıldım ama...
...en azından tepemizde bir damımız var ya!
Hah, öğrenci işleri. Geç.
(Ayak sesi)
Hanımefendiciğim, merhabalar. Kolay gelsin.
Evet, ne vardı?
Öğrenci işleriyle uğraşmak da üniversite sınavını kazanmaktan daha zor vallahi.
Hadi Caner.
Efendim, şimdi şöyle; biz Argun Holding'den geliyoruz...
...birkaç öğrenciye burs imkânı sağlamak istiyoruz.
Ee şirketimizin bünyesinde çalışanların...
...bazılarının çocukları da burada okumakta zaten.
Bu konuyla ben ilgilenmiyorum yalnız.
Öyle mi? Ee, peki o zaman.
Bu okulda okuyan bir öğrenci hakkında birkaç bir şey sorsam size?
Kendisi bir arkadaşımın kardeşi olur. Belki ona bir yardımımız dokunur.
O konu hakkında da bilgi veremem.
Hım.
Aslında biliyor musunuz, ben de bu okulda okumuştum.
(Caner) Ve siz bana çok tanıdık geliyorsunuz.
Beyefendi, her sene bu okuldan kaç kişi mezun oluyor acaba haberiniz var mı?
-Ben sizi nereden hatırlayabilirim? -(Ender) Hanımefendi.
Hikmet Gür adında bir öğrencinin burs bilgileri lazım bize.
Argun Holding adına burs var mı, yok mu ona bakmamız lazım.
Bir dolandırıcılık söz konusu olabilir.
Bize yardımcı olmazsanız avukatlarımızla geleceğiz.
(Müzik)
Gördün mü? Sana kalsa daha sohbet ediyordun.
Bir lafımla muma çevirdim kadını.
(Müzik)
Ne holding demiştiniz?
Argun Holding.
O değil.
Ee, Halit Argun olabilir mi?
Hayır, o da değil.
Bunu söylememeniz gerektiğinin farkındayım...
...ama biz bunu zaten er ya da geç öğreneceğiz.
Bize vakit kaybettirmemeniz sizin hayrınıza olacak.
Emin olabilirsiniz.
Falkon Havacılık, hanımefendi.
(Müzik)
Burası da böyle bir yer işte, gün içerisinde sakin olur.
Güzelmiş.
(Sandalye çekme sesi)
(Kafe ortam sesi)
Ee bu arada çok teşekkür ederim dün için.
O kadar geç saate kadar bekledin.
Rica ederim, olur mu öyle şey? Benim için büyük bir zevkti.
Sevindim.
Ee şey, bu akşam...
...eğer müsaitsen tekrar görüşebilir miyiz?
İkimiz mi?
İkimiz. (Gülme sesi)
Ya olur, olur da benim sahne var.
Ya belki sonrasında, yani sen öyle gece...
...erkenden uyuyan tavuklar gibi değilsin herhâlde değil mi?
Ha, yo!
Erken uyumuyorum çok.
Dün valla böyle baktım, bir ara bir gözlerin gitti.
(İrem) Eyvah dedim, bu benimle takılsa iki güne pert eder dedim.
(Hakan) Dayanacağız artık.
-(İrem) Hadi bakalım. -Aa!
Kız, İrem!
-(İrem) Aa! -Ne yapıyorsun sen burada ya?
Emir, asıl sen ne yapıyorsun ya?
Oo, senin kahve içtiğin adam benim brom, brom.
Siz tanışıyor musunuz?
Aynı yerde çalışıyoruz.
Zeynep herkesi bir araya mı toplamış, ne yapmış böyle ya?
Harbiden ha! Bu ailenin giderek büyümesine ne diyorsun?
Çok iyi. (Gülme sesi)
(Emir) Hıh, geldi benim kardo.
Canım, ne haber?
-İyi, sen? -(Zeynep) İyiyim canım.
-(Hakan) Hoş geldin. -(Emir) Kız, Zeyno.
Sen bunların görüştüğünü biliyor muydun?
