All language subtitles for Kacis.S01E06

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa Download
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Hamza, kaldır şunu.

- Kelimeişehadet getir. - Konuş!

- Dilini mi yutmuş? - Konuş.

Şanslı piç seni, daha güzel günler göreceksin.

Bunu köle pazarına götürün.

Haydi.

Nereden tanıyorum seni Rahman?

Benimle gel.

Tamam.

Rahman, yürü, sen de geliyorsun.

Yürü, yürü.

Gel, gel.

Burada birkaç gün kalman gerek.

Yemek ve su yollayacağım sana.

En arka tarafa git, orada bir yatak var.

Dediklerimi anlıyor musun?

Yemek.

Yemek.

Yemek getireceğim.

En arkaya git.

Yatak orada.

Yat.

Yat.

Bekle.

Haydi geç arkaya.

Geç arkaya.

Bunu niye getirdin?

Zehir gibi çünkü.

Alman gazeteci hikayesini biliyorsun,

kendisinin fikriydi.

Güvenilir bir adam.

Arapça bilmiyor, sen Türkçe konuş, o seni anlar.

İçimizde hain var.

- Musaf’ın vurduğu? - Hayır.

Hain burada, aramızda.

Getirdin Seyfi?

Ne bu?

Vurulan adamın telefonu.

Şifresi var. Senin getirdiğin hacker'lar bunu açabilir?

- Ha? - Şu anda başka kimseye güvenemeyiz.

Sen bilgisayar biliyorsun, telefondan da anlıyorsun?

Açmayı denerim.

Aldığını gören oldu mu?

Soran olursa kayboldu, bilmiyorsun.

Emîr? Emîre bir şey söylemeyecek miyiz?

Aradığımız hain

emîrin etrafından biriyse

araştırdığımızı fark eder. O yüzden şimdilik bilmesin.

Seferler?

- İptal? - Hayır, yarın başlıyoruz.

Her şey planlandığı gibi gidecek.

Bu konu da burada kapandı.

Bu odanın dışında birinden bir şey duyarsam

hesabını sorarım.

Benden sır çıkmaz.

Ben Rahman’ı seviyorum.

Bravo Musaf.

Geç otur şöyle.

Otur, otur.

Harika bir iş başardın.

Ebu Zalim'in elinde hiçbir şey kalmadı.

Musaf.

Sefere çıktığınızda sen kendi birliğinle ayrı ilerleyeceksin.

Sana söylediğim bölgelerde

toplamanı istediğim bazı şeyler var.

Musaf,

hem bu dünyada hem de diğer dünyada cennet ayaklarının altında olacak.

Emîrim, isteyin size dünyayı getireyim.

Sen nereye gidiyorsun Rahman?

Lan Rahman!

Şşt.

Şu telefonu at gitsin, şu eski telefonda neyine bakıyorsun yeter, tamam.

Öyle dalmışım.

Var sende bir şey, var. Ha?

Kızla mı ilgili? Bak, illa beğenmediysen vereyim geri yenisini alayım.

- Yok, kızdan memnunum ben, öyle dalmışım. - Valla?

İyi, gel sana şöyle güzel bir sofra kurdurayım da birlikte bir yemek yiyelim.

Şimdi gideceğiz ya,

ben montaj odasına bir gideyim şu makinaları falan bir kontrol edeyim.

Maşallah seviyorsun yaptığın işi kardeşim.

Ha? E haydi, git bakalım.

İlker?

İlker.

Zeynep?

İnşaatta çalışır mı bunlar?

Hepsi genç. Şu dilsiz mi sağır mı ne?

İki tane alırsan yanında veririm.

Bileğindekinin ne olduğunu biliyor musun?

Biliyor musun? Ha?

- Cemal. - Evet.

Kaç para bu?

- Haydi! - Arkaya geçin.

Dilsiz o. Başka vereyim sana beyim.

Dilsiz olsun daha iyi.

Konuşan insan sevmiyorum.

Yaşıyorsun!

Sen de.

Sanırım sadece ikimiz kaldık.

Mehmet abiye ne oldu Allah bilir.

İlker, Mehmet yaşıyor.

Yaşıyor?

Nereden biliyorsun? Gördün mü?

"Beni bekle, seni alacağım" dedi,

sonra satıldım.

Şimdi buradayım.

O zaman kurtuluruz ki biz.

