All language subtitles for Adini-Sen-Koy-Engelsiz-124-Bolum

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin betimlemesi TRT/Karamel Film tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

Zehra.

(Zehra) Baba.

Kızım, taksi çağırmadın mı?

Babacığım, ben de şimdi onu hallediyordum.

Tamam kızım, taksi çağır, sonra da işine dön.

Yok baba, ben sizi böyle bırakamam.

Biz iyiyiz kızım, merak etme, bakarız başımızın çaresine.

(Salim) Hadi sen de işine dön artık.

Peki.

Yasemin, ablacığım merak etme...

...Koray çok iyi olacak, üzme kendini.

Pardon, ya taksi çağıracağım da telefonu kullanabilir miyim?

-Ben hemen hallederim. -(Zehra) Tamam.

İyi günler. Hastanenin önüne bir taksi rica edebilir miyim?

Teşekkür ederim.

Az kalsın babam seni görecekti ya, korkudan kalbim duracak sandım.

Neden buraya geldiğimi biliyorsun.

Ne olursa olsun, ya seni görselerdi?

Sonuçta görmediler, yani görselerdi de bir şey söylerdik.

Ne gibi mesela?

Ne bileyim, konaktan şoför göndermişler beni alması için derdin.

Ya sen ne dediğinin farkında mısın?

Yasemin patronum olduğunu biliyor, unuttun galiba.

Tamam...

...yani konakta çok acil bir durum olmuş...

...patronum beni almaya gelmiş derdik.

Patron beni almaya gelecek?

Gerçekten çok inandırıcı.

Ya zaten sonuçta görmediler ki niye tartışıyoruz?

Neyse, tamam. Hadi gidelim artık.

Otopark bu tarafta, asansörle ineceğiz.

(Ayşe) Canım.

-Sağ ol hayatım. -(Ayşe) Afiyet olsun.

Ömer'le Zehra dışarıda mıydı?

Evet, sen de fark ettin değil mi?

Yo, kötü bir şey yok.

Ee, ben de onu diyorum aşkım, hep birlikteler.

Yani bir arada kaldıkça sanki birbirilerine daha çok bağlanıyorlar.

-(Ayşe) Değil mi? -Hı, hiç ayrılamıyorlar.

Yoksa senin pabucun dama atıldı diye kıskanıyor musun, ha?

Hiç de bile, herkesin yeri ayrı.

(Ayşe) Hem kimse kimsenin yerini dolduramaz.

Sonuçta abimin de kendine ait bir hayatı var.

Bana yeterince sevgi verdi, şimdi sıra karısında.

Bence herkes kendi karısıyla ilgilenmeli.

Oo, bu taş bana mıydı yoksa?

Bilmiyorum vallahi, ben taş falan görmedim.

Benim güzel karım ilgi mi istiyormuş yoksa, ha?

Sonra ilgiden bunalmak yok ama.

-Yok, bunalmam ki. -Hı.

O zaman kalk gidiyoruz.

-Nereye? -Hadi hadi, çıkıyoruz.

Nihatcığım.

Sürpriz.

Ah, çocuklar...

...siz de mi çıkıyorsunuz?

Evet halacığım, karımı kaçırıyorum da.

Ne güzel, gençsiniz, gezin tozun.

-Halacığım. -(Cevriye) Ha kızım?

Senin canın mı sıkıldı bir şeye?

Yok, öyle oluyor arada bana, böyle bir kasavet çöküyor.

Öküz oturuyor böğrüme.

Ama geçer, siz bakmayın bana, hadi gezin siz.

-Ay, ne duruyorsunuz? -Evet halacığım, görüşürüz.

-(Ayşe) Ya Nihat. -Ne?

Ya halamı da alsak, baksana ne kadar üzüldü.

Ya ama baş başa kalacaktık.

Hayatım, biz yine baş başa kalırız...

...onu öyle bırakmaya gönlüm el vermez.

Ya ama benim başka planım vardı.

Ya, ayrıca şimdi bak...

...halamı alırsak annemi de almamız gerekiyor, o yüzden olmaz.

Aa, çok haklısın.

Bak, sen git, halama haber ver, ben de anneme haber veririm.

Oradan geçişte de Asya'yı alır eve döneriz, ne dersin?

Ama Ayşe, Ayşe!

(Ayak sesi)

(Sessizlik)

Halacığım.

