All language subtitles for VEED-subtitles_Yasak Elma Dizisi 23 Bölüm - FOX

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak Download
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin detaylı alt yazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

Suat Bey, haberleri açın.

(Spiker ses) Efendim, son dakika haberi için yayınımıza ara veriyoruz.

(Spiker ses) Ünlü iş insanı Alihan Taşdemir’in bindiği...

...Falkon Havacılık'a ait olan özel uçak radarda kayboldu.

(Spiker ses) Bu sabah İstanbul’dan Ankara'ya gitmek için havalanan uçak...

...kalktıktan 20 dakika sonra kuleyle iletişime geçmeden...

...radardan kayboldu.

(Spiker ses) Falkon Havacılık'a ait olan uçakta Alihan Taşdemir ile birlikte...

...Kaptan Pilot Hira Bozok...

...İkinci Pilot Alper Kırgız ve kabin görevlisi Aynur Dikbaş vardı.

(Müzik - Gerilim)

Nasıl benden şüphe edersin Halit? Hamileyim diye yalan mı olur?

İyi de Yıldız, yani son zamanlarda yaşananlar beni çok etkiledi.

Affedersin.

-Yine benim suçum yani? -Sen suçlusun demedim.

Ama senin hareketlerin de buna neden oldu.

Benim hareketlerim değil, sen Ender'den etkileniyorsun.

Dinleme artık şu kadını.

Bu böyle gitmez. Bu kadın hayatımızın içinde.

Ben artık bunu kabul etmiyorum.

(Telefon zili sesi)

Efendim.

Ne?

Ne zaman?

Ö-ölmüş mü?

Kim ölmüş?

Tamam, ben şimdi oraya geliyorum.

-Ne olmuş, kim ölmüş? -Alihan...

Alihan'ın uçağı...

Ben şimdi hemen Zerrin'le Lila'yı alıp Alihan'ın ofisine gideceğim.

-Aa, ben Zeynep'e gidiyorum. -Seni de Sıtkı getirsin oraya.

Ne olmuş Alihan'a? Zeynep...

(Yıldız) Zeynep bitmiştir.

(Ağlama sesi)

Neredesin ya?

Neredesin?

(Müzik - Gerilim)

Evet Ersoy Bey. Ben de aynı sizin gibi düşünüyorum.

Yani Alihan'ın pilotluk eğitimi de var.

Umarım. Biz son dakikaya kadar umudumuzu kesmeyeceğiz.

Evet, teşekkürler.

Nazlı, Zeynep'i gördün mü?

(Müzik - Gerilim)

Ne oldu, var mı bir haber?

Yok, kötü bir haber yok. Tamam?

Ya iyi haber de yok o zaman.

Zeynep...

...bak kötü bir şey olsa enkaz olurdu, tamam mı?

Ersoy Bey'le konuştum, öyle bir şey yok.

Ya nerede o zaman Alihan?

İnmiş olsa, bir şey olsa haberimiz olmaz mıydı bizim?

Tamam da güçlü olmak zorundayız. Umudumuzu kaybedemeyiz.

-Ben inanıyorum, Alihan gelecek buraya. -Hakan, dayanamıyorum.

(Müzik - Gerilim)

(Telefon zili sesi)

-Alo, babacığım. -Lila, neredesin?

Anneme geldim şimdi. Kapıdayım baba.

Evde sakın televizyon falan açma.

Niye baba, bir şey mi oldu?

Gelince anlatacağım. Ben şimdi yoldayım, oraya doğru geliyorum. Tamam mı?

Annene sakın bir şey belli etme, olur mu kızım?

Tamam baba.

Allah Allah.

Hadi Halit ya, bir haber veremedin.

(Enver) Uff!

-Ayy! -Abla...

...ne yaptın, var mı Halit'ten bir haber?

Yok. Ben de onu bekliyorum.

Bu saat oldu, hâlâ ses çıkmadı.

Yıldız bir punduna getirip Halit'i kafalamış olmasın da.

Yok ablacığım artık ya. Halit de o kadar geri zekâlı değil herhâlde.

Şimdi onun eşyalarını toplayıp kapıya koymuştur, sen merak etme.

Dua edelim öyle olsun.

Gecikmeler beni hep endişelendirir.

Endişelenecek bir şey yok, merak etme.

-Sen ne geldin bu saatte? -Ya, çok iş yoktu.

Ben de erken çıkayım dedim.

Abla, benim karnım acıktı, ben mutfakta bir şeyler hazırlayacağım.

Uff.

(Müzik - Gerilim)

-Hadi Halit ya, hadi ya. -Abla, abla!

Televizyonu aç.

Ay, hiç dizi mizi izleyecek hâlim yok Caner.

-Abla, dizi değil, haberleri aç. -Ay ne haberi ya?

Alihan Taşdemir'in kaybolan uçağıyla ilgili henüz bir gelişme olmazken...

...radardan kaybolan uçağın enkazına rastlanamadı.

-(Spiker ses) Bilindiği üzere-- -İnanmıyorum Caner.

(Spiker ses) Falkon Havacılık'a ait özel uçak havalandıktan kısa bir süre sonra...

...radardan kaybolmuştu.

Uçakta Alihan Taşdemir'le birlikte Kaptan Pilot Hira Bozok...

...İkinci Pilot Alper Kırgız ve kabin görevlisi Aynur Dikbaş vardı.

(Müzik - Gerilim)

Ben ne yaparım sensiz?

(Müzik)

Beni bırakma.

(Zeynep) Ne olur beni bırakma.

(Müzik)

-Baba, ne oluyor? -Sakin ol, annen de binsin, anlatacağım.

-Halit, hayırdır? Bir şey mi oldu? -Tamam, sakin olun.

Henüz net bir durum yok.

Alihan'ın uçağı radarda kaybolmuş.

-Ne? -Ne demek kaybolmuş?

Bir dakika, sakin olun.

Şimdilik kötü bir haber almadık.

Şimdi Alihan'ın ofisine gideceğiz.

Gelişmeleri oradan takip edeceğiz, tamam mı?

-Bir şey olmadı değil mi dayıma, baba? -Sakin olun.

Allah'ım yardım et.

-Kötü haber almadık diyorum. -Hadi Halit, hemen gidelim, çabuk.

-Ee, işsizsin şimdi yani? -He. İşsiz, güçsüz, parasız.

B, hepsi diyelim.

Gel benim yanıma.

Nasıl yani?

Oğlum, çocukluk arkadaşımı bu hâlde ortada bırakacak değilim ya.

-Vallahi mi diyorsun? -Vallahi diyorum.

Ya, kardeşim benim be.

(Telefon zili sesi) Dur.

Aa, bak, benim bro arıyor.

Bak, bununla tanıştıracağım seni. Beraber kopacağız, inanılmaz bir çocuk.

-Cano. -Ha, alo. Emir, neredesin?

-Ha yemek yiyorum ya. Ne oldu? -Ya Alihan'ın uçağı radarda kaybolmuş.

Düşmüş olma olasılığı çok yüksekmiş.

Ne diyorsun oğlum sen? Olmaz öyle şey ya.

Ya oğlum, korkudan şirketi bile arayamadım ya.

Ee, ben gidiyorum, tamam. Zeynep'in yanında olmam lazım.

Ne oldu, bir şey mi olmuş?

Çok kötü bir şey olmuş abi.

Ne demek hâlâ haber yok? Hadi biri bir şey söylesin artık!

(Telefon zili sesi)

Hakan!

(Zerrin) Hakan, ne oldu böyle?

Hâlâ haber yok mu?

Tamam, alacağız iyi haberi. Oturun şöyle.

Zeynep nerede?

İyi değil Zeynep. Alihan'ın odasında.

Zeynep...

-Zeynep! Zeynep. -Abla...

(Yıldız) Ayy...

Abla, ben ne yapacağım?

Ağlama Zeynoş'um ne olursun. Bak, daha sadece bir saat oldu.

-Kötü düşünme olur mu? -Yok işte abla.

Otur.

Ya nasıl kötü düşünmeyeyim? Yok, yok Alihan.

Zeynoş, bak sen onun huyunu biliyorsun. Alihan o, sağı solu belli olmuyor ki.

Çıkar gelir, ben inanıyorum.

Gitmeden bana "Gelmezsen çok pişman olursun." dedi.

Ne?

İşte gitmeden son sözü buydu, sanki içine doğdu.

Ayy, sen bunları düşünme Zeynoş'um.

Aşkım benim, bunları düşünme ne olursun.

Ben de ona bir sürü işim var, gelemem dedim.

Abla, benim onun yanında olmam lazımdı.

Saçmalama. Allah korusun. Ne diyorsun sen?

Zeynep, zaten o da gelecek bak. Vallahi dışarıda herkes onu bekliyor.

İstiyorsan, inanmıyorsan çağırayım Halit'i, o da söylesin sana.

Herkes onu bekliyor. Gelecek, ben biliyorum.

İstemiyorum.

-Kimseyle konuşmak istemiyorum. -Tamam.

Tamam Zeynoş'um, konuşma kimseyle, oturalım burada.

Benim ona yakın olmam lazım.

(Müzik)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

-Benim ona yakın olmam lazım. -Olacaksın Zeyno, gelecek Alihan.

-Ben de bir haber var mı sorayım. -Bir şey mi söyledi biri?

Yok, kimse bir şey söylemedi. Ben şimdi soracağım var mı haber diye.

Yoksa sana söylemezler mi?

-Çabuk gel, yalnız kalmasın. -(Emir) Tamam.

Benim Alihan'a yakın olmam lazım.

Hakan, var mı bir haber?

Yok, hâlâ aynı.

Ayy, ya başına bir şey geldiyse?

İnan ben de bilmiyorum. Yıldız, Zeynep nasıl?

Ay hayalet gibi.

Ona yakın olmam lazım deyip duruyor. İyice saçmalamaya başladı.

Her şeye hazırlıklı olmalıyız. İki saat oldu.

Ay öyle deme, Allah korusun.

Al anneciğim. İç biraz.

Hadi.

Lila, sen iyi misin?

Ne söyleyeyim ki Yıldız?

Yıldız, Zeynep nasıl?

Zeynep burada mı?

Sizin kardeşiniz kayıp, tek derdiniz Zeynep mi?

Hişt, sakin olur musun?

Ama yeter hayatım, taktılar Zeynep'e ya.

Ya sen acılı kadınla ne biçim konuşuyorsun!

Ne sanıyorsun kendini acaba?

Ay kusura bakmayın da her şey sizin yüzünüzden oldu.

Beğenemediniz benim kardeşimi. Ayarladınız o manyak kızı ona.

Bakın ne hâldeyiz, neler geldi başımıza.

Yıldız, ya sen ne çirkef, ne kindar kadınmışsın be!

Yani şu durumda bile bunu çıkardın değil mi?

Ne yapıyorsunuz siz ya?

Kapayın çenenizi.

Böyle bir günde neyi tartışıyorsunuz siz?

Tövbe ya Rabb'im.

(Müzik)

Ya abla...

...acaba biz de mi gitsek yanlarına? Hani destek oluruz falan.

Şimdi karıştırma Caner. Daha belli olmadan olmaz.

Ortam yeterince gergindir. Bir de bizim yüzümüzden karışmasın ortalık.

Sen?

Senin yüzünden ortalık karışmasın istiyorsun?

Hayret vallahi.

Canerciğim, o başka, bu başka.

Şimdi böyle bir durumda ben şov yapacak değilim herhâlde, değil mi?

O da doğru.

Ya Allah vere de şu Alihan'ın uçağı düşmemiş olsa...

...ya da ne bileyim düştüyse bile Alihan...

...şans eseri binmemiş olsa. -Keşke.

Ama şimdi binmemiş olsaydı bizim haberimiz olmaz mıydı Caner?

Yani. O da doğru.

(Caner) Off.

(Zeynep) Ona yakın olmam lazım.

Alihan...

...beni duy diye geldim.

Ne olursun beni sensiz bırakma.

Ne olur beni sensiz bırakma.

(Müzik)

(Müzik) (Ağlama sesi)

(Müzik)

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Nefes sesi)

Alihan.

Alihan.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Öpme sesi)

Geldim. Buradayım.

-Çok korktum. -Geldim, buradayım, iyiyim.

İyi misin? Hastaneye gidelim mi? Bir şey var mı bir yerinde?

Çok iyiyim, merak etme. Ben sizi üzdüm diye üzüldüm.

(Gülme sesi)

(Müzik - Duygusal)

-Öldük oğlum ya. -İyiyim, merak etme.

-Konuşacağız. -Çok şükür.

Gidelim.

(Müzik - Duygusal)

Allah'ım çok şükür kardeşimi bana bağışladın.

Ama bir şey söyleyeyim mi, ben o kadar emindim ki bir şey olmadığına.

Peki, biz karşılamaya niye gitmedik? Ben onu anlamadım.

Kalabalık yapmamak için.

Zeynep'le Alihan zaten şimdi geliyorlardır.

Halit, tam olarak ne olmuş? Bir anlatsana.

Ben de bilmiyorum. Hakan'ın anlattığı kadarını biliyorum.

Biraz sonra Alihan gelecek, detaylı bilgileri ondan alırız.

Gelemediler bir türlü ya.

-Hah, geldiler galiba. -Geldiler mi?

Alihan, evladım.

Alihan... Ah, canım benim.

(Zerrin) Ay çok şükür Alihan.

Çok geçmiş olsun.

-Teşekkür ederim abi. -Ee, geçelim hadi. Geldim, buradayım.

(Zerrin) Gel. Canım benim.

Bak, dedim sana bir şey olmaz diye. Ohh.

(Zeynep) Döndü çok şükür.

-Her şeyi anlat şimdi. -(Alihan) Sakin ablacığım, anlatacağım.

Bildiğiniz üzere iş görüşmesi için Ankara'ya gidecektim.

Ve arkadaşının kızı...

...benim pilotumu ve hostesi bayılttıktan sonra beni Ankara yerine...

...adaya kaçırmaya kalktı.

(Müzik - Gerilim) (Sinyal sesleri)

Alihan...

Hira! Sakin.

-(Hira) Bırak! -Sakin ol.

(Hira) Bırak! Bırak!

Hira!

Ya bırak!

(Hira) Bırak beni!

(Sinyal sesleri)

Çöz!

(Sinyal sesleri)

Çöz! Alihan, beraber gidecektik!

Kimse olmayacaktı, beraber olacaktık.

Alihan...

(Müzik - Gerilim)

Radar görüntüsü için transponder devrede.

İstanbul meydanı için downward ediyorum.

(Uçak sesi)

-Aynen böyle oldu. -Yuh!

(Zerrin) Ucuz atlattık. Ay ay ay...

