All language subtitles for Decision.to.Leave.2022.2160p.MUBi.WEB-DL

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bugünlerde cinayet vakalarında bir azalma var.

Havalar güzelleşti diye mi acaba?

Şu Jilgok dosyası...

O iki adamdan birini yakalamam lazım...

Ama Şube Müdürü'yle Birinci Ekip oralı olmuyor.

Ne olacak peki?

Onları yakalamamız lazım.

- Biz mi? - Evet.

Sen ve ben.

G-goo tek başına gelip

ön ödemeli kartın iadesini mi istedi?

Evet. Normalde bunu yapmıyoruz.

Ama patronuma soracağımı söyledim, sonra da size mesaj attım.

İyi yapmışsın.

Bana fotoğrafı çok önce göstermiştiniz

ama onu şıp diye tanıdım.

Geri geleceğini söyledi mi?

OPPA İNTERNET KAFE

Hafta sonu beni ekip eve gitmek güzel oluyor mu?

Bu nasıl "sen ve ben" oluyor, söyler misin?

Ben de evli olsaydım...

- Yine mi için geçti? - Susma, devam et.

Biraz daha konuş.

Bu yüzden geceleri uyumalısın işte. Çok tehlikeli!

Sürekli nöbet tutuyorsun, bu yüzden uyuyamıyorsun.

Nöbet yüzünden uyuyamıyor değilim.

Uyuyamadığım için nöbet tutuyorum.

G-goo ve San-O'yu yakalaman gerekirdi o zaman.

GENÇ OPERATÖR

Hafta sonları yurtta çok çocuk kalıyor mu?

Matematik Olimpiyatları ile meşgul.

Kendi halinde bir ortaokul öğrencisi…

Bilim diye deliriyor, aynı ben. Onu çok iyi anlıyorum.

Suşi alsan yeter aslında, hep söylüyorum.

Beklemiş suşi yemekten hoşlanmıyorum.

Hiç değilse evdeyken güzel yemekler yapayım sana.

Seni Ipo'ya nakletseler bundan her gün yiyebilirim aslında.

Sana yanımda çalışan June'dan bahsetmiştim ya hani?

Gözümün içine bakıyor ama beni çok kıskanıyor demiştim.

Dedi ki,

"Hafta sonu görüşülen on evliliğin altısı boşanmayla sonuçlanıyormuş, haberin olsun."

Sen ne dedin?

"Sekssiz evliliklerin %55'i boşanmayla sonuçlanıyormuş, haberin olsun."

Oradaki ipe tırmandıktan sonra,

kaymış ve çarpa çarpa aşağı inmiş olmalı.

Yukarıdan,

şuraya,

sonra şuraya,

sonra buraya.

Pahalı kulaklıklar…

Saat 10.02, pazartesi.

Yukarı çıkalım bence.

Helikopter geliyor o zaman, değil mi?

Arka taraftan yürüyebilirdik, neden böyle yapıyoruz ki?

Ölen adam bu yolu izledi çünkü. Biz de polisiz!

O zaman biz de onun gibi çarpa çarpa aşağıya mı ineceğiz?

İnsan neden böyle bir tırmanış yapmaya gerek duyar ki?

Bunun yasadışı olması gerekmiyor mu?

Anam anam!

Teşekkürler.

Kimlik Kartı Ki Do-soo

Ki Do-soo, yaş 60. Eşyalarında adının ve soyadının baş harfleri var.

Sahiplenme arzusuna mı delalet?

Viski içiyor.

Kenara çok yaklaşma!

Göçmenlik bürosunda çalışıyormuş,

emekli olunca yarı zamanlı mülakat görevlisi olarak devam etmiş.

Telefon açık!

Kızı ne güzelmiş.

Bu şekilde açabileceğini mi sanıyorsun?

Babanız burada.

Ben Ki Do-soo'nun karısıyım. Adım Song Seo-rae.

Çinliyim, Korecem kötü.

Neye uğradığınızı şaşırmışsınızdır.

Dağdan geri gelmeyince endişelenirim.

Sonunda ölebileceğini düşünüyorum.

Sonunda...

Koreceniz benimkinden iyi.

Telefonun şifresini bilmek isterdim.

Kocasının ölümüyle sarsılmışa benzemiyor. Hayret verici gerçekten.

Tanığın olmadığı meçhul ölümlerde

otopsinin standart prosedür olduğunu söyle ona.

Basit ifadeler kullan.

Aynı durumda karım şok olur muydu acaba?

"Biliyordum" derdi.

"Bu yüzden bir polisle evlenmek istememiştim."

Biri etrafta kimse yokken meçhul bir sebepten ölürse

incelemek için gövdeyi açmak standart uygulamadır.

Yok... Bu uygulamayı yaparız.

Yeterince basit oldu mu?

Daha da basit olsun.

Ona durumu bildirmesini, kırık kaburganın gülünecek bir şey olmadığını söyledim

ama yine güldü.

Adam ince eleyip sık dokumuş.

Dışarıdan görünmeyecek yerlerine vurmuş hep.

Fareyi versene.

Dağda bulduğunuzda nasıldı?

Kelimelerle mi anlatayım, fotoğraflarla mı?

Kelimelerle.

Peki.

Fotoğraflarla.

Onu bulduğumuzda gözleri açıktı. Dayanabilecek misiniz?

Ölüm nedeni, kafa derisindeki yırtık.

Kafatası kırılmış, bu yüzden ölmüş.

Yağmur alıp götürmüş gerçi ama çok kan kaybetmiş olmalı.

Arzu ettiği şekilde yok oldu.

"Yok oldu" doğru kelime mi?

Güldü, gördün mü?

Çok düzgün bir adamdı.

Gidecek hiçbir yerim yok artık.

Bırak öleyim.

Ne kadar kalpsizsin.

O kadar mı kötüyüm?

O kadar mı kötüyüm?

- İyi gidiyoruz, değil mi? - Evet.

Bu 16 yıl, sekiz ay boyunca keyfimiz yerindeydi.

Sayıyor musun bir de? Bilim delisi olunca normal tabii.

Seksin tansiyona ve kalp hastalığına iyi geldiğini söylüyorlar.

Yeni bir araştırma, bilişsel yetiler açısından da iyi olduğunu söylüyor.

Vay be, olağanüstü.

Bunu her hafta yapmalıyız.

Birbirimizden nefret ettiğimizde bile.

- Kalpsiz kadın. - Kalpsiz kadın.

Az önce aklın neredeydi, biliyorum.

Jilgok dosyasında mı?

Hayır.

Genç bir Çinli kadın dağda öldü.

Eski kocası için üzüldüm de.

Seo-rae haftanın her günü farklı bir yaşlıya gidiyor.

"Torun Sevgisi" Bakım Hizmetleri. Pazartesi mi demiştiniz?

Hastalarımız kendilerini her daim iyi ifade edemediğinden

sabah saat 9'da onları ararız.

Gelin şöyle.

Bakıcının gelip gelmediğini kontrol ederiz.

Song Seo-rae…

Pazartesi günleri Hae-dong hanıma gidiyor.

Onu o gün aramıştık.

Pardon ama hastalar kendilerini ifade edemiyorsa telefona nasıl cevap veriyor?

Bakıcı cevap veriyor ayol!

Bayan Song'un işteki performansı nasıl?

Yaşlı teyzelerimizin hepsi onun hakkında şöyle diyor:

"Bakıcım mı yoksa torunum mu, belli değil."

Aynı zamanda hemşire olduğu için iğne yapmakta da üstüne yok.

Şirketimizin göz bebeği.

Ürkütücü bir kadın.

Yüzüğünü çıkarmıştı bile.