Ha çocuğum, söyle.

Ayşe diyor ki hep beraber mi çıksak.

Ay, güzel gelinim benim...

...ay kıyamaz o bana, ben de ona hiç kıyamam.

Ay dur üstüme ben bir şeyler alıp geleyim hemen.

(Müzik - Hareketli)

Çöktüm.

(Araba sesi)

Durur musun lütfen?

Bir şey mi oldu?

Ya midem çok kötü, dayanamayacağım daha fazla.

İyi misin sen?

Dur lütfen.

(Araba sesi)

Ya durur musun? Yavaş biraz.

(Araba sesi)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik - Duygusal)

Bir şey mi oldu, iyi misin?

Ya araba sarsınca fena oldum ama geçer şimdi.

(Müzik - Duygusal)

Sen yine bir şey yemedin değil mi?

Hayır.

Neden birisi bir şey söylemedikçe yemek yemiyorsun?

(Ömer) Biraz dikkat etsene kendine.

Ya söyleseydin yola çıkmadan önce yerdik bir şeyler.

Ya olanlardan sonra aklıma gelmedi.

Zaten bütün gün hastanedeydik.

İçmek ister misin?

Yok, istemiyorum.

Eve kadar dayanabilecek misin?

Yatıştı biraz, daha iyiyim.

(Müzik - Duygusal)

(Kapı kapanma sesi)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Marş basma sesi)

(Martı sesleri)

Ya Nihatcığım, ne kadar sabırsızsın, gelirler şimdi.

Hiç gitmesek mi acaba?

Ya Nihat, oyunbozanlık yapma.

Görmedin mi ne kadar mutlu oldular, bozmayalım mutluluklarını.

İyi de başkalarını mutlu edeceğiz diye kendimizi ihmal ediyoruz ama.

Şişt, hayatım, bir kere de başkalarını mutlu edelim. Ne var bunda?

Sonra ilgi diye sızlanmak yok ama.

Sızlanmam, sızlanmam, yarına kadar tamam bu iş.

Ah geldiler.

Ay, beklettik mi? Kusura bakmayın çocuklar, anca hazırlandık.

Hiç önemli değil, ne kadar şık olmuşsunuz böyle.

Ay şöyle çalgılı bir yere gidelim...

...hem havamız değişsin hem kurtlarımızı dökelim.

Halacığım, biz daha sakin bir yer düşünmüştük.

Hayatım, o geçen yaz gittiğimiz kır lokantasına mı gitsek acaba?

Kır lokantası mı, kır?

Hayatım, çok soğuk olur şimdi orası.

(Ayşe) Biz Boğaz'a gidelim, hem halama sözüm vardı.

Ee, değil mi ama Boğaz'a gidelim, Çamlıca'ya gidelim.

Şöyle sefalı bir yer olsun ayol.

Olur tabii, siz nereye isterseniz Cevriye Hanım.

O zaman, buyurun hanımlar.

Şöyle Boğaz'ın sularına baka baka muhabbet ederiz dünürüm, ne güzel.

İyi olur tabii.

(Ayak sesleri)

(Kapı zili sesi)

Ben bakarım kızım, sen otur.

(Ayak sesi)

Allah’ım, ne olur bir şey olmasın.

Lütfen Koray'a bir şey olmasın.

-Hoş geldin Şükran teyze. -Hoş bulduk yavrum.

Ay, vallahi verilmiş sadakanız varmış.

Sizler iyisiniz değil mi?

Biz iyiyiz abla, çok şükür.

(Salim) Yalnız Koray'ın durumu ciddi.

Ee, güçlüdür o, dayanır bünyesi.

Hem ameliyat da güzel geçmiş.

Zoru başarmış çocuk işte.

Çarçabuk bundan sonra da toparlar kendini inşallah.

Yasemin, kızım...

...hadi sen bir içeriye git, elini yüzünü yıka da kendine gel.

Az şey atlatmadın, hadi yavrum.

Salim, de bana Salim...

...ne zaman çürüdük böyle?

İnsan evladını vurur mu?

Onların vicdanı yok abla.

Merhameti olmayanın insanlığı olmaz.

Doğru söylüyorsun.

Keşke çocuğu yalnız bırakmasaydın.

Polis başında. Güvende, merak etme abla.

Ben sabah erken gidip gerekeni yapacağım.