-Biliyordum. Hakan. -Ne haber Zeynep? Otursana.
Yok, oturmayacağım. İki dakika bir konuşabilir miyiz seninle?
-Biz geliyoruz hemen. -Okey.
Vay anasını satayım ya!
(Emir) Yine mevzu var.
(Emir) Bizim şirkette olay hiç bitmez tatlım.
Aslında benim kardom var. Cano, Caner yani.
O olsa hepsini çözerdi ama bugün işte izin mi istemiş, bir şey olmuş.
Boş ver, sen ne yapıyorsun asıl, onu söyle.
Ne yapayım ben de...
...dün gece Yıldız'ın kalantor kocasının oğlunun doğum gününde sahneye çıktım.
-(İrem) Buna ne diyorsun? -Ay! Ay ne diyeyim buna ben ya?
Yalnız o benim müstakbel kayınpederim olur.
Ne?
Ya kendisinin henüz haberi yok. Ama olacak.
Kızın haberi var mı? Sadece soruyorum.
Aşk olsun İroşka ya! Bizim dev gibi kocaman bir aşkımız var.
Ya henüz halka arz etmedik sadece.
-Anladım, çok iyi. -Süper.
Yani kafası dağınık herhâlde bu aralar.
Öyle diyorsun da dün doğum gününde de çok tuhaf davrandı.
Hani dönüş yolunda yaşadıklarımı sana anlatmıyorum bile...
... bambaşka birine dönüştü.
Hakan, benim Halit'le ilgili bilmem gereken bir şey var mı?
Ya hayır Zeynep, nereden çıkarıyorsun sen bunu ya?
Bak, varsa söyle çünkü o adam benim ablamla evli. Benim bunu bilmem lazım.
Tamam, korkulacak bir durum yok.
Sen merak etme, ben konuşuyorum zaten Alihan'la.
Ben de Alihan'ı çok iyi tanıyorum. Biliyorum, farklı biri.
Ama yani sanki bir şey oldu, bütün dengesi değişti.
Bak, bence bir süre bekleyelim, tamam mı?
Sen de içini rahat tut, sıkıntı yok. Merak etme, tamam mı?
-Tamam. -Kahve içer misin?
Yok ya, ofise döneceğim ben, işlerim var.
-Tamam. -Görüşürüz.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Ayak sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi) Yıldız!
(Ayak sesi)
(Halit) Hayatım merak ettim seni bütün gün aradım, cevap vermedin.
Sıtkı söyledi. Hastanedeymişsin, ne oldu?
Bebeğim öldü.
Ne?
Nasıl olur bu Yıldız?
Neyine şaşırıyorsun ki?
Bu kadar üzüntüye nasıl dayanacaktı küçücük şey?
Bıraktı beni gitti.
Çok üzüldüm hayatım.
Sen niye üzülüyorsun ki?
Beni o kadar fazla üzdün ki...
...bebeğim öldü. Senin yüzünden öldü!
-Yıldız. -Beni yalnız bırak.
Git çocuklarına da söyle, bayram etsinler. İstemiyordunuz ya!
(Ağlama sesi) Sevinin şimdi.
(Ağlama sesi)
(Ağlama sesi)
(Müzik)
(Ağlama sesi)
(Ağlama sesi)
(Müzik)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik)
Zeyno.
Yanıma gelir misin lütfen?
(Nefes sesi)
(Müzik)
Ne yaptım ben?
(Kapı vurma sesi)
Gel. (Kapı açılma sesi)
-Sen misin oğlum? -(Erim) Babacığım.
-(Halit) Hoş geldin. -(Erim) Hoş buldum.
Ne haber?
(Öpme sesi) İyiyim, senden?
-İyi. - Aysel abla söyledi. Erken gelmişsin.
Aa, evet, bugün biraz erken geldim.
Neyin var baba?
Yıldız bebeğini kaybetti.
Ne?
Nasıl yani?
Nasıl olduğunu bilmiyorum.
Acaba bebek benim yüzümden mi öldü?
