All language subtitles for VEED-subtitles_Bir Peri Masalı Dizisi 5 Bölüm - FOX

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak Download
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Melis hakkında konuştuklarımızı düşündüm.

Hatta o günden beri başka bir şey düşünmüyorum.

Ve?

Sen haklıydın.

Ona diğerleri gibi davranamam.

Güzel.

Bu sefer hemfikir olmamıza sevindim Zafer.

Abi...

...ben hayatımda ilk defa birine köpek gibi âşık oldum.

Melis geçici bir heves değil, bundan eminim.

Merak etme.

Zafer'le Onur arasında bir gerilim var ama ne olduğunu anlayamadım.

Öyle mi?

Seni mi paylaşamıyorlar yoksa?

Dur, dur bir dakika.

Bu senin benimle inatlaşacağın bir oyun değil Zafer.

Pardon?

Bak, aşk falan senin kitabında yok.

Bunu ikimiz de iyi biliyoruz.

Bu şımarıklığına göz yummam ben senin.

Allah Allah.

Neyi ne kadar hissedeceğime de sen karar ver.

İçeri girdiler.

Bence annem haklı, biliyor musun?

Sen kendini rolüne fazla kaptırdın 'Junior' Hamit Köksal.

Oğlum bak, biraz makul olmayı dene. Biraz sonucunu düşünerek adım at.

Senin ne bu Melis hassasiyetin?

Oğlum kaç kere anlatacağım sana? Tek lafta anlamıyor musun?

Anlıyorum ama bak, bizimkiler dünden razı, kızın ailesi uygun.

Benimki geçici bir heves değil diyorum. Ne var bunda?

Bunca hatundan sonra biraz fikrin vardır diye düşünüyorum.

Kız seninle ilgileniyor mu sence?

Ben öyle gözlemlemedim çünkü.

Gayet iyi vakit geçiriyoruz biz.

İyi vakit geçiriyorsun çünkü kız dost canlısı.

-Kızı da zor durumda bırakacaksın. -Bırak.

Bırak ona o karar versin. İstemiyorsa istemiyorum der.

Hayırdır? Sen avukatı mısın?

Tamam abi.

Tamam. Sen anlamama konusunda ısrarcısın demek, değil mi?

-Ne yaparsan yap. -Eyvallah.

Ama Melis'in işinden çekiliyorsun.

-Anlamadım. -App işinden çekiliyorsun.

Bige'yle Melis halledecek bundan sonra.

Allah Allah. Buna sen karar veremezsin, tamam mı?

Şu an bütün kararları ben veriyorum.

Nereye?

Üst makama. Belli ki seninle halledemiyoruz hiçbir şeyi.

(Hamit dış ses) Gururum okşandı.

Ben de oğlumun milyarlık yatırımını sosyal medyadan öğrenince...

...beni takmıyor mu diye düşünmüştüm.

Demek işine gelince fikrime ihtiyaç duyabiliyormuş hâlâ.

Gel Onur, gel. Zafer de seni şikâyet ediyordu.

Bak baba, ben kimseyi şikâyet etmiyorum. Ben hakkımı arıyorum.

(Zafer) App işi benimdi. Bunu bana sen verdin.

Beni görevden alıp kafasına göre Bige'yi koyamaz Onur Bey.

Seni bu meselelerle yormamak için şu an yetki bende.

Ama ev halkı bunu anlamakta bir güçlük çekiyor baba.

Sen kafana göre takıl diye sana bu görevi vermedi babam.

(Hamit) İşine gelmeyince onu ezip bana gelme.

Haksız olduğunu düşünüyorsan abini ikna et.

Oo! Herkes burada.

Ben de tam şirkete gidiyordum.

Hiçbir yere gitme bence. Müjdeli bir haberim var.

Hamitciğim, Doktor Arif'le konuştum.

Bahçeye kısa süreliğine de olsa çıkmana izin verdi.

F tipinden açığa mı terfi ettim?

Evet ve ben de bu terfiyi kutlamak için...

...ailecek bir kahvaltı organize ettim.

-Bige de geliyor. -Ben çıkıyorum.

-Bige mi? -Bige.

Uzun zamandır babanı ziyaret etmek istiyordu.

Ama bir türlü gerçekleşemedi. Bugün denk düşecekler inşallah.

Melis de burada. Gerçi Melis iş için burada.

Ama tabii Bige haklı olarak Melis'in iş için bile olsa...

...burada olmasından çok rahatsızlık duyuyor.

O yüzden kahvaltıda senin de olman çok iyi olur Onurcuğum.

(Gerilim müziği)

(Martı ötüyor)

Zafer.

Hayırdır? Ne oldu? Hamit Bey'e bir şey mi oldu?

Yok, gayet iyi. Birazdan aşağı inecek.

Senin neyin var o zaman?

Bu sabah seni çağırdım çalışırız diye de kusura bakma.

Planlar değişti.

Planlar değişti derken? Nasıl değişti?

Onur Beyciğimiz projeden çekilmemi emretti.

Neden?

Zafer, en azından nedenini duyma hakkım var, değil mi?

Melis, ben...

Bu şekilde söylemek zorunda kaldığım için öncelikle beni affet.

Çünkü ben oyun nedir bilmem. Neysem oyumdur.

Olduğum gibiyim, onun için bodoslama dalacağım.

Biliyorum, inanmayacaksın bana.

Şüpheli davranacaksın.

Melis, ben senden çok hoşlanıyorum.

Gerçekten.

Daha önce hiçbir kadına böyle hissetmemiştim.

İnan bana, daha duygusal bir atmosferde söylemek isterdim.

Daha özel bir anda söylemek isterdim ama şartlar...

Hayır, ne olur. Hiçbir şey söyleme.

Söylemek zorunda değilsin. Hatta söyleme lütfen.

Sadece ben bu kavganın sebebini sorduğunda kolpa bir cevap vermek istemedim.

Çünkü ben gerçekten sana dürüst olmak istiyorum.

Kimseye olmadığım kadar açık olmak istiyorum. Biri olmak istiyorum.

Onun için hiçbir şey söyleme şu an lütfen.

Ah, Hamit Bey.

-Bu ne güzel bir sürpriz böyle! -Onu bir de evdekilere sor.

Aşk olsun Hamit. Hoş geldin Bigeciğim.

-Hoş geldin canım. -Hoş buldum.

Ne güzel bir ana denk geldim. Çok mutlu oldum.

Ay, çok tatlısın.

Sağ ol.

Hadi gel, biraz oturalım istersen. Yoruldun, değil mi? Gel.

-Ne haber canım? -İyi hayatım, senden?

Yani sen şimdi bunları Onur'a da söyledin.

Ve Onur'la kavga ettiniz. Doğru mu anlıyorum?

Yok, hayır.

Biz birlikte çalışamazmışız Onur Beyciğimize göre.

Hayır yani nişanlı olmasa kıskandı falan diyeceğim de.

Anlamadım, bir derdi var da gerçekten anlayamıyorum.

(Zafer) Kötü bir ünüm var, farkındayım.

Ama tam da şu anın çok özel olduğunun da farkındayım Melis.

Dikkat et. Tamam.

Haklısın, bence şu anda konuşmayalım biz bunu.

Şu şok hâlini birazcık daha izlemek isterdim. Şu hâline bak.

Zafer lütfen.

-Günaydın, günaydın. -(Hamit) Günaydın.

(Zeynep) Hamit Bey, sizleri burada böyle ayakta görmek ne kadar güzel.

Teşekkür ederim.

O zaman ben artık müsaadenizi isteyeyim.

Aa. Sizin iş toplantınız yok muydu?

Vardı, vardı da ben aile toplantınızı bölmek istemiyorum.

App konuşmaya gelmiştik ama başka zaman artık.

Duymamış olayım Melisciğim, aşk olsun.

Sen de aileden sayılırsın artık, değil mi?

O kadar emeğin var kızım. Lütfen.

-Estağfurullah. -Hadi.

(Zeynep) Buyurun, buyurun Hamit Bey.

(Harika) Gel hayatım şöyle.

Yerine otur. (Hamit öksürdü)

(Harika) Yavaş.

Bigeciğim.

Sen de yanıma gel hayatım.

(Onur) Montunu alabilir miyim?

(Kuşlar ötüyor)

Nasılsın hayatım? Daha iyi misin?

İyiyim, iyiyim.

(Neslihan) Günaydın. Gecikmedim umarım.

Beklemiyorduk. Sürpriz bile oldun.

Maşallah babacığım. Formundasın bugün.

Çok şükür.

Ben zaten hastanede söylemiştim.

Hamit Köksal o, ona hiçbir şey olmaz.

Kötüler ölmez diyorsun.

Oo babacığım. Bugün şakacı tarafından uyanmış.

Güzel. Ben aslında buraya gelirken endişelenmiştim...

...babama üzüntüden bir şey olacak diye.

Neye üzülecek?

Ne oldu Neslihan?

Nasıl yani?

Hiçbiriniz görmediniz mi?

Ben hatta Bige'yi görünce şaşırdım.

Sosyal medyaya hiç bakmadınız mı?

Aa.

(Gerilim müziği)

Bige, bu nasıl haber böyle?

Benimle ilgili mi haber?

(Harika) Aa!

"Yakın zamanda sosyetenin gözde bekârlarından...

...Onur Köksal'la nişanlanacak haberi duyulan Bige Sölöz hakkında...

...ortalığa atılan iddia kafaları karıştırdı.

Bige Sölöz'ün 2019 yılında İtalya'da genç bir adamı öldürmeye teşebbüs ettiği...

...akli dengesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle...

...ruh ve sinir hastalıkları... -Yeter!

...hastanesinde tedavi gördüğü..."

(Gerilim müziği)

Açıklayabilirim bunların hepsini.

Çok iyi olur.

(Harika) Neyi açıklayacaksın Bige? Bu nasıl bir haber böyle?

Biz bir aile olacağız Bige.

(Gerilim müziği)

Bige. Bige.

(Gerilim müziği)

Bunu konuşacağız.

(Onur) Bige!

(Gerilim müziği)

(Bige ağlıyor)

(Onur) Bige!

Bige, Bige!

(Onur) Kapıyı açar mısın?

-Bige! -Gelme! Gelme, git!

Sakin ol, konuşacağız bak. Bir şey yok.

Bige!

Bekle, bir konuşalım lütfen. Lütfen konuşalım.

(Onur) Kahretsin.

Hemen arabamı getirin.

Hayatım, istersen seni odana çıkarabilirim.

Bu işte senin parmağın yok...

...eminsin, değil mi?

Yani Hamitciğim, asıl şoku bıraktık...

...şimdi sıra günah keçisi bulmaya mı geldi?

Aylarca masamızda cani ve deli bir kızı barındırmışız.

(Harika) Bunu nasıl normal kabul edebiliriz?

Ne canisi ne delisi? Siz nasıl insanlarsınız be?

(Onur) Kıza yaşattığınız travmanın farkında mısınız siz?

Dinlemeden, anlamadan...

-Senin haberin var mıydı bundan Onur? -Yoktu baba, yoktu.

(Onur) Ama hiçbir şeyin medyaya yansıdığı gibi...

...olmadığını bilecek kadar tecrübemiz var!

Kıza kendini savunma hakkı verebilirdiniz.

Biz de şoke olduk.

Ne güzel. Bütün faturayı bize kes, olur mu?

-(Onur) Hayır. -Asıl meseleden de kaç.

Bu sefer salağa yatman çalışmayacak.

Bu sefer sen çizgiyi aştın, aştınız!

Ne yani? Doktor Arif Bey'i ben mi organize ettim?

(Harika) Bugün babanın dışarı çıkmasına ben mi karar verdim?

Oldu Onur Bey.

Günümüzü mahvedin, sonra da suçlu ilan edin bizi.

Sen git, bu işin detayını öğren önce.

Öğreneceğim. Öğreneceğim.

Mesele ne olursa olsun ikiniz de özür dileyeceksiniz ondan.

Bunu sineye çekmiyorum.

(Gerilim müziği)

-Hayatım, odana çıkartayım seni. -(Zafer) Hadi gel.

Günümüzü mahvettiler. Olacak şey değil!

