All language subtitles for af3

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi...

...Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Hayırdır, sen kimsin birader?

Ben kim miyim?

Ayşe anlatsın benim kim olduğumu.

Ayşe!

Kim bu kızım?

Ayşe!

Abi!

Hadi Ayşe! Anlatsana Ayşe benim kim olduğumu!

La sen kimsin?

Ben bastım burayı sana ne oluyor?

Sen bir çekil aradan, Ayşe'yle konuşuyorum ben!

Ayşe'yle derdin varsa önce beni aşacaksın!

Sesini kes lan yer cücesi!

Allah!

Sen dur oğlum, sen dur.

Bana niye vurdun Erkut abi?

Ulan it herif adama yumruk attırıp, ne kaçıyorsun?

-(Nazmiye) Yapma. -Yapacağım.

-Yapma kurban olayım. -Yapacağım Nazmiye.

Ama hangisine dalsam karar veremiyorum.

İkilemdeyim. Hangisini döveyim Nazmiye?

Sen niye bana vuruyorsun lan?

(Berk) Ulan bana niye vuruyorsun?

Asıl şuradaki sahtekâra vurun!

(Berk) Ayşe benim sevgilimdi benim!

Düne kadar da bu yalancı herif yoktu!

-Kime yalancı diyorsun lan sen? -Oğlum! Samet oğlum tut, tut!

Tut oğlum, tut.

Lan sen ne diyorsun, lan?

Rıza abi, burada iki tane mahalle dışı adam var.

(Sabri) Sen hâlâ bana vuruyorsun, aşk olsun ya.

Lan kalk lan! Her şey senin yüzünden!

Oğlum bu nasıl ortam lan?

Bu nasıl kız isteme oğlum?

Oğlum!

Abi ne oluyor, ne alaka, bana niye vuruyorsun ya?

-Sabri! -Baba!

-(Kadir) Rıza ne oluyor burada? -Hayırdır Kadir abi, esas size ne oluyor?

Oğlun ev basmaya geliyor bakıyorum.

Ay Sabri, kuşum.

(Nermin) Oğlum yüzün niye kıpkırmızı?

Dövdüler mi yoksa seni ha?

-(Nermin) Dedim değil mi ben? -Çekme!

-Çekmeyin! Çekmeyin ya! -(Nermin) Söyledim çirkef bunlar!

Bana bak, sen kime çirkef diyorsun? Defolun!

-Yenge, yenge! -Nazmiye!

-Yürü be! -Ayıptır ya!

Kimi itiyorsun be sen?

Nazmiye ne yapıyorsun?

-Sen kimi itiyorsun be? -Evladım bir dakika!

Nazmiye! Nazmiye!

Yapmayın. Rıza bir şey yap.

Ne iş çeviriyorsun arkadaşım?

Bir de ananı babanı alıp gelmişsin buraya ha?

-Sussana lan! -Kerem!

-Sen kimi itiyorsun? -Kerem!

-Aa evladım! -Nazmiye yapma!

-Oğlum ne oluyor? -Lan!

-Oğlum ne oluyor? -Kerem tamam!

Ya bir dakika, bir dakika herkes bir dursun ya!

Ayşe'yi ilk ben gördüm.

İlk ben sevdim, abisi ilk beni dövdü.

Yani benim sıram.

Ulan oğlum, dayak arsızı mısın lan sen?

(Üst üste konuşmalar)

Dur Kerem, dur!

Yahu bir sus sen de! Bir sus Allah'ını seversen ya!

(Üst üste konuşmalar)

Onu ne dövüyorsun ya?

Rıza ne yapıyorsun?

Bu yüzük var ya bu yüzük!

Bir şey yap ya abi!

Abi adama niye vuruyorsun?

(Hareketli müzik)

(Siren çalıyor) Yapma dur ya! Ya sen de bir sus be!

Polis geldi oğlum!

Abi polis geldi! Kalk, kalk, kalk!

("Aslı Demirer - Afili Aşk" çalıyor)

"Nereye kadar bu pembe rüyalar"

"Anlasana artık ayrı dünyalar"

"Kalbim kırık olanlara"

"Aşktan öte köy yok"

"Anlat sen soranlara"

"Afili aşklar böyle mi başlar yol ortasında"

"Yalancı taçlar başında durmaz"

"Kötü kız olmazsan"

"Afili aşklar böyle mi başlar yol ortasında"

"Yalancı taçlar başımda durmaz kötü kız olmazsan"

Biraz bundan koklayın iyi gelir.

Tütün kolonyası mı o? Yok istemem.

Muhsin!

Hay Allah ya Rabb'im ya Resulallah!

Galiba kaburgalarım kırıldı Kadir.

(Kadir) Yok hayatım, yok. Kırılmış olsa ayakta durabilir miydin canım? Aa ah!

Zaten ayakta duramıyorum Kadir.

-Hülya burama vurdular! -Ay Samet bir sus!

Memur Bey, ben şuradaki adamların hepsinden şikâyetçiyim.

Özellikle şu adamdan. Ya utanmadan bana yüzüğüyle vurdu bir de.

-Ulan bak hâlâ konuşuyor! -Ya oğlum sakin, tek tek söyle.

En çok ben şikâyetçiyim.

Ben hepsinden şikâyetçiyim bunların.

Ya daha çocuktum âşık oldum ben Ayşe'ye! İlk ben gördüm ya!

-Sabriciğim. -Ne Sabriciğim?

-Oğlum bak, zaten-- -Hişt! Tamam yeter, uzatmayın!

Ufak tefek şeyler olmuş ama kimse ciddi yaralanmamış.

Gözüktüğü gibi maddi bir hasar da yok.

Ya şimdi hepiniz sessizce dağılıp evinize gideceksiniz.

Ya da ben hepinizi karakola çekeceğim, sabaha kadar ifade vereceksiniz.

Ona göre, tercih sizin.

(Müzik)

Bence eve gidelim.

Lan internetine de, sosyal medyasına da!

Yahu eve geldik üstümüzü çıkaramadan haber olmuşuz.

(Yelda) Rezalet! Vallahi de billahi de rezalet!

Yok, yok, yok.

Ben, ne o aileyi bize akraba diye alırım. Ne de bu kızı evime gelin diye alırım.

Yok, yok. Ben hiçbir şey yapamam. Hiç alamam bunları Muhsin.

Vallahi Muhsin bir değil iki kişi ya. İki kişi bastı evi.

Bir tanesinin de elinde bıçak vardı. Sen de oradaydın, gördün işte.

Hayır sen niye susuyorsun?

Hayır yok ben seni dinlemekten yoruldum falan diyecek olursan...

...ben anlatmaktan yorulmam Muhsin.

Vallahi de billahi de yorulmam.

Sen bu kıza hâlâ kefil misin?

Ben Ayşe'yi yıllardır tanırım.

-Dört dörtlük bir insandır. -Hıh!

İsterse gökten inmiş melek olsun, ben o kızı almam Muhsin.

Gelin diye giremez bu eve. Bak bunu bilmiş ol, lütfen.

Ya tamam Yelda, anladık istemiyorsun. Bir sus!

(Muhsin) İki kelime de biz konuşalım ya!

(Muhsin) Ya tamam, tamam.

Bu gece yaşananlar yenilir yutulur şeyler değil.

Çok şükür. Şükür vallahi açıldı gözlerin.

Ama Yelda, artık dünya bizim yaşadığımız zamanlardaki gibi değil.

Gazetelerde her gün neler neler okuyoruz.

Belki de kendi kendine gelin güvey olan bir psikopattır bu.

Bir meseleyi çözelim, anlayalım ondan sonra karar veririz.

Hayır, hayır. Yani bir tanesi kendi kendine gelin güvey oluyor da...

...öbürü de mi kendi kendine gelin güvey oluyor Muhsin?

Hayır yani daha neyi anlayacağız, ben bilmiyorum ki.

(Yelda) Her şey ortada. Daha neyi anlıyoruz biz?

Tamam Yelda, bu konu kapanmıştır!

Of be!

(Müzik)

Ben şunları mutfağa götüreyim.

Ayşe kalsın, geri kalan herkes odasına.

-Rıza, bak kardeşine-- -Anne.

Bir şey yapacak olsam, şimdiye on kere yapardım.

Kafama takılan sorular var. Onları soracağım.

Hadi gözünüzü seveyim.

(Müzik)

Kimmiş bu Berk denen zibidi, anlat bakalım.

Abi saçma sapan biri işte yani. Kafayı bana takmış.

Ya ne yapsaydım, yani ne yapayım?

Ne demek kızım ne yapayım?

İki tane abin var senin.

Gelip anlatacaksın, karnesi neyse vereceğiz.

Abiciğim, ben o anlamda mı söyledim?

Ya meczubun biri işte.

Başınızı belaya sokmayın istedim.

Tekrar hapse düşersin diye korktum.

Ayşe, benim anlımda enayi mi yazıyor?

Abi o nasıl laf ya? Aşk olsun.

Oğlan hiç de meczuba benzemiyor.

Hâli vakti, akıl sağlığı yerinde.

Başka bir iş var bu işin içinde.

Bak şimdi söyle, sonra öğrenirsem kötü olur.

Abi işte peşime düştü.

Arkadaşlık teklif etti, o kadar yani.

Ben de medenice reddettim.

Görüştüğüm biri var dedim.

Durumu anlasın diye.

Kerem'i ne kadar sevdiğimi anlar, rahat bırakır sandım.

Yani ondan başka biriyle olamayacağımı fark eder sandım ama öyle olmadı.

Ee?

Ee?

Bu kadar abi.

Kusura bakma Ayşe.

Hiç inandırıcı gelmedi bana bu hikâye.

Kimse böyle bir muhabbet için kız evi basıp da, bir araba sopa yemez.

Hem bu oğlan da zengin.

Altındaki araba iyi araba.

O nasıl laf abi, ne demek o ya?

Sabri kendi çapında zengin.

Kerem'in durumu zaten belli.

Bu oğlan da öyle.

Aklıma ne geliyor biliyor musun?

Umut veriyorsun.

Sonra daha iyisi çıkıyor.

Ona da umut veriyorsun.

Resim bu sanki.

Abi bak, vallahi kalbimi kırıyorsun.

Kırılsın Ayşe, kırılsın!

Sen benim kalbimi paramparça ettin.

Babam bize böyle mi öğretti?

Kısa yoldan köşeyi dönmeyi mi öğretti?

İyi ki bu günleri görmedi.

Evlenene kadar bu evdesin.

Ondan sonra bir abin yok artık.

(Rıza) Beni öldü bil.

Yuvanı kur.

Mutlu ol.

(Rıza) İstediğin gibi yaşa.

Ama artık bir abin yok.

Bundan sonra benim sana kardeşim demeye dilim dönmez.

(Hüzünlü müzik)

Alo Volkan, bir fırsat çıktı bak, iyi dinle.

Of görmen lazımdı. Kız istemede bir rezillik çıktı. Off!

Neyse demem o ki bu evlilik işi patlayabilir.

Abi altı ay sonra yönetime geçecektin.

Bu iş bozulursa o da yalan olacak.

Sen niye seviniyorsun ki?

(Kerem ses) Oğlum o iş niye bozulsun?

Evlilik benim yüzümden patlamıyor ki.

Bizim Ayşe Hanım biraz hızlı çıktı. Exleri istemeyi bastı oğlum.

-Ne diyorsun be? -(Kerem ses) Vallahi. Neyse.

Şimdi kardeşin kalbi kırık, gözü yaşlı, tam böyle yıkılmış--

-(Muhsin) Kerem! -Arayacağım seni.

(Muhsin) Kerem!

-Müsait misin oğlum? -Müsaidim.

Ne diyorsun bu işe?

Hangi işe baba?

Ne demek hangi işe?

-Bu gece olanlara? -Ha.

Ne diyebilirim ki?

Yıkıldım, çok yıkıldım.

Ama gördün, hiçbiri benim suçum değildi.

Ne yapmayı düşünüyorsun peki?

Baba ben bir şey söylersem şimdi suçlu çıkarım.

O yüzden lütfen sen söyle, sen ne yapardın bu durumda?

Bu gece olanları düşününce...

...acaba diyorum Ayşe benim tanıdığım biri gibi değil mi?

Baba ben sizin kararınıza saygı duyarım, gerçekten.

Sonuçta seninle bir anlaşma yaptık.

Anlaşma, ne anlaşması?

-Ha, şu şirketi devir meselesi. -Evet.

Yani evlilik olmasa da sen hiç merak etme benim sözüm söz.

Altı ay sonra şirketi devralırım. O konuda hiç gözün arkada kalmasın.

Ulan daha sevip sevemediğine karar verememiş.

Ne yapacağını bana soran adama ben şirket mi devrederim?

Başarılı bir evlilik oluncaya kadar, unut sen o konuyu.

Ulan hem ben Ayşe hakkında bir şeylerden pirelendim, buraya geldim.

Sana soracağım. Sen de bir şey söylüyorsun beni daha fazla...

Hem sen ne oldu da birden Ayşe'yle evlenmeyi ister olmuştun?

Ne olacak baba?

Düşündüm taşındım. Şimdi o şey vardı ya magazin haberleri.

Rezillik oldu falan.

Onlar hep benim için son damlaydı baba.

Ayşe'yle de bir ilişkim vardı düzeyli tabii.

Yani evlilik...

-Başka bir sebebi yok yani? -Yok.

Hani sen bana yeminler ediyordun.

Ben bu kızı tanımıyorum, aramızda hiçbir şey yok diye.

Ya, sen yoksa bana oyun mu oynuyorsun?

Yoksa Ayşe de mi katıldı sana?

-Ulan hani yalan yoktu? -Baba ne yalanı?

Bir anda parladın. Yalanmış, oyunmuş.

Bir şey diyeceğim. Bazen çok şüpheci oluyorsun.

Böyle kendine dışarıdan bak, komplo teorisyeni gibi.

Ya ilahi baba, oyun yalan.

(Telefon çalıyor)

Aa! Arıyor işte bak. Ne güzel.

Aman Ayşe duymasın yalanmış, oyunmuş.

Alo, biriciğim nasılsın?

Tamam canım, yarın buluşuruz. Ben de seni arayacaktım zaten.

Tamam anladım canım benim. Ben de seni seviyorum.

Yarın konuşuruz.

Ayşe.

Bana bak, bu konu daha kapanmadı.

Her şey benim içime sinene kadar, bu konuyu donduruyorum.

Hiç kimseye, hiçbir şey için söz verme.

(Müzik)

("Erol Budan - Arkadaşça Sevsen" çalıyor)

"Kabahat mıydı seni sevmem?"

"Kaçıyorsun benden sebep ne söyle?"

"Bir de beni düşün kendi yerinde"

"O zaman hak verirdin benim bu hâlime"

"Bir de beni düşün kendi yerinde"

"O zaman hak verirdin benim bu hâlime"

"Sevgi gönülden gelen bir duygudur"

"Zorlayamam seni beni sev diye"

"Fakat her sevgi aşk değildir inan"

"Arkadaşça sevsen razıyım yine"

"Fakat her sevgi aşk değildir inan"

"Arkadaşça sevsen razıyım yine"

"Fakat her sevgi aşk değildir inan"

"Arkadaşça sevsen razıyım yine"

"Fakat her sevgi aşk değildir inan"

"Arkadaşça sevsen razıyım yine"

Ayşe!

Melek Ayşe!

Üşüyor musun, üstüne bir şey vereyim mi?

Yok Sabri, senin aşkın beni ısıtıyor.

Bak ya.

Ben şu çayımı tazeleyim geleyim, tamam mı?

Ay, ay başım!

Yıktı kendini oğlum.

Dağ gibi oğlan ne hâllerde.

Ay, ay, ay! Kafama kafama vurdu Nazmiye cadısı.

-Nermin? -Ha?

Hani memlekette bir kız vardı diyordun.

-(Kadir) Ne oldu o mesele? -(Nermin) Ha.

Resmi var. Dur göstereyim.

-Face’ten atmışlar. -Hım.

Bak.

Pek güzel, alımlı.

(Nermin) Muhacırlardanmış.

(Kadir) Hakikaten kız güzelmiş.

