Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Erkek) Son iki, üç, dört.
("Aytekin Ataş - Sen Çal Kapımı" çalıyor)
(Serkan) "Yanlışlarımdan ders alacak kadar olgun değilim"
(Eda) "Bu yalan bir mecburiyet, yoksa sana vurgun değilim"
"Ama gözlerimde bir ışık, kalbimin tıkırtısı"
"İçim içime sığmıyor, ya bu neyin kıpırtısı"
"Dön yüzünü gökyüzüne, bak bir aşkın yıldızına, aman"
"Parlayacak, sönecek, biliyorum"
"Her şey olur, her şey biter"
"Bir yıldız gökyüzünde kayar yiter"
"Her şey olur, her şey biter"
"Yalnızlık hep aynaları mesken tutar"
(Duygusal müzik)
Alo, Fifi.
Yanıma gelir misiniz?
Ben çok kötüyüm.
(Duygusal müzik...)
(...)
(Serkan) Sağ ol.
Nasılsın?
(İç çekiyor)
Zor bir karardı.
Ama gerekeni yaptım.
-Söyledin mi? -Hayır.
Zaten yaşadığı şey zor.
Beni her gördüğünde annesini babasını hatırlamasını istemedim.
Peki, ne konuştun?
İşimi engellediğini söyledim.
Ayrılmak istiyorum dedim.
Serkan, bu da biraz ağır olmuş be kardeşim.
Gerçeği bilmesindense benden nefret etsin daha iyi.
"İşim benim her şeyim." ne demek ya?
Hepimiz çalışıyoruz, hepimizin bir iş hayatı var.
Ne kadar saçma bir ayrılık sebebi ya.
Robot demekte haklıymışım işte.
Robotmuş gerçekten.
Duygusuz biri olduğuma inandırdım onu.
Ben gideyim de devrelerini sökeyim o zaman.
Kızım, onda değil ki hata. Hata bende.
Hata bende.
Onun gibi bir meleğe layık olduğumu düşünmem hata.
Göründüğü gibi değildi, ruh ikizim sandım.
Ruh ikizim.
İşte o.
Eda.
Hiç sevmemiş beni.
Hiç sevmemiş.
Bir bilse onu her şeyden, herkesten daha çok...
Sadece kendini düşünüyor.
Onu düşünmek zorundaydım.
Gerçeği bilmesin ama benden nefret etsin daha iyi.
İstediğin oldu Serkan Bolat, senden nefret ediyorum.
Böylelikle yıkılmaz.
(Müzik)
Asla yıkılmayacağım.
Selin'e yaptıklarını gördüm.
Siz uyardınız. Aydan Hanım bile uyardı beni ya.
Annesi bile uyardı beni.
Ama ben? Ben salağım.
Ben insanların değişebileceğine inanıyorum ama...
...Serkan hep böyleydi, ilk günden beri böyleydi. Ben görmedim.
Ya senin bir suçun yok ki Eda.
Adam dengesiz çıktı.
(Müzik)
Kızım bak, beni öyle bir hâle soktu ki...
...tek kelime edemedim.
İçimden ne geçse, hiçbir şey söyleyemedim, kaldım öyle.
Keşke söyleseydin ya.
Nasıl bir adam olduğunu bilseydi, haddini bildirseydin.
Harbiden ha. Ben neden haddini bildirmiyorum ki?
-Ben gidiyorum ya. -Yok Eda, hayır.
-Gidiyorum, konuşacağım ben. -Olmaz ya, gitme!
-Hayır Ceren, gitsin. -Fifi, ne yaptın?
Ne yapsın, içine mi atsın? Keşke biz de gitseydik. Gidelim mi?
Hayır, gitmeyeceğiz. Bunu da çıkartma şimdi başımıza Fifi.
Ne olacak şimdi?
(Müzik)
(Sessizlik)
(İç çekiyor)
Elveda Eda Yıldız.
Serkan Bolat!
Sen ne zannediyorsun ya kendini?
Kimsin sen?
Hayatımı ikinci kez mahvetmene izin vermeyeceğim.
-Eda-- -Ne Eda?
Beni dinleyeceksin. Bana bak!
Daha geçen gün âşıktın.
Aşk itirafları, romantik yemekler, yıldız almalar falan.
Nasıl bir dengesizsin sen?
Ben sana söyleyeyim, nasıl bir adamsın. Sen kaba...
...tutarsız, korkak bir adamın tekisin.
Seninle geçirdiğim zamana yazıklar olsun ya!
Ben herkesi karşıma alıp duvarlarımı yıktım sana karşı.
-Bak-- -Canımı yakmana izin verdim ama...
...gör, kim kimin canını yakacak.
Göreceksin.
-Eda-- -Sus, beni dinle!
Ben senden önce de vardım, senden sonra da varım Serkan.
Ve bunu bil, senin benim yerine koyabileceğin hiçbir şey yok hayatında.
(Gerilim müziği)
Biliyorum.
(Gerilim müziği)
(Duygusal müzik)
-Ben gitmek istiyorum. -Tamam.
Gidersin.
Siz niye geldiniz? Niye buradasınız?
Ben demiştim demek için mi?
Bana ne desen haklısın.
Ama inan bana, çok üzgünüm, çok.
Seni bu kadar kırmasına, incitmesine...
İçimi söktü aldı benden.
İçimi söktü aldı. Neden yaptı, nasıl yaptı...
...ben nasıl buna izin verdim?
Bak Eda.
O kadar genç, o kadar güçlü, öyle güzelsin ki.
Bak, şimdi imkânsız görünüyor ama atlatacaksın.
Bir gün bir bakacaksın, hayata geri dönmüşsün...
...yepyeni mutluluklar çalmış kapını.
(Duygusal müzik)
Ne zaman gelecek o günler?
Bir an önce gelsin çünkü.
Geçecek, sana söz veriyorum, geçecek.
Geçecek.
Geçecek, ben toparlanacağım, tabii ki geçecek.
Ama siz nasıl bu kadar duygusuz, sevgisiz bir oğul yetiştirdiniz...
...onu sorun önce kendinize.
(Duygusal müzik)
(Yanan odunların çıtırtısı)
(Müzik)
Çıkabilir misin?
(İç çekiyor)
Gerçekten çok üzgünüm.
Bütün bu olanlar keşke olmasaydı.
Her şey bu lanet kaza yüzünden.
Her şey senin yüzünden.
Ama tabii, gururun yüzünden bunu göremiyorsun.
Keşke...
Keşke elimden bir şey gelse.
Çıkabilirsin.
Zaten yakın bir zamanda bu evden taşınmış olacağım.
(Müzik)
Seni yalnız bırakayım.
-Size kahve yapmıştım. -Sağ ol Seyfi.
Seyfi.
Eda'nın eşyalarını toplayabilir misin?
Peki.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
-Tamam, bırak! -Olmaz Ayfer abla.
İzin vermem, gidemezsin.
Bu saatte odasına kapattı kendini, çıkmıyor.
Gireceğim, bir konuşacağım, göreceğim.
Ayfer abla, kız bunalımdan yeni çıktı.
Şimdi senin oraya gitmen tekrar bir bunalım sebebi olacak ona. Olmaz.
Ceren, bırak, içeri gireyim.
-Bir sarılayım en azından, çekil. -Yok, yok.
Onun sarılanı var zaten Ayfer ablacığım.
-Orada Fifi var, teselli ediyor onu. -Fifi?
Fifi'yi mi gönderdiniz? Daha pozitif birini bulamadınız mı?
Melo nerede ya?
Melo, kuzeninin düğünü varmış, yardıma gitti hafta sonu.
-O yüzden artık ben varım. -Ha, iyi.
-Allah. -Ayfer ablacığım.
Ne olur, gel oturalım şurada, bir konuşalım.
Yarın ne yapacağımıza bakarız ya da bakmayız. Hadi bakalım...
...ne olur ama oturalım. -Tamam.
Gel, Serkan'la Eda'dan bahsedeceğiz.
(Müzik)
Gidecek misiniz gerçekten?
Evet.
Ben Eda Hanım'ın eşyalarını ve kıyafetlerini ayrı ayrı koliledim.
Kolileri iletmemi ister misiniz?
Lütfen.
Başka yapabileceğim bir şey var mı sizin için?
(Müzik)
Yok, sağ ol.
Seyfi.
Onu da alabilir misin?
(Duygusal müzik...)
(...)
(Figen) Eda.
Ilık ılık iç, rahatlarsın.
Hiç senlik hareket değil.
O kadar mı kötü görünüyorum?
Sen benim kahramanımsın ve süper kahramanlar süt içer.
(Duygusal müzik)
Ne yapalım?
Sen sütünü içtikten sonra...
...Serkan'dan kalan bütün eşyaları yakalım mı?
Yok. Kalsın, hepsi kalsın.
Ben anılardan korkan biri değilim ki.
İşte benim Eda'm.
Hem hep ne diyoruz?
Yarın...
...yeni bir gün.
Yeni hayatımın ilk günü.
(Duygusal müzik)
(Müzik)
(Eda dış ses) Hayaller İtalya, gerçekler petunya demiştim.
(Eda dış ses) Ben Eda Yıldız. Bu da bir imzasıyla hayatımı mahveden...
...yakışıklı, duygusuz, insafsız, kalpsiz adama...
...âşık oluşumun hikâyesi demiştim.
(Eda dış ses) Ben Eda Yıldız.
(Eda dış ses) Yine başladığım yerdeyim ama bir farkla.
(Ayfer) Günaydın.
Aa, sen niye uğraşıyorsun bunlarla?
(Eda dış ses) Senden gerçekten nefret ediyorum Serkan Bolat.
-Günaydın halacığım. -Günaydın.
Ben Alican'a geç gelmesini söyledim çünkü düşündüm ki...
...bunları ben hazırlarım, çiçekçiye kendim götürürüm.
Ve kahve yerine çay yaptım, değişiklik olsun istedim.
İçer misin?
Aa. Şey, güzel.
-Aşkım, konuşmak ister misin? -Yok, çalışmak isterim. İyi geliyor.
Güzel. Senin gönlün nasıl isterse.
Devam et.
(Müzik)
Görünmüyor ortalıkta.
-İşe gitmeyecek mi acaba? -Vallahi sanmam.
Yani dün gece çok kötüydü.
Ben acaba böyle kahvaltı bahanesiyle gidip bir baksam mı?
Belki de uyuyordur.
Saç sakal birbirine karışmış...
...acayip depresyonda bir Serkan Bey'e hazır olun Aydan Hanım.
Niye içimi sıkıyorsun Seyfi?
