Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Siren sesi)
Peki kim var bu fonun başında?
Söyledim ya, uluslararası bir yatırım ortaklığı.
Bak kardeşim, her şey yasal.
Ben zaten bizi niye aldınız onu da anlamadım ki. Gidin inceleyin evrakları.
Kerim zinciri dağıtmaya çalışacak.
Ve illa bir yerde tökezleyecek.
İşte o zaman Çetin ortaya çıkmak zorunda kalacak.
Peki bizim operasyon ne olacak?
Karebil operasyonunu sonlandırıyorum.
Yiğit, bana bir açıklama yapmak zorundasın.
Operasyon bitti ne demek ya?
Bitti demek işte Işıl, bitti demek.
Ben yine başarısız oldum, demek.
Benden hiçbir halt olmaz demek.
Bu kadar kolay vazgeçme, ne olur.
Bunların hepsi senin için bir oyun, değil mi Işıl?
Bak kızım, en az benim kadar sen de suçlusun, tamam mı?
İki tane polisin kariyeri zedelendi bizim yüzümüzden, farkındasın değil mi?
Senin amacın bana vicdan azabı çektirmek, değil mi?
Bütün istediğin bu, değil mi?
Halbuki her şey çok farklı olabilirdi.
Gitme, Yiğit gitme, lütfen.
Ne yaptın, Cihan Sazlı'ya ulaşabildin mi?
-Ulaştım amirim. -Şehirdeymiş değil mi hâlâ?
Merak etmeyin, İstanbul'da amirim.
Güzel. Şimdi ilk işimiz muhbirlerimize haber ulaştırmak olacak.
Anlayamadım.
Kerim'in, Cihan Sazlı'yı oyuna getireceği söylentisini yayacağız.
Haliyle Cihan da bu finans zincirinden çıkarsa...
...büyük bir kazançtan vazgeçmiş olacağını düşünecek.
Cihan ayak diremeye başlayınca...
...Çetin zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkacaktır.
Cumartesiye kadar halledebilecek misin?
Yardım göndereyim mi?
Sen kendi işlerini hallet, yeter. Benim işlerim yolunda.
Hep böyle diyorsun ama sonra patlıyoruz Fırat.
Emin misin bak?
Senin dilin iyice uzadı.
Babamla görüşünce senin bu hallerinden de mi bahsedeyim illaha, ha?
(Işıl iç ses) Bomba haberlerim var. Acil buluşmamız lazım.
Bugün okul işini hallediyorum.
Cumartesi günü de en önemli sözleşmeyi alacağım ve babamla buluşacağım.
Ne söyleyeceğimi merak etmiyor musun?
Vallahi hiç etmiyorum.
Operasyonla ilgili ama.
(Gülme sesi)
Pardon, çok pardon, sinirlerim bozuldu da bir anda.
Şu an söyleyeceğin şeyi o kadar merak ediyorum ki anlatamam sana yani.
Hatta...
...sultanım...
Yoksa Necdet Amir haşmetmeaplarının kızı Işıl, babasıyla yepyeni bir...
...seferin fitilini ateşleyip bizi bir cenkin ortasına mı atacak?
Üf.
(Yiğit gülme sesi)
İnanmıyorum ya!
Aa, Seda!
Ee, bak hiçbir şey gözüktüğü gibi değil, ben açıklayabilirim.
Sen Necdet Amir'in kızısın, öyle mi?
Bir dakika, bir dakika.
Kariyeri biten polisler...
(Işıl) Tabii ya.
(Işıl) Sen de polissin, değil mi Seda?
Sen de bana karşı pek dürüst olmamışsın vallahi.
Işıl, bu benim işim, işim!
Patronun yönettiği finans zincirini...
...hızlı ama sessiz bir şekilde dağıtmamız gerekiyor.
Benden ne istiyorsunuz?
Cihan Sazlı'yı.
Cihan'ı mı?
Aynen. Parası neyse verip, sözleşmeyi geri almamız lazım.
Ama üç katını da versek herif ikna olmuyor. İşi yokuşa sürüyor.
Benden onu ikna etmemi istiyorsunuz.
Becerebiliyorsan tabii.
Ya birader neredesin ya?
Her yerde seni aradım.
(Meriç) Zaten telefonun da çekmiyordu.
Yuh ya.
Meriç Hoca'm, siz de mi polissiniz?
Yazıklar olsun.
(Işıl) Fırat, sözleşmeleri topladıktan sonra babasıyla buluşacak.
Ayrıca son sözleşmeyi cumartesi gecesi alacak.
Nasıl yani, bildiğimiz Çetin Soyer'le mi buluşacak?
Aynen öyle.
Bir dakika, bir dakika.
Eğer Çetin Soyer'e ulaşabilirsek onun hayatta olduğunu ispatlarız.
Aynen.
Seni yolladı demek.
(Cihan) Ben de bir şey yapacak sanıyordum.
Daha fazla kendini ezdirmeden çık git!
Emirdağlıların büyük oğlu Fazlı'yı hatırlıyor musun?
Sen beni tehdit mi ediyorsun?
Fazlı'yı sen ele verdin, polise sen öttün!
Eğer bu haber, âlemde yayılırsa...
...sana ne olur, biliyor musun?
Tabii, konuşmaya vaktin kalırsa!
İyi düşün Cihan.
(Kenan) Geçmişi iyi düşün.
Bu âlemde benim yapacağım deyip de yapmadığım bir iş var mı?
(Kapı açılma sesi)
O sözleşme gelecek!
Arkadaşlar bugün Fırat'ı takip edip, Çetin'e ulaşıyoruz.
Sözleşmeyi aldı yani Fırat, öyle mi?
İki araba gideceğiz, Meriç sen benimle geliyorsun. Tamam mı?
Seda sen de arkadan bize destek olacaksın.
-Tamam. -Yakın takip çok riskli olacağı için...
...ben Fırat'ın arabasına bir verici yerleştireceğim...
...o şekilde yapacağız takibi.
Buluşma yerine gittiğimiz zaman ben mekana sızacağım...
...Çetin'in fotoğraflarını çekmeye çalışacağım.
Alo, ha Kaya, son durum nedir?
Kerim'i buldum, Cihan'ın yanına geldi tekrar.
Ee, bir saniye. Cihan Sazlı da dışarı çıktı.
Ne yapıyorlar?
Cihan, Kerim'e bir dosya verdi amirim.
Ne dosyası?
Yoksa...
Galiba sözleşme amirim.
(Kaya) Kerim çok mutlu, el sıkıştılar. Ee, şimdi de arabasına biniyor.
Bu nasıl olur Kaya?
Biz neyi, kaçırdık?
İnanın ben de hiç anlamadım amirim, hiç bilmiyorum.
(Müzik - Gerilim)
(Yiğit) Bas oğlum bas, bas, bas!
Sedacığım, sen araba kullanırken bu cihazla ilgileniyor olman...
...çok tehlikeli değil mi, canım arkadaşım?
Işıl, kalbime indiriyordun! Senin ne işin var burada?
Doğru ya, ben burada aksiyondan bayağı geri kalıyorum...
...ben öne geçeyim en iyisi.
(Seda) Dur ya dur, ne yapıyorsun?
-Ya Seda! -Sen çok oldun artık.
İn aşağıya.
Beni bu arabadan indirmenin tek bir yolu var.
O da kolumdan tutup, dışarıya sürüklemek.
-Yapamaz mıyım sanıyorsun, ha? -Ama bak...
...sinyal görüntüden çıkıyor.
"Açılın asayiş berkemal"
"Bizimkisi hayat okuluna intikal"
"Bana kafa tutmak koca bir hayal"
"Burada başaramamak sıfır ihtimal"
"Bu lisede mesele varsa bizden sorulur"
"Can dişe takılır çene sıkı tutulur"
"Ne zaman bizim işimizin adı sorulur"
"Aşk diye yazılır risk diye okunur"
(Kapı kapanma sesi)
(Araba sesi)
Of, başlıyoruz!
Sen kapıyı kolla, bir de Seda'yı kontrol et. Tamam mı?
Tamam, merak etme.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
-Ne yapıyorsun ya? Seda saçmalama! -Hişt, hişt!
Ne yapıyorsun sen ya? Kendine gel!
Burada uslu dur, sesini çıkarayım deme!
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim)
Dur! Kaldır ellerini!
Silahını yavaşça yere bırak.
(Müzik - Gerilim)
Yüzünü dön.
(Vurma sesi)
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim)
(Yiğit) Işıl?
Allah'ım delireceğim ya! Kızım sen hayırdan anlamıyor musun?
Ama hepimizi büyük bir beladan kurtardı.
Çünkü adam beni enselemişti.
O ne kardeşim?
Ha, arkadaşlar bu, operasyona geri dönüş biletimiz.
Küçük bir parmak izi araştırmasından sonra...
...Çetin'in hayatta olduğunu kanıtlıyoruz.
Sonrasında da Necdet Amir'e düşündüğü kadar...
...beceriksiz polisler olmadığımızı ispatlıyoruz.
(Müzik)
Amirim?
Yiğit.
Babacığım, ay toplantın mı vardı?
Ya ben sana ulaşamayınca…
Hayırdır Işıl?
Amirim, bizim size söylememiz gereken çok önemli bir şey var.
Ben artık sizin amiriniz değilim.
Ben istifa ettim.
(Hep bir ağızdan) Ne?
(Müzik)
(Siren sesi)
(Müzik - Jenerik) "Açılın asayiş berkemal"
"Bizimkisi hayat okuluna intikal"
"Bana kafa tutmak koca bir hayal"
"Burada başaramamak sıfır ihtimal"
"Bu lisede mesele varsa bizden sorulur"
"Can dişe takılır, çene sıkı tutulur"
"Ne zaman bizim işimizin adı sorulur"
"Aşk diye yazılır, risk diye okunur"
(Müzik - Jenerik)
(Müzik - Jenerik)
"Oyun benim"
"Kural benim"
"Hayat benim ve yürek benim"
"Aşk benim ve savaş benim"
"Oyun benim, kural benim"
"Hayat benim ve yürek benim"
"Aşk benim ve savaş benim"
"Oyun benim, kural benim"
"Hayat benim ve yürek benim"
"Aşk benim ve savaş benim"
(Müzik - Jenerik)
(Siren sesi)
Amirim, nasıl istifa edersiniz?
-Amirim neden? -(Işıl) Baba...
...sen ne yaptın?
Ben bir seçim yaptım.
Bu kadar büyütecek bir mevzu değil.
-İyi de amirim-- -(Necdet) Neyse ki...
...hepinizin, kararıma saygı duyacağını biliyorum.
Zamanlamanıza da hayranım amirim.
(Müzik)
Bu ne?
Çetin Soyer'i bulduk efendim.
Bu da onun parmak izlerini taşıyan bardak.
Çetin Soyer'in bardağı yani?
Evet amirim.
Ben bizzat kendi gözlerimle gördüm. Su içtiği bardak.
Vay be. Çetin Soyer'i gördün yani.
Evet amirim.
Nasıl biriydi peki, neye benziyordu?
Yani tam göremedim.
Fırat'la bir depoda buluşmuşlardı ben de oraya gittim.
Fotoğraf çekmeye çalıştım ama biraz uzakta kaldım.
(Müzik - Gerilim)
O halde o derin uykudan uyanın artık.
(Cam kırılma sesi)
Amirim ne yaptınız?
Neden kırdınız ki?
Bardak gitti ya.
Anam gitti bukalemun ya.
Baba--
Sen dışarıda bekler misin kızım?
-Baba! -Işıl lütfen.
(Müzik - Gerilim)
(Kapı kapanma sesi)
Her şey bitti artık.
Neden baba ya?
Neden istifa ediyorsun?
Işıl.
Kaya abi.
(Telsiz sesleri)
Benim de kolum kanadım kırıldı, Işıl.
Necdet Amir’im olmazsa ben ne yaparım?
(Ağlama sesi)
Öncelikle yapmanız gereken şu, at gözlüklerinden kurtulmak.
-Ama amirim biz sanmıştık ki-- -Ne sandın Yiğit?
Çetin'i derdest etme hırsım yüzünden...
...bu yalana inanacağımı mı sandın?
Ne yalanı amirim? Yalan falan yok.
Vallahi gördüm diyorum.
Bakın çocuklar, iyi niyetinizi anlıyorum.
İdealleriniz uğruna adım attığınız her şey...
...size bir bedel ödetecektir, bunu sakın unutmayın.
Ve bu bedeli öderken de...
...hayatınıza dair önceliklerinizi gözden geçirmeniz gerekir.
Yoksa bir gün...
...benim gibi yapayalnız kalabilirsiniz.
Amirim.
Ya amirim.
Lütfen bir kere düşünün.
Ben kararımı verdim.
Değiştirmeye de niyetim yok.
Benim yüzümden sizin de teşkilatta yara almanızı istemem.
Amirim...
(Kapı açılma sesi)
(Telsiz sesleri)
Hadi kızım, eve bırakayım seni.
Tamam baba.
Ama bana birkaç dakika izin verir misin?
Tamam. Arabada bekliyorum ben.
(Müzik - Duygusal)
Birlikte olduğumuz her an...
...benim için çok değerliydi.
(Müzik - Duygusal)
Hepinizden bir şey öğrendim.
Biliyorum, sizi zaman zaman çok zor durumda bıraktım.
Ama niyetim kötü değildi.
Hakkınızı helal edin.
Biz onsuz ne yapacağız Işıl?
(Müzik - Duygusal)
Gel.
Şu anda resmen bir tarihe tanıklık ediyoruz arkadaşlar.
Ya tarihe geçtik.
(Meriç) Yani Necdet Amir’in istifası...
...böyle bir yazının bulunması, bayağı bir Kavimler Göçü.
Bak şimdi Sedacığım, Hun Türkleri Gotları...
...Gotlar, Anglosaksonları...
...Anglosaksonlar Vandalları...
...böyle ittire ittire oldu.
(Müzik - Duygusal)
Hadi Meriç biz gidelim.
Aa...
Aa Yiğidom...
...biz dışarıdayız kardeşim.
Hadi.
Vedalaşmanın zamanı geldi.
Bence sen çok başarılı bir polissin Yiğit Komiser'im.
Sakın bu yaşananlarda kendini sorumlu hissetme.
Ben olmasaydım muhtemelen bunların hiçbiri olmayacaktı.
(Ağlama sesi)
Neyse buraya kadarmış.
Sanırım bir daha görüşemeyeceğiz.
(Müzik - Duygusal)
Söyleyecek bir şeyimiz kalmadığına göre...
...ben babamı bekletmeyeyim.
Hoşça kal Yiğit.
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
Hâlâ bir şey söylemeyecek misin baba?
Ne gibi?
Baba lütfen!
Söyleyecek bir şey yok kızım.
Baba.
Senin bu hâlini görmek beni çok üzüyor, farkında değil misin?
Bir şey yok hâlimde Işıl.
Sen merak etme, her şey daha güzel olacak.
Hayır, hayır!
Senin hayatında pes etmek diye bir şey yok baba!
Çünkü sen, koskoca Necdet Amir’sin.
Bu operasyonu...
...yani tam olarak ne yaptığınızı bilmiyorum ama...
...mutlaka başaracaktın.
(Işıl) Tüm teşkilat da bunu biliyor.
Ayrıca sen mesleğine o kadar âşık bir adamsın ki...
Bana göre önce polissin...
...sonra babasın.
