All language subtitles for Madame Sousatzka - John Schlesinger - GB - 1988

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole Download
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Sen dediğimi bir dene.

Romatizmanın başka çaresi yok.

Sihir gibi. Metal onu dışarı çekiyor.

Tamam deneyeceğim.

Tamam mı?

Sağ olun.

İyi şanslar. Ama bakır olması şart.

Tamam.

Bakın Drakula geri döndü.

Geri dönmenize çok memnun oldum.

Ben bakarım.

Mini taksi.

Geliyorum. Bayan Ahuja'cığım bana taksi

için 10 dolar verin de kiramı öderken

diğer 10 dolarla birlikte size geri vereyim.

Metroyla da giderdim ama ilk seferinde

taksiyle gitmek daha hoş görünür.

Demek yakında Albert Hall'de

konserler vermeye başlayacak.

Evet, dahi olduğunu söylüyorlar.

Teşekkür ederim Bayan Ahuja'cığım.

Çeki yarın alacaksınız.

Devam buradan çalacaksın.

Kapı açık! Her zaman açık!

Teşekkür ederim.

Girin.

Tamam hayatım, teşekkür ederim.

Evet, Bayan Manek'in annesi.

Merhaba.

O halde Çarşamba görüşürüz Madam Sousatzka.

Peki bu şart mı?

Kendimi aptal gibi hissediyorum.

Öğretmenin şöyle dursun, yaşlı birinin

yanından ayrılırken daima reverans yap

ve Fransızca "Au revoir, Madam" de.

Au revoir, Madam.

Biraz daha eğil lütfen.

Au revoir, Madam.

Tamam gidebilirsin. Kapıyı kapa.

Eskilerin adetlerine bayılıyorum, çok zarif ve güzel oluyor.

Teşekkürler Bay Cordle.

Önemli değil. Buyrun Bay Jordan...

Onu her zaman teşvik ettim ve destekledim Madam Sazutska.

Sousatzka. Sou-satz-ka.

Su-zatska.

Yetenekli öğrencilerin daha doğrusu

müstesna yeteneğe sahip olanların

benden aldığı derslerin parasını

okul vakfı öder, bu fırsatı nasıl

değerlendireceği tamamen oğlunuza kalmış.

Çok çalışacağına eminim ve size

gerçekten minnettar, ikimiz de Madam Sazu..

Sousatzka oturun lütfen.

2 yaşından beri bu hayatta benden başka kimsesi yok.

Peki ya babası?

Babası pisliğin biri.

Süt?

Evet lütfen.

Bunu bilmeleri umrumda değil.

Zaten Delhi'de herkes onunla nasıl bir hayat sürdüğümü biliyor.

Ama bir gün yeter dedim, canıma tak etti.

Bebeğimi ve bavulumu alıp gittim.

Dikkatinizi çekerim tek bavulla.

Ben ki çeyizimde 50 bavul dolusu sari ve mücevher getirmiştim.

Şeker?

Sadece 3 tane.

3.

Biz oradan buradan insanlar değiliz.

Bengal'in en eski ailelerinden birinden geliyoruz.

Hatta Tagor sülalesinde bir teyzeciğim var.

Teşekkür ederim.

Böyle bir hayatım olacağını kimse tahmin etmemişti.

Kimi zaman çok açık söylüyorum, kiramı

ödeyemeyip aynı akşam evden çıktığım oldu.

Ama beni boşverin, benim hayatım bitti.

Artık herşeyi oğlum için yapıyorum.

Ünlü ve zengin olup dünyanın her yerinde

konserler vereceği günü görmek için yaşıyorum.

Hayır, hayır, hayır, hayır, burada konserlerden bahsetmiyoruz.

Oğlunuzdan ve benim geliştireceğim yeteneğinden bahsediyoruz.

Bu "herşey satılık" tavrına katlanamam.

Bir çocuğun yeteneği,

"bu sokak haydi para kazanalım, çabuk, çabuk, haydi!"

Bağışlayın beni ama bu konuda çok hassasım.

Lütfen para canlısı biri olduğumu düşünmeyin.

Oğlumun bir dahi olmasıyla gurur duyuyorum

ve sizce o bir dahi değil mi?

O kelimeyi kullanmıyoruz. Bayan-

Sen. Lütfen bana Sushila deyin.

Bayan Sen...

Sousatzka... Evet evet hatırladım...

Sekreterim şu anda burada değil.

Ama defterime bir bakayım.

Evet,çarşamba 2'de olabilir.

Çok iyi. Şimdi oğlunuzu salıları ve perşembeleri alabilirim

yok salıları ve cumaları.

Ama cumaları bana yardım ediyor.

Hafta sonu siparişleri olduğundan o gün çok yoğunum.

Bayan Sen, yeni bir öğrenci kabul ettiğimde...

kendimi ve zamanımı tamamen ve sınırsızca teslim ederim.

Bu ikimiz için de mutlak bir bağlılıktır...

Öğrenci ve benim için çünkü ben sadece nasıl piyano

çalınacağını değil nasıl yaşanacağını da öğretirim.

Oğlunuzla çok gurur duyacaksınız.

Artık onu ikimiz birlikte yetiştireceğiz.

Efendim? 11 numaradaki yaşlı kadını halletmek üzereyim ne oldu?

24 mü? Dinle senin bir kiracın var değil mi?

7 4 yaşında birinci katta oturuyor ve evden çıkmıyor değil mi?

Ne yapacağın çok açık ona bin papel daha teklif et ve

hala çıkmıyorsa kat merdivenini dışarı çıkar.

Kapı açık her zaman açık. İtin!

Leydi Emily! Yine ben John Woodford.

Evet, merhaba.

Biraz konuşabilir miyiz acaba?

Evet elbette. Aşağı kata gelin lütfen.

Boynunuzu unutmayın.

Tamam sağ ol.

Günde 2-3 sefer.

Teşekkür ederim.

Leydi Emily geçen gün söylediğinizi

düşündüm de aslında biz aynı dili konuşuyoruz

gibime geliyor bu ev size büyük yük oluyor

ve çok açık ki yardıma ihtiyacınız var.

Ben de işte o yüzden geldim Leydi Emily.

Ortağımla konuştum bence evi satabiliriz.

Ama bana biraz daha zaman vermeniz gerekecek Bay Woodford.

Ne? İnsanın doğduğu evden ayrılması o kadar da kolay bir şey değil.

Bazen hepimiz biraz değişiklik isteriz.

Evet, hep deniz kenarında küçük

bir evim olacağını hayal eder dururdum.

Demek öyle.

Manek sen geliyor musun?

Gelemem müzik dersim var.

Futbol oynayacağız.

Ne müzik dersi!Gel haydi!

Üzgünüm çocuklar.

Yarın görüşürüz. Tamam mı?

Merhaba.

Herhalde beni görmeye geldin.

Patenle kaydığını gördüm, bunu yapmamalısın.

Ya düşüp ellerine zarar verirsen?

Seni bir daha o patenlerle görmek istemiyorum. Oraya bırak.

Hayır koltuğa değil, yere.

Mükemmel yükseklikte.

Mükemmel değil mi biliyorum.

Seni çok iyi tanıyorum.

Başla. İlk başta bildiğin herşeyi unutmanı istiyorum.

Do majör gamıyla başla.

Hangi elle?

Hangi el diye soruyor!

Zavallı çocuğum 2 elin mi var sanıyorsun?

Hem piyanoya hem bana göre 2 el de birdir.

Tam ve mükemmel bir uyumla hareket ederler. Başla.

Beni yeteneğinle etkilemen gerekmiyor.

Çok fazla geziniyorsun Bay Virtüöz.

Mükemmel gamların başlangıcı ve sonu yoktur.

Her nota bu boncuklar kadar düzgün ve eşittir. Görüyor musun?

Parmaklarını unut. Bir an için bile parmaklarınla çaldığını düşünme.

O parmaklarını düşünseydi, okyanusun

dibini boylar bir daha da haber alınmazdı.

Bu 10 küçük solucanı boşver şimdi!

