Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Croatian
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Greek
Guarani
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hmong
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Uzbek
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Ultimo Mondo Cannibale / Son Yamyamlar
Rapor edilen olaylar, belgelerle kanıtlanmıştır ...
Mindango adası üzerinde taş devrinden kalma bir kabilenin,
Tüm ritüelleri ana karakter Robert Harper tarafından görülmüştür.
Bir içki alır mıydınız Bay Harper? -Hayır, teşekkürler.
Ya siz? -Hayır, teşekkürler..
İçmeye bir son vermeli, değil mi Robert? -sonuçta 100 saattir onunla beraberim.
Sarhoş veya değil, yine de mükkemmel uçuyor.
Lanet olası yağmur ormanı çok tehlikeli. Sakinleşmek için biraz içkiye ihtiyacım var.
O tehlikeli bir adam, ama etkileyici.
Merhametleri olmadığını ve saldırılardaki beklenmedik atışı biliyor. -Kurtulanlardan mı öğrenmiş?
Sen yenilgiyi kabul eden birine dönüşmüş bir antropologsun.
Ana kamptaki çocuklar gerçekten t.şaklıymış.
Her neresi olursa olsun, kampı kurmak için yol boyunca kesmek zorundalar .
Bu onların 3 ayını alır. -Ormanda yolculuk yapmak ne kadar tehlikeli biliyor musun sen?
Onlar işlerini seviyorlar! Bu işi altın için yapmıyorum.
Bunu yapmak zorunda olduklarını düşünmüyorum.
Onlar mutlu. Ödemeyi aldıklarında orada görmek zorundasın.
Onlar her bir kuruşa değer. Şimdi Borneo'ya döndüler.
Petrol bulmaları için onları Güney Kutbu'ndan alabilirsin.
Bu konuda iyi bir şöhrete sahipler. -İsabetli bir karar mı yani?
Görünüşe göre evet. İyi bir başlangıç.
Ama işin boyutlarını görmeden hiçbirşey kesin değil.
Romeo X-ray için Manilla 406.
Beni duyabiliyor musun?
Cevap yok. Belkide telsizi dinlemiyor veya telsiz arızalı.
Burada bir jeneratör var. -Lanet olası orman.
Tekrar dene.
Romeo X-ray için Manilla 406.
Beni duyabiliyor musun?
N'oluyor? -Bir fikrim yok.
Telsize ihtiyacımız yok.
Ama son söylenenler anlaşılmadı.
Bu onların hatası değil...
Bu lanet bir orman.
Buradayız. Emniyet kemerlerinizi takın.
Korkuyor musun? -Hayır.
Swan ve Rolf, siz iyi misiniz? -Sadece biraz sarsıldık.
Pist neden bu kadar bakımsız?
Çok tuhaf,kimse bizi karşılamadı.
Yerimizi henüz öğrenmişlerdir.
Uçağın neye çarptğı neredeyse belli oldu. -Sessiz ol!
O neydi?
Birşey duydum.
Bu beni daha güvende hissettirir.
Ne kadar kötü? -Şimdiye kadar çokta kötü değil.
Şasi tamam. Eğer uğraşırsam arka tekerleği de kolayca yerleştirebilirim.
Yardıma ihtiyacınız olursa söyleyin.
Ben yönetebilirim.
Sanırım orada bir ağaç parçası vardı... N'apıyorsun?
Bu fena bir yara.
Görmek ister misin? -Evet, bekle.
Roland!
Wilinsky!
Gercekten cesaret verici değil. Sessizlik tüyler ürpertici.
Ne diyor?
Telsiz. Bu yüzden cevap yok.
Ne düşünüyorsun? -Fazla birşey değil.
Tekerlek!
Tekerlek burada!
Bunu alacağım.
Kamp burada. Hadi bir göz atalım.
Roland'la aranızdaki kavgayı kaçırmak istemiyorum.
Burada kimse yok.
Gidelim.
Anlamıyorum.
Malzemeler ve silahlar gitmiş.
Kişisel eşyaları da yok.
Neredeler?
Öyle görünüyor ki burayı acilen terk etmek zorunda kalmışlar.
Eğer buna zamanları kaldıysa..
Bu ne anlama geliyor?
Bu el yapımı.
Bu insanları öldürmekte kullanıldı.
Kan... -Evet.
Yerlilerin yakınlarda olduğunu mu düşünüyorsun? -Evet.
Yerlilerden daha da kötüsü..
Hala Taş Devri hayatı yaşadıkları açıkça görülüyor.
Sadece bir aptal böyle bir ormanda çalışır. -Biraz ara verelim.
Hayatta kalma derslerini kendine sakla! Geri dönmeyi tercih ederim.
Üzgünüm Rolf. -Sorun değil.
Kavga etmemeliyiz. Zaten buna çok yakınız.