Ben de onu diyorum Salim.

Çocukcağızı sahipsiz bırakmayalım.

Bırakmayız abla, bırakmayız, merak etme.

Sen buradayken abla, ben atölyeye kadar gidip gelsem mi?

Tabii tabii, sen git, ben buradayım.

Yasemin'i yalnız bırakmam, hadi.

Sağ ol.

Hadi güle güle.

(Telefon zili sesi)

Alo, amirim?

Buyurun.

Amirim, ben tayin istemedim.

Öyle bir talebim olmadı.

Anladım.

Emir bakanlıktan geldiyse, yapacak bir şey yok demektir.

Anladım amirim. Peki ne zaman?

(Ayak sesi)

(Tayfun) Leyla.

(Leyla) Aa, Tayfun. Merhaba.

-Merhaba. Nasılsın? -İyiyim, sağ ol. Sen nasılsın?

İyiyim, teşekkürler.

Ne yaptınız, var mı bir gelişme saldırganlarla ilgili?

Saldırganların kimliği tespit edildi, gerekeni yapacağız.

Sen nereye böyle?

Salim amcayı görmeye gidiyorum ben de.

Sen pek iyi görünmüyorsun.

Ben gidiyorum Leyla.

Gidiyor musun? Nereye?

Ankara'ya. Tayinim çıktı.

Ama daha yeni yerleşmiştin.

Şimdi böyle bir anda bütün düzeni bozup gidecek misin?

Bizim meslek böyle işte.

(Tayfun) Tam bir yere alışırsın, yeni insanlar tanırsın...

...ondan sonra hop tayinin çıkıverir, gidersin.

-Ne zaman gidiyorsun? -Yarın.

Yarın mı? O kadar çabuk yani?

Evet, böyle.

Sanırım vedalaşmak için pek vaktim olmayacak.

(Tayfun) Şükran teyzeye çok çok selam söyle.

Telefonum her zaman açık, ne zaman isterse arayabilir beni.

Olur, söylerim. Zaten en çok o üzülecek.

Peki, görüşürüz. Kendine iyi bak.

Sağ ol, sen de kendine iyi bak. İnşallah her şey istediğin gibi olur.

Âmin.

(Müzik - Duygusal)

(Tabak sesleri)

Uyandı mı acaba?

(Şükran nefes sesi)

Nasıl bir insan evladına bunu yaşatır anlamıyorum.

Çocuğun babasından neden kaçtığı belli oluyor.

Hastaneyi arasam mı Şükran teyze?

(Şükran) Ara kızım, ara.

Öğrenelim bakalım ne olmuş, ne bitmiş.

(Müzik - Duygusal)

Bir hastanız hakkında bilgi almak istiyordum.

Koray Soylu.

Anladım, teşekkür ederim.

Ne dediler kızım?

Hâlâ yoğun bakımdaymış Şükran teyze.

Ya bir şey olursa?

Kızım, niye böyle kötü düşünüyorsun?

İyileşecek. Genç adam o, hiçbir şey olmaz.

(Şükran) Göreceksin bak, tez zamanda ayağa kalkacak.

Mevla'm şifa verendir.

Bu kadar insan arkasından dua ediyor.

Rabbim ona açılan elleri, duaları boş çevirir mi hiç?

Hadi gel sofrayı kuralım, devam edelim, gel.

Hadi yürü.

(Müzik - Duygusal)

(Ömer) Neden kimse yok?

Hediye ablayla Ökkeş abi de yok.

Herhalde müştemilattalar.

Ee, bir arasan.

Arıyorum.

Nihat, neredesiniz?

Ayşe, Ayşe nerede?

Neredelermiş?

Bir sorun yok değil mi?

(Ömer) Eve geldik, göremeyince.

Anladım, tamam.

Yemektelermiş.

Nazan'a da izin vermişler, Hediye abla da yok.

Eğer istiyorsan dışarıdan bir şeyler söyleyebilirim.

Yok, ben hazırlarım yemeği.

Yemek yapamayacağımı mı sandın?

Ben öyle bir şey demedim.

-Demedin? -Dedim mi?

Yani hatırlarsan daha önce yaptığım yemeği yemiştin.

Aa, sen şu makarnadan bahsediyorsun.

Şu makarna?

Neyse, ben akşam yemeğini yapacağım.