-Merhaba. -Merhaba.

Volkan, ortağım.

-Volkan Çekerek ben. -Merhaba, ben Ayşe.

Sizi tanıyorum zaten.

Abim "Düğünden sonra bizi unut." dedi.

Ne var bunda, ne güzel işte?

Hani sen de onlardan kurtulmak istiyordun ya.

Hoş geldiniz, ne alırsınız?

-Ben bir şey almayayım. -Ben bir soda alayım, sade.

Yani ben biraz nefes almak, uzaklaşmak istiyordum.

Ama beni silsinler, hayatlarından çıkarsınlar istemiyordum.

Sen de her şeyi aynı anda istiyorsun.

Allah Allah!

Neyse. Belki de yapacak tek bir şey var.

Vazgeçmek en iyisi.

Vazgeçmek niye, neden?

-Siz iyi misiniz, ne yapıyorsunuz? -İyiyiz, iyiyiz.

-İyiyiz. -İyiyiz canım, bir durum yok.

Hayır benim için hava hoş zaten.

Yani 'okay' 'poroblem' yok.

Ya sana ne olacak ben onu düşünüyorum.

Ne yapacaksın bana ne olacağını?

Ee, öyle deme Ayşe, şimdi iki tane abiyle yaşıyorsun.

Onlar da affedersin deli dolu karakterli.

Hem o Sabri denen sapık var.

Dengesiz bir ortam yani, sıkıntı büyük.

Sıkıntı büyük yani.

-Aynen öyle. -Sıkıntı büyük.

Ee, ne kadar birbirimizden hazzetmesek de şimdi Ayşe...

...ben de bir kadını böyle durumda yüzüstü bırakmama.

-Yani bana yakışmaz. Değil mi Volkan? -Yakışmaz.

Yani ne diyorsun, ne yapalım, devam mı edelim?

Yani sırf bana yardım etmek için?

Evet, ne olacak ya? Altı ay bir şey değil.

(Kerem) Dişimizi sıkacağız artık.

Ama önce babamı ikna etmemiz lazım.

Dünkü olaydan sonra biraz fazla soru sormaya başladı.

Ee, sen ne dedin?

Ben sana yardım etmek için güzel cevaplar verdim.

Yani durumu iyi kurtardım sana yardım etmek için ama...

-Ama? -Ama pek ikna olmadı.

Hani ben de başta pek evlenmek istemiyordum ya.

Ee, sonradan fikir değiştirdim ya sana yardım etmek için.

Ay anladım. Bana yardım etmek için, bana yardım etmek için.

(Ayşe) Allah Allah ya! Anladım. Altını çizip durma.

Unutulmasın tabii, akıldan çıkmasın da.

Ee, neyse babam şey demeye başladı.

"Bunu yavaşlatsak mı, dondursak mı?"

Yani sıkıntı burada biraz büyüdü anlatabiliyor muyum?

Ee, o yüzden şu Berk lavuğunu ona bir anlatmamız lazım güzelce.

O zaman ben gideyim Muhsin amcamla konuşayım.

Sen de git abimle konuş.

Şaka mı yapıyorsun, abinle ben mi konuşacağım?

Allah Allah! Abimle ben mi konuşacağım?

Kızgın bana diyorum. Suratıma bakmaz, konuşmaz yani.

Sen git konuş. Belki dinler.

Bir ihtimal.

Yani bence git konuş.

Tabii bana yardım etmek istemiyorsan yapacak bir şey yok.

Tamam ya, sen üzülme ben şey yaparım.

Sana yardım etmek için konuşurum abinle.

Konuşur. Yani sıkıntı yok, hallederiz.

Halleder.

İyi.

Anlat bakalım kimmiş bu zibidi?

Bu zibidinin adı Berk.

Artık nerede gördüyse Ayşe'yi peşine takılmış.

Gece gündüz peşimdeydi Muhsin amca.

Çay içelim, tanışalım. Vallahi kötü bir niyetim yok falan.

Ben abime söyleyemiyorum tabii.

Bir şey yapıp infazını yakacak diye.

Ee, sonra?

Sonra dedim bu böyle olmayacak. En azından ben bir çay içeyim.

Gidip durumu izah edeyim diye.

Sonra da Ayşe buna demiş ki, "Benim ailem budur, durumum da bu...

...eğer evlenmezsek seninle görüşemem." demiş.

Şimdi böyle deyince de çocuk kaçmış gitmiş, bırakmış Ayşe'nin peşini.

Ne zaman oluyor bu?

İki yıl önce falandı.

Belki de daha fazla şimdi tam emin değilim.

İki yılı geçti yani.

O günden beri hiç görüşmedin yani?

Yok, hayır. Görmedim, görüşmedik.

İşte bu nereden duyduysa duşmuş, dün gece çıktı geldi.

Ha.

Ee, ne dedi abim, inanmadı mı?

İnandı, inandı. Berk meselesine inandı da başka şeyler sormaya başladı.

Bizi sordu, aşkımız işte nasıl tanıştınız falan diye sordu.

Muhsin amca da aynısını sordu.

Ee, sen ne dedin?

Ya ne diyeceğim durumu kurtarmak için...

...biz Kerem'le geliriz, beraber anlatırız dedim.

İyi, ben de aynısını dedim.

Belki beraber bir şey uydurursak daha inandırıcı olur ha?

Çok iyi abi.

Şu anda bizim sadece iyi bir hikâyeye ihtiyacımız var.

Yani aşkınızın büyüklüğünün altını çizen afili bir hikâye.

-Detaylı. -Evet.

İkinizin de detaylara hakim olduğu, inandırıcı, gerçekçi bir hikâye.

-Tanışmayla başlayalım o zaman. -Evet.

Mesela biz nasıl tanıştık?

Geçen yaz.

Ben o gün erken çıkmışım.

(Kerem dış ses) İşe gidiyorum arabayla.

(Kerem dış ses) Otostop çeken bir kız görüyorum.

(Kerem dış ses) Sen de eve gidiyorsun ama çantanı evde unutmuşsun...

...yanında hiç paran yok. O yüzden otostop çekiyorsun.

(Kerem dış ses) Ben de böyle yavaş yavaş senin yanına yaklaşıyorum.

(Müzik)

-Merhaba. -Ne kadar da aşırı güzel bir kız.

İşe gidiyorum, çantamı evde unutmuşum. Yanımda da hiç para yok.

Ne tesadüf, ben de o yöne gidiyorum. Bırakayım sizi.

(Müzik)

Gözleriniz ne renk?

Denizde mavi, ormanda yeşil.

Kestik!

Ne oldu ya? Ne güzel tanışıyorduk işte.

Nasıl ne güzel tanışıyorduk, bu ne Kerem?

Yani şu anda sen ergenliğe yeni geçiş yapan...

...bir oğlanın rüyasını anlatıyorsun bana.

Ne var hikâyede, etkileyici olsun demedik mi?

Evet dedik ama sen kendini baza alma bu konuda.

Beynine kan giden, nöron bakımından kıt olmayan...

...insanları düşün, onları düşün.

Sen hayırdır nöron falan?

Nasıl hayırdır ya? Sen iyi misin acaba?

Bir insanın parası yoksa gidip hemen otostop mi çeker...

...işe giderken Allah aşkına?

Biner otobüse, biri de ona yardım eder.

Merhaba, geçmiş olsun.

Ben Ceyda.

Ceyda Aran.

Yani ismin tanıdık geldi ama çıkartamadım.

Oturabilir miyim?

Tanışmıyor olabiliriz ama aslında çok fazla ortak noktamız var.

Nasıl yani?

Ayşe'yle Kerem'den bahsediyorum.

Tanışmamız gerektiğini düşündüm.

Bak eğer onlardan konuşacaksak hiç konuşmayalım.

Öğrenmem gereken şeyler var.

Ayşe'yle Kerem'in bir anda sevgili olması hiç normal değil.

Ayşe'yle senin de bir ilişkin varmış.

Onların nasıl sevgili olduklarını biliyor musun?

-Şu hâlimi görüyor musun? -Olanları biliyorum.

Dün gece başına gelenleri Yelda teyzeden, Kerem'in annesinden öğrendim.

O da bu ilişkiyi anlamlandıramıyor.

Bize hiç gerçekçi gelmiyor.

Bak, bunları hayatımda ilk defa gördüğüm biriyle konuşacak hâlim yok değil mi?

Berk, sen farkında olmasan da biz aynı taraftayız.

Bana yardım et de ben de sana yardım edebileyim.

Eğer bu kadar çok merak ediyorsan en yakın arkadaşıyla konuş. Gonca.

Aynı iş yerinde çalışıyor.

Teşekkür ederim.

Ama sen de eğer konuşmak istersen beni istediğin zaman arayabilirsin.

(Müzik)

Buldum, buldum!

Bak şimdi, yine geçen sene.

Şimdi biz hep beraber sizin şirkete gelmiştik ya...

...beşinci yıl kutlaması yapıyordu.

Pasta falan kesmiştik bütün çalışanlar. Sen de oradaydın.

Koyu mavi renkli bir gömleğin vardı üstünde.

Ne oluyor be, ne gülüyorsun?

Ayşe'ye bak sen ya. Ayşe, beni takip etseydin ya.

Bir sene önce giydiğim gömleğin rengi kadar falan böyle detaylar...

...her şeyi hatırlıyorsun. Not falan tuttun mu sen o güne dair?

İz bırakanlar kardeşim.

İyiydi.

Siz şey de yaptınız mı, ben oradayım diye böyle kutlama, yastık savaşı?

Ay Kerem burada yaptınız değil mi?

Hayallerini yıkmak istemem ama sen o gün şöyle aklımda kaldın.

Ukalalığın, kendini beğenmişliğin ve böyle kaba tavırlarınla güne imza attın resmen.

Pastayı kestik. Herkes pasta yiyordu.

Sen böyle elinde telefon böyle ee falan diye geçerken...

...bizim kızlardan birine çarptın.

Kız da çok güzel giyinmiş o gün, hazırlanmış.

Çok güzel bir elbisesi vardı üstünde.

Hayır, bir sürü para verdi de aldı o elbiseyi.

Ya sen fark etmedin ya.

Dönüp pardon bile demedin.

Kaba.

Çarpışma deyince kafam açıldı.

Dinleyin bak.

Yine beşinci yıl kutlamasındayız.

Böyle mutlu büyük bir aile gibi daha nice nice uzun yıllara...

...pastayı kesiyorum ama kesmeden önce...

...muhasebenin sürprizini sizlere ben söylüyorum.

Herkese yüzde on zam.

Sonra pasta falan kesiliyor.

Kerem Bey var ya ne kadar başarılı bir insan.

Dünya gözüyle bu kadar geniş omuzlu...

...bu kadar yakışıklı bir adam görebildiğimiz için çok şanslıyız bence.

Babacığım, ben müsaadenizi isteyeyim.

Yeni bir fikrim geldi, şirket kurmaya gidiyorum.

(Muhsin) Canım yavrum, zekâ küpü, görüyor musunuz?

Bak, hemen bir şirket kuracak yine, maşallah.

Gurur duyuyorum oğlumla, gurur duyuyorum ayol. Herkesi zengin edecek.

Kerem olmasa biz aç kalırdık, aç.

Canım kardeşim benim, olmasa nasıl zengin olacaktık?

Bu hayal garip bir yere doğru gidiyor.

Sizin kuracağınız hayal bu kadar olur. Pasta falan yiyorum burada.

(Kerem dış ses) Aynı şekilde çarpıyorum ama bu sefer sana.

(Kerem dış ses) Hikâye aynı ama karakterler biziz.

Ayı mısın sen? Önüne baksana, dikkat et biraz!

(Ayşe dış ses) Diyorum ben de sana.

Çok içten söyledin ama.

Bir aşk hikâyesinde "Ayı mısın sen?" diye başlıyorsa...

...o evliliğe değil, bambaşka bir yerlere gider Ayşeciğim.

Tamam, haklısın. Üslup biraz sert oldu yani, yalan değil.

Sen seversin yalanları.

Yalanın müptelası konuştu.

Siz şu hikâyeyi bitirmeden önce acaba gidip...

...bir iki ay falan âşıklarla mı takılsanız? Gözlem yaparsınız.

Hayır çünkü şu anda bıraksam birbirinizi bıçaklayacaksınız.

Senin böyle bir sürü hikâyen falan yok mu?

Anlatırsın bir şeyler. Yani kullan, geçmişten bir şeyler kullan.

Bir sürü hikâyem var da...

...ne romantik ne de komedi.

Yani ne diyelim o türe, bir şey diyecek olursak...

Belgesel mi diyelim?

Yırtıcıların avlanma hikâyesi diyelim.

Ama bu iyiydi.

Tüm detaylarıyla anlatabilirim sana.

Bırak zevzekliği. Ay ay!

Hadi şu konuya dönelim. Toparlayalım şunu.

Tamam. Sözümü kesmeyeceksen anlatıyorum.

Saçmalamazsan eğer, sözünü asla kesmeyeceğim.

Tamam, saçmalamıyorum. Şöyle.

Babacığım, izninle ben yeni bir fikrim geldi, şirket kurmaya gidiyorum.

Zekâ küpü, hemen şirket kuracak. Maşallah.

(Samet) Çok zeki.

(Kerem dış ses) Burada nazikçe pardon diyorum.

Ben de mahcup bir şekilde...

Yok. Hiç sorun değil.

(Ayşe dış ses) Diyorum.

Sonra bir bakıyorum, elbiseni kirletmişim.

Çok iyi gidiyor abi.

Sorun yok falan diyorsun ama ben tutturuyorum.

Yok, benim mutlaka telafi etmem lazım bunu.

Gerçekten önemli değil.

Yok, yok. Gerçekten telafi edeyim. Bırakın, izin verin.

Hayır. Hiç sorun değil.

Ben lavaboya gider üstümü temizlerim.

(Kerem dış ses) Sonra sen ürkek bir ceylan gibi kalabalığın arasından...

...usul usul kaçıyorsun.

(Kerem dış ses) Ama benim gözlerim sende. Kilitlenmişim sana.

(Kerem dış ses) O kadar etkilenmişim ki her adımında sen, takip ediyorum.

(Kerem dış ses) Senin gözlerin de bende. İşte o ilk bakışma anımız var ya.

İşte o anda birbirimizden etkilemişiz.

Abi, ben bir hoş oldum.

Yani bence direkt gidip hikâyeyi aynen bu şekilde anlatın.

-Olur diyorsun. -Kesinlikle.

Şimdi ben... Ben yanına gitmek istiyorum ama...

...işte geçmişim benim yakamı bırakmıyor.

Üzerimde de böyle bir yük, ağırlık yapıyor. Kafamda da deli sorular.

Bunlar ayağıma bağ oluyor falan...

Neyse, diyorum ben patronu oğluyum, o çalışanımız.

(Kerem) Yanlış anlarlar, ailelerimiz tersler mi?

Ya terslerlerse, ya bizi kabul etmezlerse diyorum.

Şimdi bakmayın yani benim de kalbim biraz hassastır.

Yani böyle durumlarda, terslemelerde böyle cam gibidir, paramparça--

Ya! Ben de sonra dönüp, tekrar görmek istiyorum.

Bakmak istiyorum yüzüne.

Ama sonra aklıma sen geliyorsun, abilerim geliyor.

El âlem ne der diyorum. Konu komşu ne der diyorum.

Gelenek göreneklerimizi düşünüyorum abi.

Onları düşünüyorum.

Düşünürdük, düşünüyor.

Evet.

Ee?

Düşündüm, düşündüm...

...dönüp bakamayacağımı anladım.

Çünkü dönüp bakarsam...

...kaybolurum gözlerinde.

Erir giderim.

Ben de takip ediyorum ama yanaşamıyorum.

(Kerem) Biraz çekiniyorum.

Baba, vahşi bir dağ gülü gibi narin ama mağrur.

Yani ters bir laf söylerse kırılırım diye korkuyorum ben de.

Başta çekindim.

Ben de takip etmek istedim, gitmek istedim peşinden.

Ama öyle bir ünün var ki korktum.

Çok korktum.

Ya beni de diğerleri gibi terk ederse dedim.