Müzik işte buradan gelir karnından.

Ve ruhunun derinliklerinden yukarıya doğru sürekli yükselir.

En derin içgüdülerinden, aklın seviyesine

buraya ulaşana kadar yükselir.

Anladın mı? Şimdi başla. Başla.

Bırak çalsınlar önce sağa, sonra sola doğru,

akıcı bir şekilde her nota düzgün ve eşit. İşte böyle.

Evet işte, şimdi çalmaya başladı.

Ruhunun derinliklerinden geliyor yumuşak yumuşak.

Piyanissimo...Piyanissimo... şimdi çok çok yumuşak...

evet çok hafif bu beceriksiz insan kulaklarıyla duyulmayacak kadar

şimdi unutma şu omzun duruşunu unutma.Evet.

Sadece bir titreşim.

Annemin özel tarifi.

Allegro! hayır. Allegro! Allegro! Hayır hayır çok ağır!

Daha canlı canlı! Bu çok ağır! Parmakların!

Parmaklarını kaybetme! Bağla, bağla.

Ayaklarını sürüyen bir yaşlı gibisin!

Hayır! Yumuşak, yumuşak geç. Geç coş! Coş!

Yumuşak!

Peki kasedimi dinledi mi?

2 hafta önce göndermiştim. Dedim ya Jenny Plover.

Plumber mı?

Hayır, hayır P-L-O-V-E-R.

Siz Jenny deyin yeter.

O kim olduğumu anlar.

Evet ama çok arayan oluyor bayağı meşgul biri belki zamanı olmamıştır.

Olabilir ama hepimiz meşgulüz. Güle güle.

Bu sabah kalkar kalkmaz benim

için kötü bir ay olacağını hissetmiştim.

Sana ne iyi gelir biliyorum, bir köpük banyosu.

Ben mantarı açarken neden banyo yapmıyorsun?

Daha yeni banyo yaptım.

Bir daha yap.

Pis değilim.

Ben pisim.

Allegro, Allegro..

Madam'ın yeni öğrencisi mi?

Evet. Benim yeniyi dinle, dediğin gibi remiksledik,

beğeneceğini umuyorum. Harika oldu.

Evet güzel. Git de banyonu yap.

İnadı inat akrep erkeği.

Dün gece neredeydin?

Dışarıda!

Dışarıda nerede?

Dışarıda işte! Bundan sana ne?

Daha canlı! Canlı!

Bir yapımcıyla yemek yedim. O yüzden.

Adı ne?

Micky bilmem ne işte.

Micky ne ama?

Yapma isimlerle aram nasıldır biliyorsun.

İsimlerle aran mükemmeldir.

Soyadı ne? Neler yapmış? Hangi şirketten?

Nasıl buldun?

Güzel. Müthiş, çok geliştin tatlım.

Cidden mi? Sağ ol! Şerefe.

Şerefe.

Çocuk iyiymiş. Kaç yaşında?

Onu boşver şimdi.

Sen buraya benimle olmaya gelmiyor musun?

Gelmiyor musun?

Tabii ki öyle müthiş olduğunu söyledim ya samimiydim.

Tabii!

Ronnie bana hala doğum günü hediyesi alacaksın.

Akşam dışarı çıkalım mı? Harika bir elbise gördüm.

Bu akşam olmaz üzgünüm.

Çok sıkışığım ama çek yazarım ne kadar?

350.

Tamam ama faturasını getir masraf gösteririm.

Neyim ben iş mi eğlence mi?

Gel buraya.

Çok güzel gözlerin var biliyor musun Ronnie Blum.

Seni canavar!

Dur! Dur! Dur!

Sen bu kadar gerginken müzik vücudundan nasıl akabilir ki?

Bu ne?

Deve gibi hörgücün çıkıyor.

Seni narin şey, bugünlük bu kadar yeter.

Bay Cordle'la çalışmaya başlamanın zamanı geldi.

Buraya gel! Sana bir şey göstereceğim.

Ne görüyorsun?

Beni.

Ama sen kimsin? Manek yani, bir çocuk mu?

Yoksa böyle bir şeyi mi amaçlıyorsun?

Hepsi de anneciğimin sevgili dostları elbette.

Carnegie Hall'de çalmış bütün piyanistler

bizi Riverside Drive'daki evimizde ziyarete geldi.

Rubinstein. Kucağına oturdum ve benim için

mendilden küçük bir fare yaptı.

Bu da en parlak döneminde annem.

Çok büyük bir piyanist ve öğretmendi.

Bu kim?

Benim sözümü dinlemeyen bir öğrenci işte.

Senin işte öyle olmanı istiyorum.

Harika.

Zavallı çocuğum gel.

Dinle sana ben kaç kere ne söyledim?

Hepsi bir.

Giyim tarzımız, konuşma tarzımız, çalma tarzımız.

Hepsi birbirine bağlı.

Cuma günü görüşürüz Madam Sousootzka. Tamam mı?

Sousatzka.

Sousatzka. Sousatzka!

Evet Sousatzka. Bu annemin ismiydi.

Sousatzka! Sousatzka! Ona söylemezsiniz değil mi?

Hayır, hayır. Bu yasemin.

Güzel ülkenizde var değil mi?

Bilmem ki oraya hiç gitmedim.

Bu takım da yeni geldi efendim beğendiniz mi?

Hayır, hayır daha klasik bir şey olsun.

Annemin ailesi ihtilalde herşeyi kaybetti.

Fransız ihtilalinde mi?

Aman tanrım! Bu ne cahillik! Rus ihtilalinde.

Paris'e kaçmışlar.

10 yıl sonra da New York'ta annem babamla tanışmış.

Ve ben doğmuşum. Bu güzel.

Blazer çok klasik.

Hoşuma gitmedi. Bundan da hoşlanmam.

Şimdi o bakışlara göre bir tarz belirlemelisin o güzel bakışlara.

Bunu bir deneyelim.

Bu şeyle çok aptal görünürüm!

Saçmalama erkek olmanı sağlayacak!

Kravat getirin. Annem sadece beyaz giyerdi,

babam gittikten sonra sadece siyah giymeye başladı

kendini dul hissediyordu ama babam yan mahallede

başka bir kadınla yaşıyordu.

Şapşal çocuk. Babam gittikten sonra annem

New York'ta kalmaya dayanamadı

ama sonra Kraliyet Müzik Okulundan

bir iş teklif edildi ve Londra'ya taşındık.

Nasıl oldu Manek? Dur da bir bakayım.

Hazır olduğumda çıkacağım.

Kraliyet okulunda herkes anneme tapardı.

Herkes "Elena bu konuda ne düşünüyor şunu nasıl buldu" diye sorup dururdu.

İngilizcesi berbattı ama Rus aksanına bayılırlardı.

Hayır. Daha canlı bir şey istiyorum.

Canlı mı? Anlıyorum.

Bu seni ilgilendirmiyor ben halledeceğim.

Şimdi sana bir hanımefendiye kolunu

nasıl uzatacağını öğreteceğim.

Evet.

Canlı. Canlılar geliyor.

Bu kadar komik olan nedir?

Genç bir çocuk böyle mi giydirilirmiş?

Hiç çocuğu olmadığı anlaşılıyor.

Bacaklarını aç tamam. Gevşe.

Şimdi acının kalıcı bir durum olduğunu

düşünme kesinlikle değildir.

Zaten hiçbir şey kalıcı değildir?

Ne acı ne de zevk.

İnsanın durumu budur yoksa insan olmanın şartı mı demeli?

Başını kaldır işte böyle.

Görüyorsun Madam ve Beethoven kaslarını bu şekile sokar.

Bay Cordle ise işte böyle yapar.

Şimdi gevşe,gevşe dedim.

Gevşe dedim.

Elimde değil Bay Cordle.

İyiliğini istiyorsa bunu gerçekten yapmamalı.

Korkunç! Doğru düzgün egzersiz yapmayı bilmiyorsun!

Düzensizsin. Tek kelimeyle düzensizsin!

Çok üstüne geldi değil mi?