Tamam, ben de çalışma odasındayım.

Tamam, yemek yarım saate hazır olur.

(Sessizlik)

İyi akşamlar.

Hoş geldin babacığım.

Ben hemen yemekleri koyuyorum.

Yok kızım, çok iştahım yok bugün.

Hı, hoş geldin Salim.

Hoş bulduk abla.

Olmaz öyle iştahım yok falan Salim Bey.

Hem sen kan verdin.

(Şükran) Sofrada ne varsa, Allah ne verdiyse yiyeceksin.

Sen güçlü olacaksın ki çocuklar da güç bulsun.

Emir büyük yerden, yiyeceğiz.

(Şükran) Hadi gel.

(Müzik - Duygusal)

Sağ ol yavrum.

Rica ederim.

Hadi sen de gel hemen.

Sana güzel haberlerim var.

(Şükran) Atölyeye gelip haber verecektim ama...

...olay olunca söyleyemedim.

Ne oldu abla?

(Şükran) Dükkândan çıkmana gerek kalmadı.

Rıza'yla konuştum ben.

Hem bundan sonra gelip sizi de rahatsız etmeyecek.

Nasıl ikna ettin abla? Çok kararlı görünüyordu.

Başkasının ekmeğiyle oynarsan Allah seni affetmez dedim.

(Şükran) Söyledim işte bir şeyler.

(Şükran) Rıza da insafa geldi.

Hamuru mu iyiymiş ne?

Yemekten sonra da ben kalkayım.

Leyla evde yalnız kaldı, yarın sabah yine gelirim.

Zahmet etme abla, bakarız biz başımızın çaresine.

Ha, yani sen beni istemiyorsan Salim Usta, gelmem o zaman.

Olur mu öyle şey abla?

Yani, sana çok zahmet veriyoruz diye.

Tamam, bu mesele burada bitmiştir.

Yarın sabah Yasemin kızım güzel çayı demler...

...ben de sıcacık ekmekleri fırından kapar gelirim.

(Şükran) Hadi afiyet olsun.

Ellerine sağlık abla, afiyet olsun.

Afiyet olsun.

Afiyet olsun.

(Kaynama sesi)

(Kaynama sesi)

(Kaynama sesi)

Yemek olmak üzere, otur istersen.

(Müzik - Duygusal)

Yo, ben kıstım altını, olmadı daha.

Bence oldu.

(Kaynama sesi)

(Ömer) Bak sen de.

(Kaynama sesi)

(Ömer) Nasıl?

Pişmemiş sanki.

Ama çok pişerse kuru olur.

Ya ama ben öyle az pişmiş sevmiyorum, kanlı kanlı.

Ama etin tadı öyle çıkar.

Yemeği ben yapıyorum, o yüzden benim usulüme göre yiyeceğiz.

Tamam, nasıl istersen.

(Müzik - Duygusal)

-Salata ister misin? -Olur.

(Müzik - Duygusal)

Yeterli.

(Müzik - Duygusal)

Sos getiriyorum.

(Müzik - Duygusal)

(Kaynama sesi)

(Kaynama sesi)

Ne var bunun sosunda?

Özel bir şey yok.

(Zehra) Limon, sirke, bir de zeytinyağı var.

Hayır, başka bir şey var gibi.

(Kaynama sesi)

(Kaynama sesi)

Yo, gayet iyi.

Kötü anlamda söylemedim.

Hı, biz ona el tadı diyoruz.

El tadı?

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Zehra) Bak bakalım çok pişmiş eti beğenecek misin.

Güzel kokuyor.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Piyano)

Ee, hadi söyle.

Çok güzel olmuş.

Afiyet olsun.

(Müzik - Piyano)

Ne?

Hiç.

Bir şey geçti aklından.

Hayır, geçmedi.

Hayır, geçti. Ama söylemeyeceksin.

Peki.

Bu bizim seninle ilk...

(Alev) Afiyet olsun.

Sağ ol Alev.

Servisi kim yapıyor?

(Sessizlik)

Kendimiz yapıyoruz.

Kim yaptı bu yemeği?

Ben yaptım.

Belli.

(Alev) Ay hemen alınma canım.

Yani yurtlarda büyümüş birisi için normal.

Bunları öğretecek biri olmadığı için diyorum.

İstemezsen yemezsin Alev.