Ay çok özür dilerim Alihan. Bütün bunlara ben sebep oldum.

-Ablacığım, geçti. -Çok özür dilerim.

-Çok özür dilerim. -Tamam.

Hira gerçekten psikopatmış.

-Kimin ne olduğu belli olmuyor. -Evet hayatım.

İşte dış görünüşe göre yargılamayacaksın.

-İyi aile kızı dediniz, bak, deli çıktı. -(Zeynep) Abla!

(Lila) Dayım.

Fıstığım.

(Müzik)

Off! Ya ne gündü be.

Haber gelene kadar öldük öldük dirildik resmen ya.

Allah'tan sonu kötü bitmedi.

Evet.

Biz de Alihan'ı ne seviyormuşuz ha. Böylece o da ortaya çıktı yani.

Demek ki arada böyle maceralar gerekiyor.

Ya acaba Yıldız'ı kaçırsalar ne yaparız? Üzülür müyüz?

Caner, aptal aptal konuşup benim sinirimi bozma!

Alihan'la Yıldız bir mi? Yıldız'ın nesine üzüleceğiz? Kına yakarız anca biz.

Ayrıca onu kim kaçırsın ya, bana söyler misin?

Kim kaçırır Allah'ın varoşunu, Yıldız'ı?

Ay, nereden andım adını ya? Anmaz olaydım ya.

Sen dua et Halit'in suskunluğu Alihan olayından dolayı olsun.

Çok güzel olmuş.

Ya ablacığım...

...adamın ortağı dün öldü, bugün geri geldi.

Ya ortalık karışık.

Bu ara ne seninle ne de o sahtekâr Yıldız'la ilgilenecek hâli yok adamın.

Ya şu Yıldız'ın şansına bak, vallahi delireceğim ya.

Yani tam evden kovulacak, çat, bir olay patlıyor.

Ablacığım, olanlara biz üzüldük ya. Biz, biz!

Allah Allah, ortalık karışık. Bir sakinleşsin.

Yıldız final yapacak, tamamen çıkacak hayatımızdan, merak etme sen.

İnşallah öyle olur.

Kapanışı yapsın, sonra da defolsun gitsin hayatımızdan.

Neyse, hadi çok oyalanma. Şirkete gidelim, geç kalmayalım da.

Güzel haberleri vermek için ararım seni.

(Gülme sesi) Ben de geç kaldım. Çıkacağım hemen.

(Martı sesleri)

Nasıl oldu bu ya?

Resmen hamileyim.

İnşallah benim gibi gözlerin olur.

Teyzen gibi dürüst biri olursun, baban gibi güçlü.

Daha çok erken, hemen belli olmaz.

Biliyorum canım.

Ben sadece merak ediyorum nasıl olacak, nasıl büyüyecek. Çok heyecanlı.

Hevesli olman güzel ama.

-Halitciğim... -Hı?

...biliyorsun bir meselemiz daha var. -Ne o?

Ender. Görüşmeyeceğine dair bana söz vermiştin.

Görüşmeyeceğim işte.

Yeterli değil. Şirketten de gitmesi lazım.

Ben hamile olduğum sürece onun seninle dip dibe olmasını katlanamam.

Bu eve de bir daha girmeyecek.

-Sinirimi bozuyor o benim, delirtiyor-- -Yıldız...

...hamile olduğun için yaşadığın heyecanı anlayabiliyorum.

Ama bu, evdeki dengelerin değişeceği anlamına gelmiyor.

Hamileliğin boyunca dediğin her şey olacak derken...

...bana şart koşabileceğini kastetmemiştim.

Ben senin eşin olarak senden bir şey isteyemeyecek miyim?

-Söyleyemeyecek miyim istediklerimi? -Söylersin tabii.

Ama söyleme biçimin yanlış.

Benimle bir daha tehditkâr konuşma.

Ben ne yapacağımı iyi bilirim.

Hadi kahvaltıya.

-Hadi. -Geliyorum.

(Müzik)

Hira'ya ne olacak peki? Hapse mi girecek?

Akli dengesinin yerinde olduğunu düşünmüyorum onun.

Yani uzun bir tedavi sürecinden geçecektir.

Ya kız bizim yüzümüzden mi böyle oldu acaba?

Bence hep vardı. Bir şekilde tetiklendi.

Ya sana bir şey olsaydı?

Çok pişman oldum seninle gelmediğime.

İyi ki gelmedin. Eğer orada olsaydın o kadar sakin duramazdım, emin ol.

Hâlâ inanamıyorum şu başımıza gelenlere ya.

Ben de ya. Ama artık bitti. (Öpme sesi)

Öyle de yani, ne yapacağım bundan sonra sen bir yere gittiğinde ben?

Aklıma hep o olay gelecek.

Ya bu olayın bir daha tekrarlanabileceğini düşünüyor musun?

Mümkün mü sence?

Bu mümkün müydü? Değil.

Unutamıyorum işte.

(Öpme sesi) Bu korkuyla yaşanmaz, yapma.

Ne yapayım? Biliyorum ama...

...aklımdan çıkmıyor. Kolay kolay atlatamayacağım.

Ne yapalım biliyor musun?

Bence sen beni al, bir yere kapat...

...böyle kimseler görmesin.

Böylece başıma bir şey gelme olasılığını da...

...ortadan kaldırmış olursun.

Ya normal şartlar altında şu an bu söylediğine çok kızardım ama...

...şu anda hiç fena bir fikir gibi gelmedi biliyor musun?

(Nefes sesi)

Uf, ikinci bir Zerrin Taşdemir mi geliyor?

Olabilir ya. Niye olmasın ki? Yani bence olur.

İyi olur. (Öpücük sesi)

(Gülme sesi)

(Restoran ortam sesi)

'Hacıt', abi dün iyi haber bir geldi...

...görme Allah'ım ya Rabb'im gözyaşları sel oldu.

Nasıl sevindik ya! Delirdik resmen ya.

Oğlum, bu adamların hayatları ne kadar hareketli ya.

Uçak kaçırmalar, radarda kaybolmalar.

Ya 'hacıt'...

...Alihan'ın draması başka ne olabilir ya, hı?

Adamı otobüs durağından kaçırıp, sanayiye mi götürsünler ya?

(Emir) Yani herifin bir kere bir gustosu var abi.

Tabii ki de jetle kaçırılacak ya.

İnşallah senin başına da gelir. Allah'ım, tez vakitte.

-Ne, kaçırılmak mı? -Yok ulan.

Zeplin meplin, jet işleri ya.

Ha, bak bunun için kaçırılman gerekiyorsa bırak, kaçırıl ya.

(Emir) İki saat bir elin ayağın oynuyor, sonra geçiyor abi.

-Ne? Döndü adam yani. -Oğlum, ne adamsın ya?

Neyse, bırak jeti meti, hazır mısın ilk iş gününe?

Hazırım.

Şimdi bizim kayınpederle aynı binada olacağız değil mi?

Oğlum, sen kızla görüşüyor musun hâlâ?

Ya görüşüyoruz da arkadaşız diyelim de ciddi bir arkadaşlık.

Emir, bak, beni kızın babasıyla papaz etme lütfen.

Kiminle görüştüğün beni ilgilendirmez ama lütfen dikkatli ol.

Kardeşim, sen rahat olsana ya. O iş bende.

İşte o yüzden endişe ediyorum ya. (Gülme sesi)

-(Kemal) Neyse, hadi kalkalım. -Hadi.

Hesap. Dur oğlum, hesabı ödeyeceğiz daha, nereye?

(Gülme sesi) Çalışmaya çok açığım şu an.

-Heyecanlıyım. -Emir ya.

(Gülme sesi)

Aysel, bana bir kahve getir.

(Ayak sesi)

(Müzik)

Ne bakıyorsun?

-Nasıl gidiyor işlerin diye soracaktım. -Ha.

Tabii ya, sen şimdi bizim işe de ortak olursun değil mi?

Senin bu iş dediğin Ender'le yaptığınız tanıtım işi değil mi?

Hani şu eşe dosta rica minnet yaptığınız?

Sen öyle san Yıldız ya.

O kadar önemli firmalar var ki peşimizde.

O firmalar sizin peşinizde mi yoksa babana yalakalık peşinde mi?

-Orası bir muamma. -Ay, seni sevsinler ya.

Yani iş hayatıyla ilgili hiçbir fikrin yok...

...ama tespitlerin var. Komiksin Yıldız.

Neyse, ben yine de senin çalışmanı canı gönülden destekliyorum.

Gerçekten mi ya?

(Zehra) O kadar rahatladım ki şu an çünkü...

...o kadar umurumda ki senin olayın.

Niye öyle diyorsun? Ben senin kardeşinin annesi olacağım.

Ya siz yine neyi tartışıyorsunuz acaba, ha?

Tartışmıyoruz, gelecekten bahsediyorduk.

Hı, büyük girişimci Yıldız Hanım'ın tavsiyelerini dinliyorum.

Ha. Neyse, ben işe gidiyorum.

İşe mi? Ne işin var senin işte?

Ya benim bugün dersim yok, hem canım sıkıldı evde de.

Ayrıca burada kalıp sizin tartışmalarınızı...

...hiç çekemeyeceğim, kusura bakmayın. Hadi öpüyorum.

(Yıldız) Görüşürüz Diloş.

Ben sebebini biliyorum ama sana söylemeyeceğim.

Ay ne olur söyle.

(Müzik)

(Kapı açılma sesi)

Erkencisin.

(Kapı kapanma sesi)

Dün neler oldu öyle ya? Aa! Geçmiş olsun.

Sağ ol.

Gerçekten felaketin eşiğinden dönüldü.

-Alihan iyi mi? -Çok şükür iyi.

İşte insan kiminle gezdiğine dikkat etmezse böyle felaketle...

...karşılaşabiliyor, öyle değil mi?

Bakıyorum hemen bir noktaya bağladın.

(Gülme sesi) Bu konuda ustayımdır, bilirsin.

Şunu bil ki sana çok kızgınım.

-Kızgın mısın? -(Halit) Bir şekilde...

...bizi birlikte görmesi için Yıldız'ı evine getirdin.

Kadınlık tepkisi, kıskançlıktır dedim, ses çıkarmadım.

(Halit) Sahte rapor...

...bardağı taşıran son damlaydı.

Sahte rapor derken?

Yeniden test yapıldı.

Yıldız hamile.

Yani…

...yeniden test yapıldı ve Yıldız...

...gerçekten mi hamile çıktı? -Gerçekten hamile.

Bunu birine mi hazırlattın yoksa uğraşıp sen mi yaptın?

(Boğaz temizleme sesi) Ee, yani...

...hastaneden bir arkadaşım yollamıştı ama...

(Ender) Ya anlayamıyorum.

Hastaneden mi, yani hastanedeki raporda mı bir s-s-s...

-Yani anlayamadım. -Doktorla konuştum.

Bazen öyle yanlışlıklar yapılabiliyormuş.

(Halit) Neyse.

Neden, nasıl olduğu artık önemli değil.

Burada çalışmayacaksın.

Anlamadım?

Hazırlamanız gereken bir proje daha var. Onu hazırlamayacaksınız.

Paranız ödenecek.

Sadaka verir gibi, öyle mi?

Birlikte görünmemiz ve burada çalışman artık doğru değil.

Yıldız Hanım izin vermiyor mu?

Ender, bunu en iyi sen bilirsin, ben kimseden izin almam.

Özel günlerin dışında artık görüşmeyeceğiz.

(Müzik - Gerilim)

Demek seçimini yaptın?

Sana Yıldız'la gelecek hayatında...

...mutluluklar dilemek isterdim ama bu samimiyetsizlik olur.

(Müzik - Gerilim)

Çok pişman ve mutsuz olacaksın.

Hem de çok kısa bir zamanda.

(Kapı açılma sesi)

(Kapı çarpma sesi)

(Müzik - Gerilim)

(Telefon zili sesi) (Araba sesi)

-Efendim Ender Hanım. -Kemal, neredesin?

Ender Hanım, aklınızda hâlâ şoför olarak kaldım galiba?

Kusura bakma, biraz gerginim. Buluşabilir miyiz?

(Kemal) Şirkete doğru geliyorum, eğer oradaysanız--

Yok, şirkette olmaz. Ee...

...yan taraftaki restoran senin için de uygunsa orada buluşalım.

Tamam. Birazdan geliyorum.

-Ne oldu kanka? -Ee Emir, şimdi ben seni...

...şirkete bırakayım. Sen yukarı çık, benim odamda beni bekle.

Yasemin Hanım sana yardımcı olacak, olur mu?

Yasemin. Tamam, tamam 'hacıt', sen merak etme, ben hallederim zaten.

Geleceğim birazdan zaten.

(Alkış sesleri)

Arkadaşlar, hepinize çok teşekkür ederim.

Beni merak ettiğinizi biliyorum ama gayet iyiyim.

Ve dünkü olaydan ötürü de...

...gününüzü berbat ettiğim için sizden özür dilerim.

He...

(Gülme sesi) İyi çalışmalar diliyorum herkese.

(Alkış sesleri) (Müzik)

(Müzik - Gerilim)

(Restoran ortam sesi)

Ender Hanım, nasılsınız?

Daha iyi günlerim oldu.

Sanırım bunun Halit Bey'le bir ilgisi var.

Her şeyin Halit Bey'le ilgisi var.

Peki. Nasıl yardımcı olabilirim size?

Birazdan bakayım mı? Teşekkürler.

Akıllı olmanı seviyorum Kemal.

Benim yanıma senin gibiler lazım.

Sizin yanınıza derken?

Bugün şirketten kibarca gönderildim.

-Sizin için zor olmalı. -Zor.

Ama ben bunun altında kalır mıyım? Asla!

(Gülme sesi)

İntikam denince akla gelen ilk isim benim galiba.

Kemalciğim, eğer güçlerimizi birleştirirsek...

...Halit’in şirketinde...

...bir otel ortaklığından çok daha fazla payın olabilir.

Ender Hanım, bu dediğimi lütfen yanlış anlamayın.

Ama bundan sonra sizin ne gibi bir gücünüz olabilir ki?

Benim gücümü ancak benimle iş birliği yaparak anlarsın.

Peki, nedir planınız?

Öncelikle Halit’in işleriyle ilgili...

...detaylı bir araştırma yapmamız lazım.

İllaki bir açığı vardır.

Bu kadar kızdınız yani?

Kemal, senin kafanda planların yok mu, ha?

Senin Zehra’ya neden yaklaştığını anlamıyorum mu sanıyorsun?

Pekâlâ...

...madem açık konuşuyoruz, evet, aklımda bir şeyler var.

Farkındayım.