Keder bazılarını azgın bir dalga gibi sararken

bazılarının içinde sudaki mürekkep gibi yavaş yavaş yayılır.

Şiir kitabın çıkınca haber et de alayım.

Hayatın acımasızlığından bihabersin.

Güzel karınla geçirdiğin hafta sonları çok acıdır, eminim.

Günde 12 saati kaçak giriş yapanlarla geçirmek öyle yorucu ki...

Neyse ki kayalara tırmanacağımı düşünüyorum da içim kıpır kıpır ediyor!

Ki Do-soo'nun tırnaklarının altında başka birinin DNA'sını bulmuşlar.

Karısından ağızdan epitel hücre örneği alınması lazım.

"Oral epitel hücre örneği" mi?

Bu nasıl basit söylenir?

Düşünmek bile midemin epitel hücrelerinin ağrımasına neden oldu.

Git yemeğini ye hadi.

Çok pahalı bir şey olmasın.

Ki Do-soo'nun tırnaklarının altından başka birinin DNA'sı çıktı.

Merkeze gelip bize DNA'nızı vermeniz gerekiyor.

Gelemem.

- Neden? - Çalışıyorum.

Kocanız öldü, hemen işe mi döndünüz?

Yaşayan ihtiyarlar ölü kocalardan önce gelir.

Anlıyorum.

Benim uzmanlık alanım gizli takip ama.

Seni büyükannen büyüttü, bu yüzden senin yapman lazım.

Geçtiğimiz pazartesi Song Seo-rae evden kaçta ayrıldı?

Siri, bana bir şarkı çal.

Chung Hoon-hee'den "Pus".

Ne güzel şarkı, değil mi?

Seo-rae buradayken benim için çalmıştı.

Yapayalnız

Yürüyorum

Puslu Caddelerde

O gördüğüm senin silüetin mi?

Gelebileceğinizi düşünmemiştim. Teşekkürler.

Seo-rae'yi neden bu kadar seviyorsun? Güzel olduğu için mi?

Elmayı soyarken ziyan etmiyor.

Cumadan beklemeye başlıyorum, bir an evvel pazartesi gelsin diye.

Bazen pazartesi hakikaten daha hızlı geliyor.

Siri, bana bir şarkı çal. Chung Hoon-hee'den "Pus".

Ne güzel şarkı, değil mi? Seo-rae buradayken benim için çalmıştı.

Kavga etmiştik.

Dağa gidelim dedi. Ben de dağdan nefret ettiğimi söyledim.

Dağdan nefret ettiği için karısını mı tırnakladı?

Kadın memur çağırayım.

Sorun değil.

Fotoğraf çekmemiz lazım.

Sorun değil.

Sorun değil.

Böyle yaptım.

Korece anlamıyordu.

Kendinize zarar verdikten sonra anladı mı?

Sonunda.

Kendinize zarar verdiğinizde ne dedi?

Kalpsiz kadın.

Do-soo beni durdurmak için böyle yaptı...

Yani DNA'nız bu yüzden mi kocanızın tırnaklarının altında?

Dağdan bu kadar mı nefret ediyorsunuz?

Konfüçyüs der ki

bilge insanlar suyu sever, hayırseverler dağları sever.

Ben hayırsever değilim, denizi severim.

Ben de.

Nasıl?

Acil servise gittiğiniz tarihler bunlar mı?

Dağa gitmediğiniz için size o zaman vurmuştu, değil mi?

Benim hikâyemi dinleyip ağlayan yalnız Koreli oydu.

Nasıl Koreli?

Yalnız Koreli...

Affedersiniz, gülmemeliydim.

Ama çok emin söylediniz.

Korece beni zorladığında gülerim.

Akşam yemeği söyleyeceğim.

Her şey yolunda mı?

Sağ ol. Sen yedin mi?

Hayır.

Hayırdır, bu suşiler 1. sınıf sunum kaplarında gelmiş?

Parası ödendi mi?

Olaya bak!

Beni takip edin.

Geri geleceğiz.

Su geçirmez.

"Su geçirmez", yani ıslanırsa su girmez.

Bakıcılar birçok su geçirmez malzeme kullanır.

18.50'de sorgu odasına dönmüş olalım.

Kadınlar tuvaleti şu tarafta, sağda.

17 Ağustos 2015'te,

Sahil Güvenlik, Pyeongtaek Limanı'nda bir kargo gemisinde saklanmış

bir grup Çinli vatandaş yakalamış.

37 kişi sınır dışı edilirken Kore'de bir tek siz kalmışsınız.

Çünkü ben onlardan farklıyım.

Dedem

Mançurya'daki Kore Kurtuluş Ordusu'ndan Gye Bong-seok.

Ne?

Nasıl?

Do-soo sayesinde,

Ulusal Vakıf'tan Liyakat Nişanı aldı.

"Bağımsızlık için Savaşanların Torunlarına Vatandaşlık Verilmesi"

Ben.

On dakikaya oradayım.

G-goo, Oppa İnternet Kafe'ye gitmiş.

Bayan Song'u eve gönder, Gye Bong-seok ve nişanını kontrol et.

Tamamdır!

OPPA İNTERNET KAFE

Kullanmasam da içim rahat ediyor.

G-goo!

Gye Bong-seok, 1930'ların ortalarında Japon sömürgecilerle savaşmış.

KLO'nun 3. bölüğünün komutanı olarak,

kendisine "Mançurya Leoparı" lakabını kazandıran

200 operasyon yönetmiş.

Japon İmparatorluk Ordusu Yanbian'dan geri çekilince

Gye, komutan Hara Renya'yı devirmiş ve boynunun bir kısmını ısırıp kopartmış.

G-goo!

Of, öldüm!

Bırak!

Bıçağı bırak!

Bırak!

Bırak dedim!

Sence neden bu kadar karanlık?

Ne yapıyorsun?

Ayağa kalk!

Neden böyle düştün?

Dışarı.

Sen değildin, değil mi?

Dövüşmenden belli, sen kimseyi öldüremezsin.

Beom'u San-O mu öldürdü?

San-O'yu yakalayamayacaksınız.

Neden?

Çocuk hapishanesinde çok güzel günler geçirmiş de ondan.

Hapse girmektense kendini de vurur, sizi de vurur.

İntihara meyilli bir tip.

Benimle çalışacaksan işkence yok demedim mi?

Bir polisi memurunu yaraladı!

Ona vurayım derken ben sakatladım!

Koşamayacak kadar çaptan düştüysen o silahı neden taşıyorsun?

Sen konuşmayacaksın ayrıca, onları konuşturacaksın!

Onları biraz fazla dinlemiyor musun?

Song Seo-rae mesela.

Onun için çoktan arama emri çıkarmalıydık.

Mee-jee, ki kendisi gerçek bir polis, kamera kayıtlarını kontrol etti.

Seo-rae o kadının dairesine girip çıkarken görüntülendi.

Suç anında başka yerdeymiş yani.

Mee-jee, San-O'nun bir sürü kadını var demiştin, değil mi? ?

Bir liste yap. Ne zaman görüşmüşler falan...

Mevcut adreslerine ulaş.

Böyle güzel bir kadın neden Kore'den yaşlı bir adamla evlensin?

Genç, güzel ve yabancı olması onu cinayet zanlısı mı yapıyor?

Güzel olduğunu kabul ediyorsun yani? Ters ayrımcılık.

Kadın ve yabancı olmasa, dümdüz bir Koreli erkek olsaydı?

Onu takip etmeyecek miydin?

Durup gözetlemek hobin değil mi?

Gözetlemek ve nutuk çekmek.

Dondurmayı öylece bırakmış,

televizyon açıkken rahatsız bir şekilde uyuyor.

Günaydın.

