All language subtitles for 42

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Ne yapmışım ben ya? Ne diyorsun sen?

Herkesi çok üzdün Irmak.

Ablanı da beni de Can'ı da...

Ama merak etme, iyileşeceksin. Kimse senin kötülüğünü istemiyor.

Ne konuşuyorsun sen ya? Ne bu abuk sabuk laflar?

Yine başıma çoraplar mı örüyorsun sen, ha?

(Müzik)

Irmak...

...Can'ın evini yaktığını biliyoruz.

(Müzik)

Çok üzgünüm.

Ama ya polise, ya bir kliniğe gideceğiz.

(Müzik)

(Deniz) Seçim senin.

Çok üzgünüm, gerçekten.

(Müzik)

Şimdi çıkıyoruz...

...senin seçeceğin bir tanesine gideceğiz.

(Müzik)

Can... Can bak vallahi yalan. İkisi de delirmiş.

Ben sana öyle bir şey yapar mıyım ya?

Ben senin arkadaşın değil miyim?

Elli tane şömine yakıtı almışsın.

(Can) Evi geç, o resimlere nasıl kıydın? Nasıl bir canavarsın sen?

Ya paranız da galeriniz de dostluğunuz da...

Hayatımın içine ettiniz be.

İkinizi de bir daha görmek istemiyorum.

(Deniz) Can, özür dilerim.

(Sermet) Can... Can...

(Müzik)

Peşinden git.

(Müzik)

(Ağlama sesi)

(Müzik)

Daha reklam yayına girmedi bile.

Rastlantı eseri seni çeken iki tane muhabir göndermiş haberi.

Yayına girince ne olacak Şadiye?

(Narin) Sen niye bizden habersiz böyle bir şey yapıyorsun?

Niye akıl danışmıyorsun? O haberi görünce parfüm firması ne yapacak şimdi?

Ha? Ne yapacak, ne diyecek sana? Dava bile açabilir...

...tazminat bile isteyebilir.

"Bu kız kimliğini sakladı, maddi manevi bizi zarara uğrattı." diye.

(Müzik)

Fırat...

...bir sorun mu var yan masadakilerle ilgili?

Hayır canım, ne sorunu olacak? Ne olabilir ki?

(Ahu) Hayır, yani bir sorun varsa tanıdığım insanlar...

...reklamcı çocuklar. Yani çözebiliriz.

(Fırat) Yok Ahu, gerek yok. Başka bir mesele.

Peki. Pardon.

(Müzik)

(Narin) Hadi gidelim, kalk.

Olmuyor burada böyle, konuşulmuyor.

Evde anlatırsın uzun uzun, dinleriz.

Ne diyeceğim ben şimdi bunlara?

Rezil oldum, mahvoldum. Ne diyeyim şimdi gidip?

(Fırat) Hadi siz de eve girin. Ben de gazeteye gideyim, Orkun'la görüşeyim.

Bir hoşça kal diyeyim bari.

(Ayak sesleri)

Ee, bir sorun oldu; benim gitmem gerekiyor.

Seni görmek istesem, arayabilir miyim?

(Cemil) Bir de her ne olduysa, fazla kafana takma olur mu?

(Narin) Şadiye...

Tamam, olur. Konuşuruz.

(Ayak sesleri)

Bir anlık cinnetle yaptım. Kesinlikle Can'a zarar vermek değildi benim niyetim.

Ben çok pişmanım.

Çok pişmanım.

(Müzik)

Yapma Irmak.

(Sermet) Ne olur yapma kızım.

Senin pişmanlık duyacak yerlerin yanmış.

Sen bu işe karışma Sermet. Uzak dur.

Bu odada bir yere kapatılması gereken bir kişi varsa, o da sensin.

Sen zaten beni, her türlü çırak çıkartırsın.

Ama ablanın bilmediği bazı şeyler var.

(Sermet) Ne olur, bana her şeyi söyletme.

Söyle...

...söyle hadi, söyle...

...hep yaptığın bu zaten. Ablama saçma sapan yalanlar söyleyip...

...benden nefret etmesini sağlamak. Başka hiçbir şey yapmıyorsun ki sen.

Nereden başlayayım?

(Sermet) Nereden başlayayım?

(Sermet) Sırf Narin'e acı çektirmek için...

...gazetelerde boy boy haberi çıkmadı mı Şadiye'nin, (Bip) olduğuna dair?

(Sermet) Sonra...

...Sinan'ı işe almadın mı...

...Şadiye'nin seks kaseti çıksın diye?

(Sermet) Ha?

(Sermet) Şadiye'yi kurtaracak bilgiler olduğu halde elinde...

...sırf hapiste yatsın diye...

...o bilgileri saklamadın mı kızım?

(Müzik)

Ha?

(Ağlama sesi)

Daha devam edeyim mi Irmak?

(Müzik)

Doğru mu bu?

Tabii ki değil.

(Müzik)

Doğru.

(Ağlama sesi)

(Sermet) Bunların hepsi doğru.

Irmak...

...bak kızım...

...ya kliniğe gideceğiz...

...ya da polise.

(Ağlama sesi)

Abla...

(Müzik)

Abla özür dilerim ya.

(Müzik)

(Ağlama sesi)

(Narin) Ya, hayır aklım almıyor.

(Narin) Nasıl düşünemezsin bu kadar basit bir şeyi?

(Narin) Daha kaç ay önce, çarşaf çarşaf fotoğrafların yok muydu gazetelerde?

Ya benim karşıma şimdi böyle bir fırsat çıkınca...

...ben ne bileyim, unutulur, önemsenmez falan diye düşündüm.

Yok ya! Paris'te New York'ta yaşıyoruz çünkü biz de insanlar umursamayacaklar.

Madem öyle niye gizliyorsun bizden? Niye gizledin?

Ha? Söylesene bana. Hayatta izin vermeyeceğimi biliyorsun tabii.

Tabii biliyorum. Tabii biliyorum. Sana kalsa zaten...

...sen beni bu evin içine hapsedersin, aman sana ve sevgili eşine zarar gelmesin...

...sizin düzeniniz bozulmasın.

Ne alakası var kafasız? Ne alakası var? Ne düzeni? Düzen mi kaldı?

Düzen mi kaldı bu etraftaki manyaklardan?

(Müzik)

Duymuyorsundur bunları değil mi?

Duymuyorsundur daha.

Yok ya. Duyma bebeğim.

Duyma bebeğim.

(Müzik)

(Narin) Duyma.

(Müzik)

(Araba motor sesi)

(Müzik)

Ben yapamayacağım.

Sen götür.

(Müzik)

Bak Irmak...

...beni günahın kadar sevmediğini biliyorum.

Ama ne olur...

...bunu ablan için yap.

Her zaman biz hayatında olamayacağız...

...arkanı toparlayamayacağız.

Irmak, Allah korusun hapislerde çürürsün.

Ne olur?

Ablama iyi bak tamam mı?

Merak etme.

(Müzik)

(Ağlama sesi)

(Müzik)

Ablana da iyi bakacağım, sana da iyi bakacağım.

Biraz cesaret Irmak...

...biraz cesaret.

(Hasta bakıcı) Hoş geldiniz Irmak Hanım.

Doktor Bey, içeride sizi bekliyor.

(Müzik)

(Ağlama sesi)

(Müzik)

(Irmak) Görüşürüz.

(Müzik)

(Can) Ben ne yaptım yani? Ne yaptım sana?

Evimizi açtık ya. Başka...

...ne yaptık ulan? Evimi açtım ulan.

Ne yaptım başka? Ne yaptım?

Eve geldik.

Hadi be kardeşim be.

Hadi be artık gir içeri de bir devril artık ya.

O bar senin, bu bar benim... Gideyim ben de bir uyuyayım, değil mi?

Uyuyayım yani.

Deniz...

...Deniz, yapma Allah aşkına.

Ben çok kötüyüm.

(Deniz) Affet beni Irmak. Affet.

(Ağlama sesi)

Irmak Hanım, buyurun.

(Müzik)

Eğer bir şeye ihtiyacınız olursa, şuradaki zile basabilirsiniz.

Hemşire hanımın odası, hemen yan tarafta.

Şimdi bugün güzelce dinlenin, yarın tekrar görüşeceğiz.

İyi geceler.

(Müzik)

(Ayak sesleri)

(Kapı kapanma sesi)

(Narin) Fırat, ne oldu? Halledebildin mi?

(Fırat) Haberi basmayacaklar ama...

...kampanya yayınlanmaya başladıktan sonra, durdurmak zor diyor Orkun.

Ne yapacağız Fırat?

Halledeceğiz bir şekilde.

(Ağlama sesi)

Ulan içeride herhalde sızdı kaldı bu.

Gideyim artık ben ya. Yazık, bana da yazık ya.

(Müzik)

Hay Allah! Şimdi nereye ya? Şimdi nereye?

(Ali) Hoop, küt...

(Ali) Hah işte, o kadar içersen olacağı buydu.

O kadar içersen olacağı buydu.

(Müzik)

Abiciğim...

(Müzik)

(Siren sesi)

(Müzik)

(Kapı zili sesi)

(Kapı açılma sesi)

(Fırat) Ne oldu Deniz? Abi?

Ya Irmak'ı kliniğe kaldırdık...

...Deniz kötü oldu. Yani gidecek başka bir yer yoktu. Mecbur buraya geldim.

Canım, Deniz...

Bir tanecik kardeşim vardı...

...onu da kendi ellerimle akıl hastanesine kapattım.