Ferdi, Bige'nin haberlerini yayından kaldırt.

Haberin detaylarını öğren ve kaynağını bulmaya çalış.

Bir de hastaneyle konuş, iyi bir terapist araştırsınlar.

Sağ ol.

(Gerilim müziği)

(Kuşlar ötüyor)

(Sessizlik)

Nasıl oldu? İyi mi?

Gayet iyi. Babam krizlerin adamıdır, korkma.

Bizde krizsiz masa olmuyor, kusura bakma.

Olur mu canım öyle şey?

Herkes için çok üzücü bir durum oldu tabii.

Neyse, ben de daha fazla kalabalık etmeyeyim o zaman. Gideyim, olur mu?

Melis, ben hayatımın boşluğunu seninle doldurdum diyorum.

Sen kalabalık etmeyeyim diyorsun. Yapma böyle.

Zafer, bunu burada konuşmayalım dedik.

Haklısın, pardon. Tamam.

-Ben bırakayım seni. -Yok, bence sen kal.

-Evde sana ihtiyaçları vardır. -Yok, yok.

Hepimizin hazmetmesi lazım. İyi gelecek bana da.

Gel, lütfen bırakayım seni.

Tamam.

Nasılsın canım? İyi misin?

Çok. Daha güzel bir geçmiş olsun hediyesi olamazdı.

Evet, tam da gününe denk geldi.

Ya.

Planlasan anca.

Sen de mi beni suçluyorsun baba?

(Harika) Yeter ama Hamit. Artık yeter, bu kadarı yeter.

Deprem olsa Onur, Nesli'den bilecek. Olmaz ki canım.

Sen de buna müsaade ediyorsun. Velev ki Nesli yaptı.

-Hepinizin teşekkür etmesi lazım buna. -Ya.

Dünya âleme bizi rezil etti diye, değil mi?

Hamit, sen iyi misin Allah aşkına? Olup bitenin farkında mısın acaba?

Yok. Yok anne, zorlama sen. Gündem yine benim.

(Hamit) Yoruldum.

Eğer öldürmeye niyetiniz yoksa dinleneceğim.

Bravo Hamit, bravo.

Seni bu hâle getireni baş köşeye oturt, bizim niyetimizi sorgula.

Gerçekten bravo.

(Harika) Hemşireni gönderiyorum.

(Gerilim müziği)

Şu durumda bile hâlâ bizi suçluyor.

Onur üste çıktı, babana fırsat mı verdi kızım?

Onu şu durumdan da sıyrılırsa...

Sıyrılamayacak, bu sefer sıyrılamayacak.

Çünkü ben bu sefer meseleyi kökünden halledeceğim.

(Duygusal müzik)

Şu an bana çok iyi geldin.

Sen de bana çok iyi geldin.

Bir şey deme dedim ama sonsuza kadar sus da demedim.

Kızdın mı bana?

Yok canım, niye kızayım?

Gayet tatlıydın.

Tatlı.

Tatlı en korktuğum sıfatlardan. Bir gün duyacağım hiç aklıma gelmezdi.

Bir şey diyeceğim. Sen mesafe mi koyuyorsun beni ciddiye mi almıyorsun?

Zafer bak, biz seninle çok güzeliz.

Birbirimize karşı da hep dürüst olduk. Ne olur bunu bozmayalım, öyle kalsın.

Hem bence sen de duygularını bu kadar...

...ciddiye almaman gerektiğini öğrenmişsindir bunca zaman.

Ben tecrübelerimle söylüyorum Melis.

Gerçekten hayatımda ilk defa böyle güçlü bir şey yaşıyorum.

Yoksa arkadaşlığımızı riske atar mıydım?

Bak ya. Sen beni niye ciddiye almıyorsun?

Zafer yapma Allah aşkına.

Kadınlarla konuşma konusunda doktoran olduğunu biliyorum ama...

Doktoram olsaydı sence konuşma böyle mi ilerlerdi Melis? Lütfen.

Bak mesela yine çok yerinde bir iltifat.

Tamam, bu konuyu kapatalım şimdilik Melis.

Anladım, senin şimdi kafanda bir Zafer miti oluşmuş. Önce onu yıkalım.

Tamam, senden sadece bir şey isteyeceğim.

Lütfen bu konuşma aramıza mesafe koymasın, olur mu?

Tamam.

Söz mü?

Söz

Tamam.

Beni ciddiye aldığınız güne kadar...

...sabredeceğim Melis Hanım, siz de göreceksiniz.

(Zeynep dış ses) Zafer bana beni sevdiğini söyledi.

Bitmedi. Bunu gidip Onur'a da söylemiş.

Ve Onur, Zafer'i bizim app'ten çekmiş.

Kıskanmış!

Yani bilmiyorum, Zafer de öyle dedi.

Eğer nişanlı olmasa kıskandı diyeceğim, dedi ama...

Aşko, çarşı şu an karıştı.

Ee, sen ne dedin?

Ne diyeceğim Allah aşkına? Goygoyla, makarayla geçiştirdim ben de.

Zafer'in aşkından ne olur ayrıca Merih? Bir gün sever, bir gün siler.

Onu bunu boş ver, Onur'a söylemiş diyorum.

Bir şey olur mu?

Fitili ateşler, olayı hızlandırır.

Kız, vur dedik öldürdün. Bu ne?

Aa!

Aşko yani demeyeyim diyorum da bu Alp nerede kaldı?

Yani salmadılar mı hâlâ çocuğu?

Bir arasan mı acaba? Bir sorsan mı?

Çocuğun başına bir şey gelmesin.

Ben onu tamamen unuttum Merih, mesaj atınca...

Aynen, ben de hatırlatıyorum şimdi sana.

Dur, arıyorum.

Bu nedir artık? Annemler de ayıp etmiş.

İyi ki kahvaltıya kalmamışım.

Evdeki bu doğu batı cephesinden o kadar sıkıldım ki.

Zafer, ben kime anlatıyorum? Kafan nerede?

-Abla. -Efendim?

Hoşlandığım kadın beni ciddiye almıyor.

Aa. Neden acaba?

Bak ya. Ablam bile böyle düşünüyorsa kızın kale almaması çok normal.

Ama şimdi senin sicil de belli bir tanem.

Kim bu kız? Melis deme.

Niye demeyeyim?

Ne bileyim? Bence annem körükledi biraz o işi.

-(Ümit) Gaza geliyor olmayasın? -Bak ya.

Ben ne hissettiğimi bilmeyecek kadar saf birisi miyim?

Bu sefer farklı diyorum. Ne zamana kadar karşısına böyle bir şeyle geldim?

Sen hoşlanmak derken bayağı hoşlanıyorsun.

Çok, bildiğin gibi değil.

Onu da buna ikna etmem lazım.

Onun için bana yardım et, bir şeyler söyle.

Yani ilk defa birisi de seni süründürecek.

Ben bunu keyifle izlerim.

İnanamıyorum sana. Pollyanna diye yanına geldim, cadı çıktın.

Ümit Hanım, bir bakar mısınız?

Git, git buradan, git işine.

Sen halledersin, sana güvenim tam.

Senden bir daha bir şey istemeyeceğim, git.

-İlker gel. -(İlker) Merhaba Zafer Bey.

Gel, hoş geldin. Bak.

Kızın hesap bu. Ben bu kıza bir sürü sürpriz hazırlayacağım.

(Zafer) Onun için bana bulabildiğin kadar done bul, tamam mı?

Bak, bu kız ne yer, ne içer, ne giyer, ne sever?

Ne bileyim? Nerelere gider, nerelerde takılır, en yakın arkadaşı kim?

(Zafer) Bulabildiğin her detay önemli benim için.

Onu büyüleyeceğim şeyler bul bana, tamam mı? Bu iş sende.

(İlker) Tamamdır, bende.

(Zafer) Tamam, güveniyorum sana.

(Kadın) Geldi, geldi.

(Muhabir kadın) Onur Bey, buraya bakar mısınız?

Bir yer açın gençler hemen.

(Muhabir kadın 2) Onur Bey, bir açıklama yapacak mısınız?

(Onur) Arkadaşlar lütfen.

(Üst üste konuşmalar) (Muhabir kadın) Haberler doğru mu?

(Üst üste konuşmalar)

Onur Bey, cevap verir misiniz?

-(Onur) Bige nerede? -Yukarıda Onur Bey.

İyi ki geldiniz. Ne yapacağımı bilemedim.

(Gerilim müziği)

-Ne oldu burada? -Her şeyi kırdı döktü.

Tutmaya, sakinleştirmeye çalıştım ama olmadı.

Tamam, sağ ol.

(Gerilim müziği)

-Bige. -Git buradan Onur, git!

-(Onur) Tamam. -Git!

Tamam, sakin ol.

-Tamam. -(Bige) İstemiyorum.

-İstemiyorum. -Tamam, sakin ol.

-Hiç kimseyi istemiyorum. -Tamam, istemiyorsun.

Bunları tekrar yaşamayacağım.

Bak, sakin olup bana ne olduğunu anlatır mısın?

Bak, ben seni tanıyorum.

Mutlaka bir açıklaman vardır buna.

-Ayrıca hepsi geçmişte kaldı. -(Bige) Kalmadı!

Susmayacaklar! Ölüm haberimde bile bunu yazacaklar!

Bige, bak...

...kimin ne düşündüğünden bize ne?

Sen biliyorsun, ben biliyorum gerçeği.

Gerçek! Hepsi gerçek!

Bir adamı öldürüyordum ben!

(Duygusal müzik)

Nasıl oldu?

Ne olduğunu anlatmak ister misin?

(Bige) Geçmişti.

Ben iyiydim. Yemin ederim iyiydim.

Sonra sen bırakıp gidince kabus yeniden başladı.

İlaç, alkol, uyuşmak için ne bulduysam kullandım.

Ben...

...bir sabah bir uyandım, evde tanımadığım bir adam vardı.

(Bige) Ben çok korktum.

Korktum ben.

Onu hırsız sandım.

Ve elime geçen ilk şeyle ona saldırdım. Kendimi korumak istedim.

Ben..

...ben hatırlamıyordum.

Hatırlasam yapar mıyım?

(Bige ağlıyor)

(Bige ağlıyor)

Neyi hatırlamıyordun?

Ben davet etmişim adamı.

(Gerilim müziği)

Özür dilerim. Çok özür dilerim.

Çok özür dilerim. Benim yüzümden bunları yaşadığını bilmiyordum.

Beni yine kapatmayacaksınız, değil mi?

-Bunlardan... -Beni yine kapatmayacaksınız, değil mi?

-Hayır. -Ben bunu kaldıramam.

-Merak etme. -Ben bunu kaldıramam.

Merak etme, ben buna izin vermem. Tamam.

Gel, sakin ol. Otur, otur.

Annemle babam da aynısını söylediler.

Sonra sana geri döndüğümü öğrenince...

...reddetmekten bahsettiler.

O yüzden gelmediler seninkilerle görüşmeye.

Yine gidecek misin Onur?

Ben buradayım.

Çok iyi bir doktor buldum.

-Tanıdık değil, tamam mı? -Hayır.

-Onunla görüşelim lütfen. -Hayır!

-Korkma, bir şey yok. -İstemiyorum! Hayır.

-Bige, bana güven lütfen. -İstemiyorum.

-Hayır, hayır. -Lütfen.

-Hayır. Hayır, istemiyorum. -Bige.

(Zeynep dış ses) Ne oldu? İyi misin bari?

Bütün kemiklerim tutuldu. Bütün gece baykuş gibi koltukta tünedim.

Tamam, otur birazcık. Su getireyim mi sana?

Kafana göre.

(Merih) En azından oturmuşsun.

Bu kız kelle koltukta, CIA ajanı gibi ofise girdi.

-Az daha yakalanıyordu. -Şaka yapıyorsun. Gerçekten mi?

Bir zahmet! Ben mi açtım sanki bunları başımıza?

Bak, bozuk plak gibi durup durup başa sarıyorsun!

Ee? Ne oldu şimdi bu para işi? Halloldu, değil mi? Bitti.

Bilmiyorum. Parayı şimdilik düşünmeyin dediler.

-Şimdilik derken? -Şimdilik ne demek?