Günaydın!

Bu hoş selamı neye borçluyuz? Bizi şaşırtmak mı maksadın?

Hiç uyumadığım kadar iyi uyudum.

Yine karga mı getirdin? Seni beslediğim için teşekkür mü ediyorsun?

Buna gerek yok. İlla bir hediye vereceksen

bana o kibar dedektifin kafasını getir.

Bunu istiyorum.

Akşam yemeği niyetine yine dondurma.

Yemekten sonra sigara içme.

Sonunda ağlıyor.

Günay…

Ne var?

Günaydın âmirim.

Guso Dağı dosyasıyla mı uğraşıyorsun hâlâ?

Mevzuyu toparla artık da daha önemli bir şeye geç,

Jilgok dosyasına mesela!

Katır inadı var resmen.

Guso Dağı dosyasını kapatıyor musun?

- Bu Çince belge ne? - Soruşturma daha bitmedi.

Ama cinayet beklemek için bir sebep yok. ? ?

Jilgok katilini bir an evvel yakalamak istiyorum.

Song Seo-rae cinayet şüphelisi.

Çin'e geri dönerse müebbet alır.

Tercüme ettirip size de gönderdim hatta.

San-O'nun kaç kız arkadaşıyla görüştün?

İki gün içinde hepsiyle görüşüp bir rapor yaz.

Öf ya!

Hey!

Şuna bak, öz annesini öldürmüş!

Soğukta ne yaptın öyle?

Puslu denizi ne kadar sevdiğimi düşünüyordum.

Busan'da deniz var, Ipo'da deniz var...

Ben bir deniz adamıyım!

Deniz adamıymış, bırak. Seul'un göbeğinde doğdun.

Canım sigara çekti.

Çok geç olmadan bu pis düşünceyi yok et!

Çançiçeği kökü alacağım. Onu çiğnersen bırakman kolaylaşır.

Merhaba June, benim. Çançiçeği kökü var mı sende?

Kocamın canı sigara istiyor da...

Bırakmanın ne kadar zor olduğunu unuttu herhalde.

SONG SEO-RAE

…söyler misiniz?

…söyleyin.

Bana ne düşündüğünüzü söyleyin.

Evime gelin.

Dalga mı geçiyorsun?

Polisi kapınıza çağırabileceğinizi mi sanıyorsunuz?

Buraya sık sık gelmiyor musunuz zaten?

Demek annenizi öldürdünüz.

Homi Dağı

dedenin Kore'de doğduğu şehirde.

O dağ onun.

Oraya, dağına git.

Önce beni öldür ama.

Anne,

seninle profesyonel bir şekilde ilgilenmek için hemşire oldum ben.

Şimdi bir hemşire olarak

profesyonel bir şekilde seni öldürmemi mi istiyorsun benden?

Ben de onun istediğini yaptım.

Dört kapsül fentanil yetti de arttı bile.

Bir dört de kendime ayırdım.

Fentaniller nerede?

Merak ediyorsanız açın.

Do-soo intihar etti.

…vatandaşlık almak için

...yasadışı yabancılardan rüşvet aldı.

Cevap vermezsen polisi arayacağım.

Pekâlâ.

Ki Do-soo

20 yıl boyunca insanların yüzüne boş bir ifadeyle bakan

ve pasaportlarını damgalayan bir adamdı.

Tek bir arkadaşı yoktu.

Neden öyle biriyle evlenip...

Yazın sıcağında on günü denizde, bir balık deposunda geçirdim.

Yüzüm bir deri bir kemik kaldı, her yerime dışkı bulaştı.

Deli gibi bir ileri bir geri sallanıp duruyordum.

O beni gördü, kokladı,

beni dinledi.

Karınız geceleri kimin evini dikizlediğinizi biliyor mu?

"Bu sahte yolsuzluk suçlamasıyla yaşayamam.

Ne pahasına olursa olsun masumiyetimi kanıtlayacağım

ve şerefimi kurtaracağım."

İntihar notu gibi duruyor, bu yüzden polise haber vereyim dedim

ama eski müdürümü böyle ifşa etmek…

- Anladım. - Çok üzgünüm!

İntihar mı? Emin misin?

İntihar notu bırakmış!

Sen de diğer polisler kadar kötüsün!

Hadi ama, o bizim en genç müfettişimiz.

O da diğerleri kadar kötüyse dans edeyim bari.

Annesini öldürmüş olması kocasını öldürdüğünün kanıtı değil.

Ama sen kendin söylemiştin.

Öldürmek sigara içmek gibidir.

Sadece ilk seferi zordur.

Efendim?

Kusura bakmayın.

Soo-wan.

Soo-wan! Gidiyoruz.

Hadisene şapşal!

- Ah, merhaba! - Kalk.

Ne oldu ya?

- Hadi gidelim. - Ne?

Müfettişimiz kolay lokma gibi görünse de yaman biridir.

- Bir dahakine sizi yakalayıp... - Yürü hadi.

Bu yüzden bir sonraki kocanızı öldürürken dikkatli olun.

- Çantan. - Boş ver, yürü sen!

Yeterince basit anlatabildim mi?

Busan'a onca yolu sana duyduğum saygıdan geldim.

Yapma.

- Bir şey soracağım. - Sorma.

Neden ona suşi ısmarladın?

Kapa çeneni!

Bir saniye...

Dosya kapandı.

Artık şüpheli değilsiniz.

Mutlu musunuz?

Neden mutlu olayım?

Yani evet, mutluyum.

Neden?

Eh, biz artık...

Biz?

Akşam yemeği yediniz mi?

Yedim.

Dondurma mı?

Bu, pişirebildiğim "yalnız" Çin yemeği.

Uykusuzluk yüzünden geceleri oyalanmam gerekiyor.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN ÇİNCE

"Uykusuzluk", uyuyamadığınız anlamına geliyor.

Çözümlenmemiş vakalar. Onları ne zaman indiririm, bilemiyorum.

"Çözümlenmemiş", suçluyu yakalayamadığımız anlamına geliyor.

Çözümlenmemiş…

Karıncalar insan yer mi?

Ah, o mu...

İlk, kelebekler ortaya çıkar.

Gece olsun gündüz olsun fark etmez, on dakikada gelirler.

Kan ve dışkıyla beslenirler, herhangi bir yara veya deliğe yumurta bırakırlar.

Kurtçuklar yumurtadan çıkınca karıncalar onları yemeye gelir.

Ondan sonra böcekler ve yaban arıları gelir.

Hep birlikte bir ziyafet çekerler.

Bu, Çin yemeği mi?

Ama tadı güzel.

Bu yüzden uyuyamıyorsunuz.

Çünkü bu kanlı fotoğraflar çılgın gibi bağırıyor.

Şu Beom denen adam, ölümünden bir ay sonra bir dağda bulundu.

Kafasını kıran balta yanındaydı.

San-O. Katilin o olduğuna eminiz ama bir türlü bulamıyoruz.

Vakit buldukça ona bakıyorum.

Eski kız arkadaşlarıyla görüştüm,

yakınlaştığımızı hissediyorum.

Hapse mi girmiş?

Evet, bir aylığına.

Kız arkadaşının biriyle görüştüğünü sanmış, bu yüzden adamı dövmüş.

Ölümden çok hapisten mi korkuyor yani?

Hapse gireceğini bilerek adamı dövmüş.

O kadını ölümden daha çok seviyormuş o halde.

Oh Ga-in?

Yukarı çıktı.

Koş!

Hey!

Silindiri açtım!

Oh Ga-in uzakta oturuyor.

Gyeonggi'de güzellik salonu işletiyor.

Sonra evleniyor.

Kore'de, sevdiğin biri başkasıyla evlenirse

aşk sona erer mi?