(Ender) Farkındayım.

Bu yüzden bazı konularda...

...birbirimize yardımcı olabileceğimizi düşünüyorum Kemal.

Tamam. Bunu düşüneceğim.

En akıllıcası.

Zaten düşündüğünde haklı olduğumu anlayacaksın.

(Müzik)

Amma büyükmüş burası ya.

Vay anasını!

Evet, tamam.

(Ofis ortam sesi)

Bakar mısın?

(Ayak sesi)

(Emir) Buyurun Halit Bey.

Sen dün Alihan’ın ofisinde değil miydin?

Evet. Ben Zeynep'le Alihan'ın kankasıyım.

-Nesi? -Ee, kanka efendim.

-Kan kardeş hesabı yani. -Ha.

-Burada ne işin var? -Burada çalışıyorum.

Burada çalışıyorsun? Kim aldı seni işe?

Beni Kemal aldı ya, sağ olsun. O da benim kankam.

Önceki şirkette bazı durumlar oldu da.

Ha, Kemal aldı seni işe? O zaman o Kemal'e söyle...

...işe aldıkları benim şirketimde aylak aylak dolaşamaz.

Ben hemen iletiyorum kendisine efendim.

Ayrıca laubaliliği de sevmem.

Yapanı da yanımda barındırmam.

-Hareketlerine çekidüzen ver. -Emredersiniz efendim.

(Kapı açılma sesi)

Alihan'ın şirketi iyiydi ya.

Burada beni var ya, kıtır kıtır keserler ha.

(Emir) Vay!

(Lila gülme sesi) (Lila) Merhaba Emir.

Lila.

-(Emir) Nasılsın? -İyidir.

Ya seni merak ettim, bir görmek istedim.

-Telefonda da sesin hiç iyi gelmiyordu. -Ya nasıl olayım ki ya?

Daha ilk günden ben azar yedim.

-Hem de babandan. -Yapma ya.

Ama babamın tarzı öyledir, yani biraz serttir.

Ben onu anladım. Evet.

Neyse, ben bir babama gözükeyim, sonra yine geleceğim yanına.

Olur. Ben beklemedeyim, buradayım.

-Tamam o zaman, görüşürüz. -Görüşürüz.

(Müzik)

(Caner) Ya Zeynep, çok geçmiş olsun ya.

(Zeynep) Sağ ol.

(Ofis ortam sesi) (Ayak sesi)

Yani...

...ben seni dün arayacaktım aslında da hani beni sevmiyorsun ya...

...telefonu açmazsın diye aramadım.

Yok, zaten telefonu açacak hâlde de değildim ben.

Yalnız ben o Hira'nın bu kadar manyak olduğunu anlamıştım yani.

Ay ne olur sus, zaten duydukça kötü oluyorum.

Neyse, biz konumuza dönelim.

Neler oluyor, biraz anlatsana ya, ha?

Canerciğim, yani sen bıkmıyorsun sormaktan ama...

...anlatmıyorum işte yani, anlatmıyorum sana bir şey. Niye anlamıyorsun?

Bari Yıldız'la aranız nasıl onu söyle.

Gayet iyi, iyi yani, niye iyi olmasın? Kötü mü olması gerekiyor?

Garibim, buna daha haber gelmemiş. Yazık!

Ne, ne geveliyorsun ağzında? Duymuyorum.

Yok bir şey ya, hayırlısı olsun diyorum.

Ama Yıldız'ın kardeşi olmak da çok zor be Zeynep.

Yani bildiğin ateşten gömlek ya.

Caner bak, gerçekten kızmaya başlıyorum artık.

Of, aman, iyi be, tamam!

Ağız tadıyla bir sohbet de edemedik ya.

Yalnız siz Alihan'la şimdi tamamsınız değil mi? Bir sorun yok yani, ha?

Caner, ben sana daha az önce ne söyledim?

Öf, iyi be!

Ya senin bile sevgilin var, ben yapayalnızım ya.

Yalnızlığım asaletimdendir diye umuyorum.

Yani bence pek öyle değil ama.

(Ofis ortam sesi)

(Caner) Of! Aa! Abla?

Ne oluyor, ne bu surat?

Alihan’a geçmiş olsun demeye geldim.

Abla, bana bak, sakın Yıldız’ı ilaçladığımız ortaya çıktı deme bana.

-Çok daha kötü bir şey oldu Caner. -Ne, ne oldu?

-Kovulduk! -Ne?

Ne demek kovulduk ya?

Alihan'la bir konuşayım, anlatacağım.

Bekle sen.

(Müzik)

(Telefon zili sesi)

Evet.

Gelsin, alın.

(Telefon ahizesi kapanma sesi)

(Kapı açılma sesi)

Alihancığım.

(Kapı kapanma sesi)

(Ender) Çok geçmiş olsun ya.

Ender, teşekkür ederim. Hoş geldin. Nasılsın?

Ben iyiyim de seni merak ettim. Yani gözümle görmeden inanmayacaktım.

(Ender gülme sesi) (Ender) Bir kadının kaçırdığı...

...ilk erkek olarak tarihe geçeceksin, tebrikler.

(Gülme sesi)

Ne ikram edeyim sana?

Bir şey almayayım, zaten fazla kalmayacağım.

Ee, buraya hem sana geçmiş olsun demeye...

...hem de senden küçük bir ricada bulunmaya geldim Alihan.

Dinliyorum.

Bilmiyorum haberin var mı ama...

...Yıldız hamile. -Evet, biliyorum.

Tabii biliyorsundur. Zeynep'le hâlâ berabersiniz değil mi?

Evet.

Ee neyse, detaylara takılmayacağım.

Yıldız hamile kalıp dizginleri eline alınca...

...Halit benim işime son verdi.

(Ender) Yani anlayacağın bir komploya kurban gittim.

Ama sen bu tanıtım işlerinde bayağı tecrübelisin artık. Yani...

...bence iş bulabilirsin her yerde.

No, no, no, yani öyle kaygılarım yok.

Sadece bizim işlerimizi yürütebilmemiz için...

...bir ofis ortamına ihtiyacımız var.

Ben yeni bir yer tutana kadar Caner...

...burada işlerimizi yürütmeye devam etsin istiyorum.

Tabii senin için bir mahsuru yoksa Alihancığım.

Mahsuru yok.

-Olabilir, kalsın. -Süper. Çok teşekkür ederim.

Beni kırmayacağını biliyordum Alihan.

(Sokak ortam sesi)

Ay ne tatlı ya.

(Yıldız) Ay, şunlara bak.

(Kapı açılma sesi) (Kapı çan sesi)

Merhaba.

Ay!

(Müzik)

(Yıldız) Ay, ne şeker şeyler var.

(Müzik)

-Bunun mavisi de var mı? -Var.

(Yıldız) Ya da dur dur, vazgeçtim.

İstemiyorum mavisini, inşallah kızım olur.

-Şunları paketleyebilir misin? -Tabii.

(Müzik)

Ay, hepsini alasım geldi.

(Müzik)

(Caner) Uff!

(Kafe ortam sesi)

Evet ablacığım.

Anlat bakalım, neden kovulduk? Dinliyorum.

-Yıldız gerçekten hamileymiş. -Ne?

Ya resmen taht oyunları ya. Ben böyle bir şey görmedim arkadaş.

Abla bana bak, bu da yalan olmasın sakın?

Halit kendi yaptırmış testi.

(Ender) Yani...

...belki öbürü de yalan değildi ama sonuç yanlış çıktı.

-Bilmiyoruz ki. -Ee? Yani biz bayağı bayağı...

...kapının önüne konduk şimdi, öyle mi?

Yıldız bizi yolladı kısacası.

Halit de kibarca ne hâliniz varsa görün dedi.

Ya abla, sen hani aranı düzeltmiştin Halit'le?

-Her şey yolundaydı, ne oldu? -Olmadı.

Bu kız hamileyken de...

...hiçbir şey olmaz.

-Ne yapacağız şimdi? -Bekleyeceğiz Canerciğim.

(Ender) Tabii bir süre. (Ender gülme sesi)

Ondan sonra da Halit ve Yıldız'ın burnundan fitil fitil...

...getireceğim. -(Caner) Ah!

Bravo vallahi, bravo. Yani hiç şaşırmadım, hiç şaşırmadım.

(Caner) Böyle bir durayım, akıllanayım, bekleyeyim, sakin olayım yok.

Ablacığım, ne yapacaksın acaba ha?

(Caner) İntikam almak için ne yapacaksın?

(Caner) Estetik ameliyatla yüzünü değiştirip...

...bambaşka bir karakter olarak eve öyle mi gireceksin yani?

Anlamıyorum ya. Bir insan daha ne yapabilir ki ya, ne yapabilir?

Bugüne kadar hedefim küçüktü Caner. Yani Yıldız'dı.

(Ender) Şimdi hedefimi büyütüyorum.

O Halit’in elinde, avucunda ne var ne yok...

...alacağım.

Hah, çok güzel.

(Caner) Biz de bir kır cenazesi yaparız o zaman, ha?

Böyle çiçekler içinde. Madem düğün olmayacak...

...bari cenaze güzel olsun değil mi?

(Caner) Herkes taksın güneş gözlüklerini, gelsin.

"Acımız çok büyük ama gözlüklerimiz acımızdan da büyük." diye...

...böyle hüngür hüngür ağlasınlar. Ya, uf!

Sen geç dalganı, geç.

O gün geldiğinde...

...göreceksin.

-Al. -Teşekkürler Halit Bey.

(Telefon zili sesi) (Kapı açılma sesi)

Efendim.

Al içeri kızım. (Telefon ahizesi kapanma sesi)

(Kapı açılma sesi)

-Merhaba canım. -Hoş geldin.

(Kapı kapanma sesi)

Akşama verecektim ama dayanamadım.

-Sana bir hediye getirim. -Öyle mi?

Merak ettim, neymiş o?

Hemen göstereceğim.

(Yıldız) Açıyorum hemen. (Kutu kapağı açılma sesi)

Ah şuna bak. Ay, çok tatlı değil mi?

(Yıldız) Beğendin mi?

Beğendim de...

...kıyafet almak için biraz erken davranmıyor muyuz?

Ama hayatım, bunun içinde gizli bir mesaj var. Bak, rengine dikkat et.

Cinsiyeti belli m oldu?

Hayır, henüz belli olmadı.

Ama benim içime sanki kızımız olacakmış gibi doğuyor.

(Yıldız) Ay, inşallah.

Hayırlısı diyelim. Yıldız...

...benim iki kızım var zaten.

Erkek olursa daha iyi olur. Hem bu...

...Erim'in daha çok hoşuna gider.

Önemli olan sağlıklı olması.

-Ben kalkayım. -Ha bu arada...

...akşama Alihan'ı yemeğe davet ettim.

(Halit) Hem geçmiş olsun deriz...

...hem de kazayı atlatmasını kutlarız.

Alihan'la Zeynep demek istedin herhâlde?

Zeynep'e sen söylersin.

-Zerrin'in geleceğini de söyle. -Gelsin.

(Halit) Yıldız...

...kendine bir hediye al.

Ne hediyesi?

Hamilelik hediyesi. Zafer'in dükkânına git.

-Ben uğrayacağını söylerim. -Sağ ol.

-Çok incesin. -(Halit) Bu arada...

...seçtiğin şeyin fotoğrafını bana göndermeyi unutma.

Gönderirim.

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Ayak sesi)

Konuşuruz onları tekrar.

Yıldız.

-İyi misin? -İyiyim.

Göz nezlesi gibi bir şey oluyorum da...

...ara ara böyle gözlerim doluyor anlamsızca.

Halit kötü mü davrandı yine sana?

Hayır canım, Halit'le ne alakası var?

İyi madem, öyle diyorsan.

Kemal, senin beni düşünmene gerek yok.

(Yıldız) Ben beni çok seven ve düşünen biriyle evliyim. Çok da mutluyum.

(Kemal gülme sesi)

Bunu her gün kendine bin defa tekrarla.

Sonra tahtaya falan da yaz, belki o zaman gerçek olur Yıldız.

Sen de git Zehra'yla sevgili ol. Çok mutlu olursun o alkolikle.

(Ayak sesi)

Bir dakika, bir dakika, nasıl, ben anlamadım.

Anlamayacak bir şey yok Zehra. Bildiğin kovulduk!

(Ender) Baban Yıldız beni orada istemiyor diye...

...işimize son verdi, bu.

(Zehra) Nasıl yapıyor bunu ya?

Nasıl yapıyor? Ben bu işin içindeyken nasıl yapabiliyor bunu?

Ay senin olman Halit'in de çok umurundaydı sanki.

Bak, bir dakikada harcadı seni işte.

-Ben gidip konuşacağım ya. -Nereye gidiyorsun?

Saçmalama Allah aşkına! Zehra, Halit'le konuşmanın...

...etkili olacağını düşünüyor musun sen, ha? Otur şuraya.

Ender, kızıyım ben onun, kızı. Bir de benim suratıma söylesin bakalım.

Şu anda onunla konuşman onu tepesini attıracak.

Boşu boşuna azar işiteceksin. Otur şuraya Zehra.

(Ender) Kabul edelim, şu anda...

...Yıldız bir sıfır önde ama şimdilik.

Nasıl kabul edeyim ben bunu ya, ha?

Ya öz babam, öz babam yapıyor bunu. Nasıl kabul edeyim ben bunu?

Öz baban ama şu anda en kıymetlisi evlatları değil, karısı.

Sen bir de o çocuk doğduğunda gör.

Bir de erkek olursa...

...geçmiş olsun artık.

Hıı, o yüzden sabah soruyordu işler nasıl gidiyor, ne yapıyorsunuz diye.

-Biliyordu demek ki ne olacağını. -Tabii biliyordu.

Halit'e yap demesi yetti bile.

(Müzik - Gerilim)

Çok bekletmedim değil mi?

Yo, çok beklemedim.

Ama kahven soğumuş olabilir.

Yok, önemli değil.

Demek işten sürekli kaçıp kaçıp geldiğiniz yer burası.

Ama biz şimdi ona kaçmak demeyelim.

Ne diyelim?

Kahve molası diyelim.

Bir de yani sen buraya böyle sık sık gelirsen...

...buradaki insanlar artık şu iki yandaki kafeye kaçmaya başlayacaklar.

Allah Allah!

O kadar korkunç muyum ya ben?

Yani korkunç değilsin ama böyle sevgi kelebeği olduğunu da...

...söyleyemeyiz tabii.

Güzel.

Aslında olması gerektiği gibi.

Peki, Sayın Taşdemir.

Bu senin.

Ne bu?

Dün çok canını sıktım.

