Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Erkek) Son iki, üç, dört.
("Aytekin Ataş - Sen Çal Kapımı" çalıyor)
(Serkan) "Yanlışlarımdan ders alacak kadar olgun değilim"
(Eda) "Bu yalan bir mecburiyet, yoksa sana vurgun değilim"
"Ama gözlerimde bir ışık, kalbimin tıkırtısı"
"İçim içime sığmıyor, ya bu neyin kıpırtısı"
"Dön yüzünü gökyüzüne, bak bir aşkın yıldızına, aman"
"Parlayacak, sönecek, biliyorum"
"Her şey olur, her şey biter"
"Bir yıldız gökyüzünde kayar yiter"
"Her şey olur, her şey biter"
"Yalnızlık hep aynaları mesken tutar"
(Müzik)
(Nikâh memuru) Değerli konuklarımız, nikâh törenimize hoş geldiniz.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Evlendirme Dairesine...
...evlenmek üzere başvurdunuz.
Yapılan incelemede herhangi bir engeliniz bulunmamaktadır.
(Nikâh memuru) Şimdi bugün burada...
...misafirlerimizin de huzurunda...
...evlenme isteğinizi sözlü olarak beyan etmenizi rica ediyorum.
Sayın Selin Atakan, kendi özgür, hür iradenizle...
...hiç kimsenin etkisi ve baskısı altında kalmadan...
...Sayın Ferit Şimşek'i bir ömür eşliğe kabul ediyor musunuz?
Evet!
(Müzik) (Alkışlıyorlar)
(Nikâh memuru) Sayın Ferit Şimşek, kendi özgür, hür iradenizle...
...hiç kimsenin etkisi ve baskısı altında kalmadan...
...Sayın Selin Atakan'ı bir ömür eşliğe kabul ediyor musunuz?
(Gerilim müziği)
(Selin dış ses) Serkan, ben bütün cesaretimi toplayıp...
...seninle konuştum.
(Selin dış ses) Ve eğer sen istersen Ferit'ten ayrılacağımı söyledim.
(Selin dış ses) Eda bana geldi...
...bizim sözleşmemiz var, Serkan sana âşık dedi.
Ferit olağanüstü bir adam.
Ve ben onunla bir hayat kurmak için çok çaba sarf ediyorum.
Ama yani mantığım onunla olmam gerektiğini söylüyor.
Yani benim için doğru olan o.
Ne anılarım var benim bu evde.
(Geçiş sesi)
(Gerilim müziği...)
(...)
Ferit.
Selin, ben yapamam.
Selin, bu hiç doğru bir şey değil, ben bunu yapamam.
Nereden kapanıyor ya bu?
-Ne diyorsun? -Selin, yapamam.
Yapamam Selin.
Ben bütün hayatımı başka birine âşık bir kadınla bir arada geçiremem.
Hayat dediğin şey bu kadar basit bir şey değil Selin, ben yapamam bunu.
Ferit, her şey değişti artık, sana söyledim, artık eminim.
Ben söylemediklerini duydum ama Selin.
Yapamam yani, yapamam.
Ferit...
...lütfen beni şu an burada böyle terk etme, lütfen.
Keşke daha önce yapacak cesaretim olsaydı Selin.
Keşke. Çok özür dilerim.
Yapamam.
(Müzik)
Ne yapacağım?
Sakin ol.
(Müzik...)
(...)
(Pırıl) Bulamadım.
Ferit yok, gerçekten gitmiş. Selin'e de ulaşamıyorum.
Düğün iptal o zaman. Hay Allah ya!
Biz şimdi ne yapalım? Gidelim mi, kalalım mı...
...ben bilmiyorum.
Vallahi bu manzara da çok güzeldi. Keşke biraz tadını çıkarsaydık.
Konumuz manzara mı Erdem?
Serkan nerede?
Beklenecek bir şey yok. Ben de gidiyorum o zaman.
-Ben de seninle geleyim mi? -Ben giderim.
(Gerilim müziği)
Neredesin?
Selin nerede? Bulabildin mi?
Hayır. Her yere baktım, yok. Mahvolmuştur.
Düşünsene, bir de herkesin önünde.
İstersen biraz daha arayabilirsin.
Ben buradan eve tek başıma giderim, sorun değil.
Bir şeye ihtiyacı olur. Bana ihtiyacın olursa da söylersin.
Sen...
Sen biraz kıskandın mı?
Kıskanmıyorum Serkan.
Böyle bir durumda ne diyeyim?
Yani...
Yani kıskanacak bir durum yok çünkü.
-Evet. -Biliyorsun, aramızda...
...artık...
...gizli bir kelepçe var.
O yüzden...
...açıkçası senden ayrılamıyorum.
Bana güvenebilirsin.
Güveniyorum zaten.
(Serkan) Güzel.
-(Serkan) Ama kötü oldu. -Evet, ben de çok üzüldüm.
(Duygusal müzik)
(Eda) Dur, dur.
Serkan...
...sence Ferit niye böyle bir şey yaptı?
Bilmiyorum.
Ama çok yanlış yaptı.
Yani bundan sonra Selin çok zor toparlanır.
Herkesin önünde böyle bir şey yapması onun için çok ağır oldu.
Her kadın için çok ağır.
Demek ki bazen aşk yetmiyormuş.
Efendim?
Bazen aşk yetmiyormuş, öyle mi?
Vay!
Beni bayağı şaşırtıyorsun Eda Yıldız.
Ben artık iniyorum.
Eda...
...ben artık bu oyunu oynayamam.
Yani seninle birlikte olup böyle uzak olamam.
Ben de.
Ben kızlara söyleyecektim, o zaman halama da söyleyeyim.
Söyle.
Çok büyük kriz çıkacak, biliyorsun değil mi?
Halam sözleşmeyi biliyor. Annen var.
Annen benden nefret ediyor.
Çok büyük kaos çıkacak. Ortalık yanacak.
Yansın.
Kaos iyidir.
Bizi daha da güçlendirir.
Bu da moral için.
-Ben söyleyeyim o zaman. -Hemen söyle.
(Hareketli müzik...)
(...)
Ben müzisyenlere kaç saat önce git dedim!
Hâlâ gitmemişler mi? Niye oradalar?
(Melek) Peki, tamam.
Bütün haberler tek tek kaldırılıyor.
Kesin Selin kaldırtıyor. O müdahale etti.
Ben de bu kafayı anlamıyorum.
Haberi kaldırınca düğün olmuş mu sayılıyor?
İşte evlilik öyle bir kara delik ki...
...ucundan dönmüş olsan bile o girdap seni içine çekiyor.
Erdem...
...sen çiçekçiye bir gitsene.
Halamın belki yardıma ihtiyacı vardı.
Ben ne anlarım çiçekçiden? Ben ona yardım edemem ki.
Belki de anlıyorsundur. Bir gitsen mi?
Haa! "Erdem, ben içeride miyim?"
Alacağın olsun.
Bana niye direkt söylemiyorsun?
-Benim arkadaşlarım, farkında mısın? -Ben senin arkadaşın değil miyim?
Erdem, hadi.
Ceza olarak terliklerini alıyorum.
Ben bu surat ifadesini tanıyorum.
Ben Eda'yı tanıyorum. Kesin bir şey anlatacaksın. Anlat hemen.
Evde ne var keki mi yapsak?
Sen bir anlat, keki yaparız.
Anlatıyorum ama kızmak yok.
Kızmayın çünkü ben gerçekten anlatacaktım ama hiç yalnız kalamadık, o yüzden.
Biliyorsunuz, birbirimizden sır saklamayacağız. Söz verdik.
Serkan'la ben...
...yani biz...
...ayrılamadık. -Siz sevgili miydiniz?
Yani aslında değildi. Her şey sahteydi, gerçekten.
Sözleşme vardı ama zamanla...
(Melek çığlık atıyor) Yaşasın ya!
Gel seni bir öpeyim Dadacığım.
Oh! Oh! Ben söylemiştim, hatırlıyor musunuz?
Adam evin önünden gitmiyor. Sürekli kapının dibinde.
Yok efendim Sirius'u özlemiş! Yok efendim başka bir şeymiş!
Kapıdan kovuyorsun, bacadan giriyor!
Of! Ne dedi Eda? Belli ki bir şey demiş.
Hemen anlat, ne oldu? Çatlayacağım.
Sana deli gibi âşık oldum, dedi.
(Melek çığlık atıyor)
Ben de ona oldum ya!
Yüzyılın robotu Serkan Bolat sana deli gibi âşığım dediyse...
...bu aşk gerçektir abi. -Evet!
-Yaşasın! -Hadi kek yapalım, hadi.
Çak çak çak!
(Hareketli müzik)
(Aydan) Gerçekten nutkum tutuldu Nesrin.
Selin'in başına bunların geldiğine inanamıyorum.
Neyse, umarım kendini çabuk toparlar.
Tamam canım. Sağ ol haber verdiğin için.
Ben de öpüyorum. Bye bye.
Aa, Alptekin!
Neler olmuş düğünde öyle!
-Büyük skandal! -Evet.
Aa! Ferit nasıl böyle bir şey yapar?
-Selin perişan olmuştur. -Skandal. Yani büyük skandal.
Bütün cemiyet de oradaydı.
Neyse, Selin güçlü kızdır, çabuk toparlar.
Hem birbirlerine çok uygun değillerdi.
Yine başlama Aydan.
Ay... Yalan mı söylüyorum Allah aşkına?
Artık Serkan'la Selin'in önünde hiçbir engel kalmıyor.
-Hemen Selin'i aramam lazım. -Ulaşılamıyor. Ben aradım.
Belki de Serkan onu bulmuştur...
...ve teselli ediyordur.
Serkan, Selin'in yanında olamaz.
Çünkü başka birisiyle birlikte.
Kiminle birlikte?
Onları gördüm Aydan.
Serkan, Eda'yla birlikte ve sarmaş dolaştılar.
Nasıl sarmaş dolaş?
Konuşmalarını duydum Aydan.
Eda'yla Serkan birbirlerine âşıklar.
Sarmaş dolaşmış! Aşkmış filan! Delireceğim!
-Hadi bakalım! -Çok güzel kokuyor.
Çok lezzetli gözüküyor. Al.
-Al bakalım. -(Melek) Sen de şunu al.
Teşekkürler.
-Dilek tutacaktık. -Dilek tutun.
Arkadaşlar, taş mı koydunuz içine?
Bu ne be! Zehirleneceğiz!
Sirke kimin fikri? Bu kadar kötü olmaz ya!
Boğazımdan aşağı inmiyor.
Olsun, sizinle bu taş gibi keki kemirmek de güzel.
Biz ne olursa olsun her zaman senin arkandayız.
Çok değişik bir şeymiş.
Böyle bulutların üzerinde yürüyormuş gibiyim.
Peki, Ayfer ablaya ne zaman söyleyeceksin?
En zoru o zaten. Nasıl kızacak belli değil.
Kadın şimdi ne desin?
Sözleşmeyle başlayan bir aşk iflah olmaz mı desin?
Yoksa "Serkan mantık adamı...
...tamam, ayaklarını yerden kesmişsin, aklını almışsın ama...
...sonuçta her insan özüne döner." mi desin? Ne desin yani?
Biz Serkan'la birbirimize âşığız.
Ben onun bana olan aşkına inanıyorum.
Ben de ona âşığım.
Biz her türlü şeyi aşarız, ben biliyorum.
(Figen) Madem seviyor...
...saygımız var.
(Telefon çalıyor)
-Alo? -Pırıl...
...Selin'e ulaşabildin mi? -Hayır, ulaşamadım canım.
Ben de zaten koştur koştur ofise gelmek zorunda kaldım.
Ama ben anlamıyorum Serkan. Bu kız nereye gider kimseye haber vermeden?
Tamam.
Eğer bir şey duyarsan bana haber ver, tamam mı?
Tamam canım, olur. Sen de haber ver.
(Kapı vuruluyor)
-Eda. -Halacığım.
Canım, ben sana şimdi bir soru soracağım, tamam mı?
Sen evet ya da hayır diyeceksin. Basit.
Sen İtalya'ya gidecek misin?
-Evet. -Vazgeçmeyeceksin?
-Vazgeçmeyeceğim, gidiyorum. -Çok iyi.
Çok iyi.
Niye sordun?
Hiç. Yani kışlıkları ona göre çıkarayım diyorum da o yüzden.
Senin benimle konuşmak istediğin bir şey var mı?
-Aslında var. -Gel.
Ama çok geç oldu hala.
Vallahi benim çok uykum geldi. Bence biz sonra konuşabiliriz.
Tamam güzelim, sonra konuşuruz. İyi geceler sana.
-İyi geceler. -Hadi görüşürüz.
Oh.
(Telefon çalıyor)
-Alo? -Ne yapıyorsun?
Halanla konuşabildin mi?
Ya... Kızlarla konuştum.
Onlara anlattım da...
...halama anlatacak cesareti daha bulamadım.
Ama bir yolunu bulacağım.
Peki, ne yapıyorsun?
Hiç.
-Hayal kuruyordum. -Hımm.
Ne güzel. Anlatır mısın?
Anlatamam.
Sen ne yapıyorsun?
Hiç, ben de bir şeyler hayal ediyorum.
Sen hayal kurar mıydın ya?
Tatlı rüyalar Eda Yıldız.
Tatlı rüyalar Serkan Bolat.
(Duygusal müzik)
-Selin? -Serkan, çok çok özür dilerim...
...bu saatte buraya geldiğim için.
Yok, olur mu! Ben özür dilerim. Gel.
(Selin) Çok üzgünüm.
Tamam, gel, geç. Geç şöyle, oturalım.
İyi misin?
Selin, ben...
-Ben çok yanlış-- -Serkan...
...ben çok hata yaptım.
Ferit beni gerçekten seviyordu.