Zaten benim için yaptı.

Anladım.

Peki, sen seviyor musun bu yemeği?

Evet, seviyorum.

Sadece yemeği değil...

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

...karımın elleriyle yaptığı her şeyi çok seviyorum.

Ay Zehra, bana alındın mı yoksa?

Yoo, alınmadım.

Önemli değil.

Kalkalım mı?

Olur.

Benim yüzümden mi kalkıyorsunuz?

Hayır Alev, biz zaten yemeklerimizi yedik.

Sana afiyet olsun.

Sofrayı kim kaldıracak?

İçine sinmediyse sen topla Alev.

Tekrardan afiyet olsun.

Bana yaşattıklarının acısını çıkaracağım senden.

Bırakma kendini.

Hâlâ hiçbir şey bitmedi.

(Müzik)

(Sessizlik)

Sen her şeyi...

...bilen, gören, duyansın Allah'ım.

Senden başka sığınacak kapımız yok.

Sen Koray evladıma şifa ver ya Rabbi.

Canını bağışla.

Görecek güzel günleri...

...yiyecek lokması olsun.

Onun acısını bize yaşatma.

(Müzik)

(Müzik)

Ya ne gerek vardı buna? Niye bozdun ki o kadar?

Şimdi iyice--

Benim yanımda sana bu şekilde davranamaz.

Tamam da ne fark eder?

Böyle yaparak daha da...

(Zehra) Geliyor.

-Ne yapıyorsun? -(Ömer) Şş.

(Müzik)

Bir kahve içer miyiz?

Geç oldu. Odaya mı geçsek?

Ama sen istersen bir kahve yapabilirim senin için.

Hayır canım, sen içmeyeceksen gerek yok. Hem erken yatarız.

Alev.

Sen kahve ister misin?

İstemem.

Peki.

(Müzik)

Gözün...

...güneşin nurundan ayrılmaya sabrı yoktur.

Gözün açıkken...

...tasalanıyorsan...

...gönül gözün kapalıdır.

Onu aç.

(Telefon zili sesi)

Alo, Zehra.

Alo, babacığım, nasılsınız?

Yasemin nasıl?

İyiyiz kızım, iyiyiz. Yasemin uyudu.

Sen nasılsın?

İş yerinden bir şey demediler değil mi?

Yok, demediler.

Baba, Koray nasıl oldu, bir haber var mı?

Aynı kızım.

Az önce aradım hastaneyi, bir değişiklik yokmuş.

Ben sabah erkenden gideceğim.

Sabah uyanırmış.

İnşallah, bakalım.

Babacığım, yalnız gitme, ben de seninle geleyim.

Yok kızım yok, sen işinden olma.

Yok baba, zaten izin aldım.

Ben de sabah hastaneye geleceğim.

(Yasemin) Hayır!

Tamam kızım, tamam.

Lütfen ölme. Lütfen.

Lütfen.

(Ağlama sesi)

Hayır! Hayır.

Kızım.

Yasemin.

Kızım.

(Nefes sesi)

İyi misin kızım?

Çok şükür rüyaymış.

Çok şükür.

Kâbus mu gördün?

Hı hı.

Korkma güzel kızım.

Korkma.

Yarın her şey daha güzel olacak, gör bak.

Üzülme.

Hadi kalk, yüzünü yıka, hadi gel.

(Müzik)

İzin aldım dedim ama izin verir mi ki?

Bir yere gitmeyi mi düşünüyorsun?

Ben mi?

Evet, sen.

Odada başka kimse yok. Ne izni?

İzin mi?

Evet, öyle söyledin, duydum.

Ya, babamla konuşuyordum da izin alabilirsem geleceğim dedim.

Hayır, olmaz.

Ama babamla Yasemin perişan haldeler.

Onların yanında olmam lazım.

Yine kendini tehlikeye sokacaksın.

O haydutlar dışarıdayken tek başına hareket edemezsin. Konuştuk bunu.

Biliyorum ama gitmem lazım.

İzin verir mi diye soruyordun, izin falan vermiyorum.

Ya ben senden izin istemiyorum. Sadece birazcık anlayış bekliyorum ya.

Ben seni düşündüğüm için söylüyorum.

İyi geceler.

(Müzik)

İzin vermiyormuş.

Ben sanki keyfimden izin istiyorum ya.

Off.

