Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
- Yakalayın şu sahtekarı! - Koşun!
Kaçırmayın!
- Elimizden kaçıyor! - Hadi çabuk!
Geliyor musun gelmiyor musun?
- Buraya girdi! - Aç kapıyı! Aç şu kapıyı!
Gerisi nerede?
- Kurtulduğunu sanma aşağılık herif! - Burada değil mi?
Kimseye eksik verdiğini söyleme.
Bizi nereye götürüyorlar?
New York'a.
New York'a mı?
Tamam tamam bırak artık. Yapacak bir şey yok.
Lanet olsun!
New York'a öyle mi?
Atlayın.
Biraz süt bana da çok iyi gelirdi.
Bebek olmak varmış. Şuna bak.
Açsan alabilirsin.
Hayır alamam senin de son kalmış.
Merak etme daha var.
Yolumuz uzun ihtiyacın olacak.
Al hadi.
Bu babamındı.
Babanın mı?
Evet.
Ben de yarın babamı göreceğim.
New York'ta mı?
Yani şehri biliyor musun?
Hayır sen?
Masa 2'nin servisi hazır mı?
Çoktan hazır da gelip alan yok.
Ben götüreceğim şunu uzatsana.
Hadi hadi acele et müşteri bekliyor.
Lanet olsun.
Şunu halletsene.
Lavabo tıkanmış, kaldır k.çını be adam, sana söylüyorum!
Tamam tamam kalkıyoruz işte.
Hadi lavabo pompasını ver.
Sana lavabo pompasını ver dedim!
Anlaşılan dün gece parti seni çok yormuş.
Bütün gece dans edip durdun değil mi?
Hadi şunu dün geceki gibi oynat bakalım.
Elleşme ihtiyar.
Ne oldu? Kendini iyi hissetmiyor musun?
Bunun olacağı belliydi!
Onu rahat bırak!
Seni hanım evladı.
Al.
Sen Güneylisin değil mi?
Puebla'dan.
Çok yorulmuş olmalısın.
Babamı gördüğüm zaman dinlenirim.
Peki nerede oturuyor?
Burada.
Ne yazıyor?
Okuma bilmiyor musun?
Sayıları okuyabiliyorum.
54-1.
12'inci cadde 541. Brooklyn.
Brooklyn.
Görmeye gidiyorsan niye mektup yazdın?
Ben yazmadım annem yazdı.
Annem öldü.
Babamı hiç görmedim. Bu mektup beni tanıtmak için.
Sana okuyayım mı?
Hayır!
Mühürlü teslim edeceğime söz verdim.
Tamam. Sadece yardım etmek istemiştim.
Merhaba.
Bak sen Noel Baba gelmiş.
Uğraşma benimle.
Şunun işçiliğine bak.
Hanımefendiyle ne zaman tanışacağım acaba?
Çok meşgul.
Diğer bütün kadınlardan daha iyi iş çıkarıyor.
Çok kadınsı bir dokunuşu var.
Parçası 1 dolardan 50 parça iş 50 dolar ediyor.
Bunca yıl iş yaptık ama seni bir kere bile kazıklamadım.
Şimdi kalkıp parayı son sentine kadar saymanın alemi var mı?
- 5 dolar eksik. - Ne?
Yedin mi?
Kafa bulma.
Hadi görüşürüz.
Baban bu mu?
Annemle babam.
17 yıl çok uzun bir zaman değil mi?
Ama babam iyi bir adamdı.
Ayrılana kadar anneme her hafta 200 dolar gönderirdi.
Şimdi bir lokantada şefmiş bana yardım edecektir.
Ya etmezse?
O zaman.
Neyse.
Sana yardım eden biri olduğu için şanslısın.
Benim babam bana sadece 2 şey bıraktı.
Bıçağını...
...ve bıçakla bedenime açtığı yarayı.
Onu baban mı yaptı?
Evet.
Ama asıl annemi görmeliydin.
Boş versene.
Artık New York'a gidiyoruz değil mi?
Hepsi geçmişte kaldı.
Seni garaja kadar kovalayan adamlar gibi mi?
Evet. O pis işlere tekrar bulaşamam.
Artık geleceği düşünmeliyiz şansımızın döndüğünü hissediyorum.
Yardımın için teşekkür ederim.
Ben de yemek ve ceket için teşekkür ederim.
Adım Pedro.
Ben de Juan.
Gel seni yukarı kaldırayım.
Önce sen bak tamam mı?
Ne çok yemek yemişsin.
Geldik. Hadi acele edin.
Çabuk çabuk.
Hadi gidiyoruz.
Gidiyoruz hadi uyanın.
Hadi hadi hadi.
Kalkın hadi çıkın çıkın. Uyansana.
Dışarı.
Hadi çıkın gidiyoruz.
Tanrım.
Uyan çocuk uyan.
Hadi.
Ne oldu geldik mi?
Hadi. Atla yolculuk bitti gidiyoruz.
- Juan nerede? - Hadi evlat.
Brooklyn'e kadar anlaşmıştık.
Brooklyn...
Çantam! Çantam nerede?
- İn kamyonumdan! - Çantam!
Çantam nerede? Çantam nerede?
Lanet olsun!
Bayım! Çantamı çaldılar bayım!
Çek şu lanet ellerini üstümden!
Juan nereye gitti?
Bayım!
Tamam.
Geldim geldim.
Ne var?
Bayım.
Baba?
Ne dedin?
Ben Pedro Gonzalez Martinez.
Lupe Martinez benim annemdi.
Merhaba ben Diego Gonzalez'i arıyorum.
Hayır babamı arıyorum. Diego Gonzalez'i.
Kötü bir niyetim yok hanımefendi.
Burada değilse, nereye gittiğini söyleyebilir misiniz?
Madalyon nerede?
Ne? Madalyon mu?