Ama ben hem kendimi hem onu hayal kırıklığına uğrattım.
Yani yeni bir hayat kurmak istemiştim ama...
...elimde hiçbir şey kalmadı. Her şeyi kaybettim.
Öyle deme.
Her şey değil, inan.
Dostların var.
Holding var.
Birlikte holdingde yapacağımız daha çok şey var.
O yüzden her şeyi kaybetmedin.
Serkan...
...ben holdingdeki hisselerimi Efe Akman'a sattım.
Ne...
Ne yaptım?
Yüzde 5'ini kendime sakladım.
Yüzde 45'ini Efe Akman'a sattım.
Selin, sen ne dediğini duyuyor musun?
Holdingdeki hisselerini mi sattın?
Neden böyle bir şey yaparsın?
Çünkü senden uzak kalmaya ihtiyacım vardı.
S... Selin, çözümü holdingdeki hisselerini mi satmak?
Bu mu?
Serkan, ben...
...senin karşına geldim, kalbimi açtım, bütün gururumu çiğnedim.
Gerekirse Ferit'ten vazgeçeceğimi söyledim. Sen yanıma bile gelmedin.
Bir de benim açımdan bakmaya çabalar mısın lütfen?
Evet, tamam.
Haklısın.
Anlayabiliyorum.
Kızmadın mı?
Benim hatam.
(İç çekti)
Gerçekten anlayabiliyorum.
Bir gün, sonunda...
...yeni bir hayat başlatmak herkesin hakkı.
Ferit'le gerçekten yeni bir hayat kurmaya çalıştım, o da olmadı.
Senden tekrar özür dilerim.
Dileme.
Bu arada bu saatte buraya gelmemeliydim. Onun için de kusura bakma.
Ama gerçekten başka gidecek yerim yoktu. Kime gideceğimi bilemedim.
Yoo, merak etme.
Şu an bunları düşünme. Tamam mı?
Bir şekilde her şeyin bir çözümü var.
Birlikte bunu çözeceğiz.
O yüzden sen şimdi dinlen, ben zaten spor yapacaktım, o yüzden...
...biraz kafanı toparla ve uyu.
Tamam mı? Sana içeriden bir şeyler getireyim.
(Hareketli müzik...)
(...)
Serkan Bey, bir buçuk saatiniz doldu.
Sağ ol Seyfi.
Kepek mi o?
-Efendim? -Omuzunuzdaki diyorum. Kepek mi?
Kepek mi?
İmkânsız.
Atlardan geldim ya, ondandır.
Neyse...
...hijyen önemli Seyfi. Hijyen önemli.
(Hareketli müzik...)
(...)
Alptekin...
...günaydın. -Günaydın Aydan.
Nasılsın?
Hiç iyi değilim. Sabaha kadar uyuyamadım.
Oh!
Ben de öyle.
Ama Serkan'la konuşman lazım.
Gerçeği bilmeli.
Evet.
Keşke bu araştırmayı yıllar önce yaptırsaydım.
(Alptekin) Eda'yla tanıştığında söylerdim.
Anne, babanın ölümüne dolaylı da olsa biz neden olduk derdim.
Ne bileyim, belki o zaman söylemek daha kolay olurdu.
Serkan ilk defa böyle bir şey yaşıyor.
Kız onu kendine bağladı.
Seni bile.
Doğru.
Dünden beri bunu düşünüyorum.
Ona o kadar sert davrandım ki onun yerinde başkası olsa...
...farklı hareket ederdi.
Bu kız ya bir melek...
...ya da gerçekten ailesinin intikamını almaya geldi.
Yok canım!
Hayır, sanmıyorum.
Yok ama çok haklısın.
Serkan'la konuşmam lazım.
Onun bilmesi gerekiyor.
Lütfen arar mısın?
-Gelsin, konuşayım. -Hemen.
Serkancığım, günaydın canım.
Müsait misin? Baban seninle konuşmak istiyor.
Tamam canım, bekliyoruz.
Geliyor.
(Arama tonu)
-Günaydın. -Sana da günaydın.
Hâlâ duruyor demek.
Anısı var.
O...
...Selin mi?
Evet. Ee...
Sabah bayağı erken geldi. Uzun hikâye, sana sonra anlatırım.
-Tamam, anladım. -Tamam.
Neyse, birazdan seni almaya geleceğim, tamam mı?
-Tamam. Görüşürüz. -Harika. Bye bye.
Sağ olasın.
Ben Selin Hanım'a çok üzülüyorum. Vallahi.
Ne bileyim, çok kötü terk edildi be!
-Sen buna mı üzülüyorsun Melo? -Evet.
-Konumuz Melo'nun kâbusları. -Evet.
Nikâh masasında terk edilmek kâbusum.
Yani bir insan daha kötü nasıl terk edilebilir ki?
Selin Hanım çok üzülmüştür.
Acaba işi bırakır mı?
Ben yine işsiz mi kalacağım?
Neyse ki tecrübesiz olduğun bir konu değil Melo.
Gerçekten öyle.
CV'mde yetenekleri nedir diye sorsalar mesela.
-Ne? -Bir; işsizlik. İki; kalp kırıklıkları.
(Mesaj geldi)
-Erdem, ne yapıyorsun orada? -Ben aç değilim.
Ama Fifi kahvaltıyı hazırladı.
Bir anda acıktım.
Gel.
(Müzik)
(Mesaj geldi)
Bu böyle buradan yere düşer! Al bunu cebine sok.
Al bunu.
Ee, niye cevap vermeyi kesti bu?
-Kim? -Yok canım, kes... Ee...
Benim işe gitmem lazım. Çok teşekkür ediyorum.
Ellerine sağlık Fificiğim. Zeytin inanılmaz olmuş.
Ama hiçbir şey yemedin.
(Erdem) Ben şimdi yolda yerim.
Hoş geldin canım.
-Baba. -Hoş geldin oğlum.
Seninle konuşmak istediğim bir şey var.
Geç, otur.
Ben sizi yalnız bırakıyorum.
Ben de seninle konuşmak istiyordum.
Güzel.
Ee, Selin'le görüşebildin mi? Durumu nasıl?
Hisselerini sattığı için çok pişman. Ama eminim, bundan haberin var.
Var. Şirketin avukatı dün akşam haber verdi.
Selin'in hisselerini satması çok büyük bir hata.
Böyle bir hatayı nasıl göremedik, bilmiyorum.
-Nasıl göremedik mi? -Evet.
Gerçekten bunu mu sorguluyorsun?
Ben sana aylardır Selin'in hisselerini alalım dedim.
Ferit'i işe sokma dedim. Sen ne yaptın? Ferit'i işe soktun.
Selin de hisselerini sattı. Kime sattı?
Efe Akman diye bir herife sattı. Yüzde 45'ini.
Ve sen bunu mu soruyorsun? Nasıl göremedik mi?
Haklısın.
Haklıyım. Bak...
...sana holdingi bana bırak dedim.
Hata yapıyorsun dedim ama sen beni dinlemedin.
Gerçekten anlamıyorum, neden bana hiç güvenmiyorsun?
-Ben sana her zaman güvendim Serkan. -Öyle mi?
Böyle mi güveniyorsun? Böyle mi güveniyorsun ya?
Gerçekten inanılır gibi değil.
Efe Akman diye tanımadığımız bir herif...
...artık holdingin hisse sahibi.
Biliyor musun ne?
Abim hayatta olsaydı...
...o holdingi şu an o yönetiyordu. -Evet.
-Bak Serkan... -Efendim?
Ben sizi hiçbir zaman ayırmadım, anlıyor musun?
Emin misin? İstersen bir geçmişe bak ve öyle kur cümleni.
Neyse, boş ver, olan oldu.
O yüzden ne konuşmak istiyorsun?
-Çok eskiden... -Evet?
Sen daha küçükken...
...holdingin ilk yıllarında ben...
...bu ee...
...holdingi ilk kurduğumuz yıllarda...
...bir hata yap... Ah!
Sen iyi misin? Bir gel, otur, otur.
Baba, iyi misin?
Hayır.
Aç şunu, aç şunu. Seyfi!
Ne oluyor? Ne oluyor, söyle.
-(Serkan) İyi, iyi... -(Seyfi) Ne oldu?
(Alptekin) Galiba iyi değilim.
(Serkan) Hemen bir ambulans çağır. Hemen bir ambulans çağır.
İyi olacaksın, iyi olacaksın. Çağır hadi!
-Tamam, tamam, nefes al. -(Alptekin) Tamam. Buradayım, hayır.
Ah, hayır, hayır! Elim uyuşuyor.
(Müzik)
(Serkan) Gel, gel.
(Aydan) Alptekin!
(Alptekin) İyiyim ben, iyiyim ben.
-Serkan, sakın yalnız bırakma! -(Serkan) Tamam, merak etme.
Ben dışarı çıkamıyorum, lütfen onu yalnız bırakma!
Böyle bir zamanda çıkamayacaksam, ne zaman çıkacağım?
(Aydan) Serkan, yalnız bırakma babanı!
Ben çıkamıyorum, onu bırakma!
Sen telaş etme, tamam mı? Gideceğim, yanında olacağım.
Tamam, tamam! Şunu babanın yanına koy.
Belki bunun kokusunu alırsa rahat eder.
Yanında olacağım, merak etme.
(Ambulans sireni çalıyor)
(Pırıl) Erdem, Engin nerede?
-Bilmem. -Sen Engin'in asistanı değil misin?
İşte sizin sorununuz bu Pırıl Hanım.
(Erdem) Siz 'title'lara çok kafayı takıyorsunuz.
Yok asistan, iç mimar, dış mimar.
Gerçek hayatta bunların karşılığı yok yani.
-Öyle mi Erdem? -Pırıl Hanım, şey...
...şimdi şantiyeden aradılar da çimento gecikmiş.
Usta da beton bozulabilir diyor, biz ne yapalım?
Bunun için bana niye geliniyor ki? Bu Engin'in işi değil mi Leyla?
Şimdi şöyle bir durum var...
...Engin Bey acil bir iş için Katar'a gitti bu sabah.
-Öyle mi? -Evet.
Öyle mi? Ne işi? Ne Katar'ı? Benim niye haberim yok bundan?
Şimdi ben de konuyu pek bilemiyorum.
Bana sadece acilen bilet almam söylendi.
Ben mevzuyla ilgili bir detay bilmiyorum.
Ben şimdi doğru mu anlıyorum? Beyefendi telefonunu da kapadı...
...ülke dışına iş gezisine çıktı, öyle mi?
-Evet. -Oh!
-Oh, ne âlâ memleket, değil mi? -(Leyla) Evet.
Çok da kızgın bir anınızdasınız ama şantiye işi, ne yapalım?
Şöyle yapalım, tedarikçi listesindeki herkesi arayalım...
...hangisi en kısa zamanda yolluyorsa malzemeyi...
...bu saatten sonra onunla çalışalım inşaat için.
-İnanılmaz mantıklı. -Ben bunu hemen hallediyorum, bende.
-Tamam canım. -(Erdem) Leyla, onları hallet.
(Müzik)
(Çocuk Serkan iç ses) Annemle seni istiyorum. Abim nerede?
Bak, orada çok güzel arkadaşların olacak.
Hadi, içeri girer misin lütfen?
(Duygusal müzik)
Baba, lütfen! (Geçiş sesi)
(Duygusal müzik)
(Selin) İyi misin?
(Duygusal müzik)
Benim yüzümden oldu Selin.
Üzerine fazla gittim.
Alptekin amca güçlüdür.
Biliyorsun. İyi olacak, merak etme.
-(Aydan) Ay! -(Seyfi) Aydan Hanım, sabahtan beri...
...dolanıp duruyorsunuz. Biraz oturup soluklansanız?
Nasıl oturup soluklanayım? Bir dert bitiyor, biri başlıyor.
Zaten sıkıştım, kaldım burada. Hiçbir şeyden haberim yok.
Şu Serkan'ı tekrar ara.
Aydan Hanım, on defa falan aradım zaten.
Müsait değil belli ki. Bir şey olursa arar bizi.
Seyfi, bir kere daha ara!
(Telefon çalıyor) Pardon.
Alo, Serkan Bey.
-Serkan! -Anne...
...merak etme, iyi.
İyi olacak.
Ne dedi doktorlar? Bana her şeyi anlat bakayım.
Şu an birkaç test yapıyorlar. Ama bence eve dönebilecek.
Ay! Bir eve gelsin, ben ona bebekler gibi bakacağım.
Merak etme, haber vereceğim sana. Lütfen üzme kendini.
Tamam canım, tamam. Sen beni merak etme. Hadi görüşürüz.
(Müzik)
Pardon Selin.
(Yabancı dilde müzik dinliyor)
(Telefon çalıyor)
-Günaydın. -Günaydın.
Sen gelmiş olamazsın. Çünkü ben daha hazırlanmadım.
-Beş dakikaya falan ihtiyacım var. -Yok, gelemedim.
Serkan?
Sen iyi misin? Sesin kötü geliyor, ne oldu?
Ee, babam...
...hastaneye kaldırıldı. Kalp spazmı olabilirmiş.
Ne?
İyi mi? Neredesiniz? Ben hemen geliyorum.
-Pardon. -Serkan, baban uyanmış...
...seni görmek istiyor.
-Serkan, iyi mi? -İyi. İyi, ee...
...Eda bak, merak etme.
Telaşlanacak bir şey yok. Ben seni arayacağım.
-Geçmiş olsun Serkan Bey. -(Serkan) Teşekkürler. Nasıl? İyi mi?
Kalp spazmı geçirmiş. Ama genel olarak durumu iyi.
Ucuz atlattı, damar tıkanıklığı varmış.
-Anladım. -(Doktor) Kendisine de söyledim...
...bundan sonra sağlığına, beslenmesine ve sporuna dikkat edecek.
Daha çok dinlenecek ve stresten uzak duracak.