-(Zeynep) Ne demek şimdilik? -Ay, ne bileyim? Siz sorun!

Ne demek ne bileyim?

(Merih) En azından zaman kazanmış olduk.

Böylece işleri hızlandırıp parayı denkleştiririz.

Denkleriz. Bizim mafyaya para yetiştirmek dışında...

...hiçbir işimiz yok, değil mi?

İçeri niye adam sokmuşlar? Onu öğrenebildin mi bari?

-Bilmiyorum, öğrenemedim? -Bütün gece boş boş oturdun mu?

Allah, peygamber, cennet ya!

Bütün dokunduğun yere bela bulaştırıyorsun Zeynep. Maşallah!

Kız zaten korkuyor. Gitmesene üzerine.

(Erkek dış ses) Son ikidir baskın yiyoruz.

Senin transfer yollarını da polis mimledi.

O meseleyi çözdüm.

Bu yüzden çağırdım seni buraya.

Nasıl çözdün?

At karavanıyla.

Büyük bir eküri yakaladım.

Ülke içinde at transferi yaparken bir yandan da bizim mallar...

...güvenli bir şekilde istediğimiz yere ulaşacak.

Tabii yurt dışında da aynı şirketin imkanlarından faydalanacağız.

Bakalım, her yerde elleri kolları var.

Hangi şirket? Ne kadar sağlam?

Polisin sittinsene aklına gelmeyecek bir şirket.

O kadar diyeyim.

Güzel.

Alt tarafı şirkete şoför aldılar canım.

Ne yapabilir ki en fazla 'pumpkin'?

Yani Köksalları bir şoförle mi batıracaklar?

Truvalılar da öyle diyordu, bir atla devrildiler.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

-Efendim abla? -Zeynep, müsait misin?

Müsaitim abla. Ne oldu?

Babam kirayı ödememiş hâlâ. Eli kulağında, koyarlar kapıya.

Bir şey yapabilir misin?

Ne zaman bitiyor ihbar süresi?

Bitti bile.

Tamam abla, ben bir şekilde sana ulaştıracağım parayı.

Ama sen gidip ödeyeceksin, tamam mı? Babamın haberi olmayacak.

Bir kâğıt falan bir şey de al, bir yere yazsınlar ödendi diye.

Tamam. Evde yok, acele et biraz, olur mu?

Yazıklar olsun be. Yazıklar olsun size.

Koynumda yılan beslemişim resmen.

Allah'tan aslan gibi torunum var da dönen dolaplardan haberimiz oluyor.

(Merih dış ses) Kızın derdi bir değil ki.

Benim bugünlük 'light' mocha istihkakım doldu! Ben kaçıyorum.

Alp, ablama para götürebilir misin?

Maalesef 'pumpkin', benim de işlerim var ya hani.

Telafi etmem gereken bir dün var ya hani.

Seni 007 götürsün. Hem çene çalmaktan başka bir işe yaramış olur.

Of!

Allah seni korumuş aşko.

Bu herifle ömür mü geçermiş?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Abla!

Hah, geldim. Alsana şunları. Bunları yoldan aldım size.

Eksik olma.

Ne demek?

(Sude) Teyze!

Sude'm!

Oy, canım benim. Teyzesinin bir tanesi.

Bakayım sana. İyileştin mi?

Bana da bir şey aldın mı?

Almaz olur muyum ben sana bir şey?

(Zeynep) Bak bakalım.

Oh, tamam. Hadi git sen, hediyeni aç.

-Ben de hemen geliyorum, tamam mı? -Tamam.

Abla hadi git sen, babam gelmeden ver şunu.

(Samet) Ne o?

Yine benden gizli iş mi çeviriyorsunuz?

Sude Naz duymuş bizi, o anlattı korkudan.

Yazıklar olsun size be. İkinize birden yazıklar olsun be!

-Ver bakayım şu parayı. -Abla git, öde şu parayı.

Abla dedim.

Eğer sokakta kalırsanız bu sefer karışmam, ona göre.

(Zeynep) Sen bilirsin.

Sude'm, bir şey yok. Hadi gir sen içeri, geliyorum ben de. Tamam mı?

Nereden geliyor bu değirmenin suyu Zeynep Hanım?

-Seni hiç ilgilendirmez. -Ne demek ilgilendirmez lan?

Bana bak, senin dilin fazla uzadı! Çekip kopartırım onu.

Eğer ki sen benim namusuma halel getiriyorsan...

Ee, ne yaparsın? Haracını mı artırırsın?

Benden daha mı çok para istersin? Ne yaparsın?

-Ulan sen ne biçim konuşuyorsun? -Sakın!

Sakın.

Ben Filiz değilim, ona göre!

Senin... Senin şu bindiğin arabanın bir koltuğu bile...

...bu evin bir yıllık kirası yapar be! Kötü tohumsun işte.

Ödünç o, benim değil. Hiçbir şey benim değil.

Ben ne bedeller ödüyorum, senin umurunda bile değil.

Biz burada yarı aç, yarı tok yaşayalım; sen git orada sefanı sür öyle mi?

Gece uyuduğunda kafanı o yastığa nasıl koyuyorsun acaba?

Sen nasıl koyuyorsan öyle.

İşinize bakın!

(Deklanşör sesi)

(Müzik)

(Onur) Gel hayatım.

(Üst üste konuşmalar)

-Gel hayatım. -Bige Hanım iyileşti mi?

Onur Bey düğünün ertelendiği söyleniyor.

Onur Bey açıklama yapar mısınız?

Onur Bey, Bige Hanım'ın adam öldürmesiyle ilgili haberler doğru mu?

(Muhabir) Bige Hanım yanıt verir misiniz lütfen?

Merhaba. Doktor Yeliz Hanım'a geldik.

-Şöyle buyurun. Hemen haber veriyorum. -Tamam, teşekkürler.

Gel hayatım.

Hayır, hayır. Buradan gidelim lütfen. İstemiyorum ya!

İhtiyacım yok. Ben tedavimi oldum zaten. İyiyim. İyileştim.

Sabah geçirdiğin krizi konuşmaya geldik. Tanıdık biri de değil. Rahat edeceksin.

-Hayır, hayır. Ben eve gitmek istiyorum. -Bige...

Onur Bey, Bige Hanım hoş geldiniz.

Biz tam gidiyorduk aslında. Onur lütfen dedim.

Asıl burada olmak benim sinirimi bozuyor!

Çok minik bir tanışma sohbeti edelim, sonra isterseniz gidersiniz. Olur mu?

Ben... Ben ilaç, iğne falan istemiyorum.

Öyle bir şey olursa... Vallahi ben çok sakinleştim.

Şu an gerçekten çok iyiyim. Onur değil mi? Söyler misin?

İstemediğin hiçbir şey olmayacak. Söz.

-Söz veriyorsun? -Söz.

-Sen de beni yatırmayacaksın değil mi? -Asla.

Güven bana.

Hadi.

Hadi gel.

Gel.

Hadi bakalım.

Hadi.

(Kapı açılıp kapandı)

Anlaşılan haberler sende de harika!

Yaa, harika!

Beni ablama babam aratmış.

-Gittim, evde parayı bekliyordu. -Yuh!

Hayvanlar âleminde bile türü yok. Literatür dışı bir yaşam formu.

Harbiden delirtecek. Bir de ne yaptıysa...

...Sude Naz Filiz'le konuştuklarımızı anlatmış.

Şimdi param var zannediyor. Yakamı hiç bırakmaz artık.

Çünkü bir o eksikti!

Of...

Sen hayırdır?

Senin niye suratın böyle asık? Ne oldu?

Boş ver şimdi. Yeteri kadar sıkılmışsın zaten.

Merih beni germesene. Ne oldu diyorum!

Al. Nasılsa öğreneceksin.

(Gerilim müziği)

Silahımız ters tepti. Adam kızı daha da sahiplendi.

Zafer'i postalamayacaktın. Ne oldu şimdi? Ne oldu yani?

Zafer işten çekildi. Onur elden gitti. Hamit zaten 2.80!

Bizim işimiz uzar gider böyle.

Nakit akışı sağlayamazsak bizi buradan da atarlar.

Her şey alt üst oldu. Bütün plan çöktü. Benim sinirlerim de çöktü.

-Ne yapacağız şimdi? -Merih sus!

-Ne oluyor be? -Sus.

Sus, hatta çık dışarı!

Ben seni böyle bırakıp nereye gideceğim? Delirme.

-Merih çık dışarı dedim! Ne yapacaksın? -Kırıp dökecek misin ortalığı?

-Evet, kırıp dökeceğim. Çık dışarı dedim! -Tamam.

Bana da hiç bağırma. Ben seni uyardım. Onur'a saplanma dedim.

Merih sus dedim!

Bak canım buradaki her şey çok pahalı. Onu da kır da sana onu da ödetsinler.

Merih çık dışarı!

(Gerilim müziği)

(Bağırdı)

(Müzik)

Allah'ım sen beni niye hiç sevmiyorsun?

(Müzik)

-Hoş geldin. -Merhabalar.

Seni dinliyorum.

Sürpriz yapmak için bilgi topla dediniz ama...

...bulduklarım size kötü bir sürpriz olacak gibi.

Nasıl yani?

Şöyle.

Sosyal medya hesapları çok yakın zamanda açılmış.

Ucuz yolla da takipçi satın almışlar.

Bu kim? Siması tanıdık geldi.

Rezidanstan peş peşe çıktılar. Kardeşinizin restoranında çalışıyor.

Daha önce orada gördüm diye çektim ama aralarındaki bağı bulamadım.

Bu?

Aracın navigasyon sistemine ekledim.

Burası onun sürekli gittiği bir adres.

Aynı zamanda bu adamı sizin evin kameralarında da buldum.

-Bizim evin? -Evet.

Kızımı arıyorum diye gelmiş. Zeynep demiş ama.

İsterseniz mahallede komşulardan sordurabilirim.

Ama fotoğrafını göstermem lazım.

Melis Hanım'ın da kulağına gidebilir bu durum.

Tamam. Gerisini ben hallederim. Teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

Ümit Hanım teyzemi hastaneye kaldırdık. Durumu çok kötü. Kalp krizi geçirdi.

Tövbe estağfurullah! Kalp krizi ne ya!

Böbrek hastası. Diyalize gidiyor. Benim onun yanında gitmem gerekiyordu.

Tamam, buradan yürü.

(Ümit) Fiyatları yeni değiştirdik Suat.

Her defasında fiyat güncellemesi yapamayız.

Menümüz giderimize göre ucuz kaldı Ümit Hanım.

Zararına çalışıyoruz.

Ne oluyor anlamıyorum ki.

Bu işte bir tuhaflık var ama çözemiyorum.

Her şeyin fiyatı artıyor.

Biliyorum, farkındayım ama yine de hiç artıya geçmemek normal değil.

Neyse, ben hesapları biraz daha inceleyeyim, sonra konuşuruz.

Peki.

Tüh ya! Ulan en bitik Köksal'ı bulduk. Benim şansım var ya!

-Alp, Ümit Hanım seni görmek istedi. -Ümit Hanım mı?

Hayırdır inşallah abi? Şişman ve gözlüklü de değilim.

Sona kaldığım için mi elendim acaba?

-Nasıl? -Neyse...

Abi benim kafa bu aralar biraz dalgın. Sen beni idare et.

Ümit Hanım beni çağırmışsınız. Kusura bakmayın, ben dün için...

...sizden özür dilerim. Benim bir teyzem var da...

Yok, ben o yüzden çağırmadım. Biliyorum, haberim var.

Suat'tan izin istemiştin, telafi edeceğini söylemişsin. Sorun yok.

Yoğun olduğumuz bir gün destek çıkarsın.

Tabii burada olursam.

-Niye olmayasın? -Niye olmayayım?

Kısmet. Kısmet babında söyledim ben.

Siz ne istemiştiniz?

Özel muhasebe programları varmış.

Sen teknolojiyle ilgileniyorsun diye biliyorum.

-Bir de muhasebe mi okumuştun? -Evet, muhasebe.

Güzel. Bizim için uygun bir program seçer misin? Ama kullanımı kolay olsun.

Babamdan yardım almak istemiyorum.