Hey! San-O!

Beom'u para için öldürmedin, değil mi?

Her şeyi biliyorum.

Hapiste geçirdiğin o ay, Beom Ga-in'e yaklaşmaya çalıştı, değil mi?

Benim de hoşlandığım bir kadın var, biliyor musun?

Ama kocası onu dövüyor.

O piçi öldürmeyi o kadar istiyorum ki anlatamam!

Kadınlar neden böyle beş para etmezlere gidiyor?

- Gerçi ben de beş para etmezim. - Ben de anlamıyorum!

Beş para etmez falan da değilsin.

Ga-in'i gerçekten seviyorsun, değil mi?

Onun için her şeyden vazgeçtin yahu!

Ve…

Ga-in'e söyle…

"Senin yüzünden cehennemi yaşadım.

Ama sensiz hayat da bomboş olurdu."

Ona söyle bunu.

San-O, yapma!

Boş ver, gerek kalmadı.

İyi misin?

Böyle bir olaydan sonra nasıl araba sürmeni beklerler?

- Busan'a geleyim mi? - Hayır, gerek yok.

- Yine de, bunalımdayken... - Bunalımda değilim.

Öyle mi?

- Tuvalete gitmem lazım. - Peki.

Hoşça kal.

İki yıl süren arayışın ardından kadını buldu, kocasını öldürdü,

sonra da onunla yaşamaya başladı.

Kim o?

Canım?

Sana söyledim, ne gerek…

Neden geldiniz?

Sizi uyutmak için.

Ben sizin o ninelerinize benzemem.

Kollarıma masaj da yapacak mısınız?

Ne yapıyorsunuz?

Çözdüğünüz vakaları indirecektiniz.

Kocamı da yakacağım.

Bu çok karanlık çıkmış.

Yine de güzel.

Benim ne olduğumu söylemiştiniz?

Çince söyleyin.

Güzel.

Siluetiniz.

O zaman o kalsın.

Bu da.

Bu da.

Bu da.

Böyle daha iyi.

Mışıl mışıl uyuyacak mısınız artık?

Emin değilim.

Bir yöntemim var.

Ne yöntemi?

ABD Donanması buldu, ben geliştirdim.

Kore Donanmasında görev yaptım.

ABD Donanması ne geliştirmiş ki?

Gözlerinizi kapatın.

Kediden neden kafamı istediniz?

- Kafanızı mı? - Onunla ne yapacaksınız?

Kalp dedim, kafa değil.

Başlıyoruz.

Nefesimi dinleyin.

Kendi nefesinizle benimkini eşleyin.

Şimdi denize girin.

Derinlere inin.

Siz bir denizanasısınız.

Ne gözünüz var ne burnunuz.

Düşünceniz de yok.

Sevinç yok,

keder yok.

Hiçbir duygu hissetmiyorsunuz.

Suyu kendinizden uzaklaştırırken

bugün olan her şeyi bana doğru itiyorsunuz.

Koreli kadınların elleri yumuşacık oluyor, değil mi?

Bakıcılar eldiven takmıyor mu?

Elleriniz nasır bağlamış.

Dedektifimin bu kadar ağırbaşlı olmasını

başından beri sevdim.

Bir polise göre ağırbaşlı mı demek istiyorsunuz?

Bir Koreliye göre mi yoksa?

Bir erkeğe göre?

Modern bir insana göre.

Siz hangi çağdan geliyorsunuz peki?

Tang Hanedanlığı zamanından mı?

Ben sizde neyi seviyorum peki, onu neden sormuyorsunuz?

Sürekli bunu düşünmekten mi korktunuz?

Daha en başında aynı türde insanlar olduğumuzu anladım.

Bilhassa da kocanızın fotoğrafına bakacağınızı söylediğinizde.

"Kelimeler"i seçmediğinizde.

Ben de her zaman olaylara doğrudan bakmaya çalışırım.

Suç mahallindeki cesetlerin yarısının gözleri açıktır.

Onlara, gördükleri son şey olan katili yakalayacağımın sözünü veririm.

En çok kan revan haldeki suç mahalleri korkutur beni.

O kokuya dayanamam.

Bu yüzden mi yanınızda güzel kokulu el kremi taşıyorsunuz?

Başka neler taşıyorsunuz?

Siz nelerden korkarsınız Seo-rae? Hemşire olduğunuza göre cevap "kan" olamaz.

Yüksek yerlerden.

Bir sürü cep...

Ceketimde on iki, pantolonumda altı tane var.

Terziye özel diktirttim.

Bir davasını çözmüştüm, bana indirim yapıyor.

Aradıklarında hemen gidiyorum, bu yüzden izin günlerinde bile bunları giyiyorum.

İnsanlar hafta sonları da öldürmeye devam ediyor çünkü.

Takım elbise aynı değil ama, bundan birkaç tane var. Ben...

…titizimdir.

Bir kitabın yanında açtığı not defterine saatlerdir yazıyor.

Deşifre mi yapıyor?

Telefonundan bir şeylere bakıyor.

Yoksa sözlükle çeviri mi yapıyor?

Yine dizi izliyor.

İzlerken kendi kendine konuşuyor.

Konuşmasını bu kadar standart yapan dönem dizileri mi?

Akşam yemeği niyetine dondurma.

Yemekten sonra sigara içme.

Ağlıyor… sonunda.

Siktir.

Küfrettiğinizi biliyorum.

Buda'nın önünde hem de…

Dosyaları dava çözüldükten sonra siliyor musunuz?

Evet.

Annenizin öldüğü gün mü?

Bir olayla ilgili sayıları hatırlamak kolay oluyor.

Artık çözüldüğüne göre

onları unutabilirim.

Bu puslu…

...caddelerde

Bu eski şarkıyı nereden biliyorsun sen?

Buradaki herkes biliyor. Bu şehirden bahsediliyor çünkü.

- Song Chang-sik yeniden yorumladı hatta. - Öyle mi?

İçmişsin.

Nasıl yaparsın?

Sigara içmişsin!

Soo-wan serserisi yüzünden...

O kadar çok sigara içiyor ki ciğerlerimi mahvedecek.

"Uyudunuz mu?"

Song Seo-rae

"Hastanedeyim. Salıları gittiğim teyzenin durumu kritik:("

"Ah…"

"Beni sormuş. Şu an kendinde olmadığı için bekliyorum."

"Tüh…"

"Pazartesi teyzesi ne olacak?"

"Endişeliyim."

"Ben gideyim mi?"

"Gerçekten mi?"

"Henüz ölmemiş bir ihtiyar, uykusuzluktan ölen bir dedektiften önce gelir sonuçta."

"Haha, ne kadar incesiniz..."

"O zaman…"

"Sabah 9'da şirketi arayayım."

"9'da mı?"

"Onlara olabildiğince çabuk birini göndermelerini söyleyeyim."

"Ben de..."

"Evden yeşil defteri alıp ona okuyun."

"Ben de sonra…"

"(Buna bayılır:)"

"Peki."

30 fersah doğuda Petrol Dağı var.

Bu dağın zirvesi öyle gözden ıraktır ki onu aramayanlar onu göremez.

Erkeksin ama ellerin Seo-rae'ninkinden daha yumuşak.

Seo-rae'nin elleri biraz nasırlı.

Son günlerde, evet.

Avuç içleri dudakları kadar yumuşaktı eskiden.

Sirae, bana bir şarkı çal! "Pus". Kim söylüyordu?

Bu aralar beni dinlemiyor.

- Seo-rae'nin telefonundan. - Evet, birlikte aldık.

Bu kadar çok uygulamanın açık olması iyi değil.