Ben gerçekleri söylüyorum ama. Normal şartlarda Serkan Bey'in...
...şu an jilet gibi hazırlanıp işe gidiyor olması gerekirdi.
Aa, çıktı.
Jilet gibi hazırlanmış bak, evladım benim.
Umarım içi de dışı gibidir.
Değil midir?
-Belki de değildir. -Belki de öyledir.
Olmaya da bilir.
Ayy, sen sürekli negatif fikirler sokuyorsun benim içime. Yeter artık!
Aa, terk edildim.
Ee?
Ee'si, gittim, konuştum, içimden ne geliyorsa söyledim.
-Bağırdım, çağırdım, rahatladım. -Ohh, iyi yapmışsın.
Eline, diline sağlık.
Ben bütün hesapları kapattım hala.
Son birkaç ayımı da kara deftere yazdım.
-Geçmişe dönüp bakmayacağım artık. -Aynen, bence de.
Hem İtalya'ya gideceğim ya, şunun şurasında ne kaldı?
Evet, sayılı gün çabuk geçer.
Oh, oh!
Ayy, çok güzel oldu, ellerine sağlık.
Daha bitmedi, dur.
Şu şeyin, gidecek yerin adresi telefonumda kayıtlıydı herhâlde.
-Mesajlara bir bak. -Tamam.
(Eda iç ses) "Bunca yıl sonra sana güvenemeyeceğimi bilmeliydim.
Şimdiye kadar kendi başımıza ayakta kaldık, bundan sonra da kalırız.
Bir daha arama bizi. Eda'nın hayatından da benden de uzak dur.
Kabahat senden yardım isteyebileceğimi düşünen bende."
Bulabildin mi?
(Gerilim müziği)
Buldum.
Buldum hala. Babaannemle mesajlarınızı buldum.
Eda, ben--
Ben ne kadar safım ya!
-Açıklaya-- -Gerçekten, ne kadar safım!
-Aşkım-- -Ben nasıl inandım?
Nasıl hiç sorgulamadım, şüphelenmedim zaten?
Sihirli bir zamanda gökten aniden bir burs geliyor.
Bu burs meselesine ben nasıl kanarım?
Aşkım, ne olursun bir konuşabilir miyiz lütfen?
Nasıl yaparsın? Nasıl?
-Eda, ne olur konuşalım-- -Neyi konuşacağız?
Konuşacak hiçbir şey yok. Gidiyorum ben. Ya benim hayatım!
Benim hayatım, farkında mısınız?
Neden hepiniz benim hayatımı kontrol etmeye çalışıyorsunuz?
-Aşkım-- -Bana ait!
-Kimsenin müdahale etmeye hakkı yok! -Eda, lütfen.
-Aşkım, ne olursun beni dinle. -Gidiyorum ben.
Sen hatta o annene söyle, onun iyiliğine de...
...parasına da acımasına da ihtiyacım yok benim!
Ondan gelecek hiçbir şeye ihtiyacım yok, hiçbir şey istemiyorum!
Ayy.
Merhaba Serkan Bey.
(Müzik)
Leyla nerede?
Kardeşiyle alakalı bir durum varmış da.
Peki. (Boğazını temizliyor)
-O zaman Erdem, Leyla'ya haber ver... -Evet.
...Eda'nın tüm eşyalarını evine yollasın.
Nasıl yani?
Neden?
Kendimi tekrar mı edeyim?
Yok, hayır, estağfurullah. Ben öyle bir şey yapmak istemedim de.
Niye acaba öyle bir eşyalarını gönderme...
İşten mi ayrıldı? Yoksa siz mi ayrıldınız?
Özel hayat, özel.
-Mantıklı bir cümle. -Değil mi?
-Sana hesap mı vereceğim? -Estağfurullah.
-Hiç öyle bir-- -O zaman dediğimi yap.
(Hareketli müzik)
(Müzik)
Erdem, ne oluyor?
Ne oldu, iyi misin ya?
Robot Bolat geri geldi.
Hem de ete kemiğe bürünmüş hâliyle.
(Erdem) İyi günler sona erdi.
Ne oldu, anlatsana ya.
-Ne oluyor burada? -Ne oluyor burada?
Serkan Bey...
...Leyla'ya git söyle, Eda'nın eşyalarını toplasın, dedi.
Evine göndersin, dedi.
Ayrılmışlar.
Emin misin? Ne zaman?
Tutkulu bir aşk yaşıyorlar yani sonuç olarak.
Böyle bir ayrılıp bir barışmaları gayet normal, ben ve Fifi gibi.
Ben zaten bunları hep söylemiştim.
Erdem, çalış.
(Müzik)
Suzan.
-Gel sana anlatayım. -(Erdem) Ne olur anlat.
(Müzik)
Eda, selam, ne haber, nasılsın?
İyiyim Efe. Sen?
İyiyim ben de. Şimdi şirkete geçiyorum da.
(Efe ses) Şu çizimlere...
...biraz yoğunlaşalım diyorum. Aklıma süper fikirler geldi.
Tabii senin başka bir işin yoksa.
(Eda ses) Artık hiçbir işim yok.
Serkan'la ayrıldık biz. Artık Art Life Mimarlık'ta çalışmıyorum.
Ne demek çalışmıyorum?
Ben bu konuda konuşmak istemiyorum Efe.
-Neredesin sen? -Sahildeyim.
Biraz kafamı dinlemeye ihtiyacım vardı.
Tamam. Orada bekle, ben geliyorum yanına, tamam mı?
(Eda ses) Benim eve dönmem lazım aslında.
Sen bana bir konum atar mısın?
-(Efe ses) Ben bırakayım seni eve. -Olur.
Ama Serkan hakkında konuşmak istemiyorum, bunu bil.
Tamam. Serkan hakkında konuşmayacağız. Nasıl istersen.
Ben geliyorum.
Sahile devam edelim.
(Müzik)
Bu işin aslı nedir Engin?
Yani hani çok âşık olmuştu, ayakları yerden kesilmişti?
Ayrılmışlar işte Selin.
Serkan'ı ikimiz de bilmiyor muyuz?
Aşk işlerinde beceriksiz, duygusuz bir adam. Öyle değil mi?
Bana sorma istersen.
Bence bir süre kimse kimseye bir şey sormasın ya.
Biz dostları olarak onun nefes alabilmesi için...
...gerekli alanı ona açalım, yeter.
(Selin) Doğru.
(Müzik)
Takılma bu kadar.
İyi görünüyor işte. İşine gücüne vermiş kendini.
Yani.
(Müzik)
Serkan, müsait olunca benim odaya bir uğrasana.
Bir iki şey danışacağım da sana.
(Müzik)
Şimdi ben gerçekten ikisi arasındaki bağı kuramıyorum.
Aşk bitti, iş de mi bitti? Bütün emekler çöpe mi gidecek şimdi?
Söylediğin kadar kolay değil ki.
Tamam, sen demek istiyorsun ki benim ofiste bulunmamın tek sebebi Serkan'dı.
İş falan umurumda değildi. Bu mu yani?
Tabii ki öyle değil. İş tabii ki umurumda ama...
...ben Serkan'la çalışamam.
-Hâlâ Serkan diyorsun Eda. -Ne diyeyim?
Edacığım bak, zaten ayrılmışsınız tamam mı? Bitmiş yani ilişki.
Bir de işini elinden almasına izin mi vereceksin, bu mu?
-Aldı zaten her şeyi. -Almadı. Almamalı, alamaz!
Bak, aranızda ne geçti, ne yaşadınız, hiçbir fikrim yok...
...ve gerçekten umurumda bile değil.
Umurumda olan bir şey varsa o da sen çok yeteneklisin...
...ve ben bu yeteneği kaybetmek istemiyorum.
Sağ ol Efe.
Bence sen de beni kaybetmek istemezsin.
Bu konuda mütevazı olamayacağım. O yüzden sana bir teklifim var.
Benimle çalış.
Keşke ama nasıl olacak o?
Eda, benim şirketimin ismi eğer CV'nde yazarsa...
...sana ne kadar büyük kapılar açacak, bir düşün.
Evet.
Ama aynı binada Serkan'la mümkün değil.
Serkan'la çalışmayacaksın, benimle çalışacaksın.
Bana bağlı olacaksın.
Ama onu görmeye tahammül edemem...
...dayanamam diyorsan, bunu da anlayabilirim. Sonuçta aşk bu.
Onu görüp görmemek benim umurumda falan değil.
Ayrıca ben neden ondan kaçıyorum? O...
Ben neden ondan kaçıyorum ya? O benden kaçsın.
Aynen öyle.
O zaman bu evet mi demek?
Aslında haklısın.
Evet, ben neden hayatımın fırsatını onun yüzünden tepeyim? Neden kaybedeyim?
O düşünsün benden nasıl uzak duracağını.
Aynen öyle. Gel, bir gör, bir dene, bir bak.
-Olmazsa yine, olmaz. Karar senin. -Evet.
-Ha? -Evet.
Süper.
O zaman senden tek bir ricam var. Bu benim için çok önemli.
Şu üniversiteyi bir an evvel bitirmen lazım Eda.
-Merak etme, bitireceğim. -Tamam.
Bu da...
...benim İtalya'daki ofisimde verdiğim standart maaş. İyi mi?
-Harika. -O zaman süper.
Yeni işin hayırlı olsun Eda Yıldız.
Teşekkür ederim Efe.
-Hadi, kalkalım. -Şimdi mi?
Evet. Neden bekleyelim ki?
Aslında evet ya, neden bekleyelim?
O zaman ben üstümü değiştirip, hazırlanıp geleyim.
Hadi.
Evet Engin, ne göstereceksin, ne konuşacağız?
Hiçbir şey göstermeyeceğim abi. Konu sensin.
Senin gerçekten artık bir tatile ihtiyacın var.
Şöyle güzel bir tatil mi yapsan?
-Böyle bir dönemde? -Ne var abi dönemde?
Öyle uzun uzun bir şey düşünme. Bir iki günlüğüne bir yere kaç, gel işte.
İhtiyacım yok, gayet iyiyim.
İşime odaklıyım Engin, o yüzden sıkıntı yok. Lütfen gösterir misin?
İşte artık biraz fazla işine odaklandın.
Biraz da kafana ve kalbine odaklanmanı istiyorum. Anladın mı?
İşler er geç yürür, ne olacak yani? Hepimiz buradayız.
-Kalbime? -Evet.
Gerek yok. Eda da artık hayatımdan çıktı. O yüzden tamamen iyiyim.
Aklımdan da çıkacak birazdan.