Tabii. Muhasebe programı benim uzmanlık alanım...

...değil ama benim bir arkadaşım var. Onu ararız, ondan yardım isteriz...

...bir şekilde çözeriz.

Güzel. Tamam, teşekkür ederim. Çıkabilirsin.

Tamamdır.

(Ümit) Of...

Siz iyi misiniz?

İ... İyiyim.

Başka bir ihtiyacınız olursa buralardayım.

Teşekkür ederim.

(Kapı kapandı)

Alp, ne dedi? Ne sordu?

Vallahi bir muhasebe programı araştırmamı istedi.

Program neyi değiştirecekse! Hesaplar ortada. Kabullenmek istemiyor.

Bana göstermeden içeri götürme. Bir şey isterse de idare et, olur mu?

Tamam abi.

(Navigasyon) Sokağın sonundan sola dönün.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Navigasyon) Sokağın sonundan sola dönün.

(Navigasyon) Hedefinize vardınız.

Kime bakmıştınız?

Merhabalar. Samet Bey bu adreste mi? Doğru yerde miyim?

Niçin aramıştınız?

-Kendisiyle bir işim var da. -Ne iş?

Ben kiminle muhatap oluyorum?

Kızıyım ben. Filiz.

Merhabalar. Kusura bakmayın, babanızla bir işim var da, çok önemli.

Rica etsem görüşebilir miyim?

İyi, bahçeye geçin bari. Ben bir sesleneyim.

Baba!

Bir bakar mısın baba?

Ne var kızım baba, baba! Ne var?

-Merhabalar. -Merhaba.

Siz kimsiniz?

Ben, Zafer. Zafer Köksal.

Bildiğimiz Köksal... Bildiğimiz Köksallar mı?

-Nasıl yardımcı olabilirim size? -Geçenlerde bizim eve gelmişsiniz.

Zeynep diye birini aradığınızı söylemiştiniz.

Güvenlikler sizi almamış. Öncelikle bunun için sizden özür dilerim.

Ben... Evet, geldim baktım ama orada öyle biri yokmuş.

Siz özür dilemeye mi geldiniz?

Melis Dirgen.

Melis Dirgen.

Levent Loft Rezidans yaşıyor. Merih diye bir asistanı var.

Tanıyor musunuz?

(Gerilim müziği)

Vay anasını lan!

(Gerilim müziği)

İyi günler hanımefendi. Ben birine bakmıştım. Zeynep Güven.

Pardon, yanlış hatırladım. Melis Hanım.

Soyadı neydi?

Dirgen. Melis Dirgen.

Samet geldi derseniz...

(Telefon çalıyor) (Müzik)

Merih.

(Telefon çalıyor) (Müzik)

-Efendim? -Samet Bey geldi efendim.

Melis yok. Merih ben.

Melih Hanım yokmuş efendim. Merih Bey var.

Öyle mi? Şey der misiniz? Ben başka bir adres daha biliyorum.

Onlar da biliyordur o adresi. Ben gerekirse oraya gideyim. Der misiniz?

Tamam. Siz gönderin, ben halledeceğim.

-Buyurun, geçebilirsiniz. 18. kat. -İyi günler.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kapı vuruluyor)

(Kapı vuruluyor)

(Gerilim müziği)

Hayırdır? Sen nereden buldun burayı?

Ne bu hâlin?

Umurunda mı?

Vay!

Vay!

Vay, vay!

Şu manzaraya bak!

Lan bu evlerin içi dışından daha güzelmiş!

Sen beni nasıl buldun?

Sen burayı aldın mı yoksa kira mı?

Biz de orada rutubetli evde soğuktan büzüşüp duralım.

Sen burada sefanı sür. Ama sorduk mu da...

...ben yeğenimi çok seviyorum, yeğenimi çok özledim dersin.

Sana bir soru sordum. Burayı nasıl buldun?

Ben de çok soru sordum ama bir türlü cevap alamadım.

Paris'te moda okumuş...

...Londra'da büyümüş Melis Hanım!

At sahibi aileniz vefat etmiş.

Başınız sağ olsun.

O yüzden mi bu kadar üzgünsünüz? Yıl dönümleri falan mı yoksa?

Dirgen ailesi çok saygın, çok önemli bir aileydi.

Başınız sağ olsun tekrar.

Sen bir araştır Ferdi. Hangi hastanede yatmış bu Bige?

Kime ne zarar vermiş, ne olmuş?

Tanı konmuş mu?

Genetik bir sorun var mı? Bunları hep öğren.

Peki efendim.

Bu arada...

...bunu görseniz iyi olur.

Nedir?

Buyurun.

-Doğrusunu yapmış. -Kim doğrusunu yapmış?

Onur mu?

İzninizle ben emrinizle ilgileneyim.

Sağ ol.

Bu hâlde bırakması doğru olur muydu?

Sahip çıkması artı puan.

Ne yani...

...Onur puan toplayacak diye tehlikeli, deli bir kadını...

...evimize mi alacağız Hamitçiğim?

Bir gece ansızın boğazımızı sıkıverse ne yapacağız?

Önce meseleyi bir öğrenelim, sonra düşünürüz.

Bir tutturdun evlilikte keramet!

Yani bu evlilik mi Onur'u şirkette iyi bir yönetici yapacak?

Ne yapsın bu Onur? Deli Bige'yle mi uğraşsın?

Şirkete mi gitsin? Evle mi uğraşsın?

Süperman mi çocuk canım! Aa!

Ne dememi bekliyorsun?

Ya kız hasta değilse...

...mantıklı bir açıklaması varsa ailesine ne deriz?

Ailesi deme. Nerede ailesi? Aile falan yok ortada.

Ailesi bile kızı bırakmış.

Hani, eve hiç geldiler mi? Yok.

Bir ara gereksiz tebrik mesajı attılar o kadar.

Aile falan yok ortada. Hayır yani sen geleceğini de düşünmüyorsun.

Ya kalıtsalsa?

Deli deli torunların mı olsun istiyorsun?

Sen bunlar hiç düşünüyor musun acaba?

Sen ikimizin yerine düşünüyorsun nasıl olsa. Mesele yok yani.

Ne de olsa her fırsatta Onur'un eline bırakılan benim.

Senin düşünmediğin çocuklarını da aileni de düşünen benim.

Onları da düşünen benim. Yani Harika!

Zafer seni nereden buldu? Baba sen eve mi gittin?

-Zafer'e ne anlattın? Çabuk söyle! -Ben hiçbir yere gitmedim.

Allah bu ya; döndürdü, dolaştırdı, senin tezgâhını getirdi...

...benim evimin kapısının önüne koydu.

Babandan gizli iş yaparsan böyle olur işte.

Utanmadan bir de annenin soyadını kullanmışsın.

Evet.

Utanmadan taşıyabildiğim tek şey o da o yüzden.

-Zafer'e ne anlattın? Çabuk söyle. -Nankör!

Nankör.

Ben hâlâ senin babanım. Hiçbir şey söylemedim.

Melis Hanım bize yardım ediyor dedim, o kadar.

Ama tabii herifçioğlu kesenin ağzını açtı.

Ne biliyorsan anlat dedi.

Ama ben hiçbir şey anlatmadım.

Dedim ki...

...hiç tanımadığımız bir adam bu kadar cömert davranıyorsa...

...kızım maden bulmuş dedim, maden!

Eşek değil ya, artık babasını da görür dedim.

Ya sen ne diyorsun?

Sen ne diyorsun ya? Yıllardır senin masraflarını ben karşılıyorum zaten. Ben!

Sen buraya bana şantaj yapmaya mı geldin yoksa?

Köpeklere atar gibi iki kuruş para atıyorsun önüme.

-Senin yaşadığın şu şaşaaya bak. -Şaşaa mı?

Sen bana şaşaadan mı bahsediyorsun?

Sen benim şu hâlimi görüyor musun? Burayı görüyor musun?

Ben buraya gelmek için kaç takla attım, senin haberin var mı?

Ben sizi o çukurdan çıkarmak için nelere katlandım, senin haberin var mı?

Neredeyiz peki biz? Madem çıkarmaya çalıştın, neredeyiz biz?

Ya sen ne biçim bir babasın! Sen ne biçim bir babasın be!

İnsan bir kere olsun kızım, iyi misin der, başın belada mı diye bir sorar be!

Senden âlâ bela mı olur be!

Köksalların yanına da atçılık bilginle girmişsin zaten. Duydum.

Kim öğretti sana? Atçılıkla ilgili her şeyi sana kim öğretti?

Ben öğrettim, ben!

Sen dolandırıcılığın kitabını yazmışsın...

...gelmişsin şimdi de benim karşımda bana ahlak dersi mi veriyorsun?

Lanet olsun be senin gibi babaya! Lanet olsun! Senin gibi baba olmaz olsun!

Senin kızın olarak doğduğum güne de lanet olsun!

Eh!

(Duygusal müzik)

Defol git evimden! Hemen defol git evimden!

Sinan... Sinan 106 numaraya birini gönderin. Bu adamı alın buradan.

Bana bak, öldürürüm seni! Ben seni öldürürüm!

Ben senin babanım!

Beni delirtme. Beni sakın delirtme, anladın mı beni?

Beni sınamaya kalkma.

Eğer ben şimdi buradan gidersem...

...senin tezgâhını bozarım. -Boz. Ne yapacaklar?

Önüne iki kuruş atacaklar, sen de iki günde yiyeceksin.

Ama eğer ben başarırsam seni hayatının sonuna kadar besleyeceğim.

Şimdi sen ver kararını. Altın mı yoksa altın yumurtlayan tavuk mu?

Sen ver bakalım kararını.

(Kapı açıldı)

Sinan çıkarın şu adamı evimden.

Bir dakika! Bir dakika kardeşim! Bir dakika durun ya!

Ben onun babasıyım. Bir durun.

Babam falan değil o benim. Tanımıyorum ben bu adamı.

Ulan sen beni köpek gibi bu evden kovdun ya...

...ben de seni köpek gibi buna pişman etmezsem adam değilim.

Adam değilim lan!

(Müzik)

-(Sinan) Hadi abi, hadi. -Tamam, bırakın kardeşim.

-Tamam, yolu biliyoruz ya! -Bize zorluk çıkarma.

Kızım o benim. Abartmayın, tamam. Büyük bir şey değil. Tamam ya!

-Allah Allah! -Manyak mıdır nedir!

-Kim bu ya? -Gözünden belli, şuna bak.

Ben sana sormaz mıyım lan!

(Kapı vuruldu) (Kapı açıldı)

Dışarıda konuşalım.

(Onur) Onu ilk defa böyle görüyorum. Rahatsızlığı nüksetmiş olabilir mi?

Haberleri bu şeklide öğrenmesi onda şok etkisi yaratmış ve tetiklemiş.

Bir süre ilaç tedavisiyle takip edeceğiz.

Tanınız var mı?

Yattığı klinikle de konuşacağım.

Kesin tanıyı koymak ileriki zamanda daha doğru olur.

-Ne gerekiyorsa yapın. -Tabii, Onur Bey. Hiç merak etmeyin.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Kapı açıldı)

Ne yaptın sen ya? Ne oldu buraya böyle?

Ben bir şey yapmadım.

Baban olacak o herif mi yaptı?

Ne olmuş?

Nereden bulmuş burayı? Dur, dur bakayım.

Vurdu mu sana (Bip)?

Ya meraktan öldüreceksin beni, bir şey söylesene!

Zeynep...

Zafer babamı bulmuş.

Patladık yani.

Bir şey söylememiş de...

...ama tehditlerini savurarak gitti buradan.

Ne kadar istiyor susmak için? Ne yapacağız?

Hiç.

Hiçbir şey yapmayacağız.

Yok. Olmuyor Merih, olmuyor.

Benim hayatım mayın tarlası gibi.

En ufak hatamda patlamaya hazır.

Elimden tutan da yok.

Aşk olsun.

Merih yapma, sen beni anlıyorsun.

Biz seninle aynı mayına bastık.

Seni de ailen silmedi mi?

Beni de mi yanına gömeceksin?

Hişt! Ne bu böyle?

Mağlup edebiyatı falan.

Onur Bige'ye sahip çıktı, Merih.