İşte, işin özeti bu aslında Işıl.
Anlamadım?
Ben önce baba olmak istediğim için istifa ettim.
Şimdi anlaşıldı.
Siz yine kavga etmişsiniz.
Annen haklı.
Her zaman haklıydı.
Ben mesleğimde başarılı olmak için seni...
...anneni, kısacası hayatı ıskaladım.
(Müzik - Duygusal)
(Nefes sesi)
Her şey bitti abi.
Abi yani, biz elimizden geleni yaptık.
Artık bizi meslekten atsalar bile ben gam yemem.
İlk defa sana katılıyorum.
Biz Necdet Amir’in güvenine layık olduğumuzu kanıtladık.
İstifa etmek kendi tercihiydi.
Sen de gitmezsin, değil mi?
Ne?
Sen de benden gitmezsin.
Hay Allah'ım ya.
Koyun can derdinde...
Hah bak bunu bir evet olarak kabul ediyorum ve...
...bir kere daha ne kadar tatlı olduğunu hatırlatıyorum Sedacığım.
Neyse arkadaşlar, konumuza dönecek olursak...
...önemli olan, bir keşkemiz olmamasıydı.
Keşkeler yer bitirir insanı.
Haklısın Sedacığım.
Yani bir kere daha sana katılıyorum.
Yiğit.
Hayırdır Yiğido? Sen niye sustun?
Keşken mi var yoksa?
Şişt, Yiğit!
Kardeşim ne oldu, inme mi indi?
(Seda) Yiğit bir şey söylesene.
Alo?
Var abi.
Benim keşkem var.
Yiğit! Yiğit!
Allah Allah.
"En korkunç masallar"
"Kavgalarım, yalnızlığım"
"Yarattığım korkularım"
"Ve ördüğüm duvarlarım artık yıkılmaz"
"Derken yağmur gibi bir anda yağdın üstüme"
"Zaten yaktın geçtin ışıl ışıl gözlerinle"
"Birden rüzgârın savurdu soluk kalan tüm renkleri"
"Sen, hep sen"
"Derken yağmur gibi bir anda yağdın üstüme"
"Zaten yaktın geçtin ışıl ışıl gözlerinle"
"Birden rüzgârın savurdu soluk kalan tüm renkleri"
"Sen, hep sen iklimleri değiştiren"
(Müzik)
(Müzik)
"Rüyalar paramparça"
"Kâbus ve karabasan"
"Soluksuz uyandığım en korkunç masallar"
"Kavgalarım, yalnızlığım"
"Yarattığım korkularım"
"Ve ördüğüm duvarlarım, artık yıkılmaz"
"Derken yağmur gibi bir anda yağdın üstüme"
"Zaten yaktın geçtin ışıl ışıl gözlerinle"
"Birden rüzgârın savurdu soluk kalan tüm renkleri"
"Sen, hep sen"
"Derken yağmur gibi bir anda yağdın üstüme"
"Zaten yaktın geçtin ışıl ışıl gözlerinle"
"Birden rüzgârın savurdu soluk kalan tüm renkleri"
"Sen, hep sen iklimleri değiştiren"
(Müzik)
(Taş çarpma sesi)
Işıl Yılmaz!
Artık her şeyi konuşmanın zamanı geldi.
Hii! Yiğit.
Ben artık susmayacağım Işıl.
Aa sessiz ol, mahalleyi ayağa kaldıracaksın.
Hiçbiri umurumda değil. Sana söylemem gereken bir şey var.
Işıl ben sana...
"Derken, yağmur gibi bir anda yağdın üstüme"
(Plak bozulma sesi)
(Köpek havlama sesi)
Ne yapıyorsun oğlum sen ya? Kendine gel.
Işıl, Necdet Amir’in kızı.
Necdet Amir.
(Müzik)
Alo Meriç?
Hemen buluşmamız lazım kardeşim.
Tamam.
(Müzik - Hareketli)
(Öksürme sesi)
(Öksürme sesi)
Ya ben anlamadım ki biz bu saatte niye buradayız?
E, ne yapsaydık?
Çetin Soyer'in paçayı bir kez daha kurtarmasına izin mi verseydik?
Bir dakika, bir dakika.
Yoksa sen Necdet Amir'i ikna ettin de benim mi haberim yok?
Vay kardeşim be, helal olsun be!
Ya Meriç ne ara ikna etmiş olabilirim?
-E sen demin koşarak nereye gittin? -Sana ne?
Sana ne kardeşim ya? Allah Allah!
Sen çöpünle ilgilensene. Hayret bir şey ha.
Aa, sinire bak! Gergin!
Yalnız ben bu şartlar altında çalışamam abi.
Allah Allah!
Hani her şart altında sen benim kardeşimdin? Ne oldu şimdi?
Hiç kimse Zımba Meriç'i kardeşlik hukuku üzerinden yargılayamaz.
-El ver. -Al.
Cık cık cık.
(Bağırma sesi) (Düşme sesi)
Meriç, iyi misin oğlum?
(Meriç) Kardeşim, bir iyi bir de kötü haberim var.
Ya kötü haberden gına geldi. Ne olur iyiyi söyle.
-Buldun mu ne yaptın? -(Meriç) Ha buldum, buldum.
(Meriç) Hayatın anlamını buldum ben burada.
(Meriç) Ay, benim kaybedecek bir şeyim kalmadı. Özgürüm ben artık.
Meriç iyi misin?
(Meriç) El ver kankacığım bana bir.
Hah dur. Dur, dur, dur.
Hoppa!
(Bağırma sesi)
Iy...
(Öğürme sesi)
Sanırım artık lahmacun yiyemeyeceğim ya.
Ya at şunu at, ya!
-Ağzıma girdi! -Hadi, içeri at!
(Öğürme sesi)
-Nereye koyayım? -Hadi at bir yere işte, bilmiyorum.
Ay şunu, verme bana! (Bağırma sesi)
Iy!
Meriç ne yapıyorsun ya?
Ya Meriç!
(Meriç) Aa!
Bak, gene birilerinin kalbi kırılmış ya.
Of ya, boyuna kadar çöpe battın, bunu mu düşünüyorsun gerçekten?
Ya kankacığım öyle deme.
Benim böyle durumlarda içim kıyılıyor.
Tüh. Al.
-Ne yapacağım ben onu be? -Al al.
Ya Meriç, öf!
(Nefes alma sesi)
(Poşet hışırtısı sesi)
Poşet olması lazım, poşet.
(Poşet hışırtısı sesi)
(Cam kırıkları sesi)
-Aha! -O ses!
Bir dakika.
(Poşet hışırtısı sesi) (Cam kırıkları sesi)
Oğlum bu oğlum bu, bu!
(Gülme sesleri)
Dur, dur.
Ha gel, gel.
Iy.
Dur bakayım dur. Bas. Hop!
Haydi atla.
(Gülme sesi)
(Müzik - Hareketli)
(Müzik - Gerilim)
Yiğit!
Yiğit!
(Işıl dış ses) Yiğit!
(Nefes sesleri)
(İç çekme sesi)
(Müzik)
(Kapı vurma sesi)
Gel.
(Kapı açılma sesi)
(Müzik)
Asuman Hanım.
Kızarmış ekmek kokusunu almışsınızdır herhalde.
(Işıl) Size mükemmel bir kahvaltı hazırladım.
Üstünüzdeki negatif enerjiyi bir kenara atın...
...kahvaltınıza başlayın.
Niye zahmet ettin kızım?
İnecektim birazdan aşağıya.
İyiyim ben.
(İç çekme sesi)
Vallahi buradan bakınca hiç öyle gözükmüyor.
Saçmalama Işıl, bir şey yok.
Sadece uykusuzum biraz.
(Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
Efendim Sedacığım?
Günaydın.
(Işıl ses) Günaydın.
Düşündüm de bizim eskiden takıldığımız bir kafe vardı ya.
-Sahildeki mi? -(Seda ses) Aynen.
Onun limonataları hâlâ çok güzel biliyor musun?
Gelsene sen de.
Ya Seda çok isterdim ama...
...bugünlük beni affetsen olur mu?
Gelmesem daha iyi olur.
Ya oyunbozanlık yapma. Seninle konuşmam lazım.
Tamam Sedacığım, ben seni arayayım mı birazdan?
Tamam, telefonunu bekleyeceğim.
Dışarı çıkmak için hiçbir fırsatı kaçırmazsın sen.
Hayırdır, niye direniyorsun bu kadar?
Bugün seni yalnız bırakmak istemiyorum.
Ha.
Aksine ben de hiç olmadığım kadar yalnız kalmak istiyorum kızım.
Hadi küçük hanım, hemen hazırlan bakalım. Arkadaşını bekletme.
Niye yalnız kalmak istiyorsun anne?
Bana bir şey söylemeyecek misin ya?
Sen yalnız kalmak isteyince gayet normal.
Ben kalmak isteyine anormal. Ne var bunda?
Anne, babamla kavga ettiğinizi biliyorum.
Işıl, şu an en son konuşmak isteyeceğim konu bile değil o, biliyor musun?
Ona dair tek bir kelime bile duymak istemiyorum.
Konu kapanmıştır.
-Anne ama bak-- -Işıl diyorum!
Sinirlerimi zıplatma benim!
Konuşmak istemiyorum bu konuda.
(Müzik - Duygusal)
(Kapı kapanma sesi)
(Kapı açılma sesi)
Vay, Aytaç!
Meriç, ne işin var senin burada birader?
Kardeşim ya.
Yiğidom, senden iyi olmasın, olay yeri inceleme günlerinde...
...Aytaç da benim bir kardeşimdi.
Bizim var ya, bir sürü anımız var. Anlat anlat bitmez.
Ya, ya ne demezsin?
Biz de kendisine olay yeri inceleme katili derdik.
Onun girdiği hiçbir olay yerini inceleyemezdik.
-Neyse size iyi günler. -Aa, şişt bir dakika.
Nereye gidiyorsun ya? Hiç mi özlemedin? Bir konuşalım.
Ee Aytaç, biz buraya bir parmak izi analizi için gelmiştik.
Olur, prosedürü biliyorsunuz.
Önce izin alın, sonra sıraya girin. Malum, çok olay var.
Ee, Aytaç ya bizim resmiyete hiç girmememiz lazım.
Yani sen onaylasan yeter.
Cık, olmaz öyle şey. Her şeyin bir kuralı var.
Ee Aytaçcığım, kardeşim.
Bak bu bir ölüm kalım meselesi, tamam mı?
Olmaz arkadaşım. Olmazın nesini anlamıyorsun? Olmaz.
Olmaz yani? Hmm, o zaman şöyle yapalım abi.
Ben operasyonun selameti için tayinimi tekrar olay yeri incelemeye isteyeyim.
-Ya bizim müdür halleder zaten. -(Yiğit) Tabii canım.
Aman abi, aman. Ne isterseniz yapacağım.
Ver sen onu bana. Tayin mayin yok, tamam mı? Bekleyin burada.
-Yani bakacağız ona. -Yani hızına bağlı artık.
Bilmiyorum.
(Müzik - Hareketli)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Keyifler yerinde bakıyorum.
Benim keyfim her zaman yerinde.
(Nefes sesi)
Hayatımda ilk defa, babamdan dolu dolu oğlum lafını duymuşum ya...
...o yüzden bugün daha da iyiyim.
Hem artık daha sık görüşeceğiz.
Yine de ben senin yerinde olsam, o kadar kaptırmam kendimi.
Sen endişelenme, biz baba oğuluz.
Birbirimize kanla bağlıyız.
Ben seni büyürken babandan daha çok gördüm Fırat.
Hayır, ben de isterim daha sık görüşün tabii.
Ama imkansız. Sonra hayal kırıklığına uğrama diye diyorum ben.
Üzülmeni istemem yani.
Dikkat et de sonunda üzülen sen olma.
Dün babamla iş konuştuk.
Ha, tabii sen bunları duydukça üzülüyorsun.
Ama babam sonunda çabamı gördü.
Yazık ya.
Sen dünkü buluşmayı gözünde çok büyütmüşsün demek ki.
Baban sadece senin batırdığın işi nasıl toparladığını konuştu seninle.
-Öyle bir şey. -Kerim, senin derdin ne?
Ha, anladım. Sen kendinden korkuyorsun.
İşleri ben ele alınca, geri çekilmek zorunda kalacaksın.
Tamam.
(Gülme sesi)
Ben baban ne derse onu yaptım, onu yaparım.
Ne eksik, ne fazla.
Korkma, korkma. Söz seni sağ kolum yapacağım.
Güvenin gözlerimi yaşattı bak şimdi.
Güvenden değil.
Sırf yapabildiklerimi gör, acı çek diye.
Göreceğiz onu.
Göreceğiz.
Of!
Hadi abiciğim ya. Hah!
Çok ilginç.
Parmak izleri Çetin Soyer'e ait.
-İşte bu be! -Ha!
Ne oluyor yalnız?
Bu Çetin Soyer yıllar önce ölmemiş miydi?
Bu kadar zamanda bu kadar net kalan parmak izine ilk defa rastlıyorum.
Ee, şey biz...
...yıllardır dokunulmamış olan bir atölyesi var.
Oraya girdik, oradan aldık bardağı o yüzden.
Ha oradan, atölyeden.
Parmak izi alırken de üstündeki tozları temizlediniz herhalde.
Parça pırıl pırıldı.
Yok biz koskoca Çetin Soyer'i dirilmiş, böyle su içerken gördük.
Oradan kaptık getirdik bardağı.
Allah Allah!
Bu yani!
İyi, dediğiniz gibi olsun bakalım.
Çok sağ ol Aytaç, eyvallah kardeşim.
-Bir ara görüşelim ya. -Aytaç'ım sağ ol kardeşim.
(Müzik)
(Gülme sesi)
Hii, ay Kenan Bey, bu pilates iyi hoş da...
...her yerim ağrıyor.
Yani vallahi ağrımayan kemiğim kalmadı.
Ee bırakalım o zaman hanım.
Aa, beceremedi bıraktı, derler sonra.
Hayatta bırakmam.
Neyse.
Yarın ne yapıyoruz, söyle bakalım.
Yarın?
Yarın ha... Yarın önemli bir gün demek.
Senin doğum günün.
Yok yok.
O palamut mevsimiydi.
Aa, bizim yıl dönümümüz.
Ay sen benim doğum günümü palamut mevsiminden mi hatırlıyorsun Kenan Bey?
Aşk olsun yani.
Yapma ya şimdi. Alınganlık gösterip yüzünü asma hemen.
Söyle bakalım, nereye gitmek istersin yarın?
Ay Kenan Bey, bana evlenme teklif ettiğin o çay bahçesine gidelim mi?
Olur, gidelim.
Ay madem nostalji yapacağız...
...o zaman o gün giydiğimiz kıyafetleri de giyelim mi Kenan Bey?
Söyle bakalım, sen hatırlıyor musun ben ne giydim?
-Ben? -Hatırlamazsın tabii.
Hâlbuki ben biliyorum senin üniformayla geldiğini, hatırlıyorum.
Ah... Nasıl yakışırdı o üniforma sana.
Koşarak gelmiştin böyle, surat kıpkırmızı pancar gibi.
Bir de ne olduysa, heyecanla elimi tuttun.
Ben de dedim ki bu adam artık...
...ömrümün sonuna kadar benim elimi bir daha bırakmaz.
Bırakmam.
Ama o kırmızı ceket hâlâ sana olur mu, onu bilmem.