Seninle ne ilgisi var?
Saçmalama oğlum.
Ne bileyim, ilk başta istemedim ya! Bir sürü kötü şey söyledim.
Senin isteyip istememenle ilgisi yok ki, bebeğin ömrü bu kadarmış.
Nereden geliyor böyle şeyler aklına senin, annen mi sokuyor?
Hayır, hayır. Annemle bir kere konuştum bu konuyu.
Ona üzgün olduğumu söyledim, o da üzülmememi...
...hayatımın değişmeyeceğini falan söyledi.
Seninle aynı şeyleri söyledi o da.
Öyle mi?
Baba, benim içim hiç rahat değil.
Oğlum, bazı şeyleri gereğinden fazla düşünüyorsun.
(Halit) At bunları kafandan.
Böyle şeyler konuşmayacağız, tamam mı?
Her ne olursa olsun sen benim en kıymetlimsin.
-Anlaşıldı mı? -Anlaşıldı baba.
Hadi sen odana git, ben de bir Yıldız'a bakayım.
-Tamam. -Gel.
(Kapı zili sesi)
(Kapı açıma sesi)
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
(Zeynep) Yıldız nerede? (Kapı kapanma sesi)
(Aysel) Odasında efendim.
(Ayak sesleri)
Şey, yalnız Halit Bey yanında, isterseniz ben haber vereyim.
-Ha, öyle mi? -Evet. Siz geçin salona bekleyin lütfen.
Tamam, bekliyorum.
(Ayak sesi)
Hoş geldin Zeynep.
Hoş bulduk.
Bir şey oldu kesin yine, hepiniz toplaştığınıza göre.
Yıldız bebeğini düşürdü.
Bebeğini mi düşürdü?
Sen bilmezsin tabii, bir nasılsın bile demediğin için.
(Zeynep) Hayır yani, Yıldız'ı sevmiyor olabilirsin ama...
...birazcık insanlık göstersen bir şey eksilmez senden.
Ay tamam, bir şey demedik. Bilmiyordum ben ya!
Geçmiş olsun.
Zeynep Hanım, müsaitler, sizi bekliyorlar.
Tamam.
Yani en azından dört kardeş olmaktan kurtulduk.
(Kapı açılma sesi)
Zeynep!
İyi misin, ha?
Ben sizi yalnız bırakayım.
(Kapı açılma sesi) Nasıl oldun?
(Kapı kapanma sesi) Nasıl görünüyorum sence?
Ah ablacığım ya.
Üzülme, tamam, bak daha kötü de olabilirdi.
Yani ne bileyim, büyüdükten sonra belki başımıza gelirdi bu...
...daha çok üzülürdük hepimiz.
Sadece seninle ben üzülürdük Zeynep.
Bunların hiçbirinin umurunda değil, şu anda bayram ediyorlar.
Tamam, sakin ol sen.
Nasıl olayım ya?
Ben kendi kendime sevindim zaten çocuğum olacak diye...
...şimdi de kendi kendime üzülüyorum.
Hayır canım, olur mu öyle şey? Bak, Halit de çok üzülüyor.
Onun umurunda bile değil, o sadece kendini düşünüyor.
Ablacığım, bak sen üzgünsün diye böyle söylüyorsun ama...
...yani herkes üzüntüsünü başka bir yolla gösterir.
O da oturup seninle ağlamıyor diye bu üzülmediği anlamına gelmiyor ki.
Zeynep, ben bu evde kendimi çok yalnız ve sığıntı gibi hissediyorum.
Ablacığım, saçmalama, hiç olur mu öyle şey ya?
Hem sanki doktor sana ne dedi, bir daha çocuğun olmayacak mı dedi?
Yo, öyle bir şey söylemedi.
Ee, tamam işte, yine olur.
Ya bu kadar perişan olmanı gerektirecek bir şey yok.
Annem de iyi ki gitti yalnız ha.
O da şimdi perişan olacaktı kadın burada.