Belki moral verir diye düşündüm.

Aa!

Bu, Göğe Bakma Durağı'nın ilk baskısı!

Ya sen bunu nereden buldun?

Yani pahalı hediyeler yerine ikinci el kitap seven bir kadına âşık olursan...

...İstanbul'daki bütün sahaflarda kitap aratabiliyorsun.

Çok güzel, çok teşekkür ederim.

Daha önce bir yerde okumuştum.

"Aşk eşitler arasında yaşanıyor." diyordu.

Eşitler arasında?

Hı hı.

Yani şöyle, mesela...

...daha önce hiç âşık olmamış iki kişi arasında.

Ya da daha önce acı çekmiş iki kişi arasında.

Ya da aşkı arayan iki kişi arasında.

Doğru.

Ama...

...en çok da mutluluk kadar mutsuzluğa da hazır olan iki kişi arasında.

Peki.

Biz eşit miyiz?

Eşitiz.

Güzel.

Evet evet Yıldız Hanım, o dükkânın hemen yanı.

Ben karşılıyorum sizi zaten.

(Kapı açılma sesi)

-Merhaba. -Hoş geldiniz Yıldız Hanım.

Hoş bulduk.

Neler bakacaktınız?

Ya ben yolda gelirken düşündüm.

-Choker'lar çok moda ya. -Hı hı.

Bana da çok yakışacağına inanıyorum. Siz bana birkaç tane choker gösterin.

Tahmin etmiştim. Özel bir şeyler hazırladım size.

Şunlara bakabilirsiniz.

Aa! Süper.

Bunlar bu sezonun en moda taşları.

Şöyle göstereyim.

Şöyle deneyin lütfen.

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi) (Yıldız) Süper.

Çok özür dilerim, hemen geliyorum.

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

Bak sen.

Hiç vakit kaybetmemiş, soluğu burada almışsın Yıldız.

Halit ilk bebeğimizi kutlamak adına bana "Bir hediye seç." dedi.

(Yıldız) Benim burada olmam çok normal yani.

Asıl soru şu, sen nasıl buradasın?

Burası senin bütçenin çok üstünde değil mi?

(Nefes sesi) (Boğaz temizleme sesi)

Yakında Erim’in doğum günü var. Ona bir bileklik bakıyorum.

Hıh, şimdi oldu.

Bizim paramızla yani.

Tabii canım, istediğini alabilirsin.

(Müzik)

Ters takıyorsun Yıldızcığım, tabii alışkın olmadığın için.

(Ender) Çok güzelmiş.

Pahalı da bir parçaya benziyor.

Evet, öyle görünüyor.

Halit’in bunun fiyatını duyduğundaki yüz ifadesini çok merak ediyorum.

Gerçi hepsini kasasına koyup ancak izinle taktırdığı için...

...bu çok sorun olmayabilir.

(Ender) Ne oldu Yıldız?

Ha, sen bunların hepsini kendine mi alınıyor zannediyorsun?

(Ender gülme sesi)

Ne çabuk unuttun benim eski yüzüğümü taktığın günleri ha.

Bunlar da senden sonrakilere kalacak.

(Ender) Maalesef.

İşte orada yanılıyorsun.

(Ender gülme sesi)

Buraya gelirken sana ne dedi?

Ay dur tahmin edeyim.

Et bakalım.

(Gülme sesi)

Yıldız, git ve kendine bir hediye al.

(Ender) Ha, değil mi?

(Ender gülme sesi)

Tipik Halit işte, değişmez.

Kibar olmayı beceremiyor bir türlü.

(Ender) Yani olamadığından değil.

Karşısındakini şımartmak istemez o.

Hı hı. Yani on tane de doğursan değişen bir şey olmayacak.

Ender, senin çok mutlu olmanı istiyorum biliyor musun?

(Gülme sesi)

(Yıldız) Hiç gülme, ben çok samimi söylüyorum.

Sen mutlu ol ki bizim hayatımızdan çık git.

Yoksa bizim mutluluğumuzu göre göre en sonunda delireceksin.

Hah.

Ender Hanım, hoş geldiniz.

Hoş bulduk.

Ben bunu seçtim.

Çok güzel bir seçim.

Siz hazırlar, eve gönderirsiniz.

Ben artık kalkayım, siz de Ender Hanım'a yardımcı olun.

Tamam, ben hallettiriyorum.

Ha bu arada, Ender Hanım'a bizim indirimimizi uygulayabilirsiniz.

Bye bye Enderciğim.

(Kapı açılma sesi)

İyi günler efendim.

(Kapı kapanma sesi)

Evinizi, barkınızı, altınızdaki arabayı bile alacağım.

(Kapı açılma sesi)

Ender Hanım, size nasıl yardımcı olabilirim?

Vazgeçtim.

Hiçbir şey almayacağım.

(Ayak sesleri)

Ha, bir bakar mısın ya?

Bakar mısın mı?

Yani bakmak istemiyorsan bakma da baksan iyi olur.

Sen kimsin ya? Kimsin sen, adın ne adın? Söyle.

Emir benim adım. Asıl sen kimsin ve niye bu kadar sinirlisin?

Bana bak, benimle böyle senli benli konuşma, seni kovdururum ha.

Allah Allah! Kovdurtmak da herhâlde gelenek bu şirkette.

Kime selam versem kovduruyor beni.

Ben muhasebeciyi arıyorum. Müdürünü hem de.

Eğer bilmiyorsan kendim bulurum.

Sen beni anlamadın galiba ha?

Anlamadın sen beni. Bak, ben laubalilik sevmem.

Burada da laubali insan görmek istemiyorum.

Baldız bu. Ben anlıyorum şimdi.

Sen neyi anlıyorsun ya?

Onun kızısınız değil mi siz?

Tabii, tavır zaten aynı, ses maşallah dört oktav.

Kim o, o kim?

Halit Bey'i diyorum. Bir nevi Muhteşem Süleyman.

Onun kızısınız siz herhâlde.

Aynen öyle.

Bak, burada çalışıyorsan herkese saygılı davranacaksın.

Pazar yeri değil burası.

Değil efendim, affedersiniz.

Ne biçim insanlar çalışıyor burada ya.

Allah Allah!

Bunlarda bağırmak genetik herhâlde.

Allah'tan Lilacığım öyle değil.

(Gülme sesi)

Herhâlde bunların anne bir de baba ayrı.

Ben bunu bir araştırayım da ona göre daha ciddi adımlar atarım.

Pardon ya, muhasebe müdürü nerede burada?

(Kapı açılma sesi)

Seninle konuşmaya geldim babacığım.

Gel bakalım.

Gerçi seninle konuşmaların sonucu pek hayırlı olmuyor ama dinliyorum.

Baba, bu ne demek oluyor?

Ne ne demek oluyor?

Ender'le çalışmayacakmışsın artık, şirkete de gelme demişsin bir daha.

Sen benim kararlarımı mı sorguluyorsun?

Ya baba, Ender'i göndermek demek beni göndermek demek.

Bana bunu nasıl yapıyorsun bu kadar başarılı olmuşken ya?

Sesini yükseltmeden konuş benimle.

Baba bak, bana haksızlık yapıyorsun.

Yani ilk defa bir işi bu kadar severek yapıyorum.

Alma elimden, ne olur ya.

O konu kapandı, bitti.

(Halit) Ender bir daha burada çalışmayacak.

Eğer Ender'le çalışmak istiyorsan kendinize bir tane ofis tutarsınız.

Yıldız için beni harcamaya değiyor mu baba?

Sen bir şey mi içtin?

İçmedim hiçbir şey! Bir şey içmedim.

Ben niye doğruları söyleyince hep sarhoş muamelesi görüyorum ya?

Saçma sapan konuşuyorsun da ondan.

Bir gün de mantıklı bir şeyle gel karşıma.

Ya benim öz babamın beni kovmamasını istemek mantıksız yani?

Mantıksız.

(Halit) Önce babanı düşüneceksin.

Yaptığın şeylerden babam ne kadar etkilenir diye ölçüp tartacaksın.

En başından beri Ender'le iş yapma zaten büyük bir hataydı.

Sen bana hiç güvenmedin ki zaten ya.

Neyine güveneceğim?

(Halit) Bugüne kadar güvenebileceğim bir şey yaptın mı sen?

Konu kapandı. Beni daha fazla sinirlendirme, hadi.

(Halit) Bir sürü işim var.

Peki baba, tamam.

Zaten buraya bunu konuşmak için gelmek de bir hataydı.

Ben anlayacağımı anladım zaten.

Tamam.

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi)

Aa!!

(Telefon zili sesi)

İrem!

Kuzen, ne yapıyorsun?

Ay ne yapayım, çalışıyorum.

Asıl sen ne yapıyorsun, nerelerdesin?

Ne yapayım ya, bir süredir İstanbul'dayım.

Anca arayabildim seni de.

Aa! Ne zamandır buradasın sen?

Üç ay desem.

Yuh desem!

Ya kızım, niye aramıyorsun sormuyorsun madem geldin?

Ya bir şeyler duydum, Yıldız kokoş olmuş falan.

(İrem ses) Ya beni biliyorsun, çok gelemem öyle şeylere.

Şimdi karşılaşırız, ters bir şey söylerim falan.

İrem, bunun için aramamış olamazsın ya. Deli misin kızım sen?

Ee, deli değilim abi, patavatsızım. Aman neyse, konu o değil zaten.

Ee, ben Beyoğlu'nda temelli bir iş buldum biliyor musun, bir barda.

Aa, çok sevindim.

Ee sevindiysen gel beraber sevinelim.

Ee, iyi, tamam, gelirim.

Ay, gelirim ama ben bir erkek arkadaşıma da sorayım.

Belki o da gelmek ister.

Sen de mi kalantor sevgili yaptın yoksa?

Ya kızım saçmalama, benim ne işim olur öyle tiplerle?

Alihan çok tatlı biridir. Tanıyınca çok seversin.

Ben bir ona da sorayım.

O da gelmek isterse eğer birlikte geliriz, olur mu?

İyi, tamam. Ona göre kapıya isminizi yazarım.

Ha, iyi, tamam. O zaman belki bir arkadaşımız daha gelir.

-(Zeynep ses) Ben haber veririm sana. -Tamamdır.

Hadi öptüm, bye bye.

Bye.

-Asma yüzünü. -Asmıyorum.

Bu mu asmadığın hâlin?

Ne o?

Böyle zorunluluktan yapacaksan hiç yapma Zeynep Yılmaz.

Ne yapayım?

Çok kasıntı herkes o evde.

Yani iyi bir şey söylüyormuş gibi yapıp hep kötü bir şeyler söylüyorlar.

Ee, ben ne yapayım peki?

Onların içinde büyüdüm.

Biliyorum.

İyi ki onlar gibi olmamışsın.

Zaten benzeseydin hayatta tanışmazdık seninle biz.

Abartma.

(Alihan) Gerçekten abartma.

Yıldız da orada.

Yıldız da zaten gittikçe onlara benzemeye başladı.

Anlamadım ki ben.

Ya ben bile iki gün kaldım, bir hafta kendime gelemedim.

(Gülme sesi)

Merak etme, güzel geçecek.

Ayselciğim, hamileyim ben, bunu götür lütfen.

(Halit) Evet.

Madem bir aradayız, bir şeyler söylemek istiyorum.

Dün hepimizin yüreği ağzımızdaydı. Çünkü Alihan bizi çok korkuttu.

Alihan, buradaki herkes seni çok seviyor.

Benim için Erim'den hiç farkın yok.

Onun için kendine dikkat et, olur mu?

(Alkış sesi)

Hoş geldin aramıza.

Teşekkür ederim.

Alihancığım, sen de bir şeyler söylesene.

Söyleyecek bir şey yok aslında.

(Alihan) Kötü bir gündü, geçti.

Elimde olmayan nedenlerden dolayı da üzmek zorunda kaldım sizi.

O yüzden kusura bakmayın hepiniz.

Ay, ucuz atlattık.

Allah bir daha göstermesin.

Göstermez.

Çünkü artık Alihan'ın yanında Zeynep gibi aklı başında biri var.

Ben Hira'nın şokundayım vallahi hâlâ.

O bir felaketti yani.

(Yıldız) Ben hiç şaşırmadım.

Birini böyle ballandıra ballandıra anlatınca ya o anlatan kişide...

...ya da anlatılan hakkında hep bir sorun çıkıyor.

Bilemeyiz.

Ablacığım, sen kontrole gitmiyor musun?

(Zeynep) Yani ne zaman gideceksin?

Gideceğiz canım.

Gideceğiz derken?

Seninle değil herhâlde Zehra. Eşimle gideceğim.

İnsanlar bu tip kontrollere eşleriyle gidiyorlar.

Ha, eşin gelecek seninle yani?

Babamın huyu değil öyle şeyler, o yüzden şaşırdım.

Kapatır mısınız şu konuyu?

Biz Alihan için toplandık bu akşam.

Evet hayatım. Hoş geldin Alihan.

Hoş bulduk Yıldız.

Lafa bak lafa!

"Sana indirim yaptırabilirim." diyor.

(Ender) Bak ya, bak!

Sen kimsin ya, kimsin de bana indirin yaptırırım diyorsun?

Hiç be.

Ya ablacığım, parfüm diye oda spreyi sıkan insanlar için...

...keyfini kaçırma gözünü seveyim, canım ablam benim.

Vallahi şeytan diyor git yalının rıhtımından bunu at denize...

...boğazın sularına karışsın, bir daha da haber alınamasın.

Ya abla...

...ya sen ne doyumsuz, ne iştahlı bir şeysin ya.

Ne alakası var ya?

Abla, ömrümü yedin de doymadın. Bittim ben ya.

Ya bir Yıldız cinayetimiz eksik, ya Allah kahretsin!

(Caner) Abla bak, biz bu cinayet işlerinde iyi değiliz.

Ya bir çocuk düşürtelim dedik, neler oldu.

Biz bildiğimiz yoldan gidelim abla.

Bildiğimiz yolla geldiğimiz nokta bu.

(Ender) Bak!

Yıldız Hanım hamile, Halit de onun yanında.

Al, bildiğimiz yol.

Ablacığım bak, biz ne yaparsak yapalım bunları birbirinden ayıramıyoruz.

Ya bir kabullensek bir aydınlanma gelecek ama hep karanlık, hep karanlık.

Benim artık hedefim Halit'i geri kazanmak değil.

(Ender) Halit beni kullandı.

Önce ne dedi?

(Ender) "Yıldız'la boşanacağım."

Sonra?

Tıpış tıpış yanına gitti onun.

Ablacığım bak, biz yanlış ata oynuyoruz.