Tamam canım benim ya. Daha kötü olmasın hiçbir şey diye. Tamam.

(Narin) Gel bakayım sen, benimle gel.

Ya bu Irmak geri zekalısı, gitmiş Can'ın atölyesini yakmış.

Ne diyorsun abi sen?

E, dedik biz.

Şadiye!

Bence sen bu gece konuşma.

Hayırdır, sizdeki bu gerginlik niye?

(Şadiye) Vallahi, reklam yıldızı oldum ben ama kısa sürdü.

E tabii gazeteciler benim öğrenince şanlı geçmişimi...

Şişş...

Enişte bey de buna biraz bozuldu tabii.

Ne yaptın ulan sen?

Ne yaptın ulan manyak?

(Müzik)

Deniz...

...iyileşecek Irmak.

Sonsuza kadar orada kalacak değil ya.

Elbet iyileşecek.

Tedavisi vardır bunun, ilacı vardır. Bulurlar bir çaresini.

(Narin) Sorunların derinine inerler, hallederler. Merak etme sen.

Hırpalama artık bu kadar kendini.

Ah buna bir inansam.

Ya dayanamıyorum. O kadar yoruldum ki.

Ya...

...ev yakmak ne demek?

Ne oldu bu kıza, anlamıyorum ki?

(Müzik)

(Sermet) Ulan geri zekalı, senin mercimek kadar beynin yok mu ulan?

Daha üç gün önce gazetelerde boy boy resmin çıkmadı mı "Atıf Birsel'in (Bip) baldızı" diye?

(Fırat) Bak Şadiye, tam olaylar külleniyor...

...sana yepyeni bir sayfa açıyoruz, önüne imkanlar sunuyoruz...

...sen yine abuk sabuk işlere kalkışıyorsun.

Ya abuk sabuğum ben.

(Şadiye) Ben abuk sabuk bir insanım. O zaman beni buraya getirmeyin.

Ne diye başınızı belaya sokuyorsunuz ya siz?

(Şadiye) Bırakın beni kendi halime.

Ulan sığırcık, bağırma ulan.

(Sermet) Geri zekalı...

...senin ablan hamile.

Şu insanları niye rahat bırakmıyorsun? Burnunu niye (Bip) kurtarmıyorsun sen ya?

Sürekli seninle mi uğraşacağız ulan biz?

Sen yaptın.

Sen getirdin beni buraya.

(Şadiye) Sen beni bulmasaydın, bunlar olmayacaktı.

Sen ne yaptın?

Ablamın tertemiz hayatına böyle, bir kova pislik gibi boca ettin beni.

(Fırat) Her bir (Bip) yediğinde geçmişini öne sürme bundan sonra, tamam mı?

(Fırat) Geçmişin geçmişte kaldı kızım.

(Fırat) Duyuyor musun beni?

Ne kendi hayatını mahvedeceksin, ne de ablanın hayatını mahvedeceksin.

Kimseyi üzme gibi bir hakkın yok.

(Fırat) Yepyeni bir insan olacaksın Şadiye. Ben bu olayı halledeceğim.

Şimdi, yürü odana.

(Fırat) Hadi.

Hikmetinden sorgu sual olunmaz Yarabbim de bu baldızları bize niye verdin sen ya?

Tamam abi, üstüne gitme sen de kızın.

(Müzik)

Bak kardeşim, burası acayip rahattır ha.

Sonsuz da kredin var. Yat buraya.

Yat, yat, yat, yat, istediğin kadar dinlen burada.

(Can) Ben eve gideceğim.

Hâlâ eve gideceğim diyor ya. Zaten gıcığım, kıracağım boynunu.

Yat zıbar.

(Müzik)

Oh be birader. Allah razı olsun vallahi. Açlıktan sırtım mideme yapışmıştı.

-Koyayım mı bir tabak daha? -Yok yok, yetti.

Ne yapacağız, onu söyle sen.

Yani gidip tazmin ettireceğiz, yayına sokmayın falan diyeceğiz herhalde.

Ne bileyim abi, aklıma bir şey gelmiyor ki.

Yani onların da işine gelir zaten ya.

Yani kim eski bir (Bip) marka yüzü yapar ki?

(Sermet) Haberleri yok şimdi adamların. Öğrenince onların da işine gelecek.

Kafayı yiyeceğim ya. Resmen kafayı yiyeceğim yani.

Ya gittim, kızı kursa yazdırdım. Yemin ediyorum oturttum burada, ders çalıştırdım.

(Fırat) Ya geleceğini garanti altına alsın istiyorum ya.

Daha Zafer belasından kurtulalı kaç ay oldu...

...gidiyor yine bela çekiyor bu kız resmen. Delireceğim.

(Fırat) E, Narin de huzursuz.

(Fırat) Ya ben...

...sana bir şey söyleyeyim mi? Yemin ediyorum var ya...

...o çocuk, o kızın karnında, yemin ediyorum sinirden dönüyor her akşam.

Hayır abi, çocuğumun böyle travmalar içinde büyümesini de doğmasını da istemiyorum.

Ben ne yapayım birader? Benimki de...

...pimi çekilmiş bomba gibi geziyor ortalıkta. Yaptıklarını görmüyor musun?

(Sermet) Ya Deniz'in haline bak şimdi. Ben bu kadınla nasıl evleneceğim ki?

Ya ben yüreğimi avcuna vermişim Deniz'in...

...ama Irmak, sürekli çarşıyı pazarı karıştırıyor (Bip).

-Ya biraz yavaş konuş sen de. -(Bip)

(Ayak sesleri)

Uyudu Deniz. Daha iyi.

(Narin) Burada kalsın bu gece. Ben de yatıyorum. Perişan oldum üzüntüden.

(Fırat) Tamam yavrum. Sen de sıkma canını. Yat uyu.

Yarın sabah halledeceğiz biz bu işi.

Ne yapacaksınız?

Ya gideceğiz, tazmin ettireceğiz yani. Yayına girmesin diyeceğiz.

Olmadı, parasını veririz, alırız Narin. Merak etme.

(Narin) Sermet, daha fazla içmeyin isterseniz, Fırat ha?

Nasıl içmeyelim Narin? Nasıl içmeyelim?

Tamam tamam, bu son.

(Ayak sesleri)

Of...

(Ayak sesleri)

Git yat sen Deniz'in yanına o zaman.

Yok birader, şimdi kızın morali çok bozuk. Sabahtan beri ağlamaktan içi şişti.

(Sermet) Ben eve giderim.

(Müzik)

Sen daha milli olmadın mı ulan bu kızla?

Aa! Ne demek ulan şimdi? Aa... Lütfen!

Aa! Gereği var mı? Aa!

(Telefon zili sesi)

(Gülme sesi)

-Sen harbiden... -Hadi ulan.

Efendim?

(Ali) Abi...

...bu ressam abi, bütün gece içti (Bip) o mekan senin bu mekan benim.

Hani galeriye de girmedi.

Çıktı, orada bir yere yığıldı. E galeriye de sokamıyorum. Bu böyle tutturdu...

...yok işte "Sizin hiçbir şeyinizi istemem." falandı filandı.

(Ali) Ben de ne yapayım bilemedim abi, bizim otele götürdüm...

...yatırdım şimdi onu. Bir yetmiş saat falan uyur yani.

Ben de ne yapayım, eve geldim.

Sen ne yaptın abi? Sıkıntılı, böyle hayırsız bir durum yok inşallah?

Var. Eve gelince konuşuruz.

Ulan yine ne oldu ya?

Yarın da reklamcıyı buluruz...

...mevzuyu hallederiz, biter iş.

Benimle de konuşmalarına dikkat et.

Yok ya!

Bence sen benimle konuşmalarına dikkat et.

Sonuçta kızı benden isteyeceksin yani.

-Doğru ya ulan. -Ya...

Ulan ben de niye her şey ters gidiyor diyorum. Bak ben daha kızı istemedim.

Ne yapacağız şimdi? Nasıl olacak bu mevzu? Kimden isteyeceğim ben?

Yani...

...sonuçta bu evin reisi benim.

(Fırat) Deniz'in, Narin'den başka kimsesi yok. E ben Narin'in kocasıyım...

...e bir de Irmak var ama herhalde Irmak sana kızı vermez. Doğal olarak...

...kardeşinden isteyeceksin.

Tamam ulan, üzülme üzülme.

Bir şekilde yoluna koyarız işi.

(Fırat) Takma kafana. Veririm yani sana kızı.

Olur olur.

Her şeyi yoluna koyarız.

Şu hayatta seninle ben kardeş olduk ya...

...bundan sonra hiçbir şeye şaşırmam ben.

(Müzik)

Seviyorum ulan seni.

Harbi seni seviyorum be.

Aslan abim benim.

Hadi ben daha fazla içmeden gideyim. Şimdi şoför de yok, arabayı ben süreceğim.

Gel gel.

(Müzik)

(Deniz) Ya Narin ben dayanamayacağım.

Ölüyorum meraktan. Arayayım şu doktoru ha?

Ya Deniz, bırak Allah aşkına. İnsanlar işlerini yapsınlar.

Beş dakika ya...

...gideyim göreyim, bir bakayım.

Odası nasıl, düzgün mü, temiz mi, rahat mı? Bakayım bir ya.

Hayatım, dünyanın her yerinde bu böyle.

Yalnız kalması gerek.

Bu bir adaptasyon süreci. Konsantrasyonunun bozulmaması için görüştürmüyorlar kimseyle.