İşte şimdi kıskanıyorum ben Bige'yi. Çok kıskanıyorum.

Maskesi düştü ama şövalyesi onu asla bırakmadı.

Hatalarıyla kabul etti. Sardı, kolladı.

Ben çok merak ediyorum...

...Bige önce Melis'in maskesini çıkarsaydı benim bir değerim kalacak mıydı?

Kabul edelim, ben...

...bu oyunda kaybetmeye mahkûmum.

(Duygusal müzik)

Hazırlanıyor değil mi?

(Gerilim müziği)

(Geçiş sesi)

Kapıyı çalsana Alp.

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

(Bip)!

Alp! Sen ne yapıyorsun burada?

-Hiç, sana bakıyorum. -Ne var elinde?

-Bir şey yok. -Versene onu bana.

-Sen var ya adam değilsin. -Şu defteri ver, konuşacağız, tamam.

Eksi bakiyeler senin başının altından çıkıyormuş.

-Ver dedim sana. -Bunu sana ne vereceğim!

Gidip Ümit Hanım'a vereceğim. Ayıp be! İnsan ekmek yediği yere bunu yapar mı?

Alp bilmediğin işe burnunu sokma.

Ben ne bilmiyormuşum o zaman anlat bana.

Burada ne dönüyor? Neden sürekli eksi bakiye?

Neden sen sürekli mekânı zararlı çıkartıyorsun?

Elindekiyle hiçbir şey ispat edemezsin.

-Anladın mı? -Öyle mi?

Görelim.

Tamam, dur Alp. Hamit Bey'in emriyle yapıyoruz.

Babası olan Hamit Bey'in mi?

Alp, Ümit Hanım öğrenirse Hamit Bey canımıza okur.

Başına çok büyük bela almak istemiyorsan o çeneni kapalı tut.

Ver şimdi onu bana.

Tamam, susacağım ama bence sen de Hamit Bey'e söyleme.

Bu bende.

(Onur) Haberler ne durumda?

Ana akım medyaya sıçramaması için çalışıyoruz, hallettik gibi.

Çıkan haberleri kaldır, toplat. Haberi yapan herkesi dava et.

Tamam.

(Müzik)

-Onur şu an sakin kalman lazım. -Ne sakini?

Ben bunların bu köylü kurnazlıklarından bıktım!

-Ben cevap vermedikçe bunlar azdılar! -Belki gerçekten onlar yapmadı.

Bırak Ferdi! İlla eylem mi istiyorlar?

Tamam. Laftan anlamayacaklar. Tamam!

Şu andan itibaren Neslihan bu şirkete adımını atmayacak!

Bütün yetkilerini askıya aldım onun.

Tamam mı? Hemen gidip gerekli düzenlemeyi yap.

-Hemen masama getir imzalayacağım. -O kadar fevri davranmasan?

-Babana sorsak... -Geç bile kaldım.

Eğer babam itiraz ederse ben istifa ederim.

Babam için ben onu bir kere affettim!

Bitirmedim.

Neslihan için çalışan ne kadar eleman varsa isim listesini istiyorum.

Bir de Zafer'le Harika da şirkete giriş yasağına dâhil.

Onur biliyorsun, bu zamana kadar seni destekledim ama böyle yaparsan...

...tepki çekersin.

-Biraz sakin kafayla düşünsen? -Ne düşüneyim ben Ferdinand?

Burası şirket mi casus yuvası mı?

Benim bilmediğim şeyleri çıkarmak, bana karşı kullanmak ne demek?

Ta İtalya'da araştırtmak ne demek!

Onur...

Ben nereden bileceğim kim ajan kim değil?

Artık onlar da katlanacak yaptıklarının sonuçlarına.

Sen de hemen gidip dediklerimi yap.

Hemen!

Peki Onur. Peki.

(Müzik)

(Gerilim müziği)

(Operatör) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.

Sinyal sesinden sonra mesajınızı bırakabilirsiniz.

Zafer Bey, Samet ben. Hani bugün gelmiştiniz ya eve.

Müsait olunca bir görüşelim. Sizi arıyorum ama ulaşamıyorum.

Hadi selametle.

(Müzik)

Çizelim şunu.

Şimdi...

Şunlar alsa. Bunlar kum koşuyor.

(Telefon çalıyor)

(Boğazını temizledi)

-Buyurun Zafer Bey. -Alo Samet Bey.

Toplantıdan anca çıktım.

Telefonum kapalıydı, açınca mesajlar düştü. Buyurun, dinliyorum.

İş önemli tabii, doğru.

Ne zaman uygun olursunuz? Bir buluşalım.

Bana oyun oynamıyorsun değil mi?

Siz hiç merak etmeyin. Ne istiyorsanız hepsini tek tek anlatacağım size.

Ama şartımı biliyorsunuz.

Tamam. Bir bankayla konuşacağım. O kadar para hemen çıkmıyor.

-(Zafer ses) Benden haber bekle. -Tamam.

(Telefondan üst üste konuşmalar)

Canım ne haber?

Bu surat ne?

Sahtekârlıklarını okuyorum.

Sa... Kimin?

Benim sahtekârlığım mı? Ne yazmışlar?

Sen ne alaka? Onur'dan bahsediyorum tabii ki.

Şövalyelik yapmış beyefendi. Tribünlere oynayacak ya.

Sahte kahraman.

Şu hikâye.

Neslihan Hanım, sizden korkulur yalnız.

Onur'u tanısaydın az bile yapmışsın derdin.

Vallahi iyi ki senin karşında değilim.

Bence de Fuat Bey.

Beni karşınıza almayı aklınızdan bile geçirmeyin.

Yavrum, senin yüzüğün nerede?

Bu karışıklıkta bizimkilerin önünde takamam Fuat.

Yani bu reddettiğin anlamına mı geliyor?

Hayır, yani düşünmeye fırsatım bile olmadı ki.

(Neslihan) Yaşananların da farkındasındır.

Ayrıca bu kadar acele etmemize gerek var mı?

Bu soruya cevap verebilmek için seni bir yere kaçırmam lazım.

Yani ortalık yangın yeri, kafamın içi allak bullak.

Şu işe gizem katmasak da burada halletsek?

Tamam, götürmüyorum yani, 'okay'.

Zaten benim ne haddime koskoca Neslihan Köksal'ı...

...kendisinin izni olmadan bir yerlere götürmek, sürpriz yapmak falan?

Dilekçe mi yazalım? Nereyi imzalıyoruz? Sekreterine göndereyim.

-Dramatize etmesek? -Hayatım sen dramatize ediyorsun.

Şurada hayata yarım saat mola vereceğiz. Kıyamet mi kopar?

Sizin ailede zaten her gün kıyamet değil mi?

Tamam. Bir de seninle uğraşmayayım şu hâlde.

O zaman müsaadenle...

Seni biraz paylaşıma kapatıyorum, kimse de kusura bakmasın.

Bugünden itibaren bu şirkette çok başlılık bitti.

Şirkete değil şahıslara çalışanlarla yollarımızı ayırıyoruz.

(Erkek) Niye efendim? Biz bir şey yapmadık ki.

Emeğiyle çalışmak yerine entrika çevirenler...

...yüzlerce çalışanın ekmeğiyle oynayanlar...

...insanların çöplerini karıştıranlar...

...bu çatı altında barınamayacak.

Ben gıybet değil, iş üretecek insan istiyorum.

Şimdi muhasebeye uğrayın, özlük haklarınız fazlasıyla ödenecek.

Güle güle.

Ferdi bey, biz bir şey yapmadık. Çıkarıldık mı gerçekten şu an?

(Seçil) Neslihan Hanım'ın bundan haberi var mı?

Ferdi Bey, bir şey yapamaz mısınız?

Üzgünüm arkadaşlar.

-Ne yapacağız? -Ne şimdi bu?

(Gerilim müziği)

Onur bak, bu insanlar masum olabilir.

Acaba bir kez daha düşünsen mi?

Benim hoşuma mı gidiyor sanıyorsun Ferdi?

Ama yapacak bir şey yok.

Kurunun yanında yaş da yanıyor.

Bunlardan birinin ya da birkaçının...

...bizimkilere casusluk yapmayacağından şüphen var mı?

Ben şüphem olmayan insanlarla çalışacağım.

Hırstan gözleri kararmış.

Ferdi, yapacakları bir yanlışın...

...şirketin batmasına sebep olmayacağının garantisi var mı?

Bak Onur...

...böyle yaparsan şirkette huzursuzluk başlayacak.

İşini hakkıyla yapan huzursuzlanmaz.

Peki. Patron sensin.

Çıkış işlemlerini bizzat takip etmeni istiyorum.

Bu konu bir an önce kapansın ve işimize bakalım.

Tamam.

(Gerilim müziği)

(Mesaj geldi)

Bakmayacak mısın?

Onur'dan.

(Sessizlik)

Toplantıya çağırıyor. Hadi kalk, kendine gel artık. Hadi.

Merih saçmalama, ne toplantısı?

Gitmeyeceğim ben toplantıya falan.

Ama yeter artık.

Kendimize acıdık, ağlaştık, yetti bitti. Tamam, hadi. Hadi!

Merih anlamadın sen galiba.

Babam beni satacak diyorum, satacak.

Satmadı daha.

Kanımızın son damlasına kadar savaş meydanındayız.

Rüzgâr ne zaman nereden değişir belli olmaz.

'Stand up and fight'.

(Gerilim müziği)

Antikacı mı?

Ne işimiz var burada?

Sabır.

(Duygusal müzik)

Aman efendim.

(Erkek) Bu ne büyük şeref.

Fuat Bey.

-(Fuat) Merhaba. -(Erkek) Merhaba.

Neslihan Hanım'ı biraz buranın havasını solusun diye getirdim.

Tabii, ne demek? Burası sizin.

Eviniz gibi rahat olun.

Merhaba Neslihan Hanım, memnun oldum.

Merhaba.

Teşekkürler.

Uzun zamandır yoktunuz Fuat Bey.

İşlerim vardı.

Peki. Bir ihtiyacınız olduğunda seslenmeniz yeterli.

-Ben buradayım. -Sağ ol.

Evlilik için acelemiz yok sanırım diye sordum...

...sen de herhâlde cevap olarak beklerken antikaya döndüm mü diyorsun?

İşte bak, zeki kadının hâli bir başka oluyor.

Burada bir mesaj var tabii de bu o değil.

Aslında haklısın.

Bütün bunları anlatmak için buraya gelmemize gerek yoktu.

Ama ben bir ortam yapayım dedim sana.

Malum, evlenme teklifi de biraz gümbürtüye gitmiş gibi oldu.

Babam antikacıları çok severdi Neslihan.

Eve hep antika eşya getirirdi.

Hatta hiç unutmuyorum, söylediği bir laf vardı.

Bunlar kullanışmış eşyalar değil.

Bunlar eski hikâyeleri olan yaşanmışlıklar. Ben onları alıyorum.

(Gerilim müziği)

Bu babamın saati.

Çok güzelmiş.

-Çalışmıyor mu? -Evet.

Annem, babamın öldüğü gün durdurmuş.

Onun için zamanın durduğu an yani.

Benim için de zaman seni gördüğümde durdu Neslihan.

Kalbim de.

Yani aslında istediğin kadar süren var tabii.

Ama...

...bil ki sen o saati kurduğunda benim için de zaman akmaya başlayacak.

Vov.

Fazla mı romantik oldu?

Biraz çarptı.

İçinde bu kadar güçlü bir romantik olduğunu fark etmemiştim bu zamana kadar.

İçimdeki romantiği sen çıkartıyorsun demek ki.

(Gerilim müziği)

Biliyorum, güzel olan bunu burada kurmak şu an, farkındayım.

Ama sanırım benim biraz daha zamana ihtiyacım var.

Özür dilerim.

Dileme.

Sadece bil ki ben de bu saat gibi hayata dönmek için istediğin kadar beklerim.

(Gerilim müziği)

(Kuşlar ötüyor)

(Kuşlar ötüyor)

Hazır mıyız Melis Hanım?

Nerede benim savaşçım?

Ha şöyle.

(Merih) Anahtar içeride.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Merhaba. Hoş geldiniz.

Merhaba. Merhaba.