Mektubun en üstünde ona verdiğim madalyonun...
...sende olduğu yazıyor.
Yolculuğum sırasında çaldılar.
Biri güvenimi kazandı ve benden madalyonu çaldı.
Sen oğlum değilsin.
Hayır oğlunum.
Kaç yaşındasın?
17.
Bunda bir tuhaflık var sen oğlum olamazsın.
Mektubu okumadın mı?
90'da ziyarete geldiğin zaman...
O sırada zaten başka bir adamla nişanlıydı.
Ama 5 yıl boyunca ona para gönderdim.
O 5 yılda muhtemelen benim gibi 5 salak daha bulmuştur.
- Ama o gece... - O gece büyük bir hataydı.
Hem kendine baksana.
Hiç bana benzemiyorsun.
Ayrıca eşime de benzemiyorsun.
- Lütfen hiç kimsem yok... - Kime benzediğini biliyor musun?
Aşağılık Pepe'ye. Aynen ona benziyorsun.
Böyle olmam benim suçum değil.
Hatta bana sorarsan biraz da...
...tatlısın öyle değil mi?
Lütfen baba annemin son isteği ikimizin tanışmasıydı.
Tamam tanıştık işte.
Ama...
Ne var? Ne bakıyorsun öyle aval aval?
Toz ol!
Sonra kadın adamı masaya yatırmış ve...
...becermeye başlamış.
Bir yandan da "Nasıl? Hoşuna gitti mi s... tük" diyormuş.
Nasıl güldüm anlatamam.
Ne o bugün çalışmıyor muyuz?
Neyin var ihtiyar? Pek iyi görünmüyorsun.
Yoksa bir kadınla uzun bir gece mi geçirdin?
Hiç de öyle olmadı.
Sadece karın çocuklarıma bakmakla meşguldü.
Lafı fena soktu.
Zaten çok saçma bir laftı.
Diego'nun kadına ihtiyacı yok ki. - Niye?
Çünkü sadece para çıkınıyla sevişmekten zevk alıyor.
İşte bu çok iyiydi.
En azından her gece salak gibi boşa para harcamıyorum.
Servis hazır. Hadi müşteriyi bekletmeyin.
Ağır ol ahbap.
Çık dışarı ne arıyorsun burada!
Ne istiyorsun? Söyle bakalım.
Sen bulaşıkçı mısın?
Lokantanın sahibisin sanıyordum.
Tabi ki bulaşıkçıyım geri zekalı.
- Ama annem... - Bana o kadından bahsetme!
Anladın mı?
- Hadi git buradan. - İhtiyar!
Def ol git hadi!
Neden böyle davranıyorsun baba?
Bana baba deme.
Bunu kafandan çıkar tamam mı?
Sen oğlum değilsin.
Belki arkadaşlarından biri yardımcı olur.
Bayım...
Sorun mu var?
- Hayır, yok bir şey. - İhtiyar!
Pekala. Al bunu.
Git bir şeyler ye tamam mı?
Ama git şimdi.
- Neler oluyor burada? - Geliyorum geliyorum.
Geliyorum geliyorum.
Parayı aldın işte daha ne bekliyorsun? Hadi.
Hayır.
Senin işten çıkmanı bekleyeceğim tamam mı? Birlikte eve yürürüz.
Burada kalamazsın.
Hayır, hayır, seni bulduktan sonra bir daha kaybetmem.
Pedro. Lütfen.
Şimdi lütfen git buradan.
Daha sonra konuşuruz.
Tamam mı?
Sonra evime gelirsin.
Anlaştık mı?
Evine mi?
Evet.
Tamam baba evde görüşürüz.
Baba...
...evde...
...görüşürüz.
Affedersiniz bayım.
4,75.
Bana yardım edebileceğinizi umuyordum.
4,75 canım.
Hayır bayım benim param yok aslında sizden iyilik istemezdim ama...
İngilizce patron İngilizce?
Benim hiç param yok.
Üzgünüm ahbap.
Bakın. Dükkanı temizlerim. Çok çalışırım.
Hayır, hayır, sandviç istiyorsan nakit ödemelisin.
Tek sigara.
Al bakalım.
Baksana? Ne oluyor?
Bilmiyorum İngilizce bilmiyor.
Baksana. Sorun ne kardeşim?
Şükürler olsun. Bana yardım etmelisin.
Uzak dur benden ahbap!
Özür dilerim buraya babamı bulmaya geldim ama...
...eski oturduğu yerde bulamadım.
Yolda çantamı çaldılar, hiçbir şeyim kalmadı gece sokakta yattım.
Tamam dur dur dur dur dur sakin ol.
Dünden beri ağzıma bir lokma yemek girmedi.
Sakin ol tamam mı?
Gerçekten çok açım.
Bu adam sana hiçbir şey vermez.
Baksana. Bu çocuk kafayı yemiş.
Ama, belki sana yardım edebilirim.
Babanın adı ne?
Diego Gonzalez.
Puebla'lı.
- Diego Gonzalez mi? - Onu tanıyor musun?
Tanıyor muyum öyle mi?
Tabii ki tanıyorum, bunu nasıl da fark edemedim.
Hık demiş burnundan düşmüşsün.
Baksana.
Polisleri çağırsan iyi edersin.
Diego Gonzalez'in oğlusun öyle mi?
İnanamıyorum.
Baban bu şehri yöneten adam.
Gerçekten mi?
Hadi al bir sandviç.
Ben ısmarlıyorum.
Baksana. Söyledim ama yiyeceğim diyor.
Seni babana götürürsem beni onunla tanıştırır mısın?
Sana paran yoksa sandviç yiyemezsin demedim mi?
Hayır bunu arkadaşım ısmarlıyor.
Anlamıyor musun? Paran yoksa sandviç de yok dedim.
Nereye bekle...
Sorun ne ihtiyar? Ne oldu?