Fitness – Çıkılan Basamaklar

26 Ekim 2020, Pazartesi 138 basamak

Seo-rae pazartesi burada mıydı?

Pazartesiyse gelmiştir.

Onunla bir yere gittin mi?

Bu evden on yıldır çıkmadım.

Teyzeciğim, bugün günlerden ne?

Nerede teyze gördün canım?

Bugün günlerden ne, bilmiyorum.

Sen akıllı bir kızsın, öyle değil mi tatlım?

Birlikte düşünelim…

Seo-rae bugün geldi mi?

O zaman pazartesidir.

Saati Seo-rae'nin görüntüye girip yürümeye başladığı

zamana ayarla.

Telefonları değiştirip çıkmak yedi dakika falan.

Arka pencereden çıkarsa orada kamera yok.

İki yol var.

Kolay yol, zor yol.

Aşağı yukarı aynı sürede kat edersiniz.

Ben her zaman zor yoldan çıkıyorum

ama acemi izleyiciler için bugün kolay yolu seçeceğim!

Song Seo-rae kocasıyla karşılaşmamak için kolay yolu seçerdi.

Evet efendim, işimin başındayım.

Hayır, sorun değil.

Güle güle.

Saat 09.00'da şirketten telefon geldi.

Burada kayarsanız utanmayın.

Beegeum Zirvesi'nın adı eskiden Petrol Zirvesi'ydi.

Yağ kadar kaygandır yani.

Ne manzara ama, değil mi?

Aşağıda Mahler'in 5. Senfonisi'ni açsam 4. bölüm geldiğinde varmış olurum.

Zirvede 5. bölümün tadını çıkarır, sonra da inerim.

Mükemmel.

Mükemmel bir saklanma yeri.

Song Seo-rae burada saklanıp zirveye tırmanmış olmalı.

Mahler'in 5. Senfonisi'nin 5. bölümü bitmeden önce.

Son çıkıntı sorun teşkil edebilir.

Neyse, göreceksiniz zaten.

Seçtiğim yolun zorluğuna kıyasla bu da bir şey mi!

Suşinin ağzında dağılması gibi. Adım adım tırman

ve işte zirvedesin!

Koreli kadınların elleri yumuşacık oluyor, değil mi?

Sabah saat 10.

Beegeum Zirvesi'ne çıkmış bulunuyorum.

Rezil dünyadan çok uzaklarda,

böyle ölebilirim.

Yüksek yerlerden korktuğunuzu söylemiştiniz.

Sizi dövdüğünde,

seni inek damgalar gibi damgaladığında

neden polisi aramadınız?

Bize neden güvenmiyorsunuz?

Seni Çin'e geri gönderirler dedi.

Ona o tehdit mektuplarını bu yüzden mi gönderdiniz?

Ben göndermesem de gelirdi.

Rüşvetler doğruydu.

Göçmen bürosuna yazdığı mektup da sizin elinizden çıktı o halde.

Zarfın üzerindeki adres onun el yazısıyla yazılmıştı.

Bunu nasıl yaptınız?

Vasiyet havası vermek için...

...mektubun içeriğini değiştirdim sadece.

Soo-wan'ın şiddet uyguladığını söylemeniz de yalandı o zaman.

Bir polis sarhoş olup da bir kadının evine girerse

bu şiddet değil midir?

Fotoğrafları yakmak, ses kayıtlarımı silmek,

çok kolay olmalı.

Benden hoşlandığınız "havasını verin", ben de hepsini sizin için yapayım.

Birlikte geçirdiğimiz zaman hakkında böyle konuşma.

Birlikte geçirdiğimiz mi?

Nasıl bir zamandı ki o?

Her gece evinin önünde geçirdiğim zamanı mı diyorsun?

Nefesini dinlerken mışıl mışıl uyuduğum zamanı mı?

Sana sarılıp mutlu olduğumu fısıldadığım zamanı mı?

Ağırbaşlı olduğumu söylemiştin ya?

Ağırbaşlılığın nereden geldiğini biliyor musun?

Haysiyetten.

Ben haysiyetli bir polistim.

Fakat…

Bir kadın için delirip...

...bir soruşturmayı mahvettim.

Şimdi…

...paramparçayım.

Teyzeye yeni bir telefon aldım. Aynı model.

Bir şeyden haberi yok.

O telefonu denize at.

Derinlere, kimsenin bulamayacağı bir yere.

"paramparça"

1. Zarar görmüş veya kırılmış.

Suçluları yakalayamamaktan kaynaklanan stres uykusuzluğa neden olabilir.

13 AY SONRA

Vereceğim ilk tavsiye,

öğle yemeğinden önce 30 dakika güneşlenmeniz olur.

Giyinik olabilirsiniz ama gözlerinizi açık tutun.

Doktor...

Siz Ipo'ya geleli çok olmadı, değil mi?

Sabahları sis yüzünden güneş olmaz.

- Çeşmeden suyunuz akıyor, değil mi? - Elbette.

Uyumadan önce ayak banyosu yapın,

dopamin yazacağım, onu da alırsınız.

Bunlar da işe yaramazsa...

Bu alet, uyurken burnunuzdan nefes almanıza yardımcı olur.

Narın menopozu geciktirdiğini biliyor muydun?

Menopozdan sonra hayat daha kolay olmuyor mu?

Öyle ama olsun.

Buraya taşındığından beri

yemeklerin ve bu narlar sayesinde kendimi daha sağlıklı hissediyorum.

- Sen neden kurudun kaldın peki? - Kurudum mu?

Nar mıyım ben?

June fotoğrafını görünce dehşete düştü.

"Yakışıklı kocana ne olmuş böyle?" dedi.

Orta yaşlı erkeklerin %56'sı depresyon riski altında.

June yumuşak kabuklu kaplumbağa suyu içen birini tanıyor,

testosteronla birlikte sahiden işe yaramış.

Ipo'da seninle birlikte olmaktan çok mutluyum.

Ben de öyle.

Senin mutlu olmak için cinayete ve şiddete ihtiyacın var.

Kocan nerede?

Beni almadan kaçtı!

Manyak herif!

Bunlar ne peki?

Kocan yoksa bunları nasıl aldın?

Siz ikiniz böyle yaşarken

annem her gün ağlayıp onu öldürmem için yalvarıyor.

Doktor ne diyor?

Bir aya çıkmazmış.

Annem ölürse

o lanet kocan...

Sana sadece on dakika katlanacağımı söylemiştim.

Annenin hatırı için.

O senin kadınları böyle dövdüğünü biliyor mu?

Lakabının ne olduğunu biliyor mu?

Ölürse eğer

onu dondurucuya koyacağım

ve cenazeyi kocanı öldürünceye kadar bekleteceğim!

O bebekler benim için çok önemliydi...

Endişelenme artık.

Buradaki başkomiser ülkenin en genç müfettişiydi.

Busan'da bile tanınıyor!

Efendim! 58 adet yumuşak kabuklu kaplumbağa çalınmış.

- Hasar kaydı ne olacak? - Piyasa fiyatı üç bin doların üzerinde!

Ne? Niye bu kadar pahalı?

Orta yaşlı erkeklerin depresyonuna iyi geliyor.

Siz bir efsanesiniz efendim!

Bütün bunları nereden biliyorsunuz?

- Söyle de flaşörleri kapatsınlar. - Derhal.

Ji hyuk!

Aptalın tekisin.

Sana gelme demiştim, burada öleceksin!

Başka ne yapsaydım?

Seni görebilmemin tek yolu bu.

Canım, çabuk toparlan!

Numaranı mı değiştirdin yine?

Acele et! Tokatçı, konumunu öğrendi!

Ayrıca gelecek hafta Çinli müşterilerle buluşacaksın.