-Zeynep. -Tamam, ağlama artık.
(Müzik)
Ya tamam.
Tamam da ya bu dosyaları bize Alihan mı gönderdi, onu anlamadım ben.
Bir de niye yani?
Bana pek inandırıcı gelmiyor ama gözüken o.
Ya tamam da...
...Alihan neden Yıldız'la uğraşsın ki üstelik Zeynep'le manitayken?
Vallahi kafam almıyor Caner.
Ama bu işin içinde bir iş var. Kesin!
Neyse ablacığım, boş verelim biz ya, biz bildiğimiz gibi yapalım.
Şu güzelim resimleri değerlendirelim mis gibi, ha?
Olmaz Caner.
Benim bu işin nedenini öğrenmem lazım.
Hayatımız değişebilir.
Ya ne değişecek ablacığım, Allah aşkına, ne değişecek ya?
Alihan gibi bir gücü yanımıza alırsak...
...Halit'i yere sermemiz çok daha kolay olur.
Ama önce Alihan'ın derdi neymiş onu bir öğrenelim bakalım.
Yok, ben bıraktım artık ya, ben boşuna debelenip duruyorum.
(Caner) Bundan sonra herkese sen haklısın diyeceğim.
Öyle abiciğim ya, yeter be!
Neyse, hele bir yarın olsun da...
...şu Alihan'ı ben bir ziyaret edeyim.
Çok haklısın ablacığım, çok haklısın.
-Abla. -Hı?
Ya benim canım çok sıkıldı, bir yerlere mi çıksak?
Ay yok, çıkamam ben, çıkınca çok içiyorum.
İçmemem lazım, detokstayım.
Sen de iyice sıkıcılaştın.
Bundan sonra böyle.
(Ayak sesi)
Babacığım.
(Nefes sesi)
Bir şey mi oldu?
Yıldız, bebeğini kaybetti.
Ne?
Ben duydum babacığım Zeynep'ten bugün, çok üzüldüm.
Ay, inanmıyorum.
Annesini yolcu ettikten sonra kanama başlıyor.
(Halit) Hastaneye gidiyor.
Şimdi yukarıda, dinleniyor.
Siz de bir ara çıkın geçmiş olsun deyin, tamam mı?
Deriz tabii babacığım, deriz.
Ben yukarıda olacağım.
Baba, sen iyi misin?
İyiyim.
Babam da utanmasa ağlayacak.
Başka çocuğu yok sanki.
Ay abla ya, sen de ne gaddarsın ama ya!
Senin de şu kafan hiç çalışmıyor.
Bütün mal mülk dörde bölünecekti.
Biraz kafanı çalıştır, biraz ileri görüşlü ol Lila.
Hı hı.
(Müzik)
Ablacığım, gel.
Daha iyi misin, ha?
Ya çok heveslenmiştim, o yüzden bu hâldeyim.
Yani biliyorum ama yine olacak, üzülme artık.
Zeynep, kendimi çok değersiz hissediyorum.
Yıldız saçmalama, o nasıl söz?
Anlatsam da anlamazsın ki.
Bak, söyleme öyle şeyler.
Bak, beni de çok üzüyorsun sonra.
Sen üzülme Zeynoş'um.
(Ayak sesi)
Daha iyi misin?
Harikayım.
Ee, ben kalkayım artık, hem siz de yalnız kalın.
-Yemeğe kalsaydın. -Yok, kalmayayım, aç değilim zaten.
Yıldız da dinlensin.
Yine gel.
Gelirim ablacığım.
Sen üzme artık kendini, olur mu?
Ben kendimi üzmüyorum zaten, başkalarından bana sıra gelmiyor.
-Hadi iyi akşamlar. -İyi akşamlar.
(Kapı kapanma sesi)
Yıldız, gerçekten çok üzgünüm.
Benim kadar üzgün değilsin.
Evet, bu kadar etkileneceğini hesaba katmadım.
Neyi hesaba katmadın? Annemi kovmaktan beter ettin.
Yıldız, sana bir sürprizim var.