Eski öğretmenime geri döneceğim.

Mükemmel metodu olan bir Madam Sousatzka değil

ama en azından midemi bulandırmıyor.

O kullandığı korkunç parfüm ne öyle?

Ne zaman yaklaşsa kusacak gibi oluyorum.

Benim hoşuma gidiyor.

Ne sana yaklaşması mı?

Parfümü!

Şaka yapıyor olmalısın!

Adı ne "La Leşkoku" mu?

O çok iyi bir öğretmen!

Şarlatanın biri!

Madam LeşkokuSousatzka.

Onları kullandığını biliyor mu?

Kötü bir zamanda gelmediğimi umuyorum

ama bu Bay LeFranc'a kalmış bir şey o.

Belediyede çalışan bir müfettiş, çok meşgul biri.

Yeniden görmeniz gerekeceğini bilmiyordum. Girin lütfen.

Bay LeFranc işini görürken benim etrafa

bakmamda bir sakınca yok değil mi?

Çok ilginç eşyalarınız var, çok etkileyici.

Büyük büyükannemin güzelliği dillere destanmış.

Bu da Bay Lipescu. Ruhani liderim.

Rutubet.

Evet bu kış sanki biraz daha soğuk gibiydi.

Bu durumda dış duvarın sıvadibini

söküp sıvayı bir buçuk metreye kadar

kazımalı ve sugeçirmez malzemeyle kaplamalısınız.

Sonra da içini doldurtursunuz.

Silikonla. Bu fazla pahalı olmaz.

Pahalı kavramı kişiden kişiye değişir tabii.

Rahatsız ettiğim için çok üzgünüm.

Herhalde Bay Woodford'u tanıyorsunuz.

Bu da Bay LeFranc. Belediye'denmiş.

Evet?

Siz lütfen devam edin burada olmadığımızı farz edin.

Burası bende yatak odası görünüyor.

Yatak odası mı? O ne antika bir belgeymiş öyle.

Burası 30 yıldır bir stüdyo.

Önce annem Elena Sousatzka 'nındı şimdi de benim.

Anlıyorum o halde binada iş yapmak

için izin aldığınızı varsayıyorum.

Burası bir atölye değil ki!

O önemli değil yine de izin almalısınız.

Geç kalma.

Ararım.

Tamam.

Bana sorarsanız çok fazla kiracı var, işiniz çok zor olacak.

Jenny'nin dairesi nerede biliyorsun.

O kim?

Kendine sanatçı temsilcisi diyor.

Öğrencilerimin peşinde dolanıyor devam et.

Hayır hayır vücudunu açıp geçmesine

izin vermezsen mesajı parmaklarına

iletemezsin sana göstereyim.

Evet neyse cumartesi tekrar çalışırız.

Cumartesi anneme yardım etmem gerekiyor.

Bence birlikte çalışabilmemiz için cuma ve

cumartesileri burada kalmalısın,

orada stüdyoda yatabilirsin.

Haftasonların bana ait ve piyanona.

Annen sensiz yapamaz mı?

Cumartesi onun için büyük gün, çok dağıtım oluyor.

O işi piyanistliğe tercih ediyorsan sen bilirsin.

Git! Git! Git! Bunu değil de annenin evdeki

o piyano bozuntusunu mu çalmak istiyorsun?

Bu annemin suçu değil ondan daha iyisini alamaz!

Tanrı aşkına öyle demedim zaten.

Biliyorum senin için elinden geleni yapıyor.

Tek söylediğim hafta sonlarını boşa

geçirmemelisin, burada kalıp çalışmalısın.

Hem de hiç durmadan.

Bu yıllar senin için çok değerli.

Sadece senin için doğru olanı söylüyorum.

Ben seni düşünüyorum. Tamam mı?

Tamam. Cuma günleri kalabilirim bazen.

Cumartesileri de?

Cumartesileri de.

Şimdi git.

Karanlık sokaklarda dolaşmanı da istemiyorum.

Cuma akşamı annene haber ver.

Seni pis homo! Burda niye beklediğini biliyorum!

Seni aşağılık pislik! Gördün gününü işte!

Niye tekmeliyorsunuz?

Bay Cordle?

İyi misiniz?

Evet.

Yürüyebilir misiniz?

Emin misiniz?

Evet.

Ambulans çağıracağım.

Ben iyiyim. Sadece aptallık ettim.

Çok aptalcaydı.

Sadece ayağım kaydı, ayakkabımın bağı çözüldü.

Dikkatsizlik işte. Çok dikkatsizim.

Madamı arayıp doktor çağırmasını söyleyeyim mi?

Hayır hiç gerek yok.

Bu mideni bulandırıyor mu?

Ben kan görmeye dayanamam.

Canınızı yakmıyorum değil mi?

O kadar sıkı değil.

O kadar sıkı değil, çok iyi yapıyorsun.

Canınızı yakmadığıma emin misiniz?

Evet, eminim. Çok mu korkunç görünüyorum?

Hayır.

Şimdi evlat. Senin evine dönmen lazım. Çok geç oldu.

Merak etme, ben çok iyiyim.

Haydi git sen.

Bu arada, Madama ya da Leydi Emily'ye söyleme olur mu?

Bilirsin kadınlar böyle kazaları çok büyütür.

Tamam.

Manek, teşekkür ederim.

Çok geç kalmadın mı?

Bay Cordle'a bir şeyler getirdim de süt falan işte.

Çok iyisin, teşekkür ederim, iyi akşamlar.

İyi akşamlar.

Girin.

Seni rahatsız etmiyorum?

Leydi Emily.

Seninle ev hakkında konuşmam gerekiyordu.

Sana birşey ikram edebilir miyim?

Hayır, teşekkür ederim.

Otur lütfen.

Belediye güvenli olmadığını söylüyor.

Yüzüne ne oldu öyle?

Dışarıda yere düştüm.

Ama çok kötü olmuş.

Hiçbir şeyim yok.

Doktor çağırsam iyi olacak.

Lütfen sorun etme!

Affedersin.

Çok özür dilerim. Teşekkür ederim.

Daha dikkatli olmalısın.

Londra gençliğimizdeki gibi değil artık.

Bizim yaşımızda sokaklarda dolaşmak güvenli

değil, özellikle de karanlık olunca.

Sık sık kırlarda küçük bir ev düşlüyorum.

Belki de satmayı ciddi şekilde düşünmeliyim. İyi misin?

Evet.

Kapı açık. Her zaman açık.

Leydi Emily'yle Bay Cordle'ı mı görmeye geldin?

Seni görmeye geldim.

Beni görmen gerekmiyor Edward.

Kazandığın başarı için tebrik ederim.

Canım...

Ne istiyorsun?

Sırtım ağrıyor.

Sadece şurayı ov canım lütfen...

... çok güzel.

Eskiden bunu yapmayı severdin hiç yorulmazdın.

Öyle girmesene!

Banyoda bin kere görmedim sanki.

Her yerini sabunlayan ben değil miydim?

7'de evde ol. Pratima'lara gideceğiz.

Dedim ya gece kalacağım.

Ama ikimizin de gideceğine söz verdim.

Neden istemiyorsun?

Arkadaşlarımı beğenmiyorsun öyle mi?

Artık varsa yoksa o evdekiler.

O ev henüz yıkılmadığı için şanslısın.

Sen içerideyken bir şey olmasa bari.

Bekle canım!

Geç kalıyorum!

Bırak beklesin!

Kem gözlerden korumak için kimbilir sana ne büyüler yaptı.

Anne!

Bay Cordle siz de şu ekmeği alın,

lütfen sosun içine soktunuz da o yüzden.

Biraz kırmızı şarap alacağım.

Yemek enfes olmuş.

Bu annemin tarifi İngilizler yemekten hiç anlamaz.

Leydi Emily ekmek alabilir miyim?

Madam doğum gününüzde bu kadar zahmet etmeseydiniz.

Doğum günümde yemek yapmayı severim.

O korkunç adamlar gelip rahatsız etmese bari.