O yüzden lütfen neyse konuşacağımız, konuşabilir miyiz artık?
Gözden ırak gönülden de ırak diyorsun yani.
Olur, aynen.
Hadi.
Ama nasıl olacak o iş?
(Hareketli müzik)
-Arkadaşlar... -(Serkan) Şaka yapıyorsun.
...size ufak bir açıklama yapmak istiyorum.
Eda Hanım bundan böyle benim yürüteceğim projelerde...
...benimle birlikte çalışacak.
Arkadaşlar, herkes işine.
Ne oluyor burada?
Efe, böyle bir açıklamadan önce bana bir danışsaydın.
Yani nedir bu mesele?
Mesele derken benden bahsediyor.
Kiminle çalışacağıma karar vermeden önce...
...sana danışmam gerektiğini bilmiyordum Serkan.
Eda bundan böyle benimle çalışacak.
Eda, bir konuşabilir miyiz?
Tabii ki konuşabiliriz.
Ama benim seninle özel konuşacak bir şeyim yok.
Ne konuşacaksan burada konuşalım.
Hmm.
Peki.
Bu herhâlde iki aylık bir iş o zaman.
Çünkü iki ay sonra İtalya'ya gidiyorsun.
-Hayır, gitmiyorum. Buradayım. -Gitmiyorsun?
İtalya'dan vazgeçtin demek.
Neden?
Sen bana neden diye soramazsın.
-Ha şimdi oyun oynuyoruz, öyle mi? -Oyun oynar gibi bir hâlim mi var?
Patronum Efe.
Yani o buradaysa ben de buradayım.
O giderse ben de giderim. Üzerine alınma.
-Bence bunu yapma. -Yaptım bile.
-Sonu çok iyi olmayacak. -Daha ne kadar kötü olabilir?
Ee, Serkan, toplantı saati. Geçelim biz.
-Hep beraber. -Hadi Eda.
Siz geçin. Efe, bir konuşabilir miyiz?
(Boğazını temizliyor)
-Evet? -Ne yapmaya çalışıyorsun?
Eda'yla çalışmak istiyorum, eğer bir sakıncası yoksa.
Şimdi bunu yaparak ona zarar veriyorsun. O yüzden bitir.
Serkan, kız işini kaybettiği zaman ne kadar üzüldü, biliyor musun?
Yoksa bunu da mı elinden alacaksın?
Bence bırakalım, buna Eda karar versin.
(Gerilim müziği)
Evet, Efe'yle olan iş birliğimiz sayesinde...
...aldığımız ilk büyük proje liman projesi. Hepimize hayırlı olsun.
Bu projede sorunsuz...
...'full' konsantrasyonla ve verimli çalışarak--
Ben senin lafını bölüyorum ama Engin çok güzel bir şey söyledi. Sorunsuz.
Arkadaşlar, lütfen, rica ediyorum, güzel güzel, yumuşak yumuşak çalışalım.
Arkadaşlar, rahat olun. Ne sorun çıkabilir ki zaten?
Şimdi şöyle, benim bazı yeni fikirlerim var.
Ondan projeyi baştan aşağı yeniden çizmek istiyorum.
Bu liman projesi çizimleri, senin onayından geçmemiş miydi?
Evet Eda ama kararımı değiştirdim.
-Karar değiştirdin? -Evet.
Dün kusursuzdu, şimdi kusurlu.
Şimdi eğer senin de onayın varsa Efe...
...dediğim gibi yenilemek istiyorum.
Benim için bir mahzuru yok.
O zaman ben de alternatif çalışayım.
Biz o şekilde çalışmıyoruz.
Yani tek proje çıkıyoruz hep, alternatifli çalışmıyoruz.
Ben de hep alternatifli çalışırım Pırılcığım.
O yüzden biz Eda'yla beraber alternatif bir şeyler yapalım, çalışalım üstüne.
Anladım.
Yani şimdi bir peyzaj mimarı olarak bana mimarlık mı öğreteceksin?
Bir peyzaj mimarı olarak üniversitede mimarlıkta çift ana dal yaptım.
-Vay. -(Engin) Bir dakika.
Şimdi ben doğru mu anlıyorum?
Biz aynı iş için iki ayrı proje üreteceğiz...
...ve müşteri bir tanesini seçecek, öyle mi?
-Aynen öyle. -Bir şey diyeceğim.
Bakın, yine gerilmeye başladık.
Lütfen gerilmeden, sakin sakin çalışalım mı artık?
Her şey sütliman, değil mi Ferit?
Sen başka bir ofiste çalışıyorsun herhâlde.
Niye gerginlik olsun ya?
İyi olan kazansın işte.
Aslında bir yandan doğru söylüyor.
Rekabet iyidir. Yani rekabet, işi geliştirir.
Yapalım o zaman, yapacağız.
Hadi o zaman, başlayalım.
Hah, tamam, bunlar da hazır.
Bu da tamam. Bak, güzel oldu.
(Aydan) Hah, tamam.
Kumlarımız da hazır, suyumuz var.
(Aydan) Çok beğenecek.
(Aydan) O da heves edecek. (Anlaşılmayan konuşma)
Tamam. Hah, geliyor.
-Alptekin, hoş geldin. -Hoş bulduk.
Bak, senin için çömlek düzeneğimizi hazırladık.
Hadi gel. Beraber çömlek yapalım.
Aydancığım, ben böyle şeylerden pek anlamam.
Biraz oturup, konuşsak mı?
Ama Alptekin Bey, Aydan Hanım bana da öğretecekti.
Ben de çok istiyordum. Şimdi siz durgunsunuz ya...
...Aydan Hanım sizi mutlu etmeye çalışıyor. Kırmasak mı?
Seyfi, canım istemiyor.
Alptekin, artık toparlanman lazım.
Oğlum beni görmek istemiyor Aydan.
Ama bunlar geçecek.
Görüşeceksiniz, konuşacaksınız, her şeyi halledeceksiniz.
Peki, ya görüşemezsek, konuşamazsak?
Sen holdinge gitmiyorsun diye mi?
Canım, çocuk akşamları evine gelmiyor mu?
Evimizde oturacağız, konuşacağız. Bütün buzları eriteceğiz işte.
Evet, haklısın.
Haklıyım tabii. Hadi sen de artık toparlan, harekete geç.
Biraz düşün, oğlumuzu nasıl geri kazanırız?
Onun için artık çok geç kaldığımızı düşüyorum ama haklısın.
En azından yapmam gerekeni yapmalıyım.
(Müzik)
-Nereye gitti şimdi bu? -Bilmem.
Toplantıda atladığımız bir şey oldu mu?
Olmadı.
Fırsatın olunca PR dosyalarına bakmak istiyorum.
Tamam. Efe'nin holdinge ortak olduğunu duyuralım mı?
Hayır, gerek yok.
Bilen biliyor zaten.
-Eda'yla ayrıldığını? -Hayır.
Yüzüğün de duruyor zaten.
Siz nasıl oldu da bu hâle geldiniz?
Hayat bu, her şey her an değişebilir.
Değişir tabii, son anda bile değişir.
Nikâh masasında bile. Bana mı söylüyorsun?
Onu kastetmemiştim.
Neyse, biz artık holdingimizi geri almaya konsantre olalım mı?
Bir şey söyleyeceğim.
Serkan, gerçekten kadınların kalbini kırmakta üstüne yok.
Ferit'in de senden aşağı kalır yanı yok.
Bir de üstüne nasıl bu kadar soğukkanlı olabiliyorsunuz...
...ben anlamıyorum gerçekten.
Sonra devam ederiz.
(Müzik)
Suzan, Murat!
Liman projesinde benimle birliktesiniz, tamam mı?
-Tamam Serkan Bey. -(Serkan) Güzel. Şimdi...
...Efe'yle Eda'nın yardıma ihtiyacı olursa, ki olacak...
...onlara da yardım edebilirsiniz.
-Tamam mı? -Tamam.
-Güzel. -Ben de geliyorum.
-Hadi, biz alalım şu işi. -Hadi.
Hadi.
O proje bizimkinden iyi olsun diye elinden geleni yapacak.
Biliyorsunuz değil mi?
Bir de Suzan...
...peyzaj danışmanı İdil Hanım'a da haber ver, hemen gelsin.
-Tamam Serkan Bey. -Tamam.
İdil Hanım da geliyor.
İdil Hanım da geliyor.
Gelsin, sorun değil.
Bakıyorum bayağı hırslandık Edacığım, ha?
Öyle görünmüyor olabilir ama ekip, yani hepsi benim kankam.
-Ne istersek bize destek atarlar. -Tamam, süper, harika.
Ama önce sen bir sakinleşsen mi?
Benim çok az bir işim var, onu bitireyim, bir kahve molası verelim.
Ondan sonra devam edelim, olmaz mı? Sakin.
Doğru söylüyorsun. Ben bir kahve alsam iyi olacak.
Tamam, hadi.
-Hadi. -Hadi geçelim.
(Müzik)
Bize kahve yok mu?
-Sizin ne işiniz var burada? -Ben çalışıyorum, işe geldim.
Benim işim yok, ben havalı giriş yapmaya geldim.
-Havalı giriş? -Evet.
Sen ne, böyle bir ekstra güzellik var üstünde?
Ben mi? Ayy, hiç değişik bir şey yapmadım ki.
Her zamanki güzelliğim demek istedi galiba.
Sen çok güzel gözüküyorsun asıl. Her şey yolunda sanırım.
Ben iyiyim. Neden kötü olsun ki? İşimde gücümdeyim.
Liman projesi var, onun için elimden ne geliyorsa onu yapıyorum.
Hem başkaları düşünsün. Her şey yolunda tabii.
(Telefon çalıyor)
-Ne oluyor? -Önemli değil.
Hadi gel, havalı giriş.
(Müzik)
(Figen) Bana beş dakika verin.
Ben şu Serkan Bolat'la görüşeyim.
Fifi, ne yapıyoruz? Söz verdin.
Yok sayıyoruz, önemsemiyoruz. Hadi.
(Müzik)
Fifi de mi burada çalışmaya başladı?
Öyle bir ihtimal için ben küçük parmağımı bile veririm.
Oldu, ben kaçtım o zaman.
Eda beni görmemiş gibi mi yaptı?
Harika.
(Müzik)
(Kapı vuruluyor)
Müsait misin?
Bu liman işi sözleşmesi var ya, onu incelememiz gerekiyor beraber.
Tamam, ben inceler, Serkan'a yollarım.
Bazı maddeler hâlâ muğlak olduğu için beraber incelememiz gerekiyor.
Müsait değilim şu an.
Tamam, ben beklerim seni Selin.