Zeynep, o zaman kurtuluruz ki biz! Kurtuluruz.

Var zaten benim kafamda plan, var. Var, ben düşündüm her şeyi!

Sen yemeğini ye, yemeğini ye.

Ben düşündüm her şeyi, düşündüm.

Gideriz buradan Zeynep, gideriz buradan.

Gideriz, değil mi?

- Gideriz. - Gidelim. Gidelim.

Sen, sen yemeğini ye.

Bizi satın alan adam kötü biri değil, kötü biri değil, sana bir şey yapmaz.

Ki… Kim bu adam?

Talha’nın yanındayız.

Sen yemeğini ye, ben yine gelirim, tamam?

Mehmet abiyi nasıl bulurum acaba?

Dışarıda bir iki tur atsam bulur muyum? Yok. Çok büyük burası Zeynep, çok büyük.

Bulamam. Sen yemeğini ye, tamam?

Zeynep, beni tanımıyorsun, beni tanımıyorsun.

- Unutma, tamam? - Tamam.

- Yemeğini ye. Dikkat et. - İlker!

Nasıl kurtulacağız buradan?

Allah bilir Zeynep.

Kaderimizi o yazdı.

Mehmet abiyi bizi kurtarsın diye yolladı.

Yemeğini ye. Dua et, bolca dua et.

Dua et, dua et Zeynep.

Bolca dua et.

Rahman?

Sonunda.

Günlerdir seninle haberleşmeye çalışıyorum.

Mr. Robert görüştüğünüzü söylemese

öldüğünü düşünmeye başlamıştım.

Takip edilmedin mi?

Yok, edilmedim.

Var mı bir sorun?

Anlamadılar değil mi asıl geliş sebebini?

Yok, kimse bilmiyor.

Halledebildin mi peki?

Halletmiş olman gerek.

Mr. Robert özellikle senin giriş çıkışını kolaylaştırmak için emîrle konuştu.

Halledeceğim.

Çakmağı kullanacaksın.

Çakmağın içindeki flashdisk'i kullandım zaten.

Saldırı için bütün planlama hazır.

Bir şey mi oldu?

Yok bir şey, gidebilirsin.

Sen Rahman değilsin!

- Nerede? - Az ileride solda.

Rahman!

Rahman!

Neredesin?

Nereye gittin?

Allah senden razı olsun. Tuttuğun altın olsun.

Sen de kimsin be kadın?

Nevi, Nevi ben.

Nevi mi? Nevi kim?

Allah senden razı olsun Fadıl komutan!

Beni ne güzel bir insanın yanına verdin.

Sana söz verdiğim gibi kadınlığımı yapıyorum. Allah senden razı olsun.

Kalk be kâfir, kalk! Vallahi elimde kalırsın bak ha!

Lan yürü! Gözüm görmesin seni!

Sen burada mısın hâlâ?

Bana yalan söyledin!

Benim Arapça öğrenmem lazım. Ne dedin anlamadım.

Ha.

Sen burada mıydın?

Ha, sen mi aradın? E burada olduğumu söylemiştim.

Elindekini bırak.

- Anlamadım. - Elindekini bırak!

Geç şöyle! Bırak elindekini! Geç! Geç!

Geç şöyle!

Nerede? Nerede?

Ne olduğunu söyleyecek misin? Hı?

Arka sokakta görmüşler seni.

Hı?

- Beni mi görmüşler? - Ya, yıkık bir binaya girmişsin.

Fadıl komutan, ben geldiğimde Rahman abi buradaydı.

Arkada kameraları düzenliyordu.

He.

E, yanlış görmüşler demek ki.

Demek ki.

Eh. Ya Rah… Rahman kardeş kusura bakma, hani dedim

bir yerinde bir şey oldu da bana söylemedin mi diye dedim

ama yanlış görmüşler.

Herhâlde.

Hah.

A… Az işim var benim, ben geleceğim.

Kaç.

Çok garip değil mi Rahman abi?

Çok garip, çok.

- Ahmet, bana yiyecek bir şey getirsene. - Tamam, ne gibi?

- Ne bulursan. Ha? - Tamam.

Merhaba Pelin hanım.

Her şey hazır emîrim.

Hmm.

Görüyorum.

Ebu Zalim hiç uyumamış baksana.

Onun artık sesi çıkmaz,

peşine düşeceği bir şey kalmadı.

Sen yine de dikkatli ol.