Bunu neden ortadan sıkıyorsun?

Benim yaptığımı nereden çıkardın?

Çünkü ben asla yapmam.

Ortadan sıkılmış, dünya meselesi.

Bir şey mi dedin sen?

Ben de ortasından sıkmam dedim.

Ha, evet. Asya gelip yapmıştır.

Olabilir.

Her şeye de bir cevabın var.

Merak etme, bundan sonra senin diş macununa dokunmam.

(Vapur düdüğü sesi)

(Müzik)

(Müzik)

Gitti mi yoksa?

(Müzik)

Nazan.

Kahvaltıyı niye hazırlamıyorsun kızım? Yani telefonun sırası mı şimdi?

Daha erken.

Sen fırına baktın mı?

Hii, ah be Nazan, ah be Nazan!

Kızım, sana fırına bak dedim.

Uff, şu telefonu eline aldığın zaman her şeyi unutuyorsun.

Her şeye ben mi koşturacağım? Benim de canım var.

Kaç parçaya bölüneceğim ben Hediye abla?

Mızmızlanmayı bırak da işini yap sen.

İşimi bilsem zaten işimi yapacağım.

Ama neye koşturacağımı şaşırdım vallahi.

Ahh, ah Nazan, ah!

Bir sorun yok ya Hediye abla?

Yok bir şey Ömer Bey.

Buyurun, bir şey mi istemiştiniz?

Ben Ayşe'yi soracaktım.

Asya'yı okula götürdüler, birazdan dönerler.

Ee, kahvaltı da iki dakikaya hazır.

Siz buyurun geçin. Zehra kızım kalktı mı?

Ben şirkete geçeceğim Hediye abla, sen Ayşe'ye söylersin.

Kolay gelsin.

Güle güle Ömer Bey.

Allah Allah! Niye geldi ki?

Hiç gelmezdi mutfağa.

Ayşe'yi sordu ya kızım. Demek ki salonda kimse yok.

İyi de sana niye sorsun? Zehra Hanım'a sorardı.

Nazan, ben sana demin ne söyledim?

Laf peşinde koşmayı bırak. İşini yap yeter.

Sonra koyarlar kapının önüne bak.

Hah, kolaydı o.

Kimse beni kovamaz Hediye abla.

Ancak ben istersem giderim bu evden.

Biraz önce konuştuklarını Ömer Bey duymuş olsaydı...

...şimdiye çoktan kapının önündeydin.

Bıktım vallahi ya, bıktım.

Burama kadar geldi artık Hediye abla.

Kızım nereye Nazan, kahvaltı?

Yokluğumu anlayın Hediye abla.

Bakalım ben gidince bu evin düzeni nasıl olacak.

Ohh.

(Müzik)

-Günaydın Ökkeş abi. -Günaydın Ömer Bey oğlum.

Ha, bu sabah geç kalmışsınız.

Zehra Hanım kızım sabah erkenden gitti.

Ha, evet, öyle oldu.

-Kolay gelsin Ökkeş abi. -Sağ olun, sağ olun.

İnadına yapıyor, ben gitme dedikçe.

(Müzik)

Açma bakalım, açma.

Sürekli kendi bildiğini yapıyorsun.

Dik kafalı.

(Müzik)

Ben işe gidiyorum Beton. Geç kalacağım.

Sen de Beşir'den falan haber alırsan hemen beni arıyorsun, tamam mı?

Bütün gece kâbus gördüm.

Ay canım abim benim, ne yiyor, ne içiyor acaba?

Hiçbir şeyden haberimiz yok.

Hep o Zehra yüzünden, bütün düzenimizi mahvetti.

(Müzik)

Sen içeri geç.

(Mehtap) Günaydın.

Bir çay ikram edelim, kapıda kaldınız.

Abinden bir haber var mı?

Yok. Nereden olsun?

Ben de uyku uyuyamıyorum artık, bir an önce bulunsun diye dua ediyorum.

Merak etme.

Bulacağız.

İnşallah komiserim.

Ya o benim bir tanecik abim.

Ona bir şey olursa ne yaparım ben?

Bildiklerini polisle paylaşırsan, abinin başına bir şey gelmesini engellersin.

Ah bilsem, keşke.

Bakın, ben abimin ne kadar büyük bir tehlike altında olduğunun farkındayım.