Annenin gönlünü almak için Bursa'da yapılan...
...yeni bir plazada daire satın alacağım.
Ne?
Madem bu tatsızlıklar bebeği kaybetmemize neden oldu...
...belki mutlu olursun diye düşündüm.
Yani sen a-a-anneme ev mi alacaksın?
Hani tapusu falan olan, ona ait bir evi mi olacak?
Aynen öyle.
Sevindin mi?
Sevindim.
Ama keşke bu olan olayların hiçbiri olmasaydı.
Hayatım, daha çok gençsin.
Düşük olayı her kadının başına gelebilir.
Ama eminim ileride bir çocuğumuz olacak.
İnşallah.
Artık mutlu ol.
Bebeğin ömrünün bu kadar olduğunu düşün.
Bu olaya da bir neden aramaktan vazgeç.
Tamam.
Ben aşağıda olacağım, sen biraz dinlen.
Tamam.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi) İşte böyle yola gelin.
Biraz da Lüksemburg'daki firma üzerinden alım yapalım diyorum, ne dersin?
Olur.
Olur.
Ama hemen değil.
Ara verelim biraz.
Tamam, merak etme sen, o konuda çok dikkat ediyoruz.
(Müzik - Gerilim)
Uf...
(Hakan) Alihan, ne diyeceğim?
Ee...
Zeynep bir şeylerin ters gittiğini...
...ve bunun Halit yüzünden olduğunun farkında.
Ne yapayım?
Zeynep üzülmesin diye babama olanları göz ardı mı edeyim Hakan?
Her seçim bir vazgeçiş.
Sen neden vazgeçtiğinin farkındaysan ve buna razıysan...
...benim söyleyecek çok fazla bir şeyim yok.
Benim kararım değişmedi Hakan.
Bizim tek bir amacımız var ve buna iki farklı yoldan erişeceğiz.
Ender, Yıldız'la alakalı etrafı karıştırıyorken...
...Halit işten uzaklaşacak ve bu konularla ilgilenecek.
İşte tam o sırada harekete geçeceğiz.
Tamam, Ender'e dosya gitti de oralı olmadı.
Önemli değil, ne yapıyorsa yapsın.
(Alihan) Önemli olan Halit'in meşgul olması.
Tamam?
Zaten hayatı boyunca kadınların kavgalarına...
...konu olmaktan başka bir işe yaramadı.
Bence de öyle.
Ciddi söylüyorum ya. Onun da hoşuna gidiyor bu durum.
Bütün kadınlar bunun için tartışsınlar, birbirlerine girsinler bayılıyor.
Narsist (...) olduğu için kendisi, bundan besleniyor.
Beslensin, beslensin.
Bizim de işimize gelir.
Aynen öyle.
Aynen öyle.
Ne kadar uzak işten...
...o kadar iyi.
(Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
Söyle kızım.
Nasılsın Asuman Sultan?
Nasıl olayım, kendime gelmeye çalışıyorum işte.
Ben şimdi sana bir haber vereyim de kendine daha çabuk gel.
Hayırdır kız?
(Asuman ses) Ne oldu?
Halit sana Bursa'nın en pahalı rezidansından ev alıyor.
Ne diyorsun sen be?
-Ya. (Asuman ses) Kız!
Benimle kafa bulmuyorsun değil mi?
Ya hayır anne, çok ciddiyim.
Benim üzüldüğümü görünce sana bir jest yapmaya karar verdi.
Yıldız!
Kız, ben o yeni evimle buradaki herkese nispet yaparım.
O Mevkibe var ya, (...) Mevkibe...
...nispetinden çatlar. Zaten çekemiyor beni.
Aynen öyle, kıskananlar çatlasın.
Çatlasın kız.
Allah'ım! Seninle gurur duyuyorum Yıldız.
Anneciğim, sen biraz daha bekle.
Ben herhâlde bu evde çektiklerimi boşuna çekmiyorum.
Sadece bir daire değil, sana kökten o binayı aldıracağım.