Kız haklı.

Ben o gün kararlıyım tabii, görmek istiyorum artık.

İşte yanına gidip diyorum ki hani diyorum geçen gün çarpışmıştık ya.

Yanlışlıkla tabii üzerine pasta dökülmüştü.

Elbisesi kirlenmişti. Müsaade ederseniz bunu size telafi etmek istiyorum diyorum.

Tabii izniniz olursa, kabul ederseniz.

Ben evden çıkıyorum işe gitmek için böyle tezgâhıma geçiyorum.

Bir bakıyorum paket, bir tane paket var.

Yani sırf merakımdan açıyorum paketi.

Benim elbisemin aynısı.

İçinde gül.

Kırmızı.

Yanında küçük bir not.

"Çok seviyorum." diyor.

Yani tabii ben hemen seni düşünüyorum, abilerimi düşünüyorum.

Konu komşuyu düşünüyorum, el âlem ne der diyorum.

Korkuyorum abi, senden çok korkuyorum.

Çekiniyorum abi ben senden, çekiniyorum.

Çekinme, çok çekinme.

Çok çekindim.

Abartmayın canım, o kadar çekinecek ne var bende?

Hem gerçek bir sevdanın karşısında durmam ben.

Gönlünüz rahat olsun.

O gül hâlâ odamda.

Baba, ben o gülden sonra gözüm başka kimseyi görmedi.

Eğer sizin aşkınızın karşısında duran ben bile olsam bir gün...

...ezin geçin lan beni.

En kısa sürede olacak bu düğün.

Hadi benim bu evliliğe ihtiyacım var, uğraşıyorum. Uğraşmam çok normal ama.

Senin hiçbir çıkarın yokken... Bu devirde böyle insanlar kaldı mı?

Kalmadı Ayşe.

Ama ben böyleyimdir. Bir işe başlayacağım zaman kelle koltukta atlarım direkt.

Yani unuturum, silerim her şeyi direkt odaklanırım.

Hayır, dedim ki hayatımın altı ayını bu kız için yaşayacağım.

Sonra da kızın musmutlu bir hayatı olacak.

Var ya bundan sonra hiç kimseye karşı ön yargılı olmayacağım.

O magazin basını var ya, ona asla inanmayacağım, asla.

Böyle heyecanlanınca bir karnım guruldadı, acıktım.

-Simit alacağım, ister misin? -Vallahi yerim.

Bak, sana da çay söylerim, hatta falına bile bakarım.

Bakacaksın artık.

(Telefon çalıyor)

Bu iş tamam.

'Bro', müjdemi isterim.

Bu iş tamam.

Yalnız ne direkten döndük.

Genel müdürlük gidecek diye çok korktum.

Peder yaptığımız anlaşmanın arkasında birader. Altı ay dişimizi sıkacağız.

Ona bu evliliğe inandıracağız.

Sonra gelsin şirketin anahtarı.

Ne oluyor?

Sana hayvan demeye bile dilim varmıyor.

Çünkü hayvanları seviyorum, onlara saygı duyuyorum.

Sana var ya diyecek laf bile bulamıyorum.

Ne kadarını duydun?

Senin ne kadar karaktersiz olduğunu anlamaya yetecek kadarını duydum.

Magazin basını, özür diliyorum!

Tamam, ben sana anlatacaktım zaten ama bir türlü fırsatını bulamadım.

Zaten düşününce çok önemli bir şey değil. Değil mi?

Sen hâlâ utanmadan karşıma geçip laf anlatıyorsun.

Bana yalan söylüyorsun.

Bu sahte evlilikte benim de çıkarım vardı demek yerine...

...beni vicdan azabımla baş başa bırakıyorsun.

Gören de dünyanın en masum insanına yalan söylüyorum sanacak.

Bu oyunu sen başlatmadın mı? Hem de o iftiranla.

Ben can havliyle iftira attım.

Tamam canım, ben de bir fırsat yakaladım, onu değerlendirmek istedim. Ne var bunda?

Aynı şekilde devam edeceğiz, büyütmek falan yok.

Aynı şekilde devam etmiyoruz. Bundan sonra ikimiz de eşitiz.

Hatta anladığım kadarıyla bu evliliğe, senin benden daha fazla ihtiyacın var.

Falında da ne çıktı biliyor musun, Kerem ayvayı yedi.

(Müzik)

Gelebilir miyim?

Gel, gel.

İade raporlarını göndermiştim, bakabildin mi?

Unuttum ben onları.

Nedense hiç şaşırmadım.

Malum evlilik telaşı.

Evleniyorsun, sevmediğin bir kadınla. Neden?

Ceyda...

...sen biraz fazla çalıştın galiba, istersen bir iki gün izin alabilirsin.

Merak etme, ben gayet iyiyim. Seni de çok iyi tanıyorum.

Kimi sevdiğini, kimi sevmediğini.

Ne hissettiğini, ne hissetmediğini.

O zaman şu anda da ne hissettiğimi çok iyi biliyorsun.

Sana ne benim kimi sevip, kimi sevmediğimden?

Herkes bitti, şimdi de sen mi başladın?

Başka işin gücün yok mu, niye ilgilendiriyor seni bunlar?

Hatırlıyor musun, ortaokula gidiyorduk.

Ben bahçede oturmuş annemler Amerika'ya gitti diye ağlıyordum.

Ee?

Sonra sen yanıma gelmiştin.

Gelmişimdir.

"Merak etme, ben yanındayım." demiştin.

Cebinden mendilini çıkarıp vermiştin.

Ceyda, bak--

O mendili hâlâ saklıyorum, biliyor musun?

Hâlâ anlamıyorsun değil mi?

Bu evlilik senin için küçük bir oyun sadece.

Benim için de küçük bir bekleme süresi.

Her şey olması gerektiği gibi olacak.

Ne oluyor?

("Erol Budan - Arkadaşça Sevsen" çalıyor)

"Kabahat mıydı seni sevmem böyle"

"Kaçıyorsun benden sebep ne söyle"

"Bir de beni düşün kendi yerinde"

"O zaman hak verirdin benim bu hâlime"

"Bir de beni düşün kendi yerinde"

"O zaman hak verirdin benim bu hâlime"

"Sevgi gönülden gelen bir duygudur"

"Zorlayamam seni beni sev diye"

"Fakat her sevgi aşk değildir inan"

Ah canım! Çok yazık oldu.

"Fakat her sevgi aşk değildir inan"

"Arkadaşça sevsen razıyım yine"

Ahh! Mecnun oldu garibim.

"Arkadaşça sevsen razıyım yine"

"Fakat her sevgi aşk değildir inan"

Yazık, yazık. Olan anasına babasına oldu.

Ne olmuş anama, babama Mukadder teyze?

Ne olmuş, söylesene.

Delirmiş bu.

("Erol Budan - Arkadaşça Sevsen" çalıyor)

-Eyvallah kardeşim -Afiyet olsun.

Sabri, yedi dağın efesi mi oldun lan? Ev mi basıyorsun sen?

Uğraşmayın çocukla, canı sıkkın, ayıptır.

Sabri, damat olamadın ama seni şahit düşünüyorlarmış koçum.

(Kahvedekiler gülüyor)

Yetti lan, yetti!

Gel lan, gel.

(Erkut) Sabri, karışma oğlum.

(Erkek) Abi, ne yapıyorsunuz?

Sabri, git oğlum. Sabri hadi kardeşim, tamam bitti.

(Erkut) Hadi. Tamam usta, bitti bitti. Tamam.

Yok. Bitti, bitti. Herkes yerine. Tamam usta.

Yalnız o şahit şakanı abim duyarsa bir süre ağzını kullanamayabilirsin.

Eyvallah kardeşim, kusura bakma.

Bu evlilik olacak!

Gerçekten, yani gerçekten inanamıyorum Muhsin yani.

Hayır yani, gelip seninle konuştular, sen de ikna oldun öyle mi?

Bir de dün geceki onca rezilliğin üstüne sen her şeyi yaladın yaladın, yuttun.

Ondan sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam edeceksin yani.

Evet, öyle yapacağım. Sen de öyle yapacaksın. Konu kapanmıştır.

Hayır, bu evliliği onaylamadığımı biliyorsun Muhsin.

Ama bak göreceksin.

Bir zaman geçsin, sen benim dediğime geleceksin, anlayacaksın.

Neyse. Tabii yani burada şimdi bana düşen...

...ailemize yakışır bir şekilde bir düğün organize etmek. Bunun için de...

...biraz zorlarsam işte üç ay ya da ne bileyim iki ayı falan bulur.

Sen de iki ay sonrasına, düğün tarihini verebilirsin.

Üç ay mı?

Sen bu üç ayda hangi hazırlıkları yapacaksın söyle bakalım bana.

Şey, mekânın seçilmesi...

...mekânın hazırlanması. Ne bileyim damatlıklar, gelinlikler, takılar.

Tabii yani şey de var, menünün seçilmesi.

Ondan sonra ona uygun şeflerin seçilmesi.

Organizasyon işleri, müzisyenler falan filan.

Bunlar emir eri Ramazan değil ki Muhsinciğim yani, değil mi?

Herkes bizi beklemiyor. Üstelik ne? Düğün mevsimi. Yaz geldi, düğün mevsimi.

Yelda, senin niyetin hazırlık falan yapmak değil.

Senin niyetin süreyi uzatmak.

Uzatmak ki bir yerden işi bozabilesin.

Vallahi, vallahi şaka gibisin Muhsin.

Vallahi yani saçmalıyorsun. Bildiğin saçmalıyorsun.

Yahu ben 40 yıllık karımı tanımaz mıyım?

Hem bu evliliğe karşısın, hem de hazırlık yapmak için üç ay süre istiyorsun.

Yahu git başkasına oyna bunları Allah'ını seversen.

Hayır, ben senin için, oğlum için bu bağrıma taş basayım.

Ben bütün hazırlıkları yapayım. Sen orada saçmala Muhsin.

Sen saçmala Muhsin sen.

Gonca Hanım.

Bir dakika konuşabilir miyiz?

(Gonca) Konu neydi?

Biz iş arkadaşıyız aslında. Ceyda Aran.

Modamu'da yöneticiyim.

Memnun oldum.

Size birkaç soru sormak istiyordum. Ayşe'yle ilgili.

Yakın arkadaşmışsınız sanırım.

Evet, Ayşe benim yakın arkadaşım ama sorularınızı direkt Ayşe'ye sorsanız...

...daha mantıklı olmaz mı?

Tam tersine, yakınlarının yanıtlarına ihtiyacım var.

Kerem'le olan ilişkisi hakkında ne biliyorsunuz?

Ya da Berk'le?

Sen neyin peşindesin?

Hiçbir şeyi peşinde değilim.

Aslında gerçeğin peşindeyim.

Ayşe'nin bir şeyler sakladığını düşünüyorum.

Peki, bana niye geldin?

Diyelim ki ben çok acayip bir şeyler biliyorum. Sana arkadaşımı niye satayım?

Güzel soru. Niye yapasınız ki böyle bir şey?

Biraz düşüneyim. Mesela para için, çok para ya da kariyer.

Üretim bölümünde çalışan biri...

...yönetim ofisine daha yüksek maaşla geçmek isteyebilir.

Öyle değil mi?

Bunlar olabilir mi mesela?

Olabilir.

Yani bu zamanda insanlar bu saydıklarınız için çok daha fazlasını yapabilirler.

Ama ben tanımadığım birine arkadaşım hakkında atıp tutacak biri değilim.

Benim tarzım değil.

İyi geceler.

(Müzik)

Tamam. Sen organize etme, sen karışma.

Ben bu işi iki günde yaptıracağım.

İki gün? Vallahi iki gün diyor ayol. İki gün?

Evet, iki günde halledeceğim tabii.

Şirketten iki kişiyi bu iş için görevlendireceğim.

Ondan sonra bizzat belediye başkanına kendim gideceğim. Gelip bu evde...

...nikâhı kendi kıysın diye bizzat ricada bulunacağım.

Böylece kimsenin hakkını yememiş olacağız.

Kimsenin sırasını da almamış olacağız. Bitti.

Hayatım, bak canım benim bak.

İki günde sen tabii o işleri halledersin. Ama ben sana ne diyorum.

Ailemize yakışır bir şekilde düğünden bahsediyorum Muhsinciğim.

Yer yok, yer yok. Ay sonuna kadar her taraf dolu.

Ama tabii sen bunları bilmezsin ki.

Bunlarla kim ilgilensin? Yelda ilgilensin. Hep Yelda ilgilensin! Sen otur Muhsin!

Yahu istemiyorum salon falan.

Düğün bu evde olacak.

Aa! Sen şaka mı yapıyorsun?

Evde düğün falan olamaz Muhsin.

Allah Allah! Öyle bir kural mı var? Evde düğün olmaz diye bir yasa mı var?

Yasanın bir maddesi mi var? Kim yazmış bunu? Evet, evde olacak!

Muhsin, bu evde düğün falan olamaz. Evde düğün olamaz Muhsin!

Yelda, bak beni deli etme. Sinirimi sıçratma.

Bak, arkadaşımın borcuna karşılık bu evi alalım da alalım. Alalım da alalım...

...diye beynimin etini yedin. Koskoca saray yavrusu gibi ev, aldık.

Aldık da ne oldu, ne işe yaradı?

Hiç olmazsa Kerem'in düğününe yarasın, tamam mı? Düğün bu evde olacak, bitti.

Bana bir şeyler geliyor Muhsin.

Vallahi bir şeyler geliyor. Çekil, çekil.

İyi, gelsin.

Geliyormuş.

Gelmişler, geliyorlarmış.

Yok, yok. Rıza merhaba. İyi akşamlar oğlum.

Kimse gelmedi evladım, şey için.

Evet, evet. Zaten...

...ben de o iş için aradım oğlum. Evet.

(Televizyon ses)

(TV kadın ses) Seni yarı yolda bırakmak istemezdim. Özür dilerim.

(TV kadın ses) Başka çarem yoktu. Ama sana söylemiştim.

Ne kadar güzel bir dizi. Vallahi film gibi.

Anne, oyunculuklar falan aldı başını gitti.

Aynen, bayağı iyi yapıyorlar.

-Amca. -Efendim.

-Babam hâlâ kahvede mi? -Evet.

-İşi bitmedi mi? -Biter şimdi prenses.

-Ohh! -Amcam.

Hah, bak, baban geldi.

Baba!

Kuzum.

-(Rıza) İyi akşamlar. -İyi akşamlar abi.

Gel. Hoş geldin oğlum.

Yarın sabah erkenden hazırlanın.

Muhsin amcanın şirkete gidiyoruz. Düğünü hemen yapacağız.

Allah be!

Allah be! Oldu bu iş, bitti!

Aslansın Muhsin amca, aslansın!

Oh be! Oh be!

Hadi geçmiş olsun.

Sağ ol abim.

(Hülya) Samet!

(Müzik)

Hanım, bu ne hâl?

Hanım ne Samet?

Avrat deseydin bari, daha otantik.

Ben şöyle hazırlanmışım, bir atmosfer yaratmışım, havaya girmişim.

"Hanım bu ne?" Bu mu?

Gülüm, ne bileyim böyle şeyleri gördüğümüz mü var?

Erkenden getirdin yatırdın beni, babam ayakta, Yelda abla ayakta, herkes ayakta.

Vallahi çok tedirginim.

Samet sus. Bak, başka zaman olsa seni paralardım.

Ama şimdi hedefe kilitlendim.

Havaya gir, hemen.

Tamam.

Tamam, tamam. Dur, dur. Bak, bu böyle olmadı.

Ben şimdi içeriye tekrar giriyorum, tamam mı?

Tamam.

-Hanımı unut. -Unuttum.

Daha ateşli, daha arzulu.

Hanım yok, hanım yok.

Yok, yok.

Samet!

Hülya.

'Çikilotam'!

Boyun batsın Samet.

Üff!

Ay, ateş bastı beni.

Dur, ben camı açayım sana.

Bırak camı, kapıyı Samet.

Gel. Gel, biz seninle bir konuşalım.

Samet, bak, şaka falan derken bunlar yarın evleniyorlar.