Kimse içinde doğduğun evi elinden alamaz.

Çok doğru.

Kesinlikle. Manek barbarlar gibi yeme!

Aslında düşündüğüm evden ziyade insanlar.

Küçük sevgili ailemi kaybetmek istemiyorum.

O gelmeyecek mi? Neydi adı?

Kim?

Kim?

Jenny.

Jenny mi?

Jenny biraz gecikecek.

Dedim ki Jenny benle iş yaparken

kesinlikle dakik olmalısın hanımefendi

oğlak burcunun etkisine girdiğinden geç kalıyormuş.

Ben de oğlak burcuyum.

Burçlar tamamen saçmalık.

Hayatımı ben kontrol ederim yıldızlar değil.

Bu onun için iyi mi?

Tabii ki.

Ama daha sonuncusunu bitirmedim.

Dinle şapşal çocuk.

Beyaz şarap balıkla içilir değil mi?

Kırmızı da etle erkek olmayı öğrenmelisin. Tamam mı?

Ailemize içelim.

Ailemize.

Nice yıllara!

Üzgünüm çok geciktim sana ihtiyacım var.

Manek nereye masadan kalkmak için evin hanımından izin istemelisin.

Bu çocuk...

"Zamana yatırım yap" mı?

Şaka olmalı. Ne düşünüyorsun?

Çok güzeller.

Hayır pasta budala bir banka reklamından aldım.

Bu ne?

Yeni bir içeceğin tanıtımıydı. Ben havucum.

Muzu görüyor musun?

Onunla Avustralya'ya gittim. Adı Tony.

Bu bir filmden mi?

"Köy kızları rejim krakerleri" hayatım.

Harika görünüyorsun, yani bir mankensin?

Pek sayılmaz şarkıcıyım.

Şarkılarımı kendim yazıyorum. Bak!

Bakayım haydi.

Nasıl alacaksın?

Gel haydi, bana yardım edecektin.

Çok fazla sattı mı?

94 numaraya kadar yükseldi. Bir haftalığına.

Bu çok iyi... Tanrım kaç tane var?

Öylesine koydum işte.

Saymasak iyi olur?

Geçen yılı hatırlıyor musunuz? Bay Cordle hani size...

Madam kaç yaşında?

Sen kaç yaşındasın?

Sence kaç gösteriyorum?

20 mi?

Evet 20.

Biraz daha şampanya?

Şampanya mı? Evet, lütfen.

Leydi Emily iyi gidiyor.

Hem de nasıl.

Hepsini birden ağzına atma!

Bir dakika millet!

İşte başlıyoruz.

Bu büyük günde, bir kez daha sevgili

arkadaşımız, nazik ev sahibemiz,

büyük piyanistimiz ve pedagoğumuz

Madam Irina'nın şerefine içelim!

Madam Irina'ya!

Hayır, Madam Sousatzka!

Kahraman kılığına girmiş kutsal bir kadına!

Sesini duyuyorum hep iyi yanları olacak değil ya.

Öğrencilerine bağırıyor.

Saçmalama.

Bay Cordle, ben bir güvercin kadar naziğim.

Manek? Öyle değil mi?

Manek?

Evet.

Valkyrie'ler kadar güçlü damarlarında Amerika'nın gücü var.

Kudretli rüzgarların taşıdığı ruhu Rusya'nın steplerinden geçiyor.

Vahşi batı rüzgarları...

Hepsi doğru.

Sonbaharın nefesi..

Yine de bu şampanya kadar hafif ve çarpıcı.

Ama bu pasta korkunç değil mi?

Nerede olursak olalım, her zaman

bu büyük günde, bir araya gelelim ve aynı masada yiyelim.

Evet.

Buradan başka nerede olabiliriz ki?

Evet.

Buna içerim işte.

Kımıldama.

Evet!

Çok güzel çıktı değil mi?

Bu senin için Irina.

Edward'dan. Edward'dan sevgilerle.

Kim?

Edward kim?

Jenny. Şampanya?

Burada.

Mi bemol.

Kulağı mükemmeldir.

La.

Si bemol.

Ne zevkli!

Sol minör ve Fa.

Evet.

Vay canına harika.

Bırak çalsın bırak çalsın.

Madam da çalacak.

Daha iyi olmalısın konserde mi çaldığını sanıyorsun?

İyi vakit geçirdin mi?

Bu annemi en çok özlediğim gün en ama en çok özlediğim gün.

Beni burada bekle, hayır, arabaya dön.

Manek? Canım? Canım?

Umarım önemli bir şeydir.

Sana şampuan getirdim.

İnanamıyorum, delirmişsin!

Sabaha ihtiyacın olacak.

O kim? Şu şişko Sunil mi ?

Birinin bana eşlik etmesi gerek.

O kadar insandan onu buldun!

Nerede uyuyorsun? Hangi odada?

Nefesin kokuyor! Sen içki içmişsin!

Ne olmuş?

Piyano çalmayı öğretecekti içmeyi değil onu baban yeterince yapmıştı!

Yoksa bir şey mi oldu?

Hayır, sadece şampuanımı getirmeye gelmiş.

Ne de düşünceli sabahın 1'inde mi?

Ona aldığım bu çok özel şampuanı kullanmazsa saçı çok fena karışıyor.

Bir sorun yoksa uyumaya devam edebiliriz,

yarın zor bir gün olacak.

Manek dinlenebildiğin kadar iyi dinlenmelisin.

İyi geceler Madam.

Kapı kendisi kapanıyor, çarpmaya gerek yok, uyuyan insanlar var.

Bir daha sakın verdiği içkiyi kabul etme.

Gidip yüzüne söyleyeceğim.

Eve git anne.

Daha kaç yaşındasın ki?

Delirmiş olmalı.

Zaten deliye benziyor.

Haydi, anne git lütfen!

Canım!

Yine ne var?

Bunu unuttum!

Pazar günü geleceğim istersen sinemaya gideriz.

Teşekkür ederim. Dikkatli ol.

Daha iyi olmalısın konserde mi çaldığını sanıyorsun?

Bravo!

Çok büyük bir başarı ve inanılmaz bir cesaret gerçekten öyle.

Dinle bu öğrencim...

Irina hayatım burada olduğunu bilmiyordum.

Aman tanrım!

Tanışmanı istediğim biri var.

Dinle bu benim...

Dün geceye göre çok canlıydı.

Tchaikovsky'yi bu kadar güzel çalmazdı Debussy'den bir farkı yoktu.

Genellikle Japonya'da.

Orada fark etmiyor herhalde. İzninle.

Nerede?

Affedersiniz sakıncası yoksa biraz izin verin.

Çok tebrik ederim! Olağanüstü bir performanstı.

Teşekkür ederim.

Arkadaşımın kitapçığını imzalar mısınız?

Tabii zevkle.

Aman tanrım! Nasılsın?

Harika bir sürpriz.

Çok teşekkür ederim, tekrar görüşmek

üzere, teşekkür ederim.

Öne geçmek istiyorsan itmen gerekir.

Her zaman. Ronnie Blum.

New York'taki kadar iyiydi.

Manek Sen.

Ronnie!

Merhaba Leo! Olağanüstü bir akşam.

Manek, bu Leo Milev, dünyanın en

büyük piyano öğretmenlerinden biri.

Bu da Manek parlak geleceği olan bir genç.

Madamın yeni öğrencisi.

Leo'nun master derslerinden birine katılman çok iyi olur.

Benim için de sürpriz oldu.

Evdekiler nasıl?

İyiler, çok iyiler.

Torun kaç yaşında şimdi?

Bu onundu herhalde. Benden almak

istemeyebilir, beni hala affetmemiş.

Edward yüzünden mi?

Edward şu sıralar nerelerde?

Ottawa'da ve tam olarak yarım saat

sonra Bartok'un 2'inci konçertosunu çalacak.

Birbirinizi en son ne zaman görmüştünüz?

Epey oldu.

Hala aynı yerde misiniz?

Evet öyle.

Biraz izin verir misin?

Elbette.

Teşekkür ederim.