(Caner) Yani bütün planlarımızı sürekli Yıldız üzerine yapıyoruz ya.

Bence ortada sorun çıkartan bir kişi var, o da Halit.

Eğer biri ölecekse ben oyumu Halit'i öldürmekten yana kullanıyorum.

Ben onu nasıl öldüreceğimi çok iyi biliyorum.

Onu mahvedecek olan şeyi çok, çok iyi biliyorum.

Bebek mobilyası sipariş edeceğim. Nasıl bu?

(Zeynep) Bak, şu çok güzelmiş.

(Yıldız) Bunlardan sipariş vermeyi düşünüyorum.

-(Zeynep) Tamam. -(Yıldız) Sen hangisini beğendin?

Bundan sipariş vereyim o zaman haftaya.

(Alihan) Tebrik ederim bu arada, baba oluyorsun tekrar.

Bir daha çocuk isteyeceğini düşünmüyordum.

Aysel, tatlı yok, bir şey yok.

(Halit) Aslında istemiyordum.

Ama Yıldız çok genç, onun da çocuk sahibi olması hakkı yani.

(Halit) Yapabilecek bir şey yok.

(Halit) Ha, tercih eder miydin diye sorarsan...

...asla.

Çünkü kadınların o hamilelik dönemi çekilmez oluyor.

Nasıl ya?

Ben hep mucizevî bir durum diye düşünüyordum.

Yok canım, ne mucizesi?

Şimdi aşeriyorlar, sürekli yiyorlar, kilo alıyorlar.

(Halit) Aşeriyorlar, yiyorlar, kilo alıyorlar.

Tam üç kez denedim bunu, çok da sevimli bir şey değil yani.

Bence şikâyetçi olma, kaderinde dördüncüyü de görmek varmış.

Evet ya, bakalım göreceğiz yani.

(Boğaz temizleme sesi)

Alihan, kalksak mı acaba artık?

Ne zaman istersen.

Ablacığım, biz gidiyoruz.

Nereye Zeynep? Erken daha.

Ya İrem geldi de.

Bir yerde sahne alıyor. Onu dinlemeye gideceğiz.

Uvertür olarak mı?

Ne münasebet canım?

Kuzenimiz bizim, bir rock barda solist.

Ay sizin bir de kuzeniniz mi var?

Var canım, beğenemedin mi?

Yo, bizlik bir şey yok.

(Yıldız) Aynen öyle.

Hadi, Hakan bekliyor.

Başka kimler geliyor?

Bursa’dan o malum kişi var mı?

Yok Yıldız, yok.

Zeynepciğim, aslında ben seninle konuşmak istiyordum.

Buyurun.

Burada değil, yarın daha uygun bir yerde konuşsak?

Zerrin Hanım, siz kendinizi hiç yormayın.

(Zeynep) Çünkü ben ne söyleyeceğinizi çok iyi biliyorum.

Alihan'la birlikte olmamızı istemiyorsunuz, biliyorum ama...

...biz ayrılmayacağız.

Yani siz de artık bu duruma alışsanız iyi olur.

-Benim kardeşim. -Zeynep!

Zeynep!

Şey, anlamadım ben, kim kim gidiyorsunuz?

Alihan, ben, Hakan.

Emir yok.

Ha, iyi, tamam.

-Görüşürüz o zaman. -Görüşürüz.

Bu arada Erim'in doğum günü yaklaşıyor.

Ee, var mı aklınızda bir plan?

Vallahi evde yapmayı planlıyoruz. Ha, ne dersin?

-Baba, annem de gelir değil mi? -Elbet de gelir oğlum.

Erim, bir baksana aşkım ya, mesajlar açılmıyor.

Boşanma olayını daha atlatmışa benzemiyor.

Aslında boşanmayı kabullendi de...

...Yıldız'ın hamileliğini pek kabul etmiyor.

Yani en zor yaşlar.

Olabildiğince yanında olmaya çalış. Aile içi meseleler zordur.

İnsanın yakasını bir ömür bırakmaz.

Doğru söylüyorsun ama Alihan, gerçekten sürekli yanındayım.

Ne istiyorsa onu yapıyorum.

Herkes emrine amade.

İnşallah kısa sürede atlatır.

Pek kısa süreceğe benzemiyor, söyleyeyim.

Alihan, ben aşağı iniyorum artık, bekliyorum seni orada.

İyi akşamlar herkese.

Bu arada sen de sonunda nihayet mutluluğu yakaladın yani.

Evet, yakaladım.

Bayağı da karışık bir süreç atlattınız yani.

Yani sakin sularda yüzebilmek için biraz dalgalanmak gerekiyor sanırım.

Sen mutlu ve huzurluysan sorun yok.

Ha, bu arada, sana abi tavsiyesi.

Sevgiler zaaftır.

Yani bir kadının senin zaafın olmasına izin verme, olur mu?

Ben en iyisi Zeynep'i bekletmeyeyim abi.

İyi akşamlar herkese.

-Hoşça kal tatlım. -Görüşürüz dayıcığım.

-İyi akşamlar. -Görüşürüz.

Geldim ben.

(Alihan ses) Kapıya ismini bırakmış Zeynep'in kuzeni.

-Tamam, giriyorum içeri. -(Alihan ses) Biz de geliyoruz.

Ee, kolay gelsin. Zeynep Yılmaz adına rezervasyonumuz vardı.

Hah, evet, var. Ama üç kişi, tek gelmişsin sen.

Evet, onlar sonradan gelecekler.

Ha, sen İrem'in arkadaşısın.

Ha, evet, evet.

Sahne daha açılmadı ama ben seni kulise alayım istersen, soğukta bekleme.

Teşekkürler.

Bu taraftan.

(Müzik - Hareketli)

Şey, pardon!

(İrem) Aa!

Sen kimsin? Yanlış mı geldin?

Şey, beni buraya getirdiler ama yanlış oldu sanırım, kusura bakmayın.

Aa, yoksa sen Zeynep'in erkek arkadaşı mısın?

(İrem) Kapıya adını yazmıştım ama.

Alihan'la Zeynep'in yakın arkadaşıyım ben.

Ha, tamam, şimdi oldu.

Okey.

İrem ben de.

Hakan ben de, memnun oldum.

Evet. Bana bak.

Bu Alihan da böyle senin gibi kasık mı?

Kasık?

Ha, işte böyle memnun oldumlar...

...kusura bakmayınlar falan havada mı uçuşuyor?

Ben çok anlamıyorum da bu işlerden.

Ha, şey...

(Hakan) Evet.

(Hakan) Biraz kasık.

Hım, enteresan.

O zaman siz bu akşam çok eğlenmeyebilirsiniz.

Ya da böyle kibarlıktan eğleniyormuş havası yaratırsınız.

Bir tek Zeynep eğlenir herhâlde.

Yo, severiz bir rock müziğini.

Çok öyle görünmüyor da neyse.

Ee, o zaman madem buradasın, bana yardım et.

Şu anfileri içeri taşıyalım. Ben buradakileri sevmedim de...

...benimkileri getirdim, olur mu?

Olur olur.

Bu biraz ağırdır, ben taşıyayım istersen.

Olur.

Zerrin de Zeynep'e demediğini bırakmadı ama...

...sonunda anladı boşuna uğraştığını.

Sen de Zerrin'e taktın kafayı ha.

(Yıldız) Ben mi taktım?

Sen Zerrin'in Zeynep'e neler yaptığını biliyor musun?

Kusura bakma da Zeynep'in de az vukuatı yok.

Yani Zerrin'in de bir abla olarak objektif olmaması son derece doğal.

Objektif olmayan tek kişi Zerrin değil demek ki.

Sen de taktın Zeynep'in hatalarına.

Yıldız, ben gördüğümü söylüyorum.

(Halit) Zeynep kötüdür demedim.

Zeynep'in hataları olduysa da Alihan'ın dengesizliği yüzünden oldu.

Ya ne kadar saçma sapan bir konuyu konuşuyoruz biz.

O onu dedi, bu bunu dedi, şu şunu dedi.

Sıkıldım ha!

Ay ne yapayım, Zeynep'in hakkını savunmayayım mı?

(Halit) Savunacaksan sessiz savun.

(Halit) Yorgunum, yatacağım ben.

İyi, pardon, rahatsız ettim seni.

(Hakan) Ee, kaç senedir sahne alıyorsun sen?

(İrem) Vallahi on sene oldu. Sağ ol bu arada.

Rica ederim. Olur mu öyle şey?

(Zeynep) İrem!

-Hoş geldin. -Hoş bulduk.

-(Zeynep) Ya çok özledim seni. -(İrem) Ben de seni.

Ya kusura bakma, trafik vardı, geç kaldık biraz.

Şey, ben de biraz erken geldim.

Bu arada tanıştırayım, Alihan.

Aa, memnun oldum.

Memnun olmuş.

Normal.

Ben de, ben de çok memnun oldum.

Biz yokken iyi anlaşmışsınız bakıyorum, ha?

Ya sağ olsun Hakan çok yardımcı oldu. Bayağı iyi anlaştık.

Bir de böyle bir kibar kibar, sonra alıştı.

(Gülme sesleri)

Bir şey söyleyeceğim, yapılacak bir şey varsa yardım edelim biz de.

Ay yok, biz her şeyi hallettik neredeyse ya.

Siz yavaştan geçin hatta, birazdan program başlayacak.

İyi, tamam. Bol şans.

(İrem) Ee, programdan sonra bekliyorum yine.

-Tamam, geliriz. -Görüşürüz.

Hakan, sen de gel.

Gelirim.

(İrem) (...) böyle işin içine be, öf!

Ne oldu? Ya makyajım aktı, Allah Allah! Hadi!

Geldiler bana şu an, gidin.

İrem'in öyle içi dışı birdir.

Hadi biz gidelim.

(Müzik)

Tamam o zaman, beş dakikaya görüşürüz.

Görüşürüz.

-Sağ ol Ayselciğim. -Afiyet olsun.

(Yıldız) Aysel!

Evin hanımı hamile, hiç ilgilenmiyorsunuz benimle.

Bana da getir şundan.

Hemen efendim.

Zehracığım, sağlıklı yaşama mı döndün?

Ne diyorsun Yıldız?

Seni böyle spor kıyafeti, meyve suyuyla görmek beni çok şaşırttı.

Alışmışım kadehle görmeye.

Hı, kendime dikkat ediyorum artık.

Hım.

Hatta şimdi yürüyüşe gideceğim.

-Kemal'le mi? -Valla orası seni hiç ilgilendirmez.

Ama gidip babama da istediğini söyleyebilirsin yani.

Nereden geliyor bu özgüven? Cesaret hapı mı yuttun?

Şöyle oluyor Yıldız...

...senin babama Kemal'in K'sinden bile söz edemeyeceğini ikimiz de biliyoruz.

O yüzden hiç debelenme.

(Müzik - Gerilim)

Görüyorsun değil mi bebekciğim, annene nasıl davranıyorlar bu evde.

Sen doğ da beni ezdirme onlara.

-Selam. -(Kemal) Selam.

Tavsiyelerimi dinlemişsin, çok iyi gözüküyorsun.

Yani, dinledim gibi.

Yok, detoks yaramış, belli.

Teşekkürler.

Hadi bugün biraz daha tempolu yürüyoruz.

Ben öyle senin gibi koşamam ama.

Koşamazsın ama zamanla alışacaksın.

Böyle yürüyecek miyiz biz günaşırı?

Sen koşmaya alışana kadar evet.

Sonunu görmeden bırakmam diyorsun yani?

Yarım kalan işleri sevmem diyelim.

Kemal biliyor musun, senin benimle ilgilendiğin kadar...

...babam bile ilgilenmedi benimle ya.

Hadi hızlanalım.

(Müzik)

(Vapur düdüğü sesi)

Burada bir tek senin imzan kaldı.

Yani burada aklıma takılan bir sürü şey var.

Bunları avukatlara danışmak lazım, bu şekilde imzalayamam.

Tamam, konuşursunuz o zaman.

-Anlaştık. -Çıkıyorum ben.

(Alihan) Ha, ne diyeceğim.

Bu İrem, değişik kız ha.

-Ha, bayağı. -Bayağı. Bayağı bayağı.

Ne gülüyorsun oğlum?

Ne, hep sen mi güleceksin? Biraz da ben güleceğim.

Gül. Abi, sesi de güzelmiş kızın.

Güzel, ben de beğendim.

Arada gideriz.

Bence gitmeliyiz.

Gidelim.

Emir'i görüyor musun ya sen? İş bulmuş mu, ne yapıyormuş, bilgin var mı?

Ha, Emir... Emir, Kemal'in yanına girmiş...

...arkadaşlarmış, bilmiyorum, öyle söyledi.

Hı.

Evet, anladım. Tamam.

-İyi, görüşürüz o zaman, çıktım ben. -Hı hı.

(Kapı kapanma sesi)

Kemal Bey bunları onayladı...

...Halit Bey'in muhasebecisine iletirsiniz.

(Telefon zili sesi) Teşekkürler.

(Telefon zili sesi)

Kardeşim, ne haber ya?

Vay brom benim be, ne haber?

Ne yapayım işte ya, bir yanımda Zeynep, bir yanımda Alihan...

...böyle sanki bütün dünya eğlenmeye çıkmış da...

...beni dışlamışlar gibi hissediyorum ya.

Valla var ya, bak o Zeynep'in kulaklarını çekeceğim ha. Cık, cık, cık.

Biraz ilgilensin ya seninle. Sen de onunla küs, ha, küs.

Yapamıyorum ki. Denedim, beceremiyorum ya.

Yani ben birine küstüğüm zaman karşı taraf küstüğümü anlamadığı için...

...yani ben böyle otomatikman barışmak zorunda kalıyorum.

Senin de işin çok zormuş be bro.

Ee sen ne yaptın, alışabildin mi, mutlu musun?

Valla sürgün, sürgün ya. Hele başımızda bir adam var...

...tövbe bismillah, evlerden ırak ya.

Bildim ben onu, beyaz saçlı kötü adam.

Yani Şirin Baba'ya benziyor ama hiç mavi değil.

Hı, ya kötü mü falan bilmiyorum da hiç tonton değil yani.

Bir de Lila'nın babası, biliyorsun.

Oğlum, o herkesin bir şeysi.

Bak, üç kadının eski, birinin yeni kocası.

Alihan'la benim eski, Zeynep'in yeni eniştesi.

Kemal'in yeni, Alihan'ın daimi ortağı.

Anam, basıldık.

-Hişt! -Aa!

Sen niye hâlâ buralardasın? Ortalıkta dolaşma demedim mi?

-Hamit Bey, çok affedersiniz. -Hamit değil, Halit.