O yüzden bizim bu çocuğu hemen yapmamız şart.

Çocuğu yapmak için de bu işi yapmamız şart.

Hülya, seni duyan da sanki--

Samet, delirtme beni. Ben senin yüzünden birinci gelinliğimi kaptıramam.

Bak, çocuğu erken yaparsa o kapar.

Ben biterim Samet, bütün avantajlarım biter.

-Anlaşıldı mı? -Anlaşıldı.

-Gerçekten anladın mı? -Anladım.

O zaman...

Benim anlayışlı kocam.

Hülya, sen bunları nereden öğrendin?

Bende daha ne numaralar var Samet.

Bekle, bekle.

-O ne? -Bu çok özel bir karışım Samet.

Her bir dağdan ayrı ayrı otları topluyorlar.

Dokuz doğurtan deniliyor buna.

-Ne yaptın, dokuz çok. -Az bile.

-Al bakalım. -(Samet) Hayır.

Samet?

Samet!

-Hülya, başımıza bir iş gelmesin? -Gelmez.

Gelmez. Al bakalım.

Aferin.

(Müzik)

Muhsin amcayı da ikna ettiğine göre Ayşe çok güzel hazırlanmış planına.

Hayır yani, nasıl bir imaj çizdiyse artık.

Muhsin, Ayşe diyor, başka bir şey demiyor.

Yok çok iyi bir kızmış da yok melek gibi bir kızmış da falan filan yani.

Hayır, ben Muhsin'i nasıl kandırdığını anlıyorum da...

...şu Kerem'i nasıl kandırdı ben orayı çözemiyorum.

Ben de belki bir şeyler öğrenirim diye Berk'le konuştum.

Şu evi basan çocuk.

Ceyda, sen nasıl buldun onu, ne ara buldun? Ne dedi peki?

Aslında pek konuşmaya niyeti yoktu.

Ben de Ayşe'nin en yakın arkadaşını buldum. Gonca diye bir kız.

Gerçi o da pek konuşmak istemedi.

Ama ben bir şeyler sakladığına eminim.

Ciddi misin sen?

Bizim büyük resimde göremediğimiz bir şey olmalı.

Çünkü Ayşe'yi anlıyorum, bu evlilikteki motivasyonu para.

Ama Kerem'inki ne?

Ne bileyim yani, diyorum bu çocuğun hayatından kimler geldi, kimler geçti.

Şey için söylüyorum yani, diyorum ki ne ara bu çocuk böyle evlilik delisi oldu?

Vallahi anlamıyorum ben.

Hayır, diyorum ki bu kız acaba...

...buna şantaj falan bir şey mi yapıyor?

Yoksa bu kız böyle melek yüzlü görünen bir şeytan mı?

Aslında bunu anlamamızın bir yolu olabilir.

Nasıl yani?

Ben diyorum ki avukatımla konuşayım.

Çok ağır bir evlilik sözleşmesi hazırlatayım.

Bu sözleşme Kerem'i ve varlığını korumaktan başka...

...karşı tarafı da ezen bir sözleşme olsun.

Ben anladım. Sen şeyi söylüyorsun, yani Kerem'le boşanırsa tek kuruş alamayacak.

Sen onu söylüyorsun, ben biliyorum onu.

Yani bir şeyler alır ama asla umduğu kadarını değil.

Ama işe yarayacak bu değil mi? Tam anlamıyla işe yarar yani, değil mi?

Yarayabilir. Ayşe bir an bile soğuk kanlılığını bozsa...

...belki gerçek yüzünü gösterir. Bu da bizim işimize yarar ama...

...bu konuda size büyük iş düşüyor.

Çünkü Kerem, bu evlilik sözleşmesini Ayşe'ye imzalatmak istemeyebilir.

Onu ikna etmek zorundasınız.

O iş bende, sen merak etme.

Ben onu ikna ederim. Ben Kerem'e diyeceğim ki...

...ya bu sözleşmeyi imzalarsın, ya da beni unut diyeceğim.

Bak görürsün, ben nasıl halledeceğim.

-O zaman ben avukatımı arayayım. -Tamam.

Sonra da izleyelim bakalım, Ayşe neler yapacak.

İster misin bu evlilik başlamadan bitsin.

İnşallah.

(Korna çalıyor)

Eniştem geldi!

Ayşe!

(Melahat) Niye geldi ki bizim bu damat Ferit?

Anne, düğün hazırlıklarını konuşmaya gideceğiz ya Muhsin amcalara.

Biz hazırız.

Yenge, siz şimdi niye geliyorsunuz ki? Annem, ben, Rıza abim hallederdik.

İyi, istemiyorsanız gelmem.

Gelin, tuttu yine gavur damarın.

(Nazmiye) Ne alakası var ya ben yardım edeyim diye.

Yoksa kendimiz zorla şey yaptıracak değilim.

Yengeciğim, ne alakası var, Allah Allah!

Yelda Hanımların tacizine maruz kalmayın diye uğraşıyorum. İleri geri konuşuyor.

Hayır, ben kendimi geçtim, size bir şey deyince böyle kötü hissediyorum.

Kötü oluyorum yani.

Hadi artık geç kaldık, yürüyün.

Çıkarken beni de bıraksanıza.

Beni de pazara atsanıza, yolunuzun üstü.

Kurtlusun kurtlu. İlla bineceksin o arabaya değil mi?

Ayol binmediğimiz şey mi?

(Müzik)

Hayda, hep beraber mi geliyor bunlar abi?

Niye hep ben zararlı çıkıyorum?

Vay!

Hoş geldin kardeşim.

Nasılsın ya, ne yapıyorsun ya?

-Hoş geldin. -Hoş bulduk.

-Erkut, Erkut! -Efendim?

(Nazmiye) Sen arkaya geç. Nişanlılar öne otursun.

İyi, tamam.

El âlem de görsün hâlâ inanmayan varmış.

Hoş geldin Kerem gülüm.

Tekrardan hoş bulduk. Nasılsınız?

Nasılsınızları falan bir kaldırsak?

Naz abla de, Naz yenge de. Nasıl geliyorsa içine öyle de.

İnsanın seni görünce bir sarılası geliyor. Gel bir sarılayım.

-Düşmesin çocuk. -Nazmiye!

Oğlum sen buna Sue Ellen de, ben öyle diyorum.

(Nazmiye) Vallahi bunun bunamayla falan bir alakası yok.

Beni sinir etmek için yapıyor. Aşk olsun anne.

Hadi uzatmayın. Binin hadi geç kalıyoruz.

Bana yer kalmadı zaten. Ben şuradan dolmuşa biner giderim.

-İyi, tamam. -Abiciğim orada görüşürüz o zaman.

Tamam, hadi.

Hadi gelin bakalım anneciğim. Gel, gel, gel.

-(Erkut) Yenge sen öbür taraftan bin. -Tamam.

Günaydın bu arada, hoş geldin.

Hoş bulduk. Böyle cümbür cemaat mi gidiyoruz?

Evet. Ne var yani yengemleri pazara bırakıvereceğiz.

(Ayşe) Erkut abimi kahveye bırakırız. Annem zaten bizimle geliyor.

(Kerem) Bırakırız, hadi bırakalım bari.

(Fotoğraf çekti)

-(Erkut) Hadi yenge ya! -Tamam!

-(Melahat) Dur oğlum bağırma. -(Nazmiye) Abla pazar nasıldı?

Gülüm bu hafta pazarın maşallahı var.

O Arnavut çilekçiden alın, mis gibi kokuyor.

Soğancı da gelmemiş bu hafta annesi vefat etmiş.

Anam, başı sağ olsun.

Salçalık domates var mı?

Yok kız ateş pahası, daha alınmaz. Biraz daha bekleyelim.

Hadi bunları pazarda da konuşursunuz.

(Üst üste konuşmalar)

Eve gidince bir soda ayran için hava çok sıcak.

-Geç bakayım geç, geç. -(Erkut) Hadi bakalım hoppa!

(Nazmiye) Bizim mahalle de böyle Keremciğim.

-Ay, dur! -Vay, vay, vay!

Erkut abi jantisin ha!

Tamam oğlum, tamam lan.

(Erkut) Tamam hadi geçin bakayım.

-(Erkut) Tamam hadi, hadi. -Oo, enişte de gelmiş vay, vay, vay!

-Enişte hoş geldin. -Hoş bulduk.

-Vay, iyisin ha. -Ne haber enişte nasılsın?

-Lan gidin! -(Nazmiye) Hadi, hadi.

-Kahvenin önünden geçeceğiz daha. -(Melahat) Oğlum girsene.

(Üst üste konuşmalar)

Hadi kardeşim eyvallah.

(Muhsin) O gece olanlar sizleri ne kadar üzdüyse...

...inanın beni de o kadar üzdü.

Hatta ilk başta çok farklı şeyler düşünmeye başlamıştım ama...

...çocuklar geldiler, konuştular her şeyi anlattılar.

Öyle oldu, bana da anlattılar.

(Muhsin) Hep şöyle düşünmüşümdür.

Yaşanan hiçbir şeye üzülerek zaman kaybetmeyeceksin...

...hep ileri bakacaksın.

Benim prensibimdir bu.

Vallahi ben hiç karışmayacaktım işlerine ama...

...sonunda beni de ikna ettiler.

Onları öyle görünce...

(Muhsin) Artık bu iş, benim şahsi meselem.

O yüzden şahsi meselem gibi çözeceğim, süratle Rıza.

Vallahi iyi olur Muhsin amca.

Mahalle işi gücü bıraktı bizi konuşuyor.

(Muhsin) Bazıları şartlar uygun olsun...

...taşlar yerine otursun diye bekler ama ben hiç öyle düşünmedim.

Kervan yolda düzülür dedim.

Onu bunu bir yana bırakacağız, bu işi yarın halledeceğiz.

(Melahat) Yarın mı?

Yarına yetişir mi?

Yetişir. Eğer imkânınız varsa her şey yetişir.

Pelinsu sağ olsun her şeyi hazırlayacak.

(Muhsin) Ben de belediye başkanıyla konuştum...

...bizzat gelip yardımcı olacak bize.

Yarın bizim evde yıldırım nikâhı kıyacağız.

-Tamam abi. -Oh!

Ben de desteklerim bu kararı. Bir an önce bitsin bu iş, uzamasın.

Ama ben anlamadım, nasıl olacak?

Yani yarına nasıl yetişecek?

(Rıza) Anne anlattı ya işte.

Hem resmi nikâh olsun gerisi kolay.

Oğlum daha davetiye seçmedik.

Davetiyesiz düğün mü olur?

Anneciğim, artık davetiyeye falan gerek yok.

(Ayşe) Önemli değil öyle meseleler.

Mahalle zaten canlı canlı her şeyi takip etti.

(Ayşe) Yengeme söyleriz, yengem Face'ten...

...bir davetiye ayarlar, yollar herkese.

Face mi?

(Rıza) Ne Face'i?

Nazmiye'nin Face'i mi var? Hani kapatmıştı?

Kapattı abi. Yengem Face'ini kapattı zaten.

Şeyden... Kimin sünneti vardı?

Marketçinin oğlunun.

Marketçinin oğlunun sünneti vardı abiciğim.

Ona geliyoruz demek, onu onaylamak için açtı.

Abi ya şimdi böyle şeyler çok normal.

Yahu Rıza biz yaşlanıyoruz artık.

Bak gençler her şeyi bizden çok daha iyi düşünüyorlar.

Senin bir diyeceğin var mı, ne diyorsun?

Yok babacığım gayet uygundur.

Biz de Ayşe'yle bir an önce, nikâh olsun istiyorduk.

Değil mi Ayşeciğim?

Evet Keremciğim. Ee...

Müsaadeniz olursa biz Kerem'le iki dakika dışarıda konuşabilir miyiz?

Tabii, tabii. Hadi çıkın halledin.

O zaman bu iş tamamdır.

(Kerem derin nefes alıyor)

-Ne oldu, ne var? -Ne demek ne oldu, ne var?

Sabahki ne biçim bir soruydu öyle?

Onlar da mı gelecek, beraber mi gideceğiz ne demek?

Ne var ya insan gibi soru işte. Ne oldu?

Ne demek ne oldu? Onlar dediğin, benim ailem.

Eğer bu evliliğe giriyorsan bunları kabul edeceksin Kerem Bey.

Diye konuştu annemle beş dakika bile kalamayan kız.

Senin annenle benim ailem bir mi?

Of, çok güzel ya!

Hemen başladık.

Ben senin, o pek de çekirdek diyemeyeceğim aileni...

...kucaklayacağım, kabulleneceğim ama sen benimkini dışlayacaksın öyle mi?

Benim ailemden hiç kimse senden nefret etmiyor tamam mı?

Ama sen annenin davranışlarını anlamıyorsan...

...bak eğer anlamıyorsan diyorum, istersen bir daha bir gözden geçir.

Sen de...

Biz ne yapıyoruz ya?

Neyi tartışıyoruz ki biz şu an?

Bunu gerçek evliler yapmaz mı yani ben öyle biliyorum.

Neyi tartışıyoruz şu an?

Biz neyi tartışıyoruz, biz niye tartışıyoruz acaba?

Sen şom ağızlı olduğun için olabilir mi?

O yüzden tartışıyor olabilir miyiz?

Gençler!

Bıcır bıcır ne konuşuyorsunuz bakayım öyle?

(Ayşe) Şey...

(Kerem) Babacığım şeyi konuşuyorduk tam da...

-Düğün. -Düğünü.

Düğünü konuşuyorduk, küçük ayrıntılar vardı.

(Muhsin) Çok güzel.

Biz de Rıza'yla içeride her şeyi konuştuk hallettik.

Oldu, hayırlısıyla oldu bu iş.

Kerem sen hiç zahmet etme biz şuradan biner gideriz.

Peki.

Biz de az önce tam olarak bunu konuştuk.

(Ayşe) Ben, Kerem sen hiç gelme, dedim.

Biz kendimiz gideriz dedim. Senin burada işin gücün vardır...

...şirkete gelmişsin, git gel yapma dedim.

Ama dinletemedim.

Ben sizi aldığım gibi geri eve bırakmam lazım dedi.

(Ayşe) Çok düşünceli, çok iyidir.

Buyurun Ayşe Hanım.

Teşekkür ederim Kerem Bey.

Çok centilmen, tam bir beyefendi.

(Melahat) Maşallah, maşallah.

Allah nazarlardan saklasın.

-(Ayşe) Gıcık mı oldun bana? -(Kerem) Görürsün sen.

(Anlaşılmayan konuşmalar)

(Telefon çalıyor)

Efendim?

(Berk ses) Ben Berk. Görüşebilir miyiz?

Tamam, bir dakika.

(Kapı açıldı)

-Selam. -Merhaba.

Çabuk geldin.

Yakınlardaydım zaten.

-Arabada konuşsak olur mu? -Olur tabii.

(Nefes veriyor)

Evet, seni dinliyorum.

Hani sen bana bir soru sormuştun, Ayşe'yle Kerem ne zaman beraber oldu.

Evet.

Bu sorunun cevabı yok.

Çünkü onlar hiçbir zaman beraber olmadı.

Nasıl yani?

Nasıl yani, ben anlatayım sana.

Ben Ayşe'yle bir hafta önceye kadar beraberdim.

Hatta istemedikleri bir adamla evlendirileceği için...

...biz evlenme planı yapıyorduk.

Ama ben yarı yolda bıraktım onu, cesaret edemedim.

O da bana çok kızdı.

Üstüne birkaç olay oldu, Kerem işte o sırada çıktı.

Ben bunların birbirlerini tanıdıklarını bile düşünmüyorum.

Peki tamam, ispatla.

Var mı elinde şöyle bir fotoğraf, bir 'selfie'...

...ne bileyim herhangi bir şey.

Ayşe abilerinden çok çekinirdi.

O yüzden sosyal medya falan da kullanmazdı. Korkardı.

Bu kötü oldu işte.

Birkaç fotoğraf işimizi görebilirdi.

Aslında bende birkaç tane fotoğraf var.

(Berk) Yani hatıra olsun diye çekmiştim.

Hiç yoktan iyidir.

Bunları alabilir miyim?