-Tamamdır, teşekkürler. -Ne demek, geçmiş olsun.
Sağ olun.
(Kapı açıldı)
Beş dakika kalabilirsiniz. Ziyaretçi almıyoruz, dinlenmesi lazım.
Tamamdır.
O zaman ben bir içeri gireceğim.
-Sen burada mısın? -Buradayım.
Tamam.
(Müzik)
-İyi misin? -Turp gibiyim.
(Alptekin) Sen burada mı bekledin?
Onca işin gücün var be oğlum.
Bence bunları düşünme şu an.
Bizi bayağı korkuttun.
Hayatta her şeyin bir nedeni var.
Öyle mi diyorsun?
Bunun nedeni neymiş?
Artık hayatımı yaşamam...
...annene daha fazla vakit ayırmam ve...
...holdingi sana devretmemin...
...mesajıydı. -Dediğim gibi...
...bence şu an iş düşünme. -Hayır.
O holding senin.
(Alptekin) Onu eski parlak günlerine getir.
Yeni ortağımız Efe Akman bugün gelecekmiş.
Onu sen karşıla.
Bir patron olarak.
Bi... Serkan, senden...
...özür dilerim. -Lütfen özür dileme.
Hayır, onun için değil.
Abini senden ayırdığımı...
...onu senden daha çok sevdiğimi düşünmene neden olduğum için...
...senden özür dilerim.
Hiç konuşamadık.
Yıllarca konuşmadık.
Evet, o benim için önemliydi.
Ama sen...
...Serkan, sen benim için--
Alptekin Bey, tansiyonunuza bakalım mı?
Pardon. Buyurun.
(Müzik)
İyi dinlen, bir daha geleceğim.
Tamam. Sakın dışarıda bekleyeyim deme. Git artık.
-Endişelenmeyin, emin ellerde. -Teşekkürler.
(Kapı açıldı)
(Selin) Nasıl Alptekin amca? iyi mi?
İyi. İyi.
Sadece iş diyor, holding diyor...
...ama iyi. -Harika bir haber bu.
Aklı fikri işteyse iyileşmiş demektir.
Evet. Sadece keşke bu duruma düşmeseydi.
Alptekin amca sana çok güveniyor.
Senin yönetiminle bu krizi de aşacağız, merak etme.
(Telefon çalıyor) Hay Allah!
Bugün de herkes arıyor.
Efendim?
Efe Bey!
Teşekkürler. Vardınız demek. Ne güzel.
Bugün?
Olur.
Yok, holdingde olmayacağım.
Bizim mimarlık ofisinde olacağım. İsterseniz oraya gelin.
Orada toplantımızı yaparız.
Olur, asistanım size konum atar.
Tamamdır.
-Efe Akman mı? -Evet. Türkiye'deymiş.
Yeni geldi herhâlde.
Ama bugün buluşmak istiyor. O yüzden bizim ofise gelecek.
Bir an önce bu devir teslim olayını halletmek istiyor.
Sen de gelirsen sevinirim.
Krizi birlikte aşarız.
Tamam? Şimdi Seyfi'ye mesaj atayım, babamı yalnız bırakmasın.
Diyorum ki ne dikiliyorsun burada? Diyor ki; şey. Ne oğlum ne? Şey.
Aa, ne oldu? Yüzünden düşen bin parça!
-Alptekin Bey. -(Ayfer) Ee?
-Kalp spazmı geçirmiş. -(Hep birlikte) Ne?
Bir şeye ihtiyaçları var mıymış peki? Ne oldu?
Hastanedeymiş, odaya almışlar.
Gidelim, biz de gidelim, bakalım ona.
Kimseyi yanına almıyorlarmış ki. Serkan da çok kısa bir süre görmüş.
Aydan Hanım da evden çıkamıyor, yalnız kalmıştır. O zaman...
...Aydan Hanım'a gidelim biz. Onun yanında olalım.
Melo, bizi gördüğüne sevineceğini zannetmiyorum.
Hastalık başka bir şey.
Ne bileyim, kadın şimdi ne evden çıkabiliyor...
...ne kocasının yanına gidebiliyor. Aman, of!
Neyse, sen işe git. Ben zaten hazırlanıp Serkan'la buluşacağım.
(Eda) Beraber şirkete geçeriz. Biz bir konuşalım...
...duruma göre size de haber veririm. -(Ayfer) Tamam.
-(Melek) Hadi görüşürüz. -(Ayfer) Hay Allah!
(Pırıl) Onu halledelim.
Serkan Bey!
Ee, biz, hepimiz duyunca çok üzüldük.
Alptekin Bey iyi mi?
İyi, teşekkürler Leyla. Gayet iyi, sadece dinlenmesi lazım.
Serkan, çok--
(Duygusal müzik)
Tamam, teşekkürler Leyla.
-Sen iyi misin? -İyiyim Pırıl, her şey yolunda.
(Duygusal müzik)
(Leyla) Çok üzgün.
Belli etmiyor.
(Duygusal müzik)
Bir şeye ihtiyacınız var mı Selin Hanım?
Yok Melek.
Eşyalarımı topluyorum. Düğünden önce hisselerimi devrettim.
Biraz ani bir karar oldu. Seninle de konuşamadım, kusura bakma.
Ama işi bırakıyorum.
Nasıl yani? Beni, holdingi bırakıp gidiyor musunuz?
Öyle oldu.
Hisselerimi devralan Efe Bey...
...senin durumunla ilgilenecektir. Eğer çalışmak istemezsen de...
...haklarını verirler.
Affedersiniz, ben böyle ikinci bir şok yaşadım bugün.
Aslında aklım Alptekin Bey'de. Çok geçmiş olsun.
Sağ ol. İyi olacak inşallah.
(Duygusal müzik)
Selin Hanım, ben bugün buraya mesaimi tamamlamaya gelmedim.
Belki yardıma ihtiyacınız olur diye geldim.
Söyleyin, ne istersiniz benden?
Aslında işleri toparlamam lazım ama...
...konsantre olamıyorum.
Bu birkaç gün benim yanımda olursan çok iyi olur.
Tabii ki.
Yardım edeyim ben bunları toplamaya.
-Bu çok güzelmiş. -Hediye o.
Melo, Selin Hanım niye gidiyormuş?
Selin Hanım hisselerini satmış.
Onun yanında söyleyemiyorum ama...
...gerçekten panikten çığlık atasım geliyor.
(Müzik...) (Konuşmalar duyulmuyor)
(...)
(Konuşmalar duyulmuyor)
Ne?
(Müzik)
Se-Selin Hanım hisselerini satmış!
Serkan Bey de gidecek! Ben şu an sevinsem mi üzülsem mi...
...bilemedim. Ne yapacağız biz?
Bittim ben.
Çok büyük bittim ben. Babam hayatında bir tane iyilik yapmış...
...o da gitmiş, Engin Bey'e denk gelmiş.
Eğer bu şirkete bir şey olursa ben ne yapacağım?
Ne olmuş? Hisseleri mi satmış?
Ee...
(Kadın) Nasıl yani? Serkan Bey gidiyor mu?
-(Leyla) Ee... -O giderse kapanır burası.
Sakin olun.
Serkan öyle kolay kolay bırakmaz.
Vardır bir şey, öğreniriz şimdi.
Değil mi yani?
-Leyla. -Serkan Bey.
Erdem.
Suzan.
Eda.
Beş dakika içinde odamda olun lütfen.
Leyla, Pırıl Hanım'a haber ver.
(Müzik)
Ay, biraz daha yaklaştır Seyfi. Net göremiyorum.
-(Alptekin) Aydan. -(Aydan) Alptekin, canım, buradayım.
Aydan, inan bana, bir şekilde geleceğini biliyordum.
Sen yorma kendini, tamam mı? Hadi kapat gözlerini, dinlen sen.
Tamam canım.
Seyfi, bu açı değil, biraz daha geriye al. Odayı net göreyim.
Bilemedim, burası iyi mi ki Aydan Hanım?
Şimdi sana gönderdiğim nevresimleri ser.
-Bir de pijama giydir. -Ama şimdi Aydan Hanım...
...Alptekin Bey'i çok hareket ettirmememiz gerekiyor.
Orası iyi mi? Odanın havası falan iyi mi?
(Aydan ses) Havadar mı? Aç, perde varsa perdeyi aç.
Klimayı sürekli kontrol et, tamam mı? Soğuk olmasın içerisi.
Tamam, siz hiç merak etmeyin. O işlerin hepsi bende.
Hadi hoşça kalın. Klima...
-Açmayayım? -Lütfen.
Siz ne derseniz o.
(Serkan) Şimdi...
...Alptekin Bolat'ın durumu ne kadar iyiye gitse de...
...stresten uzak durması lazım.
O yüzden artık holdingle ilgilenmeyecek.
Ben ilgileneceğim.
Bir de bilmenizi istediğim başka bir şey daha var.
Efe Akman...
...holdingin yüzde 45 ortağı oldu.
O yüzden onunla yeni bir işe girdiğimiz için...
...kendisi ve ekibi bir müddet bu ofiste çalışacak.
Sizden de bu konuyla alakalı...
...yardımınızı isteyeceğim.
Serkan Bolat az önce bizim yardımımızı mı istedi?
Doğru mu duydum?
Evet Leyla.
Hatta resmen yüzüme bakıp söyledi. Sen onu gördün mü?
Ne alakası var Erdem?
Evet, bu kadar.
O yüzden lütfen işinizin başına.
Ve her zamanki gibi sizden...
...yüzde 200'ünüzü, hatta daha fazlasını bekliyorum.
Tamam Serkan Bey, merak etmeyin. Elimizden geleni yapacağız.
Merak etme Serkan. Herkes elinden geleni yapar.
-Teşekkürler. -Oldu o zaman.
(Müzik)
-Melek, bize kahve alsana. -Olur.
Pırıl.
Ah Selin'im ya!
Neredesin sen? Ben seni o kadar çok merak ettim ki.
Dün geceden beri ben ulaşamıyorum sana.
Haklısın. Seni de endişelendirdim, özür dilerim.
Bu akşam iş çıkışı buluşalım mı?
-Benim de konuşmaya ihtiyacım var. -Tabii ki.
Ama şu curcunayı halledeyim, sonra bütün akşamım senin. Tamam mı?
-Sağ ol. -Rica ederim, ne demek.
Her şey çok güzel olacak.
Bütün bu aksaklıklar geçecek.
-Rahatsız etmedim değil mi sizi? -(Serkan) Gel.
Yok, gel Selin.
(Müzik)
Konuşamadık.
Dün olanlar için çok üzgünüm.
Sağ ol.
İyi misin?
Utancımdan yerin dibine gireceğim artık.
Hisselerimi sattığım adam gelecek birazdan. O kadar pişmanım ki.
Selin, belli edemezsin.
Eğer anlarsa vermez.
-Bu mu plan? Hisseleri geri almak mı? -Evet.
(Müzik)
Senin ne işin var burada?
Geldim çünkü Efe Akman'ın danışmanıyım.
Burada olmamı o istedi.
Ben burada durmam, durmayacağım.
(Müzik)
Ferit...
...nedeni ne olursa olsun, dün yaptığın yanlıştı.
(Müzik)
(Selin) Sen nasıl gelirsin buraya?
Selin, ben seni dün akşam çok aradım ama kapalıydı telefonun.
Nikâhta terk edildiğim için arayan çok oldu.
Magazinciler, gazeteciler.
Evet. Bir PR krizini daha başarıyla atlatmışsın Selin.
Tebrik ediyorum seni.
Dün yaptıklarından sonra sen benimle nasıl böyle konuşuyorsun?
Selin, inan bana, bugün burada olmak...
...şu hayatta isteyeceğim en son şey, tamam mı?
Ama holdingi için başladığım bir iş var ve o iş--
Ne işi? Kimin işi?
Ben bütün hisselerimi seninle bir hayat kuracağım diye sattım.
Selin, sen acaba hisselerini Serkan'ı her gördüğünde...
...onunla birlikte olmak istediğin için satmış olabilir misin?
Hani düğünden bir gün önce annemler bizi beklerken...
...sen buraya gelip Serkan'la konuştun ya Selin...
...ben o gün buradaydım ve bütün konuştuklarınızı duydum.
(Geçiş sesi)
Serkan, ben bütün cesaretimi toplayıp...
...seninle konuştum.
Eğer sen istersen Ferit’ten ayrılacağımı söyledim.
(Selin) Eda bana geldi...
...bizim sözleşmemiz var, Serkan sana âşık dedi.
Sen bana dedin ki; bekle, geliyorum.
Bekledim, saatlerce bekledim, gelmedin.
(Geçiş sesi)
Selin, ben sana çok âşıktım.
Ben sana çok âşıktım.
Senin başka birini istediğini bile bile...
...seni mutlu edebilmek için çırpınabileceğimi düşündüm.
(Ferit) Yaparım sandım yani.
Ama yapamadım.
(Ferit) Yapamadım Selin, yapamadım. Yapamayacağım, yapmayacağım da zaten.
Evet, sana bunu nikâh masasında yaşatmak çok büyük bir hataydı.
Bunun farkındayım ve senden çok özür dilerim.
Ama benim seni terk etmem hata değildi Selin.
Sen bunu çok iyi biliyorsun.
Herkesin bir sınırı var ve benim sınırım buymuş demek ki.
(Müzik)
(Alptekin) Tamam, tamam Aydan, ben iyiyim.
(Alptekin ses) Hem yakında eve geliyorum, üzme artık kendini.
Tamam, sen beni merak etme.
Aydan...
...Serkan'a söyleyemedim. -Ay, Alptekin...
...az kalsın ölüyordun söyleyeceğim diye.
-Hâlâ bunu mu düşünüyorsun? -Ama Serkan'ın bilmesi gerekiyor.
Olmaz, olmaz! O stresi tekrar yaşamanı istemiyorum.