Yani şu an çok önemli bir işin ortasındayım.
Daha nasıl anlatabilirim Ceren, bilmiyorum. Bölünmek istemiyorum.
Ben incelerim, gerekirse seni ararım.
(Gerilim müziği)
İyi incelemeler.
(Figen) Erdem!
(Üflüyor)
(Müzik)
Sen benden mi kaçıyorsun?
Hayır, niye kaçayım?
Bilardo benim hayatım.
Konuşmamız lazım.
Hayhay, konuşuruz. Ne zaman istersin?
Yeri ve saati söyleyeceğim.
-Tabii. -Sakın beni ekme.
(Hızlı nefes alıyor)
(İç çekiyor)
Çok iyi geçti.
(Müzik)
(Boğazını temizliyor)
Yüzük?
Hangisi?
Ha, bu mu?
Bunu annene iade etmek istediğimde, annen bana bir şey söylemişti.
Serkan onu her gördüğünde seni hatırlar demişti.
Ben de o yüzden taktım.
Buna her baktığımda senin nasıl bir adam olduğunu hatırlayayım diye...
...ki sen de gördün nasıl bir adam olduğunu, iyi oldu.
Evet.
Sende de hâlâ yüzük var.
Evet.
Bir daha bir kadın beni işimden alıkoymasın diye.
Hem diğer kadınları uzak tutuyor.
İçinde adım yazıyor.
Eğer diğer kadınlara bir faydam oluyorsa ne güzel.
Evet.
Bir şey soracağım sana.
Efe'yle neden çalışıyorsun?
Bana inat olsun diye mi?
Ne yazık ki dünya sizin etrafınızda dönmüyor Serkan Bolat...
...siz öyle zannetseniz de.
Eğer seni düşünseydim, burada olmazdım.
Senden uzak olurdum.
Yani Efe için?
-Hayır, kendim için. -Hmm...
Çünkü Efe bu dünyada çalışabileceğim önemli mimarlardan biri.
Kendim için buradayım.
Anladım. Yani mantıklı olanı seçtin.
Artık duygusal kararlar vermiyorum çünkü.
Başka bir şey yoksa...
(Müzik)
-(Ayfer) Buyurun. -Teşekkür ederim. İyi günler.
Rica ederim. Görüşürüz. İyi günler.
Alptekin Bey, hoş geldiniz.
Buraya hangi yüzle geldin diyeceksiniz sanmıştım.
Yok canım, estağfurullah, olur mu öyle şey? Kapıma kadar gelmişsiniz.
-Sağ olun. -Hastaneye gelemedim, kusura bakmayın.
-Geçmiş olsun tekrar. -Teşekkür ederim.
Eve gelip, Aydan'ı teselli etmişsiniz. Bu benim için çok daha önemli.
-Buyurun. -Evet.
Ne içersiniz, kahve, çay?
Yok, hiçbir şey içmeyeyim. Bir bardak suyunuzu alırım ama.
Tamam. Şöyle buyurun.
Serkan...
Serkan, Eda'nın kalbini kırdığı için özür dilemeye geldim.
Eda'nın kalbini kimse öyle kolay kolay kıramaz Alptekin Bey.
Bu ilişkiden çıkaracağı çok ders var. Eminim o toparlar.
Asıl sizin oğlunuz dersini aldı mı acaba?
Yani emin olmadan bir ilişkiye girmeyeceğini öğrenebildi mi acaba?
Yoo, Serkan öyle biri değil.
Serkan sevgisinde son derece kararlı ve son derece emin.
Alptekin Bey, bana şimdi oğlunuzu övmeye...
Yani lütfen, bakın, yalan söylemeyeceğim, korktuğum ne varsa başıma geldi.
Yani Eda'yı büyük hayal kırıklığına uğrattı.
Ayfer Hanım, Serkan'ın tek suçu bizim oğlumuz olması.
Hmm... Aydan Hanım'ın dediği gibi statü farkı, değil mi?
Hayır, hayır, rica ederim, olur mu öyle şey? Öyle değil.
Ne peki? Ne öyleyse?
Alptekin Bey, siz bana bir şey söylemeye mi çalışıyorsunuz?
Evet. Öncelikle özür dilerim...
...bu yaşananlardan dolayı ve...
Evet?
Bir hata oldu.
Özür dilerim.
(Ayfer) Aa!
Anlamadım.
Allah Allah!
İlginç.
Tamam.
Liman projenin bütçesi, istersen sen de bir göz at.
Serkan, vallahi arı gibi çalışıyorsun. Helal olsun.
Ferit...
...Efe hakkında ne düşünüyorsun?
Bence içi dışı bir bir adam. Çalışkan, yaratıcı.
Holding konusunda da sana zarar vermeyecek bence.
Peki, senin dürüstlüğüne güvenerek...
...senden hisseleri satın almayı teklif etti mi?
Evet.
Demek o kadar da gözüktüğü gibi değil.
Bence sen de dikkatli ol.
Ki eğer hisselerini satmayı düşünüyorsan bunu Selin'e satmalısın. Ona borçlusun.
Şimdilik hiç öyle bir niyetim yok Serkan.
Ayrıca eğer Selin sana âşık olmasaydı...
...zaten şu an her şey çok daha farklı olacaktı.
Ferit, benim derdim her zaman seninleydi.
Benimle mi?
Senin holdingde işleri karıştıracağını düşünmüştüm.
O yüzden sizin evlenmenizi istemedim.
Ki...
...yani bakınca çok da haksız çıkmadım.
Peki Serkan, şu konuda uzlaşalım mı o zaman?
Selin'in hisselerini satma sebebi ben değilim, sensin.
Bir gün bunun sorumluluğunu kabul edebilirsin umarım.
Kolay gelsin.
-(Ferit) Kolay gelsin. -Sağ olasın.
Liman projesinin yeni çizimlerine başladık.
Seninle de üzerinden geçelim mi?
Yani evet, Eda geri döndü.
Ama artık Efe Bey'le çalışıyorlar.
(Pırıl ses) Ama Serkan iyi durumda.
Hatta eski Serkan geri döndü diyebilirim ben size.
Tamamen işe kendini vermiş durumda.
Güzel. Harika.
Tamam, çok sevindim Pırılcığım.
Gelişmelerden haberdar edersin beni.
Tamamdır Aydan Hanım.
Görüşürüz.
Tamam, Eda ofise dönmüş, bu iyi haber.
Çünkü orada çalıştıkça hani Serkan onu kafasında büyütmez.
Gitseydi kafasında büyüyecekti, değil mi?
Şimdi orada çalışırken de kavga ederler, araları bozulur.
Böylece iyice birbirlerinden soğurlar.
Emin misiniz?
Eminim tabii. Neden emin olmayayım ki? Başka ne olabilir ki?
Ben bir şey demedim. Yani sadece emin misiniz diye soruyorum.
Siz öyle diyorsanız öyledir.
Öyledir tabii. Ne yani, öyle değil midir?
-Belki de değildir. -Belki de değil midir?
-Belki de öyledir. -Ne olabilir?
Bir sürü şey.
-Nedir? Öyle midir, değil midir? -Siz ne diyorsanız odur.
Ay, tabii ki ben ne diyorsam odur! Kafamı karıştırıp durma!
Kara deliğe düştüm üç saniye.
Git bana sudoku, bulmaca falan getir de analitik zekâmı çalıştırayım en azından.
Peki.
Öyledir, öyledir.
Geldim. Anca geldim, çok yoğunuz bugün.
Engin'in bu aralar nesi var?
Engin'i boş ver. Engin'in aklı bir karış havada.
Ben sana başka bir şey soracağım.
Eda'yla Serkan...
...şimdi ayrıldıklarına göre sen?
(Selin) Serkan mı?
Serkan benim hayatımın en büyük aşkı olarak kalacak.
Unutamazsın, silemezsin ki.
Peki Ferit?
(Selin) Ferit?
Ferit beni nikâh masasında terk etti.
Ertesi gün geldi, ofiste karşıma oturdu.
Şimdi şen şakrak Ceren'le hayatına devam ediyor.
Ama bu kadar kolay olmamalı.
Haklısın. Yani vallahi haklısın.
Ne yapsan, ne desen haklısın. Ne diyeyim?
Pırıl Hanım, liman projesinin çizimleriyle ilgili...
...size acil bir şey sormak istiyorlar. Bakar mısınız?
Tamamdır Suzancığım.
-İçemedin kahveni. -Gideyim, gelirim şimdi, kalsın burada.
(Hareketli müzik...)
(...)
(...)
Dur, hatta burada bir not yazmıştım. Ona bir bakayım.
(Eda) Nerede? Hah, bu.
(Hareketli müzik)
-Eda. -Efendim?
İstersen başka bir yere gidelim çalışmak için.
Kendini iyi hissedeceksen.
Yok, rahatım. Teşekkür ederim sorduğun için.
Edacığım bak, senin iyi hissetmen benim için önemli.
Yani sana daha iyi hissettirecek, daha rahat olabileceğin bir yer varsa...
...hiç durmayalım, hemen gidelim. Olur mu?
Aslında dünyada kendimi en rahat hissettiğim bir yer var.
Ee, hadi.
(Mesaj geldi)
(Figen dış ses) Akşam 20.00'de evde.
Ona bakacağız.
-Eda, hazır mısın? -Evet. Çıkabiliriz.
Güzel.
Siz böyle nereye ya acele acele?
Hani iş güç arasında falan.
Engin...
...yeni ortağımıza hesap sormuyorsun, değil mi?
Yani sonuçta istediği yere, istediği kişiyle gidebilir.
-Gidelim mi? -(Efe) Gidelim Eda.
Kolay gelsin.
(Eda) Kolay gelsin.
Leyla nerede Allah aşkına?
Kızcağızın tahlilleri falan var. Sonuçlarını bekliyormuş, ne yapalım?
Ben Erdem'le muhatap olmak istemiyorum artık.
Abiciğim, olmak zorundasın. Bugün o ilgileniyor seninle.
-Erdem! -(Erdem) Evet.
Gelir misin?
Buyurun Serkan Bey.
Şimdi 14.00'de toplantım var.
Toplantıdan sonra İhsan Bey'le bir kahve içeceğim.
Afiyet olsun.
Kahve içeceğim, tamam mı? O yüzden eğer herhangi bir şey varsa burada....
Beni anlıyor, değil mi?
Abi, gerisini ben halledeyim mi?
Ne varsa bu projeyle alakalı bana yollayın, arabadan bakarım.
Tamam. Bu kadar.
(Efe) İyi çalıştık vallahi. Çiçekçi çalışmak için çok zevkli bir yermiş Eda.