Al tabii işine yarayacaksa.

Kendime yolluyorum.

Tamam.

Ayşe'yi kaybettiğim zaman bu kadar üzüleceğimi hiç düşünmezdim.

Şimdi de aklımdan çıkmıyor.

Seni çok iyi anlıyorum.

Ben de Kerem'i seviyorum.

Sence bir şansımız var mı?

Diyelim ki düğünü iptal ettik, tamam.

Bize dönecekleri garanti mi?

Bunu da sonra düşünelim Berk.

Şimdi yapmamız gerekeni yapalım...

...onu da sonra düşünelim.

Neyse şimdi sen bana tüm olup biteni...

...en ince ayrıntısına kadar anlat lütfen.

(Berk) Tamam. Bak...

Ama sen nasıl bir şeysin böyle.

Of!

Bay 'bro' neredeydin?

Sorma işte düğün işleri.

Ayşe'yi getirdim götürdüm.

Kaynanası, kayınbiraderi, yengesi, görümcesi derken...

...böyle gerçekten yüksek dozda radyasyona maruz kalmış gibiyim.

Ah kardeşim, gel.

-Sen ne yapıyorsun, ne o? -Geç böyle.

İyi vallahi şu yeni seri için mankenleri seçtim ben de.

Vay, vay, vay.

Acıdım sana çok ağır çalışıyorsun gerçekten.

Sana düğün günü...

...müthiş bir sürprizim var.

Sürprizleri severim Volkan.

Zaten sen de olmasan beni düşünen yok şu dünyada.

Vallahi öyle.

Bu arada bak Ceyda bu aralar biraz triplere girmeye başladı.

Resimlere bak. Beğenirsen hemen yollayayım listeyi.

Babam, abim yetmiyormuş gibi zaten şimdi Ceyda çıktı arkadaş!

Patronun çocuğu muyum değil miyim belli değil.

(Kerem) Neyse az kaldı. Tek yetkili Kerem Bey...

...olmama az kaldı. -(Volkan) İnşallah.

Anne.

Yelda teyzeciğim.

Çok kalmayacağım.

Bunu evlilik öncesinde Ayşe'ye imzalatman gerekiyor.

Ne ki bu? Evrak işlerini çocuklar hallediyordu.

Yok bu öyle bir şey değil, başka bir şey.

Neyse Volkan yabancı değil.

Bu bir evlilik sözleşmesi.

Evlilik sözleşmesi. Bu şey gibi mi oluyor...

...ayrılınca bir taraf para almıyor falan.

O ve daha fazlası diyelim.

Yani seni ve ailemizi korumak için bir nevi anlaşma.

Anne bence hiç gerek yok bunlara.

Ayşe zaten para pul peşinde olan birisi değil ki.

Bence hiç bu toplara girmeyelim biz.

Keremciğim orası beni ilgilendirmiyor.

Ayşe isterse gökten zembille inmiş bir melek olsun...

....gerçekten beni ilgilendirmiyor.

Ben zaten bu evliliği onaylamadım.

Ama eğer bunu imzalatmazsan beni unut.

Anne ne diyorsun, niye böyle büyük konuşuyorsun?

Kerem çok net konuşuyorum.

Eğer bu sözleşmeyi imzalatmazsan...

...ben bağrıma taş basarım bir daha da aramız asla eskisi gibi olmaz.

Karar senin.

Hayda!

Abi! (Islık çalıyor)

Gelen vuruyor giden vuruyor. Gerçekten şamar oğlanı olduk.

Vallahi çapraz ateşe düştün 'bro'.

Neyse alt tarafı imza.

İmzalasın kız ne yapayım?

Neyse ya ben şu listeyi bir düzenleyeyim de...

...Ceyda başımızın etini yemesin.

(Gıcırdıyor)

Sağlam değil mi bu araba?

Tipi falan kaymış bunun iyice. Yolda bırakmasın bizi?

Onun öyle eski göründüğüne bakma, taş gibidir o taş.

-Öyle mi? -Tabii.

Ağa, para?

Bak laflara bak.

Duyan da paranız kalacak sanır.

Esnaf adamız oğlum biz.

Al say, tam ama sen say yine.

Abi yolda bulsan say demişler.

Eyvallah abiciğim. Siz hani üç kişi gelecektiniz?

Ağa, benim dayı oğlunun başka yerde bir nakliyat işi çıktı.

Yemek de veriyorlardı, oraya ışınlandı.

Yemek mi şimdi? Ben de verirdim yemek.

Yemek mesele mi?

Haklısın be abi, haklısın.

Neyse tamam planı anlatıyorum.

Hayırlı bir iş yapıyoruz, kız kaçırıyoruz.

-Kız mı kaçırıyoruz? -Aynen kız kaçırıyoruz.

Öyle yabancı bir kızı değil ama beni seven bir kızı kaçırıyoruz.

Yani kızın aklına girmişler, zorla evlendiriyorlar falan.

Sevenleri kavuşturma operasyonu yani.

Ağa bir dakika.

Biz eşya falan taşıyacağız diye geldik.

Taşıma işte bu da.

Ağa, kız kaçıracağız diyorsun.

Abi taşıyarak kaçıracağız kızı, bir şey yok.

Ağa.

Abiciğim siz var mısınız yok musunuz?

Abiciğim madem bu işler sevaplı işler...

...bizim de çorbada bir tuzumuz olsun icabında değil mi?

Abi oldu olacak bir de öğle yemeği için bize bir sakal atsan diyorum.

Biz o zaman işi hallederiz icabında.

-Sen var ya çok tehlikeli bir adamsın. -Estağfurullah abi.

Al hadi tamam.

-Allah bereket versin abiciğim. -Sağ ol.

Tamam abiciğim.

Sevenler kavuşsun, sevenler ayrılmasın abi.

(Müzik)

Bence tamamdır bu.

Sen bunu Ceyda'ya göster.

Ben bu sıralar onu ne kadar az görürsem...

...o kadar iyi olur gibi bir his var içimde.

Ben de bari gideyim onu Ayşe'ye imzalatayım.

Ceyda problem değil de...

...asıl mesele şu sözleşme abi.

-Sözleşme fena. -Nasıl fena?

Yani Ayşe bunu okursa imzalamayabilir.

Niye ki?

Maddeler bana çok sert geldi abi.

(Volkan) Biraz saldırgan bir dille yazılmış gibi.

Bana sorarsan bu işi bozmaktan başka bir şey değil.

Sözleşmelerin amacı o değil mi zaten?

Kimin gücü kime yeterse.

Yani ben söyleyeyim de sen yine bir şansını dene.

Bunu okumaz zaten.

Baksana uzun uzun yazmışlar bin tane hukuki terim var.

Canı sıkılır okumaz bunu.

Ayşe mi?

Okumaz, emin misin?

Ben onu ikna ederim bir şekilde oyalarım, imzasını alırım.

Zaten kadınları ikna etmek bir bilim olsa...

...o dalda profesör olurdum ya.

Ne oldu böyle bir anda, telefonda konuşamayacak kadar?

(Kerem) Önce gel otur.

Kötü bir şey değil.

Belki gelmezsin diye öyle gizemli konuştum.

Ne oldu, niye çağırdın ki beni buraya?

(Kerem) Konuşmak için.

Bu olay ikimizi de gerdi biraz değil mi?

Düğün telaşı öncesi biraz tansiyonu düşürelim istedim.

Ferahlatıcı detoks içeceklerimiz de geldi.

Yok sağ ol ben içmeyeceğim.

İçseydin ya, içelim sakinleşelim.

İçmeyeceğim ben. Yani gerildik, evet?

Ateşkes yapalım.

Savaş baltalarımızı toprağa gömelim.

Evet farklı dünyaların insanları olabiliriz.

Birimizin siyah dediğine diğerimiz beyaz diyor olabilir.

Ama bu yola beraber çıkıyoruz.

Yanlış mıyım?

Bunu söylediğim için gerçekten şaşkınım ama haklısın.

Biliyorum haklıyım.

Yani farklı insanlar olmamız, ortak noktamızın olmaması--

Ay, anladık tamam farklıyız, siyahla beyaz gibiyiz.

Bu işi beraber yürütmemize engel değil demeye çalışıyorum.

Şöyle de düşünebiliriz bunu ne bileyim bir iş makinesini beraber kullanan...

...iki operatör gibi.

-Yani iki iş arkadaşı gibi. -Evet.

Sonuçta her zaman sevdiğimiz, değer verdiğimiz...

...iyi anlaştığımız insanlarla çalışamayız.

Bazen gıcık olduğumuz, bir kaşık suda boğmak isteyeceğimiz...

...içtiği içeceği alıp suratına fırlatmak isteyeceğimiz...

...insanlarla da çalışabiliyoruz ama ne yapıyoruz?

İşimize profesyonelce saldırıyoruz.

Çok güzel örnekler veriyorsun Ayşe.

Ben de tam olarak bunu demeye çalışıyorum işte.

Enerjimizi birbirimize değil...

...önümüze çıkan engelleri aşmaya harcayalım.

Kabul ediyorum.

-Vallahi mi? -Evet.

O zaman ateşkesimiz hayırlı olsun.

Ben şimdi bunu söyleyeceğim için de kendime şaşkınım ama...

...böyle göründüğün kadar, tırnak içinde söylüyorum...

...taş kafalı değilmişsin.

Teşekkür ederim.

Sen de göründüğün kadar, tırnak içinde cadaloz değilmişsin.

Ne yiyelim? Aa, dur unuttum ben.

Bir iki belge vardı, onları hemen imzalayalım.

Sonra güzel bir yemek yiyelim olur mu?

Hadi olur.

Kardeşim getirsene.

Şuraya.

Hemen şuraya at hiç okumadan.

-Bütün bu sahne bunun için miydi? -Ne sahnesi ya?

Sen beni geri zekâlı mı zannediyorsun?

Hâşâ! Ne diyorsun Ayşe? Yok öyle bir şey.

Ne...

Sen bizi mi dinliyorsun? Niye orada...

Kardeşim bize izin verir misin?

Ayşe ne diyorsun öyle laflar falan?

Bu sözleşme ne biliyor musun? Bu sözleşme resmen beni...

...üçkâğıtçı durumuna düşürüyor.

Yok öyle bir şey.

Ne diyorsun!

Yok, bir yanlışlık olmuş. Karışmış bunlar herhâlde.

Bunda karışma falan yok. Bak Ayşe Özkayalı yazıyor.

Bak, burada da abilerimin adı var.

Hayır ben kendimi geçiyorum.

Abilerim bu sözleşmeyi okusa ne yapar biliyor musun?

Seni bir kaşık suda boğar.

O kadar diyorsun.

Bu...

Ulan bu şirketteki avukatlar...

...vur dedik öldürmüş.

Yani laflara bak, böyle şey olur mu?

Ama sen imzala bunu.

Bizim anlaşmamız zaten ikimizin arasında.

Sen bu sözleşmeyi hiç okumadın değil mi?

Bu sözleşmede neler yazıyor, ben sana söyleyeyim mi?

Okumamışsın çünkü.

Gidip herhangi birine röportaj veremezmişim ben.

Cemiyet hayatında özel bir davet olduğu zaman tek başıma gidemezmişim.

Sanki meraklısı var.

Siz ne istiyorsunuz?

Siz kendinize gelin mi istiyorsunuz köle mi seçiyorsunuz?

(Ayşe) Ben bunu asla imzalamam.

Sen bunu imzala, ben onları halledeceğim sonra.

Ben böyle bir şeyi niye imzalayayım? İmzalamayacağım.

Ayşe amma büyüttün ama aşk olsun.

Hadi imzala, zaten bizim anlaşmamız ikimizin arasında.

Ben sana böyle bir sözleşmeyle gelseydim sen imzalar mıydın?

Ayşe senin için gözümü kırpmadan imzalardım.

İmzalarmış! Hadi ya.

Bana bak, biz bu işte ikimiz de eşitiz tamam mı?

İkimizin de çıkarları var.

Sen bana para pul peşinde değildim diyordun.

İmzala ikna olayım.

Pardon da ben seni ikna etmek zorunda mıyım?

Hayır anlattım, anlamadın galiba.

Eğer bu sözleşme parayla ilgili olsaydı...

...böyle soytarılıklara gerek kalmazdı, hemen imzalardım.

Ama bu sözleşme var ya bana ve aileme hakaret.

Asla imzalamayacağım.

(Volkan bağırıyor) Sahte imza mı?

Biraz daha bağırsana alt kat seni duymadı.

Kardeşim bak şimdi evleniyorsunuz falan tamam anladım.

Bununla ilgili kimse sizi sorgulamaz.

Ama yani başka birinin yerine imza atmak falan bilmiyorum abi. Emin misin?

Tamam da ne yapayım? Kız imzayı atmıyor işte.

Evlenmezsek de babam bu yalanımızı öğrenecek...

...ben de onun gözünden tamamen düşeceğim.

Tamam sen de bağırdın şu an biraz.

Ulan işe bak ya! Nerelere geldi görüyor musun?

Tamam 'bro' bak sen haklısın, sana bir iftira falan atıldı ama...

...yani şimdi haklıyken de haksız duruma düşme 'bro'.

Ne?

Şimdi de böyle mi olduk? Güzel, şimdi de böyle olduk.

Pederin teklifini söyleyince bam, bam, bam...

...şirketi yönetiyoruz kardo, yönetimi ele geçiriyoruz beraber.

-Ama şimdi suçlu ben oldum. -Yok.

Yok, o teklif çok güzeldi.

Ama Ayşe'nin yerine imza atmak falan abi bilmiyorum, etik olur mu?

Abi ne diyorsun sen? Duyuyor musun kendini?

Ben beş dakika bile yan yana kalamayacağım kızla...

...babamın tahtına oturabilmek için evleniyorum.

Bak evleniyorum diyorum sana. Ben, Kerem Yiğiter.

Sen şimdi alt tarafı bir imza için...

...ufacık bir imza için yaygara koparıyorsun. Aşk olsun.

Doğru. Doğru 'bro' tamam.

Aynen doğru.

Ben bir an soğukkanlılığımı koruyamadım, kusura bakma haklısın.

Of! Nasıl yapacağız bunu?

Aklıma ne geldi?

Ayşe bizim çalışanımız değil mi?

Onun mutlaka bizde bir evrakları falan vardır.

Arayalım insan kaynaklarını. Hatta arayayım ben hemen.

Arayayım insan kaynakları, oradan belgeleri versinler.

-Aynı imzayı sözleşmeye çakalım. -Tamam.

Betülcüğüm, bana Yiğiter Konfeksiyondaki Ayşe Özkayalı'nın...

...işe giriş belgelerini hemen yollar mısın 'mail' atar mısın?

Acil ama.

Tamam.

Hemen geliyorum.

Hay Allah'ım ya.

(Hareketli müzik)

Hah, imza var burada.

Yalnız 'bro' benim resim yeteneği yok malum, bu iş sende.

Sen zaten hiçbir topa girmiyorsun. Ben bunları not alıyorum.

Ama çok ayıp ediyorsun. Fikri ben buldum.

Yani yapabilsem niye yapmayayım kardeşim biliyorsun.

Neyse çok zor değilmiş zaten.

Şimdi...

(Hareketli müzik)

Geçmiş olsun. Ayşe bile anlamaz.

-Benzedi ha. -Vallahi benzedi.

-Hatta birebir. -Hatta Ayşe'ninkinden daha iyi oldu.

Kimse görmedi değil mi?

Güzel, güzel.

(Kerem) Okudu ve imzaladı anneciğim.

Aa!

-Okudu mu gerçekten? -Okudu.

Doğru, başta biraz nazlandı ama...

...ben bunu kabul edeceksin diye bastırınca, mecbur attı imzayı.

Tamam mı, şimdi istediğin oldu mu sultanım?

(Müzik)

Heyecanlısın tabii. Olur öyle olur.

Arkadaşın geldi bahçede seninle konuşmak istiyormuş.

Arkadaşım mı? Arkadaşım kim ya?

Kim olacak kız? Gonca işte.

Bu aralar boşladın herhâlde onu ama olsun boş ver, bir şey olmaz.