Merhabalar.

Hoş geldin.

-Merhabalar. -Merhaba Onur Bey.

(Ferdi) Buyurun.

(Duygusal müzik)

(Merih) Biraz geç kaldık sanırım.

Biz bir...

...buradan yansıtabiliriz.

Efendim, Posh App'imiz için toplanmış bulunuyoruz.

Öncelikle 'posh' nedir diye başlayalım.

(Merih) 'Professional online styling help'.

Sonraki 'by' M.D, Melis Dirgen oluyor.

(Merih) Farklı olduğunu nokta da tam da burada başlıyor aslında.

(Duygusal müzik)

Kalbim sen o saati kurunca atacak demiştim ama...

...tersi olup heyecandan durdu galiba o an.

Ben de hayatı durdurmuştum ama bakalım hayatta neler oluyor.

Sen iyi bile dayandın bence.

Teşekkür ederim.

Asıl ben teşekkür ederim.

Yani bana rağmen sen de süperdin.

(Mesaj geldi)

Aa. Ne oluyor?

Alo, Seçil?

Ne oldu? Sakin olur musun?

Babama bir şey mi oldu yoksa?

Ne?

Kaç kişiyi?

Tamam, ağlamayı kes, sakin ol.

Hiç kimse bir yere gitmiyor. Geliyorum şirkete.

Ne oldu Nesli?

Onur, asistanımı ve ekibimi işten çıkarmış.

-Benim de şirkete girmemi yasaklamış. -Ne?

-Manyak mı bu adam? -Evet, manyak.

Diyorum sana.

Bir saat telefonu açmıyorum, dünya tersine dönüyor resmen.

-Rica etsem şirkete gidebilir miyiz hemen? -Peki.

Evet, çok teşekkür ediyorum hepinize beni dinlediğiniz için.

Çok sağ olun.

Teşekkürler.

Teşekkürler.

-Tazı mısın mübarek? -Melis.

Ben şuradaki koltuklardayım.

Vaktin varsa biraz konuşabilir miyiz?

Tabii.

Gel lütfen.

(Duygusal müzik)

-Otursana. -Yok.

Çok kalamayacağım zaten. İyi böyle.

-Onur... -Ben...

Sabah olanlar için çok üzgünüm.

Umarım en kısa zamanda toparlanırsınız.

Teşekkür ederim.

Bige nasıl?

İyi olacak.

Ben ne diyeceğimi bilemiyorum gerçekten.

Aslında ben de.

Sana söylemek istediğim çok şey var ama...

...öyle bir yerdeyim ki yapmak istediğim değil...

...yapmam gerekeni düşünmek zorundayım.

Soyadım benim hapishanem.

Belki diyeceksin ki insanın soyadı nasıl hapishanesi olur diye.

Çok iyi bilirim.

Beni hep çok iyi anladın.

Özellikle de söylemediklerimi duyan tek kadınsın.

Kalbimden geçenleri okuyorsun, biliyorum.

Kalbin kelimelere ihtiyacı yok ki.

Melis.

Efendim?

Saklamaya gerek yok.

Zaten kalbimi okuyorsun.

Başka bir yerde, başka bir zamanda...

...seninle bambaşka şeyler konuşmak için her şeyimi verirdim.

Ama şu an geçmiş hatamın bedelini ödeme zamanı.

Hatasız olsaydın bu kadar gerçek olmazdın zaten.

Bir tek senin yanında yaşayabiliyorum ben gerçekliğimi.

Ama yanımda olamıyorsun.

Buna lanet etmediğim bir an bile yok.

Anlıyorum.

Bazen sorumluluklarımız bizden bile önce gelir.

Ben her koşulda seni tanıyabildiğim için çok mutluyum.

Ben artık gideyim.

Senin sorumluluğun çok.

Kendi projende...

...artık tek yetkilisin.

İstediğin zaman...

...istediğin her desteği vermeye hazırım.

Ama...

...bensiz de zaten harika bir iş çıkaracağına eminim.

"Gitme"

Teşekkür ederim.

("Dolu Kadehi Ters Tut - Gitme" çalıyor)

"Gitme, kal"

"Ya da beni de yanına"

"Al da kalmayayım" Hoşça kal.

"Bir başıma bu diyarda"

"Sensiz olamam, yapamam"

"Beni de al yanına"

"Senin kollarında başlayan sabahlara"

"Biten gecelere doyamadım hâlâ"

"Huzur bulduğunda kıskanırmış işte hayat"

"Garip ama sen ne olur üzülme artık"

"Değilsin yalnız, bu bir veda değil"

"Mutluyum inan, anladım, bir şanstı bu"

"Aşkınla dolu bir gün bile"

"Bir ömür yeter bize"

"Gitme, kal"

"Gitme, kal"

"Sensiz olamam, yapamam"

"Beni de al yanına"

(Sessizlik)

(Gerilim müziği)

Ne oluyor be? Rüzgârından uçtuk.

Ne işi var herifin Neslihan'la?

Hay Allah'ım ya. Gelin, hepiniz gelin!

Kim bu?

Anlatırım sonra.

Tanımamıştır umarım. Hadi gel.

-(Erkek) Neslihan Hanım giremezsiniz. -Ne saçmalıyorsun? Çekil.

-Efendim, talimat böyle. -Ne talimatı? Başlatma!

(Erkek 2) Neslihan Hanım, lütfen zorluk çıkarmayın.

-Sakin. -Siz ne saçmalıyorsunuz?

Sizin karşınızda kim var?

Ben sizin patronunuzum. Çekil karşımdan!

Neslihan Hanım, alamam. Onur Bey'in talimatı böyle.

Başlarım sizin talimatınıza!

Ben sizin patronunuzum.

Eğer tek bir kelime daha edersen hepinizi kovarım buradan!

-Lütfen zorluk çıkarmayın, lütfen. -(Onur) Ben size talimat vermedim mi?

(Erkek 3) Durduramadık efendim.

Sen kimin şirketine kimi almıyorsun? Sen kimsin?

Senin artık bu şirkette hiçbir yetkin yok.

Ne demek yok? Hemen yönetim kurulunu toplayacağım.

-Sen giremezsin. -Ne saçmalıyorsun sen?

Bütün yetkilerini aldım. İmza yektin de yok, oy hakkın da yok.

-Yapamazsın! -(Onur) Yaptım bile.

Ben senin çalışanım değilim Onur.

Ayrıca babamın izni olmadan bu şirketten birini kovamazsın.

Ben şirkete çalışanları değil, sana çalışanları temizledim.

Sen de kardeşin gibi şahsına şirket kurarsan...

...bütün o yalakalarını yanına toplayabilirsin.

Bu şirketten biri gidecekse Onur, o da sensin.

-(Onur) Hadi ya? -(Neslihan) Evet.

Bunların hepsinin hesabını soracağım sana. Göreceksin.

Ben seni defalarca uyardım ama işi buraya sen getirdin.

Önce kendine hesap ver. Ben zaten buradayım Nesli.

Çocuklar, bunu şirketin ortasında yapmayın.

Sen nasıl böyle bir şeye göz yumarsın Ferdi?

Sen burada ne işe yarıyorsun?

Neslihan Hanım, babanızın tüm yetkileri Onur Bey'de. Biliyorsunuz.

Seninle hesaplaşacağız.

Hepsinin hesabını teker teker soracağım Onur Köksal.

Kahveye de beklerim.

O kahveye ben bekleyeceğim seni Onur Köksal.

(Gerilim müziği)

Şu herif kimdi?

Bilmiyorum.

Hayatım gerçekten şoktayız. Ne diyeceğimi bilmiyorum.

İnan şu anda Hamit'i sakinleştiricilerle uyutabiliyoruz.

O kadar kötü yani.

Ailenin bir kere gelmemiş olmasından şüphelenmemiz lazım.

Ama insanın aklına gelmiyor şekerim.

Gelmiyor, gerçekten gelmiyor. (Kapı zili çaldı)

Benim kapatmam lazım. Galiba Hamit uyandı.

Hadi canım bye, görüşürüz.

Neslihan ne oldu?

Neslihan sana ne oldu diye soruyorum.

Onur, çalışanlarımı işten çıkarmış. Benim şirkete girmemi yasakladı.

Beni içeri aldılar diye güvenlikleri kovdu.

-Darbe oluyor yani şirkette, anladın mı? -Yürek mi yemiş o?

Yemiş. Ceza kesiyormuş bana.

Beni uyarmış da ben kaşınmışım.

Öyle mi? Ben onu bir kaşırım.

-Yasal hakkı var mıymış bunları yapmaya? -Var.

-Çünkü babamın bütün yetkileri onda. -Dur sen, dur.

Ben konuşurum babanla. Sen hiç merak etme.

Hayır. Sen dur.

Bu benim hesaplaşmam anne. Önce ben konuşacağım onunla.

Kızım bana bak, dozunu iyi ayarla.

Hasta adam.

Baba.

Ne bu baskın yapar gibi?

Şirkette olanları duymuşsundur. Senden habersiz kuş uçmaz çünkü.

Nasıl bir canavar yarattığının farkında mısın?

Şirkete almadı beni!

Onca masum insanı işten çıkarmış, bütün yetkilerimi elimden almış!

Sen nasıl böyle bir şeye izin veriyorsun?

Bunun bize vereceği zararın farkında mısın baba?

Ailemize zarar verecek bir hamle yaparsan...

...bir daha başka türü konuşuruz demiştim hatırlıyorsan.

O haberleri ben yaptırmadım! Kaç kere söyleyeceğim?

Patronluğa oynayacaksan karşındakinin zekâsını küçümsemeyeceksin, bir.

(Hamit) Hatalarının sorumluluğunu üstleneceksin, iki.

Hani sen şirketi bırakmıştın?

Annem çok haklı. Annem çok haklı.

Onur, benim koca adayımın manyak bir katil olduğunu bulmuş olsaydı...

...madalya verirdin ona, değil mi baba?

(Neslihan) Şu an önünde ben sana hesap veriyor olurdum.

Yapmadığım bir şeyle ilgili şu an resmen cezalandırılıyorum, öyle mi?

(Neslihan) Bu evde herkes kafasının dikine gitti baba.

Sadece ben sen ne istiyorsan onu yaptım!

Ne istiyorsan o oldum. Şimdi karşılığı bu mu?

Ben ölünce kim olacaksın?

(Hamit) Korkaklığına kahramanlık süsü vermeye çalışma.

Ben meydanı bıraktım.

Kaçak güreşen de havlu atan da sensin!

Kendinle yüzleş önce.

Tamam.

Savaş diyorsun yani.

Birinin gölgesi oldun diye alkış bekleme diyorum.

Bu benim gölgem bile olsa fark etmez.

Ben...

...ben senden hiçbir zaman alkış beklemedim baba.

(Neslihan) Sadece gözünün içinde bir umut ışığı bekledim.

Ama sen kalkmış, hâlâ bana Onur doğru yapıyor diyorsun, değil mi?

-Yanlış anlamıyorum. -Bildiğini yapıyor.

En azından bir bildiği var demek bu.

Ayak oyunları yapmadan işini yapmaya çalışıyor!

Hatta bunun için yuva kurmayı bile düşünen bir tek o var.

Yalan mı?

Doğru.

Çok doğru.

Ben bu zamana kadar yanlışmışım.

(Neslihan) Çok yanlış.

Şu an çok güzel bir şey fark ettirdin bana baba.

Sağ ol.

Ne yapacaksın?

Tabii ki bildiğimi.

Güzel.

Neslihan bildiğimi yapacağım ne demek?

Kızım dur, koşturma beni şimdi. Neslihan dedim!

Kendi bildiğimi yapacağım anne. Karşı hamlemi.

Savaşsa savaş.

Kızım dur. Birlikte plan yapalım.

Bunu yanına bırakmayalım tabii ki.

Sen merak etme.

Bu ailede kimsenin yanına bırakmayacağım olanları.

Ne dedi şimdi bu?

Ah Zafer ah.

Tam ortadan kaybolacak zamanı buldun oğlum.

(Telefon çalıyor)

Evet, sizi dinliyorum.

Melis'in aslında kim olduğunu anlatacağım dediniz. Bu ne demek?