Bizden birini mi saklıyorsun yoksa?
Uğraşma benimle tamam mı?
Hadi ama yapma böyle duygularımı incitiyorsun.
Kim o?
Tek ailen biziz sanıyordum.
Benim ailemde pislik yok.
Tatlı çocuk.
Pedro değil mi?
Çocuk. Benim yeğenim oluyor.
Sana baba dediğine göre kafası çok karışmış olmalı.
Babacığım!
Hadi ama kızma hemen.
Baba!
Bir daha...
Sakın bana elini sürme pislik.
Baba baba!
Şunlara bak.
Ben yapmadım ki babacık yaptı.
Baba?
Bana baba deme.
Tamam ihtiyar derim.
Bunun senin için kolay olmadığını biliyorum ama...
Ne?
Yoksa parayı harcadın mı?
Hayır paraya hiç dokunmadım bile.
O zaman az mı geldi?
Ben paranın peşinde değilim.
Öyle mi?
Öyleyse geri ver.
Ne oldu?
İçeri gireceğim.
Seni alacağımı mı sanıyorsun?
Evde görüşürüz dememiş miydin?
O yüzden ben düşündüm ki belki de beni...
Yanlış düşünmüşsün.
Peki nerede yatacağım?
O senin sorunun.
Ama paramı da aldın.
Benim param.
En azından onu geri veremez misin? Çünkü kalacak bir yerim yok.
- Tıpkı annen gibisin. - Başka ne yapabilirim?
Neden bir erkek gibi çalışmıyorsun?
Erkeğim ben.
Yanında çalışabilirim.
Ne iş yaparsın?
Ne mi yaparım?
Evet mesleğin ne?
Mesleğim mi?
Özel bir yeteneğin var mı?
Ne sanıyorsun?
Her şeyin beleş olduğunu mu?
Gökten para mı yağıyor?
Sen de tıpkı o kadın gibisin.
Bununla ne yapabilirsin?
Sirk gösterisi mi?
Lütfen. Bana böyle davranma.
Bıçağımı ver!
Bıçağımı geri versene!
Ne yaptığını sanıyorsun bıçağımı geri ver bana!
Tanrım.
Hadi bıçağımı ver.
Sana bıçağımı geri ver diyorum ihtiyar!
Horoz Baba Pedro'yu arıyor tamam.
Ben Pedro konumunuzu belirtin.
Ben New York'a gidiyorum 78. kilometredeyim.
Uyan hadi. Kalk.
Burada böyle tembel tembel yatamazsın.
Derdin ne senin?
Ne yapıyorsun sen?
Sorunun ne?
Aşağılık herif!
Gidelim.
Nereye gidiyoruz?
Hiçbir yere gitmiyoruz.
Senin yanında çalışmayacak mıyım?
Öyle istediğin yerde çalışabileceğini mi sanıyorsun?
Hem senin gibi hanım evladı o işi yapamaz.
Bana hanım deme.
Hanım evladı dedim.
Bir de gülüyorsun. Sence bu komik mi?
Sana söylüyorum.
Dırdır etmeyi bırak.
Çok şanslısın.
Ben buraya geldiğimde kimse elimden tutmamıştı.
Anladın mı?
Burada bekle.
Kamyonlu adamlar geldiğinde elini çabuk tut.
Sadece diğerlerinin yaptığını yap tamam mı?
Benimle ilgileneceğini biliyordum.
Fazla heveslenme.
Bunu sadece kalacak bir yerin olsun diye yaptım.
Tabii ki baba.
Baba demeyi de bırak artık.
Sıradaki gelsin al bakalım dostum.
Sağ ol çok sağ ol.
O ne kadar acaba?
Para vermedim bunu veresiye aldım.
İyi günler. - İyi günler.
Param yok ama adamın biri dedi ki...
Hayır, hayır olmaz üzgünüm.
Veresiye olmuyor mu?
Oluyor tabii veriyorum ama sadece güvendiklerime.
Bana güvenebilirsiniz.
Bunu söyleyen birine hiç güvenmem.
İyi. Zaten aç değilim.
Ne meşgul ediyorsun o zaman?
Affedersiniz bayım. Ben babamı arıyordum.
Adı Diego Gonzalez. Puebla'dan.
Sen gemiden yeni indin galiba.
- Ben gelirim. - Beni alın beni alın.
7 kişi lazım. Adam başı 50 dolar.
Ben gelirim! Ben ben! Beni seçin!
Tamam tamam! Hepsi bu kadar!
Canın cehenneme!
İyi itişti Torito.
Son 2 kişi sizdiniz. Umarım iyi çalışırsınız.
Torito! Gel buraya.
Demek babanı arıyorsun öyle mi?
Adı ne demiştin?
Diego Gonzalez.
Diego Gonzalez diye birini tanıyan var mı?
Puebla'dan.
Puebla'danmış.
Üzgünüm...
Ama onu bulacağına eminim.
Merhaba...
Sakin ol ben paralı müşteriyim.
Ne kadar?
Okumayı sever misin?
Beni bu saçmalıklarla uğraştırma.
Kendin için ne kadar istiyorsun?
Neden bahsettiğini anladığımı sanmıyorum.
Benimle oyun oynama bu işleri bilirim.
Hadi söyle ne kadar?
Def ol ahbap.
Hayır bunu istemiyorum.
Seni istiyorum. Bak.
Bence sen Meksika'ya geri dön belki orada 5 dolara...
...bir şeyler alabilirsin.
Hepsi bu kadar mı sanıyorsun?
Evet.
- Öyle mi? - Evet.
Hayır bunun geldiği yerde daha çok var. S... tük.
Salak.
Şu ısıtıcı için ne istersin?
Elinizi çabuk tutun çocuklar müşteriler bekliyor.
Tamam tamam.
Uyansana ihtiyar.