Serkan öğrenirse aranız bozulabilir.
-Ben halledeceğim. -Nasıl halledeceksin?
Kendi yöntemlerimle.
Şimdilik ikisinin de bilmesine gerek yok. Sen bana bırak.
-Ama bu yaptığım şeyin sorumluluğu-- -(Aydan ses) Alptekin...
...konu kapanmıştır. Ben halledeceğim dedim.
-Sen iyileşmene bak. Lütfen. -Tamam, tamam.
Sen ne diyorsan o.
(Müzik)
Evet, beş dakika geçti.
Eğer Efe Bey beş dakika içinde burada olmazsa...
...o zaman toplantı iptal.
Leyla, lütfen kapıya söyle, içeri almasınlar.
Tabii.
Teşekkürler.
Holdingin ortağını içeri mi almayacaksın?
Bu şirketin sahibi benim.
Eğer Efe Akman bir daha bir toplantı yapmak istiyorsa...
...sonra randevu alır.
Ne güzel olmuşsun bugün.
Senin de küpelerin çok güzel. Nereden aldın?
Efe Bey gecikti. Serkan Bey geç kalınmasına asla tahammül edemez.
Adamdan şimdiden nefret etti.
Ama ne olacak ki beş dakika geç kaldı.
Zaman göreceli bir şey.
Bize beş, ona 45 dakika geliyor olabilir.
-Ben Serkan Bey'e hak veriyorum. -Vallahi olay çıkacak.
Serkan nefret eder beklemekten.
Yok ya, eniştem yapmaz öyle şeyler.
Yapmayacaktır ya. Allah Allah!
-Çok şeker. -Evet, evet.
Tamam.
Gerçekten iki dakika daha sabredemediğin için mi Serkan?
Sabır.
O kelime benim sözlüğümde yok Ferit.
Peki.
(Müzik...)
(...)
(...)
-Efe Bey geliyor. -Efe de efeymiş maşallah.
Leyla!
Efe Bey, hoş geldiniz. Ben Leyla.
Merhaba Leyla.
Şirketimizin ortaklarından Pırıl Hanım.
Pırıl.
-Memnun oldum. -Ben de memnun oldum Efe Bey.
Kusura bakmayın, biraz geç kaldım. Havalimanında trafik yoğundu.
Uçaklar bir tülü piste inemedi.
-Estağfurullah, hoş geldiniz. -İnsanlık hâli.
-Leyla. -Pırıl Hanım.
Efe Bey'i Serkan'ın odasına alalım.
-Tamam. -Ofisimizi tanıtalım.
Memnun oldum tekrardan, görüşürüz zaten.
Ben de.
Buyurun. Burası ortak alanımız.
Bu herkese selam vererek bize doğru yaklaşan adam...
...yeni patronumuz olabilir mi?
Maşallah, o nasıl bir şey ya?
Ee... Erdem, Eda, Melo.
Efe Bey.
Merhaba.
-Merhaba Melo. -Merhaba.
Ee, Melek aslında, arkadaşlarım bana Melo diyorlar ama Melek gerçeği.
O zaman ben de Melo diyeyim sana.
Deyin, Melo deyin.
-Merhaba, Efe ben. -Eda.
Efe, Eda, hatırlaması zor olmayacak.
-Merhaba. -Merhaba patron.
Patron deme lütfen, Efe de bana ya.
Efe patron.
Selin Hanımlar da geldiler Efe Bey.
-Merhaba Selin. -Merhaba, hoş geldiniz.
-Ferit, ne haber? -İyi, hoş geldin Efe.
(Efe) Hoş bulduk.
Ee, Serkan Bey yok mu?
Serkan biraz sabırsızlandı artık.
(Ferit) Çünkü o dakik bir arkadaşımız ama.
Çok haklı. Ben de bekletilmekten nefret ederim.
Artık bir şekilde kendimizi affettireceğiz.
Göreceğiz.
Merhaba.
Merhaba Serkan Bey, sizinle tanıştığıma memnun oldum.
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
-Geçelim mi? -Siz geçin, ben hemen geliyorum.
(Efe) Arkadaşlar, ben Efe Akman.
Bundan böyle beraber çalışacağız.
Gerçekten sizinle çalışacağım için çok sabırsızlanıyorum.
Beraber çok güzel işlere imza atacağımıza eminim.
Benim içeride halletmem gereken ciddi bir mesele var.
Sonra bol bol konuşuruz. Görüşürüz.
-Görüşürüz. -Görüşürüz kahverengi kral.
Kahve ya üstündeki de.
Aydan Hanım, ben şimdi çıktım Alptekin Bey'in yanından...
...yalnızım, konuşabiliriz.
Alptekin'e ne dedin, bir şey anlamadı, değil mi?
Yok, kahve almaya diye çıkıyorum dedim. Hiçbir şey anlamadı.
Tamam.
Şimdi benim için bir şey daha yapmanı istiyorum.
Dinliyorum.
Eda'yı araştırman lazım.
İyi de ben araştırdım ya zaten Eda'yı.
Yani daha somut, böyle elle tutulur bir şeye ihtiyacım var.
Aydan Hanım, siz ne duymak istiyorsunuz?
Eda, Serkan'dan intikam alıyor olabilir mi?
Niye böyle bir şey yapsın?
Orasını boş ver, sen bana bilgi getir.
Ben bu hareketinizi hiç onaylamıyorum.
Seyfi, sen benim dediğimi yap!
Bunlar nerede, ne zaman tanışmışlar?
Serkan bir burs vermiş, iptal etmiş.
Bunların nedenini, niçinini, iç yüzünü bana araştır.
Gerekirse git üniversiteye sor.
Seyfi, lütfen.
Tamam, yani size karşı gelemiyorum. Yapacağım.
Tamam. Senden haber bekliyorum.
En sevmediğim şey bu sözleşme imza işleri.
Aksine, ben çok severim.
Her şey net olmalı.
Neden? Niye her şey net olmalı?
Biraz kaos, biraz fluluk iyi değil mi?
Onu yaşayarak göreceğiz.
Evet, şimdi bu buraya kadarki kısım birlikte yapacağınız proje içindi.
İsterseniz ortaklığa doğru gelelim.
Ortaklık demişken Ferit...
...Efe Bey, Selin Hanım'dan aldığınız hisseleri...
...açıkçası ben satın almak istiyorum, hemen.
Daha bugün ortak olduk ve siz hemen geri almak istiyorsunuz.
Neden?
Açıkçası bir nedeni yok.
Gücü elimde tutmayı tercih ediyorum.
Serkan Bey, benim sizin gücünüzü elinizden almam zaten mümkün değil.
Ama böyle büyük projeler yaptığım bir şirketin hissedarı olmak...
...beni gerçekten rahatlatıyor.
Anlıyorum ama maalesef beni rahatlatmıyor.
Anlıyorum. O zaman şöyle söyleyeyim.
Buna cevabım şimdilik hayır.
Yani siz de takdir edersiniz ki daha bugün imzaladığım bir şeyden...
...hemen vazgeçersem bu çok tutarsız bir hareket olur, ha?
Hem sizin de bana güveniniz sarsılır.
Bence biz bir altı ay sonra bunu tekrar konuşalım.
Peki.
-Ben imzalıyorum o zaman. -Tamam.
Bu arada kutlama yapacağız, değil mi?
Maalesef bugün değil. Çok işim var, sorunlarım var.
Bir mimarlık şirketi ve holding yönetmek durumundayım.
Anlıyorum. Olsun, başka zaman kutlarız.
Evet, o zaman umarım herkes için güzel sonuçlar doğurur.
(Ferit) Ben çalışmaya başlıyorum.
Ben de şunları imzalamaya başlayayım.
(Melek) Buradan gözükmüyor, çekil. Şuradan bakalım.
Buradan da gözükmüyor. Ben şuradan dinleyeyim.
Melo!
Melo, ne yapıyorsun? Yaklaşmasana o kadar!
Ne var ya? Bir dinliyorum ne diyorlar diye.
Tamam o zaman, ne diyorlar bana da söyle.
Melo'yu bugün işten kovmayalım, yarın kovalım, daha çok kaygılansın diyorlar.
Melo, senin hakkında konuşmadıklarına eminim.
Hem sana iş mi yok ya? Boş ver, gel şuraya artık.
Tabii bana iş yok ya.
Yönetici asistanlığından sonra tezgâhtarlığa geri dönemem, yıkılırım.
Hem sana bu yardımcı olduğumu falan Fifi'ye çıtlatırsın, değil mi?
Ben eve gidince daha neler çıtlatacağım ona, sen gör.
Bana bak, sen bu telefon işini çok abarttın.
Fifi oradan tanıştığı biriyle asla birlikte olmaz.
Umut bağlama ya.
Sen nereden anladın onu ya?
Ha, hah, hah.
Ne ha, hah?
Ha, hah!
Benim çok acil bir işim çıktı. Leyla, sen benim yerime bakarsın.
Ya Eda, ya bu Efe... Efe Bey.
Böyle insanın asistanı olası geliyor.
Hişt!
Kıvırcık!
Aklından çıkart, geri bas, frene bas!
O pozisyon benim.
Senden korkmuyorum.
Ama bir yandan da...
...ben zaten memnunum Serkan Bey'le çalışmaktan.
Akıllı kızsın, böyle devam et.
-Deli mi bu be? -Ben biraz daha dinliyorum.
-(Eda) Melo! -Ayaklarım gözükür mü benim?
-Tabii ki ayakların gözükür. -Çay koymaya gideyim.
Evet, atılan bu son imzalarla birlikte artık holdingin yüzde 45'i...
...resmî olarak sizin oldu. Hayırlı olsun.
Teşekkürler.
Evet, her şey resmiyete döküldü.
-Sizin ne kadar hisseniz var? -Benimki öyle önemli bir şey değil.
(Efe) Önemli bir şey değil olur mu?
Yani her hisse değerlidir.
Hem siz bizim proje danışmanımızsınız Ferit Bey.
Sağ olun, teşekkürler. Yüzde beş vermişti bana Alptekin Bey.
Güzel.
O zaman dört ortak kafa kafaya verip harika işler başaracağız, ha?
Holdinge ne zaman gideriz?
Açıkçası işleri bir süreliğine buradan yürütmek istiyorum.
Zaten birazdan holdingdeki arkadaşlar burada olurlar.
Olur, tamam. Bana fark etmez zaten.
Ben kolay adapte olurum.
O zaman bana müsaade.
Ben bir çıkıp arkadaşlara bakayım. Onlarla tanışayım, kaynaşayım.
Patron ilk günden bizden ayrı takılıyor demesinler.
Görüşürüz. Hayırlı olsun.
Selin.
Nereye?
Serkan, ben daha fazla burada duramam.
Yani...
...Ferit buradayken, hisseleri satmışken.
Anlıyorum.
Ama vazgeçemezsin.
Sana ihtiyacım var.
Efe'de yüzde 45 hisse var. Ferit’te yüzde beş.
Eşitlendik.
Tam şu an, bizim esas şu an birlikte olmamız lazım.
Eğer birlikte hareket edersek, o zaman o hisseleri geri alabiliriz.
Nasıl?
Bir şekilde alacağız, bir yolunu bulacağız, güven bana.
-Tamam. -Tamam mı?
Bak, eğer Ferit seni rahatsız ediyorsa...
...benim odamda çalış.
(Serkan) Hem bir süreliğine burada çalış, ne olacak.
Yok, kendi odamda daha rahat ederim.
Tamam.
Serkan, beni onunla bir daha aynı ortama sokma lütfen.
Tamam, elimden geleni yapacağım.
Tamam, sağ ol.
(Müzik)
Serkan.
İyi misin?
Şu an sana sarılmamak için kendimi zor tutuyorum.
Ben de.
Ne yaptı Selin?
Kalacak galiba?
Evet.
Senin için sorun mu?
Olmalı mı?
Açıkçası Eda, ona ihtiyacım var.
Holdingi Efe Akman'dan geri almam lazım.
Şaşırttın beni ama.
Yani hisselerini sattığını duysan normalde çok kızarsın.
Ama hiçbir şey demedin Selin'e.
Evet ama şu an ona kızamam.
Biliyorsun.
Ki yani onunla bir bağımız var.
Çocukluğumuz, ailelerimiz, holding.
Evet, biliyorum.
Anlıyorum.
İşin var mı?
Golf Resort için çizimleri yapıyorum, var biraz. Senin?
Benim de program yapmam lazım.
Tamam o zaman.
Ama istersen sonra baş başa yemek yiyebiliriz.
Olur, isterim.
Sen işin bitince söylersin.
Eda.
Efendim?
Sen burada olmasan nefes alamam.
(Duygusal müzik)
Sen ne zaman istersen ben nefes olurum sana.
(Aydan) Yok, orası da olmadı hemşire...
(Aydan) Şuradaki dolabın üstüne mi koysanız?
Aydancığım.
Uyumaya çalışıyorum.
Bunları sonra yapsak olmaz mı?
Alptekin, ben senin huzurlu bir ortamda uyumanı istiyorum.
Güzel rüyalar gör istiyorum.
(Aydan ses) Tamamen iyileşmen için çalışıyorum burada.
Ama ben çok iyiyim.
Tek ihtiyacım biraz olsun sessizlik.
Tamam, affedersin, pardon. Hadi uyu.
Ört üstünü, ört, üşüt...
Tamam Aydan.
Teşekkür ederim.
Bağlantı koptu.
Aa! Ne oldu ki şimdi?
Alptekin!
Aa! Sizin ne işiniz var?
Ben ziyaretçi kabul etmediğinizi söylemiştim ama...
-Dedi. -Ayfer Hanım, sizi görünce şaşırdım.
Buyurun. Şu hastaneyi ara, hemen bağlantı sağlansın.
Alptekin'i gözümün önünden ayırmak istemiyorum da.