Ben korkudan şaşırdım yoksa hep aklımdasınız.

Hemen yerine geç. Çok sık da gözüme görünme.

Ben hemen yok oluyorum.

-Babacığım. -Kızım.

(Öpme sesi)

-Hayırdır, bugün de geldin? -Ee bir uğrayayım dedim.

Hım, yalnız ben çıkıyorum, dışarıda toplantım var.

Hı.

Tamam babacığım, sen git. Ben de hem biraz işlere bakayım.

Böyle yavaş yavaş iş hayatına alıştırıyorum kendimi.

Akşamüstü döneceğim, eğer buralardaysan görüşürüz.

-Tamam babacığım, görüşürüz. -Hadi görüşürüz.

Yasemin Hanım.

Bak, geçen sefere göre bir kilometre daha fazla yürümüşüz...

...ve tempomuz da daha yüksek.

-Ben bunların hepsini tutuyorum. -Ne güzel.

Zehra, senin canın bir şeye mi sıkkın?

Nereden anladın?

Anlamamak için kör olmak lazım çünkü.

O zaman benim etrafımdaki herkes kör. Özellikle de babam.

Ya da en fenası beni görüyor ve umursamıyor.

Ne oldu?

Ya işten kovdu bizi.

Yani biz Ender'le iş yapıyorduk babama.

Ama Yıldız Hanım istemediği için işimize son verdi.

İnanılır gibi değil, değil mi?

-Yani öyle değil de-- -Öyle. Öyle.

Yani kibarlık yapmana gerek yok...

...ben babamın ne kadar gaddar bir adam olduğunu biliyorum.

Da işte üzüldüğüm şey Yıldız üzülmesin diye beni üzebiliyor olması.

Yani senin için gerçekten üzüldüm. Keşke elimden bir şey gelse.

Yani ben o kadar hâlimin hatırımın sorulmadığı bir evde yaşıyorum ki...

...böyle bunu konuşmak bile çok önemli benim için.

Zehra.

Ne zaman konuşmak istersen beni arayabilirsin.

Sağ ol.

Bir yemek mi yesek öğlen, ne yapsak?

Zehra, çok isterdim ama halletmem gereken birkaç iş var.

(Kemal) Bozulmazsan başka bir zaman yapalım mı?

Yok canım, niye bozulayım? Öylesine söylemiştim ben zaten.

-Kalkalım mı? -Kalkalım.

Emir, ben kendime bir kahve alacağım, içer misin?

Valla içerim 'hacıt', sadeli olsun.

-Tamamdır. -Eyvallah.

İş güç.

-Emir. -Aa, Liloş.

(Emir) Hoş geldin.

-Sen beni görmeye mi geldin? -Evet, seni görmeye geldim.

Valla ben de olsam hep beni görmeye gelirdim.

-Otursana. -Oturayım.

Gel bakalım.

(Müzik)

(Kapı kapanma sesi)

Sen bu lanet olası federalleri atlattın değil mi?

Kim?

Sizin ailenin hızlı ve öfkelilerini diyorum.

Babandan çok tırsıyorum ya.

-Emir, babamdan mı bahsediyorsun? -Evet, bir de ablan.

Dün tanıştık ya, haşladı beni acayip.

Ya şey ama böyle ablamla babamın tarzı biraz serttir.

Tatlım ama o nasıl tarz öyle ya?

Bir ara dedim bıçağı çıkaracak, 'hırtlağımı' kesecek.

Saçmalama Emir ya, çok komiksin.

Valla hiç komik değildi o anda, ben sana söyleyeyim yani.

Şey ya...

...sizin babalar bir mi, bir tane mi yani, bir baba mı?

Evet.

Ben var ya seni istemeye gelsem bunlar Alacakaranlık Kuşağı'na bağlar.

Bizim işimiz çok zor Liloş.

Korkma Emir ya, bir şey olmaz, korkma.

-Hadi ya. -Hı hı.

Madem öyle diyorsun, o zaman sevmeye devam yani.

Devam.

Ablacığım, çok güzelleştin ya, sana hamilelik çok iyi geldi.

-Gerçekten mi? -Hı hı, gerçekten.

Bir şey söyleyeceğim, biz daha şimdiden böyleysek...

...doğunca ne yapacağız kim bilir.

Ay bir de kız olursa, sana benzerse ben onu çok süslerim, ay çok tatlı.

Şey, Halit ne diyor?

Ay o erkek istiyor, iki kızı zaten varmış.

Hı, bayağı duygusal yaklaşıyor yani.

Ya bende mi bir gariplik var? Ben mi fazla ilgi bekliyorum?

Böyle olmaması gerekiyordu, hiç hayal ettiğim gibi değil.

Yok ablacığım, sende gariplik yok. Farkındayım ben.

İki kızım var dediği de sanki iki kızı yaptın da zirvede bıraktın.

İki tane sevimsiz.

Ya tamam, sen yine de söyleme öyle şeyler.

Hamilesin bak, karnında çocuğun var.

Ay artık burama kadar geldi ya. Ay ne nemrutlar bilsen.

Tamam, neyse, değiştiriyorum konuyu.

Dün İrem'i dinlemeye gittik. Ya çok güzel söylüyor, çok eğlendik.

Beyoğlu'nda bir yerde çıkıyor.

Nasıl gidiyorsun öyle izbe yerlere? Alihan'ı da peşinden sürüklüyorsun.

Ya niye? Alihan çok mutlu oluyor.

Senin için geliyordur o. Ne yapsın adam rock barda İrem'le?

Galiba Hakan da İrem'den hoşlandı.

Ay, akılsız mı o Hakan? Ne yapacak o asi, ağzı bozuk kızı?

Ay nesi var İrem'in? Ben çok seviyorum İrem'i, çok tatlı kız bence.

Ama bilmiyorum, belki yanlış anlamış da olabilirim.

Ay aman, bana ne?

Aa, bu arada bir şey söyleyeceğim, sen anneme söyledin mi hamile olduğunu?

Söyleyemedim ki. Sizin olaylarınızdan kendi derdimi unuttum.

Arayacağım bugün.

Ha aman iyi, söyle ona, atlama da huyunu biliyorsun, alıngan.

-Ondan sonra dilinden kurtulamayacağız. -Ay biliyorum, söyleyeceğim.

Saat kaç?

Ablacığım, ben gidiyorum, geç kalacağım yoksa.

Ya gitme, beş dakika daha otur.

-Gelirim ben, hadi. -Alihan kızmaz ki.

-Hadi otur beş dakika daha. -Saçmalama ya.

Oy ablacığım benim.

-Adını Zeynep koyacağım. -Ya saçmalama.

Suyunu iç, hamilesin sen.

(Telefon zili sesi)

-Efendim Alihan. -Alo abi, müsait miydin?

Tabii tabii.

Yani çok önemli değil ama merakımdan soracağım. Bizim çocuk...

...acaba sizin orada işe girdi mi?

-Lila'dan söz ediyorsun yanılmıyorsam? -Lila mı?

Ya hiç sorma Alihan. Bugünlerde sabahtan geliyor, akşama kadar ofiste çalışıyor.

-İnanamıyorum. -Ofiste?

-Lila'dan bahsediyoruz, değil mi? -(Halit) Evet, evet.

Yani beni çok şaşırttı. İşle inanılmaz ilgileniyor.

Eğer böyle devam ederse ileride son derece başarılı bir iş kadını olacak.

Ya, olur, olur.

Acayip olur. Neyse abi, ararım daha sonra, konuşuruz.

Tamam, görüşürüz Alihan, hoşça kal.

(Kapı vurma sesi) Gel!

Koreliler gelmek üzere, yarım saate buradalar, uçakları inmiş, haberin olsun.

Lila sürekli babasının yanına işe gidiyormuş.

-İyi. -Nesi iyi?

Sence çalışmaya mı gidiyor oraya?

Aa! Ee, sıkıntı var o zaman.

Onca derdimin arasında bir de bu çıktı başıma Zeynep.

Ya Alihan...

...sevenleri ayırmasan mı acaba?

-Zeynep. -Ya ne?

Ya bizi de ayırmaya çalışabilirlerdi, hoşuna gider mi öyle olsa?

Bize biri değil, birileri neler yapmaya kalktı. Bak, ne oldu sonunda?

Ben Emir değilim, tamam?

Ya tamam, biliyorum.

Emir ilişkiler konusunda biraz garip, evet.

Ama belki Lila'ya farklı hissediyordur, olamaz mı? Bilemeyiz.

Eğer farklı şeyler hissediyorsa gelip önce bunu bana ispatlayacak.

Ya bazen gerçekten beni çok şaşırtıyorsun ya.

Emir geri dönecek buraya.

-Nasıl? -Geri dönecek.

Lila sürekli buraya gelemez çünkü.

-Kemal'e ne diyeceksin? -Anlatacağım.

Durumu anlatacağım, o da anlayacak.

İyi, tamam.

Ya böyle olmaz, böyle olmaz yani bu. Aa, lütfen.

Pardon.

Ben Hakan Bey'i arıyorum da nerede bulabilirim?

Öyle mi? Niçin arıyorsunuz Hakan Bey'i, öğrenebilir miyim acaba?

Hayır.

Tövbe tövbe.

Koridoru takip edin, soldaki ikinci kapı.

Sağ ol.

Hey Allah'ım ya, ya benim bu kadınlarla yıldızım neden bir türlü barışmıyor ya?

Ben bu kadınlarla niye anlaşamıyorum?

Bir kurşun falan mı döktürsem ben, ne yapsam?

Üf.

(Boğaz temizleme sesi)

İrem.

Biliyorum, çok şaşırdın ama dün kuliste bunu unutmuşsun.

Hadi ya, ben bütün gece bunu aradım. Bütün kartlarımı da iptal ettim.

Yani bilseydim arardım ama kartvizitte adresi görünce getireyim dedim.

Zeynep'i aradım, ona da ulaşamadım.

Ha, Zeynep'in toplantısı vardı, o yüzden açamamıştır telefonu.

Anladım, e gideyim ben o zaman.

-Teşekkür ederim, zahmet verdim sana. -Yok canım, ne zahmeti?

-Görüşürüz. -Şey...

...hazır buraya kadar gelmişken vaktin de varsa bir kahve içebilir miyiz?

Olur, uyar. Hadi gidelim.

Burada bir kahveci var çünkü çok güzel bir mekân, gel.

(Müzik)

Ee, tekrar ne zaman sahne alıyorsun?

-Cuma. -Cuma.

Belki hep birlikte dinlemeye geliriz seni.

(İrem) Beklerim.

Ya bu ne şimdi ya, bu ne şimdi ya?

Bu da beş dakikada sevgili yaptı, bir ben kaldım yapayalnız.

Of, zaten şu dar-ı dünyada anlamadığım iki şey var.

Bir, bu çirkindeki özgüven, iki...

...güzelde olmayan şans. Anlamıyorum yani, anlamıyorum.

(Ayak sesi)

(Kapı açılma sesi)

-Hoş geldiniz. -Merhaba Aysel.

-Bana bir yeşil çay yapsana. -(Aysel) Hemen efendim.

Yeşil çay hamilelere yasak mıydı ya?

(Telefon zili sesi)

-Anneciğim. -Yıldız, ay canım kızım, nasılsın?

İyiyim ben, sen iyi misin?

Aman ne yapayım öyle çıktım işte, Serap ablanlarda gün var, ona gidiyorum.

Hı. Anne, benim sana bir haberim var.

Sakın boşanıyorum deme, saçını başını yolarım ha.

Ay ne boşanması anne ya? Allah korusun.

Başka bir haberim var.

Başka der... Kız yoksa?

Anne, Asuman anneanne oluyorsun.

Deme, sahi mi?

Ay çok sevindim Yıldız, bak camiinin önündeyim. Dualarım kabul oldu.

Evet, anneanne oluyorsun işte.

Aferin benim akıllı kızıma.

Bak, çok iyi yaptın beklememekle.

-Aynen öyle. -Ee ben ne zaman geleyim?

Ha, buraya mı geleceksin?

Ee tabii oraya. Hazırlık yapmak lazım, öyle sahipsiz zannetmesinler seni.

Ee artık tabii bebişle de yerini garantiledin.

Aynen öyle. Artık bundan sonra ben ne dersem o olacak.

Ee o zaman geliyorum Allah'ın izniyle akşama.

Ee ben sana bir araba yollatayım.

Ay yollama bana araba maraba. On saatte gelemez o şimdi.

Ben atlar bir otobüse gelirim.

İyi, tamam o zaman karşılamaya geliriz biz Zeynep'le.

Ay çok heyecanlı. Kapa hadi, kapa.

Hadi öptüm anneciğim.

Yıldız anında havaya girdi, bir görsen hâllerini.

Yani nerede o eski pısırık garson kız, nerede şimdiki çakma sosyetik.

Ee tabii hamile kalınca güçleneceğini anladı, aptal değil.

(Ender) Halit onu bu durumda boşayamaz.

Siz de onun her türlü kaprisine katlanmak zorunda kalacaksınız.

Size kolay gelsin, ne diyeyim.

Ya Ender, kız gerçek bir baş belası çıktı ya.

Bir de babamın yanında böyle bir masum ayaklarında, görmen lazım.

Allah aşkına anlatma Zehra, valla sinirim bozuluyor.

(Öksürme sesi)

(Müzik)

-Kemal değil mi o? -Hı, o.

Yanındaki kim ya, kız arkadaşı falan mı acaba?

Ay bana ne Ender, hiç ilgilenmiyorum.

-Kemal. -(Zehra) Ne yapıyorsun?

Hemen geliyorum.

Ne var, tanıyoruz, selam da mı vermeyeceğiz?

(Ender) Ayrıca kız arkadaşı mı değil mi bir anlayayım.

(Kemal) Hanımlar.

(Kemal) Çok iyi gördüm sizi.

-Uzun zaman oldu Kemalciğim. -Uzun zaman oldu.

-Nasılsın? -İyiyim, sağ olun. Siz nasılsınız?

-Çok iyiyiz. -Zehra, sen nasılsın?

İyiyim Kemal.

Bakıyorum da sözünü tutuyorsun.

-Hı. -Aa, bir dakika, bir dakika.

Ne sözüymüş bu bakayım, ben neyi kaçırdım acaba?

(Kemal) Merak etmeyin, çok önemli bir şey değil.

Zehra'yla birbirimize karşılıklı tavsiyelerde bulunuyoruz.

Hım, enteresan.

Kemalciğim, bak ne diyeceğim, istersen kız arkadaşını da al gel...

...beraber yemek yiyelim, ne dersin?

Çok isterdim ama yanımdaki kız arkadaşım değil zaten.