Bir an önce bulunsa benim de içim rahat edecek.

Öyle diyorsun yani?

Çay?

Sağ ol.

Bendeki şansa bak, bu da polis çıktı.

Baba, ne oldu? Görebildin mi, nasılmış?

İyi kızım, yoğun bakımdan çıktı, odaya alacaklar biraz sonra.

Uyanmış mı?

Ohh, çok şükür ya. Dualarımız kabul oldu.

Öyle kızım, öyle.

Mevla'm gençliğine bağışladı.

Ben şu ödemeleri halledeyim kızım.

-Kolay gelsin. -(Erkek) Sağ olun.

Koray Soylu hastamız, ameliyat masraflarını ödeyecektim.

Tabii, hemen hazırlıyorum.

Buyurun. Ödemesini vezneye yapacaksınız.

-Tamam. Kolay gelsin. -Sağ olun. Geçmiş olsun.

Kızım, ben vezneye ödeme yapmaya gideceğim, sen burada bekle.

Odasına çıkarız.

Babacığım.

Ya baba.

Ödeyebilecek misin? Var mı paran?

Var kızım, ekmek teknesinden biraz arttırmıştık.

Bekle, geliyorum kızım.

(Telefon zili sesi)

Buyurun Fikret Bey.

Hayır, odasının önündeyim, daha getirmediler.

Ama sizin gelmeniz tehlikeli hâlâ.

Tamam Fikret Bey, ben hemen vezneye gidip hallediyorum.

Koray Soylu'nun hastane masraflarını ödeyecektim.

Tabii, bakayım hemen.

Koray Soylu, yalnız ödemesi yapılmış onun.

-Ödenmiş mi? -Evet.

-Kim ödemiş? -Bakıyorum hemen.

Salim Kaya ödemiş.

-Peki, sağ olun. -İyi günler.

(Müzik)

Fikret Bey, Koray Bey'in hastane masraflarını ustası ödemiş.

(Fikret ses) Demek Salim ödemiş. Bu ne cüret. Dikkatli dinle şimdi beni.

(Müzik)

Dosyalarda bir sürü eksiklikler var.

Söylediğiniz tarihlerde iş teslim edemiyorsunuz.

Sürekli ka--

Alev! Sözüm daha bitmedi.

Birbirinizden habersiz çalışıyorsunuz.

Dosyadaki değişikliklerden ekip arkadaşlarınızın haberi bile yok.

(Ömer) Şimdi herkes ekip arkadaşlarıyla oturup konuşacak.

(Ömer) Giriş çıkışlar tek tek kontrol edilecek.

Personel erkenden evine çıkıp gitmeyecek, gerekirse mesaiye kalsınlar.

(Ömer) Ek ücretleri falan neyse verilsin.

Şimdi çıkabilirsiniz.

(Telefon zili sesi)

Kimse rahatsız etmesin demedim mi?

Tamam. Bağla.

Mert.

Bu ne güzel sürpriz öyle.

(Müzik)

İfadeniz tamamdır. Geçmiş olsun.

Usta.

Dur, ne yapıyorsun evladım? Dur. Dur.

İyi misin?

Koraycığım, geçmiş olsun.

Sağ ol Zehra abla.

İyiyim usta, iyiyim.

(Koray) Biraz ağrım var.

Siz... Siz nasılsınız?

İyiyiz biz.

Düşünme bizi.

(Koray) Çok korktum ben.

Her şey benim yüzümden oldu.

Ben...

...çok üzgünüm.

Siz gelmeden ben her şeyi anlattım polise.

Sen şimdi bunları düşünme.

Hastanın çıkışını yapıyoruz, işlemler için gelir misiniz?

Çıkış mı?

Ama daha iyileşmedi ki.

Biz gerekli müdahaleyi yaptık. Durumu şu anda iyi.

Sadece dinlenecek ve ilaçlarını alacak.

Kızım, ben doktoruyla konuşup çıkışını biraz öne aldırdım.

Ama baba...

Yavrum, ben söyledim diye değil. Hemşire Hanım'ı duydun.

İlacını alacak, dinlenecek. Ha evde ha hastanede.

Hem evde gözümüzün önünde olur.

Ah babacığım ya, sen bir tanesin.

Ben geliyorum şimdi.

Nasılsın, bir ihtiyacın var mı?

Yok Zehra abla.

İyiyim ben.