Neye gülüyorsunuz, işinize bakın salaklar!
Durdur arabayı durdur!
Lanet olsun!
Beni soydun!
O şeye 20 dolar vermiştim.
Beni soydun!
Sakın bir daha bana dokunma pislik!
Madalyonumu ver!
Neden bahsettiğini bilmiyorum.
Dükkanda madalyonumu benden almıştın.
Onu çoktan sattım ben.
Ne? Madalyonu nasıl satarsın?
Kolay oldu.
Elimde sadece o kalmıştı.
Benim sorunum değil.
Onu bulmama yardım edeceksin!
Bir daha sakın bana dokunma tamam mı?
Seni polise vereceğim.
Kapa çeneni salak.
Şimdi gidiyorum.
Polise gidersen Meksika'daki o sefil hayatına geri dönersin.
- Beni bırakıp gidemezsin. - Kapa çeneni.
asıl seni bu ülkeden atarlar!
Ben bu ülkede doğdum aşağılık herif.
Lanet olsun, beni takip etmeyi bıraksana çocuk.
Bana borçlusun ve şimdi yardım etmen gerekiyor.
Senin için hiçbir şey yapmam gerekmiyor.
Sana para veririm.
Yardım edersen para veririm.
Ne için?
Babamı bulmam için.
Onu bulman çok uzun sürebilir.
Sadece bu gece için.
Sadece bu gece için mi para vereceksin?
50 dolar.
Ne?
Bu dünyada yaşamak istiyorsan dilini de öğrenmen gerekiyor çocuk.
Tekrar söylüyorum.
50 dolar.
50 dolar dedim.
Ama bütün param o kadar.
Yarısını şimdi vereyim yarısını sonra.
Lanet olsun.
Bana güvenebilirsin değil mi?
Bir kez güvenmiştim.
Tamam güzel.
Baban nerede oturuyor peki?
Demek istediğim sen nerede oturduğunu sanıyordun?
12'inci cadde 541 numara.
Hangi 12'inci cadde?
Birden çok mu var?
Hiçbir şey bilmiyorsun değil mi?
Dinle güneydeki 12'inci cadde, hemen şu ileride.
Kuzeydekiyse buradan 20 sokak ötede.
Bir tane de Park Yokuşunda var.
Bunlar sadece Brooklyn'dekiler.
Manhattan'da 2 tane var, Queens'te de...
Queens'tekileri sayamam bile.
Gidelim.
İhtiyar?
Acelen ne?
Dokunma bana!
Bana dokunmayacağın konusunda anlaştığımızı sanıyordum.
Özür dilerim ama biraz çabuk olabilir misin?
15 yıldır oradaysa 5 dakika sonra da orada olacaktır değil mi?
Hem hala orada oturduğundan nasıl emin olabiliyorsun?
Annem öyle söyledi.
Anlaşıldı.
Annen öyle söylediyse doğrudur.
541 değil mi?
Yalnız gitmeliyim.
İyi fikir.
Magda?
Bir saniye bekler misin?
Baban burada mı oturuyormuş?
Hayır.
Babamın lokantası var burada oturuyor olamaz.
Paramı ver de gideyim o zaman.
Hayır. Brooklyn'de bir 12'inci cadde daha var demiştin.
Evet ama çok uzak.
Ne yapıyorsun sen? Bırak çantamı ver şunu bana!
Benim için bir şey yazmanı istiyorum.
Her ihtimale karşılık.
Daha sonra tekrar geleceğimi yaz.
Çok geç oldu.
- Ne olmuş? - Hava soğudu.
Bak yarın da gidebilirsin.
İstersen ben de gelirim ama şimdi biriyle buluşmam gerekiyor.
Sana bütün gecenin parasını ödedim.
Salak şey! O zaman en azından trene binelim.
Merhaba ihtiyar nasılsın?
Yemek yemiyorsan niye hep tuvalettesin?
Bak ne buldum.
Sen kendine ev bulacaktın.
Bulurdum ama bütün gün çalışmakla meşguldüm.
Bak.
Sana kira verebilirim.
Fazla iş yoktu hem parası da iyi değildi ama idare eder.
Cidden oğlundan kira mı alacaksın?
Hayır. Oğlumdan para almazdım.
Kalabilirsin.
Burada pansiyon işletmiyorum. Anladın mı?
Evet.
Sağ ol baba.
Bana baba deme.
Tamam ihtiyar.
Eşyalarını yatağa koyabilirsin.
Ben sandalyede uyuyacağım.
Gerek yok ben yerde yatarım.
Önemli değil ben alışığım.
- Gerçekten mi? - Evet.
Siyah beyaz mı?
Bizim orada bile herkeste renkli var.
Başka bir isteğiniz var mıydı efendim?
Bundan daha iyi bir şey bekliyordum.
Ne bekliyordun?
Bilmem.
17 yıldan sonra en azından evi döşemişsindir diye düşünüyordum.
Burası Puebla'dan daha kötü.
Belki sokağı daha çok beğenirsin.
Hayır, hayır, hayır.
Burası mükemmel, sadece şaka yapmıştım.
Dizi mi izliyorsun?
Ne bileyim ben. Televizyona baktığım mı var?
O kadar paran varsa niye bana yardım etmiyorsun?
Yardım mı istiyorsun?
Evet.
Tamam.
Yardım istiyorsan, bunu hak etmelisin.
Ne bunlar?
İş.
Ne tür bir iş?
Dikiş.
Dikiş mi?
Bu iş kadınlara göre.
İyi ya. Tam senin işin.
Sana söylemiştim...
Doğru ya tam bir erkeksin değil mi?
Senden daha fazla kadınla oldum moruk.
Yani aletini bir deliğe sokmak...
...seni erkek mi yapıyor?
Evet 7 kere.
Neredeyse 8 olacaktı ama sonuncusunda işler biraz karıştı.