Ben asıl Can'ı merak ediyorum. O ne yaptı? İyi mi?

Ay çok kötüydü. Fırladı, çıktı akşam. Bir arasana.

(Müzik)

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi)

Neredeyim ulan ben?

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi)

Alo.

Alo, merhaba. Cancığım nasılsın, neredesin? Çok merak ettim seni.

Ya iyiyim, bir oteldeyim de nasıl geldim falan hiç hatırlamıyorum.

Ha doğru ya. Ali getirdi beni.

Şey otelindeyim...

...şey, otelin adı...

Aa, Fıratların oteli.

(Narin) Ay çok sevindim. Çok iyi.

Ee, sakın ayrılma sen oradan, tamam mı?

Ben şimdi resepsiyonu arıyorum, ilgilensinler seninle.

Haberin var değil mi? Yani var ki arıyorsun.

Var var. Deniz de burada, anlattı her şeyi.

(Narin) Irmak'ı bir kliniğe yatırmışlar ama merak etme her şey yolunda.

(Narin) Bak şimdi; sen kafanı dinle, sakinleş biraz. Tamam mı?

Ben ararım sonra seni, konuşuruz yine.

Tamam.

(Narin) Ali götürmüş Fırat'ın oteline.

Canım benim ya.

Sermet'e bak.

Yani o kabusun içinde Can'la uğraşmış bir de. Ali'yi yollamış arkasından.

-Ne yapıyorsun? -Patik örüyorum.

Patik mi örüyorsun?

Niye? Gebe misin?

Tövbe tövbe.

Bu yaştan sonra.

Ne varmış yaşımızda ya? Allah Allah.

Dede oluyorsun Recep.

Dede, ne dedesi ya?

Narin gebe.

Narin gebe mi?

Ya bildiğin dede oluyorum ha? Genç, delikanlı dede oluyorum ha?

Evet Recep, evet, dede oluyorsun. Biz unu eledik, duvara astık. Sen dede oluyorsun.

Kendi adına konuş, kendi adına konuş. Bildiğin...

...genç, delikanlı bir dede miyim yani?

Ha?

Evet, evet delikanlı.

Dur! Hahaha!

Dur, elimde şişler var Recep, batacak bir tarafına.

Dede ha?

Ben şöyle bir hava alayım.

(Recep) Dükkanın şu eksiklerini falan da alayım.

Bildiğin dede yani?

(Ümmü) Hadi.

(Müzik)

Şunu alır mısın kardeşim?

Ya abiciğim ne yapıyorsun sen? Misafirimizsin bizim ya.

Ver şu kartı.

Ya ne alakası var? Saçmalama. Öderim ben paramı.

(Ali) Ya kardeşim sen ödeyemezsin demedik, misafirimizsin dedik.

Can, gözünü seveyim lütfen ya. Versene kartı geri.

Buyurun efendim.

Abiciğim ben sana adam misafirimiz dedim, biz ödeyeceğiz. Ne yapıyorsun Osman ya?

Affedersin abi.

Ya bir şeyi de hatırla lütfen ya.

(Araba motor sesi)

(Kapı kapanma sesi)

Hayırdır inşallah.

-Hayırlı işler. Kolay gelsin. (Telsiz anons sesleri) -(Ümmü) Sağ olun.

Recep Yılmaz burada mı?

Az önce çıktı ama...

...ne oldu?

Kendisiyle görüşmemiz lazım.

Ya cüzdanı müzdanı her şeyi unuttuk ya.

(Müzik)

(Recep) Bu ne iş ya?

(Müzik)

(Araba motor sesi)

Can... Can...

Abiciğim bak gözünü seveyim ya. Şimdi abim gözünün önünden ayırma dedi.

Sen gidersen benim başım belaya girer. Rica edeceğim ya.

Oğlum başlatma abinden.

Herif gitti, sevdiğim kızı aldı. Bir de bana yardım mı edecek?

Sen de her yerde karşıma çıkma. İkinizi de geberteceğim. Yeter artık.

Aç kalırım, sokaklarda yaşarım. Yine de size muhtaç olmam.

Uzak durun oğlum benden artık.

(Müzik)

(Ali) Ulan ressama bak be. Delikanlı çocukmuş yani.

Haklı da ama bir yerde. Haklı yani.

Yazık ya.

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi)

Moskof abi...

...hayırdır?

Allah Allah. Neyse, ben araştırır bir şekil bulurum da...

...sen ortalarda görünme. Direkt bizim eve git, ben geleceğim.

Ne yapacağız?

Konuşacağız.

Her gün belli saatlerde, bu odada konuşacağız.

-Tamam. -(Doktor) Hı hı.

Neden burada olduğunuzu öğrenebilir miyim?

Vallahi, ya polise gideceksin ya buraya geleceksin dediler.

Ben de burayı tercih ettim.

Yataklar daha rahat. Hahaha...

Polise gitmenizi gerektiren durumu biraz anlatır mısınız?

Siz, nasıl olsa biliyorsunuz.

Evet, ben biliyorum ama sizin bilip bilmediğinizi öğrenmek istiyorum.

E, beni bir evi yakmakla suçluyorlar.

Suçluyorlar dediğinize göre, yakmadınız öyle mi?

(Müzik)

(Ayak sesleri)

Ne yaptınız?

Aldık filmi.

Başka biriyle, başka bir film çekeceklermiş.

(Sermet) Madem o kadar para verdik, bir seyredelim değil mi?

Kimse benimle alay edemez.

Kızım, o kadar para verdik ya.

(Müzik)

Ne yani? Tamam o zaman...

...kimseye iyilik yapmayalım bundan sonra.

Ya, tamam Sermet.

Herkesin sinirleri bozuk zaten. Sen Şadiye'nin kusuruna bakma.

(Narin) Ama konu kapanmıştır umarım.

(Narin) Yani vallahi geçmişinden gelen bir şeyi kaldıramayacağım daha fazla zaten.

Tamam. Hadi gel sen de üzme kendini, kapandı her şey.

Sermet...

...ben Irmak'ı çok merak ediyorum.

Yasak ama hallederiz, hadi gel.

(Ayak sesleri)

Ah...

(Müzik)

Ah...

(Müzik)

Tamam, tamam.

Abi ihbar gelmiş.

Bu Zafer dosyasını yine açmışlar.

(Ali) Şüpheli sıfatıyla senin ifadeni istiyorlar abi.

(Recep) Sami'nin işleri yine. Bak, ben sana söyleyeyim.

Hani hallolmuştu oğlum bu iş? Ne yapacağız şimdi ha?

Abi, Sami işini hallettik ya. Hani sanmam o olsun.

(Telefon zili sesi)

Efendim.

(Cemil) Ceren, ben Cemil.

Nasılsın?

Ya nasıl olayım Cemil ya?

Duydun değil mi hikayeyi?

(Cemil) Duydum. Ağlıyor musun sen?

Yapma.

Bak, sonuçta bu dünyanın sonu değil.

Ya çok istiyordum ben bu...

...rüyanın gerçekleşmesini.

Ya, ben seni görmek istiyorum.

Ne dersin? Birlikte bir yemek yiyelim mi? Hem konuşuruz.

Olur. Tamam.

Irmak Hanım'la ilgili, diğer doktor arkadaşlarla ortak teşhisimiz...

...anti sosyal kişilik bozukluğu. Yani...

...diğer bir adıyla sosyopati.

Ya tam olarak nasıl bir hastalık bu?

Yani bir de bu teşhise, hani nasıl vardınız?

(Doktor) Teşhis için gereken kriterlerin çoğu maalesef Irmak Hanım'da mevcut.

Bunlar ne? Ne bunlar?

Sosyal kurallara uymamak. Yani...

...yalan söylemek, takma isimler kullanmak...

...şahsi menfaati için ya da sadece zevk için diğer insanları kandırmak...

...kendisinin veya başkalarının emniyetine yönelik umursamazlık...

...başkalarına zarar verme isteği...

...kötü davranma konularında kesin bir merhametsizlik.

(Doktor) Genelde bu tarz hastalar, kanunla başlarını ciddi belaya sokarak...

...büyük hapis cezaları alırlar.

(Doktor) Irmak Hanım'ın bu durumunu fark ederek bize getirmeniz çok büyük bir şans.

(Doktor) Çok ağır sonuçları olabilirdi.

Nasıl oldu ya? Bu kız, bu hale nasıl geldi ya?

(Doktor) Biyolojik ve genetik faktörler de etkili tabii ki.

Ama kimi tezlere göre aşırı baskıcı ve cezalandırıcı aile ortamı...

...ya da çocuğun ilk beş yılda maruz kaldığı anne mahrumiyeti...

...tutarsız ebeveyn davranışları...

...ve çeşitli çevre faktörleri.

İyileşir mi ya? Bunun hapı mapı yok mu?

(Doktor) Maalesef, çok ciddi gelişmeler yok tedavi sürecinde ama...

...bu süreçte hastayı beladan uzak tutmak...

...kendisine ve çevresindekilere zarar vermesini önlemek mümkün.

(Müzik)

(Telefon titreşim sesi)

Ne var ulan vilayetin (Bip)? Ne var?

Müsait değiliz işte, açmıyoruz telefonu. Ne var?

Abi Moskof Recep burada. Bir durum var burada. Polis arıyor adamı.

Evinin de (Bip) Recep'in de (Bip) senin de (Bip) Ali.

Abi ne yapayım şimdi? Hal böyle yani ne yapayım? Yollayayım mı adamı?