Yıldız!
Allah'ım! Anasının akıllı kuzusu, akıllı kuzusu!
Sen üzülme yeter anneciğim.
Allah senden razı olsun kızım.
Öptüm, bye.
Bak işte, bunların yakında konseri var.
-Türkiye'ye mi geliyor bunlar? -Evet.
Ee, gidecek misin?
(Erim) Ya bilmiyorum, eşlik ederseniz giderim.
Beraber gideriz işte.
(Ayak sesi)
Yıldız, çok geçmiş olsun ya. Duyunca çok üzüldüm.
Yıldız abla, geçmiş olsun.
Geçmiş olsun Yıldız.
Sağ olun.
Gözünüz aydın.
Hepinizin istediği oldu. Mutlusunuzdur umarım.
Niye mutlu olalım ya?
Ayrıca mutlu olsak burada sana dil dökmeyiz değil mi?
Daha bir kelime ettin Zehra.
Artık bu da dil dökmekse.
Neyse, başından beri tavrınızı koymuştunuz zaten.
Yıldız abla, ben böyle bir şey olmasını istemedim.
Tamam, kabul ediyorum, ilk başta bozuldum ama...
...böyle bir şey olmasını asla istemezdim.
Biliyorum Erimciğim.
Sen aslında iyi bir çocuksun da işte...
Neyse, babanız nerede?
Çalışma odasında.
Ben bir gideyim onun yanına.
Zehra...
...arkadaşına da haberi uçur da parti yapsın.
Kim o arkadaşım?
Zaten bir tane arkadaşın var. Kim olacak bir düşün.
Hım, tabii Ender'i söylüyorsundur sen.
Ender'in de işi gücü yok, senin için parti verecek.
Ay emin ol, verir o.
Kusura bakma Erim, ne yapayım?
Ay sen üzülme Erim, deli gibi bir şey o zaten be.
Boş ver sen onu.
(Kapı açılma sesi)
Ayaklanmışsın hayatım, ben gelirdim odaya.
Ay sıkıldım yat yat. Zaten doktor hareket et dedi.
Ay.
Ee, tamam o zaman.
İyisin ama değil mi?
İyiyim.
İyi ol.
Olacağım canım.
Annenle konuştun mu?
Konuştum. Çok sevindi.
Halit beni mutlu etmek için yaptı dedim.
İyi demişsin.
Ben acıktım, bir şeyler atıştırayım.
-Aysel'e söyle, odana getirsin. -Tamam.
Ha, Yıldız.
Yarın sabah eksper gelecek eve.
Senin de haberin olsun.
-Eksper mi? -Hı hı.
Sigortayı yenileyeceğim.
Evdeki tabloların ve mücevherlerin güncel değerleri belirlenecek.
Ee, benim takılarım var da onları sahtelerini yaptırmak istiyorum.
Size göstereyim.
(Müzik)
(Yıldız) Ee, bir de size bir şey soracağım.
Ben bunların sahtelerini yaptırttığım zaman...
...böyle bakınca anlaşılmaz değil mi?
Çünkü benim kocam takıdan çok iyi anlıyor.
Vallahi mahvolurum anlarsa.
Eksper dışında kimse anlayamaz.
(Yıldız dış ses) Hım, iyi.
(Halit) Ne oldu, iyi misin?
Ama yarın doktor var.
Beraber gideriz diye ben düşünmüştüm.
-Doktora beraber mi gideceğiz? -Evet.
Doktor bize bundan sonra ne yapmamız...
...gerektiğiyle ilgili bir yol haritası anlatacak.
Yani ben orada yalnız olamam ki, senin de bilgilenmen lazım.
Hem zaten bak, benim son dönemde sinirlerim çok bozuk.
Bu olay da başıma geldi. Ben yani yalnız başıma bunları kaldıramıyorum.
Lütfen Halit, senin benim yanımda olman lazım.
Ben yine yataktan kalkıyorum, hazırlanıyorum...
...sana düzgün görünmek için-- -Yıldız!