(Efe) Bence ofisi oraya taşıyalım, ne dersin?
(Eda) Ben çiçeklerimi o kaosa sokmam.
(Efe) Haklısın sen de, doğru söylüyorsun.
-Teşekkür ederim bıraktığın için. -Rica ederim. Ne demek.
-O zaman sonra görüşürüz. -Görüşürüz.
-Merhaba. -Merhaba.
Ben Eda'nın halasıyım. Ayfer.
Memnun oldum. Efe ben.
Memnun oldum ben de. Aa, Efe! Eda bahsetmişti, şimdi hatırladım.
O zaman sonra görüşürüz. İyi günler size.
Buyurun, bir çayımızı için.
Ben hiç rahatsızlık vermeyeyim şimdi.
Yok canım, olur mu öyle şey, buyurun.
-Lütfen. -Tamam, peki.
-(Eda) Efe. -(Efe) Efendim?
Bana İspanya'daki liman projesini göstermiştin ya.
Ben o zamandan beri bir şey düşünüyorum.
Orada kıyı şeridinde doğal bitki örtüsünü korumuşlar, hiçbir şey yapmamışlar ya.
Biz de bu projeye mi koysak acaba bu fikri?
Tamam, öyle de olur.
Ama sen önce bir sakin ol, lütfen. Bak, biz bu projeyi alacağız. Güven bana.
-Alacağız. -Alacağız.
Size Mardin çöreği yaptım.
Aa! Bu kiliçe.
Evet. Ben Eda çok sever diye yaptım.
Biz de Mardinliyiz de.
-Şaka. -Evet.
Ben de Mardinliyim.
-Gerçekten mi? -Evet. Ailem orada yaşıyor hatta.
Senede birkaç defa giderim. Siz kimlerdensiniz?
Yıldız bizim soy ismimiz ama siz bizi tanımazsınız.
Ben çay getireyim size.
-Zahmet olacak. -Estağfurullah.
Teşekkürler.
Halan çok tatlı birisi.
Evet, öyledir.
Biraz aranız bozuk galiba.
Bu aralar hayatımdaki her şeyin dengesi altüst.
Ama en azından işim var. Çok sağ ol.
Yaa!
Yesene, halam çok güzel yapar.
Yiyeceğim ama çayı bekliyorum.
İyi, demek gelmiyorsun.
Sen bilirsin.
(Müzik...)
(...)
(...)
(Telefon çalıyor)
Efendim?
-Merhaba Serkan. -Merhaba Eda.
Şey soracaktım...
...bu liman projeleri, çizimleri güncel değil galiba. Bir bakar mısın?
Güncel.
Tamam. Teşekkür ederim o zaman.
Başka bir şey yoksa...
Yok.
Çok iyi.
("Başak Gümülcinelioğlu - Sen Çal Kapımı" çalıyor)
"Edalı bir bakış attın"
(Geçiş sesi)
Peki.
Peki o zaman.
Ben de nasıl başladıysam öyle bitireyim.
Senden nefret ediyorum Serkan Bolat.
"Nefretle başladık seninle"
(Geçiş sesi)
"Yediremedim kendime"
"Bekliyorum açmayı"
"Gelsen de çalsan kapımı"
"Nefretle başladık seninle"
"Yediremedim kendime"
"Bekliyorum açmayı"
"Ne olurdu çalsan kapımı"
(Geçiş sesi)
Bir bakar mısın?
"Bekliyorum açmayı"
(Geçiş sesi)
"Ne olurdu çalsan kapımı"
Efe.
Serkan.
Çalışıyordun, seni rahatsız etmek istemedim.
Ben de şimdi birkaç dakika ara verdim.
-Nasıl gidiyor çalışma? -Çok iyi.
Seninle çalışmak, seninle rekabet etmek...
...gerçekten keyifli.
Ama Allah'tan yanımda Eda var. Bana çok yardımcı oluyor.
Vaktin varsa...
Yok.
Demek rekabet seviyorsun.
Bu işi yapıp rekabeti sevmeyen olur mu hiç?
Evet.
Peki, kaybetmeyi kabullenebiliyor musun?
Kaybedeceğimi mi düşünüyorsun Serkan?
Yani projeyi bilemem ama...
...ortaklığımız çok uzun sürmeyecek.
Hadi ya, gerçekten...
...böyle düşündüğünü bilmiyordum.
Yani ben bana alışmaya başladığını sanmıştım.
Ben kimseye alışmam.
Hayatımdan çıkması daha kolay oluyor.
Onu biliyorum.
Çok yakından gördüm zaten.
Eda.
Evet, bence Eda hakkında bir cümle kullanma.
Tamam, peki.
-Tamam mı? -Tamam.
Kolay gelsin.
Teşekkürler.
İyi geceler.
Çok gergin adam, çok.
Off!
-Aydan Hanım. -Ay!
Seyfi, ödümü patlattın.
Ne yapıyorsunuz? Serkan Bey'le Eda Hanım'ın...
...birbirinden ne kadar soğuduğunu kontrol etmeye mi geldiniz?
Ne kontrolü Seyfi?
Ben de onu diyorum, ne kontrolü?
Artık Eda Hanım'ı hiçbir güç bu topraklara döndüremez.
Serkan eski düzenine döndü ya...
...randevuyla görüşebiliyoruz, o yüzden bekliyorum işte.
Anladım.
Sen asıl onu bunu bırak.
Serkan'la babasının arası çok kötü.
Alptekin perişan hâlde, bir şey yapmamız lazım. Onları barıştırmalıyız.
-Şey, Aydan Hanım, aslında ben-- -(Aydan) Dur.
Geldi galiba.
Sen yarın ofise git.
Orada ne oluyor ne bitiyor bir kolaçan et. Tamam mı? Hadi.
(Aydan) Serkancığım!
Gelebilir miyim?
Tabii anne.
Tamam.
İyi misin?
Evet.
Ama açıkçası insanların bu soruyu sormalarından...
...biraz sıkılmaya başladım.
Soruyoruz çünkü seni çok seviyoruz.
Baban da ben de.
Ondan bahsetmeye gerek yok.
Serkan.
Biliyorum, kızgınsın.
Biliyorum, kalbin kırık.
Ama senden rica ediyorum...
...lütfen babanla oturup konuş.
Hayır.
Ama baban çok üzgün, çok perişan.
Hayır.
Onunla konuşmayacağım.
Çünkü onunla...
...konuşacak bir şeyim yok.
Yaptıklarını unutmak istiyorum.
Ama nedense unutamıyorum.
Affedemiyorum.
Onun yaptıklarını düşündükçe...
...kafayı yiyeceğim galiba.
Onu görmek istemiyorum artık.
O yüzden de anne...
...benim artık burada kalmam doğru değil.
Taşınmam lazım.
Ne?
Senin haberin yok mu?
Şaşırmadım.
Anne, özür dilerim ama yapamayacağım burada.
Öyleyse...
...bunu daha sonra konuşuruz, tamam mı?
Zaten geç oldu. Sen de lütfen uyu.
Hadi.
Hadi.
(Müzik)
Umarım bir gün deli gibi pişman olursun.
Baktığın her yerde beni görürsün Serkan Bolat.
(Figen) Oo! Tam 12'den.
(Ceren) Oo!
Ben bunu niye beceremiyorum ya?
Bir şey söyleyeceğim. Bu Erdem beni nasıl eker? Bu ne cesaret!
Sanırım Erdem ofiste öğlen yürek yedi arkadaşlar.
Hadi, sıra sende.
Öyle birden karşısına geçince atasım gelmedi.
Sanki gözlerini dikmiş bana bakıyor gibi hissediyorum.
Gelir, gelir. Yavaş yavaş gelir. İntikam soğuk yenen bir yemek çünkü.
-Hah, o zaman atıyorum. -Hadi at.
Hiç fena değil.
İş nasıl gidiyor?
-Kızlar, maaşım çok iyi. -Oo!
Şey düşündüm...
...keşke üniversite taksit falan yapsa da ödeyebilsem.
Ama yok öyle bir sistem.
Biz kuralım o sistemi. Sen öner.
Olmaz ki kızım, nasıl olacak o?
Üniversite sahibinin karşısına gidelim...
...ben avukatın olarak gelirim. Hem biraz germiş olurum ortamı, bence işe yarar.
Aslında olabilir.
Ben de yıpratırım, eskitirim adamı.
Ay, evet ya, olabilir.
Hem bana mahcuplar.
Ama benim bunu tek başına yapmam lazım kızlar. Sizi çok seviyorum ama...
...ben kendim halletmeliyim.
Sen zaten tek başına bir ordu gibi dizilirsin insanların karşısına.
O zaman ben konuşacağım rektörle.
Tamam.
Benim adım Eda, sevmiyorsan elveda.
Tam 12'den.
Oo!
(Gülüyorlar)
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
(Duygusal müzik)
(Serkan dış ses) Bir müddet, kısa bir müddet...
...o kadın beni her zamanki aciz...
...miskin hâlimden kurtarmış, bana erkek...
...daha doğrusu insan olduğumu...
...benim de içimde yaşamaya yetenekli taraflar olduğunu...
...dünyanın zannedildiği kadar manasız...
...olamayabileceğini öğretmişti.
(Duygusal müzik)
(Serkan dış ses) Fakat ben...
...onun tesirinden kurtulur kurtulmaz...
...tekrar eski hâlime dönmüştüm.
(Serkan dış ses) Ona ne kadar muhtaç olduğumu şimdi anlıyordum.
(Duygusal müzik)
Eda hadi, çayını ikidir tazeliyoruz ama neredesin?
Canım gelmek istemeyebilir.
-Neden? -Toktur.
Israr etmeyin, istemiyordur.
Afiyet olsun, ben çıkıyorum.
-Kahvaltı? -Yok, yapmayacağım.
-Hem gecikiyorum zaten. -Anladım.
Hadi biz buradayız, güzel haberlerle gel.
(Hareketli müzik)
Serkan! Serkan!
Abiciğim, 10 dakika dedin, 20 dakika oldu. Toplantı var, hadi ama.
Serkan! Ab...
Serkan.
-Efendim? -Geliyordu vallahi şaplak.
Hadi abi, hadi, hadi!
Toplantı var, toplantı var. Şirket var. Hadi abi.
Oğlum, ben yoruldum ya. Al, havlun.
Şekerli mi yaptın?
Eda nerede kaldı?
Acaba sinirlenip adama saldırmış olmasın?
Fifi, ağzını hayra aç ya.
Profesyonel ol dedik, fevri davranma dedik, yapmaz bence.