Geri dönüş yolunu bulmalıyız.
Söylemesi kolay.
Nereden gelmiştik? -Şu taraftan, sanırım.
Bu senin düşüncen. Neden burası, şurası veya surası değil? Ne dediğimi anlıyor musun?
Onlar şimdi nerede? Burada ne yapıyorlar??
Uçak neredeyse hazır.
Eğer hemen geri dönmezsek, çok geç olacak.
Bekle. -Ne yapıyorsun?
Belki yukarıda birşeyler görebilirim.
Birşey görüyor musun?
Evet, rüzgar hortumunu görebiliyorum. Onu çalıştırmaya gidiyoruz!
Memnuniyetle!
Aman tanrım... Bunlar doğranmış!
Hadi!
Artık sabahı beklemeliyiz. Karanlıkta uçamayız.
Charlie'yi görüyorum.
Asla emin olamayız, ama...
Pagedos'un burada yaşadığından artık eminiz.
Ama bunu okuyamadım...
Hala Taş Devri'ndeki kabileler. -Ve onlar yamyam değil.
Yüksek sesle konuşma! Burada bulunmamızı istemiyorlar.
Dünyadaki son yamyamlar...
Amazonlar ve Yeni Gine ile birlikte... -Kendine sakla.
Bu beni ürpertiyor.
Hadi birşeyler içelim.
Al şunu. -Teşekkürler.
Robert. -Evet?
Ne düşünüyorsun, ne yapmalıyız? -Önce bir ateş yakalım.
Beklemeliyiz. Charlie iyi iş çıkardı.
Gitmek için sabırsızlanıyorum.
Seni uyandırdık mı? -Hayır, dışarı çıkmalıyım.
Bu hiç akıllıca değil. -Ama gerçekten ihtiyacım var.
Tamam, ama çok uzaklaşma. -Şunu al.
Gitme.
Yardımına ihtiyacım var! -Hayır, burada kal.
Bırak gideyim! -Dur, Charlie.
Onu öldürürler. -Uçakta kalmak zorundayız.
Gece vakti ormana girilemeyeceğini biliyorsun.
Bu intihar olur.
Endişelenme, yarın buluruz.
Yukarıya bir bakayım.
Swan'ın giysileri!
Burada kal!
Buradan ayrılmak zorundayız.
Ya Charlie?
Onun için yapabileceğimiz fazla birşey yok.
Topla kendini! Gitmek zorundayız!
Bu bir tuzaktı. Bizim için hazırlanmış.
Biliyorum.
Uçağa geri dönmeliyiz.
Ya zavallı kız?
Hayatta olduğunu mu düşünüyorsun?Bence değil.
Asla bu kadar aptal olmadım.
Bunlar bana sökmez.
Mecbur kalacaksın.
Uçağa dönmek zorundayız. O zaman güvende oluruz.
Kaybolduğumuz gerçeğinin farkında değil misin? -Kes şunu!
Koklar mısın şunu? Yanmış birşeyler var.
Hadi!
Bak!
Nehir pist boyunca ilerliyor.
Evet, öyle olmalı. -Bu harika!
Hadi yapmaya gidelim!
Sana birşey diyeceğim.
Eğer buradan canlı kurtulursak, Bir daha asla orman kelimesini duymak istemiyorum.
Peki ya istedikleri uçağı yoketmekse?
Pozitif düşün.
Sıkı tutun! İvme kazanıyoruz...
Dokunmamalıyız!
Kontrolü kaybettim, Pistte kalmak için kolu kullan.
Deniyorum.
Dur, dur!
Beni rahat bırak!
Kes şunu!
Git buradan!
Bırak beni.
Ne?
Kuşlar... Uçak...
Tanrım, uçabileceğimi düşünüyorlar...
Bekle, ne yapıyorsun?
Neden beni öldürmediler?
Lanet olsun. Beni yendi!
Laner küçük maymunlar, çekilin!
Pis yaratıklar!
Bu pisliği yiyemem.
Burada!
Gitme.
Buraya gel, lütfen...
Gitme...
Yemek istiyorum.
Yemek istiyorum...
Açım, bana yardım et.
Hayır...
Onu kastetmedim.
Lanet velet. Kes şunu!
Küçük pislik torbası seni!!
Sana gününü göstereceğim!
Su.. Benim için.
Güzel... gidin öyleyse.
Çok açım... birşeyler yemeliyim.
Bana ne yapıyorlar?
Kartal...
Neden bu delikteyim belli oldu.
Bu timsaha yem olamam.
Balık!
Teşekkürler.
Rolf!
Hey Rolf! -Evet?
Söylediğim gibi, burası bir tür şehir merkezi.
Bunu gitmek için alıyorum.
Los Angeles'tan sadece bir saat.
Bunu film dünyasından almıştım.
Gerçekten deliye döndü.
Ne pazarlık ama!