Geçen sefer getirdiğiniz o...

Artık gitmemiz gerekiyor Manek.

İzninizle Bay Blum.

Gerçekten çok etkileyiciydi.

Bay Ronnie Blum sana ne söyledi?

Beni dinlemek istiyormuş.

Peki sen ona ne dedin?

Sizinle konuşması gerektiğini.

Çok doğru.

Ronnie Jenny'nin erkek arkadaşı mı?

İşi 5 dakikada bitecek.

Çünkü ona açgözlü bir menajer yapıştı

ve erkenden çaldırmaya başladı.

Bunu defalarca kez gördüm.

Bir kez başarısız olursan fırlatıp atarlar.

Nido's da yemeğe ne dersiniz?

Bu Leo Milev'in öğrencilerinden biri.

Leo'yla konuştuğunu gördüm. Ne söyledi sana? Leo ne dedi sana?

Bana bunu verdi.

Zavallı Leo! Ondan hakikaten hoşlanmıyorum,

ama acıyorum doğrusu.

İyi bir kariyeri varken kolunu sakatladı. Başka ne söyledi?

Edward hakkında konuştu mu ne dedi?

Boncuğu size vermemi söyledi.

Onu sormuyorum. Neden hala Edward'ı umursadığımı sanıyorlarsa!

Edward şimdi neredeymiş?

Ottawa'da Bartok'un 2'inci konçertosunu çalacakmış.

Tam şu anda.

Bartok'muş! Hayatında Bartok mu çalmış!

Bartok'muş!

Madam Sousatzka!

Kapıyı çalmıştım.

Sizi bir an olsun yalnız yakaladığıma sevindim.

Bir öğle yemeğinde bana katılır mısınız?

Aşırı meşgulüm Bay Blum.

O halde doğrudan konuya gireyim.

Manek'i çalarken dinlemek istiyorum.

Hayır, bu imkansız.

Kesinlikle imkansız! Manek sizi ilgilendirmez.

Neden ama? Siz çalmayı öğretiyorsunuz,

ben de geçimini sağlamasını.

Müzik, geçim sağlamak için değildir

Bay Blum ve bir kuralım var hiçbir öğrencim

hazır olana kadar sahneye çıkamaz.

Anlıyorum peki zamanına kim karar veriyor?

Tabii ki ben karar veriyorum.

Her durumda özellikle de bu durumda.

Rubinstein, Lipati...

Nadia Boulanger...

Schnabel! 4 yaşımdayken onu Albert Hall'de dinlediğimi hatırlıyorum.

Görüyorsunuz bir bakıma hepimizin kanında müzik var Bay Blum sizin bile.

Büyük büyükannelerimizin hepsi Chopin çalardı.

Aslında benimki Mile End yolunda gömlek ütülerdi.

Manek'in büyük büyükannesi sitar çalarmış ya da öyle bir enstrüman.

Şimdi onun 600 yıllık Avrupa müziğini yakalaması gerekiyor.

Ne yazık ki ben o kadar bekleyemem.

Belki de hiç beklememelisiniz.

Gelmen iyi oldu.

Bay Blum da çıkmak üzereydi.

Merhaba nasılsın? Seni tekrar gördüğüme sevindim.

Merhaba.

Ben de Madam'a seni dinlemeyi ne kadar çok arzuladığımı söylüyordum.

Ne dinlemek istiyorsunuz?

Madam bu imkansız diyor.

Neden?

Bunu yasaklıyor.

Neden Bay Blum'a çalamıyorum?

Tamam o zaman. Çal! Çal!

Herkese çal! Git sokakta çal! Ben seni tutmayım!

İsteklerime ve duygularıma saygı göstermene hiç gerek yok!

Hiç çekinme annemin koltuğuna otur!

Sadece biraz ateşi var Madam Sousatzka.

Antibiyotik alıyor. Teşekkür ederim aradığınızı söylerim. Hoşça kalın.

Ne diyor?

Neden söyleyemiyorsun anlamıyorum.

Elim olduğunu bir bilse zaten onu deli ediyorum.

Deli olduğunu biliyorum hem de zırdeli!

Gel bana yardım et.

Merhaba iyi akşamlar.

Merhaba.

Buyrun.

Onları ben alayım. Bay Beechey yukarıda sizi görmek istiyor.

Ne yazık ki en değerli müşterilerimizden biri bunu geri gönderdi.

Oraya nasıl girmiş anlamıyorum.

Bildiğiniz gibi Bayan Sen bu daha önce de oldu.

Size şeref sözü veriyorum Bay Beechey, bir daha olmayacak.

Ama bu son uyarımız olmak zorunda.

Elbette. Bununla bizzat ilgileneceğim.

Çok naziksiniz... Bu oğlum konser piyanisti.

Anne!

Yani çok yakında olacak.

Evet, olacaksın hayatım.

Teşekkür ederim Bay Beechey. Hoşça kalın.

Aptal ihtiyar!

Neredeyse işten atılıyordun.

Mutfak pislik içinde!

Yarın ikimiz mutfağı temizleyeceğiz.

Hepsi laf!

Oradan aldığına göre çıldırmış olmalısın

başka yerlerde yarı fiyatına satıyorlar.

Bunları değil. Bak bunlar gerçek Alfonso'nun!

Merhaba! Ben Bayan Sen'le Manek'i arıyordum.

Evet, bayan Sen ve Manek yukarıdalar.

Teşekkür ederim. Beni bekler misin?

Elbette madam.

Teşekkür ederim yukarısı mı?

Evet.

Manek, Sousatzka geldi.

Bu ne sürpriz! Manek çok sevinecek.

O nasıl?

Bugün çok daha iyi.

Ateşi ilk kez normale döndü. Biraz pilav ve kaymak yedirdim.

Ne güzel çiçekler! Yıldız çiçeklerine bayılırım.

Onlar krizantem ve zambak.

Dağınıklık için çok üzgünüm! Kimseyi beklemiyorduk.

Manek! Nasılsın?

Bak Manek sana ne güzel çiçekler getirmiş!

Annen daha iyi olduğunu söyledi.

Gel de seni bir göreyim... Gel buraya çok endişelendim.

Bu ne surat? Bu ne?

Ne oldu böyle?

Önemli bir şey değil Madam.

Ne oldu?

Neden taktığımı bile bilmiyorum.

Bana neden yalan söylendi?

Bundan nefret ederim neden annene yalan söylettin?

Zararsız küçücük bir yalandı.

Eli için çok üzüleceğinizi biliyorduk.

Bakın çürük bile değil.

Nasıl becerdin? Futbol oynarken falan değil mi?

Yoksa yine paten mi kaydın?

Manek bunu yapmayacağına söz vermiştin.

Onlar doğum günü hediyesiydi ve otobüs parasından kurtarıyor.

Şimdi söz verecek misin?

Evet.

Bir daha asla kullanmayacağım de. Onları atacağını söyle, bana söz ver.

Söz veriyorum.

Git ellerini yıka. Haydi, berbat görünüyorsun.

Sana kitap getirdim.

En iyisi "Suç ve Ceza" yla başla.

O kara gözlerin bana Raskolnikov'u hatırlatıyor

ama sakın bana balta çekme, yapmazsın değil mi?

Beğeneceksin.

Teşekkür ederim.

Hep böyle bebek gibi kalmaları ne korkunç değil mi?

Oraya buraya koştururlar, biz de onu

yapma, bunu yapma der dururuz.

Bir şey soracaktım Madam Sousatzka.

Ne zaman konser vermeye hazır olacak?

Sizinle bunu konuştu mu?

Hayır, konuşmadı ama şimdi ben konuşuyorum.

Manek, bence annene açıklamalısın.

Anladığını sanıyordum ama yanılmışım.

Neyi açıklayacağım?

Ne zaman konser vereceğini sordum.

Anne...

Biliyorum ben cahilin biriyim, kültürlü biri

ya da müzik öğretmeni değil sadece anneyim!

Biz bunca yıldır bunun için çalışıyorduk!

Biz kim?

Oğlum ve ben.