-Kesin bir delilik yaptı. -Yapmamıştır.
-Yapmıştır. -Yapmadığına inanmak istiyorum.
-Yapmıştır ama. Yaptı. -Yapmıştır. Yapmasın.
-Kesin yaptı. Yaptı. -Yapmasın.
-(Figen) Eda mı? -Geldi.
-(Figen) Ne oldu? -Ne oldu?
(Ceren) Ne oldu?
Üniversiteye geri dönüyorum.
(Sevinç çığlıkları atıyorlar)
(Ceren) Çok mutlu oldum. Ne zaman, nasıl oldu, anlatsana.
Bak, nasıl konuştum var ya, her şeyi söyledim.
Bırak bana taksit yapmayı üstüne para verecekti artık.
Efe Akman'la çalışıyorum dedim. Bence beni kaçırmak istemezsiniz dedim.
Eğer olmazsa, her konuşmamda sizi anlatırım...
...bu okulun yaptıklarını anlatırım dedim. Dedim de dedim.
-Harika ya. -İşte bu.
Bu da halama ders olsun.
Benim okumak için kimseye ihtiyacım yok. Babaanneme bile.
Kendim çalışır, kazanır, okurum.
Eda, şimdi benim bunu söylememem gerekiyor ama...
Neyi?
Ayfer abla birkaç zaman önce benden yardım istedi.
Çiçekçide işler iyi gitmiyor. Bayağı bir borç birikmiş.
O zaman bu evi ipotek yapmakla alakalı soruları o yüzden sordu bana.
Ne borcu? Ne ipoteği, o ne demek?
Okulu bırakmanı hiç istemediği için...
...ne yapacağını şaşırdı.
Evi ipotek ettirmeyi bile düşündü. Sadece bu sebeple aradı babaanneni.
Nasıl söylemez bana ya?
Neden söylemedi bana? Şu an daha çok kızdım.
Edacığım, Ayfer abla her zaman ilk önce senin iyiliğini düşündü, biliyorsun.
Kalkıp babaanneni bile aradıysa, seni nasıl sevdiğini sen düşün.
Çok üzüldüm şu an.
Tamam, ben konuşacağım halamla, siz bir şey demeyin.
-Tamam. -(Ceren) Tamam, demeyiz.
Uf, boşu boşuna üzdüm kadını.
(Serkan) Pırıl, İdil Hanım'a söyle, çizimleri hemen yollasın.
Projeyi almamız lazım.
Tabii ki almamız lazım, alacağız da.
Sabaha kadar çalıştım, hiç uyumadım. Hatta şunlara bir bakar mısın?
Ben de sizin takımda olmak istiyorum tabii ki.
Öyle mi olacak acaba?
-Erdem, bunları kopyalar mısın? -Bu evet demek.
(Eda) Leyla, üniversiteye geri dönüyorum.
Ne? Harika bir haber! Tebrik ederim.
Ay, duydun mu, duydun mu?
Duymadım ama muhteşem bir haber. Ne olduğunu bilmiyorum ama.
Harika.
(Efe) Ne oluyor burada?
Üniversiteye geri dönüyorum. Akşamları iş çıkışı gideceğim.
Edacığım, çok sevindim. Tebrik ederim.
Sen bir bitir okulu, herkes havada kapacak seni, ben demiştim sana.
Evet, ikna ettim ama...
...seninle çalıştığımı söyledim.
-Senin için sorun olmaz, değil mi? -Tabii ki olmaz, deli misin?
İstersen üniversiteye gelip konuşma yapabilirim.
Kolay gelsin.
(Serkan) Tebrik ederim Eda. Ne güzel, üniversiteye geri dönmüşsün.
Bence en doğru kararı verdin. Zaten en iyisini hak ediyorsun.
-En iyisini? -(Serkan) Evet.
Teşekkür ederim.
Şimdi bunların zamanında teslim edilmesi gerekiyor, tamam mı?
Bu iki belge de çok önemli belgeler. Böyle yaparsın, sonra şöyle yaparsın.
-Leyla. -Seyfi?
Ne kadar zaman oldu? Hoş geldin, özlemişim.
Vallahi çok uzun zaman oldu, ben de özlemişim.
-Koli falan? -Önemli bir şey değil.
Bak, baştan bir şey söyleyeceğim, Serkan Bey için geldiysen...
...Serkan Bey'in Serkan Beyliği bayağı üstünde.
-Bu aralar hep öyle. -(Leyla) Evet.
Vallahi çok özledim sizi. Ama Eda Hanım'ı da özledim.
Eda burada, gel ben seni götüreyim.
Ama siz bana uzaktan gösterin ki şimdi ben habersiz geldim ya...
...hem o hem Serkan Bey şey--
Şimdi şöyle bir durum var, Serkan'a Eda, Eda'ya Serkan demiyoruz.
Hatta sen ne yap, biliyor musun? Sen böyle öylece dur, sadece bak yani.
-Tamam, uzaktan bakarız. -Tamam, şöyle gel.
Eda şirkete dönmeyi kabul etti ama artık Efe ile çalışıyor.
Tatlı adam, değil mi?
Serkan Bey gıcık biri olabilir. Ama kimse ondan daha tatlı olamaz Leyla.
Aa!
-(Eda) Aa, Seyfi Bey? -Eda Hanım?
(Eda) Ne işiniz var burada?
Kıyafetlerinizi ve özel eşyalarınızı getirdim.
Serkan Bey'e aldığınız hediyeler de bizim depoda.
Serkan istedi, değil mi? Benden hiçbir iz kalmasın istedi.
Ver bana.
(Hareketli müzik...)
(...)
(Pırıl) Bunları hallet. Bekle, geliyorum.
(Pırıl) Şunları bir sen al.
Pırıl.
İki dakika gelsene.
Bunlar kalsın canım, ben geleceğim.
(Pırıl) Ne, ne oldu?
-Kapatsana kapıyı. -Önemli bir şey var, bir şey oldu.
İşle ilgili bir şey mi oldu?
Hayır canım, seninle yalnız kalmak istedim, o kadar.
Engin, bu kadar işin arasında seninle yalnız kalmak istedim diyorsun.
Ayrıca senin odan camekân, farkında mısın?
Herkes de bize bakıyor, onun da farkında değilsin tabii ki.
Ne var canım bunda? Burası benim odam.
Kendi odamda seninle yalnız kalamayacak mıyım?
-Ayrıca biz ortağız Pırıl. -İyi, tamam. Geldim.
Ne istiyorsun?
Ne bileyim işte, âşık olduğum kadınla yalnız kalmak istiyorum, o kadar.
Sen... İyice Serkan hırsına kapıldın sen de ha.
Neymiş bu liman projesi? Liman projesi, liman projesi!
Çizeceğiz projeyi, bitecek, ne var bunda?
En iyisini yapmak istiyoruz Engin.
-Ben? -Sen?
Ben yıllardır sana aşığım Pırıl.
Şu geldiğimiz hâle bak, sana dokunamıyorum bile ama.
Ama biliyorsun, ofiste zor benim için.
Yani ofiste aşk benim en sevmediğim şey. Başıma gelene bak.
-Ağlıyormuş gibi yap. -Ne?
-Ağlıyormuş gibi yap. -Ağlıyormuş gibi mi? Ben ağlamam.
-Ağlıyormuş gibi yap. -Herkes bunu bilir, ben ofiste ağlamam.
-Yap, teselli edeceğim seni. -Hayır, ağlamam.
-Gel, gel, gel canım. -Saçmalama, ağlamam.
-(Engin) İyi misin ha? -(Pırıl) İyiyim, iyiyim.
-(Engin) Su falan ister misin? -(Pırıl) İyiyim, tamam.
-Şey olmuşum... -Bak görüyor musun ya?
Evet, stres oldum. İşten, ondan oldu.
Hisli kız ya.
Çekilir misin?
Harika.
Şimdi Eda, bir şey diyeceğim.
Bence buraya döndüğün çok iyi oldu açıkçası.
Sağ ol. Yani...
...iyi bir karar aldın. Çok olgun bir karar.
-Ne yapıyorsun? -Nasıl?
O Efe'nin.
Ayrıca senin doğruların beni hiç ilgilendirmiyor.
Peki.
Neden kendime kahve yapıyorsam?
-Aydan Hanım, çok kötü haberlerim var. -Yine ne kötü haberi? Uf!
Serkan'ın taşınmasıyla mı ilgili?
Yok, o konuda Serkan Bey hiç aceleci durmuyor.
-Tamam, iyi. -(Seyfi ses) Başka bir şey var.
Eda Hanım, Serkan Bey'le çalışmak için dönmemiş.
Eda Hanım, Efe Bey'le, Serkan Bey'in yeni ortağıyla çalışmak için dönmüş.
Efe Bey, Eda Hanım'a iş teklif etmiş yani.
Bunu Pırıl'dan öğrendim zaten.
Bir dakika, bu Efe nasıl biri?
Efe Bey şey gibi biri böyle, şey...
...Serkan Bey'in İtalya şubesi gibi.
Gerçekten çok iyi anlattın. Bir tipini görmem lazım.
Durduk yere adamı nasıl göstereyim size?
Bilmiyorum, bir yolunu bulacaksın artık.
Peki.
Aydan Hanım, bir hazırlık içindeler. Galiba toplantıya girecekler.
Tamam, girmeden yakala hemen.
Yaklaştır biraz.
Daha yaklaştır, görmüyorum ki.
Hımm, yakışıklı çocukmuş.
(Aydan ses) İyi o zaman, tamam.
Eda, Serkan'la çalışmıyor, bununla çalışıyor...
Ay!
Görüntü gitti. Seyfi, gitti gitti, görüntü yok.
Aydan Hanım! Kameraya mı bir şey oldu?
Aydan Hanım, beni görebiliyor musunuz?
(Seyfi) Aydan Hanım!
Aydan Hanım, Serkan Bey'in annesi.
Öyle mi? Merhaba.
Çok gençmişsiniz.
Ee... Sağ olun, teşekkür ederim.
-Evet, başlayalım mı? -Başlayalım.
Evet Aydan Hanım, herkes çok çalışıyor.
(Seyfi) Evet. Bravo arkadaşlar.
(Selin) Müşteriden gelen talep listesini mail atmıştım, onu sunuma eklediniz mi?
-Eklendi. -Eklendi.
Tamam, ben bugün sunumda yanınızda olamayacağım, başka bir toplantım var.
Ama harika bir iş çıkaracağınızdan şüphem yok.
Sen merak etme. Benim de buradaki ilk sunumum olacak.