Aa. Sen bana şişmanladın mı yani demek istiyorsun?
Niye olmasın?
Aa.
Kırmızı ceket mi dedin?
Ah Kenan Bey, ah. Sen yok musun, sen.
Unutmadın demek. Hatırlıyorsun.
Aa.
Kırmızı ceketi hurçlardan birine koymuştum. Hemen bulmam lazım.
Naftalinden böyle alınması lazım.
Dur ben havalandırayım onu geleyim, hemen dur iki dakika en iyisi.
(Mesaj zili sesi)
(Ç.K. dış ses) Yeni sınava hazır mısın Koca Reis?
Çetin Soyer'in parmak izi yani, emin misiniz?
Lavabotuvardan baktırdık komiserim ama rapor alamadık tabii.
Çocuklar, siz ne kadar büyük bir iş başardınız, farkında mısınız?
-Tabiisi Kaya Komiser'im ya, tabiisi. -Aslanlarım benim.
İtiraf edeyim bu işi başaracağınızı hiç düşünmemiştim.
-Helal olsun Yiğit. -Eyvallah komiserim.
Güveniniz bize güç veriyor.
Bu kadar yaklaşmışken Necdet Amir'im artık vazgeçmemeli.
Artık her şey eskisi gibi olacak.
Yalnız hemen Adli Tıp'tan raporu alıp işi resmiyete dökmemiz lazım.
O işler bende, siz hiç merak etmeyin. Siz üzerinize düşeni yaptınız zaten.
Bu iş bitsin, benden size çok güzel bir yemek.
Allah be!
Yalnız Necdet Amir'in istifasını nasıl engelleyeceğiz?
Yani işleme sokarlarsa biteriz.
Ha, Necdet Amir'im belki kızacak ama ben işleme sokturtmadım bile.
Hadi bakalım, hadi. Daha çok işimiz var hadi, hadi, hadi.
Buyurun buyurun.
Biliyor musun, insan en çok affedince yükü hafifliyor.
Ben seni affettim.
Canım Seda'm ya, iyi ki varsın.
Artık beni sevmiyorsun diye o kadar çok üzülüyordum ki.
İnsan emek verdiği şeylerden öyle kolay kolay vazgeçemiyor.
Dilim vazgeçti diyor ama kalbi vazgeçemiyor.
-Sevgi de emeklerin en büyüğü. -Hı, ne güzel söyledin.
Herkes böyle düşünse keşke.
Işıl ne oldu?
Bir sorun var sende.
Sen operasyonun bittiğine mi böyle üzüldün?
Hangi birini anlatayım Seda?
Dün annemle babam yine çok fena kavga etmişler.
-Babam bu yüzden bırakmış işi. -Hı...
Ya o kadar çok yoruldum ki. Artık kimin yanında duracağımı şaşırdım.
Ya Işıl bu onların hayatı.
Sen küçükken de çok üzülürdün ama artık üzülme, yeter.
Sonuçta bahsettiğimiz insanlar annenle baban, koca koca insanlar.
Hem bir de iyi tarafından bak.
Belki bu sayede yeniden bir araya gelirler.
Seda, sen babamı tanımıyor musun ya?
Polislik onun için bir yaşam biçimi, varoluş nedeni.
Mesleği bırakıp annemle evlense her gün kavga ederler, her gün didişirler.
Didişmek demişken, sen de Yiğit'le didişmekten kurtuldun, bak.
Öyle deme Seda ya.
Ben Yiğit'le didişmeyi şimdiden özledim. Bağrışmalar çağrışmalar, hepsi bitti.
Düşünsene, ne kadar büyük bir boşluk.
Ben onun bana bağırmalarına bile alışmıştım.
Ha sen Yiğit'le kavgaya alışmıştın, öyle mi?
Alışmıştım vallahi ya.
Ya sonuçta birbirini tanıyan...
...kısmen anlamaya çalışan...
Ne bileyim birbirini seven iki insanın kavga etmesi çok normal bence.
Birbirini seven derken?
Yani birbirini arkadaş olarak seven, demek istemiştim.
Sonuçta biz ortaktık abi.
Ya alışmıştım her şeye.
Gülüşüne...
...olmadık yerlerden çıkmasına.
Tepeden bakıp gözlerini kısarak "Yiğit Komiser'im" demesine falan.
İtirazlarına, bağırmalarına, inatlaşmalarına...
...hatta böyle gözlerini devirip Işıl sen karışmıyorsun, demesine.
Ee?
Böyle sinirlenince gözleri kocaman açılıyor.
Gözleri çok değişik bir yeşil Seda, biliyor musun?
Hatta böyle sinirlenince biraz koyulaşıyor.
Hani ilkbaharda yağmur yağar, yapraklar ıslanır, sonra koyulaşır ya.
Bak, tam öyle bir yeşil işte.
Ha, sen o yüzden sinirlendiriyordun Yiğit'i.
Gözleri yağmurdan ıslanan yaprak yeşili olsun diye.
(Gülme sesi)
Yok canım, ne alakası var onunla bunun. Yani şey, ıı...
Ay ne saçma şey Seda ya, Allah Allah.
Düşünsene, her dakika yanında cırcır böceği gibi öten...
...bir tip var, hiç susmuyor falan.
Kardeşim senin bu böyle otuz iki diş, hı hı hı falan diye anlattığın kız...
...dünyanın en bencil kızı olan Işıl değil mi?
Yok bencil değil. Bencil değil. Sadece cesur biraz.
Abov... Gitti bizim Yiğido.
Yani tamam bir şeyler olduğunu biliyordum ama...
...meğer işler çığrığından çıkmış. Kardeşim sen abayı yakmışsın.
Yok artık, bir de kara sevdaya tutuldu, de bari.
Ee bu da ihtimaller dâhilinde.
-Kızım sen bayağı âşıksın bu Yiğit'e. -Yok artık Seda ya.
Abart, abart. Yokluğu beni kahrediyor hatta.
İhtimaller dâhilinde.
(Müzik - Hareketli)
(Kuş cıvıltısı sesi)
Bu sefer işin çıkmadı mı Reis?
İş çıkarma.
-Anlat! -Tamam Reis, kızma.
Bu seferki görevin Fikret İpekçiler.
-Fikret mi? -Hı hı.
-Ne işiniz var sizin Fikret'le? -Ne demek ne işiniz var?
Artık her işimiz onunla.
-Yani... -Aynen öyle.
Yeni bir konsey kuruluyor.
Fikret de o konseyde olacak.
Patron artık ortaya çıkmak istiyor. Sen de Fikret'i ikna edip...
...Çetin'in konseye davet edilmesini sağlayacaksın.
Gerçi patron senin, Fikret'i ikna edebileceğini...
...nasıl düşündü anlamıyorum ama...
Yorum kısmına geçtiğine göre anlatacakların bu kadar.
Ee şimdilik bitti.
De Reis, ben şunu merak ediyorum.
Sen bu konsey işini duydun da mı birden çıktın oraya?
Yapma Kerim.
Ben evde otururken duyduysam, siz bu konseyi toplamayın daha iyi.
Yani.
Patronun şu sıralar bazı isimler üzerinde gereksiz ısrarı var.
Ben de anlamıyorum.
(Gülme sesi)
Belki de anlasaydın, ısrar etmezdi ha.
Reis ben açık konuşurum, bilirsin.
Bence patron seni yeniden denemekle hata ediyor.
Ya ben seni de anlamıyorum, bu yaştan sonra...
Gençlerin önünü açsaydın diyorsun yani.
Reis bende emeğin çok. Ben seninle ters düşmek de istemiyorum.
Ama bu saatten sonra enerjin yetmez.
Enerjin yetse bileğin yetmez, bileğin yetse ayağın yetmez.
Bu ve bu olduktan sonra, gerisi gelir. Hem sen ne güne duruyorsun?
Ben buralara çay karıştıra karıştıra gelmedim.
Tırnaklarımla kazıya kazıya geldim.
Bu saatten sonra da kimsenin bastonu olamam ben.
Ha... Sen bastona taktın demek.
O halde enerjim olursun.
Hayır, bileğim olursun diyeceğim ama...
-...bu konuda sana güvenmiyorum. -Koca Reis sana denileni yap.
Fikret ha?
(Müzik - Gerilim)
Kızım bu kombin çok iyi değil mi ya?
Böyle bir şey yaparsan, seninle arkadaşlığımı...
-...keserim tatlım. -O kadar da kötü değil bence.
Sence nasıl Meltem?
-Meltem? -Efendim.
Kombin diyorum, yıkılıyor, değil mi?
Hı... Gayet güzel olmuş. Alın bence.
Çok ekşiymiş ya bu. Ben bunu değiştireceğim.
-Bu Meltem'de yine bir şeyler var. -Oho onda ne yok ki.
Kızım Meltem özür dilemesine rağmen Fırat bununla ilgilenmedi.
Bir de üstüne gidip Işıl'la aynı sıraya oturunca...
...ki bence bu da gayet normal, çünkü Işıl'dan hoşlanıyor.
Yani bence.
Ayy... Ay yazık benim arkadaşıma yaa.
-Ay depresyona falan girmese bari. -Ay vallahi girer.
Sev seni seveni, diye boşuna dememiş atalarımız.
Yoksa böyle boşuna kürek çekersin
Ya zaten artık Fırat'la Meltem'i yan yana gördüğümüz bile yok ki.
Yani okula yeni biri gelse dese ki onlar çıkıyor, inandıramayız.
Uff ne olacak böyle ya? Yazık benim arkadaşıma.
Acıma canım. Acınacak hale düşersiniz. Fırat, benim erkek arkadaşım.
Işıl yanlış masala girmiş, prensleri karıştırmış.
Prensese yolunu göstermek için birazcık yardımcı olmak gerekiyor.
-Ama sonunda o da mutlu olacak. -Bir dakika, bir dakika şimdi biz...
...Işıl'a mı yardım edeceğiz?
Sevenleri kavuşturacağız, diyelim de...
Işıl nerede?
Yiğit'i de göremedim.
Gelmediler mi bugün okula?
(Müzik - Hareketli)
(Telefon zili sesi)
-Hâlâ seni niye arıyor bu çocuk? -Aman ne bileyim canım ya.
-Uff boş ver. -Ne demek, ne bileyim ya.
-Kesin bir iş var bak bu çocukta. -Ay saçmalama Seda.
Laf olsun diye arıyor belli ki önemli bir şey olduğundan değil.
Işıl bizim sırf yaklaşmak için okula girdiğimiz çocuk, senin peşinde.
-Sana tuhaf gelmiyor mu bu? -Aa!
Seda sende yani ama... Allah Allah!
Nereden çıkartıyorsun böyle şeyleri?
Benim peşimde falan olduğu yok bu çocuğun, anlamıyor musun?
Hem böyle bir şey olsa sence ben buna izin verir miyim?
Işıl bak, Fırat çok tehlikeli bir çocuk.
Ben sana bunu defalarca söyledim.
Biliyorum, biliyorum Seda.
O zaman sen düşerken kolundan tutanları sakın üzme, tamam mı?
-Sürpriz. -Meriç?
-Senin ne işin var burada ya? -Kuşlar cikcikledi burada olduğunu.
Ay Allah'ım bu ne kadar güzel bir zamanlama ya.
-Ben de tam kalkıyordum Meriç Hoca'm. -Ee oturuyorduk.
Yok Sedacığım gideyim. Benim bir ton işim var zaten.
Hem siz de biraz baş başa kalmış olursunuz. Öptüm kib bye.
Bayılıyorum bu çitlembiğe ya.
Aa...
Ee Sedacığım...
...bana hâlâ burcunu söylemedin.
-Meriç şimdi burç muhabbetti mi yapacağız? -Sen burçlara inanmıyorsun.
Aslında bir şey söyleyeyim mi? Ben de pek inanmam.
(Müzik - Hareketli)
Sedacığım...
-Biz şimdi neyiz? -Biz şimdi ne miyiz?
Biz şimdi ne yeriz?
Ve içeriz, anlamında söylemiştim ben onu. Garson!
Garson var mı burada? Garson!
Biz şimdi bir şey yemeyiz. Çünkü ben tekvando antrenmanına gideceğim.
Ne, tekvando mu? Ben de geliyorum.
Ne?
Ya ben epeydir gidemedim tekvandocuğuma da.
Beni özlemiştir o şimdi. Hem gitmişken... Si ha!
-Sana da birkaç hareket gösteririm. -Meriç sen bana ne göstereceksin?
-Ben siyah kuşak ikinci dalım. -Şaka yapıyorsun. Ben de 16'ıncı dalım.
Yalnız 16'ıncı dal diye bir şey yok. Garson...
Aa... Var, Antalya'da var.
Ben Antalya'danım. Ayrıca hesap bende.
-İndir o elini, ayıp ediyorsun. -Ay Meriç hiç uğraşamayacağım seninle.
Hadi sana iyi günler.
Ya ama Sedacığım, beraber gitseydik işte antrenmana.
Ahanda hesap. Al.
Dur, dur bekle.
(Fırat) Neredesin Işıl ya?
Kimi arıyorsun?
Fırat? Ne oldu bize?
Eskiden böyle değildik.
Yıllardır arkadaşız ama son zamanlarda seni hiç tanıyamıyorum.
Çok soğuk davranıyorsun.
Yüzüme bakmıyorsun. Neyin var?
-Abi biz kalkalım mı? -Sizi rahatsız etmeyelim şimdi.
Hiçbir şeyim yok.
Madem bir şeyin yok. O zaman kalk bugün çıkışta beraber bir şeyler yapalım.
Ne bileyim yemeğe çıkalım, Boğaz’da yürüyelim.
Meltem, biz seninle ne zaman baş başa yemeğe çıktık...
...ya da Boğaz’da yürüyüş yaptık? Ben söyleyeyim. Hiçbir zaman.
Ee, o zaman bugün bir şeyler yapalım işte.
Hem bahar da geldi.
Bir güzel mangal partisi veririz bahçede.
-Hep beraber. -Mangal mı? Bayılırım ya.
Nereden çıktı şimdi bu?
Ama çok da bayılmam yani, öyle bir gerek de yok.
Tüm ekip dışarıda ne zamandır toplanmıyoruz.
Herkesi çağırırız. Bizim kızlar, sınıftan çocuklar.
Işıl...
Bugün olmaz. Yani olur desek de olmaz, yetişmez.
Daha öğlen bile olmadı ki.
Ben bütün organizasyonu yaparım. Sen her şeyi bana bırak.
Allah! Ah be keşke kahvaltıyı sağlam yapmasaydım ya.
(Müzik - Hareketli)
(Telefon zili sesi)
(Müzik - Hareketli)
Alo. Bugün okuldan sonra Fıratlarda toplanıyoruz, parti var.
Yok ya, benim işim var.
Yok, canım hiç istemiyor.
Tüh.
Herkes orada olacaktı hâlbuki.
-Herkes mi? -Herkes?
Bütün sınıf işte. Işıl'ı bile çağırdım.
-Işıl mı? -Yiğit'i bile çağırdım.
Yiğit mi?
-İyi tamam, gelirim. -Ee görüşürüz o zaman.
(Müzik - Hareketli)
(Müzik - Hareketli)
(Gülme sesleri)
Helal.
Ya bir şey soracağım.
Sen Meltem'in parti teklifini neden kabul ettin?
Kız ev sahibi gibi davet ediyor herkesi.