Ama senin de desteğine ihtiyacım var.
Stresten vallahi bir daha çocuğum falan olmayacak.
-Yıldız! -Lütfen sen de benimle gel doktora.
Yıldız, randevu kaçta?
Sabah.
Sen eksperi iptal et, benimle gel, lütfen hayatım.
Tamam tamam.
Yalnız ben doktorda fazla kalamam, ona göre.
Tamam hayatım, sen elimi tut, bana destek ol yeter.
Sağ ol canım.
Çok rahatladım.
(Yıldız iç ses) Oh be. Az kalsın yakayı ele verecektim.
Halit'i yarın evden çıkarayım da sonra doktor iptal etti der, kurtulurum.
(Yıldız iç ses) Saffet Usta, sahtelerini yaptırdığım takıların gerçekleri...
...haftaya bir günlüğüne bana lazım olacak.
Ben sana gününü haber vereceğim.
Aklımı seveyim.
(Müzik - Gerilim)
Aysel!
-Buyurun efendim. -Kim bunlar?
(Aysel) Sigorta için efendim, eksperler geldi.
Halit evde mi?
Evde efendim, çalışma odasında.
İyi, tamam.
(Eksper) Ressamın ilk atölye resimlerinden.
(Eksper) Bu seriden üç tane daha var.
(Kapı açılma sesi)
Hayatım.
(Halit) Efendim.
Doktora gidecektik ya seninle.
Vazgeçtim.
Bugün sigorta işinin bitmesini istedim.
Bunu keşke bana da haber verseydin. Ben o kadar randevu aldım.
Gideceğiz diye düşündüm.
Şimdi her şey altüst oldu, yani sinirlerim bozuldu.
Yıldız, randevuyu akşamüstüne al.
Nasıl olsa bütün gün boşsun.
Ama adam çok dolu.
Tamam, başka zaman gidersin o zaman.
Hayatım, ben sabah uyandığımda da kendimi iyi hissetmiyordum...
...sana söylemedim.
(Yıldız) Operasyondan sonra muayene olmadım ya ben...
...hem kontrol yaptıracaktım hem seninle bilgi alacaktık. Olmadı ki böyle.
Sen onlara söylesen, tablolara baksalar. Bunları sonraya bıraksalar.
-Biz şimdi doktora yetişiriz. -Yıldız!
Sen neyi anlamak istemiyorsun?
Bu iş bugün bitecek. Nokta.
Şimdi yukarı çıkıyorsun, kasanda ne var yok aşağı indiriyorsun.
(Halit) Burada bakacaklar onlara.
Tamam.
Bir daha arayayım bakayım adamı.
(Kapı kapanma sesi)
Bittim ben.
(Müzik - Gerilim)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
-Size kolay gelsin. -Nereye gidiyorsun?
Ee, Zeynep'le buluşacağım, sonra doktora gideceğim, söyledim ya.
Tamam, birazdan bitecek, beraber gideriz.
-Yok yok, gerek yok. Senin şimdi işin var. -Yıldız!
Otur şöyle, bekler misin?
(Müzik - Gerilim)
(Telefon zili sesi)
Gelsin.
(Kapı vurma sesi)
Gel. (Kapı açılma sesi)
Alihancığım.
Ender, hoş geldin. Nasılsın?
Çok iyiyim.
Nasıl yardımcı olabilirim sana?
Artık kim kime yardımcı olacak ona bakacağız.
Anlaşılan buraya önemli bir konu konuşmaya gelmişsin.
Gönderdiğin paketi aldığımı söylemek için geldim.
Anlamadım.
Yıldız'la ilgili belgeleri senin gönderdiğini biliyorum Alihan.
Bu konuyu bu kadar çabuk...
...ortaya çıkardığına göre bizim Hakan olayı kotaramamış, ha?
Zeki kadınsın Ender.
Beni hafife almanıza üzüldüm doğrusu.
Kaynağını bilmeden böyle bir işe girmezdim zaten.