Salma ulan! Tamam, geliyorum ben.

(Doktor ses) Şahsi menfaati için ya da sadece zevk için diğer insanları kandırmak.

(Doktor ses) Kendisinin veya başkalarının emniyetine yönelik umursamazlık.

(Doktor ses) Başkalarına zarar verme isteği.

(Doktor ses) Kötü davranma konularında kesin bir merhametsizlik.

(Doktor ses) Genelde bu tarz hastalar, kanunla başlarını ciddi belaya sokarak...

...büyük hapis cezaları alırlar.

Of, güzel Allah'ım...

-(Narin) Teşekkürler. -(Doktor) Rica ederim.

-Ne dedi doktor? -Her şey yolunda.

(Doktor) Evet... On ikinci haftadayız ve her şey yolunda görünüyor.

Ya nasıl yolunda? Böyle çok...

...karnı falan ağrıyordu, kasıklarına falan vurmuştu, rengi falan bembeyazdı.

Hamileliğin üçüncü ve dördüncü aylarında, kasıklarında keskin bir ağrı olabilir.

(Doktor) Bu, rahmin büyümesine bağlı olarak...

...rahim etrafındaki bağların gerilmesindendir.

(Doktor) Endişe etmenize gerek yok.

Ama buraya gelmekle iyi ettiniz.

Tabii. Tedbirli olmakta fayda var diye düşündük biz de.

Bak, doktor hanım da bana hak verdi ilk defa. Yani...

...anlaşıyoruz sonuçta. Tamam mı?

Tabii.

(Araba motor sesi)

Ağlama artık Allah aşkına ya.

(Müzik)

(Kapı açılma sesi)

(Müzik)

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik)

Benim biraz işim var. Akşam gelirim.

Tamam, sen işinden kalma. Ben zaten çıkınca yatacağım.

Akşamdan çok uykusuzum.

(Kapı tıklama sesi)

(Kapı açılma sesi)

(Sermet) Deniz Hanım, sana emanet. Sabahtan beri hiçbir şey yemedi.

Tamam efendim, merak etmeyin siz.

(Sermet) Görüşürüz.

(Kapı kapanma sesi)

(Sermet iç ses) Ben iyiyim. Beni Deniz iyileştirdi.

(Sermet iç ses) Ben tamamım.

(Sermet iç ses) Ulan bu Irmak cadısı iyileşmezse, Deniz iflah olmayacak.

(Sermet iç ses) Bir çare bulmam lazım.

(Sermet iç ses) Bir çare bulmam lazım. Ben iyileştiğime göre...

(Sermet iç ses) Allah'ım inşallah Irmak da iyileşir.

(Ayak sesleri)

Ablacığım geldiniz mi? Ne oldu? Nasıl oldun?

Daha iyiyim Şadiyeciğim. Ama bu ağrılar normalmiş zaten.

Bak, ablanı üzdüğün için böyle oldu. Duydun mu?

Bundan sonra bu evde huzur istiyorum.

Huzur kaçıranın, huzurunu kaçırırım.

Aman tamam ya. Ben yemek yapayım size. Serpil de gitti zaten.

Fırat, yeter Allah aşkına uğraşma. Yeterince laf işitti zaten.

Hadi çıkar bakayım sen de üstünü.

Tamam.

Bundan sonra doğuma kadar buradan kalkmayacaksın.

Tamam.

Ver şu çantanı da.

Uzan, uzan hadi.

Hoppa.

Uzat bakayım ayaklarını da.

Ya tamam.

Ne tamam?

(Müzik)

(Öpme sesi)

Ya dur, geliyor.

Fırat, dur. Fırat, dur gelecek.

O yemek yapana kadar, oho...

Sen bana, bu mevzuyu hallettim demedin mi?

Abi hallettim ya. Kendi ellerimle bindirdim otobüse, yolladım memlekete ya.

Yani oradan bir sıkıntı çıkmaması lazım.

O zaman nereden çıktı bu polis molis, dalga dubariler?

Abi bilmiyorum ki yani. Çok dağınık bitirmiş işi.

Kim bilir kimlere ebelendi? Hangisi çıkacak bilmiyorum yani.

(Recep) Babür gözünü seveyim şu işi hallet ya.

Abi "Sermet" dersek.

Bu yaştan sonra beni cezaevine göndermeyin.

Torunum olacak. Böyle dünya gözüyle göreyim, başka hiçbir şey istemiyorum.

Hallet bu işi.

Halledeceğiz, halledeceğiz. Sen gelsene benimle.

(Müzik)

Uğraşamayacağım ben bununla. Başım ağrıyor benim.

E, ne yapacağız peki abi?

Aç bir oda, zıbarsın yatsın. Ben yarın gider, Narin'le konuşurum.

Şimdi kızın rızasını almadan bir hareket yapmayalım biz. Kızın babası.

Olmaz öyle şey.

Ha, yeni uygulama. Soracağız artık diyorsun yani.

Ben çıkıyorum.

Nereye abi, sorması ayıp?

Ayıpsa niye soruyorsun oğlum?

Pardon abi.

(Sermet) Ha... Ali...

...bana bir tane oyuncu bulman lazım.

(Sermet) Böyle, erkek, yakışıklı bir şey olsun, ama biraz yolsuz olsun.

Bir de senarist.

E abi kamera mamera? Ekip mekip? Yönetmen?

Hayırdır abi, film işine falan mı giriyoruz?

Yani, film işine giriyoruz da öyle kameraya...

...ekip mekip, yönetmene falan filan ihtiyaç yok.

Mevzuyu biz halledeceğiz.

İlk başta bir bağımsız başlayalım, sonra yolumuz açılır diyorsun da abi...

...ne yapacağız, ne edeceğiz bir söylesen de...

...ben de ona göre ayarlasam her şeyi.

Oğlum şimdi bu Irmak...

...sosyopatmış.

Tedavisi de çok zormuş.

(Sermet) Şimdi bu, tedavi olmadığı sürece, Deniz'in yüzü gülmeyecek.

Deniz'in yüzü gülmediği sürece...

...benim de yüzüm gülmeyecek.

Ama bak...

...ben iyileştim Ali.

Yok abi estağfurullah, ne sosyopatı?

Yok yok...

...yani doktor Irmak'a belirtileri bir bir sıralarken...

...bir ara zannettim ki benden bahsediyor.

(Sermet) Ama ne oldu? Ben iyileştim.

Nasıl iyileştim?

Deniz, beni iyileştirdi.

(Sermet) Aşık oldum, mevzu bitti.

(Ali) Ha, şey yapacağız...

...aktörü sokacağız Irmak'ın hayatına, o onu aşık edecek, falan filan.

De abi, senariste ne gerek var ki?

Şimdi Irmak, kafası çalışan bir kız.

Hani öyle kuru kuru aktör tek başına yapamaz bunu.

Senarist güzel bir hikaye kuracak...

...o aktör de işte verecek odunu, verecek odunu...

...olacak bitecek mevzu. Tamam mı?

Tamam abi.

(Müzik)

Bir de iyileştim diyor ya.

Ya, düşündüğü şeye bak, bir de iyileştim diyor.

Bu sosyopatlık değil de ne yani?

Aktör tutacakmış da senarist...

...senaristi ben nereden bulacağım yani?

(Vapur sireni)

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik)

(Kapı tıklama sesi)

(Müzik)

(Kapı tıklama sesi)

(Kapı açılma sesi)

-Hoş geldiniz Sermet Bey. -İyi akşamlar.

Deniz Hanım nerede?

Deniz Hanım, yukarıda uyuyor.

Bunları ona hazırlarsınız.

Ay Sermet Bey, dolap dolu, bir dünya da yemek yaptım ama...

hiçbir şey yemeden çıktı yukarıya.

Hazırla.

Peki.

(Kapı tıklama sesi)

Ya Şükü, yemek yemeyeceğim.

Deniz, benim Sermet.

Müsait misin?

(Müzik)

Evet evet, gel.

(Müzik)

Ee ben, müsaidim deyince, normal kıyafetlerinle zannettim seni de.

(Sermet) Kusura bakma.

Ne olacak canım? Gelsene.

(Deniz) Ne güzel çiçekler onlar.

(Müzik)

Ben bir vazoya koyayım bunları. Bir vazoya koyayım.

Sermet...

...koyarız. Senin bu vazo takıntın nedir Allah aşkına? Koyarız suya.

Gel bir... bakayım bir ya.

(Müzik)

Teşekkürler.

Çok güzel.

(Müzik)

Daha iyi misin?

(Deniz) Bilmem.

Yani acaba...

...yurt dışında okumasaydı, benim yanımda kalsaydı...

...bunlar olmazdı. Hepsi benim suçum gibi hissediyorum. Bilmiyorum.

Senin de yapacak pek bir şeyin yoktu.

Yani aranızdaki yaş farkı...

...ona annelik yapacak kadar değil Deniz.

Senin de bir hayatın vardı.

(Kapı tıklama sesi)

Ee, ben şunları hemen şey yapayım, vazoya koyayım.

Sermet! Şükü...

...al şu çiçekleri, hemen bir vazoya koy, getir. Deliriyor bu.

(Şükü) Tamam.

(Deniz) Yemeyeceğim ben ayrıca. İstemiyorum ya.

(Şükü) Ama Sermet Bey getirdi bunları.

(Müzik)

Ne böyle, Dingo’nun ahırı gibi giriyorlar bunlar böyle?

Senin üstün başın müsait değil yani. Bu ne genişlik?