Bırakalım da son bir defa hevesini alsın.
Ya abi daha parti falan yapmayacak mıyız ya?
Tabii yapacağız. Ama Meltem'den bir ayrılayım.
Na... Na... Nasıl yani?
Abi, bizim Meltem'den mi?
Hayır, artık sadece sizin Meltem.
Ha arkadaş kalmak isterse orası ayrı.
Abi, Meltem bunu hayatta sindiremez.
(Müzik)
Bana ne?
Ortalık fena karışacak hacı.
(Fırat) Hiçbir şey olmaz.
Nasıl olmaz ya?
(Müzik - Hareketli)
Yalnız burası da güzel mekânmış be.
Hı, ben hep buraya gelirim antrenmana.
(Müzik - Hareketli)
(Müzik - Hareketli)
Sedacığım, istersen vazgeçelim yani, şimdi benim elimin ayarı yok.
Böyle aramızda kırgınlık olsun falan istemiyorum.
Rahat ol sen, rahat ol.
Peki.
Haa!
(Anlaşılmayan sesler)
-Ne yapıyorsun sen ya? -Bu işin ilk sırrı...
...rakibinin önünde asla eğilmeyeceksin Sedacığım.
Peki, sen bilirsin.
Ha!
(İnleme sesleri)
Ne oldu, dövüşmeyecek misin?
Dövüşeceğiz ya, dövüşeceğiz tabii.
Ha! Hi!
(Nefes sesleri)
Ha! (Bağırma sesi)
Çok acıdı ya.
Bırakacak mısın yoksa?
Kim?
(Müzik - Hareketli)
-Evet, çay? -Çay mı?
Abi biz seni barbekünün başında dur diye çağırdık, sen çay dağıtıyorsun ya.
Allah Allah. Birincisi: Onun adı mangal. İkincisi: Bu benim asli görevim.
Üçüncüsü: Sen o gazlı içecekleri içe içe iyice mamalak olmuşsun koçum.
Dördüncüsü var da sen önce ilk bu üçünü hazmet bakayım.
Ya Fırat, bu evde kaç tane oda var?
Bu evdeki odaları internetten gelen turiste neyin...
...kiralasak var ya voleyi vallahi billahi vururuz, ha.
Bahattin abi, hadi.
Ya durun kardeşim, iş konuşuyoruz.
Fırat, odalar senden, temizliği benden. Fifty fifty.
Bahattin abi!
Ee tamam ya Fırat 60'a 40 olsun.
Bahattin abi hadi!
(Bahattin) Ya kardeşim iş konuşuyoruz burada diyorum size ya.
Sonra bu ülkede niye genç girişimci çıkmıyor, oluyor arkadaş.
Genç girişimci olmak için önce genç olmak lazım abi ha...
Girişeceğin ve girişecekleri zamanı iyi bilmek lazım tabii.
-Hadi abi. -Allah Allah.
Benim ruhum genç bir kere. Hepinizi cebimden çıkartırım.
Ha abi ha. Hadi bak etler yanıyor, hadi.
Neyse sizden bir cacık olmaz. Şu antrikotlara bakayım.
(Müzik - Hareketli)
Abi sen kimi bekliyorsun böyle?
Işıl'ı bekliyor. Kimi bekleyecek?
Zekisin Asım.
-(Fırat) Çok zekisin. -Seni de bir türlü anlamıyorum abi ya.
Son zamanlarda varsa yoksa Işıl. Nedir bu Işıl merakı?
Kendisi yengelik mertebesinde mi? Açık açık konuşalım.
Henüz değil.
Şş, durun bakalım ne yapıyorsunuz siz?
Vallahi olabildiğince çok eğlenmeye çalışıyoruz. Bu bizim ilk partimiz de.
Böyle yapmaya devam ederseniz son partiniz olacak.
Zaten biz de yarın yokmuş gibi eğleneceğimize söz verdik.
Geri zekâlılar.
-Seni duyamıyorum Fırat. -Şu safları boş ver de abi...
...şimdi Meltem sana kızıp Sahra'yla Şelale'yi de doldurmasın.
Bana bakın, çenenizi kapalı tutacaksınız.
Meltem ondan ayrılacağımı başkasından öğrenmeyecek.
-Zamanı gelince ben söyleyeceğim, tamam mı? -Tamam abi, tamam.
İyi.
(Müzik)
(Meltem) Selam. Hoş geldin.
Merhaba.
Panik yapma. Daha gelmedi ama bence kesin gelecek.
Ne?
Kim gelecek? Anlamadım.
Yiğit.
(Müzik - Hareketli)
Merhaba arkadaşlar.
-Sağ ol. -Şş!
-Hoş geldin Yiğit. -Hoş bulduk.
(Müzik - Hareketli)
(Anlaşılmayan sesler)
(Tekme sesi)
(İnleme sesi)
Pardon ya, refleks.
-Bugünlük bu kadar yeter. -Olmaz.
-Korktun mu yoksa? -İlla kavgayı bitir, diyorsun.
Ha, kolaysa bitir bakalım. Taktik değiştiriyorum.
Sen şimdi bittin.
Sokak stayla.
(Müzik - Hareketli)
(Anlaşılmayan sesler)
(Vurma sesi) (Gülme sesi)
(Bağırma sesi) Sedacığım.
Acıyor mu? Sedacığım, çok özür dilerim.
Vallahi ben sana nasıl vurdum ya. Ben bu eli keseceğim.
Artık bu el bana haram. Testere var mı testere?
-Testere! -Tamam tamam, beklemiyordum, aferin.
-Aferin. -Ha, beklemiyordun demek.
Aferin ha.
Ee Sedacığım gördüğün gibi ben de boş değilim.
Şimdi biz akademideyken...
(Bağırma sesi)
Rakibinin karşısında hiçbir zaman gevşek durma.
Vallahi benden günah gitti.
(Müzik - Hareketli)
(Vurma sesleri)
(Müzik - Hareketli)
Hadi, hadi.
(Müzik - Hareketli)
(Vurma sesleri)
(Müzik - Hareketli)
(Vurma sesi) (Bağırma sesi)
Vallahi pes. Vallahi pes. Çok acıdı, aa!
(Düşme sesi)
(Müzik - Hareketli)
Bak, sana demiştim her şey çok güzel olacak, diye.
-Keyfin nasıl? -İyi.
Bir şeyler mi yesek acaba ya? Acıkmadın mı?
Cık.
(Müzik)
Işıl.
Yiğit.
-Nasılsın? -İyi, ne olsun.
Özledin mi?
Iı... Yani okulu, dersleri, hocaları falan.
Bir günde mi?
Ha, bir gün oldu değil mi daha?
Nedense bana daha çok olmuş gibi geldi.
Özledim. Iı...
Özledim tabii ki de.
Özellikle Ürengül Hoca’nın derslerini özledim.
Zeki'yi, Soner'İ.
Ama bu saatten sonra ben özlemişim, özlememişim, ne fark eder, değil mi?
Evet, okul dosyası kapandı.
Operasyon da bitti.
Beyler bayanlar limonata, gazoz, pudra.
-Pudra? -He, pudra.
Suratlara baksana, nar gibi kızarmışsınız.
Yok abi ya, biz limonata alalım.
(Müzik - Hareketli)
Al sen. Al al, limonatayı al. Ben gazoz alayım.
Sizi gidi sizi. İçin için, soğuk soğuk.
Afiyet olsun.
(Mesaj zili sesi)
(Müzik - Hareketli)
(Meriç dış ses) Kardeşim, Kaya Komiser'den haber var mı?
(Müzik - Hareketli)
(Yiğit iç ses) Kaya Komiser'im, nedir durumlar? Bir haber var mı?
(Müzik - Hareketli)
Işıl, konuşalım mı?
Ne var Fırat?
Hayatta en sevmediğim şeyi alışkanlık haline getirmişsin.
-Aa öyle mi? Neymiş o? -Telefonlarımı açmıyorsun.
Hmm.
Yanlış insanı arıyorsun da ondan.
(Müzik)
Bu Meltem olayını hemen bitirmem lazım.
(İç çekme sesi)
Sen de bayağı iyisin ha.
Ha, değil mi?
Yani ben kaç yıldır bu salona gelirim, senin kadar temiz dayak yiyen görmedim.
Yok ya, ben senin canın yanmasın diye öyle şey etmiştim.
-Ha, böbreğe çalışırken iyiydi. -Ayy çok acımadı değil mi?
Acıdı ama acıması da lazımdı.
Sen de iyi yakaladın ha.
Ee eski tekvandoculardan kim kaldı Sedacığım?
Hadi gel ben sana bir krem vereyim, sür. Fena hırpalamışım.
Ya bir şey diyeceğim. Sen evde de böyle misin?
-Yani evdeki hallerinde böyle mi? -Başlama Meriç ya.
Ya tamam ya, meraktan soruyorum.
Aa.
Kenan amcam değil mi o ya?
-Demir Kenan mı? -Ha.
-Hani nerede? -Aha.
(Müzik - Gerilim)
(Vurma sesleri) Hangisi senin adamın?
Şu mavili olan.
Artık eski boksörler kalmadı Kenan.
Biraz hareket etsene!
Bütün yumruğu kafana alıyorsun. Salak herif!
Buraya niye geldiğimi sormayacak mısın?
Bunca yıl sonra geldiysen, ben sormasam da nasılsa söyleyeceksin, demektir.
Bukalemun ortaya çıkıyor.
Ve onu konseye çıkarmam için beni ikna etmeye, seni gönderdi.
Sana neden yardım edeyim?
Gençliğimi mahvettiğin için mi?
Ben sana ne yaptım Fikret?
Doğru, sen bana hiçbir şey yapmadın.
Hatta yüzüme bile bakmadın.
Geçti gitti.
Koca Reis seninle görüşmek istiyor, dediklerinde...
...belki dedim ama yok. Sen hiç değişmemişsin.
Hatta hâlâ aynı Kenan'sın.
-Yanındaki kim, Yiğit'in annesi mi? -Yok ya Ayfer teyzem değil.
Ama kadın da güzel kadınmış ha.
(Vurma sesi) Ah!
Ben estetik açıdan değerlendiriyorum Sedacığım.
Ben bilirim o estetik değerlendirmeleri, Meriçciğim.
Neyse gideyim, bir merhaba diyeyim de öğreniriz kimmiş, neymiş.
-Saçmalama ya. Bize ne? -Sedacığım bak, kolum sana feda olsun.
Ama koparacaksın ne olur tek seferde kopar. Bu ne ya?
Çok konuşma gidelim.
Ya ben kırk yıllık Kenan amcama bir merhaba diyemeyecek miyim?
Ya Meriç baksana sen şu ortama. Sence rahatsız edilmek isteselerdi...
...böyle bir yerde mi buluşurlardı?
Sen de haklısın.
Şş.
Sen kimse bizi rahatsız etmesin diye mi beni buraya getirdin?
-Aa yürü! Yürü! -Amirim, amirim ya. Ne dedim ya?
Solunu kullansana biraz ya. Solunu!
İkinci raundu göremeyeceksin bile, kamyon kafalı!
Buraya çaresiz kaldığım için gelmedim.
Beni dinleyeceğini bildiğim için geldim.
Eğer Çetin'i konseye çağırırsan… Seninle beraber hareket eder.
Bu fırsat da kaçmaz.
Buna neden inanayım?
Sen beni tanırsın Fikret. Bütün âlem de tanır.
Ben bir söz verirsem, tutarım.
Doğru. Geçmişte bir Koca Reis tanırdım.
Ama o Koca Reis kocadı mı...
...yoksa hâlâ aynı Kenan mı? Onu gerçekten çok merak ediyorum.
Sen beni tanıdığına göre Çetin'i de tanırsın.
Sence Çetin, işine yaramayan bir adamı yanında tutar mı?
Bu teklifini düşünebilirim ancak...
-...benim de bir şartım olacak. -Nedir?
Yarın desticilere içinde kıyafet yüklü bir kamyon yanaşacak.
Tekstil işine mi başladın sen?
O kamyonda istediğim bir şey var. Eğer onu bana getirirsen...
...ben de teklifini düşünebilirim.
Nedir?
Benim için çok değerli olan bir şey.
(Müzik - Gerilim)
Hadi toplanın bakalım, hadi toplanın. Oh, oh, oh, oh.
Afiyet olsun. Yedik içtik, hepinize afiyet olsun.
-Şimdi oyun zamanı. -Aa bir bu eksikti ya.
Çuval falan, ne kadar banal şeyler bunlar ya.
-Oğlum ben yapmam bunu. -Ne çuvalı bu yaşta ya.
Bahattin abi bu ne? Garsonluk bitti şimdi amatörlüğe mi başladın?
(Gülme sesi) Bana bak Mehmet...
...arkadaşlarının yanında kalbini kırmayayım senin. Madem sordun söyleyeyim.
Evet, gençlik yıllarım tatil yörelerinde çalışarak geçti.
-Bu işlerden birazcık anlarım, doğru. -Ee ne yapacağız bunlarla?
Oyunumuzun adı çuval. Bunun içine gireceksiniz...
...karşıya ceylan gibi seke seke gideceksiniz.
Hepiniz oynayacaksınız, itiraz istemiyorum.
Ay ben bayılırım Bahattin abi ya. Çocukluğum geldi aklıma.
Aferin kız, fındık kurdu. Koş gel bakalım.
Ay, bu kızın avamlığı beni öldürecek.
Fırat'ın da hiç sevmediği şeyler biliyor musunuz?
Hiçbir kuvvet Fırat Soyer'i bu çuvalın içine sokamaz.
Ben de varım.
Ama Fırat sen sevmezsin ki bu tarz şeyleri.
Demek ki artık seviyorum Meltem. Tarzım değişti.
(Müzik - Hareketli)
Ya Fırat, kodamansın filan ama vallahi cesur adamsın, helal olsun.
Gerçi benim de böyle bir evim olsa ben de cesur olurdum sanırım, düşünüyorum da.
(Bahattin) Evet arkadaşlar, takımları toplayalım.
Fırat sen...
...Meltem'le ol.
Işıl sen de Yiğit'le ol.
(Bahattin) Belki başarırsınız. Yiğit Efendi, gel bakalım.
(Müzik - Hareketli)
Gerçi bunlar sizi kaldırmaz. Patates çuvalı olsaydı daha iyi olurdu da...
Ha pardon, önce sen gir istersen, ben sonra şey yapayım.
-Yoo fark etmez. -Yok yok vallahi.
Ya arkadaşlar bu ne incelik ya. Alt tarafı hasır çuvalın içine girip zıplayacaksınız.
(Müzik - Hareketli)
Kıvırcıklar, gelin bakayım benimle. Orada boş boş duruyorsunuz.
(Müzik - Hareketli)
(Bahattin) Aç, aç, aç.
(Bahattin) Evet.
Hazırsak başlayalım. Benimle aynı hizaya gelin bakalım. Evet.
Başlıyoruz. Üç...
(Hep bir ağızdan) İki, bir hadi.
Hadi abi.
-Meltem Meltem. -Hadi Meltem!
Hadi abi ayrıl da gel, ayrıl da gel! Hadi abi. Hadi daha zıpla. Hadi!
(Müzik - Hareketli)
Hadi Meltem, hadi Meltem!
Hadi, hadi, hadi...
(Müzik - Hareketli)
(Bağırma sesleri) Bravo!
(Alkış sesleri)
Şeref turu mu atsak ya?