En azından ben dikiş dikmiyorum.
O zaman para da kazanamazsın.
Tamam. O halde...
Deneyebilirim.
Öyle mi?
Evet. İpliği at.
Bir deneyeyim...
Sana nasıl yapıldığını göstereyim.
İşte böyle bak.
Peki bu şeyler için ne kadar alıyoruz?
50 sent.
Parça başı 50 sent mi?
Tamam.
Parça başı 50 sent.
Kahrolası Amerikan rüyası.
İşte burası.
Böyle bir yerde oturabilir.
Baban burada oturuyorsa bana 50 dolardan çok daha fazlasını...
...vermen gerekecek.
Babamın para sıkıntısı olmamalı.
Burada oturmak için milyoner olmalı.
O zaman keşke sana daha iyi davransaydım diyeceksin değil mi?
Doğru.
Vay canına!
Merhaba.
Merhaba.
Kargo geldi!
Hayır, hayır, hayır.
Öyle değil katla katla.
Katla.
Katla ve çek daha sıkı daha sıkı.
Katla ve çek.
Katla.
Demek bir lokantada çalışıyorsun.
İşini seviyor musun?
İş sevilecek bir şey değil o yüzden iş deniyor.
Ama uzun zamandır oradasın.
Maaşı iyidir o zaman.
Yıllar boyunca bir sürü para biriktirmiş olmalısın.
Bu seni ne ilgilendiriyor?
Hayır sadece...
...eve hiç harcama yapmamışsın da ondan merak ettim.
Belki yakında emekli olup Meksika'ya dönersin.
O pislik yuvasına dönmeyeceğim.
Benim evim burası.
Ama arada bir özlemiyor musun?
Asla...
Hayır dur da sana göstereyim.
Bak şimdi ellerini bu şekilde tutacaksın tamam mı?
Önce dikişlerin görünmemesi için katlayacaksın...
...böylece gerçek gibi görünecek.
İşte böyle katladıktan sonra da...
...yukarı çek.
Dikkatini ver. - Tamam.
- Gördün mü? - Evet.
Önce katla, sonra yukarı çek.
Evet işte.
Güzel güzel...
Ne var?
Yok bir şey.
Ne diyebilirim ki oğlum?
Hayat berbat bir şey.
Dokunma bana!
İyi o zaman paramı ver.
Hayır.
Seninle bir anlaşma yaptık.
Anlaşma artık değişti.
Bak bana paramı vereceksin tamam mı?
Kalacak bir yere ihtiyacım var.
Dinle benim kaldığım yere de ev denemez tamam mı?
Önemli değil. Her yerde kalırım.
Merhaba Jimmy.
Hadi parayı ona ver.
Dediğin gibi 50 doları getirdim.
Biraz mal istiyorum.
Hadi parayı versene.
Hayır! Hayır o benim. Pislik herif bırak şunu!
Ver dedim sana! Lanet olsun ver şunu!
Ver şunu! - Parayı bunun için mi istedin?
Beni yargılama tamam mı?
Bu şey hayatını mahvediyor.
Hayatını mahveden şey yaşamak çocuk.
Şu malı ver bana!
Eve gideceğiz.
Seni aşağılık.
Burada mı yaşıyorsun?
Beğenemedin mi?
Neden burada oturuyorsun?
Aşağılık herifin biri satmak için bekliyor.
Tamam. İşte geldik. Şimdi malımı ver.
Madalyonu sattığını sanıyordum.
Denedim.
Gerçek altın değilmiş.
Hiç para etmiyor.
Olsun.
Babam anneme evlenme teklif ederken vermiş.
Ne güzel işte yine senin oldu.
Nerede yatacağım?
Yanlış bir fikre kapılma.
Öyle bir şey düşünmedim zaten.
Sandalyede yatarsın.
Temizlenmem için su var mı?
Evet.
Orada.
Kovalarda yağmur suyu var.
Sana hiç çok tanıdık geldiğini söylemiş miydim?
Sonra görüşürüz.
Görüşürüz.
Kalacak yer bulamazsam gelebilir miyim?
Evet tabii ki.
Merak etme yarından sonra çıkarım.
Görüşürüz baba.
Ne yapıyorsun sen yatağımda?
Ne arıyorsun yatağımda?
Bir şey yaptın mı?
Bir şey yaptın mı dedim?
- Ne? - Bir şey yaptın mı?
Hayır.
Çok üşümüştüm.
Pılını pırtını topla ve git buradan.
Sana git dedim!
Karnım aç.
Dolapta bir şeyler olacaktı.
Ye ve çık git.
Biraz para kazanmak ister misin?
Ne yapacağım?
Şuradaki adam seni yakışıklı buluyormuş.
- Hayır. - Onunla bir şey yapman gerekmiyor.
Sadece izlemek istiyor.
Sen ve ben.
Ne diyorsun?
- Hayır. - Korkacak bir şey yok.
15 dakikada 100 dolar alacaksın.
Sana olmaz dedim.
Öyle olsun.
Ne?
Ona ne dedin?
Hiçbir şey.
Hiçbir şey söylemedim tamam mı?
Herhalde bu şehirde bir sürü lokanta vardır.
Onu nasıl bulacağım?
Hiç telefon rehberine baktın mı?
Fransız lokantası dememiş miydin?
Ne? Meksika'da sarı sayfalar diye bir şey yok mu?
Üzgünüm ama sana yardımcı olamam.
Bu şahsi bir şey değil.
Ama bana 50 dolar daha verirsen durum değişir.
Sana bütün paramı verdim.
Bu benim sorunum mu?
Hayır.
Bir daha sana daha fazla para teklif edildiğinde bunu unutma.
Evet biliyorum ama insan bazen ne yapması gerekiyorsa...
...onu yapar.
Bu soğukta sokakta kalmanın hoşuma gittiğini mi sanıyorsun?