Sana dediğim şeyleri getirmeyi unutma.

Merak etmeyin emîrim.

Kardeşlerim!

Bugün, o beklediğimiz gündür.

Bugün, gücümüze güç katma,

gücümüzü tüm dünyaya gösterme günüdür.

Bugün, kâfirlerin yaptıklarını başlarına yıkma günüdür.

Tekbir!

Allahu ekber! Allahu ekber! Allahu ekber!

Emîrimizin ismiyle gidiyoruz.

Emîrimiz çok yaşa! Emîrimiz çok yaşa!

Hain sensin, biliyorum.

- Tekbir! - Allahu ekber! Allahu ekber!

- Tekbir! - Allahu ekber! Allahu ekber!

Size evinize dönmenizi söylemiştim.

Siz ise yasa dışı yollarla sınırı geçmeye çalışıyorsunuz.

Bakın, şurası bizim sınır bölgemiz.

O sınırın ardı inanın bir cehennem Pelin hanım.

Orada insanlar öldürülüyor, işkenceye uğruyor ya da köle gibi satılıyor.

Onları bu şehirde bulamazsınız.

Siz benim yerimde olsanız ne yapardınız?

Hı?

- Ayrıca neden beni takip ediyorsunuz? - Sadece sizi değil.

Mehmet ve İlker ile iletişim kurabilecek herkesi takip ediyoruz biz.

Evet, haklısınız, orada bir yerdeler ve sınırı bilerek geçmişler.

- Bunu da biliyoruz. - Ve bunu benden saklıyorsunuz?

Almanlarla birlikte Ezidi köyüne gitmişler.

O köy ve civarındaki birçok yer radikal örgüt tarafından yok edilmiş.

İzin verin sizi havaalanına götürelim. Evinize dönün ve benden haber bekleyin.

Siz benim yerimde olsanız döner miydiniz?

Ben sizin yerinizde olsam önce ülkeme sonra da bana güvenirdim.

Çünkü ne olursa olsun ne olduğunu öğrenmeden gitmeyeceğim.

Hâlâ onların örgüte katıldığını düşünüyor musunuz?

Eğer kaçırıldılarsa nasıl geri alacağız diye düşünüyorum.

Yok, eğer kendi istekleriyle gittilerse neden diye düşünürüm.

Ama hayattalarsa onları bu topraklara sağ salim geri getireceğim.

Size söz veriyorum.

Buyurun.

Çek bunu Rahman.

- Allah rızası için yapmayın! - Selamünaleyküm.

Rahman abi, al.

İslamiyet'te bu yok.

Can almak yok. Adam öldürmek yok.

Müslüman gibi yaşasaydın o zaman.

Rahman!

Rahman, haydi daha yapacak çok iş, sıkacak çok kurşun var.

Mehmet. Kurtar beni.

Zeynep, dayan, tamam mı? Geleceğim, kurtaracağım seni buradan.

Mehmet, kurtar!

Geleceğim.

Bak, sen bunu al. Al bunu, ben üstünü getireceğim.

O zamana kadar bu kızı kimseye verme, tamam mı?

Kızım, neredesin?

- Şşt. - Dokunma bana!

Sakın dokunma, anladın mı?

Sakin ol kızım. Sakin ol.

İngilizce biliyor musun?

Benden korkma.

Ha?

Gel benimle.

Gel.

Gel.

Gel.

Güzelce temizle, giymesi için elbise ver.

Arkadaki odalardan birinde kalsın.

Ahmet.

Lan tut, yere tut şunu, yere. Bizi vuracaksın manyak.

Rahman nerede?

Buradaydı şimdi. Bakayım mı bir?

Tamam.

Rahman abi! Fadıl komutan çağırıyor, haydi.

Rahman abi.

Ah!

Vallahi bravo.

Ahmet, senin bu Rahman abin resmen film çekiyor.

Bunlar nasıl görüntüler ha Rahman?

Bak valla, yemin ediyorum sana, vallahi billahi yönetmen olacak adamsın da

olmaz işte, günah.

Maşallah, maşallah. Al Ahmet.

- Sonra nereye gideceğiz? - Şimdi ben Musaf’la konuştum.

Onlar bu Europos tarafını yakıp yıkmışlar.

Bizim de buradaki işimiz bitsin, paralel ilerleyeceğiz. Nimrud tarafına gideceğiz.

Orası antik kent değil mi? Ne yapacağız orada?