Ne var canım? Ne olacak ki? Normal.

(Müzik)

Ama Sermet gerçekten yemeyeceğim. Canım istese yerim. İstemiyor yani. Yemeyeceğim.

Aa, olmaz öyle şey. Dün de bir şey yememişsin. Öyle şey yok.

Bunları yiyeceksin.

Sermet, vallahi hiç canım istemiyor. Ne olur? Ne olur? Sonra yerim.

Senin isteğine göre değil Deniz. Bunları yemeden buradan çıkmak yok. Bak şimdi...

-Ay yok! Iy peynir... -Tombik tombik hop tombik.

Aç ağzını. Aç, aç, aç.

-Aç yiyeceksin. Aç ağzını. -Ne yapıyorsun? Yemeyeceğim ya.

(Gülüşmeler)

Yüzün güldü ya. Ben başka bir şey istemem.

(Müzik)

Sermet...

...sen yanımda olunca...

...böyle hayata karşı kendimi çok güçlü hissediyorum.

Hiçbir şeyden korkmazmışım gibi geliyor.

Sanki böyle...

...Irmak da iyiymiş...

...normal bir hayatımız varmış gibi hissediyorum sen yanımdayken.

Irmak iyi olacak, merak etme.

Ayrıca hiçbir şeyden korkmana gerek yok.

(Müzik)

Yedin ama.

(Telefon zili sesi)

Efendim birader.

(Fırat) Abi niye böyle konularla benim karım rahatsız ediliyor?

(Fırat) Ali niçin beni aramıyor? Kız resmen deli çıktı.

Ne yapmış yine Ali ulan?

(Fırat) Moskof sizin evdeymiş. Polis her yerde onu arıyor.

Sen de son kararı senin için Narin verecek demişsin. Karısını aramış o da.

Git Narin'le konuş, beni beladan kurtarsın diye.

Ya birader, ben bu mevzuyla sabah ilgilenecektim zaten.

Şimdi Moskof ortalığı karıştırmış.

Yani artık ben bir şey yapmak istemiyorum. Ben ne yapabilirim ki artık yani?

Narin'in babası, kendi versin kararını.

Otur, karınla konuş birader.

Sermet, ne oldu?

Tamam.

Hadi sabah konuşuruz, eyvallah.

-İyi misin? -İyiyim.

-Kimle konuştun, niye sinirlendin? -Fırat'la konuştum, bir şeye sinirlenmedim.

Benim derdim şu anda böyle oturmak, bir şeyler içmek, bir şeyler yemek.

Senin kız bana bir şeyler hazırlar mı?

O çıkıyor ama ben hazırlarım. Böyle güzel bir tabak yapayım.

Şarap içer misin? Peynir tabağı falan.

-Tadından yenmez vallahi. -(Deniz) Tamam.

(Müzik)

Abla...

...bak eğer babamın Zafer'in ölümüyle bir ilgisi varsa...

...sen de eğer parmağının ucunu oynatırsan bu yüzden...

...ben artık olmam hayatında, bil istedim.

(Fırat) Şadiye, sen de ağır ol biraz. Ortada net bir şey yok.

-(Fırat) Gergin olma bu kadar. -(Ümmü) Yapmaz kızım, yapmaz.

Ama işte Recep bu.

Ne yaparız biz kızım o hapse girerse, çocuklar daha ufacık.

Ümmü abla, eğer adam cinayet işlemişse cezasını çekecek başka yolu yok.

Ben kendim gözüm kapalı gider teslim ederim.

Narin, kızım o senin baban.

Ufacık kardeşlerin var senin.

O, o çocukların da babası o.

Bak kızım, bu Sermetlerin eli kolu uzundur, onlar çözü verirler işi.

Onlar da demişler ki Narin çözsün.

Recep iki gözü iki çeşme ağlıyor.

Bir çözüver kızım, bir şey yapıver yavrum ya.

Katilse cezasını çekecek.

Yapacak bir şey yok.

(Müzik)

Katilse de sizin yüzünüzden katil oldu be.

O Zafer itinin sana yaptıklarına katlanamadı.

O yüzden gitti, kızını korumak için gitti ya.

Ümmü abla, tamam.

Tamam, sen sakin ol.

Of baba ya.

Ah baba ah, ah!

(Hatice) Narin...

...babanı polise verme kızım. Bu yaşında o kör kuyulara gönderme.

Oldu mu evladım?

Anne hamileyim ben. Bebek var artık.

Her şeyi geçmişte bırakmak istiyorum.

O bebek de senin babanın kanından değil mi yavrum?

İnsan hiç kanını canını arkada bırakabilir mi?

Hı?

Anne ya, insana duygu sömürüsü yapma.

O ne kız?

Biz kimiz de sömüreceğiz? Bizi sömürdüler hep.

Bilmez misin kızım?

E babanı kaç kere işten attılar, beş kuruş parasını bile vermeden.

İnsanlar kötü Narin.

İnsanlar kim aç, kim tok umurlarında bile olmuyor kimsenin.

Anne...

...ya babam katilse gerçekten?

Kızım, baban o senin kızım. Baban!

Ahh baba ya, ah baba.

(Ağlama sesi)

(Müzik)

(Müzik)

Seni bunlardan çok uzak yerlere götürmek isterdim.

Başka bir ülkede, sıfırdan bir hayat kurmak isterdim seninle.

Ama gitmezsin biliyorum.

Fırat, Sermet'e gidelim ne olur.

Karar versin demiş, konuşalım.

Ümmü ablayı da eve bırakırız yolda. Çocuklar saatlerdir komşudaymış.

Korkmuşlardır, ne anne var ne baba.

Narin...

...bir katili mi savunacaksın?

(Müzik)

Sen baban hapse girmesin diye beni bırakıp gittin yıllar önce Fırat, unuttun mu?

İkimiz de aynı durumun kurbanlarıyız.

O yüzden birbirimize kızıyoruz. Anladığımız için.

Yapacak bir şey yok, biliyorum.

Eğer ona sırtını dönersen, daha çok zarar göreceksin.

Ama gözüm üstünde olacak.

Ben sana kıyamam.

Eğer dava açılırsa onun avukatlığını başka biri yapacak Narin.

Tamam mı?

Tamam canım.

Eline sağlık, çok güzel olmuş.

(Müzik)

Deniz...

...biraz sık dişini.

Bir on beş güne kadar Irmak toparlar.

Ondan sonra senin onu görmene de izin verirler.

Her şey yavaş yavaş yoluna girecek.

Biz de artık hayatımızı...

...bir düzene sokarız.

Başka bir isteğim yok zaten.

Sadece senden ayrı bir dakika bile geçirmek istemiyorum artık.

Sen bir de bana sor.

Sanki böyle bir avuç demir yutmuşum, hepsi midemde oturuyor.

Ama yani nasıl yeni bir hayata geçeceğim Irmak böyleyken, gerçekten bilmiyorum.

Merak etme, ben halledeceğim.

(Müzik)

(Telefon zili sesi)

-Efendim birader. -Abi neredesin? Biz sizdeyiz.

Ama ben bizde değilim.

Ya Narin tutturdu "Babamla Sermet'le konuşacağım" diye size geldik işte.

(Müzik)

(Irmak ses) Benim için umut var mı?

(Irmak ses) Yani ben de herkes gibi...

...mutlu olabilecek miyim? -(Doktor ses) Elbette.

(Doktor ses) Elbette umut var.

(Doktor ses) Herkes için umut vardır.

(Doktor) Ama mutluluğun kaynağı kendi içimizdedir.

(Doktor) Eğer biz kendimize öfkeliysek, kendimize değer vermiyorsak...

...o zaman kendimizi hırpalarız, cezalandırırız.

Ben... ben kendime öfkeli değilim ki.

Ben Fırat'a öfkeliyim.

Narin'e öfkeliyim, Sermet'e öfkeliyim.

(Doktor) Hayır.

Siz kendinize öfkelisiniz.

(Müzik)

Ölüp gideceğim ben burada.

(Müzik)

(Ali) Yani abi hani, hani...

...benimle ne alakası var, ben onu anlamadım yani.

Adama aramış karısını, Ümmü yenge de ortalığı ayağa kaldırmış.

-Benimle ne alakası var ki? -Sus ulan. Sus!

İşiniz gücünüz bana hayatı zehir etmek.

(Müzik)

-Hoş geldiniz. -Ne haber abi?

İyi birader.

Kusura bakma, laf dinletemedim Narin'e.

Tamam Fırat.

Sermet, "Narin babasıyla ilgili kararı kendi versin." demişsin.

(Narin) Beni şaşırttın.

Bunca yıldır adımıza aldığın kararlardan sonra bunu bize bırakman...

...takdir ettim doğrusu. Teşekkür ederim.

Kafamı yarmadan da teşekkür edebilirdin Narin.

(Sermet) Neye karar verdin?

Sabah babamı alır, karakola gideriz.

İfade verir. Yüksek ihtimalle serbest bırakırlar.

Tabii siz şu Sami denen adamı...

...öldürüp bir çukura atmadıysanız.

Cık.

-Yok değil mi öyle bir şey? -Yok abi, duruyor adam.

Otobüse bindi, geliyor şimdi. Yolda.

İyi.

Ne yani şantajdan mı medet umuyoruz şimdi? O herif mi babanı kurtaracak?

Niye sen saçma sapan işlere kalkışıyorsun?

Nasıl yani?

Bir katili savunmam normal, şantajcıdan yardım istemem mi anormal? Anlamadım.