Kesinlikle hayır.
Dudaklarımı oku.
50 dolar.
Bak kim geldi?
Hadi! Oyalanmak yok çocuklar.
Dikkat etsene burada hızlı çalışıyoruz değil mi?
Hadi bakalım hadi. Canlanın biraz.
Geri dönmene sevindim baba.
Baba öyle mi? Hangi baba?
Nerede baba?
Şişman babayı mı istersin yoksa sıska babayı mı?
Al bakalım bir daha söyleyecek misin?
Hadi bitirelim bu işi. Geç bakalım!
Seni sapık ihtiyar.
Bana yardım etmelisiniz çocuklar.
Başım belada anlıyor musunuz?
Nerede o?
Hemen konuşmak istiyorum.
Hadi bu işi yapalım artık.
Hayır. Dur.
Tamam. Hadi hadi.
Seni sapık seni! Böyle iyi mi?
- Böyle iyi mi? - Lanet olsun!
Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır!
Dur dur sakin ol.
Paraya ihtiyacımız var yapma.
İşe bak adamın 70 doları bile yok. Hadi sıvışalım buradan.
- Pislik herif! - Sakin ol gidelim hadi.
Çok kolay tamam mı?
Bulvarlar yukarı aşağı gider caddeler de sağdan sola.
Houston Caddesi sıfır noktası.
Oradan aşağısını bugün seninle dolaşacağız.
Geri kalanların numaraları var.
Yarın West Village'yi arayabilirsin ama hiç kolay olmayacak.
Bana para verirsen yine seninle gelebilirim.
Affedersiniz bayım.
Burası Fransız lokantası değil mi?
Evet.
- Bir şey soracaktık. - Üzgünüm burada iş yok.
İş aramıyoruz birini arıyoruz, Diego Gonzalez'i tanıyor musunuz?
Burada öyle biri çalışmıyor.
Babam lokantada çalışmıyor lokantanın sahibi olur.
Üzgünüm ahbap.
Peki Chez Oscar sokağın aşağısında mıydı?
Evet tabii hemen annemin pansiyonunun bitişiğinde kalıyor.
- İhtiyar. - Ne yapıyorsun?
Ben şey sana gideceğimi söylemeye gelmiştim.
Bugün biraz para kazandım ve artık seni rahat bırakabilirim.
Çünkü artık seni rahatsız etmek istemiyorum.
Tamam güzel.
Ben artık gideyim.
Dinle.
Bizim lokantadaki çocuklar dışarı çıkacakmış.
Adını bilmediğim bir yere gidiyorlar.
Güzel bir yer olduğunu söylediler.
O yüzden belki sen gitmeden önce birlikte bir şeyler içeriz diye düşündüm.
Ne dersin?
Hayır. Hayır, hayır buna hiç gerek yok.
Hayır bunu gerçekten istiyorum.
Bunca zamandır hiçbir yere çıkmadın.
Şimdi mi?
Tamam.
Tamam mı?
Evet.
Ben şunu içeri bırakayım.
- Gidelim mi? - Evet hadi.
Tamam gidelim.
Gel.
İhtiyar!
İhtiyar!
Gelsenize böyle!
Selam ihtiyar? Ne yapıyorsunuz burada?
Ne mi? İçki içiyoruz işte.
Pedro değil mi?
Evet o benim. O...
Uzaktan akraba oluyoruz.
Ne içiyorsunuz bakalım?
- Bira. - Bira.
4 bira ihtiyara da bir viski ver.
Hayır, hayır, ben ısmarlıyorum hesabı bana yaz tamam mı?
- Ne? Bu bir mucize. - Hayret. Sen mi ısmarlıyorsun?
Ne olmuş? Onun son günü.
Yavaş iç dostum.
Gece daha yeni başladı.
Şişede duracağına midemde dursun daha iyi değil mi?
- Sevdim bu çocuğu kafamız uyuşuyor. - Hadi şerefinize!
Nasıl bir yer burası?
Güzel değil mi?
Eh işte biraz sıkıcı. Kadın yok mu?
Yani dans etmek için diyorum.
Hadi şerefe! - Şerefe!
Artık burada olmayabilir belki de hiç gelmedi.
Yarın listeyi tamamladığımızda bunu öğreneceksin.
Belki annem onun hakkında yalan söyledi.
Olabilir.
Hayatı boyunca yalan söyledi.
Gelsene.
Gel şöyle önümde dur.
Çabuk ol Magda.
Hadi ama!
Biraz burada oturabilir miyiz?
Sonra bir de baktım her yer kan olmuş. İnanamadım.
Yoksa dedim kızın aybaşı mı?
Halbuki bakireymiş.
Sonra tam boşalmak üzereydim ki...
...köpeği gelip yalamaya başlamasın mı?
Kız fark etmedi ben de durmadım.
Tabii işime devam ettim.
Ama köpek bu arada yalamaya devam ediyordu.
Sonunda artık dayanamayıp boşaldım.
Ve öylece uzanıp kaldım.
Biliyorsunuzdur bu işi merdivenlerde yapmak...
...hiç kolay değil ama sonra büyük bir sessizlik oldu.
İşte o anda kız sesini duydu ve en sonunda...
...köpeğin orada olduğunu fark etti. İnanılmazdı!
Nasıl ama?
Hadi şerefe!
Baksana. Neden dans etmiyorsun?
Ne? Şimdi mi?
- Neden olmasın? - Hadi.
Hayır, hayır, hayır.
Hadi nazlanma ama!
- Nasıl dans ettiğini görelim. - Hadi dostum!
Hayır, hayır, ısrar etmeyin.
Al şunu git hadi. Görelim seni.
Daha ne duruyorsun hadi dostum!
Yaparsın sen bu işi!
Tamam.
Madem istiyorsunuz beni takip edin.