Tamam anne! Kapa şu konuyu!

Peki vereceğin konserler ne olacak?

O zaman ben neden köle gibi çalışıp...

Bayan Sen sizinle açık konuşacağım.

Manek'in çalışı olgunlaşmadı.

Çalmadan önce düşünmüyor.

Bazen çocuk gibi gösteriş yapıyor.

Henüz dinleyiciyle iletişim kuracak kadar güçlü değil.

Yani yeterince iyi değil mi?

Hayır öyle demedim, hazır değil dedim.

Bekleyip görmemiz lazım.

Bu arada ben ne yapacağım peki?

Bir sürü borç ödemem gerekiyor.

Ne yani bu çocuk borçlarınızı ödemek

için tanrı vergisi yeteneğinden mi olsun?

Benim borçlarım mı?

Sadece benim borçlarım mı?

Anne, sus artık!

Soruyorum sadece benim borçlarım mı?

Hayır, benim de borçlarım!

Yarın her zamanki saatte görüşürüz.

Lütfen çiçekleri suya koymayı unutmayın.

Siz ciddi miydiniz Madam? Ciddi miydiniz?

Söylediğime hiç de pişman değilim!

Doğru söyledim konser vermenin zamanı geldi artık!

Öleceğim güne kadar bekleyemem ki!

Burayı toparlamama yardım etsen kolun mu kırılır?

Şunu yapmayı bırak!

10 tane uşağım var sanki!

Onun malı mısın?

Benim kim olduğumu sanıyor?

Hiç kimse, hiçbir şey! Konuşmama bile izin yok!

Hem neden her cuma kalıyorsun?

Evde kalıp çalışamaz mısın yani?

Konser piyanosunu kullanmalıyım bu iyi değil ki.

Öyle mi çok üzgünüm!

Satacak başka mücevherim kalmadı!

Hepsi gitti! Müziğine piyanona ve sana!

Bekle büyükannenin evlilik kolyesi.

Belki bunu da satmalıyım!

Yetti artık!

Canım, gitme lütfen!

Artık buna katlanamıyorum!

Özür dilerim. Seni çok seviyorum da ondan.

Bunu gösterme şeklin çok tuhaf.

Geri gel...lütfen.

Sana bir hediye aldım...

Ne de yakıştı. Çok yakışıklısın.

Tıpkı baban gibi o pisliğin elinden bunu alamazsın ki.

Başlama yine!

Tamam tamam başlamıyorum.

Blum ve Ortakları.

Ronnie Blum lütfen.

Üzgünüm şu anda diğer hatta.

7'de Glasgow'da olup otelde üstünü değişse yine de 8'e yetişir.

80 falan değil kim öyle söyledi?

Kaç peki?

75 yaşında.

Dediğin gibi olsun.

Tamam bana bildir. Görüşürüz.

Bize final gecesi için özel biri lazım kim var?

Şu anda Londra Senfonisini deniyorum, programları yok olacak gibi.

Bu muhteşem olur. Harika bir salonumuz var.

Ses düzeni çok temiz ve onları ayarlayabilirsen,

eminim yayınlanır da.

Evet?

Eşiniz hatta.

Onu sonra evden arayacağımı söyle.

Sponsor bakımından da iyiyiz hatta bir iki boş yerim var.

Benim de genç bir piyanistim var,

çalmasını gerçekten çok istiyorum.

İyi ama kim bu ne yapmış?

Daha 15 yaşında. Karizmatik çok yetenekli, tipine baksana.

Annesi Hint yemekleri yapıp satıyor.

Yani pakete o da mı dahil?

Ama aslında düşünmeye değer.

Hint havayollarını sponsor yaparsın.

Daha önce hiç halk önüne çıkmadı.

Bu kez içgüdülerime güveniyorum.

Selam, Ronnie içeride mi?

Evet?

Aradın mı?

Hayır, hayır o iş olmayacak.

29'unun akşamında Paris'te çalacak.

Merhaba 1'de demiştin.

3O'una kadar dolu mu?

Evet sonra Chicago'ya gitmesi gerekiyor.

Onu uçağa bindiremez miyiz?

Kötü bir zaman.

Evet her zaman öyle zaten.

Sabahın 3'ünde mi diyorsun?

Değiştirmeyi denerim.

Tamam.

Belki hallederim.

Bana haber ver, sağ ol, görüşürüz.

Ne düşünüyorsun?

Çocuğu kast ediyorum.

Onu dinlemem gerekiyor.

Evet, tabii olur, o pop şarkıcısı.

İyi mi?

Pek çok yeteneği olan bir kadın.

Evet.

Raymond Sharp arıyor.

Tamam bağla.

Üçünü ayarlayamıyorlar.

Zavallı ihtiyarın iyi bir uyku çekmesi

gerekiyor, onu Concorde'a bindir o zaman.

Kahve?

Hayır teşekkürler.

Az önce içmiştim, korkunçtu.

Ben Vincent Pick.

Merhaba ben Jenny.

Ronnie şarkıcı olduğunuzu söyledi.

Hakkınızda iyi şeyler söyledi.

Cidden mi? Hiç öyle yapmazdı.

Sizi dinlemeliymişim. Kasetleriniz var mı?

Sadece demolar var ses çok iyi değil.

Canlı çok daha iyi olacağına eminim.

Neden sizi dinlemiyorum?

İsterseniz ofisime gidelim, yolda yemek yeriz.

Şimdi mi?

Uçak bileti masrafları ve otel sana ait anlaştık mı?

Neden olmasın?

Kristoff. Yemeğe 2 kişi.

Yoksa bütün hesabı tek kalemde benim çıkarmamı mı istersin?

Kasedini getir de dinleyeyim.

Bu numaralara karnım tok.

Pis domuz.

Jenny?

Kim o?

Benim single'ı getirdim.

Masaya bırak lütfen.

Çok şık bir arabaydı.

Tanrım bu evde kimsenin diline düşmeden

hiçbir şey yapamayacak mıyım!

Affedersin ama o arabayı fark etmemek mümkün değil.

Evet, onu süren pislik herifi de!

Lanet olası düğmeler. Kahretsin!

Özür dilerim.

Sana bir şey söyleyim mi Manek?

Müzik işini falan boşver! Okulunu bitir ve

kendine doğru dürüst bir iş bul.

Çok güzelmiş. İpek mi?

Çok yumuşak. Git artık yoksa Madam beni haşlar.

Sorun değil şu an banyoda.

Arada bir konuşmaya gelebilir miyim?

Mesela cuma günü çay içmeye falan.

Bir şey yemem gerekmiyor. Yani sadece cumartesileri.

Dışarı.

Bu arada single çok güzel. Tanıdığım herkese almasını söyledim.

Git haydi!

O giydiğin ne öyle?

Jenny'nin iyi bir kız olduğuna eminim.

Ne yazık ki hiç yeteneği yok.

Zavallı kızcağız onun için zor olmalı.

Kaç yaşında olduğunu biliyor musun?

Neyse boşver. Çal.

Hatırlarsan seninle müziğin bütünlüğü hakkında konuşmuştuk.

Yaptığın herşey önemlidir.

Buna edindiğin arkadaşlar da dahil,

okuldaki arkadaşların, kızlar, kadınlar neyse artık.

Seçici olmalısın, buna ne giydiğin de dahil.

Onu bana biri verdi.

Hayır. Beethoven bunu yazdığında sinirli değildi.

Kim verdi peki?

Annem.

Çalıyor, çalıyor.

Ben çalıyorum!

Gördün mü sana ne demiştim?

Demek ki hala öğreneceğin bir şeyler varmış Bay Çok Bilmiş!

Hayır,hayır böyle!

Şu saçını da kestir!

Fil gibisin, fil!

Bir de seyirciye çalmaya hazır olduğunu sanıyorsun!

Sen anca burada çalarsın.

Sana verdiğim kitapları okudun mu?

Bir tanesinin bile kapağını açtın mı?

Peki ne bekliyorsun?

Biraz genel kültürün olmadan nasıl çalabilirsin?