Birader, kız da bizimle düşe kalka aynı bizim gibi oldu.

Karımı kendinle bir tutma abi.

(Müzik)

Bakın benim tepemin tasını attırmayın ha.

(Müzik)

O Zafer'in yaptıklarını görünce gözüm döndü yani...

...bıraksaydım da aynılarını mı yapsaydı, ha?

Aynısını mı yapsaydı yani?

Ben bu işten gerçekten çok sıkıldım. Kalk Narin, gidiyoruz hadi.

Sana da başka bir avukat tutacağız.

Bundan sonra karımla işin bitmiştir, anlaşıldı mı?

(Müzik)

-Hadi. -Tamam.

-Hadi! -Birader bir dursana.

Sen Moskof'u yukarı götür.

(Müzik)

Sen şimdi karını alacaksın, eve gideceksin...

...Moskof burada kalacak.

Polis arama yapacak, Moskof'u benim evimde bulacak.

Ben silah zoruyla Sami'yi şahit yapacağım.

-Sen karını alıp gideceksin, öyle mi? -Bana bak...

(Narin) Fırat! Tamam Sermet.

Tamam. Sermet haklı.

(Narin) Bu sefer sorumluluğu biz alacağız.

Babamı alıp eve götürürüz şimdi, oradan da sabah karakola gideriz, tamam mı?

(Narin) Sen sadece Sami'yle benim irtibatta olmamı sağla.

Siz ne kadar iyi anlaştınız ya birdenbire.

(Narin) Fırat yeter, haklı adam.

Niye o pislik için başını belaya sokuyorsun Narin?

Geçmişte sana neler yaptığını bilmiyormuş gibi.

Fırat yeter, yapma. Tamam!

Yeter!

Ne haliniz varsa görün.

-Birader, sen bir sakin olsana. -(Fırat) Konuşma ulan!

(Müzik)

(Sermet) Sakin ol Narin.

Baba olacağını öğrendiğinden beri çok gergin.

Seni korumaya çalışıyor.

(Sermet) Bir iki saat takılır. Gelir.

Merak etme Narin.

Sana söz veriyorum.

İyi bir aile babası olacak.

Onu babası böyle yetiştirdi.

Bugüne kadar ayağı bir taşa bile takılmadı ki.

Sinirlendiği zaman hemen cart curt yapmaya başladı.

Ve kaçtı gitti.

Ama bundan sonra böyle olmayacak.

Bak iste...

...yarım saat içinde Moskof'u paket eder, Arjantin'e gönderirim.

Ama Fırat'ın bazı şeyleri öğrenmesi gerekiyor artık.

Deniz, seni ne kadar değiştirdi Sermet.

Sen yine de pek emin olma.

Nasıl Deniz?

(Müzik)

Tam böyle romantizmin doruklarındaydık...

...telefon çaldı.

Hadi sen şimdi yukarı çık.

Odana yat. Sabah Moskof babayı da alırsın.

(Sermet) Beraber gideriz.

Sami'yi de hiç merak etme, o iş bende.

Yok, ben gideyim eve. Şimdi Fırat dolanır dolanır, döner.

Babamı sabah gelir alır, karakola götürürüm, tamam mı?

Ben seni eve bırakırım hadi.

(Müzik)

(Müzik)

İyi akşamlar.

Benimkinden koysana.

Sağ ol.

Fırat...

(Ahu) Ne bu hal?

Tek başına, bu saatte sen burada böyle?

İyi geliyor burası bana.

Biraz oturup kalkacağım. Şimdi dışarı çıksam müzik sesleri falan, kafam kaldırmaz.

Sen işine bak. Sorun yok yani, önemli bir şey yok.

Bir tane de ben istiyorum.

Sağ ol.

(Ahu) Şerefine.

Arkadaşlar böyle günler içindir.

Yani ortağımı yalnız bırakamam.

Anlat bakalım, neler oluyor?

Neresinden başlayayım?

Anlatsam herhalde roman olurdu.

Sermet'le papazız, Narin'le kavgalıyız.

Baldızımın dertleriyle uğraşıyorum. Bitmeyen dertler yani.

(Müzik)

Benim de hayatımda böyle günler oldu.

Ama artık başımı derde sokan kimse yok.

Böyle uzun, sakin bir yolda gidiyorum.

Ama her gün aynı.

Bazen diyorum ki...

...keşke o insanlar yine olsalar ve...

...keşke yine başım derde girse.

Ben yalnız hayatımda bir mola istiyorum. Böyle alt üst olmak bana göre değil.

Ha anladım.

Sen tam şımartırmış bir prenssin.

Sağ ol.

Sen de başla, bir sen eksiktin.

Tamam, sustum.

(Müzik)

(Kapı zorlanma sesi)

(Kapı zili sesi)

(Narin) Fırat, ne oldu?

(Müzik)

Hı?

Ben şımarık prens falan değilim.

-Öyle bir şey yok yani. -(Narin) Tamam.

Ben reisim. Bu evin reisiyim. Bu evin babasıyım ben.

-Tamam mı? -Tamam.

Sen de benim canımsın.

-Tamam. -Karımsın sen benim.

-Tamam. -Tamam.

Tamam.

Senin de eniştenim.

O kadar.

Bu evde ben ne dersem o olacak bundan sonra.

Tamam canım.

Tamam. Başlarım size ya.

Hah, yat sen hadi.

Yat.

Bravo sana. Bravo

-(Şadiye) Ne olmuş buna böyle be? -(Narin) Anlamadım ki.

Bilmiyorum. Babama kızdı, bozuldu herhalde, haksız da sayılmaz tabii.

-Neyse boş ver. (Fırat geveleme)

Hadi git yat sen.

(Fırat geveleme)

Tamam canım, hadi, hadi uyu sen.

Al ayaklarını.

Ben babayım ha, babayım.

Gelsene Narin biraz yanıma.

Tamam, geleceğim, dur canım.

-Dur. -Gel.

Dur... Dur... Dur.

Müvekkilim hastaneye sadece yaralı damadını ziyaret için gitmiştir.

Ayrıca hastayla hiçbir şekilde oda da yalnız kalmamıştır.

Hastayı ziyaret ettiği sırada sürekli yanında bir hasta bakıcı bulunmuştur.

Şahit Sami Altın dışarıda, isterseniz çağırıp sorgulayabilirsiniz.

(Narin) İstediğiniz soruyu sorabilirsiniz. Cevaplar.

(Müzik)

Abi, Moskof serbest.

Sami işi de tamam.

Yalnız öbür mesele var ya, beni yönlendirdiğin...

...ben ona geç kaldım abi ya.

(Recep) Kızım...

...çok sağ ol ya, her şey için.

Bana yaptığın en büyük kötülük buydu işte.

En büyük kötülük buydu. Ne dövmen ne de sövmen.

Anladın mı? Benim gibi bir insanı buna mecbur bıraktın.

Senin gibi bir katili savunmak zorunda bıraktın beni.

(Narin) Ama ben bunu senin için yapmadım.

Annem için yaptım.

Anladın mı? O kadersiz, zavallı, çaresiz annem için.

Sana olan sevgisine hürmeten yaptım.

(Müzik)

Ahh...

-(Ümmü) Narin. -(Recep) Kızım.

(Ümmü) Narin. Narin, kızım iyi misin?

Ahh.

-Taksi... Taksi çağırsana şuradan. -Arabayı alıp geliyorum ben.

-(Recep) Al çantayı. -Sakın, sakın, dayan kızım.

-(Recep) İyi misin? -(Narin) Hayır.

(Ümmü) Dayan kızım.

(Martı sesleri)

(Müzik)

-Selam. -Nasılsın?

-İyiyim, sen? -İyidir.

Teşekkürler.

(Müzik)

(Müzik)

(Telefon zili sesi)

Günaydın.

Ne haber güzelim? Nasılsın?

Yani...

Çok iyi değilim. Sabaha kadar uyumadım.

Boş ver beni de, siz ne yaptınız akşam? Ne oldu?

Bir şey olduğu yok işte ya. Moskof yüzünden Fırat'la Narin birbirine girdiler.

Sonra Fırat bastı gitti. Akşam geri gelmiş.

Aman işte...

...Narin babasının işini halledecek yani.

Ee sen bunları kafana takma kızım ya. Boş ver, sen dinlenmene bak.

Ben akşam gelirim, seni alırım. Yemek yeriz.

(Sermet ses) Bakarız keyfimize, tamam mı canım?

Tamam.

Ben Narin'i ararım.

Görüşürüz.

(Müzik)

(Kapı vurulma sesi)

Hah.

Sermet Bey...

...hanımefendi geldi. Ali'yi arıyor ama ben ulaşamadım ona.

Tamam tamam, anladım ben seni.

Hoş geldiniz Lale Hanım. Ben Sermet Karayel.

Memnun oldum. Sizi tanıyorum aslında, yani gıyaben.

Ee Ali benim için rahatsız etmişti sizi. Buyurmaz mısınız?

-Ne içersiniz? -Sade bir kahve olabilir.

Hemen Sermet Bey.

Vallahi Lale Hanım yazdığınız diziler yıkılıyormuş.

Vallahi bizi de yıkıyor.

Hayat kolay değil bizim sektörde.

Hangi sektör kolay ki Lale Hanım.

Ali Bey, yeni bir projeye gireceğinizden bahsetti.

Sanırım siz de bizim sektöre girmeye niyetlisin?

Yani...

...proje büyük de tam olarak sizin sektör diyemeyiz.