Sonuçta inanarak yola çıkmış bir ekibin hevesi kursağında kaldı.
Umarım bu şekilde devam ederler.
Ya sana gerçekten inanamıyorum ya. Alt tarafı zıplayacaktın, zor bir şey değil.
Ne yapayım kızım, Allah Allah! Elimden gelen bu işte.
Elinden bu kadar geliyormuş. Sorun da burada zaten elinden bu kadar gelmesi.
(Telefon zili sesi) Elin değil, ayağın çalışacaktı.
(Telefon zili sesi)
-Alo. Efendim? -(Kaya ses) Hemen yanıma gelin...
-...konum atıyorum şimdi. -Tamam.
(Müzik - Hareketli)
Fırat, benim biraz işim çıktı da gitmem lazım.
İyi, git sen git. Okulda görüşürüz.
Yiğit!
Nereye gidiyor bu şimdi ya? Kim aradı bunu?
Üff! Sana ne kızım ya! Nereye gidiyorsa gitsin, Allah Allah!
(Sessizlik)
(Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
Ne istiyorsun?
Sadece konuşmak istiyorum. Seni görebilir miyim?
Necdet, ben bu olaylardan çok sıkıldım.
Bu konu hakkında artık daha fazla konuşmak istemiyorum.
İkimize de bunu konuşmanın hiçbir faydası yok. Vazgeç artık.
Vazgeçtim... Vazgeçtim ama sizden değil.
Hayatımı bu kadar karmaşık hale getirmekten vazgeçtim.
Sen bugüne kadar hiçbir zaman bizi seçmedin ki.
Şimdi vazgeçsen ne olur vazgeçmesen ne olur Necdet?
Yeniden başlamama izin ver lütfen.
Asuman, bunca yılın hatırına, lütfen.
Hayır Necdet. Sakın buraya gelmeye kalkma kapıyı açmam.
Işıl'la ilgili bir şey konuşmayacaksan kapatıyorum.
Peki... Sen bilirsin.
A... Alo?
(Gülme sesi) Bir de yüzüme kapattı!
(Müzik - Duygusal)
(Kapı açılma sesi)
(İç çekme sesi)
(Kuş cıvıltısı sesi)
Necdet! Delirdin mi sen, ne yapıyorsun burada?
Benim bu eve girmem şart, Asuman.
Çünkü ömrümün geri kalanını sana ve kızıma adamak istiyorum.
O tren çoktan kaçtı Necdet! Daha fazla rezil olmadan, lütfen git buradan.
Eskisi kadar genç değilim. Biraz yardım etsen?
Git diyorum buradan, delirdin mi sen?
Necdet...
(Müzik - Duygusal)
Asuman...
Benimle yeniden evlenir misin?
(Müzik - Hareketli)
(Müzik - Gerilim)
-Gideyim artık ben. -Kalsaydın biraz daha?
-Yok ya geç oldu. -İyi tamam, ben bırakayım seni o zaman.
Yok, gerek yok. Ben kendim giderim.
Ben Fırat'a daha da yakın olmak için parti organize ediyorum...
...şu hale bak ya! Fırat'la Işıl'ın işine yarıyor.
Çıldıracağım sinirden ya!
Ay ben Meltem'in ruh halinden çok endişe ediyorum ya.
Neredeyse ağladı ağlayacak, baksanıza.
-Daha çok ağlayacak o. -Niye öyle dedin?
Yeni yengeniz Işıl, demek.
-Ne? -Ne? Meltem--
Şa... Şaka yaptım, şaka yaptım, şaka yaptım.
Ya gerçekten şaka mı yaptın?
Ya öyle şaka mı olur! Ben hemen Meltem'e söylüyorum.
-Ya yalvarırım söyleme, vallahi biterim! -Meltem sana bir şey söylemem lazım.
-Şimdi olmaz. -Fırat senden ayrılacakmış.
Ne?
Sonra da gidip Işıl'a çıkma teklif edecekmiş. Yeni yengeniz demiş.
O Işıl kafasını kaşıyacak tırnak bulamasın inşallah!
-Git... Git haddini bildir arkadaşım. -Hayır.
Nasıl yani?
O kadar salak mıyım kızım ben? Oyunun planları değişti.
Ne demişler? "Dostunu kendine yakın tut, düşmanını daha da yakın."
(Müzik - Hareketli)
Arkadaşlar, nasıl söyleyeceğimi inanın ki bilmiyorum.
-Biz dinliyoruz komiserim. -Durumun bir izahı yok ki Yiğit.
Birisi ölür, haberi kötüdür ama izahı nettir.
-Bunu kendime bile izah edemiyorum. -Kesin biri öldü!
Bir sus be kardeşim!
Ya bugün sizden delilleri aldıktan sonra acil olduğunu söyleyerek...
...Adli Tıp'a gönderdim. Onlar da hemen ilgileneceklerini söylediler.
-Ama saatler geçti, aramadılar. -Belki de çok yoğunlardır komiserim.
Ben de öyle düşündüm, tekrar aradım ama...
Evet?
Parmak izinin Çetin Soyer'le eşleşmediğini söylediler.
-O zaman ölü öldü. -Bir dakika nasıl ya?
-Biz Aytaç'a baktırtmadık mı abi? -Evet. Hatta o dedi Çetin Soyer diye...
...biz adını bile söylemedik.
Böyle bir şey olabilir mi komiserim? Yani eşleştirme bir yerde çıkıp...
-...diğer yerde çıkmayabilir mi? -Bilmiyorum Seda.
Bu iş çok karışacağa benziyor. Hepiniz çok dikkatli olun.
Anaa! Ne yapacağız şimdi?
Bir yolunu bulup Necdet Amir’i ikna edeceğiz.
Aynen öyle. Sizi de buraya onun için çağırdım zaten.
Arayalım Necdet Amir’i gelsin, oturup hep birlikte konuşalım diye.
Yani evet, en azından yol gösterir.
Öyle olmaz Meriç. Bizim Necdet Amir’in kendisine ihtiyacımız var.
Ya bu delilleri karartanlar yarın öbürsü gün...
...Çetin'in peşinde kim var, kim yok diye bizim peşimize düşmeyecekler mi?
(Müzik - Gerilim)
Bütün gün telefonuna baktı arkadaş ya! Sonunda hiçbir şey söylemeden çekti gitti!
Hayır Işılcığım ben bir gidiyorum, der! Seni de evine bırakayım mı, der!
Az biraz centilmen olur. Vahraman ya ne olacak!
(Kapı açılma sesi)
Babacığım!
Şimdi gitmem lazım kızım, sonra konuşuruz.
Baba...
(Kapı kapanma sesi) (Marş basma sesi)
(Motor sesi)
Bunlar yine kavga mı ettiler ya?
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Kapı kapanma sesi) Anneciğim?
(Asuman) Hoş geldin kızım.
(Işıl) Of...
Anneciğim, babamı gördüm dışarıda, ne oldu yine?
(Müzik - Hareketli)
(Gülme sesi)
-Evleniyoruz. -Ne? Kiminle?
Kiminle olacak kızım, babanla tabii! Ah nasıl bir soru bu böyle?
-Babamla mı? -Evet.
Sen ciddi misin? Anne ya, inanamıyorum! (Gülme sesi)
Ben de inanamadım ama baban bu sefer bizim için değişmeye gerçekten niyetli.
-İstifa etmiş, inanabiliyor musun? -Biliyorum.
Biliyor musun?
Ay inanabiliyorum demek istedim anneciğim, inanabiliyorum ya!
Yoksa nereden bileceğim, hı? (Gülme sesi)
Sonunda lambadaki cin beni duydu, dileklerim kabul oldu.
-Biz şimdi yeniden aile mi olacağız? -İnşallah kızım.
İnşallah bu kez başarabileceğiz.
(Öpme sesi) (Gülme sesi)
Güzel kızım benim.
Dur bir daha bakacağım parçana.
-Güzel, değil mi? -Çok güzel.
Ayh... Biraz küçük mü?
Aman sıcak oldu havalar nasılsa, önünü kapamasam da olur.
Eteğe de bir bakayım. Hıh!
-Olur ya... Olur olur. -Ayfer...
(Gülme sesi) Sen ne yapıyorsun?
Ne yapıyorum?
Üzerine giydiğin bu ceket tek başına seninle baş edememiş...
...bir yerden arkadaşlarını yardıma çağırmış.
Allah Allah, çok komik!
Ay Kenan Bey, 26. evlilik yıldönümünde bir kadının duymak istediği her şeyi...
...sıraladın maşallah! İyi ki seninle evlenmişim canım!
(Müzik - Hareketli)
Sen o... Onu giymeyi düşünmüyorsun değil mi?
Düşünmüyorum, giymek üzereyim zaten!
Bak ona bir şey söylemem, bu işlerden de pek anlamam ama...
...o üzerindeki ceket nasıl durmuş, biliyor musun?
O küçük ayıcıklar var ya, koala mıdır nedir...
...onlarla ağaca tırmanması gibi. (Gülme sesi)
Bak sen ne dedin? Ben bu işlerden anlamam, dedin.
Ben, senin işine karışıyor muyum? Hadi televizyon izlemeye. Haydi, haydi.
Tamam gidiyorum. Ha Ayfer, bu arada...
...o ceketin arkadaşları gelirse ne diyeceğim?
Ha ha, çok komik! İyi ki bir diline düştük yani!
Hıh! Yok efendim koalaymış, ağaca tutunurmuş!
Ben bilmiyorum sanki! Onlar bir kere annesinin karnın yaşarlar öyle...
...mutlu mutlu! Çok komik!
Haklı mı acaba? Giremez miyim ben buna? Dur bakayım.
(Kapı açılma sesi)
(Mesaj sesi)
(Ç.K. dış ses) Koca Reis, sesin çıkmıyor. Fikret İpekçileri ikna edemedin mi yoksa?
Sen Koca Reis’i daha tanımamışsın.
(Müzik - Gerilim)
Amirim, biz kırık konteynırın içinden kırık bardağın parçalarına ulaştık.
Oğlum, ben size bu iş bitti; kariyerinizle oynamayın, demedim mi?
Amirim kusura bakmayın da siz 10 yıldır bir ölünün hata yapmasını bekliyorsunuz...
...biz daha yeni başlıyoruz.
İzin verin, ben anlatayım.
Parçalarda parmak izi bulunduğunu düşünerek...
-...bizim küçük laboratuvara yolladık. -Ee ne dediler?
Onayladılar amirim. Parmak izleri Çetin Soyer'e ait.
Emin misin Yiğit?
Amirim ben de oradaydım, kulaklarımla duydum.
Çocuklar çok büyük iş başarmışsınız. Öyle bir gün gelecek ki beni çağırıp...
...amirim, Çetin Soyer'i yakaladık, diyeceksiniz eminim.
Ee... Yalnız amirim başka bir şey daha var.
Ne var?
Amirim izi onaylatmak için biz parçaları Adli Tıp’a yolladık. Yolladık ama...
Aması ne Yiğit? Parça parça anlatmasanıza şunu!
Amirim, Adli Tıp bize eşleşme olmadığını söyledi.
Ne demek eşleşme yok, dedi?
Vallahi biz de anlamadık amirim. Biz de aynıyız.
Olay yeri incelemenin var dediği eşleşmeye, Adli Tıp yok, diyor.
Yani bir şeyler dönüyor ama...
Şimdi taşlar yerine oturdu.
-Yine onlar. -Kim amirim?
İçimizdeki hainler Yiğit. İçimizdeki hainler!
Ulaşmadıkları hiçbir yer kalmamış. -Amirim Çetin'le?
Aynen öyle Meriç.
Bu onların tarzı. Onların oyunu.
İyi de amirim Çetin'i niye korusunlar ki?
İşte bunu öğrenmek, Çetin'i yakalamaktan daha zor. Bilmiyorum.
Belki daha önce Çetin'den bir yardım aldılar, şimdi borçlarını ödüyorlar.
Ama bildiğim bir şey var, tehlikedesiniz.
Daha ne yapacaklar amirim? Delilleri karartıyorlar işte.
Bunlar kindar herifler Seda. Parmak izini bulan sizsiniz.
Adli Tıp’a yollayan da.
Bunlar istediklerini aldıktan sonra işin peşini bırakan tipler değiller.
Sizin gibi milletine hizmet etmekten başka derdi olmayan gençleri harcamaktan...
...ayrı bir zevk alırlar.
Vallahi amirim bizim saklayacak bir şeyimiz yok.
Üzerimizdeki üniformaya layık olmaktan başka bir derdimiz de yok.
Biliyorum Yiğit... Biliyorum.
İşte onlar da bundan, sizin sadakatinizden korkuyorlar.
Onların önündeki en büyük engel, sizin gibi vatanını seven...
...gerekirse vatanı uğruna canını verebilecek gençler.
Amirim, peki ne yapacağız? Hayır yani beni elime geçseler...
...ben ne yapacağımı çok iyi biliyorum da.
Bu işin böyle olması benim suçum.
Çetin'in gücünün bunlardan geldiğini tahmin etmeliydim.
Şu anda sizin yapabileceğiniz bir şey yok...
...ama benim var.
Ee... Amirim yoksa...
Evet Kaya dönüyorum. Sizi o çakallara yem etmem.
Sizin için döneceğim.
Bu vatanın, bu hainlere feda edecek artık tek bir evladı bile yok!
Bunu da çok acı öğrenecekler.
Amirim ya! Vallahi seviyorum! (Gülme sesi)
Biz de destek olalım amirim, hı? Söyleyin biz de bir şeyler yapalım.
Sizin öncelikli göreviniz Çetin Soyer. Çok önemli bir ipucu yakaladınız...
-...sakın peşini bırakmayın. -Emredersiniz amirim.
Emredersiniz amirim.
(Telefon zili sesi)
-Alo patron? -Söyle, ne yaptınız Fikret'i?
Kenan konuştu, yapacakmış. Ama bir şartı var.
Neymiş?
Küçük bir heykel. Yarın bir kamyondan alınması gerekiyormuş.
-Ben hemen ayarlamaları-- -(Çetin ses) Dur. Benden haber bekle.
(Müzik - Gerilim)
(Gülme sesi)
(Topluca gülme sesi)
(Müzik - Gerilim)
"Oyun benim"
"Kural benim"
"Hayat benim ve yürek benim"
"Aşk benim ve savaş benim"
(Müzik - Duygusal)
(kuş cıvıltısı sesi)
(Sessizlik)
(Mesaj sesi)
(Yiğit dış ses) Baban göreve geri döndü. Operasyon devam.
Nasıl ya?
Of...
-Gel buraya. Oh... -Ay paşam, günaydın.
-Bakıyorum bu sabah pek bir keyiflisin. -Keyifliyim tabii.
Bak bahar geldi, kuşlar uçuyor. Sonra cemre düştü, değil mi?
Dün de bahardı ama yüzün böyle değildi.
O sonra cemre senin gönlüne düşmüş olmasın sakın?
Anne ne alakası var şimdi? Sana da bir şey söylemeye gelmiyor ha.
Oğlum... Paşacığım... Evlensen, yuvanı kursan...
...şu baharları eşinle birlikte karşılasan, mutlu mutlu.
Hıı, nasip.
Nasip? Bana bak!
-Bir şey var da bana mı söylemiyorsun? -Ay yok anneciğim, yok sakin ol.
Öyle bir şey olsa, ben sana söylemez miyim?
-Söyler misin? -Söylerim, söylerim. Hadi görüşürüz.