-Gonca mı gelmiş? -Evet diyorum, bahçede.

(Kapı açıldı)

(Duygusal müzik)

(Gonca) Selam.

Sen hangi yüzle çıktın benim karşıma?

Ben teşekkür edersin falan diye düşünmüştüm.

Neticede, hayatındaki bu pozitif değişikliğin sebeplerinden biri de benim.

Sen bayağı pişkin bir şeysin.

Ama tam senlik bir hareket yani şaşırmadım.

Nasılsın, iyi misin, niye geldin falan hiçbir şey sormayacak mısın?

Gonca, ben seninle ilgili hiçbir şeyi merak etmiyorum.

Hadi şimdi, hadi güzelim ikile. Hadi git.

Ceyda diye bir kız buldu beni.

Kerem'in arkadaşı mıymış neymiş. Berk'le ilgili sorular sordu.

Ceyda kim ya?

Sen ne dedin?

Hiç. Yani senin aleyhinde hiçbir şey söylemedim.

Benim aleyhimde hiçbir şey söylemedin.

Neden yaptın böyle bir şey, ne oldu?

Ben senin arkadaşınım.

Bak, şu zamana kadar yaşadığın bütün her şeyi bana anlattın.

Bütün sırlarını, sevindiğin şeyleri, üzüldüğün şeyleri.

Kısacası ben senin kara kutun falan sayılırım.

Ama bütün dünyayı kandırsan da beni kandıramazsın.

Senin Kerem'le yaşadığın hiçbir şey olmadı, bir geçmişin yok.

Nasıl yaptın, nasıl ettin senin çıkarın ne, onun çıkarı ne...

...bilmiyorum ama aranızda aşk falan yok.

Sadede gel. Ne oldu ya sen açık sözlü bir kızdın.

Ne oldu, birdenbire değiştin mi?

Tamam, açık konuşayım.

Sen şimdi benim hayalini kurduğum hayatı yaşamak üzeresin.

Çat diye, o sosyetenin içine gireceksin falan.

İşte bu süre içinde, ben de yanında olayım istiyorum.

Birazcık bunlardan faydalanayım istiyorum.

-Yeterince açık oldu mu? -Evet oldu.

Peki ben böyle bir şeyi neden yapayım?

Sen bir şey söyleme diye konuşma diye mi yapayım?

Sen bana şantaj mı yapıyorsun?

Şantaj falan, nasıl kelimeler bunlar?

Ben senin arkadaşın olmak istiyorum...

...her şey eskisi gibi olsun istiyorum bu kadar.

Sen var ya kafayı yemişsin.

O yediğin halttan sonra sence ben sana arkadaşım der miyim?

Ben seni çok iyi tanıyorum tamam mı?

Ne senin o vicdanın, ne o iyi yürekliliğin...

...açık sözlülüğün falan onların hiçbiri o dünyada ayakta durmana yetmez.

Tamam buraya kadar geldin ama bundan sonra her şey daha da zorlaşacak.

O Ceyda denilen kız peşinden ayrılmayacak.

İzin ver yanında durayım, sana yardım edeyim.

Akıl hocan falan olayım.

Gerektiğinde ne kadar kötü olabildiğimi sen de biliyorsun.

Sen gerçekten inanılmaz bir insansın.

Sana bir şey söyleyim mi Gonca?

Ben buraya kadar gayet iyi geldim ya.

Böyle bir sürü işler geldi başıma.

Hepsinin üstesinden tek başıma geldim.

Benim şeytanlarım bana yeter.

Sana ihtiyacım yok.

Şimdi lütfen daha fazla sinirimi bozma ve git.

Tamam arkadaşım, sen nasıl istersen.

Ha, Berk meselesi.

Bence o senin için iyi oldu biliyor musun?

(Gonca) Yani erkeklerin gerçek yüzünü gördün.

Sana bir yardımım bile dokunmuş olabilir.

(Duygusal müzik)

Samet.

Haşmet.

Samet.

Haşmet.

Haşmet'le gönder faturayı.

Ya ne faturası, ne Haşmet'i be Samet?

-Kendine gel! -Ahh! Deprem mi oldu?

Depremi birazdan sen yapacaksın.

Benim ürtiker Samet'im.

Takvime baktım, bugün tam zamanı.

(Müzik)

Ay uyuyor ya! Samet!

Samet!

Bak Samet.

Yarın düğün gecesi.

Son 24 saatlik avantajımız var.

Ateşten gömlek giydiğimiz günlerdeyiz.

Hülya bak, zaten dün sabaha kadar uyumadık.

İşte de çok yoruldum. Vallahi gözümü açamıyorum.

Samet, uyuma, gözünü seveyim uyuma.

-Gel al bakayım. -Hayır.

Sametciğim, al, al. Hadi ne olur.

Aferin.

Bak bu çocuğu yapalım, sonra hep uyuyacaksın.

(Müzik)

Ablacığım bitirdin saçı artık, yeter ya! Al şu tokaları!

Kız dur, nasıl gelinsin sen?

Sıkıldım ama yani böyle bir gelinim işte.

Aa! Sıkıldım falan anlamam.

40 yılın başı yaptığım gelin başı.

Hem gazetelere çıkacak. Konuşturmam lazım sanatımı.

Ayy! Topuzumun sanatçısı!

Bana bak, herkese aynı ilgiyi istiyorum.

Ekranlara çıkacak bu saçlar başlar, magazin basınını süsleyecek.

Hişt! Ben Hürrem topuzu istiyorum.

Bana da Hürrem topuzu yapın.

Anneciğim biraz abartı olmaz mı?

Yok kızım, niye abartı olsun?

Sosyeteye gelin veriyoruz.

Şimdi yaptırmayacağım ne zaman yaptıracağım?

Merak etme Melahat ablacığım, Ayşe'nin saçı bitsin...

...sana Hürrem topuzundan daha güzel bir şey yapacağım.

Kız Ayşe, gelin alıcısı kaçta olacak?

Yok, ne gelin alıcısı ya? Biz kendimiz gideriz.

Aa! Ne diyorsun sen Ayşe?

-Ne diyorum ya? -Kızım sen ne diyorsun?

Dul kadın mı veriyoruz? Tabii de gelip evden alacaklar.

Tabii canım, abin heves ediyor.

Kocam yedi düvele kafa tuttu. Sabri'yi dövdü de hapislik oldu.

Tabii ki gelip alacaklar.

Yani gelin alıcısız olmaz diyorsunuz.

Olmaz! Olmaz!

Hem de gelin arabasıyla gelip alacaklar.

-Metrobüsle mi gideceksin? -Yani çok saçma.

-Arayayım ben o zaman. -Ara kızım, ara, ara.

Ara, ara.

Ara, ara, ara.

Ara yengem, ara.

-Ara, ara yengem, ara. -Hadi sen bir ara.

Bir dakika, bir dakika. Ne alıcı?

Gelin alıcı, gelin.

Tamam. Binin taksiye gelin, ben parasını öderim burada.

Senden taksi parası isteyen mi oldu?

Saçma sapan konuşma!

Bizde adet böyle bak, gelip alacaksın yoksa tek başına evlenirsin.

Bir de bu çıktı ya.

Oğlum hadi açsanıza ne yapıyorsunuz ya?

-Alo! -(Erkek ses) Alo!

Oğlum neredesiniz ya? Hadi!

Kuaförün oradayım ben, çabuk gelin. Çıkacaklar şimdi.

Alo! Sesin gelmiyor, sesin.

Kuaförün oradayım, kuaförün. Gelsenize çabuk.

Aa...

Hadi hadi boş ver ya, sen yelle şunu.

Sizin yapacağınız işi ya!

Ne oluyorsun Samet?

Ne bileyim Hülya, çok fenayım. Böyle yanıyorum.

Ateş içindeyim böyle alev alev.

Dün gece bassaydı ya o ateş. Döndün sırtını uyudun.

Hele o çocuk, bizimkinden önce dünyaya gelsin.

Ben sana o zaman gösteririm.

Çok fena kaşınıyorum.

Tamam.

Afiyet olsun Yelda Hanım.

Yelda abla, Samet beni kuaföre bırakacak. İstersen sen de gel.

Yok, ben o kadar büyük çaplı bir şey düşünmüyorum.

Ne bileyim biricik oğlun evleniyor, dünürlerin gelecek.

Ayıp olmasın onlara?

Ayy! Şimdi bu benim gelin var ya.

Geldiği gibi, bir tane doğurur.

Ondan sonra, bir tane daha doğurur.

Bir tane de kazayla olur. Bunlar çocuk sever zaten.

Muhsin tabii, çocuk özlemiyle yanıp tutuşuyor.

Sen de bir torun veremedin kucağına.

(Yelda) Ha?

Şimdi artık Muhsin torunları görünce delirir, delirir, delirir sevinçten.

Ben de diyorum ki, bu ev tabii bize zamanla dar gelecek değil mi?

O yüzden siz, yeni bir yer baksanız iyi olacak.

Hiçbir yere gitmiyoruz biz.

Sen kimin evinden, kimi kovuyorsun Yelda abla?

Ayy canım benim, ben kimseyi kovmuyorum.

Sadece burası bize küçük gelecek diyorum.

Hadi, hadi, hadi işinize bakın, hadi.

Samet, sen de bir şey söylesene.

Şimdi Hülyacığım, sen öyle dedin diye o...

Baba.

Ne dedin sen bu çocuklara?

Kızın yüzü ağlamaklıydı.

O küçücük beyniyle bana laf sokmaya kalkarsa böyle üzülür gider işte.

Yelda abla, Yelda abla.

Hadi gel dışarıdaki hazırlıklara bakalım.

Bir eksiğimiz var mı, bir yanlışımız var mı?

Sen de yardımcı ol bize.

Ay vallahi Muhsin, yani Kerem için öyle hayallerim vardı ki...

...böyle hepsi yıkıldı gitti. Hiçbir şey yapasım yok. Hepsi yıkıldı.

Oğlumuz sevdiği insanla evleniyor. Ne var bunda?

Ne öyle ağzını burnunu yamultuyorsun? Yalan mı söylüyorum?

Sanki zorla evlendiriyoruz.

Sana bir şey söyleyeyim mi?

Ben bu evliliğe en fazla bir sene veriyorum.

Çünkü arada uçurum var uçurum.

Şey baba...

Bu gelin alıcısı mı ne bir şey varmış.

Bizim şoförlerden birini yollayalım. Kızı alsın gelsin olur mu?

Olmaz mı?

(Yelda) İşte, işte dediğim uçurum bu.

Şimdi ben bir sene veriyordum ya, altı aya indirdim onu Muhsin, altı ay.

Uzaylı mısın ulan sen?

Damat gider, gelini alır gelir.

Hadi çabuk, çabuk hazırlan. Volkan'a söyle o da hazırlansın.

Arabalardan birini gönder gelin arabası olsun.

Ben Sametlere söyleyeceğim. Onlar da işini bitirince oraya gelecekler.

Sen gelir misin diyeceğim ama...

Sence?

İki, üç kilo da şeker, lokum, çikolata fındık, fıstık bir şeyler al.

Kabuklu yemiş al. Gelin çıkarken üstüne atacağız.

-Pirinç atılır baba. -Allah Allah! Pirinç atılırmış!

Oğlum şeker atılır ki, çoluk çocuk kapışıp yesin.

Bir de gelini alıyoruz ağzımız tatlı olsun anlamında.

Bir de gelini ata bindir Muhsin.

Bindir ata Muhsin olsun bitsin, tam olsun.

Baba nereden bulacağım atı şimdi?

Oğlum saçma sapan konuşma! Git beni sinirlendirme hadi!

(Yelda) Ha!

Aslında sana inat onu da yapmalı ama ah ulan ah, ah, ah!

(Muhsin) Tamam mı her şey burada?

(Davul zurna sesi...)

(...)

Erkut.

Ağır o az, ağır.

Ne vuruyorsun ya?

Oğlum kız tarafısın sen azıcık ağır ol, ağır.

Ben de para takacaksın sandım ha.

Allah Allah! Geç kenara millet oynasın.

Abiciğim ben kurtlu adamım ya.

Kapı gıcırtısına oynarım ben, duramam ki öyle.

Erkut oğlum, akşam gelin aracıyla beraber mi biz gideceğiz düğüne?

Yok ablam, yok. Akşam yedi gibi kahvenin önünden servis kalkacak.

Beraber gideriz.

Tamam oğlum, hep beraber gideriz o zaman.

Baba bak, ben de evlendim. Ben de damat buldum.

Anan baban çağırıyor. Git bakalım halay çek sen onlarla hadi yürü bakayım.

Kızım sen de içeri, annen çağırmıştı seni.

Allah'ım bacımı daha yeni evlendiriyorum.

Ne olur şu kız hemen büyümesin. Ne olur ben de az rahat edeyim.

Şu dantelleri önüne koyayım da güzel dursun.

Duvağını da şöyle yapayım kızım.

Ben de güzel oldum.

Hih! Halasının kuzusu çok güzel olmuşsun.

Oy kurban olurum ben sana.

Keşke baban da görseydi.

Ay anne ağlama, makyajın akacak.

Tövbe tövbe! Ne makyajı kız?

Hadi, hadi. Sürdüğün ruj buradan belli oluyor.

Trafik lambası gibisin. Kırmızı kırmızı çakıyorsun.

Ben sizin bu şakalaşmalarınızı çok özleyeceğim vallahi.

Aa ah! Sen hiç merak etme gülüm.

Sen o saray yavrusuna taşın, ben gün aşırı geleceğim oraya.

Artık kayınvalidenle şakalaşırız.

Ya hadi hanımlar ya.

Bu neyin hazırlığıymış böyle bitmedi gitti?

Bitti oğlum, bitti. Geliyoruz.

-Dudakları kızartmışsın. -Yok oğlum.

Hani böyle gözleri sürmeli olanlar var ya doğuştan...

...benim de dudaklarım öyle al al.

Damat bey ne zaman geliyormuş?

Aradım işte, gelecektir herhâlde bilmiyorum.

Herhâlde ne kız, damatsız gelin konvoyu mu olur?

İsterseniz şey yapalım. Sabri'yi çağıralım.

Hani yedek damat.

Gelin çıkana kadar yanımızda dursun, sonra yollarız.

Ayy! Abi ya! Bari şu gün şu espriyi yapma artık bitir, yeter.

Tamam yapmayacağım ama komik.

Sabri'ye annesi memleketten birini bulmuş.

İyi, iyi, iyi.

(Korna çalıyor)

Aha geliyorlar, vallahi geliyorlar.

(Korna çalıyor)

Ah benim güzel kızım.

Rahmetli anam derdi ki...

..."Kalbi temiz olanın huyu güzel olur.

Huyu güzel olanın da Allah kaderini doğru çizer."

Ben biliyorum ta içimden biliyorum.

Senin için her şey iyi olacak yavrum.

Ee, neyse siz bitirin de.

İki kelam da ben edeceğim.

Tamam oğlum.

(Korna çalıyor) (Davul zurna sesi)

Volkan, gözünü seveyim çekme.

Nasıl çekmeyeyim oğlum, kaçar mı bu?

Tamam o zaman lütfen yükleme hiçbir yere.

-Tamam, tamam. -Oğlum çeksin ne var bunda ya?

Ne çekiniyorsun? Damatsın bugün.

Vay! Hoş geldiniz, ne yapıyorsunuz?

Bakın beyler, en güzel havluları size sakladım ha.

Bunları annem oyaladı, yemin ederim bak kendi yaptı tek tek.

-Ne güzel. -Oo! Muhsin amcacığım hoş geldin.

Hoş bulduk. Tamam Erkut, tamam. Çok terliyim oğlum, öpmüş kadar oldum.

Her şey hazır değil mi, eksik yok?

Tamam, tamam. Biz tamamız. Her şey hazır.

Geç bakayım.

-Hadi acele edelim. -Tamam.

Yenge lütfen sen de, Volkan çekiyor zaten.

Samet, şekerleri unuttuk şekerleri.

Getirdim baba, getirdim.

(Davul zurna sesi)

Al baba.

Hay maşallah!

Öpeyim Muhsin abi.

-Öpeyim amca. -Tamam, tamam.