Yani mesela bizim iş garanti.

Bir sene devam edecek.

Ve aldığınız ücretin iki katını vereceğim.

Neden?

Sizin gibi bir senaristi başka türlü nasıl ikna edebilirim ki?

Merak ettim şimdi ben bu işi.

(Müzik)

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi)

Ulan...

Yeter artık ulan, hâlâ aramaya cesaretin var.

Allah'ın belası herif.

(Öksürme sesi)

(Müzik) (Telefon sinyal sesi)

Ümmü var ya bak torunuma bir şey olsun, yemin ediyorum kendimi öldürürüm.

Recep o nasıl söz öyle ya?

Ağzından yel alsın.

Açmıyor mu Fırat?

Ümmü abla ya, bir de ben bakayım. Ben bulurum onu şimdi.

(Müzik)

Selvi bir kahve yapsana bana.

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi) -Arayın bakayım, arayın.

Abimi aramak yemiyor tabii.

Ali'yi aratıyorsunuz.

(Müzik)

Sağ ol.

Hayatımda daha acayip bir şey duymadım.

Nasıl fikir ama? Bugüne kadar yazdığınız her şey böyle yalan dolan karakterlerdi.

Şimdi bildiğin etli, canlı, kanlı insanlar oynayacak ya.

Yani adamın repliklerini falan.

Hı...

Şimdi senin yazdığın her şey böyle olay olmuyor mu?

Hep vurucu cümleler falan kurmuyor musun?

Öyle bir olay örgüsü kuracaksın işte. Olacak bitecek.

O adamı nereden bulacağız peki?

Buluruz ya, bizim Ali bir sürü oyuncuyla görüştü.

Şimdi beraber bir seçme yaparız.

Var mısın?

Of...

Hayır desem, ömür boyu pişman olacağım.

Evet desem de öyle.

Bir yandan illallah geldi bizim sektörden.

Yalnız...

...bu işi yaptığım duyulursa...

...beni de sizin o Irmak'ın yanına kapatırlar.

Yani bu işin gizli kalması lazım.

Sence ben duyulmasını ister miyim?

Değil mi?

Sonra beraber üçümüz volta atarız avluda.

Yani belki üçümüz olmayabiliriz.

-Sermet Bey. -Ne?

Kapıda bir sürü yakışıklı adamlar var.

Seçmeye geldik diyorlar. Herkes Ali'yi soruyor.

-Ne yapalım Lale? -Yani önce bir...

...kızı görmem lazım. Sonuçta birbirlerine uygun olmaları lazım.

Tamam canım, kızı gösteririz.

Ben ne yapayım o adamları?

Sen adamların hepsini al. Salona yerleştir.

-Başına da Turgut'u koy. -Tamam.

Ha kızı gösterecektim ben sana.

Kız bu.

O hatun taşmış yalnız. Yanındaki kim?

Yanındaki olayın kahramanı.

Bizim birader.

Şimdi bu kız bizim biradere sırılsıklam aşık.

Hatta böyle rahatsızlık verecek şekilde aşık.

Ama bizim birader evli.

Allah nasip ederse bir de çocuk bekliyor.

Mevzu bu yani.

Olur, inanırım.

Adam Hugh Jackman'dan yakışıklı.

Yani nasıl bulacağız öyle birisini?

Sorun değil. İyi oyuncu olsun hallederiz.

İyi, tamam.

Sonra ben bu hikayenin dizisini yazarım ama.

Yayına çıkmaya ömrün yeter mi bilmem.

(Müzik)

Yazma.

(Müzik)

(Martı sesleri) (Müzik)

Saat daha çok erken.

İstersen sana çok güzel bir kahve yapabilirim evde.

Ama ben Türk kahvesi içerim.

Onu da yapabilirim. Yani herhalde yaparım.

Tamam canım, ben de yardım ederim zaten.

Ya bu arada çok teşekkür ederim gerçekten.

Yani çok güzel bir yemekti.

Ben de çok zevk aldım.

(Müzik) (Martı sesleri)

Uff... Nerede kaldı bu kız ya?

(Müzik)

(Telefon zili sesi)

Fırat...

...oğlum kimse ulaşamadı ki sana.

Biz hastaneye geldik.

Karakol çıkışında Narin fenalaştı yavrum.

(Müzik)

(Hatice) Anam... Anam.

(Hatice) Bu tosun senin mi kızım?

(Hatice) Oyy... Oy.

Şunun şu suratına bak anne. Şu ellerine bak, yumuk yumuk ya.

Dur kız, dur, yapma. Bunaltma çocuğu.

(Hatice) Anam... Paşa oğlum benim.

Ne yapayım ben sana? Ne yapsın anneanne sana?

(Hatice) Ne pişireyim ben sana ha?

Anne...

...daha süt emiyor ya o. Daha yemek yiyemez o yüzden.

Hı...

Kız, sen bunu Fırat Kazan'dan mı yapmıştın?

Ay anne tabii Fırat Kazan'dan yaptı, kimden yapacak başka?

Zaten bunlar evlendiler ya, kavuştular ya, her şeyi unutuyorsun ha.

Annem öldü ya, ondan.

(Müzik)

(Hatice) Anam...

...anam...

...anam çok tatlısın. Çok tatlısın.

Nerede? Nerede?

Tamam, bak buradayım. Buradayım, bir şey yok, buradayım, yanındayım ben senin.

Oğlum nerede?

(Fırat) Oğlumuz iyi. Karnında, hiçbir şeyi yok. Merak etme, tamam mı?

Fırat...

...oğlum Narin rüya gördü. Malum oldu.

(Müzik)

Buyurun.

Mutfak orada.

Aynen.

Ben hemen kahve yapayım o zaman.

(Müzik)

Kahve.

-Cezve. -Cezve.

(Müzik)

-Cemil yapma, ne olur. -Ee hadi ama.

Cemil yapma gerçekten, lütfen.

Pardon.

Siz de adet para peşin, değil mi?

Söyle. Ne kadar ücretin?

Ha?

(Müzik)

Söyle.

(Tokat sesi)

(Müzik)

(Tokat sesi)

Ahh...

(Bip).

(Cemil) Gebertirim ulan seni. Ne yaptın bana böyle ha?

Gel buraya! Gel buraya Allah'ın belası, gel buraya!

(Cemil) Allah'ın belası gel.

Ya işte abi, sen bana hayatımın en büyük kötülüğünü yaptın dedi.

Ben bunu annem için yaptım, senin için yapmadım falan dedi.

O sıra sancılar falan geldi.

Attık arabaya, buraya getirdik ama sinirsel bir durummuş, fiziksel bir şey yok abi.

Ulan Moskof, seni öldürürüm oğlum, anlıyor musun?

Sana yemin ediyorum, seni öldürürüm.

Bundan sonra Narin'den uzak duracaksın. Senin yüzünden çocuğum ölebilirdi.

Anlıyor musun ulan beni? Şimdi (Bip) buradan, baba müsveddesi.

(Müzik)

(Müzik)

(Deniz iç ses) Gelecek yer kalmadı, geldik bu karının dibine gene.

(Deniz iç ses) Adam ne yapsın canım? Bilmiyor ki.

(Deniz iç ses) Kendi yeri gösterecek, gururlanacak tabii.

(Deniz iç ses) Allah'ım sabır ver sen bana ya.

(Sermet iç ses) Ya niye geriliyor bu kız, anlamadım ki şimdi yani.

(Sermet iç ses) Ahu'ya taktı desem. Kendine güvenen bir kadın Deniz.

(Sermet iç ses) Beni mi kıskanıyor acaba? Allah Allah.

Hoş geldiniz Deniz Hanımcığım.

Nerelerdeydiniz?

Vallahi artık bozulmaya başlamıştım.

Sermet Bey'in nişanlısı bana tavır mı yapıyor diye.

Aa aşk olsun canım. Ne alakası var?

Daha ne kadar oldu ki zaten? Ben gelirim sık sık. Gelirim.

(Müzik)

Ben balıklara bakayım o zaman. Balık seçeyim, değil mi?

Doğrusu bu.

-Hıhı. -Galiba.

Hıhı.

Ee?

Demek evleneceksiniz Sermet'le.

Bakalım, yazın başında düşünüyoruz. Daha erken, acelemiz yok.

Ben de yaz başı evlenmiştim.

Haluk'la.

Bana bak Ahu.

Sen hâlâ o konuyu güdüyorsun, öyle mi?

Ben sana inanmıştım Deniz.

Nişanlı olduğunu bilmediğine inanmıştım.

Ve seni affetmiştim.

Ama sonra öğrendim ki uzun yıllar Haluk'la ilişkin varmış.

Ve takdir edersin ki dünyam başıma yıkıldı.

Ne saçmalıyorsun be?

-Yok öyle bir şey. -Öyle mi?

Her şeyden haberim var Deniz.

Ve sen bunu çok fena ödeyeceksin.

(Müzik)

Balıklar tamam.

Ee ben de bir mutfağa gidip bakayım.

Bakalım nasıl balıklar seçmişsin? Daha stajdasın.

(Sermet) Ben ilk defa restoran işletmiyorum.

-(Sermet) Merak etmeyin. -(Ahu) Göreceğiz.

(Müzik)

(Telefon zili sesi)

Alo.

Alo Şadiye, kusura bakma ya. Başımda bir ton dert var.

Elim anca değdi telefona.

Ya ben bir tane adamı yaraladım.

Sonra adam... adam beni dövdü.