Çin cephesini aşamazsam başım belada demektir.

Bekle, bir mesaj geldi.

Geldi mi yoksa?

Bu suratla toplantı olmaz.

Seni seviyorum. Küs değiliz, değil mi?

Boş ver, iyisi mi buradan gidelim.

Evet, iyi olur çünkü Tokatçı seni buldu.

Nereye gidelim?

- Duman mı o? - Duman veya sis.

Gerçekten yangın varsa kimse dışarı çıkmayacak.

İnsanlar buraya, şüphelinin intiharını engellemediğiniz için

girdiğiniz depresyonun ardından geldiğinizi söylüyor.

Ama iyileşmişsiniz diye duydum.

Niye hâlâ bunalımdaymışım gibi görünüyorum?

Çünkü uyuyamıyorum, hepsi bu.

Deri ayakkabı mı giymiş o?

Sigara içmiyorsanız içeri girsenize.

Yalnız kalmayayım diye mi duruyorsunuz?

Taşra sessiz en azından, değil mi?

Sigaranı dışarıda içsen?

Seni seviyorum!

- Siz? - Buraya taşındım.

Neden?

Bu şehirde hiçbir şey yok.

Puslu havası hoşuma gitti.

Ben Song Seo-rae.

Çinliyim, o yüzden Korecem zayıf.

Canım, benden şüphelenen dedektif bu işte.

Ben bir sonraki kocasıyım. Adım Im Ho-sin.

Jang Hae-joon.

Sizi Ipo'ya hangi rüzgâr attı?

Balık elledim de az önce.

Sizi Ipo'ya hangi rüzgâr attı?

Buraya taşındım. Karım burada çalışıyor.

Ahn Jeong-ahn.

Normalde insanlar sis yüzünden Ipo'yu terk eder, bunun için geleni duymamıştım.

Hele bir rutubetle cebelleşmeye başlayın da…

Âlemsin.

Aslında reaktör yüzünden geldik.

Öyle mi? Neden?

- Kırmızı Alarm mıydı? - Evet.

Go-bin'in nükleer bir kazayı önlediği TV dizisini biliyor musunuz?

Çekim yerini görmek için can atan o kadar çok Çinli kadın var ki...

Eşim de tur rehberliği yapıyor.

Gelir kaynağınız olduğunun farkındayım, bu yüzden biraz kaba gelebilir

ama bu kadar temelsiz korku tellallığı yapan dizilere merakımız yok pek.

Kendisi orada çalışıyor da. Bu yüzden hassas biraz.

Biz "Açıkça Temiz Nükleer" diyoruz.

Siz Borsa TV'sinden misiniz?

Programımı görmüşsünüz. Borsa analistiyim.

Millete arkadan giydiren "anal-ist"lerden değilim ama.

Televizyondakinden daha genç görünüyorsunuz.

Gençliğimin sırrı her gün yüzmek.

Yatırım yapmanın sırrı için de numaramı vereyim.

Kartınızı alabilir miyim?

Bu şehirde koşmaya gerek yok.

Ne güzel bir kadındı.

Yeşil elbisesi güzeldi.

Mavi değil miydi?

Neyse işte.

Kocası ölmüş Çinli bir kadın...

Bana o vakadan bahsetmiş miydin?

Yaşlı bir adamdan bahsetmiştin sanki, Çinli karısı kendini öldürmüştü.

O da vardı, evet.

Kadını kocası mı öldürmüştü?

Hayır, masum bir insandan şüphelenmiştim.

O kadın senin ondan şüphelendiğini söyledi.

Evet ama onun kocası intihar etmişti.

Bir sürü masum insandan şüpheleniyorsun canım.

Bu yüzden insanlar bizden nefret ediyor.

Bizden derken?

Polislerden.

Müfettiş Muavini Yeo Yeon-soo

Canım! Telefonu açar mısın?

Elim kanlı.

Alo?

Canım.

Tebrikler.

Ne?

Yine bir cinayet vakası.

Tahmini ölüm saati 11.00. 17 yerinden bıçaklanmış.

13 kez mide ve göğsünden, dört kez sırtından.

Sırttaki yaralar kaçarken mi olmuş?

13 yerinden bıçaklanan biri kaçabilir mi?

Bunlar neyse ama ceset neden o pozisyonda?

Onu karısı bulmuş. Kendisini getireyim mi?

Şüpheli, solak.

Not al.

Ipo'ya bu yüzden mi geldin? Bu kadar mı kolay lokmayım?

Ben peki, bu kadar mı kötüyüm?

Beni dinle Bayan Song.

Bu sefer mazeretin kaya gibi sağlam olursa iyi olur.

Sizce onu karısı mı öldürdü? Neden?

Haneye tecavüz veya hırsızlık belirtisi olmadığı için mi?

Ön taraftan rastgele bıçaklanmak

tanıdığı biri tarafından işlenen bir tutku cinayetine mi işaret?

Yoksa karısı üzülmüş görünmediği için mi böyle düşündünüz?

Çünkü keder bazı insanların üzerine çöker…

Neden diğerlerini değil de beni böyle soru yağmuruna tutuyorsun?

Onu geçen yıl Busan'daki başka bir dosyadan tanıyorum.

O zaman da kocası ölmüştü.

O mu öldürmüş?

Pardon, aklıma gelince soruverdim.

İntihar olarak kayda geçti. Ama şimdi yine benim yetki alanımda

bir koca daha öldü!

Ama kadın sağlak.

Katil nasıl o olabiliyor, bunu bulmalıyız o zaman!

Beni merkezden çağırdılar. Çantamı alabilir miyim?

Yürüyüşe çıktınız

ama takip edilmemek için telefonunuzu almadınız.

Mazeretinizi kanıtlamak mümkün değil o zaman.

Öyle görünüyor.

Kaygılı görünmüyorsunuz hiç.

Kocanıza kin besleyen biri var mıydı?

Başkalarının parasıyla çok yatırım yapmış.

Son zamanlarda para kaybetmişti.

Ama lüks bir villada yaşıyordu.

İnsanlardan para toplayacaksan göstere göstere harcamalısın derdi.

Neden böyle bir adamla evlendiniz?

Başka bir adamdan ayrılma kararını...

...verebilmek için.

Ipo'ya buradaki bağlantılar için mi geldiniz?

Burada hiçbir bağlantımız olmadığı için geldik.

Olsaydı alacaklılar bizi bulurdu.

Kocanızı seçme sebebiniz aşk değil.

Muhtelif tehditler almış.

Sonra da öldü.

Geçen seneyle aynı.

Ne?

O kocam intihar etmişti, bu kocam cinayete kurban gitti.

Pekâlâ.

Aynı dedektifin yetki alanında

ama birbirinden oldukça uzak yerlerde iki koca

intihar veya cinayet sebebiyle öldü.

Biri bana bunu anlatsa muhtemelen şöyle cevap verirdim.

Vay be, ne acayip tesadüf!

Siz nasıl cevap verirdiniz?

İşe bak,

ne bahtsız kadınmış.

Kıyafeti farklıydı, mavi bir elbisesi vardı.

Ceketi yoktu.

Mavi olduğundan emin misin? Yeşil değil mi?

Teşekkürler.

Mavi, tamam.

Orada ne yapıyor öyle?

Buraya neden taşındın?

Niye sürekli aynı şeyi soruyorsun?

Neden geldiğim senin için bu kadar önemli mi?

Neden bu kadar önemli?

Başka ne yapabilirim ki? Seni ancak bu şekilde görebiliyorum.

Deniz kenarında yürürken üstünde ne vardı?

Bu vardı.

Yalan söylüyorsun.

Mavi-yeşil elbise nerede?