Buyurun, buyurun oturun.
Buyurun, buyurun.
Uzaktan bile her şeye yetişiyorsunuz. Vallahi bravo.
Çok maharetlisiniz Aydan Hanım.
O kadar da maharetli değilim.
Keşke yeteneğim olsa da zamanı geriye alabilsem.
İyi misiniz?
İyiyim. Yani Alptekin'i diyordum.
Yani bu kadar strese tabii kalbi yorgun düştü adamın.
Şimdi ben yanına gidemiyorum.
Siz de kalkıp gelmişsiniz, sağ olun.
Yanlış anlamayın.
Ben sadece geçmiş olsun demek için geldim.
Bir de ne bileyim, bir şeye ihtiyacınız var mı diye...
...böyle göz göze sorayım istedim, ondan yani.
Çok teşekkür ederim. Alptekin de iyi, çok sağ olun.
Oh, çok güzel, çok şükür, çok sevindim.
Tekrar geçmiş olsun.
Ee, ben daha fazla rahatsızlık vermeyeyim.
Kendi ellerimle yaptım.
Ee, ben gideyim. Zaten ziyaretçiniz de çoktur.
(Aydan) Ayfer Hanım.
Alptekin'e yüzlerce mesaj geldi.
Ama benim hatırımı bir tek siz sordunuz.
Ay, siz...
...ne zaman bir şeye ihtiyacınız olursa lütfen beni arayın, tamam mı?
Yani sahte falan bir zamanlar dünürdük sonuçta.
-Hiç oraya girmeyelim, gerçekten. -Girmeyelim bence de.
Şimdi Eda'yla Serkan gerçekten birlikteler diye...
...bu dünürcülük oyununu yine oynamayalım.
Yok yok, yani işte iş yerinde beraberler.
-Yok, gerçekten beraberler. -Nasıl beraberler?
-Sevgililer. Bilmiyor musunuz? -Nasıl sevgili... Sevgili mi? Sevgili!
-(Aydan) Aa! -Aa!
-Bildiğin sevgili mi oldular? -Ben mi söyledim?
-Şaka yapıyorsunuz. -Affedersiniz.
Aydan Hanım ya, gerçekten inanamıyorum.
Öğrenince ben de böyle oldum.
-Ayfer Hanım, bak ne olur. Aa! -Aydan Hanım, gerçekten ya, off!
Kolonya getirsene kızım.
-Bu işin cılkı çıkmadı mı? -Çıktı. Kız, nerede kaldın?
Vallahi ya, dayanamayacağım artık ya.
Çok haklısınız. Yani ben de aynı tarafta olduğumuza çok sevindim.
Evet, beraberler.
Biz beraber bunları ayırsak mı, ne yapsak?
-Olur, tamam, çalışırız. -(Aydan) Bir şey yapalım yani.
Ben de Alptekin Bey diye geldim, şuraya bak, bir bayılmadığım kaldı.
Çok affederseniz yani, ben de Alptekin'in yanına gidemiyorum, şurada kaldım.
-(Aydan) Yapayalnız kaldım. -İyi misiniz?
-Şunu bir alın. -İyiyim, tamam. Sağ olun.
Birbirimize kolonya verip duruyoruz.
Ya inanılmaz. Yani ben sevmem pek kolonya.
-(Aydan) Ama ferahlatır. -Siz az önce ne dediniz?
-Sevgililer ya, tamam. -Ay, sevgililer!
-Aman! -(Ayfer) Aydan Hanım, vallahi...
(Serkan) Eğlence alanı.
(Serkan) Bazen çok çalışınca biraz kafa dağıtmak gerek.
Şimdi bu ortak alan mimarlık ofisi olarak kalacak.
Üstte boş odalar var, alt katta boş odalar var.
Onları da holding için ayırdık.
Eğer isterseniz benim odamı da kullanabilirsiniz.
Lütfen bana sen de.
Peki. İstersen sen benim odamı kullanabilirsin.
-Odan nerede peki? -Yukarıda.
Ya hiç bana göre değil, biliyor musun?
Yani böyle çalışanlardan uzak, kapalı mekânda çalışmayı hiç sevmem.
Şurada bir boş masa var, o bana uyar. Ben orada çalışayım.
Hem seni de odandan etmemiş olurum.
Ya da Ferit, istersen sen çalış Serkan'ın odasında.
Yok, sağ olun. Teşekkürler.
Ben Selin'in yanındaki masa boş, orada takılırım. Sağ olun.
Olur.
Bu arada acaba bünyenizde bir peyzaj mimarı var mı?
Hani asiste edebilecek?
Kendi ekibin ne zaman gelecek?
Çok yakında gelecek.
Hım, anladım.
Var aslında.
-Eda var. -(Efe) Aa, Eda.
Eda'yla tanıştık, hatırlıyorum. Eda.
Bana projemde yardım eder misin?
İtalya'nın bir numaralı peyzaj mimarı bana şu an yardım eder misin mi dedi?
Evet, evet. Hadi yanına git. Git, git hadi.
Tamam, dur.
Tabii, olur. Zevkle.
Güzel.
Harika. Ben odamdayım.
Başlayalım o zaman.
Evet, anlat bakalım.
O kızla ilgili her şeyi anlat.
Vallahi Eda Hanım çok başarılı bir öğrenciymiş, okul birincisi.
Zaten burslu okuyormuş.
Yani arkadaşlarının meleği, hocalarının göz bebeği--
Tamam, özet geç.
Eda'yla ilgili sevgi kısımlarını bir kenara bırakalım.
Affedersiniz. Art Life'ın vermiş olduğu bursla okuyormuş.
Tam İtalya'ya gidecekken de Serkan Bey bursu kesince İtalya'ya gidememiş.
Aslında mezun olamamasının nedeni de bu.
Yıllar sonra da Serkan Bey'i okulun bahçesinde görünce...
...takmış kelepçeyi.
Kelepçeyi mi takmış? Bunların aralarında nasıl bir ilişki var?
Ya orayı ben de pek anlamadım ama gördüğüm kadarıyla Eda Hanım...
...Serkan Bey'i zaten iki ay önce rehin almış.
Şimdi sen hemen Alptekin'in yanına git...
...ve şu Eda sevgini bir yere rehin bırak.
Yoksa olacaklardan sorumlu değilim Seyfi.
Olan olmuş diyorum Aydan Hanım.
Zaten Serkan Bey'le Eda Hanım birbirine zırıl zırıl âşıklar.
Yani biz daha ne açık arıyoruz?
Burada yoksun. Varlığın burada söz konusu değil Seyfi.
-Yok ol! -Yokum.
(Müzik)
-(Ceren) Hih! -Oo, pardon! Çok özür dilerim.
Çok özür dilerim. Ben görmedim seni.
(Ferit) Ben de hiç önüme bakmadım, özür dilerim.
Hadi senin etrafını görecek gözün yok...
...bana ne oluyorsa?
Teşekkürler.
Nasılsın?
İyiyim. Yani iyi olacağım.
En azından iyi olacağım diye umuyorum.
Yeniden bir atak falan mı?
Yok, yok, yok. Ben nikâhı terk ederken gayet kendimdeydim aslında.
Hım.
Aa...
Ben seni merak ettim.
Yani malum, kimselere bir şey anlatamıyorum.
(Ferit) Ceren, çok teşekkür ederim sana.
Yani o gün burada olmasaydın, yanımda olmasaydın...
Ferit, sen kötü günler geçiriyorsun.
Umarım her şey senin için güzel olur.
Umarım, umarım.
Sen nasılsın, iyi misin?
O bakışları başka bir yere mi çevirsen şu an?
Ferit'le Ceren'in tanıştığını bilmiyordum.
Ben de bilmiyordum.
Ama merak etme, Ceren bizden çok daha kötü erkekler konusunda.
Ben bir şey olmadığına eminim.
Ona ben de eminim. Aman, zaten bana ne ki ya?
Ceren aslında tatlı bir kız, biliyor musun?
Tamam, kabul.
Yani Engin'in yanında her gördüğümde tüylerim diken diken oldu.
Ama meğer bizi bir araya getirmeye çalışıyormuş.
Ceren erkeklerle iyi, yani iyi arkadaş oluyor.
Üstelik verdiği tavsiyeler işe yarıyor, biliyor musun?
Hangi tavsiyesi, ne konuda işe yaradı ki?
Ha, ee...
Önemli değil. Şu an değil yani.
Senin canın sıkkın, ben sana sonra anlatacağım kesin.
Yok, hayır. Benim şu an kendimin dışında başka bir şeye odaklanmaya...
...çok ihtiyacım var, anlat hadi.
Ee...
Biz bir gece önce Engin'le öpüştük.
Ama adam yok.
Gitti. Yani dünyanın başka bir ucuna gitti.
Gitti mi, kaçtı mı gerçi onu da bilmiyorum.
Engin. Boş ver.
Sonunda bir adım atmasına sevindim ama. Akşam ayrıntılı konuşuruz zaten.
Yani, adım atması derken... Tamam, anlatacağım, konuşacağız.
-Takma. -Tamam.
(Hareketli müzik)
Leyla!
(Leyla) Serkan Bey.
Leyla, ben çıkıyorum.
Yemeğe çıkacağım, tamam mı?
Ee, şey, bu dosyalar bayağı bir şey birikmişti ama erteleyeyim o zaman.
Ben artık neyi nereye erteleyeceğimi de bilmiyorum ama...
Tamam.
(Telefon çalıyor) Pardon.
Bu holdingden, 18. arama falan geliyor ama ben de bunları da Efe Bey'e...
...yönlendireyim o zaman, o şekilde yapalım.
Dur, dosyaları bırak.
Holdingden gelen bütün telefonları bana, bana yönlendireceksin.
-Başka kimseye değil, tamam mı? -Tamam.
En sevdiğim restorandan yemek söyle bana.
Bir yere gitmiyorum, yemek iptal.
Tamam, anlaşıldı Serkan Bey.
Bu arada...
...Efe Bey açsa, ona birkaç restoran öner benimkilerden.
Ona masa hazırlasınlar, gitsin, yesin bir şeyler.
-Anlaşıldı Serkan Bey. -Tamam.
(Müzik)
Nasıl gidiyor?
Keyifler yerinde mi?
Bak dediğim gibi, yukarıda boş bir oda var.
Yok, böyle gayet iyiyim.
Hem ekiple bir arada olmak sinerjiyi arttırıyor.
Beni daha fazla motive ediyor.
Güzel.
Baksana, Efe'nin İtalya'da yaptığı projenin taslakları.
Benden nasıl yardım istedi, hâlâ şaşırıyorum ama...
Efe'nin.
(Efe) Edacığım, lütfen bu kadar alçak gönüllü olma.
Hele ki senin gibi yetenekli birisinin böyle şeyler söylemesine hiç gerek yok.
Değil mi? Aşırı yetenekli.
Ee, benim ufak bir işim var. Sonra görüşürüz.
-Biz de konuşalım mı biraz? -Efendim?
-Konuşalım mı biraz? -Konuşalım, evet, tabii.
(Müzik)
Ne yapıyoruz, gidiyor muyuz hastaneye tekrar?
Gerek kalmadı.
Hastaneden çıkıyormuş, gelme diye aradı.
Ne güzel.
Yani hastaneden çıkarıyorlarsa bir sorun kalmamış demektir.
Evet.
Eda, şu Efe hakkında ne düşünüyorsun?
Yani, benim idolüm.
İdolün?
Peyzaj alanında İtalya'da bir numara.
-Dünyaca ünlü bir mimar. -Ee?
Yani onunla çalışıyor olmak güzel bir şey benim için.
Ne kadar geçici de olsa, ekibi gelene kadar destek de olsa iyi bir şey.
Evet.
Evet, ee... Sen ne konuşmak istiyordun?
Canın sıkkın senin ya, sonra konuşuruz.
Söyle.
Yanında olamadığımı düşünüyorum Serkan.
Hep biri var.
Selin var.
Eda, Selin bizim aramıza giremez.
Giremedi de.
Öyle de...
Geldi, sende kaldı.
Sabah hastanede o vardı.
Bana gelme dedin. O yanındaydı.
Evet.
Anlıyorum.
Peki o zaman, senin için ne yapabilirim?
Hiçbir şey.
Sadece bir ara konuşalım istiyorum, sen iyi olduğunda.
İtalya'yı, ailelerimizi, seni, beni.
Tamam, konuşalım.
Şimdi konuşalım.
-Olur, konuşalım. -Tamam. Ne konuşmak istiyorsun?
(Leyla) Serkan Bey.
Biz toplantı için hazırız da sizi bekliyoruz.
Tamam Leyla.
-Bekletemem. -Tamam.
-Özür dilerim. -Tamam.
Ama konuşacağız.
-Söz mü? -Söz.
-Söz mü? -Söz.
Tamam. İki kere söz verdin.
Tamam.
Evet.
Aydan.
Alptekin!
Bir daha sakın beni yalnız bırakma.
Bir günde beni özledin mi?
Dur bir bakayım sana.
-Maşallah. -Çok iyiyim.
Yeni hayatına hoş geldin.
Ne olmuş burası böyle?
Burası artık stres ve sıkıntıdan ayrı bir bölge.
Gel şöyle. Artık burası senin huzur alanın.
Madem işi de bıraktın, artık bol bol yoga yapacağız.
Şifalı çaylar içeceğiz.
Seyfi, bitki çayı hemen.
Aa! Şey, ben bitki çayından pek haz etmiyorum.
Edeceksin.
Edeceğim.
-Ediyorsun. -Ediyorum.
-İçeyim madem. -İç iç.
(Aydan) Oh.
-Imm. -Çok huzurluyuz.
Çok.
Eda, gelir misin?
Buyur.
Ya, sen bu kadar derdin arasında bir de beni mi düşündün?
Hadi.
Şey...