Eda projenin peyzajı üzerine çalıştı, ben de mimari tasarımı üzerine.
Bence çok iyi bir iş başardık.
Sonuçta sizin projeniz de olsa, bizim projemiz de olsa...
...bir şey değişmeyecek, şirket kazanacak, değil mi?
Güzel. Çıkalım mı artık?
Daha samimi bir ortam olsun diye müşteriyi çiftliğe çağırdım.
-Efe, sana konumu yollarlar birazdan. -Tamam.
-Beraber gideriz, ben sana tarif ederim. -(Efe) Olur.
-O zaman son bir çıktı alıp geliyorum. -(Efe) Tamam.
(Neşeli müzik)
Efe!
Eda'nın biraz işi çıkmış...
...o yüzden gecikecek. İstersen sen atla git, ben götürürüm onu.
-Olur, tamam. -(Serkan) Tamam.
(Serkan ıslık çalıyor)
Efe!
Efe gitti ama Serkan burada.
-Taksiyle gelirim. -Bu saatte?
Yani tam değişim saati.
Taksi bulman biraz zor olacak.
Ama sen bilirsin, yani müşteriye gecikirsen iyi bir izlenim yaratmazsın.
-Sen bilirsin. -Asıl sen bilirsin.
Tolga.
-Sunuma hazır mısın? -Sana ne?
Sana ne?
Eda, sana işle alakalı bir soru soruyorum.
İlk sunumum, çuvallayacağım. Duymak istediğin buysa.
Hazır değilsen keşke kabul etmeseydin.
Sen de.
Hazır değilsen keşke beni hayatına kabul etmeseydin.
O ne demek?
Bana bakar mısın? Ver şunları bana.
Ne yapıyorsun ya?
Affedersin de şu an ergen gibi davranıyorsun.
Sana ne ya, seni ne ilgilendirir?
Ne demek sana ne?
Benim işime müdahale edemezsin sen, duydun mu?
Affedersin de böyle davranırsan iş falan kalmayacak.
Seni ne ilgilendiriyor? Sen hâlâ neden beni kontrol etmeye çalışıyorsun?
Kontrol etmeye çalışmıyorum. Yardım etmeye çalışıyorum.
-Ver şunu bana. -Bir durur musun?
Sakın bana dokunma bir daha.
-Eda, sana yardım etmeye çalışıyorum. -Etme!
Bak, dinleyecek misin? Dinle lütfen, tamam mı?
Bu hâlde sen sunum falan yapamazsın. Evet, o zaman çuvallarsın.
Ezber falan yapmana gerek yok. Ne anlatacağının bir önemi yok çünkü.
Zaten sunumu önlerinde görecekler. Ama nasıl anlattığının önemi var.
Sen bana akıl mı veriyorsun şimdi de?
Çok iyi ya! Gerçekten çok iyi!
Benim senin aklına da sana da ihtiyacım yok Serkan, yok!
Ver şunu bana. Çek elini de.
Peki Eda.
Burası benim evim ya. Ayrı bir rahatlık gerçekten.
Çok rahat. Benim evim burası ya.
Vallahi. Ev ya, ev burası. Ev.
(Neşeli müzik)
Huzur dolu bir yer.
Umarım mantıklı bir açıklaman vardır.
İntikam mı alıyorsun? Niye ekiyorsun beni?
Bu zamana kadar hep sen beklettin, hep sen ektin.
Şimdi sana bir şey göstermek istedim.
-Ne? -Sen de ekilebilirsin.
Kimse o kadar özel değil.
-Şimdi ne yapacağız, biliyor musun? -Ne yapacağız?
Hesaplaşacağız.
(Neşeli müzik)
Kesin geri gelecek. Kesin geri gelecek.
Ben şu an...
...inime gidiyorum ve saklanıyorum.
O güne hazır olmam lazım.
Çok iyiyim ya.
İçin rahat olsun, senin projen seçilecek.
Kısmet.
(Erkek) Bu kadar kısa zamanda bir yerine iki proje hazırladınız, bravo.
Öyle oldu.
Tabii hangisini beğenirseniz, seçim sizin.
Harika. Buyurun, başlayalım o zaman.
Tabii.
Eda, hadi.
Liman projesini tasarlarken doğal bitki örtüsünü korumayı uygun gördük.
Sizin de gördüğünüz gibi bitki örtüsü tamamen doğal bir oluşum.
(Konuşmalar duyulmuyor)
(Neşeli müzik)
Deniz ve denizin anlık değişimlerini görebilmesi için müşterilerin...
...yere kadar uzanan cam panelleri uygun gördük üst katlarda.
(Geçiş sesi)
Oturduğumuzdan beri manzaraya hiç bakmadın.
Hep geldiğim mekân. Manzarayı ezbere biliyorum.
Bu dünyada duyduğum en saçma şey.
Manzarayı ezbere bilemezsin.
Bir şeyler değişir. Ne bileyim, bulut değişir, ışık değişir.
(Geçiş sesi)
Çok teşekkür ederiz Eda Hanım, muhteşem fikirleriniz var.
-Serkan Bey, şimdi sizi dinleyelim. -Tabii.
-Pırıl, açar mısın? -(Pırıl) Tabii.
Şimdi bizim için bu projedeki en önemli şey sürdürülebilir olması.
O yüzden biliyorsunuz, doğayla devamı gelmeyen her ilişki...
...maalesef felaketle sonuçlanıyor.
Ki kesintisiz ve hatasız olması lazım projenin sürdürülebilir olması için.
Evet, şimdi peyzaj kısmını anlatmayacağım.
Çünkü zaten çizimlerde görüyorsunuz.
Niye atlıyor, niye hiçbir detay vermiyor?
Eda'yı alt etmek istemiyor.
-Ve üçüncü slaydı açar mısın Pırıl? -Açarım.
Teşekkürler.
Şimdi liman projesinin mimari tasarımına gelirsek...
(Müzik) (Konuşmalar duyulmuyor)
(Konuşmalar duyulmuyor)
Evet, projemiz bu.
(Erkek) Vallahi bravo.
(Erkek) Bizim için gurur kaynağı olacak bir proje.
-(Erkek) Çok teşekkür ederiz Serkan Bey. -Ne demek.
Fakat şöyle bir şey düşündük...
...hani bilmiyorum, nasıl yapabiliriz?
Sizin projenizdeki binalarla...
...Eda Hanım'ın sunduğu peyzaj projesini...
...birleştirelim istiyorum.
Sen bütün bunları planladın, değil mi Serkan?
Bak, bak, şimdi de şaşırmış gibi yapacak.
-Gördün mü? -İnanılmaz.
Bizim için bir sorun olmaz ama tabii...
...Efe Bey'le Eda Hanım'a sormak lazım.
Eda?
Biz gurur duyarız, çok isteriz.
O zaman biz iki projeyi birleştirip size tekrar geri dönelim.
Anlaştık o zaman.
-Hayırlı olsun. -Hayırlı olsun.
-(Ferit) Hayırlı olsun. -(Erkek) Görüşmek üzere.
(Erkek) Hayırlı olsun.
(Erkek) Hayırlı olsun.
-(Erkek) Hayırlı olsun tekrardan. -Teşekkürler. Sağ olun.
Güle güle.
Sen var ya sen, hepsini planladın, değil mi?
İnanılmaz.
Evet. Tebrikler Eda Yıldız.
Ben de sizi.
Arkadaşlar, bence bunu bir kutlayalım. Bir şeyler yapalım.
Yani iki projeyi birleştirdiğimize göre aslında tek takım olarak hafta sonu...
...birlikte çalışabiliriz. -Kesinlikle.
Güzel, ben de işin bütçelerine çalışırım o zaman.
Tamam, Selin de stratejiyi halleder.
Şey mi yapsak, kutlama işini...
...dışarılarda bir yerde yapmasak mı? Güzel olur bence.
Aklımı okudun, biliyor musun? Bakın, bir teklifim var.
Ne dersiniz? Madem hep beraber çalışacağız...
...ekip olarak acaba bir motivasyon kampına mı gitsek? Mesela Şile'ye?
Yani iş için motivasyona ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum.
Tabii kendi açımdan diyorum bunu.
Serkan, bu rekabetçi mantıkla ben de bir noktaya varabileceğimizi sanmıyorum ama.
Ben profesyonelim, o yüzden her şartta çalışabilirim.
Tabii motivasyona ihtiyacı olan varsa, gidip motive olsun.
Serkan, yapma, sonuçta kimin motivasyona ihtiyacı yok ki? Değil mi?
Yapıyoruz. Bu kampa gidiyoruz. Hem de iki ekip gidiyoruz.
Serkan hariç.
Eda, ne diyorsun? Olur mu?
Efe tamam diyorsa, ben de tamam diyorum.
Ben zaten tamam diyorum.
(Eda) Biz gidiyoruz, isteyen gelir.
O zaman ben kaçıyorum. Sen beni bırakır mısın?
Yani yolunun üzeri olduğu için söylüyorum.
Olur, tabii bırakırım canım.
O zaman ben de kaçıyorum. Görüşürüz.
-(Efe) Görüşürüz. -(Eda) Görüşürüz.
(Eda) Ben de gideyim.
Edacığım, ben seni bırakabilirim. Şoför geldi zaten, beraber çıkalım.
Serkan, yoksa sen mi bırakırsın Eda'yı?
Yok.
Ben zaten çiçekçiye gideceğim.
-(Efe) Tamam, çıkalım o zaman. -(Eda) Çıkalım.
Görüşürüz Serkan.
(Müzik)
(TV erkek ses) Eğer cerrahi şefi olmak gibi bir niyetin varsa...
...daha çok asılmalısın.
(TV erkek ses) Umarım bu vaka, hastanede tek adam olmadığını öğretmiştir sana.
(TV erkek ses) Sizin ameliyata gelince...
...az daha camdan atlayıp müdahale edecektim.
Acıkmadın mı?
(TV erkek ses) Ama beni şaşırttınız. Tebrik ederim.
Yok, pek iştahım yok. Zaten atıştırdım bir şeyler.
Şey, okulla ilgili gelişmeyi söyledi kızlar. Tebrik ederim.
Ben de kutlama yaparız diye çorba yaptım.
Bekledim, bekledim, gelmedin.
Ya ne bileyim işte, bu aralar ev pek tatsız geliyor bana.
Ben de çorba yaptım işte.
Seninle konuşa konuşa pişirdim.
Bak sen. Ne dedin bakayım? Ne konuştun?
Biraz iç, biraz dinle.
Kime çektin acaba?
Çorbayı karıştırdım, karıştırdım...
Kızdım ilk önce.