Bir mavi, bir yeşil görünen.

Parlak düğmeli.

Yakından bakmışsın.

Nerede acaba?

Özür dilerim, geciktim!

Merhaba.

Bunu gördün mü?

Vay canına, şehrimizde cinayet işlenmiş!

Zaten uykum var, bütün gece uyanık kalacağım?

Yürüyüşten döndüm, kesif bir kan kokusu vardı.

Seni düşündüm.

Buraya gelecektin

ve korkacaktın.

Bayan Song.

Az önce kanıtları yok ettiğini kabul ettin.

Seni derhal cinayetten tutukluyorum.

Polisin kocamın kanına basmasını istemedim.

Akıllı saatini aldık, değil mi?

Ses kayıtlarını açsana.

Çince olmalılar, bir çevirmen bul.

Erkek misin?

Hayır.

Hiç birini öldürdün mü?

Evet.

Kocan Im Ho-sin'i sen mi öldürdün?

Hayır.

Müfettiş?

Burada ne işin var?

Akıllı saat kayıtlarının dökümü.

Villa civarındaki arabaların plakalarını kontrol etmemizi istemiştiniz bir de.

Biri, Im Ho-sin tarafından dolandırılan bir adama ait.

Şiddet suçundan iki kez tutuklanmış.

Adı Sa Cheol-seong. Çinli ismi mi bu?

Bırakın!

İyi misin? Ne yapıyorsun?

Beni ara.

Ara beni anne!

Solak, değil mi?

270 bin dolar.

Annemin soju çadırı işleterek on yılda kazandığı para.

Üstüne bir de günde 18 saat kendi Çin restoranını işletiyor.

O parayı Im Ho-sin'e vermişti.

İlk başta sadece 10 bin dolardı.

Ama kâr payı gelmeye devam edince heyecanlandı ve hepsini verdi.

O adam milletin parasını alıp otellerde kalıyor,

kumar oynuyor, karısına üst baş alıp sefa sürüyor!

On milyon dolar.

Annem zaten şeker hastasıydı

ama o parayı kaybettikten sonra çöktü resmen, böbrekleri iflas etti.

Zamanında tedavi göremediği için ayak parmaklarını kestiler!

Bana neden Tokatçı diyorlar biliyor musun?

Koydum mu oturturum da ondan!

Avucumla tokat atmak, yumruklamaktan daha kolay.

Evire çevire dövebiliyorum böyle!

Ayrıca Im Ho-sin'i öldürmesem ortalıkta ne yüzle erkek diye dolanırım?

Song Seo-rae'yi tanıyor musunuz?

Onu öldürmenizi sizden o mu istedi?

Salın artık beni.

Ben başkasından emir alacak adam mıyım?

Song Seo-rae bana çok yardımcı oldu.

Kaçtığı her delikte onu nasıl bulduğum hakkında

hiçbir fikri yoktur eminim.

Telefonunu aldım

ve bir takip uygulaması yükledim.

Bu ne ulan?

Niye oturuyor bu? Çok ürkütücü.

Adi herif, kıçına şaplak mı istiyorsun?

Keçileri mi kaçırdın sen?

Tokatı yiyeceksin.

Kendinizi mutsuz mu hissediyorsunuz âmirim?

Neden öyle hissedeyim?

Ipo'nun ilk cinayet vakasını çözdük!

Nerede kutlasak?

Çözdük mü? Çözüldüğünü kim söyledi?

Şüpheliyi yakaladığımıza göre Song Seo-rae'yi salabiliriz.

Aklıma geldi de ondan.

Yumuşak kabuklu kaplumbağa hırsızı şüpheliler motosikletle kaçıyor.

Toplum merkezine yaklaşıyorlar. Takviye istiyoruz.

Kaçıyorlar!

Kaplumbağalar!

Çabuk!

Buraya gel. Tut şu çuvalı!

Önce büyükleri alalım!

Çok asabiler, parmaklara dikkat!

Bu akşam birkaç çalıntı mal yakaladık da...

Kocamın tanıdığı bir kadının kocası beni

gecenin köründe iki kez arıyorsa...

...yanlışlıkla mı aramıştır?

Yeni tanıştığı evli bir kadına mı asılıyordur yoksa?

Bunu görmezden gelebilirdim,

adam kısa bir süre önce öldürülmüş olmasa.

Canım.

Onu sen mi öldürdün?

Onu ikiniz mi öldürdünüz?

Parmağınız iyi mi?

Im Ho-sin'in kullan-at telefonunun numarası.

Öldürüldüğü gün bulunduğu yeri kontrol et.

"ETKİLİ YATIRIM!" İÇİN

GÜNCEL TÜYOLARIN ŞAŞMAZ ADRESİ ANALİST IM HO-SİN

Âmirim!

Evet?

Im Ho-sin evde ölü haldeyken

telefonu neden burada açılıp kapanmış ki?

Kolunu kaldır biraz.

Of, yoruldum!

Dur!

Telefonu fırlatmış. Dalgıçlara haber verip arayalım!

Orası derin mi?

Delirdiniz mi?

Katili yakaladık! Elimizde kanıt da var, itiraf da!

Şu kadını saplantı haline getirdiniz resmen!

Onun için üzülmüyor musunuz?

Deri ayakkabı mı giymiş?

Kirli sakalı var. Oysa gece gündüz tıraş olurdu.

Tembelleşti herhalde.

Keyifsiz görünüyor... Benimle göremediği için mi? (Kahkaha)

O tuhaf Çin yemeğini pişirirken

hemen dibinde sigara içiyordum.

Sigaraya tahammülü yok oysa.

Beni sevdiğini söyledi, boş boş laflar işte…

Beni izlediği geceleri hatırlıyorum.

Güvenilir bir adam

beni koruyup kollamak için uyanık kalıyor diye düşünmüştüm.

Geliyor.

Bana bu yüzden mi Ipo'ya geldiğimi soracak.

Ne desem?

Neden sürekli ağlıyorsun Song Seo-rae?

Ona cevap vermeli miyim?

Hayır…

Belki de...

...zaten biliyordur.

Sormayabilir bile.

Ipo'ya bu yüzden mi geldin?

Merhaba.

O telefonda ne vardı? Bana cevap ver.

Kapıyı aç!

Orada değilim.

Neredesin o zaman?

Homi Dağı'ndayım.

Im Ho-sin'in telefonunda ne vardı da onu atman gerekti?

Uyuma sakın.

Biraz daha git.

Burada pus yok.

Im Ho-sin neden karımı aradı?

Dağları çok seven annem bana şöyle derdi:

İçim sıkılınca düşünürüm,

şimdi Kore'ye gitsem dağım oradadır.

Bana karşı dürüst ol.

Im Ho-sin'in karımla konuşmak istediğini biliyor muydun?

Devlet, mahkemeyle aldı onu benden

ama kim ne derse desin benim gönlümde bu dağ bana ait.

Anne, dede.

Size çok güvenilir birini getirdim.

Bunları benim için serper misin?

Yükseklik korkum olduğunu biliyorsun.

Neden böyle adamlarla evleniyorum?

Çünkü senin gibi takdire şayan adamlar benimle evlenmez.

Bir cinayet olacak da, ancak o zaman öyle bir adam benimle konuşacak.

Şaka yapmanın sırası mı şimdi?

Benden ayrıldıktan sonra bir kez olsun mışıl mışıl uyudun mu?

Gözlerini zorla kapatsan bile beni düşünmeye devam ettin mi?

Sen de böyle hissetmedin mi?

O gece pazarda bana rastladın,

yeniden yaşadığını hissettin mi?

Sonunda.

Ellerim yeterince yumuşak mı artık?