Kültürünün canı cehenneme!

Ben çalarken bu ölü pislikler bana bakıyor!

Sen oraya ulaşamazsın! Asla onlar gibi olamazsın!

Çünkü cahil ve eğitimsizsin!

En azından ölü değilim!

Durma kaç! Korkaklar ve başarısızlar için en kolay yol budur!

Kaç! Gördün işte başarısızsın!

Korkaksın ve korkaklar her zaman kaçar!

Kaç kaç kaç kaç kaç!

Dikkat etsene.

Kes sesini!

Tut ucundan.

Tamam tuttum.

Ona çok dikkat edin.

40 yıl önce almıştım.

Şimdi kimbilir ne kadardır.

Dikkat dikkat... yavaş.

Sonunda onu çıkardılar öyle mi?

Evet.

O halde siz de kalmayacaksınız.

Tabii ki kalacağım.

Sadece öğrencilerimin daha

yüksek sesle çalması gerekecek.

Konser salonunda öksürük nöbetine tutulan insanlara alışmış olacaklar.

Çaya mı geldin?

Annenizin bisküvilerine hayır diyemem doğrusu.

Gel haydi.

Sonuçta yasalar benden yana.

Beni bu evden çıkaramazlar.

Sizden bir şey isteyeceğim bir iyilik,

bir öğrenciyi almanızı.

Olmaz, olmaz alamam.

Dinleyin onu seveceksiniz.

Bence çok yetenekli biri.

Fazla gelir.

Özellikle de şimdi tam Manek atılım

yapmak üzereyken. Buradan buraya

atlamak nasıldır biliyorsun. Olmaz.

Kaç yaşında?

Beni terk ettiğin zaman onun yaşındaydın.

Sizi asla terk etmedim.

Bunu biliyorsunuz. Şimdi bile bugün

bir konser verirken bile bir şekilde yanımdasınız.

Bazen işler kötü gidiyor. Piyano bir canavara dönüşüyor

izleyici de başka bir canavara. O zaman sesinizi duyuyorum.

Bana bağırıyorsunuz.

Üstesinden gelmemi söylüyorsunuz.

Ben de dinliyorum.

Ve biliyorum ki sizinle geçirdiğim

onca saat, içimde küçük bir güç merkezi yarattı.

Başarmamı sağlayan bu.

Neler söylüyorlar biliyor musun?

Leo için beni terk ettiğinde korkunç olaylar çıkardığımı.

Kıskanç bir metres gibi çılgına döndüğümü...

sana aşık olduğumu...

16 yaşında bir çocuğa...

Evet, elbette sana aşıktım.

Her anne yetiştirdiği oğluna aşık değil midir?

Ben neden aynı şekilde sevmeyeyim?

O peynirli makarna mı?

Evet ve puding.

İngiliz olmak bir başka değil mi?

Sana da kreşi hatırlattı mı?

Leziz derecede feci.

Lütfen, ben gerçekten yiyemem

ve tabakta kalırsa çok bozulurlar.

Yemeğini ben mi yiyeceğim?

Ellerinden geleni yapıyorlar ama kalçama fayda etmiyor.

bana gereken iyi bir kemik uzmanı.

Civardan iyi birini buluruz.

Ben rehbere bakarım.

İyi bir kemik hastalıkları uzmanı var.

Londra'da yaşıyor.

Ama bunun için hiçbir iyi neden düşünemiyorum. Ya sen?

Hayır, ben de aklıma gelmişken.

Lütfen, biraz daha hemşire gelmeden hatırım için.

Peki sadece senin için.

Sağ ol sevgili dostum...

Dinle biri Londra'da yaşıyor.

Bir diğeri nehir kenarında güzel bir evde.

İki yatak odalı çok anlamsız değil mi?

Güzel yemeğinizi bitirdiniz mi?

Enfesti.

Aferin size.

Çekil oradan!

O nerede?

Çok üzüldü. Söyledim ona bu işe ihtiyacı yok ki.

Ben varım ya. Bir kaşık mı atıyor iki mi?

Sütü çok az.

Haydi, soğuk çaydan nefret edersin.

Standartlarına uymuyormuşum.

Onlar samosa'dan falan ne anlar ki?

Ben beğeniyorum saçlı maçlı.

Ne yapacağız şimdi?

Bırak onu ben düşüneyim.

Manek bu festival senin için büyük

bir fırsat bundan sonra seni

yarışmalara sokacağız repertuarını geliştireceğiz

-teşekkür ederim- burada uzun vadeli düşünüyoruz.

Konser piyanisti olmak istiyor musun?

İstiyorum tabii.

Sadece hazır olmadan başlamak istemiyorum.

Ama Manek sen hazırsın!

Normalde senin yaşında bir çocuğun

yüzüne bile bakmam ama seni ilk dinlediğimde

-bana bırak- seni dinlediğim anda ilgimi çektin

beni heyecanlandırdın.

Çok ilerledin bunu biliyorsun.

Madam Sousatzka öyle demiyor ama.

Biliyorum bunu anlamak senin için zor ama

o iyi bir öğretmen harika bir öğretmen.

Ama tuhaf duyguları var eski bir hikaye.

Deneyim olarak eksiklikleri var dünyayı tanımıyor.

Benimle çalışırsan -dur- senin kadar iyi biri

için kuyruğa girecekleri yerlere gideriz.

Haydi! En sevdiğin işi yaparken çok para kazanma şansın var.

Ne diyorsun? Festival için?

Ne diyeceğimi bilemiyorum.

Biri çok iyisin diyor diğeri bilmiyorum.

Jenny senin sevgilin mi?

Bana bunu sorman çok tuhaf aslında

Jenny'yle benim çok özel bir ilişkimiz var.

Sana küçük bir sürprizim var.

Bu daha iyi düşünmeni sağlayacaktır.

Yumurta, salam, fasulye, sosis, domates.

Tamam böyle iyi.

Bu kadar mı?

Hayır. Şimdi piyanoya geç dostum.

Bir saniye bekle.

Sebze çorbası İrlanda yahnisi bir iki bir iki.

Bir saniye Bay Blum.

Sorun değil teşekkür ederim.

Spagetti. Lazanya.

Tamam şimdi davula geçer misin?

Tamam.

Yarısından çoğu bitti.

Soğuk pizza ıslak patates

Haydi gitsene.

Döner kebap.

Nereye?

Piyanoya Manek.

Şiş kebap.

Git haydi çekinme.

Fırında sütlaç, havyar, şinitzel.

Tamam dostum biraz ara verelim.

Tamam ışıkları kapatıyorum. Rock'n Roll!

Bunları üste koyun.

Tamam şunu ileri al.

Bekleyin biraz yer açayım.

Fazla bir şey kalmadı zaten.

Ev satıldığına göre şimdi ne yapacaksınız?

Çalmak için buradasın evin dedikodusunu yapmak için değil.

O ne?

Sadece bakıyordum.

Beethoven'dan sıkıldın mı yoksa?

Benden mi sıkıldın?

Yüzüme bak! Neden utanıyorsun, tanrı aşkına.

Buraya gel, buraya gel.

Dinle, benden nefret ettiğin zaman,

bazen nefret ettiğini biliyorum.

Herşeyi senin için yaptığımı unutma.

Seni aramıyor değil mi? O menajer?

Kimse seni kapmaya çalışmıyor değil mi?

Kimler Madam Sousatzka?

Seninle ciddi bir konuşma yapmak imkansız.

Yardım gerekiyor mu?

Hayır teşekkür ederim.

Aslında kolay bir şey tabii alıştıktan sonra

herhalde çok uzun bir delikanlı olacak.

Evet. Sadece fiziksel olarak da değil.

Yeteneğinin ne kadar geliştiğini anlatamam size.

Çok gelişti tabii canına okuyorum onun.

Hayatını kolaylaştırdığımı söyleyemem elbette.

Gençler aynı zamanda çok hassastır.

İnsan biraz ihtiyatlı olmalı değil mi?

Sanatçının hassas olma lüksü yoktur dayanıklı olmalıdır.