(Kemal) Biz de buraya iş konuşmaya geldik.

Okey, o zaman seni meşgul etmeyelim.

Yani eğer başka sorunuz yoksa yerime geçiyorum ben de.

Oldu, kolay gelsin.

-Peki, afiyet olsun. -Bye bye.

Neyse ki kız arkadaşı değilmiş.

Bana ne Ender?

(Müzik - Gerilim)

(Telefon zili sesi)

Alo, ne yaptın, konuşabildin mi annemle?

Konuştum, konuştum. Bil bakalım ne oldu?

-Buraya geliyor değil mi? -Tabii ki.

(Zeynep ses) Ben tahmin etmiştim.

Neyse, neyse, gelsin zaten.

Bayağıdır gelmiyordu.

Hem seni de bir görmüş olur böyle, içi rahat eder kadının.

Ben de öyle düşündüm biliyor musun?

Zeyno ama annem sende kalsın olur mu?

Ay olur, tabii kalsın.

Zaten bende daha rahat eder.

Ben de öyle düşünüyorum ama bozulmaz inşallah.

Niye bozulsun canım Allah Allah?

İyi, tamam. Ben o zaman iş çıkışı seni almaya geleyim de...

...gidip annemi karşılayalım.

Tamam, tamam ablacığım. Hadi görüşürüz akşam, bye bye.

Tamam canım, öpüyorum.

(Müzik)

(Asuman) Ee Yıldız, anlat bakalım.

(Yıldız) Ne anlatayım anne?

Kocan da memnun mu bebişten?

Memnun, memnun, çok memnun.

Aman çok güzel.

Evdeki o sevimsiz kızlar bir şey demedi, değil mi?

Anne.

Ay yok, bir şey yok ya. Zaten şimdi eve gidince Zeynep sana detaylı anlatır.

Anlamadım, ben Zeynep'te mi kalacağım?

Anneciğim, Yıldızlar taşındılar, o senin gittiğin eski evde oturmuyorlar.

Yeni evleri de pek müsait değilmiş.

-Öyle mi, nereye taşındınız? -Ee, Yeniköy'de yalıya.

Yalı? Hani şu deniz üstü olan ha?

Hı, öyle.

Ha, sen öyle yalıda otur, beni de o küf kokulu eve yolla.

Ayıp değil mi anneye?

Anne, o küf kokulu dediğin benim evim.

Ben bir köşeye kıvrılırım.

Tamam anne, kal o zaman bizde. Ben hani kalabalıktan rahatsız olursun diye.

-Ama Zeynep de gelsin bizimle. -Aa, yok, ben hayatta kalmam.

Bir kere kaldım, gördüm günümü.

Madem çok meraklısın, sen de git kal, gör gününü.

Meraklıyım ya.

(Müzik)

(Müzik) (Bar ortam sesi)

(Halit) Merhabalar.

-Kusura bakmayın, geç kaldım biraz. -(Erkek) Önemli değil Halit Bey.

-(Halit) Nasılsınız? -(Erkek) Sağ olun, siz?

İyiyim.

(Müzik)

Bana biraz müsaade eder misiniz?

Bir arkadaşı gördüm, merhaba deyip geleceğim.

On, dokuz, sekiz, yedi, altı, beş...

(Halit) Merhaba Ender.

-Merhaba Halitciğim. -Nasılsın?

-Çok iyiyim, sen? -Ben de iyiyim. Yalnız mısın?

-Tülayları bekliyorum. -Hım.

Senin karın hamile ve sen buralarda mı geziyorsun?

Benimki iş yemeği.

Tabii tabii, seni bilmesem inanırdım ama neyse.

Konuyu uzatmamak için susuyorum.

Seni bu saatten sonra hamile bir kadınla düşünemiyorum Halit.

Başına iş aldın.

Ender, bir selam verdim, pişman ettin.

Sen daha çok pişman olacaksın da neyse.

Ha bu arada, Erim'in doğum gününde ne yapacağımıza karar verdin mi?

Evde bir şeyler yapmayı düşünüyorum.

Süper. Güzel ve eğlenceli bir şey yapalım.

Son zamanlarda çok bunaldı yavrum.

Ha bu arada, Yıldız'ı uyarman gerekecek.

O niye?

Benim orada olacağımı öğrendiğinde Erim'e surat asmasın.

Ender, bunun söz konusu olmadığını benim kadar sen de çok iyi biliyorsun.

Hı. Yani hamilelik meselesi evdeki dengeleri bozmadı diyorsun?

Nice.

-Görüşürüz. -Bye bye.

(Müzik)

(Gülme sesi)

(Kapı zili sesi)

(Ayak sesi)

(Kapı açılma sesi)

-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

-Hoş bulduk. -(Aysel) Hoş geldiniz.

(Yıldız) Annemin eşyalarını misafir odasına bırakır mısınız?

Vay anam vay, vay, vay!

Burası evse bizimki kuş yuvası.

Ben yarın hemen buraya bir kurşun dökeyim.

İyi göz var, kötü göz var.

-Ay gelir gelmez başladın anne. -Delirme.

Yüklüsün bir de, bütün gözler üstünde. Olmaz. Muhakkak dökmek lazım.

Hadi gel, odanı göstereyim.

(Kapı açılma sesi)

A, Asuman Hanım.

Nasılsın Zehracığım?

-Bak, ismimi unutmamışsın. -Hiç unutur muyum?

Öyle unutulmaz izler bıraktınız ki bizde.

Hadi anne, gel.

Sık sık görüşürüz artık, buradayım.

-Buradayım derken? -Sizde kalacağım.

Ha, öyle mi?

-Senden izin mi alacaktım? -Aa, yo, ben öyle bir şey demedim.

Babamdan aldıysan iznini sorun yok.

-Çok memnun Halit, sen merak etme. -Damadım sağ olsun.

Vay anam vay. Yıldız, bu evin her yeri de ayrı güzel be.

-Gel anne. -Bırak bırak, ben alırım kızım, bırak.

-Yıldız. -Hı?

Sen bu kızlarla çekişip durmuyorsun ha?

Aman, yok. Bir tek Zehra birazcık bana kafayı takmış...

...ama zaten aşırı mutsuz ve alkolik. Bana zarar verecek zekâsı da yok.

Ben sana bir şey söyleyeceğim.

(Kapı kapanma sesi)

-Ne halt yedin kız yine? -Ay yok, bir şey yapmadım.

Sadece birazcık para gerekti bana.

Halit'e dedim ki annemin ihtiyacı var. Ondan aldım, sana verdim zannediyor.

Eğer şimdi lafın arasında falan konusu açılır, sana sorarsa sakın bozma.

Tamam, bozmam da sen o parayı kime yedirdin?

Başın belada değil, değil mi?

Hayır, değil, hallettim.

Geçmişe dair kapatmam gereken bir mesele vardı da.

Onda kullandım, geçti bitti.

-Hallettin yani? -Hı hı.

Aferin benim akıllı kızım.

Kimin kızı olduğu belli.

Neyse, hadi sen şimdi dinlen.

Bir şeye ihtiyacın olursa da bana haber ver.

Tamam.

Allah'ım, odanın güzelliği.

(Alihan) Annen de burada kalır sanıyordum.

Yani öyle olacaktı. Ben de öyle sanıyordum ama...

...son dakika Yıldız'da kalmaya karar verdi.

Anladım.

Pek benzemiyorsunuz galiba annenle.

Evet, pek benzemeyiz.

(Zeynep) Onlar daha çok Yıldız'la birbirlerine benziyorlar.

Ne oldu?

Bu durumdan rahatsız gibisin sanki.

Yok, rahatsız değilim ama tabii...

...hırslı bir anneyle hayat çok kolay olmadı.

Özellikle okul yıllarında.

Gel buraya.

Ne yapacağız biz senin bu kimseye benzememeni?

(Alihan) Başıma mı kalacaksın türünün tek örneği olarak?

Evet. Başına kalacağım, bir ömür çekeceksin beni. Bir itirazın mı var?

Yani yaşlanacağını hiç hesaba katmadım Zeynep.

Yaşlanacaksın maalesef.

Alihan, bana bak.

Ne? Hep aynı kalırsın zannediyordum.

İleride kesin çenene vuracak senin bu.

Ay merak etme, senin de o zamana kadar kulakların duymaz zaten. Rahat ol.

Ya duyarsa? Riske atmalı mıyım?

Ya sen ne sanıyorsun?

Ben yaşlanacağım da sen böyle şu anki hâlinle kalacağını mı sanıyorsun?

(Zeynep) Sen de yaşlanacaksın Alihan Taşdemir.

Gül sen, gül.

Bir de ben sana bir şey söyleyeyim mi?

Sen kesin bunayacaksın. Bak, kesin.

Her şeyi unutacaksın. Bana muhtaç olacaksın.

Ne oldu?

Bir korktun bakıyorum yaşlılık deyince.

Korktum.

(Alihan) Çok korktum.

Ama her şeyi unutmaktan değil de...

...eğer bir gün böyle bir şey olursa seni hatırlayamamaktan korktum.

İyi, hadi yırttın yine.

Teşekkür ederim.

Gel buraya.

(Öpücük sesi)

(Müzik)

(Ayak sesi)

(Gülsüm) Oo, dur bakalım Zeynep Hanım.

Ne oldu Gülsüm abla? Haraç mı kesmeye başladın artık?

Bu aralar ayran içtik ayrı mı düştük?

Yani ayran içmeden önce de zaten beraber değildik.

Aferin, akıllı kızsın, hazırcevapsın.

İşte ben senin bu huyunu çok seviyorum.

Ha, anladım ben onu, anladım zaten.

Bu mahalleli var ya, beni kesmiyor biliyor musun?

Aa, neden?

Kız bir laf sokuyorum, koyuna bakar gibi bakıyorlar.

Bana cevap veremeyen komşuya ben komşu demem.

O yüzden senin yerin bir başka.

Ne zaman laf söylesem, hop, anında cevabı yapıştırıyorsun.

Biz seninle o yüzden kopamıyoruz yani.

Bildin. Biz ayrılamayız.

(Gülsüm) Ama sen şimdi stand-up'ı bırak da uzun ne yapıyor onu söyle.

Ne yapsın? O da işte evde, işe gidecek.

Dün gece de pek geç geldin eve.

Gülsüm abla, ben fark ettim ki sana yüz verince sen susmuyorsun.

Yani yarınlar yokmuşçasına sonsuza kadar konuşabiliyorsun maşallah.

Kız, yarına çıkmaya senedim mi var? Manyağa bak.

Gülsüm ablacığım, iyi günler.

Sen benim yokluğumda mahalleliyle idare edersin artık, oldu mu? Hadi.

Bak, bak laf soktu.

(Gülsüm) Tabii "Eşin benzerin yok." dedim ya, ondan havalara girdi bu.

Hadi, kahvaltıya inmiyor muyuz?

İniyoruz, iniyoruz hayatım da bir şey söyleyeceğim sana.

Söyle.

Halit biliyorsun, benim bu hayatta bir annem, bir de kız kardeşim var.

Evet, biliyorum.

Anneme hamile olduğumu söyledim. Beni görmeye gelmek istedi.

-Gelsin. -Geldi zaten, burada.

(Yıldız) Ama ben kalsa diye düşündüm.

Benim ona çok ihtiyacım var.

Hem annemi görmek de hakkım. Sorun olmaz değil mi senin için?

İyi, kalsın.

Teşekkür ederim hayatım.

Beni ve bebeğimizi üzmediğin için.

Hadi inelim kahvaltıya.

Telefonumu alıp geliyorum.

(Kapı açılma sesi)

Oh, size mis gibi kızartmalar, pişiler yaptım.

Ben de diyorum nereden geliyor bu garip koku?

Hadi Zehra, reçele ban ban ye.

Ben öyle şeyler yemiyorum sabahları Asuman Hanım.

Aa! Ye kız azıcık. Ne olacak? Kan gider yüzüne.

Yıldız bol bol yesin.

Aysel granolamı getirir misin?

Kız, granola ne ayol?

Avokado, granola, doyulur mu öyle şeylerle?

Ben şimdi size böyle bir bol soğanlı menemen yaparım.

Sabah sabah bol soğanlı menemen mi yiyeceğiz?

Ha bir ara polemik olmuştu değil mi öyle?

Soğanlı olur, soğansız olur menemen diye.

Bak, gündemi nasıl takip ediyorum.

Al yavrum, sen ye.

Ailede sizde kansızlık varmış çünkü.

Anne, ne yapıyorsun? Esir almışsın insanları.

-Aa! -Aysel servis yapar. Otursana.

Kız, ben zevk alıyorum. Niye öyle diyorsun?

Günaydın çocuklar.

-(Asuman) Günaydın. -Hoş geldiniz Asuman Hanım.

Damadım benden büyük ya, ben öpeyim dedim.

Buyurun, mis gibi yemekler yaptım size.

Anneciğim, hadi otur.

Oturayım kızım, tabii.

(Müzik)

Zehracığım, o ne öyle bebek maması gibi?

Granola o mu?

Hı hı.

Anladım.

Vay benim kardolarım be.

Emir, geri mi döndün yoksa?

Ne sandın oğlum? Ee tabii Alejandro bensiz yapamadı.

Sen bütün bu olanlardan bu sonucu mu çıkardın yani Emir?

He.

Gene başladı (...) müdürü gibi konuşmaya ya.

Biraz şaka, biraz espri, biraz neşe ya.

Hadi, hadi bakayım kalkın, sarılın kankanıza.

Hadi, hadi gelin.

Grup sarılması yapıyoruz. Artık bu bizim neyimiz? Rutinimiz.

Rutinimiz?

Ya rutinimiz.

Hadi.

Kalk kız, kalk! Gel buraya.

Ya gelsene, bir sarılacağız alt tarafı. Gel buraya ya. Kalk. Kalk kalk kalk...

Gel buraya ya gel, gel bakalım.

Gelin gelin, ben çok çektim ama burada.

Tamam, sarıldık.

Olmaz olmaz. Sinerji bu, sinerji.

Bu çocuk geri dönmüş.

Tamam. Sarıldık artık, yeter.

Zavallı Zeynep.

Bize de sarılmadan gidelim hadi.

(Zeynep) Sarıldık. Beni bir bırakın artık!

(Caner) Olmaz olmaz. Sinerji.

Ya tamam, sarıldık işte. Bırakın!

Sinerji.

Ay tamam! Başlayacağım sinerjine! Hadi bırak beni!

Aa! Üf!

Aman be! Biz de bayılıyorduk sanki sana.

-Çok meraklıydık. -(Caner) Gel kardo.

Gel canım.

Gidin be!

-Hoş geldin paşam. -Hoş bulduk.