Çok güzel de...
...bu kadar insanın içinde birlikte baş başa yemek yememiz...
...şüphe uyandırmaz mı?
Eda, lütfen oturur musun?
Zaten eninde sonunda herkes öğrenecek.
Hadi.
Tamam o zaman, ben de salıyorum.
-Sal. -Takmıyorum.
-Takma. -Takmıyorum, bıraktım.
Bırak.
O zaman al.
Yok, asla.
Asla asla deme, al.
(Müzik)
Çok şey kaçırıyorsun.
(Müzik...)
(...)
Hadi gel. Seni iki saatliğine harika bir yere götüreceğim.
Öyle mi? Nereye?
(Telefonları çalıyor)
-Efendim? -Ne zaman geliyorsun?
-Ne zaman geleceksin? -Akşama gelirim.
-Akşama gelirim. -Serkancığım.
Hadi işini bırak, eve gel ya da gel burada çalış.
Bak, baban geldi, hep beraberiz.
Seni görürse mutlu olur.
Valla çok güzel yemekler yaptım, sakın geç kalma, tamam mı?
Ne güzel, tamam. Geç kalmam.
Tamam, geç kalmam.
(Müzik)
Evet.
Ailemi görsem iyi olur.
Hem Alptekin Bey hastaneden çıkmış.
Tabii. Ne güzel.
Ben de halamı.
Endişelenecek bir şey yok.
Evde seni bekliyor olacak.
(Duygusal müzik)
Sen gerçek olamazsın.
-Beni şımartma, geri dönüşü yok. -Öyle mi?
Of.
Bak ne diyeceğim.
Bence biz kaçalım.
(Serkan) Yok olalım.
Bence müthiş olur. Her sabah sadece seni görürüm.
-Müthiş bir plan bence de. -(Serkan) Yani.
-Hadi seni bırakayım. -Gerek yok.
-Ben taksi çağırırım. -Eda, saçmalama lütfen.
Serkan.
Sen bu akşam ailenle baş başa vakit geçir, ben taksiyle giderim.
Ben seni eve bıraktıktan sonra...
...bence şöyle yapalım.
Artık ailelerimize söyleyelim.
Tamam mı? Bu akşam bu olay bitsin. Artık gizlilik falan olmasın.
-Tamam. -Tamam mı?
-Halama söylerim bu akşam. -Güzel.
O zaman gidelim.
Bir insan bir gecede sahip olduğu her şeyi nasıl kaybeder?
Hem holdingi hem beni gerçekten seven adamı.
Bu holding meselesi Serkan'a da çok zarar verdi zaten.
Alptekin amcaya da. Adam neredeyse--
Serkan için hayırlısı olmuştur belki de.
-Nasıl yani? -Şöyle...
...dişine uygun bir rakip buldu diyelim.
Serkan rekabet ortamlarından besleniyor biliyorsun ki.
Bu erkekler niye böyle Selin?
Hep böyle mücadele arayışındalar.
Ama gerçekten istedikleri şeyleri elde ettiklerinde...
...ortadan kaybolmasını biliyorlar.
Hâlâ Serkan'dan mı bahsediyoruz?
Adamı bir kere öptüm, Katar'a kaçtı.
Kaçmamıştır, niye kaçsın? Belki gerçekten işi var adamın.
Bilmiyorum, anlamadım. Yani telefonu da mı yok Selin?
Hadi telefon edemiyorsun, mesaj da mı atamıyorsun? Yıl 2020 olmuş.
Doğru.
-Umarım iyi bir sebebi vardır. -Umarım.
Ama Engin.
Sen de az değilsin Alptekin.
Bu gece kaşla göz arasında yine benim yatağıma geldin.
Ölmedik herhâlde Aydan Hanım.
Kendi yastıklarımı kendim düzeltebilirim.
Senin yorulmaman lazım. Bundan sonra ben ne dersem onu yapacaksın.
Yani hasta olsam da olmasam da sen ne diyorsan o?
Aynen öyle.
-(Alptekin) Duydun, değil mi? -(Serkan) Evet.
-Her şey yolunda, iyisin, değil mi? -İyiyim.
Evimdeyim, daha ne isteyeyim?
Ne kadar güzel.
Eğer müsaitseniz, sizinle bir şey konuşmak istiyorum.
Ben de seninle bir şey konuşmak istiyordum.
Güzel. Benimki kısa. Net ve kesin.
Biz Eda'yla birbirimize âşık olduk ve sevgiliyiz.
Bu nereden çıktı Serkancığım?
O nasıl bir soru anne?
Yani emin misin demek istiyoruz.
Çok eminim.
O yüzden siz de ona özenli ve nazik davranırsanız sevinirim.
Evet, siz ne diyecektiniz?
Şey... Baban...
...holding işlerine taktı ve sana devretmek istiyor.
O da senin gibi takık.
Biliyorsun, takıyor böyle şeylere.
Evet, bu Eda meselesi...
...çok hızlı ilerlemeyecek, değil mi?
Açıkçası ne kadar hızlı ilerlerse o kadar iyi.
-Serkancığım. -(Serkan) Evet?
Benim Eda'yı biraz yakından tanıma fırsatım oldu.
Oldu.
Bence o pek sana göre bir kız değil.
Yani nasıl diyeyim, biraz deli dolu, biraz tutarsız...
...biraz patavatsız, biraz başına buyruk, biraz...
Demem o ki pek sana uygun bir kız değil canım.
Hah.
Halacığım, ben turşu kuracağım ama biberi hanginiz sevmiyordunuz?
-Melo. -Hah Melo.
Hatırladım.
-Bir şey konuşmamız lazım. -Eyvah.
Eyvah.
Dinliyorum. Şey, yani tebrik ederim.
Hani senin ne söyleyeceğini biliyorum ama senden duymak çok...
...heyecan verici. -Biliyorsun.
Ben âşık oldum.
Ben onu alayım.
-Serkan diye tahmin ediyorum. -Evet.
-O da bana. -Hım.
İlginç, devam et.
Biz Serkan'la birlikteyiz.
Bayağı bayağı? (Öksürüyor)
Pardon.
Bir şey soracağım. Bu seninle nişan sözleşmesi imzalayan Serkan değil mi?
Evet.
Allah'ım, Ayfer boş ver, sana ne, uğraşma diyorum ama...
...gerçekten Eda, benim de bir sabır sınır noktam var yani.
Valla aslında ben bir anlatsam, sen bir dinlesen.
Eda, beni dinle. Halacığım şimdi, bu çocuk, bu adam...
...seninle, Selin'le evlenebilmek için sözleşme imzaladı mı, imzalamadı mı?
-Selin evlendi mi? -Hayır.
Güzel. Bak yemin ediyorum, sen gerçekten İtalya'ya falan gidemeyeceksin. Of!
Bir şey soracağım ama lütfen dürüstçe cevap ver.
Bunca olaydan sonra sen o adama nasıl güvenebiliyorsun?
Güveniyorum çünkü Serkan öyle bir adam değil hala.
Serkan'dan bahsetmiyorum ki ben. Serkan zerre kadar umurumda değil.
Eda, halacığım...
...bir kadının hayali hiçbir zaman bir erkek olmamalı.
Hele ki senin gibi bir sürü güzel, farklı hayali olan biri için.
Öyle bir şey mümkün mü hala?
Beni sen büyüttün.
Ay, valla bak, kalbim... Tüylerim diken diken oldu.
Bitti mi anne?
Söylenecek daha çok şey var da şimdi söyleyemiyorum tabii.
Ben ona âşık oldum, evet.
Ona âşık oldum.
O yüzden bundan sonra Eda hayatımın bir parçası olacak.
Serkan artık hayatımın bir parçası.
Eğer siz de hayatımın bir parçası olmak istiyorsanız Eda'ya alışın.
Serkan'a alışmanı istiyorum hala.
Biz artık beraberiz.
Bunu hiçbir şey engelleyemez.
Anlaştık?
(Serkan) Harika.
Sevgilim.
-Ben hemen hazırlanıp geliyorum. -Bekliyorum.
(Meşgul tonu)
(Müzik)
(Telefon çalıyor)
Aa.
Aa, ben de tam şimdi size ulaşmaya çalışıyordum.
-Aynı tarafta olduğumuzu düşünüyorum. -Valla ben yeğenimin tarafındayım.
Belli ki siz de oğlunuzun. Bence asıl aynı tarafta olanlar onlar.
(İkisi birden) Ay, geleceklerini yakacaklar.
-Kaygılarımız ortak. -Size güvenebileceğimi düşünüyorum.
Ben Eda'yı hep hür yetiştirdim.
Ne istiyorsa, ne karar verdiyse hep arkasında durdum, destek oldum.
Ben Serkan'ı desteklesem de desteklemesem de kendi bildiğini okur o.
Ama ne bileyim, içimde bir his ilk defa...
...buna karşı durmam gerektiğini söylüyor.
Niye olduğunu bilmiyorum ve ne yapacağımı da bilmiyorum.
Ben Serkan'ı ikna etmeye çalışsam da hiçbir işe yaramaz.
Sırf bana inadından gider kendi hayatını yakar, haberi olmaz.
(İkisi birden) Ay, yardımınıza ihtiyacım var.
Aa.
Bence ben Eda'yla konuşursam onu ikna edebilirim.
Konuşma derken ufak çaplı bir yıldırma operasyonundan bahsediyorum.
Tamam, benim de Serkan Bey'e bir iki çift lafım var diyelim.
Yöntemlerinize hiç karışmıyorum, başarılar diliyorum.
Yeğenimin iyiliği için onu incitmeden yol alacağınızı biliyorum Aydan Hanım.
-Merak etmeyin. -Tamam.
Ne yapıyorum ben?
-(Ayfer) Eda. -Efendim halacığım?
-Nereye canım? -Serkan geldi, onunla görüşeceğim.
Eda!
(Ayfer boğazını temizledi)
Serkan.
-Merhaba. -Ayfer Hanım.
-Biz de tam çıkıyorduk hala. -Aa.
Gelin birazcık, hadi beraber oturalım.
Hem benim Serkan Bey'le konuşacaklarım var.
-Konuşalım. -(Ayfer) Güzel. Hadi gelin.
Kaşındın.
Yürü Eda Hanım.
(Serkan) Kediler bile evden kaçıyor.
Merak etme, biz zaten iyi anlaşıyoruz. Her şey iyi olacak.
Emin misin?
Eda, hayatım bu tarz şeylerle geçiyor, anlaşmalar. Bende.
Ne kadar kötü olabilir ki? Sıkıntı çıkmaz.
-Bırak, geliyor. -(Serkan) Gerek yok.
-(Ayfer) Evet. -(Eda) Bırak.
-Çok teşekkür ederim. -Afiyet olsun.
Ben kahve içmeyecek miyim?
Yo. Biz Serkan'la dertleşeceğiz.
(Ayfer) Sen şey yap, ne yap?
-Konservelere bak, turşulara. -Turşular hazır halacığım.
-Sen onları kurdun, orada duruyorlar. -O zaman...
...kavanozlara bak.
-Ben gideyim, boş boş bakayım o zaman. -Olur.
-Dalga geçiyorsun şu an. -Hayır. Gayet ciddiyim.
(Ayfer gülüyor)
-Canım. -Afiyet olsun size.
Sağ ol.
Tebrik ederim.
-Sevgili olmuşsunuz. -Evet.
-(Ayfer) Güzel -Evet.
Sana nişanda... Aman, nişan deyip duruyorum, sahte nişanda...
...birkaç şey söylemiştim, hatırlarsın.
Şimdi onları tekrarlamayayım da kısa keseyim.
-Bir. -Bir.
Eda ne olursa olsun İtalya'ya gidecek.
-Kesinlikle gidecek. -(Ayfer) Güzel.
İki, eliniz kanda da olsa haftada bir gün bana yemeğe geleceksiniz.
Şimdi Ayfer Hanım, biliyorsunuz, işim yüzünden...
...yoğun bir insanım. -Evet.
O yüzden o çok mümkün...
...olacak. Olur. Peki, tamam.
Geleceksiniz yani? Güzel.
Kaç oldu? Üç, kızlarla vakit geçireceksin.
-Kızlar? -Öyle kızlar değil.
Kızlar, bizim kızlar canım.
Melo, Ceren, Fifi, onlarla vakit geçireceksin.
-Üçüyle aynı zamanda? -Evet.
Güzel. Sonra dört mü, kaç oldu?
-Dört. -(Ayfer) Dört.
Naçizane benimle de vakit geçireceksin.
Evet, ikimiz. Seninle ben.
Beş, Eda olur da geç gelir...
...gelmeyiverir...
...o zaman bana sen haber vereceksin.
-Ben? -Sen.
Altı, Eda'yı sosyal medyada ve basında kullanmayacaksın.
-Anlıyorum. -Malzeme etmeyeceksin.
Peki.
Asla öyle bir şey yapmam fakat o çok benim elimde değil.
Ama...
Ama?
-Bir yolunu buluruz. -Çok güzel, çok sevindim.
Serkan bak, gerçekten ben bu ilişkiyi onaylamıyorum, tamam mı?
Emin olun, farkındayım.
Ne yapalım, şimdi ben madde madde yazayım mı?
Sözleşme mi imzalayacağız, ne yapacağız?
Açıkçası bence gerek yok çünkü siz ne derseniz ben yapmaya hazırım.
Güzel. Eda için.
Eda için.
-Peki. -Tamam.
Tamam. O zaman ilk Mardin gecemize davetlisin.
Ama bu sefer hepsini yiyeceksin.
Biz Mardinliler hemen alınıyoruz, küsüyoruz yemeyince.
-Fark ettim. -Peki.
-Anlaştık. -Müthiş.
-Halam seni yıprattı, değil mi? -Halan olduğu çok belli oluyor.
-Öyle mi? -Evet.