Benim ağzım yüzüm dağıldı da ben şimdi eve de gidemem.

Ablamlara falan da bir şey diyemem.

-Ben ne yapacağım bilmiyorum yani. -Şadiye, Şadiye gülüm, sen neredesin?

Neredeysen bekle orada, beni geliyorum şimdi.

Geliyorum ben şimdi, tamam? Geliyorum, bekle.

Hmm Sermet Bey...

...vallahi çok şaşırdım.

Çok başarılı seçimler yapmışsınız balıklarla ilgili.

-(Ahu) Çabuk öğreniyorsunuz. -Ben çabuk öğrenirim.

Kafam çalışıyor biraz.

(Müzik)

Ya ben şey diyecektim...

...Fırat geldi gece. Çok kötüydü.

Yalnızdı. Bayağı içti. Ben de yalnız bırakmadım.

Hani onu gördünüz mü, iyi midir, nasıldır, merak ettim.

İyidir, iyidir. Bir sıkıntısı yoktur inşallah.

Sen Narin'le konuştun mu?

(Müzik)

Canım?

Hı...

Şey, ben sonra katılırım size.

(Deniz) Ne oldu?

(Sermet) Yoo.

Bir şey yok.

(Müzik)

Ne oluyor Deniz?

(Müzik)

Sermet.

Ben bu Ahu'nun rahmetli kocasıyla çıktım.

(Müzik)

Diriler bitti de...

...ölüleri mi sıraya diziyoruz şimdi?

Düzgün konuş benimle.

Düzgün konuş! Posta koyma bana.

Karı geldi, vik vik vik saçmaladı. Beni gördüğü günden beri tavır yapıyor.

Bilmiyordum ben.

Bunlar nişanlıymış.

Bak, adamla toplam üç kere yemeğe çıktık, o kadar. Hiçbir şey olmadı. Hiçbir şey olmadı.

(Deniz) Bu manyak geldi, kafeyi bastı.

Saçmaladı, terbiyesizleşti. Narin buna saldırdı.

Gazeteciler varmış, gazeteye falan çıktık. Rezil olduk.

Bir şey olmadı. Adamla hiçbir şey olmadı.

(Müzik)

Şimdi mi söylenir bu?

Deniz, ben buraya o kadar para yatırdım.

Senin gözünün önünde yatırdım ben bu parayı.

Bu bana şimdi mi söylenir? Sen bunu benden niye sakladın ki?

Ne bileyim? Ne bileyim, bilmiyorum.

Yeter, bana posta koyma dedim.

Otur şuraya!

Otur, nereye gidiyorsun?

Eve gidiyorum. Senden fırça yemeğe niyetim yok.

Sen daha fırça yemek ne demek görmemişsin.

Otur şuraya.

Görmek de istemiyorum. Gerek yok.

(Sermet) Deniz.

Otur şuraya!

Sermet bana bak.

Bir şey olmadı diyorum. Bir şey olmadı. Adamla bir şey olmadı.

Üç kere yemeğe çıktık, o kadar.

(Müzik)

(Müzik)

Sermet Bey...

...sen şimdi oturup burada benimle sakin sakin balığını yiyeceksin.

Eğer bunu becerebilirsen yaza düğünümüz var.

(Müzik)

Sen beni test mi ediyorsun?

Ben şimdi burada sakin sakin...

...bu balığın kafasını, gözünü, ağzını, burnunu yiyeceğim, öyle mi?

(Müzik)

(Deniz) Evet, öyle.

(Müzik)

(Müzik)

(Narin ses) Bana yaptığın en büyük kötülük buydu işte.

(Narin ses) En büyük kötülük buydu. Ne dövmen ne de sövmen.

(Narin ses) Anladın mı? Benim gibi bir insanı buna mecbur bıraktın.

(Narin ses) Senin gibi bir katili savunmak zorunda bıraktın beni.

(Müzik)

Ben bir cinayet işledim kardeşim.

Teslim olmaya geldim.

(Müzik)

(Müzik)

Şadiye.

(Ağlama sesi)

Kimse bana (Bip) muamelesi yapamaz. Tamam mı?

Kimse bana (Bip) muamelesi yapamaz.

Ben isteyerek...

...ben isteyerek, bayılarak yapmadım (Bip), tamam mı?

Küçüktüm zaten o zaman.

O zaman zaten küçüktüm.

Ben artık büyüdüm, kimse bana dokunamaz, tamam mı?

Bana, bana (Bip) muamelesi yapacak insanı ben gebertirim, tamam mı?

(Ağlama sesi)

Tamam Şadiye.

Tamam bak.

(Ağlama sesi)

Ellerin buz gibi olmuş. Buz gibi olmuş.

Hadi gidelim, gidelim, tamam mı?

(Ali) Hadi gidelim.

(Müzik) (Ağlama sesi)

(Müzik)

Hepsi benim suçum. Sabah seni tek başına bırakmamalıydım.

Biliyorum bencil ve sorumsuz bir insanım, yani...

...ama bundan sonra farklı olacak. Söz veriyorum sana.

Narin, ben birisinin yanında olmayı gerçekten beceremiyorum.

Ama başaracağım bunu, sana söz veriyorum.

Fırat, ben yıllarca seni bekledim.

Lütfen konuşma böyle. Üzme beni bir tanem, ne olur ya.

(Müzik)

Hadi gel.

Sen de yorgunsun, yatırayım biraz seni.

Tamam, hadi yatalım hakikaten.

Yalnız dur, ben bir Şadiye'yi arayım.

Hadi gel, bırak Şadiye'yi, bu saatlerde aşağısı boş oluyor.

Güzel güzel yüzüyordur. Seviyor yüzmeyi.

Bu kadar düşmeyelim üstüne onun da. Çocuk değil sonuçta.

-Tamam tamam. -Tamam mı?

-Hadi. -Hadi gel.

(Müzik)

Ya bana yukarlardan şöyle sakin bir oda versene.

Tamam abi.

-(Resepsiyonist) Buyur abi. -Eyvallah.

Hadi Şadiye.

(Müzik)

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi)

-Ne var ulan? -Abi...

...Ali abi bir kız getirdi otele, abi.

Nasıl biri? Gençten böyle.

Kumral, uzun saçlı, çıtı pıtı.

(Resepsiyonist ses) Şadiye dedi abi, "Gel Şadiye" dedi.

Anladım ulan.

-(Resepsiyonist ses) Abi, adı Şadiye. -Anladım, tamam, uzatma, kes!

(Kırma sesi) (Müzik)

(Müzik)

Ali...

...Şadiye'yi bizim otele atmış da.

(Müzik)

Ona sinirlendim.

Ona sinirlendin, öyle mi?

(Deniz) Ona sinirlendin.

(Deniz) Ne yapacaksın şimdi?

Gideceksin, Ali'yi döveceksin. Şadiye'yi kulağından tutacaksın, eve götüreceksin.

Ali'yi de istemediği biriyle evlendireceksin, değil mi?

Sermet'sin tabii. Öyle yapacaksın.

Ama ben sana biraz önce ne dedim.

Bu masada oturup sakin sakin bu yemeği yersen, benimle olur dedim, değil mi?

Artık hayatında Deniz diye biri yok senin.

(Sermet) Ben sana beni test etme dedim.

Edersem ne olacak be?

Edersem... Ne yapıyorsun?

-Bırak. -Sermet!

Sermet ne yapıyorsun? Sermet ne yapıyorsun?

Rezil olduk, bıraksana. Sermet!

(Deniz) İndir beni dedim. Sermet!

Sermet indir, rezil olduk.

(Deniz) Sermet!

(Kapı zili sesi)

Allah Allah, kim ulan bu saatte kapıyı böyle çalıyor?

-Ne oluyor ya? -Tamam, sen geç arkama. Konuşma.

(Deniz ses) Bırak dedim sana.

-(Deniz) Ya bıraksana. -(Sermet) Sus!

-(Deniz) Rezil olduk herkese. -(Narin) Aa bırak kızı.

-(Narin) Sermet! -Abi, sen manyak mısın?

-(Deniz) Kafamı çarpacağım. -(Narin) Allah Allah.

-(Narin) Ne yapıyorsunuz be? -(Fırat) Benim sorduğum soruya bak.

-(Fırat) Manyak mısın abi? Ne oluyor ya? -(Narin) Allah Allah.

(Deniz) Sermet!

-(Narin) Düşüreceksin... -(Fırat) Sen bir şey yapma, bebek zaten.

-(Narin) Ayyy... -(Fırat) Narin.

-Abi ne yapıyorsun sen ya? -Hiçbir şey yolunda gitmiyor.

Neden, çünkü ben daha bu kızı istemedim.

Şimdi oturun buraya, ben bu kızı isteyeceğim.

-Yarın da düğün yapacağız. -Hıhı...

Düğün yapacakmışız, başka derdin?

Sen varken zaten Allah'tan başka bir dert istemem ben.

Oturun, şimdi hanginizden istiyorum ben bu kızı?

Benden isteyeceksin.

Ama bu gece değil.

Biz uygun olduğumuzda seni arayacağız.

Ha belki de aramayız.

Bilmiyorum, değil mi? Kıza danışacağız önce, uygunsa duruma bakacağız.

Yani Sermetciğim, belki ararız, belki aramayız bilmiyorum.

Önce bir Deniz'le de konuşmak, danışmak lazım, o yüzden tabii.

(Müzik)

Ben cevabımı aldım ya.

(Müzik)

Erişim www.seslibetimlemedernegi.com

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.