Madem bu işin gizemi bitti, buraya sohbet etmeye gelmediğin de aşikâr...
...dinliyorum, anlat Ender.
Evet, sohbet etmeye gelmedim.
(Ender) Ama kafamda soru işaretleri de yok değil.
Anlamadığım...
...bir anda ne oldu da seninle aynı tarafa geçtik?
Bunu sana söyleyemem.
Ben de akıllı bir kadın olarak bunu irdelemem.
Yeter ki güçlerimizi birleştirelim.
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim)
Şuna bir bakar mısın?
(Eksper anlaşılmayan konuşma)
(Müzik - Gerilim)
Ne oluyor, bir sorun mu var?
Efendim, bu ikisi sahte.
Ne? Sahte mi?
Aa! Hayatım!
Taşlar gerçek değil. Zirkon kullanılmış.
Nasıl olur?
Hayatım, kuyumcun seni herhâlde kazıkladı.
Sen istersen dava aç ona.
Benim 40 yıllık kuyumcum.
Böyle bir şey yapmaya cesaret edemez.
Aa, o zaman beyefendi, siz emin misiniz sahte olduğuna?
Evet.
Kesinlikle, sahte.
(Müzik - Gerilim)
Evden biri yaptı bunu.
Evden biri mi?
Ama evden kim yapar ki böyle bir şeyi?
Aysel'den mi şüpheleniyorsun?
Saçmalama! Aysel böyle bir şey yapamaz!
Şimdi kayıtlardan anlarım ben.
Ne kaydı? Kamera mı koydun sen odaya Halit?
Ben giyiniyorum o odada.
Kamera odada değil.
Kamera kasanın içinde.
(Müzik - Gerilim)
Şimdi göreceğim kim olduğunu.
(Müzik - Gerilim)
Bana bunu yapmaya nasıl cesaret eder?
Hapislerde süründüreceğim onu!
(Müzik - Gerilim)
(Ender) Benimle ilgili yanıldığın bir nokta var Alihan.
Benim derdim artık sadece Yıldız değil.
Ben Halit’ten de intikam almak istiyorum.
Benim canımı yaktığı gibi belli ki seninkini de yakmış.
Önerin ne?
İkimiz bir olursak, Halit’i alt edebiliriz.
(Ender) İkimiz de Halit’i çok iyi tanıyoruz.
Ona en büyük zararı maddi olarak verebiliriz.
(Ender) Parası onun her şeyi.
Parası biterse, Halit de biter.
Ender, bu büyüklükteki bir holdingi bitirmek çok zor.
(Alihan) Özellikle diğer ortağı benken.
İmza yetkilerinin bir tek bende ve Halit'te olduğunu düşünürsek...
...bu holdingde sermaye artırımı imkânsız.
Anladın mı?
O zaman size yeni bir ortak lazım.
Bize ortak mı olacaksın Ender?
Aynen öyle.
Nasıl olacak peki bu iş?
Yani bu duruma izin verecek mi Halit?
(Gülme sesi)
Ona sormayacağız.
Nasıl yani?
Halit’in, Erim’in doğumunda bana verdiği şirketin yüzde beş hissesi var.
Bugüne kadar hiç işime yaramadı.
Ama madem savaştayız, bu hissemi sana seve seve verebilirim.
Böylece şirkette Halit’ten daha fazla söz hakkına sahip olursun.
Güzel fikir.
Bravo.
Peki, ne istiyorsun bunun karşılığında?
Çok basit.
Benimle evleneceksin.
(Gülme sesi)
(Müzik - Gerilim)
Hem ortağın...
...hem karın olacağım.
(Müzik - Gerilim)
Bu dizinin detaylı alt yazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Alt Yazı Çevirmenleri: Ece Naz Batmaz - Fatih Kolivar - Feride Tezcan...
...Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz
Son Kontrol: Beliz Coşar
Teknik Yapım: Yeni Gökdelen Tercüme
(Müzik - Jenerik)
(Müzik - Jenerik)
(Müzik devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.