Şöyle buyurun, şöyle buyurun, makamınıza.

(İngilizce konuşma)

Kolay gelsin. Kolay gelsin.

Kolay gelsin.

Hayatım, bugün doktor randevumuz var, biliyorsun. Unutmadın değil mi?

Annen burada ya. Birlikte gidersiniz diye düşünmüştüm.

Ama bebeğimizi ilk kez göreceğiz. Ben seninle gitmek istiyorum.

(Asuman) Halit Beyciğim...

...böyle zamanlarda eşlerin hanımlarının yanında olması çok önemli.

Biliyorsunuz, hamilelik çok zor ve meşakkatli bir dönem.

Asuman Hanım, siz hiç üzülmeyin.

Babamın üç çocuğu daha olduğu için o meşakkatli döneme gayet hakim.

Öyle mi Zehracığım?

Çok uzun bir zaman olduğu için belki hatırlamıyordur diye hatırlatayım dedim.

Halit Beyciğim, hamile kadın üzülmez.

Sonra bebeğe bir şey olur maazallah.

Allah korusun anne. Sus!

Tabii her sabah şu bitmeyen bebek konusu değil mi?

Ben gidiyorum, acelem var.

-Seni yolcu edeyim oğlum. -Ha yok, gerek yok.

Ergenlik zor tabii ha.

(Halit) Erim.

Ne bu surat?

-Bana dargın mısın? -Değilim baba. Yok bir şey.

İyi de niye sofradan öyle kalkıyorsun?

Ee ne yapayım? Orada oturup bebek sohbetinizi mi dinleyeyim?

Erim, bunları sana daha önce anlattım, seninle konuştum.

Çocuk geldikten sonra hayatımızda hiçbir değişiklik olmayacak.

Evet, belli. Hiçbir değişiklik olmayacak.

Gördük baba içeride olmayacak değişikliği.

Bak oğlum, Yıldız'ın annesi birkaç günlüğüne geldi.

Misafir etmek zorundayız.

Bak isterse uzun kalsın, tamam mı?

Artık umurumda değil zaten.

(Kapı vurma sesi)

Gel.

-Nerelerdeydin sen? -Sana kahve almaya gittim.

O zaman affettim seni.

Ha, yani elim boş gelsem olmayacak öyle mi?

Yani ben istiyorum ki civarlarda ol...

...buralarda ol. Başka bir şey değil.

Hı hı. Ama elinde de kahve olsa fena olmaz diyorsun.

(Alihan) İyi olur.

-Annen nasıl? -İyi.

Beni annenle tanıştırmayı düşünmüyor musun?

-Annemle mi? -Evet.

Çok mu garip?

Yok, garip değil. Öyle ne bileyim...

...bir anda sorunca. Tanıştırırım tabii ki ama.

Yani annenin ileride evleneceğin adamı tanıması fena olmaz bence.

(Alihan) Değil mi? Gerçi...

...ne zaman evleneceğimiz de belli değil ama.

Alihan, aşk olsun ya.

Şaka yapıyorum.

Tamam, annemle de bir yemek ayarlarız bir ara.

Süper.

O zaman ablamı da çağırıyorum.

Ne?

Aile ortamlarını çok seviyorsun ya, o yüzden.

Hiç böyle bilmiyordum seni ha.

Alihan, bak şu anda sinirlenmeye başlıyorum.

Sinirlenince sana bayılıyorum Zeynep Yılmaz.

(Alihan) Güzelliğine.

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

-(Yıldız) Merhaba. -Merhaba Yıldız Hanım.

-Halit'in toplantısı mı var? -Toplantısı var ama bitmek üzere.

Tamam, çok teşekkürler.

-Merhaba canım. -(Halit) Merhaba. Hoş geldiniz.

Merhaba.

Ay Halit Beyciğim, o kadar zevklisiniz ki.

Yani yalı olsun, burası böyle şirket, şehir manzarası, gökdelenler.

Bayıldım, bayıldım. Yani maşallah. Harika.

Ay ben bir su içeyim. İçim yandı. Pardon.

(Asuman) Şuradan alayım.

Evden çıkmadan evvel bir arasaydın geliyoruz diye.

Ee ama konuştuk ya doktora gideceğiz diye.

Ne konuşursak konuşalım.

Beni mutlaka ara.

Bu arada ben doktora gelemeyeceğim. Çünkü bir toplantım daha var.

Ne? Ne demek gelemeyeceğim?

Anne, bir iki dakika müsaade etsene bize.

Tabii tabii.

Akşama görüşürüz artık.

-Bekliyorum ben seni. -Dur anneciğim, tamam.

-Ne oluyor Halit? -Bir şey olduğu yok Yıldız.

Ama annene bu kadar rahat davranmaması gerektiğini söylersen sevinirim.

Ya ne yaptı kadın yani? Sabah kahvaltıda pişi yaptı diye mi bunları söylüyorsun?

Erim'in üzülmesini istemiyorum.

Erim üzülmesin, Yıldız üzülsün, bebeği üzülsün, değil mi?

Ben şimdi öyle bir şey söyledim mi?

Neyi çarpıtıyorsun?

Tamam, neyse Halit. Ben o evde çok yalnızım...

...ve hamileyim. Anneme ihtiyacım var.

Ayrıca onun ezilmesine de izin vermeyeceğim.

(Müzik - Gerilim)

Bu sakallı çocuk bizim Kemal'e ne kadar benziyor.

Kimleri görüyorum? Asuman Hanım.

Kemal, senin ne işin var burada?

Enteresandır, aynı şeyi ben de size soracaktım.

Asıl sizin ne işiniz var burada?

Yıldız'dan uzak dur! Polis çağırırım ha! Yürü!

Asuman Hanım, polis çağırmanızı hiç tavsiye etmem.

Çünkü çağırdığınız takdirde buradan kovulan ben olmam, siz olursunuz.

Ne diyorsun sen be?

Asuman Hanım, ben Halit Bey'in otelinin ortağıyım.

Aynı zamanda ofisim de bu binada.

Deme. Ben de vergi rekortmeniyim, inanır mısın?

Yemezler! Hadi! Hadi!

Kemal Bey, evrakları masanıza bıraktım.

-(Kemal) Çok teşekkürler Figen. -(Figen) Estağfurullah.

Nasıl ya? Sen nasıl...

Sen hırsızlık falan mı yaptın?

Asuman Hanım, sizin aklınıza bu tip illegal yöntemlerin gelmesini...

...çok doğal buluyorum biliyor musunuz?

Ama çok üzgünüm, düşündüğünüz gibi bir şey yok.

Ben buraya kendi emeğimle, alnımın teriyle geldim.

(Yıldız) Anne.

Vay be, yıllar sonra bir aradayız.

Yıldızcığım, annene bazı durumları izah etmen lazım.

(Kemal) Gördüğün gibi şu an biraz şaşkın.

Yani pek anlayacak durumda değil ama...

Yıldız, bu iş nasıl oldu? Kocanın haberi var mı?

Korkmayın, hepsinden haberi var.

Ve beni burada inanır mısınız her gün görmeye mecbur...

...ve yollayamıyor.

Anne gel, anlatırım ben sana sonra.

Tansiyonum tavan.

(Asuman) Allah'ım!

Nasıl da bilenmiş şeytan.

Nasıl da böyle alttan alttan kuyunuzu kazmaya çalışmış.

Bir de beni görünce böyle bir sevindi bir sevindi o çipil çipil gözleriyle.

"Asuman Hanım, Asuman Hanım." deyip duruyor.

Ne zaman hazmedeceksin anne acaba?

Ya Asuman abla diye (...) ayrılmayan sümüklü Kemal Asuman Hanım diye durdu.

Sen izin verseydin ben onu tortop etmeyi bilirdim de neyse. Yeminliyiz.

Bir randevum olacaktı benim Özgül Hanım'la.

Tabii ki, buyurun Yıldız Hanım.

-Teşekkürler. -Teşekkürler.

Rica ederim. Geçmiş olsun.

(Müzik)

Kolu mu o?

Değil, henüz kolunu göremeyiz.

Ay kusura bakmayın, benim ilk hamileliğim ya, hiçbir şey anlamıyorum.

Anne, sen bir şey görebiliyor musun?

Kızım, ben de karaltı görüyorum sadece.

Nerede benim çocuğum?

(Müzik - Gerilim)

Ne oluyor? Bir sorun mu var?

Ee, bakıyorum.

Kötü bir şey mi oldu? Lütfen söyler misiniz?

Üzgünüm Yıldız Hanım.

Kalp atışını alamadım.

Ne?

(Özgül) Gebeliğin ilk safhalarında çok rastladığımız bir durumdur.

Bebeğiniz gelişememiş ve kalbi durmuş.

Ne?

Nasıl olur böyle bir şey ya?

Bir daha baksaydınız.

-Emin misiniz Doktor Hanım? -(Özgül) Maalesef.

Daha çok gençsiniz Yıldız Hanım. Yine hamile kalabilirsiniz.

Duydun mu bak kızım?

Ama herkes hamile kalıyor. Neden benim başıma böyle bir şey geldi?

(Özgül) Daha önce de dediğim gibi...

...gebeliğin ilk aylarında çok sık rastlanan bir durum.

(Özgül) Ayla Hemşire.

Bir kan sayımı alalım, bir de operasyon odasını hazırlayalım.

Şimdi ne olacak Doktor Hanım?

Yarım saatlik kısa bir operasyonumuz olacak.

İstemiyorum ben. İstemiyorum. Hiçbir şey yaptırmayacağım.

Yıldız Hanım, bunu yapmak zorundayız. Siz bana güvenin.

(Özgül) Arkadaşlarım sizi hazırlayacaklar.

(Müzik - Gerilim)

Hişt, kızım tamam.

(Ağlama sesi)

Zeynep, ben Halit'in oraya geçiyorum.

Tamam.

Dönüşte bende buluşuruz.

Tamam, buluşuruz.

Yani abiciğim, ben anlamıyorum ya bu durumu.

Yahu anlamayacak ne var?

(Caner) Cik cik cik cilveleşiyorlar işte.

Yok canım, onu anladım. Çok tatlılar da...

...hayır yani babacığım bir tek bize mi yasak bu ya?

Oğlum...

...adam patron. Ona her şey serbest.

Siz bir susacak mısınız artık?

Haksızlık ama ya!

Emirciğim, sen işten kovulmuştun, daha yeni geri alındın.

İstersen şükret hâline. Konuşma yani.

Canım ben çok duygusal bir çocuğum ya.

Maddiyat beni yani bir yere kadar tatmin ediyor.

Ah ah. Lila ah.

Ya işte böyle iç çekişlerle dolu bezeli kurulu bir dünya burası yani.

Yapacak bir şey yok. Yapacak bir şey yok.

Doğru dedin üstat.

Laflara bak!

Okul nasıl gidiyor? Hiç anlatmıyorsun.

(Erim) Aynı.

Ömer nasıl? Alçısı çıktı mı?

Hı hı, çıktı.

Aşkım, bugün lafları ağzından kerpetenle alıyorum resmen.

Öyle mi? Hiç fark etmemişim.

Ne oldu? Senin bir şeye canın sıkılmış. Anlat bakayım.

Ya bir şey olduğu yok. Yıldız ablanın annesi bizde kalıyor işte.

Okey, şimdi anlaşıldı.

Ne yapıyor? Huzursuzluk mu çıkartıyor?

Ya aslında bir şey yaptığı yok kadının ama çok garip.

Ya bizim gibi değil.

(Erim) Böyle bir garip konuşuyor. Garip garip espriler yapıyor.

Hep lafımıza falan giriyor.

Ya bilmiyorum anne ya.

Benim yakışıklım...

...buna ne deniyor biliyor musun?

Varoşluk.

Sen asil bir çocuksun. Alışkın değilsin böyle şeylere.

Tabii ki bünyen kaldırmıyor senin.

Sadece ben değil, bence o kadını kimse sevmiyor.

Ne kadar kalacakmış? Bir şey dedi mi?

Ya bilmiyorum. Bir şey söylemedi ama çok kalmaz umarım.

Belli ki sen bayağı bir rahatsız olmuşsun Erimciğim.

Baktın ki kalışı uzun sürüyor...

...söyle babana, bildir rahatsızlığını, göndersin kadını evden.

Bu kadar basit.

Ne o öyle ya?

Oğlumun adabını, görgüsünü bozacaklar.

(Araba sesi)

(Asuman) İyi misin kızım?

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Telefon zili sesi)

Halit arıyor.

Şimdi mi söyleyeceksin?

(Telefon zili sesi)

Efendim canım?

Alo, Yıldız...

...merak ettim seni. Haber vermedin. Doktordan çıktın mı?

Alo, Yıldız?

Halitciğim, sesin kesildi de alamadım sesini. Ne dedin?

Merak ettim seni. Doktordan çıktın mı?

Hı hı. Çıktım.

Ne dedi?

"Her şey yolunda." dedi.

Hiçbir sorun yok. Her şey süpermiş.

Güzel, sevindim.

Öpüyorum seni. Akşam görüşürüz.

Görüşürüz canım.

(Kapı vurma sesi)

Gel.

Aa, Alihan hoş geldin.

-Abi, hoş bulduk. Nasılsın? -İyiyim, sen?

Vallahi Yıldız'ın hamileliğinden ötürü biraz hareketliyiz son günlerde.

-Evet, kolay gelsin. -Eyvallah. Sağ ol.

Toplantıya girmeden bir kahve içmek ister misin?

Abi, almayayım şimdi. Direkt geçelim toplantıya.

Olur.

(Kapı vurma sesi)

Gel.

Halit Bey, Sıtkı saatinizi getirdi.

Bakımını yaptırmış.

Tamam. Teşekkür ederim.

(Kapı kapanma sesi)

Hey gidi günler hey.

Erim'in doğum günü yaklaşıyor.

Bahsetmiştin abi, biliyorum.

Ona güzel bir hediye vermek istedim.

Biraz da anlamlı olsun.

Hı hı, çok iyi düşünmüşsün.

Bu saati şirketimden kazandığım ilk parayla almıştım.

(Halit) Şimdi de Erim'e hediye edeceğim.

Sence nasıl?

(Müzik)

(Kapı kapanma sesi)

Anne! Anne!

(Müzik - Gerilim)

Anne!

Anne!

Canım, geldin mi oğlum?

Erken çıkmışsınız.

(Müzik - Gerilim)

(Üst üste konuşmalar)

Beğendin mi?

(Müzik - Gerilim)

Bu dizinin detaylı alt yazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Alt Yazı: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz - Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan

Son Kontrol: Beliz Coşar

Teknik Yapım: Yeni Gökdelen Tercüme

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.