Aa aa aa... Var ayol bunda bir şeyler.
Ay...
Zekiye olsaydı çok iyi olurdu ama kafa yok ki benim oğlanda.
Aa! Acaba gerçekten birine vuruldu mu bu çocuk?
Benim istemediğim pasaklı bir kızsa? Ay katiyen çekemem!
Ay bu yaştan sonra Allah bana kaynanalık yaptırmasın.
Ah Ayfer Hanım, ah! Böyle hareketlenmezsen işte dövünürsün!
Hayriye Hanım'ın eltisinin kızı vardı.
Ama çok dikkafalı o, istemem!
Gülsüm'ün yeğeni... Aa... O da çok salık bir kız, böyle pejmürde.
Aa! Asiye'nin torunu vardı ayol! Öğretmen çıkmıştı, tamam!
-Hayırlı sabahlar. -Ay, hayırlı sabahlar.
Hayırdır Ayfer Hanım?
Bu sabah sende bir sen var, senden içeri.
Hayırdır hayırdır bey, geç. Gel çayını koyayım.
(Gülme sesi)
(Müzik - Hareketli)
-Anneciğim, günaydın. -Günaydın kızım.
Gelsene.
(Müzik - Duygusal)
İyisin, değil mi?
Gayet iyiyim, hadi gel, sen de kahvaltı et. Kahvaltı etmeden çıkma.
Yok anne, benim çıkmam lazım. Ben geç bile kaldım.
Vallahi yanlarım çıkacak ha! (Gülme sesi)
Ne?
Yani dünden beri diyorum, bir iştahım açıldı ki sorma.
Sürekli yemek yiyorum. Böyle giderse baban tombul gelin, diye dalga geçecek benimle.
(Müzik - Duygusal)
(Öpme sesi) Güzel kızım benim... İyi dersler.
(Müzik - Duygusal)
Hâlâ aklım almıyor amirim.
Göz göre göre Çetin Soyer gibi bir suçlunun parmak izini, örtbas ediyorlar.
-Bu teşkilattaki üç beş kansızın işi. -Ne yapacağız?
Yılmayacağız Kaya.
Çetin Soyer'den başlayıp son haine kadar hepsinin kökünü kurutacağız.
(Kapı vurulma sesi) Gel.
-Işıl. -Baba.
(Müzik - Duygusal)
Kaya abiciğim bize biraz izin verirsen babamla konuşmam gereken...
-...çok önemli bir konu var. -Tabii ki abiciğim. Ben dışarıdayım.
(Kapı açılma sesi) (Kapı kapanma sesi)
Baba göreve geri mi döndün?
Dün gece beklenmedik gelişmeler oldu...
...benim de aniden böyle bir karar almam gerekti.
Peki annemin haberi var mı? -Ee… Yok.
Yani birden olunca öyle oturup enine boyuna anlatamadım tabii.
Babacığım, polislik çok kutsal bir meslek. İşini çok sevdiğini biliyorum.
Ama çok geçmeden bu konuyu anneme söylemen gerekiyor.
Doğru söylüyorsun kızım. Farkındayım.
Bu akşam söyleyeceğim, söz.
Bundan sonra her şey çok farklı olacak Işıl.
Bundan sonra ne seni, ne de anneni üzeceğim bir daha.
Babacığım...
...seni çok seviyorum. (Öpme sesi)
Ben de seni çok seviyorum, güzel kızım benim.
(Müzik - Duygusal)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(İç çekme sesi) Nerede bu kız ya?
Mesajımı almadı mı acaba?
(İç çekme sesi)
Ya okula geri dönmezse?
(İç çekme sesi)
Neredesin Yiğit ya?
Hayır, bu çocuk ne yapmaya çalışıyor, ben hiç anlamıyorum.
Önce beni operasyona çağırıyor, yani yanında olmamı istiyor...
...sonra böyle partide sap gibi bırakıp gidiyor! Üf!
(Müzik - Hareketli)
-Yiğit. -Işıl.
Sen derse girmedin mi? Ne yapıyorsun burada?
Ee...
Şey...
Seda'ya bakıyordum.
-Benim biraz başım ağrıyor da. -Hıı, geçmiş olsun ya.
Sağ ol.
Yalnız Seda'ya revirde bakacaksın, arka bahçede değil.
Ben de seni partide sap gibi bırakıp giden çocuğu arıyormuşsun, diye duydum.
Ne… Nerede duydun? Allah Allah! Ben öyle bir şey söylemedim...
...sen bir kere yanlış duymuşsun. Üf! Sen ne yapıyorsun asıl burada?
Ha ben? Ee... Ben de Meriç'e bakıyorum.
-Meriç Hoca’ya? -Hıı.
Meriç Hoca’yı arıyorsan buraya değil, spor salonuna bakacaksın.
(Müzik - Hareketli)
Işıl, benim seninle konuşmam gereken bir şey var.
Ay...
(Müzik - Hareketli)
Şş ezik! At bakayım topu!
Fırat'ın topu olduğunu söyleyeceğim, nasıl atacak bak ezik.
Fırat'ın topu o. At bakayım, at. At at.
Vay Şevki! Bu ne cesaret?
(Müzik - Gerilim)
-Hı? -Abi ben bir şey yapmadım ki.
Yiğit'le dalga geçiyorduk sadece.
Demek Yiğit'le dalga geçiyordun, ha?
Sen ne zamandan beri birileriyle dalga geçecek seviyeye geldin, hı Şevki?
Abi ayıp... Ayıp olmuyor mu? Yani Yiğit sadece.
Yiğit sonuçta demek, hı?
Madem öyle şimdi herkes duysun.
Bundan sonra Yiğit'e bir şey demeden önce iki kere düşüneceksiniz.
Ona yapılan şey, bana yapılmış demektir. Yeterince açık mı?
Anladın mı Şevki? Sen anladıysan herkes anlamıştır. Anladın mı?
-Anladım abi. -Güzel.
Ya kızlar formdan düşüyor muyuz biz ya?
Hani Yiğit'le Fırat kanka oluyor ve biz bunu herkesle birlikte öğreniyoruz.
-Sen biliyor muydun Meltem? -Üf!
Ben, sana her aklından geçeni söyleme, demiyor muyum tatlım?
Ay söylemiyorum zaten. Bunlar sadece bildiklerimin %10'u.
(Müzik - Gerilim)
"Oyun benim, kural benim"
"Hayat benim ve yürek benim"
"Aşk benim ve savaş benim"
Yıllardır aradım durdum.
Onu görünce tam 12'den vuruldum.
Aşk engel tanımaz tabii.
Yerin dibine gömeceğim tüm rakipleri.
Bu yolda asla tanımam engel.
Mavili yârim pek de güzel.
Bense çirkin ördek yavrusu...
...göreceksin sen, ana kuzusu.
Semih oğlan der ki, ah...
Aşk... Aşk bambaşkaymış.
Her şeyin güzelliği sadece bir bakıştaymış.
Açıldı gözlerim artık onu görünce.
Yenemeyeceğim rakip yok hiçbir yerde. Vay vay vay...
Nasıl buldunuz çocuklar, hı? Ben yazdım.
Çocuklar... Çocuklar!
(Alkış sesi)
(Erkek) Bravo hocam!
Harikaydı hocam, bravo!
Tamam tamam abartmayın, tamam tamam.
Hocam muazzam şiir, gözyaşlarımı tutamıyorum.
-Hocam kim yazmış bunu? -Kim yazmış bunu!
-Ben yazdım dedim ya oğlum! -Helal olsun be hocam be! Bravo!
Hocam siz neymişsiniz ya! Bunu hemen internette paylaşmalıyız.
Bakın çocuklar...
...aşk güven, huzur veya anlaşmak değildir.
Aşk, kuralsız bir meydan savaşıdır.
-Hocam. -Hı?
Savaş kuralsız olursa aynı zamanda onursuz bir savaş olmaz mı?
-Ya şimdi-- -Savaşın onurlusu olmaz, zaferin olur.
Aşk zaten savaşın ta kendisidir çocuklar.
(Semih) Bakın mesela şiirde şair bir yandan aşkından bahsederken...
...bir yandan da rakiplerine gözdağı veren tutkulu bir adamı tasvir ediyor.
-Hocam. -Hı?
Eğer adam âşıksa, savaşı kaybetse bile yenilmiş sayılmaz ki.
Ne demek istiyorsun oğlum sen?
-Diyorum ki mesela-- -Ayağa kalk, ayağa.
Ayağa.
-Ya şimdi mesela, ben âşığım diyelim. -(Hep bir ağızdan) Vuhuu!
-Ya mesela diyorum. -(Semih) Tamam tamam susun.
Ee... Ve karşıma çıkan herkesle, her şeyle savaşıyorum ama kaybediyorum.
O duyguyu ben buramda taşıdığım sürece kaybetmiş olmamın hiçbir önemi yok ki.
İşte bu!
Aşk tek kişilik bir duygudur arkadaşlar, Yiğit arkadaşınız çok haklı.
Alkışı hak etti. (Alkış sesi)
Ne olursa olsun ama ne olursa olsun...
...âşık adam her zaman savaşmaya hazırdır çocuklar.
Ahaa... Peki hocam sorarım size, bu sevenlerin hali ne olacak?
Bak ya! Ne bileyim ben ne olacak! Sevenleri kavuşturma bakanı mıyım oğlum?
Bilemiyorum hocam... Bilemiyorum.
Sevenler kavuşmalı bence.
Ve ne zaman biteceği belli olmaz.
Seven sevdiğine sahip çıkarsa hiçbir şey olmaz.
Bence de.
(Teneffüs zili sesi)
Aşk, bir öğrenci için zil çalmasıdır hocam.
-Tembel öğrenciler için. Hadi. -(Mehmet) Çekil ulan çekil.
(Mehmet) Canım!
(Müzik - Hareketli)
-Hayırdır abi, canını sıkan bir şey mi var? -Söyle, hemen halledelim abi.
Sizlik değil.
Ben halledeceğim.
Bugün bu iş bitecek. Ben çok sıkılmaya başladım artık.
Hangi iş abi?
Siz ne zamandan beri benim işlerimi unutmaya başladınız?
Ee yok abi... Hani bu aralar biraz yoğunuz ya...
...doğru anlamak için sorduk.
Aynen abi, Asım sonra hep yanlış anlıyor.
Fırat-Meltem ilişkisi bugün bitecek.
Abi bir daha mı düşünseydin ya?
Yani kızın son zamanlarda morali çok bozuk. Duyunca daha da çok üzülür.
Neyi duyunca?
Neyi duyunca...
Abi bu aralar çok soğuksunuz ya.
Kız zaten çok üzülüyordur. Ondan diyor, Mehmet.
Çürük dişin ağrısını çekmenin kimseye faydası yok.
Hemen şimdi mi yapacaksın abi? Bari gün sonunda yapsaydın.
(Müzik - Hareketli)
Ne bakıyorsun oğlum?
(Vurma sesi) Öttün değil mi ulan?
(Müzik - Hareketli)
Efendim okulumuzun geçireceği teftiş öncesi...
...genel temizlik konusunda da bence çok ciddi yol katettik.
Ama bu konuda gerçekten Bahattin arkadaşımızı...
...kutlamak ve alkışlamak istiyorum. Aferin Bahattin.
(Alkış sesleri)
Ne demek hocam. Her zaman.
Vallahi Ürengül Hoca’m, sizin küratörlüğünüz olmasa...
...bu eleman hiçbir şey başaramazdı.
Ay... Efendim şımartıyorsunuz beni.
Sen bana mı dedin onu enerjik...
Hocam ayıp oluyor yani. Ayıp oluyor.
-Ben gerçekleri söyledim Bahattin. -Şş...
Arkadaşlar, bir haftada çok şey başardık.
Ama yetmez. Okulumuzun geçireceği teftiş öncesi...
...fazladan şeyler yapmalıyız. Bu sebeple toplandık.
Daha farklı, daha faydalı ne yapılabilir, bunları bulmalıyız.
Mustafa Hoca’m, mesela...
...bazı hocalarımız revir gibi bazı yerleri...
...gereğinden fazla meşgul ediyorlar.
O yerlerdeki arkadaşlarımızın çalışmalarına da mani oluyorlar.
Hani buna bir son versek diyorum, mesela.
Mustafa Hoca’m, bazı hocalarımız da...
...başka hocaların ne yaptıklarıyla ilgileneceklerine...
...kendi işlerine birazcık yoğunlaşsalar? Bu da bir fikir.
Hocam acaba biz bir öğrenci konseyi falan mı kursak?
Çünkü oradan gelecek eleştiriler de çok faydalı olabilir.
Aslında bu çok mantıklı Seda Hanım.
Bu değerlendirilebilir.
Bu kız çok mantıklı düşünüyor. Senin gibi havai düşünmüyor.
Cık. Olmaz bu iş.
Havai, Amerika'da bir eyalet Bahattin. Memlekete geri dön, Yozgat'a gel.
Yani ben söyleyeyim de sonra demedi demesinler.
Meriç Hoca’m, Bahattin, lütfen aramızda konuşmayalım. Topluluk içindeyiz.
(Müzik)
Merhaba Işılcığım.
Merhaba.
(Koklama sesi) Ay bu nasıl bir koku.
Oh.
Tam da bu etkiyi bırakmasını istediğim bir koku.
İşlem tamam o zaman. Nereden aldın bunu?
Parfüm kardeşi mi olsak seninle?
Yalnız bak Meltemciğim, koku kişiye özeldir.
Ay tamam canım, okulda sen sürersin.
İstanbul büyük.
Ya da galiba bana sana yakıştığı kadar yakışmaz bu.
Meltem sen iyi misin? Sen benimle böyle konuşmazdın.
Aa, ben aslında böyle biriyim.
Sen beni çok yanlış tanıdın.
-Öyle mi? -Öyle.
Ben her şeye yeniden başlayalım diyorum. Belli mi olur...
...belki çok yakın arkadaş oluruz.
En iyi dostluklar büyük kavgalarla başlarmış.
(Müzik)
Evet Meltemciğim ya, ben bu konuda katılıyorum sana.
Hatta biz şu arkadaş evresini atlayalım. Biz direkt seninle dost olalım, dost.
Ha, kesinlikle. Hatta sen bizim gruba da gel.
-Ay gerçekten mi? -Gerçekten.
Kızlar?
Canım, bak grubumuzun yeni üyesi.
Ee ama siz iyi anlaşamıyordunuz. Hatta Meltem, Işıl için...
Aa... Aa Fırat!
Dedikodu yapma lütfen, rica ediyorum senden ya.
Geçmiş zamanı konuşmaya ne gerek var şimdi.
Sen Yiğit'le dost olduktan sonra, biz haydi haydi oluruz.
-Değil mi Işılcığım? -Evet Meltemciğim.
Bence bu okulda kimse kimsenin halinden anlamıyor.
Acaba diyorum, işlerimi değiştirsek? Herkes herkesin işinin zorluğunu anlasa.
-Ne dersiniz? -Bravo Bahattin. İyi fikir.
Ben diyorum ki mesela ben beden öğretmeni olsam...
...Meriç Hoca da benim işimi yapsa. Anlasın Hanya’yı Konya’yı.
Böyle bedavadan topa tepik atmak kolay. Ne dersiniz?
Var mı başka fikrini söylemek isteyen.
Hocalarım...
...Sayın Müdürüm...
...Değerli Müdür Yardımcım.