-Bir daha öpeyim Muhsin amca. -Tamam, tamam. Hadi güle güler harcayın.

-Ben geçtim içeri, geçtim. -Sen de geç, geç, geç.

Kızım ne çekiyorsun sen de görmemiş gibi?

Babacığım bütün Türkiye görmeli bu düğünü.

Doğal hayat.

Off!

Yengeciğim.

Ayşe odasında abisiyle şimdi çıkar.

Oğlum ya hep tavuk, hep tavuk, pirzola da alsaydın.

Taze yoktu ustam.

Ya ne yapıyorsunuz burada ya?

Kuaförde her şey müsaitti, çıkıp gittiler.

Hayırlısı olsun be Sabri, bırak boş ver.

Gel kaynanan seviyormuş yemeğe yumul, gel, gel.

Ne hayırı, ne yemeği? Kız gidiyor, kız!

Daha alt tarafı mahalleye girdi. Şimdi kızı alıp çıkaracaklar hadi yürüyün.

Biz gelmiyoruz.

Nasıl gelmiyorsunuz?

Nasıl gelmiyorsunuz abi, o kadar para aldınız, nasıl gelmiyorsunuz?

Para mı?

-Aldık mı? -Yok.

Yok, ne parası?

Lan!

Verin lan paramı geri!

Ulan artistlik yapma!

Artistlik yapma!

(***) yürü!

Adama bak! Yürü!

Adam olmuş da bir de artistlik taslıyor!

Artist!

Beni bilirsin ağzım öyle iyi laf yapmaz.

Bir şey söyleyeceğim zaman da öyle süslü sözler söyleyemem.

Şimdi de bir şey söylemem lazım elbet.

Yani kötü sözler söylediğim oldu.

Kırdım belki seni.

Ama...

Off!

Beni çok sevdiğini biliyorum abi.

Vallahi mi?

Vallahi.

Kalk kız bir sarılayım sana.

(Müzik)

-Hadi ya, neredeler? -Geç içerideler.

Hadi ya abi, vallahi bekliyor millet hadi.

Allah Alah! Dur geçeyim ben.

(Müzik)

Sana kanım ısındı.

Ama bu dünyada benim bir bacım, bir de kızım var.

Onların başına kötü bir şey gelince ben de çok kötü bir adam oluyorum.

Bilmez miyim?

Bacım bundan sonra sana emanet.

Ya hadi ya, hadi bekliyor millet, hadi.

Gel kuzum, gel.

(Davul zurna sesi)

Samet, onları yemeyeceğiz. Atacağız, atacağız!

-Baba bir tane yedim. -Ya sonra yersin!

Allah Allah!

Hülya, tut beni yine kaşıntı tuttu. Tut, tut!

Hah işte bak maşallah, ne güzel oynuyorsun.

(Muhsin) Allah Allah!

(Muhsin) Bak geliyorlar, bak.

Bravo!

(Davul zurna sesi)

Öp, öp, öp.

Sağ ol oğlum.

(Davul zurna sesi...)

(...)

(...)

Sağ ol.

(Davul zurna sesi)

(Korna çalıyorlar)

Oh be şu curcuna da bitti.

Süper otantik birader.

Yemin ediyorum para versen yaşayamazsın.

Düğün faslını da bir atlattık mı, başka bir şey istemiyorum zaten.

Düğün sonrası bende zaten bro.

Büyük eğleneceğiz. Partinin kralı var.

Sen bunu reklamını bayağı yaptın ha bak. Fiyasko olmasın sonra?

Hiç merak etme.

Sana ne oldu be?

Hadi bir de ağla tam olsun.

Yok bir şey.

Gören de gerçekten evleniyoruz sanacak.

Hayatta her şeye her zaman gülünmez.

Her kızın hayalidir evlenmek.

Giyeceği gelinlik.

Baba evinden ayrılmak.

Herkes sizin gibi şanslı değil.

Hayat herkese adil davranmıyor.

Ben de başka hayallerle ayrılmak isterdim baba evinden.

Böyle bir sahtekârlıkla değil.

Hay Allah'ım delireceğim ya! Delireceğim!

Şu sakilliğe bakar mısın?

Evet, gelin ve damadımız da geldiler.

Ceyda ne olursun!

Ne olursun sana gelin deme vallahi fena oluyorum ben.

Aa ah!

Adi Hülya'ya bakar mısın?

Bak, bak, bak!

Bütün fotoğrafların altına beni 'hashtag'lemiş.

Ay inanamıyorum ya!

Yani bütün magazin basını tweetler ortalık yıkılıyor. Herkes bizi konuşuyor.

Hayır yani bu kadar üzüntüme vallahi bana bir şey olacak diye çok korkuyorum.

Yelda teyzeciğim verin siz şunu bana.

Kapatalım şunların hepsini, kapatalım gitsin.

Umudunuzu kaybetmeyin.

Ben kaybetmiyorum.

Ayrıca bu düğün olsa bile bu ilişki uzun sürmeyecek, emin olabilirsiniz.

Güzel kızım benim, melek kızım benim.

Sana da çok mahcup oldum Ceyda.

Yani bu kadar üzüntümün yanında sen beni teselli ediyorsun.

Bir de düğüne geldin.

Aslında ben düğüne kalamayacağım.

Sadece Kerem'le olan arkadaşlığımızın hatırına ona...

...düğün hediyesini verip gideceğim.

Ayy bebeğim benim.

Bir de hediye mi aldın sen?

(Müzik)

Aa ah!

Daha evlenmeden sıkıldınız mı yoksa birbirinizden?

Bu arada biz tanıştırılmadık tabii. Ben Ceyda.

Merhaba, ben Ayşe.

(Kerem) Ceyda istersen düğün öncesi biz yalnız kalalım ha?

Yok, fazla zamanınızı almayacağım. Hediyenizi verip çıkacağım zaten.

Tamam, bırakabilirsin öyle.

Âşık olduğum adamın düğününe kalacak değilim, merak etmeyin.

Aa! Sen ne diyorsun be?

O ne biçim laf öyle, terbiyesiz misin acaba?

Tamam sakin ol.

Çok kötü oynuyorsun çünkü, hiç inandırıcı değil.

Ceyda ne yapmaya çalışıyorsun? Tamam ver hediyeni, teşekkür ederiz.

Gerçekten birbirinizi sevdiğinize inansam, burada bir dakika bile kalmam.

Biliyorsun değil mi Kerem?

Ama siz birbirinizi sevmiyorsunuz ki.

Peki, tamam. Hediyemi vereyim.

Bunları görmüş müydün?

Ne yapıyorsun sen ya? Ver şunları!

Biliyorum belki, ne olmuş, ne var bunda?

(Ceyda) Olay bu değil ki.

Sizin var mı böyle fotoğraflarınız?

(Ceyda) Hani çok âşıksınız ya birbirinize, çok seviyorsunuz ya.

Var mı böyle fotoğraflarınız? Hadi gösterin!

Gerçekten görmek istiyorum.

Sana bir açıklama yapmak zorunda mıyız?

Bunu hatırladın mı Ayşe?

Ay hatırladım, ne olmuş? Sen ne yapmaya çalışıyorsun acaba?

Geçmiş bitmiş bir ilişki bak, geçmiş bitmiş bir ilişki.

Sana da atkı ördü mü sevgilin?

Ben söyleyeyim. Örmedi.

Sizin hiçbir anınız yok ki.

Sizin hiçbir anınız yok ama siz evleniyorsunuz.

Nasıl oluyor bu?

Daha fazla ileri gitme istersen.

Yok gitmiyorum, şimdi gideceğim.

O gece olanları anlatmamı ister misiniz?

Senin sevgilin, bu büyük aşkın tüm gece Berk'ten bir telefon beklemiş.

Beni arasın da görücüye gelmelerini engellesin.

(Ceyda) Hayır seninle ben evleneceğim desin diye.

Ama beklediği telefon bir türlü gelmemiş.

Gelmeyince de Ayşe ne yapmış? Evden kaçmış.

(Ceyda) Ama sonra ne olmuş?

En yakın arkadaşını sevgisiyle basmış, değil mi Ayşe?

Sonra da ne olduysa bir anda, tek bir gecede Kerem ve Ayşe aşkı ortaya çıkmış.

Buna inanmamı mı bekliyorsunuz gerçekten?

(Kerem) Ya bu...

Ben seni çözdüm ya, gerçekten. Sen kafayı bana takmışsın.

Hatta o Berk de Ayşe'yi kafaya takmış.

Siz böyle birlik olmuşsunuz değil mi?

(Kerem) Komplo teoriler falan.

Ceyda, biz arkadaş değil miyiz?

Niye böyle tatsızlık yaratıyorsun şimdi düğünden önce?

Biz arkadaşız, işte bu yüzden yapıyorum bunu.

Sevmediğin biriyle evlenmene izin veremem.

Ayrıca kimin inanmasını bekliyorsun buna, kimi inandıracaksın?

Haklısın.

Şimdilik kimse inanmaz.

Ama bu evliliğin arkasındaki uydurmaca ne varsa hepsini çözeceğim.

Ne çıkarınız varsa hepsini çözeceğim.

Off! Bacım yeter ya!

Bak bize, bu elleri görüyor musun bu elleri?

Bu eller beraber.

Biz seviyoruz yani birbirimizi aşığız.

Lütfen şimdi karı kocayı yalnız bırakır mısın?

Sana da üzülüyorum biliyor musun?

O evlilik sözleşmesini imzalayacak kadar bu evliliğe kafayı taktıysan...

...senin keyfini kimse kaçıramaz zaten, ben bile.

Mutluluklar.

İmzaladın değil mi, benim yerime imzaladın?

Bir saniye açıklayabilirim.

Neyi açıklayacaksın be düzenbaz herif, neyi açıklayacaksın?

Ama böyle de olmaz ki.

Nasıl olur biliyor musun? Seni şöyle bir boğarım, yine de ama sinirim geçmez.

Ya sen de şey yapmışsın kaşkol örmüşsün.

-Aa! Kaşkol örmüşüm ben! -Evet.

Aa! Ne alakası var ya? Kaşkol örmekle imza atmak bir mi? Allah Allah!

Tamam. Ayşe bak düğünden önce gerilmeyelim şimdi bak anlatayım.

Annem dedi ki, "Düğüne gelmem, evi terk ederim." dedi kadın.

Gönlü olsun diye. Ya boş ver, zaten çok önemli bir şey değil o.

Ya! Ee, benim gönlüm?

Ya benim gönlüm ne olacak Kerem?

İyi bakalım hodri meydan.

Ben de çıkmıyorum, çıkmıyorum düğüne hadi bakalım.

Saçmalamaz mısın şu an?

Saçmalar mıyım saçmalamaz mıyım şimdi görürsün işte.

Formalite icabı o, boş ver onu.

Çıkar mısın? Hâlâ ne duruyorsun?

(Müzik)

(Muhsin) Hoş geldiniz efendim, hoş geldiniz.

-(Yelda) Hoş geldiniz. -(Muhsin) Hoş geldiniz.

(Muhsin) Hoş geldiniz efendim, hoş geldiniz.

(Yelda) Hoş geldiniz, afiyet olsun.

(Yelda) Hoş geldiniz.

(Muhsin) Hoş geldiniz efendim, hoş geldiniz.

Buyurun oturun, rahatsız olmayın. Keyfinize bakın.

(Müzik)

Merhaba, hoş geldiniz.

-Merhaba, nasılsınız? -Hoş geldiniz.

(Korna çalıyorlar)

Oğlum cennete geldik lan.

Sakin olun oğlum, sakin olun.

Şunlara bak.

Buyurun efendim, düğün alanımız bu tarafta.

Kardeşim benim.

Kardeşim.

Maşallah maşallah.

Eyvallah. Buradaymış.

Bak sana ya maşallah çocuğa.

Yürü, yürü, yürü.

Hoş geldin, hoş geldin.

-Merhaba. -Merhaba.

(Hep bir ağızdan) Merhaba.

-Merhaba kardeşim. -Hoş geldiniz.

Gel resim çekelim.

Süper.

(Muhsin) Aman efendim kimler gelmiş, kimler gelmiş.

(Muhsin) Hoş geldin Taşkıncığım.

Muhsinciğim, hayırlı olsun.

Hoş geldin. Sefalar getirdin.

-Hoş geldiniz. -(Muhsin) Hoş geldiniz efendim.

(Muhsin) Hoş geldiniz. Şöyle alalım sizi efendim.

(Muhsin) Buyur canım. Hoş geldiniz.

-(Muhsin) Hoş geldiniz. -(Yelda) Hoş geldiniz.

(Muhsin) Hoş geldiniz efendim. Hoş geldiniz.

(Muhsin) Dünürler de geldi.

Ay, Muhsin rezil olduk. Şunlara bak.

Niye rezil olacağız? Allah Allah!

Şu arkadakilere bak.

(Muhsin) Hanım tamam. Sakin ol, sakin ol.

Oo... Oo efendim.

-(Erkut) Merhabalar. -Merhaba. Hoş geldiniz.

Muhsin amca.

Ya yengeciğim bizi böyle kapılarda karşılıyorsunuz.

Ne zahmet ediyorsunuz.

Şu yenge meselesine artık bir çözüm bulsak değil mi?

Doğru. Ee, benim kız kardeşim size anne diyor.

(Erkut) O zaman artık biz de anneye geçelim.

(Erkut) Değil mi? Değil mi anneciğim? Öpeyim anneciğim.

Muhsinciğim, misafirlerimizle sen ilgileniver olur mu?

(Muhsin) Tamam.

(Erkut) Gel anneciğim.

(Muhsin) Ha şu arka iki masa bizim.

(Erkut) Burası güzel.

-(Rıza) Anne şurasıymış. -(Erkut) Hişt.

Merhaba tekrar. Afiyet olsun.

Öpeyim. Bir daha öpeyim.

Hoş geldin evladım. Hoş geldin.

Hayırlı olsun.

Geçin oğlum. Bak oraya.

Oturun oraya.

Kadın kafasına gül takmış.

Fena.

-Eyvallah kardeşim. -Kralsın abim.

Ay!

Volkan hastayım sana. Hayır, ben daha fazla hastayım.

Hayır, en fazla ben hastayım.

Volkan gel gel. Problemimiz var.

Ayşe sahte imza meselesini öğrendi "Düğüne çıkmam" diyor.

Ne! Nasıl öğrendi?

Bir şekilde öğrendi işte.

Ee, ne yapacağız?

Sen annemi yolla.

Onu ikna edelim de şu sözleşmeyi yırtalım atalım bari öyle kurtulalım abi.

-Bitsin artık şu iş. -Tamam, tamam.

Buyurun efendim.

Oğlum bak mekân bizim ha, rahat davranın.

-Ona göre. -Eyvallah abi.

Gel kardeş gel.

Kardeş bizi bir sula sen.

Anlamadım efendim.

Ya neyi anlamıyorsun?

(Erkut) Sula işte la sula.

Tamam, efendim.

Dur şimdi.

Al şunu da.

Efendim ne yapıyorsunuz? Hiç gerek yok.

Hadi, hadi. Hadi utanma.

Utanma lan al şunu hadi.

Bak şimdi birader biz düğün sahibiyiz, tamam mı?

O nevalecilere de söyle burayı boş bırakmasınlar.

-Tamam mı? -Tamam, efendim.

Eyvallah kardeşim. Hadi bakalım.

Abim ben az bir dolanıyorum.

Erkut dikkatli ol ha.

Bak sapıtırsan karışmam.

Ya hayret bir şeysin abi.

Düğündeyiz. İki lokma bir şey iç.

Bir rahatla. Allah Allah!

(Muhsin) Çok güzeldir ama iğde.

(Muhsin) Mis gibi de kokar açtığı zaman.

(Muhsin) Şimdi kalmadı pek fazla.

Akasya falan var biraz ama...

...onu da kesiyorlar, ediyorlar.

(Muhsin) Bakmak lazım biraz.

Yelda teyzeciğim bir konuşabilir miyiz?

Ne oldu?

Özel.

-Ne oldu? -Yelda teyzeciğim bir sorunumuz var.

Of... Yine ne var?