Elhamdülillah sen de her şeyi biliyorsun, ha Rahman?

Ama bak unutma, kâfirin icadı o sanat denen şey

zararlı, tamam? Şeytanın icadını yok etmek lazım.

- Üç bin yıldır ayakta orası. - E çok durmuş ayakta.

Yorulmuştur.

Sen seviyorsun böyle şeyleri.

Ha fotoğrafçısın tabii seversin.

Seviyor musun?

Ne gerekiyorsa onu yapalım. Bugüne kadar ayakta durmuş da ne olmuş?

Olmaz, illa sana bir güzellik yapacağım, sen dur.

- Güzellik mi? - He güzellik.

Her şeyi yakıp yıkmadan önce hepsinin fotoğrafını çekeceksin.

- Hani yapıyor ya kâfirler? - "Öncesi." "Sonrası."

Sen de öyle yaparsın.

Hatta belki montaj yaparken bile

altına öyle yazarsın. Öncesi. Sonrası.

Beğenmedin mi hediyemi?

Allah razı olsun.

- Böylesi kimseye nasip olmaz. - Eyvallah.

- Selamünaleyküm. - Aleykümselam.

Tebrikler Cahit.

Artık hainin kim olduğunu biliyoruz.

Emîr sana güveniyor.

Ama bütün bağlantılarını bulana kadar sakin kalmalıyız.

Onlar seni benim yanıma köstebek olarak koyduklarını sanıyorlar.

Bırakalım öyle sansınlar. Bundan sonra, sen benim sadık bir dostumsun.

Her zaman arkanda olacağım.

Allah'ın izniyle, bize ihanet edenlerin kökünü kazıyacağız.

Tebrikler Cahit.

Haydi gidiyoruz.

Kaç! Koş! Koş! Kaç!

Türkçe? Ha? Haydi!

Rahman abi! Ne yapıyorsun abi?

- Ahmet! - Abi bırak!

- Ahmet dur, ne yapıyorsun? - Abi bırak, öldüreceğim onu!

Ahmet dur!

- Ahmet dur! - Gel buraya! Bekle! Gel buraya!

Dur!

- Neredesin? - Ahmet dur!

- Neredesin? - Ahmet dur!

- Ahmet dur! Ne yapıyorsun? - Rahman abi bırak!

- Ne yapıyorsun? Ver şunu! - Rahman abi beni bırak!

- O daha çocuk! Ahmet dur! Artık dur! - Rahman abi! Beni bırak!

Ahmet?

Ahmet.

Rahman abi?

Yardım edin!

Yardım edin!

Ahmet tamam, dayan.

Annem bana dedi, "Eve dön, korkuyorum" dedi Rahman abi.

İyi olacaksın.

Gidecektim, biliyor musun abi?

Vallahi kaçacaktım.

Yardım edin!

Rahman abi.

Abi,

abi annem dedi ki "Burada ölürsen cennete gidemezsin."

Gidemem, değil mi abi? Sen doğrusunu biliyorsun.

- Gidemem, değil mi? - İyi olacaksın, tamam.

Yardım edin!

Üşüyorum.

Üşüyorum Rahman abi.

- Ahmet tamam. - Rahman abi.

- İyi olacaksın. - Rahman abi.

- Yo. Hayır. Hayır! - Rahman abi.

Bismillah.

Şşt.

Rahman.

Çekmeye başla.

Hoş geldiniz örgütün büyük savaşçıları.

Ebu Zalim! Ebu Zalim! Ebu Zalim!

Kardeşlerim!

Büyük bir zaferle döndük.

Artık sadece Hattat değil

bütün bu bölge bizim kontrolümüz altında olacak.

Kâfirlerin, şeytanın yolundan giderek

yaptıkları ne varsa

yaktık, yıktık, yok ettik!

Tekbir!

Allahu ekber! Allahu ekber! Allahu ekber!

- Tekbir! - Allahu ekber! Allahu ekber!

Annem "Eve dön, korkuyorum" demişti.

"Döneceğim" dedim.

Gidecektim, biliyor musun abi?

Vallahi kaçacaktım.

Rahman abi?

Annem "Orada ölürsen cennete gidemezsin" dedi.

Kâfirlerin, şeytanın yolunda

yaptıkları her ne varsa!

Ebu Zalim! Ebu Zalim! Ebu Zalim!

İlker?

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.