Melis kim? Yani aslında başka biri mi?

(Gerilim müziği)

Konuşmadan saymazsın herhâlde.

Estağfurullah.

500 bin lira.

(Zeynep dış ses) İki kuruş atacaklar önüne, sen de iki günde yiyeceksin.

Şimdi sen ver kararını.

Altın mı yoksa altın yumurtlayan tavuk mu?

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

Yol boyunca sesin çıkmadı.

Ne konuştuğunuzu söylemeyecek misin hâlâ?

Vedalaştık.

Yanlış anlamışsındır.

Gayet doğru anladım Merih.

Onu seçimini yaptı.

Gayet emin kararından o da. Hiç açık kapı bırakmadı bana.

Bakma bana öyle.

Ben ona özgürleşme şansını verdim.

Demek ki Bige'ye hissettikleri sandığımızdan güçlüymüş.

(Duygusal müzik)

(Zafer) Anlaşıldı, sizin anlatacak hikâyeniz yok.

Lütfen arabamdan iner misiniz?

Melis.

Yani sizin Melis diye tanıdığınız kız.

Atlarla arası çok iyidir.

Atları çok sever. İstemeden de olsa gittiği yarışlarda...

...onları çok iyi tanıdı, onlarla çok iyi ilişki kurdu.

Akıllı kızdır, iyi dinler, zekidir.

Siz zaten bunu anlamışsınızdır.

Atlarla ilgili ne öğrendiyse her şeyi babasından öğrendi.

Annesi öldü.

Buraya kadar her şey doğru.

-Yani? -Yani...

...Londra'yı falan anca rüyasında görmüştür.

Ya da dizilerde falan.

Babasıysa hâlâ hayatta.

Turp gibi maşallah. Hiçbir şeyi yok.

Yakın zamanda da ölmeye niyetli değil.

Peki siz bunları nereden biliyorsunuz?

Çünkü babası benim.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Samet) Öyle kontesler, düşesler gibi...

...İngiltere'de, Londra'da büyümedi.

Bizzat sizin bugün gelip ziyaret ettiğiniz evde büyüdü.

Asıl adı da...

...Zeynep.

(Gerilim müziği)

Bir kadın olmak insanın kendi ailesinde bile...

...nasıl bu kadar problem yaratabiliyor? Hâlâ anlamıyorum.

Bir şey soracağım, bu adam herkese karşı böyle sert değil mi?

Evet ama sen şahitsin bütün olanlara.

Adil buluyor musun bu yaptığını?

Neymiş efendim?

Aile kurmak iyi bir yönetici yapıyormuş. Hadi ya!

Sen daha kendi aileni yönetemiyorsun.

(Neslihan) Bir de kalkmış, biz niye aile kurmuyormuşuz?

Ben böyle aile kurar mıyım hiç?

Bu biraz sana bağlı.

Yani istersen ona nasıl aile kurulacağını gösterebilirsin bence.

Hatta madem kariyerine faydası var...

...o zaman ben kendimi memnuniyetle senin için feda ederim.

Hiçbir fırsatı kaçırmam diyorsun, öyle mi?

Sen hâlâ bu aileye gelmek istediğinden emin misin?

Vallahi dürüst konuşmak gerekirse Köksallarla akraba olmak...

...aslında dışarıdan göründüğü kadar cazip değilmiş.

Ama...

...senin için katlanabilirim bence.

Ben...

...bizim aramızda böyle yalan dolan, hesap kitap olsun istemiyorum Fuat.

Çıkarsız, huzur dolu bir dünya kurmak istiyorum ben.

Bana bunun için söz verebilir misin?

Elimden geleni yapacağıma söz veriyorum.

Tamam o zaman.

Görelim bakalım şu nikâhın hikmeti neymiş.

Tamam mı diyorsun?

(Gerilim müziği)

Tamam.

Tamam, sakin. Sakin.

(Gerilim müziği)

Elindeki ne baba?

Görmüyor musun kızım? Çanta.

Onu sormuyorum, içindekini soruyorum.

Sana ne? İşine bak sen! Allah Allah.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Senin sadakana kalmadık.

Tamam, olmadı.

Pes ettik. Bir cephede düştük.

Ama ne olmuş yani? Ne olmuş?

Seni sevmeyeni sen hiç sevmeyeceksin.

Ama bak mesela Zafer, o...

Merih, kıyafet mi bu?

O olmadı, bunu dene mi diyeceksin?

-Başka çıkış mı var? -Zafer de çıkış değil.

Belli ki şüphelenmiş benden. Araştırdığına göre.

Daha neler çıkacak acaba altından.

Bana bak, ya gidip Zafer'e öterse baban olacak o adam?

Acaba şu 'mafyöz' abilerden destek mi istesek?

Alp'i benzettikleri gibi bunu da bir güzel benzetseler?

Saçmalama Merih. Mafya falan yok.

Konuşmaz babam.

Her seferinde para almak varken bir kere onu kesmez.

Beni asıl Zafer korkutuyor.

Ya okul kayıtlarıma, aile kayıtlarıma kadar uzanırsa bu mevzu?

O zaman ne yapacağım?

(Mesaj geldi)

Hah, (***) an.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Hah.

Ne oldu? Paçan mı tutuştu?

Ne yaptın sen?

Baba, sakın bana düşündüğüm şeyi yaptım deme!

Neyi?

Delirtme beni baba! Delirtme!

Sen beni delirttin, tamam mı? (Bip) beni kapının önüne koydun!

Sen beni delirttin! Ama ben senin maskeni düşürdüm.

Sadakanı kendine sakla kızım. Lazım olur.

Çünkü belli, bunlar yakında seni de koyarlar kapının önüne.

Ama ben, her şeyi anlattım.

Ne? Her şeyi derken?

O Zafer arkadaşın, artık en az benim kadar iyi tanıyor seni.

Neden? Nasıl yaparsın böyle bir şeyi? Ben senin kızınım ya!

Düşmanın mıyım ben senin?

Sen daha ne kadar rezil bir adam olabilirsin?

Ben sana insan gibi geldim! Ama sen beni adam yerine koymadın!

Beni adam yerine bile koymadın!

Hiç mi sevmedin sen beni?

Hiç mi sevmedin sen beni?

(Arama meşgul tonu)

Geçmiş olsun Merih.

Savaş bitti.

(Müzik)

Çok fazla yükseltmişsiniz.

Tamam, sen bak. Ben birazdan geliyorum.

Kimsin sen ve kardeşime ne yaptın?

Zafer, kendine gelir misin artık?

Senin 30 saniyeden uzun sessiz kaldığını tarih yazmaz.

Endişeleniyorum bak. Neyin var?

Birisi hakkında çok fena yanıldığın oldu mu abla hiç?

Melis'le mi ilgili?

Konuştun, hayır mı dedi?

İnsanlar niye böyle abla?

Niye gösterdikleri gibi değiller?

Hepsi mi sahtekâr?

Yok.

Bence insanlar kendini saklayamaz.

Ne olduklarını anlatırlar.

Bağırırlar hatta. Ama biz duymayız.

-Bence kimse sahtekâr değildir. Sadece... -Nasıl değil ya?

Hırsızı var, yalancısı var, dolandırıcısı var.

Var da var bu dünyada. Bu dünyada herkes sahtekâr.

Birisi hakkında yanıldığında niye şaşırıyorsun o zaman?

Beşer şaşar diyoruz insanlara ama şaşıranları taşlıyoruz.

Bige'ye yaptıkları gibi.

İlk taşı günahsız olanınız atsın demiş, kimse çıkamamış ya.

Önce dönüp kendine bakacaksın.

Taş atmak istediğin sende ne kadar var?

Eğer birine gerçekten önem verdiysen...

...önce kendini onun yerine koy.

Sen kolay harcamayı öğrendin bir tanem.

Birini kazanmak emek ister.

(Müzik)

Ama ne güzel patladık.

Değil mi Merih?

Bayağı bayağı patladık yani.

Sana sözümü de tutamadım.

Güya ben nereye yükselirsem sen de benimle birlikte yükselecektin.

-Ya saçmalama. -Affedersin.

Saçmalama.

Of! Aman, bu ne be?

Dünyanın sonu gibi...

Ay! Bizim zehir gibi kafamız var. Yeteneğimiz var. Biz...

Yaparız bir şey ya. Biz bize yeteriz.

Hayır, nedir yani? Beni de sümük yaptın.

Nasıl yani?

Sen gitmeyecek misin?

Beni başından atıyor musun?

Hayır canım.

Yani genelde insanlar beni atar başından da.

Bak, bana arabesk yapma.

Gözyaşım kalmadı. Giderim bak.

Tamam, tamam, gitme.

Bir yere gitme sen.

Biz aynı mayına basmadık mı? Patladıysak da beraber patladık.

Doğru söylüyorsun.

(Mesaj geldi)

Merih, kim o?

Za... Zafer.

Açma sakın. Açma sakın. Saydırmıştır kesin.

Ben eve gelir diye düşünüyordum. Hayret.

(Müzik)

Ha, o yüzden gelmemiş.

Sen ölme, bana gel. Cümleten gömelim seni, diyor.

(Müzik)

Gitmeyeceksin, değil mi?

Merih.

Hadi gel, son kez beni şöyle güzel bir hazırla.

Melis'in cenazesi şöyle fiyakalı olmasın mı be?

Delirme.

Sen Plevne Kumandanı Osman Paşa değilsin.

Senin arkandan türkü yakmazlar.

Canına okurlar, gözünü oylarlar senin orada.

Ama ben kaçmayacağım.

Ben kaçmayacağım.

Çünkü ben oradakilerden daha suçlu değilim.

Tamam, kabul.

Parlak bir zafer olmamış olabilir.

En azından mağlubiyetimizi parlak yazalım.

Ne dersin?

Haklısın kız.

Bal kabağımız patlasa da biz fare değiliz.

Git, onlara kim olduğunu göster.

Onlara da nereden geldiklerini hatırlat.

Hadi, çıkıp hazırlanalım.

(Zeynep dış ses) Zeynep'in atamadığı adımları Melis attı.

Çünkü onun önüne kırmızı halılar serdiniz.

(Müzik)

(Zeynep dış ses) Evet, Melis Hanım.

Vedalaşma zamanı beklediğimden çok önce geldi.

(Duygusal müzik)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Zeynep dış ses) Zeynep olarak asla yaşayamayacaklarımı bana yaşatan...

...en zor zamanlarımda bile en azından içinde umut olan...

...inanılamayacak kadar güzel bir rüyaydın.

(Müzik)

Muhteşem.

Ben böyle bir ışık görmedim.

Seninle gelmemi istemediğine emin misin?

En azından kapıda bekleyeyim.

Yok, Merih. Sen gelme.

Ben bu yola tek başıma çıktım.

Tek başıma bitireceğim.

O masada söylenecek hiçbir şeyi sen hak etmiyorsun.

Sen de hak etmiyorsun.

O paçozlar, sana yargı dağıtacak son insanlar.

Dur, tamam. Ağlatma beni şimdi.

Bak, gücümü yeni topladım zaten.

Tamam, tamam. Bir şey demedim.

Bu gece onlar daha çok ağlamalı.

İnan bana, onlar kaybetti.

Sadece bunun farkında değiller.

Tabii.

Sana gaz vermek için söylemiyorum.

(Müzik)

Merih.

Teşekkür ederim.

Çok teşekkür ederim.

İyi ki varsın.

Ağlama, tamam.

Habersiz bırakma beni.

Sakın yine kaybolma.

Daha fazla kaybolamayız zaten. Korkma.

(Duygusal müzik)

(Müzik)

(Zeynep dış ses) Bana asla açılmayacak kapılar, sayende açıldı Melis.

Sayende göreceğime ihtimal vermediğim ufukları gördüm.

Aşamam sandığım dağları aştım.

Bir gün uyanmak zorunda kalacağımı biliyordum.

Ama anlatacağımız bir başarı hikâyesi olacağını düşünmüştüm.

Bir küçük fırsatla zirveyi görmüş Zeynep'in başarısı olacaktın.

(Müzik)

Selam.

Nasılsın?

Sen gitmemiş miydin?

Sen uyurken sevdiğin panyadan almaya gittim.