(Müzik)

Alo.

Tamam tamam. Veriyorum şimdi.

Alo.

Yasemin.

Ben kapının önündeyim.

Koray, ben yanına gelmeyi çok istedim...

...ama babam izin vermedi.

Ustam haklı Yasemin.

Hem ben iyiyim, merak etme.

Ben sana bir şey olacak diye çok korktum.

(Koray ses) Canım benim, iyiyim ben.

Biraz ağrım var o kadar.

Sen üzme kendini.

(Müzik)

Seni çok seviyorum.

Ben de.

Yasemin.

Babam yüzünden...

...ben çok üzgünüm.

Babanın yaptıkları için kendini suçlama.

Senin suçun değil.

Hem bak, bir an önce iyileşmene bak.

Ha, bu arada...

...bundan sonra bir daha gitmene asla izin vermeyeceğim.

Yasemin...

...ben ustam gelmeden kapatayım.

Tamam. Yanında olamasam da aklım hep sende.

(Sessizlik)

(Sessizlik)

Koray Soylu'yla ilgili bilgi alacaktım.

Ameliyat masraflarıyla ilgili.

Ödenmiş mi?

Kim tarafından?

Anladım, iyi günler.

Faturayı ödemişler.

Nerededir şimdi?

Hastanede mi acaba?

(Müzik)

Bu defa aramak yok.

Peşinden gitmek de yok.

(Kapı vurma sesi)

Gel Tayfun. Hoş geldin.

Hoş mu geldim bilmiyorum.

Veda etmeye geldim.

Nasıl yani, ne vedası?

Gidiyorum. Ankara'dan çok özel bir görev geldi.

Emir demiri kesti yani.

Kesin mi?

Evet, öyle.

Görev bu, kutsal.

Yani hayırlısı olsun Tayfun.

Senin için, kariyerin için iyi olacaksa.

Öyle tabii. Hayırlısı.

Sadece bu yedi tepeli şehirden gitmek insanı üzüyor o kadar.

Hayret.

Ömer bugün eski Ömer gibiydi.

Evlenmeden önceki Ömer.

Özlediğim Ömer.

Neredesin sen yine?

Geçen ayın ihraç raporlarını çoğaltmamı istemiştiniz. Buyurun Alev Hanım.

Nihat Bey'e ver onları, o ilgilenecek.

Dün vergi dairesinde miydin?

Evet Alev Hanım, konuşmuştuk ya.

Konuşmadık Mehtap.

Konu iş olduğunda hiçbir şey atlama.

Eğer bir daha yalan söylersen...

Affedersiniz, ben mi yanlış hatırlıyorum? Ee, Nihat Bey'le--

Açıklama da istemiyorum, mazeret de.

Benimle çalışacaksan...

...sadece işini yapacaksın.

Çık şimdi.

(Müzik)

Ömer, evdekilere çok çok selam söyle.

Ben bir de Nihat'ı ziyaret edeyim. Olur mu?

Bak, Ankara'ya muhakkak bekliyorum. Özellikle Zehra yengemi de.

Tayfun, biz gelemeyiz ama seni bekleriz.

Gelemeyiz ne demek? Muhakkak bekliyorum dedim.

Bak, eğer gelir de beni görmeden dönerseniz gerçekten çok bozulurum.

Tamam Tayfun, tamam. Geliriz.

Bu arada senin işleri Haluk diye bir kardeşime emanet ettim.

Gayet iyi bir çocuktur. Senin de benim bir kardeşim olduğunu söyledim.

Elinden gelen her şeyi yapacaktır. Merak etme.

Başın sıkıştığı zaman, istediğin zaman arayabilirsin.

Ben elimden gelen her şeyi yaparım.

Anladım Tayfun. Ararım ben, sağ ol.

(Müzik)

Mehtap değil mi o?

Evet. Yönetici asistanı.

Bilmiyor musun?

Neyi?

Mehtap, Yener'in kardeşi.

(Müzik - Gerilim)

Bu dizinin betimlemesi TRT/Karamel Film tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Gülşen Argüç

Seslendiren: Emine Kolivar

Alt Yazı: Gülay Yılmaz - Nuray Ünal

İşaret Dili Tercümesi: Volkan Kurt

Son Kontroller: Beliz Coşar - Zerrin Çınar - Hasan Dikyuva

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.