-Sen pişman mısın? -(Serkan) Gel.
Serkan, ben sana iyi geceler diledim mi?
Dilediniz, evet.
O zaman güle güle.
Güle güle Ayfer Hanım.
Eda.
-Güle güle. -İyi geceler.
(Serkan) İyi geceler.
Kediler.
Sen şimdi bunun şirketinde çalışmaya devam edecek misin?
Evet, devam.
Ama işimde iyi olduğum için, başka bir nedeni yok.
Çok iyi. Yine de sen çizim yaptıktan sonra o beğenirse iki kere düşün.
Aşkın gözü kör ya, ondan diyorum.
Ne gündü ama.
-Efe'yi nasıl buldunuz? -Nasıl bir tip ki?
Tüh, telefonum aşağıda kaldı. Benim sitede var mı diye bakardım.
Bak, adama bir site açılır, kahverengi şövalye nokta 'com'.
Saçmalamayın.
İşiniz gücünüz yok mu kızım? Gayet normal bir tip.
Kızım biz normal yaşıyoruz...
...senin gibi âşık âşık aklımız bir karış havada yaşamıyoruz.
Biz aşkımızı yaşayamıyoruz ki Fifi.
Durumlar kötü.
Babası rahatsızlandı, holdingi neredeyse kaybediyor.
Engin de yok. İşi başından aşkın yani. Bir de halam onu darp etti diyebiliriz.
Bir de üstüne Selin hayatlarına tekrardan hortladı.
Ben Selin'in Serkan için önemli olduğunu biliyordum...
...ama bu kadarını bilmiyordum.
Ben size bir şey söyleyeceğim.
Sır yok dedik.
-Ben Selin'i seviyorum. -Ne?
-Nasıl ya? -Valla bak.
Kendimi onun yerine koyuyorum, gerçekten çok üzücü bir şey yaşadı.
-Siz de kendinizi onun yerine koyun. -Ben yorum yapmayacağım.
-Bana ne abi? -Bence çok üzücü bir durum.
-(Melek) Evet, değil mi? -Çok ağır kız için.
Evet.
-Serkan seni aradı mı? -Hâlâ aramadı.
Belki de bir işkolikten fazla romantizm bekliyorsundur Eda.
Ama ya aramış ya yazmış, bir şey olmuş, suratı gülüyor.
Mesaj mı attı, ne yazdı?
"300 tane fotoğrafını gönderir misin bana, telefonumda hiç yok."
Ya! Canım eniştem, çok romantik be.
-Çok tatlı. -Hadi çekelim.
-Önce seni tek çekeyim. -Dur açayım.
Ver.
Beni çekiyor galiba. Birlikte.
(Fotoğraf çekti)
Azıcık gelin siz de, yanaş.
Gel.
(Fotoğraf çekti)
(Serkan ses) Sakın kahvaltı etme. Ofise giderken bildiğim çok iyi bir--
Ben evde değilim. Sizdeyim, Aydan Hanım çağırdı.
(Serkan ses) Annem. Gelmemi ister misin?
Yok, idare ederim. Hem biliyorsun, biz Aydan Hanım'la iyi anlaşıyoruz.
(Serkan ses) Bir sorun olursa ara. Sonra sadece benimsin.
Tamam. Şimdi kapatıyorum, geldi.
Alptekin Bey'e, geçmiş olsun dileklerimle.
Tabii ki. Çok teşekkür ederiz.
Benim seninle konuşmak istediğim şeyler var Eda.
-Eda? -Evet.
Mesele ciddi herhâlde.
Lütfen oturur musun?
Dün gece Serkan'ın bizimle yaptığı konuşma gözlerimi açtı Edacığım.
Şimdiye kadarki bütün anlaşmazlıkları geride bırakalım, olur mu?
-Emin misiniz? -Evet.
Madem bundan sonra adın Serkan Bolat'la anılacak--
-Onun da benimle anılacak. -Tabii ki.
Şimdiye kadar kabul etmediğin bütün tekliflerimi kabul etmen lazım.
Ne gibi?
Sana söylediğim her yere gideceksin.
Benim dediğim her şeyi yapacaksın.
Her yere derken?
Geçmişi geride bırakıyoruz, değil mi Eda?
Serkan'la yeni bir başlangıç yapacaksan, büyük bir fedakârlık yapman gerekecek.
Yoksa bunu yapamaz mısın? Bu senin için çok zor mu?
Yaparım, Serkan için yaparım.
İnci Gülüşlü Kadınlar Derneğinin bir etkinliği var.
O etkinlikte beni temsilen bulunman gerekiyor.
Cemiyet hayatındaki bütün o sosyetik kadınlarla tek tek mücadele edeceksin.
Bu tam olarak nasıl bir etkinlik?
Bu bir açık artırma. Biz düzenliyoruz.
Böyle özel tasarım elbiseler falan sergilenecek.
Ama asıl önemlisi davet. Oradaki kadınlar çok zevksiz Edacığım.
Yani peçetenin renk tonuna bile karışıyorlar, anlıyorsun, değil mi?
Kulağa çok eğlenceli geliyor, ben hallederim.
Masadaki şamdandan yerdeki halının boyutuna kadar...
...hepsini bizim tek tek seçmemiz ve oradaki o zevksizlere...
...kabul ettirmemiz lazım. -Orası bende, halledeceğim.
Gelecek hafta da En Güzel Süs Köpeği Yarışması var.
-Bu kadarı da şaka herhâlde. -Hayır, şaka değil.
Dünyanın her yerinde yapılıyor. Çok emek ve uğraş sarf ediliyor.
Ben ne yapacağım orada? Jüri mi olacağım hiç anlamadığım bir konuda?
Anlaman gerekmiyor. Ben sana bütün tüyoları vereceğim.
Artık ilişkiniz sahte değil.
Beni temsilen bütün etkinliklere katılman gerekiyor.
Ne yapalım, katılırım ama iki ay kadar.
Aa, Serkan'ın iki ay bekleyecek vakti olduğunu hiç sanmıyorum.
Bizim aileyi tanıyorsun, beni biraz biliyorsun, biz hemen nikâh isteriz.
Nik-nikâh?
Biz bu konuda Serkan'la hiç konuşmadık. Yani...
...öyle olacağını düşünmüyorum. Ben okumak istiyorum.
Hayatta neler istiyoruz ve başaramıyoruz, değil mi?
Serkan bu kadar işi bırakıp senin peşinden gelir mi sanıyorsun?
Yani...
...öyle umuyorum.
Ama babası holdingi Serkan'a devretti. Herhâlde bundan haberin vardır.
-Tabii ki var. -(Aydan) Evet.
Tamam. Neyse canım, o zaman sen gidersin.
Ne kadar iyi eğitim, o kadar iyi izlenim.
Serkan da seni burada bekler.
Ne kadar kalmıştı üniversitenin bitmesine, bir yıl mı?
Bir yıl, evet.
İyi, sen git o zaman, üniversiteni bitir.
Ben sana her konuda destek olurum.
Sağ olun.
Ne demek. Harika, o zaman yarın çalışmalara başlayalım.
Tamam.
Oldu o zaman.
Fifi bakıyor, telefonu bana ver. Oraya bak.
-Çiçeklere bak. -Yok ki.
Fifi buraya bakmıyor, sen...
Al bakalım.
(Erdem iç ses) "Artık buluşalım mı?"
Melo, ne yaptın sen?
-Zamanı geldi işte. -Olur dedi.
Ya.
Ben şimdi ne yapacağım? Her şeyi anlayacak.
Hiçbir şey yapmayacaksın, kendin olacaksın.
Benim bir arkadaşım bana öyle demişti.
(Erdem) Kendin ol.
Demek Eda ve Serkan sözleşmeli nişan yaptı.
Evet, aynen öyle.
Abi, böyle şeyler sadece filmlerde olur sanırdım ben.
Serkan zaten garip bir adam.
Holdingin Art Life Mimarlık'a taşınması bence geçici bir şey değil.
Yani Alptekin Bey'in sağlık durumu...
...tekrar işe dönmesine el verecek mi bilmiyorum.
Benim için sorun yok.
Sadece işleyişi kavramakta biraz zorlanıyorum.
Kim hangi pozisyonda, kim kimin çalışanı...
...ya da kime ne söyleyebilirim, ne isteyebilirim falan gibi.
Şöyle, Selin...
...hem holdingin hem de şirketin PR işlerini yürütüyordu aslında.
Biz evlenseydik Serkan'la olan bütün bağını kesecekti çünkü...
...Serkan'la Selin eski sevgili.
Bir dakika, Serkan'la Selin eski sevgili mi?
Benim kafam iyice karıştı.
Şimdi ben de holdinge damat kontenjanıyla alınmak istemediğim için...
...bu seninle olan işe asılmıştım.
Ama durumlar böyle olunca da içeride sıkıştım kaldım, bırakamıyorum.
Öyle bir durum var yani.
Oryantasyonumda yanımda olduğun için çok teşekkür ederim.
Ne demek. Aslında bana da iyi geliyor işle ilgilenmek çünkü...
...düşünecek fırsatım olmuyor.
Eda...
...Art Life için özel bir personel, onu anladım.
Peki, holdingle de bir alakası var mı?
Yok, o kendi işine odaklanır.
Çok akıllı, çok çalışkan, çok kreatif, çok düzgün bir insan aslında.
Anladım.
Ne diyeyim, inanılmaz tutkulu ve fırtınalı bir ortam.
Ama buna rağmen çok verimli işler çıkıyor. Belki de sebebi budur.
Zaten Serkan'ın kaostan beslendiği bir gerçek.
Şimdiden ortaklaştığımız bir nokta buldum bile.
Süper.
Böyle detaylar için sana ihtiyacım var Ferit.
-Her zaman. -Hadi.
Hadi, koş!
Şimdi...
...bana anlatmamakta hâlâ kararlı mısın?
Şimdilik evet. Önce bir sindireyim.
Peki.
(Müzik...)
(...)
Kapalı bir de?
Engin, Robot Serkan bile sevgilisinin elini tutup ofise geliyor...
...sen bir öpücük yüzünden ülke mi değiştirdin Engin?
Ne?
Senin yüzünden ofiste herkese rezil oldum. Gerçekten cinlerim tepemde.
Bunları konuşacağız Engin. Sen gel, bunları konuşacağız.
Engin Bey'in bir gram bile aklı varsa bir daha bu ofise dönmez.
Kadın ruhundan hiç anlamıyorsun, değil mi?
Ne alakası var?
Hişt.
-Pırıl'ın neyi var? -Gergin. Herkes gibi gergin.
Leyla...
...sen mi gerginsin yoksa?
Leyla dedi. Adımı biliyor.
Ben hayır, değilim.
Leylacığım, sakın gerilme.
Biz patronlar, asistanlarımız olmadan bir hiçiz.
Mesela ben, asistanım olmadan bir bitki gibiyim.
Yerimden kıpırdayamam.
Çok tatlı.
Naziksiniz. Çok teşekkür ediyorum. Çok 'merci'.
Eda...
-Evet? -Beraber çalışalım mı biraz?
Olur.
Göstermem gereken birkaç çizim var. Sonra geleyim, olur mu?
-(Efe) Tamam. (Erdem boğazını temizliyor)
(Müzik)
Evet.
Biliyorsunuz, Engin Bey bir süreliğine yurt dışında olacak.
Herhangi bir sorunda beni arayabilirsiniz.
Tamam. Teşekkürler. İyi günler.
Serkan Bey, yoğun bir gündemimiz var.
Havaalanı projesi toplantısıyla holding toplantısı şu anda çakışıyor.
Bir de holding bütçesini incelemeniz ve onaylamanız gerekiyor...
...ama onun dışında inceleyip onaylamanız gereken bir sürü bütçe var.
Yani ben nasıl yapacağımızı bilemiyorum şu anda.
Sırayla gönder Leyla.
Tamam.
Bir de biraz Pırıl Hanım delirmiş durumda.
Biz bu işlerin içinden nasıl çıkacağız, bilmiyorum.
İkiye bölünmemiz gerekiyor artık bizim.
Gerekirse o zaman ikiye bölüneceğim Leyla.
Tamam.
-Selin Hanım odasında mı? -Evet, burada, odasında.
Tamam. Leyla, bana çok iyi bir program çıkar.
Gerekirse 24 saate yay.
-Tamam, anlaşıldı. Yapıyorum. -(Serkan) Harika.
Bir de...
(Müzik)
Şu Efe hakkında ne düşünüyorsun?
Yakışıklı.
Siz yakışıklı deyince kızıyorsunuz.
Gayet rahat, nazik, zeki biri.
Negatif bir şey var mı?
Negatif bir şey henüz tespit edemedim.
Ama şey dedi; "Asistanlar olmasa patronlar bir hiçtir."
O dedi, ben demedim.
Tamam.
-Ev ve ofis işini hallettin mi? -Hallettim Serkan Bey.
Harika. Gidebilirsin. Teşekkürler.
Serkan Bey...
...ne olursa olsun, her şeye rağmen...
...ben yine sizinle çalışmak isterim.
Ondan pek emin değilim ama sağ ol.
Geçen sene...
...ben ameliyat olduğum zaman...
...beni en çok siz arayıp sormuştunuz.
Benim için en iyi doktorları getirmiştiniz.
-Tamam Leyla. -Bir de...
...benim kız kardeşimin eğitim masraflarını karşılayan...
...o gizli hayırseverin...
...siz olduğunuzu biliyorum ben.
Bütün ofis de biliyor.
İyi ki varsınız.
Pardon. Bir şey olursa ben buradayım.
(Duygusal müzik)
Ben mail attım size.
Bir bakıp dönerseniz ya da ben ararım. Tamamdır.
Bu değil. Hangisi?
-Pırıl... -Bunlar buranın değil zaten.
(Pırıl) Efendim Eda?
Ben Golf Resort çizimlerinin bir kısmını bitirdim.