Buraya servisleri yokmuş.

Hiçbir şey yememişsin. Belki bundan yersin.

Ama biraz zorla kendini.

İlaç vaktin geliyor.

Sağ ol.

Annemle babam aradı mı?

Arayıp konuşabilirim istersen.

Gitmeni istiyorum Onur.

Efendim?

İşlerin oluyordu hani.

Vaktin olmuyordu pek.

Artık sana daha fazla vakit ayıracağım.

Niye?

Bana acıdığın için mi?

Hayır, bana ihtiyacın olduğu için Bige.

(Gülüyor)

Fedakârsın yani sen.

Ama biliyor musun?

Bu işten bir kârın yok.

Biraz bir şeyler ye. Karnını doyur.

Sonra uzun uzun konuşuruz. Tamam.

İşte tam olarak benim buna ihtiyacım yok.

-Neye? -Bana deli muamelesi yapmana.

-Ben deli değilim! -Biliyorum.

Bilmiyorsun!

Sen, benim hakkımda hiçbir şey bilmiyorsun!

Hiçbir zaman da merak etmedin!

Gözlerimin içine bir kez olsun bakıp, beni ne kadar sevdiğini söylesene Onur.

Seni sevmesem benim burada ne işim olsun Bige?

Bak.

Sen de yalan söylüyorsun.

O kadına baktığın gibi bak bana da.

Hangi kadına?

Bana salağa yatma.

Benden daha kötü bir yalancısın sen.

Bak.

Benim hayatımda senden başka kimse yok.

-Bunu biliyorsun. -Tabii.

Biliyorum çünkü Onur Köksal, bir kahramandır. Değil mi?

(Müzik)

Bunları bu hâlde konuşmak doğru değil.

Sen bir toparlan, kendine gel.

Sonra hepsini konuşuruz.

Ben uzun zamandır olmadığım kadar kendimdeyim.

Seni burada hastalığımla tutarsam eğer...

...sen gitme diye iyileşmemekten korkuyorum ben.

Şu an gözünde gördüğüm o zavallıya dönüşmekten korkuyorum.

Bana istediğim gibi bakabilecek misin Onur?

(Müzik)

Dürüst ol.

Geç hayatım.

Yavaş.

Gel, babacığım.

Hayatım, neden bu kadar ısrar ettin, anlamıyorum.

Doktor, daha izin vermemişti.

Tam olarak iyileşmedi ki baban.

Bu biraz fazla oldu bence.

Tamam, iyiyim ben. Kolay ölmem diyeceğim de...

...artık bunu en son söylediğimde gözümü hastanede açtım.

Çok iddialaşmıyorum.

İddialaşmada bir hayır olmadığını anlamış olman bence çok güzel.

Sadece sizden tek bir şey isteyeceğim.

Lütfen, bugün sorunsuz bir masa olsun burası. Olur mu?

Gerçekçi ol.

İmkânsızı iste.

İyi akşamlar.

Hoş geldin ablacığım.

Teşekkür ederim geldiğin için. Lütfen.

Umarım yine bir oyun peşinde değilsindir Zafer.

Gerçekten hayati bir meseledir.

Hayati abla.

Gerçekten hayati benim için.

-Nedir bu gizem, ne oluyor? -Birazcık sabır babacığım.

Hatta bir şeyler yiyin, atıştırın. Şekeriniz dengelensin.

(Hamit) Ben iddiayı bıraktım ama belli ki siz beni öldürmeye ant içmişsiniz.

Ferdi, ambulans kapıda hazır olsun.

-Peki. -Dur ya Ferdi, yok.

Yapma öyle bir şey. Baba.

Sana söz veriyorum, bu masada bugün kriz geçirecek en son kişi sen olacaksın.

Hadi bakalım.

Onur'u da mı bekleyeceğiz?

Melis'i de bekleyeceğiz.

Melis mi?

Niye her yerden bu Melis çıkıyor?

Bugün konu onunla ilgili abla.

Sizin şu 'app' işiyle mi ilgili?

Hani sen artık o işle ilgilenmiyordun?

Yahu siz ne sabırsız bir topluluksunuz?

Lütfen, birazcık sabredin, bekleyin.

Neyi bekliyoruz?

Melis'i.

Bir tahminim olabilirdi ama mekândaki son hâlin aklımı karıştırdı.

Benim de aklım karışık.

Bekleyip göreceğiz.

Ne konuşuyorsunuz orada öyle fısır fısır?

Ay, anne...

Hiç. Her zamanki hâlimiz.

(Müzik)

Bak.

Söz veremiyorsun işte.

Belki de bizim birbirimiz için yapabileceğimiz...

...en güzel şey özgür bırakmak.

Seni yalnız bırakmak istemiyorum.

Ama benim yalnız kalmaya ihtiyacım var.

Özür dilerim, Bige.

Her şey için özür dilerim.

Bazen sadece olmaz Onur.

Bizimki de öyle bir şey.

Ben, gözlerinde kendimi görmek istemiştim.

Ama bunun için daha fazla yıpranamam.

(Geçiş sesi)

(Hareketli müzik)

(Zeynep dış ses) Başaramadım. Özür dilerim.

Ama hezimet sayılmana asla izin vermem Melis.

Hiç kimse senin varlığında payı yokmuşçasına...

...ellerini yıkayıp, seni yargılayamaz.

Bu kürkü durduk yere giymedim.

Çıkarmanın utancını tek başıma taşımayacağım.

En azından benim hesabını kendime verebildiğim hatalarım var.

Başım dik oturamadığım bu kurtlar sofrasından...

...başım dik kalkacak kadar benim de size anlatacaklarım var.

(Kapı çaldı)

Bekle, bekle, nereye kadar Zeferciğim?

Gerçekten çok sıkıldım.

Ya bir ipucu ver. Ya da artık yemeğe başlayalım lütfen. Yeter.

Dur anne, ne olur ya.

(Yaklaşan ayak sesi)

Hah, çok şükür. Melis Hanım da geldi. Hadi bakalım.

(Müzik)

İyi akşamlar.

-Hoş geldin, Melisciğim. -Hoş bulduk.

Çok beklettiysem kusura bakmayın lütfen.

Geldin.

Davete icabet etmek gerekmez mi?

Sen bilirsin. Bu deli oğlan ne açıklayacak Melis kızım?

-Aslında... -Bilmiyor.

(Müzik)

Bu masadaki kimse bilmiyor.

Bilse de sürprizi ben yapacağım.

Haklı.

O kadar hazırlık yapılmış.

Kimsenin elinden zevkini almamak lazım.

Değil mi?

Sizleri de iyi gördüğüme çok sevindim Hamit Bey.

Umarım ilaçlarınızı almışsınızdır.

Masanın sürprizlerinden Allah sizi korusun diyorsun yani.

Evet, Melis de geldi.

Hadi bakalım, başlayalım.

Bir dakika daha.

Zaferciğim, ben çok kalmayacağım.

Eğer ağır topu bekleyeceğim diyorsan da sen karar ver.

Ben abim için kaydederim. Hadi, başla.

(Zafer) Peki, peki.

Peki madem. Hepinizi beklettiğim için çok özür dilerim.

Ama bir arada olmanız çok önemliydi benim için.

Şimdi içinizden diyeceksiniz. Zafer...

...yine ne yumurtlayacak acaba? Ne yapacak? Aklında bir şey mi var?

Biliyorum. Çünkü hepinizin üzerinde bir etiketim var.

Baba.

Sana göre iflah olmayan bir haylazım.

Sultanım.

Sana göre yakışıklı, geleceğin parlayan yıldızı.

Potansiyelini henüz gerçekleştirememiş ama...

...umut vadeden bir serseriyim.

Fıstıklar.

Senin başının tatlı belası.

Seninse kankanım.

Onur içinse büyümeyen bir çocuğum.

Ben, hepsiyim.

Hiçbiriyim.

Gerçekte ben kimim?

Bence hiçbirimizin bir fikri yok.

Her gün bu masada oturuyoruz.

Ama gerçeğimiz ne, bilmiyoruz.

Yani? Nereye varmaya çalışıyorsun Zaferciğim?

Kestirmeden gel oğlum.

Anlaşıldı.

Bende felsefe pek durmadı.

Melis.

(Gerilim müziği)

Seninle birlikte gerçeğimizi bulalım mı?

(Zafer) Hı?

Bana, seni daha yakından tanıma, sevme fırsatı verir misin?

(Müzik)

Benimle evlenir misin?

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Özür dilerim.

Niye kaçtı?

Akıllı kız bence.

(Zafer) Bekler misin?

Melis.

Melis, lütfen konuşalım. Bekle iki dakika.

-Melis. -Zeynep, ben.

Zeynep!

Ne yapıyorsun sen?

Ne yapıyorsun? Eğleniyor musun benimle?

Bu nasıl bir manyaklık?

Ne yapıyor bu? Azarlıyor mu benim oğlumu?

Oğlunun hakkından geldi mi? Geldi.

Bırak, ne yaparsa yapsın.

(Hamit) Ederse bu kız adam eder senin oğlunu.

Beni araştırıyorsun, babama dünya kadar para veriyorsun.

Ve gelip bana evlenme teklifi mi ediyorsun?

Ya bu nasıl bir manyaklık?

Ben, seni nasıl etkileyeceğimi bulmaya çalışıyordum sadece.

Ve gördüğün şeye çarpıldın.

Ben böyle on numara yalancıyı bir daha nerede bulurum mu dedin, öyle mi?

Evet! Böyle cesurunu, mertini, bir daha bulamam.

Bugün yemek düzenledim.

Çünkü hakkında yanılıyor muyum, yanılmıyor muyum anlamam lazımdı.

Ve?

Yanılsaydım, bugün gelip bana meydan okumazdın.

Çok düşündüm.

Sendeki fark ne? Beni, sana çeken şey ne?

Aileni görünce anladım.

Ben, senin içindeki o öfkeli Zeynep'i tanımışım.

O asi kızı.

Anlamıyorum.

-Kızmadın mı yani? -Kızdım.

Başta kızdım.

Sonra yaptıklarını düşününce zekâna şapka çıkarmam gerektiğine karar verdim.

Sen, öyle bir masadan kalktın...

...bizim masamıza oturdun.

Ve Harika ve Hamit Köksal gibi kurtları tavlayarak.

Onur gibi bir snobu ikna ederek.

Beni çarparak.

Sen ne yaptığının farkında mısın?

Ben sadece hayatta kendime bir fırsat yaratmak istedim.

Biliyorum, biliyorum.

Gerçekten, görüyorum da.

Ben, Melis'ten çok hoşlanıyordum.

Ama sen bugün dimdik girdin ya içeri.

Ben orada Zeynep'e âşık oldum.

Bu arada düşündüğünden çok daha fazla ortak yönümüz var.

-Ne gibi? -Babalarımız gibi.

Farklı kulvarlarda olsalar da...

...çocuklarına körlükte yarışırlar.

Ve atlara düşkündürler.

Sen ciddisin.

Çok.

Ailen seni tümden aforoz etsin istiyorsun herhâlde.

Bilmelerine gerek yok. Aynen devam edeceğiz.

Benim bu ailede var olabilmem için...

...senden daha iyi bir partner düşünemiyorum ben.

Biz seninle çok güzel bir çift olacağız.

Seninle birlikte yukarı tırmanacağız.

Seni, kendime âşık edeceğime söz veriyorum.

Ne konuştular bu kadar? Ben anlamıyorum.

Beni de merak ettirdiniz.

(Duygusal müzik)

Lütfen evet de.

Ne oluyor?

Zafer, Melis'e evlenme teklifi ediyor.

(Gerilim müziği)

Gerçekten mi?

-Aa! -Kabul etti!

-Kabul etti! -Kabul etti.

(Gerilim müziği)

Hayatımda ilk kez...

...birisi, bütün hatalarıma rağmen elimden tutmak istiyor.

Bu benim için ne demek, biliyor musun Zafer?

Evet.

-Evet, seninle evlenirim. -Allah!

(Gerilim müziği)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Gülay Yılmaz - Ece Naz Batmaz...

...Eylül Yılmaz - Gökberk Yılmaz

Editör: Ela Korgan

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.