...branş hocalarım, Sedacığım Hemşire, Bahattin...
...bir dakikanızı alabilir miyim? Çok teşekkürler.
Efendim, bizlerin...
...öğrencilerimize daha faydalı olmamızın bir yolu da...
-...onlara örnek olmamız değil midir? -Elbette, elbette.
Elbette elbette hocam ama bakıyorum, Sedacığım Hemşire hariç...
...herkes kendini bir salmış.
Ih ıh.
Özellikle siz Semih Hocam.
Tamam biliyorum, sizin bir ayağınız çukurda ama belki böylece siz de kurtulursunuz.
Ne münasebet canım! Ben gayet formdayım, öyle değil mi arkadaşlar?
Yani hani derler ya, taşı sıksam suyunu çıkarırım.
Aman... Aman hocam herkesin içinde sıkmayın, maazallah.
En kısa zamanda spora başlayalım.
İyi ama Meriç Hoca’m bu hepimizi işimizden geri bırakmaz mı?
Hocam bana her öğlen arasında 15 dakika yeter.
Hepinizi sırım gibi yapacağım.
Size 30 dakika Semih Hoca’m.
Sizin kaporta fena dağılmış, toplamak zor.
Siz salondan önce çıkmazsanız...
Tövbe estağfurullah tövbe.
En uygulanabilir teklif bu galiba.
Eğer hocalarımız da uygun görürse...
(Müzik)
(Boğaz temizleme sesi)
(Müzik)
(El vurma sesi) Adamsın.
(Müzik)
Fırat...
...girmiyor musun derse?
Ya gireceğim. Gireceğim de Meltem'den ne kadar ayrı kalırsam kârdır.
Yani hoca gelene kadar buradayım.
Ne oldu? Ne yaptı da canını sıktı yine?
Hepsi canımı sıkıyor. Meltem sıkıyor, Işıl sıkıyor.
(Fırat) Kısaca sıkıldım.
Işıl da mı?
Evet. Ya Işıl bildiğin son can sıkıcı.
Kızın götürüsü getirisinden fazla.
Ne bileyim, bir ara ilgileniyordun da.
Senin ondan hoşlandığını düşünüyordum da ondan.
Kim? Ben mi?
Yok canım. Benim ne işim olur onunla?
Bu okuldaki hiçbir kız bana göre değil.
Vay, seçiciyiz.
Ee, bizde böyle.
Kendisi geldi. Vallahi bak.
Herhalde düşmanını kendine yakın tut taktiği falan uyguluyor.
Hadi tamam. Kızın bir amacı var.
Sana ne oluyor?
Seda, Meltem'i kendime ne kadar yakın tutarsam...
...Fırat'ı da kendimden bir o kadar uzak tutarım.
Öyle her canı istediğinde sarılamaz telefona.
-Ha kendini korumak için. -Yani.
Ya da bu okuldan biri uğruna...
...Fırat gibi dev bir engeli ortadan kaldırmak için.
Ay, Seda sen ne zaman bu aşk meşk olayıyla bu kadar yakından ilgilenir oldun?
Allah Allah ya!
(Telefon zili sesi)
Buyur patron.
(Çetin ses) Ayarlamaları yaptım.
(Çetin ses) Bu gece Fikret'e oyuncağını veriyoruz.
Hemen hazırlanıyorum patron.
(Çetin ses) Sen değil, Fırat.
Patron, nasıl yani?
Fırat daha çok tecrübesiz. Her şeyi eline yüzüne bulaştırır.
Bu kadar önemli bir iş ona verilir mi?
(Çetin ses) Bir fırsat vermezsem kendi kendine iş çevirecek.
(Gülme sesi)
(Çetin ses) Babasının oğlu.
İyi de patron, geçen sefer zincire ne yaptığını gördün.
Şimdi bu işi de mahvedecek.
(Çetin ses) Kararlarımı sorgulamak için değil, uygulamak için oradasın Kerim.
(Çetin ses) Söyle Fırat'a hazırlansın.
(Müzik - Gerilim)
4427, 4428...
...4429, 4430...
4431...
Geldiniz mi? Hiç fark etmemişim.
Aa! Ay Meriç Hoca’m...
...siz ne kadar atletik bir insanmışsınız. Ay terlememişsiniz bile.
Aman efendim ne teri?
Ben böyle gaza gelince günde 4000, 5000 şınav çekerim.
Bu benim daha ısınma antrenmanım.
Atma.
(Hapşırma sesi)
(Meriç) Çok yaşayın Semih Hoca’m. Çok yaşayın.
Fakat çok yaşayın diyorum da...
...böyle giderseniz yakında damar sertliğinden...
...atta olursunuz, ben diyeyim.
Ne alakası var canım?
Evet. Herkes dizilsin karşıma.
Bir dakika hocam, bir dakika.
Sizin yaptığınız her ne varsa aynısını ben de yaparım.
Hem ben eski güreşçiyim. Benim yönetmem daha doğru olur.
Çok güzel. Hem Bahattin'in de isteği yerine gelmiş olur.
Ben paspası kastetmiştim hocam.
Kolaysa Semih Hoca gelsin, koridorları paspaslasın da görelim.
Aman! Ay bunlar da girdiler şimdi bir erkek muhabbetine.
Değil mi hocam ya, değil mi?
Ben hiç sevmem efendim.
Ay Meriç Hoca da sıkılacak şimdi.
Meriç mi sıkılacak?
Ha siz bilmezsiniz tabii. Efendim Meriç Hoca'nın kalbi...
...böyle bir incecik bir gül gibidir.
Yani hiç zannetmiyorum ki böyle muhabbetlere girsin.
(Seda) İnce bir gül.
Hı. Kopartılmayı bekleyen incecik bir gül.
Neyse efendim, neyse. Meriç Hoca’m siz de lütfen arkadaşların yanına geçin.
(Bağırma sesi)
Olur mu canım öyle şey?
Benim salonum, benim kararım.
Neden olmasın Meriç Hoca’m?
Neden olsun Mustafa Hoca’m?
Şimdi Semih Hoca gelecek, burada benim salonumda...
...herkesin gözü önünde bana kültür fizik çalıştıracak.
Yok ya!
Ben canım sıkılınca müdür yardımcılığı yapıyor muyum?
Vallahi biliyordum. Benim yerimde gözü var, biliyordum.
Ama daha çok ekmek yemeniz lazım Meriç Hoca’m.
Vallahi sizin de biraz ekmeği kesmeniz lazım Semih Hoca’m.
Durun durun, vallahi hocam.
Sizin gibi hocalarımı böyle görünce, vallahi içim acıyor.
Allah aşkına hiç yakışıyor mu şu yaptığınız size, sizin gibi hocalara?
Madem aranızda bir mesele var, aha spor salonundayız.
Paylaşın kozlarınızı görelim.
Paylaşalım efendim.
Tabii ki paylaşalım.
Benim yerimde gözü olmak neymiş, görsün.
İstediğiniz dal olsun.
Bakın yaşınıza hürmeten susuyorum ama...
...fena ezerim.
(Gülme sesi)
Bu susmuş haliniz mi Meriç Hoca’m?
Her dal mı?
O zaman güreş olsun.
Buyurun.
(Müzik)
-(Garson) Afiyet olsun. -(Kenan) Sağ olasın.
Ay Kenan Bey...
...bir yer 26 yıldır hiç mi değişmez? Şuraya baksana, ne kadar güzel.
Sanki burası bizim için varmış gibi değil mi?
Ne zaman nasıl başladığımızı bize hatırlatabilmek için...
...zamana inat direnip duruyor.
Ay ne güzel söyledin, Kenan Bey.
Ben mi? Bazen söylüyorum. Hadi soğutmayalım hadi.
-Ay bayılıyorum burada tost yemeye. -(Kenan) Afiyet olsun.
Ama senin evde bayat ekmekten yaptıklarının yanında...
...bunların sözü bile olmaz.
Onları yiyince ben sana hesap vermiyorum da...
...ondan bayılıyorsundur Kenan Beyciğim.
Ne diyorsun ya? Ne alakası var şimdi?
Bilmez miyim ayol ben seni? Var tabii ki alakası.
(Müzik)
Niye bakıyor bu kadın sana?
-Kim? -Bu.
(Müzik - Gerilim)
Yok canım, ne bakması?
Basbayağı bakıyor ayol. Sen tanımıyor musun şimdi yani bu kadını?
Tanımıyorum.
Dur bakayım, ben sorayım o zaman, neyi beğenmiş bu masada?
Ayfer!
Ya insanlara rezil oluyoruz.
Ne rezil olması canım? Baksana, basbayağı bakıyor buraya.
Gözünü dikmiş, güvenlik kamerası gibi niye bakıyor Kenan?
(Müzik)
Afiyet olsun.
(Ayfer) Aa!
Bir de afiyet olsun, dedi.
Yok, benim içimde kalır. Soracağım vallahi. Böyle şey olur mu?
Ayfer, otursana şuraya!
Ne var bunda? Afiyet olsun dedi. Herkes herkese der!
Bak, çekti gitti. Bitti.
Ay, sinirim bozuldu vallahi.
Ne tostu anladım ne manzarayı.
Hadi soğudu zaten.
(Müzik)
İki hoca çıktı meydane...
...ikisi de birbirinden merdane.
Haydi...
Tamam Bahattin. Tamam, buraya gel.
(Müzik - Hareketli)
Hocam şimdi bittiniz.
Bu okulun tarihi, beni bitirmek isteyenlerle dolu.
Meriç Hoca’m, asıl siz kendinizi kollayın.
Hocam fıtığınız atmasın?
Yok ya!
(Bağırma sesi)
Dedim size eski güreşçiyimdir, diye.
Şimdi sizi bir silkeleyeyim de kendinize gelin Meriç Hoca.
Sedacığım beni böyle gördü ya...
...artık benden günah gitti Semih Hoca.
(Bağırma sesi)
Ne oluyor ya? Meriç Hoca’m ne yapıyorsunuz?
Ayıp oluyor ama! Meriç Hoca’m saçmalamayın!
(Müzik)
Ay düğümlendiler bunlar.
(Müzik)
Mustafa Hoca’m.
Seda Hanım.
(Müzik)
Şuna bak, sen o kadar boğuş boğuş, aynı anda tuş ol.
Olacak iş mi ya?
Hayır! Puanı ben aldım!
Ben kazandım!
Hocam vallahi, ayağa kalkarsam fena yaparım ha!
Vallahi kalkmazsanız ne iyi olur hocam.
Açıkçası hiç niyetim yok.
O zaman bir süre böyle kalalım Meriç Hoca’m.
Çok iyi olur. Şöyle birkaç gün.
(İnleme sesleri)
(İnleme sesi)
Çok iyi.
Kemiklerim yer değiştirdi.
Bu kadarı yeterli. Çok teşekkür ederim.
Olur mu hocam? Daha tedavinin ortasındayız. Nereye?
Şey, kulunçlar köpeğin olsun.
Ben o pamuk ellerin yorulmasın diye dedim.
Ah, yok hocam. Benim işim bu.
(Bağırma sesi)
Hatta delikanlı...
...sen gel bakayım, hocanın üstüne çık, sırtını çiğne.
Seni çiğnerim çocuk!
Şey hocam, benim derslerim var, ödevlerim var. Ben gideyim en iyisi.
Ama niye ya? Hocanın diski kaymış.
Kötürüm kalır mazallah.
Ne oluyor ya?
(Kapı kapanma sesi)
Gel kardeşim, gel.
Seda benim kemiklerimin yerlerini değiştirdi.
Benden yeni bir şey yaptı. Nasıl olmuş?
Ha iyi olmuş da bir şeyin yok, değil mi?
Yok, yok bir şey.
Yok kanka yok. Sayende iyiyiz ya.
Oh... Ay...
Vallahi kardeşim seni de takdir ettim ha. Sende de ne hırs varmış.
Ne diyorsun lan?
Sayende operasyon devam ediyor.
E Işıl'ı da...
(Boğaz temizleme sesi)
Aa! Kabullenme!
Oh be. Nihayet.
Ne oluyor?
Oh be! Nihayet yeniden bir aradayız ya.
Kardeşim bu arada sana söylemeyi unuttum. Ben dün Kenan amcayı gördüm ya.
Ee bu ne zaman haber değeri kazandı ki? Ben her zaman görüyorum.
Yok ya, öyle değil.
Yani nasıl desem?
Yanında bir kadın vardı.
-Ee? -Ama Ayfer teyze değildi.
Oğlum en fazla Hayriye Hanım teyze falandır. Kim olacak?
Yok ya. Hayriye Hanım teyze falan değildi.
Yani hiç teyze tipi yoktu.
Şey mi yapsak biz, akşam çıkışta yemek falan mı yesek?
Bu akşam olmaz arkadaşlar ama söz...
...ben sizi bir akşam çıkartacağım. Hatta ben ısmarlayacağım. Tamam mı?
Kardeşim, nereye gidiyorsun?
İşim var Meriç.
Ha.
(Meriç) Oldu.
(Müzik)
“Işıl Işıl bakıyor o renkli gözlerin ay.”
(Gülme sesi)
(Kuş cıvıltısı sesleri)
İnsanın alnına yazılı bir insan olabiliyormuş demek ki.
Vay be. Annem şu halimi görse var ya...
(Müzik)
(Yiğit iç ses) Saat 6.30'da kafeye gel.
Yok ya, bu hiç olmadı böyle emir verir gibi.
Vallahi inadı tutarsa hayatta gelmez ha.
(Müzik)
Bu oldu galiba ha.
(Telefon mesaj sesi)
(Yiğit dış ses) Işıl Yılmaz, seninle konuşmam gereken çok önemli bir konu var.
(Yiğit dış ses) Saat 6.30'da kafeye gel lütfen.
Nasıl ya?
Yiğit benimle okul çıkışı bir kafede buluşmak istiyor.
Gören duyan da çıkma teklifi ediyor sanır.
Olabilir mi acaba, ha?
Işıl Yılmaz nedir ya? Ne bu resmiyet?
Ay adam polis sonuçta. Tabii resmî olacak.
Neyse. Eve gideyim de hazırlanayım ben en iyisi.
Ağzını topla önce Işıl. Bir gören olacak.
(Müzik)
Canım, geleceğini biliyordum.
Canım ne ya? Bu olmaz.
Bak şimdi, şu an sana söyleyeceğim şeyleri başka hiç kimse bilmemeli.
Tamam mı?
Bu da saçma sapan bir şey oldu. Bu da olmaz.
Böyle daha bir şey, daha bir şey olması lazım.
Bak güzelim, ben öyle lafı uzatmayı falan sevmem.
Tamam?
Yuh be! Döv kızı bir de bari.
Bu da olmaz ya. Ne kadar pis bir herif varmış benim içimde.
(Telefon mesaj sesi)
(Fırat dış ses) Bir saat içinde Emirgan'da bekliyorum.
(Fırat dış ses) Konum atacağım. Çok önemli. Geç kalma sakın.
Hayda!
Ya bir günün içinde 24 saat var.
Niye bütün olaylar bir saatin içine sıkışıyor ben anlamadım ki.
Of!
Işıl da gelmek üzeredir şimdi.
Vallahi beni burada bulamazsa çok üzülür ha.
İyi de ben polisim.
Ya ilanıaşk edeceğim diye çok hayati bir ipucunu kaçırırsam?
Yok yok, ben Işıl'a söyleyeceğim. O beni anlar. Kesin anlar.