Üç katı fazla.
Sadece klima maliyeti bu kadar eder.
Tamamen delirdi.
Birşey yapmana gerek yok, herşey elektronik.
Kapılar ve duş, ve sulu pişmiş bir biftek
Yarasa eti yiyorsun.
Ve elektronik fırında pişirilmemiş.
Şimdi, delirme.
Kurtulmak için aklımızı kullanmalıyız!
Bu benim buzdolabım. -Kötü değil.
Onu kurtarabileceğimizi düşünüyor musun? -Bilmiyorum...
Kendi üzerimde bile denememiştim.
Anladım.
Biz uçağa bağlıyken kızı açıkça görünür olmaya razı etseydik...
Denedim.
Ama bildiğim diyalekti anlamıyorlar.
Lanet olsun
Üstünde yaşadığımız dünya enzim ve doğal antibiyotiklerle dolu.
Ama dizim hala çürümeye devam ediyor.
Uçağı gördüklerinden dolayı uçabildiğimi sanıyorlar.
Birşeyler yap.
Konuşuyorlar, ağızlarından bazı kelimeler çıkıyor.
o birşey anlamadı mı?
Bunlar kelime değil.
Kabileler dili bizim gibi kullanmıyorlar.
Bu ne biliyor musun?
Dur! Buradayız!
Buradayız!
Hayat belirtisi yok, Sadece pistteki uçak duruyor.
Batarya iyi durumda, bunu hala uçurabilirsiniz..
Onları bulmak için aşağı inmeliyiz.
Orman çok yoğun, buradan sadece ağaç dallarını görebilirsin.
Burada!
Roseanne 612 tesiste!
5 dakika yakıt ikmalinden sonra alandan ayrılabiliriz.
96. bölüme dönüyoruz!
Hala canlılarsa Tanrı onlara yardım etsin.
Dur! Buraya bak!
Buradayız! Yaşıyoruz!
Buradayız! Geri dön!
Suyun tadı berbat.
Kurtulmaktan çok uzağız.
Ve her türlü mikrobu taşıyoruz.
Tamamiyle bilinmeyen mikroplar ve hala hayattayız.
Bir dakika bekle...
Bu pist boyunca akan ırmak olabilir mi?
Fikrim yok. Irmak burada tıkanmış.
Bacağım hissizleşti..
Nerede olduğumuzu nasıl bulabiliriz?
Sadece bir kişi nerede olduğumuzu biliyor, kim olduğunu biliyorsun...
Ama o asla yolu göstermeyecek...
Durumu açıklayabilsek bile..
Neden olmasın?
Tek problemimiz uçağı bulmak değil.
En büyük problem buradan canlı çıkmak.
Yamyamlar... -Hala oradalar ve bizden güçlüler.
Orman onların doğal ortamı.
Ve biz onlar için iyi bir yemeğiz.
Korkunç...
Belki bizim için evet, ama onların dünyasında değil.
Hayatta kalma çemberinde herkes bir halka.
Kımıldama!
Şimdi ölümcül bir silahımız var!
Kobra zehri birkaç dakika içinde öldürür.
Bekle!
Oraya gitmeliyiz. Kız bizi yanlış yönlendiriyor.
Korkuyor.
Bu yolun yamyamlara gittiğini biliyor.
Nehir... Haklısın.
Helikopter bizi bulamayacak.
Belki hala bizi alabilirler.
Deneyelim. Sonsuza dek devam edemeyiz.
Robert, eğer koşmak zorunda kalırsak...
Durmama izin verme.
Benim gördüğümü görüyor musun?
Pist!
Başardık!
Bu yıl gördüğüm en güzel şey bu!
Tanrı'nın izniyle, olacak.
Tabii, öyle.
Teşekkürler Tanrım!
Beni burada bırak.
Unut bunu. dönmeyeceğim!
Hadi, Rolf!
Yapamıyorum...
Sen de benim için bunu yapardın.
Yardım et, lütfen
Benim için aynısını yapacağını söylemiştin.
Cevap ver.
Onlara bak! Bak!
Lütfen beni eve götür!
Bak, neredeyse ordayız.
Sen olmasan asla kurtulamazdım.
Öyle olsun. Onları görelim.
Haydi bebeğim!
Seni eve götüreceğim, Rolf.
Seni eve götüreceğim.
Rapor edilen olaylar, belgelerle kanıtlanmıştır
Mindango'daki Taş Devri'nden kalma kabileler.
Ritüeller filmin baş kahramanı Robert Harper tarafından görülmüştür.
Robert Harper 4 ay Manila'da hastanede yattı ve ardından Amerika'ya döndü.
İstifa etti ve evlendi. Şu an eşiyle Meksika'da küçük bir çiftlikte yaşıyor.
Translated by Kiaransalee -- Pozdrav iz Srbije!! živela Srbija!
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.