Şimdi size nasıl yapıldığını göstereyim. - Göster bakalım.
İyi çocuk değil mi?
Evet çok iyi.
- Ne oldu? - S... tük.
- Ne oldu öyle? - Anlamıyorum.
İnsanın burada biriyle yatmak için ne yapması gerekiyor?
Parasını ödersen hiçbir şey.
Ben de para teklif ettim zaten tokadı o yüzden yedim.
Parayı az buldu galiba.
Yeter artık Magda.
Birkaç gün burada oturabilir miyiz?
Ne kadar istersin dostum?
50 dolar.
Neden buradan gitmiyoruz?
Nasıl?
Ülkemize döner sahilde bir yer buluruz.
Ne dersin buna?
Sen hala çocuksun derim.
Her gün palmiye ağaçlarının gölgesinde oturur...
...yere düşen Hindistan cevizlerini yeriz.
Bir arkadaşım muhteşem güzel bir yere gitmişti.
Denize dalıp ıstakoz çıkarıyordu.
İstediği kadar ıstakoz yiyor ve gerisini de satıyordu.
Gerçekten mi?
Elbette.
Bu çok hoşuma giderdi işte.
Dalıp ıstakoz çıkarmak tam bana göre.
Hayır. Bunu yapma.
İçeri gel.
Dışarıda çok şüphe çekersin.
Dışarıda polis var.
Polis. Kal. Kal.
Çok iyi dostum. Çok iyi.
Evet. Evet.
Evet.
Tanrım şuna bak.
Kay kenara dostum.
Kay kenara dostum. Hadi geç şöyle.
Evet!
Çekil üstümden çekil! Çekil dedim!
Tanrı aşkına ne yapıyorsun sen?
İn arabamdan! Lanet olsun! Tanrım!
Bugün beni çok güldürdün.
Neyse ben tahtıma gideyim.
- Tahtına öyle mi? - Tahtıma.
Dinle ihtiyar, sana rahibeyle papazın fıkrasını anlatmış mıydım?
Git yat.
Geç oldu.
Kim bilir kaç gece yatakta uzanıp seni düşünmüşümdür.
Kim olduğunu, ne yaptığını, nerede olduğunu.
Bizi neden terk ettiğini.
Öyle konuşma lütfen kalbimi kırıyorsun.
Neden hep bu kadar acımasızsın?
Dünya acımasız.
Daha az içmelisin.
Daha az konuşmalısın.
Evet.
Annem senin hakkında yanılmış.
Senin başarılı cömert ve iyi olduğunu, bana yardım edeceğini söylemişti.
Ama sen nesin biliyor musun?
Sen sadece kendini düşünen duygusuz korkak bir ihtiyarsın.
Annen ne konuda iyiydi biliyor musun?
Yalan söyleme.
Beni bile kandırırdı.
İyi bir dolandırıcı her zaman duymak istediklerini söyler değil mi?
Annem dolandırıcı falan değildi.
Ne oldu o zaman?
Söyle.
Ne oldu?
Hayatımın 5 yılı nereye gitti?
Her hafta kazandıklarımı hepsini eve gönderdim.
Sence bunun değeri nedir?
Bu ne anlama gelir?
Sana annen için değerini tam olarak söyleyeyim.
15 bin dolar ona tam 15 bin dolar gönderdim.
Peki ne için?
Başkasıyla harcasın diye mi?
Ya ben?
Ben ne aldım?
Bu gördüğün sefil hayatı!
Annene bunun için teşekkür mü etmeliyim?
O iyi kadına teşekkür mü etmeliyim?
O dürüst namuslu bir kadın mıydı?
Hayır evlat.
O bir dolandırıcıydı.
En iyilerinden.
O zaman açıkla bana çünkü anlamıyorum.
Madem dolandırıcıydı madem sana ihanet etti...
...neden geri döndün?
Onunla o geceyi neden geçirdin? - Çünkü aptalın tekiydim.
Senin gibi aceleciydim.
O kadar mı?
O zaten beni istemiyordu.
Bunu hiç düşündün mü?
O halde neden geceyi seninle geçirmeyi tercih etti?
Ne bileyim ben.
Zaten sevdiği bir adam varsa bunu neden yapsın?
Belki de beni hiç sevmedi.
Belki bir f... işeydi.
Hayır onun ilk erkeğiydin.
Sen ne biliyorsun? Nereden çıktı o?
Mektubun hepsini neden okumadın?
Orada yazıyor neden korkuyorsun?
Bence sus artık.
Hiçbir şey bilmiyorsun değil mi?
Hiçbir şey. - Onu sevmiştim.
- Az önce seni sevmediğini söyledin. - O benim paralarımı çaldı.
Benim hayatımı çaldı.
O zaman nedenini söyle.
- Sus artık. - Cevap versene.
- Sus dedim! - Neden?
Çünkü buna hakkım vardı evlat o yüzden!
Tecavüz mü ettin?
Söyle.
Tecavüz mü ettin?
Annem seninle neden yattı?
Ona tecavüz mü ettin?
Nereye gidiyorsun?
Onu bir p... çle bıraktıktan sonra ne olduğunu sanıyorsun?
F... işe oldu.
Frengi kaptı ve bu onu öldürdü.
Onu sen öldürdün.
Senden iğreniyorum.
Dur açıklamama izin ver.
Hayır bırak beni. Uzak dur benden.
- Hayır bekle biraz. Pedro Pedro! - Kapa çeneni.
- Dur da açıklayayım Pedro. - Kapa çeneni.
Artık konuşacak ne var?
Sen ne biliyorsun ki evlat?
Ne düşündüğünü umursadığımı mı sanıyorsun?
Hem bir oğul istediğimi nereden çıkardın?
Seni hayatımda istemediğimi görmüyor musun?
Niye hala buradasın?
Yoksa başka bir niyetin mi var?