Onu şey yapsın Kerem anlatsın.

Tamam.

(Çocuk öğürüyor)

Vay! Kardeşim ne yapıyorsun?

-(Volkan) İyi. -(Erkut) Gel gel.

-Nereye gidiyorsun? -Şeye çıktım ora--

Bir dur Allah aşkına. İki kelime konuşalım.

-Ne yapıyorsun? -İyi vallahi.

Şey yapacaktım Yelda teyzenin yanına gitmem gerekiyordu da.

Oğlum ne karışıyorsun sen kadınların işine?

Hah, Kerem, burada mısın?

Canan seni arıyordum ben de.

O mahalleden gelenler var ya...

...öyle evin her bir köşesine girip çıkmasınlar. Dikkatli olun bak.

Tuvaleti soracak olurlarsa da müştemilata yönlendiriyorsun.

Peki, Yelda Hanım.

Anne senden ufak bir isteğim olacak benim.

Evet?

Bu sözleşme olayı vardı ya...

(Yelda) İyi ki var.

Yani hiç değilse bu sözleşme yüzünden içim bir parça rahat.

-Diyorsun? -Diyorum. Sen ne diyorsun?

Ya ben bir halt yedim.

Ee, sen bunu çok istiyordun ya ama Ayşe imza atmak istemiyordu.

Ee?

Daha evlenmeden Türk erkeğinin kronik problemini yaşadım.

Annem ve karım arasında kaldım.

Ee?

İkinizi de kırmamak adına...

...Ayşe'nin yerine ben imzaladım o sözleşmeyi.

Aferin sana. Bravo.

Şimdi Ayşe öğrendi onu odasından çıkmıyor...

...ve yırtmazsak da sözleşmeyi çıkmayacak.

Hım. İyi.

Paşa gönlü bilir.

Bu kadar mı?

(Müzik)

Bak, nispet olsun diye...

...düğün fotoğraflarını Face'e atar Nazmiye cadısı.

Aha şuraya yazıyorum demedi deme.

Kuşum geldi.

Oğlum.

Ne oldu sana?

Kurban olduğumun.

Kadir!

Ne oldu lan?

Yine dayak mı yedin ha?

Ne bu hâlin böyle?

Ah! Elleri kırılsın inşallah.

Kafalarına taş düşsün. Oğlum isim ver.

İsim ver de ona göre beddua edeyim.

Bir kız var demiştiniz ya memleketten.

Haber verin isteyin.

Gel bakayım şöyle evladım. Gel şöyle.

Ayıp değil mi çocuğa çiğ balık vermişsiniz.

Kusuyor. Günahtır ya.

Çiğ değil hanımefendi. Somondan yapılmış kanepe yedi.

Özelliği öyle onun.

He. Sen onu benim külahıma anlat.

Hadi canım git köftelilerden etlilerden getir.

Düğün sahibiyiz biz. Kız tarafıyız.

Peki, hanımefendi.

Nazmiye az ağır olun.

Aa! Bu da deli midir ne?

Başka bir şey olsa delirirsin.

Hakkını arasana. Mahallemizin çocuğu kusuyor orada.

Neymiş o?

Çiğ, çiğ balık vermişler.

Ben bir misafirlere bakayım mı?

Ya dur Allah'ını seversen.

Gideyim, gideyim. Bekle iki dakika konuşuyoruz işte.

Sen bekle. Hişt.

(Erkut) Gençler gelin lan.

(Erkut ıslık çalıyor) (Erkut) Gelin gelin oğlum gelin.

Oğlum bak, bakın şimdi iyi tanıyın.

Bu abinizin adı Volkan.

Bakın, Kerem eniştenizin en kral kankasıdır o.

(Erkut) On numara delikanlı adamdır.

Bundan sonra benim de en kral kankam ona göre.

-Başım üstüne abi. -Eyvallah abi.

Ama bakın, küçük bir problemi var.

Kendisi hayvan sevmiyor.

-Aa! -Oha!

O nereden çıktı şimdi?

Oğlum sen dedin ya geçen yiyemiyorum, bilmem ne veganım ben.

Vegan, hayvan düşmanı yani.

Ulan bunları da duyduk ya.

Erkut abim, vegan ne abi?

Bir çeşit, kadın hastalığı gibi bir şey bu.

Aferin lan aferin.

Vallahi ansiklopedi gibi çocuk ha yemin ederim.

Yani daha çok kadınlarda görülen bir hastalık.

Evet.

Şey Erkut, nikâh memuru geldi. Ben bir bakayım mı ona?

E hadi git bak hadi.

(Erkut) Allah aşkına git hadi. Kral adam ha.

-Efendim hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

-Hayırlı olsun. -Sağ olun.

Siz şöyle geçin.

Biraz istirahat edin ben geliyorum.

Muhsin amcacığım.

Özür dilerim. Ben hemen geliyorum.

Hadi yalvarıyorum. Lütfen, hadi şu işi yapalım.

İnan sonrasında halledeceğim.

Güven bana. Hadi.

Ben bu saatten sonra sana güvenir miyim?

Ya ama...

Abi hadi nikâh memuru geldi.

Ayşe de annem de geri adım atmıyor abi.

(Muhsin) Kerem.

(Muhsin) Hadi evladım hadi.

Hadi oğlum ya. Hadi çabuk olun.

İnsanlar geldi.

Nikâh memuru da bekliyor hadi. Ne oldu?

Ne oldu bir sorun mu var?

Kerem anlatsın Muhsin amca.

Ayşe gelmiyor baba.

Ne demek gelmiyor?

Yani benim yüzümden.

Baba ben bir şey yaptım.

Daha doğrusu annem evlilik sözleşmesi istemişti.

Artık böyle Muhsinciğim.

Aralarında ekonomik olarak dağlar kadar fark...

...olan çiftler için normal bir durum bu, değil mi?

Ayşe de istemedi tabii.

Ben de arada kaldım. O yüzden Ayşe'nin imzasını taklit ettim.

O da şimdi öğrendi.

Nerede o kâğıt?

(Müzik)

Ben senden böyle bir şey istedim mi ki sen Ayşe'den istiyorsun?

Sen 25 yıllık karına böyle mi davranıyorsun?

Yani beni onunla bir tutuyorsun?

(Muhsin) Hayır, tutmuyorum.

Yanlışa yanlış diyorum.

Tamam, Muhsinciğim.

Sen böyle devam et.

Herkese iyi eğlenceler.

Bu saatten sonra artık ben odamdayım.

Hadi siz çıkın insanları bekletmeyin.

Gelinliğin kuyruğunu tut kuyruğunu.

(Müzik)

Vah, vah, vah!

Kenan kızı Ayşe Özkayalı...

...Kerem Yiğiter'i eş olarak kabul ediyor musunuz?

Evet.

(Islık sesleri)

Muhsin oğlu Kerem Yiğiter...

...hiçbir etki ve baskı altında kalmadan...

...Kenan kızı Ayşe Özkayalı'yı, eş olarak kabul ediyor musunuz?

Evet.

(Islık sesleri)

(Müzik)

Ayağına bas, ayağına bas.

Sizler de şahitlik eder misiniz?

Evet.

Evet.

Bravo.

Bravo.

(Müzik...)

(...)

Kanunların bana vermiş olduğu yetkiye dayanarak...

...sizleri karı koca ilan ediyorum.

Hayırlı olsun.

(Islık sesleri)

Bravo.

Hayırlı olsun Rıza.

(Müzik)

Senin gibi yalancı bir adamı, ne mutlu ki hiç sevmiyorum.

Benim düşüncelerimin, senin dudaklarından dökülmesi ne kadar hoş.

Ne mutlu ki birbirimiz için yaratılmamışız.

(Kerem) Ne yapıyorsun ya?

Sen hayatında hiç dans etmedin mi?

Kendini bana bırak.

Vallahi. Güven bana.

(Müzik)

Eteğini tut.

Dön ve poz.

(Islık sesleri)

(Müzik)

Ya ayağıma basıyorsun.

Hem zorla kaldırıyorsun hem de laf ediyorsun.

Herkes bize bakıyor.

Sen şimdi elini belime koy.

Oğlum millet bakıyor. Bu ne sevgili miyiz biz?

Manyak manyak konuşma Rıza. Karı kocayız biz.

Erkut abi, fazla içmesen mi be abi?

Karışmayın lan bugün bana.

Bugün benim en mutlu günüm oğlum.

İyi değilsin abi kendine gel.

Kes lan!

Sen nereden biliyorsun bakayım öyle dansları?

Ayol sanki direk dansından mı bahsediyorsun?

O ne kız?

Ben sana evde yaparım.

-Allah Allah! -Sen kendini dansa bırak şimdi.

Rahat ol.

Kes lan kes şunun önünü kes.

Siz niye içmiyorsunuz lan?

Oğlum hadi için. Hadi, hadi.

Herkes içecek bu akşam.

(Erkut) Al bakalım.

Bak bu kesin sakatlık çıkaracak.

Rıza saçmalama diyorum.

Dans et. 40 yılda bir ediyoruz zaten.

Erkut abi, dikkat et abi.

Garson gel buraya.

Sen işine bak oğlum.

Çok özür diliyorum.

Lan oğlum ne yapıyorsun lan?

Tamam, tamam. Gel biz oturalım gel. Sen gerilme.

Kardeş ne yapıyorsun?

Oğlum bir şey diyeceğim, içimiz kıyıldı.

Şöyle neşeli bir şeyler aç da oynayalım be.

Yok, bende öyle havalar.

Vardır kardeşim sende. Bir "Lorke lorke" bir şeyler aç.

Abi vallahi yok.

Oğlum vardır lan. Aç uğraştırma beni.

Var abi hallederiz.

Ha, aslanım benim.

Hah.

("Lorke lorke" çalıyor)

(Zılgıt atıyor)

(Rıza) Otur, otur! Ne yapıyorsun?

Gel, gel, gel. Kalk abi.

Ya kalk abim.

-Olmaz. -Kalk hadi gel.

("Lorke lorke" çalıyor...)

(...)

Bak bu sakatlık çıkaracak ha. Vallahi sakatlık çıkaracak.

Ya otur diyorum Rıza. Genç onlar ya bırak.

("Lorke lorke" çalıyor)

Telefonum! Telefonum!

Ya telefonum... Ya Allah kahretsin ya!

(Muhsin) Gel, gel, gel. Tutun şunu.

(Nazmiye) Rıza, Rıza.

Adam da düştü.

Bravo Kerem.

Cümle âleme rezil olduk.

Al telefonu al.

Telefonu al telefonu.

(Muhsin) Gel, gel, gel.

(Nazmiye) Rıza çek.

-(Nazmiye) Rıza. -(Muhsin) Bir yerine bir şey oldu mu?

(Erkut) Telefonum nerede?

-Telefonum nerede? -Bırak şimdi telefonu bırak, bırak

Şu hâline bak.

(Erkut) Abi telefonum ya.

(Erkut) Abi.

Abi gitmiş işte ya, gitmiş. Çalışmıyor.

Ya daha taksiti bitmemişti abi.

Bu ne ya? Vallahi gitmiş.

Bozulmuş çalışmıyor işte!

Oğlum bir yerinde bir şey var mı?

Kamerası çok güzeldi Muhsin amca.

Ben bunun bu siyah, bu mat rengine vurulmuştum.

Ağlama.

-Oy, bluetoothuna kurban olduğum. -(Rıza) Tamam.

Çalışmıyor işte. Allah kahretsin!

Keşke ben ölseydim.

Aa! Oğlum ne diyorsun? Allah korusun.

Öyle şey olur mu hiç?

Abi, bak ne bu? Telefon, siyah telefon.

Al, al senin olsun hadi.

Hadi abiciğim hadi.

Al senin olsun, hadi al.

(Müzik)

Ya bu arada Erkut abimin son yaptığı vukuatı için...

...tekrar tekrar özür dilerim.

Olur mu kızım öyle şey?

Düğünlerde olur böyle şeyler.

(Muhsin) Nazar çıktı diye bakacaksın.

Sen yarın sabah bana hatırlat da şöyle güzel bir telefon alayım sana.

Ha birader hayırlı olsun.

-Ayşe sana da hayırlı olsun. -Sağ ol.

İnsan bir balayına gider. Bir enteresan.

Keşke yenge.

(Kerem) Ani olunca işte böyle.

Hem benim de şirkette işlerim var.

Ayşe de okuluyla uğraşacak.

Tabii canım tabii, çocuklar ne istiyorsa öyle olacak.

Hadi bakalım, hayırlı uğurlu olsun.

Allah bir yastıkta kocatsın.

Vay, vay, vay! Benim aslan kardeşim.

Hadi bakalım maşallah.

-Hadi hayırlı olsun. -Sağ olun.

Canım tebrikler.

Pardon.

-Hadi iyi geceler. -İyi geceler.

(Müzik...)

(...)

Şimdi benim acelem var ama sen lütfen rahatına bak.

İstersen projeksiyonu aç film izle.

İstediğini yap yani.

Yok, ben kitaplarımı getirdim zaten.

Bak acıkırsan, susarsan da mutfağın yerini biliyorsun.

Lütfen çekinme istediğini al.

Ya sence ilk günden gitmen doğru mu?

İstersen kalayım.

Ay, ben onu mu ima ettim?

Ben neyi ima ettiğini düşünmüş olabilirim?

Ceyda geldi burada, iki saat konuştu.

Yani bulmacayı çözmüş gibi duruyor.

Evet, çözmüş. Ama artık çok geç. İmzalar atıldı.

Korkmanı gerektirecek bir şey yok.

Korkuyorum.

Bence sen de dikkat etsen iyi edersin.

Ya ben magazin basınını atlata atlata uzman olmuşum.

Sen mi magazin basınını atlattın?

Her gün magazindesin.

İşte senin gördüğün o buzdağının görünen kısmı.

Ben istemedikten sonra, kimse beni yakalayamaz.

(Müzik...)

(...)

Gel kocacığım gel.

Yaklaş.

Anladım.

(Müzik)

Bugün biraz sert konuştum kusura bakma.

Evet, haklısın biraz kaba oldu söylediklerim.

Ama ağzımızın tadı kaçmasın gece gece.

Lütfen çıkar mısın?

Yelda yapma böyle bir gecede.

Lütfen çık yoksa ben gideceğim.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Ne yapıyor lan bu?

Neyin peşindesin ulan sen?

(Müzik...)

(...)

Hah ha! Hoş geldin.

-Merhaba. -Selam.

Kardeşim unutamayacağın bir gece yaşayacaksın.

Biz mangalla başladık sen de acıktıysan, bir şeyler tıktıkla hemen.

Türkiye'nin en iyi DJ'yini getirdim kardeşim.

-Güzel, güzel. -Sonra akabinde sabaha kadar dans.

Yemin ederim, kafam ilk defa rahat.

Babam ne der, Ayşe ne yapar derdi yok.

(Hareketli müzik)

Nereye geldin ulan bu saatte? Ne işler çeviriyorsun?

Ulan senden bana rahat yok mu Kerem?

(Hareketli müzik...)

(...)

Hah ha! Nasıl ortam ha? Layık mı kankama?

Kankaların kralısın.

(Kerem) Adamın dibisin ya.

Arkadaşlar, gecenin kralları, partilerin vazgeçilmezleri...

...ve aynı zamanda kızların kalp kırıcıları Kerem Yiğiter ve ben.

Ooo!

Vay sahtekâr it sıpası seni!

Demek buraya gelmek için kızcağızı bırakıp kaçtın ha?

(Hareketli müzik...)

(...)

-(Kerem) Ne haber? -İyidir. Senden ne haber?

Muhsin amca! Muhsin amca!

Baba!

Kerem, ulan ne işin var senin burada?

İt sıpası!

(Müzik)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı ve Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Büşra M. Koçak...

...Nuray Ünal - Tugay Çiftci - Özgür Deniz Türk

İşaret Dili Çevirmeni: Berrak Fırat

Son Kontroller: Dolunay Ünal - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

("Aslı Demirer - Afili Aşk" çalıyor)

"Afili aşklar böyle mi başlar yol ortasında?"

"Yalancı taçlar başında durmaz kötü kız olmazsan"

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.