Geçtiğimiz 402 gündür ben…

Sen…

Ama bu benim polis, senin de şüpheli olduğun gerçeğini değiştirmez.

"Şüpheli" kelimesini biliyor musun? Polisin izlediği biri demek.

Bunu sevdim.

Bana istediğin gibi, her zaman davrandığın gibi davran…

Şüpheli olarak.

Senden neden hoşlandığımı merak ediyorsun, değil mi?

Yoksa merak etmediğini mi söylemiştin?

Seo-rae,

bedenin çok...

...dik.

Gergin insanların duruşu böyle olur.

Bence bu seninle ilgili çok şey anlatıyor.

Dört fentanil hapına ne oldu?

Bunca zaman sizi taşımak bana ağır geldi.

Hoşça kal dede.

Hoşça kal anne.

Sana bunu kimsenin bulamayacağı bir yere at demiştim!

Bununla yeniden araştır.

Paramparça olduğun ânın öncesine dön.

Belki de Ipo'ya çözülmemiş vakalarından biri olmak için yerleştim.

June!

Efendim?

Onu ilk kez mi görüyorsun? June kısa süre önce boşandı.

Ben Lee June. Hakkınızda çok şey duydum.

Burada kar yağmadı mı?

Ne?

Peki ya verdiğimiz söz?

Ne sözü?

Birbirimizden nefret ettiğimizde bile haftada bir kez yapacaktık.

Önümden çekil, olur mu?

Uyuyor musun?

Bir test yaptılar ve saatte 47 kez uyandığımı söylediler.

Düşünebiliyor musun?

Uykumu pil değiş tokuş eder gibi seninkiyle değiştirmek isterdim.

Ağzımdan nefes aldığımı söylediler.

Burundan nefes almak için bir makine kullanmam gerekiyormuş.

Böyle bir makine varmış.

Garip, uyanıkken burnumdan nefes alıyorum.

Bu horladığım anlamına gelmiyor ama.

Biliyorum.

Güneşlenip D Vitamini mi alıyorsunuz?

Güneşi görmek güzel, değil mi? 30 dakika doldu.

Deniz kenarındaki kadın dalgıçlarla konuştum.

Abalone avlamak için daldığınızda etrafı da kolaçan edin dedim.

Bundan hayır gelir mi sizce?

Bu "mütiş" kaydı Hae-joon'un karıcığına dinletmek istedim

ama "cuvap" vermedi:( Sabah açar mı telefonunu?

Çinlilerle görüşmeler iyi gidiyor, her şeyi mahvetmek mi istiyorsun?

Ben zaten ölü bir adamım.

Tokatçı'nın annesinin fazla ömrü kalmadı.

Nereye gidersem gideyim o piç bir şekilde "izimi buruyor".

İki gün içinde "cuvap" vermezse bu "mütiş" kayıt internete düşer.

"Vadandaşlar" görsün, polis + şüpheli nasıl ortalıklarda "tahılıyor".

İki gün sonra Çinlilerle öğle yemeği yiyorum, eve sabah 10 gibi gelirim.

Ses Kayıtları - Dosya Yok

Annenin öldüğü gün Song Seo-rae ile mi görüştün?

Sabah erkenden hastaneye geldi.

Bir Çinli olarak annemin durumu yüzünden

kendini kötü hissettiğini söyledi.

Yanında hap getirmiş miydi?

Diyabeti için bir şey?

Mavi-yeşil kapsüller?

Bilmiyorum ama bir hastayla nasıl ilgilenmesi gerektiğini biliyordu.

Annemin orasına burasına masaj yaptı, annemin keyfi hemen yerine geldi.

Bu yüzden çıkıp kahvaltı etmeye gittim.

Döndüğümde gitmişti,

annem gözleri kapalı, rahat bir şekilde uzanıyordu,

"Bir anda bir uyku bastırdı" dedi.

Sonra çok geçmeden…

Yaptığı masajın annemin ölümüyle bir ilgisi var mı acaba?

Tokatçı, Seo-rae'nin telefonuna takip uygulaması yüklediğini söylememiş miydi?

Hae-joon.

Kocanın telefonunu çalıştırdık ancak içinde ses dosyası yok.

Kocanı Tokatçı öldürdü

ama sen de Tokatçı'nın annesini öldürdün.

Çünkü sana, annesi ölürse kocanı öldüreceğini söyledi.

Senin kocan,

Tokatçı'nın annesi…

İkisi de benim yüzümden mi öldü?

Kadın zaten ölecekti, ona neden fentanil verdin?

Bunun için bana teşekkür etti.

Kocanın paylaşmakla tehdit ettiği kayıt neydi?

Onun için endişelenmene gerek yok.

Endişelendiğim için sormuyorum!

Orijinali sende mi?

Kayıtta ne var?

Sesin.

Ne?

Bana beni sevdiğini söyleyen sesin.

Benim mi?

Öyle hoşuma gidiyordu ki açıp açıp dinliyordum.

Ama kocam öğrendi.

Seni sevdiğimi ne zaman söyledim?

Ne zaman?

Beni sevdiğini söylediğin an, aşkın bitti.

Ve aşkının bittiği an,

benimki başladı.

Korece konuş.

Seo-rae…

Hae-joon.

Denizden çıkarttığın telefonu geri at.

Daha derin bir denize fırlat.

Neden cevap vermiyorsun? Çok sinir bozucu!

Seo-rae, nereye gidiyorsun?

Seo-rae?

Alo?

Alo?

Seo-rae!

Ses Kayıtları "Tahrip olmuş veya bozuk"

"Tahrip olmuş veya bozuk"

Fotoğrafları yakmak, silmek…

Ses kayıtlarımı silmek

bu kadar kolay mıydı?

Benden hoşlandığınız "havasını verin", ben de hepsini sizin için yapayım.

Sakın bana…

O telefonu denize at.

Derinlere, kimsenin bulamayacağı bir yere.

O telefonu denize at.

…denize.

- Derinlere… - Derinlere…

…kimsenin bulamayacağı bir yere.

…kimsenin bulamayacağı bir yere.

Belki de Ipo'ya çözülmemiş vakalarından biri olmak için gittim.

Resimlerimi duvarına as,

bütün gece uyanık kal

ve sadece beni düşün.

Seo-rae!

Seo-rae, neredesin?

Song Seo-rae için acil arama çıkartın.

Aslan Kayası sahilindeyim. Sular yükseliyor!

Kim varsa topla getir!

Arabası burada, kendisi yok!

Acele edersek onu buluruz, uzağa gitmiş olamaz!

Sorularla zaman kaybetme!

Hava birazdan kararacak!

…bir kadın için delirip bir soruşturmayı mahvettim.

Şimdi…

...paramparçayım.

Teyzeye yeni bir telefon aldım. Aynı model.

Bir şeyden haberi yok.

O telefonu denize at.

Derinlere, kimsenin bulamayacağı bir yere.

O telefonu denize at.

Bana beni sevdiğini söyleyen sesin...

Seo-rae!

Seo-rae!

AYRILMA KARARI

Yapayalnız yürüyorum

Puslu caddelerde

Bu gördüğüm senin silüetin mi...

...canım sevgilim?

Geçmişi hatırlamanın faydası ne?

Yine de hâlâ özlüyorum seni

Nereye gittin bir tanem?

- Pusun içinde... - Pusun içinde...

- Yapayalnız... - Pusun içine...

Dur durak bilmeden

Yürüyorum

Gitmeye yeltendiğimde Sesin beni geri çekiyor

Ey rüzgâr, dağıtsana şu pusu

Nereye gittin bir tanem?

- Pusun içinde... - Pusun içinde...

- Aç gözlerini... - Pusun içinde...

Gözyaşlarını pusa sakla

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.