Bu nedir?
Neyin peşindesin?
Bana bir cevap ver.
Kısa yoldan zengin olmanın mı?
Annen gibi mi?
Ben bir hata yaptım diye hayatın güçlüklerinden...
...kaçabileceğini mi sandın?
Çok fazla hata yaptım çok fazla ama iyi dinle.
Hayatımda yaptığım en kötü hata sendin anlıyor musun?
Çık git hayatımdan.
Hayatımdan... - Bir daha bana dokunursan...
...seni öldürürüm.
Duydun mu?
Bir daha sakın bana dokunma.
- Tıpkı annen gibisin... - Sakın kımıldama!
Yoksa seni öldürürüm duydun mu?
Şimdi gidiyorum ihtiyar.
Mutlu musun?
Pedro!
İyi geliyor mu?
Küçükken annem beni böyle yıkardı.
Affedersiniz bayım.
Bana yardım edebilir misiniz acaba?
- Üzgünüm evlat iş yok. - Hayır.
Ben birini arıyordum.
Diego Gonzalez.
Diego mu?
Evet. Burada mı çalışıyor?
Vay canına. Şuna bak.
Sen kimsin? - Adım Pedro. Oğluyum.
Bu çok tuhaf.
Buraya zaten gelmiştin.
Nasıl?
Hatta geçen gece birlikte içki içtik.
Ama o sana benzemiyordu.
Anlamıyorum ne diyorsunuz?
Bir saniye dur dur.
Diego'ya diğerinden daha çok benziyorsun.
Burada mı? Onu görebilir miyim?
Aynı şeyi söyleyen bir Pedro daha var.
Juan mı? Babam nerede?
11 yıldır buradayım ve bugüne kadar hiç...
...işe gelmediği bir gün olmamıştı.
Yine sen öyle mi?
Babamın lokantasını buldum. Orada bulaşıkçıymış.
Öyle mi?
Evet orada yoktu.
Ama oturduğu yeri gösterdiler.
Not bıraktığımız evmiş.
Şu beni soyan aşağılık da ben olduğunu iddia ederek...
...babamın yanında kalıyormuş.
Gerçekten mi?
Oraya gideceğim.
Sadece seni görmek istedim.
İstersen benimle gelebilirsin.
Bana neden ihtiyacın var?
Bilmiyorum.
Hiç bu kadar iyi sevişmemiştin değil mi?
Juan?
Geberteceğim seni pislik!
Hayır!
Lanet olsun.
Pedro?
Pedro sen misin?
Evet ihtiyar.
Işığa gel böyle.
Gel de seni göreyim.
Korkuyorum.
Neden korkuyorsun?
Başım belada buradan gitmeliyim.
Hayır, hayır saçmalama.
Oğlum ben.
Mektubu okudum. Ve...
Gelsene böyle. Gel de konuşalım hadi.
Oğlum!
Ne...
Ne yaptılar sana?
- Yaralanmışsın. - Hayır, hayır.
- Gel gel içeri gel. - Bir şeyim yok.
Gel böyle ışığa gel.
asıl ben birini yaraladım.
Neden?
Yemin ederim isteyerek olmadı.
Bıçak kazara saplandı yemin ederim, isteyerek yapmadım.
Hazırlanmamız gerek.
Nerede oturduğunu biliyorlar.
O halde acele etmeliyiz.
Bana çantanı ver.
Çantanı ver çabuk ol!
Aç onu!
Aç onu çabuk ol.
Tamam şimdi gömleğini çıkar.
Gömleğini çıkar dedim. - Hayır baba.
Çıkarmazsan seni yakalarlar.
Dediğimi yap çıkar üstündekileri!
Bunu da çıkar hadi çabuk ol.
Al bunları giy. Çabuk çabuk.
Elbiselerin.
Çabuk elbiselerini ver!
Beni dinle.
İlk fırsattan bunlardan kurtulmaya bak anladın mı?
Beni dinle oğlum beni dinle!
Asla arkana bakma, hiç durmadan yoluna devam et.
Hiç durmadan devam et.
Tamam mı? Uyuma bile.
Hep koş hep koş!
Yapamam baba.
Yapamam. - Kes sesini tabi ki yapabilirsin!
Sen bir erkeksin.
Artık bir çocuk değilsin.
Çocuk değilsin. Hadi.
Sen benimle gelmiyor musun?
- Hayır. Hayır. - Sen de benimle gel.
Beni dinle!
Beni bulamazlarsa ikimizi aramaya başlarlar.
Ayrıca ben seni yavaşlatırım.
Pedro beni dinle.
Ben senin babanım.
Söz veriyorum her şeyi telafi edeceğim.
- Ama paranın hepsini... - Hayır sen almalısın.
Zaten polisler beni sınır dışı edip paraya el koyarlar.
1 ay sonra buluşuruz.
1 ay sonra.
Annenin mezarı başında.
Tamam mı? - Hayır.
Hadi çabuk ol.
Sana bir şey söylemeliyim.
Hayır bunun için vakit yok Puebla'da söylersin.
Ama anlamıyorsun.
Oğlum. Mektubu okudum.
Merak etme.
O mektubu çaldım ben gerçek oğlun değilim.
Olanlardan sonra buna kanar mıyım sanıyorsun?
Git hadi zamanın kalmadı.
Hayır, hayır, yapamam.
Git diyorum!
Polis! Kapıyı aç!
Tamam. Tamam tamam geliyorum.
Geliyorum.
Aç kapıyı!
- Tamam tamam. - Yat yere! Yat yat!
Ellerini başının üstüne koy!
Nerede o?
Tamam tamam sakin olun.
Bu kadar sert davranmanız gerekmiyor.
Her şeyi ülkeme bedava dönmek için çekmişim demek.
Çocuk nerede? Buranın anahtarını ver!
Turkish
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.