Ne düşünüyorum biliyor musun?

Daha önceki tüm öğrencilerimden daha iyi olacak. Eminim.

"En azgın nehir bile denize güvenli bir yerde kavuşur.."

Algenon Swinburn söylemiş.

Uzaktasın tamamen farklı bir şey duyduğunu sanıyorsun.

Ronnie Blum'un festivalinde çalacağım.

Bu olağanüstü. Ona henüz söylemedin herhalde.

Ama söylemen gerekecek.

Aklını kaçıracak, beni paramparça edecek.

Muhtemelen çok aşırı bir tabiatı var.

Ama bunu kabullenmek zorunda.

Hayatta katlanman ya da vazgeçmen gereken çok şey çıkar karşına.

Seni ve küçük sohbetlerimizi özlüyorum.

Ben de.

Cidden mi? Peki bazen beni düşündüğünü bilmek ne güzel...

Ben seni sık sık düşünüyorum.

Ne bu?

Carmen.

Evet doğru...

Bu ne? Tamam.

Ronnie Blum bir festivalde çalmamı istedi ben de kabul ettim.

Haydi!

Bence self servis.

Durun ben yapayım.

Sorun sadece paraysa neden bir barda çalmıyorsun?

Annen yüzünden.

Onun tek düşündüğü para.

Çünkü asla parası olmadı.

Bu konuda sürekli üstüne gelip duruyor.

Habire senin için yaptığı fedakarlıkları anlatıyor.

Hayır anlatmıyor.

Bana yalan söyleme, kendi kulaklarımla duydum!

Ronnie Blum'a giden oydu.

Onun hiçbir ilgisi yok! Ben gittim.

Sana inanmıyorum.

Sen kendini o adama satmazsın.

Bıraktığınız için teşekkürler, yarın görüşürüz.

Gerçekten durum buysa, yapmak istediğin buysa,

artık sana bir şey öğretemem.

Anlıyorum.

Üzgünüm ama yapamam.

Prensiplerime tamamen aykırı olur.

Daha iyi çok daha iyi.

Çok hoş, çok hoş, ormanın seslerini duyalım,rüzgarın fısıltısını...

Sol eline dikkat et, okşa onu okşa,

Daha az vibrato...

Daha da az vibrato...

Çok güzel evet doruğa tırmanmaya başla...

Cümleler arasında nefes al tıpkı konuşur gibi...

Çok iyi. Zevk al zevk al okşa onu... güzel.

Manek iyi bir potansiyelin olduğuna inanıyorum

ve Madam seni iyi eğitmiş.

Ama konserini verene kadar seni kabul etmem pek doğru olmaz.

Ne çalmayı düşünüyorsun?

Schumann konçertosu.

İyi şanslar dilerim.

Teşekkür ederim.

Dinle Manek! Daha sonra, konserinden

sonra, hala gelmek istersen tekrar konuşabiliriz.

Buraya daha önce gelmiştim.

Çok hoş bir yer. Son geldiğimden beri güzelleşmiş.

Bu güzel günü gören de ülkenin güzel bir iklimi var sanır!

Bill yüzde 73 kar getireceğini düşünüyor.

Jason sponsorların tabelaları nerede kaldı?!

Söylentilere bakılırsa bir mahzen

dolusu muhteşem Burgundy şarabı varmış.

Gates şirketine 20 koltuk ayırılmış.

20 mi çok şanslılar!

Affedersiniz, Affedersiniz benim hatam.

Mutfak işleri biraz ağır nedense ama eminim - bakar mısınız?

Bir dakika lütfen.

Ana yemeği geçelim şimdilik biraz peynirle

başlayalım sonra yemeğe döneriz.

Evet iyi olur.

Sonra ne zaman görsem koşa koşa geliyor,

gömleğini sıyırıp "Bak ne kadar inceldim" diye bağırıyor.

Harika yemeği kaçırmamışım, açlıktan ölüyorum!

Merhaba.

Merhaba.

İzninizle.

Amacınız bizi açlıktan öldürmek mi?

Ben birazdan dönerim.

Jenny bu insanlar kim biliyor musun?

Dünyanın en büyük bankalarından birinin temsilcileri.

Cidden mi tanıştırdığın için çok sağ ol!

Dinle Vincent'ın çok dikkatli oynaması gerekiyor.

Bunu iyi kıvıracağına eminim.

Ben de palyaço olabilirdim!

Ne güzel kostümleri var.

Bunu yapmak istemezsin Jenny çok küçük düşürücü.

Asıl küçük düşürücü şey seninle olmak.

Beyler bayanlar...

Londra Senfoni orkestrasıyla

gecenin ana konseri başlamak üzeredir.

Lütfen yerlerinize geçer misiniz?

Beyler bayanlar lütfen yerlerinize geçin.

Teşekkür ederim.

Bana sorarsan inancını tamamen kaybetmiş.

Burada mısın. Sana şans dilemeye geldim.

Çok güzel olacak.

Sağ ol.

Sunil yapma şunu!

Sadece tadına bakıyorum.

Mozart'dan Figaro'nun Düğünü uvertürünü dinlediniz.

Londra Senfoni Orkestrasını Christopher Adey yönetti.

Radyo 3'ten canlı yayınlanan Heaton Parkı

Müzik Festivali Robert Schumann'ın konser

piyanisti eşi Clara Wieck'e adadığı La minor

piyano konçertosuyla devam ediyor.

Henüz 15 yaşında olan solo piyanist

Manek Sen için bu festival konseri bir ilk olacak.

Hint asıllı Manek Sen İngiltere'de doğmuş ve

Derin nefes al.

Londra Ebury Bridge ortaokulunda okuyor.

Piyano eğitimini Irina Sousatzka'yla sürdürüyor.

Tamam mı?

Çok kötüydüm!

Manek ne yaptığını sanıyorsun, geri gelmelisin.

Sahneye dönemem.

Dönmek zorundasın.

Yaptığın hatayı kimse duymamıştır bile.

Bravo!

Bence biraz fazla sinirli çaldı ama gençlik işte.

Kesinlikle çılgıncaydı.

Çok güzeldi, gerçekten etkileyiciydi.

Teşekkür ederim çok teşekkür ederim.

Yemekleriniz de oğlunuzun piyano çalışı kadar iyi mi?

O kadar iyi miydi?!

Oğlunuz olağanüstüydü.

Çok teşekkür ederim.

Çok başarılı oldu.

Benim biraya ihtiyacım var.

Benim de.

8 ölçü kestim.

Bunun önemi yok. Hiç mi hiç önemli değil.

Onlar ne bilecek, biz biliyoruz.

Bu kötü bir rüyaydı şimdi devam edeceğiz - sen ve ben.

Tamam mı? Hayatım, yarın akşam stüdyoma geleceksin.

Kutlama yaparız sadece ikimiz tamam mı?

Sonra yeniden başlayacağız.

Çalışacağız.

Çalışacağız.

Öldüreceğim seni benim zavallı çocuğum.

Merhaba.

Eşyaların nerede?

Çoğunu attım gitti eski püskü şeylerdi.

Bu gece seninle kalayım.

Manek, benim yatağım bile yok.

Kahvaltı ettin mi? akşam yemeğini kaçırdın.

Teşekkürler.

Ben size veda etmeye geldim ve Jenny'ye.

Hepinize, her şey için teşekkür ederim Madam Sousatzka.

Haydi kaldırın! Çabuk! Tamam tamam!

"Sevgili Madam Sousatzka.

Lütfen bana kızmayın

ama Leo Milev'le çalışmaya karar verdim.

Bana öğrettiklerinizi asla unutmayacağım

ve her zaman minnettar kalacağım.

Beni anlayıp bağışlayacağınızı umuyorum.

Sevgilerimle Manek."

Not: Ona da size çaldığı kadar iyi çalacağını umuyorum.

Endişelenmeye hiç gerek yok, merak etmeyin.

Buraya 10 yıl önce ilk geldiğimde

eminim sizin şimdiki halinizden daha gergindim.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.