(Müzik)
(Telefon mesaj sesi)
(Yiğit dış ses) Işıl merkezdeyim. Acil bir toplantı çıktı. Ben seni arayacağım.
Of ya!
O kadar da hazırlanmıştım ama.
Neyse. Yiğit'in bir suçu yok ki. Polislik böyle bir meslek Işıl.
Aa!
Hani emniyetteydi bu?
Ne oluyor acaba yine?
(Müzik)
Fırat ne oldu? Bir şey mi var?
Sen öyle apar topar çağırınca merak ettim.
Var.
(Fırat) Şu kamyonu soyacağız.
Ne?
İnsanın gidecek bir evi olması, eve gitmek istemesi...
...ay çok güzel bir şeymiş.
Çok özlemişim Asuman.
Yemek birazdan hazır olur. Bir çay içmek ister misin?
Hiçbir şey istemem.
Otursana.
(Necdet) Daha çok çay içeriz. Çok yemek yeriz.
Acelesi yok bunların.
Biraz benimle otur.
Bu kapı sana her zaman açıktı Necdet.
İçeri girmek istemen yeterliydi sadece.
Ne desen haklısın.
Ama buradayım işte.
Kaybettiğimiz zamanı telafi edeceğim.
Yalnız benim sana söylemem gereken bir şey var.
Asıl benim sana söylemem gereken bir şey var önce.
Polisliğin senin için ne demek olduğunu çok iyi biliyorum.
(Asuman) Buna rağmen bizi seçtin ya...
...buradasın ya...
...benim için başka hiçbir şeyin önemi yok.
Ben artık sadece mutlu olmak istiyorum Necdet.
(Asuman) Ama doğruya doğru.
Polisliği bırakmış olmasaydın...
...bugün burada değildik.
Geçmişi tekrar yaşamaya asla tahammülüm yok.
Neyse, lafı fazla uzattım.
Bizim için neden vazgeçtiğini çok iyi biliyorum.
Ve bu benim için her şeyden çok önemli.
İyi ki varsın.
Ben...
Ya ağlama ne olur.
Bir an öyle duygusallaştım. Şimdi geçer.
Ee, sen ne diyecektin?
Bir şey demeyecektim.
O zaman ben şu çiçekleri suya koyayım.
(Müzik - Duygusal)
İçeriden sadece bir şey alacağız.
Çalacağız.
Seni duyan da boyacı çocuğun günlük kazancına el uzatıyoruz sanır.
Böyle şeyler para için, zenginlik için çalınmaz.
Bu bir prestij meselesidir.
Bunun arkasında başka bir sebep vardır. Öğren bunları.
Ne olabilir ki bunun arkasında?
Orası şu an bizi ilgilendirmez.
Sen var mısın, yok musun, onu söyle.
Bak Fırat, sen ne dersen de. Bu düpedüz hırsızlık.
Sen benimle olmak istemiyor musun?
İstiyorum.
O zaman beni tanı. Ben buyum. Benim dünyam bu.
(Fırat) İstemiyorsan arabadan inebilirsin.
E nasıl yapacağız peki?
Sen orasını bana bırak.
Bu akşam burada bir moda lansmanı var.
Kamyonun içi de kıyafetlerle dolu.
(Fırat) Ama bizim bu kıyafetlerle işimiz yok.
Güvenlik de gevşek. Kamyoncu az evvel yemeğe çıktı.
(Fırat) Güvenlikler 15 dakikada bir geçiyor.
Seninle konuşurken şu an 12 dakikamız kaldı.
Hızlıca girip çıkacağız. Bu kadar basit.
Ya güvenlik kameraları falan varsa?
Kamera falan yok.
Sen her şeyi düşünmüşsün.
Çünkü ben Fırat Soyer'im. Benim dünyama hoş geldin.
(Müzik - Hareketli)
Nasıl bir şeye benzediğini söyle bari.
Merak etme, bulunca görürsün.
(Müzik - Hareketli)
(Müzik - Hareketli)
Buldum.
Vay be!
Yuh! Bu hırsızlık değil, bu resmen tarihî eser kaçakçılığı.
Burası resmî bir kurum olmadığına göre...
...ilk kaçıranlar ayıp etmiş. Orası ayrı tabii.
Sen şimdi tut bunu. Ben bir etrafa bakayım, sonra gidelim.
(Müzik - Gerilim)
Ortalık sakin. Hadi.
(Fırat) Hadi.
(Erkek) Hey, hey! Durun bakayım beyler!
Ne yapıyorsunuz siz orada?
Hem ne işiniz vardı sizin o kamyonda?
Aa! Çocuk oyuncağı mı bu? Nerede kaldınız siz?
Nerede kaldık biz?
Nerede kaldık biz?
Sus! Cevap verme bana!
Sanki söyleyeceksiniz nerede olduğunuzu!
Hanımefendi siz tanıyor musunuz bu şahısları?
Şahıs değil onlar, manken.
Neredesiniz siz kaç saattir?
Tabii ya. Daha iyi bir teklif geldi size, değil mi?
(Işıl) Bunlar böyle güvenlikçi abiciğim.
Daha iyi bir teklif geldiği an yoklar.
Senin lansmanın mı kalmış? Davetlilerin ne olacak hiç düşünmezler.
Evet abiciğim, mankeniz biz. Mankeniz.
Bir şey söylesene oğlum.
Evet, evet. Hem geç kaldık biz. Bizi beklerler. Hadi.
İçerideki organizasyon sizin mi?
Yok, benim değil.
Benim daha bir iki senem falan var.
Ben şimdilik styling asistanıyım.
Ben sizin bir adınızı alabilir miyim?
Adım mı?
Şey benim adım, Zekiye Doğrusöz.
Değil. Doğrusaz. Zekiye Doğrusaz. Öyle birden sorunca.
Zekiye Doğrusaz.
(Müzik)
Öyle bir isim yok listede.
Ne? Cidden mi?
Hi! Yazıklar olsun ya! Yemin ediyorum yazıklar olsun!
(Işıl) Ben bu organizasyona gecemi, gündüzümü kattım.
Adam yerine koyup listeye adımı bile yazmamışlar.
Tabii, tabii, asistanız ya. İnsan mıyız biz?
Çok değil, iki seneye kadar ben de kendi lansmanımı yapacağım.
Ben de onları adam yerine koymayacağım.
Hanımefendi bir susun ya!
Geldiğinizden beri, cır cır cır.
Aa! Ne kadar ayıp!
Asistanım demeden önce gayet kibardınız yani.
Ondan değil hanımefendi. Ne siz asistana benziyorsunuz, ne de bunlar mankene.
Abi ayıp ettin şimdi. Büyük ayıp ettin.
Biz yıllarımızı verdik bu mesleğe ya. Değil mi kardeşim?
Evet. Hem bizim sıramız gelmiştir. Bizim gitmemiz lazım. Hadi artık.
Yok, acele etmek yok. Hem bu iş bana pek inandırıcı gelmedi.
Şüpheli hareketlerde bulunanları bildirmem gerek.
Şüpheli mi?
Siz de haklısınız yani güvenlikçi abiciğim.
Kim görse bunları manken olduğuna şüphe eder ama ne yapacaksın?
Bunların ölçülerine göre yapılıyor her şey.
Ama bir de size bakın. Bir bakın.
Yemin ediyorum moda dünyasının özlemle, hasretle aradığı bir soluk gibisiniz.
Vallahi mi diyorsunuz?
En azından bunlardan iyi olur.
Şimdi bir dönün bakayım, bir dönün.
Ay vallahi şahane yani.
Ama yok ya. I ıh.
Yok mu? Ne oldu şimdi ya? Vaz mı geçtiniz?
Yok canım, o anlamda demedim ben.
Şimdi sizin vücut ölçülerinize göre çok fazla kumaş gider. Bunların hepsi maliyet tabii.
O yüzden bunları seçiyorlar.
Neyse. Artık geçelim biz içeriye güvenlikçi abiciğim.
Durun!
İçeriye kadar ben eşlik edeyim size.
Takip edin beni.
(Müzik)
Asistan Hanım, kulis bu tarafta.
Ay siz de her şeyi biliyorsunuz. Maşallah yani.
Adam güvenlik Zekiye Hanım. Tabii ki her şeyi bilecek.
Ay Yiğit, sus! Her şey başıma sizin yüzünüzden geldi zaten.
Özür dileriz Zekiye Hanım.
Tamam. Susun! Konuşmayın! Yeter ya!
(Müzik)
Ne işin var senin burada?
Lansmana geldim. Başka ne işim olacak?
Ben moda tasarımla ilgilendiğim için...
...annem böyle şeylerin davetiyelerini hep bana verir.
E tabii sizi de böyle görünce yardım etmeden duramadım.
Vay! Dahiyane bir planmış vallahi Işıl. Bravo yani.
Hı. Siz de moda tasarımla ilgileniyorsunuz galiba.
Ha.
Şey...
Ne canım ne? Hı söyle.
Bir işimiz vardı. Onu hallettik.
Güvenlikle mi işiniz vardı?
Bir yanlış anlaşılma oldu. Hallediyorduk.
Hı. Telepatiyle hallediyordunuz herhalde.
Hadi arkadaşlar, son 20 dakika. Her şey hazır mı?
Bir eksik yok değil mi?
-Çok iyi. Bakayım sana. -Betül Hanım.
Evet.
Manken arkadaşlar biraz geç kalmışlar da.
Her zaman geç kalırlar zaten.
Tamam, teşekkürler.
Arkadaşlar neden bakıyorsunuz?
Arkadaşlar hazırlanır mısınız?
Hadi bakalım. Hadi bakalım. Hadi.
Bir dakika, bir dakika. Sen kimsin?
Ben kimim?
Ben...
Betül Hanım ben sizin yeni asistanınızım.
Yeni işe aldıkları kız sensin yani.
Peki o zaman neden duruyorsun?
20 dakika var diyorum. Hadi artık, hadi çabuk olun.
Durmayın böyle, durmayın, hazırlanın diyorum.
(Müzik)
Merhaba.
-Bu tam senlik Fırat. -Bu mu benlik?
Sen bu işte iyi olduğuna emin misin?
Aa! İtiraz etme! Bunu giyeceksin! Bitti.
Yiğit.
Hah.
Yalnız bu hiç benim tarzım değil. Yani ancak bu kadar tarzım olmayabilirdi.
Allah Allah! Senin bir tarzın mı var ya?
Bunu giyeceksin Yiğit. Bitti.
Bazıları profesyonel hayatta böyle gergin oluyorlar işte.
Çok fena, çok.
(Müzik - Hareketli)
(Müzik - Hareketli)
Ay... Şahane oldu.
Arkadaşlar hâlâ hazır değil misiniz? Ne bekliyorsunuz?
Hazırlar. Hazırlar.
Hadi, hadi arkadaşlar, hadi.
(Işıl) Hadi, hadi.
(Müzik - Hareketli)
Başlasın artık ya.
(Müzik - Hareketli)
(Müzik - Hareketli)
(Alkış sesleri)
Olmuş vallahi.
Bravo bana.
(Müzik - Hareketli)
(Alkış sesleri)
Bravo bana! Aferin kızım! Aferin Işıl sana.
Bundan sonra böylesin Yiğit Bey.
Eskilere elveda.
(Müzik - Hareketli)
(Alkış sesleri)
(Müzik - Hareketli)
(Müzik - Hareketli)
(Alkış sesleri)
İyiyim vallahi. Çok iyiyim hem de.
Ay acaba anne sözü mü dinlesem?
(Alkış sesleri)
(Müzik - Hareketli)
Aa! Hareketlere bak ya!
İyice havalara girdi bu.
Acaba Yiğit'in üzerindeki yeteneğimi birazcık azaltsam mı?
(Müzik - Hareketli)
Yakayı ele vermeden hemen çıkalım şuradan, hadi.
Tamam. Ben kıyafetlerimi alıp geliyorum o zaman.
(Müzik - Gerilim)
Ne saçma bir gündü ya.
Sana teşekkür borçluyuz. Büyük beladan kurtardın bizi.
Gerek yok. Hep yaptığım şey. Hadi.
(Müzik - Gerilim)
Alo baba, şey yani amirim...
Yiğit nereden buldun bu fotoğrafı?
Ben çektim amirim.
Çok özür dilerim ama...
...operasyonun selameti için Fırat'la hırsızlık yapmak zorunda kaldım.
(Yiğit ses) Bu parçayı da biraz önce bir kamyondan çaldık.
Aferin oğlum, aferin.
Ben anlatamadım herhalde, amirim.
Çaldık diyorum. Çaldık.
(Yiğit ses) Yürüttük yani. Arakladık.
Anaforladık. Bilmiyorum artık daha nasıl anlatabilirim?
Anladım oğlum, anladım.
Emniyet uzun yıllardır bu parçanın peşindeydi.
(Necdet ses) Bu topraklarda çıkmış çok değerli bir eser.
Ama arkasında iz bırakmadan kaybolmuştu.
Ta ki bu akşam sen onu bulana kadar.
Hadi ya.
Yani çok şaşırdım amirim.
Demek Çetin bunun peşindeymiş.
Neyse, sen dikkat çekmeden aynen devam.
(Necdet ses) Hadi oğlum, göreyim seni.
Emredersiniz amirim.
Asuman.
(Müzik - Hareketli)
Hadi hemen çıkalım, hadi.
Hey sen, asistan kız.
Ben mi?
(Gülme sesi)
Buyurun Betül Hanım.
Senin adın ne bakalım cimcime?
Zeki...
Şey, Işıl, Işıl benim ismim.
Yardım etsek mi?
Kız koskoca güvenliği kendi etrafında döndürdü oğlum.
Ha eğer kadın için üzülüyorsan gidelim.
Bundan sonra benim yanımdan ayrılmıyorsun. Tamam mı?
Ben mi?
Evet sen. Çünkü sende yetenek var.
Tabii Betül Hanım. Tabii.
Bu zamana kadar hep sen bana bir adım attın.
Şimdi sıra bende.
Sana kimsenin bilmediği bir sır vereceğim ve akıl danışacağım.
Neymiş o sır?
Herkes beni hızlı bir çapkın sanır.
Oysa ben hayatımda ilk defa âşık oldum.
Öyle mi?
Işıl'a çıkma teklifi edeceğim.
Ne dersin?
Sence kabul eder mi?
("Tuna Hizmetli - Hep Sen" çalıyor) "Soluksuz uyandığım en korkunç masallar"
"Kavgalarım, yalnızlığım, yarattığım korkularım ve ördüğüm duvarlarım"
"Artık yıkılmaz"
"Derken yağmur gibi bir anda yağdın üstüme"
Bu dizinin betimlemesi ARC yapım tarafından...
...Sesli Betimleme Derneği'ne yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Çiğdem Banu Yeşilırmak
Seslendiren: Çiğdem Banu Yeşilırmak
Alt Yazı: Feride Tezcan - Büşra M. Koçak - Ece Naz Batmaz - Çağrı Doğan
İşaret Dili Tercümesi: Volkan Kurt
Son Kontroller: Ela Korgan Fulya Akbaba - Hasan Dikyuva
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
"Derken yağmur gibi bir anda yağdın üstüme"
"Zaten yaktın geçtin ışıl ışıl gözlerinle"
"Birden rüzgarın savurdu soluk kalan tüm renkleri"
"Sen, hep sen iklimleri değiştiren"
"Derken"
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.