Bakmak istersen.
Eda, ben çok yoğunum şu an. Onları İdil Hanım'a gönderebilir misin?
Tamam, olur.
Eda...
...ben sana bir şey söyleyeceğim ama alınma, olur mu?
Sen bu iki ay ne yapacaksın Eda burada?
Yani görüyorsun, işimiz başımızdan aşkın. Deliriyoruz hepimiz.
Sen zaten gitmeyecek misin? Niye hâlâ burada çalışıyorsun?
Ne bileyim?
İşin ucundan tutarsam yardımım dokunur diye düşündüm ama...
Ben seni anlıyorum.
Ama projenin iyiliği için projeyi İdil Hanım'a paslasan çok daha iyi olur.
Yani öyle işin ucundan tutarak olmuyor.
Ya tamamını yapmak lazım ya da hiç yapmamak lazım.
Tamamen profesyonelce söylüyorum Eda. Beni yanlış anlama.
Haklısın. Saçmalıyorum demek ki.
Eda...
...gel hadi, bakalım.
Gerek yok. Sağ ol.
Kızı da üzdüm durduk yere.
Ne yapayım ama?
(Serkan) Bak Selin, sana ihtiyacım var.
(Serkan) Gerçekten bunu sensiz yapamam.
Bu kadar işin altından çıkamam.
Sözleşmeler, iş teklifleri, PR.
Anca bunu sen yapabilirsin.
(Serkan) Senin desteğine ihtiyacım var.
(Efe) Eda!
Ben de bize kahve almıştım.
Ne o elindekiler?
Teşekkür ederim.
Golf Resort çizimlerim.
Bakabilir miyim?
Tabii.
(Müzik)
Tamam.
Ama Efe'yle Ferit'i buradan göndersek.
Ben çok üzülüyorum. Odamdan çıkamıyorum karşılaşacağım diye.
Haklısın.
Çok haklısın. Anlıyorum seni...
...ama lütfen benim için bir süre daha idare et.
Vazgeçmek yok.
Bana hâlâ güvendiğin için teşekkür ederim.
Hiç beklemezdim bana bu kadar iyi davranmanı.
(Eda) Henüz bitmedi.
Hatta...
...burada önerilebilecek bitkilerle ilgili biraz araştırma yapmam lazım.
Bence bu yola akasya iyi gider.
Ben de aynı şeyi düşündüm...
...ama tabii rüzgâr durumunu kontrol etmek gerek.
Yani kalemin, çizgilerin tek kelimeyle olağanüstü.
Teşekkür ederim.
Yani...
...Eda beni daha iyi bir insan yapıyor.
Hadi.
Leyla sana gereken, inceleyeceğin dosyaları verir.
(Selin) Tamam.
Bir şey söyleyeyim mi? Benim hayalimi yaşıyorsun şu an.
(Eda) İtalya'da peyzaj mimarı olmak.
(Efe) Sen de İtalya'ya gidiyormuşsun.
Bak, bizim ofis Roma'da.
İstediğin zaman gidebilirsin. Sana her konuda yardımcı olurlar.
-Teşekkür ederim. -Masterı nerede yapacaksın?
Master değil henüz.
Hâlâ öğrenciyim. Mezun olmadım daha.
Benim bildiğim, Art Life Mimarlık'ta böyle bir şey mümkün değil...
...ama sanırım senin başka bir özel durumun var.
Bu yeteneğe istisna yapılabilir.
Bravo.
(Müzik)
Eda'yla konuşabildin mi?
-Evet. -Ne oldu?
Yok Alptekin. Benim yöntemim olmuyor. Hiçbir işe yaramıyor.
Bu saçma plan işlemedi.
Ben eskiden bu kıza...
...seni değiştirelim, üstüne başına dikkat edelim dediğim zaman...
...koşarak kaçardı. Şimdi ne desem tamam diyor.
Âşık olmuş bu.
Bu şekilde olmayacak demek.
Neden böyle oldu? Nasıl oldu? Çok üzülüyorum.
Aydan, Serkan'ın her hâlükârda bilmesi gerekiyor.
Emin misin?
Sonuçları çok kötü olabilir.
Bunun sorumluluğunu üstlenmek zorundayım Aydan.
Serkan o kızla olamaz. Bunu bilmeli.
Hayır. Bütçeleri önce ben göreceğim.
Anlaştık.
İnşaat alanına kimseyi sokmuyorsunuz benim onayım olmadan.
(Serkan) Tamamdır.
Efendim anne?
Hayır. Her şey yolunda mı?
Tamam. Anne, bu akşam gelmem mümkün değil. Çok işim var.
Tamam. Yarın konuşuruz ne konuşacaksanız.
Tamamdır.
Nasılsın? Nasıl gidiyor Efe'yle?
İyi. İşi bitti, çıktı biraz önce.
Tamam.
Serkan, dışarıda biraz konuşabilir miyiz?
Eda, biliyorsun, benim çok işim var.
Başka bir zaman.
Tamam mı?
İyi misin?
İtalya mevzusu mu?
Evet.
-Evet, İtalya mevzusu. -Tamam.
Ben okuluma odaklanmak istiyorum.
İki ay sonra kesin gideceğim Serkan.
Biliyorum.
Emin ol, onu çok iyi biliyorum. Daha demin Efe'yle konuşmalarını duydum.
İtalya'dan başka bir şey demiyorsun. Tamamen odak noktan orası.
Zaten Efe'nin şirketinde çalışmaya başlayacakmışsın.
Sen çok güzel bir şekilde düzenini kurdun.
Efe'yle ne ilgisi var?
Efe yokken yok muydu bu mevzu?
-Gelmeyeceksin, değil mi? -Efendim?
Bu kadar işinin arasında zaten gelemeyeceksin.
-Beni oyalıyorsun Serkan. -Oyalıyorum, öyle mi?
Vay Eda, bir de gelmeyeceğim diyorsun.
Senin önceliklerin burada çünkü.
Evet.
Nereye gidiyorsun?
(Müzik)
Eda, çok acil şunlara bakman lazım. Ben de sana geliyordum.
-Peyzaj eksikleri var. -Suzan, birazdan baksam olur mu?
Tamam.
(Müzik)
Serkan!
(Müzik)
-Leyla. -Efendim?
Serkan birden bir yere gitti. Nereye gitmiş olabilir?
-Haber vermeden mi gitti? -Evet.
O zaman onun bir evi vardı. Orada olabilir.
Adresini biliyor musun?
-Atsana bana. -Atıyorum.
(Müzik)
-(Eda) Bekliyorum. -(Leyla) Tamam.
Pardon.
-Buyurun. -Bir şey soracağım.
Bu kombinimle bu çiçek çok mu alakasız olmuş?
Şunun için soruyorum; bu siyahlar...
...benim daha ziyade kara sevdamı anlatmak amacıyla giydiğim bir şey.
Bu çiçeklerle de benim içimdeki o rengârenk gençliğimi anlattım.
Olur mu sizce?
Anladım. Olmamış, evet.
Şey yapalım, bunu siz vazoya koyun içeride.
Öyle yapalım. Ben duruma göre size şey yaparım, tamam mı?
Önce uzaktan bir tipine bakacağım. Ona göre gidip konuşacağım.
Niye böyle yapıyorsun? Anlaşmışsınız işte. Muhabbetiniz de tutmuş.
Tamam işte, önemli olan bu değil mi?
Saçmalama Melo. Bu zamanda kimseye güvenilmez.
Melo, ben seni arayacağım.
(Figen) Nasıl ya?
(Müzik)
(Mesaj geldi)
(Figen dış ses) Geldin mi?
Yok artık!
(Mesaj geldi)
(Erdem dış ses) Evet, kafedeyim.
(Erdem dış ses) Üzerimde siyah ceket var.
Siz bilirsiniz Erdem Bey. Birinci raunt.
(Mesaj geldi)
(Figen dış ses) İşim çıktı benim. Gelemiyorum.
("Amit Ofir & Samuel Shrieve & Rinat Arinos - Bones" çalıyor...)
(...)
(...)
("Amit Ofir & Samuel Shrieve & Rinat Arinos - Bones" çalıyor)
(...)
(...)
("Amit Ofir & Samuel Shrieve & Rinat Arinos - Bones" çalıyor)
("Marc Lane & Nicholas Carter & Shelley Nelson - Who Do You Love" çalıyor)
(...)
(...)
("Marc Lane & Nicholas Carter & Shelley Nelson - Who Do You Love" çalıyor)
(...)
(...)
("Marc Lane & Nicholas Carter & Shelley Nelson - Who Do You Love" çalıyor)
(...)
(...)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Beni aslında kendi hâlime bıraksanız ben sakinleşeceğim de.
Kim bu?
Efendim?
Engin.
Arayabildin. Numaranı değiştirmişsin herhâlde.
Polis mi? Niye polisin telefonundan arıyorsun?
Ne oldu? İyi misin?
İyiysen, bir şeyin yoksa geri kalan her şey çözülür.
Engin, ben sana ulaşamayınca, telefonun da kapalı olunca aklımdan neler geçti.
Binbir türlü şey düşündüm.
Düşündüm işte bir şeyler Engin.
Yokluğun hissediliyor diyelim.
Tamam, belki özlemiş olabilirim.
Biraz dedim Engin.
Şimdi ne olacak peki?
(Müzik)
-(Serkan) Bir sürü rüya gördüm. -(Eda) Ne gördün?
Çok güzel bir rüya gördüm.
Buradan hiç gitmesek ya.
Eda, sen de karar ver.
Burada mı kalmak istiyorsun, İtalya'ya mı gitmek istiyorsun?
(Serkan) Ben ona göre planlarımı yaptım.
Ne planıymış o?
Roma'dan bir ev aldım. Bir de ofis kiraladım.
Ne?
Evet. Oradaki mimarların CV'leri gelmeye başladı bile.
Leyla sağ olsun.
Ciddi misin sen?
-Doğru mu? -Evet.
Şimdi şöyle düşün, bu yıl iki ay Londra'da kaldım.
Çok bir sıkıntı çıkmadı. O yüzden...
...seninle İtalya'ya gidebilirim.
(Serkan) Orada kalabilirim. Bir sıkıntı çıkarsa...
...atlar uçağa, buraya gelirim, sonra geri dönerim.
Hafta sonları senin sevdiğin dondurmalardan yeriz.
Kütüphaneler gezeriz.
Sus. Ağlayacağım ben şimdi.
Ağlamaman için bunları yapıyorum.
Yani açıkçası bir sorun var.
O da...
...sensiz yapamıyorum.
Ne diyeceğimi şaşırdım şu an.
(Duygusal müzik...)
(...)
Halanla ben konuşacağım...
...İtalya mevzusunu.
-Peki, öyle olsun. -Güzel.
O zaman bir iki saate görüşürüz.
Görüşürüz.
(Müzik...)
(...)
(Efe) Holdingin yüzde 45 hissesini satın aldım.
Her şey yolunda. İstediğiniz zaman İstanbul'a gelebilirsiniz.
İyi günler.
İyi misin?
Ne yapıyorsun? Dinlenmen lazım senin.
Seninle konuşmak istediğim bir şey var Serkan.
Tamam.
Oturur musun?
Peki.
(Müzik)
Sana anlatmak zorunda olduğum bir şey var.
Yıllar önce ben de senin gibi hırslı ve azimli biriydim.
İşten başka hiçbir şey düşünmüyordum.
O yıllar işler çok yoğundu.
Bazı projeleri taşeronlara bırakmak zorunda kaldık.
(Alptekin) Fakat...
...onları denetleme sistemini geliştiremedim.
Çoğu işini düzgün bitirdi...
...ama bir tanesi...
...Tuzla'daki yazlık inşaatını verdiğim adam...
...malzemeden çaldı.
Ehil olmayan insanlarla çalıştı. Deniz kumu kullandı.
Bunları neden bana anlatıyorsun şu an, anlamadım.
Ne olur sözümü kesme.
-(Serkan) Tamam. -Yüreğim daha fazlasını kaldıramıyor.
O...
...yazlık sitesinin istinat duvarı...
...bir ailenin üzerine çöktü...
...ve aile hayatını kaybetti.
Annemle babam evlilik yıldönümlerini geçirmek için...
...Tuzla'da bir yazlık almışlardı. Oraya gittiler.
İstinat duvarı yıkılmış evin üzerine.
O ailenin bir...
...küçük kızı vardı.
(Alptekin) Daha doğrusu varmış.
Ben dönecekleri güne hediyeler hazırladım...
...resim yaptım.
Sonra bizim salonda, en alt katta büyük bir dolap var ya...
...oraya saklandım.
Oyun oynuyordum. Annemleri bekliyordum.
Onu çok aradım sahip çıkmak için...
...ama bulamadım.
Bulamadım.
(Geçiş sesi)
Sonra...
...halamın telefonu çaldı.
Çığlık çığlığa bağırıp ağlamaya başladı.
İkisi birden...
(Geçiş sesi)
Halası soyadlarını değiştirmiş.
(Alptekin) Ben de yeni öğrendim.
Serkan...
...o küçük kızın adı...
...Eda.
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
(Duygusal müzik)
("Aytekin Ataş - Sen Çal Kapımı" çalıyor)
"Yanlışlarımdan ders alacak kadar olgun değilim"
"Bu yalan bir mecburiyet, yoksa sana vurgun değilim"
"Ama gözlerimde bir ışık, kalbimin tıkırtısı"
"İçim içime sığmıyor, ya bu neyin kıpırtısı"
"Dön yüzünü gökyüzüne, bak bir aşkın yıldızına, aman"
"Parlayacak, sönecek, biliyorum"
"Her şey olur, her şey biter"
"Bir yıldız gökyüzünde kayar yiter"
"Her şey olur, her şey biter"
"Yalnızlık hep aynaları mesken tutar"
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.