Madem dedim bu krediler ödenemiyor, bana niye söylenmiyor.
Ayy, hangisi? Ceren mi, Fifi mi? Hangisi?
Sonra kendime kızdım.
Ya dedim...
...sen nasıl bu kadar boşlarsın çiçekçiyi?
Sen daha ne yapacaksın kuzum?
Yani biz seninle beraber ancak o kadar büyüyebildik.
Senin de şu okul işleri ters gidince...
...ne bileyim işte, hapsoldun oraya.
Hala, ben hapsolur muyum çiçekçimize?
Orası bize annemden yadigâr ya.
Eda...
...ben özür dilerim. Gerçekten...
...mecbur kaldım babaanneni aramaya. Özür dilerim.
Ben özür dilerim asıl.
Ben senden hiçbir şeyi saklamayacaktım...
...ama sen de saklamayacaksın artık benden hiçbir şeyi.
Yani tamam, onu diyorum.
Eğitimin her şeyden önemli. Mecbur kaldım, ne yapayım.
Ama çözdük işte.
-On taksit. Çalışıp, kazanıp ödeyeceğim. -Evet.
Dükkânı da yoluna sokarız bir şekilde. Hallederiz yani.
-Babaanneme ihtiyacımız yok hala. -Yok, hayır, yok.
Yok.
-Sen bir yumuşadın mı ya? -Ay, hem de nasıl.
-Çorba mı iyi geldi? -Sen geldin, sen.
Oh. Hımm.
Bu arada nefis olmuş.
Senin tarifinden aldım.
El ele çekermiş. Koy, koy.
Oh be! Havaya bak, mis gibi abi.
Harbiden. İyi ki düşünmüşsün Efe.
Bir şey diyeceğim. Serkan gerçekten gelmeyecek mi?
Kendisi de dedi ya.
Onun motivasyonu sadece iş. Ekstra bir şeye ihtiyacı yok.
(Efe) Çok inatçı abi.
Aha, geldi.
(Müzik)
Sırf siz buradasınız diye geldim. Yoksa bu saçmalığa inandığımdan değil.
Hoş geldiniz Serkan Bey.
Merhaba arkadaşlar. Öncelikle hepiniz hoş geldiniz.
Umuyorum ki sizler için olumlu bir süreç olacak.
Buradaki amacımız, sizleri tıkır tıkır çalışan...
...uyumlu bir ekip hâline getirmek.
Sizleri rastgele iki takıma ayırdık. Lütfen takımlara ayrılalım.
(Müzik)
(Erkek) Evet, şimdi takım kaptanlarını belirlememiz gerekiyor.
Kaptan olmayanlar, geriye bir adım atsınlar.
Evet, kırmızı takımımızın kaptanı Serkan Bolat.
Ee, Efe, istiyorsan sen ol bizde de?
Yok, bence Eda olsun. O benden daha iyi becerir.
İyi. Olur.
Ama bence ikimiz olalım. Hem daha güçlü oluruz, gel.
Tamam.
Beyaz takımın kaptanı Efe ve Eda.
Ben de burada böyle kalmış bulundum.
Ee, ben taraf seçmesem de hakem falan olsam, olur mu acaba?
Yani herkesin aktiviteye katılması lazım.
Ama sizin için bir istisnai durum yaratabiliriz.
Takımlar hazırsa başlayalım.
(Müzik)
Evet arkadaşlar, buradaki amaç kimin yarıştığı değil.
İki kişilik ekipleri biz seçeceğiz.
İkişer kişi iki araçta olacak.
(Erkek) Bir kişi şoför koltuğunda, diğeri kopilot olacak.
Sonrasında da şoför ve kopilot yer değiştirecek.
Kalan ekip ise yarış sonunda değerlendirme yapacak.
Soruyorum, ilk olarak takım kaptanları yarışmak ister mi?
Varım.
Efe Bey yandınız. Serkan Bey pistlerde çok iyidir. Mesela organizasyon...
Bol şans.
Leylacığım, biz de İtalya'da az pist görmedik. Ben de varım.
O hâlde kopilotları çekilişle belirliyoruz.
İlk olarak...
...Efe Bey'in kopilotunu seçiyorum.
Selin Hanım.
Serkan Bey'in kopilotunu seçiyorum.
Eda Hanım.
Yok, olmaz.
Yok, olmaz.
-Neden? -Olmaz çünkü.
Eda, abartma. Sanki daha önce arabama hiç binmedin.
Belki son kez binmiş olmak istiyorumdur.
Eda, hani sen benim buraya gelmemi istedin ya...
Ben mi istedim? Biz buraya geliyoruz dedim.
İmalı bir şekilde dedin.
Gelmeseydin.
Yoksa cesaretin mi yok?
Kabul ediyorum ama bir şartla.
-Hayır, hayır. -Evet, evet.
Daha önce arabamı kullandığında biliyorsun, öldürecektin bizi.
Seni öldüreceğimden mi korkuyorsun Serkan Bolat?
Gidelim.
(Hareketli müzik)
Hadi bas gaza, bas!
(Hareketli müzik...)
(...)
Eda, biraz yavaşla.
(Hareketli müzik)
Sen de bayağı hırslısın ha.
Basacak mısın gaza yoksa ben mi kullanayım?
-Tamam. -Bas!
Tamam, tamam, tamam.
(Efe bağırıyor ve gülüyor)
-Geçtiler bizi. -Sen bir sakin olsana.
Hadi.
(Hareketli müzik)
(Selin bağırıyor)
Sol, sol, sol.
-Bana ne yapacağımı söyleme. -Dön, dön, dön. Tam dön.
Çek elini! Karışmasana!
-Karışma. -Devam edebilir misin?
Şu an canın bana emanet, farkında mısın?
-Sağ, sağ, sağ yap. -Çek elini! Çek elini!
(Hareketli müzik)
Ya bu kız deli mi?
Deli tabii. Şimdi mi anlıyorsun? Hadi bas gaza!
(Hareketli müzik)
Ne oluyor, nereye gidiyor bunlar?
(Serkan) Eda, nereye gidiyorsun?
(Eda) Seni dinleyeceğim.
Ama pisten çıktık şu an.
(Eda) Seni dinleyeceğim. Beni dinlemek zorundasın dedin ya.
Ya ne duymak istiyorsun? Yanlış yere gidiyorsun şu an.
Bana bir özür borçlusun Serkan!
Şu an bunu mu konuşmak istiyorsun?
Bana yaptığın her şeyden özür borçlusun!
(Serkan) Gerçekten hayret bir insansın.
Denize doğru gidiyoruz, farkındasın değil mi?
-Kayalıklar var bundan sonra. -Sence farkında değil miyim?
(Serkan) Eda, dur, ne yapıyorsun?
(Serkan) Eda, ne yapıyorsun? Eda, denize uçacağız.
(Serkan) Tamam, özür dilerim. Dur!
(Müzik)
(Serkan) Eda.
Eda, tamam, haklısın, özür dilerim. Oldu mu?
Özür dilerim.
Hayatını mahvettiğim için...
...seni kandırdığım için, her şey için özür dilerim.
Öleceğini düşünmesen özür bile dilemeyeceksin, farkında mısın?
Ne alaka? Ya sana bir şey olsaydı?
Fark eder mi?
(Duygusal müzik)
Serkan. Eda, iyi misin?
Serkan?
İyiyim, iyiyim.
(Eda) Efe.
(Duygusal müzik)
Serkan, hadi gel gidelim biz de.
(Duygusal müzik)
Evet, merhaba arkadaşlar.
Ufak bir dinlenme ve değerlendirme molasından sonra tekrar beraberiz.
Herkesi özellikle ayırdım. Maalesef bugün biliyorsunuz...
...tatsız bir olay yaşandı. Dilerseniz erken bitirelim.
Değerlendirmemi size maille iletelim, olur mu?
Çok iyi olur. Biz de zaten çok yorulduk. Çok teşekkür ederiz her şey için.
-Rica ederim. Görüşmek üzere. -(Efe) Sağ olun.
Bir şey diyeceğim. Eda nerede?
Nerede? Ben bilmiyorum, nerede?
Eda benimleydi.
Yani arabada beraberdik, sonra inip ben biraz...
...yürüyeceğim, buraları biliyorum, dedi.
-Ormanda mı kaldı yani? -(Erkek) İlk yardım çantasını alın, gelin.
(Gerilim müziği)
-(Ceren) Eda! -(Pırıl) Edacığım!
(Hep bir ağızdan) Eda!
Ya kesin bir şey oldu. Eda!
(Engin) Ya bir sakin olalım ama sakin olalım.
(Ceren) Eda!
-(Ceren) Eda! -(Pırıl) Eda!
-Eda! -Eda!
-Eda! -Eda!
Bu tarafa baktım, bu tarafta yok.
Yamacın diğer tarafına geçmemiz lazım. Bu arada arkadaşlar, çantanızda ip...
...fener, pil, su ve ilk yardım çantası var.
Yani dik yamaçlardan inerken lütfen ipi kullanın.
Ve birbirinizden lütfen uzaklaşmayın. Gidelim.
-(Ceren) Eda! -(Efe) Eda!
-Eda! -(Engin) Eda!
(Ceren) Eda!
-Serkan. -Ne?
Tamam, siz gidin, ben geleceğim.
(Hep bir ağızdan) Eda!
(Hep bir ağızdan) Eda!
(Gerilim müziği)
Eda!
Eda!
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
Eda!
Eda!
Eda.
(Gerilim müziği)
Eda.
Eda.
Eda.
Eda. Eda.
Hişt, bak bana, bana bak.
(Serkan) Eda, uyan hadi.
İyi misin Eda?
Eda.
(Gerilim müziği)
Eda, bak bana, bak bana.
İyi misin? Bak bana. Eda.
("Aytekin Ataş - Sen Çal Kapımı" çalıyor)
"Yanlışlarımdan ders alacak kadar olgun değilim"
"Bu yalan bir mecburiyet, yoksa sana vurgun değilim"
"Ama gözlerimde bir ışık, kalbimin tıkırtısı"
"İçim içime sığmıyor, ya bu neyin kıpırtısı"
"Dön yüzünü gökyüzüne, bak bir aşkın yıldızına, aman"
"Parlayacak, sönecek, biliyorum"
"Her şey olur, her şey biter"
"Bir yıldız gökyüzünde kayar yiter"
"Her şey olur, her şey biter"
"Yalnızlık hep aynaları mesken tutar"
"Her şey olur, her şey biter"
"Bir yıldız gökyüzünde kayar yiter"
"Her şey olur, her şey biter"
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.